![]() |
Bu Dünyadan Nazım Geçti
20 Kasım 1901-3 Haziran 1963 http://www.nazimhikmetran.com/images/fotolar/13.jpg http://www.nazimhikmetran.com/images/fotolar/35.jpg Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldanmadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım... Sevgiyle anıyoruz... |
Ölümünün 46.yılında büyük üstadı saygı ve özlemle anıyoruz..
|
Sen esirliğim ve hürriyetimsin
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin Sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler Sen büyük, güzel ve muzaffer Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin. |
Bu Memleket Bizim
Dört nala gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim Bilekler kan içinde Dişler kenetli Ayaklar çıplak Ve ipek bir halıya benzeyen toprak Bu cehennem, bu cennet bizim Kapansın el kapıları Bir daha açılmasın Yok edin insanın insana kulluğunu Bu davet bizim Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine Bu hasret bizim Sevgili Nazım Usta yaşıyorsun ,evrenselleşmişsin ,ölümsüzleşmişsin. saygılarımızla |
GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben de söyledim o türküyü! Yüreğimiz topraktan aldı hızını; altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik! Sıçradık; şimşekli rüzgâra bindik!. Kayalardan kayalarla kopan kartallar çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını. Alev bilekli süvariler kamçılıyor şaha kalkan atlarını! Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Düşmesin bizimle yola: evinde ağlayanların göz yaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar! Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar! İşte: şu güneşten düşen ateşte milyonlarla kırmızı yürek yanıyor! Sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini; şu güneşten düşen ateşe fırlat; yüreğini yüreklerimizin yanına at! Akın var güneşe akın! Güneşi zaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk! Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız, toprak kokuyor bakır sakallarımız! Neş'emiz sıcak! kan kadar sıcak, delikanlıların rüyalarında yanan o «an» kadar sıcak! Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak, ölülerimizin başlarına basarak yükseliyoruz güneşe doğru! Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler. Vaktimiz yok onların matemini tutmaya! Akın var güneşe akın! Güneşi zaaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor! Kalın tuğla bacalar kıvranarak ötüyor! Haykırdı en önde giden, emreden! Bu ses! Bu sesin kuvveti, bu kuvvet yaralı aç kurtların gözlerine perde vuran, onları oldukları yerde durduran kuvvet! Emret ki ölelim emret! Güneşi içiyoruz sesinde! Coşuyoruz, coşuyor!.. Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor! Akın var güneşe akın! Güneşi zaaaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Toprak bakır gök bakır. Haykır güneşi içenlerin türküsünü, Hay-kır Haykıralım! --------------------------------- Senden bu yana gök kubbede pek degişen yok yoldaş, ama degiştirecek azmimiz var. Taa ki güneşi zaptedene kadar. saygılarımla |
imam hatip yüzünden geç tanıdığım bu ulu şairi daha sonraki hayatımda hep sevmişimdir
