Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Felsefik Tartışmalar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=148)
-   -   Bilgi Felsefesi ve Teorileri (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=31786)

evrensel-insan 25-04-2013 00:48

Bilgi Felsefesi ve Teorileri
 
Ulke ve toplumumuzda bilgi temelli felsefe olan epistemoloji algi, bilgi, bilinc ve farkindalik temelinde cagdisi olarak ya bilinmemekte, ya bilincli bilinmememekte, ya da felsefenin varliksal (ontolojik/teolojik/fizik otesi temelli varolus) dali ile karistirilmakta ve bilgi ile ilgili hersey; metafizik temelinde algilanmakta ve degerlendirilmektedir.

Epistemoloji yani bilgi felsefenin bilgi ile ilgili dalidir ve bilginin ne oldugunun, kokeninin, tarihinin ve bilgi ile ilgili herseyin ortaya kondugu dalidir.

Bilgi varlik degildir, aksine varlik bir bilgidir. Bilgi genelde bir uclem temelinde degerlendirilir.

Dogrulanmislik

Inanilmislik

Gercegin ne olduguna paralel olarak-gerceklik ya da gerceklendirilmislik.

Buradaki gercek, realite temelindeki metafizik gerceklik degil; truth temelindeki gercegin ne oldugu algisidir.

Diger bir sorun da bilgi ile onun bir niteleyeni sifati olan bilim ve bilimsellik te birbirine karistirilmaktadir.

Bilgi bilimsel bilgi den farklidir. Daha dogrusu bilimsel bilgi bilginin bilimsel olarak nitelenisidir. Ayni sey bilissel bilgi icin de gecerlidir.

Gunumuzde bilgi ile ilgili teoriler sunlardir.

Theories


*Coherentism ·
*Constructivist epistemology ·
*Contextualism ·
*Determinism ·
*Empiricism ·
*Fallibilism ·
*Foundationalism ·
*Holism ·
*Infinitism ·
*Innatism ·
*Internalism and externalism ·
*Naïve realism ·
*Naturalized epistemology ·
*Phenomenalism ·
*Positivism ·
*Reductionism ·
*Reliabilism ·
*Representative realism ·
*Rationalism ·
*Skepticism ·
*Theory of Forms ·
*Transcendental idealism ·
*Uniformitarianism

Iste bir beyin bilgi yi dusunce olarak paylasmak ve tartismak istiyorsa; bu teorilerden birini kendisine referans almali, ya da kendi teorisini ortaya koymalidir.

Cunku bilgi, metafizigin; materyalizmi, idealizmi, objektivizmi, subjektivizmi, pozitivizmi ile tartisilmaz.

Bilindigi gibi benim bilgiye bakis acim, constructive epistemoloji yani, yapilandirmaci bilgidir. Bu konuda baslik vardir.

Bilgi konusunda hakkinda kavrami tartisabilmek ve bu konuda bilgi ve dusunce dile getirebilmek icin; bilgi teorilerinden birisi taban alinmalidir.

Cunku bilgi metafizigin varliksal ideolojik inancsallari ve onlarin tabanlari ile tartisilmaz. Varlik ve bilgi felsefede farkli kastagorilerdir.

Bilgi ile ilgili benim actigim konu ve kavramina anlam ve icerigine gore basliklar ve aciklamalar var.

O yuzden bilgi felsefesi ile

Birincisi varlik felsefesi olan metafizigi

Ikincisi bilgi felsefesinin bir sifati niteligi olan bilimsel bilgi ve bilim felsefesini karistirmamak gerekir.

Cunku bilgi sifat ve nitelik olarak sadece bilimsel ve bilissel degildir. Inancsal, ideolojik, etik v.s. temelli insanoglunun kavramsal her turlu ortaya koyumu bilgidir.

Yaalniz yapilandirmaci bilgi, bilginin bilimsel ve bilissel sifatli ve nitelikli olanidir. Sadece bunu degil, ayni zamanda hangi bilginin bilimsel ve bilissel olmadigini neden ve nasil olmadigini da aciklar.

Her turlu bilgiyi bilimsel ve bilissel temelde degerlendirir ve sorunlarini ortaya koyar.

Yıldıztozu 18-05-2016 13:52

BİLGİ KEŞİF MİDİR?

Fizikte ''her şeyin teorisi'' denklemini bulma amacı var. Bulunca keşfetmiş olacağız. Tabi öyle bir denklem varsa keşfetmemiz mümkün. Belki de yoktur.

Edison, ampulü icat mı etmiştir?

Edisondan önce de ampül bilgisi evrende vardı. ''Bir takım doğa yasalarının sonucu olarak, belli parçaların bir araya gelmesiyle ampül ortaya çıkar'' bilgisi hep vardı. Edison ise bu bilgiyi keşfetti. Edison'dan önce ampul bilgisi insan zihninde yoktu, ama evrende vardı.

Bilgi yoktan var olabilir mi?
Evrende potansiyel olarak var olmayan bir bilgi, insan tarafından var edilebilir mi?

Var olmayan bilgiye ulaşılamaz, çünkü öyle bir bilgi zaten yoktur. Sadece var olan bilgilere ulaşabiliriz. Dolayısıyla keşfedebiliriz.

Hiçbir şey insanlar tarafından icat edilmedi. İnternet, telefon, elektrik, tv, bilgisayar bilgileri evrende hep vardı ve insan zihni bu bilgileri keşfetti.

diye düşünüyorum şimdilik.. ama emin de değilim, fikri olan varsa dinlerim.

