Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Fazıl Say'ın 1.5 yıl Hapsi İsteniyor (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=28014)

hackercesur 25-05-2012 21:26

Fazıl Say'ın 1.5 yıl Hapsi İsteniyor
 
Ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı" iddiasıyla 1,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Fazıl Say'ın sosyal paylaşım sitesi twitter'de yazdığı bazı yazılarda, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçunu işlediği iddiasıyla açtığı soruşturmayı tamamladı.

Cumhuriyet Savcısı Erhan Gülcan tarafından hazırlanan iddianamede, Fazıl Say'ın suça konu tweetlerine yer verildiği öğrenildi. İddianamede, Say hakkında, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı" iddiasıyla 1,5 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderilen iddianamenin kabul edilmesi halinde Fazıl Say hakim karşısına çıkacak.

İŞTE O SÖZLER

İddianamede yer alan ve Fazıl Say'ın twitter'da yazdığı belirtilen sözler;

"Tanrı, uğruna yaşayacağın bir şey mi, öleceğin bir şey mi yoksa hayvanlaşıp öldüreceğin bir şey mi? Bunu da düşün"

"Rakı cennette varsa ve cehennemde yoksa ama chivasregal cehennemde var cennette yoksa? o zaman ne olacak? Asıl Önemli soru bu!!!!"

"Bilmem farkettiniz mi nerde yavşak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi Allahçı. Bu bir paradoks mu?"

"Müezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını yahu. Prestissimmo con fuca!!! Ne acelen var? Sevgili? Rakı masası?"

"Ateistim ve bunu bu kadar rahat söyleyebildiğim için gururluyum"

"Ben ateistim, diğer yarısını bilmem"

"Sanki, memleketin yarısı harbi ateist, diğer yarısı travmatik ateist!"

Kaynak: http://www.posta.com.tr/yasam/HaberD...ticleID=122732

Gerçekten üzücü...

Subliminal 25-05-2012 21:37

Bu konu şimdi normalde ifade özgürlügü kapsamına girmiyormu? Sayın öcalana sayın demek ifade özgürlülügü oluyor ama din eleştirisi ifade özgürlügü olmuyor...Ne kadar demokratik bir ülkeyiz bu üstün çabalarından dolayı tebrik etmek lazım savıcıları...

elestirmen 25-05-2012 21:40

Sonra vay efendim niye dinleri desteklemiyorsun niye dinsizsin! Din fikir kısıtlar,din görüş kısıtlar,din baskıcıdır ve din yukarıda da görüldüğü gibi 'düşünce özgürlüğünü' kısıtlar ve düşüneni de özgürce ifade edeni de suçlar.Dindarlar değil midir Galilei'yi dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtladığı için ev hapsine atan?Dindarlar değil midir bilimin gelişmesini engelleyen?

Olimpiyat 25-05-2012 21:46

Bu ne ya, birileri hiç bir zaman ispatlayamayacakları bir varlığa inanıyor, sırf o ök..ler inanıyor diye bize saygı duymak düşüyor.

Eleştiremeyiz, tenkit edemeyiz.Her haltı yiyebiliriz ama din söz konusu oldu mu eleştiremeyiz.

hackercesur 25-05-2012 21:56

Benimde ifademi almışlardı karakolda dine hakaretten. Bakalım mahkeme ne olacak... :( o yüzden istifamı veriyorum.

ALKA 25-05-2012 22:31

İslam sen aslında ne ezik bir dinmişsin de haberimiz yokmuş. Kendisine hakaret etti diye, ki ortada hakaret bile yok, bir insanı hapise atmak zaten yapılabileceğin tek iş..

Aslında koparabilsen adamın kellesini koparacaksın ama senin de tek dişin kalmış.. Geçti o zamanlar şimdi zamanın ruhuna uymuyor diye kelle kesmeye cesaret de edemiyorsun.

bakkalmahmud 25-05-2012 22:45

Merak ediyorum türkiyede aydinlar laik partiler ne is yapar(internetde mücadele eden birkac tanesinin haricinde),tehlikeli olan islam deyil tehlikeli olan bunlarin uyumalari,ben sadece yaziklar olsun diyebilirim.
Hukuk alani cok genisdir ne kadar dine calisiyorsa o kadarda din karsiti calisir,sadece birkac korkusuz aydinin öncü olmasi gerekir,mesela bu sitede yillarca allahla kandirilmis insanlar var bu insanlarin kaybini kim ödiyecek,dyanetmi?muhammedmi?yoksa onun burdaki yilmaz savunucularimi,diyanetin herseyden önce allahin varligini isbat etmesi gerekir,,,ne aci bir olay ya,olmayan birseyin kahrini olanlar cekiyor,,gercekden cok merak ediyorum,insanlik tarihinde bu 1400 sene kadar bokdan ve aci bir durum daha varmidir,birde bilip inansalar hic gam yemiyecem,,adam beni cumaya davet ediyor,,bana 10 ayet ezbere say gelicem diyorum üniverste bitirmis adamda cit yok,,ama inaniyorlar,,ne boka inandiklarini kendileride bilmiyor.

bakkalmahmud 25-05-2012 22:55

Islam bariscil ve hosgörü dini olsa zaten kimse saldirmaz,bu kadar gerici bu kadar ückagitci yalanci zihniyete karsi ben bile avrupada oldugum halde sessiz kalamiyorum,bence bu gerici zihniyete karsi herkes birlesmeli,,islamin iki yüzü var bir yüzüne evet ama diyerine karsi mücalele insanim diyen herkesin görevi.

Araform 25-05-2012 23:27

Alıntı:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta söylediği ve siyasetin gündemine bomba gibi düşen "Kimse bizden ateist gençlik yetiştirmemizi beklemesin" sözlerinden geri adım atmadı.

http://www.medyaradar.com/haber/gund...istirelim.html


Ben de bunu dava etmek istiyorum mesela. "Sen kimsin kimin dinine karisiyorsun" ya da "benim düsünce yapima hakaret ve ötekilestirme olarak aliyorum" gibi nedenler ortaya koymak istiyorum.

Mesela bunu da dava etmek istiyorum:

Alıntı:

bunları söylerken utanıyorum. ama söylemezsem de olmayacak. arkadaşlar 2004 yazında üniversiteyi bitirmiştim. o yaz tatile gittiğim bodrum'da hayadan ve namustan uzak bir tatil yaptım. işte orada tanıştığım ateistlerin hepsi pis kokuyordu. bildiğin lağıma düşmüş de bir süre orada yaşamını devam ettirmiş gibi.

http://www.uludagsozluk.com/k/ateist...Clen-pis-koku/
Ya da "acaba gercek mi" diye degerli ömrümün 5 saniyesini caldigi icin bunu:

http://m.friendfeed-media.com/191828...eadb5e181474e5

Degil 1,5 51,5 yil.

Araform 25-05-2012 23:29

Alıntı:

ALKA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 439012)
İslam sen aslında ne ezik bir dinmişsin de haberimiz yokmuş. Kendisine hakaret etti diye, ki ortada hakaret bile yok, bir insanı hapise atmak zaten yapılabileceğin tek iş..

Aslında koparabilsen adamın kellesini koparacaksın ama senin de tek dişin kalmış.. Geçti o zamanlar şimdi zamanın ruhuna uymuyor diye kelle kesmeye cesaret de edemiyorsun.

"Atatürk`ü koruma kanunu" gibi bir garabeti de bu düsünce cikarmisti, ki Menderes`i ne kadar desteklediklerini her firsatta dile getiriyorlar. Farkli bir uygulama mi beklemistiniz?

