Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Konu-dışı (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=12)
-   -   Hayat ve Şarap (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2758)

sargon 18-09-2006 20:30

Hayat ve Şarap
 
Bir felsefe *profesörü sınıfta, önünde bazı malzemelerle öğrencileriyle ders yapıyordu. Önce önündeki boş bir kavanozu 2" çapındaki taşlarla doldurmaya başladı. Öğrencilere kavanozun *dolu olup olmadığını sordu. Onlar da dolu olduğunu kabul ettiler.
* * * *
* * * *Profesör bu sefer bir kutu çakıl taşı aldı ve onları kavanoza boşalttı. Kavanozu hafifçe sallayınca çakıl taşları büyük taşların arasındaki boşluklara doldular. Profesör yine öğrencilerine kavanozun dolu olup olmadığını sordu, onlar da onayladılar. * * * *
* * *
Bu sefer bir kutu kum alıp kavanoza boşalttı. Tabii kum geriye kalan bütün boşlukları doldurunca yine öğrencilerine aynı *soruyu tekrarladı. Öğrencilerin hepsi bir ağızdan kavanozun dolu *olduğunu söylediler.
* * * *
* * * *Profesör bu sefer masanın altından bir şişe kırmızı şarap çıkarıp içindekileri kavanoza boşalttı ve böylece kumların arasındaki boşlukları etkili bir şekilde doldurdu. Öğrenciler gülmeye başlayınca;
* * * *
* * * *"Şimdi," dedi:
* * * *
* * * *“Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini bilmenizi istiyorum. Taşlar hayatınızdaki önemli şeyler aileniz, sevgiliniz, sağlığınız. Her şeyi kaybetseniz ve elinizde sadece onlar kalsa bile hayatınızın dolu dolu olmasını sağlayacak şeyler bunlar.
* * * *
* * * *Çakıl taşları ise işiniz, eviniz, arabanız gibi diğer önemli şeyler. Kum da geriye kalan her şeydir, küçük şeyler yani. Eğer kavanozu önce kumla doldurursanız çakıl taşlarına ve büyük taşlara yer kalmayacaktır. Aynı şey hayatınız için de geçerli. * * * *
* * * *
* * * *Bütün zaman ve enerjinizi küçük şeylere harcarsanız hayatınızda sizin için önemli olan şeylere hiç yer kalmayacaktır.
* * * *
* * * *Mutluluğunuz için çok önemli olan şeylere dikkat edin. Çocuklarınızla oynayın, doktor kontrollerinizi düzenli *yaptırın. Sevgilinizi dansa götürün. İşe gitmek, evi temizlemek, *tamirat yapmak ve yemek vermek için hep zamanınız olacaktır. Önce büyük taşları -gerçekten önemli olanları halledin.
* * *
* * * *Önceliklerinizi belirleyin. Geriye kalanlar sadece kumdur.”
* * * *
* * * *Öğrencilerden biri elini kaldırıp şarabın neyi simgelediğini sordu. Profesör gülümsedi, "Sorduğunuza sevindim. O, sadece *hayatınız ne kadar dolu görünürse görünsün iyi bir şişe şaraba her zaman yer olacağını size göstermek içindi.”



Not: Keşke Kuran cehennem, azap, şeytan, deccal, dabbe gibi korku öyküleriyle değil de, böyle anlamlı mesajlarla dolu olsaydı.

exclusive 18-09-2006 22:42

Re: Hayat ve Şarap
 
Hocam biz böyle anlamlı mesjları zaten bi şekilde buluyoruz. Kuran da varsın korku öğeleriyle dolu olsun...

Bu arada dünyanın en uzun yaşamış adamı (nüfus kayıtlarıyla ispatlanabilen en uzun yaşamış adam) bir italyanmış, 113 yaşına kadar yaşamış ve ömrünün son anına kadar hiçbir sağlık sorunu yaşamamış. Bu adam ömrünün neredeyse tamamını her gün bir kadeh şarap içerek geçirmiş.

Sadece şarapta bulunan bir kimyasal, insan vücudundaki hücrelerin yaşlanmasını sağlayan serbest radikalleri bir nebze azaltarak hücrelerin ömrünü uzatıyormuş.

Yani hergün içilen bir kadeh şarap sadece kalp ve damar hastalıklarını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda fazladan birkaç yıl daha yaşamamızı sağlıyor...

Ömer Hayyamdan bir dörtlükle bitirelim bu yazıyı

Şarap sonsuz hayat kaynağıdir, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.

sargon 18-09-2006 22:54

Re: Hayat ve Şarap
 
Bir düşün exclusive, Kuran korku kitabı gibi değil de, böyle metinlerle dolu olsaydı bugün İslam dünyası nasıl bir dünya olurdu, neler değişirdi. Katliamlardan, istilalardan geçilmeyen bir tarihimiz değil, felsefi bir zenginlikle dolu bir tarihimiz olmaz mıydı?

exclusive 18-09-2006 23:15

Re: Hayat ve Şarap
 
Hocam herşey değişirdi tabi. Belkide islam medeniyeti, dünyanın geri kalanının örnek aldığı en gelişmiş, en hümanist medeniyet olurdu.