Natan 18-05-2016 16:58

Doğada, evrende, dünyada, madde de ya da herhangibir nesnel obje de bilgi yoktur. Bilgi sadece insanoğlunun algısı ve dili ile kendi türü için türettiği iletim ve iletişim aracıdır.

Doğanın kanunları yoktur, doğaya kanunları onu algılayan insanoğlu türettiği bilgisi ile kendi verir.

İşte verdiği bu bilginin niteliği önemlidir, yani varlıksal mı, inançsal mı, ideolojik mi, metafizik mi, etik mi, bilimsel mi, bilişsel mi, v.s.Bilgi ve her türlüsü insanoğlunun yapılandırdığıdır. İnsanoğlunun algı ve bilgi türetmesi ile ilgili 'evrensel-insan zihniyeti' başlığından bilgi edinilebilir. Mesela indexten 'bilgi ve ne olduğu' başlığına bakılabilir.

martin 18-05-2016 17:00

Vay sevgili evrensel insan ,çok güzel konular ve başlıklara imza attın,bu arada yasaklanmış olmana çok üzüldüm,bu forumda seni ve rae yi hep sevgiyle anıyorum bana çok şey kattınız.
konuyla ilgili bilginin bir sonu sınırı olmadığı için onun bir illusion olduğunu düşünüyorum,ayrıca madde ve zihin etkileşim halinde olduğundan ve birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinden bilgiyi ontolojik ve epistemolojik olarak ikiye ayırmak bana çok doğru yada gerçekçi gelmiyor en azından bu ayrım suni bir ayrımdır,zihinde yer alan tüm kavramlar bilgi olduğu gibi bu kavramların yansıması olan madde ve onun tüm formları da bilgidir,aslında bilgiyle ego arasında çok yakın bir ilişki vardır,bir insan bilgi sahibi olduğunda aynı zamanda bir ego sahibide olmuş olur,mesela bilgi aslında bizim ben sandığımız gölgelerimizdir yani özdeşleştiklerimiz,yani ''ben'' bilgilerden oluşur ,bilgiler illusion olduğundan ''ben'' de illusiondur,bunun dışında inançlarda dahil olmak üzere herşey bilgidir,Ademle Havvanın yediği ağacın meyveside bilgidir.

Andrew 08-06-2024 01:28

Alıntı:

Natan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 586039)
Doğada, evrende, dünyada, madde de ya da herhangibir nesnel obje de bilgi yoktur. Bilgi sadece insanoğlunun algısı ve dili ile kendi türü için türettiği iletim ve iletişim aracıdır.

Doğanın kanunları yoktur, doğaya kanunları onu algılayan insanoğlu türettiği bilgisi ile kendi verir.

İşte verdiği bu bilginin niteliği önemlidir, yani varlıksal mı, inançsal mı, ideolojik mi, metafizik mi, etik mi, bilimsel mi, bilişsel mi, v.s.Bilgi ve her türlüsü insanoğlunun yapılandırdığıdır. İnsanoğlunun algı ve bilgi türetmesi ile ilgili 'evrensel-insan zihniyeti' başlığından bilgi edinilebilir. Mesela indexten 'bilgi ve ne olduğu' başlığına bakılabilir.


Bu notu yazarken iyi hatirliyorum. Evrensel insan sitede yasakliydi ve ayni donem kanser hastasiydi. Konustugumuzda ise, hastanedeydi. O sira, "burasi guzel, keyfim yerinde" demisti. Buraya yazmak istiyordu fakat yasakli oldugu icin giris yapmasi ve yazmasi mumkun degildi. Olmeden 2 yada 3 ay onceydi sanirim. Tam hatirlayamiyorum zaman araligini.

Bana rica etti, sunu yazar misin ve basligimi gunceller misin seklinde. Tamam dedim. Hatta, al sifremi istersen sen yaz dedim. O kadar durumum yok dedi.

Dolayisiyla bu mesaji aslinda, evrensel olmeden once yazdi. Hatirladigim kadariyla, 1 tane daha mesaj yazdim onun icin. Onun rica etmesi uzerine. Kendi basliginda miydi, tam hatirlamiyorum yerini.

Andrew 08-06-2024 02:06

Locke, Hume ve Kant'da bilgi edinimi--cok kisa bir ozet
 
Gecen gun Locke'un "An Essay Concerning Human Understanding" (Hackett Klasiklerinden. Alirsaniz Hackett'ten alin, hem daha ucuz hem de hosa giden yumusak bir kapagi var) adli kitabini bir gozden gecireyim dedim. Oturdum, gece bir saat kadar kitapla mesgul oldum. Daha sonra farkli kitaplara da gozum takildi. Yukaridaki basligi da gorunce yazmak istedim. Aslinda bilgi edinimi ile ilgili bir karsilastirma yapmak istedim. Onemli gordugum 3 filozofu karsilastirmaya calisacagim. Bunlar Locke, hume ve Kant.

