![]() |
Hristiyan İnancının Temelleri
Noel Kutlamalarının Kökeni
Noel İsa'dan önceki dönemde ,'ölen ve ölümden kalkan' tanrılara sunulan tapınmadan alınmıştır. Bu tapınma genellikle ,Kış gündönümüne denk gelen 21-25 Aralık tarihlerinde,doğayı canlandıran Tanrı-Kurtarıcı'nın 'doğumunu' kutlayan tarım toplumunda özellikle yaygındı. Dördüncü yüzyılın ortalarında Hristiyanlık ,Mitra tapınmasına dayanan kış gündönümünü kutlaması Hristiyan bir kutlama haline getirrek kendi gelenekleri arasına kattı. Noel'i ilk kutlayanlar Romadaki dinsel topluluklardı. Onuncu yüzyılda ,hristiyanlıkla birlikte Noel kutlaması da doğu'ya yayıldı ve eski Slavların ,ataların Ruhlarını yücelten kış kutlamalarıyla kaynaştı. Hıristiyan olduğunu idda etmeye başlayan bazıları ,büyük olasılıkla "bu kutlamaların paganist Romalıların şenlikleriyle aynı güne rastlama çabası " içine girdi.Aynı zamanda bu şenlik "zaptedilemez güneşin doğum gününü kutlamak " için düzenleniyordu . ( AnaBiritannica ) Kışın güneşin gücü zayıflamış gibi göründüğünden o toplum bu ısı ve ışık kaynağının uzaklara yaptığı yolculuklardan dönmesi için ayin yapardı.(İsa da bir yerde 'Ben dünyanın ışığıyım 'demişti.) 25 Aralık tarihinin seçiminde Satürn Şenliği olan Saturnalia da rol oynadı. Günümüzde Noel ile bağlantılı olduğunu düşündüğümüz çok sayıda geleneğin Hristiyanlık öncesi putperest dinlerin geleneğine dayanıyor. Bunlardan bazılarının sosyal ,cinsel ve evrenbilimsel çağrışımları var ; bu durum günümüzde eğitimli ve kültürel açıdan duyarlı insanların bu geleneklerin kökenini daha açık şekilde öğrendikleri anda bunları bırakmasına yol açabilir. Noel geleneği Hrıstıyanlığa iyice yerleşmişti. Avrupadan ayrı olarak Latin Amerika'da İsa'nın doğumuyla ilgili temel adetlerin yanı sıra başka adetler de uygulandı. Farklı dinsel topluluklardaki rahipler Aztek tören takviminin Katolik ayin takvimiyle aynı olmasının avantajını kullanarak bunu vaaz etme ve misyonerlik işlerini desteklemek için kullandılar.İspanyollardan önceki tanrısal güçleri anma törenlerinin yerine Hristiyanların inandığı tanrısal güçler için yapılan kutlamaları koydular ; Böylece bir yandan Avrupa'nın kutlama ve etkinliklerini onlara tanıtırken ,bir yandan da Aztek kutlamalarından yararlandılar ; Bu da Özgün Meksika ifadelerini doğuran kültürel bir sinkretizm ile sonuçlandı. Yılbaşı Kutlamaları Her ne kadar Hristiyan geleneği arasında yer almasa da Hristiyanların da kutladığı bu geleneğin kökenini kısaca yazmak istedim ; Yılbaşı kutlamalarının kökeni de eski Roma'daki bir dizi pagan kutlamaya dayanır. Konuya açıklık getirmesi için ; 1 Ocak Pagan Tanrı İanus'a adanmış bir bayramdır.İanus heykelinin iki yanında biri geçmişi , diğeri bugünü temsil eden iki yüz vardır. Bir inanışa göre Ocak ayını güle ,oynaya geçiren kişi yıl boyunca da mutlu ve huzurlu kalabilecektir. Ayrıca Tanrı İanus'un gününde insanların birbirine hediyeler vermesi ,şölenler düzenlenmesi gelneği de vardır. İsa ve Mitra Kökeni Mithra dini ve ayinleri hakkında yeterince bilgimiz olmamasına karşın, Pavlus'un mektuplarında kullandığı anlatım tarzının, Mithra kültünün terimlerine yakın olduğunu açıkça görebilmektedir. Tıpkı Hıristiyanlar gibi, Mithra'cılar da kurtarıcılarının göklerden yere indiğine, on iki öğrencisi ile son yemeğini paylaştığına, kendi kanını akıtarak insanlığı günahlarından kurtardığına ve öldükten sonra yeniden canlandığına inanırlardı. Boğa kanı ile olsa bile, geçmiş günahlardan arınmak için yeni inananları vaftiz ederlerdi. Matta İncilinde, İsa'yı Mithra ile eşitleyen son yemek sahnesi yer almaktadır, ancak rahiplerin "Baba" ve başrahibin de "Babaların Babası" biçiminde adlandırılmasıyla ilgili Mithra'cı adet reddedilmiştir. Aynı şekilde İsa da göklerden gelmiş, İnsanların günahını üstlenip çarmıhta ölmüş ; kanını akıtarak insanlığı ölümün ve günahın esaretinden kurtarmıştır. Mitra gibi Ölümden dirilmesiyle ünlenen İsa yeniden göğe çıkmıştır. Gökten tekrar geleceğine olan inanç pek çok inanç sisteminde de mevcuttur. Ayrıca İsa aynı Attis ,Horus, Dionysos gibi ölüp dirilen ,günahları bağışlayan tanrılarla neredeyse özdeştir.İsa'dan önce olan bu inanışlar İsa'nın karakterinin oluşturulmasında büyük rol oynar. Ölümden Sonra Yaşam ve Cehennem Azabı Din, insanlara ölümden sonra bir yaşam avuntusu sunar. Sonsuza kadar yaşama arzusu en azından uygarlık kadar eskidir, belki daha da eski. Varlığımızda, "ben" bir gün yok olacağım fikrine direnen bir şeyler var. Ve şüphesiz, bu harika dünyanın güneşini ve çiçeklerini, yüzümde hissettiğim rüzgârı, suyun sesini, sevdiklerimi sonsuza dek terk etme –sonu olmayan bir hiçlik alemine girme– fikrine katlanmak, hatta bunu anlamak çok zordur. Bu yüzden eskiden beri insanlar, içinde bir parçamızın yaşamaya devam edeceğine inanılan maddi olmayan bir ruhani dünya ile hayali bir yakınlık arayışı içinde olmuşlardır. Bu gerçekten Hıristiyanlığın en güçlü ve kalıcı mesajlarından biriydi: "Ölümden sonra da yaşayabilirim." Hıristiyan doktrinleri üzerindeki etkisi büyük iki filozoftan bahsedilmektedir. Biri, İskenderiyeli Origenes (MS y. 185-254), diğeri de Hippolu Augustinus'tur (MS 354-430) Onlarla ilgili olarak New Catholic Encyclopedia şunu belirtiyor: "Canın ruhani bir töz olarak belirlenmesi ve onun doğasıyla ilgili felsefi bir kavram oluşturulması, Doğu'da yalnızca Origenes'le ve Batı'da Aziz Augustinus'la olmuştur." Origenes, New Catholic Encyclopediya. göre "Yunan can geleneğini açıkça alıp kendine mal etmiş Babaların ilki " olan İskenderiyeli Clemens'in öğrencilerindendi. Platon'un can ya da ruh hakkındaki düşünceleri Origenes'i derinden etkilemiş olmalıydı. On üçüncü yüzyılda, Avrupa'da Aristoteles'in öğretileri rağbet görmeye başlıyordu; bunun nedeni büyük ölçüde, Aristoteles'in yazıları üzerine çok sayıda yorumu bulunan Arap bilginlerin yapıtlarının Latince olarak elde edilebilmesiydi. Aquino'lu Tommaso adlı Katolik bilgin, Aristotelesçi düşünceden derin şekilde etkilenmişti. Tommaso'nun yazılarından dolayı, Aristoteles'in görüşlerinin, kilisenin öğretisi üzerinde Platon'unkinden daha büyük bir etkisi oldu. Bir başvuru kaynağına göre ilk Hıristiyan filozofları, bedenin ölümsüz bir kısmı olduğunu ve