![]() |
Zen Hikayeleri ile adım adım aydınlanma..
Şimdi hiç kimseyi ve kendimi Zen tarihi, sosyolojisi, psikolojisi, felsefesi vb. konularda sıkmak niyetinde değilim. Bu forumda Zen hikayeleri, mandoları, koanları, söylenceleri ile adım adım aydınlanacağımızı düşünüyorum. Yani bu forum başlığı insanların kafasına gereksiz binlerce bilgiyi doldurup onların zihnine bir "hard disk" muamelesi yapmanın lüzümu yok çünkü bize "berrak, açık" zihinler lazım bu Aydınlanma sürecinde.....
Umuyorum bu oldukça keyifli, eğlenceli Aydınlanma çabasına ilgi gösterirsiniz. Şimdilik bir hikaye ile giriş yapıyorum gelecek ilgiye göre devam edeceğim... ----------------- Bir adamın karısı oldukça hastadır. Ölüm yatağında kocasına şöyle der : Seni çok seviyorum ! Seni terketmek istemiyorum ! Bana ihanet etmeni istemiyorum ! Ben öldüğümde başka bir kadınla birlikte olmayacağına bana söz ver. Yoksa sık sık geri döneceğim. Kadının ölümünden bir kaç aylık bir sürede adam başka kadınlarla birlikte olmaktan kaçındı ama sonunda bir kadına aşık oldu. O kadınlar nişanlanlandığı gece eşinin hayaleti göründü ve onu sözünü tutmamakla suçladı. Ölen eşinin hayaleti bu geceden sonra her gece gelerek onu taciz etmeye başladı. Eşinin hayeleti adam ile nişanlısı arasında geçen her konuşmayı kelimesi kelimesine ve (her şeyi) aynen ona anlatıyordu. Bu durum adamı o kadar üzüyordu ki gözüne uyku girmez olmuştu. Umutsuzca köyünde yaşayan bir Zen ustasına giderek ondan yardım istedi. Zen ustası adamın söylediklerini dinledikten sonra *"Çok akıllı bir hayaletmiş ! " dedi. "Evet" diye cevap verdi adam. "Söylediğim ve yaptığım herşeyi en ince detayına kadar hatırlıyor !" Zen ustası gülümsedi. "Böyle bir hayalete hayran olmalısın, sana bir sonraki sefere onu gördüğünde ne yapacağını söyleyeceğim" dedi. O gece hayalet tekrar geldi. Adam hayaletin herzaman ki konuşmalarını Zen ustasının söylediği gibi cevapladı "Sen çok akıllı bir hayaletsin !" dedi ve devam etti konuşmasına : " Bilirsin ki senden bir şey gizleyemem, eğer benim bir soruma cevap verirsen nişanlımdan ayrılacağım ve hayatım boyunca yalnız yaşayacağım" dedi. "Sor sorunu o zaman" dedi hayalet. Adam masanın üzerinde bulunan geniş bir kabın içindeki fasülye tanelerini avuçladı ve ona sordu : *"Söyle bana elimde tam olarak kaç tane fasülye var ?" O anda hayalet ortadan kayboldu ve bir daha hiç gözükmedi. İnsanların bu hikayeyi okuduktan sonraki olası reaksiyonları : Hayaletlerde insandır ve insanların yapamayacağı şeyleri onlarda yapamazlar. Hiç kimse herşeyi bilemez bir hayalet bile olsa. Bir konuda çok akıllı olabilirsiniz ama her konuda bu "akıl" işe yaramaz. Hayalet sürekli geliyordu çünkü adam hayaletin herşeyi bilmesinden etkileniyordu. Hayaletin onun üzerinde bir gücü vardı. Ama sonunda adam hayaletin bu üstünlüğünü kırdı ve hayalet bir daha geri dönmedi. Hayalet aslında o adamın bir parçası idi. Bu yüzden adamın bilemeyeceği bir şeyi o da bilemezdi. Hayalet adamın zihninde oluşuyordu. Onu o yaratmıştı. Hayaletin onu sürekli taciz etmesi onun kendisini suçlu hissetmesinden kaynaklanıyordu. Bir şeyin üzerine çok fazla