![]() |
ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Yontma veya Eski Taş Çağı olarakta adlandırılan Çağ günümüzden yakşalık 2 milyon yıl önce başlamış 10.000 yıl önce son bulmuştur. Yani insanlık tarihinin % 99' ını bu dönem oluşturur. İnsanlığın bu uzun dönemi ekonomik açıdan, avcı ve toplayıcı toplulukları temsil eder. Bu demek oluyor ki ; insanlar üretim yapmayı bilmiyorlar, yani toprağı işleyi bilmiyorlar sadece avlanarak ve çeşitli yiyecekleri toplayarak yaşamlarını sürdüyorlar. Tarımla uğraşmadıkları için yerleşik bir hayatları yok. Toplayıcılığında etkisiyle ve doğanın baskısıyla göçebe yaşıyorlar. Barınakları mağaralar ve kayaaltları gibi yerler. Tekrar ediyorum bu dönem insanlık tarihinin (dünyanın çeşitli yerlerine göre az ve çok olabilir bu rakamlar genel kabul görmüş rakamlar) %99' una karşılık gelen insanlığın en uzun dönemi. Burda düşünülmesi gereken soru şudur ki; islama göre ilk insan adem ve dünya 6 günde yaratıldı. Allah dünyayı insanlar için yarattı ve ilk insan olan ademi bu dünyaya gönderdi. Bütün insanlarda ademden ve havvadan türedi. Tanrı ademe 99 ismini öğretti. Bütün meleklere ona tapınmalarını söyledi. Çünkü insan hepsinden daha üstündü. Onu diğerlerinden üstün yaratmı tanrı. Bu anlatımlarda tanrının ademle konuştuğunada şahit oluyoruz. Örneğin cennette adem ve havva yaşarken onlara elmayı yemeyin dediğini ve onların elmayı yedikten sonra tanrıdan af dilediklerini vs. hikayeyi herkes aşşağı yukarı bilir. Demek ki adem konuşabiliyordu. Konuşulan dil hangi dildi bilmiyoruz tabii ki. İnananlar arapça diyebilirler ya da ayrı bir boyutta başka bir dil diyebilirler. Daha sonra adem ve havva dünyaya göndeririyor. Ve herşeyden üstün yaratılan insan ve kendisinin yaşaması *için yapılan dünyada 1.990 milyon yıl boyunca *doğaya karşı yaşam savaşı veriyor. toprağı işleme bilgisine bile sahip değil. göçebe yaşıyor. Dünya üzerinde bir sürü doğal afet oluyor. İnsanoğlu vahşi hayvanların dışında birde doğal afetlere karşı savaşmak zorunda kalıyor yaşamak için. Ve son 10.000 yıl insanoğlu doğaya egemen oluyor. Tablo buyken tanrının dünyayı insanlar için yarattığı, bütün nimetleri onların faydalanması için yarattığı savı çok zayıf kalıyor. Eğer öyle olsaydı Ademin dünyada yaşamını sürdürebilecek *çeşitli bilgilere sahip olması gerekir, tanrıyla ve havva ile konuştuğu dili ondan sonraki nesillerede aktarmış olması gerekir, tanrıyı çocuklarına anlatmış olması gerekir ki (biliyoruz ki o dönemde dini inanış yok sihirsel inanış var) , vs. ve dünya insanlar için nimet olarak yapıldıysa vahşi hayvanların insanları yememesi gerekmezmiydi?
|
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Bir aslan bir insanı yerse onun için o yediği *insan nimet midir?
Tanrı o insanı o aslan yesin diye mi yaratmıştır? Hani koyunlar, kuzular , sebzeler meyveler *biz yiyelim diye yaratılmış ya. Hani yağmur bizim için yağıyor ya Kısacası dünya bizim için dönüyor ya ideolojiye göre. Bu hassas denge bizim için kurulmuş ya. O zaman neden milyonlarca insan doğal afetler sonucunda ölüyor. Ah tabi . Tanrının günahkar kullarına gazabı değil mi. Herşeye verecek *bir cevabınız var. Bir zamanlar cüppeli ahmet hoca diye bir zatta çıkıp depremde ölen zavallı insanlar için günahkar olduklarından dolayı öldüklerini *söyleme hadsizliğini göstermişti. Üstelikte yakınlarını kaybeden insanların acılarını hiç düşünmeden. Halbuki o depremde çocuk yaşta, masum bir çok insanıda kaybetmiştik. Onların günahkar olduklarını söylemek bunun için tanrının onları cezalandırdığını söylemek inandıkları tanrıya/allaha hakaretten başka birşey değildir. Ancak içine düştükleri çelişki o kadar büyüktür ki bu çelişkiyi düşünmemek onlar için daha hayırlıdır. Çünkü deprem tanrının isteği doğrultusunda olmamıştır deseler doğa yasalarının kendi bildiği gibi işlediğini ve tanrının buna müdahale edemediğini kabul etmiş sayılacaklardı. Bunun yerine, Tanrının küçücük çocukları göcük altında saatlerce işkence çektirerek ölmelerini istemesi amacınında günahkar insanları cezalandırarak *insanlığa ders vermek olduğunu *söyleyerekte inandıkları şeyin ne denli şiddet içerdiğini * kendi elleriyle onaylamış oldular. Öyle ki bu durum aynı şuna benziyordu: Çok nefret ettikleri ABD 'nin egemenliğini kabul etmeyen, kendi bağımsız dünyaları için ABD ile savaşan direnişçilerin üzerine ABD nin bombalar yağdırarak küçükücük çocukların ölmelerine neden olması gibi. Şİmdi ABD ile Tanrının ne farkı var ? |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili Gözde,
Belki sen de duymuş ya da şahit olmuşsundur. Bu Adem ile Havva hikayesinin mantıksızlığını ve reel tarihle çelişkilerini gidermek için bir kısım İslam Bilginleri (?) aslında ilk insan olarak yaratılan Adem ile, cennetten kovulan, kendisine eşyanın isimleri öğrtilen ve peygamber olan Adem'in farklı kişiler olduğunu söylüyorlar. Yani iki farklı Adem var ortada. Kuran'ın bu hikayedeki çelişkileri onları da böyle bir çare bulmaya itti. Adem ile Havva hikayesinin aslında gerçek olmadığını, bunun sembolik bir anlatım olduğunu ve anlamının anlayamayacağımız kadar derin olduğunu savunanlar da var. Özellikle yasak ağacın meyvesini yediklerinde ayıp yerlerinin birbirlerine görünmüş olması aslında oldukça derin bir konuymuş, göründüğü, okunduğu ve yorumlandığı gibi değilmiş. :) Ne çare ki benim kafam o kadar derine basmıyor. Bütün evren, dünya ve dünya üzerindeki tüm varlıklar (canlı, cansız) insan için yaratılmışsa Dünya'nın insansız döneminde var olan onca canlı türünün açıklamasını Allah'ın hikmetiyle yapıyorlar. Kendilerindeki bu çelişkiyi fark etmeleri ne yazık ki mümkün değil. Dediğiniz gibi, her derde bir devaları, her soruya bir cevapları, her mantıksızlığa bir mantık kılıflaları mutlaka oluyor. Okyanusun ulaşılması mümkün olmayan dibindeki bir kum tanesinin, bir balığın hangi insan için yaratıldığını ben de merak ediyorum. Hele ki bir de herşeyin Muhammed'in yüzü suyu hürmetine yaratılmış olması yok mu?... Turan Dursun'un Kullateyn'inden bir cümle hatırladım. Küçük Turan Dursun caminin yanındaki bir duvarın dibinde böcekler görüyor. "Allahım, ne lüzümsüz bir böcek yaratmışsın" diyor. Ama bizim Harun Yahya ve ekibi bu lüzümsüz böceklerin aslında ekolojik dengeyi sağlamak için var olduklarını söylüyor. Bataklıklar sivri sinek üretir, sivri sinekleri bir başka lüzümsüz hayvan yer, o hayvan olmasa sivri sineklerin püpülasyonunda artış olacaktı, sivri sineği yiyen hayvanı bir başka hayvan yer v.s. ve böylece Allah en ince ayrıntısına kadar bir denge kurmuş ve devam ettiyor oluyor onların savlarında. Dünyanın ekolojik dengesi bozulmuş ve büyük değişimlere uğramış 5 sefer. Bu değişikliklerin yaşandığı dönemlerde yine her şeyin en ince ayrıntısına kadar tasarlandığını ve dengede kaldığını savunabilirler miydi? Hiç mi tarih bilmiyorlar, biliyorlarsa da hiç mi kullanmıyorlar ve mantık kurmaya gerek duymuyorlar? |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
gözde sen olayı beyinde bitirmişin zaten.Hem yazmış ,hem kendince inanmışsın.cevaplamışsın.artık sana ne yazsak kafi gelmez.İnanamasın.bende zaten seni bu konudaki fikirlerine cevap yazacak değilim.Hiç bir müslümanda sana hidayet verecek değildir.