bunun döllenme anında bedene yerleştirildi*ğini öğreten Yunan inancını benimsediler (The New Encydopoedia Britanrıica ) "Gelenek*sel Cehennem öğretisinde, klasik dönem Yunan filozofları arasında en çok Platon'un etkisi görülür" (Histoire des enfers, Georges Minois) "Belli bir Yunan felsefesi eğitimi almış Hıristiyanlar, MS 2. yüzyılın ortalarından itibaren .... inançlarını bu felsefenin terimleriyle ifade etme gereği duymaya başladılar. Onlara en iyi uyan felsefe Platonculuktu [Platon'un öğretileriydi]" (The New Encydopoedia BriTanrıica [1988], 25. Cilt, 890. sayfa). Ölümsüzlük düşüncesi pek çok din ve inanışta olduğu gibi Zerdustculukte de vardı ; "Ölümsüzlük içinde Adil kişinin canı hep Sevinçli olacak, fakat Yalancının canı muhakkak işkence görecek. Ve Ahura Mazda [anlamı "bilge tanrı"] bu Kanunları Kendi egemen yetkesiyle takdir eylemiştir." Öldükten Sonra Göğe Gitmek Ruh bedenden ayrıldıktan sonra, görünüşe göre, mucizevi biçimde sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz güzel bir yerde, hastalık ve yaşlanmanın olmadığı, ebedi neşeyle dolu bir hayata "uyanır". İsa'nın el*çilerinin ölümünden sonra, MS ikinci yüz*yılın başında ilk Kilise Babaları öne çıkmaya başladı. Bir Katolik ansiklopedisinde onla*rın öğretileri şöyle anlatılıyor: "Genellikle, ölümden sonra bedenden ayrılan ruhun, iş*lediği suç oranında arınıp hemen ardından göğe gittiği öğretilirdi " (New Catholic Encyclopedia) Üçlü Birlik İnancı -Teslis'in Kökeni Üzerine "İznik Konsili [MS] 20 Mayıs 325'te top*landı. Konsil'e başkanlık eden Constantinus tartışmayı fiilen yönlendirip Konsil'e kendi önerisini.... Mesih'in Tanrı'ya oranla ko*numunu, her ikisinin 'özünün aynı' olduğu ifadesiyle açıklayan iman bildirisini, Nikaia[İznik] Amentüsü olarak kabul ettirdi . Birçoğunun inancına ters düştüğü halde, iki piskopos dışında bütün piskoposlar impara*tordan korkup çekindiklerinden bu Amentüsü imzaladılar" (Encyclopaedia Britanrıica) Bilindiği üzere Üçlü birlik yada Üçlük kavramı İncil'de bulunmamaktadır. Zaten bu kavram tam olarak dördüncü yüzyılın ortalarında Hristiynlığa girmiştir.Bu tesbiti Katolik Kilise de onaylamaktadır ; "Üç Kişide bir Tanrı' formülü,4. yüzyıl bitene kadar tam olarak yerleşme*miş, Hıristiyan yaşamına ve inanç bildiri*sine tamamen girmemişti" (New Catholic Encyclopedia) Peki Hrıstıyanlığa sonradan yerleşen bu kavramın kökeni nedir ? Araştırmacılar üçlü bir tanrı inancının hrıstıyanlık öncesi pek çok din ve inanışta mevcut olduğunu göstermiştir. Üçlü bir tanrı inanancı eski Babil'de güneş tanrısı Şamaş, ay Tanrısı Sin, ve yıldız Tanrısı İştar olarak görülüp tapınılırdı. Mısır'da Osiris, İsis ve Horus tapınması ,Amen, Mut ve Khonsu üçlü tanrı, Khnum , Satis ve Anukis adlı kozmik Üçlü tanrıları da vardı. Asur'luların baş tanrısı Asur üç başlı olarak betimlenirdi.Aynı örneğe dayanarak Katolik kiliselerinde de Tanrıyı Üç başlı olarak betimleyen putlara rastlanır. Ayrıca Üçlü Bir Tanrı anlayışı Hristiyanlıktan çok önce olan Hindu inanışlarında da yaygındı. Arasındaki benzerlik gerçekten düşündürücüdür ; Trimurti üçlü birliği Brahma , Şiva ve Vişnu' dan oluşur.Her biri ayrı tanrılar olmasına rağmen yine de aynı tanrının varoluş biçimini ifade eder. Yani Yukarıdaki hristiyan teslisiyle aynı tanımlama içerisine girer ; Baba tanrıdır, Oğul Tanrıdır, Kutsal Ruh Tanrı'dır ;ama yine de üç değil bir Tanrı vardır. ( Hristiyan teslisi ) Brahma Tanrı'dır , Şiva Tanrı'dır ,Vişnu Tanrıdır ;ama üç ayrı değil bir Tanrı vardır ! (Hindu teslisi ) İlginç olan nokta ise ; Hindu teslisi hristiyanlık'tan en az 400 yıl öncesine tarihlenen Hindu kutsal metinlerine dayanmaktadır. Yani Ortada bir kopya var ve bu kopyayı çeken Hristiyanlardır. Tanrı Annesi ve Bakire Doğumlar'ın Kökeni Üzerine Bir kaynak Hristiyanlıkla ilgili şu ilginç açıklamayı yapıyor ; "Tanrı'nın annesini kutsal sayma fikrinin yayılması .... paganların kiliseye akın etmesiylehızlandı .O zamana kadar binlerce yıl boyunca dindarlıklarını 'büyük ana' Tanrıça ve 'kutsal bakire' tapınması yoluyla göstermiş ve yine aynı yolla dinsel anlayışlarını geliştirmişlerdi" (The New Encyclopcedia Britannica ) Hristiyan inancının temellerine bakarsak pek çok pagan izini rahatlıkla görebiliriz. Bunlardan biri de Bakire doğumdur. Babası Tanrı, annesi bakire bir ölümlü insan inanışı ,kurtarıcının mucizevi doğumunu gösteriyor.Halbuki bu fikrin kaynağı da eski inanışlar. Örneğin İsa'nın "Baba"sı Tanrı olmasına rağmen, annesi Meryem ölümlü bir bakiredir aynı şekilde Dionysos'un da babası Zeus bir Tanrı, annesi Semele de ölümlü bir bakireydi. Ayrıca Şarap Tanrısı Dionysos da Aynı İsa gibi çarmıha gerilmiştir. Ölümden dirilmesi de İsa'nınki gibi olmuştur. Dionysos inancı Hristiyanlıktan önceydi. Yani alıntı Hristiyanlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Tanrı Attis'in bakire annesi "Cybele" de Aynı Meryem gibi "Göklerin kraliçesi" olarak adlandırılıyordu. MS 431' de toplanan Efesos konsilinde Meryem'in Theotokos (Yunancada ;"Tanrı Anası") veya "Tanrı'nın Annesi" olarak adlandırılmasıyla Meryem tapınmasının temeli atılmış oldu. Bu kilise konsilinin toplandığı Efesos kenti, yüzlerce yıldır bereket tanrıçası Artemis'e sunulan tapınmanın merkezindeydi. saygılarımla |
sevgili natan
bir konuda bilgi istiyorum. şimdiden teşekkür ederim. dinsel düşüncenin ortya çıkışıyla birlikte paganizmden tektranrı inancına doğru bir evrim var. bu hem bilimsel, hem açık bir tespit olmasına rağmen, müslümanlar bunu reddediyor ve insanın yaratıldığı günden beri tektanrı inacının varolduğunu, paganizmin ise bunun bozulmuş biçimi olduğunu , yani bir çeşit tersine evrimi iddia ediyorlar. ancak, tarihsel hiç bir döküman bu görüşü desteklemiyor. bu konuda hristiyanlığın düşüncesi nedir. |
Sosyoloji okuyan her kez şöyle böyle Tanrı'nın toplumlara göre nasıl evrildiğini görebilir.Konu bu olmadığı için ayrıntısına girmeyeceğim. Ancak Hristiyanlıkta da müslümanlarınkine benzer bir inanç söz konusu. Okuduğum bir Hristiyanlık kitabında güya önceleri yani başlangıçta tektanrı inancının var olduğu sonraları çok tanrılara tapınmanın ortaya çıktığı anlatılıyordu. Bu tamamen yanlıştır. Çok tanrıcılık ,tek tanrı inancından öncedir.
