![]() |
2 Temmuz Sivas Katliamı
Herhalde biçok müslümanın kendinden utanacağı gün 2 Temmuzdur. Bizler susalım Türküler konuşsun, onlarda konuşmasa
Yumrukluyorum duvarları,yumrukluyorum kara gecenin bedenini Ellerim kan içinde,nehirler taşmış yanaklarımda 37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivasın içinde Nasıl uyku tutar gözlerimi Döne döne samaha duranlar tutuştu önce Sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanı başına Sivas Sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak Yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp karanlığa kuban etmek Söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak Var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak loov Böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma Varsın ateşim suskunlukla beslensin Benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik Senin de dağların var Sivas senin de dağların Dağlarında Şahanların! Gün tutuşur canım gece tutuşur * * * * * Yangınlarda tutsak canlar tutuşur * * * Gülüm toprak olur yele karışır Yürür gelir canlar yollar tutuşur Sivas ellerinde sazım tutuşur Söz tutuşur canım türkü tutuşur Teller bizi söyler diller yarışır Özgürlüğü yazan kalem tutuşur Canlar can olurda eller tutuşur Dost evinde canım sevda tutuşur Pir Sultanlar ölmez binler yetişir Akar gelir canlar tarih tutuşur :cry: *:cry: :cry: *:cry: :cry: *:cry: :cry: *:cry: |
Re: 2 TEMMUZ
Sivas Katliamı
Sivas Olayı daha doğrusu katliamı (2 Temmuz 1993), Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen olaylardandır. Ayrıca bu olay Türkiye’nin ne hale geldiğini sergilemesi bakımından da dikkat çekicidir. Olay Cumhuriyet Gazetesi’nde “Şeriatçılar Ayaklandı” manşeti altında şöyle yeraldı:” Olaylar Aziz Nesin’in Sivas Valiliğinin desteğinde yapılan Pir Sultan Abdal Şenliği’ndeki konuşmasına aşırı dinci kesimlerin gösterdiği tepkiyle başladı. Kitaplarını imzalarken tartaklanan Nesin, çevresindekilerce kurtarıldı. Pir Sultan ve Atatürk heykellerine saldıran göstericiler valilik, kültür merkezi ve şenliğe katılanların sığındığı Madımak otelini kuşattı. Kentteki 400 polis yetersiz kaldı. Kentte 2 gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi… Sayıları yaklaşık 10 bine ulaşan göstericiler, kentteki birçok bina ve aracı tahrip etti. Valinin su sıkarak kalabalığı dağıtma isteğine RP’li belediye başkanı karşı çıktı. Otel çevresindeki kuşatmayı daraltan göstericiler önce oteli taşladı. Otel lobisine giren 50-60 gösterici etrafı ateşe verdi. Yazarları linç etmek için yukarı çıkmaya çalışanları polis güçlükle engelledi. Olay yerine güçlükle ulaşan güvenlik güçleri havaya ateş açarak kalabalığı dağıttı…Sivas’taki kanlı olaylar kentteki yerel gerici basının Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne karşı tavır almasıyla başladı. “ Sivas’ta devletin güvenlik güçlerinin gözleri önünde gerçekleştirilen 37 canın hunharca öldürülmesiyle sonuçlanan bu kanlı olay aslında ne Aziz Nesin, ne de Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabıyla ilgilidir. Bu olayı bu gibi yapay nedenlere bağlayanlar, olayın gerçek nedenlerini gizlemeye çalışmaktadırlar. Sivas’ta yüzyıllar önce deyişlerinden başka silahı olmayan büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ı asanlar da, 37 masum canımızı katledenler de aynı gerici ortaçağ zihniyetininin temsilcileridir. Modern, laik bir Türkiye’yi istemeyen ve cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan din ticaretiyle beslenen bu zihniyet, kendi düşüncelerinin dışında hiçbir düşünceye yaşama hakkı tanımak istememektedirler. Gerici zihniyet bu olay sonrasında birlik ve beraberlik edebiyatına yönelmiştir. Oysa yüzyıllardır yaşanan olaylar ortaya koymuştur ki, birlik ve beraberliği bozan da istemeyen de kendileridir. Kaynak:www.alevibektasi.org/tarihi15.htm - 9k Sivas Olaylarının Perde Arkası Türkiye'nin önemli şehirlerinden olan Sivas'ta ateist yazar Aziz Nesin'in dine ve İslâm'ın kutsal değerlerine saldırması sonucu çıkan olaylarda 35 kişi öldü 60 kişi de yaralandı. Olaylar 2 Temmuz 1993 Cuma günü Sivas'ta başlatılan Pir Sultan Abdal şenliklerine davet edilen ateist ve din düşmanı yazar Aziz Nesin'in İslâm'ı ve Müslümanları tahkir edici bir konuşma yapması üzerine başladı. Bu konuşma üzerine onbinlerce Sivaslı ateist yazar Aziz Nesin'i protesto amacıyla bir gösteri yürüyüşü düzenledi. Sivas'a dışarıdan getirtilen bazı ateist gençlerin protesto yürüyüşü düzenleyenlerin üzerine taşlarla saldırmaları ve hakaret etmeleri sonucu da çatışmalar başladı. Bu saldırı dolayısıyla galeyana gelen kalabalık ateist yazar Aziz Nesin'in ve Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak üzere Sivas'a davet edilen kişilerin kaldıkları Madımak Oteli'nin etrafını kuşattılar. Bu kuşatma sırasında otelin önünde duran bir arabanın benzin deposuna ateş verilmesi sonucu yangın çıktı. Gerek bu yangın dolayısıyla ve gerekse polisin kalabalığı dağıtmak için müdahalede bulunması sonucu çıkan panik dolayısıyla 35 kişi öldü, 60 kişi de yaralandı. Yangın esnasında Madımak Oteli'nde bulunan ve olayların asıl müsebbibi Aziz Nesin ise özel bir gayretle kurtarılıp derhal Sivas dışına çıkarıldı. Olayların arkasından Sivas'ta iki gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sivaslı yetkililer ve olaylarla ilgili incelemede bulunan kişiler bu üzücü olayların tek sebebinin ateist yazar Aziz Nesin'in insanların inançlarına ve mukaddes değerlerine saldırması olduğunu ifade ettiler. İçişleri bakanı Mehmet Gazioğlu Sivas'taki olaylara Aziz Nesin'in tahrik edici konuşmasının, Türk halkını aşağılayıcı sözler sarf etmesinin ve Sivas Kültür Merkezi'nin önüne dikilen heykele duyulan tepkinin sebep olduğunu ve olaylara karışan kişilerin ve kamu görevlilerinin verecekleri ifadeler doğrultusunda Aziz Nesin hakkında da soruşturma açılabileceğini söyledi. Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu da yaptığı açıklamada olayların kesinlikle bir mezhep çatışması olmadığını Aziz Nesin'in sözlerine duyulan tepkiden kaynaklandığını ifade etti. Olayların yatışması ve kalabalıkların dağılması için bütün gücüyle çalışan Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu şöyle söyledi: "Buradaki hadise doğrudan doğruya Aziz Nesin'in düşüncelerine bir tepkiydi. Kesinlikle halk arasında bir mezhep çatışmasına sebep olacak bir slogan atılmadı. Sloganlar genellikle Aziz Nesin'e ve yapılan heykele tepkiydi. Niye bu heykel gizli ve aniden dikiliyor diye bir tepki oldu. Bunun arkasından valiye tepki göstermişler." Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'da Sivas'ta meydana gelen olayların bir alevi-sünni çatışması olmadığını halkın inancıyla alay edilmesi ve tahrikte bulunulması sonucu bu üzücü olayların meydana geldiğini ifade etti. Mehmet Nuri Yılmaz vatandaşlarımızın inançları hususundaki hassasiyetlerinden yararlanmak isteyen karanlık güçler bulunduğuna dikkat çekti. Kaynak:www.vahdet.com.tr/isdunya/dosya5/1237.html - 8k İki kaynaktan sivas olaylarıyla ilgili alıntı.Ben yorumsuz olarak buraya aldım. Yorum sizlere ait.Buyrun... |
Re: 2 TEMMUZ
O olaylar öncesi Aziz Nesin' in nasıl bir konuşma yaptıını öğrenmek istiyorum, bilen var mı?