Türkler de kılıç zoruyla değil gerçekten kendi isteğiyle bu dine geçmiş olurlardı. Anayasamızı da hristiyan ülkelerin yasalarına bakarak değil islam ülkelerinin yasalarına bakarak hazırlamış olurduk. Kim bilir belki halife ingilizlerle iş birliği yapmak yerine Kuvayi Milliye'yi desteklemiş olurdu, Mustafa Kemal de hilafeti kaldırmazdı. Turan Dursun öldürülmemiş olurdu. Belki de bize islamın güzelliklerini anlatıyor olurdu. Ben de ateist olmazdım o zaman.

18-09-2006 23:26

Re: Hayat ve Şarap
 
Felsefi zenginliklerle dolu bir din, ütopyamdaki din :)

Olsaydı ne güzel olurdu...

Hep merak ettiğim şey, insanlık tarihinde felsefi açıdan yaşanılmış altın çağlarda insanlık neden bu medeniliklerini kendilerinden sonraki kuşaklara aktaracak bir yaşam şekli haline getirmeyi başaramamış,
belki de felsefenin dogasından kaynaklanıyor bu. Herkes kendi gerçeğini bulmalı, herkesin gerçeği arayış yolu farklı, ve gercek bütün dogmalardan sıyrılmış olmalı gibi kuralları olmasından felsefenin. Sanırım bu yüzden din ile felsefe bağdaşamadı.

Din herkese tek bir yoldan gerçeğe ulaşmayı vaad ediyor. Oysa hepimizin gerçeklere farklı yollarla kendi yollarımızla ulaşmamız gerekiyor.

sargon 19-09-2006 00:54

Re: Hayat ve Şarap
 
Aslında doğu dinleri böyle şeylerle dolu. Budizm'de, Konfüçyüz dininde, hatta Hinduizm'de bile var. Biz pek bilmiyoruz. Tarih bizim için Avrupalı. Felsefe de Avrupa felsefesi. Sonuçta ortaçağı yaşamış, aydınlanma ile çıkış yapmış, hıristiyan önyargılarla çatışa çatışa gelişse de o paradigmalardan gelişmiş batı felsefesi. Biz dine karşı çıkıyoruz ama yüzlerce yıl bu dinle yoğrulmuş bir toıplumdan çıkınca ne kadar bir Çinli gibi düşünebiliriz ki.

Yani din dogmaları çok belirgin, hatta odun gibi şeyler. Ama batı felsefesinin de kolay kurtulamadığı paradigmaları var. Bunları düşünerek bulmak belki mümkün ama sıyrılmak o kadar kolay değil bence. Sonuçta bizi, düşünce biçimimizi belirleyene şey içinde yaşadığımız toplum.

mhmd 19-09-2006 11:25

Re: Hayat ve Şarap
 
Sn. Sargon,

Cehaletimi bir kez daha gösterdiğinizden dolayı müteşekkirim.
Bu hikayeyi, faklı on ayrı toplantıda, farklı on ayrı ağızdan yine farklı on ayrı konunun iyi oturması için dinlemiş olan biri olarak şarabı ilk defa duydum. Ben de hep sorardım kendi kendime; yav suyun ne alakası var? diye. Bütün boylardaki taşlara oturmuş olan felsefi düşünce suya gelince tıkanmış kalmış. Neyse onu da öğrendim ya artık bu hikayenin püf noktası da ortaya çıktı demektir. Bilgide ve öğrenmekte sınır ve yaş yoktur.

Sn. Exclusive,
Vermiş olduğunuz örneğe bir tane de ben eklemek isterim. Üstelik bizzat gördüğüm ve yaşadığım. Köyde bir komşumuz öldüğünde kimlik yaşı 98 i gösteriyordu. İlkokul yollarında karşılaşırdık. Bizlere; cebinden, şeker, sakız çıkardığı o kemikli elleri sevgi ile hatırlıyorum. Her daim yanında sigarası ve ağızlığına da bayılıyordum. Sigara içme konusunda sergilediği nazik ve dans vari hareketler ile o yaşımda beni sigara içme konusunda teşvik bile etti diyebilirim. Neyse; bu sevimli komşumuz 14 yaşından itibaren günde 2,5 – 3 paket flitresiz tütün içermiş.
Ben gördüğümde de içiyordu.
Allah rahmet eylesin tam 98 yaşına kadar yaşamış ve son nefesine kadar köyde çalışan birisiydi.
Sonuç; Arkadaşlar sigara içmenin ömrü kısaltma yönünde bir zararı yoktur!!!

Hep beraber çekelim, hem siyanür hem katran…
Bir gün elbet bitecek, dönen şu garip devran.

Alkol konusunda ise bence bir alkolik kişiye danışmakta fayda var.
Ya ona soracağım ya da onun eşine, çocuğuna. Ama en son soracağım kişi Ömer Hayam olur herhalde.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

exclusive 19-09-2006 15:42

Re: Hayat ve Şarap
 
Sevgili mhmmd, şarabın sağlık üzerindeki son derece olumlu etkisi benim tek bir kişiden yola çıkarak ve düz mantık yürüterek ortaya attığım bir iddia değil.