yoğunlaşırsak o şey bizi avucuna alır. O şeyin ötesine geçtiğimizde ortadan kaybolur. Hikayenin sonunu beğenmedim. Büyük bir dikkatle okudum ama umduğum gibi bir hikaye çıkmadı. Madem hayalet herşeyi biliyordu da o halde neden adamın Zen ustasını ziyaretini görememişti ? Eğer kadın kocasını çok seviyorsa neden kocasından böyle bağlayıcı bir söz aldı ? Hayaletin bildiği her şey bir avuç fasülye bile etmezdi. --------------------------- Siz bu hikayeye nasıl bir reaksiyon gösterdiniz okuduktan sonra ? Sizce yukarıdakilerden hangisi daha gerçekçi ? |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Benim secimim iki tane
* * Hayalet adamın zihninde oluşuyordu. Onu o yaratmıştı. Hayaletin onu sürekli taciz etmesi onun kusuru idi. * * *Bir şeyin üzerine çok fazla yoğunlaşırsak o şey bizi avucuna alır. O şeyin ötesine geçtiğimizde ortadan kaybolur. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sodomo, sen daha yatmadin mi?
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
gecelerin adamı vartor, hazır gecenin bu sukunetinde şu daha önce söylediğim koan'ı bulabilirsin, senden ümitliyim....
tek elin sesi nedir ? |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Carptigi yere,nesneye gore degisir.
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Hayalet aslında o adamın bir parçası idi. Bu yüzden adamın bilemeyeceği bir şeyi o da bilemezdi. Diyorum bu soruda. Doğru olması muhtemel yanıtlar bir'den çok. Vartor'un yanıtları da uygun.
İlk soru ise daha zorlu bir soruydu. Belki de çok basit. Örneğin " Bir elin sesi ise sessizliğidir" diyebilir miyiz acaba. Ya da duyabilenler için "havanın sesi". |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
pante emin adımlarla ilerliyorsun ve zaten bu foruma katılan insanlar bayağı bir ilerleme kaydedecekler kendim dahil.... Zen aslında çok yakınında olan bir şeyi aramaktır,
"Ne kadar mucizevi, ne kadar mistik! Odun taşıyorum, su getiriyorum." * * demiş bir Zen öğrencisi, dikkat edersen hikayenin aşağısındaki şıklar insanların okuduktan sonraki reaksiyonları olarak tasnif edilmiş yani burada öncelikle kendi reaksiyonunu öğrenmek asıl olan, illaki doğru-yanlış ikilemi ile konuya bakmak gerekmiyor zaten Zen'in amacı seni doğru ve yanlış ikileminden kurtarmaktır bir açıdan bakarsan.. Benim ilk tepkim aşağıdaki oldu ; Hayaletin bildiği her şey bir avuç fasülye bile etmezdi. Hangisinin daha "rafine" bir tepki olduğunu şu anda bilemeyiz..Senin dediğin gibi birden fazla seçenek de olabilir. Bu daha başlangıç *ve böyle bir iki "reaksiyon" şıkları olan hikaye daha yazdıktan sonra reksiyonsuz hikayeler yazacağım ve daha da öğretici olacak. İlk soru ise daha zorlu bir soruydu. Belki de çok basit. Örneğin " Bir elin sesi ise sessizliğidir" diyebilir miyiz acaba Evet Zen koanlarının bulunması hem zor hem çok kolaydır. "Acaba" diyerek yanıtladın yani şüphe içindesin bu yüzden bu cevap sana bi fayda sağlamayacak.. O halde burada yapılacak olan sessizliğin sesi'ni dinlemek ve duymak olacak bunu duymadan asla bilemezsin tek elin sesini. Bir Zen ustası ve öğrencisi birlikte müzik dinliyorlarmış, Müzik bittikten sonra öğrenci ustasına demiş ki : "Ne kadar güzel bir müzikti değil mi ?" Usta yanıt vermiş: " Evet notasız hali çok hoştu" Yani müziği notasız dinleyebilmek. İşte Zen'in sana kazandırmak istediği budur.... Diğer arkadaşlarıda bu forumda görmek isterim. Daha başka süprizlerim olacak.... |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sevgili psiko,
