![]() |
Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Çoğumuz duymuşuktur bu soruyu;
“Tanrılar kötülükleri yeryüzünden kaldırabilir mi veya kaldıracak mı veya istese de kaldırabilir mi; yoksa bunu yapamaz mı, yoksa yapmayacak mı, veya nihayette Tanrılar hem yapabilir ve hem de yapmak istiyorlar mı?.. Eğer Tanrılar yeryüzünden kötülükleri kaldırmak istiyorlar da kaldıramıyorlarsa o zaman onlar her şeye gücü yeten değillerdir. Eğer yapabilirler de, yapmak istemiyorlarsa o zaman onlar iyiliksever değillerdir. Eğer onların kötülüğü kaldırmaya ne güçleri ne de istekleri varsa o zaman onlar ne her şeye gücü yeten, ne de iyilikseverlerdir. Ve son olarak eğer Tanrı’lar kötülüğü kaldırma gücüne sahipseler ve kaldırmayı istiyorlarsa o zaman kötülük nasıl ortaya çıkmıştır?” Ünlü filozof Epiküros'u sorduğu bu sorular günümüze kaar hala içli yanıtını alamamıştır.. Bu soru üzerinde konuşur isek, yorumlarınız nelerdir ? |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
hiristiyan mantigina uygun ve de kendi kurdugu mantiki cumle icinde tabii ki kendi istedigi sonuc cikar .
gercek hayatta ki mantik oyle degildir. ben de bir cumle kurarim,ama gercek hayatta karsiligi olmaz.ve o varsayimla istedigim her sonucu cikarttirabilirim. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Çok Tanrılı inanışların hakim olduğu çağda ateist görüşler sunan Epiküros'un sorusunu "Tanrılar" olarak değil de "Tanrı" olarak başlattığımızda, hatta İslam'a uygun hale getirip "Allah" olarak düzelttiğimizde ne cevap verilebilir?
“Allah kötülükleri yeryüzünden kaldırabilir mi veya kaldıracak mı veya istese de kaldırabilir mi; yoksa bunu yapamaz mı, yoksa yapmayacak mı, veya nihayette Allah hem yapabilir ve hem de yapmak istiyor mu?.. Eğer Allah yeryüzünden kötülükleri kaldırmak istiyor da kaldıramıyorsa o zaman o her şeye gücü yeten değildir. Eğer yapabilir de, yapmak istemiyorsa o zaman o iyiliksever değildir. Eğer onun kötülüğü kaldırmaya ne gücü ne de isteği varsa o zaman o ne her şeye gücü yeten, ne de iyilikseverdir. Ve son olarak eğer Allah kötülüğü kaldırma gücüne sahipse ve kaldırmayı istiyorsa o zaman kötülük nasıl ortaya çıkmıştır?” Şimdi bence bu soru İslamcılar açısından cevaplaması çok kolay bir soruya dönüşmüştür. Eğer Epiküros M.Ö. 300'lü yıllarda değil de çağımızda yaşasaydı ve İncil'i, Kur'an'ı bilseydi; sanırım çok daha zor sorardı. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
bence kainatın yaratılış amacı bu olsa gerek sadece iyilik olsa kötülüğü nasıl bilebilirdik hayır olmasa şerri nasıl kavrardık biraz diyalektik oldu ama böyle işte kimisi kaybeder kimisi kazanır kimi inanır kimi de inanmayıp helak olur Allah şaşırtmasın kimseyi * :)
|
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Yoksa, hayat zaten iyilik ve kotuluklerle dolu da biz mi bir tasarlayici ariyoruz? Gercek olan, canlilar ve en ust zinciri insanlar insiyaklariyla davraniyor da, biz bunlari birinin dizayni gozuyle mi bakiyoruz.
* Inanip da helak olmadigini zannetmek guzel bir sey olsa gerek. Ne kendimi, ne de karsimdakini kandirmak kabiliyetimin olmamasi beni herhalde bu guzellikten mennediyor. *Epikuros'un, cok tanrili inanc devresinde, tanri sifatindakilerin acizligini gozler onune sermis. Ne yazik ki, 2300 sene sonra bile insanlar bir adim ilerleyememis, gunumuzdeki inanc sistemleri hatta biraz daha gerilemis, tanri fikrini daha canavarlastirmis. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
1- tanrının varlığında kötülük nedir?
2- tanrının yokluğunda kötülük nedir? 3- birşeyin kötülük olduğuna nasıl karar veririz? ---------------------------------------------------------------- çıkarları ve zevkleri adına bir insanı öldürmenin suç (kötülük) olduğunu varsayarsak. tanrının varlığında bu kötülükler ölümden sonra mutlak bir şekilde cezalandırılacaktır. tanrının yokluğunu iddia edenler ya da varlığını inkar edenler ya da tanrı inancının sonradan ortaya çıktığını düşünenler; "öteki tarafta ceza çekilecek inancı, inananların her vicdani olayı öteki tarafa havale etmesine ve vicdan mekanizmasını bu dünyada pasifleştirmesine sebep olur." diye iddia edebilirler bu durum da a) vicdanı sıkıntı çekmek o kötülük için bir ceza mıdır? b) tanrı inancı olan herkes öteki tarafa havale eder mi? c) tanrının yokluğunda, bilmediğimiz ya da farkına varamadığımız kötülükler cezasız mı kalacak? ya da vereceğimiz cezalar yeterli olacak mı? d) yanlışlıkla verdiğimiz cezalar ne olacak? ------------ biraz acele yazdım, hataları bilgisizliğimize bağlayın... |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
eğer Tanrı’lar kötülüğü kaldırma gücüne sahipseler ve kaldırmayı istiyorlarsa o zaman kötülük nasıl ortaya çıkmıştır?”
---------------- * * * * *Tanrıların ya da tanrının buna gücü yetip yetmedigini bilemem ama bildigim tek şey var o da kötülügün topraktan çıktıgı, toprak mülkiyetinden çıktıgıdır. * * * * *Kötülügün kaynagı özel mülkiyettir, özel mülkiyetin sagladıgı avantajlardır, özel mülkiyetin yol açtıgı hırstır. * * * * *Bir olguyu yok etmek için kaynagı kurutmak esastır. Topragı kurutamayacagımıza göre nesele ilk olan toprak mülkiyetinden başlayarak mülkiyet duygusunun yok edilip edilemeyeceginin tartışılmasıdır. * * * * * saygılarımla |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Bu durumda, kotulugun insanlik tarihinin degismez bir parcasi oldugu gercegi kabul edilerek, kisisel kanaatimce oraya uc kabul secenegi cikmaktadir:
1) Ya hakikaten Tanri, insan zihninin bir oyunudur. 2) Ya Tanri sanilanin aksine zalimdir. 3) Ya da Tanri'yi bugune kadar hep yanlis sifatlarla, insan zihninin algilayabildigi olgularla(iyilik, dogruluk, guzellik, adalet, mutlak kudret, sefkat vs..) anlamlandirabilmisiz ki bu onun algisini zaman icersinde zora sokmus, cunku onun kontrol alani olan hayat, onun kontrolu altinda gibi davranmiyor. Bence ucuncu secenek mantik cercevesine daha kolay uymakta, ki agnostik bir yaklasim oldugu kesin. Saygilarimla |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
"Tanrılar kötülükleri yeryüzünden kaldırabilir mi veya kaldıracak mı veya istese de kaldırabilir mi; yoksa bunu yapamaz mı, yoksa yapmayacak mı, veya nihayette Tanrılar hem yapabilir ve hem de yapmak istiyorlar mı?.."