|
Re: 2 TEMMUZ
AZİZ NESİN’İN 1 TEMMUZ 1993 TARİHİNDE SİVAS’TA YAPTIĞI KONUŞMANIN ÇÖZÜLMÜŞ METNİ:
Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunarım. Mahdum Kuli adında bir Azeri yazar var. Onun 100. doğum ya da ölüm yıldönümünde bir jübile yapılıyor Bakü’de. Nazım Hikmet’i de çağırıyorlar elbette. O toplantıya gidiyor. Ama Mahdum Kuli hakkında hiçbir bilgisi yok. Toplantıdan önce, resmi toplantıdan önce çağrılı yazarlar kendi aralarında konuşurlarken Nazım sık sık Mahdum Kuli hakkında bilgiler edinmeye çalışıyor. Ve her konuşmacıdan en canalıcı noktaları saptıyor. Ve ilk konuşmacı kendisi olduğu için orada öğrendiği Mahdum Kuli hakkında bilgileri dinleyicilere anlatıyor. Fakat dinleyicilerden Mahdum Kuli hakkında en canalıcı noktaları öğrendiği için, onları söylüyor. Zaten daha önceden başka bilgisi yok. Öbür konuşmacılara aşağı yukarı önemli söyleyecek bir şeyler kalmıyor böylece. Yalnız yanlış bir şey yapıyor. Türkçe’de “Mahdum” adı olmadığı için, Mahdum yani “oğul” adı olmadığı için, konuşmasında Mahmut Kuli diyor. Ve Mahmut Kuli’nin, dünyada olmayan Mahmut Kuli’nin hayatını anlatmış oluyor. Şimdi ben, Pir Sultan Abdal için buraya konuşmaya gelirken aynı durumda idim. Elbette Pir Sultan Abdal’ı genel olarak, bir aydın olarak biliyorum tabii, ama bu konuşmaya hazırlıklı gelmem gerekirdi. Ben programı da bilmiyordum doğrusu. Onun için başka çarem yoktu, kitap aramaya kalktım. Tam buraya geleceğim gün, havaalanında, sağa sola bakarken kitap yerine daha değerli olan Asım Bezirci ile karşılaştım. Aman dedim, bana bir Pir Sultan Abdal kitabı; hemen çantasından çıkardı, kendi kitabını bana verdi. Ben de Nazım gibi, yalnız tabii “Mahmut Kuli” demek koşuluyla Pir Sultan Abdal hakkında onun kitabından öğrendiğimi kendi eski bilgilerime dayanarak sizlere aktarmak istiyorum. Önce Pir Sultan Abdal, bu Abdal adı nereden geliyor? Kitapta yazılı değil, ama ben de henüz bilmiyorum. Etimolojik olarak “Abdal” sözü gezgin dervişlere verilen bir ad, ama çok aptal var, bizim öbür aptallar gibi değil, yüzde 60 aptallar gibi değil… 14 yaşımdaydım. Babam beni Cafer Ağa, Kadıköy’deki Cafer Ağa camisine götürürdü. Bir Cuma günü, demek 14 yaşımda olduğuma göre 64 yıl önce orada imam, hutbeden sonra vaaz ederken, bu abdal konusuna değindi. Onun yorumuna göre, ki ben bugün katılmıyorum ama bir yorumdur. Bimiyorum siz ne düşünüyorsunuz bu abdal sözü için, etimolojik anlamda nereden geldiği konusunda. “abdal” dedi “Ab-ü Dil’dir; Ab-ü Dil, gönlü su gibi akan anlamına gelir. Oradan doğmuştur, oradan yayılmıştır. Bu sözcük ya da deyim” demişti. Ben hala ona da inanamıyorum. Gönlü su gibi akan Ab-ü Dil’den abdal olduğu lafına inanmıyorum. Tıpkı şey gibi; bu bizim maydanoz midenovdan gelir, pırasa pürhasadan gelir gibi kaynakları hep Arapça’ya, Farsça’ya bağlamaktan gelen bir yorumdu. Ama böyle; bugün de ben henüz bilmiyorum, tabii içinizde bilenler vardır, niçin bu abdal sözü giriyor, “ab-ü dil” doğru mudur, değil midir bilemiyorum, ama doğruluğuna pek inanmıyorum. Bana göre Pir Sultan Abdal’ın iki büyük özelliği var. Asım’ın kitabında 4 ağırlık gösteriliyor. Ama en önemli ağırlığı propagandacı olması, ki Asım buna katılmıyor, ama bana göre bir propagandacı. Ve iyi bir şairin ve iyi bir yazarın başlıca özelliği bulunduğu toplumun ve koşulların propagandasını, ilerici propagandasını yapmasıdır. Ancak bu propagandayı nasıl yaparsa iyi bir şair olabilir. Sanat va estetik değeri ağır basan propaganda olursa; yoksa alt propaganda olursa o kupkuru bir şair demektir. Propaganda şairidir, çünkü Türkiye İşçi Partisi bile kuruluşundan sonraki ilk Meclis’e 15 miletvekili gönderdiği zamanki toplantılarında, ev toplantılarında, özel toplantılarında, özel toplantılarında bile “gelin dostlar bir olalım ve tevekketül Taala Allah” diye sonu, dörtlüklerin sonu böyle biten şiirini okurlardı. Demek ki 400 yıl propagandası sürebiliyor ve ona yeni bir yöntem getirmişler. Ama nasıl Allaha, şu koşullarla gelin dostlar bir olalım; efendim, kılıç çalalım filan o koşulda ne olursa olsun, yani sen eşeğini iyi bir yere bağla da sonra Allaha güven. O anlamda bir tevekkül. Propaganda birinci şeyi bence vasfı propaganda, bugün o propagandadan bize kalan ya da kalması gereken Alevilik propagandası değil, sanat değeri olan propagandadır. Öyle olması gerekir. İkinci büyük yanı kavga şairi olmasıdır. Ki, bu kavga şairi sürmüştür. Kavgalı, kavgacılığı sürmüştür, kendi ölümünden sonrada bugüne kadar sürmüştür. Kötüye karşı savaşım vermektir. Ve köylü başkaldırılarında, Türkiye’de köylü başkaldırılarında çok büyük etken olmuştur bu kavgacı şair. Pir Sultan Abdal’ın bir özelliği, birçok Pir Sultan Abdallar olması. Asım’ın kitabında 4-5 tane filan gösteriliyor. Bana kalırsa, nereden seziniyorum, çünkü bu kavgacılığı ve propagandasının sürmesi birçok Pir Sultan Abdalların yaşamış olduğunu gösteriyor. Ölümünden sonra da, ölümünden önce de. Ve lejander bir kahraman oluyor böylece. Yani halkın asıl malı olmak, özellikle o dönemde, 15-16. yüzyıllardaki bu anonim şairlerde güç buradan geliyor. Halk onu özümsüyor, halkın içinde eriyor ve birçok şairler çıkıyor. Aynı adı taşıyan, bu şu demektir. Aynı felsefi doğrultuda yazan şairler, oraya herhangi bir şair alınmaz, örneğin Nasrettin Hoca, söylememiş, yazmamış bile olsa, o doğrultuda o felsefe doğrultusunda -ki fıkralar girebilir bana göre- Pir Sultan şiirleri de bizzat tarihsel Pir Sultan’ın asılan Pir Sultan’ın şiirleri olamaz, onlardan fazla ek olarak da o doğrultuda, o felsefi doğrultuda, o inançta yazmış şairlerin şiirlerinden oluşur gibi geliyor. Bugün propagandası Alevilik üzerine, fakat bu Alevilik üzerine olan propaganda aslında bir araç olarak kullanmış bunu, yine benim yorumum. |
Re: 2 TEMMUZ
Aleviler doğru söyler