Şarap hakkındaki bilimsel araştırmaların hepsi şarabın insan sağlığını iyi yönde etkilediğini ve bu etkinin son derece belirgin olduğunu göstermektedir.

Elbette şarap konusunda hüküm verirken Ömer Hayyam'ın şiirlerine bakılmaz. Neticede kendisi bir şairdir bir bilim adamı ya da doktor değil.

Ancak bu konuda gerçekten haddinden fazla bilimsel araştırma yapılmış. Ve bu bilimsel çalışmaların sonuçlarını hiçe saymak doğru olmaz.

Danimarkada 1995 yılında yapılan bilimsel çalışmalar hergün birkaç kadeh *şarap içmenin insanı çok daha sağlıklı kılacağını göstermiş.

Bu çalışmanın çarpıcı sonuçları dünya basınında çok ilgi görünce pek çok tıp kuruluşu şarabın insan sağlığına etkisini incelemeye başlamış.

Amerika'da 90150 doktorun katılımıyla yapılmış bir çalışma sadece şarabın ne kadar faydalı olduğunu gösterdiği için şaşırtıcı değil, aynı zamanda 90 bin doktorun (denek olarak) katılımıyla yapılmış olması bakımından da bir ilk teşkil ediyor.

şarap içen ve içmeyen 8 kişi üzerinde inceleme yapılsa bu araştırmanın verileri güvenilir olmaz çünkü örneklem boyutu çok küçüktür. Bu durumda ben bu çalışmanın sonucuna güvenmiyorum diyebilirsiniz.

Ancak 90150 kişi örneklem olarak alınıp incelendiğinde durum değişir. Bu boyutta bir örneklemden elde edilen veriler istatistiksel olarak kesinlikle güvenilirdir. Ayrıca üzerinde inceleme yapılanların tümünün doktor olması bence çalışmayı daha bir güvenilir kılar. Sonuçta bu çalışma tıbbı yanlış bilgilendirecek hatalı bir çalışma olsaydı bu çalışmaya katılan 90150 doktorun tamamıda bu yanlış bilgilendirmeye seyirci kalmazdı diye düşünüyorum.

Neticede şarabın faydaları daha başka pek çok bilimsel araştırmayla da kanıtlanmış durumda. İçip içmemek size kalmış.

Ben yine Ömer Hayyam'dan bir dörtlükle bitirmek istiyorum (yazımın içeriğini desteklemek için değil, hoş ve şaraba yaraşır bir bitiş olsun diye ;))

Bilir misin yüceler yücesi
Şarap ne zaman mutlu eder içenleri
Salı, çarşamba, perşembe,cuma,cumartesi
Ve bir de pazar, pazartesi

http://arsiv.hurriyetim.com.tr/agora/00/08/21/4.html

liopleurodon 19-09-2006 18:07

Re: Hayat ve Şarap
 
Örnekler üzerinden istatistiksel sonuçlara giderek bazı veriler çıkarılabilir. Ama bu şarabın insan ömrünü uzattığı anlamına gelmez. Belki, şarap içmeye yatkın kılan hayat tarzı ömrü uzatıyor olabilir. Kısaca, ampirik sonuçlar tek başına maalesef yeterli olmaz.

Bu sonuçlar, ortada araştırmaya değer bir şey olduğunu gösterir sadece. Ve araştırma yapılır.

Hücrelerin kaç kez bölüneceğini belirleyen telomerlerdir. Kırmızı şaraptaki bazı antioksidanlar telomerleri bloke ederek, hücrelerin daha fazla bölünebilmesine yol açar. Bu da demektir ki, vücut kendini daha kolay tamir edebilir. Bunun sonucuda muhakkak daha uzun bir ömür olacaktır.

Demekki, istatistiksel sonuçlar insana bakmaya değer bir şey gösteriyorsa, sizde oraya bakarsanız, bulduğunuza değecek bir şeyler çıkması gayet mümkündür. İşte bilimi güzel yapan şeylerden biri budur.

Şimdi gidelim, şarap alalım içelim. Günde bir kadeh. Yada yemek arası küçük birer kadeh. Eğer, şişenin dibini görelim derseniz, bu defa vücuda zararlı oranda alkol vs. alırsınız ki hiç tavsiye edilmez. En azından her gün şişenin dibini görmek, sakıncalıdır.

Müslümanlarda, allahın kendilerine böyle bir nimeti niye yasak ettiğine düşünsün dursunlar. Cevabı aslında basit, insanlar uzun yaşarsa, cehennemi doldurmak zaman alacaktır netekim..

sargon 19-09-2006 20:17

Re: Hayat ve Şarap
 
Sn. Mhmmd,

enteresan bir yere değinmişsin. Şarap mı su mu? Kuran, Doğu ve Batı felsefesinden hızla buraya doğru geçtiğimize göre burası daha enteresan.

K.C. 20-09-2006 09:16

Re: Hayat ve Şarap
 
Birşey sormak istiyorum,
İnsan ömrünü uzatabilecek antioksidanlar şaraptaki hangi maddeden geliyor? Alkol'den mi üzümden mi, ikisi bir araya geldiğinde oluşan bir maddeden mi yoksa?
Tam olarak sormak istediğim saf üzüm suyu da aynı işi görür mü?

mhmd 20-09-2006 09:50

Re: Hayat ve Şarap
 
Sn. K.C.