hidayet yalnızca ALLAH tandır.Peki sen tüm bunların uydurma olduğuna inanıyorsun ya peki ozaman neden hala buralardasın. Bu sitedeki %99 unuz *halen inançlı fakat *haberiniz yok.kendini ateist sananlardan daha sıkı sualler bekliyoruz. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili K.C.
O kadar haklısın ki üzerine seni tastiklemekten başka birşey söyleye lüzum bile görmüyorum. sadece umalım ki insanlar biraz olsun şu sis perdesini üzerlerinden kaldırabilsinler. Dedikleri birşey var ya hani " onların gözleri mühürlenmiş göremezler ... vs. " aslında kendilerini anlatıyorlar değil mi . |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Alıntı:
Neden hala buralardasın derken neresini kast ettin anlamadım. Eğer kastın bu site ise, bir ateist olarak t.d. sitesinden başka hangi sitede olmalıydım daha uygun bilmiyorum. Eğer kastın bu site ise benim sana sormam lazım bir inanır olarak sen neden bu sitedesin hakikatten ? Birde böyle kişisel polemilere girmesekte sizde yukarıdaki yazım hakkında yorum yapsanız daha güzel olmaz mı. Televoleye çevirmeyelim burayı lütfen. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
İlahi GOZDE,sen bilmiyor musun ki HY. bu paleolitik çağların "olmadığını" müminlere ispat etti. :)
|
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
gözde hanım ben gerçekleri yazsam ispatlasam *zaten inanmayacaksınki,bunu sende çok iyi biliyorsun.Bu sitede inan birşey aramıyorum. zaten ben çok yoğun bir insanımdır.işim var gücüm var.siz burada tartışırken,müslümanıda ,ateisttide * dışarıda parayı götürüyor.bende boşuna burada kafa patlatmak istemiyorum.
|
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
müslümanıda *,ateisttide * * dışarıda *parayı *götürüyor.bende *boşuna *burada *kafa *patlatmak *istemiyorum.
* Bence kafa patlat be fenerli abim,burda patlatma gerçi, *kendi kendine çekil bi köşeye orda kafa patlat deki kendine '' Ulan! hadi bu Ateistler parayı götürüyo...! ki onlar götürür dinyok,İman yok,Ahlak yok,İlim yok..! iyide bu müslümanlar nasıl malı götürüyo,yoksa ben çokmu safım,yoksa birileri kafayamı alıyo beni'' *sor kendine patlat kafayı abim,en fazla bırakır ahkam kesmeyi,Sende Müslüman(!) olur GANİMETTEN payına düşeni alırsın. öyle Peygamberin bile ganimetten payını( Aslan payı) alıp parayı götürmüyomuydu?.Safmısın sen be abim?Sizin kitabınız vaad etmiştir. Parayı götürmeyi,Hadi koş sende al Ganimetten,Dünya nimetinden payını. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Alıntı:
ama yazdıkların gerçekten çok ilginç ve islamda olmayan ancak çarpıtılmış ve yalanlaştırılmış *olan kısmı yoksa müslüman olmazdım... Kusura bakma beni aşıyo biraz yalan talan baht bedevi... |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili gozde hocam,
2.000.000 yil once dogan bi insanda muhendis yada matematikci olacak zeka vardi. Insanin zeka evrimini tamamlamasi cok daha eskiye dayanir. Einstein'in bir lafi vardir, Ucuncu dunya savasin bilmem ama dorduncu dunya savasi tas ve sopalarla olur der. Babilliler dunyanin yasini isadan binlerce yil once 3.500.000.000 olarak hesaplamistir. Daha sonra hristiyanlikla beraber bu bilgi degismistir ve yuzon sene oncesine kadar (dun gibi) insanlar dunyanin yasinin isadan ikibin yil once oldugunu savunmustur. Bu tip ornekler insanin ilim ve irfan yolunda cizildigi gibi yukselen bir dogru ile yukselmemis olabilecegini dusundurur. Bu durumda tanri ile insanin iliskisini bu sekilde yargilamak sacma olur. Konusulan dil telepati olabilir, Adem ve cocuklari sayilari birkac yuze ulasinca (yada birkac milyona) birbirlerini buyuk olcude tahrip etmis olabilirler, buda teknolojinin kaybolmasina yol acabilir. Bunlar cevabi bilinmeyen ve bilinemeyecek sorular. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Fenerbahçeli ,
Yazıların son derece anlamsız ve değersiz. Daha öncede dediğim gibi fikirler ve bilgiler üzerine konuşalım lütfen. Eğer kişisel yazılarına devam edersen sana cevap vermeyeceğim bundan sonra. Sevgili respendial , Anladığım kadarıyla sen insanlığın yok olup tekrar var olmuş olabileceğini iddia etmişsin. Bu durumda tekrar var oluş ta Tanrı eliyle mi olmuştur? sorusunu düşünmek lazım. Tanrı ile insanın ilişkisi ilk insandan başladığına göre , ilk insan dini inanca göre, adem olduğuna göre, ilişkiyi tahlil etmek için ademden başlamak bence doğru bir yaklaşım. Ve tabiiki bilinen en eski insanlık tarihinden başlamakta öyle. Sizin iddia ettiğiniz tarihler bilimsel literatürde genel kabul görmüş tarihlerden daha mı gerçektir onu bilmiyorum. Ama ben kulaktan dolma bilgilerdense bilime güvenmeyi tercih ederim. Konuşulan dil telepati olmuş olabilir demişsin. Zaten bende yazımda belirtmiştim, mutlaka konuşulan dilin bir başka boyutta başka bir dil olduğu söylenecektir diye. Peki telepati olsun iletişim aracı. Adem sadece tanrıyla ve havva ile *mi telapati kurabiliyormuş. *çocuklarıyla bu yöntemle iletişim kurması mümkün değil miymiş. Birbirlerini tahrip etmiş olabilirler demişsiniz. Genellikle insanlık tarihinde nesilden nesile bilgilerin aktarıldığını görüyoruz. Kaldı ki bu söyledikleriniz sadece teorilerden ibaret. Ortada bir paleolitik dönem gerçeği var. İlkel insan gerçeği var. Sizin de dediğiniz gibi saydıklarınız asla cevabı bilinemeyecek sorular. Asla cevabını bilemeyeceğimiz teorilere *inanmaktansa gerçek bilimsel tarihe inanmayı tercih ediyorum. Ayrıca konu üzerinde düşünüp,bunuda paylaştığınız için teşekkür ederim. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
beelzbb *abim
*Ağır olan ne anlamadım. hele islamda olmadığını yalan olduğunu söylediğin şeyin ne olduğunu hiç anlamadım. Ganimetmi yalan?Buna yalan dersen Kuran'ı yalanlarsın. Neyi paylaşmayı emretmiş islam,Ganimeti paylaşmanın dışında? *Yalanlaştırılmış,Çarpıtılmış dersen,Bunu bana değil ''Kitabı ben koruycam'' diyene söylemen lazım,hatta sorman lazım '' Bir kitabı korumaya bile kudretin yetmiyormu'' diye. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
gözde zaten senden cevap istiyen olmadı.sen cevap *veresin diyede yazmıyorum.yazdıklarında çok mantıksız.ancak bu kadar mantık dışı olabilir bir insan.