Aslında insancıllığın propagandasını yapmış ve Alevilik ile hoşgörülük bu nedenle birleşmiş. Aleviğin Türkiye’de ve sürekli olarak hoşgörüyle ortaya çıkarmasının nedeni bana göre muhalefette olmuş olmasıdır. Çünkü muhalefetin şirketlerde olduğu gibi daima yüzde 50’den fazla şansı vardır. Yüzde 51, yüzde 52’dir. Türkiye de hiç bir zaman Aleviler iktidar olmamışlardır. Acaba iktidar olsalardı ne olurdu. Bu bir kuşkudur bende. Çünkü iş iktidarda olmayınca hep muhalefette kalıyor. Şirketlerde olduğu gibi yüzde 51 onda. Onun için muhalefette olan hep doğruyu, kendine göre hep doğruyu söylemişlerdir, hoşgörüde yanılmışlardır. İktidar olarak iktidar vermek zorundadır. Verebildiği ölçüde. Ama Aleviler hep muhalefette kaldıkları için hep istemişlerdir, isteyen daha çok haklıdır. En az yüzde 51 hak sahibi olmuşlardır. Tıpkı şirketlerde olduğu gibi bana göre. Aslında konu kaynağı, Aleviliğin kaynağı beni doğrusu hiç ilgilendirmiyor. Size aykırı gelebilir bu düşünce, ama ne yapayım ki böyle, ben Ali ile Muaviye arasındaki 1000 yıl önceki çekişmenin bugün hala sürmesini hiç anlayamıyorum… Biz ilkokulda iken, Darüşşafaka da okudum. 4. sınıfta Siyer-i Nebi ya da Siyer-i Enbiya denilen bir ders vardı. Din dersi vardı. Aslında din dersi değil de peygamberler tarihi Siyer-i Nebi; Peygamber Nebi, Muhammed Peygamber’in hayatı. Siyer-i Enbiya peygamberler tarihi. Orada bu Muaviye ve Ali çatışması bize çok uzun ders olarak anlatılmıştı, öğretilmişti. Ve bu dersi veren hoca tabii, Muaviye’yi haklı bulmuyordu, kendisi Alevi de değildi. Zaten Muaviye’yi haklı bulan Türkiye’de Sünniler arasında pek yoktur. Orada bağnaz, o zamanki bağnaz Alevilerin helalarını Muaviye adına benziyor diye maviye boyattıklarını söylemişti. Çok ilginç bir saptamadır bu. Yani helasının duvarını maviye boyarsa hiçbir ilişkisi yok Muaviye’ye hakaret etmiş olacak. İş bu noktaya kadar gelmiştir ve devam ediyor. Kahramanmaraş Olayları’nda bunu gördük, can almaya kadar bu düşmanlık varabiliyor. Benim çocuklarımdan, vakıf çocuklarımdan bir tanesi, bir kız, Akşehirli bir kız, öğretmen okulunu bitirdi. Sevdiği erkek Alevi. Çok büyük bir olay oldu Akşehir’de, bir Alevi delikanlıyı bir kızın sevmesi. Bir Sünni kızın sevmesi. Oysa o delikanlı ne Aleviliği biliyordu ne de gerçek Aleviydi. O Sünni denilen kız da ne Sünniydi ne de Sünniliği biliyordu. İki tane Türk insanıydı. Türkiyeli iki insandı. Ve bu, büyük şeylere birçok yerlerde varmıştır, cinayetlere kadar, ama o tatlıya bağlandı, aileler dargın kalmak koşulu ile onlar evlendiler ve üç tane çocukları oldu. Bu bende çok büyük bir izlenim bıraktı. Bu olay etkilemiştir beni. Bu şey hakkında, bu düşmanlık hakkında, doğrusu beni 12 imam da, bu size aykırı gelebilir, bağışlayın beni lütfen çünkü çoğunuz sanıyorum ki Alevisiniz ve benim de bütün inanmış insanlara saygım olduğu gibi Alevilere biraz daha çoktur saygım, neden söyleyim… |
Re: 2 TEMMUZ
ÖNEM VERİYORUM
Çünkü… Hangi tarihsel neden olursa olsun en çok hoşgörüye dayanan bir inançtır. Ama dinsel inançlara karşı ve dinsiz bir insan olarak… Bu anlamda, Aleviliği tutmuyorum. İnsancıl yanını ve hoşgörü yanını tutuyorum. Ona çok değer ve önem veriyorum. Şii’likle ben onu da anımsıyorum ve muharemlerde 10 Muharrrem mi öyle bir şeydir, matem günündeki Şii’likle kaynak olarak Aleviliğin yakınlığı elbette vardır, hatta şöyle diyebilirim. Yanlış da olabilir, ama böyle yanlış bir düşünce var kafamda; Alevilik, Şii’liğin Türkiye’leşmesidir. Türkiye’leşmesidir, çünkü aslında bizim Türkiye Müslümanları, Arap Müslümanlarına benzemiyorlar. Türkiye Müslümanlığı başka bir çizgiye sokmuştur genelde, bunu anlamak için “Cami-ül Eser”’in içine girmek bile yetiyor, ben “Cami-ül Eser”’e birkaç kez girdim. Medreselerini de gezdim, gördüm. Örneğin caminin içerisinde, o büyük caminin içerisinde çocuklar koşmaca oynarlar ve entarili Arap yerde yatmıştır, uyuyordu, horlaya horlaya ve entarisi açılmıştır. Cinsel organı şişe şişe kabarmaktadır, onu ben gözümle gördüm. Türkiye’de camide böyle birşey olmaz, ister Sünni olsun ister başka şeyden olsun. Yani Türkiye İslamlığı Türkiyeleşmiştir, Alevilik de bana göre Şii’liğin Türkiyeleştirilmişidir. Türkleştirmek demek istemiyorum, çünkü Türk olmayan Aleviler de vardır, Kürt Aleviler vardır ama, Türkiyeleştirmiştir ve insancıllığı da buradan geliyor zannediyorum. Bir de başka birşey var, tabii ırk etkisini öne almayan bir insanım bildiğiniz gibi, ama en öz Türklerdir onlar; nereden anlıyoruz, çünkü gelenekleri, Türk gelenekleri, hala sürmektedir, gelenek ve görenekleri onlarda sürmektedir. Aleviliği yorumlamak Oysa Türkiye çok karışmış bir ülkedir. Çok iyi karışmış ayrıca ama, Aleviler o kadar, onlar kadar karışmamışlardır bulundukları daha çok toprak insanları oldukları için. Yani örneğin Bektaşiler gibi şehirleşmemiş, daha çok köy insanlarına dayandığı için daha gelenekleri ile Türklüğü sürdürmüş insanlar olarak görüyorum onları. Şimdi bugün Aleviliği nasıl yorumlamak gerekir. Ben düşüncemi söyleyeceğim. Önce Musa idi galiba bu saz çalan arkadaşımız, bu kohmirem kohmirem diyen Sabir’in yine Azerbeycanlı Sabir’in şiirini okudu, aslında korhiyir, kohmirim filan yalan…Hem de adam akıllı korhiyir, çünkü şurdan belli, Sabir’in şiirini bozdu, “Nerede yobaz görirem korhirem”. Öyle değil ki “Harda Müselman görirem korhirem”. Korktu Müslüman görmekten korkmaktan… Hatta bütün dillerde atasözü haline gelmiş bir deyim vardır. “Kork Allah’tan korkmayandan” derler. Onun için Allah’tan korkmayan biri başa geldiği zaman ondan Türk Halkı korkar. O deminki Sebir’de de şiirini okuyan, şiiri okunan Sabir de Şia mezhebinden. Ben bizim din ateşleriyle konuştuğum ve tartıştığım zaman bana sık sık Aleviğin mezhep olmadığını söylüyorlar. Doğru, Alevilik mezhep değildir. Ama bir tarikat mıdır, bilmiyorum, siz daha iyi biliyorsunuz. Elbette, ne olduğunu doğrusu Aleviliğin; önemli, değerli bir şey olduğunu biliyorum. Ama tarikat desem tarikat değil, çünkü bir şeyhten şeyhe geçmiyor, Bektaşilik gibi bir ruhsat alınarak yeni bir şeyh olmuyor, efendim, haa, mertebe o filan böyle şeyler, yani biraz somut olarak fiilen var, olan, ama adı mezhep olmayan, tarikat olmayan bir şeydir. Ve daha çok tabii, Aleviler daha çok Türkiye’ye özgü bir durumdur. Mertebe derseniz deyin, ama adı bence adı pek konmamış gibi yanlış şeyler söyleyebilirim. Ama mezhep olmadığına, tarikat olmadığına göre, bünyesi bakımından olamadığına göre bir ad bulunması gerekir. Mertebe uygunsa mertebe denilebilir. Ama mertebe cumhurbaşkanlığı da mertebe, Alevi değil, ama onun için onlar başka bir şey vardır ya da vardı, belki ben bilmiyorum. Bugün nasıl yorumlanmalıdır. Ben genelde 400 yıl önce ne olursa olsun, en doğru sözler olsun, bugün aynen onların yürürlükte kalmasından yana değilim. 