![]() |
Tesettürden Neden Rahatsız Oluyorum?
Son günlerde Şevval Sam konusu konuşuluyor. İddiaya göre başörtüsü için ''provoke edici'' demiş. İslami kesimden tepki almış. Yaptığı konuşmayı görmedim. Böyle deyip demediğini de bilmiyorum. Böyle demediği yönünde bir açıklaması olduğunu okumuştum. Ama bu konuyu Sam'dan ayrı ele almak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü başörtüsü bence de -provoke edici değil ama- rahatsız edici. Peki neden rahatsız edici? Kendime bu soruyu soruyorum. Düşününce neden böyle olduğu bilince çıkıyor. Fikirlerimi ve duygularımı paylaşmak isterim.
Herşeyden evvel tesettür giyimi pardüse ve baş örtüsünden oluşur ya da kara çarşafa kadar uzanır. Ve bu giyim tarzı doğal değildir. Kadın ya da erkek fark etmeksizin her insan hava soğuksa sıkı, hava sıcaksa hafif giyinir. Doğal olan budur. Yani giyinirken hava sıcaklığını ve daha başka pek çok etkeni dikkate almaktır. Tesettür giyimini dinsel gerekçeyle savunanlar ise yazın sıcağında da tesettürü savundukları için bu durum kadın sağlığını olumsuz etkileyebilir. Antalya'da, Ağustos ayında, 40 derece sıcak ve yüksek nem oranında tesettürle gezersen ciltte ciddi kızarıklıklar, özellikle göğüs altı ve saç derisinde yaralanma ve tahriş olmalar görülmesi yüksek ihtimaldir. Üstelik terleme durumu artacağından temizliğe dikkat etmek de zorlaşabilir. İklimi dikkate almadan belirli bir giyim tarzını dayatmak sakat, sağlıksız ve anormal bir durumdur. Benzer biçimde, 'açık giyinmek' dogmalaştırılsaydı ve kışın bile şortla gezmek savunulsaydı bu da anormal olurdu. Ama 'açık giyinenlerin' böyle bir dogması yok. Tesettür ise doğal olmayan, sağlıksız bir giyim şekli. Ama bu durum tesettürcü zihniyete bir eleştirim olmakla birlikte beni esas rahatsız eden noktalar başka... Tesettür giyim savunusu, kendi mantığı gereği, tesettürsüzlerin 'hafif meşrep' ya da 'ahlaken eksik' olduğuna dair bir iddiayı barındırıyor gibi. Ve bu son derece rahatsız edici. Tesettüre girenler, bunu, ''Erkeklerin cinselliğime değil karakterime odaklanmasını isterim'' türünden bir açıklamayla savunma eğilimindeler. Birkaç başörtülü kadınla konuşmamda öne çıkardıkları 'tez' buydu. Fakat bu 'tezde' ciddi sorunlar var; a) Kendini, cinselliğinden ayırma, cinsiyetsizleştirme yönelimi var. Ki bu son derece sağlıksızdır. b) Erkeklerin, kadın kişiliği ve cinselliğini bir bütün olarak kavramaları ve bu şekilde ilişki kurmaları gerektiğinin reddi var. Ki bu reddiye baştan sona ataerkildir ve kadını mağdur eder. Kadınlar, erkeklerin kişiliğini cinselliğinden ayırmadan onlarla ilişki kurabilmekteler. Erkeğin kişiliğinin görülmesi için, cinselliğinin görünmezleştirilmesi gerekmiyor. Zaten böyle bir talep o cinse yönelik büyük bir haksızlık olurdu. O halde kadın için de aynı durum savunulmalıydı. c) Erkeklere cinsellik görünce 'aklı uçan', 'nefsine hakim olamayacak yaratık' muamelesi yapılmaktadır. Erkekleri 'potansiyel tacizci' gibi görmek, kadına kendini dayanılmaz derecede güzel mi hissettiriyor bilmiyorum ama bu görüş asılsızdır ve 'potansiyel tacizci olmayan' her 'normal' erkeği rahatsız eder. Ben size potansiyel 'sapık' muamelesi yapıp, yanımda kadın görünce apış aramı kapama derdine düşsem kendinizi nasıl hissederdiniz? d) Tesettür savunusunda kadın