Dikkat edilirse bu kutsal kitaptan da sezilebilir. Belki Hristiyanlar fark edemiyorlar ancak ben biraz açayım ; Tevrat'ın başlangıcında Tanrı "Eloh-im" vardır. Bu çoğul bir ifadedir. "İm " takısıyla " tanrı-lar" anlamı taşımaktadır. Ve bazı ayetler vardır ki bu ifadeyi doğrular ; "Biz " , "aramızdan" ,"Bizim gibi " ifadeler kullanarak tanrıların aralarında konuştuklarını görebiliriz. İsteyenlere ayet de verebilirim. Tanrı ,insanı kendi benzerliğinde yaratırken ,aralarında konuşan tanrılar "bizim gibi oldu" der. Yaratan Tanrı-lar sonraki ayetlerde tek bir Tanrı'ya dönüşür. Tevratın sonraki bölümlerinde Tanrı'nın "tekliği" üzerinde vurgu yapılır. Halbuki başlangıçta "çoğul" kullanılıyordu ifade. Sonraları "tek" oldu. Eloh-im den vazgeçilmiş, Adonay'a geçilmiştir. Hristiyanlık oluşum aşamasında yine üçlü-birleşik tanrıya kaymıştır. Tevratta böyle bir ifade yoktu. Ancak Hrıstıyan dinini Pavlus kurarken avrupaya, Yunanistana vs gitmiş oradaki inanışlardan sentez yapmıştır. İncil de bu çizgide yol alınıp yazılmıştır. Forumlarda geçen gün bir hristiyan arkadaşımız hristiyanlığın "özgün" bir din olduğunu idda etmişti. Bu yazıyı hazırlayıp olabildiğince kaynaklandırmaya çalıştım. Ancak şimdi sesi çıkmıyor ,buradan da tartışmaya davette bulunmuş olayım . :) Meryem ana ,göklerin Kralicesi, bakire 'anne' ,tanrı annesi olarak karakterize ediliyor. Bu inanış hrıstıyanlığa mı özgüdür şimdi ? Yukarıda gösterdiğim gibi kocaman bir HAYIR ! Noel bayramı ve benzeri kutlamalar hristiyanlığa mı özgüdür ?Kökeni Hristiyanlık mıdır ? Yine Hayır ! Ölümden sonra bir yaşamın varlı iancı hrıstıyalığa mı özgüür ? Yukarıda kökenine ilişkin yazmadım ama PASKALYA BAYRAMI hrıstıyanlığa mı özgüdür ? Bunların cevaplarını bir hristiyan arkadaşım verebilirse ,gerçekten sevineceğim :) sevgiler |
sevgili natan
seni gerçekten seviyorum. verdiğin her bilgi, kendimi yeniden test ettiğim her aşamada doğru yolda ilerlediğimi gösteriyor. saol dostum. |
:)
Üçlük Tanrılarından Örnekler ;
Üçlük tanrıları çoğu coğrafyada var olan bir inanıştır. Ve çoğu da Hristiyanlık öncesidir. http://farm3.static.flickr.com/2215/...a740aec896.jpg (Mısır'da Amen, Mut ve Khonsu ) Buluntulara dikkat edilirse üçlü tanrıların ellerinde HAÇ sembolü de vardır. Haç'ın kullanımı da hristiyanlığa özgü değildir. Bunu bazı hristiyanlar kabul ediyor. http://images.travelpod.com/users/bu...and-osiris.jpg http://24.media.tumblr.com/tumblr_lt...m73o1_1280.jpg Horus, Osiris ve Isis Yine Mısırdaki Üçlü Tanrılar.Üçlü tanrı Modellemesi Mısırda yaygın bir inanıştı. Ayrıca Horus mucizevi bir şekilde doğmuş,insanların günahları için ölmüş ve dirilmiştir. Tıpkı İsa gibi Horus da "Tanrı oğlu" dur.Çok ilginç bir nokta. http://4.bp.blogspot.com/_fhVpDW9sV3...istemple19.jpg Mısır inanışındaki Üçlü tanrı Khnum , Satis ve Anukis Çok ilginç bir detay ; http://egipto.com/museo/dioses/img/a55.jpg Baba Tanrı Anukis topraktan iki insan sureti yapıyor . http://www.yaklasansaat.com/resimler...naram-sin5.jpg Babil’de güneş tanrısı Şamaş, ay Tanrısı Sin, ve yıldız Tanrısı İştar . http://gravany.pagesperso-orange.fr/...mages/nan3.jpg Hunduizmdeki üçlü bir tanrı inancı . Brahma, Şiva, Vişnu . Her biri tanrı olarak görülür ayncak Bir tanrıyı teşkil eder. Tıpkı Hristiyanlıktaki gibi. http://4.bp.blogspot.com/_YC87epvokP.../s400/god5.jpg Hristiyanlıktaki Teslis. Baba-Oğıl-Kutsal Ruh üçü de tanrıdır; Ancak Üç değil bir tanrı vardır .İyi ama bu nasıl olabilir diyebilirsiniz. Bunun açıklamasını Hristiyanlar da yapamıyor. Onlar da bunun bir "gizem" olduğunu düşünüyor. Alıntı:
saygılar sevgiler |
Saygideger Natan;
Bu uclem, ayni zamanda, insanoglu dogal dusuncesinin seyi ortaya koyumudur, yani BIR/POZITIF/NOKTA. Ben eminim, eger bu uclemin ozunu arastirirsan X 'e ve Xin sekilsel ve cizimsel acilimi, Ikilem ve Karsitliga (dortleme) ulasirsin, cunku uclem olarak ortaya konan seyin, ozu, karakteri bir dortlemdir. Mesela, Baba, ogul, kutsal ruh'tan hangisinin , BIR'i ve Hangisinin POZITIFI temsil ettigi ortaya konulabilirse, Birin karakteri, ikilem ve pozotifin karakteri karsitlikta ortaya cikmis olur. Cunku bir, ikilemin, pozitifte karsitligin indirgendigi uclemlerdir. Yani ikilem ve bir; karsitlik ve pozitif. Nokta da, bir ve pozitifin indirgendigidir. Bu temelde de, noktalama, uclu gorunus ve dortlu karakter olarak, 7'li olusumdur. Ya da sumerlerdeki 7 sayisinin onemini, Misir, Babil ve Hristiyanlikta arastirirsan, bulabilirsin. Bu konuda benim senden istedigim olsun. Sonucta dogal dusuncenin temeli inanc ve cinsellige dayanir. Erkek kadindan ustundur, bu ustunlukten dolayi, daha once kadindan geldigini algilayan erkek, daha sonra kadini "asagilayarak" kendi gelis yerini inanca ve tanrilara baglamistir. Bu cok onemli bir ayrintidir. Yani kendi gozleriyle gordugu ciktigi yerin, kadindan geldigini ustunlugu yuzunden kabullenemediginden, baska bir kaynaga yonelmis ve boylece inanci yaratmistir. Sonra da bunu sistem olarak toplumsal temelde ve dini icerikte orgutlemistir. Bu ustunluk inadi, 21. yuzyilda da hala surmektedir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger Natan;
Sana bir ip ucu daha, en gelismis geometrik sekil kuptur. Kubun, 6 yuzu (4x2y) 8 kosesi(7'li olusumun, ortaya koydugu 8. dir.) ve 12 cizgisi vardir ve 3 boyutludur (en, boy ve derinlik). Tesseract, bir kubun 4 yone acilimidir. Yani kubun 4 lu ve 4 yonlu hareket manevrasidir. Boylece, 12 ye kadar olan sayilarin acilimi ortaya cikmaktadir ve 13 sayisi da "ugursuz" kabul edilir. Goruldugu, gibi sessel ve kulaksal noktalama dilinin, monizmi veya dualizmi degil; gorsel, sekilsel ve cizimsel dilin, 3,4,6,7 (9),8,12,13'u onemlidir. Cunku bir(monizm,unity) ikilemin indirgendigidir. Karsitlikta, iki (dualizm/dilemma) olarak pozitive indirgenmistir. Kubun, yani cube'un etimolojik acilimi, ve linquistik temeli; "dogumun toplam kullanimidir, yani complete (q usage, yani; qua, qui, quality, quantity, quiddity, question, query v.s.) usage of be(to be ve being) Ben bu arada sayilarin dilini, evrensel'in kosesi'nde, acikladim. Sex, yani cinsiyet te, se nin (per se), yani kendinin x oldugu anlamidir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Paylaştığın içn teşekkür ederim Evrensel