700 yıl önce, 750 yıl önceki Mevlana da öyle, tabii bunların içinde ölümsüz değerde sözler elbette vardır. Ama o felsefe bütünüyle bugüne ait uygulanamaz ve o yüzden ben Müslüman değilim, yoksa Kuran’da da güzel sözler var. 1300-1400 yıl önceki sözlerin, kimin sözü olursa olsun, eskiyeceğine inanmıyorum. Eskimiştir. Bugün Pir Sultan’ı yaşatmak, ondaki gerçeklerin çağcıllaştırılma, bugünkü çağa uyar hale getirebilsek, o zaman ondaki nedir onlar, insancılık başta olmak üzere bir de haksızlıga karşı ayaklanmak ya da karşı gelmek yoluyla olabilir. Bunu sazda, sözde, şiirde yeni Pir Sultan Abdallar, çağcıl Pir Sultan Abdallar, yeni demelerle yeni deyişlerle ortaya koyabilirler ancak. Aynen tekrarında bilimsel yararlar vardır, tarihsel yararlar vardır. Ama bugünün koşullarına hepsi uymaz, uyamaz zaten. Bu mümkün değildir nokta. Değişime aykırı bir olaydır. Onda değişmeyen özleri bulup onları sürdürmek gerekir. Şimdi çok aykırı gelecek size, zannediyorum ki aykırı gelecek, ben saza da karşı bir insanım. Bu saz böyle devam ettikçe Türk milleti bir adım ileri gidemez. Yunus zamanında bu saz böyle çalınıyordu, 770 yıl önce Pir Sultan Abdal zamanında da böyle çalınıyordu, bugün de böyle çalınıyor. Bu sazı alıp da Pir Sultan Abdal’ın demeleriyle bunu çalarsak bu olmaz; hiçbir ilerleme olmamış demektir. Türkiye bir adım ileri gitmemiş demektir. Sazda bir hamle, bir atılım, bir modernlik, bir çağcıllık yaratırsak şiirlerinde ve şarkılarında türkülerinde yaratabilirsek bunu başarabiliriz. Bu çok güç bir iştir. Ama bu çok güç işin altından kalkmak zorunda Türkiye. Kalkamıyor bugün kadar. Almanya’ya giden, Avrupa’ya giden delikanlıları görüyorum, hepsinin elinde bir siyah torba içinde saz. Düşünün ki bu saz hiçbir öğretim görmeden kendiliğinden öğreniliyor. Olabilir mi böyle bir şey? Haa sazda yenilik yapanlar yok mu? Bir kaç tane yenilik yapanlar var. Bunları tanıdık, yaşadık bunlarla. İşte o yenilikleri ya da başka yenilikleri getirmesek saza, bu saz kendimizin kendi ayak bağımız olacaktır gibi geliyor bana. Hiç çağcıl bir olay değildir bu. Tıpkı cami mimarisinde Süleyman, Mimar Sinan’ı taklit ederek onun yaptığı camiler gibi cami yapmaya benzer. Kocatepe Camii böyle bir örnektir. Bir zaman sonra bu camiler bir anıtsal ören olarak kalsa, yani cami kalmasa da diyelim ki 1000 yıl sonra 3000 yılında bunlar yerin altında kalsa, arkeologlar orayı kazıyıp çıkarsalar, bakacaklar bu ne camisi, Ankara’da Kocatepe Camisi. Allah Allah, bu cami diyecekler ki yahu Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptığı caminin kötü bir kopyası, hiç Türkler ilerlememiş mi, bunu soracaklar, sazda da böyle Türküde de böyle, şiirde de böyle, biz nereye geldik, işte o zaman Pir Sultan ve onun gibi bunlar toplumsal ve lejander kahramanlardır, onun yoluna bağlı kalmış oluruz. Yoksa aynen yineleyerek değil. Aynen yinelemenin yeri tarihtir. Tarih dersidir, tarih bilgisidir. Bu atılımı yapmamız yine onlara dayanarak olabilir. Pir Sultan’ın gerçek değerini vererek. Örneğin etkinlik 4. ’süymüş galiba, burada görüyorum, 400 yıllık Pir Sultan’ın 4. kutlama töreni olabiliyor. Türkiye’de ağır siyasi baskılardan dolayı Pir Sultan Abdal Derneği’nin Başkanı’nı kutluyorum, candan çok güzel bir çok değerli bir konuşma yaptı, Sayın Vali’mizi de kutluyorum. Ondan ben Vali’yi kutlamaya alışık değilim, ama bu Vali’yi elbette kutlayacağım böyle bir Vali’yi…İşte benim kısaca Pir Sultan Abdal hakkında söyleyeceklerim bunlardır. Özet olarak tekrarlamak istediğim şu: Pir Sultan Abdal bir kişi değildir, Türk Halkı’nın büyük çoğunluğudur. O nereden belli, çünkü bir çok Pir Sultan Abdallar vardır, onu benimsemişlerdir, onun felsefesi doğrultusunda yazmışlardır şairler. Onlar hepsi, tıpkı bu şeylere benzer; market, mahalle bakallarını nasıl kaldırırsa bir tane Pir Sultan Abdal çıkar öbürlerinin aynı yolda olanlarının adını siler. İşte bizim tarihimizde çok var. Özellikle halk şairlerinde pek çok var. İkincisi de Pir Sultan felsefesinin doğrultusunda yenilikler ve atılımlar yapmak zorundayız. Yoksa biz gene biz oluruz, yüzde 60 mı yüzde 90 mı aptal oluruz belli olmaz. Sağolun teşekkür ederim… |
Re: 2 TEMMUZ
BİR YOBAZ YANGININDA SIVASI DÖKÜLDÜ TÜRKİYENİN
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *BİR DAHA HİÇ ONARILMAYACAK. * * O GÜNDEN BERİ DÜNYANIN OTUZYEDİ YILDIZLI * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *TEK OTELİDİR MADIMAK. * * * İçimize çöreklenmiş acıdır,bizi insan olduğumuzdan utandıran,nasıl bir insanlıktır nasıl bir karanlıktır Allahım,senin adına yapılan bu vahşet, Otuzyedi can otuzyedi aydın yakılırken diri diri NEREDEYDİN ALLAHIM. |
Re: 2 TEMMUZ
2 temmuz 1993 kara bir gün
vahşetin tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilmiş olan tablosu acı verici ama asla unutulmaması gereken bir olay Allah adına can yakan katil yobazlar bence Allah onlara gidin"onları yakın"demedi kendi iradedeleri ile gidip yaktılar 37 insanı Allah *dediler ama Şeytan adına işlediler o suçu ve devletin resmi güçlerinin bilerek ve isteyerek hiç birşey yapmaması sadece kenarda durup olayları izlemesi ve 37 insanın gözgöre öldürülmesi namus sözü verenlerin namussuz olduklarının ispatıdır bu olay... |
Re: 2 TEMMUZ
KATLEDİLEN İNSANLAR
Asım Bezirci * * * * *66 yaşında, araştırmacı, yazar. Muhibe Akarsu: * *35 yaşında Muhlis Akarsu : * *45 yaşında, halk ozanı Gülender Akça: * *25 yaşında, sanatçı Ahmet Alan : * * * *22 yaşında Mehmet Atay, * * *25 yaşında, gazeteci, fotoğrafçı. Sehergül Ateş, * * 30 yaşında, elişi sanatçısı Behçet Aysan, * * *44 yaşında, şair Erdal Ayrancı, * * *35 yaşında Belkıs Çakır, * * * *18 yaşında, semah sanatçısı Serpil Canik, * * * *19 yaşında Muammer Çiçek, *26 yaşında, tiyatrocu Carina Thuijs, * * * 23 yaşında, gazeteci Serkan Doğan, * * 19 yaşında Hasret Gültekin, * 26 yaşında, halk ozanı ve müzik araştırmacısı Murat Güneş, Murat Gündüz, * * *22 yaşında, öğrenci Gülsüm Karababa,22 yaşında, sanatçı Uğur Kaynar, * * * *37 yaşında, şair Asaf Koçak, * * * * *35 yaşında, karikatürist Koray Kaya, * * * * *12 yaşında, öğrenci Menekşe Kaya, * * 17 yaşında, sanatçı Metin Altıok, * * * * 52 yaşında, şair, yazar Handan Metin, * * *20 yaşında, öğrenci Sait Metin, * * * * * *23 yaşında, sanatçı Huriye Özkan, * * * 22 yaşında, sanatçı Yeşim Özkan, * * * *20 yaşında, sanatçı Ahmet Öztürk, * * * otel görevlisi Ahmet Özyurt, * * *21 yaşında, sanatçı Nesimi Çimen, * * *62 yaşında, aşık Nurcan Şahin, * * *18 yaşında, sanatçı Özlem Şahin, * * * *17 yaşında, sanatçı Asuman Sivri, * * * 16 yaşında, semah sanatçısı Yasemin Sivri, * * *19 yaşında, semah sanatçısı Edibe Sulari, * * * * 40 yaşında, Bektaşi kültürü araştırmacısı İnci Türk, * * * * * * *22 yaşında, eczacı, tiyatrocu Kenan Yılmaz, * * * 21 yaşında, otel görevlisi. Ben yanmasam, Sen yanmasan, Biz yanmasak, Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Nazım Hikmet |
Re: 2 TEMMUZ
insanlar yanmadan yakılmadan
karanlıklar aydınlığa çıkmalı artık zaman bu zamandır.. |
Re: 2 TEMMUZ
2 temmuz benim doğum günüm
|
Re: 2 TEMMUZ
KARANLIĞA BOĞMAK İSTEDİLER YURDU AMA
* * 2 TEMMUZDA YANAN O MEŞALE YIRTARIZ O KARANLIĞI YANARAK GEREKİRSE DİYE *HAYKIRDI O MEŞALE HALA YANIYOR IŞIL IŞIL VE HİÇ SÖNMEYECEK. * *Arkadaşlar *sivasta yapılan o vahşeti, o vahşetki ne cahiliye devri insanları ne putperestler hiç birinin bu güne dekk yapmadığı vahşeti kendine müslümanım diyen aşağılık insanların yapmasından dolayı bir müslüman olarak utanç duyuyorum,ama diyorumki bunu yapabilenler zaten değil müslüman,insan olmaktan bile çok uzaklar.SAYGIYLA EĞİLİYORUZ 37 AYDINIMIZIN ÖNÜNDE *RUHLARI ŞAD OLSUN YAKTIKLARI O MEŞALE SONSUZA DEK YANACAK,VE KARANLIK ASLA ÖRTEMEYECEK BU AYDINLIĞI ÇÜNKÜ BİZLER KIYMETİNİ BİLENLERİZ AYDINLIĞIN.. * * * * * * * * Herkese sevgiler. |