YasasinBilim 26-05-2012 00:38

Fazıl Say davasının sonucunu merakla bekliyorum. Eğer Fazıl Say ceza alırsa, bu dava ilk başvuruda AIHM'den kesinlikle geri döner, Türkiye'nin insan hakları ihlali tavan yapmış olur.

bundan sonra kimse de çıkıp Türkiye'de ifade özgürlüğünden söz edemez.
"Hepimiz Fazıl'ız" diye yürüyebilen çıkar mı acaba?


bizde bunlar olurken bakın Norveç'te neler oluyor.
25.05.2012 tarihli haber:

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...px?id=20624146

<<

NORVEÇ’te dün parlamentodaki oylamayla kilise ve devleti birbirinden ayıran tasarı kabul edildi. Böylece Norveç, resmi dinden vazgeçmiş oldu.

Pazartesi günkü oylamadan sonra dün yapılan oylamada anayasa değişikliği kabul edildi. Değişiklik 15 Haziran’dan itibaren geçerli olacak. Buna göre, artık anayasada resmi dinin “Luther Protestanlığı” olduğuna dair bir ifade yer almayacak. Devlet tüm dinlere eşit mesafede olacak, Protestanlar da diğer dinler ve inanç kökenli kuruluşlar gibi devletten yardım alabilecek. Ancak Hıristiyanlığın ve insani mirasın, anayasada etkisinin süreceği belirtildi. 4.7 milyon nüfuslu ülkede, bakanların yarısının kiliselere kayıtlı olması şartı aranıyordu. Yeni düzenlemeyle bu zorunluluk kalktı, artık kilise işlerinden sorumlu bakan için bile bu şart aranmayacak.
>>

saygılar...

Özgürcan 26-05-2012 00:39

Fazıl Say'ın hapse girdiğini gördüğüm gün bu ülkeyi terk edeceğim gün olacak!

Sesli 26-05-2012 01:04

Sn. Fazıl Say hep aynı durumu sergiliyor.
 
Sn Fazıl Say,

Konuşmasını pek bilmeyen, yaşadığı toplumu hakir gören, kendisini bu ülkede yetişmiş ancak bu ülkeden görmeyen, bu ülkeyi bırakıp gitmekle aklısıra bu ülke insanlarını tehdit eden garip bir vatandaşımız.

Bence en büyük yanlışı daima herkesi kendi değerleriyle ölçmeye kalkmasıdır. Bunu yapmak oldukça normal ise de buna aşağılayıcı, alay edici bir eda vermek son derecede ahlak dışı bir durumu sergiler. Bir zamanlar da, bu ülkede oldukça ün kazanmış ve sevilen Müzik ustalarını da aklınca sn. Say yerden yere vurmaya yeltenmişti. Türkücü ve Türk müziği bestecilerine karşı da aşağılayıcı tavırlar takınmış ve söylemlerde bulunmuştu.

Bir gerçeği olduğu gibi anlatmak ve o konuda dikkat çekmek ya da eleştirmek beğenmediğimiz bir durumu değiştirmeye çalışmak çok doğal olabilirse de, aşağılamaya yeltenerek, bu doğallıktan ayrılış oldukça çirkin.

İşte sn. Fazıl Say söylemlerinde dahi İtalyanca müzik sözcüklerini kullanarak bir iş yaptığını sananlardandır.Türkçesi zayıf olduğundan mı,yoksa İtalyancayı Türkçeye yeğ tuttuğu için mi? Ya da her konuyu müzikle çözümleyeceği inancından mı? Bunları bilemiyoruz. Bildiğimiz sn. Say'ın daima aynı yanlışı yinelediğidir...

Fazıl Say'ı desteklemek yerine, onun yanlışlarını belirtmek onun kendisine gelebilmesi için gerek ve yeter şarttır kanısındayım.

FARKINDALIK / FARKINDALIK / FARKINDALIK

elestirmen 26-05-2012 01:10

Sevgili Sesli
Fazıl Saya olan görüşleriniz maalesef ki bu konudaki düşüncelerinizi perdelemektedir. Ben buradaki konuya düşünce özgürlüğünün kısıtlığı olarak bakma taraftarıyım. Buradaki x,y,z yani herhangi bir kişi olabilirdi,önemli olan insanların görüşünü ifade edememesi,Fazıl Sayın söyledikleri değil bana göre.Yani buradaki konu bende 'Kim' değildir.'Durum'dur.

Sesli 26-05-2012 01:35

Alıntı:

elestirmen´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 439051)
Sevgili Sesli
Fazıl Saya olan görüşleriniz maalesef ki bu konudaki düşüncelerinizi perdelemektedir. Ben buradaki konuya düşünce özgürlüğünün kısıtlığı olarak bakma taraftarıyım. Buradaki x,y,z yani herhangi bir kişi olabilirdi,önemli olan insanların görüşünü ifade edememesi,Fazıl Sayın söyledikleri değil bana göre.Yani buradaki konu bende 'Kim' değildir.'Durum'dur.

Sayın Eleştirmen,

Aslında bu forumu ben dürüst insanların,yani doğrucuların forumu olark görmekteyim. Yanılmış olabilirim de. Ancak işin özü bence doğruyu her ortamda söylemektir. Sn. Fazıl Say doğruyu söylemek adına, her zamanki edasıyla, yani aşağılayıcı ve alay edici yanıyla, konuya eğilmektedir. Yoksa İslam'ı eleştirmesine karşı değilim. İslamı adam gibi eleştirecekse öyle yapmalıydı. Yoksa düşünce özgürlüğünü yanlışlarımız hiç bir zaman perdeleyemez...

Ben sn. Fazıl Say'a destek verenlerin de aynı düşüncelere, aynı alaycı ve aşağılayıcı tavırla katılmadıklarını sanmaktayım. Aşağılayıcı ve alay edici usluplara hepimiz karşı çıkamazsak İslamı eleştirmeye hakkımız da olamaz...

Kim olrsa olsun, eleştirsini adam gibi yapmalı. Eleştiri adı altında kimsenin kimseyi aşağılamaya hakkı yok sanıyorum...Düşünce özgürlüğü demek eleştirilere aşağılayıcı unsurların ve alaylı söylemlerin eşlik etmesi demek değildir diye bilmekteyim. Kimbilir, belki de bana yanlış öğrettiler!

YasasinBilim 26-05-2012 01:38

sayın sesli,

<<
"Müezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını yahu. Prestissimmo con fuca!!! Ne acelen var? Sevgili? Rakı masası?"
>>

fazıl say italyanca cümle kurma niyetinde falan değil. "Prestissimmo con fuca" bir müzik terimidir. bir müzik eserinin temposunu ifade eder. andante, allegro, presto gibi.

fazıl say'ı müzik adamı kişiliğiyle değerlendirin. ülkemizin yetiştirdiği az sayıda yeneklerden biridir. biraz sivri dilli olması ondan bir şey götürmez.

iktidar yalakası olsaydı daha mı iyi olacaktı. aykırı düşünen insanlar her zaman faydalıdır. lafları sana-bana dokunsa da takdir etmek lazım. opera'nın, balenin, klasik müziğin yerden yere vurulduğu yandaş medyamızda, arabeskçilere bir iki laf sokmasını anlayışla karşılayalım.

dinsiz olduğunu bildiğimiz binlerce aydın korkudan gıkını çıkaramazken, bu adam haykırmıştır.

ağzına sağlık fazıl say. cesur kardeşim benim. yaptıklarının değeri bir gün mutlaka anlaşılacaktır.


saygılar...

murted 26-05-2012 01:42

Fazıl Say'ı sevmem.
Bu hareketlerini de gereksiz bulurum.
Ama söyledikleri gayet de düşünce özgürlüğü sınırları içerisindedir.

Alıntı:

Fazıl Say'ı desteklemek yerine, onun yanlışlarını belirtmek onun kendisine gelebilmesi için gerek ve yeter şarttır kanısındayım.
Bu tabloda eleştirilecek en son kişi kendisidir. Diğerlerini kendilerine getirin, Fazıl'ı biz hallederiz.

Sesli 26-05-2012 01:58

Gerçeği, daima gerçeği kimseyi kırmaksızın söyleyeceksiniz.
 
