![]() |
Tanrı'nın Varlığını İspatlayabilir misiniz?
Filozoflar ve ateistler bu soruyu niçin çok severler?
Immanuel Kant, Critique of Pure Reason (Salt Aklın Tenkiti) isimli eserini yazdığından bugüne dek, düşünürler arasında Tanrı'nın varlığını kanıtlamanın imkansız olduğu ısrarlı bir şekilde dile getirilir. Açıkçası bu iddia, tüm dünyadaki aydın ya da entelektüel çevreler tarafından bir tür dogmaya yükseltildi ve kabul edildi. Benim bunu dogma olarak nitelendirme sebebim ise, bu kişilere her ne zaman bu konuyu açsam aldığım şiddetli tepki, küçümseyici bakışlar ve alaycı ifadeler olmuştur. Birisi "Tanrı'nın varlığını kanıtlayamazsın" dese içimden şunu sormak geçer: "Nerden biliyorsun ki? Benimle daha yeni tanıştın! Sen benim neyi yapabileceğimi ya da yapamayacağımı nasıl bilebilirsin?" İnsanlar "Tanrı'nın varlığını kanıtlayamazsın" derken ne kast ederler? Çoğu insanlar, benim insanları Tanrı'nın olduğuna, varlığına ikna edici bir felsefi tartışmaya giremeyeceğimi kast ederler. Ancak gözden kaçan bir unsur vardır: eğer ben en katı ve en ateşli ateisti ikna etmeyecek olursam, gerçekten de Tanrı yok mu demektir? Eğer bu kadar katı bir ateisti ikna edemezsem, onların iddiası geçerli ancak benimki geçersiz mi olur? Bir kere tüm dünyadaki düşünürleri ikna edecek bir iddiaya sahip olamayacağımı biliyorum. Ancak bu durum bana Tanrı hakkında ne anlatır? Hiçbir şey. Bu durum bana Tanrı hakkında değil, ispatın doğası hakkında bir bilgi verir. Ben herkesi ikna edecek bir argüman ortaya atamasam da Tanrı, şüphesiz bir şekilde vardır. Argümanlar veya iddialar, gerçekleri değiştirmez. Herkesi, her konuda ikna edemeyiz. Tüm insanları, aslında dünyanın 5 dakika önce oluşmadığına ve tüm anılarımızın bir illüzyon olmadığına, etrafımızdaki herkesin akıllı robotlar olmadığına ve çok azımızın gerçek insanlar olduğuna, şu anda uzaylı bilim adamları tarafından incelenen bir labarotuarda olmadığımıza ikna edemezsiniz. Şüphe içermeyen bir tane bile felsefi iddia yoktur. Tanrı'nın varlığına dair felsefi argümanlar, matematiksel kesinlik içeremez, ancak argümanların bu doğası Tanrı'nın varlığını zayıflatmaz. Argümanların doğası, Tanrı'nın varlığı sorusunu, sonsuzluk var mıdır sorusu ile aynı kategoriye koyar. Bu durum, Tanrı'nın varlığı için ortaya atılan argümanları faydasız yapar mı? Kesinlikle hayır. Tüm insanları Tanrı'nın varlığına ikna edememem demek Tanrı'ya inanmak için sebeplerim olamayacağı anlamına gelmez. Belki de benim inanç sebeplerimin bazıları senin için ikna edici olabilir. Eğer Tanrı'nın var olduğuna inanmak için ikna edilemezsen bile, benim düşüncelerim faydasız olmayabilir. Dünyanın beş dakika önce oluşmadığına, diğer insanların robot olmadığına inanmak sağduyumuzun bir eylemidir. Bazı şeylere, kanıtlanmadan da inanmak doğaldır ve mümkündür. Belki de Tanrı'nın varlığına dair bazı argümanlar, sizin için Tanrı'ya duyulan inancı mantıklı kılacaktır. Peki biz Tanrı'nın var olduğunu nasıl bilebiliriz? Şüphe edilemez kanıtları aramak yerine alternatif düşünceleri ve delilleri tartarız. Hangi alternatifin, kanıtlara en çok uyum sağladığına bakarız. Yazan: Gregory E. Ganssle, Ph.D. |
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;
Tanrinin varligi/yoklugundan once, "nasil oznel bir icerikle bezenmis bir tanri" dan bahsediyoruz, once onun ortaya konmasi gerekir. Her dinli (tek tanrili, puta tapan, pagan, cok tanrili), ya da dinsiz (deist, panteist, panenteist)in tanri algilari farklidir. Hatta, her bir kisinin bile tanri algisi farklidir. Dolayisiyle, varlik ve yokluktan once, nasil bir tanri icerigi oldugu ortaya konmalidir. Bu tanri icerigi, ne olarak ve nasil olarak ortaya konursa konsun, uzerinde deney, gozlem, bulus, inceleme, arastirma v.s. yapilamayacagi icin, evrenselonayi olamaz, sadece kendine gore tanrisini ortaya koyanin ideolojik inancsal dogrularla iceriklendirdigi tanrisidir, o yuzden de yanlislanamaz. Dolayisiyle, ne bilimin her hangibir dalinin bir konusudur, ne de bilimseldir. Her turlu (soyut/somut, oznel/nesnel) icerikteki, tanri; tamamen, felsefenin, metafizik ve etik dallarinin bir inancsal, ideolojik zihniyetinin bir urunudur. Oyuzden, bilimsel olmayan ve tamamen inancsal ve ideolojik olan, tanri kavraminin ne ne oldugu ortaya konabilir, ne dogrulanabilir, ne de