![]() |
Benû Mustalik..
Ebu Said el Hudrî anlatıyor:
- "Peygamberle birlikte Benû Mustalık Gazası'na çıktık. Ve Arap tutsaklarından tutsaklar elde ettik. O sırada kadınlar iştahımızı çekti. Bekârlık çok güç gelmişti bize o günlerde. Ve azil yapmak istedik. İs*tiyorduk azil yapmayı Ancak, Peygamber aramızdayken ona sorma*dan nasıl azil yapacağız?' dedik ve gidip peygambere sorduk. Peygam*ber de azil yapmamakta sizin için bir sakınca yoktur. (Yapabilirsiniz de. Yapmaya bilirsiniz de.) Ama bilin ki, kıyamet gününe değin mey*dana gelecek bir yavru, ne olursa olsun meydana gelir." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Itk/13; Tecrîd, hadis no: 1596; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/127, hadis no: 1438; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n-Nikâh/49, hadis no: 2170.) Kimileri, "azl"in ne demek olduğunu bilmedikleri için bu hadisin anlamını tam olarak anlamamışlardır. "Azl" (azil), cinsel ilişki sırasında, erkeğin, meniyi, kadının cin*sel organına boşaltmadan çekmesidir. Yani, meniyi kadınlık organının dışına boşaltmak. Hadiste anlatılanın özeti şu: Müslümanlar, ellerindeki "tutsak kadınlar"la cinsel ilişkide bu*lunmak istiyorlardı. Ama bir sorunlan vardı: Ya çocuklan olursa? iliş*ki kuracaklan bu kadınlardan çocuk olsun istemiyorlardı. Tecrid "tü-tercim"i Kamil Miras, bu istememeyi, şöyle açıklıyor: "Bu suretle (yani meniyi dışa boşaltmak biçiminde) esir kadmla- 34 * ra yaklaşmak istemeleri (şu yüzdendir): Yüklü (gebe) veya evlat anası kadınlar satılamazdı. Halbuki gazilerin paraya ihtiyaçlan bulunduğun*dan satmak istiyorlardı." (Bkz. Diyanet yayınlanndan Tecrîd, 1596 numaralı hadis, not: 1.) Kısacası: Tutsak kadınlann ırzına geçebilirlerdi "gaziler". Ama bu işi yaptıktan sonra da "çocuk sorunu"yla karşılaşmak istemiyorlar*dı. Çünkü gerektiğinde bu tutsak kadınlan satabilirlerdi. Buna bir en*gel çıkmamalıydı. "Azl"i bunun içki istemiş ve "Peygamber"e danış*mışlardı. Peygamber de temelde bu kadınların ırzlanna geçilmesinde bir sakınca görmüyordu, buna izin veriyordu. "Azl"e gelince. Bunda da bir sakınca bulunmadığını dolaylı olarak belirtiyordu. (kaynak; Din bu 1. kitap) |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
dünyamıza namus adalet ve şeref kavramlarını getirenler
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
sn.deli_cevat
gerçekten ibretlik bir hadis... tecavüze cevaz verenlerden sadece biri... *:cry: kadınlara hak ettikleri değeri veren İslamiyet!!! ve kadının hak ettiği!!! :cry: |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
bir mevzu hakkında sadece bir hadisten hüküm çıkarılmaz.
bu hadislerin evvelinde ve ahirinde de söylenmiş sözler vardır ama kayıtlarda geçmemektedir. dolayısıyla müslümanların bir hadisten birhükümçıkartmaları için diğer bütün hadisleri eraflıca ve ayetleri tamamen bilmelerive aralarındaki bağları birleştirmeleri gerekir. şimdi o hadiselerin geçtiğizaman ve mekandakiler hayatlarının büyükbir kısmını peygamberle geçirmişler.evvelce ne dediğini ve daha sonraları da ne dediğini biliyorlar.olayların akışını takip ediyorlar.bu muhatapların anladıkları seviyede bizim bu hadisleri kendi kasdedilen manada anlamamız zordur.bunun için fertlerin görevi hadislerden yeni hükümler çıkarmak değil.bu ilimlerin erbabının verdiği netice bilgileri incelemektir. bugun birislam hukuku kitabı okursanız,bu bahsettiğiniz konularda yüzlerce sayfa hukuki kural olduğunu görürsünüz.o cariyelerden peygamber hanımları veya padişah hanımlarıçıkmıştır.hepsinin hukukları sağlanmıştır. Ayrıca bu cariye meselesi evinde oturan hanımlar değil,savaş meydanında müslümanlarla savaşan ölmeye öldürmeye gelen hanımlardır.bunlarla ilgili durumsavaş zamanı ile ilgilidir vebaşka başka kurallarla herkese belli haklar sağlanmıştır. cariye demek herkesin tecavüz ettiği veya fahişedemekdeğildir.dörtdörtlük hukuk kurallarına tabi savaşan kadınlardan esir düşenler demektir. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
sn. sor öğren, demişsiniz ki: "Ayrıca bu cariye meselesi evinde oturan hanımlar değil,savaş meydanında müslümanlarla savaşan ölmeye öldürmeye gelen hanımlardır.bunlarla ilgili durumsavaş zamanı ile ilgilidir vebaşka başka kurallarla herkese belli haklar sağlanmıştır."