Alıntı:

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 439059)
sayın sesli,

<<
"Müezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını yahu. Prestissimmo con fuca!!! Ne acelen var? Sevgili? Rakı masası?"
>>

fazıl say italyanca cümle kurma niyetinde falan değil. "Prestissimmo con fuca" bir müzik terimidir. bir müzik eserinin temposunu ifade eder. andante, allegro, presto gibi.

fazıl say'ı müzik adamı kişiliğiyle değerlendirin. ülkemizin yetiştirdiği az sayıda yeneklerden biridir. biraz sivri dilli olması ondan bir şey götürmez.

iktidar yalakası olsaydı daha mı iyi olacaktı. aykırı düşünen insanlar her zaman faydalıdır. lafları sana-bana dokunsa da takdir etmek lazım. opera'nın, balenin, klasik müziğin yerden yere vurulduğu yandaş medyamızda, arabeskçilere bir iki laf sokmasını anlayışla karşılayalım.

dinsiz olduğunu bildiğimiz binlerce aydın korkudan gıkını çıkaramazken, bu adam haykırmıştır.

ağzına sağlık fazıl say. cesur kardeşim benim. yaptıklarının değeri bir gün mutlaka anlaşılacaktır.


saygılar...

Sayın YaşasınBilim,

Ben her yerde doğrunun yanında olmaya gayret eden bir yapıdayım. Fazıl Say'ın müzik ustalığı onun beğenmediği durumlarda karşısındakini aşağılamasını gerektirmez kanısındayım. O terimlerin İtalyanca olduğunu bilmekteyim ancak ezan batılı müzik ölçülerine göre okunmuyor, ezanın makamları var Sn. Fazıl Say her duyduğu sese batılı ölçülerde yanıt verecekse yanılması da çok mümkündür. Akşam ezanları en hızlı okunan ezanlardır. Sayın Say bundan habersiz olunca eleştirmeye yeltendiğinin altında kalmış.

Burada konu eleştirme adı altında aşağılayıcı ve alay edici bir söylemin ortaya konulmasıdır. Yoksa yalakalık etsin diyen yok. Acaba benim yazdıklarımdan siz böyle bir mana mı çıkardınız?

İktidar da İslam da eleştirilecek, ben de eleştiriyorum. Ancak eleştirme adı altında kişisel hastalıklarımızı kusmamız uygun olamaz. Sn. Say daima aynı yanlışı yapıyor. Ünüyle eleştirici kişiliği pek çakışır gibi değil.Ünlü ama,eleştirmeden sınıfta kalıyor. Söylediğim bu. Söz daima doğru olacak, ancak kimseyi sözle incitmeyeceksiniz. Gerçek sn. Fazıl say'a göre değişmekte . Her zamanki aşağılayıcı uslubunu desteklemek oldukça zor...

Esenlik dileklerimle,

Özgürcan 26-05-2012 13:33

Soru şu, Fazıl Say'a cevap yazan insanlara zorla mı Fazıl Say'ın yazdıklarını kuttular? Fazıl Say, yazdıklarını basıın toplantısı ile kazık gibi her insanın beynine mi soktu?!!

ate2012 07-06-2012 00:57

Kendileri çarşıda pazarda vaaz verecek, küfür edecek; dinsizler hakkında, en kindar, anti-hümanist cümleleri inandığı teist kaynaklardan haykıracak; böylelikle kendilerini yüceleştirirken, içinde yaşadıkları toplumda, halkın bir kesmini sürekli aşağılamalarına sistem ses çıkarmayacak ve sözde çoğunluk olan sunni kesime iltifatlar yağdırılıken fazıl say gibi insanlara ise beddualar okunacak. Olacak şey değil!
Anlaşılan o ki, sonuç ne olursa olsun balonun havası alınarak, toplumda içerisinde, her zaman olduğu gibi, insanlar hiç bir şey olmamış gibi yaşayacak.
Teist inanç konusunda, herkesten daha çok eleştiri hakkına sahip olması gereken bir kesime bu denli hoşgörüsüzlük, ancak teist inancın kendine olan güvensizliğinden kaynaklanır şeklinde düşünmek gerekir diye düşünüyorum.

AlbatrosS 08-06-2012 03:26

Alıntı:

Sesli´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 439063)
Sayın YaşasınBilim,

Ben her yerde doğrunun yanında olmaya gayret eden bir yapıdayım. Fazıl Say'ın müzik ustalığı onun beğenmediği durumlarda karşısındakini aşağılamasını gerektirmez kanısındayım. O terimlerin İtalyanca olduğunu bilmekteyim ancak ezan batılı müzik ölçülerine göre okunmuyor, ezanın makamları var Sn. Fazıl Say her duyduğu sese batılı ölçülerde yanıt verecekse yanılması da çok mümkündür. Akşam ezanları en hızlı okunan ezanlardır. Sayın Say bundan habersiz olunca eleştirmeye yeltendiğinin altında kalmış.

Burada konu eleştirme adı altında aşağılayıcı ve alay edici bir söylemin ortaya konulmasıdır. Yoksa yalakalık etsin diyen yok. Acaba benim yazdıklarımdan siz böyle bir mana mı çıkardınız?

İktidar da İslam da eleştirilecek, ben de eleştiriyorum. Ancak eleştirme adı altında kişisel hastalıklarımızı kusmamız uygun olamaz. Sn. Say daima aynı yanlışı yapıyor. Ünüyle eleştirici kişiliği pek çakışır gibi değil.Ünlü ama,eleştirmeden sınıfta kalıyor. Söylediğim bu. Söz daima doğru olacak, ancak kimseyi sözle incitmeyeceksiniz. Gerçek sn. Fazıl say'a göre değişmekte . Her zamanki aşağılayıcı uslubunu desteklemek oldukça zor...

Esenlik dileklerimle,

Say'ın sevgilisi ya da ebeveyni değiliz. ''Saygısızlığı'' kendisini bağlar. Ancak söyledikleri ''hakaret'' değildir.

sîya evînê 16-10-2012 21:16

Piyanist Fazıl Say hakim karşısına çıkacak
 
Say hakkında "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı" iddiasıyla 1,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması 18 Ekim Perşembe günü yapılacak
***Enes Can - Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı” iddiasıyla 1,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması, 18 Ekim Perşembe günü yapılacak.
İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi'nce görülmesine başlanacak davanın iddianamesinde, Fazıl Say'ın sosyal paylaşım sitesi Twitter 'da yazdığı bazı yazılarda, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçunu işlediği ifade ediliyor.
Fazıl Say'ın söz konusu tweetlerine de yer verilen iddianamede, Say'ın şikayet konusu yazılarının kamusal barışı bozmaya elverişli olduğunun açık şekilde anlaşıldığı kaydedilerek, “Kamusal tartışmaya hiçbir katkıda bulunmayan ve yeryüzünde yaşayanların büyük çoğunluğunun mensubu oldukları üç büyük dinin mensuplarının ortak değerleri olan Allah, cennet ve cehennem gibi kavramlara yönelik hislerini nedensiz yere incitecek ve bu kavramların anlamsız, gereksiz ve değersiz olduğu kanaatini uyandıracak şekilde dini değerleri aşağılamak kastıyla yazıldığı kanaatine varılmıştır” ifadeleri kullanılıyor.
İddianamede, Say hakkında, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı” gerekçesiyle 1,5 yıla kadar hapis cezası isteniyor
http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=77

ALKA 16-10-2012 21:22

Bunun yanında sanatçilar da Fazıl Say için bir araya gelip adliyede buluşacaklarmış..