bedenine erkek gözüyle bakılmakta ve bu, kadınlara da kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Kadının da erkeğin de bir cinsel gösterişi var muhakkak ve yine iki cinsin de cinsel arzusu var. Ama kadının arzuları(özneleşmesi yani, çünkü özneyi nesneden ayıran şey onun arzulayabiliyor ve arzusunu dile getirebiliyor olmasıdır) dikkate alınmamakta ve erkeğe göbek deliği ile diz kapağı arasını kapamak(yani paçalı don giymek) kafi görülmektedir. Erkeğin ise arzuları en abartılı ve ölçüsüz haliyle dikkate alınıp kadına yaptırım uygulanmakta, baştan ayağa örtünme emri verilmektedir. Burada, cinselliğe dönük tek tarafla(tümüyle erkek olan) bir bakış açısı norm alınmış haldedir. Bu durum erkek egemen zihniyetin açık bir göstergesidir. Kadın, kendi bedenine kendi gözlerinden değil bir erkeğin gözlerinden bakmaya yönlendirilmektedir. Böyle birşey açık bir haksızlık ve ayrımcılıktır. Bunu kabul etmek, kadının ikincilliğini ve cinselliğinin bastırılmasını kabul etmektir. Bu da 'kötü' birşeydir. Rahatsız edicidir. Zaten kadın cinselliğinin neden illa örtülmesi gerektiğini de anlamış değilim. Erkekler arzularına hakim olmayı öğrenmelidir. Tesettür ise, ''Erkekler arzularına hakim olamaz, onlar böyle işte; biz ancak kadını örtersek ahlakı koruyabiliriz'' türünden sakat ve ataerkil bir akıl yürütmeye dayanıyor. Erkeğin 'cinsel ölçüsüzlüğünü' değişmez bir veri gibi öne sürüp kadına kısıtlama getiriyor. Tesettürde cinsiyet arımcılığı vardır. Irkçılıktan pek farkı yoktur. Nisa Suresine atıfla söylersem, ''Beyazlar, siyahlar üzerinde yönetici ve hakimdir. Saliha siyahlar itaatkardır'' diyen bir din olsa ve sadece siyahlara has giyim kuralları getirseydi bu çok açık bir ırkçılık olurdu değil mi? Benzer şekilde, tesettür de açık bir cinsel ayrımcılıktır. Bu ayrımcılığı kabul eden, hatta buna gönüllü olan kadınlar da elbette beni rahatsız ediyor. Ayrımcı uygulamalar ve buna gönüllü olanlar, ayrımcılığa karşı olanları rahatsız eder. Irkçılığa ses çıkarmayan, hatta savunan bir siyahı görünce de onun bu tutumundan rahatsız olurum. Anlatabiliyorumdur umarım. Tesettüre kimse, ''Ay bu başörtüsü gözlerimi açığa çıkardı'' diyerek veya ''Dün dekolte giymiştim, dur bugün de değişiklik olsun, pardesü üzerine başörtüsü takayım'' diyerek girmez. Bu bir 'giym özgürlüğü tercihi' değil. Allah'ın bunu emrettiğine ve buna uymayanların cehennemde ceza göreceklerine inanılıyor. Kadına, tesettürden başka giyim seçeneği bırakmayan bir inançtan bahsediyoruz. Dolayısıyla tesettür, tam da kadının -inancı gereği- kendi giyim özgürlüğünü terk etmesine dayanıyor! Tesettürlü kadın görünce, tesettürsüz kadınların cehennemde yanmayı hak ettiğine dair bir inanç da görüyorum ve bu beni rahatsız ediyor. ''Tesettürlüler cehennemde yanacak!'' diyen bir 'başı açık' gördünüz mü hiç? Olsaydı, siz bundan rahatsız olmaz mıydınız? Senden farklı giyindiği için bir insanın cehennemde acı çekmeyi hak ettiğine inanıyorsan, sırf senden farklı giyindi diye o insandan nefret ediyorsun demektir. Bunun farkındasınız değil mi? ''Benim başı açık arkadaşlarım da var'' diyen türbanlılar tam da bu yüzden 'ikiyüzlü' görünüyorlar bana. ''O benim arkadaşımdır ama cehennemde yanacak!'' Tesettür giyimi değil, bu giyimin ardındaki cinsiyet ayrımcısı