O halde savaşan kadınlara tecavüz etmeyi neredeyse mübah saymışsınız. Ben bu zihniyeti gerçekten anlayamıyorum. Biliyor musunuz, kütüb-ü sittede tecavüzü yasaklayan bir tek hüküm dahi yok, Kur'an'da var mı? Said'in kadınlara tecavüzle ilgili bir sözü var mı? Şu hadisleri bilirsiniz; kocası kadının nefsini istediği halde kadın gelmezse melekler o kadına sabaha kadar lanet ederler. kadın deve sırtında da olsa, kocası isteyince bunu yapmalıdır.... v.b.. Okuyan, Hadislerden kafasına göre yorum çıkarmamalı diyorsunuz, siz bunlardan bir yorum çıkarmayın, peki. Benim çıkardığım ise şudur ki; Peygamber kocanın karısına tecavüzünü teşvik ediyor. Kadın istemese de, sırf lanete uğramamak için tecavüze katlanmak zoruda.Hadislerin çıkış sebebi büyük bir ihtimalle erkeğin ırzını korumasına, canı çekince başka kadınlara yönelip zina edeceğine karısı olan helaliyle güdüsünü tatmin etmesine yönelik. Erkeğin ırzını korumak için kadına tecavüz reva mı? Bu adamlar o kadar iradesiz, o kadar kendine hakim olamayan, karısı olmazsa şehveti güdülerini hemen başkasıyla gidermeyi düşünen mahluklar mı? |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
cariyeler savaşmeydanında ele geçen esir düşman askerleridir.ölmeye *ve öldürmeye o savaşı olduğu ovaya vahaya her neysegelmişlerdir.
ele geçen esir kadınlar diğer ganimetlerle beraber islam askerlerinin malı olup,bunlar kucaktan kucağa tecavüz edilebilen kadınlar değildir. herkesin kendi tapulu malı gibi olur bu esir savaşcılar.fidye karşılığı yakınlarına geri verilebilir veya beraberinde tutulur. hepsinin her türlühukuku yüzlerce sayfa fıkıhta anlatılmıştır. ve her fırsatta bunların hür olabilmeleri teşvik edilmiştir. mesela,orucunu bozdun diyelim.Allahın senin orucuna veya orucu bozmana bir alakası yok.ama keffaret olarak hemen bir köle azadı mesela devreye girer.yalan söyledin,köle azad edeceksin. bunlar yalan söylemeyi teşvik etmekiçin değil,hasbelkader yanlış işler yapan müslümanlar vasıtasıyla kölelerin bu statüden kurtulması içindir. bu yüksekstandartlarla günümüzde kölelik kalmamıştır islamlar içinde.yoksa nufusun yarısı kadar köle soyları devam edip gelecekdi.kölenin çocukları köle olmak kaydıyla. ama böyle bir soy oluşumu yok. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
yahu abicim ne alaka şimdi öle felan yahudi kadınları savaş ganimeti olarak bilip bilmem kaç kişilik islam ordusu ırzına geçmiş mi geçmemiş mi ona bakarım ben biz bu hadisi doğru yorumlasak da yanlış yorumlasakda bu böyle olmuş ayrıca bide kendimizi yahudi kadınlarının yerine koyalım acaba tüm dünyaya hakk'kın temsilcisi olan birisinin bunu yapmayın demesi gerekmezmiydi
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
ya tecavüz etmeden önce 100 kere kur'an okusan ne olur???
tanrının rızası o ırzına geçilen insanlrın hislerini karşılayabilecek mi |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
deli cevat oyle birsey yok.
cariye hukuku topicimize bakarsan tamamen hukuki cercevede bir olyr. ayrica hz ismailin annesi hz hacer de cariyedir.hasani basrinin de annesi cariyedir.peygamberimizin annesinin yaninda babasinin bir de cariyesi vardi ki ikinci annemdiyor peygamberimiz. cariye hizmetci demektir. kuranda fakir cariyelerin zengin eslerden daha hayirli olabilecegi hakkinda ayetler vardir. bir cariye bir kisiye aittir. cariye evlenir ve esine ait olur.sahibinin sadece hizmetini yapar. cariyenin fuhsa zorlanmamasi hakkinda ayet vardir. hadiste bir cariyenin fuhusa sunulmasi bahasina olsa bin musluman esirin saliverilmesinin olamayacagi bahsedilir. yani cariye demek fahise demek degildir. kucaktan kucaga gezmez. o sadece hizmetlidir. sahibi ise bekar olmasi sartiyla onunla hukuki sonuc doguracak tarzda iliski kurabilir ki,bu kanunlarla sartlara baglanip resmen hukuki bir olgu olur.cocuklar babalarinin soyu olup hur olurlar. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
evlilik olmadan ilişkiye girerseniz bir köle dışında o zina olmuyor muydu???