Gerçi sanatçı değiliz ama bizde mi gitsek acaba? :) Gidemediğimiz için en azında ana sayfamızda destek verelim ve bu haberi yayınlayalım.. :)

Sanatçılar Fazıl Say için buluşuyor: 'Sesimiz Seninledir'

Aydın ve sanatçılar, Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin çağrısıyla 18 Ekim Perşembe günü Çağlayan Adliyesi'nde haksız yere yargılanacak olan Fazıl Say için buluşuyor. "Sesimiz Seninledir" etkinliği bu akşam 20.00'de Beyoğlu Ses Tiyatrosu'nda gerçekleşecek.

http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat...r-haberi-61013

sîya evînê 16-10-2012 21:57

inanç sistemin dışına yeni çıktığım dönemde fena halde hayyam hayranlığına kapılmıştım. nasıl bir cesaretle o dönemde bu soruları sorabilmiş bu adam diye düşünürdüm. sonra yakın zamanda amın maulof un semerkant adlı kitabını okuyunca hayyamın içindeki yobaz, korkusunu hissettim. anlaşılan böyle gelmiş böyle gidecek. hayli uzun bir süre...
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim ;
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim ;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.

'Irmaklarından şaraplar akacak' diyorsun
cennet-i alâ meyhane midir?
'her mümin'e iki huri' diyorsun
cennet-i alâ kerhane midir?
* * *
tanrı bize cennette vaat ettiği şarabı
niçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı?
bir sarhoş Arap, devesini vurmuş Hamza'nın
peygamber de yasak etmiş Arap'a şarabı

*

guide 17-10-2012 01:12

Alıntı:

ALKA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 462161)
Bunun yanında sanatçilar da Fazıl Say için bir araya gelip adliyede buluşacaklarmış..

Gerçi sanatçı değiliz ama bizde mi gitsek acaba? :) Gidemediğimiz için en azında ana sayfamızda destek verelim ve bu haberi yayınlayalım.. :)

Sanatçılar Fazıl Say için buluşuyor: 'Sesimiz Seninledir'

Aydın ve sanatçılar, Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin çağrısıyla 18 Ekim Perşembe günü Çağlayan Adliyesi'nde haksız yere yargılanacak olan Fazıl Say için buluşuyor. "Sesimiz Seninledir" etkinliği bu akşam 20.00'de Beyoğlu Ses Tiyatrosu'nda gerçekleşecek.

http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat...r-haberi-61013





gidemeyeceğim için, bir destek de benden :)
http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat...m-haberi-61033
http://haber.sol.org.tr/sites/defaul...y_mesaj_ic.jpg

Hiçbir suçum yok. Hiçbirimizin hiçbir suçu yok. Biz çağdaş bireyleriz. Sürü değiliz. Madem karanlık bir dönem, o zaman aydınlatalım!
Fazıl Say

bursali68 17-10-2012 02:07

Merhaba,

Bu gidişle bu ülkede " sanatçı " yı mumla arayacağız ama nafile...Onun yerine " Yalakalar " kaplamış olacak ortalığı...!

Sağlıcakla kalınız...

Neva 17-10-2012 22:52

Genelde sanatcilar suskun zaten. Agizlarini acsalar, suncu, buncu oluyorlar.

sefaqwzx 18-10-2012 00:02

Herkese merhaba,
Kominizm tehlikesi bahanesiyle Türk solunu yok etme genel amaçlı 80 darbesinin kurumları da şimdi geride kalan tek tük solcular ve çağdaş düşünüp dillendirebilenlerle aynı parmaklıklar ardındalar.
Belki de apoletlilerimiz uzun volta saatlerinde, kurumlarının ve kurumlarının vehmettiği ilkelerinin Türk solunu yokolma eşiğine getirmesinin Laik devlete vurulmuş en büyük darbe olduğunu, onları savunacak tek kitlenin yine bağnazlık karşıtı aydınlarca yapılabildiğini görerek "nedamet" namazları kılıyor olmalılar...
"Ya inanırsın ya da aleyhte konuşamazsın, hakaret olur, tıkarız içeri..." nin Atatürk Türkiyesine yakışmadığında hem fikir olan postallılar ve postalcılar belki Atatürk Türkiyesine en büyük ihaneti kendilerinin yaptığını "rekat arası" gazeteleri okurken düşünme erdemine ulaşırlar.
Nazım'dan şiirler okuyan sinsi takiye son kalesine varana dek Cümhuriyet kurumlarını yıkmadan asla durmayacak.
Fazıl'a gelince zaten iki beden boldu % 51 'lik iktidarların halkına...
Saygımla.

murted 18-10-2012 18:42

Fazıl Say davası: Say'a hakaret edildi, Hayyam'ın dizeleri 'özürle' okundu

Alıntı:


Sanatçı Fazıl Say'a "dini değerlere hakaret" gibi akıldışı gerekçeyle açılan davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada davacılar ve avukatları Fazıl Say'a hakaret etti, Ömer Hayyam'ın dizeleri "özür" dilenerek okundu. Say, "Bu sataşma ve iftiradır" diyerek tepki gösterdi. Duruşma 18 Şubat'a ertelendi.

(...)

Duruşma salonunda Fazıl Say'a hakaretler
Duruşmada hayli ilginç diyaloglar yaşandı. Davacıların Fazıl Say’a yönelik ithamları tepkilere neden oldu. Davanın Türk milleti adına açıldığını iddia eden Davacı Ali Emre Bukağılı, Say’a yönelik “Allahın varlığı apaçık ortada, isterse ikna ederiz” gibi ifadeler de kullandı. Davacı avukatlarının da, “Fazıl Say’ın saygısı yok, tahammülü yok” gibi cümleler kullandığı duruşmada, Ömer Hayyam’ın dizeleri de özür dilenerek okundu.

Davacının Adnan Oktar'la ilişkisi
Sanatçı Fazıl Say’a yönelik, “dini değerlere hakaret” gerekçesiyle açılan dava kadar duruşmada yaşananlar da tartışma konusu oldu. Hayyam’ın sözlerini Murat Bardakçı ile “onaylayan”, Say’a yönelik hakarete varan ifadeler kullanan davacı Ali Emre Bukağılı’nın “dini değerlere hakaret” gibi gerekçelerle Adnan Oktar ile birlikte birçok kişiye dava açtığı biliniyor.

(...)

“Allahın varlığı apaçık ortada, isterse ikna ederiz”
Sözlerine devam eden Bukağılı, “Alex bile Twitter’da attığı bir tweet yüzünden yurtdışına gitti. Sanık sözlerinin toplumsal kamplaşmaya neden olacağını biliyor, eğitimli bir kişi. Basına yansıyanlar, hatta dışarıda birikmiş kişiler bile bunu gösteriyor, kamplaşma oluşuyor” diye konuştu. Bukağılı, “Allahın varlığı apaçık ortada, konuşuruz bunu, isterse ikna da ederiz” deyince sözleri salonda tepkilere neden oldu. Avukatların da tepkileri üzerine Bukağılı’nın avukatı ayağa kalkarak, “Duruşma inzibatını talep etme hakkımız var mı” diyerek kapalı oturum talebinde bulundu.

(...)
İslam düşmanlarına nefes aldırmayan duyarlı vatandaş Ali Emre Bukağılı gene iş başındaymış, nedense hiç şaşırmadık.

Ali Emre Bukağılı: Din Düşmanlarına Nefes Aldırmayan Duyarlı Bir Vatandaşın Portresi

Hypatia 18-10-2012 19:56

Üzgün , tıpkı bizler gibi ... Karanlık dönemi aydınlatalım derken bile birileri mumları üflüyor...

Gelecek nesiller anlayacak , seni Fazıl Say , üzülme .

okanferrum 19-10-2012 00:26

Madımak'ı yakan zihniyetle aynı kaynaktan geliyor, bunun ortaçağ engizisyonlarını kurduran kafayla bir farkı var mı? Fazıl Sayın "tweet"lediği rübainin ömer hayyama ait olup olmaması hiç önemli değil, önemli olan elle tutulur "burada" insanı kısıtlayan ve meçhul olan "ötede" kısıtladıklarına kendisine hizmet etme karşılığında izin veren tanrıya yöneltilmiş bir eleştiri olmasıdır.

idontneedagod 22-10-2012 14:18

Fazıl Say'ın alıntı yaptığı Ömer Hayyam'a ait şiirin metnini paylaşmak istiyorum. Bu adamın 800 yıl önce bunları söyleyebiliyor olması oldukça ilginç.