Re: 2 TEMMUZ
UNUTULMAYACAK SÖZLER 1
“GÜVENLİK GÜÇLERİ İLE HALKI KARŞI KARŞIYA GETİRMEYİN!” Sözün sahibi Cumhurbaşkanı’dır. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. Katiller Madımak Otelini kuşatmış, insanlar içeride çığlıklarla yardım beklerken bu sözü defalarca Sivas valisine ve emniyet müdürüne söylemiştir. Demirel’in vatandaş dediği şeriatçı katillerdir. Ve güvenlik güçlerinin onlara müdahale etmesine engel olmakta, katillerin işlerini rahatça yapmalarını istemektedir adeta. Katillere karşı gelmeyin, bu sözün anlamı bundan başka nedir? Bu söz nasıl unutulur? UNUTULMAYACAK SÖZLER 2 “OTELİ SARAN VATANDAŞLARIMIZA BİR ŞEY OLMAMIŞTIR!” Sözün sahibi Başbakan’dır. Başbakan Tansu Çiller. Çiller Madımak Otelini saran ve insanlarımızı katleden şeriatçı katillere bir şey olmadığını, katillerin burunlarının kanamadığını müjdelemektedir. Başbakan’ın vatandaş dediği de şeriatçı katillerdir. Ya içeride çığlıklarla yardım bekleyenler? Onların vatandaşlık hakları? Onların yaşama hakları? Çillerin umrunda olan, Çillerin bu sözleri ile gözetip kayırdığı katillerdir mağdurlar değil. Bu sözler nasıl unutulur? |
Re: 2 TEMMUZ
Sevgili Ulaş, gerçekten de insanın bam teline basan yazılar bunlar seni kutluyorum. Özellikle S.Demirel, T. Çiller vb. siyasetçilerin o günlerde söyledikleri tam ibretlik sözler. Eğer bulabilirsen F.Koru, Nazlı Ilıcak vb. ılımlı yazarların sözlerini de eklersen memnun olurum. Hemen aklıma gelen bir kaç söz *:
"Ne işi vardı Aziz Nesin'in orada ?" "Namaz kılan insanların yanında davul çalarak onları tahrik ettiler" *(siz hiç bu memlekette namaz kılan bir insanı rahatsız eden birine rasladınız mı ? Ben bu yaşıma kadar raslamadım) "Aziz Nesin bir provakatördür" *vs....... Saldırganın değil ama saldırıya uğrayanların, katledilenlerin suçlandığı bir Türkiye. Işık ile karanlığın, suçlu ile masumun, iyi ile kötünün yer değiştirdiği bir Türkiye. Ve ölenlerin arasında 12 yaşında bir çocukta varmış...... |
Re: 2 TEMMUZ
Cahil halkımızın *dini konularda ne kadar çabuk galeyana gelip ,işin boyutunu katliama kadar götürmekten çekinmeyeceği utanç verici bir olaydır.Türkiye tarihinin kara bir lekesidir;otel yakılırken tekbir getirerek otelin duvarlarına tırmanan gözü dönmüş topluluğu asla unutamam.
Ölenlerin tüm yakınlarına sabır ve metanet diliyorum |
Re: 2 TEMMUZ
Allahım,
senin adın kullanılarak, sana yaranmak adına yapılan bu maskaralıklardan, bu vahşetten, bu öküzlükden, bu ...bu... *bu.... bunlardan, yarattığın bir varlık olarak, bir insan olarak, senin adına büyük üzüntü duyuyorum.. Sual olunmaz ama, neden yarattın bu insan kılığındaki hayvanları.. Yerin dibine batın, inandığınız cehennemin en alt katındaki çıkmaz sokaklarda kalın. Allah adına iş yapıp da, O İlahi Kudret'in adını kirleten güruh.. Sizlerle aynı memleketli olarak anılmak bana büyük üzüntü veriyor. İsminiz de cisminiz de yok olup gitsin bu dünyadan pislik herifler.. Aldostu. |
Re: 2 TEMMUZ
bu tarz vahseti ve vahsileri tasvip etmek mumkun degil tabii ki.
tamamen islamin ruhuna zit bu olaydan her insan gibi ben de cok uzuntu duydum. bu olayin hemen sonrasinda zannedersem bir de basbaglar koyu diye bir koyu basmisti ayni bunlarin cinsinden vahsiler orada da onlarca coluk cocuk vahsice katledilmisti.gerci basbaglar koyu baskiniyla ilgili yazmayi unuttu belki arkadaslarimiz ama oradan da vahsiler gecmisti.ve onlarinda anilmaya ihtiyaclari var zannedersem.gerci onlar sade koylulerdi ve cahil idiler,boyle aydin vasiflari yoktu ama,onlar birilerinin anasi babai ve evladiydi aynen madimaktakiler gibi. Allah hepsine rahmet eylesin.madimaktakine de basbaglardakine de tum teror magdurlarina da ki,zulmen oldurulen sehiden vefat etmis olur. |
Re: 2 TEMMUZ
SİVAS DRAMI
Allah Allah dost diyerek Koştuk Sivas ellerine Halk türküsü söyleyerek Coştuk Sivas ellerinde Dışarda tekbir sesliler İçerde kara yaslılar Tüm Sivas'ın suçu yoktur Ama yaktı Sivaslılar Madımak'ta şimşek çaktı Alevler göklere çıktı Kime kızdı, kimi yaktı Şaştık Sivas ellerinde Dışarda tekbir sesliler Eli sopalı fesliler Müslüman kanı helal mi Ama yaktı Sivaslılar Alev kapladı yanımız Hak'ka ulaştı canımız Ateşle yandı tenimiz Taştık Sivas ellerinde Dışarda tekbir sesliler Eli kanlı iffetsizler İnsan kıyar mı insana Yazık yaktı Sivaslılar Devlet baba, devlet baba Ne kötülük ettik sana Döne döne, yana yana Piştik Sivas ellerinde Mahzuni, tekbir sesliler İçerde yanıyor canlar Şeriatın içtiği kanlar Bileniyor tüm insanlar Tüm Sivas'ın suçu yoktur Ama yaktı Sivaslılar. Sivastan göklere uçtuk Gönlümüz Hak'kı diler Alevlerle kucaklaştı Muhlis'ler, Nesimi'ler Yıldız dağı toz dumanlı Yollarımızı tutmayın Biz bu yolun son yolcusu Siz bizi unutmayın Bu yol çok yolcular gördü Gültekin'ler, Gülsüm'ler Biz Hak'kı severek öldük Sevmeyenler ne bilsinler. Verdiğiniz bu duman Sanma ki bizi boğar Bir Pir Sultan kurban olur, Yüzbin Mahzuni doğar, Yüzbin Mahzuni doğar. Şair : *Mahzuni Şerif |
Re: 2 TEMMUZ
Abilerim bugün il defa giriyorum ve zekam bu olayı anlayamadı biraz açıklarsanız sevinirim...
|
Re: 2 TEMMUZ
islamcıların alevilere ölüm koministler moskovaya sloganları ile alevilerin ve solcuların cihad adı altında hunnarca katledilmesi olayını yazıyo
|
Re: 2 TEMMUZ
Arkadaşlar,
Ben Sivas'lıyım. Annem, babam, bütün ailem Sivas'lı. Yani genç kuşaklara kadar hep Sivas'tan kız alıp vermiş bizimkiler. Bizim sülalemizin hepsi sünnidir ama böyle bir şerefsizliği yapacak bir kişi çıkmaz, pek fazla gericisi de yoktur gerçi. Sık sık Sivas olayı gündeme geldiğinde arkadaşlarımdan bazı şakalar gelir, yaktınız aydınları falan diye. Bir de yakanlardan mısınız, yakılanlardan mı diye sorulur bazen. Yani aslında alevi misiniz, sünni mi anlamında sorulur bu soru. Kendim için bişey söylememe gerek yok, beni tanıyorsunuz. Ama Sivas halkı da galeyana gelip insanları cayır cayır yakacak kadar gerici değildir. Bu örgütlü, planlı bir terör eylemidir. Sivas dışından çok sayıda kişiyi getirerek organize edilmiş bir eylem. Sorumlusu bir yörenin halkı falan değil, yobaz gerici güruhudur. Mahzuni'nin de canı sağolsun. Tüm Sivas'ın suçu yok dese de, yine de yaktı Sivas'lılar demeden de duramamış. |
Re: 2 TEMMUZ
Ulaş, Aziz Nesin'in Sivas olayları öncesi konuşmalarını aktardığın için teşekkürler. En ufak kışkırtıcıcılık göremedim bu konuşmalarda. Zaten konuşmada kışkırtma yapıldıysa bile katliamı zaten mazur göstermez ama Aziz Nesin neden bu kadar antipati topladı evvelinden sadece ateist olduğu için mi öğrenmek istemiştim.