ve farklı olanı cehennemde işkence görmeye layık bulan nefret beni rahatsız eden esas nokta. Bu nefret olmasaydı, zaten tesettürlü sayısında radikal bir düşüş yaşanırdı kanaatindeyim. Bu durumda herkes sadece ''olası erkek saldırganlığından korunmak'' ya da ''aşırı utangaçlık'' yüzünden örtünüyor olurdu. Ama bu durum uzun sürmezdi çünkü her gün gözlerinin önünde ''açıklar'' ile erkeklerin gerek iş yaşamında gerek özel hayatta medeni ilişki kurdukları onlarca örnek yaşanıyor. Ama bulunduğu ortamda, örtünmeden de erkeklerle sağlıklı ilişki kurabileceğini gören bir kadının örtünmeyi sıkı sıkı savunmaya devam etmesinin sebebi ne olabilir? İşte esas soru budur. Bunun sebebi, örtünmeyenlerin -sırf bu yüzden!- yanacaklarına dair nefret söylemine edilen imandır. İşte bu 'dinsel nefret' beni rahatsız ediyor. Sırf benden farklı giyindiğin için senin günahkar, yanmayı hak eden ya da ahlaken eksik olduğunu iddia etseydim benden rahatsız olmaz mıydın? Kısacası, tesettür bir giyim özgürlüğü değil. Farklı olana nefret içeren(örtünmeyenler yanacak inancı), doğal olmayan(yazın sıcağında bile saçının teli görünmeyecek inancı) ve cinsiyet ayrımcısı(erkeğe değil sadece kadına yönelik tesettür emri) bir dinsel dogma bu. Hoşgörü, özgürlük ve eşitlikten taraftar olan ''normal'' biri olarak, başörtülü birini görünce bu yüzden rahatsız oluyorum. Şunu da belirteyim. Bu başlıkta başörtüsünden neden rahatsız olduğumu ve ona neden karşı çıktığımı açıklamaya çalıştım. Kendi doğrumu savundum yani. Ama kendi doğrumu dayatmayı savunmadım. Tesettür yasağı konusunda tek kelime etmedim. Bunu özellikle yapmadım, çünkü bazı tesettürlülerde sık gördüğüm, tesettürü eleştiren ve karşı çıkan herkesi ''kemalist'', ''yasakçı'', ''milliyetçi'' v.s. diye yaftalama eğiliminden şikayetçiyim. Yasakçı olunmadığı sürece herkes kendi doğru bildiğini sonuna dek savunur, yanlış bildiğini de eleştirir. Tesettürlü arkadaşlar, onları her eleştirene yafta takmamayı öğrenmek zorundalar. Ama tesettürlü olmayanları bile yaftalayıp cehennemlik gören bir zihniyetten bunu beklemek biraz hayal oluyor sanırım. |
Çok harika bir yazı olmuş,en çokta şu kısmı beğendim
c) Erkeklere cinsellik görünce 'aklı uçan', 'nefsine hakim olamayacak yaratık' muamelesi yapılmaktadır. Erkekleri 'potansiyel tacizci' gibi görmek, kadına kendini dayanılmaz derecede güzel mi hissettiriyor bilmiyorum ama bu görüş asılsızdır ve 'potansiyel tacizci olmayan' her 'normal' erkeği rahatsız eder. Ben size potansiyel 'sapık' muamelesi yapıp, yanımda kadın görünce apış aramı kapama derdine düşsem kendinizi nasıl hissederdiniz? Yahu kim bakacak göğüsleri sarkmış,selülitli,80-90 kilo olmuş 40 yaşındaki bir türbanlıya o da ayrı mesele. |
Sevgili Jolly Jocker,
Doğru bulunduğunuz ve kendinize göre haklı olduğunuz tespitler var (Pek çok kişinin de bunu gördüğü ve size hak verdiğine eminim), doğru bulunmadığınız ve gereksiz olan tespitler olduğu gibi (Kıyafetlerin sağlık ve tahriş yönünden olan kısımları misal; gereksiz; giyinmeyi ve giyinme şeklini bilen kendine hiçbir şekilde ne sağlık ne de bedeni tahriş yönünden zarar vermez; hatta yararlarını bile anlatabilirler size). Gelelim esas noktaya; ''Tesettür giyimi değil, bu giyimin ardındaki cinsiyet ayrımcısı ve farklı olanı cehennemde