yine başka bir şair olan yahya kemalle ilgili bir anekdot anlatmak istiyorum nazım hikmet bahriye mektebinde okumakta ve tatil günlerinde annesi celile hanımın evine gelmektedir.yahya kemal den ders almaktadır.nazım hikmet evine geldiği günlerde yahya kemalden ders almaktadır.celile hanım ve nazım hikmet yahya kemalin her gelişinde onu kapıda karşılarlar.ders bitiminde nazım hikmete bahçede oyun oynamsaı söylenir ve odadan çıkartılır tabi nazım hikmet olanlardan haberi olmadığı için bahçeye çıkıp bahriye mektebinde öğrendiği hareketleri yapar.celile hanımla yahya kemal ise gümüş bardaklarında çaylarını yudumlarlar.birgün nazım hikmet celile hanım ve yahya kemali öpüşürlerken görür ve hiç bişey belli etmeden okuluna döner.ertesi hafta yahya kemal ders vermeye gelir her zaman olduğu gibi ders bitiminde yine bahçeye çıkması söylenir nazım hikmet yahya kemalin paltosuna bir not bırakır yahya kemal giderken paltosunun cebinde notu bulur ve notta şöyle yazmaktadır: HOCAM OLARAK GİRDİĞİNİZ BU EVE BABAM OLARAK GİREMEZSİNİZ... yahya kemal bu nottan sonra bir daha celile hanımın yüzünü bile görmemiştir.nazım hikmet annesi ve yahya kemal arasındaki bu büyük aşka bu notuyla son vermiştir. |
Saygideger arkadaslar;
VATAN HAİNİ "Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. NAZIM HİKMET Vatan buysa; ben de, vatan Hainiyim. DOSTLUK Biz haber etmeden haberimizi alırsın, yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin. Gözümüzün dilinden anlar, elimizin sırrını bilirsin. Namuslu bir kitap gibi güler, alnımızın terini silersin. O gider, bu gider, şu gider, dostluk, sen yanı başımızda kalırsın NAZIM HİKMET Saygilarimla; evrensel-insan |
Büyük Taarruz
Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu. Paşalar: "Üç" dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'de Afyon Ovası'na atlıyacaktı. Nazım Hikmet RAN |
YİNE MEMLEKETİMİN ÜSTÜNE SÖYLENMİŞTİR
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Memleketim, memleketim, memleketim, ne kasketim kaldı senin ora işi ne yollarını taşımış ayakkabım, son mintanım da sırtımda paralandı çoktan, şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktinda yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... Nazım Hikmet Ran saygıyla ve sevgiyle anıyorum.. parmis güneşin_kızı |
aydoe tesekkur ederim duzenleme icin:)
|
KEREM GİBİ
Hava kurşun gibi ağır!! Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum... O diyor ki bana : - Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana... "Deeeert çok, hemdert yok" Yürek- -lerin kulak- -ları sağır... Hava kurşun gibi ağır... Ben diyorum ki ona : - Kül olayım Kerem gibi yana yana. Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karan- -lıklar aydın- -lığa... Hava toprak gibi gebe. Hava kurşun gibi ağır. Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum..... |
GERİLEYEN TÜRKİYE YAHUT ADNAN MENDERES'E ÖĞÜTLER
Nev York Tayms gazetesi 29 Aralık 1954 tarihli sayısında "Türkiye Geriliyor" başlıklı bir başyazı yayımladı. Bu başyazıda şöyle satırlar var : "O - Adnan Menderes - Basın hürriyetini yok ediyor... Basında kendisini tenkit edenleri hapse atıyor... Siyasi muhalefeti eziyor... Menderes işçilere grev hakkını tanıyacağını vaad etmişti... Halbuki en kısa grevler için işçileri takip ediyor..." Ben, Nâzım Hikmet, Nev York Tayms gazetesinin satırları arasında kalan yazıları da okudum. Bu satırların arasındaki satırları aynen aşağıya geçiriyorum. Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes. Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes. İlle de asıp kesmek geliyorsa içinden Ezmekte devâm et Barışçılar'ı, ama sen Meselâ Yalçın'ı da tıkıyorsun deliğe (1) İhtiyarcık sana azıcık cilve yaptı diye, Git, koş, elini öp, af dile, yüzünü güldür, O, yalnız altın kafeslerde öten bülbüldür. O, matbaalar yıktırıp kitaplar yaktıran, (2) O, büyük demokrat, O, hürriyetçi kahraman, Moskova'yı atomlayalım diyen insancı... Kendine acımazsan bize bir parça acı. A be Adnan Menderes, böyle bir dal kesilmez, Böyle şaşkınlıkların sonu da iyi gelmez... Şu muhalefetle de alıp veremediğin ne? Niye öyle hışımla yürüyorsun üstüne? Kore'ye asker gönderdin de "Hayır" mı dedi? "Kan aktı hesabı sorulmalıdır!" mı dedi? Orduyu emrimize verdin, ses çıkardı mı? "Olmaz olsun" mu dedi Amerikan yardımı? Feryat mı etti "İstiklâl elden gitti" diye? Zavallı, sımsıkı sarılmış demokrasiye : "Başvekil merasimsiz karşılanmalı" diyor. (3) Bir de bazan coşarak "Hayat pahalı" diyor. Bu aksoylu muhalefeti ezilir görmek Türkün Batılı dostlarını pek üzüyor pek. (4) Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes. Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes. Hani, her işte bizden örnek alacaktın ya? Hürriyet nizamına sâdık kalacaktın ya? Vaadettin tanımadın işçinin grev hakkını. O hakkı bizim tanıdığımız gibi tanı. Elli istiyorlarsa ateş aç, sonra beş ver. Ama ufak tefek grevlerde anlayış göster. Sendika liderlerinizin birçoğu zaten bizde olduğu gibi emir alır polisten. Niye telaşlanıp kaybedersin vekarını? Hem de kırarsın liderlerin itibarını? Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes, Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes. Senin bindiğin dallar ve bindiğimiz dallar, Unutma bu dallardan başka asıl ağaç var, öfkeyle homurdanan yarı çıplak, yarı aç, bizi silkip atmaya fırsat kollıyan ağaç... 1955 (1) Adnan Menderes tevkif ettiği gazeteciler arasında Hüseyin Cahit Yalçın'ı da hapise attı. (2) 1945 yılında Tan gazetesi başta olmak üzere birçok gazete, dergi matbaası yıkılıp yağma edilmiş, meydanlarda kitaplar yakılmıştı. Bu faşist sürülerine "İleri" emrini Yalçın vermişti. (3) Burjuva muhalefet gazeteleri ve partileri, Adnan Menderes'e İstanbul'a filan gelip gidişlerinde merasim yapılmasına itiraz ediyorlar. (4) Nev-York Tayms yazısını şöyle bitiriyor: "Bu durum Türkiye'nin Batıdaki dostlarını kederlendirmektedir." Nazım Hikmet Ran |
Ezbere bildiğim, favorilerimden :)
Korsan Türküsü İşte.. geniş ağızlı palalar gibi parıldıyor güneşte, kulakları altın küpeli korsanların türküsü: Donna Madonnanın yuvarlak kalçaları gibi oynak fıçılardan içtik İspanyol şarabını! Karıştı Madrit o-rospularının* kanı kanımıza! Beş yüz baş zenciyi zincire vurduk, üç direkli kadırgayı doldurduk, aldık yükü geliyoruz! Taze balık gibi çıktık denizden ; korkma bizden tombul, esmer kollarını aç Madonna! Afrikada gözü kanlı korsanız amma Lizbonda namuslu bezirgânız! Kaçıyor kara çıplak derilerin sürüsü! Kaçırma vur bir yandan durma doldur öbüryandan: Donna Madonnanın yuvarlak kalçaları gibi oynak fıçılardan erimiş altın gibi akan İspanyol şarabını! Karışsın Madrit o-rospularının* kanı kanımıza! N.H.R. *:otomatik silindiği için araya tire koydum. |
Bu dünyadan bir nazım geçmiştir.
Doğrudur. Fakat bu dünyadan geçen nazımın Türk milletiyle alakası yoktur. Zaten kendisi tescilli bir vatan hainidir. Şimdi bu cümleye itiraz edinde nazımın secerisini döküverelim.:fencing: |
akhenaton,
buyrun seceresini dökünüz. yine yahudi yakıştırması ve siyonizmden söz etmeye başlayacağınızı umuyorum. :) |
Fakat bu dünyadan geçen nazımın Türk milletiyle alakası yoktur.
