Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Özgür Düşünce Platformu (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=136)
-   -   Meditasyon Nedir? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=20286)

evrensel-insan 03-08-2010 22:11

Meditasyon Nedir?
 
Saygideger arkadaslar;

Birincisi, ana baslik secimi altinda, konunun tip ile ilgili oldugunu dusunerekten, konuyu "Bilim" basligina actim. Eger moderator arkadaslarin, konu basligi olarak, dusundukleri baska form ana basligi oldugunu dusunurlerse, bu basligi, formun o ana basligina tasiyabilirler.

Bu basliktaki ilk mesajda, konu ile ilgili algilarimi ve dusuncelerimi dile getirecegim. Amacim, konudaki "uzman" ya da pratikte meditasyon deneyimi yasamis ve yasamakta olan yazar arkadaslardan, bu konu basliginda bizlerle, neden meditasyon yaptiklari, meditasyondan ne algiladiklari, meditasyon sonunda ne elde ettikleri ve bu elde edilenlerin, kendilerinin yasam ve iliskilerinde nasil bir katki, yarar v.s. sagladigi, meditasyon yapmadiklari anda, nasil bir zihniyet ve dusunce ile yasam ve iliski surdukleri, meditasyonun belirli bir suresi olup olmadigi v.s. gibi sorularda da bizleri "aydinlatacaklarini" dusunuyorum.

Benim algimda, meditasyon, bir cesit zihinden "arinma" ve zihin "bosaltma" eksersizidir. Yani bir cesit transa gecmektir ve dunya ile o an "iliskiyi" kesmek ve kendini tamamen konsantre olarak kendinden "koparmaktir"

Bu temelde baktigimizda, dogal zihniyetin dogal egosunun; bir cesit yasam ve iliskilerden ve de yasamin gerceklerinden "arinarak" kendisini "bosluga" vermesidir.

Meditasyon kisisel yapilan ve sadece kisinin kendi istemi temelinde yapilan bir egsersiz olma vasfiyla ve sadece yapildigi surecte gecerli olma vasfiyla, bir cesit yasam ve iliskinin surekliligine "ara vermektir"

Bu temeldede bakildiginda, meditasyonu yararinin sadece yapildigi sure ile sinirli oldugu algilanir. Halbuki yasam ve iliski, belki uyku disinda devam etmektedir.

Ben bu temelde meditasyonu, gecici mutluluk ve huzur veren bir uyusturucu olarak algiliyorum.

Iste bu temelde de, tibbi haplar, uyusturucular, her turlu tasavvuf ve hareketleri de ayni sonucu vermektedir.

Bu temelde de, insanoglu dogumundan olumune kadar olan yasam ve iliski surecinde, insanoglu gibi yasama adina ve hayattan hic bir an kopmama adina, dusunce ve davranisini devamli diri tutmak zorundadir.

Oyuzden eger bir kisi, icinde bulundugu zihniyetten "rahatsiz olup" ve belkide "zarar gorup" onu gecici "uyusturmak" yerine; bir kisi olarak, neden zihnini bosaltmak ve zihinde yasamamak istedigini sorgulamali ve cozumu gecici ve meditasyon surecinde degilde, kalici ve yasam surecinde cozmelidir.

Iste bu da her zaman vurguladigim gibi, kisinin kendi kendisini, kendisini rahatsiz eden, her konu da sorgulamasi ve rahatsizligi ne ise, onu beynini uyutarak ve/veya uyusturarak degil; aksine daha cok calistirarak ve rahatsizligini irdeleyerek cozmelidir. En azindan bu tip bir cozum, kisinin bilinclenmesini ve rahatsizliginin farkindaligiyla ona yanastiginin bir gostergesi olur.

Sonucta insanoglu turu ve biri, diger canlilardan farkjli olarak soyutlama ozelligine ve deneme&yanilma tecrubesine sahip olarak, dusunce ve davranis disi yasayamaz. Bu dusuncenin, otomatik, alisilagelmis, yerlesmis ve hafiza temelli olmasi veya o an ortaya cikmasi v.s. dusuncenin, uykuda bile, surekli suregelen bir surec olarak hareketi demektir.

Oyuzden dusunce ve zihniyet sifirlanarak ya da uyutularak/uyusturularak hem de gecici bir sure gelen mutluluk ve rahatlik, hayatin yasaminin gerceklerinden kopuk bir mutluluktur. Cunku yasam ve iliski devam etmekte ve rahatsizliklar her konuda insanoglu birini beklemektedir.

Sonucta, mutluluk/mutsuzluk ta mut kokeninin karsitligi ve bir duygu, his urunudur. Ustelik yasam ve iliskilerin devamli degisen ve goreceli bir kurgusudur. Bir an mutlu oldugunuzu dusunurken, alacaginiz bir haber veya vuku bulan bir olay, sizi mutsuzluga yonlendirebilir.

Iste burada onemli olan ve basarilabilmesi gereken, mutluluk/mutsuzluk karsitliginin hayatin bir duyumu oldugunu algilayip, olaylara notr ve mantikli yanasabilmek.

Istedogal zihniyetin dogal egosunun bu ben icerikli pasif ve de belirli bir sure getirdigi mutlulugun, insanoglu birine ne sagladigi, benim acimdan bir merak konusudur.

Ayica isteyen yazar arkadaslar, bu baslik altinda, dier zihin bosaltici uygulamalari "tasavvuf, yoga v.s.) bu baslikta dile getirebilirler.

Bir konuda meditasyon disinda kalan yasam ve iliskilerin, meditasyon surecinde verdigi zihin bosaltimiyla nasil bir paralel ideolojik inancsal bir dogru turettigi ve bu dogrunun nasil meditasyon yapmadan, meditasyon yapiyortmus gibi bir his verip/vermedigi de merak ettigim bir konudur. Yani meditasyon yapilmadigi surecte, kisi yasam ve iliskilerinde zihnini nasil bosaltabilir ve nasil zihnini uyutabilir. Cunku sonucta bir canlidir ve kendine has bir toplum isi yasam ve iliskileri vardir. Bu meditasyonsuz yasam ve iliski surecinde kisi, nasil pasif olarak zihnini bosaltabilir ve tum dunyada ve cevresinde olanlara seyirci kalabilir? Burada, vicdan ve akil nerededir? duygu ve dusunce nerededir?, duyum ve inanc nerededir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan 04-08-2010 00:35

Saygideger arkadaslar;

Asagidaki linkte de konu ile ilgili mesajlar var.

http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=1959

Saygilarimla;
evrensel-insan

deran 04-08-2010 00:50

Sayın evrensel-insan ,

Verdiğiniz bu link meditasyon konusunuyla çokta ilgili değil gereksiz yazılar var ...
Lütfen bu lingi geri alırmısınız?
İlk defa okuyacakların dikkatini dağıtabilir...
Saygılar...

AerA 04-08-2010 01:15

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326017)
Iste bu temelde de, tibbi haplar, uyusturucular, her turlu tasavvuf ve hareketleri de ayni sonucu vermektedir.

Okumaya ilk başladığmda aklıma gelen narkotik maddelerdi. Genel kanının aksine narkotik madde, polisin köpeklerle peşine düştükleri ile sınırlı değildir. Narkoz hazıl eden (bilinci geçici süre ile durduran) maddelerdir. Alkol, eter, propan v.b. maddelrde narkotiktir. Hatta kedi besleyenler bilirler belki, kedi otu (valeriana officinialis) bile narkotiktir.

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326017)
Ayica isteyen yazar arkadaslar, bu baslik altinda, diğer zihin bosaltici uygulamalari "tasavvuf, yoga v.s.) bu baslikta dile getirebilirler.

Yukarıda yazdığım gibi zihin boşaltıcı uygulama değince (bitirme tezim narkotik kimyasallar olduğundan) hemen aklıma "Cannabis" geldi.

Bu hususta amaç çok önemli gibime geliyor. Cidden sarhoş olmak isteyen birisi çok az bir miktarla bile bilincini yitirebiliyor. Tasavvuf, yoga v.b. yola çıktığınız amaca kendi beyninizi şartlandırdığınız için olsa gerek herhalde işe yarıyor gibi gözüküyor.

Belki kötü bir benzetme olacak ama bana deneysel psikolojinin ilgi alanı "Klasik Koşullanma"yı hatırlattı. Veyahut placebo etkisini.

evrensel-insan 04-08-2010 01:35

Saygideger Deran;

Olink disaridan verilmis bir link degil, bu konuya 2006 yillarinda da, site de deginilmis. Bende bunu yazimi yazdiktan sonra fark ettigim icin, ayni baslik diye ekledim.

Iki sayfalik bir link ve o zaman yazar arkadaslar, kendilerine gore bunu dile getirmisler. Ustelik, yazinin ustunden cok zaman gecti, yani "degistir" dugmesi olmadigindan, zaten istesem de, degistiremem.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan 04-08-2010 01:40

Saygideger AerA;

Ilk mesajimda da belirttigim gibi, benim algilamaya calistigim, bu bir yerde "beyni uyusturma(zihin ve dusunce acisindan)" durumunun geciciligi.

Yani, ickiden ornek verirsek; sarhosken belki hic bir sorun yoktur, ama ayildiginizda dunya ayni dunya sorunlar ayni sorundur. Iste bu temelde meditasyonu uygulayanlarin, meditasyon disindaki yasamlarindaki sorunlarla nasil bas ettikleri, yani sarhosluk bitmis, kisi ayilmis ve tum sorunlar ortada.

Bu temelde meditasyonun yarari nedir? Yani meditasyon disi gercek yasama etkisi nedir, var midir? Bir Kimyaci olarak ve mesajiniza paralel olarak, bu konudaki dusunceniz, nedir?

Ayrica bu plecebo ve etkisine de bir aciklik getirir misin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

deran 04-08-2010 01:55

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326060)
Saygideger Deran;

Olink disaridan verilmis bir link degil, bu konuya 2006 yillarinda da, site de deginilmis. Bende bunu yazimi yazdiktan sonra fark ettigim icin, ayni baslik diye ekledim.

Iki sayfalik bir link ve o zaman yazar arkadaslar, kendilerine gore bunu dile getirmisler. Ustelik, yazinin ustunden cok zaman gecti, yani "degistir" dugmesi olmadigindan, zaten istesem de, degistiremem.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Gayriciddi bir topik olduğu için meditasyon başlığı altına yakışmamış o yüzden söyledim sadece bir kaç alıntı var meditasyonla ilgili...

Teşekkürler saygılar...

AerA 04-08-2010 01:57

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326063)
Bu temelde meditasyonun yarari nedir? Yani meditasyon disi gercek yasama etkisi nedir, var midir? Bir Kimyaci olarak ve mesajiniza paralel olarak, bu konudaki dusunceniz, nedir?