Katılımın için teşekkür ederim. Aslında senin ilk cevabının güçlü bir yönü var. Ama biraz "psikoanalatik" bir yaklaşım gibi duruyor, *bunu doğru olsa bile Zen'ce bulmamıştım. İkincisi cevabın ise "mantıksal bir bağ" kurma çabası ve bu da hepimizde var olan bir akıl yürütme tarzı, doğru olsa bile Zen tarzı değil bence. Pante'nin cevabı Hayalet aslında o adamın bir parçası idi. Bu yüzden adamın bilemeyeceği bir şeyi o da bilemezdi doğru. Ama doğruyu bulmak değil ki Zen'in amacı. Bu arada yeni bir koan ekliyorum böyle hikaye-mando-koan çeşni yaparak gideceğiz ve eminim herkes büyük keyif alarak bayağı bir mesafe katedecek. Bir usta, asasını kaldırıp göstererek sorar; “Buna asa derseniz çok olağan bir lakırdı etmiş olursunuz, yok asa değil derseniz de yanlış olur. Olumlu ya da olumsuz bir şey demeksizin, ona ne diyebilirsiniz?" sevgiyle kal... Not : spartacus den de cevap bekliyorum. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Bu aşağıdaki Zen hikayesine "olası okuyucu reaksiyonları" nı eklemedim. Serbestçe düşünelim....
Zen tapınağında bahçe bakımından sorumlu bir rahip varmış. Ağaçlara, çiçeklere, çimenlere bakmayı çok sevdiği için ona tapınakdaki bahçenin bakım görevi verilmiş. Bu tapınağın yanındaki ufak bir tapınakta da yaşlı bir Zen ustası yaşarmış. Bir gün rahip özel bir konuğu geleceği için bahçesinde özel bir dikkatle ve extra bir çaba ile çalışmaya başlamış. Yaban otlarını temizliyor, çalıları kırkıyor, çimleri tarıyor ve büyük bir titizlikle kuru ağustos yapraklarını topluyor ve onları düzene koyuyormuş. O çalışırkan bu tapınağın duvarının bitişiğinde ki ufak duvarın arkasından diğer tapınakdaki yaşlı Zen ustasıda bu rahibi dikkatle gözlüyormuş. İşini bitirdiğinde rahip doğrularak yaptığı işe hayranlıkla bakar ve *"güzel oldu değil mi ?" diye bağırırarak seslenir Zen ustasına. "Evet" diye cevap verir yaşlı Zen ustası. "Fakat gözden kaçırdığın bir şey var" der Zen ustası "eğer bu duvarı aşmama yardım edersen tamamlarım der" usta.. Biraz duraksadıktan sonra rahip yaşlı Zen ustasının duvarın üzerinde bahçeye girmesine yardım eder. Zen ustası bahçenin ortasına gider, *bir ağacı gövdesinden kavrar ve silkelemeye başlar ve ağacın yaprakları bahçenin her tarafına dökülmeye başlar. "İşte bu" der yaşlı Zen ustası....... |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
sarfedilen çabanın, yapılmadan önceki adımı diye düşünüyorum!
ilk yazdıgınada cevap verecektim sodomo-- vaktim yok yazamadım :( |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
meas teşekkürler katılımın için. İlki içinde birşey yazabilirsin ama doğru-yanlış ikileminde kalmadan serbestçe düşünerek, yani sende ne uyandırdıysa o olmalı çünkü asıl önemli olan okuduktan sonraki ilk tepkin...