Locke deyince tabii, ilk akla gelen sey tabula rasa. Yani, insan zihnini bos bir levha gibi dusunuyor Locke. Locke aslinda cok degerli bir dusunurdur. Locke diyor ki, biz dogdugumuzda zihinlerimiz tamamen bostur. Bos bir levha gibidir yani. Bilgi dedigimiz sey ise hayat boyunca edindigimiz deneyimlerden gelir. Burasi onemli cunku Locke'un temel seyi bu. Bilginin deneyimden gelmesi. Deneyim derken demek istedigim sey su: her sey duyularimiz araciligiyla geliyor. Daha somut bir sekilde soylemek gerekirse, gordugumuz, dokundugumuz, kokladigimiz her sey bize bilgi saglar. Ornegin, bir elmayi alip inceliyoruz: Rengini, kokusunu, tadini duyularimizla algiliyoruz ve bu algilar zihnimizde fikirler olusturuyor. Temel olarak Locke'un gozlemi yada varsayimi bu. Yada gozlemine gore varsayimi bu


Peki, David Hume ne diyor bu ise?

Hume da ayni Locke gibi mesela, empirik yaklasiyor. Fakat olayi biraz daha radikal bir sekilde degerlendiriyor Hume. Diyor ki mesela, tum bilgiler duyusal algilardan gelir. Fakat Hume da kendine gore tabii bazi kavramlar sunuyor. Mesela duyusal algilarimizi "izlenimler" olarak adlandiriyor ve bu izlenimlerin zihnimizdeki yansimalarina "fikirler" diyor. Yani, izlenimler duyusal algilarimiz, bu duyusal algilarimizin ortaya koydugu seyler ise fikirler.

Ancak, Hume'un ilginc bir gorusu var: Nedensellik dedigimiz seyin kesin bir bilgisi yoktur diyor. Ilk once tabii okuyunca sasiriyordsun. Ulan nasil olur diye. Yani, bir olayin bir digerine neden oldugunu dusundugumuz sey, aslinda sadece bu olaylarin surekli olarak birlikte gorulmesinden kaynaklanir. Yani bir tur aliskanlik. Her zaman olan seyler gibi...Mesela, her gun gunesin dogdugunu goruyoruz degil mi? Biz bunu hergun gorunce, bunun bir sebebi oldugunu varsayiyoruz ama Hume'a gore bu sadece aliskanliktan ibaret. Hume'un gorusu bu sekilde soylendiginde, biraz extreme gorunebilir. Ancak Hume'un burada vurgulamak istedigi, nedensellik kavraminin bizim zihinlerimizde nasil yer aldigidir. Yani, kesin nedensellik bilgisinden ziyade, bizim deneyimlerimiz sonucunda olaylar arasindaki duzenli iliskilere dayanarak nedensellik fikrini olusturdugumuzu soyluyor. Bilmiyorum, ne kadar acik yazabildim.

Obur tarafta Kant var tabii. Yani, Locke, Hume gibi erken modern donem felsefe deyince Kant'i da anmak gerekir.

Ben, Kant'i okudum. Dikkatlice okudum. Hatta aylarca ayni kitabi anlamaya calistim. Biraz dili zor--aslinda biraz degil, cok zor fakat degerli gorusleri var...Simdi Hume'un supheciligi on plana cikiyor. Kant da bu suphecilige bir yanit veriyor aslinda. Yani diyor ki, "hayir efendim, sadece deneyimden degil, deneyim oncesi bilgiden (a priori bilgi) de bahsetmeliyiz" diyor Kant. Yani, bazi seyleri deneyimlemeden once bilebilecegimizi savunur. Mesela, matematiksel dogrular veya bazi temel fizik kurallari gibi seyler. Kant'a gore, zihin aslinda gelen bilgileri aktif bir sekilde isler ve yapilandirir. Yani Kant'ta sadece deneyim degil, deneyim ve akil on plana cikiyor. Bunu yaparken de, yine kendisine gore bazi kavramlarla acikliyor durumu. Soyle ki, dis dunyadan gelen duyusal veriler, zihnimizdeki kategoriler ve formlar araciligiyla islenir diyor. Nedir mesela bu kategoriler derseniz, Bunlar zaman, mekân ve nedensellik gibi kavramlar. Yani, kisacasi, zihnimiz bu bilgileri alip duzenler ve anlamli hale getirir. Onlari yapilandirir diyor. Yani deneyim ile birlikte aklin vurgulanmasi, akildaki o yapilandirma, yorumlama, algilama olarak dusunebilirsiniz. Yani, bilgi dedigimiz sey, dogada yoktur. Bir masanin ustunde bir bilgi yok. Bilgi, beynin yapilandirdigi, seylere dair bir yorumlama etkinligi. Yani zihinle ilgili bir mevzu.Algiyla ilgili bir mevzu...Neyse..

Kant'ta bir de soyle bir sey var. Kant, bizim sadece fenomenler dunyasini --duyularimizla algiladigimiz dunyadan bahsediyorum--bunlari bilebilecegimizi soyluyor. Numenal dunya dedigimiz gercekligin ise bizim algilarimizin otesinde oldugunu soyluyor. Yani, biz dunyayi nasil algiliyorsak o sekilde biliriz, ama aslinda gerceklik bunun otesinde bir seydir ve dogrudan bilemeyiz. Aslina bakarsaniz,bilim dahi bize gercekligi vermiyor. Sadece gerceklige biraz daha yaklasmamizi sagliyor, hepsi bu. Ne kadar yaklastigimiz konusu ise tabii tartismali bir konu. Tabii bu benim sahsi gorusum.

Yani, kisaca ve sade bir dille anlatmaya calistim, umarim okuyanlar acisindan faydali olur.

bilgivehis 08-06-2024 18:25

Alıntı:

Alvin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659411)
Yani, kisaca ve sade bir dille anlatmaya calistim, umarim okuyanlar acisindan faydali olur.

