![]() |
Kur-an'da sevgiye yer yoktur!
Sevgili arkadaşlar;
bu başlık çok iddialı gelebilir. hatta peşinen itiraz etme gereği bile duyabilirsiniz. Kur-an'ı Kerim'deki sevgisizlik durumunu farkettiğimde ben de şoke olmuştum. http://www.kurandaara.com sitesine gidip "sev" yazıp istediğiniz mealde aratın. Sevme fiilinin geçtiği ayetlerin tamamı Allah ve Muhammed sevgisi üzerinedir. Allah'ı sevin Muhammed'i sevin vs. vs. Oysa, toplumlara ışık olsun diye gönderildiği iddia edilen bir kutsal(!) kitabın sevgi aşılayan bir içerikte olmasını beklerdik. Sadece bir ayette (Ankebut Suresi 8. ayet) anne-baba sevgisinden bahseder ve o da emir değil tavsiye niteliğindedir. eşinizi sevin, çocuklarınızı sevin, hayvanları sevin, çevreyi sevin, arkadaşlarınızı sevin, alimleri sevin, sanatçıları sevin gibi bir ayete rastlamak mümkün değildir. islamın sevgi dini olduğu iddiası tamamen hadislere dayandırılmıştır. hadisleri belge olarak kabul edemeyeğimiz aşikârdır, çünkü kendi aralarında tutarlı değildirler. sevgiden bahsedilen hadisleri doğru bile kabul etsek bu Kur-an'ın sevgisiz olduğu gerçeğini değiştirmez. aksini ispat edenden özür dilemeye hazırım. saygılar... |
hak din değil adi din olduğu net... bence başlık açman bile gereksiz olmuş! :)
|
gene çıkar bir takım müslümancıklar, sana yorum yaparlar... o yoruma ayırdıkları zamanı iki dakika başka işlere ayırsalar zaten yeni icatlar çıkardı ülkeden! :) ha, yorum da yorum olsa.. poliyannacılıktan ve kendi imanları kendine olayında başka bir şey olmaz...
her şeyden adam olur, islamdan ve müslümanlardan hiç bir yol olmaz! |
Alıntı:
lütfen konuyu dağıtmamaya özen gösterelim. hiçbirimizin amacı bir dini karalamak, inananlara hakaret etmek olmamalıdır. ben kendi adıma tespitlerimi sunarım, konu tartışılır, gidişata göre hepimizde fikirler oluşur. saygılar... |
Alıntı:
kardeşim, sevgi sözcüğü yok işte.. ne karalaması... doğruları söylüyoruz ona da kızıyorsunuz! yok çaresi arkadaş ya! ... |
Alıntı:
buradan okuyuculara hatırlatalım. yukarıda alıntı yaptığım cümlelerinizi kastederek, hoşgörüye davet etmiştim. konu dağılmasın diye çaba gösterelim lütfen. aramızda hacivat-karagöz diyaloğu yapmayalım. saygılar... |
Hiç şaşırmadım. Güzel tespit.
|
Baslik güzel ama, eksik veya yanlis. Kasitli oldugunu düsünmüyorum. Cogunlugu müslüman olan bir ülkede, tabii ki "Islam denen dinin olumsuz yorumu" yapilir. Ama benim derdim Islam dini degil. Tüm dinler.
|
Alıntı:
Bu bölüm İslam Forumu. Diğer dinler forumun başka bölümlerinde (Hristiyan Forumu gibi) zaten tartışılıyor. saygılar... |
Alıntı:
budizm ve hristiyanlığın olumsuz yanları ne gibi? sevgi açısından en ufak bir sorun göremiyorum bu dinlerde? |
Alıntı:
|
Ben sorun görüyorum kerem 190;
Budizm şimdilik dursun, incil ne der, eski ahiti tamamlayıcıyız.Yani devamı.Bol miktarda öldürme ve ırkçılık taşıyan eski ahit(seçilmiş yahudiler)evrensel sevgiden bahsedemezken incil devamı olarak eski ahiti red mi ediyorda haberimiz yok? Zaten bu inançların çelişkisi bu. Aynı tanrı sözde ama farklı söylemler. Neyse burası islam forumu. Konuya yönelik konuşalım. Sevgili yasasinbilim, aslında bu konunun ucundan daha önce farklı bir konu içinde az buçuk tartışılmıştı ancak sen gayet güzel toparlayıp iyi bir konu yakalamışsın. Bakalım karşıt görüş sunulacak mı? Şimdilik saygımla gittim... |
tamam anladım ama tamamlayıcı olsa gene şiddet mesajlarının olması lazım ama yok.. kılıç olayı farklı onu geçin bir kere... Yeni ahit tamamen ayrılıyor o notkada ve eski ahit ne olursa olsun reddedilmese de sonlandırılıyor bir nevi dolaylı yoldan... Ancak, şu konuda haklısın. Tanrı aynı tanrı neden birden değişiyor öldürme olayı... buna cevap verecek elbet bir hristiyan buluruz... :)
|
Alıntı:
Bizim Allah'a şükür hiç öyle bir sıkıntımız yok. Kitabın yetmediği yerde hadisler, hadislerin yetmediği yerde alimlerin kendi varsayımları, yorumları... Her türlü kafamızda oluşan soru ve şüphelere şak diye cevaplar buluyoruz. Bu arada ben de tekrar bir göz gezdirdim ve gerçekten de çok enteresan bir nokta yakalamış konuyu açan arkadaş. Bolca savaş görebiliyoruz, dini/düşünceyi yaymak, nefsi müdaafa, haraç almak adına bolca savaş emredilmiş de, sevgi nerede? Kitap verilenlerden Allah’a, ahiret gunune inanmayan, Allah’in ve Peygamberinin haram kildigini haram saymayan, hak dini din edinmeyenlerle; boyunlarini bukup kendi elleriyle cizye verene kadar savasin! (Tevbe suresi, 29. ayet) Evinizde oturuyorsunuz ailecek, bir bölük asker kapınıza dayanıyor, böyle bir din çıktı, ona ya inanın, ya para verin ya da sizi öldüreceğiz diyor. Yok yok, son zamanlarda meallerin çarpıtıldığına inancım artıyor. Ya acilen düzgün bir meal bulmalıyım ya da Reno'nun foruma yazmadan önce aldığı madde herneyse ondan acil bulmalıyım. (Reno kızmıyordur umarım :D) |
Öncelikle güzel bir noktaya değinilmiş. Tebrik ederim.