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Hiç kimse herşeyi bilemez bir hayalet bile olsa. Bir konuda çok akıllı olabilirsiniz ama her konuda bu "akıl" işe yaramaz.
bende ilk bıraktığı degilde, tamamını bitirdikten sonra.Yukarda copy yaptığım satır, daha yatkın geldi sodomo-- |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
yaptığın iş yaptığın eylem ne olursa olsun,bazen bir adım sonrasını,bazen iki adım sonrasını,yani sonrasını da düşünmek gerekiyor,,,evet anları yaşamak lazım ama sonrasıda var...önemli olan meydana getridiğini daha sonraki tehlikelerden koruyabilmek...yav bu hikaye ilk sayfaya yazılır ardındanda ciltlerce kitap yazılır sodomo kardeş :)
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
yoksa doğal hali en güzel olan halidir mi demek istedi yaşlı zen ustası :(
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
meas aklın her konuda işe yaramadığın bilmek önemli bir adım Aydınlanma yolunda genellikle de Zen buna çok vurgu yapar hatta koan'ların düzenlenme amacı aklı devre dışı bırakmak ve bilgiye varlığının tamamını kullanarak ulaşmaktır bir bakıma ama burada şöyle bir durum var :
Zen'in öğüt-nasihat verici yönü yoktur veya böyle bir amacı yoktur. Burada amaç okuyucuda bir "uyanış" bir "farkındalık" sağlamaktır. Mesela ben sana "elin var mı ?" diye sorduğumda sen "evet var" dersin bende derim ki "ama şimdi farkettin onun var olduğunu" yani Zen'in aydınlanması bir "farkındalık" sağlamadır aynen aşağıda bir Zen ustasının ifade ettiği gibi ; Ben Zen yolunda çalışmalara başladığımda dağlar dağ, ovalar ova gibiydi, bu yolda ilerleme kaydettiğimde baktım ki ne dağlar dağ, ne de ovalar ova gibi... Yolun sonuna geldiğimde dağlar tekrar dağ, ovalar da ova gibiydi, ama artık her şey öylesine berrak görünüyorduki Tabii bende oldukça tereddütteyim aslında bu seçeneklerin dışında başka bir seçenek var gibi duruyor ama birlikte bulabiliriz ve zaten amacım da buydu "birlikte bir paylaşım içinde" farkındalık ve uyanış sağlamak. SİRİUS-B katkın için teşekkür ediyorum. evet anları yaşamak lazım ama sonrasıda var... Bu "an" konusu çok önemli Zen'de, sonrası veya öncesi var mı pek emin değilim. yoksa doğal hali en güzel olan halidir mi demek istedi yaşlı zen ustası Bu oldukça güçlü bir seçenek. Ama unutmayalım Zen usatısı "nasihat" vermez veya "doğru-yanlış-güzel-çirkin" olan şeyin ne olduğunu söylemez , *"karşısındakine aydınlanma yolundaki engellerini farkettirir" yani acaba o rahibin kafasındaki "şekilciliği" mi yıkmak istedi ? Kim bilebilir *? |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Ne kadar dikkat edersen et gine de gozden kacan birsey bulunabilir, Demek istemis yasli rahip.