|
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Fenerbahçeli
Burası forum sayfası, kişiye özel yazıyorsan özel mesajı kullan, genele yazıyorsan herkes yanıt verir... Ben gerçekleri yazsam ispatlasam innamayacaksın ki demişsin? Yanlış!!! Gerçek denen şey öyle herkesin keyfine göre şekil almaz, o yüzden habire doğru yol, yanlış yol diye tutturursunuz, çünkü doğrular kişiye ve nereden bakıldığına göre değişebilir.. İslam doğru yol denir, oysa yolun doğrusunu eğrisini, sembolik varlıklar ve bir yerde olmak belirlemez. Sana göre islam doğru yoldur, öbürüne göre de başka bir din, bunun sonu yoktur... Bir şey kendisinin en, en, en doğru olduğunu iddia etme ve dayatma ve bunu kullanma ve helede kabul etmeyeni yakma, yıkma, katletme, cezalandırma vs gibi abuk subuk, fikir azmanı, akıl düşmanı, tehditlerle dolu mantıksızlık aczine düşmüş ise onda temelden yanlışlık var demektir... Tek kişiye göre değişmeyen ancak kendi gerçeği ile değişen şey gerçektir... Sen doğruları yazma haşa Allah var iken sana muhtaç değildir, sen gerçeği gösteremezsin, gerçek evvela kendini göstermelidir! Kimsede kimsenin bildiği yada inandığı gibi inanmak zorunda değildir, insanların inançları üzerinden, fikri, bilgiyi, hayatı vs her şeyi insanın inancı üzerinden tanımlama anlayışı, bir cücenin akşam güneşinde gölgesine bakması gibidir.. Her şeyi kendisi ile başlatıp açıklarken, kendi işine gelen herşeyide gerçek sanmaya başlar.... İnsanları inanca çağırmak, onların inancını kullanmak felaket tellalığından başka bir şey değildir, sanane yada size ne, inanç benim değil mi, ne sana nede herhangi bir dine, insanın özel inancı hakkında konuşma hakkı yoktur.... İnanç kullanılamayan bir şey olmalıdır böyle olduğu gün insanları inançlarından hareketle kullanmak, gütmek olan dinler mekanizması ait oldukları rafa konacaktır... İnanmak aldanmanın öbür yarısıdır çünkü. Çünkü insanların inançlarını kullanarak, onların korkuları gibi inançlarınıda kullanarak insanları ne adına olursa olsun gitmek fiili alçaklığın dik alasıdır... Neye inandığım ne yiyeceğimi belirlemez, neye inandığım dostumla, çevremle nasıl bir ilişkide olacağımı belirlemez, neye inandığım hangi savaşta ne adına gidip öleceğimi belirlemez, neye inandığım diğer insanlara karşı nasıl bir ceza vereceğimi belirlemez, neye inandığım kime ait olacağımı ve biat edeceğimi belirlemez, neye inandığım havaya-civaya diz çökmem için sembolik vücut hareketleri yapmamı gerektirmez..... Dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyorum, akşamın karanlık olduğuna inanıyorum ama bu inancım bana kimi dost edip etmeyeceğimi, 2 ile 2 yi çarptığımda nasıl bir sonuç alacağımı, ne yiyip ne içeceğimi belirlemiyor, kimseyede sen buna inanıyorsan şunu yapacaksın, bunu edeceksin, şuna biat edeceksin, yoksa sürünürsün demesine neden olmuyor.. Neye inanırsanız inanın, ama inancınız ile gerçeği, nasıl hareket etmeniz gerektiğini, kimle nasıl dost olup olmayacağınızı, hiç bir insandan bir insan olarak farkınızın olmadığını anlamanıza, kaçta kalkıp kaçta yatacağınızı, kime koşulsuz biat?edeceğinizi, ne yiyip ne içeceğinizi kısaca kendi gözlem ve gerçeklerinizle sağlamanıza, gözlerinize ve bilginize engel olmasın... Korku ile gidilen yolun sonu karanlıktır, inancı kullanarak yapılan işin sonu karanlıktır, inanç ile insan gütmenin sonu karanlıktır... |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili GOZDE hocam,
"Bu *durumda *tekrar *var *oluş *ta *Tanrı *eliyle *mi *olmuştur? *sorusunu *düşünmek *lazım. * " Bence bu soruyu dusunmek gereksiz, demek istedigim yuzlerce sayfa yazarsin, tartisirsin; belgelersin. Bu birgun gokte bir perdenin acilipta tanrinin "Evet butun mantiksizligi ile cehennemi cenneti ile aynen kitaplarda yazdirdigim gibi bir hakikatin tanrisiyim ben, Muhammed'de aynen denildigi ve inanildigi benim elcim" demeyecegi anlamina gelmez. " Sizin *iddia *ettiğiniz *tarihler *bilimsel *literatürde *genel *kabul *görmüş *tarihlerden *daha *mı *gerçektir *onu *bilmiyorum. *Ama *ben *kulaktan *dolma *bilgilerdense *bilime *güvenmeyi *tercih *ederim." 2.000.000 *yil *once *dogan *bi *insan dememi mi tarihten kastin? :) Benim iddia ettigim seylerin bir kaynaktan gelmedigine nasil kanaat getirdiniz ve sizin kaynaklariniz nedir? Benim kaynagim National Geographic te ilkel insan ve insansilar hakkinda bir belgesel. Bu bilgileri bilimsel yapmayan nedir? Bir diger konuda ben sadece cok cahil oldugumu biliyorum merak etme. " Peki *telepati *olsun *iletişim *aracı. *Adem *sadece *tanrıyla *ve *havva *ile * mi *telapati *kurabiliyormuş. * çocuklarıyla *bu *yöntemle *iletişim *kurması *mümkün *değil *miymiş. " Evet aynende mumkun degilmis. Tryhonuissoussus isimli tanri ademi yarattiginda sebepsiz yere is olsun diye sadece Adem ve Havva ya telepati yetenegi vermistir digerlerine vermemistir. Ispatida Adem ve Havva disindaki insanlarin telepati kuramamasi. Eger boyle sorulara cevap ararsan bulursun. " Birbirlerini *tahrip *etmiş *olabilirler *demişsiniz. *Genellikle *insanlık *tarihinde *nesilden *nesile *bilgilerin *aktarıldığını *görüyoruz. *Kaldı *ki *bu *söyledikleriniz *sadece *teorilerden *ibaret." sevgili gozde! Insanlik yaziyi bulana kadar nesilden nesile