köle diye ayırımı yaparken bile işinize gelen yönde yapıyorsunuz... |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
yuh bee nası öyle bişey yok sana kabak gibi kaynak veriyorum ayrıca turan dursunun kitabından alıntı ayrıca dediğin fakir cariyeler müslüman ama fakir cariyeler dediğin zengin eşler yada güzel müslüman olmayanlar hem bunların hiçbiri ben-u mustalıkta yapılan toplu tecavüz olayını meşrulaştırmaz
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
ne toplu tecavüzü siz iyimisiniz.
duyduğunuz yalanın etkisinde konuşuyorsunuz. nasıl toplu tecavüz olacak ki,ganimet paylaşılır ki hukuku bellidir.kimine cariye düşer,kimine kılınç kimine kalkan,kimine başka şey. sonra esir hukuku çalışmaya başlar. cariyeye tecavüz edemez kimse.eden cezasını bulur. senin evindeki hizmetliye biri gelip tecavüz etse razı olurmusun. cariye dediklerinin de büyük kısmı evli çocuklu ve namusları hukuki koruma altında. bakın ısrar etmeyin,birileri ki,kaynağı ve amacı belli bir iftira atıyor sizde belki inanmasanız bile ısrarla devam ediyorsunuz.gerek yok buna. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
SOROGREN, kafanı neyin içine soktun sen? Kumun içine filan soksan, bu kadar olamaz, olsa olsa, titanyum döktürmüş filan olman lazım :)
Hadis ilmi, öyle ahanda hadis diyerek yapılmaz. Senedi, silsilesi ve akaidi ile uygun olmak zorundadır. Hiç bir hadis alimi, diğer hadislerle çelişen veya müphem senetleri olmayan bir hadisi kabul etmez. Buhari'ye, bin kadar hadis, senetleri karıştırılıp sorulmuştur, o hepsine "Ben böyle bir hadis bilmiyorum" şeklinde cevap vermiştir. İşte meşhur hadis kitaplarının islam dininde referans alınıyor olması bu sebepledir. Yani, eğer kütüb-ü sitteden bir hadis alıyorsanız, bu hadisin doğruluğu ihtimali büyüktür. Bu, başta diğer hadisler ve ayetlerle çelişkisiz olmasına bağlıdır. Bir hadis doğru olacak gibi görünüyorsa, bu halde de derecelendirilir, sahih, hasen-sahih, zaif vs. gibi. Kısacası, eğer bir hadis bu kitaplardan bir kaçında yer alıyorsa, emin ol ki, son derece sağlam bir yerlere dayanır. Şimdi düşün. Cariye veya esir tecavüz etmek yasak, kötü, çirkin kabul ediliyor olsa, böyle bir hadisi bu adamlar bu kitaplara koyarlar mıydı? Öyle bu işin hakkı hukuku filan olsa, bu ravi bu hadisi intikal ettirir miydi? |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
hadiste tecavüz edin mi diyor
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
Tecavüz nedir? Bir kadınla kendi isteği dışında zorla cinsel ilişkide bulunursan, bunun adı nedir?
Peki, bu gazada esir düşen kadınların, "Aman, sevgili müslümanlar, siz şimdi abazasınızdır, iyi vurursunuz, hadi gelin bizi becerin" dediklerini mi düşünüyorsunuz? Adam gelmiş, çocuk olursa diye kaygılanıyoruz, dışa akıtmamıza müsaade var mı demiş. Dikkat edin, asıl konu, esir edilen kadına bu realet yapılır yapılmaz bile değil, bunu soran bile yok. Sorulan soru, "yahu, biz bunları becereceğiz amma, bir de çocuk filan olursa, şu azl işini bir konuşalım.." meselesi. *Eğer şöyle bir mesele olsa, "Bu kadınlar gelin bizi becerin diyor, bizde abazayız malum, peygamber efendi, bir söylesene, bunlarla yatmamızda bir engel var mı? Yatarsak ta, azl etmemizde bir engel var mı?" Veya peygamber deseki, "Sizi arzu etmeyen kadınlardan uzak durun. Sizi arzu edenlerden de azle razı olana azl edin. Doğrusu böyle yapmanızda büyük hayır vardır.." O zaman tamam diyeceğiz, anlayacağız.. Dahası, o dönem Arap töresinde "Tecavüz" diye bir kavram yoktur. Bir erkek kadına tecavüz ederse, kadın otomatikman tek suçludur. Bu sebepten, bir afrika ülkesinde tecavüze uğrayan kadına recm cezası kesilmiştir. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
liopleurodon:
"Bu sebepten, bir afrika ülkesinde tecavüze uğrayan kadına recm cezası kesilmiştir." sn. liop... Afrikaya gitmeye gerek yok. Türkiye'deki töre cinayetlerinin bir kısmı da tecavüz maduru kızlarımıza yöneliktir. Aile şerefini kurtarmak, tecavüzcü yakının (ensest) namusunu korumak, 'bu kız evlendiğinde kocası kapımıza koyar da adımıza leke gelir, biz tedbirimizi şimdiden alalım' adına.. :( |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
bildiğiniz gibi yapın o zaman.