Sayılarla ilgili hiç düşünmediğim bir noktaya değinmişsin.Bu biraz daha detaylı bir açıklamaydı. 7 gök katmanı ifadesi hepsinde aynı olmasa da pek çok toplumda vardı. Şmanlarda , Bazı aztek topluluklarında, Müslümanlarda ,Yahudilerin geleneksel inanışında hatta cainizmde.Ancak dediğim gibi bazıları farklı bir sayı veriyor; 12,13,14 gibi. Açılımları ve ifade ettiği şeyler konusunda düşüneceğim. Alıntı:
İlginç noktalar . Tekrar Teşekkür ederim . saygılar |
Saygideger Natan;
12 nin onemi zannedersem, 12 burc ve 12 harami hikayesidir. Kadinin tanricaligi, erkegin, kadindan geldigini kabullendigi ve kadinin kendinden ustun oldugu donemdir. Bu donmde dinlerin oldugunu ve de soyut bir tanri algisinin oldugunu dusunmuyorum. Tanri ve inancsal soyutluk, erkegin kadin uzerinde hakimiyet kurmasindan sonra baslar. Bunun bir nedeni de, o onemsedigi dogumun, yasamda, kadini geri plana itmesidir. Yani kadin dogum esnasinda ve dogum sirasinda, eskisi kadar yasama beslenme ve korunma anlaminda bir katki saglayamamaktadir. Bu temelde de tanricalarin soyutlugu soz konusu degildir ve hepsi ya canli insanoglu, ya da putlasmis, heykellesmis insanoglu disisidir. Kadini guclu kilmak adina da, bu ptoresklere belirli gucu temsil eden canli veya sekiller eklenmistir. Ortodokslarin, Greklerin haci da X seklindedir.gogus hac isareti de (sol sag omuz ve gogus alti Y yi hac olarak ifade eder. Hac isaretindeki yan cizgiden yukari cikan kisa uzanti, uclemin tek olarak birlestiginin isaretidir. Yani T nin ust uzantisi, T ayni zamanda, total, yani toplam demektir. Ters T de, kesisimi gosterir, yani uclu indirim; ikilemin teke (bire), indirimi, karsitligin pozitife indirimi ve de bir ve pozitifin noktaya indirimi, bu da 3Y dir. Harflerin dilinin evrensel'in kosesi'ndeki yerini de, sayilarin dili mesajinda bulabilirsin. Saygilarimla; evrensel-insan |
Paskalya Bayramı Hristiyan Kaynaklı mıdır ?
Paskalya Bayramı'nın Pagan Kökeni Hristiyan bayramlarından biri de Paskalya kutlamasıdır. Hristiyanlıkta İsa'nın dirilişini sembolize eder. Bu gün Kutsal bir gün olarak görülüp kutlanır. Apostolik olsun olmasın neredeyse her kilisenin vazgeçilmez adetleri arasında yer alıyor. Halbuki bu kutlamaya ilişkin İncil'de herhangi bir işaret görememekteyiz. İsa'nın dirilişi yazmakta ancak ne Paskalya bayrama ne de Elçilerin bu bayramı kutladığına ilişkin bir iz görememekteyiz. Paskalyanın simgesi tavşan ve yumurtalayla İsa'nın dirilişine ilişkin nasıl bir bağlantı kuruluyor anlamış değiliz. Ancak herşeyden önemlisi şu ; Bu Hristiyan bayramın kökeni nedir ? Cevap çok basit; Bu kutlama kılık değiştirmiş Pagan uygulamasıdır. Kökeni paganizmdir.Ayrıca değişik toplumların kutlamalarından da alıntı içermektedir. Noel gibi paskalya da pagan bayramı iken hristiyanlaştırılıp bu yeni dine mal edilmiştir. Babil kökenli bereket tanrıçası İştar ve sembolü tavşan. Afrika ve Eski Anadolu inanışlarında da mevcuttur. Kışın ölen doğa bahar mevsiminde tekrar canlanır, çiçekler açar, güneş ısısını verir ,tarlalar bereketlenirdi. Tavşan üreten ve çoğalmayı sağlayan bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanrı iştar ve bereket sembolü tavşan !. Bu bayram küçük asya denilen ( şimdiki Anadolu ) topraklarda da Fenikeliler tarafından kutlanırdı. Fenikelilerde bereket tanrıçası Astarte'nin simgesi tavşan ve yumurtadır. Doğanın dirilişini simgeler. Abartılı cinsel organları ve yanında tavşan -yumurta betimlemesi bu gun bazı heykellerde görülebilmektedir. Yumurtalar "yeni yaşamın ve bereketin simgesi" olarak karşımıza çıkıyor. Görüldüğü gibi Noel gibi , Paskalya bayramının kökeni de hristiyanlık öncesi inanışlardan alıntıdır. Sonraları ,örneğin ikinci yüzyılda hristiyanlığa mal edilmiştir. Bu gün de hristiyanlar pagan kökenli bu inanışı Hristiyan kaynaklı olarak görüp kutlamaktadır. saygılar |
Haç Sembolü – Putperest Kökeni
İncillerde İsa’nın dövüldüğünü, kırbaçlandığını , haç üzerinde çivilendiğini okuyoruz. Ancak İsa’yı yada Hristiyanlığı her nedense çivi, kırbaç gibi materyaller değil de Haç sembolü temsil eder oldu. Neden haç diye sormadan edemiyoruz. Haç , Hristiyanlığa göre İsa’nın üzerinde öldüğü infaz aletidir.İsa da insan üstü bir karakter olarak görüldüğünden üzerine çivilendiği söylenen direk de kiliselerde ,ibadetlerde kutsanarak kullanılmaya başlandı. Kiliseler Haçla dolduruldu,kolye,takı,giyimde bu sembol işenmeye başlandı. Onlara göre bu sembol hristiyanlığın ait özgün birişarettir.,Ancak arkeolojik kazılarda görüldüğü gibi bu idda gerçek dışıdır. Yani haç sembolü hristiyanlık öncesi inanışlarda da egemendi. Örneğin Pagan inanışlarında yaygın olarak görüldüğü gibi eski Mısır’da mabet duvarlarında, hiyografik yazılarda göze çarpmaktadır. Haç’ın tarihsel kökenini hep birlikte inceleyelim ve Hristiyanlığın bir pagan sembolünü nasıl dejenere edip kendisine mal ettiğini görelim . Birbiriyle kesişen iki kereste parçasını haç olarak nitelendirebiliriz. Bu işaret /sembol tamamen hristiyanlık öncesi pagan dinlerine aittir. Bir pagan sembolüdür. Haç Sembolünün Mısır Kökeni Eski mısırlılarda Haç önemli bir simgedir. Yaşamı ve cinselliği sembolize edere. Tanrı İsis’in elinde görülmektedir. Bu Mistik Tau’nun işareti olan “T” nin üzerine darire oturulmasıyla oluşur. Pek çok Tanrı ve Tanrıça’nın işareti olarak resmedilmektedir. Cinsellikle bağlantısı ise şöyledir ki alt kısmı penisi ,üst kısmı ise kadın üreme organını işaret etmektedir. Böylece bolluk ve bereket çağrışımı yapılmaktaydı. http://www.sabbathcovenant.com/doctrine/ankh.gif Bir başka görünüm; http://www.sabbathcovenant.com/doctrine/ankh-hand.jpg Mısır Ankh’ının yanı sıra bu gün kiliselerde kullanılan Haç da Mısır hiyografik yazılarda görülebilmektedir. Aşağıdaki şu yazıt dikkate değerdir. Burada Hristiyanların ,kendi inanışlarına özgü olduğunu sandığı Haç sembolü vardır. http://www.sabbathcovenant.com/doctrine/cross_glyph.jpg Mısır gibi ülkelerde bu işaret Tanrı Tammuz’un simgesidir. İsminin baş harfi olan “T” ,yani mistik Tau’dur. Hristiyanlığın kuruluş dönemlerinde Paganların Kiliseye akın etmesiyle bu işaret de hristiyanlaştırılmıştır Özellikle Üçüncü yızyılın ortalarında bu sembol artık hristiyan işareti olarak algılanmaya başlamıştı. saygılarımla |
Bütün bu yazılanlar aslında hristiyanlığı küçültmüyor bence, tam tersine hristiyanlığın Pagan mistisizmi ve derinliğinin bir yansıması veya bir uzantısı olduğunu gösteriyor.