fazla birsey anlatamadi yada anlatilanlar nesilden nesile degisti gitti. Sumer, yunan ve misir a ait belgeler, belgeli tarihin buyuk bolumunu olusturuyor, bu belgelerde kisitli okunabiliyor yada teorilerle gidilerek bulunuyor. Sagolsun inancli insanlar, insanin insanliga en buyuk mirasi olan Iskenderiye kutuphanesini yakmistir. Bunun yanisira fosiller ve ilkel insan ve insansi kalintilari ve esyalari bize ilk caglarla ilgili fikir veriyor bile olsa ilk caglarla sumerliler arasinda cok uzun bir zaman var. Bu zaman tarihte insanli zamanin buyuk cogunlugunu olusturur. Bilinen tarih bile akla en yatkin ihtimallerle teorilerle aydinlatilmis yada yamanmistir. Senin teorilerle sorunun ne o zaman? Insanin bilimi sorgulamadan almasindan yanamisin? "Ortada *bir *paleolitik *dönem *gerçeği *var. *İlkel *insan *gerçeği *var. " Benim dedigimle paleolitik donemin yada ilkel insanin nerde cakistigini anlamadim? Birde " Sizin *iddia *ettiğiniz *" seklinde sizli bizli konustugun icin bende o sekilde cevap vermege calistim ama sonra bazi yerlerde unutup yine senli benli devam ettim. Bunu ictenlik ve samimiyet olarak al, saygisizlik olarak degil. Yazilarimi okuyup kafa yordugun icin tesekkurler. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
2.000.000 yil once dogan bi insanda muhendis yada matematikci olacak zeka vardi. Insanin zeka evrimini tamamlamasi cok daha eskiye dayanir. Einstein'in bir lafi vardir, Ucuncu dunya savasin bilmem ama dorduncu dunya savasi tas ve sopalarla olur der. Babilliler dunyanin yasini isadan binlerce yil once 3.500.000.000 olarak hesaplamistir. Daha sonra hristiyanlikla beraber bu bilgi degismistir ve yuzon sene oncesine kadar (dun gibi) insanlar dunyanin yasinin isadan ikibin yil once oldugunu savunmustur. Bu tip ornekler insanin ilim ve irfan yolunda cizildigi gibi yukselen bir dogru ile yukselmemis olabilecegini dusundurur. Bu durumda tanri ile insanin iliskisini bu sekilde yargilamak sacma olur. Konusulan dil telepati olabilir, Adem ve cocuklari sayilari birkac yuze ulasinca (yada birkac milyona) birbirlerini buyuk olcude tahrip etmis olabilirler, buda teknolojinin kaybolmasina yol acabilir. Bunlar cevabi bilinmeyen ve bilinemeyecek sorular.
* * * * sevgili respendial * * * * bazı takıldıgım ve anlamadıgım sorularım olacak. * * * * 1- insanın zeka evrimini 2 milyon sene evvel mi tamamladıgını ve bundan sonra zekasının evrim geçirmedigini mi söylemek istiyorsunuz. * * * * 2- iki milyon sene evvel insanda mühendis ya da matematikçi olacak zeka vardı derken neyi kastediyorsunuz ve neden olmadılar. * * * * 3- Babillilerin dünyanın yaşını 3,5 milyar yıl olarak hesapladıklarını neye dayanarak söylüyorsunuz. * * * * *4- Kilisenin savundugu yaradılış tarihinin İ.Ö. 4004 olması gerekiyor. * * * * *5- Telepati derken bu bir varsayım mıdır yoksa az da olsa bir bulgu içeriyor mu. * * * * *6- Adem ve çocuklarının sayısı çogalınca bu geniş dünyada neden birbirlerini tahrip etmek zorunda olsunlar. * * * * *7- İşbölümünü gerçekleştirememiş, kafa ile kol emegini ayıramamış, tarımı bile bilmeyen bir toplum nasıl bir teknoloji gerçekleştirebilir ki sonra bunu kaybetsin. * * * * * * * saygılarımla |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili dilaver hocam,
Hemen konu dagilmadan elimden geldigi kadar cevap vereyim, 1. insanin ilk eserleri bir kalip camura capraz ve duz cizgiler cizmek, el izlerini duvara basmaktan ibaretti. Bu tip eserler bize insanin zeka evrimini bu eserlerin baslamasiyla tamamlandigini gosteriyor. 2. Bu insanlarin neden muhendis olamadiklarina gelince, bugun muhendis olan kisiler bildigi bircok seyi kitaplardan ogrenmistir. 0 dan 9 a kadar sayilari bulmak zorunda degil, suyun kaldirma kuvvetinden haberdar. Yazinin olmadigi donemde insanin ogrenmesi omru kadarken olurken bularin cok azini geriye birakabiliyordu. Bu sebeple pasifikteki kucuk adalar ve halklar kendi bilimlerine ve teknolojilerine mahkum kaldiklari icin, bildiklerini digerlerinin bildikleri ile kiyaslayamadiklari icin teknolojide geri kalmislardir. Aztekler bile bir top yapip ispanyol kalyonlarini batiramamistir. Teknolojinin pamuga ekilen fasulye gibi kendi kendine buyumedigini unutmamak lazim. 3. Tabiki babillilerden kalan bulgular uzerine arastirma yapan arkeologlardan. 4. Eh tamam bunu ben isanin dogumundan 2000 sene once olarak biliyordum ama senin dediginide arastiricam. Tesekkur ederim. 5. Olay o degil hocam ya lutfen. Telepati olmadigi ne kadar cok bulgu iceriyorsa olduguda o kadar bulgu iceriyor. Benim asil kastettigimde bu zaten. 6. Bu sorunun cevabi 5 te verilmistir 7. Bunu anlamadim ama bunu anlamamamin sebebi benim dedigim birseyin anlasilmamasindan kaynaklaniyo sanirim. bana dusuncelerimi acma imkani veren sorularin icin tesekkurler |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
"2 milyon yıl önce doğan insan" çok spekülatif bir belirleme. Çünkü 2 milyon yıl önce insandan çok insanımsılardan söz edebiliyoruz. İnsan evriminde belli bir aşamayı belirlediği düşününülen Homo Habilis ve ardılı homo erectusta beyin sığası sırasıyla 600-800 cc ve 850-1100 cc kadar ölçülüyor. Kaldı ki homo erectus'un günümüzden 250 bin yıl öncesine kadar yaşadığı da biliniyor.