Zaten kendisi tescilli bir vatan hainidir. Bak işte bu dogru. Nazım enternasyonalisttir. Onun emek diye, sosyalizm diye bir davası vardı. O bir milliyeti degil tüm insanlıgı ve emekçileri sevdi. Onlar için mücadele etti. Komünist olarak tanımlandı ve başında Mustafa Kemal'in bulundugu cumhuriyet tarafından yıllarca zindanlarda tutuldu. Vatan haini ilan edildi. Sonuç ne oldu. Tüm dünya insanları ve emekçileri Nazım'a sahip çıktı. Nazım bugün tüm dünyada tartışılmayacak degeri olan bir isimdir, bir sanatçıdır, bir devrimcidir. Nazım enternasyonalist idi, şimdi tam da yerine oturdu. Onu mahkum edenlerin bile gurur kaynagıdır Nazım. Ama elbette tüm degerlerimize yapıldıgı gibi onun devrimci içerigi boşaltılmaya çalışılıyor ve bir meta haline getirilmeye çalışılıyor. Devam et Akhenaton, sen bu düzenin gerçek yüzünü ve özünü temsil ediyorsun. Sayende belki insanların gözü de açılabilecek ve gerçekleri görebilecekler. saygılarımla |
Bir katili kendine örnek seçmiş bir yahudiden bu milletin hiç bir beklentisi olamaz.Bu millet kurtulış savaşında emperyalizmin kursunları karşısısa çıkmışken polonya yahudisi nazım, rus yahudisi stalin ile saz çalıp türkü söylemektedir.savaş biter yahudi nazım, yahudi rusyaya ülkeyi peşkeş çekmek için geri döner ve icraatlarına başlar.
Hikayemiz böyle devam eder. Yahudi Nazımın kadınlara karşı insanlık dışı davranışlarına girmedim bile daha bak.Özellikle kendi annesiyle ilgili söylediklerine.Çok Freud okuyunca böyle oluyor insan demekki. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Nâzım Hikmet Verzansky (YAHUDİ) ADIM ADIM TÜM HAİNLİK KRONOLOJİSİ. BU VATAN ÇANAKKALEDE 250 BİN ŞEHİT VERDİ BU İŞLER BU KADAR UCUZ DEĞİL. http://img197.imageshack.us/img197/428/2214592.jpg |
Alıntı:
Nazım Hikmet, Atatürk dönemindeki her davasından beraat etmiş, hiç hapis yatmamıştır. Atatürk Nazım'ı, Nazım da Atatürk'ü severdi. Sadece Atatürk'ün ağır hasta olduğu 1938'de, Nazım Hikmet bir provakasyona uğradı ve Harb Okulu davası ile yargılandı. Bu yargılama süresinde tutuklu iken Atatürk'e af mektubu da gönderdi. Ancak ağır hasta yatağında bu mektup Atatürk'e ulaştırılmadı. Dava seyrinde Atatürk vefat etti. Bu konuya gerekirse daha fazla açıklama getirebilirim. |
Alıntı:
Pante allahın bildiği kuldan saklamaktan vazgeç artık.Boş cabalar içindesin.:flypig: |
Alıntı:
Ben daima gerçekleri yazdım. Yalan ister sağdan gelsin, ister soldan, hep doğruyu ortaya koymaya çalıştım. Hiç bir ideolojiye, hiçbir puta saplantım olmadı. O Nazım'la hiç ilgisi olmayan, sahtekarların uydurduğu şiirlerle asıl senin çaban boşuna. Nazım Hikmet'in böyle bir şiiri yok. Var diye iddia ediyorsan kaynak göstermelisin. Irkçı sitelerden değil ama, kendi kitaplarından, referans görülebilecek dergi ve yayınlardan. Yabancı kaynak da olabilir. Nazım Stalinci değildir. Lenin'i övmüş, Stalin'i yermiştir. |