Benim bu konuda şöyle bir düşüncem var bilmem diğer arkadaşlar ne düşünür: İslamda kulluk vardır, allaha kulluk. Bunun dışında muhammede inanç ve ayetlerle sabit olan onun sozünden çıkmama meselesi var. Tüm bunların zorlamanın yanında sevgi unsuru ile de desteklenmesi amaç edinilmiş olabilir. Başka sevgi bulunmaması ise o dönemde sürekli olarak savaşlar gerçekleştirilmiştir. Çoğunda akrabalar birbirleri ile de savaşmışlar. Eğer akraba sevgisinden bahsedilmiş olsa idi insanların savaşa giderken kafalarında soru işareti oluşabilirdi. Hatta savaşmaktan da vazgeçebilirlerdi. İşte bunun önüne geçmek için insan ve akraba sevgisinden bahsedilmediğini düşünüyorum. Tabi savaşların genel olarak neden çıktığı düşünülürse çıkarlar uğruna insan sevgisi boşverilmiş ve kulluğu kuvvetlendiren allah ve peygamber sevgisi dayatılmıştır. |
Alıntı:
kerem190 sen bu gidişle banlanacaksın haberin olsun.bizde inanmıyoruz ama saygı cercevesinde hareket ediyoruz. |
Alıntı:
|
sayın kerem190
bir tanrı ya da peygamber aramak zorundamısınız. yakanızı islam denen illetten kurtarıp, sonra da gidip hristiyanlık denen başka bir yalana kaptırmışsınız. ikisi de aynı yalan değil mi. insanoğlu onbinlerce tanrı üretti. ama bu tanrılardan herhangi birinin bir sinek dahi yarattığına kimse şahit değil. açık ki insan cehaletinden tanrılar yaratıyor. o ya da bu tanrı. hepsi uydurma. bu tanrıların hiç birisi varlıklarını ortaya koymayı beceremediler. insanlar ise onların varlıklarını ispat edebilme telaşındalar. aslında insanların telaşı, öldükten sonra da hayatlarının başka bir biçimde devam edeceğine kendilerini inandırma arayışıdır. bak arkadaşım düşüncelerini duygularından özgürleştirebilirsen, din denen mitolojik masalların fabrikasyon olduğunu görürsün. bir müslüman savsatalara nasıl inanıyorsa, hakkında hiç bir bilgisi olmadığı halde allah diye bir kelimeye sığınıp kendini bir yalanla avutuyorsa, bir başka inanan da aynı şeyi yapıyor. yani markette rafta her tüketici için farklı ambalajlanmış bir ürün var senin anlayacağın. sorun şu. ya gerçeği olduğu gibi alırsın. ya da gerçek işine gelmiyorsa bir yalanı gerçeğin yerine koyarsın. seçim kişinin kendi seçimidir. |
Bende bir zaman merak edip araştırmıştım, hangi sitede bulduğumu hatırlamıyorum ama sanırım 21 ayette sevgi kelimesi geçiyordu. Hemen hemen hepsi, varolduğuna inanılan Allahı ve yaşadığına emin olamadığım Muhammedi sevmek üzerine. Hemde kayıtsız şartsız sevmek zorunda olmak.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Kal saglicakla. |
Alıntı:
bir kutsal(!) kitapta sevgi unsurunu es geçmenin hiç bir mazereti olamaz. belli ki muhammed, kendi şahsi gereksinimlerine göre ayetler uydururken genel bir kavram gözetmemiş. O anki ruh haline göre yazmış. Halbuki bir makale, roman yazarı bile işe başlamadan önce ana hatları kafasında belirler (şunları, şunları vurgulamalıyım, ana temam şu olmalı vs.). Ne gezer. benden sonrası tufan demiş çakma peygamber. Not: Muhammed, yeryüzünde en fazla nefret ettiğim kişidir. bu şahsi düşüncemdir. ama bu ona inananlara saygı duymayacağım anlamına gelmiyor. forum genelindeki tavrıım da bu yönde olmuştur. saygılar... |
Alıntı:
|
Alıntı:
bu forumdaki non-teistlerin nerdeyse tamamının bir müslümanlık geçmişi var. biz non-teistler inanmasak da annemiz, babamız, akrabalarımız halâ islamiyete inanmakta. Bu yüzden, islamiyete ve ona inanmakta olanlara kolay kolay hakaret etmeyiz, edemeyiz. Çünkü bize göre yalan olan bu inancın sorumlusu onlar değiller. Ben kendi şahsıma sorumlularından (muhammed, ebubekir vs.) nefret ederim. Kerem190'ın yazdıklarına bu kadar takılmayın. tüm hristiyanların onun gibi olmadığını biliyorum. Benim non-teist olduğumu bilmeyen çok sayıda hristiyan arkadaşım var ve dini bayramlarda hala kutlama mesajı gönderirler. Ben de Noel'de onlara mesaj çekerim. birlik beraberliğimizi, cumhuriyetimizi koruduğumuz sürece herkes istediğine inansın. saygılar... |