Şimdi bu antropolojik bulgulara rağmen, insanın 2 milyon yıl önce mühendis zekasında olabilmesi daha da spekülatif bir yorum değil mi ? |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili Respendial;
Yıl 1960 küsürler, ben öyle hatırlıyorum, Tevrata dayanarak tespit edilen Dünya yaşı, 6.000 olduğu ret edilmiştir, ret edilirken büyük papaz o halde 10.000 yıl demiştir..... Sonrasında ise milyar yıllar konuşmuştur... Bilime karşı sürdürülen karanlık savaş 1900 yılında sağlam temellere oturtulmaya çalışılmıştır, çünkü dinler gibi hurafelerden ibaret ve gerçekten sağlam bir silah olan, geniş kullanım alanları olan çoban kavalı kaybedilmek istenmemektedir.. Bilhassa Ortadoğu Dinleri insanlara zerre kadar bilimsel bilgi vermezler. Böyle bir amaçları yoktur ancak varlığı götürüp bağladıkları ilahları açısındanda bir varoluş sorunları vardır.. Peki nasıl oldu sorusuna bulunulan yaratılış teorisi(masal, uydurma, hikaye, saçmalama), elde sopa(korku, heyecan, inanç, acz, sefillik, arzulardan ve beklentilerden oluşan Tanrılar) insan kafasına vurularak empoz edilmiştir, heleki bu iş kimilerinin geçim kaynağı olmuştur ki, kraldan sonra ... Ortada bir öğreti yoktur çünkü bir şeyin öğreti olabilmesi için ölçülüp tartılabilir olması ve mümkün olduğunca kişi ve farklı dinlere vs göre değişmemesi gerekir. Ölçülüp tartılamaz en azından varsayımları oluşturabilecek kadar donelenemeyen hiç bir şey öğreti olamaz, çünkü bilgisine erişilemez, ancak bir masal yazını olarak ezberlenebilir yada gözlerimizle gördüğümüz nesnel gerçekler bu masallara araç olarak kullanılırlar.. Eğer varsayımlardan ve kimilerince kesin sayılan masallardan yola çıkacaksak, iddia ediyorum Adem diye birisi hiç bir zaman yaşamamıştır. Aksini kim ispatlayacak? Sorun bir ayet numarası vermekse vereyim işte ispatlıyorum Adem hiç olmamıştır; Adem Masalı Suresi, Ayet.1; Onlar ki bir çok yerde yalana saptılar. Ben insanlığı topluluklar halinde Yarattım, oysa onlar, insanlığı sanki bir kişi yaratmışımda sonra ona bir tane eş yaratmışm gibi uydurdular. En fazla zorlama ile ulaşacağımız Adem masalınının gerçeğine, MÖ 6000 ler olarak varırırız. Sümer kaynaklarının yazılı belgelere dökülmesi, başlangıç MÖ 4000 küsürler ise ve ismi anılan masal kahramanları(Nuh = Ziusudra) muhtemel MÖ 5000-6000 arasına tarihlenmesi gerekir, bu bize bu masalların tarihsel dönemi hakkındada ipuçları verir. Kaldı ki yazı dışında sembollerin kullanıldığı gerçeği bize ilk yazıların sembolik yapıtaşları hakkındada done sunar... Varacağımız yer ise mağara resimleri, işaret ve şekilleri olacaktır... İnsanlar yazıyı kullanmazdan evvel, evet nesilden nesile yine aktarım vardı ve devam ediyordu. Bu görevi ilahiler üstlenmiştir ve halada bunca bin yıl geçmiştir ki insanlık bu yöntemden vazgeçebilmiş değildir... Tevrat yada diğerleri, o bölgedeki Tanrı-Yaratılış vs ilahilerde aktarılanların çeşitli dönemlerce uyarlanmasından başka bir şey değildir.. Adem Neolotik çağın ürünüdür... İnsanlığın tümden yok olduğu ve tekrar devam ettiği varsayımın bence gözleme dayanılarakda dahi olsa geçerli gibi görünmüyor. Neden görünmüyor, eğer ilk insanlarda(ki 2 milyon yıl önce demişsin) mühendis, bilimadamı, mimar.... vs olsa idi, fazla değil bundan 1000 yıl önce insanlar savaşlarını kılıç-kalkan ile yapıyor olmazdı, Yıldızlar Nurdur yavrum demezdi, Adem maslına kanmazdı(komedi, şimdide kanılmaktaya o ayrı). Demek ki sizin dediğiniz gibide düşünsek, her iki evredede bir gelişim-evrim süreci vardır, olmak zorundadır, bu bir zorunluluktur.. "2.000.000 yil once dogan bi insanda muhendis yada matematikci olacak zeka vardi. Insanin zeka evrimini tamamlamasi cok daha eskiye dayanir. " Demişsin, Einstein'in ifadesi bir gözleme dayanmaktadır, geçmişe öykünmek bence anlamsızdır... Şuradan yola çıkılarak evet varsayımda bulunabilirsiniz, eğer gelecekte insanlar tekrar ilkelleşecek ise, o halde geçmişte bu süreç neden yaşanmış olmasın ? Varsayalım ki dediğin gibi, oysa bu gün adına 2. evre diyelim ve görelim, teori yanılıyor mu? Hayır, insanlık mağara döneminden çıkalı şurada milyon değil bin yıllar var, en eski mağara resimleri 30.000 yıl öncesine gitmiyor ve kaldı ki bu dönem Paleolitik dönemdir. Bu gün yeni doğmuş bir insanı ıssız bir adaya bıraksanız ne olur, bir mühendis, bir mimar, bir matematikçi olabilir mi sizce? İşte gözlemimiz buna dayanmak zorundadır, bence olmaz çünkü, bilgi, bilim, birikim vs, bunların tümü, tüm insanlığın nesilden nesile aktarılan ve gelişerek ilerleyen tüm edinimlerinin toplamıdır. Günümüzden geriye doğru gittikçe, toplam edinimde azalmakta ve öyle bir noktaya gelmektedir ki, artık insan ediniminin parmakla gösterilir kadar az olduğu zamana varılmaktadır. Bir musluktan damlayan damlaların, leğene ilk damladığı haline, ağzına kadar dolmuş leğenden bakarak geri döneceğiz, bu kadar basit. İşte bu zaman ilkel insan dönemi olarak adlandırılmaktadır.. Burada mantıksız helede tutarsız bir durum yoktur, tamamen mantıklı bir sonuçtur ve hiç bir biçimde varsayımlarla yola çıkmayacak kadar gözlemlenebilir doneleri vardır. Bunu en basitinden 20 yıl önce kullanmadığımız internetten dahi anlamamız mümkündür... Her canlı edinimlerini nesilden nesile aktarır, insanın varlığından günümüze bir sıfır noktası hiç bir zaman olmamıştır. Böyle bir şeyin olması için, dünyada tek bir insanın bile kalmadığını varsaymak gerekir. Aksi insan var ise, zorunluluk olarak edinimlerini nesilden nesile aktaracaktır, böyle olduğundada günümüzden geriye doğru gidişde bir sıfır noktasına ulaşamazsınız, ancak bir varsayım olabilir ama günümüzdeki bizlerinde yaptığımız gözlemlerimiz sizin ifadenizi varsayım üzerinde temellendirirken, bilimin şu ana kadar sunmuş olduğu veri ve tezleri doğrular... Damlalar, damlalar, ve damlalar, biriken damlalar... İlkel olmakta bir sakınca yoktur, eksik olan damlalardır... İnsanlar konuşamazken nasıl anlaşıyorlardı.. Bunun için evvela neye bakmalıyız, insanda konuşmak bir kaabiliyettir, kazanılmış bir kaabiliyetir, kazanılmış ve biçimlendirilmiş taklit yeteneğidir. İnsana has yada özgü bir şey değildir, sonradan kazanılan bir şeydir dil.... Bir insan hayatını düşündüğünüzde bu kazanımın ne kadarda zor olduğu ortadadır. Duyma yetisi