'Irmaklarından şaraplar akacak' diyorsun

Cennet-i alâ meyhane midir?

'Her mümin'e iki huri' diyorsun
Cennet-i alâ kerhane midir?
* * *
Tanrı bize cennette vaat ettiği şarabı
Niçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı?
Bir sarhoş arap, devesini vurmuş Hamza'nın
Peygamber de yasak etmiş arap'a şarabı
* * *
Beni özene bezene yaratan kim? Sen
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden
Demek günah işleten de sensin bana
O zaman nedir o cennet cehennem?
* * *
Kim senin 'yasa'nı çiğnemedi ki söyle?
Günahsız bir ömrün ne tadı kalır söyle.
Yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen eğer
Seninle benim aramda ne fark kalır ki söyle
* * *
Tanrı bizi çamurdan yarattığında
Biliyordu bu dünyada ne işimiz olacak
İşlediğim günahlar hep onun emriyledir
O halde cehennemde beni niçin yakacak?
* * *
İsyan edip karşında duracağım, neredesin?
Karanlığı, ışığa yoracağım, neredesin?
İbadete karşılık cenneti alacaksam
'Bağış mı ticaret mi' diye soracağım, neredesin?


Devamını buradan okuyabilirsiniz.

sefaqwzx 22-10-2012 18:04

Herkese merhaba,
Bu başlığa yazılanları baştan sona okuduğumda bir şey dikkatimi çekti, ilgilenecek arkadaşlara sorup, onlarla birlikte düşünebilirim belki...
"Fazıl Say'ın söz konusu tweetlerine de yer verilen iddianamede, Say'ın şikayet konusu yazılarının kamusal barışı bozmaya elverişli olduğunun açık şekilde anlaşıldığı kaydedilerek, “Kamusal tartışmaya hiçbir katkıda bulunmayan ve yeryüzünde yaşayanların büyük çoğunluğunun mensubu oldukları üç büyük dinin mensuplarının ortak değerleri olan Allah, cennet ve cehennem gibi kavramlara yönelik hislerini nedensiz yere incitecek ve bu kavramların anlamsız, gereksiz ve değersiz olduğu kanaatini uyandıracak şekilde dini değerleri aşağılamak kastıyla yazıldığı kanaatine varılmıştır” ifadeleri kullanılıyor.
İddianamede, Say hakkında, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı” gerekçesiyle 1,5 yıla kadar hapis cezası isteniyor"

İddanamenin üzerinde düşünmenizi istediğim yönü şurası;

“halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı”
ifadesi kanıtlarla doğrulansa bile;

"halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin temsilcisi halk mıdır ki, halk adına ya da halktan biri/bir kaçı dava açılabilsin?
Muhatabın dinin yaratıcısı olması gerekmez mi? Dinin sahibi bizzat yaratıcının kendisi olmuyor mu?
Yani Yaratıcı, her kim yararttığı dine hakaret ederse bizzat kendisinin yargılaması ve gerekliyse cezalandırması gerekmez m?
Bunu düşündüm, düşüncesi olan arkadaşlarla bunu tartışmak istiyorum.
Saygımla.



upuaut 25-10-2012 04:06

Fazıl Say hakkında neden 1.5 yıllık hapis cezası istendiğini çözdüm!!!
 
Arkadaşlar, aylardır Fazıl Say'ın yargılanmasını hakkında konuşuyoruz ama neden yargılandığı hakkında konuşmuyoruz. Ben Fazıl Say'ın neden yargılandığını ve hakkında 1.5 yıl hapis cezası istendiğini çözdüm.

Peki Fazıl Say hakkında neden 1.5 yıl hapis cezası isteniyor?

Sorunun cevabı son derece açık. Gündemi ama şöyle en azından 15 yıllık bir gündemi biraz olsun takip eden insanlar bu sorunun cevabını bilir ya da bu soruyu çözer.

Fazıl Say'ın müzdarip olduğu olay daha önceden Recep Tayyip Erdoğan'ın başına gelmişti. Hürriyet gazetesinde o zamanlar yazarlık yapan (ki şimdilerde HaberTürk'te yazan) Murat Bardakçı, 22 Eylül 2002'de "Şiiri böyle montajlamışlar" adlı bir makale yazmıştı. Makale diyorum, çünkü bu yazıyı bir köşe yazısında ayıran yön, metnin içinde tarihi bilgilerinin olmasıdır.

Hatırlarsanız, Tayyip Erdoğan 1997'nin 6 Aralık'ında Siirt'te ‘‘süngülü’’ ve ‘‘miğferli’’ bir şiir okumuştu ama hakkında dava açılınca, şiirin Ziya Gökalp'e ait olduğunu söylemiş ancak savunması kabul edilmemiş ve 10 ay hapse mahkûm olmuştu. Ona göre, TAYYİP Erdoğan'ın başbakanlık hayali (!), bu şiir yüzünden suya düşmüş. Fakat aradan 15 yıl geçince takke düştü, kel göründü. Ya da şöyle düşünebilirsiniz; 20 Eylül 1996 Aydınlık dergisinin kapağının "Abramovitz, Erbakan'ın yerine Tayip Erdoğan'ı Başbakanlığa hazırlıyor" şeklinde olduğunu gözönüne alırsanız, her şey anlaşılmış olur ve Murat Bardakçı'nın da belirttiği gibi, hakkikaten de TAYYİP Erdoğan'ın başbakanlık hayalinin bu şiir yüzünden suya düşmüş olduğu sonucuna varabilirsiniz.

AMERİKA'NIN İRADESİ

17 Şubat 1997 tarihinde Doğu Perinçek, Cumhuriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu'na; "Amerika'nın Tayip Erdoğan'ı Başbakan, Abdullah Gül'ü ise Dışişleri bakanı yapmayı düşündüğünü" söyledi.

Doğu Perinçek bu tespitleri yaptığı zaman Tayyip Erdoğan daha milletvekili bile değildi.

Ve aynen öyle oldu. Tayip Erdoğan Başbakan, Abdullah Gül ise Dışişleri Bakanı.

Bu mudur milli irade? Amerika karar veriyor. İstediği Başbakan, istediğini Dışişleri Bakanı oluyor.

Çok açıktır. Bu milli irade değil, Amerika'nın iradesidir.

Artık her neyse, bu şiir yüzünden TAYYİP Erdoğan'ın başbakanlık hayali 1996'da olmasa da 2002 Kasımı'nda gerçekleşti. Yalnızca, 6 yıllık bir sapma olmuş.

Sonrasını biliyorsunuz, okuduğu ve mahkûm olduğu bu şiir yüzünden Tayyip Erdoğan'ın seçimlere girmesine izin verilmedi ve Türkiye'nin siyaset gündemi bir anda değişti. Fakat diğer taraftan, TAYYİP Erdoğan olayın ilk günlerinden itibaren "Şiir, Ziya Gökalp'e aittir" demiş ve bir Ziya Gökalp tartışması başlatmışsa da, şiirin hakikaten ona mı, yoksa bir başka birisine mi ait olduğu uzun uzun konuşulmuş ama böylesine karışıklık yaratan maceralı şiirin kime ait olduğu konusunda kesin bir karar verilememiştir.

Murat Bardakçı bu şiirin kökenini merak etti, araştırdı ve ortaya son derece garip ve montajı andıran bir durum çıktı.