Ayrica bu plecebo ve etkisine de bir aciklik getirir misin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sayın evrensel-insan ;

Meditasyonun kanıtlanmış bir yararı olduğuna inanmıyorum. Açıkcası bunun üzerine çalışma yapıldığınıda sanmıyorum. Sıkıntı ve dertlerini kendi içine atıp durmaktansa başkalarıyla paylaşmak gereğine dayalı bir sürü söylem vardır.Bence meditasyon sıkıntı ve dertlerin yine bireyin kendi benliği ile paylaşılması gibi. Asosyal bir davranış gibime geliyor ki meditasyondan dem vuran kişilerin inziva hayatları sanki beni doğrular nitelikte.

Placebo etkisi ne gelince ; amcama ait hastahanede bazı hastalar üzerinde bizzat gözlemlediğim bir durumdur. Yapılan kan tahlilleri ve diğer tetkikler sonrası her hangi bir problemi gözlenmeyen bir kişi doktorun illaki ilaç yazmasını istiyor. Lakin siz teşhis koyamadığınız bu duruma etkin bir ilaçla cevap veremezsiniz. Sonuçta hastanın içindeki iyileşme dürtüsünü ateşleyen şeyin ilaç olduğu kesinse hiç bir etkisi olmayan placebo ilaçları tavsiye edersiniz. kalsiyum karbonat gibi mineraller tabletize hale getirilir ve hastaya sunulur. Kullandıktan sonra teşekküre gelen bir çok hasta gözlemlemişimdir.

Amaç hastanın kendince o ilaç ile iyileştirilmesi gibi gözüktüğü için, beyin hiç bir problemi olmayan vücuda ilaç girince şartlandığından dolayı düzelmiş hissi veriyor. Tamamen psikolojik.

Saygılar.

evrensel-insan 04-08-2010 01:58

Saaygideger Deran

Bende "elimden gelmeyen sartlar" konusunda, gosterdigin anlayis icin tesekkur ederim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan 04-08-2010 02:04

Saygideger AerA;

Meditasyon ile ilgili yorum ve gorusun ve de placabo ile ilgili verdigin bilgiler icin tesekkurler.

Peki bu temelde, meditasyon icin de "gecici bir plecebo etkisi" diyebilirmiyiz?

Birde diger sorum, plecebo etkisinin gectigi, yani meditasyonun bittigi andan sonraki kisinin yasam ve iliskilerindeki sorunlari, rahatsizliklari v.s. ile igili nasil "basettigi" hakkinda, goruslerinizi, ya da varsa bilgilerinizi, sormustum.

Yani meditasyonun, meditasyon yapilmadigi zamanlarda yerini ne alabilir, ki sorunlar tekrar "ertelensin/unutulsun?"

Saygilarimla;
evrensel-insan

AerA 04-08-2010 02:14

Sayın evrensel-insan ;

Placebo etkisinin geçici olduğunu söyleyemem. Daha doğrusu bilmiyorum, ama aynı dertten yakınıp aynı etkisiz maddeyi almak için gelen olmuyor. Fakat bu benim gözlemim. Bir çok astım ilacının içinde saf su var denilmekte, (aslını bilmiyorum) astımlı olmadığı halde astımlı hissedenler için. Bu placeboya, psikolojik bir bağımlılık olmuş oluyor tabiki.

Meditasyon hususunda diyebilirim ki kişi kendini kendi ile paylaşma imkanı bulmuştur. Meditasyon bitince elbetteki "Welcome, to the Real World". Sonrasında hayatını ne şekilde idame ettirir, ilişkileri, sorunları v.b. nasıl üstesinden gelir bilmiyorum ama bence psikolojik olduğundan tekrar meditasyona yönelirler.

Saygılarımla

evrensel-insan 04-08-2010 02:26

Saygideger AerA;

Birde, su "Klasik kosullanma" konusundaki, gorus, dusunce ve yorumlarini aciklar misin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

AerA 04-08-2010 02:35

Sayın evrensel-insan ;

Mesajımda belirttiğim gibi pek uygun olmasada klasik koşullandırmaya benzetmiştim meditasyonu.

Klasik koşullandırma bildiğiniz üzere Ivan Pavlov'a 1904 yılında Nobel kazandırmıştı. Zil çalar ve köpeğin salyaları akar. Pavlov, bu davranışın, psikolojik etkinlikle özdeş olan yüksek düzeyde sinirsel etkinliğinin belirtilerinden biri olduğunu öne sürer.

Evet ortada bir zil yok, evet et verende yok ve elbetteki meditasyon yapan kişinin salyaları akmıyor ama beyin meditasyon ile bir şeyleri düzenlemeyi hedeflediği için, yani buna koşullandığı için, kanımca etkinliği varmış gibi gözükmekte.

Olaya bu bağlamdan bakınca aklıma placebo etkisi gelmişti ki onuda sonradan eklemiştim.

Saygılar.

evrensel-insan 04-08-2010 02:50

Saygideger AerA;

Sormamdaki sebep, kullanilan ve gunluk kullanim olmayan kavram, kelime, tamlama v.s. lerin, kullanan yazar tarafindan aciklanmasi, yoksa benim bu gelen aciklamalara yorum yapmak gibi bir dusuncem zaten yok.

O yuzden aciklamalarin ve verdigin bilgiler icin, tesekkurler.

Aslinda, ben de bu etkiye bir ornek vereyim. Mesela basi agriyan bir kisi, eger kendisini "benim bas agrimi bir tek, atiyorum, anadin gecirir" diye sartlamissa, eger aldigi bas agri hapi, anadin degilse, basinin agrisi gecmiyor. Zannedersem, burada bir cesit dusuncenin beyni tatmini soz konusu.

Bunu, narkoz ya da anestetik almadan, fiziksel aci ve agri duymayan, kisilerin kendilerine aci duymadan aci vermesi ile de izah edebiliriz. Mesela, hint fakirleri.

Buradan anlasiliyor ki, beyine disaridan verilen fiziki mudahelenin (hap, icki, uyusturucu v.s.), yaninda; beynin kendi kendine verdigi uysturucu etkisi (meditasyon, aciya/agriya dayanma/hissetmeme v.s.) de mumkun.

Herhalde, ikincisi bir cesit, "Kisinin kendi kendinin beynini GECICI 'tedavisi, uyusturmasi, bosaltmasi' v.s." oluyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Neva 04-08-2010 03:01

Kisaca kendi deneyimlerimden bir bakis acisi;

Meditasyon aslinda bir "ara veris" eylemi degildir. Bir din vs. uzantisi/bununla ilgili de degildir.

Dolayisiyla bitiminden sonra bir baska boyuta "yeniden hosgeldin" tarzinda bir baslangic soz konusu degil.. Rutine dokuldugunde daha kolay beyni bosaltma veya herhangi bir konuya (is, ders vs.) daha kolay kanalize olmayi saglar. Cok basit bir deyisle bu pratigi daha hizli edinebilirsiniz gunluk kosusturmaca icinde..

Olaylara ve yasama daha sakin bakmayi ogrettiginden, empati yetenegini gelistirmeye de yardimci diye dusunuyorum. Gun icinde yuklendigimiz negatif elektrigin, buyuk olcude empati kuramamaktan kaynaklandigini dusunmekteyim.

Beyindeki kimyasal elektrik tuketimini(sarj/desarj) dengeledigini de dusunmekteyim.

AerA 04-08-2010 04:10

Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326100)
Olaylara ve yasama daha sakin bakmayi ogrettiginden, empati yetenegini gelistirmeye de yardimci diye dusunuyorum. Gun icinde yuklendigimiz negatif elektrigin, buyuk olcude empati kuramamaktan kaynaklandigini dusunmekteyim.

Beyindeki kimyasal elektrik tuketimini(sarj/desarj) dengeledigini de dusunmekteyim.

Sayın neva;

Bu konuları biraz daha açarmısınız. Yaşama daha sakin ne şekiilde baktırır ve empati yeteneğinin gelişimine katkısı nasıl olmaktadır gibi.

saygılar

Neva 04-08-2010 04:46

Sayin AerA ;

Dedigim gibi benimki kisisel deneyimlerimden elde ettiklerimdir. Geneli yansitmayabilir.

Nerde yasarsak yasayalim, gun icinde pek cok sinir bozucu, olayla karsilamaktayiz. (is, trafik , sosyal iliskiler vs.) Ve en onemlisi, insan her yerde, her haliyle insandir.

Dingin'e ulasmamis veya kolayca ulasamayan bir beyin, bu tip olaylara bence daha nevrotik, agresif sekillerde yaklasmakta.. Bu pratige eristiginizde bu tip yaklasimlara daha bir sakin bakabiliyorsunuz. Biliyorsunuz ki karsinizdaki beyin, arinmakta gucluk cekiyor.
Cunku disardan sunulmus fazladan duzenli bir sarj/desarj rutini yok.

Siz de bilirsiniz, normalde beyin, her insanda sadece uyku evresinde desarja baslar. Disardan sinyal alimini en aza indirgeyerek gerceklestirir bu evreyi.. Uyku evresi bitiminde, yine yogun cift tarafli sinyal alisverisine gecer.

Bunun rutinin disinda, beyni fazladan rahatlattiginizda daha fazla pozitif elektrik uretirsiniz. Pozitif bakis acisinda, insanlar daha sakin, daha sogukkanli yaklasirlar olaylara.. Eger bu pratigi yakalamissaniz, henuz bilincli olarak bu pratige ulasmamis insanin davranislarina empati ile yaklasirsiniz. Siz de onceden ayni sekilde davranmissinizdir zira..


Aksi takdirde tum insanlar bir sekilde meditasyon yaparlar. Ama cogunluk, bu bilincsizdir. Bir insanin isteyerek hamur yogurmasi, bir baskasinin maket ucak yapmasi, el becerilerine dayali urunler uretme vb..
Sonucta enerjinizi, dikkatinizi bir yone kanalize ederek yogunlasirsiniz.

paslıçivi 04-08-2010 08:13

http://arsiv.sabah.com.tr/2005/07/17...50716-101.html


sevgili e.i.. bir üyemizin bana ö.m den verdiği linki buraya alıyorum.. bu topiğe fırsat buldukça katkıda bulunmaya çalıcağım..

evrensel-insan 04-08-2010 20:56

Saygideger paslicivi;

Bilimiyorum, verdigin linkte yazan herseyle hemfikir misin?, su cumle;

Bunun için insanın öncelikle kendinden daha güçlü bir şeye inanması gerekir-Alinti-

Tamda dogal zihniyetin, her turlu dogal egosunun Insanoglu dusuncesinde yarattigi ve insanoglunu caresizlige, teslimiyete mahkum ettigi bir cumle.