Allah(Tanrıları editledim), kötülükleri yeryüzünden kaldıramaz, kaldırdığı anda, teori ile çelişir. Taştan, ağaçtan, etten, ottan, yıldızdan, güneşden, aydan, gökten, buluttan, sudan, ateşten, ruhdan, kozmikten... ilkelden moderne, Tanrıların evrimi var. Bu evrim sürecinde, bir detayı gözden kaçırmamamk gerekir, kendilerini ilahi bir gücün temsilcisi sayan kişiler, böylelikle bir ayrıcalık sahibi olmanında ayrıcalığına kavuşuyorlar. Peki bunu nasıl yapıyorlar, ayrıcalık edindikleri ilahlarını(metafizik bilhassa), kendilerini diğer insanlara hem üstün ama hemde ayrıcalıklı kılacak şekilde konuşturmaya başlıyorlar. Bir zamanlar mülki ayrıcalığın ilkel dönemlerinde bireysel ilah ve tanrısal ayrıcalıklar, toplumsal bir karaktere bürünmesi sürecinde, kastlar, gruplar, sınıflar oluşuyor. Kişisel ilahi ayrıcalığı konuşturmak, kişisel düzeylerden çıkıp kurumsal, sistematik düzeyde, kurumlar adına işlev kazanıyor(buna din diyoruz). Kurumsallaşma ile birlikte teoride kurumsal bir düzeye erişiyor, artık kendi ayrıcalıkları için tanrıları sözde konuşturan ve böylelikle bu işin sistematiğinide menfi yönden kuranlar, ortaya hiç bir tarafından tutamayacağınız, muğlak(yuvarlak), tamamen soyut ve metafiziğin imdadı üzerine kurulu bir çelişkiler yumağına dönüşüyor. Sistematik hem öyle, hem böyle hem şöyle, hem o hem bu, hem şu belirsizliği üzerine inşa ediliyor. Çelişkiler metafizik tanımlar eliyle somut olmaktan çıkartılarak, tamamen muğlaklaştırılıyor. Ol dedi oldu, he dedi he oldu, o(Allah, Tanrı, Yıldız, Güneş....) bilir biz bilmeyiz, onu biz görmeyiz, o dedi ben demedim, o böyle istedi, o buyurdu kabul etmeyeni helak etti, edecek... Ortada bir yığın gerçekliği olmayan şeyler, ayrıcalıklar vardır ancak O(Allah, Tanrı vs) her neyse, her kimse ve her nerdeyse yoktur... Şimdi kişisel yada kurumsal çıkar ve menfaatler üzerinden diğer insanlar üzerinde ayrıcalık edinenler, Tanrılarını ne kadar iyi gösterirse göstersin, kötülüklerin asıl suçluları kendileri iken, kötülüğü tanrılar düzeltecek der mi? Düzeltecek ise neden bozuk yaratmıştır, suçlu yine insandır ve bu çelişkide böylelikle halledilir, herkes cezasını çekecektir... Kötülük mü dedik, o bir sınavdır, siz hele sorgulamayın, irdelemeyin haşa sizin işiniz sadece ibadettir, vücut egzersizleri yapmaktır, diz çökmek boyun bükmektir... Ayrıcalıklılar bu sayede ilah adına diz çökmeyi sağlamaktadır, neden bu kötülük ve cennetlerini Tanrı adıyla sağlamışlarken, birde Tanrı adı ile kaldırmaya kalksınlar ki, bunlar bu kadar mantıksız olsaydı, Tnaır olurmuydu? "Eğer Tanrılar yeryüzünden kötülükleri kaldırmak istiyorlar da kaldıramıyorlarsa o zaman onlar her şeye gücü yeten değillerdir." Demek ki istemiyorlar yada istiyorlar da kudretleri yetmiyor. Gönderdikleri elçiler savaş, hakimiyet, mülkiyet, taht, sahiplik, sömürü, kölece kullanım, diz çökme(ota, taşa, ağaca, duvara, tahta, havaya, suya, Kabe'ye) aidiyet istiyor, tarih bu iyilik isteme arzusunu yalanlıyor, tam tersini ifade ediyor... Ayrıca değerlendirme adına 2 Biçimde yaklaşılabilir. 1. Tanrı diye atfedilen şeyin öznelinde. Kudretlidir herşeyi bilir ve yapar, o halde korkmak ve elçilere ve yaverlerine(ayrıcalıklı menfaatçilere) koşulsuz boyun bükmek gerekir. Kudretsizdir kötülüğü kaldıramıyor, hayır kudretlidir o halde istemiyor demek ki. Kötülükler var mı var? Sürüyor mu sürüyor, bu güne kadar da sürmüş mü sürmüş, o halde bu şekilde kaldığı sürece sürmeye de devam edecek demektir. Beklenen süpermen, beklenen Mehdi arasında fark olmasada, Tanrıdan kötülükleri yok etmesi için dualar etmekde süpermeni beklemek gibidir. Çünkü isteseydi kötülükleri yok ederdi, istemiyor ise, insanın duaları ile Tanrı'nın ilminde değişiklik yapacağını beklemesi tam bir ham hayaldir. 2. Tanrı diye kullananların öznelinde. Bunlar kendi menfaatleri için bu iksiri bulmuş yada hazır bulmuş kişiler, kurumlardır. Bireysel bir mennfaat kurumsal bir boyut kazandığı anda üst yapı kurumlarınıda oluşturur, yani kültür, bilgi, bilinç empoz(okul vs). Bu kurumlaşma sonrası artık özelde hiç bir menfi durumun özel bir tanrı bulmasına gerek kalmaz, artık hazır bulunur hale gelir.. Bu durumda eşitsizilik ve bireysel menfaatlerin ana kaynağında yaptırım gücünün en önemlilerinden olan ağzı yok dili yok olan tanrı kötülüklerin uygulanabilir kılınmasının meşruiyeti olmakla, artık kötülüklerin bir parçası haline dönüşür. Çözümde değil sorun yumağının kendisinde bir öznedir. "Eğer yapabilirler de, yapmak istemiyorlarsa o zaman onlar iyiliksever değillerdir." Buna ihtiyaçları yoktur, sorunları iyilik değildir, hali hazırda olana meşruluk kazandırmaktır... "Ve son olarak eğer Tanrı’lar kötülüğü kaldırma gücüne sahipseler ve kaldırmayı istiyorlarsa o zaman kötülük nasıl ortaya çıkmıştır?” Tanrılar kötülüğü değil aksine kötülükler ve menfaat buradan hareketle elde edilecek ayrıcalıklar, ortaya Tanrıları çıkartmıştır. Kötülükler Tanrılardan sonra gelmiyor, aksine somut gerçeklerin dengesizliğinde, terazinin kefesini azınlık ve ayrıcalıklı çıkar kesimleri lehinde dengelemenin dayanak noktası olarak görev yapıyor Tanrı. Kötülükler ise doğal afetlerde soyut kavramları aramaz isek, iyi, kötü gibi doğada bulunmayan kavramları dışta tutarsak geriye insanın insana olan kötülüğü kalır. Bunun da kaynağı, Toprak Ananın bazı bireylerce mülk edinmesi ve üzerinde yaşayanlarında mülk sahibine koşulsuz şartsız köleleştirilmesi