olmayan bir insan sizce hangi dilde konuşur, İngilizce, Arapça, Türkçe? Yada herhangi bir dilde konuşmaz mı? Peki ya kendisini nasıl ifade edebilir elbette şekiller vasıtası ile, insanlığın dil gelişimide böyledir, yazınında böyledir, taklit üzerine kuruludur ve binlerce yıl süren edinim ve aktarımlarla elde edilmiş, bir sisteme kavuşmuştur. Bu gün sihirli harfler vardır, basit bir örnek vereyim, insanlık çevresindeki sesleri taklit ederken salt taklitde kalmıyor, tanımlamada getiriyor buna, kaldı ki insanlığın gelişimi ile teknolojinin gelişimi bir doğru orantı izlerken ikiside birbirini geliştiren ve olumlayan olarak ortaya çıkar. İnsanlığın gelişimi ise malesef Neolotik çağda sıçrama gösterir, çünkü insan emeği, alet edevat ve üretim, işleme, şekillendirme, mülkiyet, mekanizma, düzen, düzenek, yerleşim vs.... İnsan için gerçekten çok büyük edinimler ve kazanımlar sağlamıştır, bu kazanımlarımızı çoğunlukla el emeğimize borçluyuz... Eğer hala hazırcı ve avlayıcı toplayıcı kalsa idi, gelişim bu derece ileride olmayacaktı, olamazdı... Sihirli harfimiz ise "m" ve "n" harfleridir, dilbiliminde bu harfler bir çok dilin tarihsel kökeninde incelendiğinde, aNne, aNa, Mother, hoMe, daM, Nikah, MaMa demenin bir çok dilde aynı ses benzeşimlerini kimi dönemlercede Tanrısal açıdanda kullandığı görülmüştür... Bu ortaklık ve ses benzeşimi bilhassa Neolotik çağın evcilleştirilen memeli hayvanlarından kalma taklitsel bir armağanıdır, tanrısaldırda... Sonuçta ayrı değil, bu insanların gelişimidir, aynı cinsin gelişimidir ve ortak bir öznesi olacaktır... Telepati dediğimiz şeye ise ilkel insan neden ihtiyaç duysun ki heleki nasıl kullansın? O halde soru şu, telepati ile anlaşıp konuşan için dahi vazgeçilemez özne bir dil biliyor olmak değilmidir? Herneyse, daha fazla kalabalık olmadan, varsayımın bana ne tutarlı ama nede mantıklı gelmedi sevgili Respendial... Edinimlerin en bilimsel halinden en ilkel hale dönüşümü için lazım olan bir sıfır noktasıdır, sıfır noktası yok ise, bu günki maymunlar düzeyine gerilemekde gözlemlediğimiz doğal seyir dahilinde mümkün değildir... Yok olan türler bu gün yaşamamaktadır çünkü yaşam boşluk tanımıyor, doğal olarak insanında sıfır noktasından bahsedemeyiz, etsek dahi şu önümüzde duran senin ifade ettiğin 2.evre gözlemlerimizde yanılmış olmayız.. Konuşan, yazan, çizen, okuyan, üreten, mekanizmaları ve düzeni olan bir adem hiç bir zaman olmamıştır, ikinci evresinde yok ise ilk evresinde neden olsun ki, eğer Adem masalı bu gün yazılsa idi, Adem bir uzay aracıyla gelirdi, uzay aracına biner gezerdi, gariptir ki şimdiki Adem masallarıda böyle yazılıyor :) Yani her öykü, masal dönemine uygun tutarlı donelerle dillenebiliyor, bizim eski Adem masalındaki ısrarımız, Onun ortaçağ masal kahramanı olmasından dolayı değil, dinlerin yaptrımsal cenderesindendir.. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Dünya üzerinde 4 ırk çeşidi tespit edilmiş. Bunlar beyaz,kızıl, sarı, sihay. Araştırmalar sonucunda insan ırkları her ne kadar birbirlerine karışsalarda nesiller sonra siyah gene sihay genlere, beyaz gene beyaz genlere sahip olarak dünyaya geliyormuş. Yani bu demek oluyor ki tek bir adem ve havvadan insanlar türemiş olsaydı bütün insanlık aynı genlere sahip olacaktı.
Bu konuyu daha çok araştırıp daha detaylı bilgi vericem şimdilik bu kadarını biliyorum. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Spartacus hocam simdi ben sana soyle cevap versem olurmu?
"Adem *Masalı *Suresi, *Ayet.1; *Onlar *ki *bir *çok *yerde *yalana *saptılar. *Ben *insanlığı *topluluklar *halinde *Yarattım, *oysa *onlar, *insanlığı *sanki *bir *kişi *yaratmışımda *sonra *ona *bir *tane *eş *yaratmışm *gibi *uydurdular. * " Lutfen bana sureleri delil olarak sunmayin, elle tutulur gozle gorulur bir delil sunun. Ayni seyi soyluyoruz zaten, telepati mantikli gelmesede mantikli gelmedigi ile kalir aksi ispatlanamaz. Tanrinin varligini ispatlamakla yoklugunu ispatlamak arasinda fark yoktur. Einsteinin lafinin bir gozlem oldugunu hatirlatmak cok gereksiz olmus, bu adam kahin felan degil biliyoruz. Yani uzun uzun yaziyosunda uzun uzun okuyomusun bunu merak etmege basladim. Ykosa hzili hlizi *ouykup gceiyromusn mreak etitm. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Kısa yazayım sevgili Respendial sen o yazımı ciddiye alma;
Varsayımın-ız- tutarsızdır.. ------------------------------------------------------------------------ "Einsteinin lafinin bir gozlem oldugunu hatirlatmak cok gereksiz olmus, bu adam kahin felan degil biliyoruz. " O halde ne demeye adı geçti değil mi? Yanlış çıkarsamada bulunmuş olabilirim ama Gelecekte böyle olabilir demişse geçmiştede neden olmamış olsun ki sonucuna ulaştım, yanılmışmıyım? "Insanlik yaziyi bulana kadar nesilden nesile fazla birsey anlatamadi yada anlatilanlar nesilden nesile degisti gitti." Demişsin, insanlar her dönem nesilden nesile aktardı... Yazı yoksa ilahi vardı, ilahi yoksa mağara duvarı, oda yoksa çocuklarına davranışlarla aktardı mesala dışkıların bulunduğu yer ile yerleşim alanlarındaki mesafe buna bir örnektir... Yokolup gitmek diye bir şey yok, kullanım alanını kaybetmek diye bir şey var, atarabası ile otomobil gibi, şimdi insanlar sürücü eğitimi alıyorlar ama evvelce nesilden nesile at eğerleme eğitimi alıyorlardı... Burada asıl kriter neyin kullanıldığı bile değil, neye ihtiyaç duyulduğu ve nasıl karşılandığıdır, bilmem buradan ne anlamalıyız, konuşma, dil vs ihtiyacen düşünelim bakalım, acaba onlarsızda olan dönemler yokmuymuş, ihtiyacen hissedilmeyen dönemler olmamış mı? Heleki aktarılması gereken şeyler az ise yazıya ihtiyaç varmıymış? Yazı olmadığı için mi az şey aktardılar yoksa zaten yazı ile aktarılacak denli bir birikim, edinim, gereksinim olmadığı için mi az şey aktarıldı? Bu eğitimin yada nesilden nesile aktarımın olmaması yok olup gitme ile açıklanamaz sanıyorum Ademe gelince oda konumuzla alakalı, tabi düşüncemi aktardım Adem Neolotik çağın ürünü olmakla ayrı, paleolotik çağda Ademi düşünmek ayrı şeylerdi.. Kendimize bakarak geçmişe yaptığımız öykünmede milyon yıllar evvel mühendisliğe erişmiş insanla karşılaşınca arada yöntem bakımından benzerlik-bağ olduğunu düşündüm? Gemi yapabilen, kitap