Evrensel insan zihniyeti ve birey bilincinin tursel selfinin, ZIHIN ACIKLIGINI tutsaklayan, boyunduruga baglayan, kendi turu ve birini yok sayan dogallik kisvesi altindaki yonlendirim ve yaptiriminin, ayrimci, cikarci, bencil, guce, otoriteye ve iktidara taptiran ve yonlendiren, insandisi bir nesneyi oznellestiren, ya da bir ozneyi nesnellestirerek TANRILASTIRAN Dogal zihniyetin temel dusuncesidir.

Iste tum, Dusuncenin metafizik ve etik; Tanrisal, ideolojik, inancsal, dogrusal, spekulatif, doga ustu, dunya otesi, mistik, efsanevi, mitolojik dusunce, davranis ve yonlendirim/yaptirimlarinin temeli bu cumledir.

Guclu olanin kazanacagi, genin bencilligi, kanin asilligi, deri renginin farki, kafatasinin buyuklugu/kucuklugu, zekanin geriligi/ileriligi ve de tum inanc temelli "bilimsel gorunumler de, tam bu cumlenin bir urunudur.

Bu cumledir, insanoglunu insanlastirmayan. Oyuzden bu cumle iyi ezberlensin ve her okur, bu cumleye karsi, dusuncesini ortaya koysun. Cunku INSANOGLU ILE INSAN'IN AYRIMI TAM DA BU NOKTADADIR. INSAN TEMELI VE DIGER TEMELLERIN AYRIMI TAM DA BU NOKTADADIR.

Tarihin insanoglundan insana donusumunu de bu cumle saglar.

Bu cumle, insanoglunu ve birini dogal zihniyete ve dogal egoya, dogallik kisvesi altinda kul eden, kole eden, teslim eden zihnin, siniri, sonu, tutsakligi ve boyundurugudur.

Isteyen teslim olur, isteyen insanlasir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

deran 04-08-2010 22:08

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326049)
Saygideger arkadaslar;

Asagidaki linkte de konu ile ilgili mesajlar var.

http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=1959

Saygilarimla;
evrensel-insan


Peki sayın evrensel -insan, siz verdiginiz linkte yazan herseyle hemfikir misiniz?

saygılarımla...

evrensel-insan 04-08-2010 22:25

Saygideger deran;

Daha once de soyledigim gibi, bu konu site de tartisilmis ve bende bu gercegi sadece gorunurluge getirdim.

Bir kisinin bir link vermesi, tabi ki o link ile hemfikir oldugu anlamina gelmez. Bende o yuzden, o linkteki en belirgin ve bana gore o linkteki dusuncenin ozunu veren kismi alintiyip sordum.

mesajimi dikkatli okursaniz, paslicivi arkadasin, "hemfikir" oldugunu soylemedim, sadece sordum.

Bana sordugunuz sekilde konuya deginirsem, o linkteki her yazar, kendi gorusunu kendi bilgisi, birikimi v.s. ile dile getirmis, bu onlarin dile getirimidir ve sadece onlari baglar, onlarin dile getirdikleri sekilde, ben bir dile getirimde de bulunmadim. Bunun anlami da, o yazarlarin yazdiginin tarafimdan notr algilandigi anlamini tasir.

Isin acikcasi, her mesaji da okumadim. Sadece Tuzuk acisindan, ayni konudaki iki basligin bir araya getirilmesi gerektigini dusundum. Sonucta bir mod arkadas da, bunu fark ettiginde, aynisini yapardi. Cunku baslik ayni. Ayrica, basliga mesaj atan her yazar da, kendi birikimlerini dile getirmis.

Peki siz, benim paslicivinin vermis oldugu linkten yaptigim alinti ile hem fikir misiniz?

Saygilarimla;
evrensel-insan

deran 04-08-2010 22:31

Sayın evrensel-insan şunumu demek istiyorsunuz ben daha önceki meditasyon topiğini okumadım, okumadan oraya ekledim eğer öyleyse mesele yok...
Herkes böyle hatalar yapar...
Sorunuza gelelim ben hemfikir değilim ama meditasyona da karşı değilim ve bende meditasyon yaparım...
saygılarımla...

evrensel-insan 04-08-2010 22:47

Saygideger Deran;

Sayın evrensel-insan şunumu demek istiyorsunuz ben daha önceki meditasyon topiğini okumadım okumadan oraya ekledim eğer öyleyse mesele yok...

Konu okuyup, okumamak degil. Bakin, arasira ben dahil, modlar ve uyeler bu sitedeki bazi basliklari "guncelleme" yaparlar, neden?, nedeni mesajlarla hemfikir olundugundan degil; sadece o basligin guncelleme yapan yazarca, yeni yazarlarin yeni mesajlar atmalarini ve basligi guncel tutmayi istedigi icin. Ustelik, bu iki konunun basligi tamamen ayni ve iki basligin birlestirilmesi de bir tuzuk kurali.

Herkes böyle hatalar yapar...

Dolayisiyle benim yaptigim bir hata degil, bir tuzuk kuralini yerine getirmek.

Sorunuza gelelim ben hemfikir değilim ama meditasyona da karşı değilim ve bende meditasyon yaparım..

Cevabiniz icin, tesekkurler. Konu zaten, meditasyon taraftarligi/karsitligi degil; sadece meditasyon konusunun sorgulanmaya, tartismaya ve site yazarlarinin bu konudaki bilgi, birikim, gorus ve yorumlarini dile getirmeye yonelik.

Farkindaysaniz, kimse "ben meditasyona, karsiyim/degilim" diye degil; sadece bu konudaki dusuncelerini dile getirmek icin, mesaj atiyor ve en azindan meditasyon yapmis, ya da yapmakta olan yazar arkadaslarin bu konudaki birikimlerini dile getirerek, sitenin yazarlariyla paylasmasi soz konusu.

Mesela siz de, en azindan, neden meditasyon yapmaya karar verdiginizi, yaptiginizi ve meditasyondan ne yarar sagladiginizi ve nasil ve ne kadar araliklarla yaptiginizi v.s. site yazarlariyla paylasabilirsiniz.


Saygilarimla;
evrensel-insan

deran 04-08-2010 23:01

Sayın evrensel -insan eğer o topiği okusaydınız o saçma sapan yazıların altına bu tartışmayı açmazdınız diye düşünüyorum mesele tüzük olabilir ama tüzüğe de uygun bir işlem yapılırdı..
Meditasyon nedir değilde başka bir başlık açılırdı bence o topiğin forum kirlerine gönderilmesi gerekir.
Sizinde açtığınız topiğin ve sonra eklediğiniz lingin neler içerdiğini bilmeniz gerekirdi diye düşünüyorum ayrıca bu konu çok uzatıldı bana göre...
Yada topiği okuyup özellikle de meditasyon konusunu bu topiğin altına açmış da olabilirsiniz...bilmiyorum...
saygılarımla...

evrensel-insan 04-08-2010 23:16

Saygideger Deran;

ayrıca bu konu çok uzatıldı bana göre.-Deran-

Aynen.

Saygilarimla;
evrensel-insan

paslıçivi 05-08-2010 08:30

Alıntı:

Bilimiyorum, verdigin linkte yazan herseyle hemfikir misin?, su cumle;
sevgili e.i..

verdiğim linkteki bırak herşeyi hiçbiriyle hemfikir değilim.. bu linki buraya koymamın sebebi; bana ö.m. yoluyla bu konuda fikrimi soran üyemize her zaman yaptığım gibi konuyu özelden tartışmaktansa herkese açık olsun diye foruma taşımaktan başka bir şey değildir.. çünkü bir çok üyemiz bazı konuları benimle özelden tartışıp konuşmak istiyor, ben de bunun doğru olmadığını ve de buna zamanım olmadığı için forum genele taşıyorum..

gelelim linkin içeriğine..

burdan dikkat edilmesi gereken tek nokta "ben ötesi psikoloji" kavramıdır.. klasik/modern psikiyatri hala freud'un ıd, ego, süperego kavramları üzerinden gider.. özbenlik gibi bir kavram modern psikiyatride pek yer bulamaz.. o yüzden klasik psikiyatri muhammedi, musayı, isayı, taoyu budhhayı tanımlayıp sınıflayamaz..

tanımlayıp sınıflayamadığı gibi burda görüldüğü üzere koca psikoloji profesörü gider "ben müslümanım" diyerek muhammedin takipçisi olur.. çünkü burda adı geçen profesör meditasyonda başarılı olamamış ve hala zihinde yaşayan biri olduğu için batı zihinli "tek tanrı soyutu"na teslim olmak zorunda kalmıştır..

işte benötesi psikoloji kavramı bu insanları açıklamaya çalışır.. bu işi (meditasyonu) dünyada en iyi budizmin "zen kolu" ve bir parça da "sufizim" becermiştir..

sufizm bir parça becermiştir diyorum çünkü sufiler meditasyon yapar.. ama yaptıkları meditasyonda cevizin kabuğunun kırıp tam olarak öze inememişlerdir.. mevlana, yunus, ömer hayyam sufizm bilinaçıklığında olan insanlardır.. meditasyon egoyu/benliği parçaladığı için kişiyi insanlaştırır.. ama bir parça..

sufiler muhamedçidir ama klasik bir müslüman gibi islam dışı inanırları dışlamazlar, onların yanlış yolda olduğunu dile getirmezler.. mevlanın "ne olursan ol gel" demesi gibi.. ya da ömer hayyamın islama karşıt o tüm şiirlerine rağmen hala allah/muahhammed zihninden arınamaması gibi..

burdaki psikoloji profesörü bilgili bir kişidir ama bilge değildir.. dünyada tüm bilgileri de öğrenseniz, şayet kişi dönüşmemişse sadece bilgili kalır.. bilgili kalıp dönüşememek de sırtında dünyanın kütüphanesi taşıyan bir katırlık gibidir..

bir çok insanın bilinaçıklığı bir şekilde yükselir ve varolan bilinç/inanç deklarasyonuyla tatminsizlik yaşamaya başlar.. çünkü bilinç açılınca varolan inanç "?" boşlukları doldurmaya yetmez ve bilinçte biraz boşluk oluşur ve kişi huzursuzlanıp arayışa girer.. o "?" boşluğu doldurmak zorundadır, çünkü o "?" bilinemezliktir ve bir insan bununla yaşamaya uygun henüz evrimleşmemiştir, çünkü duygulanma kompenenti dengeleyip tatmin/mutlu olamaz..