ile başlamıştır. Tarihde tüm savaşların anası toprağa, köleye mülkiyet zenginlik ve ayrıcalıklara sahip olmak için yapılmakta, Tanrı ismi yine olumsuz bir rol biçilerek kılıf ve meşruluk mahiyetine kullanılmaktadır. Ne kadar etki o kadar kullanım değeri oluşturur, bu kullandığımız araçlarında(Tanrı) daha güçlü olmasına yol açar. Tarih bizi burada yanıltmaz, ganimetler ve egemenlik savaşlarında Tanrıların rolü yeterli doneyi sunar. Bir Hitit kralı, evvela anrının oğludur, öldüğünde bir Tanrıdır ve her şeyden evvel Tanrının oğlu demek, yeryüzü hakimiyetinin doğal efendisi olan Tanrının mirasına sahip olmak demektir, Tanrının efendilik ve yeryüzünün sahibi olması yönlü ifadeler dahi, bize toprağın köleleştirilmesinin, ulaştığı boyutları gösterir ve mülkiyetin nasılda kutsallaştırıldığını. Güncel açıdan Afrika kıtasındaki devlet sınırlarının hangi kutsallık adına, masa başında cetvelle çizildiğinede örnek teşkil eder. Hatta neden dünya da sınırların, bunca savaşların, binyıllarca kıyım ve katliamların olduğununda donelerini sunar. ----------------------- [quote:f6969a826e="belzbb"]inanmayıp helak olur Allah şaşırtmasın kimseyi [/quote:f6969a826e] Belzbb, helak olmuşa benziyormuyum, benzemiyorsam seninkisi sadece bir tehdit oluyor, gülüp geçiyorsamda, bir gün karşıma çıkacak bir yankesicinin ya malını yada canını aksi seni helak ederim demesi aklıma geliyor. Ancak, tehdit ile insanların düşüncelerini değiştirmeye çalışmak ve dayatmak bundan daha, çok daha kötü bir yöntemdir, Sargon'un açtığı Kuran'da kelime bulma oyunu başlığı bu kötü yöntemin ne olduğuna iyi bir örnektir. Tehdit ediyorsun nedeninide ifade ettim, bu sözlerim üzerinden tartışma açılması ve konunun dağılmasını istemiyorum, ancak tehdidin ve kurumdan(teoloji) aldığın mantık, tamda konunun içeriği ile bağdaşıyor, somut bir örnek vermiş olurken, aslında neden kötülükleri tanrının yokedemediğine bir cevapda oluyor bu... |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Sn. NedimYilmaz,
Sormuş olduğunuz soru bir mantık önermesidir. Bence iki türlü cevabı vardır. 1. İnançsız bakış açısından cevap; İnançsız bakış açısı, yaratıcı olarak, Allah, Tanrı, Rab, Ellah, İlah v.s. hiçbirini kabul etmez. Tüm bunların oluşumunu veya en hafifi ile iz düşünümü, primatlara, primat beynine, kişisel ve toplumsal gelişmeye bağlar. Cevap olarak da der ki; yaşanılan çevrede, iyi, kötü, çirkin diye betimlemeler yine primat beyninin, kişisel ve toplumsal evrimin bir neticesidir. Tüm olaylar ve olgular, primat beyninin, kendini bilip varlığını hissettiği andan itibaren yine o beyin içerisinde başlamış gelişmişlik düzlemine ya da kaosunda devam ederek günümüze gelmiştir. * Oysa ki; Evrensel genellemede böyle betimlemelere yer yoktur. Nasıl ki; Allah, Tanrı, Rab, Ellah, İlah v.s. yoksa, iyi, kötü, çirkin, güzel v.s. yoktur. Ya da en hafifi ile aralarında hiçbir korelasyon yoktur. Yani cevap verilebilecek soruyu dahi kabul etmez. Bu önerme mantıksızdır. Der. 2. İnançlı bakış açısından cevap; İnanan kimselerin, inanma şekillerine göre değişiklik arz eder cevap. Bu dinler ya da inançlar arasında da değildir sadece. Aynı din içindeki fraksiyonlar bile farklı, hatta çok farlık (zıt uçlarda) düşünebilirler. Sitemiz icabı, konu İslam olunca, ondan örnek verebiliriz; İslamiyetin içindeki Kaderiye ve Cebriye ekollerini bile incelemek ayrı (zıt) iki cevabı barındırır. Cebriye der ki; “Bunlara göre: Bütün fiillerin, insanın fiillerinin hâliki Allah'tır. İnsanın hiçbir fiilinde iradesi ve seçme hakkı yoktur. İnsanın hareketleri cansızların hareketleri mesabesindedir. İnsanın kendi iradesiyle bir iş yapması onun yaratıcı olmasını gerektirir. Yaratmak ise Allah'a mahsustur.” Kaynak (http://www.diyanet.gov.tr/diyanet/20...asim/inanc.htm) Kaderiye der ki; Mutezile mezhebi kader konusunda inkarcı olduğundan, Cebriye'nin tam aksine ilahi iradeyle sınırsız bir insan iradesinin varlığına inanmışlar ve insanı fiillerinin haliki (yaratıcısı) saymışlardır. Kaynak (http://www.diyanet.gov.tr/diyanet/20...asim/inanc.htm) Sorunuza, birinci kişi; sual olunmaz der. İkinci kişi ise; nedenlerdir der, araç olarak görür ve aracın direksiyonunda da vardır bir insan. Lakin esas mesele sonuçlardır, gördüklerinizle düşündükleriniz örtüşmeyebilir. Hatalarımızı cehaletimize bağışlayın |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
"Eğer Allah yeryüzünden kötülükleri kaldırmak istiyor da kaldıramıyorsa o zaman o her şeye gücü yeten değildir !!"
Evet bence doğrusu bu. Bize anlatıldığı gibi öyle her istediğini yapabilen, herşeye güçü yeten bir Tanrı/ALLAH yok benim inançıma göre.Bu Allah'ın 99 ismi meselesi de bir maval kısaca..... |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Alıntı:
|
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
eger tanrı bana gönderdiği kitapları okuyup anlayıp şükretmemi istiyorsa kusura bakmasın beni yaratırken anlayışsız yaratmış ki anlamıyorum.
|
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Malzeme *Tanrıdan *,eser ise * insandan.
|
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Tanrı ya da Allah kendisinde olmayan bir şeyi yaratamayacağına göre tüm kötülüklerin kaynağı gene kendisidir. Kötülük yapmak yapmamak, istemek istememek onu kurtarmaz. Potansiyel olarak kötülüğün de kaynağı kendisidir. O zaman kutsal kitaplarda bir çuval kötüyü bulup lanetler yağdırmak da ayrı bir komedi.