Alıntı:
Alıntı:
|
Dostum kuranda sadece inananlar (müslümanlar) kardeştir der. Sevgiye yönelik (genel) ayet yoktur. Sebebi basit aslında,sayın istatistik genel değinmiş.Savaşlarda ve o günün koşullarında o bölgede insanların gelenek, kültür ve insana bakışı ile düşünürsek sonucada ulaşırız.
Savaşlar var mı? var. Adam öldürmek insanlar açısından zor mu? Değil. Gücü yeten diğerini boğazlar ki genel dünya bakışı o çağ için.Neredeyse her erkek savaşlarda insan öldürmüştür o devir için.Kölelik normal mi? Evet. Aşk sevgiden öte cinsellik ön plandamı? Evet. Savaşı kazan, köleler malındır. Mehiri ver evlen. Sayısı,sınırı nedir? gücün yettiği kadar, sadece erkeklere ama. Aslında bizler günümüze göre düşünüyoruz ve soruyoruz? Sevgi, aşk, romantizm, insani ortak değerler gibi konulardan öteye o çağa uygun kölelik, cinsellik üzerine ve maddiyat üzerine savaşların bile bu eksende olduğu hayata bakış var.Bunun yansımalarıda elbette bu şekilde olur. Şimdi birde kutsallık iddiası varken ve peygamberlik iddiası elbette sevgiyi sadece onlara, oda arada(daha çok korku ve tehtid) tek tük serpiştirilmiş görüyoruz. Kısacası sevgi sadece gerekli görüldüğünde devreye sokulan bir araç konumunda. Kuranda olmaması kutsallığından değil gayet insan ürünü olmasından ve o günün şartlarında korkutma, tehtid ve ödül daha geçerli akçe olduğundan birebir yansımasından kaynaklı. Biz evrensel, her çağa hitap mantığı ile eleştirel bakınca haliyle bu yönü çok göze batıyor. Hani günümüze hitap etmiyor diyoruz. muhammed sadece çağına göre gereğini yapmış.Tanrısallık aramak bizim hatamız. Şimdilik saygımla gittim... |
Alıntı:
yukarıdaki cümlene katılmadığımı belirtmek, aynı zamanda konuyu güncellemek için yazıyorum. bizlere islam öncesi arap toplumu barbar, cahil olarak anlatılmıştır. gerçek hiç te anlatıldığı gibi değildir. Bazı bilgileri 3 ana başlıkta sıralamak istiyorum. 1) O dönemde Mekke'de yahudiler, hristyanlar ve paganlar (putperesler=müşrikler) yaşamaktadır. bu 3 grup arasında din savaşları olmamaktadır. onlara göre meczup sayılan muhammedi bile öldürmeye kalkışmamışlar, sadece alay etmekle geçiştirmişlerdir. hoşgörü ve saygı içerisinde yaşayan bu gruplar sanata (özellikle heykele ve şiire) önem vermektedirler. Çağrı filmindeki panayır sahnelerinde de bunu görmek mümkündür. 2) Kadınlar, islami kaynakların bize yansıttığının aksine ikinci sınıf vatandaşlar değildirler. Kız çocuklarını doğar doğmaz toprağa gömen sadece 2 kabile vardır ve putperesttirler. Bunlardan biri Kureyş kabilesedir. İslam öncesi hristiyan olan Hatice, 3 evlilik yapabilmiş, deve kervanları sahibi olabilmiştir. 3) Sevgi kavramı islam sonrası işlenebilecek bir kavram değildir. M.Ö 500'lü yıllarda yaşamış Konfiçyus'un sevgi üzerine onlarca güzel sözü vardır. Sevgiyi öğütleyen belgeler saymakla bitmez. Sevgiye yabancı olan muhammeddir. saygılar... |
<<güncelleme>>
|
Alıntı:
Alıntı:
Saygılar |
Alıntı:
Diyanet İşleri Meali (Yeni) Rum 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Konuyu basindan okudum. Ve bence Sayin YasasinBilimin anladigi veya Türkcedeki sevgi ile Kuran´da gecen "hub" ayni seyler degil. Kurandaki "hub" kelimesinin isim ve fiil olarak gectigi ayetlere de biraz göz gerdirdim ve icimde "hub" kelimesinin Türkcedeki karsiligi sanki "yönelmek" "dönmek". Bu sebeple sevgi kelimesini vererek arama motoruna bir yere varilamaz. Yani bizim anladigimiz sevgi orda baska kelimelerle ifade edilmis. Korumak, gözetmek, kanatlari altina almak, saygi duymak, haksizlik etmemek, gücendirmemek, fedakarlikta bulunmak gibi pratik, ayaklari yere basan, kuru bir laftan ibaret olmayan seyler vermis. Saygilar. |
Alıntı:
Ancak basligi ve akan mesajlari okudugumda nefret kavramindan bahsetmissiniz durustce, ama nefret'in olabildigince objektif bakmayi engelledigini dusunuyorum. Muhammed'den nefret ediyor olabilirsiniz bunda bir beis yok, ancak bu onun kendi doneminde kisitli sartlarda, boluk porcuk de olsa ortaya koyabildigi seylerin bugun hala insanlar tarafindan da kullaniliyor oldugu gercegini degistirmez genel olarak Kuran'i aldiginizda.. Dediginiz gibi hadisleri de bir kenara atalim, onlara deginmeye bile gerek yok, ama Kuran'da gene sevgiye yonelik iyi seyler gormek mumkun.. En basta yola "sevgi" kelimesi aramakla cikmak pek anlamli gelmedi bana dogrusu. Ayni mantikla, en basit ailemizdeki kisilerin filan, gunde kac kez, veya yasam boyunca kac kez sevgi kelimesi kullandigini da degerlendirmemiz gerekir. Cetele tutuyor muyuz? Sanmam. Ustelik sevgi en iyi somuru araclarindan biridir. Kuran'in hicbir ayetinde Allah "Beni sevin " demez mesela.. Bana inanin, itaat edin der. Ama ilginctir, guncel hayatta da her dogru olduguna inandigimiz veya itaat ettigimiz seyi sevmeyiz. Sevgi'yi farkli yaklasimlarla da anlariz. Bu ille emir degil de, tavsiye olur, istisna icermeyip herkesi hedef alan konular olur, ornek teskil edecek konular olabilir. Zaten hayatin icinde ne kadar iyi,guzel vs. kavramlari ele alirsak alalim, yine bir miktar kotuyu barindiracaktir icinde, dahasi barindirmak zorundadir insana yonelik oldugundan dolayi. Kuran da tipki diger kitaplar gibi kendinden onceki donemde one cikan unsurlari, yine kendi doneminin unsurlari ile birlestirip (sanat, muzik, cevre vs.) anlatan bir yapiya sahiptir. Bundan daha fazlasini beklemek, tanri arayisina girer. Muhammed de o kosullarda, kotunun iyisi tarzinda kendince en iyi olani ortaya koymustur. Ortada ilkel bir radyonun dahi olmadigi kosullarda, yine de mensubu oldugu kabileyi ve kabile kosullarini bir adim one tasimistir diyebiliriz. Sayalim bakalim Kuran'da bu tip yaklasimlar sinifina alabilecegimiz bahisleri. -Icinde insanin anatomik yapisina iliskin icinde "Kan" veya "Can" gecen hemen her ayet mesela.. Nicin kanli canli, ornegin anne-baba-kardes-cocugumuz vs. sevdiklerimizi bir sebeple kaybettigimizde agliyoruz, uzuluyoruz, depresyona giriyoruz cok zaman? Sevmedigimiz icin mi? - Domuz yasagi mesela.. Kuran'da domuz yasagina iliskin hicbir tibbi vs. bir gerekce/aciklama yok. Sadece yenmesi normal zamanlarda yasak, ancak olaganustu durumlarda(kitlik vs.) serbest. Hadis dini, haci hoca ulema sayesinde domuz pis hayvan olarak yansitilmis, oturtturulmus. Carsaf carsaf alakasiz mikrop vs. makaleleri yazilmis. Su yuzyilda, ulasmis oldugumuz bilincle ustuste kampanyalar yapiliyor domuzlari oldurmeyin diye, zira IQ'leri oldukca yuksek. Ve secici hayvan olmadigi icin kolay buyuyor, ancak dogal felaketlerde(kitlik vs.) hayatta kalmamizi saglayacak bir hayvan da ayni zamanda etinin zengin olusu sebebiyle.. O donemde(kosullara iliskin) yapilacak kampanyanin en iyisi domuzu haram kilmak, diger secici olan hayvan gruplarini ortaya surmektir. Bundan daha fazlasi beklenemez. Biz gelmis oldugumuz teknolojik duzeyde bugun domuzun IQ'sunun yuksek oldugunu bilebiliyoruz bilimsel