işkence görmeye layık bulan nefret beni rahatsız eden ...'' Bu sözleriniz özetliyor işte çok şeyi. Farklı olana karşı olan tavırlar dünyanın insanlarının hastalığı, insanlık o tavırdan kurtulmadan yani insan asıl insan olmadan dünya nasıl kurtulabilir ki? Kurtuluşun tek çaresi insan olmak ama sanırım bu çok zor belki de mümkünatı olmayacak hiçbir zaman. Diğerleri gibi olmadan siz her zaman bir öteki kalarak diğerlerinin içinde yaşayamazsınız. Bu her ne ve her nerde olursa. Her konu ve her toplum aynı. Misal çok güzel ve çekici bir kadın olarak da; bir öteki olarak; diğerlerinin (diğer kadınların) içinde yaşayamazsınız. Yaşatmazlar; örtüsüz kadınlar arasında hem de. Ve sizin hissettiklerinizin aynını ve benzerini farklı boyutlarda hisseder kendisi. Dünyanın düzeni; insanlar ve zaaflarının eseri. Tek çare kendi dünyanızda yaşamak. Sevgiler. |
Alıntı:
|
Aslında beni de tam olarak rahatsız eden şey tesettürün kendisi değil.
Kişinin ne giydiği beni ilgilendirmiyor. İsteyen istediğini giyebilsin.. Beni rahatsız eden şey, bir kişinin kendisi gibi giyinmeyen başka bir kişiye ön yargılı olması ve onu giyim tarzı yüzünden dışlaması. Tesettürlünün tesettürsüze, tesettürsüzün de tesettürlüye karşı tutumu.. Saygı karşılıklı olmalı.. |
Konuya katkımız olsun:cool:
http://a8.sphotos.ak.fbcdn.net/hphot...45259774_n.jpg |
Alayınız aşağı yukarı tesettüre en azından saygı gösterilmesini ve tesettürlülerin de kendileri gibi olmayanlara, başını açanlara aynı karşılıkla müsamahalı olmaları gerektiğini belirtmişsiniz. Saygı karşılıklı işler, her zaman tutmayacağı da belli. Ancak tesettüre estetik açıdan da olumsuz bakıyorum. Sokakta görebileceğiniz iki tesettür türü vardır: birincisi tesettürü araç olarak değil amaç olarak algılar ve Allah'ın bu emri neden verdiği yine Allah'ın izniyle (!) gözardı edilir. İkinci tarz da kadının ezilmişliğinin bir belirtisi, bir dışavurumudur. Bir toplumda bu ikisi birbirine eşit derecede yaygın ise sosyal farklılıklar daha bir başka ortaya çıkar. Bence son yıllarda bu alanda 'moda' haline gelen yeni akımın propagandası da çok başarılı bir biçimde yapılıyor. Doksanlı yıllarda veyahut ikibinlilerin başında henüz bu tesettür anlayışı mevcut değil. Aracı değil amacı hedefleyen bu tip tesettür anlayışının net bir mesajı var; 'kadın, tesettürlü ve modern olmayı aynı anda becerebilirim'. Ancak şimdiye kadar kadının toplumsal hayatını bir kaç metrekareye indirgeyen bir anlayışın bunu nereye kadar tasdikleyeceği de ayrı bir soru.
Konuyu aştıysam affola. |
Tesettur sonradan ithal edilme bir giyim tarziydi hatirladigim kadariyla.
|
Herhalde arap kadinlari, Medine sokaklarinda, tesetturle dolasmiyordu, Musa zamaninda orthodox yahudilerin siyah sapka ve siyah elbise icinde dolasmadiklari gibi.
Giysilerle dinin sartlarini yerine getirdigini sananlar, dinlerin mantigi yok ettigini ispatliyor bence. Turban, tesettur, cember sakal, yandan sarkan lule uzun saclar, Papanin bile taktigi kippah, sarik vs gibi tipik gorunumleri, kimse nereden geldigini bile sorgulamadan, gelenek diye devam ettirirler. |
Örtünme denince akla yalnızca karaçarşaf gelinmemeli, cilbab ve mat renkli diğer örtüler de bu işlevi pekala görür. Bunun bir diğer sebebi de kadının tağutun esiri olmasını engellemektedir.