Alıntı:
pante burnun uzar bak. Moskova Radyosu dün akşamki yayınlarında Kızıl Şair Nazım Hikmet'in Moskova'ya vardığını ve hava alanında beyanatta bulunurken "beni yaratan Stalindir" diye bağırdığını bildirmiştir. Gene Moskova Radyosu'na göre, kızıl şair, Stalin'i göklere çıkaran şu sözleri de sarf etmiştir:" Gözlerimin ışığını Staline borçluyum, her şeyimi ona borçluyum, o beni yarattı, o beni yaşatıyor." (Cumhuriyet, 30 Haziran 1951) |
Alıntı:
Gazeteler dönem dönem çizgi değiştirmişler, kimi zaman sağa, kimi zaman sola, kimi zaman iktidara yaslanmışlardır. 1961 öncesi Cumhuriyet gazetesini kesinlikle referans görmüyorum. "Tükürün yüzüne" diye resmini yayınlamış bir yazı kadrosunun, bu haberi de inandırıcı değildir. Sen o şiirin kaynağını ver verebiliyorsan. Veremiyorsan mod.lardan rica edelim, ya şiiri kaldırsınlar ya da altından Nazım Hikmet imzasını kaldırıp, not olarak "bu şiir uydurmadır" diye yazsınlar. Fazla vaktim yok bugün, sana kaynak için 1-2 saat mühlet. :D |
Pante sen nasıl bir kaynak istiyorsun, belirtte ona göre basalım buraya.Kurtulıuş savaşından kaçıp gitmiş biri için nasıl bir kanıt istersin yaz bulalım.Verdiğim kitabı ala bir zahmet okuyu ver, istediğin tüm tarihsel kanıtlar orda.
Yahu pante dincileride geçtin .:rapture: NAZIM'IN MOSKOVA HAVA LİMANINDA VERDİĞİ BEYANAT Nazım Moskova'ya indiğinde kendini karşılayanlara ve Rus resmi haber ajansı İNTER TASS' a aynen şu şekilde konuşmuştur.. "O kadar bahtiyarım ki! Ben bütün hayatımı, idealimi, aşkımı bu muazzam şehre borçluyum. BEN SOVYETLER BİRLİĞİNİN ÇOCUĞUYUM. Bugün memleketimin halkı Amerikan Emperyalistlerinin elinde esirdir. Türk Halkı Amerikan üniforması giydirilerek Kore'ye kaatil olmaya gönderilmektedir. ..... Stalin benim için çok mühimdir. Gözümün ışığı, fikirlerimin kaynağıdır. BENİ STALİN YARATTI.. Her şeyimi ona borçluyum.. |
Sayın Akheton,
gelmişsiniz.. hoş geldiniz ama ne bu hiddet şiddet? TÜm dünyanın kabul ettiği ve memleket hasretiyle yanan, şiirler yazan bir Nazım Hikmet için söylemlerinizi hiç hoş bulmadım.. siz olaylara kendi görüşünüz çerçevesinden bakıyorsunuz ama yinede ben bir ölünün arkasından kötü konuşulmasını istemem.. Üstelik sizinle şu öyleydi bu böyleydi diye savunma yada polemiklere girmem çünkü kavgadan nefret ederim.. saygılar.. parmis Güneşin_kızı |
Türk Halkı Amerikan üniforması giydirilerek Kore'ye kaatil olmaya gönderilmektedir.