Ona göre, Tayyip Erdoğan'ın okuduğu şiir 4 kupleden, yani her biri 5'şer satırlık 4 bölümden meydana geliyordu. Ama 4 olması gereken ilk kuple sadece 4 satırdı ve kafiyesi şiirin diğer bölümleriyle tutmuyordu.

KİTAPLARINDA YOK!

Murat Bardakçı yalnızca bu keşifle yetinmedi ve YSK'nın 21 Eylül 1997'de Erdoğan'ın seçimlere giremeyeceği kararını açıklamasından sonra, ‘‘Minareler süngü, kubbeler miğfer’’ sözleriyle başlayan bu şiirin ilk defa nerede yayınlandığını araştırdı ama bulamadı. Tayyip Erdoğan'ın avukatları ise, mahkemeye tek bir kaynak göstermişlerdi: Türk Standardlar Enstitüsü'nün 1994'te çıkarttığı ‘‘Türk ve Türklük’’ isimli kitap.

Murat Bardakçı o gün, bu yazıyı yazmadan önce, Tayyip Erdoğan'ın yargılanması sırasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olan Vural Savaş ile konuştu ve ‘‘Minareler süngü, kubbeler miğfer’’ şiirinin kime ait olduğu konusunda o günlerde bir araştırma yapılıp yapılmadığını sordu.

Vural Savaş da kaynak olarak sadece Türk Standartlar Enstitüsü'nün yayınını gördüğünü söyledi.

İşte bütün gariplik de buradaydı: ‘‘MHP'nin kalesi’’ olarak bilinen Türk Standartlar Enstitüsü'nün yayınında yeralan dörtlüğün altında Ziya Gökalp'in adı bulunuyor ama bu mısralar Ziya Gökalp'in kendi kitaplarında ve onunla ilgili bibliyografyaların hiçbirinde rastlanmıyordu.

HOCALAR GÖRMEMİŞLER!

Murat Bardakçı bundan sonra Yeni Türk Edebiyatı'nın duayen hocalarından olan Prof. Dr. İnci Enginün'e danıştı ve İnci Hanım da Ziya Gökalp'e atfedilen şiirin kaynağını uzun uzun araştırdı ama onun da vardığı sonuç aynıydı:

"Şiir, Ziya Gökalp'in eserlerinde yoktu ve Ziya Gökalp hakkındaki tek ve en önemli bibliyografyanın sahibi ve benim de lise yıllarımda edebiyat hocam olan rahmetli Fevziye Abdullah Tansel'in yayınında da yer almıyordu."

Ama ortada başka bir gariplik vardı. Şiir tartışmalarının yaşandığı ve Erdoğan'ın yargılandığı günlerde Fazilet Partisi'nin Genel Başkanı olan bugünün Saadet Partisi'nin lideri Recai Kutan, 1998 Eylül'ünde basına şiirin tam metnini dağıtmıştı.

Kutan’ın dağıttığı metin de bir acayipti: ‘‘Tam metin’’ olduğu söylenen şiirin ikinci kuplesinden sonrası hakikaten Ziya Gökalp'e aitti, onun ‘‘Asker Duası’’ isimli şiirinden alınmıştı ama miğferli ve süngülü bölüm, Ziya Gökalp'in şiirinde yeralmıyordu. Yani minareden, süngüden ve miğferden bahseden mısralar ‘‘Asker Duası’’nın başına daha sonra monte edilmişti!

Fazıl Say'ın başına gelen de aynı şey!

Fazıl Say'ın yaptığı şey de Tayyip Erdoğan'ın yaptığından farklı değil. Çünkü Fazıl Say'ın Twitterı'ndan 12. yüzyılda yaşamış Ömer Hayyam'dan yazdığı dörtlük de aynı şekilde montajlanmış ve dinsel kışkırtma haline sokulmuştu.

Bilirsiniz, Ömer Hayyam şiirlerini dörtlükler halinde kısa ama vurucu ifadelerle yazardı. Onun yazdığı şiirler "Rubaiyat (Dörtlükle)" adlı eserde toplandı. Bu kitapta Ömer Hayyam'ın 1000 civarında şiirinin olduğu söylenilir ama tabii ki hepsi ona değil. Örneğin "HAYYÂM’IN TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMİŞ RUBAİLERİ İÇİNDE BAŞKA ŞAİRLERE AİT RUBAİLER (Yahya Kemal ile Sabahattin EyÜBOĞLU Çevrileri)" adlı tez çalışmasında bazı dörtlük örneklerini görebilirsiniz.

Nitekim, Murat Bardakçı, bu sefer HaberTürk'teki köşesinden 10.04.2012'de yazdığı "Hayyam'ın 'Kerhane'li Tek Bir Satırı Bile Yoktur!" yazıyla bu şiirin de montajlanmış olduğunu söyledi. Ona göre, Fazıl Say'ın Twitterı'ndan yazdığı,

"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun,
Cennet-i âlâ meyhane midir?
Her kuluna iki huri vereceğim diyorsun,
Cennet-i âlâ kerhane midir?"
, Ömer Hayyam'dan Dörtlükler

dörtlüğü Ömer Hayyam'a ait değil, bir internet geyiğine aitmiş. Bu internet geyiği oturmuş, Ömer Hayyam tadında dincileri yeren bir dörtlük attırmış. Bu internet geyiğinin kim olduğunu bilmiyoruz ama, onun yazdığı bu dörtlük pek çok kaynakta, hatta kaynak okul kitaplarında bile geçer. Bu durumda Fazıl Say'ın bir edebiyatçı, hele hele bir Ömer Hayyam uzmanı edebiyat tarihçisi olmadığı gözönüne alınırsa, Fazıl Say'ın bu dörtlüğü twitterı'nda yazarken Ömer Hayyam'a ait olup olmadığını bilmesi mümkün görülmemektedir.

Fakat 18 Ekim 2012'de görülen davada, Sanatçı Fazıl Say'ın "dini değerlere hakaret" gibi akıldışı gerekçe öne sürülerek, davanın esasının Ömer Hayyam'a ait olduğu söylenilen yukarıdaki dörtlüğün oluşturduğu söylendi. Öyle, çünkü duruşmada Fazıl Say'ın yüzüne karşı Ömer Hayyam'ın dizeleri "özür" dilenerek okunması ve davacılar ve avukatların Fazıl Say'a saydırması yani hakaret etmesi, bu davanın Fazıl Say'ın twitterdan Ömer Hayyam'a ait olduğu iddia edilen yukarıdaki dörtlük yüzünden olduğunu gösterir. Fazıl Say ise, "Bu sataşma ve iftiradır" diyerek tepki gösterdi ama duruşma 18 Şubat'a ertelendi.

Zaten davanın bu yüzden açıldığı SOL gazetesinde 1 gün sonra çıkan,


"Hakaret değil utanç davası" adlı haberinde çok açık bir şekilde okunabiliyordu. SOL'un haberine göre dava tamamen bu tema üzerine oturtulmuş idi ve SOL da bunu resmin sol tarafında,

"Fazıl Say'ın Twitter platformunda 'alıntıladığı' Ömer Hayyam dizeleri ile ilgili yargılanmasına bugün başlandı. Bu dava sadece Türkiye mahkemelerinin uluslararası bir sanatçıyı yargıladığı için değil, tarihsel bir edebi ve politik kişilik olan Ömer Hayyam'a ait dizelerin yayınlanması nedeniyle utanç davası olarak görülüyor."

şeklinde açık etmiş ve haberini bu tema üzerinde işlemişti.