Kadın doğası gereği çabuk tağutun esiri olur. Vücuduna zarar vereceği halde topuklu giymek, kanserojen olduğu alenen belli makyajını yapmak, müsriflik olduğunu bile bile ise takılar takak ister. Bunun neticesinde salt kadının gereksiz isteklerinden doğan asalak bir kesim ortaya çıkar. Böyle bir kesimin ortaya çıkmaması için de tesettür şarttır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
İstiyen istediğini giyebilir ama bu ülke zaman içinde, şeriat çizgisine yaklaşırsa...
Olayın bu boyutu vahimdir. Dogmatik sistemler demokratik yaklaşımları barındırmazlar. Falanca etek giymiş falancanın başı açık, bizi dinden imandan çıkartacak, cehennemde yandığı gibi çocuklarımızın aklını da çelecek, islam şeriatına göre ya giyinecek ya güdülecek. Olay bir giyim tarzı değil, Sulandırılmış teizm öyle ya da böyle müslümanlıkta zaman içinde gericiliğe dönüşüyor. Kitapların, hadislerin, ve islam tarihinin gösterdiği yön belli. Kısacası etek giymek bir seçim olarak görülürken kapanmak bir ibadet olarak görülmekte o bir mecburiyet çizgisi olarak gösteriliyor. Din temelinde kapanma hükmünü iyce büküp sabitlesenizde gericilik hortlatır. İktidar güçlendikçe, gündeme gelen maddelere dikkat etmek gerekir. İnsanların bir çoğu dinin içeriğini tam olarak bilmeyebilir ama sistem o dinin içeriğini bilen hacı hoca takımının eline geçtiğinde hükümleri düşünceler değil, fetvacılar verir. |
Kadınların dini duyguları sömrülüp islami sistemlerde köleleştiriliyor.. Birde din adamları kadınlar konusunda çok ahlaksızca hükümler verebiliyorlar buna enson örnek suudi din adammının çalışan kadını taciz edin önerisi...
Demekki bu din adamına göre kadınları taciz etmek eğer kadın erkeği ortada yokken yapılıyorsa günah veya suç değil.. nasıl olsa çalışan kadın dinin emrini yerinme getirmiyor evine kapanmıyor ve çalışıyor buna göre de suçlu olduğu için tacizi hak ediyor... İşte müslümanlar kabul etmeyecek ama islamın kadına bakışı budur.. Sorun kadını örtmek değil kadını kendi hakimiyeti altına almak ve dini emirler doğrultusunda yaşamaya zorlamak.. Dini yönetimler veya dindar yöneticiler toplumu önce ikna bu tutmazsa baskı ve tehtit yoluyla baskı altına almaya çabalar... dinci yönetim nekadar güçlüyse din baskısı okadar yoğun olur, Tesettrülü kadınlar bu yolda kullanılan bir araçtır.. Kadını köleleştirmeye çalışan zihniyetin oyunca oldıklarının farkında olmayan kadınlardır. |
Tamtersi asıl şeriat dışındaki sistemler kadını köleleştirir.
http://www.google.com.tr/search?gs_r...PFJoeXPfTRgfgP |
İslam ilkel bir dindir ve ortaçağ arap putperesliğinden başka birşey değildir.. Şeriat dediğin şeyse hem uluslar arası anlaşmalara hemde insan hakları evrensel bildirgesine ters hükümler içeren ve uluslar arası anlaşmalara göre de suç teşkil eden bir sistemdir..