yanlislanabilir. Dogrulanamayan, ortaya konamayan, yanlislanamayan, bilimsel olmayan, evrensel onay icermeyen bir tanri kavraminin da, ne varlik ispati olur, ne de yokluk. Ateizm, sadece ortaya cikmis, belirli bir oznel icerik ile iceriklenmis, ideolojik inancsal tanriyi, "boyle bir icerikte/ozellikte bir tanri olamaz ve yoktur" diyerek, yoklayabilir. Cunku, sonucta ancak bir inanir, kendi algisinda var kildigi tanrisini ve onun ozelliklerini, icerigini ortaya koymak durumundadir. Yoksa, ne oldugu belirsiz bir tanri kavraminin varlik/yokluk tartismasi, beyhude ve mantiksal degildir. O yuzden "hangi, ve nasil ir tanrinin varligi, nedir butanrinin ozellikleri, icerigi?" senin once bu soruyu yanitlaman gerekir. Sonrada, senin verdigin icerikteki bir tanrinin, varlik ve yokluk ispati/reddi, tamamen ideolojik inancsal bir ikna olma, kabullenme, teslim olma yada, ikna olmama, red etme ve teslim olmama mantigidir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Senin bu sorularının cevabı aslında yazının içinde var. Ama senin bu sorguların da "Tanrı Gerçeği"ni yok etmez.Sanırım yazıyı dikkatli bir şekilde okumadınız ve bu nedenle, hali hazırda içinde cevap da olan soruları yinelemekten öteye gidememişsiniz. Kısacası bir kısır-döngü içerisinde deviniminizi sürdürmektesiniz. Aslında tüm ateistlerinde yaptığı bu. Belli soruları ciklet gibi ciğnemekten öteye gidemiyorlar. Alternatiflerin neler olduğuna bakmak yerine sadece kafalarındaki varolan kalıplara oturtmaya çlışıyorlar Tanrı'yı. Tanrı her zaman dünya kurulalı beri zaten aynıdır. Tanrı değişmez. Değişen insandır.
"Oyuzden, bilimsel olmayan ve tamamen inancsal ve ideolojik olan, tanri kavraminin ne ne oldugu ortaya konabilir, ne dogrulanabilir, ne de yanlislanabilir. Dogrulanamayan, ortaya konamayan, yanlislanamayan, bilimsel olmayan, evrensel onay icermeyen bir tanri kavraminin da, ne varlik ispati olur, ne de yokluk." Bu, sizin aklı da inkar etmeniz manasına geliyor kanımca. Zira aklın kullanımı ve bilincin oluşumu da soyutluluk mevcuttur. Aklı da göremeyiz ama bilebiliriz değil mi? Şöyle bir örnek vereyim. Bir insana "gerizekalı" deriz örneğin. Peki bu sözü neye istinaden o şahsa sarf ederiz? Sana davranış şeklinden ve/veya yapmış olduğu eylemler neticesinde o kişiyi, hiçbir deneysel teste tabi tutmadan bu şekilde yaftalarız. Peki bunu neden yaparız? Bilinç ve akıl da sorgulanamıyor lakin var olduğu biliniyorsa, Tanrı neden bilinmesin? |
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;
Bu, sizin aklı da inkar etmeniz manasına geliyor kanımca. Zira aklın kullanımı ve bilincin oluşumu da soyutluluk mevcuttur. Aklı da göremeyiz ama bilebiliriz değil mi? Şöyle bir örnek vereyim. Bir insana "gerizekalı" deriz örneğin. Peki bu sözü neye istinaden o şahsa sarf ederiz? Sana davranış şeklinden ve/veya yapmış olduğu eylemler neticesinde o kişiyi, hiçbir deneysel teste tabi tutmadan bu şekilde yaftalarız. Peki bunu neden yaparız? Bilinç ve akıl da sorgulanamıyor lakin var olduğu biliniyorsa, Tanrı neden bilinmesin?-G E- Burada bilinen bir durum yoktur, sadece bir kisinin, kendi duzeyi temelinde baska bir kisinin dusunce ve davrasnisini degerlendirmek vardir. Siz zannedersem, beni mesajimdan degerlendirmek yerine, kendi dusuncelerinizi ve de kendi degerlendirmenizi kendi adiniza dile getirmissiniz. Ben ise, sizi, kendi adima dile getirmedigim gibi, kendimi de dile getirmedim. Sadece konunun tum resmini, butun ayrintilari ve ciplakligi ile ortaya koydum. Eger bu ortaya konan resme karsi bir dusunceniz, gorusunuz v.s. varsa onu dile getirebilirsiniz, bir mesajdan benim hakkimda, yaptiginiz spekulatif inancinizi degil. Saygilarimla; evrensel-insan |
Zaten sizi mesajınıza göre değerlendirdim. Ama siz gönderdiğim yazıyı bile tam manası ile okumayı red etmişsiniz. Zira, sizin yukarıdaki yazımı okumuş olsaydınız tam manası ile böyle tuhaf soruları da sormazdınız. Ayrıca tabiki de kendi düşünce ve değerlendirmemi kendi adıma dile getireceğim. Kalkıp da başkasının adına değerlendir neden yapayım ki? İstediğim şekilde yorum yaparım. Sonuçta dialog içerisinde olduğum kişi sen isen tabiki de doğal olarak senin söylediklerin üzerine yorum yapacağım. Fakat siz ateist kesimi sadece eleştirme ve yargılama peşindesiniz. Ayrıca yorum yapma hakkım var ise istediğim gibi yaparım.