aynı kelamdan sen öyle sonuç çıkarırsın ben benimki gibi. aynı olayı kendi tercihlerimizle değerlendirdik. kimsebizi ve irademizi zorlamadı. yani imtihan adil oldu. sen veya siz bir şıkkı ben diğer şıkkı tercih ettim özgürce. siz ve benim imani durumum pekişti böylece. ben bütün söylediklerimi kendi tercihimle söyledim ve arkasındayım. söyleyecek başka birşeyim de yok. herkes yolunu özgürce çizdi. kimsenin kalbi önceden mühürlenmemişti. bakın özgürce diğer şıkkı tercih ettiniz.bunu diğer ateistlere de söyleyin de ikide bir biz mühürlüyüz zaten imana gelemeyiz diyip durmasınlar. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
O zaman Allah gene yalan söylüyor, çünkü kalpleri mühürlemiş.. Aç bir meal oku, gör..
Dahası burada özgür irade filan yok. Böyle çıkıp ahanda benim aladığım bu filan diyemezsiniz. Okullarda türkçe dersleri bundan okutulur. Öznesine bakılır, yüklemine bakılır, ne denmek istendiği anlaşılır. Okuduğunu anlama kavramı bu demektir. Okuduklarınızdan öyle anlaşılacak hiç bir şey yok. Hadisi ortada, ayeti ortada. Sadece siz, aslen islamı, hadisi, ayeti filan kabul etmiyor, ama bildiğimiz hipnotik psikoloji içinde şartlandırılmış olduğunuz yönde sonuç çıkarıyorsunuz. Hep yanılırsınız, sanırsınız ki, biz müslümanları (vs.) sevmeyiz. Hayır, onlarla işimiz olmaz. Şahıs olarak sevmeyiz belki ama bu onların müslüman olmalarından kaynaklanmaz. bizim karşı olduğumuz, islamın bu karanlık, ilkel ve vahşi yüzüdür. Bu yüz başka dinlerde de vardır elbet, mesela yahudilikte: İnsan öldürülmez, ama yahudi olmayan insan değildir.. Fakat muhatabımız islam şu anda. Ben öyle anlamıyorum, böyle değil vs. diyerek kafanızı kumun derinliklerini itmenin size sağlayacağı hiç bir şey yok. Sizn kafanızı asılıp puflaya oflaya kumdan çıkarsak, bize de faydası yok. Ama biz insanız. Biz insani vicdana sahibiz. Bizim vicdanlarımız 14 asır evvlilinin bedevi adetlerine ve malum bir peygamberin öğretilerine endeksli değil. Sizin duru bir görüşle gerçeklerin farkında olmanız bizi memnun eder. Çünkü insanın doğası, insana yardımı koşullar. Sizin kafanızı böyle kumun içinde gördüğümüz sürece, hem bu yardım hislerimiz kabarıyor, hem de başka ve daha derin bir mevzu hatırlara geliyor: Sizin insan olarak kumun içinde kafanızla ahkam kesmeniz, buna binaende insanlığa uymayan icraatler üzerinde (pedofili, çok eşlilik, kadınları aşağılama, insanları katli vacip görme vs.) olacak olmanız, bizi insanlık, insanlığın geleceği ve insan olma onuru adına endişelendirip, üzüyor. Diyeceksiniz ki, yok, benim inandığım islamda bu vaziyetler yok, söyledim ya zaten.. Hayır, siz öyle düşünüyorsunuz. Siz "Muhammet Allahın elçisidir. İslam mükemmel dindir. vs." dediğiniz sürece, karanlık çağın korkunç güçleri pusuda bekliyor olacak. yıl 2000 olmuş, işte gördük, görüyoruz o karanlık güçlerin neler yaptığını. Afganistanda, Afrika'da, İran'da, Türkiye'de.. Siz "Bunlar islam değil filan" derken kendinizi kandırıyorsunuz, ama, onların gerçek islamı yaşatmaları ancak sizin gibi islamı tanımayanların islamın ardında olmaları yüzünden gerçekleşiyor. İslamın ardında durduğunuz sürece, Allah adına yapılan bu vahşet asla bitmeyecek. İşte asıl kötü olan bu.. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
başka söyleyecekleriniz var onları da söyleyin de perakende olmasın.zamanden ve mekandan tasarruf edelim.
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
yaa abileer konunun dışına çıkmayalım ben islamcı olanlardan bu olaya bi yorum istiyorum mantıklı makul ve doyurucu bir yorum
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
eeee noldu *şimdi bu başlık konu lafa gelince mangalda kül bırakmayan ahlaka gelince peygamber ahlakını öve öve göklere çıkaran abilerin cvp veremediği bir başlık olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini mi alacak ??? yada bu yazdığımı görmemezlikten mi geleceksiniz
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
Yandaki: 'Biliyor muydunuz?' köşesine de konulabilir bu hadis ve bilgiler.