Kuran ve islam kadını köleleştirir Kurana göre kadın yarım miras hakkı şahitlikte yarım söz sahibi Kadın erkeğin hakimiyetinde zevk veren bir varlık erkeğe ittaad etmezse dövülebilir.. Tecavüze uğrarsa kırbaçlanması veya eve kapatılması gereken suçlu görülüp cezalandırılacak kadar da aciz görülür .. Kuranda kadınların insan olarak değeri yoktur sadece annelik görevleri ve eşlik görevleri övülür oda erkeğin bakışıyla anlatılır.. kuranda kadına doğrudan seslenilmez. kuran kadını muhattap almaz.. İslama inan bir kadın rus ruleti oynayan biri gibidir.. |
Modern Türkiye Cumhuriyetinin Atatürk Önderliğinde Kadınlarımızıa Tanıdığı haklar
1926 yılında kabul edilen medeni kanuna göre - Ailede kadın ve erkek eşittir - Çok eşlilik yasaktır - Resmi nikah zorunludur 1935 yılında ise kadınlara seçme seçilme hakkı tanınmıştır. Bunlara ilave olarak kadın eşit miras hakkına sahiptir, tecavüz yasalarla suç kapsamına alınmıştır Müslümanlığın kadını düşürdüğü durum 1- İslam'da cariyelik meşrudur, nikahsız ilişki kurulabilir. 2- Kuranda küçük kızlarla evlenmek ve boşanmak helal görülmüştür 3- İslam'da 4 kadın alabilirsin, 4- kadının miras hakkı 1/2'dir, 5- Kadının şahitliği 1/2'dir... 6- Kadın, sürülecek "tarla" olarak görülür. 7- Tecavüzün hükmü yoktur, zina olarak görülür. Cezası 100 kırbaçtır. Sizce islam 21. yüzyıl kadınının özgür birey olmasını sağlamaya yönelik bir öğreti midir? |
Alıntı:
İslam'a göre kadının kapanması zorunludur ve bu zorunluluk kadınların D vitamininden yoksun kalmalarını sağlamaktadır..Yani Allah'ın emri bilim ile çelişmektedir..Siz bu çelişkiyi tutup kuzeydeki insanların durumu ile ilişkilendiriyorsunuz..! Bu arada sn.Bayrak'ta konuyla ilgili güzel bir özet geçmiş.. Ben Sn.british'e şunu söylemek istiyorum sadece; Günümüzden yaklaşık 5000-6000 sene önce kadının tek başına şahitliği insanlık tarihinin yazılmaya başlandığı Sümer'de kabul ediliyormuş..Bu 90'a çaktığım golü çıkarın bakalım şimdi:wave: |
Alıntı:
Kadınlar tabiatı gereğ zayıf ve akli melekeleri duygularının kontrolünündedir bu yüzden sık sık fevri ve yanlış kararlar verebildiklerinden şahitlikleri yarım sayılmıştır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
D vitamini acisindan yaptiginiz tesbite dair sordum. Tesettur konusuna iliskin, gayet bilimsel bir soru sormussunuz zira. Bu baglamda D vitaminin en basit ornek, kapsul halinde alinabildigini de biliyor olmalisiniz. Neticede mevcut emir, bilimle celismiyor demek ki.. Kuzey'dekilerle veya soguk ulke ornegiyle iliskilendirdim, zira buralarda yasayan insanlar da adeta tesettur benzeri giyinmek zorunda kaliyorlar. Hatta bu bolgelerde yasayan islam mensuplari da mevcut. Islama gore kadinin kapanmasi bir zorunluluk olabilir, ama bu genel olarak her islam mensubu kadin tarafindan uygulanmiyor, gecmiste de uygulanmadi. |
Alıntı:
Açık gerçeği görmemek için yırtınıyosun |
Alıntı:
Kadınların duygusal yapısı erkeklerden çokda farklı değildir.. Bir erkeğin yanlış karar verme ihtimali neyse kadınında odur... İslamın sorunu evliliği yanlış algılamasıdır.. İslamda evlilik eşit iki birey arasında yapılan ve hayatı eşit paylaşmaya dayalı bir birliketelik olarak görmek yerine erkelerin egemenliğinde yaşayan kadınlardan oluşan ve erkeğe koşulsuz itaat edilmesini beklenen bir yapı olarak görmesi kadının islam ülkelerinde ikinci sınıf görülmesinin ve ezilmesinin nedenidir.. İslam dünyanın en ilkel ve geri dinidir.. |
Alıntı:
Sayin Bayrak; Tesbitiniz dogru, ancak kadin, dindar olmayan cevrelerde de benzer kosullara maruz kaliyorlar. Dayak, taciz, cinsel obje, tecavuz, bakirelik testleri vb. Kadina bu sekilde yaklasilmasindaki tek etken, bence direk tesettur veya din degildir. Toplumlarin geleneksel bakis acisinda da mevcuttur bu ve belki de yetistirilme tarzi... |
Alıntı:
Düşünün din dışı zümrelerde kadın horlanıyorken din bu kadınların durumunu düzeltmek için ne yapmış? Koskoca bir hiç tam aksine kadına yeni yükler bindirilmiş... Benim vugum budur... doğmalar hariç hertürlü düşünce sistemi değiştirilebilir ama dinler yani doğmalar var oldukca ilahi bir hak görüldüğünden bunlar ya yok edilebilir ya etkisiz hale getirilebilir ama değiştirilemez.. Herzaman da potansiyel bir tehlike olarak varolmaya devam edeceklerdir. |
Alıntı:
|
"Kadınla erkeğin tabiat farklılığı daha küçük yaşta başlar ve gittikçe artar. Evvelâ, kadının esas mizacı heyecanlılık (emotivite)dir. Bütün kadın psikozlarında bunun izlerine tesadüf olunur. Heyecanın hakim olduğu psikozlar, meselâ, cinnet-i mania-i inhitabiye kadınlarda daha çoktur. Vahşi kavimlerden en yüksek medeni milletlerin kadınlarına, pek asrî terbiye görmüş bir mini mini hanımla, köyde doğup büyümüş bir köy kızına varıncaya kadar kadınların müşterek hisleri, birbirinden farklı olmayan jestleri vardır. Her kadın, ayının yarısını hazırlanma, âdet, âdetten sonra gayri tabilikle, adeta hasta olarak geçirir. Tenasülde erkeğin rolü beş dakikalık bir birleşmeden ibaret ve ondan sonra aşka kayıtsız ve hatta müteneffirken, kadın, aşkın mahsulünü dokuz ay karnında, iki sene göğsünde taşır; hamilelik, doğum ve nifas hallerine ait bir çok ruhi değişiklikler, tabii ve mutad sayılan asabiyetler gösterir. Erkekle kadın nasıl birbirine müsavi olur.? Ruh tıbbında tetkikler ilerledikçe, ruhiyet ve zihniyetler arasındaki farkı daha açık göreceğiz. Kadın heyecanıyla yaşar, erkek muhakeme ile temayüz eder."
Prof. Dr Mazhar Osman |
Alıntı:
İslamda kadına değer yoktur bunu madde madde sıralıyorum kalkmış kadın şöyle kadın böyle diye kadınlar hakkında gerçek dışı yargılarla karşılık veriyosun... Hangisi yanlışş Kadının mal görülmesi mi? Ayetle sabittir.. Ali İmran 14: (Elmalılı sadeleştirilmiş) İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akibet güzelliği, O'nun yanındadır.” |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Bizde erkek ve kadın eşittir diyoruz.. İslam bu konuda her yönüyle hatalı diyoruz sırf insan hakları evrensel bildirgesine göre bile islam çağ dışı bir dindir... MADDE 1: Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik düşünceleriyle davranmalıdırlar. İslam inanç sistemi bu made ile taban tabana zıttır. Ayetlerle inceleyelim Köle ve Cariye: Kölelik meşru kabul edilmiş ve yasaklanmamıştır. Sadece köle "azad" etmek teşvik edilmiştir, ancak "azad" etmek için herhangi bir zorunluluk yoktur. (Nahl-75, Bakara-178), Müslümanlara, savaşta ele geçirilen cariyeler (köle kadınlar) nikahsız olarak "helal" kılınmıştır. (Muminun-6, Miearic-30, Nisa-24, Ahzab-50, vb...) Kadının Aşalanması: Kadın; sürülecek bir tarla (Bakara-223), "geçici arzu uyandıran" bir varlık (Al-i İmran-14), aldatmasa bile "şüphe" uyandırması durumunda dövülebilen bir insan (Nisa-34), miras'ta yarım pay alacak kadar küçük (Nisa-11), şahitlikte "yarım erkek" sayılacak kadar yarım akıllı ve aşağı seviyede görülmüştür. (Bakara-282), İnsanlar Arasında Ayrımcılık ve Savaşı Teşvik: Müslüman olmayan herkesin "küçülerek" cizye vermesini şart koşmuş (Tevbe-29); din, Allah'ın oluncaya kadar "savaşılmasını" emretmiştir. (Bakara-193, Enfal-39) , Müslüman olmayanlarla dostluk bile kurulmaması yönünde dini hükümler (Nisa-144, Al-i İmran-28) Yine islamda insanlar özgür olarak değil, allahın kulu olarak değerlendir. Yine Kuran'da tüm insanların kardeşliği düşüncesi değil, sadece müminlerin kardeşliği düşüncesi vardır. Görüldüğü gibi islam ve Kuran İnsan Hakları Bildirgesinin ilk maddesiyle açık çelişki halindedir. |
Arkadaslar site yonetimi elestirilerinize iliskin mesajlariniz su asagidaki linke kaydirilmistir. Sikayetleriniz ve yonetim elestirileriniz icin, Sitemiz Uzerine Dusunceler isimli bolumu kullanabilirsiniz.