Elbette faydası oluyor, teşekkürler.

Bütün filozoflar önemlidir ama maddeci olmayanlara biraz daha dikkatli yaklaşmak gerekir.
Çünkü idealizmi, ruhaniliği, ütopyacılığı ve bilinmezliği temel sayan filozoflar fikir verir ama gelişim adına çok fazla şey katmazlar. Örneğin, bütün filozofları topla bir Marks kadar etkili olmamıştır. Çünkü çoğu yukarıda saydıklarımdan tamamen kurtulamamıştır. Ki, bu da normaldir zira her filozof bir sonrakine kaynak olmuştur.

Ben birşeyi merak ediyorum. Filozoflar içinde, işçi, tebaa, köle olanlar var mı?

Andrew 09-06-2024 09:01

Alıntı:

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659412)
Elbette faydası oluyor, teşekkürler.

Bütün filozoflar önemlidir ama maddeci olmayanlara biraz daha dikkatli yaklaşmak gerekir.

Paylasimin icin tesekkur ederim. Bence iki turlusune de dikkatli yaklasmak ve soylediklerini dikkatlice olcup tartmak gerekir. Biz, %99'uyla toplumsal bilincalti ile yonlendiriliyoruz.

Tum deneyimlerimiz, geleneklerimiz, aile yapimiz, cocuklugumuz, okuduklarimiz, inanclarimiz, ideallerimiz, bilimimiz, fikirlerimiz, gozlemlerimiz, onyargilarimiz, psikolojik durumumuz, yasanmisliklarimiz vb. bizim dunya gorusumuzu etkiliyor hatta sekillendiriyor. Gercekligi algilamamizda kullandigimiz sey beynimiz. Mesela, insan beyni yaklasik 1300 ila 1400 gram arasinda bir seydir ve genel olarak su, yag, seker, protein, mineral, vitamin vb. seylerden olusur. Bu kucucuk beynimizle evreni cozdugumuzu iddia ediyoruz. Dolayisiyla, olayi cozdum, su aslinda budur gibi kesin ve dogmatik yaklasan her felsefe sorgulanmali, ve ona kuskuyla yaklasilmali. Ben bunu diyorum. Hic bir felsefe yada bilim kesin degildir. Herseyde biraz gerceklik vardir. Kiminde biraz daha fazladir, kiminde daha azdir.

Materyalizm de bu gercekligi aciklamiyor. Bir seyin madde oldugunu soylemek bir sey aciklamiyor. Yani bize gercekligin tam resmini vermiyor. DNA'yi dusun mesela. DNA'da digital bir bilgi var. Bilginin kendisi madde degil. Maddeyle iliskili ve madde olmadan kendisi de olmuyor. Yani, maddenin disinda ve maddeden bagimsiz bir sekilde var olamiyor. Ama madde degil. Yani, maddeyle iliskili olmasi, o seyin madde olmadigini degistirmiyor. Onun ne oldugunu da aciklamiyor.

Bir seyler soyluyor, varsayimlarda bulunuyor, milyarlarca yil oncesinin seneryosundan bahsediyor ama bundan bahseden sey 1300 gram vicik vicik bir sey.

Bizi biz yapan sey madde degil, degerlerimizdir, ideallerimizdir, insanligimizdir, sevgimiz, saygimizdir. Onemli olan seyler, one cikarilmasi gereken seyler aslinda bunlar.


Ustelik ben mason oldum artik. Maddeci gorus bana bir beden kucuk geliyordu. Dunya gorusumu sinirliyordu.

bilgivehis 09-06-2024 17:57

Alvin bir noktayı diğerleriyle eşit tutmak gibi bir yanılgıya düştüğünü hissediyorum.
Bugün bilim, ideoloji ve gerçeklerde en olumlu görüşler ve ilerlemeler hep maddecilerden çıkmıştır.
Örneğin bilim maddesiz çalışmaz, kaynağı madde olmayan ideolojiler ya sınıfta kalmış ya da ruhani gurubuna girmiştir.
Demem o ki, ne kadar eksik ve yetersiz olsa da maddeciler herşeyi bir adım ileri götürmüşler.
Bilim ve bilgi sonsuz olduğu için onu belirsizlik sarmalına zincirlemek yerine mevcut bilim ve bilgiyi baz almak daha doğru olacaktır.

Andrew 09-06-2024 18:32

Hassasiyetini anliyorum. Fakat ben, bilimin, hem inancli hem inancsiz hem agnostik vb. bilim insanlarinin cabalarindan ciktigina inaniyorum. Bu bilim adamlari,ateist olabilir, marksist olabilir, teist olabilir, agnostik olabilir, deist olabilir.

Bilim, nesnel gerceklerle ilgilenir. Bilim insanlari da, ister inancli olsun ister inancsiz olsun, bu nesnel gerceklikle ugrasiyor. Burada ben bir grubu (deist, ateist, agnostik, marksist vb)diger bir gruba oncelemiyorum. Isteyen istedigine inanir, istedigine inanmaz ama labaratuvara girince zaten nesnel gerceklikle ugrasiyorlar. Onemli olan da bu zaten.

Andrew 09-06-2024 19:14

Bir hayvan ile calisan bir bilim insani, hayvanin in, cin, peri oldugunu soylemiyor zaten. "maddeci" derken neyden bahsediyorsun bilmiyorum. Ornegin farelerle calisan biri, farenin madde disi, farkli birsey oldugunu iddia etmiyor. Yada fareyle calisirken, faredeki bir durumu--farenin bir tepkisi vb.--inle cinle periyle aciklayan bilim insanina hic rastlamadim. Inancli dahi olsa, boyle bir sey yok zaten. Olsa zaten ona bilim demeyiz.