Sorogren arkadaşım, Elbette Başbağlar katliamını ve onun da ötesinde Türkiye'deki ve dünyadaki her türlü katliamı lanetliyorum. Ancak Madımak katliamı ile Başbağlar katliamı arasında önemli bir fark var. Bunu kabul etmeden her ikisini aynı kefeye koyup adeta "Bakın biz yaptık bir katliam ama onlar da yaptı" anlayışıyla kendini rahatlatmaya çalışmak, "ödeşmiş" olmanın sahte huzuruna sığınmak olayların özünü örtmemeli. Madımak katliamı Osmanlıdan beri varolagelen Sunnilerin Alevi kitle kırımını, onları asimile etme veya yok etme anlayışının bir devamıdır. Kökleri yüzyıllar öncesine dayanan hakim sunni tahakkümünün yeni bir saldırısıdır. Oysa Beşbağlar katliamı bir terör örgütünün intikam eylemidir. Savunulacak yanı yoktur *ancak tepkisel olduğu, Madımağa yanıt olduğu da bir gerçektir. Bu durum katliamı mazur göstermez ancak bu tür katiamların tekrar yaşanmaması için temel çözümün Alevi düşmanlığının, onları yoketme politikasından vazgeçmek gerektiğini gösterir. Madımak katliamı, kendi hakim sunni islam hegemonyasının dışında toplumda alevi veya din dışı toplulukları, onların kendilerini ifadelerini hoş görmeyen bir anlayış gerçekleştirmiştir. Açık şekilde sloganlarından anlaşıldığı üzere laik-demokratik cumhuriyet düşmanlarıdır. Benzetme yapmak gerekirse Almanyada bir neo-nazinin bir Türkü öldürdüğünü düşünün. Bundan birkaç gün sonra başka bir şehirde bir Türk milliyetçisi de bir neo-nazi öldürmüş olsun. Elbette her iki durum da birer cinayettir ve eşit hukuğa tabi tutularak cezalandırılmalıdır. Her iki durumun da savunulacak yanı yoktur. Ancak sosyal açıdan, her iki cinayetin sebebi farklıdır. Sorunun köklü çözümü için Almanyadaki yabacı düşmanlığı güden neo-nazilerin politikalarından vazgeçip barışçıl çizgiye girmeleri gereklidir. Bir Alman nasıl ki bizimkiler öldürdü ama sizinkiler de öldürdü diye kendini avutamazsa Madımağa karşı Beşbağlar yapıldı demek de sorunun özünü kaçırmaya çalışmaktır. Şeriatçı kesim sorunun özünü gözden kaçırmak için Beşbağlar olayını önplana çıkartmaya çalışmaktadır. Oysa sorunun özü Madımak'ta ve hatta daha öncesinin anadolu tarihindedir. Beşbağlar, dişe diş kana kan gibi kin ve intikam anlayışının sonucudur. Ancak ikincil sorundur. |
Re: 2 TEMMUZ
cem beyefendi,
"Bakın biz yaptık bir katliam ama onlar da yaptı" anlayışıyla kendini rahatlatmaya çalışmak, "ödeşmiş" olmanın sahte huzuruna sığınmak olayların özünü örtmemeli. " haklisin da,ben oyle birsey demedim,eger beni kasdediyorsan. "Madımak katliamı Osmanlıdan beri varolagelen Sunnilerin Alevi kitle kırımını, onları asimile etme veya yok etme anlayışının bir devamıdır" bu ve devaminda dedikleriniz hem siyasi hem de kendi sahsi gorusleriniz oldugundan yorum yapmiyorum. ama'42 senelik hayatimda ne bir sunninin aleviye saldirdigini gordum'ne de bir alevinin sunniye saldirdigini gordum. ortada gorunen bazi olaylar ise,tamamen ic dis servislerin operasyonlaridir,bence. su ortamda veya 20 sene evvellinden beri diyelim,vatandasin boyle seylerle ugrasacak hali mi var.herkes gecim derdinde.hangi sunni hangi aleviden nicin ne istesin,isini gucunu birakip da. tersi de dogrudur. olaylar tamamen provokatif olup,o sirada buna alet olanlarin dini bir kaygiyla yaptiklarini da zannetmiyorum.aleviye dusmanlik sevap mi yani. sevapsa eger, namaz kilmak daha sevap ve daha kolay once namazi kil. bu piyon olanlarin sevap diye bu islere bulasmasi olasiligi *ters geliyo bana,o kadar sevap pesinde olan adam cikar daga cekilir inzivaya aksama kadar ibadet eder. elinde mesale masumlari yakmaktansa. |
Re: 2 TEMMUZ
Komünist öldürmek yüz kere Hicaz'a gitmekten iyidir
Müşriklere "yeryüzünde dolaşabilmeleri için dört ay süre" veril*mişti. Bu süre dolduktan sonra müminlerin onlara ne yapacakları bil*dirilmişti: "Nerede bulursanız, öldürün, yakalayın, hapsedin, her gözetleme yerinde yakalamak için bekleyin. Eğer tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekât verirlerse serbest bırakın. Allah bağışlayan ve esirgeyendir". (Tevbe suresi, 5. ayet; Bakara, 191; Nisa, 89,91). Ve Allah uğruna verilen bu savaş kıyamete kadar sürecekti. Mü*minler, Allah'ın ve Islamın hâkimiyeti için "canla ve malla" savaşma*ya çağrılıyordu. Şeriat hükümlerini Bütün düşünce, inanç ve dinlerin üstüne çıkarmak ve kayıtsız şartsız hâkim kılmak için kutsal savaş "Deccal öldürülünceye kadar" son bulmayacaktı (Ebû Dâvûd, Kita-bu'l-Cihâd, 4-BabuunfiDevami'l-Cihad, hadis 2484, C.3, s.ll). Şubat 1969. Camilerde günlerdir cihad namazları kılınıyor. "Ko*münistlerin kanını dökme çağrılan" yapılıyor. 16 Şubat 1969 günü Beyazıt, Dolmabahçe ve Fındıklı camilerinde cihad namazları kılın*dıktan sonra, topluluklar halinde Taksim'e çıkıljıyor. O gün, meydana ABD 6. Filosu'na karşı anü-emperyalist yürüyüş yapanlar gelecek. Amerika Müslümanm dostu mu ne? Yerde iki ölü yatıyor. Turgut Ay*taç ve Duran Erdoğan. Yüzlerce yaralı. Gazeteler manşet atıyor: Kanlı Pazar... Kâfirlerle ateşkes geçici olup cihad daimidir, sonuna kadar, her*kes bizden olana kadar!... 1978 yılı Aralık ayı. Maraş'ı kış bastırıyor. Duvarlara, dükkânla*rın camlarına sloganlar yazılıyor: "Allah için savaşa!" Ve cihada kalkılıyor. TRT, 111. ölüyü de verdikten sonra, yeni saptanan ölümlerin bildirilmesini durduruyor. Bir küçük cihad denemesinin resmî bilançosu böylece yarım kalıyor. Ocak 1979. Trabzon. Ülkücü Gençlik imzalı bildiri: y "Türkiye'deki çatışma, Islamla küfrün çatışmasıdır. Bugün Türki*ye yeni bir Bedir savaşının öncesini yaşamaktadır. Müslümanlar, ciha*da çağrıldığınızda koşunuz. Bir komünisti öldürmek, yüz kere Hicaz'a gitmekten iyidir". 9 Temmuz 1979. Tokat'ta bir bildiri yayımlanıyor: " Allah rızası için başkoyduğun davadan hiçbir güç seni geri döndüremeyecektir... Sesimizin ulaşamadığı yere kurşunlarımız ulaşacaktır... Ya tam sustu*racağız, ya kan kusturacağız". Cihad kesintisiz devam ediyor. Erzincan, Malatya, Sivas... Ve kı*yamete kadar... Çorum'a da sıra gelecek. 16 Aralık 1979. Beşiktaş vapur iskelesi yanında Barbaros Kafe*terya. Oturuyoruz. Sıcak bir söyleşi, büyük umutlar. Bir saatli bomba patlıyor. İmza Türk İslam Birliği. Bu da Allah'ın emri mi? Beş ölü, 22 yaralı. Yaptığınız alışverişe sevinin! "Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp öldüren ve öldürülen mü*minlerin canlarını ve mallarını -Tevrat, incil ve Kuran'da sözverilmiş bir hak olarak- cennet karşılığında satın almıştır. Verdiği sözü, Al*lah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse yaptığınız alışverişe sevi*nin! Bu büyük başarıdır". (Tevbe suresi, 111) Kâfir öldüren Müslümana cennet müjdelenmiştir. 2 Aralık 1978. Sivas'ta "Müslüman Gençlik" başlığıyla bir bildiri dağıtılıyor: "Müslüman durma! Hiç durmadan ilerle. Ölüm seni şehit olarak bulsun". İmza, MHP... Ve MHP Davası iddianamesi, 682 cina*yeti içeriyor. Demek ki, en az 682 yurttaşımız, bu dünyada büyük sı*kıntılara, yokluklara, darlıklara katlanmış olsa da "Allah yolunda sava*şıp öldürmekle" güzel bir "alışveriş yaptıkları" için sevinebiliyorlar. her cümlesinin her harfinine katıldığım sayın td nin bir yazısı |
Re: 2 TEMMUZ
olay sadece alevi sünni *çatışmasından daha çok insani bir olaydır olaya bu gözle bakmak lazım