* Ayrıca tanımlanan nitelikleriyle böyle bir varlığın küçücük, acizcik insancıkları bu kadar ciddiye alması da ayrı bir güçlülük(!) belirtisi. * El cevap: Tanrı, korkunun çocuğudur. Korkaklar inanır. Ya da cahiller. Bana göre meselenin özü budur. Nokta |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
“Allah kötülükleri yeryüzünden kaldırabilir mi veya kaldıracak mı veya istese de kaldırabilir mi; yoksa bunu yapamaz mı, yoksa yapmayacak mı, veya nihayette Allah hem yapabilir ve hem de yapmak istiyor mu?..
sorusunu muhattap alırsak şöyle cevap vermemiz mümkün: allah tabi ki de yeryüzünden tüm kötülükleri kadırabilir, bunu eğer istiyorsa çok rahatlıkla yapar. şu anda hala kötülük varsa dünyamızda bunun tek sebebi allahın demek ki hala kötülüklerin kaldırılmasını istememiş olduğu gerçeğidir. inanan insanlar olarak şunu biliyoruz ki tüm iyiliklerin de kötülüklerin de tek yaratıcısı yüce allahtır. ama allah hiçbir zaman da yarattığı iyilik ya da kötülüğü durduk yere ortaya çıkacak şekilde düzenlememiştir, iyilik ya da kötülüğün ortaya çıkmasına sebep olan, biz insanların istek ve iradeleridir. *allahın böyle bir sistem ve düzen yaratmasındaki hikmet sonuçta hepimizin bildiği imtihan gerçeğidir, bu şekilde herkes iyilik ya da kötülük yaparak kendi cezasına ya da sevabına giden yolu hazırlamış olur, ki sonunda dır dır ötünme hakkı kalmasın (aynen kader gerçeğinin açıklamasında olduğu gibi) kısacası şu dünya hayatında yaşadığımız sürece kötülük kavramını allahın yeryüzünden kaldırması ya da onun oluşmasını engellemesi için hiçbir sebep yoktur. bu zaten dünya allah tarafından yaratılırken düşünülen durumdu, allah insanlara kötülüğü ya da iyiliği yapma iradesi verdi ve insan da istediğini seçti. niye allah kaldırsın ki kötülüğü dimi zeki arkadaşlarım benim, kaldırcak olsaydı bu dünyayı niye yaratmış olcaktı, ki allah zaten bu dünyanın yalana dayalı, kötülüklerin cirit attığı(insanlar saolsun) bi yer olduğunu kuranda da belirtmiyor mu) bu bilgiler ışığı altında diyebiliriz ki bu soru daha en başından kendi kendini çürütecek kadar manasız ve cevabı belli bi sorudur. eğer bu dediklerimi saçma bulan ya da anlamamış olan varsa lütfen bi şekilde dönsün bana tüm iyiniyetimle konuşmaya ve tartışmaya hazırım. sevgiler.. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Bence burada sorun, kötülüğü saç ya da göz rengi, solaklık v.s. gibi genetik temelli fiziksel bir özellik olarak görmekten kaynaklanıyor. Halbuki iyilik-kötülük dediğimiz göreceli kavramlar sonradan öğrenilen özelliklerdir, dolayısı ile de Tanrı’nın değil, insanların kötülüğü yok etmeleri gerekir. Kötülük dediğimiz şey insanların dürtülerini kontrol edememelerinin, ya da etmemelerinin bir sonucudur. Dürtüleri kontrol etmek ise en geç adolesan çağa kadar aile ve çocuğun yetiştiği çevre tarafından öğretilir. Bu yaşa kadar dürtülerini kontrol etmeyi öğrenememiş bir insanın psikopat olması çok büyük olasılıktır. Tanrı ya da doğa ancak insanlara neden bu dürtüleri verdi diye sorgulanabilir ama bu dürtüler de kontrollü kullanıldığında aslında insanı insan yapan özelliklerdir. Örneğin libidonuz olmazsa üreyemezsiniz ama libidoyu nasıl kullanacağınız size bağlıdır. Kontrol edebildiğiniz bir libido size sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam sunarken kontrolsüz libido sizi bir tecavüzcü, yani kötü bir insan yapar. Bulunduğunuz ortamda en kolay tecavüz edebileceğiniz *kişi 9 yaşındaki çırağınızsa pedofil bile olursunuz. Burada kabahat ne libidoda, ne de size libidoyu verendedir, dürtülerinizi kontrol edemeyen sizde, nasıl kontrol edeceğinizi öğretmeyen ailenizde, onlara bunu nasıl yapacaklarını gösteremeyen kendi ailelerinde ve yetiştiğiniz toplumdadır.
Özellikle erkek çocukları “aslan oğlum, kaplan oğlum, bütün kızlar sana feda olsun, sen herşeyin en iyilerine layiksin” şeklinde telkinlerle yetiştirmeye meraklı müslüman Türk aile yapısı bu durumun en güzel örneklerinden biridir. Temelsiz şekilde şişirilmiş bir ego ve gelişmemiş bir süperego ile topluma salınan bu bireyler, sonuçta egolarını tatmin edememenin acısı ile ona buna saldıran, trafikte yol vermeyen, iş yerinde amiri olduğu kadınlara tacizde bulunan, red cevabı aldığında çok şaşırıp kızan ve intikam almaya çalışan, kendisinden üstün gördüğü iş arkadaşlarının ayağını kaydırmaya uğraşan, kısacası dürtülerini kontrol etmekten aciz “kötü” insanlara dönüşmektedirler. Bu tiplerin başlarına kötü birşey geldiğinde “neden böyle oldu” diye düşünmek yerine kabahati Tanrıya atmaları ise işin doğal sonucudur. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
sayın yfln,
neyin kötülük neyin iyilik olduğuna ancak ve ancak mutlak bilgiye hakim olduğumuz zaman karar verebiliriz. ama şu anda ki ilmi gerçekler insanoğlunun herşeyi bilemeyeceğini gösteriyor (bakınız belirsizlik ilkesi) daha detaylı bilgi için mahkumun ikilemi ve rasyonellikte yapılan tartışmayı okuyabilirsin. ------ bu durumda daha önceden yazmış olduğum soruları tekrarlıyorum. 1- tanrının varlığında kötülük nedir? 2- tanrının yokluğunda kötülük nedir? 3- birşeyin kötülük olduğuna nasıl karar veririz? ---------------------------------------------------------------- çıkarları ve zevkleri adına bir insanı öldürmenin suç (kötülük) olduğunu varsayarsak. tanrının varlığında bu kötülükler ölümden sonra mutlak bir şekilde cezalandırılacaktır. tanrının yokluğunu iddia edenler ya da varlığını inkar edenler ya da tanrı inancının sonradan ortaya çıktığını düşünenler; "öteki tarafta ceza çekilecek inancı, inananların her vicdani olayı öteki tarafa havale etmesine ve vicdan mekanizmasını bu dünyada pasifleştirmesine sebep olur." diye iddia edebilirler bu durum da a) vicdanı sıkıntı çekmek o kötülük için bir ceza mıdır? b) tanrı inancı olan herkes öteki tarafa havale eder mi? c) tanrının yokluğunda, bilmediğimiz ya da farkına varamadığımız kötülükler cezasız mı kalacak? ya da vereceğimiz cezalar yeterli olacak mı? d) yanlışlıkla verdiğimiz cezalar ne olacak? bu sorularımı cevaplarsanız sevinirim. ama bunların hiçbiri benim umrumda değil diyorsanız anlayış gösteririm. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
tanrı insanları yaratdı diye mantıksız açıklamasız sözler var düşünceler var.asıl olan insanlar tanrıyı kendileri yarattı daha sonra da dinleri yarattılar.bu yüzden o soruların hiçbirine cevap verilemez vermek yanlış olur olmayan bişeyin ne yapıp yapmayacağını tartışmak mantıksız. :wink: *:wink: *:wink:
|
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
sevgili meraklı,
Nasıl Levh-i mahfuz diye birşey yoksa mutlak bilgi diye birşey de yoktur. İyilik ve kötülük kavramlarının da bilgi ile en ufak bir alakası yoktur. Dolayısı ile, bu sorular benim umurumda olsa da anlamlı bir cevabı yoktur. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
insandaki hafıza levhi mahfuza delildir benim için.