|
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;
Ama siz gönderdiğim yazıyı bile tam manası ile okumayı red etmişsiniz. Zira, sizin yukarıdaki yazımı okumuş olsaydınız tam manası ile böyle tuhaf soruları da sormazdınız.-GE- Onyargi nedir bilirmisiniz? Sizin yukaridaki, hakkimda kendinizce dile getirdiginiz, cumlelerinizdir. Sorularin "tuhafligi" kime/neye gore saptanir, nedir bunun evrensel onay kazanmis olcutu, var mi? Sizin yazinizi, hem de "tam manasiyla okumayi red ettigimi" neye dayanarak soyluyorsunuz?, siz benim yanimda misiniz?, buna sahit mi oldunuz? Goruldugu gibi, bu tip tamamen spekulasyon, onyargi ve tek bir pencereden bakmak, iste boyle mantiksal olmayan sonuclar dogurur. Mesela, bu tip bir yanasim gostereceginize, siz; benim dile getirdim dusunceleri, yine kendinizce, en azindan bir degerlendirmeye tabi tutabilirdiniz. Yalniz bunun icin, bilgi, birikim, gozlem ve bunlarin verdigi bir paylasim ufku gerekir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
"Onyargi nedir bilirmisiniz? Sizin yukaridaki, hakkimda kendinizce dile getirdiginiz, cumlelerinizdir." Yazınızdan ve yazıma verdiğiniz sonuçtan bu çıkıyor. Yanınızda olmama gerek yok. Zira kendi cevabı yazının içinde olduğu halde, hala cevabı belli olan soruları sormanızdan bu sonuç çıkıyor. Bak yine demogoji. Zaten siz ate'lerin bir nevi "imdat çekici" bu demogojidir. "Sorularin "tuhafligi" kime/neye gore saptanir, nedir bunun evrensel onay kazanmis olcutu, var mi?" Siz "ironi" denilen şeyin ne olduğunu bilir misiniz? Gözlerinizdeki at gözlüğünü çıkartın ve birazda etrafınıza bakın. Salt kendi doğrularınızı, kabul ediyor, aksi bir görüş sunulduğunda red ediyorsunuz. Bu sizin bir nevi körü körüne biadettiğiniz manasını taşır. Oradaki "tuhaf" kelimesitamamen ironi amaçlıdır ve bilinçli şekilde kullanılmıştır. Yani sizin yazılarımı ne açıdan ve nasıl okuduğunuzu saptamak için. Buradan da anlaşılıyor ki, salla-pati cevaplarla, açıklık getirmek yerine sözümona kendinizce cevap verdiğinizi sanarak tekrar soru sorma gafletine düşmeniz, aslında sizin konuyu çarpıtmaya yönlikeylemlerinizin göstergesidir. "Goruldugu gibi, bu tip tamamen spekulasyon, onyargi ve tek bir pencereden bakmak, iste boyle mantiksal olmayan sonuclar dogurur." Mantık nedir? Sana mantıklı gelen bir olay ve/veya olgu karşıdaki kişiye mantıklı gelmek zorunda mıdır? Hiç düşündün mü? Yazının sonundaki "kanıtlara uygun alternatifler nelerdir?" diye sordun mu kendine? "Bu alternatifler neler olabilir?" gibi soru öbekleri, zihnini kurcaladı mı? Sanmıyorum. Zira kurcalamış olsa, kendi mantık doğrularını karşı tarafa dayatmak gibi bir uğraş içerisine girmezdin. Cevap vermek yerine mantık dışlık ile itham etmeniz bu sizin ne kadar düşünmeye verdiğiniz önemi(!) göstermektedir. Cevap vermek yerine suçlama. "Mesela, bu tip bir yanasim gostereceginize, siz; benim dile getirdim dusunceleri, yine kendinizce, en azindan bir degerlendirmeye tabi tutabilirdiniz. Yalniz bunun icin, bilgi, birikim, gozlem ve bunlarin verdigi bir paylasim ufku gerekir." Bu son yazdığınız da beni haklı çıkartmaktan başka bir şey yapmıyor. Çünkü "siz benim" diyerek, benim sunmuş olduğum görüşü kabul etmediğiniz ve sadece "doğru olan benim düşüncem", "siz benim gibi düşünmezseniz yanlışsınız" diyerek dayatmacı bir üslup içerisinde, farklı olgu ya da alternatiflere kapalı olduğunuz sonucu baris ortaya çıkmaktadır. Zira baştan beri, açıklama getirmeyip, sadece ortalama bir zeka ile basit kaçamak sorular ile olayı ört-pas etme telaşında olduğunuz ve karşıt fikirlere kapalı olduğunuz sonucu ortaya çıkıyor. Siz benim bilgi, birikimi mi neye göre kıyaslıyorsunuz? Benim almış olduğum eğitimi nereden biliyorsunuz ki bu şekilde konuşuyorsunuz? Ate'lerin çoğunun yaptığı şeyi siz de yapmışsınız. İşinize gelmeyince, karşınızdakini suçlama ve hakaret boyutuna olayı vardırmışsınız. Aslında bu sizin ne denli "zavallı" olduğunuzun kanıtıdır. Siz ate'lerin öncelikle cevap vermesi gereken, belli başlı sorular vardır ama sizler hali hazırda bu sorulara yanıt veremiyor ve sürekli olayı başka noktalara çekerek, kendinizi haklıymış gibi gösteriyorsunuz. Tabiri caiz ise zeytin yağı misali, hep su üstüne çıkmaya çalışıyorsunuz. |