Bir yagmur yagiyor diyelim. Yagmur neden yagiyor diye bir bilim insani arastirma yapiyor. Suyun, buharin hareketini gozlemliyor biliminsani ve diyor ki, tamam, cinler buhari bu sekilde kaldiriyor, bu sekil de periler donusum sagliyor demiyor ki.

Bilgisayarin, hucrenin, iskeletimizin, gozumuzun, bobregimizin in cin peri oldugunu iddia eden yok. Bu anlamda herkes calistigi seyin madde oldugunu biliyor. Fakat ic dunyasinda, yada felsefe olarak, din olarak tanriya inaniyor mu, inanmiyor mu, bu bizi ne ilgilendirir. Bu anlamda bir teistin bir ateiste gore onceligi yok, yada tam tersi bir ateistin bir teiste gore bir onceligi yok. Bu bizi ilgilendiren bir mevzu degil zaten.

Kaldi ki, bilimi bilim yapan en onemli bilim insanlarinin cogu yada cogunluga yakini da inancli bilim insanlari zaten.

bilgivehis 09-06-2024 20:56

Alıntı:

Alvin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659418)

Kaldi ki, bilimi bilim yapan en onemli bilim insanlarinin cogu yada cogunluga yakini da inancli bilim insanlari zaten.

İşte bu konuda yanılıyorsun.
Ciddi olan hiçbir bilim insanı inanır değildir ama kendilerini inançlı gösterirler.
Çünkü böyle yapmazsalar para kazanamazlar ve halk gözünde saygınlıklarını riske ederler.
Örneğin inançlı olmadığını açıkça söyleyen bilim adamlarını düşün, toplumlar tarafından dışlanmış ve patronlardan iş alamamıştır.
Bu konuda tarihteki filozofların işi daha zordu, inanmadıkları halde inanır gibi görünmek zorundaydılar, aksi halde ya linç ediliyorlardı ya da bizzat devletler tarafından öldürülüyorlardı.
Şayet Engels olmasaydı kimbilir Marks'ın da başına neler gelirdi...
Hatta daha ileri gideyim, tarihteki din alimlerinin bile hepsi inanır değildir.
Ahan da Turan Dursun, belki ateist değildi ama bilgi sahibi oldukça dinsiz olma başarısı gösterdi, yaşasaydı belki ateist de olabilirdi.

Andrew 10-06-2024 19:22

Cok ciddi hristiyan, yahudi yada tanri'ya inanan bilim insani vardir. James Clerk Maxwell, Max Planck, Hubble gibi, Boyle gibi, Gregor Mendel gibi vs. Kepler, Newton gibileri saymiyorum. Newton bilimden cok dinle ilgili yazmistir. Bayagi bayagi dindar bir adamdir.

Yine ayni sekilde ateist olan yada agnostik olan pek cok bilim insani da vardir.

Herkesimden farkli goruste insani bulmak mumkun. Her kesimden iyi/kotu adami bulmak gibi bir sey bu. Her kesimden neseli, uzgun, depresyonda yada mutlu adami bulmak gibi bir sey bu.

Insanin bir tanri inancina varmasi kadar dogal bir sey olamaz. Bu, insanlik tarihinden beri boyledir. Hala da boyledir. Voltarire, ' 100 yil sonra Hristiyanlik yok olacak" dedi, kendi yok oldu.

Din olgusu, eskiden de var olan bir olguydu, simdi de var olan bir olgu, gelecekte de var olacak bir olgu. Bunlardan kimileri gelisen teknoloji ve bilimsel anlayisa gore baska dinlere evrilecektir. Bazilari sekil degistirecektir, ama var olmaya devam edecektir.

Kimine gore din paradir, kimine gore materyalizmdir, kimine gore bayraktir, kitaptir.

Bir tanriyi kabul etmek yada reddetmek aptallik degildir, utanilmasi gereken bir sey degildir, ayrimcilik yapilmasi gereken bir sey degildir. Insanlar ozgurdur, nasil hissediyorlarsa ya inanirlar ya inanmazlar. Bu, onlari ilgilendirir.

Biz, fanatiklige gitmeden, her gorusu arastirmali, sorgulamaliyiz, reddederiz yada kabul ederiz.
10 yilsonra--okumalarimiza, deneyimimize gore--baska bir goruse yakin hissederiz, olmadi, daha sora yine farkli dusunebiliriz. En nihayetinde hepimiz olup gidecegiz.

Her an, bilgiye acik olmali, insani degerlere sahip olmali, bu anlamda insanlasmaliyiz. Onemli olan da zaten bu.