burdaki şahsa çocukluğunda zaman ve coğrafya gereği musevilik paket programı yüklenmiştir.. daha sonra yaptığı meslek ve bir şekilde açılan bilinci dolasıyla musevilik bu kişideki "?" boşluğu doldurmamaya başlayıp kişiyi arayışa itmiştir.. yıllarca doğu mistisizmi incelemiş, ordaki mistiklerle tanışıp konuşmuş, meditasyon yapmış ama edindiği tüm bilgilere ve yaptığı meditasyonlara rağmen bu "?" boşluğu bir türlü dolduramayıp zihin/ego artıklarına teslim olmak zorunda kalmıştır..

kişide yüklü olan zihin "batı" zihnidir, yani "tek tanrı" zihnidir.. bu insan zihinden/egodan tam olarak arınabilseydi yani dönüşebilseydi bu zihnin artıklarına teslim olmayacaktı..

ve bu zihin artıklarıyla beraber doğu zihninin tanrısız(budizm) ve çok tanrılı(hinduizm) inanç deklarasyonlarıyla tatmin olması, uyumlu huzurlu yaşaması imkansızdır.. bu insan budizmi veya hinduzimi de seçebilirdi ama ikiye bölünmüş zihin onu kesinlikle rahat bırakmayacak ve kişideki zihin çatışması devam edip gergin, sinirli, huzursuz, tatminsiz, gizliden gizliye arayışına devam eden biri olacaktı.. çünkü tek tanrı zihni ile tanrısız veya çok tanrılı zihin aynı bilinçte rahat durmaz, kardeşçe yaşaması imkansızdır..

sufiler de aynı şekildedir.. zihni/egoyu meditasyonla bayağı bir temizleyip insanlaşmışlardır.. ama tam bir arınma/temizlik yapamadıkları için tek tanrı/islam zihin/ego artıklarının kölesidirler..

oysa meditasyon tam anlamıyla hakkıyla yapılabildiğinda yada o derin trans hali sadece ve sadece bir kez deneyimlendiğinde kişi zihinsizliğe ulaşır.. kişi artık "ol"muştur..

"zihinsizlik" dediğim şey sıfır düşüncede tabula rasa olan bebektir.. bir bebekte sıfır zihin vardır.. henüz insan olan ataları ona hiçbir zihin/veri bankası yüklemesi yapmamışlardır.. o yüzden bir bebek veya küçük bir çocuğun ne dini inancı, ne milliyeti, ne siyasi görüşü, ne ahlaki yapısı, ne de bir tabusu vardır.. o özünde yaşamaktadır, hiçbir tabunun/öğretinin/nonbilginin kölesi değildir henüz..

işte meditasyon dediğim şeyde "o an" bir kez deneyimlenebilirse kişi çeperden(sahtebenlikten) merkeze(özbenliğe) fırlatılır, yani kişi dönüşür... yani kişi yaşarken ölüp(ego) tekrar doğmuştur(özbenlik).. o kasırganın çeperindeki savrulmalardan kurtulup merkezindeki durgun/dingin ölü nokta dediğimiz merkeze fırlatılır.. ve artık sadece dışardaki kasırgayı sessiz ve sakin gözleyendir, tanıklık edendir.. kasırganın bir parçası olduğu halde savrulmaz..

paslıçivi 05-08-2010 08:54

Alıntı:

Bunun için insanın öncelikle kendinden daha güçlü bir şeye inanması gerekir
işte bu durum hala zihinde yaşayan bir insanın teslimiyetidir.. sadece o kişiyi bağlar.. bu insan "tek tanrı " zihninde yaşadığı için bu deklaresyonu yapması çok doğaldır ve bu o kişinin gerçekliğidir.. gerçek olmadığı halde..

Alıntı:

Bu cumledir, insanoglunu insanlastirmayan. Oyuzden bu cumle iyi ezberlensin ve her okur, bu cumleye karsi, dusuncesini ortaya koysun. Cunku INSANOGLU ILE INSAN'IN AYRIMI TAM DA BU NOKTADADIR. INSAN TEMELI VE DIGER TEMELLERIN AYRIMI TAM DA BU NOKTADADIR.

Tarihin insanoglundan insana donusumunu de bu cumle saglar.

Bu cumle, insanoglunu ve birini dogal zihniyete ve dogal egoya, dogallik kisvesi altinda kul eden, kole eden, teslim eden zihnin, siniri, sonu, tutsakligi ve boyundurugudur.

Isteyen teslim olur, isteyen insanlasir.

sevgili e.i haklısın ama son cümlende işte senin yumuşak karnın ortaya çıkıyor..

bu insanoğlunun istemesinde değildir.. sen şayet teizmi, nonteizmi birebir deneyimleme/yaşama şansın olsaydı böyle konuşmazdın..

benim insan "nörokimyasal bir robottur" dediğim şey budur işte.. ben koyu bir müslaümanlıktan bu aşamaya geldim.. her kademeyi bizzat deneyimledim, yaşadım.. ve şimdi geldiğim noktadan geriye baktığımda insanoğlunun nasıl derin uykuda bir farkındalıksızlıkla yaşadığını gözlemliyor ve o yüzden herkesi olduğu gibi kabulleniyorum diyorum..

bir insan kendi isteğiyle teizmden, nonteizmden çıkamaz ya da bunlar arasında geçiş yapamaz.. çünkü ortada gerçek kendisi yoktur..

ve kişinin gerçek kendisi türevdir, sekonderdir, ikincildir..

primer olan yegane şey somut olan beynimizdir..

beynimizin nöro/fizyo/kimyasal yapısı, içeriği, niteliği değişmediği sürece kişi sahipolduğu bu bilinç/inanç deklarasyonunda yaşamaya mahkumdur..

bu dünyada ne müslümanı ne hristiyanı ne budisti ne ateisti ne deisti ne panteisti hiç biri bulundukları, savundukları soyutu kendi özgür/hür iradeleriyle bilinçleriyle seçmiyorlar..

hepsinin sahiplenip savunduğu soyut, onların beyin nörokimyalarının onlara dayattığı bir deklarasyondan başka bir şey değildir..

karinca 05-08-2010 12:53

Sevgili paslicivi,
Ben sizinle bu konulari tartisacak, durumda oldugumu sanmiyorum. Sizi kendi seviyeme cekebilip belki bazi konularda daha aydinlamami saglamak ta biraz zor görünüyor. Ama burda egoist davranmak zorunda oldugumu düsünüyorum, cünkü ben bir yola girdigimi hissediyordum.
Muhammedin hayatini anlatan roman vari ama hayli tarih yüklü bir kitap gecti elime. Okudum. Bittiginde kendimi tutamadim, hickiriklara boguldum. Onlarla birlikte orda olmak, o hayati yasamak ve onlardan biri olmak istiyordum. Ama bu imkansizdi, artik
bilmek istedigim tek sey vardi. Muhammed bu insanlara ne vermisti? Ebubekir, Ömer, Ali, Osman ve öteki bir coklari. Kadinlar ve cocuklar. Kendisi öldügünde zirhi biraz bugday karsiligi bir yahudide rehindi.
Bunu ariyordum. Ne... Ne vermisti? Hani yasini basini almis adamlar cogu. Her birinin farkli gecmisi var. Cogunun okuma yazmasi bile yok.
Bir fuari dolasiyordum, bana göre kendinden ümidi kesmisler icin artik yayin evleri cocuklari hedef almislar "baba bana Allahi anlat", "anne bana dinimi ögret" gibi cicili bicili kitaplar dolu.
Birinde dizmisler üstüste yüzlercesini bir kitap. Elime aldim "900Katli Insan"... Ilginc psikoloji-misikoloji.
-Beyefendi nedir bu kitap ne anlatiyor?
(kendi okumadigi belli)
-Eeee valla o cok önemli bir kitap, insandan bahsediyor.
-Nasil yani nesinden? gibi bir kac dakika soru cevap sonra;
-Seyyy yazari burda isterseniz kendisiyle konusabilirsiniz. deyip kurtuluyor
-Ciddi mi memnun olurum.
-Efendim ben filan
-Bendeniz M.M., buyrun sizi dinliyorum, yada o manada gözlerimin icine bakti.
Bi an o kitabi(Muhammedin Hayati) bitirdigim psikolojim beni ele aliyor. Bogulacagim hickiriga kendime hakim olamiyorum. Bogazimda kocaman kocaman dügümler, yutkunuyorum care yok. Noluyoruz sakin ol diyorum kendime. Zor bela biraz toparladim ama artik uzatacak takatim yok biliyorum.
-Efendimizin arkadaslarina verdigi seyi ariyorum. Bu sizin kitabinizda var mi?
-Neyi aradiginizi tam anlayamadim biraz acar misiniz? Yada bu manada bakislar hic birsey dogru dürüst hatirlamiyorum. Hatirladigim tek sey adamin müthis derecede alcak gönüllü tavirlar sergilemesi.
-Yani efendimiz bir sey verdi/yapti onlara, ne bileyim birseyler oldu sonra bu bedeviler olagan üstü oldular neydi bu? Ben bunu ariyorum sizin kitabinizda varmi? (hani yoksa bosa ugrastirma der gibi)
-(tam hatirlayamiyorum diyalogu, birinin benim burda verdigim cümlelerle kalkip ücüncü sahislar hakkinda zanda bulunmasini da istemiyorum) hikmet olabilir belki aradiginiz, bu benim kitabimda vardir belki, ama varsa bile mevlanadan ve/veya ibn-i arabiden dolayi kendimden degil.
Artik (zaten kitap bulamadim dogru dürüst.)
-Aliyim ozaman ne kadar?
-Beyefendi ilgilensin, isterseniz bir tane imzalayabilirim.
-Tabi tabi cok sevinirim.
Bu durumlarda hizli okumayi beceremiyorum. Bir ay sürdü. Okudum. Cok seyler ögrendigimi düsünüyorum.
Bu kitap beni bu yola biraz daha cekti.
Ben nefsin katmanlari oldugunu biliyordum, tasvvuf, sufizm falan yüzeysel ama bunlarin bilimsel aciklamalarinin olabilecegini ve hatta insanin gercekten huzurlu bir hayat yasayabilmesi icin yapmak zorunda oldugu bir takim seylerin olmazsa olmazligi hususunda tatmin degildim belkide. Belki halada degilim.
-Nefsini öldüremeyecegini zaten öldürmesi de gerekmedigini aksine islah etmesi, bir dizi egitim ve uygulama ile tatmin etmesi gerektigini.
-Nefsin tatmin edilmesinin en önemli yollarindan birinin baskalarina vermek oldugunu.
-Ani yasamanin önemi
-Ölmeden ölmenin nasil mümkün olabilecegi.
-En üstteki bilinc seviyesinin(tam sinir cizilememekle birlikte) hayatin bütün alanlarinda kesintisiz devam ettirilmesinin mümkün oldugu.
-Rüyalarin aslinda bizi yönlendirmek ve bu yolda egitmek icin dizayn edildigi.
-Bütün bunlari siradan insanlar hayati normal yasarken yapabilirler/yapmalilar hususunda bir cok bakis acisi.
Gibi(Kitap yanimda olsa bakar daha aklima gelmeyen seylere de deginirdim.) bir cok hususta isik tuttu bana.
Su günlerde bu isi bir rehbersiz yapmaya kalkarsam ormanda kaybolurum diye düsünmeye basladim.
Bana tavsiyeleriniz olabilir mi?
Siz Islami yasadiginizi ve bir sonraki duragin mi bulundugunuz sevye oldugunu söylüyorsunuz?
Iletideki Prof.un gazete röportajindaki cümlesi ki kendisine ait oldugu ve onun düsüncesini tam temsil edip etmedi tartismali dururken iste bu demek dogru mudur?