Zaten günümüzdeki İncil'de bile bu konuda pek çok ayet vardır, "normal ekmekten yiyen yine acıkır ama benim bedenimden yiyen artık acıkmaz, su sizi susatır ama benim kanım gerçek içecektir, bedenimden yiyen kanımdan içen bendedir ben de ondayım biz artık biriz" gibi Yuhanna incilindeki pagan gizem dinlerinden alıntı pek çok ayet ve Gnostik Pavlus'un sağlam kalan bazı yazıları kanıtlıyor ki hristiyanlık günümüzdeki algısıyla basit bir hristiyanlık değildir, bildiğiniz gibi hristiyanlık, gnostiklerin ve paganların da açıkça defalarca belirttiği gibi, sembolik pagan gizem dinlerinin bir uyarlamasıdır. Hristiyanlığın günümüzdeki algısıyla basitçe "İsa geldi öldü günahlarımızı sildi, bunu kabul eden cennete etmeyen cehenneme" olmadığını, çeşitli pagan gizemleri ve sırlarının devamı olduğunu kanıtlıyor bu benzerlikler, ve hristiyanlığı yüzeysellikten kurtarıp binlerce yıl boyunca hem Hint’te hem Mısır’da hem de daha sonra batıda gizem dinlerince anlatılmaya çalışılan ortak çeşitli sırları anlatmaya çalışıyor, hristiyanlığı bir nevi evrenselleştiriyor. Olay, “Hristiyanlık pagan dinlerinden alıntı eh hepsi de basit birer mit, atalım çöpe” olayı değildir. Bence hristiyanlıkta, hem tasavvuf/Sufizm’de hem Hinduizm’de hem de diğer gizem dinlerinde bulunan hayatın ince manasını bulmak mümkündür, hristiyanlık bir insanın hem manasal açlığını hem de felsefi açlılığını giderebilecek ona yaşam suyu verecek iyi bir kaynaktır, yeter ki üzerinde uğraşılsın okunsun araştırılsın, “mit” deyip geçilmesin hristiyanlığın kendilerinden bol bol aldığı o gizem dinlerinin de anlamları araştırılsın, gnostisizm ve gnostikler araştırılsın, gnostik metinler araştırılsın, bütün bunlara sadece “basit bir mit” deyip felsefesi, derinliği hakkında düşünmezsek araştırmazsak, hristiyanlığın veya bütün bu gizem dinlerinin bize anlatmaya çalıştığı bazı şeylerden bazı değerlerden mahrum kalırız diye düşünüyorum. Basitçe bir materyalizm sizi tatmin edecekse sorun yok tabi, ama ben şahsen ister materyalist olayım ister ateist “tamam olay budur bitti, şimdi dini, felsefi olayı aştım kapattım artık bitti, hayatın anlamını çözdüm her şey maddeymiş artık soyut konularda felsefi konularda araştırmaya, heves etmeye, kendimi geliştirmeye gerek yok noktayı koydum şimdi siyasete, siyasal düşüncelere karışmamın zamanı geldi, dünyasal ideolojiler peşinde koşturma zamanı geldi” diyemem, hayatta “son durağımız” olmamalı, son durak olduğunu düşündüğümüz bir inanç bizi stop ettirmemeli, materyalizm düş gücümüze içimizdeki araştıran istekli yanımıza zincir vurmamalı, felsefe ve yaşamın manası gibi konulardan hoşlanan materyalist veya ateist bir insan bile araştırma, kendini geliştirme hevesini hiç kaybetmez zaten. |
Sayın Themo ,
Görüş bildiriğiniz ve konuya ilginizden ötürü teşekkür ederim. Bu çalışmalarımızda da zaten "Hristiyanlık basite "indirgenmiyor; Aksine Hristiyanlığın oluşum aşamasında geçirdiği evreleri, dogmaları ve bunlarıun kaynaklarını araştırmaya yöneliyoruyz. En azından bunu yapmaya çalışıyoruz diyeyim. Yukarıda yazılanlar , Hristiyanlığa özgü sanılan bazı dogma / öğretiş / geleneklerin aslında Hristıyanlaştırılmış pagan yada putperest öğeler olduğunu gösteriyor. Ancak bir ateist kafalardaki "tanrı" sorununu çözdüğü için araştırmasını bırakacak, sorgulamaktan vazgececek değildir. Hepimiz araştırmaya ,sorgulamaya sormaya değer veriyoruz. Dolayısıyla bizim için bir son durak yoktur. Fakat Hristıyanlık olsun , islamiyet olsun..benzeri din ve inanışların batıni yorumlarına girmemeye özen gesterenlerdenim.Bu dinleri ve kaynaklarını biliyorum burdan çıkarabileceğim ulvi bir mesaj yada yorum yoktur. Kendi kişisel fantezilerime göre bir felsefi düşünce sistemi geliştiremem. Bu benim algısal/fikirsel/deolojik yapıma uymaz. Ancak bu benim felsefeleri yada tasavvufi yorumlara tümüyle ilgisiz olduğum anlamına da gelmez.Aksine neredeyse hergun felsefi kitap/yazı/makale de okuyorum. Dediğim gibi hristiyanlıktan "gizemli yorumlar" çıkarmak mecburiyetinde değiliz. Böyle bir zorlamaya da gidilmez zaten. saygılarımla |
Evet haklısınız, ben de çeşitli metinlerden "zorlama" gizemli yorumlar çıkaranlardan değilim, bunu yapmak gerektiğini de söylemiyorum, örneğin Kur'an'ı Kerim'i istediğiniz kadar okuyun ondan gizemli anlamlar çıkarmak aşırı zorlama, gereksiz ve samimiyetsiz bir boşuna uğraş olur Sufizmin felsefi/mistik kökeninin de Kur'an olmadığını zaten çoğu islam alimi bizzat dile getiriyor.