neyse yfln, en azından umrunda olması iyi. benim de umrumda bilesin. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Alıntı:
Yani hem olmayan bişey diyon hem de varmış gibi varsayıp isyan ediyon.O da güzel be.De bence senin kafan karışmış.Bence bir yüzünü yıka sonra yazdığın şeyi tekrar okuyup üzerinde iyi bir düşün. Ya da nickini değiştir.Burda Beel kardeşini güldürme emi canım benim :lol: |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
:lol:
Sende beni güldürdün sevgili Beel; Ama güldür, sebebi ne olursa, altında bir kötülük yoksa gülmek iyidir... Yoksa sen Zesus için kurban kesip, insan asanlardanmısın ? Öyleysen isyanım var arkadaş :) Zeus'a değil unutma... |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Alıntı:
Tabi abim gülmek iyidir hoştur.Komik yorumlara tabi ki gülcez.De ben arkadaşa gülmek istemedim.Yazısı ile beni zorla güldürdü.Ben de sizi güldürebildiysem ne mutlu bana... :lol: Ama haksızmıyım arkadaş olmadığını kabul ettiği(kanaat getirdiği) bir varlığı var etmiş ve isyan ediyo.Aşıklasın bakalım ama siz değil o.Bakalım ne kadar daha gülücem.Tabi ki zoraki olarak :roll: |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Sevgili Beel;
Beelzebub diyorsunya :) İşte eyle, bende Zeus diyorum. Hem bak, ben Şeytan'ın başka bir isminide buldum ve bu isim gerçekten değerli geldi bana. AzaEL. Düşünsene, AzraEL derdik, MikaEL derdik, JismaEL derdikde nedense hiç AzaEL(şeytan) demezdik... "Eğer ben cinleri(sinekleri,spartacus) Baalzevul`un gücüyle (Baal Zebub, spartacus)kovuyorsam, sizin adamlarınız kimin gücüyle kovuyor? Bu durumda sizi kendi adamlarınız yargılayacak. Matta 12:27-İncil" http://www.kutsalkitap.com/kkitap/?b=40&c=12 Oysa zebub demek Cin demek mi? Baal efendi-kral demekse Baal Zebub nasıl sineklerin kralı oluyor? Bence doğrusu parantez içi belirtimimdir, çünkü sineklerin kovulması, kelime ile daha mantıklı anlam kazanıyor.. Bazen diyorum ki, kelimeler ve görüyorum ki, bu gün isim deyip geçtiklerimiz aslında geçmişte çok anlamlar yüklenmiş, anlamlı kelimelerden oluşmuş bütündürler. Ve nasıl oluyorda Baal Zebub özel isimini, Şeytan yapıyoruz, bunun içinde yukarıdaki İncil'den aktardığım bölüm kafidir. Özel isim değil, misyon şeytanlaşıyor :) Baal(Beel, Ba'al, Bel): Babil'in Büyük Tanrısıdır. Babil'in Zeus'udur. Ya Baal Zebub, neden kötü durumlarda sığınılan bir Tanrı olmasın. Evet Bu günkü Filistin, kavurucu sıcaklar ve iflah olmaz zararlı sinekler. Kime sığınmalı? Baal Zebub'a ve şunu söyleyim Baalzebub aslında Şeytan değildir. Tek Tanrılı dinlere geçişte, tüm diğer Tanrılara uymak Şeytani olarak değerlendirilmektedir, bu sayede diğer Tanrılarada şeytanlık atfedilmesi anormal değildir. Baal Efendi demek ise; (Rabb anlamdaşı-KRAL, MALIK- EFENDİ olarakda TÜRKÇE alınabilir) Baal Zebub, Sineklerin efendisi demektir :) Bu durumda sinek istilalarına karşı, sineklerin efendisine başvurmak gerekir. Yani Baal Zebub'a. Baal nedir peki, efendidir, yani Baal kişileştirilmiş, büyük tanrı. Rabb gibi... Anlamlı bir kelime. Gelelim AzaEL'e, işte bunuda araştırmamız lazım. Nasıl ki EL tanrısının kızları var, EL-Menat gibi, neden Baal Zebub diye bir Tanrı olmasın ki, AzaEL vaken : ) Şaka bir yana asıl nedene geleyim, Allah yazsam incinirsin, Eğer Zeus yazmakla da düşüncemi ifade edebiliyorsam neden incitici olanı kullanayım, hem önyargısı daha az olmuyor mu, empati için. Ama gel görki, sırf Zeus yazdım diye altında başka anlamlar aranıyor... Baal desem, EL desem kim anlayacak ki, elin Yunanı denmiş, rahatlıkla yazılmış, kavranmış ama iş Arap Tanrılarına gelince yan çizilmiş... Mahallenin Delisi de, anlamışsın işte :) (Senin yaptığın deliliğin tanımıyla...) Yazan: Deli Adayı Müraacat: Beelzebub : ) |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
bu kötülüklerden sorumlu olan kişi belki şeytan belki herşeye egemen rab dir. belkide ikisidir olamazmı ? ortaklaşa bir zulüm politikası güdüyorlardır.