Saygilar...

diamat 05-08-2010 13:03

sakin bir göl kenarında balık tutmak da insanı dinlendirir.
zihnini boşaltmak ise mesele bunun onlarca kaynağı var.
meditasyon bunlardan biri olabilir, teknik açıdan en iyisi bile olabilir.

ancak baz arkadaşlar meditasyonu bir tür bilgi kaynağı ya da metododlojik bir şey falan mı zannediyor.
ne bu, sezgicilik mi bir çeşit.
beyler iyice uçmayalım ya.
komik oluyor.

neredeyse epistemolojik bir metod yerine koyacaksınız meditasyonu.
zihin boşaltmak için orgazm cigarası önerebilirim.
kesinlikle meditasyona beş çeker.

AerA 05-08-2010 17:05

Alıntı:

karinca´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326465)
Kendisi öldügünde zirhi biraz bugday karsiligi bir yahudide rehindi.

Sayın karınca;

Yazdıklarınızı okuduğumda özellikle yukarıdaki cümleye takıldım kaldım. Haddimi aşıyorsam affola ama veda haccında kendi sürüsünden 100 deveyi kesen birinin zırhının, bir avuç buğday için bir emanetçide bulunması kadar tuhaf bir durum olamaz. Birisi yalan "Ya 100 deve kesmedi, ya zırhı emanetçide değildi".

Esen kalınız.

evrensel-insan 05-08-2010 20:48

Saygideger paslicivi;

Sana daha once de belirttigim gibi, insanoglunun zihniyetini ve aciklik ufkunu, bir nesneye (norokimyasal yapi/varolus v.s.) oznel icerikle bagliyarak teslim etmek; insanoglunun dogal zihniyetinin dogal egosudur. Halbuki insansal zihniyetin, egoyu algilamis, farkina ve bilincine varmis selfi, insanoglu zihniyet sinirinin disinda bir aciklik ufkudur. O yuzden self ile egonun cesitlerinin farkini iyi algilayalim. Bu selfin de, kisinin egosundan duydugu rahatsizlik ve gordugu zarar temelinde ve ego sorununu ne duzeyde bir cozume tasima temelinde, bir sorgulama, gozlem, deney, birikim, bilgi kendini yetistirim v.s. oldugunu algilayalim.

Butun mesela, icinde bulundugu dogal zihniyetin, dogal ego temelli getirecegi dusunce ve davranislardan, ya rahatsiz olmak, ya zarar gormek, ya bir acaba belirmesi, ya da bir sorun oldugunu algilamak, farkina ve bilincine varmakta yatar.

Iste bu temelde de, ayni zihniyetin egolari olan, her turlu, tartismali, ispatli, dogrulu,ideolojili, inancli, epistemoloji ustu her turlu metafizik ve etik deger, veri tabu duzeyi, kendini ya bir soyuta, ya da bir soyut ile besledigi ve icerik verdigi somuta teslim eder, self ise, bu teslimiyeti veren her turlu sinirin, acilimi ve acikligidir. Bu da zihin ile ve onun deneysel, gozlem, bulus, arastirma, sorusturma icerikli dusunce ve davranis uretmesiyle saglanir. Iste bu temelde de, senin mesajindaki dusunce dile gelimi ve meditasyonun gecici zihin bosaltimi, dogal zihniyetin dogal egosuna, o veye bu duzey ve bilincte getirilen teslimiyet demektir. Tabi bunun kisiye, bencil bir mutluluk vermesi, ustelik kisinin bunu mutlaklastirmasi da, zihin ufkunun siniri ve teslim olusudur, zaten. Bu da o zihni dusundurmek yerie, zihne nokta koymak ve hatta zihinden bosalim ile mumkundur. Iste ego ve self tam da zihine bakis acisindan biribirine karsittir ve rakiptir. Ustelik ayni bedenin beyninde.

Saygilarimla;
evrensel-insan

paslıçivi 06-08-2010 05:48

Alıntı:

cünkü ben bir yola girdigimi hissediyordum.
sevgili karınca..

"yola girdiğimi hissetmek" demek şimdiye kadar sahip olduğunuz bilinç&inanç birlikteliğinin değiştiğini gösteriyor.. ki bu durum duygulanmanızı etkileyecektir daha doğrusu dengesizleştirecektir, sizi tatminsiz kılacaktır..

ve sizi bir arayışa itmiştir.. çünkü sahipolduğunuz bilinçaçıklığı ve bunun karşılığı olan inancınız şimdilik birebir örtüşüp sizi tatmin etmiyor.. ve bilincinizde "?" tatmin edilmesi gereken boşluklar var.. bilinç kendinde oluşan bu boşluğu sevmez ve hemen bir inançla doldurmaya çalışır ve doldurur da..

bu bilinç&inanç değişikliği olmasaydı siz eski pozisyonunuzda olur ve bir "yola girdiğinizi hissetmez"diniz..


Alıntı:

Muhammed bu insanlara ne vermisti? Ebubekir, Ömer, Ali, Osman ve öteki bir coklari. Kadinlar ve cocuklar.
bakın siz de her insan gibi hala zihinde yaşıyorsunuz.. yani bir zihin hapsindesiniz, zihninize vurulmuş o ağır zincirlerin kölesisisniz.. bunları sizi eleştirmek için söylemediğimin de sanırım farkındasınızdır..

zihin dediğim şey siz doğduktan sonra size yüklenen bilim dışı tüm öğretilerdir, bunların başında dini inanç, sonra ahlaki yapı ve miliyet/etnik yapı vardır..

şimdi sizi biraz zihin hapsinden kurtarmaya çalışalım.. Muhammedin bu insanlara "ne verdiğinden" öte niçin muhammed?

zihin hapsinde kurtulup şöyle yeryüzünden biraz yükselin ve dünyaya uzaydan bakın bakalım.. gözünüzün önünde o meşhur çarşaf gibi kocaman dünya atlası olsun.. bu koskoca dünya insanlığının hem zaman hem coğrafya olarak niçin muhammedi seçtiniz ve onun hayatını anlatan bir kitabı okudunuz?

sizin gibi bilinci tatminsiz kalmış ve arayışa giren bir japon/çinli niçin önce muhammedi değilde Budhha'nın hayatını okur..

bir avrupalı/amerikalı niçin isa'yı, bir yahudi niçin musa'yı, bir hindu mahavira'yı, bir alevi Ali'yi okur da muhammed'in hayatını okumaz..

önce insanoğlunun nasıl bir zihin hapsinde yaşadığını algılamanızı istiyorum.. dünyadaki her arayışa girmiş insan önce zihnine yükleneni araştırır, okur.. çünkü problem o zihnin kendisidir, içindeki şeydir ya da varolan tatminsiz boşluktur..

dünyada ne kadar gelmiş geçmiş üstbilinç/mistik diğer insanlara ne verip onları peşinden sürüklediyse muhammed de o çevresindeki insanlara onu vermiştir..

gidin isa'nın havarilerini araştırın, budha'nın tao'nun müritlerini, mevlana'nın ilk peşinden gidenleri yada mevalana'nın tebrizli şems'e olan aşkını ve onun arkasından gidişini inceleyin, araştırın..

her insan kendi zaman ve coğrafyasının mistiğinin peşinden gitmiş, etkilenmiş ve daha sonra kendinde oluşan bu zihni doğurdukları yeni nesillere aktarmıştır.. dünya inanç atlasını internetten bulup araştırın ve inceleyin.. ne kadar çok inanç çeşidi olduğunu ve hepsini belli coğrafyalarda hakim olduğunu göreceksiniz..

bunun tek bir sebebi vardır.. varolan zihnin bir sonraki nesillere aktarılması.. siz şimdi israilde doğup bu bahsttiğiniz bir yola girme işlemini yaparken muhammed umrunuzda bile olmayacaktı, ya da uzak doğuda dünyaya gelseydiniz yine muhammed umrunuzda olmayacaktı.. şu an bir buddha, mahavira, musa, isa, tao sizin nasıl çok fazla zihninizde ve umrunuzda değilse, orda dünyaya gelen insanlar için de aynı şey geçerlidir..


sizin Buddhaya verdiğiniz değer ne kadarsa, uzak doğuda doğup büyümüş bir insan da muhammede o kadar değer ve önem verir.. yani umrunda bile değildir.. çünkü o da hala zihinde yaşamakta ve zihninin kölesidir..

burda mesele ali, veli, muhammed, tao, buddha, isa, musa değildir... burda mesele bilinç&inanç birlikteliğinde yaşayan insanoğlunun bu bilinciyle inancı arasındaki oluşan "?" boşluğun yani tatminsizliğin giderilmesi meselesidir..

hepimiz insanız ve beyin denen bir organ tarafından idare edilip yönetiliyoruz.. bu birincil olan beynimizin nörokimyasal yapısı nedeniyle ikincil olan bir bilince sahibiz.. ve bu bilinçaçıklığı tüm dünya insanlığında parmakizi çeşitliliği kadar zenginlik gösterir..

ve bu kadar zengin bilinçaçıklığında yaşayan insanoğlunun bilince bir varlık/evren/varoluş yansımaktadır ve insanoğlu bilincine yansıyan bu varlığa bir anlam/içerik/öznellik vermek zorundadır..

ve bu varoluşa bir anlam/içerik verme konusunda insanlığa yön verenler işte bu muhammed tao isa budhha konfiçyus, musa gibi üstbilinç insanlardır.. hepsi kendi zaman ve coğrafyasının soyutunu yaratıp, özüne inmenin verdiği biyoenerji ile insanların bilinçlerindeki oluşan "?" boşlukalrı doldurup, insanın yaşamına bir anlam içerik katarak bu yaşam denen zorlu mücadeleyi katlanılabilir kılmışlardır..

bu konuda dünyanın batısı tek tanrıyla(semavi dinler) soyut kurarken, doğusu tanrısızlık(budizm) ve çok tanrılı(hinduizm) soyutlar kurup nesilden nesile zihin olarak aktararak günümüze kadar gelinmiştir..