Halbuki hristiyanlığın durumu farklıdır, hristiyanlığı yani bu dev miti oluşturan kişilerin İsa'nın yaşadığına bile inanmama ihtimali yüksektir ki zaten kendileri oluşturmuşlardır isa’yı. Nasıl ki zamanında Yunan’da Dionysos, Mısır’da Osiris bazı derin gerçekleri halka anlatabilmek için oluşturulan kahramanlarsa ama zaman içinde yozlaşıp felsefi değerini kaybetmiş gibi gözükmüşse, İsa miti gibi bu dev miti oluşturanlar da bilinçlice bazı mistik gerçekleri anlatabilmek için bu miti oluşturmuşlardır ve bunun birkaç sayfaya sığmayacak sayısız kanıtı vardır ama aynı Dionysos, Osiris mitleri gibi hristiyanlık da hemen yozlaşmış günümüz literalist kilisesi oluşmuştur. Örneğin Gnostik metinlerin birçoğunda, Genesis mitiyle İsa miti, öyle bir bağlanır ki gerçekten de "bunlar bilinçlice oluşturulmuş, halka çeşitli gerçekleri anlatabilmek için oluşturulmış mitlerdir" dersiniz, Kanonik İncillerden bile daha eskiye tarihlenen (seküler bilim adamlarınca tabi) gnostik metinlerde de, bildiğimiz İncil'deki "çarmıh, günah kefaret, cennet cehennem" gibi konulardan değil, saf mistisizmden ve felsefeden, sembolizmden söz edilmektedir. Üstelik ilk yüzyıllarda sistemli bir şekilde yok edilen gnostik metinlerin birçoğuna sahip de değiliz bu yok edilen metinlerin en eski hristiyan metinleri olmadığını kim iddia edebilir? Bütün bunlar ve elimizdekiler dahi gerçek hristiyanlığın kökeninin günümüz literalist hristiyanlığı olmadığını kanıtlamaya yeter niteliktedir. Yani hristiyanlık konusunda ortada “normal olan bir dinden gizemli manalar çıkarmak” değil de, “baştan beri pagan bir gizem dini olan hristiyanlıktan yobazlık ve basitlik, günümüz hristiyanlığını çıkarmak” meydana gelmiştir malesef. Biraz daha incelediğinizde, Alevliliğin ve Sufizmin "hakikat kapısı" dediği, Hallacı Mansur'un da ima ettiği, Hinduizm'de zaten baştan sona anlatılan, Yunan ve Mısır pagan dinlerinin metinlerinde ima edilen çeşitli "sır"ları, yaşam ve ilüzyon olgusunu, özde ikilik ötesilik, her şeyin Tanrı adı verilen bilincin ya da bilinçsizliğin zihninde oluşan bir rüya gibi olması ve daha pek çok konunun bu dinlerde ve mistik/gnostik hristiyanlıkta da bulunduğunu görmekteyiz. Gnostik metinlerle Hindu metinleri ya da Sufizm görüşü, Hallacı Mansur görüşü çok benzerdir, hem doğuda hem batıda her yerde çeşitli zamanlarda, aynı sırların dile getirilmesi gerçekten ilginç ve araştırmaya değerdir. Üstelik bunu yaparken ateist olmanın da sakıncası yoktur çünkü bu öyle bir felsefedir ki ateizmi bile içine almıştır, bazı antik mistik metinlerde “Tanrı her şeydir” demekle “Tanrı hiçbir şeydir” demenin özde farkı olmadığı ve bunun zaten önemi de olmadığı dile getirilmektedir. Yani “sır”larda daha derine gittikçe Tanrı kelimesi ve zihnimizde uyandırdığı her şeyden bile arınmamız g erektiği söylenir, dikkat algıya veya sezgiye dayalı hissedebilmeye dayalı daha derin şeylere çekilir, işte derler ki yaşamın asıl manası bunun peşinde koşmak, araştırmayı bırakmamaktır. Her neyse fazla uzatmak istemiyorum, yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum Saygılarımla, |
Açıklamanız için teşekkür ederim . Konudan uzaklaşmamak için alevilik ,sufizm yada gnostik görüşlere girmeyeceğim.Ancak görüşlerinize de bir ölçüde katılmaktayım.
Katkılarınız için tekrar teşekkür ederim. |
Papa ve Firavun Benzerliği
Fivarunlar eski Mısırda hükümdarlık süren kişilere verilen addır. Eski Mısırlılar Firavuna özel bağlılık gösterip kendisini Tanrı Horus'un vekili/ temsilcisi olarak görmekteydiler. Firavunların toplum tarafından büyük saygı görmesi de buna bağlıdır sanırım. Ayrıca Firavunların ülkeyi yönetme yetkisine sahip olduğunu gösteren iki adet anahtarı da vardır ; Ankh anahtarı olarak da biliniyor. Bu anahtar Nil'in anahtarı olarak da algılanmaktaydı ve Nil'in anahtarına sadece Firavunlar sahip olurdu. http://www.tempusmori.dk/images/ankh7.jpg Hristiyanlıkta Papa karakteri Tanrı İsa'nın vekili olması yönüyle çok önemlidir. İsa gökyüzüne yükselmeden önce Havarisi Petrusu ,öğrencilerini gözetmesi için görevlendirir. Ona "göklerin anahtarını" emanet edip Petrus'u kutsar. Petrus artık sıradan bir öğrenci statüsünden çıkmış ,İsa vekili yada temsilcisi oluvermiştir. Dolayısıyla tüm öğrenciler tarafından özel bağlılık talep edilir. http://www.jesusneverexisted.com/IMAGES/popeschair.gif (Papa taht üzerinde gezdirilirken) http://www.jesusneverexisted.com/IMAGES/pharoh.gif (Firavun taht üzerinde taşınıyor) http://www.jesusneverexisted.com/IMAGES/crosr-pope.gif (Papa ve elindeki asası ) http://www.jesusneverexisted.com/IMAGES/amen.gif (Bura da firavunu görüyoruz) Bu gün Katolik Hristiyanların ruhani önderi sayılan papalar bu geleneği devam ettirdiğini idda etrmektedirler. Tüm hristiyanlar ,Mısırlıların Firavuna gösterdiği bağlılığa benzerini Papa'ya göstermektedirler. Nasıl ki Firavun Tanrı Horus'un vekilidir ; Papa da İsa'nın vekili. Firavuna gösterilen saygı ve hürmete benzer durum , geçmişte ve bugun Papaya gösterilmektedir. Firavun Nil'in anahtarına sahipken , Papa da Göklerin anahtarına sahiptir. Firavun genelde elinde bir asa'yla resmedilmiştir. Papa da elinde özel bir asasıyla boy gösterir. Sizce de dikkate değer bir nokta değil mi ? saygılarımla |
sevgili natan paylaşımın için teşekkürler.Bende papa konusunda bir ekleme yapmak istiyorum izninle
Papa ve anne tanrıça ''ıchthys'' hristiyanlar için isa'yı temsil eden bir balık sembolüdür. Birçok işaretin pagan kökenli olması gibi bu işarette pagan kökenlidir. http://www.albatrus.org/english/reli...mages/fish.gif bu işaret paganların ''üçlü tanrıça'' işareti olan ''triquetra'' işaretinden esinlenmiştir.Bu işaret paganların tanrıça üçlemesini anlatır(Tıpkı hristiyanların üçleme inancı gibi) http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._triquetra.gif ''Dagon, the Fish God of the Philistines'' olarak bilinen balık tanrı da bu balık sembolünün esinlenmesinde bir derece etkilidir.Tanrı'nın giyim kuşamı zamanla papalığa kadar uzanmıştır. http://biblelight.net/dagon1.jpg http://biblelight.net/dagon2.jpg http://biblelight.net/dagon3.jpg http://biblelight.net/dagon5.jpg http://biblelight.net/dagon4.jpg Saygılarımla |
Papa Şapkası ve Pagan Rahipleri
Papa Şapkası Balık Tapınmasından mı çalıntı ?