yoksa olayın özünde alevilik sünnilik yok olayın özünde yakılan katledilen onca insan var aydın var ölenlerin katledilenlerin alevi veya sünni olması neyi değiştirirki? Yavuzda 60.000 bin aleviyi katletmiş osmanlı ve onun torunu olduğunu düşünenler bununla gururmu duyuyor.allah için hak içinmi yaptık diyoır insan olan herkez bu olaydan ve sivastan utanmalı bunun mazereti olmaz insan olan için olamaz. yanan candır bir hiç uğruna yanan bir umuttur yarınlara yanan aydınlatır kıp kızıl rengiyle * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * geleceği mahkum dostluğa insanlığı aydınlanmıyan ya kördür ya ölü görün bu zulmü uyanın yapmayın yanan canlardır senin gibi benim gibi yanan umuttur yanan yarındır yanan sen ben biz. yanan bizleriz yanan yarınımız yakmayın güneşi şuursuz karanlıkla yakmayın güneşi yakmayın aydınlığa mahkum günleri bu aydınlık ateşle büyümez ısıtmaz bu ateş insanlığı aydınlatmaz.olsa olsa yakar madımakta onlarca canı * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * ulaş |
Re: 2 TEMMUZ
HİÇ KİMSE YÜZLERİNE MÜSLÜMANLIK MASKESİ TAKMIŞ FAŞİST KATİLLERİN YAPTIKLARI KATLİAMLARI MÜSLÜMANLARA MAL EDEMEZ.SÖYLEMLERİ NE OLURSA OLSUN YAPTIKLARI CİHAT YADA DİN SAVAŞI DEĞİL,EFENDİLERİNE HİZMETTİR.BUGÜN MÜSLÜMANLARIN BİR TEK SAVAŞI VARDIR O DA ÇAĞI YAKALAMAK ÇAĞININ İNSANI OLMAK.SİLAHA SARILMIŞ BİR MÜSLÜMAN ŞEYTANA SARILMIŞ BİR MÜSLÜMANDIR.VE ALLAHIN LANETİ DAİMA ONLARIN ÜZERİNDE OLSUN
|
Re: 2 TEMMUZ
Sevgili Necdet,
İnternet ortamında büyük yazı hoş karşılanmıyor.Üyelik koşullarında da üyelerimizi bu doğrultuda uyarıyoruz.Dikkatinize... |
Re: 2 TEMMUZ
ben Sivas katliamına alevi sünni olayı diye bakmıyorum. yakanların kendi insanlıklarını yaktığını düşünüyorum. biraz evvel 1 temmuz 1993 tarihinde çekilmiş 25 30 saniye süren Hasret Gültekin dinletisinin video kaydını izledim. Ömrümden 25 yıl gitti.
|
Re: 2 TEMMUZ
1979 da Kahvehanemizi taşlayarak amcamın kalp krizi geçirip ölmesine sebep olanlar solcu-alevilerdi.Gene aynı yıl babamı linçten kurtararak benim bugünlere gelmemde önemli katkısı olan Ali amca da solcu-aleviydi.İşte size iki farklı alevi portresi.
|
Re: 2 TEMMUZ
Şu benim gayr-i müslim vatandaşlarım ne zaman sazanlık yapmaktan kurtulacaklar..Olayın gerisini düşünecekler de asıl nedeni bulacaklarda...Hiç bir müslüman elini kana bulmaz çünkü büyük bir suçtur.Bu yapılan ise provokasyondur..Sonuçları malumdur...Yani sivas halkı değil,suçluyu perde arkasında arayın benim sazan vatandaşlarım..bazıları da kayabalığı oltaya bile gerek yok.. :=))
|
Re: 2 TEMMUZ
Sivas Olaylarının Perde Arkası
Türkiye'nin önemli şehirlerinden olan Sivas'ta ateist yazar Aziz Nesin'in dine ve İslâm'ın kutsal değerlerine saldırması sonucu çıkan olaylarda 35 kişi öldü 60 kişi de yaralandı. Olaylar 2 Temmuz 1993 Cuma günü Sivas'ta başlatılan Pir Sultan Abdal şenliklerine davet edilen ateist ve din düşmanı yazar Aziz Nesin'in İslâm'ı ve Müslümanları tahkir edici bir konuşma yapması üzerine başladı. Bu konuşma üzerine onbinlerce Sivaslı ateist yazar Aziz Nesin'i protesto amacıyla bir gösteri yürüyüşü düzenledi. Sivas'a dışarıdan getirtilen bazı ateist gençlerin protesto yürüyüşü düzenleyenlerin üzerine taşlarla saldırmaları ve hakaret etmeleri sonucu da çatışmalar başladı. Bu saldırı dolayısıyla galeyana gelen kalabalık ateist yazar Aziz Nesin'in ve Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak üzere Sivas'a davet edilen kişilerin kaldıkları Madımak Oteli'nin etrafını kuşattılar. Bu kuşatma sırasında otelin önünde duran bir arabanın benzin deposuna ateş verilmesi sonucu yangın çıktı. Gerek bu yangın dolayısıyla ve gerekse polisin kalabalığı dağıtmak için müdahalede bulunması sonucu çıkan panik dolayısıyla 35 kişi öldü, 60 kişi de yaralandı. Yangın esnasında Madımak Oteli'nde bulunan ve olayların asıl müsebbibi Aziz Nesin ise özel bir gayretle kurtarılıp derhal Sivas dışına çıkarıldı. Olayların arkasından Sivas'ta iki gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bakın bir olay ancak bu kadar çarpıtılır.Aziz Nesin'in konuşmasını yazan Ulaş arkadaşa teşekkür ediyorum.Ve olayların baş sorumlusu olarak Aziz Nesin gösteriliyor.Yaptığı konuşmaya bir bakın.Üstelik bu konuşmayı yobazlar güruhu- na değil şenliklere katılanlara yapıyor.Farz edin ki onlara yapsın.Bu onlara onu öldürme hakkı mı vermiş oluyor.Bu nasıl zihniyettir.İlkel çağ dışı bir zihniyetten başka ne beklenebilir ki.Farklı bir düşünceye tahamülü olmayan bu ilkel çağ dışı zihniyetin vahşetini Maraşta,Çorumda,Erzincanda,Malatyada ve en son olarak da Sivasta gördük.Bunlar yakın zamanlardaki vahşetleri.Ondan önceki vahşetlerini sıralamaya kalkarsak sayfalar yetmez.Ve tüm bu insanlar allah adına ve alahuekber nidalarıyla öldürüldü.Çünkü onların gözünde bu insanlar kafirdi.Ve bu insanlara da alevi,kızılbaş deniliyordu.Kimse bu olayların arkasında başka neden aramasın.Olay alevileri sindirme yok etme olayıdır. Osmanlıdan bu yana bu kesimler alevileri düşman gözüyle görmüş fırsat bulduk- larında katl etmişlerdir.Çünkü aleviler düşünceleriyle yaşam biçimleriyle bunların önünde bir engel oluşturmuşlardır.Ve bu gün Türkiye Cumhuriyeti laik bir devletse aleviler bu laik devletin en güçlü destekçileridir.Bu 20 milyonluk kitle bu ülkede var olduğu sürece onların şeriat arzuları hiç bir zaman gerçek- leşmeyecektir.Surekli islamiyet ilkel çağ dışı bir dindir diyorum.Çünkü çağdaş bir dinde zorlama yoktur.Allah adına insan öldürme yoktur.Farklı düşünenlere saygı vardır.İslamiyet şiddete dayalı bir dindir.Açın bakın kutsallarına.Sevgi adına bir şey göremezsiniz.Korku,dövme,el-kol kesme,asma,savaştan başka bir şey göremezsiniz.Ve işin ilginci tüm bunları kuranın allahı yapıyor.Karikatür krizinde islamın gerçek yüzü ortaya çıkmıştır.Sivastaki zihniyetle bu zihniyet aynı zihniyettir.Görüyorsunuz yukardaki alıntıyı.Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar.Bakın ne diyorlar: Madımak Oteli'nin etrafını kuşattılar. Bu kuşatma sırasında otelin önünde duran bir arabanın benzin deposuna ateş verilmesi sonucu yangın çıktı. Gerek bu yangın dolayısıyla ve gerekse polisin kalabalığı dağıtmak için müdahalede bulunması sonucu çıkan panik dolayısıyla 35 kişi öldü, 60 kişi de yaralandı. O olayı televizyondan izleyenler olmuştur mutlaka.İşte bunlarda dürüstlük adına bir şey bulamazsınız.Efendim arabanın benzin deposu ateşe verilmiş yangın çık- mış poliste müdahele edince panik olmuş ve 35 kişi ölmüş.Sanki biz o otele girmeye çalışan ve oteli ateşe veren insan bozuntularını görmedik.Bunlarda onur da yok.Utanmadan bir de yalan söylüyorlar. Sonuç olarak bu olay aynı diğer olaylar gibi insanım diyen her kesin utanç duyması gereken bir olaydır.Atatürk Türkiyesinin bir ayıbıdır.İnsanlar cayır cayır yanarken devlet olaya seyirci kalmıştır.Ve bu olay sonrasında Sivas bir nevi bu yobazlara teslim edildi.Ve bu Sivas bu gün laik cumhuriyetin temellerine dinamit konulacaksa bu dinamitin fitili olacaktır.O, 35 can bu ülkenin geleceği için yandılar.Bu ülkenin aydınlık yarınları için yandılar. Onlar milyonların gönlünde tahtlarını kurarark ölümsüzleştiler.Canlarım, sizler bir tarih yazdınız.Bu insanlık tarihinizdeki yerinizi aldınız.Ve şundan emin olunki insanlık sizi hep şükranla anacaktır.Sizi yakanları da hep lanet- leyecektir. |
Re: 2 TEMMUZ
Bir önceki yazımda 37 candan bahs etmiştim.Buna bir açıklık getirmek istiyorum.