Alıntı:

Siz Islami yasadiginizi ve bir sonraki duragin mi bulundugunuz sevye oldugunu söylüyorsunuz?
Iletideki Prof.un gazete röportajindaki cümlesi ki kendisine ait oldugu ve onun düsüncesini tam temsil edip etmedi tartismali dururken iste bu demek dogru mudur?
ben zaman ve coğrafya gereği savunmasız bir çocuk iken bana islam zihni yüklendiği için ilk bilinç boşluğum dolasıyla müslümanlıkla tatmin edilmiştir.. daha sonra sırasıyla ateizm, deizm, panteizm, agnostisizm gibi bilinç seviyelerini bizzat yaşayıp deneyimledikten sonra şu an "farkındalık" dediğim bir düzeydeyim.. varoluş bir gizemdir diyor ve her insanı da kendi bilinç&inanç deklarasyonuyla olduğu gibi kabul ediyorum diyorum.. çünkü bu değişiklik maalesef insanoğlunun özbilinci/idaresinde olan bir şey değil..

ama bunun farkındalığına varabilmek için bu aşamaları bizzat deneyimleyip yaşamak, yani dağın tepesine tırmanarak çıkarak sonra aşağıya bakıp ne olup olmadığını görebilmek gerekiyor.. ve her insan bu dağa çıkarken bulunduğu noktayı zirve zanneder ve kendi bilincine yansıyan varoluşu bildiğini zannetme yanılgısında yaşar ama zaten bu bir zorunluluktur.. dağda yukarı çıktıkça bidiklerimizin ne kadar az, bilmediklerimizin ise sonsuz devasa bir boşluk olduğunu görürsün..

paslıçivi 06-08-2010 07:05

Alıntı:

meditasyonun gecici zihin bosaltimi
sevgili e.i..

meditasyon geçici zihin boşaltımı değildir..

meditasyon batı dünyasının yabancı olduğu ve yavaş yavaş öğrenmeye başladığı, doğu dünyasında da binlerce yıldır olan ama henüz tam ve zamanında uygulanamadığı için doğu dünyasında bile bir çok insan tarafından henüz önemi tam kavranamamış bir olay..

daha önce açıklamıştım.. insanoğlu doğduğunda küçük bir bebek/çocukken ne bir düşüncesi ne de ataları tarafından bir bilgi/inanç yüklemesi yapılmamış tamamen özünde yaşıyan bir canlıdır.. çok doğaldır, hiçbir yapmacıklığı yoktur, neyse odur, içidışı birdir.. ama bu özünde yaşayan bebek/çocuk büyüdükçe yaşadığı toplum tarafından kirletilir.. hem bilgi hem öğretilerle.. ve yapmacıklığı başlar, artık içi dışı bir değildir, doğal değildir, özünde değildir.. toplum tarafından şekillendirilmiş ve programlanmış bir robottan başka bir şey değildir..

doğduğumuzda ne bilgi ne de öğreti var.. yani herşey sıfır km.. o yüzden çocukluk evrenseldir, dünyanın neresinden getirisen getir çok farklı çocuklar anında kaynaşır, hatta daha konuşmayı bilmediği halde.. çünkü hepsinin ortak bir noktası vardır, çok doğal, özünde ve mutlu canlılardır.. hiçbir maskeleri yoktur..

bu sıfır km çocuk doğduğu zaman ve coğrafyasına göre bilgi+öğreti(nonbilgi) bombardımanına tutulur.. işte bu bilgi ve öğretilerin hepsine birden ben zihin diyorum.. yani çocuğa bir veri tabanı yüklenir.. çocuk büyürken de veri tabanındaki datalar hergeçen gün artar ve dediğim gibi içinde bilgi olduğu gibi öğreti(nonbilgi) de vardır..

işte yetişkin hale gelen insan bu kendisine yüklenen veri tabanında yaşar.. yaşamında karar verirken, düşünürken, mantık kurarken, insanlarla ve ortamla bir ileitşim içindeyken hem bu veri tabanını kullanır.. ama bu veri tabaınını kullanırken bir işlemciye ihtiyacı vardır.. işte o işlemci yani işletim sistemi benliktir, yani egodur..

formülüze edelim..

bilgi=epistemelojik gerçeklik/bilim

öğreti=nonbilgi/inanç

bilgi+ öğreti =veri tabanı=zihin

veri tabanı yani zihnin işletim sistemi/işlemcisi = EGO

"ya devlet başa ya kuzgun leşe" gibi bir söz vardır bilirsin.. bu bilgi ve öğretileri bir devletin vatandaşları gibi düşünelim.. bunlar arasında bir adalet, hak, hukuk, otorite, düzen yani devlet yoksa bu kargaşanın içinden mafya doğar.. çünkü ortada bir veri/zenginlik vardır ve bunun adaletli yönetilmesi gerekmektedir.. işte bu veri/zenginliğin başından adaletli bir yönetici yoksa mafya kendiliğinden oluşur ve bu veri/zenginliği hem sömürür hem yönetir...

işte bu bilgi+öğreti=zihin veritabanında yaşayan insanoğlu neyin bilgi neyin öğreti olduğunun farkında değildir, yani ortada bir hak, hukuk adalet yoktur.. yani kişi bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığında değildir..

işte bu karmaşada mafya ortaya kendiliğinden çıkar.. o mafyanın adı egodur.. o mafya sahtebenliktir, seni koruduğunu yönettiğini söyler ama aslında seni hem uyutup korkutur hem de sömürür.. mafya/ego bu bilgi öğretilerden beslenen ve zorunlu ortaya çıkmış bir yöneticidir, işletim sistemidir..

meditasyon dediğim şey; bu bilgi ve öğreti arasındaki karmaşadan ortaya çıkmış mafyayı/egoyu parçalıp kovup, hak, hukuk, adaleti sağlayan devleti başa geçirmektir.. ve işte o devlet dediğimiz ve adalet dağıtan işletim sistemi özbenliktir, vicdandır..

özbenlik; bilgiyi öğretiyi birbirinden ayırır, hepsine hakkettiği değeri verir..


yani meditasyon dediğimiz şey anarşinin mafyanın yönetimi ele aldığı düzende devrim yapıp adaleti/devleti başa geçirmektir.. yani bir geçici zihin boşaltımı değildir.. ve kalıcı bir zihin boşaltımı da değildir..

zihin dediğimiz şey olduğu gibi yerinde durmaktadır.. yani doğduğumuz andan itibaren öğrendiğimiz tüm bilgiler ve öğretiler/inançlar hala beynimizdedir.. sadece yönetici yani işletim sistemi değişmiştir..


eskiden mafya/ego yönetiminde olan bu zihin/veritabanı artık devlet/özbenlik yönetimindedir..

yani derinlerde gizli kalmış, bastırılmış, farkında bile olmadığımız o imparator sahneye çıkıp, devrim yapıp yönetimi ele geçirmiştir..

artık bir devletin vatandaşlarını mafya değil adil bir devlet yönetmektedir..

bugün dünya ülkelerine baktığında kimin ego kimin özbenlik tarafından yönetildiğini az çok anlayabilirsin.. ülkemiz hala ego tarafından yönetilen yani korkutulup, uyutulmuş, sömürülen bir şekilde yönetilmektedir..

insanın soyut/manevi aygıtı da bir bilgisayar bir devlet gibi çalışır..


karinca 06-08-2010 12:25

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326540)
Sayın karınca;

Yazdıklarınızı okuduğumda özellikle yukarıdaki cümleye takıldım kaldım. Haddimi aşıyorsam affola ama veda haccında kendi sürüsünden 100 deveyi kesen birinin zırhının, bir avuç buğday için bir emanetçide bulunması kadar tuhaf bir durum olamaz. Birisi yalan "Ya 100 deve kesmedi, ya zırhı emanetçide değildi".

Esen kalınız.

Sayin AerA,

Hani hep bir hikaye anlatilir. Imam yada seyh herneyse talebelerine derki; "gidin dünyanin en adi canlisini getirin" Her biri bir tür hayvan getirir, kimi mahallenin uyuz köpegini, kimi bir kediyi vs. Biri eli bos gelir. Adam sorar sen niye birsey getirmedin, koskoca dünyada bir sey bulamadin mi? "Efendim ben cok aradim kendimden daha adi birsey bulamadim, ben kendimi getirdim"

Benim seviyemdeki bir adamin yanlis yada eksiklere takilip kaybedecek zamaninin olmadigini düsünüyorum. Muhammede gelen bütün hediyelerin ve beytülmale gelen 1/5in hemen dagitildigini bunda cok acele edildigini, yarin gibi bir kaygiyi lügatten sildiklerini okumustum.

Yazilarinizdan anladigim kadariyla belki siz bu eksikliklerle ilgilenirsiniz ben daha yolun basindayim.
Saygilar...

diamat 06-08-2010 12:51

Alıntı:

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 326656)
toplum tarafından şekillendirilmiş ve programlanmış bir robottan başka bir şey değildir..

sayın paslıçivi

işte meselenin püf noktası burasıdır.
insan salt bir robot olsaydı, o programı asla aşamazdı.
o programı aşabilenlerin varlığı, o programın aşılabilirliğinin göstergesidir.

toplum tarafından şekillendirildiğine göre, bunu maddi koşullarla açıklayabilirsiniz.
norokimyasal süreçlerle değil.

sorun bu şekilllendirmenin ürettiği sahte bilinç kişinin kendisi tarafından nasıl tespit edilir ve bununla nasıl mücadeleye girilir ve bu mücadele nasıl kazanılır.

meditasyon bunun metodolojisini içermez.
bu süreç sorgulamayla başlar.
bilginin test edilip onaylanmayanların red edilmesiyle devam eder.
buna bilincin ilelemesi diyelim.
eğer bilinç; insanın maddenin en üst formu olduğunu, maddi koşullar tarafından belirlendiğini farkederse bu aşamadan sonra bizzat maddi koşulları belirleyebilme iradesini gösterebilme yeteneği de kazanmış olur.

bu süreç bir zihin boşaltma süreci değil, zihni yeniden yapılandırma sürecidir.
metodolojisi ise bizzat sorgulayıcı düşünmenin kendisidir.
meditasyon sorgulayıcı düşünme içeren bir şey değildir.
meditasyon aşma denemesidir.
sorgulamadan aşmaya çalışmak ise maddi koşulların önemini yadsımak, zihinsel süreçleri maddi koşulların önüne koymak gibi gerçeği karşılamayan bir durumu oluşturmaktan başka bir şey değildir.meditasyon farklın farkındalığını sağlamaz.kişinin kendisinin farkındalığını sağlar.