Papa'yı yada ona bağlı kardinalleri televizyon yada gazetelerde sık sık görürüz. papa'nın özel bir şapkası vardır. İki yana açılmış balık ağzını andıran bir yapıya sahip. Hiç düşündünüz mü Papa'nın giysisi yada şapkası neden böyledir diye ? Yada hangi geleneklere dayanmaktadır ? Sanırım Türkçe olarak ilk defa Turan Dursun sitesinde bu konuyu konuşacağız. Benim ilgimi çekti ve sizlerle paylaşmaktan mutluluk duydum . Papa iki boynuzlu gönye giyer. Bu özel bir başlıktır. Yetkisini ve otoritesini simgelemektedir. papa bilindiği üzere Roma'da oturmaktadır. Bunları biliyoruz fakat bilmediğimiz şey bu giysinin eski sami tapınmalarında kullanılan bir giysi olduğudur. Daha doğrusu balık tanrısı Dagon'un temsilidir. http://xa9.xanga.com/0bbc2a673123118...z142075025.jpg Giysisi dagon (balık tapınması) inanışına ait olmakla birlikte Papa resmen Dagon'un başlığını giyer.Dagon'un yarı balık yarı insan şeklinde olduğundan bahsedilir. İşin ilginç yanı Tevratta da bu balık tanrısına da değinilmektedir. Bu bölüm I.Samuel 5. bölümdür. Orada ayrıca Dagon rahiplerinden de bahsedilmekte. Alıntı:
Bu sadece bir örnektir. Kutsal kitapta en az sekiz yerde Tanrı Dagon ve rahiplerine değinmektedir. Dagon rahiplerinin giysisi şu anda Papalık giysisiyle benzerdir. Hatta başlığı aynıdır. http://xd0.xanga.com/062c746238d3218...z142091056.jpg Görüldüğü gibi bir dagon Rahibiyle papa başlığı arasında bir fark yoktur. Ayrıca dagon rahipleri halktan üstün görülmekte olup ruhban sınıfını da oluşturuyordu. Tıpkı Katolik kilisesinde bugun var olan hiyerarşi gibi. http://xf3.xanga.com/849c45fb0163318...z142075353.jpg Çoğunlukla elinde asasıyla yarı balık suretinde Tanrı Dagon'u görmek mümkündür. Burada da görülen başlığın şekli. Balığın ağzı açıktır .Giysisi ise pullu olduğundan parlaklığı,şıklığı ve gösterişi dikkat çekmektedir. Tıpkı bugun ruhbanların yada papaların giysisinin şatafatlı olması gibi. http://x87.xanga.com/6aca4615d173267.../z45596613.jpg Sol tarafta Dagon rahibinin başlığı ve sağ tarafta Papa başpiskopos şapkası http://x08.xanga.com/a1ba5212d743067.../z45596711.jpg Papalığa bağlı kardinaller...Onlar da tıpkı Dagon rahipleri gibi ibadet sırasında bu özel başlığı kullanıyorlar . http://xb7.xanga.com/d6be7a374633267905296/z4417710.jpg Ayrıca balık simgesi Hristiyanlık açısından da önemlidir. Posta kutularına yada araba tamponlarında sıkça görülmektedir balık sembolü. İçinde de "Jesus" yani "İsa" yazmaktadır. İsa tıpkı bir balık gibi...Ayrıca aİsa'nın da balıkla ilgili pek çok mucizesi vardır. Dahası İncil balık hikayeleriyle doludur. http://www.evolvefish.com/fish/media...alkingFeet.gif Eskiden Filistin topraklarında balık tapınması yaygındı . Baş tanrısı Dagondan bahsettik. Peki bugun kilise neden bu tapınmanın sembollerini taşımaktadır. Bu semboller Hristiyanlığa özgü müdür ki Ppalık bu gelenneği devam ettiriyor ? Bunları sorgulamaktan kaçınanlar için söyleyelim ; Antik pagan ve modern hristiyan sembolizminin buluştuğu nokta balık tapınmasıdır. Gözümüzün önünde duran bu neo-pagan geleneklerini daha ne vakte kadar Hrıstıyanlığa özgü sanacağız ? saygılarımla |
Peki Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz ?
saygılarımla Not: Ben bu başlığı hazırlarken sayın İnsan olmak konuyla benzer bir noktayı /şurada /dile getirmiş.Bu arada bu mesajım da 1.000'inci yazıymış :) |
hepte böyle oluyor :) evet ben kısaca değinmiştim sen daha ayrıntılı bir şekilde teşekkürler.
bu arada 1.000 mesajın hayırlı uğurlu olsun =) saygılarımla insan_olmak |
sevgili natan teşekkürler. bu iş ,bildiğin gibi merak ettiğim bir konuydu
|
aynı şeyleri düşünüyoruz sevgili natan, kilisedeyken bir konuda ödüllendirilmiştim ozaman banada bu jesus olan balık rozetinden takılmıştı yahu dedim kendime neden balık şeklinde ki bu meret :)
|
çok ilginç bir benzerlik gerçekten... ben de dagon'un wikide şöyle bir resmini buldum; haç benzeri bir işaret var şapkasında:
http://upload.wikimedia.org/wikipedi.../c3/Dagon1.jpg |
Öncelikle aşağıdaki yazı alıntıdır.
Kaynak: http://define.canpare.com/tag/define-sembol Balık ile ifade edilen hazinenin yerini bulmak hem kolay hem de çok zordur. Balığın büyüklüğü-küçüklüğü, eğimi, yönü, pozisyonu, tek-çift olup olmadığı, yanında başka sembollerin olup olmadığı gibi konular da önemlidir. Başka Bir Yorum : Balık bolluğu, vaftizi, yenilenme gücünü ve kurbanı betimler. Hz. İsanın 5000 insanı mucizevi şekilde balık ve ekmek ile doyurması Hristiyanlar için balığı anlamlı hale getirmektedir. İlk Hristiyanlar balık işaretini bir tanışma – dayanışma işareti olarak görmüşlerdir. Pisagor’a göre balık 153 rakamına tekabül ediyordu. Hz.İsa balık tutmayı öğretirken 153 balık tutmuştu. 153 rakamı 153 cm veya 153 mt. yi anlatıyor olabilir. Başka Bir Yorum : Balık işareti için 7 ve 50 rakamlarının önemli olduğu yönünde bir inanış da mevcuttur. Başka Bir Yorum : Genellikle düz kayada bulunur. Tüm hatları ile balığa benzediğinde önemlli hale gelir. Sudan çıkan balığın kuyruk tarafına doğru 90 cm. geri zıplayacağı varsayımı ile geriye doğru 90 cm. ilerisinin kırılması önerilir. Genel Ortak Kanı : Su ve suyla ilgili bir mekan kurgulanmıştır. Balık işaretinin olduğu bölgenin bir mezar olma ihtimali güçlüdür. Hristiyanlıktan önce de balık bereketi simgelemekteydi. ----------------------------------------------------------- Benim aktaracaklarım ise şöyle; Hristiyanlar baskı ve zulüm dönemlerinde bu işareti bir tür şüfre gibi bir birlerini tanımak için kullanırlardı. İsa'nın üç beş balık ile binlerce kişiyi doyurması ile ilgili benzetme en akla yakını olabilir. Papanın şapkasının şekli ile Dagon ve rahipleri arasında ne gibi bir ilişki var bilemem. (Papa bu her şeyi yapabilir) Dagon Eski Ahitte adı geçen deniz kıyısındaki halklar tarafından iyi bilinen bir tanrıdır. Bir başka ilginç olay şudur, Yunus peygamber kişiliği iyi bilinir (merak eden Yunus kitabını okuyabilir Eski Ahitte) Bu paygamber Kuzey İsraile sürgün döneminde gönderilen bir peygamber. Yunus Fenikelileri tövbeye çağırır. Fenikeliler Dagon tanrısını iyi bilirlerdi, denizci putperst bir toplumdu. Bilindiği gibi Yunus görevden kaçmak ister denize atlar ve büyük bir balık onu yutar. Yunus üç gün balık karnında kalır ve sonunda sağ sağlim karaya balık onu kusar vs. Yunus Fenike sokaklarında dolaşır ve çağrıya devam eder. Onu bir balığın yuttuğunu ve sonrada sağ olarak gören Fenikelilerde mucizeye inanırlar. Tabi Yunus'a da. Bu arada belirti olarak Yunus'un cildindeki lekeleri görürler. Aslında buradaki mesaj Yunus'un tanrısının Dagon'dan daha yetkin ve güçlü olmasıda olabilir. İsa'da Yeni Ahitte Ferisilere Yunus mucizesini hatırlatıp kendisininde toprağın bağrında üç gün kalıp sonra dirileceğini ifade etmişti. Sonuçta balık.... yunus, kurtuluş, mucizeler, bereket, su yada deniz gibi bir çok şeyi çağrıştırır. Ben yinede Papa'nın şapkası ile pagan bağlantısı olacağını sanmıyorum. Gerçi Hristiyanlığın neresi doğruki oda ayrı konuya. |
Ben yinede Papa'nın şapkası ile pagan bağlantısı olacağını sanmıyorum - Fevzi Bey
Acaba bu cümlenizi açmanızı rica edebilir miyim Fevzi Bey :) Bu arada paylaşımları için arkadaşlarıma teşekkür ederim. Ben özellikle katolik kilisesinde daha pek çok güneş tapınmasından alıntı görüyorum. |
Alıntı:
Acaba forumda katolik üye varmı ? |
Açıklamanız için teşekkür ederim . Sanırım bu konuda ilerleyen zamanda yine paylaşıma devam edeceğiz. Bakalı neler çıkacak ortaya,
Bu arada katolik arkadaşımız var, buralarda bir yerlerdedir :) İşleri biraz yoğun bu aralar.. saygılarımla |
Bazen, hangi komikliğinize cevap yazacağımı şaşırıyorum doğrusu. Zira kendini maymundan türemiş olduğunu iddia edenler, kendilerini ne kadar komik duruma düşürdüklerinin farkında değiller. Natan gibileri kuyuya bir taş atıyor, sonra o taşı çıkartmakta benim gibilere kalıyor. İşin enteresan yanı, olayı katolikleştirip çarpıtması. Romalılar'a çarmıh'ın nereden nasıl geldiğini hiç araştırmadan, sadece tuhaf bir sitede bulduğu yazıları kopyalıyor. O balığın da tabi neden kulanıldığını da ve ne manaya geldiğini hiç araştırdın mı Natan efendi?