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;
Demogoji konusunda inanın size madalya verseler yeridir.-GE- Saygi sinirlarini asan bir dusunce ve dil uslup dile getirenle, benim bilgi, birikim alis verisim olamaz. Daha benim ateist olmadigimi bile algilayacak, okudugunu anlama bilincinizin olmadigi da, boylece aciga cikmis oldu. Bundan sonra, bana yonelik mesajlariniza cevap veremeyeceginizi bilmenizi isterim. Uzulerek belirtmeliyim ki, iki seneden fazladir, dusunce dile getirdigim bu sitede, boyle bir karari ilk kez, sizin dusunceniz uzerine aliyorum, sevinebilirsiniz. Bu arada, simdiye kadar belirttiginiz gorusleriniz icin de, tesekkurler. Saygilarimla; evrensel-insan |
"Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış" diye bir söz vardır. İslamcı ya da ateist. İki grubunda birbirinize benzer yanları oldukça fazla. İslamcılarda yüzyılllar boyunca, kendi doğrularını dayatma telaşında değiller mi? Siz istediğiniz gibi konuşun; "Yalniz bunun icin, bilgi, birikim, gozlem ve bunlarin verdigi bir paylasim ufku gerekir." gibi bir laf edin, ama karşınızdaki, bu sözünüze istinaden konuştuğunda alınganlık gösterin. Çok da umurumda idi. İlk önce siz ne ve kim olduğunuza karar verin.
|
Saygideger gundelik Ekmegimiz;
İslamcı ya da ateist-GE- Tutturana kadar atmaya devam. Sirada, hangi onyargi, tahmin spekulasyon var? Nasrettin Hoca'nin gole maya caldigi gibi "bakarsin, tutturabilirsin. NASIL OLSA, ONYARGI, BILINC ALTINA ISLEMIS. Saygilarimla; evrensel-insan |
Tanrı var ya da yok. Bu kişilerin inanç meselesidir. İnsanlık tarihi boyunca bakarsanız insanlar dogada görüp anlam veremedigi şeyleri... yagmur, kar, gökgürültüsü, fırtına gibi (bugün hepsinin bilimsel bir açıklaması var.) ve tabi bir de ölüm gibi kavramları hep birşeylerin yarattıgına inanmışlardır. Güneşe, puta, öküze tapma olayları çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerin çıkış noktası da budur.
Gelelim sizin söylediginiz konuya; Tanrının varlığını ya da yokluğunu ben tabiki ispatlayamam. Sadece mantıgıma göre hareket ederim. Benim mantıgım psikopat bir tanrı kavramını reddediyor. Eğer tanrı varsa bile bu insanların anlattıgı gibi birisi degildir. Kitapların anlattıgı gibi degildir... Sanıyorum anlatabilmişimdir. Şöyle çevrene bir bak dogaya bir bak. Dogadaki tüm canlıların ortak özellikleri vardır. Üreme, tuvalet, dinlenme(uyku), solunum vs... Ve tüm bu yaşam formları uzay gibi sonsuzlugun içinde dünya adını verdigimiz gezegeninde ortam bulmuştur. Şöyle bir bakarsan her canlının farklı farklı özellikleri gelişmiştir. Mesela bir maymun daldan dala hızlıca giderken, bir aslanın güçlü pençeleri vardır. Bir zürafa yüksek yerlere rahatlıkla erişebilirken bir kuş uçmaktadır. İnsanda tüm bu ortak özelliklerinden dolayı bir canlı olarak nitelendirilir. İnsanın özelligi ise beynini kullanabilmesidir. Yani düşünebilmesidir. Dogada bir hayvan öldügü zaman diger hayvanların beyni evrimleşmedigi için kendinin de birgün ölecegini düşünmez. Fakat insan adını verdigimiz canlı düşünebildigi için, birgün kendisinin de ölecegini bilir. Ve bundan korkar... Çünkü beynini kullanabildigi için ölümsüz olmayı ister. İşte tanrı kavramının çıkışı da buna dayanmaktadır. Eger insan ölümsüz olsaydı ne tanrı ne cennet ne de cehennem kavramı olurdu... ispattan kastınız göstermekse bunu size kimse yapamaz. Zaten tanrı olsaydı şimdiye kadar kendini insanlardan neden saklasın ki ? |
Saygideger hackercesur;
Mustakil bir varlik olarak dogan, insanoglu birinin; ne dogum insiyatifi, ne de kendi olumunu, kendisinin yasayamayacagini ve elinde bir tek yasami oldugunu ve bunun her turlu insandisi ve insanlikdisi tabudan once geldigini, kendi birinin ve turunun varligini bilincine cikarana farkina varana ve algilayana kadar; kendi birini, kendince oznel icerik ile besledigi, soyut/somut degere teslim etmeye ve onun degerleri icin yasamaya ve yasamini feda etmeye devam edecek. Ne diyorlar, buna; alin yazisi, kader, kulluk v.s. Korkunun ecele faydasi yoktur. Kustan korkan dari ekmez. Burasi Mustur, Yolu Yokustur, Giden gelmiyor, Acep, ne