bu tanıdığımız kutsal kitabın tanrısının karakterine uymuyormu ki ! ayet Ps.144:1 Ellerime vuruşmayı, Parmaklarıma savaşmayı öğreten Kayam RAB'be övgüler olsun! evet kendine peygamber diyen bir kişi ve o sözde peygambere savaş öğreten kişi ... tanrının gaddarlığıyla ilgili başka örnekler ; 1 Sam.15:3 Şimdi git, Amalekliler'e saldır. Onlara ait her şeyi tamamen yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Erkek, kadın, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür." Jer.16:3:6 "Bu ülkede büyükler de küçükler de ölecek, gömülmeyecekler .." Isaiah 45:7 Işığı biçimlendiren, karanlığı yapan, Esenliği ve felaketi yaratan, Bütün bunları yapan RAB benim. Amos 3:6 Kentte boru çalınır da halk korkmaz mı? RAB'bin onayı olmadan bir kentin başına felaket gelir mi? kendisinin yarattığı insanlar bir yada bir kaç kişi öldürdüğünde onu cezalandırmak için "sonsuz ceza cehenneme" gönderir , kendiside bırakın on kişiyi yüz kişiyi bin kişiyi milyonlarca insanı öldürür. bu mu adalet !! bizzat tanrının emriyle davut peygamber binlerce insanı helak etmiştir ; 1 Chr.19:18 Ne var ki, Aramlılar İsrailliler'in önünden kaçtılar. * *Davut onlardan yedi bin savaş arabası sürücüsü ile kırk bin yaya asker öldürdü. *Ordu komutanı Şofak'ı da öldürdü. şuçlu bir kişi var TANRIIII .. başlamngıçta dedimya belkide şeytandır diye ..evet kutsal kitabın tanrısı ŞEYTANDIR ayete bakalım mı ; 2 Sam.24:1 RAB İsrail halkına yine öfkelendi. Davut'u onlara karşı kışkırtarak, "Git, İsrail ve Yahuda halkını say" dedi. burda RAB dendiğine dikkat edin ; 1 Chr.21:1 Şeytan İsrailliler'e karşı çıkıp İsrail'de sayım yapması için Davut'u kışkırttı. burdada şeytan !! yani tanrı aslında şeytanın ta kendisi oluyor !!!! |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Sevgili Yuhanna Seriye devam edelim o halde. Bir anda hepsi buraya sığmaz ama önemli bir kaç ayrıntıyı görelim.
"18:36 Akşam sunusu saatinde, Peygamber İlyas sunağa yaklaşıp şöyle dua etti: “Ey İbrahim`in, İshak`ın ve İsrail`in Tanrısı olan RAB! Bugün bilinsin ki, sen İsrail`in Tanrısı`sın, ben de senin kulunum ve bütün bunları senin buyruklarınla yaptım TEVRAT." "18:40İlyas, “Baal`ın peygamberlerini yakalayın, hiçbirini kaçırmayın” diye onlara buyruk verdi. Peygamberler yakalandı, İlyas onları Kişon Vadisi`ne götürüp orada öldürdü. -Kuraklığın Sonu-TEVRAT" Olay şu, Baal Peygamberleri toplanıyor ve ateş yakmadan Boğa pişirmeleri isteniyor? Yalvarın Tanrınıza hadi ateş yaksın diyor. Siz kalabalıksınız?! önce siz diyor. Tabi olmayan Tanrı ateşde yakamaz.... İsteyen şimdi denesin, alsin bir eti koysun dua etsin bakalım Tanrısı ateş yakıp pişirecek mi her neyse. Masal buya, İlyas'ın Tanrısı (EL) ateş indiriyor gökten.. Destanlaşmış, hikayelerde abartı çok oluyor, Şeyh uçmuyor mürid yine uçuruyor. Burada sorun şu, 450 kişi oldukları bildirilen Baal Peygamberleri, EL aşkına öldürülüyor 8O Oysa Babil belgelerine baktığımızda Baal o kadar çok şey yapıyor ki, bir TANRI olarak, onlar egemen olsa idi, şimdi yalancı Peygamberler Gerçek, Gerçek Peygamberler sahte olacaktı?! Asıl sonuç, tarihi hep kazananlar yazıyor. Keşke yenilenleri Yenenlerden dinlemek kolaylığının yüzde birine Yenilenleri, kendilerinden dinleme şansına bu kadar kolay sahip olsa idik. Neyseki Yenilenlerinde egemen olduğu tarih var ki, onuda tabletlerden, destanlardan, İlahilerden öğreniyoruz. Tanrı ölüm emrediyor, insana insanı öldürtüyor(kışkırtma) NİSÂ SÛRESİ (89) Arzu ettiler ki kendilerinin küfre(kabul etmemek küfür oluyor, inkar kelimeside doğru kelime değildir, kimse zorla kabul etmek zorunda değil-spartacus) saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı. Allah kendi Yarattığını, yine kendi Kullarına öldürtüyor, sorun şu ki, hata kimde? Kendi yarattığına yine kendi yarattığınca ölüm fermanı imzalamakda mı? Allah kendini kan ile kabul ettirecek kadar aciz mi? NİSÂ SÛRESİ (91) Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre(!) her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. Allah'ı kabul etmemek, savaşmak demektir, tek taraflılık aşırı uçlarda, Kabul etmemekde nedense sanki vardı, elde avuçta tutuluyorduda, yalancı sıfatıyla örtüşen inkar kelimesi seçiliyor??!? Neden bu kiin, görmek çok mu zor? Küfür, İNKAR??! TEVBE SÛRESİ (5) Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. Bağışlama? Dediğimi yaparsan bağışlarım, yapmazsan keserim?! Nasıl bir bağışlama bu, karşılığı peşin hükümlü? Aynen İdamlık kişilere Pişmanmısın dedirten soru değil mi bu? Ya Sokrates ben pişmanım dese idi ne olurdu? Belkide hala mektup yazıyor olurduk, henüz bilgisayar nedir bilmezdik? Ya deseydi, Sokrates kazanırdı? Ama binlerce Sokrates çıkartacak insanlık kaybederdi. Şimdi bakın, Şeytan ayrıntıda nasılda gizli? Zorla kabul ettirme ve pişmanlık ile inandırma? Acizlik değil mi? Şeytanca değil mi? Şeytan orada ise ayrıntı nerede? |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Silahtan anlamazsınız, ama bir tabanca aldınız. Farkına varmadan namluda bir kurşun bıraktınız, üstelik silahı doğru düzgün saklamadınız. 5 yaşındaki oğlunuz da buldu, oynarken arkadaşını vurdu. Elbette şeytan doldurdu, sizde sorumluluk yok.