..... Evet bu doğru Türk halkına bu yapılmıştır saçma bir anlaşma uğruna yüzlerce türk evladı korede şehit olmuş aileler perişan olmuştur .. Korede şehit olan kardeşi için ağlayan yaşlı bir amca tanıyorum ben... O da böyle anlatır bu olayı ve menderes hükümetini suçlar.. saygılar parmis Güneşin_kızı |
Sn Parmis ,
Nazım iyi şiir yazabilir, Türkçeyi iyi kullanabilir, duyguları çok iyi aktarabilir, fakat..... Bu ülke için sadece çanakkalede 250 bin kişi canını vermiştir.memleket sevdalısı adam toprak savunmasından kaçmaz. Kaçanda ülke kurtulduktan sonra başkasının emperyalizmine sokmak için dönmez. Benim bakış açım bellidir.Bu toprak için canını karşılıksız teslim etmiş büyük bir milletin bakış açısıdır. Bu milleti yahudilere teslim etmek için gelmiş bir yahudininki değil. Gerçekleri duymak sizi rahatsız ettiyse bu dünya size göre bir yer değil.:angel: |
Alıntı:
Her Kurtuluş Savaşında yer almayan "kaçak" diye mi nitelenecek? Nazım İle Vala Nurettin, Kurtuluş Savaşına katılmak için 1921 Ocak ayında İstanbul'dan ayrılır, Anadolu'ya geçerler. Katılma taleplerini Ankara'ya bildirirler. Ancak Ankara, Nazım'ı Bolu'ya öğretmen olarak atar. Bu Ankara'nın ve Atatürk'ün o sıra asker alırken uyguladıkları bir yöntemdir. Yetişmiş insanları, öğretmenleri cephe dışında görevlendirirler. Çünkü Çanakkale'de bunun acısı yaşanmıştır. Onbinlerce doktor, öğretmen, mühendis kaybedilmiştir. Nazım, Bolu'da bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra, bu pasif görevde kalmak istemez ve devrim heyecanıyla Sovyetlere geçer. Bu kaçmak değildir. |
Atatürk Nazım Hikmet'in plağa ahnan iki şiirini dinlediği zaman şu hükmü vermişti:"Bu şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var."
YAHUDA NAZIM GERÇEĞİ : Peyami Safa-N.Hikmet Kavgası. Ergun Göze/ Fatih Matb. 1969 İst. Türkiye'de Millyetçilik Hareketleri. Ilhan E. Darendelioğlu/Toker Yayın 1968 İst Türklük Kavgası./Ergun Göze/Mine Matb. 1977 İst. Nazım Hikmet Dosyası/Kemal Sülker/May Matb. 1967 İst. Sosyalizm-Marksizm-Komünizm Peyami Sefa/Millî Ülkü Yayınevi 1971 İst. Türkiye'de Komünizm Hareketleri /İlhan E. Darendelioğlu/C.2 Tan Mal 1971l Ist Ordular Masonlar Komünistler /Necdet Sevinç/Toker Mat. 1971 İst. Tarih Boyunca Yahudiler ve Türkler/Prof. Dr. Hikmet Tanyu/Yağmur Yayınevi. 1977 İst. :fencing: |
Alıntı:
kaynakçalar verdim, dinciler gibi beynini uyuşturma.Bu hayat senin bildiğin hayat değil. Nazım Hikmet 1921-1924 yılları arasında Moskova'da kızıl ihtilal kursu görürken, Türk milleti Anadolu'da, Sakarya'da. Dumlupınar'da, İnönü'de ölüm kalım savaşı veriyordu. Siz, Agah Oktay Güner'in, televizyonda haykırırcasına 'Türkiye iki büyük şair yetiştirmiştir. Birincisi Nazım Hikmet, digeri Necip Fazıl Kısakürektir" diye yaptığı talihsiz konuşmasına bakmayın. Nedir bu iki şairin ortak özelliği. Hadi bil 10 puan vericem. Bu ülke için canını vermiş Milyonların kemiklerini asla sızlatmayacağız. Ne nazımlar nede nazım gibiler bu ülkeyi ele geçirebilecek. |
Akhenaton, Nazım Hikmet bir yurtseverdi.