istir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Evet haklısınız. İslam mantığına baktığımızda, "Tanrı" denilen olgunbun siizn bu söyledikleriniz ile örtüşüyor. Sadece bununla da kalmıyor. Kur'an'ın tasvir ettiği "yaratıcı", bencil, egoist bir varlık üstelik. Hal böyle olunca da, düşünen, 21. y.y. insanı bunu kabul etmek istemiyor. Zira ben bu nedenle İsa Mesih'e iman ettim. Çünkü İncil de bahsedilen Tanrı, Kur'an'ın bahsettiğinden çok farklı. İncilde bulunun "kGERÇEK SEVGİ" kavramı Kur'anda mevcut değildir. Üstelik çıkarcılıkla dolu. Bu nedenle İncil'i okumaya başladığımda, sevgi denen olgunun ne olduğunu, asıl sevginin ne manaya geşdiğini gördüm. Ben İsa Mesih'e inanmadan önce, ölümden korkardım. Hani bir söz vardır. Şöyle ki: "Herkes cennete gitmek ister, öyle ise neden hiç ölmek isteyen yok?" diye bir sor vardır. Bu soru benimde kafamı kurcalamıştır zamanında. Ama şimdi, Tanrı'nın belirlediği vakte kadar yaşayacağım ve öleceğim. Çünkü ölüm bizim için bir son değil, ASIL BAŞLANGIÇ noktası. Çünkü nereye gideceğimi biliyorum. Belirsizlik içerisinde değilim. Çünkü İsa "Ben, bana iman edenler, 'yaşama bol yaşama kavuşsunlar' diye geldim" demektedir. Ayrıca "Bana iman edenler ÖLSE DE YAŞAYACAKTIR" diyor. Bu nedenle insanlar, öldükten sonra nereye gideceğini, ne olacağınıbilmiyor. Bu yüzden, ölmekten korkuyorlar. |
Alıntı:
Bu arada şu ölümden sonra hayat teması İsa'dan en az 5 bin sene öncede ilkel inançlarda vardı. O çağda yaşasaydınız hangi tanrı yada tanrılara iman ederdiniz acaba. |
Bir çoğunuz İncili okuyup isevi olduğunuzu söylüyorsunuz. Bilinizki bir çok kişide sizin kutsal yazılarınızı okuyunca atezime dönüyor.
"Düzgün okunduğunda, İncil ateizm için en büyük güçtür." Isaac Asimov Çok doğru...İncil içinde yazanlar tanrı kanıtı değil bir tanrı olmadığının en güzel kanıtıdır. Erkeği topraktan kadınıda kemikten yarattığnı söyleyen bir tanrıya niçin inanayım. Fakat sizlerin entellektüel gururlarınız öyle kabarık ve kontrol dışıki...kitapta biz insanı peynir küfüden yarattık dese bile inanırsınız |
Alıntı:
Tanri'nin bilinemezligi (her dine dair), olumsuzlugune iliskindir. Hicbir din de tanri olmez, oldurulemez. Sonsuzdur varliksal olarak zira.. Baska bir deyisle genis zamandir. Bunun ne Kuran'la, ne Tevrat'la, ne de Incil'le ilgisi vardir. Kuran'in tanrisi ne kadar egoist ise, Tevrat'in tanrisi da o denli irkci, Incil'in tanrisi da bir o kadar acimasizdir. Isa'ya da yaziktir yani insanca bakmak gerekirse.. Sahsen ben okudukca icim parca parca olur. Ne gerek vardir ki oyle carmihlara filan? Ne diye tum insanlarin gunahini yuklenir? Bu nasil bir adaletsizliktir? Tanrinin varligini ispatlayamassiniz. Cunku tanri, inananlarin nazarinda kendi kendisini yok edecek guce sahip degildir. Yine inananlarin nazarinda, kendisini bizzat yaratmamistir. Inaniyor olusunuzun da en onemli ve degismez mihenk tasi budur. Bu cikmazi astiginizda, tanriyi ispat edebileceginizi one surebilirsiniz. |
Ateistler zaten konuya bütün olarak vakıf olamadıklarından, bir başından,bir ortasından birde sonundan okumaları onlar için konuya adapte olmaları için yetiyorda artıyor bile,nede olsa zeki insanlar:bounce:
|
Alıntı:
"İman etme sebebiniz ne kadarda ben merkezli. Ölüm korkusu insana neler yaptırıyor. Bu arada şu ölümden sonra hayat teması İsa'dan en az 5 bin sene öncede ilkel inançlarda vardı. O çağda yaşasaydınız hangi tanrı yada tanrılara iman ederdiniz acaba. " Herşeyi açıklıyor zannedersem. Ölümden kork, tekrar dirilmeyi um. Belki diriltir.:pop2: |
Alıntı:
"Her lafa verecek bir cevabımız vardır ancak bir lafa bakarım laf mı diye.. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.." siteye bakıyorum bütün mesajlarınızda din ile kimyayı birbirine karıştırıp ortaya nasıl bir gerçek koyduğunuzu kendinizin bile emin olmadığını görüyorum..:fish: |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bilecek Biliminiz yoksa, inanacak Dininiz vardır... Bilmek ile İnanmak arasındaki farkı, belki birgün idrak edersiniz Esen Kalınız. |
Tanrının var olduğu belli de evreni yaratan bilinçli bir varlık mevcut mu konusunda hala şüphelerim var. Bu konuda septik diye adlandırabilirim kendimi.