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=31938 |
tamamen eğitim işi !!!!
ilkel kabilelere bakın, kadınlar göğüsleri çıplak dolaşıyor, ama erkeklerin umrunda bile değil, "tecavüz" etmiyorlar. bu önemli: tecavüz etmiyorlar. o yüzden hiç boşuna "erkekler cinsel açıdan zaaf yaratılmıştır" demesin kimse. aksine "toplum bizi böyle sapık yetiştirdi" desinler. |
Alıntı:
Eğer yaşamımızı sürdüreceksek, yaşamak için yeni bir yolu öğrenmek veya eski bir yolu yeniden öğrenmek zorundayız. Orada, üyeleri gezegenin ses tellerini kesmeyi ve --her gün yaşamın bir parçası olarak kabul ettiğimiz-- duygusuzlaştıran bir anlaşmanın içine girmeyi reddeden birçok kültür vardı ve hâlâ da var. Bu kültürlerin çoğunda Batı Uygarlığı !!ile temas etmeden önce ne tecavüzün ne de çocuklara kötü muamelenin olmaması belki de önemlidir -Bir örnek vermek gerekirse-şimdi İngiliz Kolombiya'sı olan eski Okanaganlann dilinde, bir çocuğa kötü muamele etme anlamına gelen ne bir sözcük ne de bir kavram vardı. Bir kadına tecavüz etmek, şiddet uygulamak anlamını taşıyan ise tek bir sözcük vardı; tam olarak tercüme edildiğinde "Birisi bana hoşlanmadığım bir biçimde baktı," anlamına gelir. http://www.turandursun.com/forumlar/...+ESK%DD&page=2 |
Guncelleme.
|
Tesettürden neden rahatsız oluyorum?
Tamamen "siyasi bir simge" olduğu için. Temsil ettiği görüş ne? Cumhuriyet'i yıkıp yerine İslam egemenliğini getirmek. Sonra, Kuran'ı-Kerim'de olup olmadığı bile ayrı bir tartışma konusuyken; hele hele şu son zamanlarda türeyen bir tarzın Kuran'da olmadığı aşikar: Önce yüzücü bonesi, sonra türban, en üste de güneş gözlüğü :) At yelesine kelebek konmuş gibi. Bir hızma, küpe, şal takmak gibi masumane bir şey değil o türban yani, temsil ettiği görüş bu ülkenin rejimine doğrudan dinamit yerleştiren bir görüş. Pardesüsünü de giymişse, üniforma tamam demektir. |
Bu sey benide rahatsiz ediyor sevval sam hakli.
Beni soguttu sagolsun. |
Bence sorun doğru firmalardan, sitelerden alınmayan tesettür modelleri. Çünkü işin ciddi şekilde suyunu çıkarmışlar, ya islami giyimin modası mı olurmuş arkadaş? Milletçe neyin kafasını yaşıyoruz? Kime, neye kendimizi ispat etmeye çalışıyoruz? Gerçekten akıl alır gibi değil. Bakın giymeyin demiyorum, giyin, giymekte en doğal hakkınız ama tesettürde kapitalist düzeni geliştirmeye çalışanlara fırsat vermeyelim. Bu bir piyasa olmasın yani ben o görüşteyim, sonuçta ibadet Allah için yapılır. Tesettürde inanç için giyilir, milleti etkilemek, güzel görünmek için değil.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:21 . |