Araştırdığım kadarı ile; üzüm suyu (şıra) ile şarap arasındaki fark; fermantasyondan kaynaklanmaktadır. Fermantasyon da; Şıranın şaraba dönüşmesi işlemidir. Üzümün içinde doğal olarak bulunan şeker, şarap mayaları tarafından alkol (etil alkol) ve karbondioksit gazına dönüştürülür ve böylece üzüm şırası şaraba dönüşmüş olur. Şarap mayaları, şekeri besin maddesi olarak kullanır ve ortamda şeker kalmadığı zaman mayaların aktiviteleri de durur, dolayısıyla alkol üretimi ve fermantasyon da bitmiş olur. Sek (içinde şeker bulunmayan) şaraplar işte bu şekilde oluşur. Fermantasyon bir süre devam ettikten sonra, dışarıdan müdahale ederek mayaların yaşamaları, dolayısıyla ortamda hala şeker bulunduğu halde alkol üretmeleri engellenebilir. Bunun için sıcaklığın birden düşürülür. Yarı tatlı ve tatlı şarapların üretimi de işte bu şekilde yapılmaktadır.

Gördüğüm kadarı ile üzüm şırası ile şarap arasındaki fark şeker ile etil alkol ve karbondioksit’in yer değiştirmesinden başka bir şey değil.
Bu durumda piyasada satılan doğal ve %100 üzüm sularını kullanmanız yukarıda Sn. Exclusive de belirttiği tüm faydalarını görmenizi sağlayacaktır görüşündeyim.
İlle de alkol diyorsanız ve alkolün kanı incelttiği ve Kalp damar hastalıkları üzerindeki pozitif etkisini soruyorsanız bence faydası vardır var olmasına da zararlarının yanında konuşmaya bile değmez.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

frodo 20-09-2006 10:15

Re: Hayat ve Şarap
 
Şarap üzerine bir ek de benden :lol:

*Sanırım ya NTV ya da N.Geographic'te belgesel kuşağında
izlemiştim.Roma İmparatorluğunun çöküşünde 'şarap' temel
faktörlerden biriymiş..
*Hatırladığım kadarı ile o dönemde şarap üretiminde bir biçimde
kurşun kullanılırmış.Bu da erken ölümlerin nedeni imiş.
Şarabın genellikle ölüm ile anılmasında da bu gerçek yatarmış. :roll: *:roll:

K.C. 20-09-2006 10:26

Re: Hayat ve Şarap
 
Ben de bir bilgiyi paylaşayım,
Siyasi Tarih hocamız anlatmıştı.
İtalya'da kadınlar üzümleri toplayıp yığmışlar. Ama öylesine tembellermiş ki aradan çok uzun bir süre geçmesine rağmen o üzümleri işleyip şıra yapmamışlar. Sonra bir bakmışlar ki üzümlerden akan sular oksitlenmiş ve böylece şarap icat olmuş (mertliğe bir şey olmamış :) )
Hocamız demişti ki; Tembellik ilk kez bir işe yaramış. Ben de düşünmüştüm ki tembellik sonucu ancak böyle kötü şeyer çıkar ortaya. :)
Alkol konusunda böylece oyumun rengini de belirterekten satırlarıma son veriyor, herkese sağlıklı günler diliyorum. :)

liopleurodon 20-09-2006 14:12

Re: Hayat ve Şarap
 
Yok, üzüm suyu bu etkiyi sağlamaz. Olay fermantasyon sonrası ortaya çıkan bileşiklerdedir. Yani illaki şarap, hem öyle herhangi değil, kırmızı şarap içemkle mümkün. Kırmızı şarabı oluşturan tanenin fermantasyon sürecinde polifenol ve antosiyanin (Polyphenol, anthocyanin) ortaya çıkar.

Polifenol, çayda da bulunan iyi bir antioksidandır. Fakat, antosiyanin bambaşka bir işlev yürütür ve telomeraz sürecinde etkindir. Bu süreç, insanlarda kanser gibi durumlarda gözlenir. Kırmızı şarap içmekle, bu süreci dışarıdan tetiklemiş olursunuz. Böylece, normal hücreleriniz de kanser hücresi gibi hızla çoğalabilirler ve hayflick limitini defalarca aşabilirler. Bu da daha geç yaşlanacağınız anlamına gelir. Zaten istatistik sonuçlarda bunu teyit etmektedir.

Dahası bir de Resveratrol denen bir molekül vardır şarapta. Bunun da *SIR2 denen enzimleri aktve eder ve yaşlanmayı durdurur. SIR2'nin doğruluğu kesindir. Fakat, resveratrolün buna olan etkisi kesin bilinmemektedir. Farelerde sonuçlar çok olumludur ama, insanlardaki durumüzerinde çalışmalar devam etmektedir. Görüşler olumludur, genede..