Tanrı var demem elbetteki ona bakış açımdan kaynaklanıyor. Bence tüm tanrılar bir zamanlar somuttular. Elle tutulur, gözle görülür daha neti, ispat edilebilirdiler. Tabi taa neolitik çağ ve evveline biraz da az berisine uzanıyor bu iddiam. Bazı kurallar oluşturdular, kabilelerle birlikte ayırd edici özelliklerini belirlediler. Totemlerini seçtiler derken yaşantılarını derinden etkileyen bazı olayları dilden dile naklettiler. Gün geldi onları kitaplaştırdılar e bize de böyle tasası kaldı işte... |
Merhaba,
Alıntı:
Alıntı:
Ne dersiniz devam edelim mi...Bu duruma girmeyi isteyeceğinizi hiç sanmıyorum...O yüzden kendi ekseninizden sapma yapmadan yolunuza devam ederseniz daha akıllıca olacaktır,oraya buraya yalpalayıp çarpmadan... Sağlıcakla kalınız... |
Alıntı:
Yazınıza baştan sona kadar katılıyorum. Lakin minik bir hususa parmak basmak isterim ; Genelde inanılan şekli ile Hristiyan Kutsal kitabı İncil(ler) değildir. Bilinenin aksine Hristiyan Kutsal yazıtları Eski Ahit ve Yeni Ahitin tamamıdır. Hal böyle olunca hiç bir Hristiyan tek başına İncili bağlayıcı görmez zaten. Eski Ahit ile beraber bunlara da inanır. "Yeni Ahit" "İncil" değildir.Yeni Ahitte İnciller ve beraberinde "Resullerin İşleri", Mektuplar ve Vahiy isimli kitapçıklar bulunur. Hristiyan Teolojisi kendinden öncekini red etmez ve kendini onun tamamlayıcısı görür. Hal böyle iken İnciiller zaten tek başına bir şey ifade etmez. Elbetteki Eski Ahitle beraber okunulacaktır. Bunu Episode 1 ve Episode 2 şeklinde düşünebiliriz. Bir diğer minik hatırlatmam ise Zebur ile alakalıdır. Zebur gökten inme bir kutsal kitap değildir. Tanah (Eski Ahit) içindeki Mezmurlar isimli 5 kitaplık bölümdür. David HaMeleh ve Şlomo HaMeleh tarafından yazılmış 150 kadar "şiir"i barındırır. Bildiğiniz şiir. David HaMeleh - "Davut", ŞlomoHaMeleh - "Süleyman" olarak Arapçalaştırılmıştır. Konumuzla alakalı olmasa da ; Sünnet olma olayının Yunanlı Tarihçilerden aktarılanlar sayesinde ve firavunun mumyalarında da görüldüğü üzere Antik Mısır'da bir asalet sembolü olarak uygulandığını biliyor muydunuz? Ayrıca ; Sünnet Yahudi İnanışında vaz geçilmezi durumunda iken aynı zamanda Mezmurların, Mısır Tek Tanrıcılığı zamanında inanılan "Aton" isimli Tanrıya yazılan şiirlerin tıpa tıpı olduğunu... Anlaşılan bir tek sünnet değilmiş Mısırdan gelen... (MIYTHOLOGIE UND RELIGION DER ALTEN AEGYPTER - H.Brugsch (1890 Liepzig), GODS OF THE EGYPTANS - Budge (1904 London)...Bu kitapların Türkçeleri yok kusuruma bakmayınız. Bende Amazon.com üzerinden orjinal dilinde satın almak durumunda kalmıştım.) Sağlıcakla Kalınız. |
Merhaba,
Sn.AerA,anımsatıcı yazınız için teşekkür ederim de ben pek üstüme almayayım:))) Çünkü 20 yıldır Ahd-i Atik ve Ahd-i Cedid ve bağlantısındaki kitapları okuyup araştıran ve yeri geldiğince de okuyan biriyim...Hani belki arkadaş İncil'e vurgu yapmış diye algıladım acaba diye aklıma bir şüphe düştü o manada... Yine de teşekkürler,açıklayıcı bir toparlama sunmuşsunuz... Sağlıcakla kalınız... |
Alıntı:
Aman bir Musevinin yanında Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid, Eski Ahit, Yeni Ahit..demeyiniz. Hatta içinde "Ahit" geçen cümleleri kurmayınız. Çünkü kişisel inançlarına göre İsa, mesih falan değildir ve sadece bir tek Ahit vardır, oda Tanah dır... Sağlıcakla Kalınız. |
Alıntı:
Merhaba, Bakınız bu iyiydi işte:)))))) Sağlıcakla kalınız... |
Peki "eski" ve "yeni ahit" ifadeleri neye yada nelere dayanıyor?