calismalarla, veya insana nakil yapabiliyoruz. Ancak Tevrat'tan onceki donemlerde de domuz evcil bir hayvan olarak ve yiyecek bulmak amacli kullanilmis tarihin icinde bu da baska bir boyutu isin.. -Cocuklarinizi, emzirmek istemeniz(emzirmenin tamamlanma suresi) halinde, 2 yil emzirin ayeti var. Gunumuzde bircok anne, vucut formunu kaybedecegi icin, israrla bebegini emzirmiyor. Halbuki bugun ulastigimiz bilincte, emzirme eylemi sirasinda anne-cocuk sevgi-paylasim-guven(psikolojik) vs.baginin gelistigini cok iyi biliyoruz. Tibbi olarak dogal anne sutunun antibiyotik rolu de su goturmeyecek kadar ortada bilimsel olarak... Bir kisim ilac bakimindan oldukca kisitli bir donemde, zorlamadan, emzirme surecinin iki yil olarak ongorulmesi, en azindan bolgedeki bebekler adina sevindirici ve kayda deger.. -Fabl anlatim diliyle orneklenen, anlatilan bazi olaylar, beyin jimnastigi, tarih-arkeoloji vs. ar-ge bakimindan, arastirmayi seven insan icin oldukca faydali.. Fabl bir sanat mi? Sanat. Mesela ciltlerle kitap tasiyan esek ayeti.. Gunumuzde hala gecerliligini koruyor bu benzetme.. Ornegin; Karga'nin olu gommeyi isaret ettigi ayet.. Bu ayette karga ogretici konumunda.. Asagidaki boyamada ise ileri gelen hitabet sanatina sahip politikacilari resmedilmis karga karakterinde, bir nevi konferans... Zaten "peygamber" kelimesinin etimolojik kokenine baktiginizda, ilkel donemlerde, toplumdan farkli dusunen konusmacilar olduklarini gorursunuz. Bir yerlerden ilham alip anlatirlar, tarihin icinde. http://www.etymonline.com/index.php?...earchmode=none Arastirdigim donemde gozume carpmisti, fabl'a iliskin boyama sanati ornekleri.. http://upload.wikimedia.org/wikipedi...m_1210_001.jpg - Tovbe kavrami. Ve ozur dileme de diyebiliriz guncel tanimla. Bagislanma hakkinin oyle veya boyle istisnasiz herkese taniniyor olmasi. Bizler icin birsey ifade etmese de, farkli dinden islama donen biri icin sevgi cagrisimi olabilir. Gunumuzde bile papaz, haci hoca onunde egilip, el etek open, gunah cikarmak icin cirpinan, malini, mulkunu kiliseye feda eden, ruhban sinifi kalkindiran insanlarin varligini dusunursek, Kuran'daki tovbe kavrami, insanlarin cesitli sekillerde somurulmesi karsin, cok daha aklibasinda geliyor bana. -Hadis dininin senin yaptiginin gunahini, colugundan cocugundan cikarir Allah zihniyetinin tersine, bir insanin gunahinin/sevabinin , bir baska insan tarafindan kesinlikle yuklenemeyecegine dair ayet mesela.. Her koyun kendi bacagindan asilir zihniyeti. Gunumuzde dahi bir bebegin gunahkar dogduguna iliskin doktrin yaninda, Kuran'daki bu mesele ve kimsenin gunahkar dogmayisi cok daha aklibasindadir. Hic degilse insanlara sen zaten dogustan gunahkarsin diktesi, durmaksizin yapilip akil tutulmasina sebebiyet verilmemis. - Insana , insani iliskilere dair, tarihin icinde mezhebe yonelik dokulen kana iliskin hicbir ayette, ayni peygamber ve kitap altinda "Mezheplesin, mezheplere bolunun" diye bir emir olmayisi mesela.. Mezhepler tarihi acisindan dikkat cekici. -O donemlere ve daha eskilere iliskin, gezginlerin, kesislerin vs. yazdiklari, gezi notlarinin hatali da olsa aktarilisi.