Veya, sen bunlarla ugrasiyorsun ama sonbahar geldi demek istemis. Veya, sen detaylarla ugrasirken,asil buyuk problemi,(agacin hastaligini)gorememissin demek istiyor. Veya........... |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
vartor, samimiyetimle söylüyorum çok etkileyici yorumlardı AMA,
Ne kadar dikkat edersen et gine de gozden kacan birsey bulunabilir Çok genel duruyor. Sonuçta rahip bir şeyi gözden kaçıyor ama adamın "mükemmelliyetçi" bir kişiliği var bunu beslemiş olur eğer mesaj buysa. Bu yaklaşım yani "sen mükemmel olamadın" mesajı verilmişse bu kışkırtıcı olacaktır. Veya, sen detaylarla ugrasirken,asil buyuk problemi,(agacin hastaligini)gorememissin demek istiyor. Yok bu olamaz..hem ağacın problemli oluşu ile ilgili bir vurgu yok hemde yukarıdakine benzeyen bir mesaj yani yine gözden bir şey kaçırmış ama bu seferki biraz daha spesifik ve önemli.. sen bunlarla ugrasiyorsun ama sonbahar geldi demek istemis İşte bu harika. Çünkü bir farkındalık sağlıyor yani Zen'ce bir uslup... |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sevgili sodomo yazdığın zen hikayelerini büyük bir dikkatle takip ediyorum; öncelikle eline sağlık,fırsat buldukça katılıp *paylaşağım.Zen ustasının rahibin o kadar çalışmadan sonra ağacı sallayıp yapraklarını dökmesi, güzel olabilmesi için doğal olması veya olması gerektiği gibi olmasıdır.Sağlıcakla
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sodomo abim,
nassın iyimisin. bana sorcek olursan,saol iyiyim. (Accık asker mektubu gimi oldu.. *sonu şöle gelmesin:Laf maf iyide lann..biz açlıktan ölüyoz burtdaaa..Laf yerine acık para yollayın laaan Allahsızlar.. 8O ) Abi sen sen-zen davasına iyi sardırdın milleti.. Bak cahil ne diyo.. Bu soruların cevapları, bakanın annayışına,kavrayışına,küntürüne,algılamasına balı olarak deişir. Bir agacabaktıında, biri üzerine konan kuşa bakar onu dinner,onu farkeder. Öbürsü resamdır.. renklerinin güzelliine bakar.. Öbürü,gençtir-açtır.Yaww ne tenhada bi ağaç der..Burda iyiiş olur der. Bariki marankozdur.."Abim ne kereste çokar bundan" der desi hesabı yapar.. Şimdik hankı doru.. Hepsi doru.. Yaw nassı olur ,birbirinden çok farklı şeylerin hepsi doru olur.?* *8O * deme.. Bu matamatik deilkine abim.. Bu insanna ilgili.. matamamatik deil.. Bu bakma -annama kesin olmadıı için saten 100 tane din- beşyüz bin tane mesep-inanış*tarikat *var. Vede kime sorsan onunki doru.. Yaaa ..işte demekkine maddi olmayan işlerde, bakışa göre -- dorular çok farklı çıkabiliyo.. Senin sorularının cevabında hankı dooru.. Hepsi dooru abim.. Hristannara soru soruyolar.. Yaww sizin kitabınız doru olsa bi tane olurdu.. Bak müsnümannıa..Bİzim bi tek Kuran var.. deyice.. "Bir binaya bi yandan bakarsan her tarafını göremezsin. 4- dört adam ayrı yerlerden bakmış.. Herbiri baktıı tarfdaki güzellii görmüş ve annatmış.. Bölesi daha güzel deilmi?*" diye cevap veriyo.. Buda bi cevap,buda bi bakış.. İçinde insan varsa..inanç varsa *kesin doru olmaz.. :oops: Kör fili tuttuu yere göre tarif eder.. 8O Tek elin sesi olmaz.. o senin duymak istediin ses olur. Ne duymak istiyosan onu- sessizliin sesini, kendini,rabbini duyarsın.. Onu duymak içinde ne iki ele ne tek ele, sadece sevgiye ve temiz inança,hayranlıa gerek var.. CeMaL |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
http://goto.bilkent.edu.tr/gunce/ bu linkte "gunes" nickli bir arkadaş adeta lebiderya neler yazmış neler....