Akşam fazla kaçırdınız, sabah bir uyandınız ki saat 8:30. 9:00'da işte olmanız lazım. Hemen fırlarsınız, yüzünüzü bile yıkamadan giyinip arabaya atlarsınız. Işık sarıdan kırmızıya geçerken gaza basıp birisini ezersiniz, acele işe şeytan karışır, sizde sorumluluk yok. Latent homoseksüelsiniz, ama bir türlü kabul edemiyorsunuz. Akşam birkaç kadehten sonra kadınlar arasında çok popüler bir arkadaşınız maç tartışması sırasında size i... diyor, elinize geçirdiğiniz bıçağı tam kalbine saplıyorsunuz. Ne oldu, şeytana uydunuz. Böyle sürer gider bu işler. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
sure giden tartismaya kendimce bir mudahelede bulunmak istiyorum, ozellikle de kurani kerim disinda diger hak dinlerin kitaplari olan incil ve tevrattan alinti yapan arkadaslarla ilgili olarak:
bu alintilari yaparken hangi insanlara seslendiginizi bilemiyecem ama eger ki muslumanlara da sesleniyosaniz ya da sizler de bizzat muslumansaniz sunu belirteyim ki, tek gercek din islamdir ve musevilik olsun hristiyanlik olsun hepsi ilk, orijinal halleriyle islamin kendisinden baska bir din degillerdir. ancak maalesef ki zaman icinde pek cok degisiklige ugramislardir ve artik guvenilmiyecek birer kaynak haline gelmelerinden sonra da allah kurani indirerek unutulmaya yuz tutmus islami tekrar insanlara hatirlatmak istemistir. yani diyecegim sudur ki o iki kaynaktan yaptiginiz alintilarin gercek ve dogru olduklarini kanitlama gibi(en azindan musluman olanlara) bir sansiniz yoktur ve dedikleriniz pek de kaale alinmamaktadir. eger ki asla degistirilemez bir kitap olan kurandan ornek gosterdiginiz kisimlar olursa da seve seve yardimci olmaya calisirim kendi acimdan. belirteyim dedim.. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
monuk kardeş,
sen en iyisi şu levh-i mahfuz'un bir kopyasını gönder de bütün bu tartışmalar bitsin. O zaman bir bakarsın TD sitesi bu abuk subuk, insanı dinden imandan eden tartişmaları bırakıp internet üzerinden dini yayın pazarlama işine girer. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Alıntı:
Burdaki sorulara bu mantıkla yaklaşırsanız kimse sizi muhattaba almaz. Tanrı konusunda size yakın olmama rağmen kendinizi tabulara gömmekten kaçınınız ve yorum getirmeye gayret ediniz. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Alıntı:
İmdi bu cinlerin efendisi ki şeytan da cinlerden di(dumansız ateşten muhteviyat bünye) hep fitne fesat. H.z İsa'ya çamur yapmak isteyen zibidiler onu cinlerin efendisi ile kovduğu gene cinleri iftirası atıyolar.Beel baştan kokmuş yani balık gibi.Kokmuş balık ızgara olmaz demi?Izgara olsa da yenmez.Valla ben yemem.Neyse uzatmayım.Kısaca kötü o baştan kötü.Tıpkı Azeyzel gibim(okunduğu gibi yazdım).Bu arada bu azazel azrail olabilir mi acaba?Bukonu da ilim iffan abidesi CeMaL kardeşimiz belkim aydınlatır.Ben bilmiyom çünküm.Deliyim :wink: Şimdik bu kavramlar şeytan,iblis,azazel,beel unuttuklarım varsa :cry: baştan hep kötü,kötü oğlu kötü.Mesela bir isimin birçok anlamı vardır.Muhammed,Mustafa,Ahmet,Mehmet,Mahmut bunnar gibi yani.Ben iblis demiyom da beel diyom nacizane.Biliyon deliyim ben :lol: Çok sayın abim spartaküs delilik psiko abime de size de bana da çok yakıştı valla bak.Ben kabul ediyom.Aramıza hoş geldin şereflendirdin bu makamı.İnşallah insanlık için hayırlara vesile olur. :roll: Ben satırlarıma son verirken saygılarımla ellerinden öpüyom ve diyom ki:En doğrusunu Allah bilir. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
site ahalisinin ideal tanrı arayışına bir katkı da ben yapayım *:lol:
henüz tanrı kavramını üzerimizden atamamış'isek, en büyük hatamızı halen devam ettiriyorsak, demekki ilkel korkularımız devam ediyor. tanrı kavramı insanın en büyük hatasıdır, üstesinden gelemediği tüm sorunlar için, tüm korkuları için kendi uydurduğu hayali bir karaktere havale etmiştir. oysaki insanın artık hayali avuntulara ihtiyacı yoktur, illa bir tanrı aranacaksa en büyük tanrı *bilimdir, insanın tanrıdan beklentilerinin tamamını bilim karşılayabilir, ve *gelecekte daha fazlasınıda karşılayacaktır. örneğin ilkel bir dilek vardır, *allah tan şifa dilemek, geçmişte çaresi olmayan hastalıklar için bu hayali karakterden yardım istemek normal olabilir, ancak günümüz şartlarında bu hayali karakterden beklentilerimizin tamamını bilim karşılamakta. günümüz mevcut sorunlarınıda bilim çare olacaktır, *geçmişte çaresi olmadığı için genetik bir çok hastalıktan kaynaklanan sakatlıklar hep bu hayali karaktere havale edilmiştir. down sendromlu bir çocuğun doğması geçmişte tanrı ya havale edilebirdi, ancak günümüzde tanrı dan demek ahmaklık ce cahillikten başka birşey değildir, çünkü bilim sayesinde bu tür hastalıklar daha anne karnıdayken mudahale edilip durdurulabiliyor. hastalıklı, zayıf, rahatsız bireylerin gen havuzuna bıraktıkları materyalları, her yönden sakat bireylerin toplum içinde varlıklarını sürdürmelerine neden oluyor, yani arabası ile seyahat ederken kalp krizi geçirip size çarpan adam, atalarından devraldığı hastalıklı genler yüzünden kalp krizi geçirip size çarpmıştır, allahın takdiri değildir. bilim sayesinde genlere yapılacak yapay mudahaleler, bu tür hastalıkların gelecek kuşaklara aktarılmasına engel olabilir. buda aslında tanrı diye aradığımız ideal insanın yaratılması demek. geçmişte mutasyonlar bilinmiyordu, kromozomlar bilinmiyordu, mayoz bölünme bilinmiyordu, sperm bilinmiyordu, yumurta bilinmiyordu, eşeysel üremenin kuralları bilinmiyordu, *o yüzden eski insanlar içinden çıkamadığı tüm işer için, hayal gücü geniş büyücüler tarafından yaratılan hayali karakterlere inanmış olabirler, ve haklıdırlar da, ancak şartlar değişmiştir, artık eski büyücülerin yarattığı hayali karakterlere ihtiyacımız yok, artık bilim var, yani yeni tanrı. gerçek tanrı= bilim |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
site ahalisinin ideal tanri arayisinda oldugu gibi komik bir genelleme hatasina dusen sevgili arkadaslarima bir uyari da ben yapayim. :D