(bilemiyorum belki de ben eskiye dair tarihi her yonuyle sevdigim icin cok da rahatsiz etmiyor) Mesela bir Fil olayi ve Mahmut'un (Mahmut fil'in ismi) olmesi .. Insanla hayvan arasindaki bag'a ve yasamsal iliskiye iyi bir ornek.. Fildisi ticareti yapip filleri oldurmek yerine, o donemin onemli unsuru fil'i binek hayvan olarak kullanmak daha akillica.. -Evlerinize arka taraflarindan girmeyin ayeti.. Hadis dini bu ayete 10 cesit kilif gecirmeye calissa da, bunu donemin inanclari anlaminda yabanci kaynaklardan arastirdigimda hayli gulmustum. Islam oncesi, o cografyadaki inanislar icinde , evin arka duvarini filan yikip ev'e, kapidan degil de, yikilan yerden girmek adeti var. Cok buyuk olamayan bir grup tarafindan uygulanmis olsa da ilginc.. Bunu, o anki zorluktan veya eziyetten oturu inandiklari ilahin sevabini kazanmak olarak algiliyorlar. Muhtemelen bu grup sonradan musluman oldu, fakat sevap kazanmak amacli ritueli devam ettirdi ve ayetle yapmayin denildi. Ilkel inanclara da saygim vardir her zaman ama, bu denli ucuk bir sevap kazanma inanci cidden sasirtici geldi. Dusunsenize her gun evin arkasina kucuk delikler diyebilecegimiz delikler aciyorsunuz, zorlukla bedeninizi daraltarak giriyorsunuz, sonra onarip yine aynini yapiyorsunuz. Turistik amacli Eshab-i Kehf'e gittigimde, orada da daracik dogal olusmus bir delikten geciyorlardi insanlar yillar once, gunah coksa delik insani daraltiyordu, cok degilse kolaylikla geciyordunuz. Bilmiyorum hala uygulama var mi... -Yine, bir haneye girdiginizde, hane halkina selam verin ayeti.. Toplumsal iliskilere iyi bir ornek teskil ediyor. Ve hala inanalim veya inanmayalim, selam veriyor veya merhaba diyoruz. -Davud bahsi.. Davud'u arastirdiginizda semavi kabul edilen dinlerde lir calip ilahi soylemis kisi, muzikle ilgili oldugunu okuyorsunuz.. Davud'un kendi acisini-mutlulugunu vs. muzikle hafifletmeye calismasi ilginc.. Semavi dinlere iliskin ilk sozlu-muzikli vari diyebilecegimiz tarz Davud'la basliyor sanirim. Literaturde Davudi ses tanimini hala kullaniyoruz. -Eyup bahsi.. Eyup'un arastirdiginizda Sabir kavramiyla karsilasiyorsunuz. Cok sevdiklerimize dahi(yasli ebeveynimiz, cocuklarimiz vs.) cok zaman sabir gostermek zorunda kaliyoruz. Sabir gosterirken kullandigimiz ise, ozveri/fedakarlik kavrami... Sevgi ve sabir paralel giden girift kavramlar.. -Islam olmakla(seklen teslim olmakla), gercekten iman sahibi olmanin farkinin ortaya konulus ayeti.. Diger bir deyisle, bicim degil oz'e vurgu.. Takva sahibi olmanin da, tum mertebelerin ustunde olusu ve bunun belli bir kimlige/statuye has kilinmayip tum insanlara acik olusu. Istedigin kadar kendini her anlamda makyajla, ozunde birsey yoksa sadece kendini ve insanlari kandirirsin ama beni kandiramassin, bu sekilde bana uygun degil zihniyeti.. Bu yuzden, dikkat edin sizi Allah adiyla kandirmasinlar diye de ayet mevcut... Ama hadis dini bu ayeti alip, allayip pullamis, bilenle bilmeyen bir olmaz ayetiyle harmanlamis, takva ve iman kavramini uyduruk haci hoca, ulemalara bezemistir ve safiyane inanan insanlar adina, Allah'i haci hocanin cubbesinin etegine indirgemistir gercekte. Oysa kitabin bircok yerinde apacik bir kitap oldugu yazilidir. Ulema takimi Allah bilmez ben bilirim moduyla, inadina kapali bir kitap oldugunu ileri surmustur. Bana gore Kuran'in en ilginc ve detayli ayetlerinden biridir bunlar.. -Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. ve Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. ayetleri mesela.. Yoruma gerek var mi? Simdilik aklima gelenler bunlar. Yine gelirse eklerim. Yani aslinda "sevgi" kelimesinin Kuran'da gecmiyor olusu bence tutarlidir. Zira direk, "sunu sev" vs. demis olsaydi, pek bir anlam teskil etmezdi. Cunku insan kendisini sevmeden, kendisiyle barisik olmadan, etrafina sevgi iceren iyimser ve karsisindakini anlamaya calisan bir tavirla yaklasamaz. Bu bilimsel olarak da ispatlanmis bir konudur. Herkes, sanati, sanatciyi, alimleri vs. sevmek zorunda degildir en basit mantikla.. Bunu su gunde bile kimse kimseye dayatamaz. Kaldi ki sanat, bilim vs. bu kavramlarin kokeni antik donemde ve o donem inanclarinda atilmistir. |