okuyabilen ve milyon yıl öncesine ait olan bir Adem ve çocukları.. Adem Neolotik çağın ürünü ise ondan öteye mühendislikten bahsetmek mümkün değildir... Mesala telepatinin bile bir anlaşma diline ihtiyaç duyması sadece telepatiyi değil, dilide önemli kılmaz mı? Yazı uzun olabilir ki bunu bir yerde konu belirliyor, belkide 2.000.000 yıl önce mühendislik vs vardı diyebileceğimiz varsayımımızı yada aksini, 3 kelime özetlerdi? Nasıl? Bunu gerçekten bilmiyorum... Merakınız için okuyup geçmiyorum, bunun için kısaca en üstteki şekilde yazmam yeterli olurdu. Sevgili Gözdeye yazdığınız şu paragrafınızı gözden geçirmeniz gerekir mi diye düşünüyordum, şimdi sorayım o halde; ""Peki *telepati *olsun *iletişim *aracı. *Adem *sadece *tanrıyla *ve *havva *ile * mi *telapati *kurabiliyormuş. * çocuklarıyla *bu *yöntemle *iletişim *kurması *mümkün *değil *miymiş. " Evet aynende mumkun degilmis. Tryhonuissoussus isimli tanri ademi yarattiginda sebepsiz yere is olsun diye sadece Adem ve Havva ya telepati yetenegi vermistir digerlerine vermemistir. Ispatida Adem ve Havva disindaki insanlarin telepati kuramamasi. Eger boyle sorulara cevap ararsan bulursun. " |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Alıntı:
İslam peygamberinin yaşam şekline bakmak lazım.Ya bize yanlış(yalan) öğrettiler ya da siz ideolojinizin esirisiniz... SAYGILAR |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
2.000.000 yil once dogan bi insanda muhendis yada matematikci olacak zeka vardi. Insanin zeka evrimini tamamlamasi cok daha eskiye dayanir. Einstein'in bir lafi vardir, Ucuncu dunya savasin bilmem ama dorduncu dunya savasi tas ve sopalarla olur der. Babilliler dunyanin yasini isadan binlerce yil once 3.500.000.000 olarak hesaplamistir
* * * * * *sevgili respendial * * * * * *sorularıma verdiginiz yanıtlar dogrultusunda aynı paragrafı parçalar halinde de olsa irdelemek gerekli oldu. Katılmadıgım bazı hususlar var. * * * * * *Mühendis ya da matematik çi olmak için en azından matematigin temel unusrlarının bilinebilmesi gerekiyor. Sayıların bile, degil iki milyon yıl neredeyse tarih devirleri ile ortaya çıktıgını bildigimize göre böyle bir iddia biraz nesnellikten uzaklaşmış gibi göründü bana. * * * * * *İnsan zekasının sosyal zorluklara bulunan çözümlerle geliştigini biliyoruz. Bahsettiginiz 2 milyon yıl evvelki dönem oldawan teknolojisi diye adlandırılan teknolojinin etkin oldugu bir dönem. Bunlar ise sayıları altıyı geçmeyen ilkel bazı kesici ve delici taşlar. Ancak şekil verilerek bir teknoloji yarattıgı kabul edilmiş. Bu dönem takriben bir milyon sene degişmeden sürüyor. Şimdi bu şartlar altında bırakın zekanın evriminin tamamlandıgını zekanın evrim geçirdiginden bile bahsetmemiz olanaksız gibi görünüyor. * * * * * * Kaldı ki Homo Habilis'in beyni 1000 cc, homo erctus unki 1200 cc modern insanınki ise ortalama 1400 cc. Yalnız beyin büyüklügü zeka konusunda bir ölçüt degil Turgenev in 2000 cc büyüklügündeki beyni Anatole France in 1000 cc lik beynine büyük fark atmıyor. * * * * * * Bu kadar uzun bir süre teknolojinin duragan olmasının nedeni atalarımızın varlık sürdürme gereksinimlerini karşılayabilir olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu dönemdeki ekonomi leş yiyicilik, toplayıcılık ve avcılık olarak gözüküyor. Geniş bir dünyada devamlı göçebe olarak yer degiştiren atalarımız istedikleri yiyeceklere kavuştukları için varlık sürdürmede bir evrime gereksinim duyulmamıştır. Zeka da bu yüzden duragandır ve uzun süre gelişmekten ve üretmekten uzak görünüyor. * * * * * *Ok ve yayın bundan evvel de kargının bir türlü kullanımı yeni bir aşamaya götürdü atalarımızı ve bundan sonra her şey hızlı bir biçimde gelişti. Teknoloji dedigimiz şey ise bundan sonra hızla gelişti ve günümüzde de akıl almaz boyutlara ulaştı. Teknolojinin gelişmesi ile zekanın evrimi başattır. Birbirini zorlar. Bu yüzden iki milyon sene zekanın evriminin tamamlandıgı görüşüne katılmak mümkün degil. * * * * * İlkei izleri bir yana bırakırsak en eski buluntuların en çok 40-50 bin yıl evveline dayandıgını görüyoruz. Cro Magnon magaraları 35 bin seneliktir. Sibirya buluntuları 28 bin seneliktir. Ve ilk resim vs diyebilecegimiz zeki insanların yaratısı da bu yıllardan evvel görülmüyor. Bir çocuk da bugün çamura çizgiler çizebilir ya da el izi koyabilir ama bu onun zeka olarak gelişiminin başında oldugu gerçegini yadsımaz. * * * * * Kaldı ki teknolojinin adam gibi gelişebilmesi için bu işle ugraşan ve sadece bu işle ugraşan insanların olmasını gerektirir. Bu da kır ile kentin, kafa emegi ile kol emeginin ayrışmasını öngörür. Günün tamamını av peşinde koşmakla geçiren birinin herhangi bir şey üretmesini bekleyemezsiniz. Nitekim insanlıgın tüm buluşları işbölümünün ortaya çıkmasıyla öncelikle büyücü ve sihirbaz sonra ise rahip ve bilimadamı olan ve üretimden kopuk olarak yaşayan, varlıgını bir egemene baglı olarak sürdüren insanların çabasıyla olmuştur. * * * * *Bu yüzden ilkel toplumlarda göremedigimiz gelişmeleri köle emeginin kullanılmasıyla ve toplumun sınıflara ayrılmasıyla gözleyebilir hale geliriz. bundan sonra da geometrik bir gelişim izleriz. İnsanlıgın gerçek anlamda hem kültürel, hem teknolojik hem de sanatsal olarak gelişmesinin başlangıcını bana göre 50 bin sene evvelinden öteye götürmek imkansızdır. Esas gelişme ise yazının bulunuşuyla birlikte tarih çaglarına geçişle birlikte olmuştur. İki milyon yıllık bir süreci 5-6 bin sene ile kıyaslarsanız ne kadar başdöndürücü bir fark oldugunu anlamak mümkün olabilir. * * * * * * *Son olarak bu 3,5 milyar yıllık babil tahminini ben şimdiye kadar hiç duymadım. Muhtemelen benim bilgisizligim olan bu meseleyi nereden araştırabilecegimi de yazarsanız sevinirim. * * * * * *Azteklerin top yapamamaları ile ilgili görüşlerimle devam etmeye çalışacagım. Orada fasulyeye deginmişsiniz, bunu mısır ile davar çelişkisi ile birleştirseydiniz konu daha aydınlatıcı olabilirdi. * * * *saygılarımla |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Arkadaslar ben buraya ikidir sorularinizin cevabini (uzun uzun) yaziyorum, yoruldum. Bende iki cocuk babasi memur adamim, yoruldum. Nerede bu yazilar? Cevaplarim tatminkar miydi? Mucahitler mi hackledi yazilarimi?