Demekki neymiş. Günde bir kadeh (=yarım su bardağı) şarap şifa imiş.. Üzüm suyu? Kola iöçmekten bin kere evladır. Ama kırmızı şarap değildir, onun yeri bambaşkadır.. Ama şarap kanı sulandırırmış gibi hurafelerdende uzak durunuz derim.

mhmd 20-09-2006 14:37

Re: Hayat ve Şarap
 
Sn. Liopleurodon,

Teknik yazınıza teşekkürler. Bilmediklerimizi öğrenmek kadar hoş şey yok. Yazınızdan anladığım kadarı ile iki maddenin varlığı olayı değişik kılıyor. Biri, polyphenol, diğeri anthocyanin. Sizin de buyurduğunuz gibi polyphenol çayda da var. Ancak diyorsunuz anthocyanin maddesi önemli. Ben biraz araştırdım aşağıdaki alıntıyı buldum. Doğruluğunu sizden geçirmek istiyorum. Şayet cevabınız evetse sevineceğim, lakin bir Karadenizli olarak istemediğim kadar karalahana yemeğini yiyorum zaten. Ve yine bölgesel olarak çay, milli içkimiz sayılır.

(http://www.biltek.tubitak.gov.tr/mer...6&soru_id=2834)
Kırmızı renkli meyvelerde bulunan antosiyanin nasıl elde edilir ya da kimyasal madde olarak temin edilebilir mi? (Tuna Dipçin)
Antosiyanin kara lahanada ve özellikle sonbaharda karşımıza çıkan kırmızımsı renge bürünmüş çeşitli ağaçlarda bulunan renk verici bir maddedir. Kara lahananın asit-baz indikatörü olmasına dair bir soruyu cevaplamıştım. O cevabı da inceleyebilirsiniz. Antosiyanini elde etmenin en pratik yolu, kara lahanayı mutfak robotunda öğüterek, suyunu süzmektir. Ya da kara lahanayı bir tencereye koyup üzerine biraz da su ilave ederek karıştırırsanız yine aynı maddeyi elde etmeniz mümkün.


Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

hiramusta 20-09-2006 14:46

Re: Hayat ve Şarap
 
Temel hocaya birgün sormuşlar,hocam sigara helal midur,haram midur diye?Temel Hoca:Helal ise içeyruk,haram ise yakayruk.

Fıkra bu ya birgün de Nasreddin Hoca'ya sormuşlar,hocam tuvalette sakız çiğnemek caiz midir?Hoca cevap vermiş:Caiz olmasına caizdir de,bilmeyenler bi b.k yediğini zannedebilir.

exclusive 20-09-2006 15:46

Re: Hayat ve Şarap
 
Arkadaşlar aklıma bi soru takıldı: Muhammed hiç içki içmiş miydi? bilen varmı acaba...

K.C alkolsüz bi alternatif arıyosan saf üzüm suyu değil ama havyar aynı etkiyi yapıyormuş.

Discovery de bi belgeselde izlemiştim bunu. Önce Mersin balığı havyarından bahsediyodu ve bu havyarda bulunan bazı kimyasalların hücrelerin ömrünü nasıl uzattığını anlatıyordu sonra da ömrü uzatmanın havyar yemekten daha ucuz bir yolu da var o da şarap içmek diyodu. Aynı kimyasallar bi de kırmızı şarapta bulunuyomuş. Bi de alakasız olacak ama mersin balığı 6 metreye kadar büyüyebiliyomuş ve ömrünün sonuna kadar büyümesi hiç durmuyomuş..

liopleurodon 20-09-2006 16:51

Re: Hayat ve Şarap
 
Kimyasallar söz konusu olunca indirgemeciliğe gitmek yanlış olur. Elbette burada birazda ihtisasımızın kenarında kalan bir konuda ahkam kesmekte yanlış olur. Ama, telomeraz sürecinin başlaması için, antosiyaninin tek başına olması yeterli değil. Konu, biraz daha karışık. Çalışmalar özellikle Resveratrol üzerine yoğunlaşıyor.

Olayı aslen uzun ömür iksiri değil, şöyle düşünün. Yaşlanmaya neden olan bir kaç faktör var. Kırmızı şarap bunlardan bazılarını durduran bir etmen olarak işlev görüyor. Diğer yandan, geç çocuk sahibi olmak, az yemek gibi bir kaç etmenle birlikte sayılıyor. Kesin olan, kırmızı şarabın hücre bölünmesinde telomerleri etkileyip hücre bölünmesini artırdığı. Aynı etkiyi yapan başka bileşimler, havyarda da mevcut. Ama, fiyatını geçin, aynı etkinliğe sahip değil.

Yeşilaycı olmak iyi bir şeydir. Burada yazdığımızı, "Şarabın dibine vurun, çok yaşayın" gibi algılamayın. Yarım su bardağı, günde ve sürekli olarak. Bundan fazlası, külli zarardır, daha fazla bölünmesini sağlayıp çoğalttığınızdan fazla hücreyi yok edersiniz. Yani, içtiğiniz şarap miktarı ile, uzun yaşama arasında lineer bir bağlantı yok.