SOL dava günü de "Fazıl Say davası: Say'a hakaret edildi, Hayyam'ın dizeleri 'özürle' okundu" haberiyle mahkemenin açıkladığı ara kararı şu şekilde verdi:

* Davacı Ali Emre Bukağılı ve Orkun Şimşek’in katılan olarak kabullerine,
* Katılan vekillerin vekaletnamelerindeki eksiklikleri giderdikten sonra vekillikleri hususunda karar verilmesine,
* Avukat Meltem Akyol, Efkan Bolaç ve Taylan Tanay’ın sanık müdafii olarak kabullerine,
Sanık müdafi olarak katılan ancak yetki belgesi ve vekaletname sunmayan avukatlara yetki belgesi veya vekaletname ibraz etmeleri için süre verilmesine,
* Müşteki tarafın sanığın tweet atıldığı tarihte takipçileri olup olmadığı hususunda varsa belgelerin sunulması için süre verilmesine,
* Sanık müdafiinin talebinin kabulu ile sanığın duruşmalardan bağışık tutulmasına,
* Duruşmanın 18 Şubat 2013 günü saat 10:00’da görülmesine karar verildi.”

Bu karara göre 4. maddeden Fazıl Say'ın Ömer Hayyam'a ait dörtlüğü twitterdan attığı tarihte takipçileri olup olmadığının tespiti yapılmak istenmiş ve varsa, belgeleriyle birlikte sunulması için süre verilmiş olduğunu öğreniyoruz.

Anlaşılan o ki, ne Tayyip Erdoğan'ın ne de Fazıl Say'ın okuduğu şiirler yüzünden mahkemelik herhangi bir suçları yoktur. Çünkü her şeyden önce, her ikisinin de uzmanlık alanlarına girmeyen ama pek çok kitapta ve internet kaynağında yer alan şiir/dörlükleri okuması, mahkemenin belirlediği/belirleyeceği bilirkişi raporlarına göre bir suç değildir. Bu, şiir ya da dörtlük ister haklı kışkırtsın isterse kışkırtmasın, medeni tüm ülkelerin hukukunda böyledir. Ama bizim ülkemizde hukuk işlemez, güç işler, daha doğrusu, ABD destekli bir operasyon yapılırsa, hukukta suç olmayan böyle şeyler suç kapsamına rahatlıkla sokulabilmektedir. Nitekim, 1997'de Tayyip Erdoğan okuduğu şiirin Ziya Gökalp'e ait olduğunu söylemesine rağmen dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olan Vural Savaş bu şiirin kime ait olduğu hakkında bir bilirkişi araştırması yapılmasına bakmadan kararını vermiş. Bu yönde yapılan uyarılara da kulaklarını tıkamış ve sanki ABD destekli bir operasyonun bir parçası gibi çalışmış.

Ulan, ABD destekli bu ilk operasyon aradan 10 yıl geçtikten sonra hala anlaşılmadıysa, ne zaman anlaşılacak? Bu, bal gibi de bir operasyondur. Hem de ABD destekli. Doğu Perinçek, 17 Şubat 1997 tarihinde Cumhuriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu'na; "Amerika'nın Tayip Erdoğan'ı Başbakan, Abdullah Gül'ü ise Dışişleri bakanı yapmayı düşündüğünü" söyledi.

Oysa Doğu Perinçek bu tespitleri yaptığı zaman Tayyip Erdoğan daha milletvekili bile değildi. Ancak ABD'nin ilk olarak başlattığı bu operasyonla sonuç bu yönde gerçekleşti: Tayip Erdoğan Başbakan, Abdullah Gül ise Dışişleri Bakanı.

Doğu Perinçek, bu ilk operasyon altında 3 Kasım 2002'de yapılan Genel Seçim Sonuçları'nı değerlendirirken şöyle diyordu: "Çok açıktır. Bu milli irade değil, Amerika'nın iradesidir."

Hiç unutmam; Doğu Perinçek'in Ulusal Kanal'da o günkü değerlendirmesini dinlerken şöyle konuşuyordu: "Bu ne biçim iş: Tayyip Erdoğan milletvekili seçilemiyor, Genel Başkan değil. Ulusun iradesi dumura uğruyor!"

İlginçtir; Ulusal Kanal'da ara sıra Doğu Perinçek'in bu konuşması izlerken, özellikle bu sözü gülümsememe neden olur. Karikatür gibi bir şey!

Sadede gelirsem (ki aslında sadede gelesim yoktu ama metin uzun olacağı ve sizin de sıkılacağınızı düşündüğüm için yazıyı burada kısa kesiyorum), aynı davada biri CIA destekli operasyonla 1996'da değil ama 2002'de çok daha güçlü bir şekilde iktidara gelirken, diğeri 1.5 yıl hapiste yattığıyla kalacak. Çünkü bu davaların ilkinde, her ne kadar CIA'nın Türkiye'deki ilk operasyonu da olsa, bir ceza verildiği için ikincisinde de sözü edilen ceza verilecektir. Bu durumda Fazıl Say'a 1.5 yıl saydıracaklar anlaşılan!

Bilin bakalım, CIA'nin 1997'de Türkiye'de iktidar değişikliği için yaptığı bu ilk operasyon tarihte daha önceden olmuş muydu?

Ben size araştırıp yorulmamanız için tarihte eşine az rastlanır böyle bir olayın olduğunu, delilleriyle birlikte, veriyorum.

Bakın bakalım, bir benzerlik görebilecek misiniz?

Birahane Darbesi ve "Kavgam (Mein Kampf)"

Benito Mussolini'nin "Roma yürüyüşü"nden esinlenerek 9 Kasım 1923'te Münih'te hükümeti devirmek için teşebbüslerde (ki tarihte bu olaya "Birahane darbesi" deniliyor) bulunmuş ve ordu ve polisin desteklerini almayınca Erich Ludendorff'u lideri olarak göstermiştir. Fakat darbe Bavyera hükûmeti tarafından bastırılmış ve bunun üzerine 5 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve Landsberg Hapishanesi'ne girmiştir. Ancak 20 Ekim 1924'de tahliye edilmiştir.

Adolf Hitler 1924'te tutuklu olduğu Landsberg Hapishanesi'nden ayrılırken görülüyor (Bkz. Hitler Landsberg Hapishanesi'nde) Bu kare "Hitler: The Rise of Evil" aynen, orijinaline çok yakın bir şekilde kullanıldı. IMDB'de bu filmin reytingi 7.2 olarak gösterilmiş ama bana göre 10.0 dır. Ne ilginçtir ki, Hitler ile Tayyip Erdoğan arasındaki benzerlikler bu filmde sayılamayacak kadar çoktur. Bu filmi seyretmeyeni döverim. Yani bu film tekrar tekrar izlenesi ve AKP'nin kodlarını çözebilmek için gerekli kodları barındıran bir filmdir. İşte bu yüzden size bu filmi hararetli bir şekilde seyretmenizi istiyorum. Bana göre bu film ne kadar Oscar ödülü varsa, hepsini toplayacak kapasitede bir filmdir. Bu konuda ne IMBD'nin, ne de bir başkasının fikrini kabul etmiyorum.

Hapisteyken "Mein Kampf (Kavgam)" isimli bir kitapta fikirlerini yazdırdı. Bu kitap, partinin bundan sonraki faaliyetlerine yön verdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.

Uyarı: Neva ya da diğer moderatörlerden biri bu mesajımı silmesin. Çünkü en nihayetinde bu mesajımla SOL'un "Halka yalan söylemek suçtur" sloganının gereğini yerine getiriyorum. Yani burada kimseyi incitmeden, yalnızca gerçekleri yazdım. Gerisi sizin bileceğiniz iştir.

idontneedagod 15-04-2013 12:25

Fazıl Say 10 ay hapse mahkum edilmiş.

http://www.haberturk.com/gundem/habe...a-hapis-cezasi

mustafakemallerolmez 15-04-2013 12:29

Yerinde olsam hakimden "Düşünce Özgürlüğü"nün tanımını isterdim.

upuaut 21-04-2013 23:51

Alıntı:

idontneedagod´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 480147)
Fazıl Say 10 ay hapse mahkum edilmiş.

http://www.haberturk.com/gundem/habe...a-hapis-cezasi

"Ben daha önceden demiştim" ya da "Gene ben haklı çıktım" demeyi sevmem ama gerçek ne kadar acı olursa olsun, bunu birinin söylemesi gerekiyordu.