Yoksa takim tutar gibi, sidik yaristirir gibi felsefe yaristirirsak, bir kampin bir bireyi oluruz.

bilgivehis 10-06-2024 21:15

Sevgili Alvin, güzel hoş şeyler söylüyorsun da bazı çok çok önemli ayrıntıları hep es geçiyorsun.
Örneğin herkes kişisel iradesiyle bir görüş sahibi olmuyor, din gibi kılıç zoruyla dayatılan, toplumun genel anlayışına çıktığında linç edilen gerçekler öyle azbuz değil. Kuzey Afrika, Orta Doğu, Pakistan, Afganistan ve Türkiye'ye varana kadar koca coğrafyaları kapsıyor. Hatta demokrasi ve hukuk devleti gösterilen ABD ve AB gibi ülkelerde bile belirli görüşlerin dışına çıkamazsın, hemen vatan haini ilan ederler.
Filozoflaflar, bilim adamları bile kişisel görüşlerini tam olarak ifade etmekten çekinirler.
Osmanlı'da bile imam düzeyinde (Lari Mehmet Efendi gibi) bir çok insan ateistti ama hepsini öldürüyorlardı.
Elbette takım tutar gibi saplanıp kalmayalım ama günümüz gerçeklerini yargılamanın en gerçekçi yolu maddeci bakış açısıdır. Yani maddeci olman gerekmiyor ama felsefe yapmak ve olayları değerlendirmek için en uygunudur.
Örneğin bir din kitabını oku, onu nitelendirmede en yardımcı görüş maddeci görüştür, aksi halde kafan karışır.

Andrew 10-06-2024 23:51

"Elbette takım tutar gibi saplanıp kalmayalım ama günümüz gerçeklerini yargılamanın en gerçekçi yolu maddeci bakış açısıdır. Yani maddeci olman gerekmiyor ama felsefe yapmak ve olayları değerlendirmek için en uygunudur."

Ben, maddenin var oldugunu ve gercek oldugunu biliyorum. Mesela masanin, bu bilgisayarin, kendi varligimin vs dusunceden ibaret olmadigini, nesnel bir gerceklik oldugunu biliyoum. Bu beni maddeci yapar mi? Yani ben simdi "maddeci" miyim? Simdi, bunun yaninda bir tanriya inansam mesela. hala maddeci miyim? Yoksa illa ki tanriyi mi reddetmeliyim?

Istersen buradan gidelim. Maddeci derken ne demek istiyorsun? Kim maddeci dir? Nasil maddeci olunur? Maddeci ne demek yani?
Maddecilik fikri değişmez bir şey midir? Yanlış olma ihtimali var mıdır ?

Tesekkurler. Selamlar

bilgivehis 11-06-2024 02:50

Alıntı:

Alvin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659423)
Maddeci ne demek yani?

Fikirlere, olaylara, önermelere gözlem ve deney ile bakmak maddeciliktir.

Alıntı:

Alvin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659423)
Kim maddeci dir?

İdeolojik olarak sosyalistler, komünistler. Maddeci bakış açısıyla Hegel'i dumura uğratan Engels, Marks, Lenin ve birçok filozof.


Alıntı:

Alvin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659423)
Yanlış olma ihtimali var mıdır ?

Deney ve gözlemi yapanın tahliline bağlıdır.

Alıntı:

Alvin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659423)
Maddecilik fikri değişmez bir şey midir?

Aksi kanıtlanana kadar değişmez birşeydir.

Alıntı:

Alvin´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 659423)
Nasil maddeci olunur?

Ben olaylara bir maddeci bakış açısı olan bilimsel sosyalizm tarafından bakarım, beni bugüne kadar yanıltmamıştır.

Ayrıca şunu da eklemeliyim.
Örneğin bir dini çürütebiliyorsak, onun uydurma olduğunu buluyorsak, kapitalizmin bir sömürü sistemi olduğunu anlıyorsak, yaşadığımız ülkedeki cehaletin, yobazlığın, yoksulluğun kaynağını buluyorsak bunlar gözleme, deneye ve bu tecrübeyi edindiğimiz bilgiye dayanıyor. Ki, bu da ancak maddeyi kaynak alarak mümkün olabiliyor. Örneğin bir dini ruhani kafayla eleştiremez veya çürütemezsin. Bir kitaptaki yanlışları anlamak veya onu nitelendirmek salt bilgi birikimi ile mümkün değildir. Kıyaslama yapmak zorundasın. Peki kıyası nasıl yapacaksın, salt başkalarından aldığın bilgiyle olumlu bir kıyaslama yapmak için yeterli değildir, illaki gözlem, deney de gerekiyor ki, bu na da madde deniyor. Yoksa isterse binlerce kitap oku, başkalarının düşünceleri altında savrulur durursun.

spartacus 12-06-2024 02:55

Maddeci denmesinin temelinde yatan faktör "Bilgiye erişim yöntemiyle" ilgilidir. Bu bağlamda ruhçu, tinsel veya idealist, metafizik yol-yöntemlerle ayrılır. Materyal...

Materyalizm açısından bilgi nesneldir, doğada kendi başına bilgi bulunmaz ancak, bilgi, özne-nesne ilişkisinde (etki-tepki->maddi, nesnel), elde edilen verinin(böylece nesnel oldu), yorumuyla(yorumlayan, etki, tepki, yorumlayan, ileten, kıyaslayan, ölçen, biçen, tartan->madde ve madden)...