Kırmızı lahanada, zeytinyağında vs. pek çok benzeri şey var. Bunların genel fonksiyonu antioksidan özellikleri. Bunlarda mutlak sağlıklı olmak için yararlı. Ama doğrudan yaşlanmayı önleyici değiller. Siz yaşlanmanızı önleyebilirsiniz, ama kanser olursanız, genç olmanız ölümü sizden uzak tutmaz. Bu maddeler sağlıklı kalmanıza yardımcı olur. Ama hücrelerinizdeki telomer saati çalışmaya devam eder. Yaşlanırsınız, vücut direnci azalır ve göçer gidersiniz.. Bunlarla birlikte, yani sağlıklı yaşam kuralları ile birlikte kırmızı şarapı kullanırsanız bir anlam taşır.

K.C. 20-09-2006 17:12

Re: Hayat ve Şarap
 
Aslında bir kadın için oldukça ilgi çekici bir konu olduğunu itiraf etmeliyim. :)
Uzun ömürlü olmaktan ziyade yaşlanmayı geciktirici özelliği bayağ bi kavrıyor insanı. :)
Belki de ezkamo hocam sağlık topikine yaşlılıkla mücadeleye ilişkin bilgiler verse iyi olacak şu aşamada.


değerli liop,
aklıma takılan bir husus var.
Neredeyse tüm organlarımız (sanırım hücre bazında) kendilerini belli periyotlarla yeniliyorlar. İskeletimiz 12 yaşında, kalbimiz 7 v.s. Peki niçin buna rağmen yaşlanıyoruz?

hiramusta 20-09-2006 17:57

Re: Hayat ve Şarap
 
Yav Liop hocam biraz da yoğurt hakkında bi bilgi verseniz.

mhmd 22-09-2006 11:20

Re: Hayat ve Şarap
 
Sn. Hiramusta,

Ne oldu?
Yoksa yoğurt hakkında bilmediğimiz bir şeyler mi var? Kimse de bir şeyler yazmıyor.
Var da bizden mi saklıyorsunuz?
Arkadaşlar bizden ne saklıyorsunuz?
Özellikle Liopleurodon hocam; bak, ölümü gör doğruyu söyle bizden ne gizliyorsunuz?
Merak işte.
Hiramusta, bu lafı ortaya sen attığına göre yine sen yorumla bence. Öyle, her başımızın sıkıştığında Liop aşağı, liop yukarı, bunu da açıkla bari, bilse bilse liop bilir söylemleri ile kendi kendimize tuzak mı kuruyoruz acaba? Mutfakta liop mu var?

Bi de yorum yaparken dikkat etmek lazım diye düşünüyorum. Yukarıdaki fıkraya konu mankeni olmak var işin içinde.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

liopleurodon 22-09-2006 12:02

Re: Hayat ve Şarap
 
Yoğurt.. Bir besin maddesi. Çok çok bir ekstrası yok.. Fakat, şöyle bir durum var. Süt, inek sütü, insan için değildir. Temel besin maddesi laktozdur ki, pek çoklarında mide sancısına sebep olur. Bunun yanında iyice kalsiyum ihtiva eder, fakat moleküler hali nedenyile emilemez. Hatta, bazı insanda kanser gibi sorunlara da yol açabilir. Yani, süt, mucize besin, her gün için filan lafları biraz dolduruştan ibarettir. Ama, sütü yoğurt yaparsanız, bu zararlarının hemen hiç biri kalmaz. Laktoz parçalanır, emilebilir hale gelir. Böylece de gerçek besin değerini ortaya koyar..

Yoğurdu, ilk cümleye bakarak hafife almayın. Ama yoğurt faydalıdır, aynı seviyede havuçta faydalıdır. Semizotuda, Zeytinyağı da.. Bunların hepsi, yani doğal gıdaların hemen hepsi eşit derecede faydalıdır genellikle. Ama kırmızı şarabın hücre bölünmesini artırması gibi ekstra ve kritik bir etkene sahip değildirler. Bana sorarsanız, evimde yoğurt hiç eksik olmaz, ama en son şarap içeli her halde 10 yıl geçmiştir. Ne derlerdi bu hale? Evet, günülk sofranızda, zeytinyağı, yoğurt, limon, yeşillik olması iyidir. Arada et, bilhassa balık çok iyidir. Günde yarım bardak (su bardağı) kırmızı şarap ise mükemmeldir. Sağlık açısından. Fakat, ben gıda uzmanı değilim. Diyet niteliklerini bilemem. Kırmızı şarabın etkisi biraz ihtisasımızı alakadar ettiğinden bir şeyler biliyoruz, o kadar..

22-09-2006 14:09

Re: Hayat ve Şarap
 
"K.C.''

Belki de ezkamo hocam sağlık topikine yaşlılıkla mücadeleye ilişkin bilgiler verse iyi olacak şu aşamada.