Türk kelimesini de, türk milleti kelimesini de, yüce Türk milleti ifadesini de sıkılmadan, çekinmeden kullanmıştır. O, sizin gibi ne ırkçıydı, ne sapkın bir milliyetçi. O bu ifadeleri yurtseverliği gereği kullandı. Ne kadar çamur atsan tutmaz. Onun Kuvayi Milliye Destan'ı nice Necip Fazıl'ları cebinden çıkarmasına yeter. Biz ki İstanbul şehriyiz, işte, arzederiz halimizi Türk halkının yüce katına. Mevsim yazdır, 919'dur. Ve teşrinlerinde geçen yılın dört düvele teslim ettiler bizi, gözü kanlı dört düvele anadan doğma çırılçıplak. Ve kurumuştu ve kan içindeydi memelerimiz. Biz ki İstanbul şehriyiz, Fransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan bir de Yunan, bir de zavallı Afrika zencileri yer bitirir bizi bir yandan, bir yandan da kendi köpek döllerimiz: Vahdettin Sultan, ve damadı Ferit ve İngiliz muhipleri ve Mandacılar. Biz ki İstanbul şehriyiz, yüce Türk halkı, malumun olsun çektiğimiz acılar. Nazım Hikmet (Kuvâyi Milliye Destanı'ndan alınmıştır) |
Pante nazım ; yurtseverse o zaman Mustafa kemal yurtsever değildir.
Türk milletine üstad olarak tanıtılanErtuğrul Muhsin, Nazım'ın "Kafatası, Unutulan Adam, Bir Ölü Evi Atatürk....... Nazım adına yapılan bu reklama itimat etmediği için, "Şunun bir şiirini plağa alın, getirin bakayım" demiş, Nazım'ın Hazer ve Salkımsöğüt adlı şiirleri kendi sesinden plağa alınarak Atatürk'e dinletilmiş. Atatürk şiirleri dinledıkten sonra aynen şöyle demiştir: "Bu şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var," Nazım Hikmet "Beni Stalin yarattı, asıl vatanım Moskova'dır" diyecek kadar da Türk olmadığını ifade etmiştir. Stalin için yazdığı şiiri ...... 5 Mart 1953 llk önce kim kime Metin ol kardeşim diyecek. İlk önce kim kime Baş sağlığı dileyecek. Hepimizindi o, hepimizindir. Yoldaşlarım acmızı duyuyorum Sizin duydugunuz gibi tıpkı Aynı şiddetle kardeşlerim Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden Seviyorum onu Marks'ı, Engels'i, Lenin'i Sevdigim gibi. Sevdigimiz gibi Aynı muhabbetle Aynı hürmetle. PEKİ NERDE ATANIN ÖLÜMÜ ÜZERİNE YAZDIĞI ŞİİRİ. NAZIM SADECE BİR YAHUDİ AJANIDIR. Resimli Ay dergisinde, kendisinin Türk şairi diye değil, Türkiyeli şair diye tanıtılmasını istivordu ki, bu ifadesi ile Türk olmayı kabul etmiyordu. Bizdeki yalakalar ona hala Türk sıfatı vermeye çalışırlar. Nazım Hikmet, Türkiye'yi içten yıkmak ve Rusya'ya bağlamak için neler yapmadı. Yıl 1938. Nazım o zamanki meşhur Yavuz zırhlısının er ve astsubayları arasında komünizmi yaymak. sonra da orduyu isyana teşvik etmek istiyordu: Nazım Hikmet Rusya'ya ömrü boyunca hizmet etti , Polonya kökenli bir YAHUDA bu topraklar için elini oynatmamıştır. Komünist Rusya'ya o kadar hizmet etti ki, Rus devleti bir gemisine (Nazım Hikmet) adını koydu. |
Nazim vatan dusmani ilk defa ilan edilmedi, sen de devam et farketmez. Siirleridir onu tanimamizi saglayacak, onlarin icinde de cogunluk memleket ozlemi, insan sevgisini isler.Ozel hayati sadece kendini ilgilendirir, kokeni ise, bir Anadolu cocugu .