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
aloooooo mangalcılaaarrr üfürükçülleeeer fetullahçılaar nurculaaar bilcümle islamCILAR(sadece dindar olanlar üstüne alınmasın) yokmu hala bi cvp
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
deli cevat bu tarz kiskirtmalara girme istersen.
hazirdaki insanlar seni muhatap almiyorlarsa bir de baska yol dene,daha olgun yastaymis gibi davran.veya acele etme.sabret. yasitin arkadaslar henuz foruma katilmamis demek ki,biraz sabret cocuklar oyunlarini bitirsin,aksam anneleri eve cagirinca gelirler,yazini okur gerekirse sana eslik ederler. olmazsa beraber yine foruma devam ederiz.tamam mi. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
:D çok komiksin sorogren abi ama cvp verememen daha komik ama ne diyim ben bile güldüm :D
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
ne guzel birileri guldurebilmek.keske hep gulup guldurebilsek.peki,sen ne soruyorsun cevatim.bir cumleyle kisaca yeniden yaziver.orjinal sorun nedir.ama cevabi bir zarfta saklayip,senin 20 yil sonra okuman icin acilmamasi hakkimi sakli tutuyorum.
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
tüm zamanlara ve tüm uygarlara bir korkutucu ve müjdeleyici olarak hakk din islam'ı ve yüce ahlak'ı ile bizlere ışık tutma işi kendisine zül-celal'i vel ikram tarafından verilen hz.Muhammed sallahü aleyhi ve sellem efendimiz nası olmuştur da ben-u mustalıkdaki kadınların cinsel ilişkide bulunmak istemeyebileceği ihtimalini göz ardı etmiştir
kısaca toplu tecavüz olayına nası izin wermiştir |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
sorogren abicim sütümü içtim cvp bekliyorum
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
annen hadi artik yatma vakti diyede dek bekle.uykun mu geldi yoksa.
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
yok daha gelmedi ama vaktim kısıtlı az sora gelir ama bu sohbet yarına da taşar değişen günün adı olur değişmeyen tek şey senin cvp verememen :D
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
daha bugundeyiz.saat 11.39
Cevatim,beni mustalik savasiyla ilgili sadece 2 hadis bulabildim.birisi senin topicindekinin benzeri ikincisi Hz. Muhammedin eslerinden mustalik kavminin reisinin kizi olan Cuveyriye hakkinda.Simdi senin aldigin hadisin orrjinalini arapca bir kaynaktan soyle buldum : “Ebu Saîd Hudrî (r.a.) şöyle haber vermiştir: Biz Resulüllah ile beraber Mustalik oğulları gazvesinde bulunduk. Bu arada bir çok Arap güzelini esir aldık. Kadınlardan ayrı yaşamamız epey uzun sürmüş, kadınlara karşı arzumuz da artmıştı. Fakat bizler, kadınlar üzerinden fazla fidye almayı arzu ettiğimizden esir kadınlara yaklaşıp çocuk olmaması için azil yapmak istedik. Resulüllah aramızda iken hükmünü ona sormamız uygun olurdu. Resulüllah (a.s.) cevaben: "Böyle yapmanızda size bir zarar yoktur. Allah Kıyamet gününe kadar ne kadar can yaratmayı takdir etmişse, o mutlaka olacaktır" buyurdu.” Simdi arapcadan Turkceye cevrimlerde biliyorsun bazi kelimeler tam ayni manayi tasiyamiyor bir lisandan oburune.En yakin kelimeyi de kullansan birseyler manaya soguk dusuyor.Bu basit degil ama kompleks her cumle icin her lisan icin gecerlidir belkide. Simdi hadisleri degerlendirirken nasil yapmaliyiz.Savas meydaninda belki saatler bir olum kalim mucadelesi sonrasinda bir kac sahabe ile peygamberimizin konusmalarinin sadece bes satirlik bir rivayetle ne kadar tam ifade edilebilecegini de degerlendirmelerine birakiyorum. Beni mustalik savasiyla ilgili ikinci hadis asagidadir.: Beni`l-Mustalik`ten Cüveyriye Bintu`l-Haris, Sabit İbnu Kays İbni Şemmas (ra)`ın hissesine düşmüştü [esaretten kurtulmak için mukatebe anlaşması yapti]. O, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı). Mukatebe bedelini ödemede yardım talep etmek üzere Resulullah (sav)`a geldi. Hz. Aişe devamla der ki: "Cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (Resulullah`ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından koktum). Resulullah (sav)`ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım. "Ey