Sevgili K.C,
Ben *bir eğitimciyim. Sağlık konusu ilgimi çeken bir konu. Araştırdıklarımı sizlerle paylaşıyorum. Kişisel düşünceme göre yaşamımızı belirleyen genetik yapımız. Eğer genetik yapın sağlamsa korkma derim. İçki de etkilemez, sigara da etkilemez. Etkilemez derken yanlış anlamayın. Mutlaka etkileyecek de diğer genetik yapılar kadar etkilemeyecektir. Eğer sizin genetik yapınızda bir hastalık varsa onu engelleyemezsiniz. Hani bazı hastalıklar irsi meselesi var ya. Onları kastediyorum.
İsteğin üzerine yaşlanmayla ilgili bir bilgi sunmak istiyorum size. Umarım faydasını görürsünüz.

SERBEST RADİKALLER VE YAŞLANMA
Serbest Radikaller, hücrelerin zarar görmesine ve birçok hastalığa yol açan reaktif maddelerdir. Normal koşullarda vücut bu serbest radikalleri etkisiz hale getiren antioksidanlar oluştursa da; kimyasallar, radyasyon, röntgen ışınları, besinlerden alınan zararlı maddeler ve yaş ilerledikçe azalan enzim aktivitesi bu koruyucu mekanizmayı zayıflatır. Hava kirliliği, tarım ilaçları, bilgisayar ve cep telefonlarımızdan aldığımız radyasyon, kızarmış yiyecekler, alkol ve kahve buna neden olan kaynaklar arasında yer alır. Ayrıca, sigara dumanı da son derece yüksek seviyede serbest radikal içerir.

Serbest radikaller niye zararlı? Serbest radikaller zararlıdır çünkü, bir kez oluştuklarında domino taşları gibi ardı ardına ilerleyen bir zincir reaksiyon başlatır, hücrelere ve DNA’ya zarar verir ve vücudumuzdaki hayati bileşenlerin oksitlenmesine bir diğer anlatımla, paslanmasına neden olurlar.

Serbest radikaller, kanserin en büyük tetikleyicisi olmakla kalmayıp, kalp krizi, Alzheimer hastalığı, yaşlılığa bağlı adale bozulmaları ve katarakt oluşumu ve bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi gibi rahatsızlıklara da yol açar.

ANTİOKSİDANLAR VE SERBEST RADİKALLER

Antioksidanlar, serbest radikallerle tepkimeye girerek bunların başlattığı zincir reaksiyonu durduran ve böylece vücudumuzdaki hayati bileşenlerin zarar görmesini engelleyen moleküllerdir. Vücudumuzda birtakım antioksidanlar bulunsa da, düzgün çalışmaları ve yeterli miktara ulaşmaları için meyve ve meyve suyu ile zenginleştirilmiş bir beslenme alışkanlığıyla desteklenmesi gerekir.

Damarlarımızın serbest radikaller tarafından bloke edilmesi kalp krizi, beyin kanaması, yüksek kolesterol vb birçok hayati rahatsızlığa yol açar. Bunların temizlenmesinde etkin rol oynayan ve bizi bu hastalıklardan koruyan antioksidanlar ise doğanın bir armağanı olarak meyve, sebze ve bunların suyunda bol miktarda bulunur.

MEYVE SUYU VE ANTİOKSİDAN

Meyve ve meyve suları A, C, E vitaminleri, karatenoid ve flavonoidler gibi birçok çeşit antioksidan bulundururlar. Ayrıca, antioksidan özellik gösteren pro-vitamin A (beta-karoten) ve selenyum da meyve ve sularında değişik miktarlarda bulunmaktadır.

Kayısı da bol miktarda bulunan E vitamini kalp enfarktüsü riskini yüzde 40 azaltır, ayrıca aspirin gibi kanı sulandırıcı etkisi olup, böylece kan pıhtısı oluşmasını önler. Güçlü bir antioksidan olarak kanser, katarakt oluşumunu ve bağışıklık sistemin yaşlanmasını önler. Ayrıca sinir sistemi bozukluklarını ve insanın bağışıklık mekanizmasını güçsüzleştiren virüslerin (HIV) ilerlemesini engeller. E vitaminin doğal hali sentetik olanlarına göre iki kat daha etkilidir; dolayısıyla doğal olarak tüketilmesi etkinliğinde önemli bir faktördür.

Portakal, greyfurt, limon, kivi, şeftali, mandalina, armut, çilek, ahududu, siyah üzüm gibi birçok meyvede bulunan C vitamini demir emilimini arttırır; kemik, deri, göz, kas, kan damarları ve diş eti dokusunu güçlendirir. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek, yaşlılıkta artan katarakt ve kanser riskini azaltır.

Şeftali, kayısı,havuç gibi meyve ve sularında bol miktarda bulunan beta-karotenin gerekli kısmı A vitaminine çevrilir. Kalp krizi ve prostat kanseri riskini büyük ölçüde azalttığı belirlenen beta-karotenin kardiyovasküler hastalıklar ve katarakt oluşumuna karşı da etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Domates, kırmızı üzüm ve bunların sularında bulunan bir diğer antioksidan likopen de prostat kanseri başta olmak üzere kanseri ve kalp hastalıklarını engelleyici özelliğe sahiptir.

Portakallar ve bazı turuncu sebze çeşitleri yüksek miktarda lutein ve zeaksantin pigmentleri içerirler ve bu pigmentler gözleri güçlendirirler.