Ve yazımda 35 diye düzeltme yaptım.Bu yakılan 37 kişinin 2 si otel görevlisi ikisi de oteli yakanlardan.Bu iki kişiyi can diye anmak benim insanlık anla- yışıma sığmıyor.Dalgınlığıma gelen bu hatamdan dolayı tüm canlardan özür diliyorum.İnsanı yakan bir insana ben insan diyemem.İkincisi yakılan otelin altında et lokantası olduğunu öğrendim.Bu nasıl bir barbarlıktır ki insanların yakıldığı bir otele lokanta açılıyor.Ve insanlarda gidip o lokantada et yiye- biliyor.Bu nasıl bir zihniyettir?Bu nasıl bir insanlıktır?Yazıklar olsun... |
Re: 2 TEMMUZ
Fikri yuzunden, bir digerini yakmaga yeltenen zihniyet, et lokantasi da, genelev de acar. Bunda sasilacak birsey gurmuyorum.
Insan hayatina saygisi olmayanlardan daha baskasi zaten beklenilemez. Karincayi bile sakindiklarini savunan bir insan ,kiskirtmayla, hele beyni muhurluyse, insan katletmeyi sevap sayar.Inandiklari allahlari, insanlari yakarak, maymuna cevirerek, tas kestirerek, tufanla toptan yok ederek, kotu ornek olmamis midir bunlara??? |
Re: 2 TEMMUZ
Alıntı:
Burada farkındaysan birçok dinsiz kişi var yazan. Eline silahı alıp bizi öldürmeye mi çıkıyorsun yola? Kışkırtmak ise, en büyük kışkırtmayı yapıyoruz işte. Ne kadar sinirlensen de, bizleri yok etmeyi mi düşünüyorsun? Ya da bunu yapabilir misin? Hiç bir şey yapmadan da kendi inancına aykırı gördüğünü yok etmek isteyenler yok mu? Burada onların da örneklerini görüyoruz. İstersen "silinen başlıklar" forumundan bazı örnekleri sana göndermesi için Cem'e rica et. Kimseyi temize çıkartmaya çalışmayın. Eğer böyle bir kitlesel kıyım yapıldıysa, kışkırtanı kadar kışkıranı da aynı derecede suçludur. 1 tane adam yok muydu "biz ne yapıyoruz, insan mı öldürecez? kendinize gelin" diyen? Perde arkasındaki her kim ise, bu olaya katılan insanları temize çıkartmaz. Yapılan bir linç eylemidir ve katılan herkes de eşit derecede sorumludur bu olayda. Soröğren de başbağlar'daki katliamı hatırlatmış. İkisi arasında bir fark olduğunu nedense görmezden geliyor bazıları. Başbağlar köyü, 10.000 kişinin linç etmek amacı ile bir araya gelip, önüne geleni öldürdüğü bir olay mıydı? Yoksa bazı sol örgütlerin planlayarak, madımak olayının intikamını almak amacı ile yaptıkları bir eylem miydi? Tabii ki o olayı da kimse savunmuyor. Ama lütfen aynı sayıda insan öldürüldü diye iki olayı da eş görmeyelim. Ya da görmek isteyen görsün, ama herkesin buna kanmayacağını da bilsin. Başbağlar'da yapılan katliam, Sivas'ta yapılanı ve sorumlularını -yani tüm katılanları- temize çıkartmaz. |
Re: 2 TEMMUZ
gönül isterdi ki bu katliamdan sırf şeriatcı yobazları sorumlu tutalım. olmuyor akılla hareket etmek lazım. o katliamda yakılan iki kişiyi ele alacağım sadece
aziz nesin: hulki ceviz oğlu na ceviz kabuğunda açıkca söylediği bir laf:BEN KEMALİST DEĞİL SOSYALİSTİM. her fırsatta bunu dile getiren aziz nesin korkmadan her tabu gibi kemalizmi ve bozkurtçuluğu eleştirmiştir. hasret gültekin:bir sanatçı sewdalı yürekleriyle kawganın ateşlerinde yananlara selam olsun (bir şarkı sözü ona ait). kendisine sorulduğunda dersimli olduğunu ve dersimin koçgiri aşiretinden olduğunu ısrarla vurguluyor. sorular: dersim jenosidi islamcıların problemimiydi yoksa kemalizmin mi? ben kemalist değilim sözünden islamcılar mı rahatsız olur bir başkası mı? o dönemde aziz nesin erdal inönü yü telefonla arayıp yardım istediği halde sessiz kalan erdal inönü islamcı mıydı yoksa başka bir ideolojiye mi mensuptu? askerler ve askeriye bu olaya neden sessiz kaldı? bozkurt islamcıların işareti mi yoksa başka bir oluşumun mu? bu sorularıma cewap werenler beni bilgilendirir we sewindirir. cewap werenlere teşekkürler |
2 TMMUZ'DA SİVAS'TAYIZ!..
Bu yıl Sivas'ta Madımak Oteli'nde ilerici aydınların öldürülüşünün 15. yılı. Bugüne dek yazar edebiyat örgütleri 2 Temmuz'da Sivas'ta olmayı "hiç gitmediler" ya da ilerici Alevi örgütlerinin söylediği gibi söylersek "yazar edebiyat örgütleri Madımak Oteli'nin önüne bizimle hiç gelmediler" dedirtecek kadar az önemsedi. Oysa orada olmak yazarların, şairlerin, çizerlerin, müzik ve dans sanatçılarının ölümüne neden olan gerici kültürün yapımcılarına ve taşıyıcılarına karşı bir tavır oluşturmanın, kafa tutmanın da en güzel yollarından biri olacak. Türkiye Yazarlar Sendikası, bu nedenleri de göz önüne alarak, 2 Temmuz 1993'te gerçekleştirilen bu gerici toplu cinayetin 15. Yılında yitirdiklerimizi Sivas'ta anmaya karar vermiştir. Gidiş dönüşle ilgili teknik bilgileri ve koşullarını en yakın zamanda dostlarımıza ve üyelerimize bildireceğiz. Katılmak isteyen üyelerimiz, isimlerini ve kendilerine ulaşabileceğimiz telefon numaralarını TYS'nin turkiyeyazarlarsendikasi@gmail.com ya da TYS Genel Sekreteri'nin tevfiktas@gmail.com adresine şimdiden bildirmeliler. Dostluk duygusuyla. Türkiye Yazarlar Sendikası |
Saygideger dersimmm;
Aziz Nesin ayrica bir ateist olarak bilinir. Yine bilindigi gibi, meshur "Turk halkinin % 70'i aptaldir" diye bir cumlesi de vardir. Anlasilan o ki, Aziz Nesin'in yakilarak oldurulmesinde, dini fanatikler kadar, asiri milli fanatiklerinde payi var. MILLI-DINI KOKENSEL TEMELDEKI BU FANATIZM VE TUTUCULUK, TC'NIN HEP BOLUCU "KADERI" OLMUSTUR. 15 sene onceki bu vahim ve insanlik disi olayi lanetliyor, bu insanlik disi olayda hayatlarini kaybedenleri, saygiyla aniyorum. Saygilarimla; evrensel-insan |
Bu gün 2 Temmuz. Kara bir gün. Sıradan insanların, birilerinin babası, oğlu, kocası kardeşi
olan sıradan insanların dinsel bağnazlıkla nasıl canileşebileceğinin bilinen en canlı ve unutulmaz örneğinin yaşandığı kapkara bir gün bugün. Unutmuyoruz, unutmayacağız. |
İnsanlık adına utanç duyulması gereken bir gün.
İnsanların cahillikle ve dinsel ve ırksal bağnazlıkla nasıl bir sürü haline gelebildiğinin ve nasıl ilkel ve vahşi bir sürü olup insanlıktan çıktığının görüldüğü ve yaşandığı gün. Kaybettiğimiz değerli aydın insanlarımızı anıyorum,unutmayacağız,unutturmayacağız. |
ölüm Toplasada çiçekleri,çiçekte Tohum Biter Mi?
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:33 . |