Zen'deki anahtar kelime 'dikkat'tir, Sufizm'de ise 'yürek'. Zen zihne karşıdır, ama zihnin ötesine zihinle geçer. Sufizm zihne karşı değildir, zihne tamamen kayıtsızdır. Sufizm yüreğe yoğunlaşmıştır; kısacası zihni umursamaz. Evet, Sufi'de de bir aydınlanma olur. Eğer Zen'deki aydınlanmaya satori, zihin-uyanıklığı dersek, Sufi'deki aydınlanmaya da 'yürek-uyanıklığı' denilebilir. Sufi'nin yolu aşığın yoludur, Zen yolu ise savaşcının, samurayın yolu. * İkisi de hikayeler kullanır. Zen de, Sufizm de hikayeler kullanır, ama hikayelerin değişik bir tadı, değişik bir havası vardır. Zen hikayesi saçmadır –bir bilmecedir, ve de çözülemeyen bir bilmece. Deneyebilirsiniz, ancak hiç bir zaman çözemezsiniz. Bu çözülemezlik bilmecenin doğasında vardır.; Zen hikayelerinin özüdür bu. Saçma olmak zorundadır, çünkü zihne şok veren bir araçtır. Zihninizi öldürecek bir kılıçtır. Neredeyse çıldıracak duruma gelirsiniz, bir çözüm yok gibi görünür ama üzerinde düşünmeye devam edersiniz. Bir meditasyon aracıdır. Zihin bir sürü çözüm önerir, ama Usta hiç birini kabul etmez. Öğrenci gece gündüz yeni çözümlerle gelir ama Usta bağırmaya devam eder, “Bu saçma! Git ve aramaya devam et!” Bazen aylar, hatta yıllar geçer ve sonra öğrenci bir çözüm olmadığı sonucuna varır. Ve unutmayın, eğer bir çözüm olmadığını düşünürseniz, olayı anlamamışsınız demektir. Bir çözüm olmadığını anladığınız bir farkındalığa gelmeniz gerekir. Bu çözümsüzlük, sonuçsuzluk durumunda bir ‘aşma’ gerçekleşir. Bir sıçrayış, bir ‘kuantum sıçrayışı’ ile zihnin ötesine zihin aracılığıyla geçtiniz. Zen hikayeleri zihinlerdeki düğümü kesmeye yarar. Sufi hikayesi bir bilmece değildir, bir meseldir. Bir şok, bir kılıç değildir; ikna edicidir, baştan çıkarıcıdır. Aşığın, gönül vermişin yoludur. Çok duyarlı ve yumuşaktır. Zen çok erilken (erkeksi), Sufizm dişildir (dişi). Zen hikayesi sizi çıldırtır; zihinde çılgın bir durum yaratarak zihni aşmanızı sağlar. Sufi hikayesi ise sizi yavaş yavaş sarhoş eder; yavaştır ama tesiri kaçınılmazdır Sufi hikayesinin bir şiirselliği, bir ritmi vardır. Sufi hikayesinin üzerinde düşünülmez, özümsenir. Oysa Zen hikayesinin üzerinde düşünmek gerekir; çay gibi yudumlanmalı, rahatça tadı çıkarılmalı, sindirilmelidir. Zen hikayesi çok yoğun, gergin bir zihinle araştırılmalıdır. Tüm enerjinizi hikayeye vermeniz gerekir. Tüm dünyayı unutursunuz da geriye yalnızca o ufak saçma hikaye kalır. Her an bunun saçma olduğunu ve bir yere götürmeyecğini bilirsiniz, ama Usta “Yoğunlaş! Uyanık ol! Dikkat et!” der durur. Bu yazı daha çok uzun ama hepsini almadım..... Cemal şimdi bi ordan bi burdan.... Anlatabildim mi ? |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Başkalarının bizimle beraber baktığı bir şeyde onlara yardım ettiğimizde FARK edemediğimiz şeyleri onların yardımı ile FARK edebiliriz diyorum bu sorunun cevabına.