insanın toplum tarafından bir robota çevrilmesi bir sonuçtur.
maddi koşullarla belirlenen bu toplumsal sonuç, yine toplumsal irade ile maddi koşulların değiştirilmesi ile ortadan kaldırılır.
bireysel meditasyon ve yoga denemeleriniz maddi koşulları etkilemez ve değiştirmez.
sizi rahatlatır.
zihinsel orgazm görevi görür.

verili koşullar öncelikle ortaya koyulmalıdır.
köleliğin yaşanan biçiminin dayanağı ortaya koyulmalıdır.
çünkü insanın birey olarak ve tür olarak bilincinin ilerlemesi , yapısal olarak engellenmektedir.
sorun insanın norokimyasal yapısında değil, yaşadığı toplumun yaşama biçiminde.
iktidar ve mülkiyet ilişkileri bu haliyle devam ettiği sürece, bir kaç kişinin kendi kişisel zihinsel ilerleyişi türün kendisi adına bir şey ifade etmez.
bireyin kendisi adına ifade ettiği ise gerçek değil sanal zihinsel bir ilerlemeden ibaret olarak kalmasıdır.
sizin yaptığınız kendinizin farkına varmayı başarabilmenizdir.
bütün dünya tek tek bunun farkına varabilir mi.
hayır.
normal dağılım bunun verili koşullarda mümkün olmadığını gösteriyor.
mümkün olsaydı zaten verili olan da o olurdu.

o halde türün bu sahte bilinç denen şeyden yakasını kurtarmasını mümkün kılacak olan şey nedir.
en başta söylediğimiz şey.
bu neyin sonucu ise , bu sonucu üreten sebebin değişim dönüşümünü sağlamak.
eğer insan görmek istiyorsanız, insanca yaşamanın koşulları veri olmalı, o koşulların insan üretme mekanizması sağlanmalıdır.
sizin tekil olarak insanlaşmanız sonucu etkilemeye yetmez.

karinca 06-08-2010 17:22

Sayin paslicivi,
Dünya iyi islerde yarisin bir arenasi ögrendigim kadariyla.
Iletisim hizlandikca dünya kücük bir köy haline geliyor. Bu bence melez bir kültürü, biraz ondan biraz bundani zorlastiriyor. Eskiden bir bilim adami belki eskilerde yasamis herkesin ulasamayacagi baska bir kültürün bir arifinden beslenip cok olaganüstü seyler koyabiliyordu ortaya. Ama bugün nerdeyse kolleksiyonlar bile artik o kadar bulunmaz degiller. Cok ender bulunur dediginiz bir parcanin malum sanal pazarlarda onlarcasina bir tusda sahip olabiliyorsunuz.
Artik her konuda insanlar daha secici davraniyor ve en orjinalini ariyorlar. Ben müslüman bir türk olarak, bir hristiyan fransiz/hatta bir müslüman arap gibi tavir yada inanislar sergiledigimde insanlarin ilgi göstermedigini hatta benden kactiklarini ve kendiminde tatmin olmadigimi görüyorum.
Ben kendi bilinc altima yerlesmis dünya görüsünün güzelliklerini bir arkeologun bir eseri meydana cikarmasi gibi calismali degil miyim? Ve güc yetirebiliyorsam onlari daha güzel hale getirip, daha zengin bir bilincalti mirasi birakmali.
Belki sizlerin, yukardakilerin ilgilenmesi gereken daha farkli seyler vardir. Ama her yeni baslayan sizin seviyenizden nasil baslar? Hayata sizin gibi nasil bakabilir?
Saygilar...

paslıçivi 07-08-2010 06:55

Alıntı:

Ben kendi bilinc altima yerlesmis dünya görüsünün güzelliklerini bir arkeologun bir eseri meydana cikarmasi gibi calismali degil miyim? Ve güc yetirebiliyorsam onlari daha güzel hale getirip, daha zengin bir bilincalti mirasi birakmali.
kesinlikle haklısın sevgili karınca.. senin bu yaşama anlam/içerik vermendeki programsa ve sana bu hayatı yaşanabilir, güzel, tatminli kılıyorsa bu konuda sana kimsenin diyeceği bir şey olamaz..

bu bilinaçaltını güzelleştirmede tek kriter; senin gibi olmayan, hatta senin bu dünya görüşüne düşman olan herkesin senin gibi bir bilinaçltı oluşturulmuş bir insan olduğunu hatırlayıp, onu olduğu gibi kabullenip, o sana hoşgörü göstermese bile senin ona hoşgörü gösterebilme becerindir..

çünkü seni insan yapacak, insanlaştıracak yegane şey budur.. etki yoksa tepki de yoktur, varolan etkiye tepki vermek karşı tarafa yeni tepki oluşturma potansiyeli taşır..

gelen etkiler olduğunda sen orda olma.. senden tepmesin geriye bu etki.. bırak o gelen tepki vuracak çarpacak bir benlik bulamasın ve sonsuzlukta kaybolup gitsin.. sen varoluşun bize dayattığı bu kaosun oyuncağı olma..

Alıntı:

Ama her yeni baslayan sizin seviyenizden nasil baslar? Hayata sizin gibi nasil bakabilir?
ben de anamdan böyle doğmadım zaten.. yaşadığım hayat ve farkında olmadan yaptığım meditasyonlar sayesinde oldu herşey..

her insan ayrı bir bilinçtir, ayrı bir dünyadır.. benimki budur, sizinki odur.. dünyanın güzelliği/matrixi zaten bu bilinç zenginliğinde yatar..

aksi takdirde ayni düşünen, algılayan bir robotlar dünyası olurdu bu dünya ve çok sıkıcı olurdu..

paslıçivi 07-08-2010 07:41

sevgili diamat..

meditasyonun ne olduğu, bir insanı nasıl etkilyebileceğini bu dünyada çok az insan deneyimleme şansı bulmuştur.. ben de bunlardan biriyim..

bakın size meditasyonun nasıl bir şey olduğunu açıklamaya çalışayım..

meditasyon medicine (ilaç) kelimesinden türemiştir.. zihnin ilacıdır, çünkü insanoğlu zihin hastasıdır ve bu hastalık nesilden nesile öğretilerle aktarılır.. yani bulaşıcı bir özelliği vardır..

antipsikotik dediğimiz bir ilaç grubu vardır.. bu ilaçlar başta şizofreni olmak üzere bu dünya gerçekliğinde yaşamayan insanları bu dünyaya döndürmeye yarar..

psikoz dediğimiz hastalığın en önemli özelliği kişinin "hasta olduğunun farkında olmamasıdır".. nöroz dediğimiz gruptaki insanlar hasta olduğunun farkındadır ve kendi isteğiyle bir hekime gider ve yardım ister, "ben hastayım beni iyileştirin" der..

ama psikotik düzeyde olan bir hasta; hasta olduğunun farkında değildir, o bambaşka bir dünyada yaşıyordur.. ve siz o insana bunu konuşarak/anlatarak ifade edemezsiniz.. yani bu dünya gerçeklerinden kopmuş bir şizofreni hastanızı karşınıza alıp "sen hastasın ve seni iyileştirmemiz gerekiyor" dediğinizde bunu algılayamaz.. bu hastalar yakınları tarafından çaktırmadan ya da zorla hekime götürülen hasta grubur..

bu insana hasta olduğunu söylemeniz/anlatmanız bir şey ifade etmediği gibi kişi bunu kendisi düşünerek ve sorgulayarak da algılayıp aşamaz.. zaten asıl bu mekanizma arızalıdır..

bilgisayarın bakımını yapan, problemlerini çözen bir yazılım/program düşünün.. bu yazılım/program bozulmayıp sağlıklı çalıştığı sürece o bilgisayara hizmet edip bakım yapabilir, sorunları çözebilir.. ama bu yazılım bozulduysa, hastaysa artık bu "bakım ve sorun çözme" işini yerine getiremez..

işte başta şizofreni dediğimiz psikoz grubu hastalıklarda bu mekanızma bozulmuştur..

ve aynı şekilde zihinde/egoda yaşayan bir insanda da bu mekanızma bozuktur.. siz bu insanla ne konuşarak ne anlatarak ne de başka bir şey yaparak bunu yokedip tedavi edemezsiniz..

yani inancıyla bütünleşik bir teizm ve nonteizm düzeyi bilinçaçıklığındaki bir insanı konuşarak, anlatarak başka bir düzeye taşıyamazsınız.. siz taşıyamadığınız gibi kendisi de taşıyamaz, çünkü kendi içinde bütünlüğü, mutlak 1', yakalamıştır, sorgulama ihtiyacı bile duymaz..

kişi ancak içindeki bu bütünleşik olma durumu yani mutlak 1'i kaybettiği zaman dönüşüme hazırdır.. işte bu durumdaki kişi artık arayışa girmiştir, felsefe yapar, kendi görüşündeki insanlarla birlikte olmaktan tatmin olduğu gibi kendi inancı dışındaki tüm inançları yanlışlama çabalarında başarılı olduğu sürece varolan pozisyonun koruyabilir..

söylemeye çalıştığım şey şu.. bilinç&inanç kombinasyonunda yaşayan ve bütünlüğü yakalayıp tatmin olmuş bir bilinç ister teizm olsun ister nonteizm ya da sizin sınıflandırmanızla ister idealist olsun ister materyalist; bu insanı konuşarak tartışarak değiştirmeniz imkansızdır.. ve dediğim gibi sizin değiştirmenizi bir yana bırakın bu kişi kendini sorgulama ve değiştirme çabası içinde olmaz ve olamaz, bu zaten mümkün değildir..

işte meditasyon tüm bu farkındalıksız ve uyku hallerine iyi gelen ve beyin nörokimyasını değiştiren bir işlemdir.. tabula rasa olarak dünyaya gelen bir bebek gibi inançsız, milliyetsiz, tabusuz, zihinsiz bir hale getirir sizi.. yani tüm zihinden ve egodan arındırdığı için o çocukluğunuzdaki tam uyanıklık safbilinç haline getirir sizi.. çünkü siz doğduktan sonra insan olan atalarınız tarafından zaman ve coğrafyaya göre çok değişik şekillerde kirletirlirsiniz, hasta edilirsiniz..

mesela siz tek tanrı soyutuyla kirletilmişsiniz ve yaşamınızda ve bu sitede bunun mücadelesini veriyorsunuz..

aynı şekilde ben de tek tanrı soyutuyla kirletildim hem de çok yoğun olarak.. 15-16 yaşlarına kadar 5 vakit namaz kılan, camide müezzinlik yapan biriydim..