İdealizmde ise bilgi özneldir ve bir nevi öznel varlık halindedir... Materyalizm açısından ise bilgi, gözlem, deney ve nesnel kıyas, veri yoluyla yorumlanandır. Ayrışmanın özü buradan gelir, kısaca bilgi ediniminde biz maddeciyiz, bunu kendimize yakıştırdığımızdan değil, ayrıştığımız temel gereğidir. (ruhçu, tinci, öznelci(nesnelliği ret eden öznel zemin), metafizik, her şey(ki aslında yoklar) zihnin tezahürüdür yönlü idealist anlayış, yol ve yöntemlerden ayrıştığı temeldir)

Örneğin birisine teist olmamasından yola çıkıp;
"Yanlış olma ihtimali var mıdır ?" sorusu -genelleme bakımından anlamısızlaşır -ki sonuç olarak bu sorunun da, soruyu soran şahsın görüşlerinin de yanlış, materyalizmin doğru olma ihtimali vardır ve bu kadar genel düzlemde sorular, herhangi bir görüş, iddia veya belirli bir olguya dayanmayan sorular tarafgir sorular gibidir. Ortalama her materyalist şu ya da bu konuda görüşünün yanlış olabileceğini öngörür, bunu bilmeli, ancak kıyas, hayali bir argüman "yanlış olamaz mı -bir nevi temenni tarzıyla-" olmamalı. Esas olan eldeki veridir bu halde materyalistler veriye bakar. Ya tanrı varsa(ya görüşün yanlışsa) tarzında anıştırmalar anlam taşımaz, gözlem-veri önemli.

Materyalistlik- özel bir grupsal saflaşma değil hal-yol-yöntem üzre bir durumdur(elbette her yolun yanlış olma ihtimali var) Yani nasıl ki kişi özellikle anti-teist olmayı tercih etmeyebilirse -etmesi de gerekmiyor, ancak ortamda teistler varsa, sınıflandırmaya dahil olması da kaçınılmaz olur. Çünkü o teist değildir ve bu açıktır. Kişi kendisine şu ya da bu demese dahi, tesitlerce çoktan sınıflandırılmış, ayrıştırılmış olur -tek taraflı değil.

Kısaca nasıl ki yeterince bilince erişmiş bir insan için tanrı anlam taşımaz ve kendi özgülünde ateistliğin bir anlamı yoksa, bir materyalist için de kendi özgülünde maddeciliğin, kısaca "ciliğin" anlamı yoktur, bu bağlamda, zeminde bilginin maddi zemini, nesnelliği doğal bir durumdur.

Materyalizmin -içinde olduğumuz gerçekliği, bilgi, nesne, özne ve ilişkiyi, madde ve maddi dünya ve oluşum, ilişkileri gördüğümüz şu halde yanlış olduğu söylenemez, elbette herhangi özel bir konuda bir iddiadan değil, YOLDAN söz ediyoruz. Bu bağlamda materyalizmin yanlış bir yol olduğunu söylemek için ciddi, temel, somut dayanaklar gerekir. Örneğin alternatifi ruh mu, metafizik hayal mi, öznel kurgular mı?

Ancak bu demek değildir ki, görüş ve fikirler, iddia ve savlar yanlış olmasın, bu iki zemin birbirinden farklıdır. mataryalizm ancak bir yol olarak kıyaslanabilir iken bir görüş, herhangi bir olgu, olaya dair bilgi ise spesifik olarak değerlendirilebilir ve yanlış da en az doğru kadar nesnel, doğaldır -yeterki objektif(nesnel olsun), üfürük ve kurgu olmasın...

Materyalizmin temelini anlamlı kılan faktör, gözlem, deneydir (gözlemlenen maddi evrendir, gözlemleyen de bir parçasıdır-ondan bağımsız, ayrı ve dışında değildir) ve tüm bunların bağlamında ilişki zeminini tutarlı ve bağıntıları koparmadan ele alma esası yatar.

Andrew 12-06-2024 09:16

Ilk insan oldugunuzu farz edin. Kafanizda bi dunya soru var.

Gunes, yagmur, yildirim, bulutlar ve ruzgar nereden geliyor? Nehirler nereden geliyor? Neden yer sarsiliyor? veya daglar niye patliyor? Bitkilerin, hayvanlarin, kuslarin ve baliklarin sayisiz cesidi neden var? Ay ve yildizlar ne alaka?

Bu sorularin cevaplanmasi icin bilgi gerekir.

Bu bilgi, sistematik gozlemler, deneyler ve mantiksal akil yurutme yoluyla elde edilir ve herkes tarafindan test edilebilir, yanlislanir yada ve capraz olarak dogrulanir - Buna Nesnel bilgi denir.

Bunun yerine, bu bilginin rahip veya peygamber tarafindan ilahi ilham temelinde elde edilmesi ve test edilebilirlik veya capraz dogrulanabilirlik olmaksizin ifade edilmesi durumunda ise - oznel bilgi diyoruz.

Oznel, cunku bircok (hatta celiskili) versiyonu ayni anda var olabilir ve her biri dogru versiyon oldugunu iddia ederken iddiasini desteklemek icin kanit sunmaz.

Newton yercekimini kesfetti. Einstein izafiyeti kesfetti. Bilim insanlari surekli olarak bir seyler kesfeder. Tum bilim, nesnel bilgidir.

Bu dogal prensiplerin kesiflerinden yararlanarak mesela muhendisler cesitli teknolojiler icat eder - bilgisayarlar, telefonlar, internet ve uzay araclari bu sekilde ortaya cikti. Bu icatlar, deneysel olarak dogrulanabilir bilimsel yasalarin temelinde gerceklesir.

Mantik, akil yurutme, hipotezler, deneyler ve kanitlar, bu bilginin edinilmesi ve gelistirilmesi icin merkezi oneme sahiptir.

Kritik olarak, kesif aksiyomatik degildir.

Aksiyom: kabul edilmis, veya kendiliginden dogru oldugu kabul edilen bir ifade veya ne derler oneridir.