saygılarımla |
Alıntı:
Musa'nın (Akatlı Sargon'un hayat hikayesine sahip uydurma İsrailoğulları kahramanının) kavmi adına Tanrıya verdiği bir söz bulunmakta. Birde İsa'nın (Mısırlı Osiris ve Yunan Dionysos'un hayat hikayesine sahip uydurma Paulus kahramanının) tüm insanlık adına Tanrıya verdiği bir söz var. İseviler Musa'nın sözüne "Eski", kendi mesihlerininkine ise "Yeni" demekteler. Museviler ise sözün bir tane olduğunu ve Musa'nın ki olduğunu düşünürler. Esen KAlınız |
Alıntı:
|
Tanrı benim dostum :) . Ha bu arada şaka yapmıyorum ;)
|
Alıntı:
|
Tanrı nın varlığını kanıtlayamazsınız bilim ile
Nedeni: Bu bir inançtır. Bilim inanç ı kanıtlayacak donanıma sahip değildir... Bu nedenle ilgilenmez... Bazen sorarım kendi kendime Tanrı tüm insanların ona inanmasını saygı duymasını ve onun kurallarını uygulamasını istiyor. Ben de diyorum ki kendi kendime ya madem Tanrı ona inanmamı istiyor o halde bu kadar binlerce yıllık kavgaya tartışmaya ne gerek vardı şöyle yapsaydı ya; Her insana 2 saniyeliğine bir melek gösterseydi veya kendini gösterseydi o zaman yeryüzündeki herkez inanırdı... Ama Tevrat ta bunun cevabı veriliyor ve İncilde ikinci yol ile bu gerçekleştiriliyor... Tevratta Tanrı diyor ki ben sana kendimi gösteririm ama senin maddesel varlığın bana dayanamaz erirsin diyor. Yani cevap neymiş Biz Tanrıyı görürsek eririz maddemiz dayanamaz. O zaman şöyle bir yol bulsaydı diyoruz Tanrı; Hani herşeye gücü yeter ya; bizim erimemize neden olacak kadar farklı bir saf var oluşta göstersin kendini o zaman olmaz mıydı? Bunun Cevabını da incil veriyor zaten... İsa şöyle diyor "Ah kudüs sen senin kurtarılacağın günü bilmek istemedin" İsa şöyle diyor" Ah filippus o kadar yanımdaydın daha BABA yı görmedin mi?" Burdaki sorunu algıladınız mı? Tanrı saf varoluşu ile göstermeye kalksa kendini insan ve hiç bir madde bu saflığın önünde dayanacak güce sahip olmadığı için erir bu nedenle Tanrı bu şekilde göstermedi.. Kendini İsa görünümünde gösterdiği zaman ise İNANMADILAR... Nokta... |
Tanri bir tane kum tanesi yaratsin.Bir de not yollasin yaninda ben su tanriyim cunku hangi tanri oldugunuda bilmemiz gerekir.Tamam bitti.Kendini ispat etti.Nokta.:)
Ama yapamaz.Nasil insani eritmeden kendini gosteremiyorsa, bir tane kum tanesi yaratamiyorsa, varda olamaz.Yok oyle bir yetenegi.Inanmayi birakirsan yok olur. |
Tanrı hakkında ne biliyorsun da yorum yapıyorsun kesin yargılara varıyorsun?