sevgili psiko, ne kadar sade ve hoş... lakin nedir bu FARK ettiğimiz şey bu hikayede ? |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
sevgili tirintas,
Katılımın için teşekkür ediyorum. Bundan sonraki Zen hikayeleri çok çarpıcı olacak hepsinde de yorumlarını bekliyorum.. Zen ustasının rahibin o kadar çalışmadan sonra ağacı sallayıp yapraklarını dökmesi, güzel olabilmesi için doğal olması veya olması gerektiği gibi olmasıdır.Sağlıcakla "Doğal olmak" anlaşılması gereken bu gibi....Ama bir insan nasıl "doğal" olabilir. Yani ağaç ilkbaharda yapraklanır ve sonbaharda yapraklarını döker ama insanda bu doğal olma nasıl olur ? Daha doğrusu bizde var olan "doğallık" nedir ? Sevgiler |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Üçüncü Zen hikayemiz :
Bir çay seromonisinde tecrübeli bir çay ustası bir askeri kaza ile yaralar. Ondan hemen özür diler ama asker bunu kendisine yönelik bir aşağılama olarak görür ve onu kılıç düellosuna davet eder. Tecrübeli çay ustasının kılıç sanatında hiç bir tecrübesi yoktur ve askerden süre istemiş. Sonrada hemen bir Zen kılıç ustasına gider ve ondan kendisine kılıçla dövüş sanatını kendisine öğretmesini ister. Zen kılıç ustası ona yardım edemeyeceğini söyler ve bir tavsiyede bulunur : "Düelloya çıktığında kılıcını başının üstünde tut vurmaya her an hazırmışsın gibi ve rakibinin yüzüne aynı çay seromonisinde gösterdiğin gibi onunla aynı konsantrasyonda ve aynı sakinlikte bak." Ertesi gün çay ustası bu kılıç ustası ile düelloya çıkmış ve bu tavsiye uyarınca kılıcını başının üstünde tutmuş ve rakibinin yüzüne aynı konsantrayon ve sakinlikle bakmış. Kılıç ustası asker vuruşa hazır, pür dikkat bir şekilde ve oldukça soğukkanlı olan rakibi çay ustasının yüzüne uzun bir süre bakmış ama sonunda kılıcını aşağıya indirmiş ve kendi kibirinden dolayı çay ustasından özür dileyerek ayrılmış. Okuduktan sonra ilk tepkiniz ne oldu ? Şimdiden teşekkür ederim herkese. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
''kararlılığımızı'' her zaman korumak, hayatın her alanında kazandırır!
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
meas, *çay seromonisi "kararlılık" gerektirmiyor ki.
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
okuduktan onrak ilk tepki diye sordun, zen ustasının tavsiyesinden bunu anladım sodomo--
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Peki şu sözü nasıl yorumlarsın meas ?
----Eğer elinde "asa" varsa sana bir "asa" daha vereceğim. Eğer elinde "asa" yok ise asa'nı alıp götüreceğim. Bugün hep bu vardı aklımda ama bir türlü en basit bir yorum bile getiremedim. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sevgili Sodomo;
Bir soru da sana: " Olmayandan alınacak ve olana verilecektir." Bu ne olaki. Kim ,kime söylemiş.. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sevgili aldostu,
Bunu S.Demirel söylemiş olabilir veya T. Çiller :) |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Bu sozu soylese soylese Bush soyler.
Saka ediyorum. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
:D kardeşlerim,boşuna din aramayın .en iyi din bilimin dinidir.semavi dinlere inananlar her dakka her saniye kendilerinin doğruluğunu teyit edecek kanıt ararlarken(ki bu durum formdaki sayfalarda da var.)siz yeni farklı konular uğruna zen,şaman,kızılderili dinleri,budizm vs dinlerle uğraşıyorsunuz.düşünün gün 24 saat .vaktinizin kaç dakikası bu gerici dinlerle geçiyor.kendinizin varolma kaygısı ile kendinize bir topluluk bulma aidiyet hislerinizle günlerinizi harcıyorsunuz.zen düşüncesi ve keza diğer dinler neyi geliştirecek fikirler sundu.öyleki *kutsal kitaplardaki yaziların birçoğunu doğrulamak için bilimsel keşifler kaynak gösteriliyor (tersi olması gerktiğini *düşünmeyi dahi hiç aklına getirmeden.).bilimsel uğraşlarla evlerimiz elektirikle aydınlanmışken siz hala bireyci aydınlanmasını nasıl yüceltebiliyorsunuz.bu güne kadar bu dinlerle uğraşan hangi toplum gelişmiş söyleyin.gününüzü bilimsel uğraşlarla geçirin.gerçek aydınlanmanın sayısız kanıtlarını göreceksiniz.koanlarla vakit öldürmeyin.bunlar hep aynı hikayelerdir.