Ote yandan, oznel bilginin altinda yatan dogal bir fenomen yoktur. Tamamen aksiyomatiktir ve tamamen uydurulmustur.

Dil, uydurulmus bilginin harika bir ornegidir. ideoloji ve din de oyledir.

Ornegin, 'gercek Tanri' hakkinda XYZ oldugu aksiyomuna dayanarak bes yuz sayfalik bir kitap yazabilirim--tabii zamanim varsa-- ve diger tum tanrilarin yanlis oldugunu da yazabilirim.. Kitabin geri kalani sadece aksiyomun dogru oldugu varsayimi uzerine kuruldugu icin dogrudur.

Bir inanan olarak, cesitli noktalari kanitlamak icin ilke aksiyomu kapsaminda mantik ve akil yurutme yapabilirim.

Bu nedenle, binlerce din, yuzlerce dil ve milyonlarca hayal urunu kitaplarimiz oldugu gibi, ama yine de matematikte ve dillerde oldugu gibi icat edilen bilgilerin bazilari insanlik icin son derece faydali olmustur.

Geride kalanlar ise bizi binlerce yil boyunca mesgul etmis ve eglendirmistir.

Andrew 12-06-2024 09:21

Spinoza'nın ethics kitabı da böyledir mesela. Argümanı aksiyon üzerine kuruludur. Aksiyomlar üzerinden kanıtlamaya çalışır Tanrı'sını ..

Andrew 12-06-2024 17:42

Bilgi kavrami, bir inanc veya bir gorus anlaminda cesitli sekillerde kullanilmistir, ancak bilmenin inanc veya gorusten farkli oldugunu belirtmemiz gerekiyor.

Inanc veya gorus (opinion anlaminda), belirsizlik ile karakterize edilir. Ote yandan, bilgi iddiasi, kanitlara dayanmalidir ve bu da soyle boyle bir kesinlik icerir. "Nasil bilindigi" ve "ne oldugunu bilme" arasinda da bir fark var.

Bu tur bilgilerin ayrimi buyuk teorik ve pratik oneme sahip. Mesela, "nasil bilindigi", belirli becerilere ve yeteneklere sahip olmayi iceren bir anlayistir yani pratik bilgiye benzetilebilir. Ornegin, futbol oynamayi veya piyano calmayi nasil bildiginizi bilmek, eylemlerle gosterilebilen bir pratik deneyimi icerir.

Ote yandan, "ne oldugunu bilme", daha ilginc ve derinligi olan bir ifadedir cunku insanlarin insan dogasi/dunyasi hakkinda gercegi nasil elde edebilecegini anlama fikrini aklimiza getiriyor.

Bunu bazilari, gercek veya onermeli bilgi olarak da ifade eder cunku onermelerle ilgilenir. Bu onermeler, evren hakkinda bir seyler ileri suren anlamli ifadelerdir - burada onemli olan, ileri surulenin dogru veya yanlis olabilecegini akilda tutmaktir.

Bilgelik ise, "nasil bilindigi" ve "ne oldugunu bilme", zemininde elde edilen bilginin uygulamaya konulma yetenegidir.

Aristoteles'e gidersek mesela, bilgelik, bir fikrin varolussal olarak somutlastirilmasidir.

Yani bir anlamda yasamda 'gercegin' varolusudur.

Bilgelik, bireyin kendi bilgisinin sinirlarini tanima ve ogrenileni nesneler ve sureclerle genel iliskiler baglaminda anlama yetenegi ve uygulamasi ile iliskilendirilir. Bu kisa bir giris olsun simdilik.

bilgivehis 12-06-2024 20:22

Bilgi ile ilgili somut bir örnek vereyim.
5-6 yaşlarındayken radyo ve plaklardan duyduğum müzikler benim için hiçbirşey ifade etmiyordu. Şayet sözleri ilgimi çekiyorsa bir anlamı vardı, değilse müzikler gürültüden başka birşey değildi.
Ancak düğünlerde, eğlencelerde canlı çalınan müzikler ve şarkılardan etkileniyordum.
Buradaki fark neydi?
Birinde bilgi yoktu, çünkü görmüyordum, salt duyuyor olmak da yeterli değildi.
Canlı olanda ise hem görüyor, hem duyuyor hem etkileniyor ve hem müzik ve şarkının nasıl yapıldığı hakkında kanıtlı bilgi sahibi oluyordum.
Yani biri ruhaniydi, uydurmaydı, bilgi vermiyordu, kulaklara dayatılmış anlamsız bir tondan ibaretti. Ama canlı olanı hakkında fikir sahibi olmakla kalmıyor ayrıca fikir yürütebiliyorsun, çünkü bilgi varsa fikirde vardır.

Daha sonraları çobanlık yapıyorum. Bu olayı sürüdeki köpeklerde denedim.
Kasete kaydettiğim flüt sesinden köpekler hiç tınmadı, oralı bile olmadılar.
Aynı flütü canlı çalınca köpeklerin hepsi havlamaya ve canavar görmüş gibi telaş yapmaya başladılar.
Bu olay aklıma inanırları getirdi.
Köpekler bile uydurmaya inanmazken insanların inanıyor olması düşündürücü olsa gerek...

Andrew 13-06-2024 19:47

Bu arada, tek gercek bilginin nesnel bilgi oldugunu iddia etmiyorum. Ayni sekilde tek gercegin bilim oldugunu da idia etmiyorum. Bu derin bir konu belki de hic girmesek daha iyi olur.

Andrew 19-07-2024 05:53

...


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:58 .