site ahalisinden kimi arkadaslarin ideal tanri arayisinda olmalari onlarin kocaman bir bosluk deryasinda gezindigi gerceginden baska bir anlama gelmez. halbuki kimi akli basinda ve gercegin cagrisina coktan kulak vermis arkadaslarimiz bilirler ki tanri birdir ve tektir, seni de beni de ezelde yaratmis olan ve bir gun gelip tekrar diriltmek uzere oldurcek olan allahtan baskasi degildir o. boyle apacik bir gercegi dahi gormekten aciz olan bazi arkadaslarimiz ise kendilerince ortada hala bir tanri arayisi oldugunu dusunmekteler ve bos yere *didinip hayali seyler uzerinden masum insanlari kendilerinin de icinde bulundugu batakliga suruklemeye calismaktadirlar. siz belki kendinizin ancak bir maymundan geldiginizi ileri suren bilim sacmaligina inaniyorsunuz ama o sizin bir bok zannettiginiz darwin amca bile olmeden once `ben ortaya kendim bile emin olmadigim bir teori ortaya attim, saolsun bazi ileri zekali arkadaslar benden cok sahiplendiler bunu, ne garip bir dunya aman tanrim` demistir. :D iste sizin biliminiz de bu kadar akliniz da.. ama sasirtmaz bu bizi sonucta, ne de olsa o kadar cok sisirmissiniz ki egonozu, sizi yaratan varligi goremeyip kendinizi her seyin ustunde tutup sonra en ufak bi kotu durum basiniza geldiginde de `ya ama ben naptim ki simdi bunu hakedicek` diyip gotunuz tutustugunda belki de istemeden de olsa duaya basvuruosunuz. ne de olsa cok kalmadi sunun surasinda dunyanin sonunun gelmesine, sen ne kadar yirtinsan da oleceksin, ben de, hatta dunya da ve otelerde de hepimiz birden gorucez neyin ne oldugunu. ama en azindan su andan gercegi goremeyen arkadaslari bir nebze olsun uyarmaya calisiorum ve o insanlar umarim uyarilmadiklarini iddia etmezler obur tarafta. eger su dediklerimden dahi tehditvari konustugumu dusunenler ve `bu mu yani senin uyari anlayisin` diyenler varsa o da sizin guzelliginiz ne diyim.. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Gercek tanri= bilim
*Bilime tapmamiz gerekmedigi gibi, tanriya da tapmamiza gerek yok. *Bir trafik kazasi sonucu olenler ve kurtulanlar. Olay kaza , adi ustunde. Kurtulana, allah yuzune bakmis deyip, rahatlatmaya calisanlar, olene ne buyuk haksizlik ettiklerini farketmezler. * * Insanlarin bir ozelligi de istediklerini hatirlayip, istemediklerini unutma yetenegi. Hergun etrafimizda sahit oluruz boylelerine. kumar oynamaktan hoslanan biri, kazandiklarini tek tek hatirlarken, kaybetiklerini cabucak unutur; ta ki varini yogunu tuketene kadar. * Allaha inancim var, istedigimi verdi diyen bircok insana rastladim. Yuzl istekten bir tanesinin gerceklesmesini tanriya baglarken, diger 99 unun neden gerceklesmedigini akillarinin ucundan bile gecirmezler. *Iste tanri imani budur, insanin kendini kandirmasi. Bunun da tapinilacak bir tarafi yoktur. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
monuk kardeş,
tebliğ görevinin ne kadar önemli ve ulvi olduğunu bu sitede bilmeyen yoktur, bu açıdan bakıldığında takdiri hak ediyorsun, ama bunu yaparken kullandığın kelimeler bu görevin kutsiyeti ile çelişiyor. Allah senin bu kelimeleri kullanacağını mutlaka önceden biliyordur da biz gördükçe biraz rahatsız oluyoruz. Kullandığın kelimelerde daha özenli olmanı öneririm. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Alıntı:
için bu hayali karakterden yardım istemek normal olabilir, ancak günümüz şartlarında bu hayali karakterden beklentilerimizin tamamını bilim karşılamakta.'' Tabi tabi... Tüm hastalıkların çaresi var zaten.HIV in bile çaresi var.Grip paso mutasyona uğruyo demi form değiştirip duruyo.Şu H5N1 tribe mi giriyo ne? :lol: Bilim son noktaya gelmiştir yani tüm ihtiyaçlarımıza cevap veriyo.Bilim=Tanrı :lol: Tabi tabi... |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
beelzbb,
HIV diye bir virüs vardır, ama aiidiiidis :D hastalığına neden olmaz, sadece bu hastalığa yakalanmış kişilere yapılan testlerde zaman zaman pozitif çıkar. Bu arada, bu testlerin yalancı pozitif çıkmasına neden olan en az 60 farklı neden vardır, afrika'da aiiiidis hastalığının bu kadar yaygın gibi görünmesinin nedeni budur. Hamile bir kadında hiçbir hastalık olmasa dahi elaayza testi pozitif çıkabilir :lol: Yani bilim hikayedir, ama en iyi dinden gene de daha iyidir. 100 yıl sonra çok daha iyi olacaktır, 1400 yıl sonra Allah bilir ne olur :D |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Alıntı:
Bilim ve akılla çelişmeyen ya da ters düşmeyen ancak kabul edilebilir.Madem bana hitaben yazmışsınız ben de size hitaben şunu söyliyim:İyi kiminn iyi si?sizin mi benim mi? başkasının mı?kime göre neye göre? ya da dinin kötüsü de mi var?İyi diye kavramsallaştırmayalımda bence akılcı mı diye kavramsallaştıralım. İslam...bence akılcı.Akla uygun yani.Bana göre iyi.Yeterince anlaşılır oldu heralde. |
Re: Tanrı - Cevaplanamayan Sorular
Silahtan anlamazsınız, ama bir tabanca aldınız. Farkına varmadan namluda bir kurşun bıraktınız, üstelik silahı doğru düzgün saklamadınız. 5 yaşındaki oğlunuz da buldu, oynarken arkadaşını vurdu. doğada ki madde devinimine bir katkı sağlandı. çürükçüller sayesinde bir arada duran C, H, O, N, Fe atomları (moleküller) ayrılacak hale geldi. *başka bir canlılığın bünyesine katılmak üzere yol almaya başladı.
Akşam fazla kaçırdınız, sabah bir uyandınız ki saat 8:30. 9:00'da işte olmanız lazım. Hemen fırlarsınız, yüzünüzü bile yıkamadan giyinip arabaya atlarsınız. Işık sarıdan kırmızıya geçerken gaza basıp birisini ezersiniz, adam acı çekiyordu belki bu hayatta, karısı terketmişti. çocukları da arayıp sormuyordu. çevresine yararlı bir hale gelmemişti. madde devinimine katılması iyi oldu.hem kendisi hem de insanlık kurtuldu Latent homoseksüelsiniz, ama bir türlü kabul edemiyorsunuz. Akşam birkaç kadehten sonra kadınlar arasında çok popüler bir arkadaşınız maç tartışması sırasında size i... diyor, elinize geçirdiğiniz bıçağı tam kalbine saplıyorsunuz. Ne oldu, canlılığın olmazsa olmazı dolaşım sistemine en büyük darbeyi vurdunuz. vucudunda canlılığı sağlayacak maddeleri taşıyan kan vucut dışına çıktı, maddenin bir türevi olan bilinç de bu esnada başka formlara dönüştü. ölümden sonra hayat yoksa çok da önemli değil bu kazalar filan ya (!) yani ha 10 sene ha 50 sene yaşanmış, zaten nette popülasyon azalmıyor artıyor, evrimi sekteye uğratacak bir tehlike yok. ahlak sağlam temeller üzerine kurulmadığı sürece, her an infilak etmeye müsaittir. Böyle sürer gider bu işler.[/quote] |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:46 . |