Bilmiyorsan inanmıyorsan yoktur. AMA SADECE SENİN İÇİN beyninde yoktur. senin inanmıyor olman onun olmadığını göstermez... var olmadığını kanıtlayamazsın... var olduğunu kanıtlayamam.. KANITLAYAMAYACAĞIN ŞEYLER HAKKKINDA KESİN YARGILARA VARMA. Şu şekilde cümle kurmalısın TANRIYA İNANMIYORUM tanrı yok demek farklı bişey Tanrıya inanmıyorum demek farklı bişey... Bu arada Tanrı kelimesinin kelime anlamına bakarsan ben sana 1000 tane Tanrı gösteririm... Yaratıcılık vasfında sana istediğin kadar Tanrı kanıtlarım.. Mesela bir çocuğun anne ve baba olarak 2 tane Tanrısı mevcuttur.. Sen gökten mi düştün? Sen Annen ve Babanın ürünü değil misin? Sen Annen ve baban sayesinde yaratıldığına inanıyorsun da tüm varlıkların da bi yaradanı olduğuna neden inanmıyorsun? DEDİĞİM GİBİ BUNU BİLİM İLE ÇÖZEMEZSİN BİLİMİN BU KONUDA BİR DONANIMI YOKTUR ;) Sen maddesel düzeyde BİLEMEZSİN İNANIRSIN Kİ HAK EDERSİN sana da hakkını verir Tanrı ;) |
Alıntı:
dedikten sonra tanrının bir olduğu bir gerçektir..mantık bunu gerektirir.. bütün yukarıdaki söylediklerim ..tanrı fikrinin iknaya zorladığı şeylerdir. neden tanrı vardır ..dünyada her şey bir amaç dahilinde işlemektedir..insan vücudundaki her organın bir amacı vardır (açalım) ben aç olduğumda beynime sinyaller gder dimi..bu benim vucudumun organizmasıyla sistemiyle ilgili bir durumdur ..ve etki tepki meselesidir..aç olma durumumu birşeylerin bana bildirmesi lazımdır ..tamamiyle madde ile açıklayabilirsiniz bu durumu..burada tanrının varlığına çok fazla bir kanıt yoktur..gözle görülür net bir şey söyleyemezsınız ..tanrının varlığıyla ilgili..çünkü bütün salgılar üretimler vs.vücudumun bana bağlı olan bana ait olan organlarımın sağlığı içindir..burada bir irade görünmemektedir..buradan tarnının varlığını çıkaramayız ... şimdi.. yeni doğuran bir annenin memesi neden kendinden tamamiyle bağımsız (yukarıdaki herşey birbiriyle bağlantılıydı..ve bir irade yoktu)..başka bir canlının bekası için sütle dolmaktadır ..arada bebeğin aç olduğunu süte ihtiyacı olduğunu anneye bildirecek bir bağ olması gerekmez miydi..ben öyle bir bağ göremiyorum..vücudum yaralanır ..derhal vücud gerekli olanı yapar ..bu normaldir..çünkü vücudum bilmem nerelere sinyal göndererek ..yaramın kapanmasını iyileşmesini ister..çok ama çok normal bir durumdur bu..irade aranmaz ..çünkü bu sinyallerin gideceği yer vardığı yerle bağlantılıdır..arada bir bağ vardır.. ama annenin memesinin sütle dolması için arada bir bağ yok ..ama bebek süte muhtaç..nasıl olurda arada bir bağ olmadan doğrudan meme çocuğun süte ihtiyacı olduğunu bilmektedir.. bu amaç bir iradeyi hissettirmektedir.. saygılar.. |
Dinlerin tanrı anlıyışına göre bakıcam en azından semavi dinlere göre.
Tanrı-allah vs bunlar nedir şekilleri nedir? Mantığa göre bir şeyi bilmeden varlığını ıspatlamak gibi bir şansımız yok. |
Alıntı:
Olmaz olur mu hic? Vucudunuzdaki hucreler sayesinde olusur bu. Niye emzirmeyen annelerin sutu kesilir? Gogus ucu sinir bakimindan duyarlidir, uyarildikca sut idamesi saglanir. |
Alıntı:
bakın tanrı vardır diyelim..en azından bu satırları okurken tanrı varmış gibi düşünün ..ama gerçekten varmış gibi düşünün.. toprak ağaçlar-hava-yağmur-atmosfer dünya yer kabuğu güneş..ay kainat yıldızlar..eğer tanrı varsa bunların hepsini bir olan tanrı yaratmış olmalıdır.. nasıl mı ?yukarıda saydığım her şeyin bir diğeriyle etkileşimi var mı? var ..ağaç.. toprak.. su.. atmosfer.. şimdi bir elmayı kim yaratmışsa aralarındaki etkileşimden dolayı.. etki tepki muvazene vb.sebeplerden dolayı ..atmosferi..yıldızları... güneşi dolayısıyla her şeyi bir tek irade yapmıştır... tanrının bir olduğunu açıklayabildik dimi..mantığımızın almadığı bir durum var mı?? bu bir olan tanrı bu galaksideki hiç bir şeye benzememesi gerekir..yoksa sistemin bir parçası.. yani madde olmak zorundadır ..şimdi bütün galksiden soyutlayalım tanrıyı ..ve her şeyin üzerinde.. varlığı kendinden olan..madde olmayan ..şekli cismi vs.olmayan bir iradeye varırız..ve belli bir yerden sonra akla dur diyen bir yerde kalırız .. şimdi tüm bunları anladığım kadarıyla sistemleştiren tek din islamdır ..vahid ezel isimleri kur anın söylediği şeylerdir..ve doğmamıştır ..doğurmamıştır .. bilinmez evt..ama şu saydıklarımdan ez çok neler yapabildiği çıkarılabilir dimi.. saygılar |
Alıntı:
bu süt neden bir bağ sayesinde gerçekleşmiyor ..mesela her hangi bir damarla..bebeğe süt verilebilirdi..ama bu damar yok..ve süt bebeğin en rahat yoldan alabileceği yerde anne memesinde depolanıyor ..doğru mudur bu meme ya da hangi sistem nasıl nerden biliyor .. kendinden ayrılacak ..tamamiyle maddesel olarak bağımsız kalacak bir canlının süte ihtiyacı olduğunu..olabileceğini..onu etkileyen ne var ..hangi uyaran ..ki uyaranda yok..çünkü bebek artık annenin bir parçası değil..bunu yapabiliyor.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:10 . |