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Hmmm....Din değiştirmek istediğimde tavsiyelerini dikkate alacağım kage
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
bilimsel uğraşlarla evlerimiz elektirikle aydınlanmışken siz hala bireyci aydınlanmasını nasıl yüceltebiliyorsunuz
çok hoştu... |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Benim kafama cayci takildi. Ancak cay seremonisinde ne yaparlar aciklanmamis. Bu isi biraz daha zorlastiriyor. Cay seremonisinde , herhalde, sakin sakin sohbet ediyorlar diye tahmin ediyorum. Asker, cay ustasindaki hazirligi gorup, kin ve nefreti gormeyince, yaptigindan utanmis olabilir.
|
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
vartor, çay seremonisinin detayları önemli değil bence, burada adamın bir çay ustası olması, kendi işine saygı duyması, seremoniye katılan müşterilerine karşı gösterdiği saygılı davranış vb. şeyler bir ölçü oluşturuyor. Dikkate edersen asker kendi kibirinden dolayı özür diliyor.
Peki bu kılıç ustası askerin kendi kibirini görmesini sağlayan şey neydi ? Burası önemli diye düşünüyorum. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sevgili Sodomo,
Zen öykülerini izliyorum.Şu aralar biraz yoğunum.Zamanı gelince ben de düşüncelerimi belirtirim.Yazmaya devam et dostum.Bunlar da foruma ayrı bir renk ve güzellik katıyor.Sevgilerimle Sodomo baba :) |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Kendi kibirini farkediyor,Ne zaman? Ustanin ayni, seremonideki gibi bakisla baktigi ve silahini basinin ustunde tuttugu zaman.
Usta,nasil bakiyor? Saygiyla,belki sevgiyle kinsiz,nefretsiz.(Tahmin ediyoruz). Kavga edicek iki insan birbirine nasil bakar/ Ciy ciy yiyecekmis gibi.(bu garanti) Veya, boyle sakin durduguma bakma, kafani ikiye ayirabilirim. veya, kilicini tepeye kaldirmasiyla,"Bak ben yalniz cay ustasi degil ayni zamanda kilic ustasiyim"yani bende daha cok ustalik var kustahlik etme demek istemis. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sevgili Sodomo,Vartor..
:roll: Biraz düşünün bakalım.. Bu konuları seven sen Sodomo ve Vartor.. |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Alıntı:
Kod:
«Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim» |
Re: Zen hikayeleri ile adım adım Aydınlanma
Sevgili Neutrino,
teşekkür ederim.Doğruyu, hoş bir espri katarak belirttin. Ön yargısız olmayı, hepsini araştırmayı, yanlışların arasına serpiştirilmiş doğruları dahi ayıklamayı, ve gerçeği aramayı seviyorum. Yaşayıp yaşamadığı dahi, zaman zaman tartışma konusu olan ve sözlerinin(İncil'lerin) ne kadarının gerçekten kendisine ait olduğu dahi tartışılan bir insanın, ona ait olduğunu kabul ettiğimizde, İSA peygamberi,hümanistliği itibarı ile severim. Mesellerinde,insanı derine götüren güzel yargılar vardır. Semavi( diğerleri ne ise..!? ) din peygamberleri içerisinde, eline kılıç almamış, "Öldürün,asın-kesin,kafasını kopartın! " dememiş tek peygamber olması , ve aşırı iyi niyeti dolayısı ile , severim garib İSAmı.. O sözlerin gerçekten söylenmiş olup olmadığını, söylenmişse dahi ona ait olup olmadığını bilmediğim halde, derinliği olan güzel sözleri severim. İster Musa ,ister İsa ,isterse Muhammed söylesin. Altın, kimin elinde duruşuyla değil, kendi değerinden dolayı kıymetlidir. Beni doğru anlıyabildiğin ümidi ile bunları yazdım. Sevgilerim,bütün Dostlarıma.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:17 . |