şimdi ister tek tanrı olsun ister çok tanrı.. hani kaba bir tabir vardır "şeyimden aşşşağa kasımpaşa" vaziyetleri..

işte şimdi bu pozisyondayım.. ne teizm düzeyi ne de nonteizm düzeyi tanrıları yanlışlama gibi bir çabam yok.. çünkü zihnimde küçük bir çocuk gibi tanrı soyutu yok ki.. sadece bir veri input olarak var ama ben onun kölesi değilim.. ne yanındayım ne karşısında.. tanrı denen kavram benim için "ossuruktan tayyare selam söyle o yare" durumunda..

psikotik bir şizofreni hastasına nasıl antipsikotik ilaç vermediğiniz sürece onu bu gerçek dünyaya taşıyamazsanız, idelaist ve materyalist insanları da bulunduğu düzeyden başka bir düzeye taşıyamazsınız..

karinca 08-08-2010 03:56

Saygideger paslicivi,
Tavsiyelerinizi sevgiyle alip size gönlümün taa derinliklerinden sükranlarimi sunuyorum.
Bu arada öncedeki iletilerde size bahsettigim kitaptan meditasyonla ilgili bölümden bazi yerleri özetlemeye calistim.

900Katli Insan (Kaknüs Yayinlari) s97 den itibaren meditasyonu inceliyor. Meditare=Latince merkezi bulmak. Naranjo ve Ornstein üc tip meditasyon tanimlamislardir; dikkati odaklastirma, acilim ve disa vurum teknikleri. Bulanik bir suya batik güzelliklerin yavas yavas yüzeye dogru cikmasi ve insanin yabanci oldugu bir cok güzelliklerle karsilasmasinin anlatilmasi zor haller oldugu icin bunun sanata yansidigini anlatiyor; Hayku denilen kisa ve özlü siirler, figüratif resimler, bahce tasarimlari, ilk bakista sacma gibi gelen hikayeler, Aikido, Tai Chi, kilic, okculuk ve birkac firca hareketi ile yapilan kusursuz hat yazilari kanji... Hep bu degisik bilinc hallerinin ifade tarzlaridir.

Siradan bir nar cicegi degisik bilinc hali etkinlestiginde bizde cok daha derin bir tesir uyandirir. Kalp bölgemizde yanma benzeri, tanimlamasi zor, bedensel bir his duyariz. Cicegi sanki ilk kez görüyoruzdur ve renklerin olaganüstü canlilikta oldugunu farkederiz. Bazen gözlerimizi yasartan muhabbet ve kardeslik duygusu uyandirir. Muhabbet, merhamet, hosgörü, husu, nese, güven, ümit, cosku, tamamlanmislik ve birlik duygulari gibi muhtesem hisler yasanir. Buna karsilik derinligine nufuz edildikce nefsani duygular; hirs, öfke, gurur, kaygi, ten duyusu sehveti günesin cikmasiyla carcabuk eriyip buharlasiverir.
Bunlari bir bilinc semasi ile daha anlasilabilir hale getirmis.

Saygilar...

paslıçivi 08-08-2010 06:23

Alıntı:

Benim algimda, meditasyon, bir cesit zihinden "arinma" ve zihin "bosaltma" eksersizidir. Yani bir cesit transa gecmektir ve dunya ile o an "iliskiyi" kesmek ve kendini tamamen konsantre olarak kendinden "koparmaktir"

Bu temelde baktigimizda, dogal zihniyetin dogal egosunun; bir cesit yasam ve iliskilerden ve de yasamin gerceklerinden "arinarak" kendisini "bosluga" vermesidir.

Meditasyon kisisel yapilan ve sadece kisinin kendi istemi temelinde yapilan bir egsersiz olma vasfiyla ve sadece yapildigi surecte gecerli olma vasfiyla, bir cesit yasam ve iliskinin surekliligine "ara vermektir"

Bu temeldede bakildiginda, meditasyonu yararinin sadece yapildigi sure ile sinirli oldugu algilanir. Halbuki yasam ve iliski, belki uyku disinda devam etmektedir.

Ben bu temelde meditasyonu, gecici mutluluk ve huzur veren bir uyusturucu olarak algiliyorum.

Iste bu temelde de, tibbi haplar, uyusturucular, her turlu tasavvuf ve hareketleri de ayni sonucu vermektedir.
sevgili e.i..

topiğe giriş yazındaki meditasyon hakkındaki bu önfikrin meditasyonu tarif etmediğini görmüşsündür sanırım.. dediğim gibi meditasyon kavramı batı dünyasının henüz kavrayamadığı bir olay, çünkü kültürümüzde yok.. ve yeni nesillere böyle bir şey aktarılmıyor.. ve senin tarif ettiğin şekilde algılanıyor meditasyon.. geçici rahtlama, günlük sıkıntılardan stresleren uzaklaşma..

oysa meditasyon bu değildir.. meditasyonun ne olduğunu zen ustalarından ve sufilerden öğrenebilirsin.. çünkü meditasyon yapan insan kendisine yüklenen "zihnin(veri tabanı) kölesi değil efendisi konumuna" gelmekte ve "insanlaşma" yolunda çok önemli bir adım atmaktadır..

çünkü her doğan bebek insan olmaya aday doğar ama bu bebeği insan olmaktan uzaklaştıran şey dünyaya geldiği zaman ve coğrafyadaki kendine yüklenen bu bilimdışı öğretilerin/veri tabanının kölesi durumuna düşmektir..

işte meditasyon bu yüklenen veritabanının kölesi olmaktan kurtarır insanı.. yani doğumdan sonra bize yüklenen insanlığı ayıran inanç, milliyet, politik, ahlaki yapı vs gibi tüm tabuların/soyutların hakimiyetine son verdiren bir işlemdir..

normal bir insan kendisine yüklenen bu verilerde yaşar, bu verileri sahiplenip sabitler yani bu verilerin/zihnin kölesidir.. bu çeperde sahte bir yaşamdır..

işte meditasyon bu verileri/zihni silmez, sadece bu verilerde yaşamaya son verir, bu zihnin kölesi olmaktan kurtarır seni.. çeperden merkeze(özbenliğe) gelir ve gerçek insani bir yaşama başlatır insanoğlunu..

Alıntı:

Sonucta, mutluluk/mutsuzluk ta mut kokeninin karsitligi ve bir duygu, his urunudur. Ustelik yasam ve iliskilerin devamli degisen ve goreceli bir kurgusudur. Bir an mutlu oldugunuzu dusunurken, alacaginiz bir haber veya vuku bulan bir olay, sizi mutsuzluga yonlendirebilir.

sevgili e.i.. çeperde/egoda yaşayan bir insanın mutluluğu doyumsuzluktur.. çünkü egonun kurgulanışı zaten tatminsizlik üzerinedir.. ve kişi çeperde/zihinde/egoda sahiplenip sabitlediği kölesi olduğu tabularla mutlu olabilir..

çeperde yaşayan bir insanın teist yada nonteist bir inancı vardır, bu doğrulandığı sürece mutludur..

bir milliyeti/etniğivardır, bu yüceltildiği, aşağılanmadığı sürece mutludur..

bir politik görüşü, ahlaki yapsı vs vardır, bunlar doğrulandığı, uygulnadığı sürece mutludur..

tutunduğu kendinden başka her türlü somut/soyut bir çok unsur vardır.. tüm bunlar o insanın her türlü maddi/manevi zenginliğidir.. bunlara sahip olma oranında, bunların doğrulandığı oranda, bunlara saldırı gelmediği oranda, yada saldırı aşağılama geldiğinde savunabildiği oranda mutludur.. yani kişinin mutluluğu sabit değil çok değişkendir.. kişi sahip olduğu tüm soyut/somut zenginliklere sahip olduğu, koruyup savunabildiği sürece mutlu olabileceğini düşünür..

o yüzden tutunduğu tüm bu unsurları sahipleyip sabitler ve hem nitelik hem de nicelik olarak arttırmaya çalışır.. inandığı teizm ya da nonteizm düzeyi inanç tüm dünya insanlığına hakim olsun ister, mensubu olduğu milli/etnik yapı yine onurlu/gururlu dünya insanlığında bir yeri olsun ister, plitik görüş ahlaki yapı için de yine aynı şeyler geçerlidir..

tutunduğu somut unsurlar olan sevdiği insanlar, maddi zenginlikler vs, hiç azalmasın hep onlara sahip olsun ve hep bunların artmasını ister..

yani çeperde/zihinde yaşayan bir insanın mutluluğu bunlara bağlıdır.. ama tüm bunlara fazlasıyla sahip olmuş birçok insan hala derinlerde bir eksiklik hisseder, tatmin olmayan bir nokta olduğunun farkındadır.. o yüzden sürekli bir çaba içindedir, elinde sahip olduğu tüm bu somut/soyut zenginlikere daha bir fazla yapışır ve arttırmaya çalışır.. ama tüm çabası nafiledir.. tüm evrenin her türlü soyut/somut zenginliğine sahip olsa mutlak tatmini bulamaz.. ve buna yaşam der..

ve bir gün gelir ölüm kapısnı çalar ama o hala bu zenginlikeri sahiplenip sabitlemekle yaşamını ıskalayarak geçirmiştir.. zihinde/çeperde yaşayan bir insanın mutlak tatmine ulaşması imkansızdır zaten.. çünkü zihni/çeperi yöneten egoda yaşamaktadır ve dediğim gibi ego tatminsizlik üzerine kurgulanmıştır..

bu dünyada bir insanın yaşayabileceği 3 orgazm vardır..

1.. bildiğimiz cinsel orgazm, en basitidir..

2.. karşı cinse yakalandığımız aşk, bu psikolojik orgazmdır.. birinciden daha yücedir daha tatminkardır..

bu yukarda saydığım orgazmlar belli süreler için insanı tatmin eder, ömür boyu devam etmez..

3.. kozmik orgazm.. kişinin kendini bulması, özbenliğine inmesi.. işte bu kalıcı, mutlak orgazmdır.. artık mutlu olman için kendinden başka hiçbirşeye gerek yoktur.. kendinin dışında hiçbir somut/soyut zenginliği çok fazla sahipleyip sabitlemene gerek kalmaz.. çünkü tatminsizlik üzerine kurgulanmış o ego denen hastalıktan/zehirden kurtulmuşsundur, arınmışsındır..

işte sık sık bahsettiğim mutlak mutluluk, safbilinç, özbenlik hali bu kozmik orgazm durumudur.. ve bir insanın yaşayabaileceği, deneyimleyebileceği en tatminkar, kalıcı orgazm şeklidir..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:34 .