Allah`ın Resulü dedi. Ben Haris`in kızı Cüveyriye`yim. Durumum size meçhul değil. Ben Sabit İbnu Kays`ın hissesine düştüm. Fakat hürriyetime kavuşmak için onunla mukatebe yaptım. Size, mukatebe (bedelini ödemem)de yardım istemek üzere geldim. Resulullah: "Sana ondan daha hayırlısını söylesem ne dersin?" buyurdular. Cüveyriye: "O nedir?" dedi. "Senin yerine mukatebe ücretini ödeyeyim ve seni zevce olarak alayım?" buyurdular. Cüveyriye de: "Kabul ediyorum!" dedi. [Bunun üzerine. Sabit İbnu Kays`a adam göndererek Cüveyriye`yi ondan talep etti. Sabit: "O senindir, ey Allah`ın Resulü! Annem babam sana feda olsun!" dedi. Aleyhissalatu vesselam mukatebe ücretini hemen ödedi. Cüveyriye`yi azad edip evlendi. Halk, Resulullah (sav)`ın Cüveyriye ile evlendiğini işitince ellerindeki esirleri salip azad ettiler ve "Bunlar Resulullah (sav)`ın artık akrabalarıdır (esir olarak tutulamazlar)!" dediler. Hz. Aişe devamla der ki: "Kavmine ondan daha hayırlı bir kadın görmedik; onun sebebiyle Beni Mustalik`ten yüz aile halkı azad olundu." Simdi bu hadis durumu biraz daha acikliyor.Zira ikinci hadisten anliyoruz ki,esirler saliverilmis.Demek bir kisim kisiler birinci hadisi meydana getirirken bir kimsi da ikinciyi yasiyordu.Ayni savas meydaninda eszamanli olarak veya ayni saat dilimleri icinde bu olaylar oluyordu.Netice de anladigim sey;savas bitmis’ganimetten herkese pay ayrilacak,bu sirada sahabeler kendilerine cariye dusecek dusman kadinlar icin satip fidye almak gayesindeler,fakat hukuken kendilerine taninan hak ile (ki ayni hakki mutlaka dusman da kullaniyordu) kendi cariyeleriyle iliksi kurmak istemisler ,fakat bunun da bir hukuku oldugu icin hamilelik zuhur ederse satmalari zor olacak,bu sirada diger taraftan dusmanin reisinin kizi da peygamberimizden kendine malik olacak sahabeden hurriyetini almak icin maddi yardim istiyor.Simdi bu hanima (hasa) orada tecavuz edilmis olsaydi boyle bir olay olabilirmiydi.Ve peygamberimizle nikahi olunca da butun esirler peygamberin akrabasi oldugu icin serbest kaliyor.Peygamberin akrabasi diye serbest kalan esirlere kim nasil iliskii kursun.Hadislerde boyle bir bilgi yok.Eger onceden hemen o yarim saatte iliksi kurmuslarsa da bunlar sadece kendi haklariyla iliksi kurabilirler ki savas meydaninin buna musait olacagini zannetmiyorum.Ama hurra saldirin tarzinda toplu tecavuz olayi olamaz.Zira kimse kimseninkine goz koyamaz.Cariye ayni kendi esi gibi namusudur.Simdi bile oyle degilmi.Biri evimizdeki hizmetliye gelip saldirsa biz tepkisiz mi kaliriz.yoksa kendi namusumuzmus gibi mi davraniriz,ki (hasa) kendi hizmetlilerimiz sadece hizmetli iken,yani cariye degil ekmeginin pesinde emekci iken. Cariyesi ile bir fert iliski kurdu ise,gerek bu iliski ve gerek iliskinin sonuclari hukuki neticeler dogurur.Cocuk olursa babasindan dolayi hur olur.Cariyenin de statusu degisir.Bu konuda izah diger islamda cariye ve kole hukuku topicimizde var. Netice senin hadisinde de bir tecavuzden bahsetmiyor.Sadece yazim kurgusuyla beraber okuyucunun zihninde oyle bir olay olmus gibi izlenim verilmek isteniyor.Boyle seyler durust degil aslinda.Yani ayip,bunu ortaya atanlara. Ayrica hadislerle ilgili kurallardan bir ikisini daha yazmak isterim ki;“Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hem beşerdir, beşeriyet itibariyle beşer gibi muamele eder; hem Resuldür, risalet itibariyle Cenab-ı Hakk’ın tercümanıdır, elçisidir. Risaleti, vahye istinad eder. Vahiy iki kısımdır: Biri: “Vahy-i sarihî”dir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onda sırf bir tercümandır, mübelliğdir, müdahalesi yoktur. Kur’an ve bazı ehadîs-i kudsiye gibi... İkinci Kısım: “Vahy-i zımnî”dir. Şu kısmın mücmel ve hülâsası, vahye ve ilhama istinad eder; fakat tafsilâtı ve tasviratı, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a aittir. O vahiyden gelen mücmel hâdiseyi tafsil ve tasvirde, Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm bazan yine ilhama, ya vahye istinad edip beyan eder