Merhabalar,
"Mü´minler kardestirler" Ama tüm mü´minler. Köle ile efendi, yöneten ile yönetilen, arap ile acem. Bir vücudun uzuvlari gibidirler. 1300 yil sonra binlerce km. uzaktaki fakir insanlar varlarini yoklarini toplayip anadoludaki kardeslerine yolladilar. Birinin bir kusuru ile alay etmek yasaklandi, özürlü insanlar önderler oldular, alim oldular. Alimlerin bu yönleri ön plana cikarilmaz oysa bir kisminin kimi kör, kimi topaldir. Bir kör adamdan yönünü ceviren Peygamber azar isitmistir. Ama bu a-ma adam Peygamber Medinede olmadiginda yerine imamlik yapmistir sonralari. Bak simdi toplumda (özellikle Avrupada) disarda sakat birini göremezsin, bir cenazeye rastlayamazsin. Illa belli kaliplarda olmali sanki insanlar. 90/60/90 olmayan kadin neye yarar! Sismanlar kisa boylular, siskalar, hafif zihinsel özürlüler insandan sayilmaz. Tabi lafta ve sistem olarak, öteki toplumlara rezil olmamak icin bakim filan yaparlar ama toplumdan atarak dislayarak. Sevgiden saygidan merhametten yoksun birakarak. Hersey bir yana okuyorsun sahabeyi, muhaciri, ensari. Sevgili YasasinBilim sevgi kelimesinden kelime olarak bahsediyor, o insanlar varlarini yoklarini, karilarina kadar paylasmislar. Nasil? Biri rahatsizken öteki de rahatsiz olmus. Bak bize bugün. Farz olan Zekati vermiyor müslümanlar. Birinin basina bir is geldimi kimlik testi yapiyor, samimiyet ölcüyor, bahaneler ariyor yardim etmemek icin. Onlar iyiligi yapip kötülükten sakiniyorlardi, daha düne kadar. Biz kötülügü emredip iyilikten sakindiriyoruz. Yani düsünebiliyor muyuz, 50-60 yasindaki bir lider en ufak bir seyde salya sümük oturup agliyabiliyor. Hem de zamaninda kendi öz cocugunu kendi elleriyle canli canli topraga gömebilecek kadar kalbi katilasmis olan bir insan. Ne kadar saf ve temiz bir hale gelmisler, ne kadar kendilerine dönebilmisler, ne kadar hayatin kirini pasini üzerlerinden atip dogal insan olmayi basarabilmisler. Ebu Cehili, Ebu Lehebi düsünebilir miyiz bu sekilde. Kibirden, bencillikten kötülükten kalpleri kararmis. Nerde kendini bilmek, nerde haddini bilmek. Saygilar. Saygilar. |
Alıntı:
Neden sokaklarda cenaze göremiyormuşuz? ÇÖpe mi atıyorlarmış cesetleri? Belki de pişirip yiyorlardır bu batılılar. :D Bu arada kızını diri diri gömmüş, çok süper insan olmuş ama sonrasında falan fişman tarzı şeylere gelirsek... Tarihi kazanan yazar. Buna rağmen o tarihte bu şahısları göklere çıkaran şeyler olduğu gibi bugün için rezillik, vicdansızlık, barbarlık sayılan tonla şey var. Kendi yazdıkları tarih böyleyse aslını düşünmek bile istemiyorum. |
Kafirlerin sakatlar icin yaptiklarini, harcadiklari emek ve servetleri burada anlatmaya kalksam sayfalar yetmez. Ustelik bu dogrulanabilmesi kucuk bir arastirmayla mumkun olan, ve gunumuzde ispatlanan bir gercek. Arap kol keserken, kopani kafir yerine dikmeye vermis kendini. Sayin karinca, siz dininizin en asil duygularla dolu olduguna inanmis, sahsiyet olarak da iyi bir insan olabilirsiniz. Emin olun, dinsiz olsaniz da aynisi olur ve hatta dinlerin insanliga verdigi zararlari acikca gorebilirdiniz. Kaninizi bilemem, ama inancinizin size aile ve toplumunuzdan gectigine emin olabilirsiniz. Bunun hristiyani da, musevisi de, budisti de hindusu da hep ayni sekilde, cocukluktan beri beyin yikamakla gerceklesiyor. Yani iman olduktan sonra, Zeus olmus, manitu, thor, god, allah olmus farketmez. her imanli da sizin gibi, kendi inancinin en iyisi, en dogrusu olduguna inanir, cunki inandirilmistir.