|
Alıntı:
Alıntı:
|
http://www.nazimhikmetran.com/davalari_index.html
Bir inceleyin bakalım Nazım'ın davalarını ve tutuklu/hapis/kaçak sürecini. Bunlar en son Atatürk'ün ölümü sırasında kesliyor, onu temelli içeri atıyorlar artık. Fakat o zamana kadar yaşadıklarını da iyi inceleyin. Kime karşı mücadele vermiş ona da bakın. Nazım'ın tüm suçu komünist olmaktı ve bunu her zaman herkesin yüzüne de haykırdı. Onu vatan haini diye karalamanız imkansız, buna kargalar bile güler. Ama onun devrimci eyleminin muhtevasını da yurtseverlik olarak boşaltmanız da imkansız. Nazım komünistti yahu, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek var mı. saygılarımla |
Alıntı:
http://www.nazimhikmetran.com/dava_38_harp.html Sen kendin için savunma istiyorsun, bir de Nazım'dan dinle: http://www.nazimhikmetran.com/dava_38_harp.html Stalin'e gelince, o ilk şiiri siparişti, ölümünün hemen ardından normaldi. Sonraki şiirinde asıl hislerini şu dizelerinde görebilirsin: taştandı tunçtandı alçıdandı kâattandı iki santimden yedi metreye kadar taştan tunçtan alçıdan ve kâattan çizmeleri dibindeydik şehrin bütün meydanlarında parklarda ağaçlarımızın üstündeydi taştan tunçtan alçıdan ve kâattan gölgesi taştan tunçtan alçıdan ve kâattan bıyıkları lokantalarda içindeydi çorbamızın odalarımızda taştan tunçtan alçıdan ve kâattan gözleri önündeydik yok oldu bir sabah yok oldu çizmesi meydanlardan gölgesi ağaçlarımızın üstünden çorbamızdan bıyığı odalarımızdan gözleri ve kalktı göğsümüzden baskısı binlerce taşın tuncun alçının ve kâadın Atatürk için ise yazdığı destan yetmiyor mu? http://www.youtube.com/watch?v=j02B-...eature=related |
Alıntı:
Marksist demek yahudi dini demektir ve Türk milletiyle işi olmaz. Sadece amaçları için Milleti bozmayı hedef alır.Tıpkı Yahuda Stalinin yaptığı gibi. Vatan haini olarak nitelendirmiyorum. Vatan haini olarak nitelendirmek , bu vatan için karşılıksız canını verenlere hakarettir. Nazım Polonya yahudisidir.Bu millletin çocuğu değildir. Zaten olsaydı omuz omuza çarpışırdı. Bu millet bu ülkeyi saz çalıp türkü söyleyerek kurmadı, Nazım her gece farklı bir kadının koynundayken ,açlık, sefalet , acı içinde kurdu. Yok öyle ucuz beyin uyuşmalarına geçit. Akşama kadar muhammedin karılarını işleyen yurdum ateistleri konu nazım olunca birden özel hayat girilmez söylemi yapmasınada Nicenin deyişiyle soylu bir iki yüzlülük diyorum. |
İstanbul'un işgalini hepimiz ezberledik de; Acaba Ne zaman ingilizler işgali bırkatı ve zırhlılarını çekti. veya çekti mi?
Mesela 1923 yılında İstanbul'unun valisi kimdi ? Veya varmıydı ? Sakaryadan yunanlı düşmanı kovaladık. İçlerinde kaç ingiliz düşmanı vardı. Veya ingilizler düşmanmıydı. Düşman ise Sakaryadan İstanbula neden yürümedik. Gücümüz bitti ve gidemedik ise ingiliz de düşman olarak işgal etti ise güçsüz orduya nedne düşman saldırmadı. Sahi, İstanbul işgal edildi ise ne zaman kurtuldu ? Bilmediğimden soruyorum. Bilgilendirecek arkadaşlara emekleri içn şimdiden teşekkür ederim. Selamlar |
Akşama kadar muhammedin karılarını işleyen yurdum ateistleri konu nazım
olunca birden özel hayat girilmez söylemi yapmasınada Nicenin deyişiyle soylu bir iki yüzlülük diyorum. ............. Katılıyorum.... Doğru tespit. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:38 . |