veyahut kendi ferasetiyle beyan eder. Ve kendi içtihadıyla yaptığı tafsilât ve tasviratı, ya vazife-i risalet noktasında ulvî kuvve-i kudsiye ile beyan eder veyahut örf ve âdet ve efkâr-ı âmme seviyesine göre, beşeriyeti noktasında beyan eder. İşte her hadîste bütün tafsilâtına, vahy-i mahz noktasıyla bakılmaz. Beşeriyetin muktezası olan efkâr ve muamelâtında, risaletin ulvî âsârı aranılmaz. Madem bazı hâdiseler mücmel olarak mutlak bir surette ona vahyen gelir, o da kendi ferasetiyle ve tearüf-ü umumî cihetiyle tasvir eder. Şu tasvirdeki müteşabihata ve müşkilâta bazan tefsir lâzım geliyor, hattâ tabir lâzım geliyor. Çünki bazı hakikatlar var ki, temsil ile fehme takrib edilir. Nasılki bir vakit huzur-u Nebevîde derince bir gürültü işitildi. Ferman etti ki: “Şu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp, şimdi Cehennem’in dibine düşmüş bir taşın gürültüsüdür.” Bir saat sonra cevab geldi ki: “Yetmiş yaşına giren meşhur bir münafık ölüp, Cehennem’e gitti.” Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın belig bir temsil ile beyan ettiği hâdisenin tevilini gösterdi. Naklolunan haberler eğer tevatür suretinde olsa, kat’îdir. Tevatür iki kısımdır.(((Haşiye) (Haşiye): Şu risalede “tevatür” lafzı, Türkçe “şâyia” manasındaki tevatür değil, belki yakîni ifade eden, yalan ihtimali olmayan kuvvetli ihbardır.)) Biri “sarih tevatür”, biri “manevî tevatür”dür. Manevî tevatür de iki kısımdır: Biri sükûtîdir. Yani, sükût ile kabul gösterilmiş. Meselâ: Bir cemaat içinde bir adam, o cemaatin nazarı altında bir hâdiseyi haber verse, cemaat onu tekzib etmezse, sükût ile mukabele etse, kabul etmiş gibi olur. Hususan haber verdiği hâdisede cemaat onunla alâkadar olsa, hem tenkide müheyya ve hatayı kabul etmez ve yalanı çok çirkin görür bir cemaat olsa, elbette onun sükûtu o hâdisenin vukuuna kuvvetli delalet eder. İkinci kısım tevatür-ü manevî şudur ki: Bir hâdisenin vukuuna, meselâ “Bir kıyye taam, ikiyüz adamı tok etmiş” denilse; fakat onu haber verenler, ayrı ayrı surette haber veriyor. Biri bir çeşit, biri başka bir surette, diğeri başka bir şekilde beyan eder.. fakat umumen, aynı hâdisenin vukuuna müttefiktirler. İşte mutlak hâdisenin vukuu; mütevatir-i bil-manadır, kat’îdir. İhtilaf-ı suret ise, zarar vermez. Hem bazan olur ki; haber-i vâhid, bazı şerait dâhilinde tevatür gibi kat’iyyeti ifade eder. Hem bazan olur ki; haber-i vâhid haricî emarelerle kat’iyyeti ifade eder. İşte Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan bize naklolunan mu’cizatı ve delail-i nübüvveti, kısm-ı a’zamı tevatür iledir; ya sarihî, ya manevî, ya sükûtî. Ve bir kısmı çendan haber-i vâhid iledir. Fakat öyle şerait dâhilinde, nekkad-ı muhaddisîn nazarında kabule şâyan olduktan sonra, tevatür gibi kat’iyyeti ifade etmek lâzım gelir. Evet muhaddisînin muhakkikîninden “El-Hâfız” tabir ettikleri zâtlar, lâakal yüzbin hadîsi hıfzına almış binler muhakkik muhaddisler, hem elli sene sabah namazını işa abdestiyle kılan müttaki muhaddisler ve başta Buharî ve Müslim olarak Kütüb-ü Sitte-i Hadîsiye sahibleri olan ilm-i hadîs dâhîleri, allâmeleri tashih ve kabul ettikleri haber-i vâhid, tevatür kat’iyyetinden geri kalmaz. Evet fenn-i hadîsin muhakkikleri, nekkadları o derece hadîs ile hususiyet peyda etmişler ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın tarz-ı ifadesine ve üslûb-u âlîsine ve suret-i ifadesine ünsiyet edip meleke kesbetmişler ki; yüz hadîs içinde bir mevzu’u görse, “Mevzu’dur” der. “Bu, hadîs olmaz ve Peygamber’in sözü değildir” der, reddeder. Sarraf gibi hadîsin cevherini tanır, başka sözü ona iltibas edemez. Yalnız İbn-i Cevzî gibi bazı muhakkikler tenkidde ifrat edip, bazı ehadîs-i sahihaya da mevzu’ demişler. Fakat her mevzu’şey’in manası yanlıştır demek değildir; belki “Bu söz hadîs değildir” demektir.” |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
artık yatma satim geldi bunu bu gün okucam saat 00:01
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
saka bir yana cevatim,musait olunca oku.