Benim de size sahsi bir sorum olacak. Neden milyonlarca musluman, muminlerinin topraklarini birakir da, Ebu Cehil'lerin, Ebu Lehep'lerin ulkesine siginir insan gibi yasayabilmek icin? |
Sayin murted ve vartor,
Ben ne zaman Batida yasanan bir olumsuzluktan söz etsem, tepkiler aliyorum. Ateizmle bagdastirmakta zorlandigim türden tepkiler. Batida yasayan birisi olarak burdaki insanlarla yakin iliskilerimden neyin ne oldugu hususunda bilgim ve tecrübelerim var. Kimseye haksizlik etmek ve olmayani var, var olani yok göstermek gibi bir vazifem yok. Müslümanlarin yaptiklari yanlislari hasir alti etmek ve yok saymak gibi bir derdim de yok. Kendi gercegimizle karsilasmaktan hic korkmadim. Fakat cogu kez bizim gerceklerimizin kamufle edilip, yenilmis bir toplumun, kaybolan deger yargilarinin yerine olmamasi gereken hele bu yüzyilda hic olmamasi gereken cehaletin bile isteye yerlestirildigini, halki müslüman olan ülkelerin bagimsiz olmadiklarini, bunlarin disardan yönetildiklerini, iclerinden cikabilen istisna iyilerin de her türlü yolla sesinin kisilip, komplo veya terörle yok edilip, ardindan, "Iste siz bu kadarsiniz, sizden iyilik cikmaz, yobazlik ve gericilik sizin kaninizda var" gibi elestirilere tabi tutulduklarini yüzyillardir biliyoruz. Dogulu milliyetcilik yaparsa sovenist olur, oysa Batili icin bir erdemdir milliyetcilik. Onlarca örnegi var yakin tarihimizde, Batiya özenip sonra kendi gercegiyle karsilasinca dizine vuran. Cemil Meric gibi. Tamam biz su an maci kaybediyoruz, yenilen takimdayiz. Simdi biz kazanmak, berabere kalmak ya en azindan rezil olmamak icin mi caba sarfetmeliyiz yoksa nasil olsa kaybediyoruz deyip bir gol de biz mi kendi kalemize atmaliyiz? Saygilar. |
Alıntı:
Konuyu baglamindan koparmadan gidersek, daha iyi olur. Zira konu Avrupa vs. degil. Sahabeyi, sunu bunu da bence geciniz. Asr-i Saadet gereginden fazla abartilmis bir hikayedir. Kuran'a gore ben size kardes olabilir miyim? Belli ayetlerle sabit kardes olamam zira inancsizim. Sizin varsayalim biyolojik kardesiniz de olsam, yine de kitaptaki anlamiyla kardes olamam. Sizin munafiklarla veya kafirlerle konusmaniz dahi sakincalidir kitaba gore zira aklinizi celebilirler. Bir ailenin fertleri arasina dahi set ceker kitabin bu anlayisi.. Buna ne diyeceksiniz? |
sevgi icermek bir yana, insan ve yasama sevgisini olduruyor.
|
Alıntı:
Bununla beraber Islami anlamak ve ögrenmek icin asil bakilmasi gereken yerin Islam zincirinin son halkasi olma serefini hala tasidigina inandigim yakin Türk tarihine bakilmasi gerektigini düsünüyorum. Bu baglamda su an Islami ögrenmek isteyen hangi milletten olursa olsun, Araplar dahil Istanbul islam kültürünü ögrenmeleri olmazsa olmaz gerekliliktir. Zira bizler bu tartismalari Sünnete karsi olanlarla, koyu sünnet tarflariyla filan yeterince yaptik. Biz tahminim bir cok müslüman Türk, Kuran-Sünnet ve 1400 yillik gelenegin kültür kemalinin son halkasi olan Istanbul diyoruz. Bizim kardeslik durumumuz ve mürtedlerin ölüm cezasina carptirilmalari gibi konularda Asr-i Saadetteki kurallarin bugün gecerli olamayacagini da bildiginizi düsünüyorum. Dinin ölüm kalim savasi verdigi, Sahabenin her davranisinin dine delil sayildigi bir dönemde elbetteki kili kirk yariyorlardi. Biz de bir ara gerek kendi hareketlerimizi, gerek baskalarini Hz.Ömer titizliginde elestirirdik, sanki bizim yaptiklarimiz da dinden sayilacak veya dini tahrif edecekmis gibi cok kati elestirir hemen kilici kinindan cekerdik. Oysa bugün Fert ve toplum olarak nasil davranmamiz gerektigini bilebilecek sevyede hissediyorum Müslüman Türkleri. Mürted Türklere karsi cok merhametli acilar hissediyorum, Onlarin tercihlerinden memnun ve mutlu olduklarini bilsem bile üzülmekten kendimi alamiyorum. Onlarin toplumumuz icin daha iyi olacagina inandiklarindan böyle bir tercihte bulunduklarini düsünüyorum. Killarina zarar gelmesini istemem. Taktir edersinki omuz omuza ibadet ettigim, birlikte bir davayi paylastigim cifte kardeslerim gibi olmalari dogal olarak ne yazikki imkansiz. Bu konuda bazan ateistlerce bile piskinlik gösterdigim ithamlariyla karsilasiyorum. Yok ben bir dalkavuk degilim. Biz zor günlerin yarinlarinda kötü seyler devralmis bir neslin cocuklariyiz, kötü niyetlilere, toplumunu satacak kadar kendisini modernizme kaptiranlara, emperyalist oyunlara gelenlere hadlerini bildirmesini de bilirim. ister müslüman olsun ister ateist. Saygilar. |
Alıntı:
bana Nasreddin hoca fıkralarıyla gelmeyin. benim açımdan hadislerin hiçbir kesinliği ve geçerliliği yoktur. miş, mış, muşla biten cümle duymak istemiyorum. elimizde belge niteliği taşıyan tek şey Kur-an'ı Kerim'dir. benim eleştirim de o yönde. bana Kur-an'da sevgiyi öğütleyen birkaç cümle sunun. İncil, (öveceğimi sanmayın, al birini vur ötekine) ama hiç olmazsa şu türden cümleler içerir: 1) komşularınızı sevin 2) yanağınıza bir tokat yerseniz, diğer yanağınızı da çevirin. saygılar... |
Alıntı:
İncil'e merakınız var sanırım bu arada? Ne tuhaf şey şu ateistlik. Yalan söylüyor ama ... içinde bu var :) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:16 . |