Ayva, elma, armut ve bunların suyunda bulunan kuersetin ise kansere karşı etkilidir; kılcal damar, mide sağlığını ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar; alerjilere ve katarakta karşı etkilidir.

Üzüm çekirdeği, güçlü bir antioksidan ve serbest radikal çöpçüsüdür. Üzüm çekirdeğinden, rezveratrol denilen çok güçlü bir antioksidan elde edilir. Antioksidan etkisinin yanı sıra bağ dokusunu güçlendirerek kalp-damar sistemini korur, damar çeperlerinin esnekliğini sağlayarak damar sertliğine engel olur. Varis, hemeroid, ciltteki mavi lekeler ve yaşlılık lekeleri tedavisinde yararlıdır. Üzüm çekirdeğinde bulunan bu rezveratrol adlı antioksidan üretim aşamasında üzüm suyuna da geçmektedir

Bazı çalışmalar üzüm ve nar suyu gibi antioksidanların, arterlerde plak ya da yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ya da “kötü” kolesterol gibi kan lipitlerinin oksidasyonunu önleyebileceğini doğrulamıştır.

Narda ise polifenol, antosiyanin adlı antioksidanlar bulunur. Ayrıca, C vitamini, demir ve potasyum da bulunduran nar suyu, tansiyonun düşmesine, kötü kolesterole, kanser ve kalp hastalıklarına karşı güçlü bir savaşçıdır.

Yanlız tüm bunlara bir şey daha eklemek istiyorum. Ben anti-aginge inanan biriyim. Bir de bunları gözden geçirmenizde yarar var:

Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin:

Dusan Radoviç "Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil" demiş... İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa...
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00'da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga.

Sonuç olarak her ne kadar yaşamımızı genetik yapımız belirliyorsa bu yaşamımızı uzatmak bizim elimizde. Özellikle dengeli beslenme, spor, stressiz bir yaşam ve düzenli bir cinsel yaşam ömrümüzü uzatacak temel faktörler olarak düşünüyorum. Sağlıcakla kalınız...

22-09-2006 14:24

Re: Hayat ve Şarap
 
Sevgili Sargon,
Başlığında biraz konu dışına çıktık ama kusura bakma. Şarap da sağlığı ilgilendiren bir konu olduğu için bu bilgilerin de önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca günde bir kadeh şarabın da yararlı olduğuna inananlardanım.
Ayrıca kuranla ilgili temennilerinize gönülden katıldığımı belirtmek istiyorum. Ama ben şuna da inanıyorum ki gelecek nesiller bize gülecekler. Ya bizim bu atalarımız ne kadar boş şeylerle uğraşıyorlarmış diye...Sevgilerimle...

vartor 22-09-2006 15:55

Re: Hayat ve Şarap
 
Baslangicta bahsettigimiz gibi bir muslumanlik olsaydi, soyle olurduk, boyle olurduk gibi faraziyelere katilamiyacagim. Din var oldukca, ne kadar modern olursa olsun, sirf dogmatik olmasi, insana verecegi zarar yonunden yeterlidir.
*Budizm, hatta hristiyanlik, boyle hikayeli ogutlerle doludur. insanlarin birbirini yemelerine mani olamamistir.
*Bazen kabahat dinde degil insandadir diyor dindar dostlarimiz,
tamamen haklilar. Dini silah gibi kullanan, digerlerini uyutup somuren Isa,Musa, Muhammed,hatta allah degil insanlardir. Dinin alet, silah haline getirebilinme ozelligidir, *bizim de defalarca, anlatmak istedigimiz.
*Dinin zararlari, kirmizi sarabin faydalari , inkar edilemez.

liopleurodon 22-09-2006 16:34

Re: Hayat ve Şarap
 
Ezkamo, bilmiyorum nerden aldın ama, *"K.C.'' *diye başlayan topiğn hiç olmasa daha iyiydi. Sanırım bir günlük gazetenin ekinden filan çıkmış. Birden fazla hata ve dahası, epk bilimsel olmayan bir yaklaşımda bulunuyor. Mesela, endorfin mutluluk hormonu değildir. Rezrevatrol, üzüm suyuna geçer, ama vücut tarafından emilemez. Fermantasyon sürecinde glikozden arınması lazımdır. Glikoz gibi şekerler aslında tam bir illettir. Mesela, diyorsun ki, "Portakal, greyfurt, limon, kivi, şeftali, mandalina, armut, çilek, ahududu, siyah üzüm gibi birçok meyvede bulunan C vitamini demir emilimini arttırır...", ama, Portakal, üzüm, şeftali yiyerek C Vitamini alamazsınız. Çünkü, aynı şekilde gilkoz/şeker ile birlikte alınan C Vitamini vücut tarafından emilemez.

Elbette, saydıklarının hepsi aslen sonuçta, herkese tavsiye edilebilecek şeyler. Ama bilimsel olmak başka bir mesele.. Genellikle yapılan, aslında faydalı olan bilgileri biraz süsleyeceğiz, püsleyeceğiz derken böyle tahrif etmek. amaç ve sonuç değişmiyor. Saydıklarının hepsi faydalı kesin olarak. Ama detayları birazcık yanlış bilgiler veriyor..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:35 .