34. mesajımda Fazıl Say'a neden saydıracaklarını, bu konuda önceki tarihi örneklerini göstererek ve bunların analizini yaparak durumun ciddiyetine dikkat çekmek istemiştim. Eğer bu konuda bir isabet kaydetmiş isem, bunda Doğu Perinçek'in büyük bir katkısı vardır. Çünkü bu analizleri onun çalışmaları sayesinde yapabildim.

O uzun mesajın sonunda sonuç olarak şunları söylemiş ve Fazıl Say'a hakikaten de saydıracaklarını şöyle ifade etmişim:

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 463185)
Sadede gelirsem (ki aslında sadede gelesim yoktu ama metin uzun olacağı ve sizin de sıkılacağınızı düşündüğüm için yazıyı burada kısa kesiyorum), aynı davada biri CIA destekli operasyonla 1996'da değil ama 2002'de çok daha güçlü bir şekilde iktidara gelirken, diğeri 1.5 yıl hapiste yattığıyla kalacak. Çünkü bu davaların ilkinde, her ne kadar CIA'nın Türkiye'deki ilk operasyonu da olsa, bir ceza verildiği için ikincisinde de sözü edilen ceza verilecektir. Bu durumda Fazıl Say'a 1.5 yıl saydıracaklar anlaşılan!

Fazla saydırmamışlar canım; yalnızca, 10 (yazıyla "On") ay saydırmışlar. Amma bundan daha fena olanını söyleyeyim mi sana? Milliyet gazetesinin blogunda "Ömer Hayyam bu şiiri tam 800 yıl önce yazmış!" şiirinin ilk dörtlüğünü Fazıl Say retweetlerken, son dörtlüğünün "İstanbul Kanatlarımın Altında" filminde Bekri Mustafa'nın söylemiş olmasıdır.

Bana göre bu film, mükemmel bir filmdir. 1996 yapımlı bu filmde, 17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin IV. Murat döneminde, dünya tarihinde uçmaya teşebbüs eden ilk kişi olarak giren Hezarfen Ahmet Çelebi'nin Galata Kulesi'nden uçması anlatılır. Gösterime girdiği yılda muhafazakarlardan büyük bir tepki topladı ama film yapımcıları buna kulak asmadı. Çünkü bu film 17. yüzyıl Osmanlısını canlandırmakta çok iddialı idi (ki Türkiye'de böyle bir yapım ilk ve tektir) ve sanatçılar da sanat için her şey mübah görüyordu.

Evet, sanat için ne gerekiyorsa yapılmalıdır: IV. Murat rolünde Burak Sergen (ki o IV. Murat'a benzeyebilmek için oldukça kilo almıştı), Hazarfen Ahmet Çelebi rolünde Ege Aydan, Lagari Hasan rolünde Okan Bayülgen, Bekri Mustafa rolünde Savaş Ay, Evliya çelebi rolünde Haluk Bilginer ve diğerleri rollerini hakkıyla oynamışlar (ki benim gözümü yaşartmayı başararak büyük bir takdir topladıklarını rahatlıkla söyleyebilirim) ve büyük bir başarıya imza atmışlardır.

Neva 22-04-2013 01:06

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 463185)

Nitekim, Murat Bardakçı, bu sefer HaberTürk'teki köşesinden 10.04.2012'de yazdığı "Hayyam'ın 'Kerhane'li Tek Bir Satırı Bile Yoktur!" yazıyla bu şiirin de montajlanmış olduğunu söyledi. Ona göre, Fazıl Say'ın Twitterı'ndan yazdığı,

"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun,
Cennet-i âlâ meyhane midir?
Her kuluna iki huri vereceğim diyorsun,
Cennet-i âlâ kerhane midir?"
, Ömer Hayyam'dan Dörtlükler

dörtlüğü Ömer Hayyam'a ait değil, bir internet geyiğine aitmiş.

Murat Bardakci'nin yorumu da tutarsiz bir kere.

Omer Hayyam ise, (veya eger gercekten ona ait ise eser) Edward Fitzgerald cevirilerine baksin. Tavern ne ariyor orada?

http://en.wikipedia.org/wiki/Omar_Khayy%C3%A1m

Kaldi ki hala eserlere iliskin bir netlik yok. Kim yazdi seklinde..

Birilerine bakarsak, Osmanli padisahlari icki de icmiyordu.

http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=11233

Erdem Alaca 19-09-2013 12:50

Fazıl Say'dan kamuoyuna çağrı
 
http://sozcu.cubecdn.net/wp-content/...B1l-manset.jpg

Alıntı:

Piyanist ve besteci Fazıl Say, twitter'da "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" iddiasıyla yargılandığı davaya ilişkin açıklama yaptı.

Say, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Kamuoyuna açıklama

Cuma günü, hakkımdaki, "Hayyam retweet" davası ilk aşamasını tamamlıyor.

Hakim, hakkımdaki hükmü açıklayacak, "10 ay hapis cezası", biz hemen ardından bu kararı temyiz etmek için Yargıtay'a başvuracağız, orada da beraat sonucu çıkaramazsak, Avrupa Ihsan Hakları Mahkemesi AİHM'ye gideceğiz.

Biliyorsunuz, bu kararı veren hakim, üst mahkeme tarafından ağır bir dille eleştirilmişti, ve biz hakimin değiştirilmesini talep etmiştik, bu talebimiz de reddedilmişti.

Şunu söylemek isterim: Hiç bir suçum yok, kimseye bir şey yapmadım, sadece Twitter'da bazı cümleleri "retweet" ettiğim için cezalandırılacağım.

Bu karar tüm dünyanın çok tepkisini çekti. Bu karar, kendi inancından olmayanları "cezalandıran" bir zihniyettir ve tüm dünyada daha çok tepki çekecektir. Bütün dünyanın sorduğu soru su: "Hoşgörü nerede?"
Haberin tamamını buradan okuyunuz.

Beş kıtada, senede 150 civarı konser veren, New York Filarmoni, St. Petersburg Filarmoni gibi dünyaca takdir gören filarmoni orkestralarının eşlik ettiği, büyük sanatçı Fazıl Say, bir re-tweet yaptı diye 10 ay hapis yatacak???

Nerde "ileri demokrasi"??? Nerde "düşünce özgürlüğü"??? Nerde "hoşgörü"???

Merak ediyorum, AKP'li arkadaşlar nasıl yorumlayacak bu olayı diye.

Alıntı:

Fazıl Say'ın dünya çapında aldığı ödüller:
  • Avrupa Birligi Piyano Yarışması, 1991
  • Genç Konser Solistleri Yarışması Avrupa Birinciliği, 1994
  • Genç Konser Solistleri Yarışması Dünya Birinciliği, 1995
  • Radio France/Beracasa Vakfi Ödülü, 1995
  • Paul A. Fish Vakfı Ödülü, 1995
  • Boston Metamorphosen Orkestrası Solist Ödülü, 1995
  • Maurice Clairmont Vakfı Ödülü, 1995
  • Telerama Ödülü, 1998, 2001
  • RTL Televizyonu Ödülü, 1998
  • Le Monde de la Musique Ödülü, 2000
  • Diapason d'Or ( Altın Plak ) Ödülü, 2000
  • Classica Ödülü, 2000
  • Le Monde Ödülü, 2000
  • Avusturya Radyo-TV Ödülü, 2001
  • Deutsche Phono Akademie ECHO Ödülü, 2001
  • Yılın Bestecisi Ödülü, Andante Klasik Müzik Ödülleri, 2010
  • Yılın Piyanisti Ödülü, Andante Klasik Müzik Ödülleri, 2010


qlause 19-09-2013 13:23

Çok güzel bir açıklama, bu orta çağ zihniyeti elbet yıkılacak, yıkılmaya karanlığa mahkum.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:58 .