|
Bazen, hangi komikliğinize cevap yazacağımı şaşırıyorum doğrusu - Çarmıh Yolcusu
Buyrun efendim sadece bu alıntıma cevap verin. Diğerleri için uğraşmasanız da olur .Yüce bilginizden yararlanalım. Kendinize protestan diyorsunuz. Eğer bu doğruysa Protestanlığın temel ilkelerinden Sola Scriptura'yı da kabul ediyor olmalısınız. Bilmiyorsanız yazayım .Sola Scriptura ; 'sadece ve yalnızca Kutsal Kitap' demektir. Buyrun bu temel ilkeye inanıyorsanız AÇIKLAYIN Paskalya Bayramı İncil'e mi dayanıyor ? Açıklıyamıyorsanız , burada verilen bilginin doğruluğunu araştırıp, sorgulayınız. Araştırmadığınız için bu durumdasınız. Forumda artık daha az yazacağımdan siz daha kolay atıp tutarsınız üstelik. Kolay gelsin. saygılarımla Alıntı:
|
sevgili natan çoğunu bilmediğim şeyler yazmışsın. iyi bir hrıstiyan olamadın ama iyi bir ateist olacaksın:faint:
|
Saygideger Natan;
Forumda artık daha az yazacağımdan -Natan- Nideng? Saygilarimla; evrensel-insan |
- Ufak bir Hatırlatma -
Bu başlıkta Hristiyanlık adında bir dinin evrimini inceliyoruz. Yeni Ahitte resmedilen dinin Mısır kökeninine ilişkin bakmaya devam edelim.
İsa ,eski Mısır gök tanrısı Horus'un bir kopyası olarak karşımıza çıkmaktadır. Horus ve İsa arasındaki benzerliklerin en sağlıklı açıklaması ,İsa karakterinin daha eski olan Horustan (ç)alıntı olmasıdır. Mısır tanrısı Horus ,İsis ile Osiris'in oğludur. Sık sık İsis'in kucağında olarak betimlenmiştir. Aynı şekilde İsa da Tanrı annesi sayılan Meryem'in oğludur. Horus İsis'in kucağında görüldüğü gibi bugün kiliselerde yer alan ikonalarda da İsa'nın Meryem'in kucağında resmedildiğini görmekteyiz. Mısır Tanrısı Horus'un 25 Aralıkta bakire bir tanrıdan doğduğu söylenir. Aynı şekilde kilise takvimlerinde İsa'nın doğum tarihi olarak belirlenen 25 Aralık Noel bayramı tüm hristiyan alemince kutlanmaktadır. Horus ve İsa'nın doğum tarihleri ve bir bakireden dünyaya geliş biçimleri aynıdır. Doğan kişinin saflığını ve günahsızlığını vurgulamak amacıyla bakire doğumların sıkca dile getirildiğine hepimiz şahidiz. Bunun bir örneğini Artemis tapınağında görebiliriz. Antik Yunanda Tanrıça Artemisin güzelliği dillere destandı. Bekaretin ve saflığın simgesi olarak ün yaptı. Aynı zamanda şehrin koruyucusu ünvanına sahipti. Bu ünlü bakirenin tanrısal gücünü kullanarak halkının giriştiği savaşlarda yardımcı güç olarak kendini göstermiş olduğuna inanılırdı. Adına pek çok tapınak yapılmıştır. Bugün Efes civarında ünlü Artemis Tapınağını arkeoloji ve mitoloji meraklıları tarafından gezilip görülmektedir. Hristiyanlıkta İlahileştirilen saf,güzel ,bakire bir kadından bahsedilmektedir. Adı Meryem'dir. Meryem o kadar güzeldir ki tanrının dahi dikkatini çekmiş ve tanrısal bir işte aracılık etmiştir. Kendisinin ilahi yönü Apostolik Hristiyanlarca tartışılmaz bir gercek olarak kabul görmektedir. Yine Artemis gibi insanlığın koruyuculuğunu yapmaktadır. Onun adına pek çok Kilise / tapınak inşa edildiği de hatırlanmalıdır. Fakat erken İsis döneminde ,bakirelik konusu biraz farklıydı ; İsis , canlılığın yaratıcısı ve hayatın kaynağı olarak evrene hayat veren bakire bir karakteri temsil etmekteydi. Toprağı besleyen de tanrıçalardı. İsis ,Sonsuz bakire Artemis'ten farklı olarak , İsa'yı dünyaya getirecekti .Bu 25 Aralıkta Horus'un doğumuyla gercekleşti. İncil'e daha doğrusu Meryem'in hikayesine dönecek olursak , bu bakirenin tanrısal bir yönünü görememekteyiz. İncil, Meryemi bir tanrıca olarak tanıtmıyor. Peki bugün Meryem Kültü nereye dayanıyor ? Hristiyanlığın bu öğretişinin ,Paganlarda sürekli var olan bir bakire tanrıça modeline dayandığının kanıtıdır. Saygılarımla Not: Hatırlatmayla birlikte başlığı güncellemek istedim Natan |
Sayin natan;
Misirdan cikista halkin kurtulusuna yardimci olan fahise Rahav ile ayni tiplemedir bence Meryem kultu.. Sadece daha gelistirilmis ve tanrisallik yuklenmistir. Esinlenmis olabilir. |
Hımmm, bu konudaki görüşlerini biraz daha açar mısın ? Daha net anlayabilirim bu şekilde.
saygılarımla |
Sayin natan;
Benim kitap seninkini dover kavgasi, mesih kavgasi bitmediginden, benim aklima bu geliyor. Bircok koyu hristiyan, Rahav'in pencereye kirmizi ip baglamasini bile, Isa'nin kanina isaret edip, ta o zamandan gelecegi belliydi, bu bir isaretti derler. |
Alıntı:
saygılar sevgiler |
Konu Mesih ise, akan sular durur ne diyorsunuz sayin natan :pop2:
|
Haklısınız , "Sevgi" , "kurtuluş" gibi boş laflarla insan beyni daha ne kadar aşağılanacak bilmiyorum.
Zaten hristiyan olan yada Hristiyanlığa ilgi duyan insanların çaresizce arayış içerisinde kalması, bu sebeple bu anlamsız vaatlere inanması normal.:ballchain: saygılarımla |
bir ekleme daha yapayım ben izninle :)
Vatikan'ın meşhur st.pietro meydanın aslında pagan takviminden esinlenildiğini söylemek istiyorum st.pietro meydanı http://www.vaticanbank.com/wp-conten...tican-bank.jpg http://images.gittigidiyor.com/2162/...21627077_0.jpg paganların bayram takvimi http://images.tribe.net/tribe/upload...0-11484ab0926a http://img217.imageshack.us/img217/8...eelyearwb3.gif saygılarımla |
Vatikanın şahane yapısı karşısında büyülenmemek elde değil.
Fakat bu yapının Pagan takvimlerine göre düzenlendiğini hiç düşünmemiştim. Kilise binalarının pagan tapınaklarıyla nasıl bir ilişkisi olduğunu dün araştırmaya başladım fakat verdiğin bu bilgiye ulaşamamıştım. İnsan olmak, Değerli dostum, paylaştığın için teşekkür ederim. Başlık sahibinin dışında diğer arkadaşların da katılımı başlığın gelişmesine,zenginleşmesine yardımcı oluyor. saygılarımla |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:45 . |