Sadece objektif olmayi niyet edelim.ne kadar olabilirsek artik. sana latifeler yapiyorum sevdigimden yanlis anlamayasin. siz gencsiniz tabiiki merak ettiginiz herseyi soracaksiniz.ne mutlu. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
abi walla sütten salıncaktan oyundan vakit buldukca bakıyoruz bu işlere
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
abi şimdi ilk olarak şunu söylemeliyim yazın çok ağır bir dil ile yazılmış takdir edersin ki yaşımın küçük olmasından dolayı bu yazıyı anlama ihtimalim çok düşük biraz daha sade bir dil ile yazarmısın
anladığım kadarı ile bir kaç soru sormayı ihmal etmeyeceğim birincisi Cüveyriye kadın olarka mı alınmıştır yoksa hz.muhammed onu koruması altına mı almıştır ikincisi yapılan olay dediğin gibi toplu tecavüz değil olsa bile bu olay kadınların rızası ile mi gerçekleşmiştir üçüncüsü bu olay vuku bulduğu sırada zina yapmak günahmıydı dördüncüsü bu toplu tecavüz olmadığını iddia ettiğin olaya ebu said el hüdri de bulaşmışmıdır sevgiler saygılar |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
cevatim daha once sen bu yaziyi yazmistin bende cavplamistim.heralde kayboldu.
b u sorularinin cevabini bilmiyorum.butun bildigim yazdiklarimdir. bu imani degil vicdani bir meseledir ve ben de vicdanen kendi yazdigim gibisine inaniyorum. savas hukukunu ve olum kalim mucadelesi hengamindaki uygulamalari gunluk hayatla kiyaslamamakla beraber fazla bir katkim olamayacak sana. olay yazdigimiz gibidir. aksine inanmak hakkinizdir. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
abi bende yazdığımı hatırlıyom ama uzun süredir siteye giremediğim iöin cvp yazdığını görmedim üstüne bide böle silinince acaba ben mi yazmadım dedim ve bi daha yazdım
bildiklerin bu kadar olabilir sorogren abicim saygı duyarım benim söylemek istediğim yazdığını okuyamıyorum okusamda anlayamıyorum abi kimseyi sorguya çekmiyorum yanlış anlama benim tek istediğim bu konuya makul ve doyurucu ayrıca sade ve yalın bir dil ile cvp bulabilmek |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
sagol cevatim
aradigini bulursun umarim. bende olmadigi icin veremedim. sana yazilarimi daha acik yazmaya calisacam bundan sonra. iyi bak kendine. |
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
gösterdiğin ilgi ve alakadan dolayı minnettarım ancak bu konu ile ilgili daha fazla bilgisi olan müslüman yokmu mesela anti laik bey
|
Re: BENU MUSTALIK GAZASI
Herkese selam,
Sorogrenin butun anlatimindan cikardigim sonuc: *1) savas sonrasi mallar ganimet olarak dagitilmis *2) mallarin satis degeri kendi kullanimlarindan dolayi dusmesin diye onlem almislar! *3) mallardan bir tanesi peygamberin hosuna gitdigi icin de digerleride ganimetlerinin bir kismindan feragat etmisler! *Ve butun bunlar bize peygamberin guzel ahlaki ve davranisi olarak sunuluyor PES! *Yasanan butun bu insani dramlar.Dusunun kabileniz *kendilerine musluman diyenler *tarafindan basiliyor , erkekleriniz olduruluyor.Ve geride kalan siz kadinlar da * babanizi ,kardesinizi, kocanizi oldurunlere mal olarak veriliyorsunuz. Pazarlarda satilmak uzere! Butun bunlar yetmiyor ve size sahip olanlar irziniza geciyor .Butun bunlar da muslumanlarin lideri tarafindan onaylaniyor.Sonra bu lider kabilenin sefinin (ki bu sefde oldurulmustur) kizina goz koyuyor ve nikahina aliyor. Bunun uzerine muslumanlarda artik akraba olduk diye diger tutsaklari birakiyor ! Ya o kadin guzel olmasaydi , peygamberin istahini kabartmasydi sonlari pazarda satilmak olacakdi.!! * Ahlak insanlikla birlikde gelisen bir olgudur ama ilk zamanlardan beri insanligin gelistirdigi dogru ve yanlis tanimlari vardir. Peygamberlerin ustun ahlakli olmalari gerekligini dinin tanimindan dolasi sart ve olmazsa olmaz bir olgudur. *1400 yildan bu yana ahlak uzerine bir cok eklemeler yaptik ,ama o zamanlarda bile basit ahlak anlayisindan peygamber malesef sinifda kalmaktadir. * Kolelik , cariyelik,savas ganimeti oalrak insanlarin mallastirilmasi ! nedir bunlar ? o zamanin sartlari ,peygamber ve allahi o zamanin sartlarina mi uymuslardir yoksa onlardan beklenen o sartlari kendilerine mi uydurmalaridir. Allahin ahlaki cariyeligi koleligi ,savasta oldurdugunun kisilerin kizlarini eslerini koynuna almani mi *tavsip ediyor ! Efendim iste onlarin da hukunu iyilestirmis ve iyi davranilmasini tavsiye etmis iste serbest birakilmalarini tesvik etmistir gibi laflara soyliyecegim tek sey bir kelime sadece bir kelime koleligin cariyeligin insanlarin alinip satilmasinin insanlik ayibi oldugunu belirtigi bir cumle *soylemis olsaydi eger peygamber ben onun kulu KOLESI olurdum ...Ama hayir islamin koleligi *onaylayan tavri yuzunden bu ayip malesef bati tarafindan icimizden cikarilip atilmistir. hepinize bol sevgi dolu gubler |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:54 . |