|
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Bir yukardaki yaziyi yanlislikla cift gonderince bulardan birini degistirip yine bir takim kaynaklari belirmek istedim.
dilaver hocam cok mutevazisiniz. Turkce pek kaynak bulamadim, yalniz tatilde okudugum bir kitap bu konulardan bahseiyordu. Kitabin ismi Marduk'la randevu, yanlis hatirlamiyorsam bununla ilgili birtakim belgelerden bahsediyordur. Yabanci kaynak olarak Zecharia Sitchin'in kitaplarindan faydalanabilirsin. *Yine Sfenks teorisi ilk insanla ilgili ilginc noktalara deginir. Zecharia Sitchin diye *aratinca birtakim videolar cikiyor. spartacus hocam, seninle benim dediklerimiz arasinda bir fark yok, onceki cevaplarimda yazdigim gibi yazilarimdaki ansiklopedik bilgileri duzeltmekten baska bisi yapmadiginiz asikar. Arti ben Allaha kitaba inanmiyorum, isterseniz bir kufur edeyim islami degerlere hepimizin yuregi sogusun? Bana oyle bu dinlere inanmak soyledir, dinler oyle boyle yapar diye nasihat vermek ne alaka? Bana bugun Allah cemalini gosterse, bana secde et dese etmem, bu yarattigin insanin tabiatina aykiri derim. Anlatacak kadar zekisiniz ama anlayacak kadar degil mi? Bu mumkun olmadigindan cevaplarinizda samimiyet aramak faydasiz. Dediklerimi saptirmayin * * *(-iz). Sevgili GOZDE bu yazisinda gercektende Islam'da Adem fenomenini curutmus mu? Yoksa Kuran'in dediklerini mi ( Cahiller Kuran'i anlamaz, birtakim akli evveller Allah'a inanmayip kendi sinirli akillari ile Islam'a saldiracak, Onlar kendini akilli saniyorlar ama asil keriz onlar, bekleyen inanan mukafatini alacak, vs, vs, vs) dogruluyor. Benim sorum bu. 600-800.000 yil once Homo-sapiens ortaya cikti ama bu omurganin evriminin hemen hemen tamamlandigi bir doneme tekabul eder. Sirtin evrimi bugun bile hala devam etmektedir. Beynin fizyolojik evrimi bundan daha once tamamlandigi icin, Homo-sapiens'in modern insanin zeka kapasitesine sahip ilk tur olmadigi aciktir. Bu konu ile ilgili size BBC nin "Evolution of mankind" isimli belgeselini oneririm. Bu belgesel benim dediklerimi anlatiyor. Tarih ve arkeoloji bilim disi degildir ama kisitlidir. Fizik kanunlari, biyoloji giderek belirginlesirken bu bilimlerin kanitlari giderek belirsizlesir. Simdi Bosna'da dunyanin en buyuk piramidi bulundu, haydaa. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili respendial ,
Dilaver arkadaşımda sana uzun uzun cevap yazmış ama ondan sonra senin yazdığın birşey varsa ben göremiyorum. Belkide dediğin gibi hacklendiğimizde kaybolmuş olabilir. İstersen tekrar yaz. Ama çocuklarına ayıracağın zamandan daha değerli hiç birşey olamaz bence. Buna göre ayarlarsan vaktini daha çok sevirim. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili Respendial,
"Sevgili *GOZDE *bu *yazisinda *gercektende *Islam'da *Adem *fenomenini *curutmus *mu? *Yoksa *Kuran'in *dediklerini *mi *( *Cahiller *Kuran'i *anlamaz, *birtakim *akli *evveller *Allah'a *inanmayip *kendi *sinirli *akillari *ile *Islam'a *saldiracak, *Onlar *kendini *akilli *saniyorlar *ama *asil *keriz *onlar, *bekleyen *inanan *mukafatini *alacak, *vs, *vs, *vs) *dogruluyor. *Benim *sorum *bu." yazım nasıl olurda kuranın bu söylediklerini doğrular hiç anlamış değilim. Çürütmek konusuna gelince. Evet çürüttüğünü düşünüyorum. Aksini iddia eden varsa yani paleolitik dönem, ilk insan olarak varsayılan *ademi tastik eder ve bütün insanların ondan türediğini kanıtlar diyen varsa buyursun zevkle okurum yazılarını. Ama sizin şu kurandan alıntı ve hatta ademle bile ilgili olmayan ayetiniz nasıl ademin ilk insan olduğunu kanıtlıyor hiç anlamadım. Bu arada keriz de oldum. Kuran bana keriz dedi yahu :) |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili Respendial
Emin ol okumayıda biliyorum. Burada benim bakışım sizin inanıp inanmamanızla ilgili değildir, Adem ve Havva Mitinin, bu gün Ortadoğu dinlerince sürüdürülüyor olması noktasından istemesekte buraya geliyoruz. Konu başlığına baktığımızda ise Adem'in Paleolitik çağı demektedir. Kısaca buraya hakim olan hava, Ortadoğu mitolojik anlayışıdır ve konudan dolayı ben Adem ile Havva masalı ile Paleolitik dönemi özdeşleştirmek durumundayım, bu sizin iddia ettiğiniz gibi, size Ortadoğu mitolojisine inanıyorsunuz der gibi bir çıkış değildir.... Yazımda Adem ile Havva'nın hangi gereksinimlerin ürünü olduğunu anlattım, bu sizinle değil konu ile alakalıdır ve düşüncemin mantığını anlatabilmek içindir. Eleştiriye açıktır ama içeriği gereği şahıs hedefli değerlendirmelere kapalıdır... İzin verirseniz konu başlığı altında ben düşüncelerimi Sizden bağımsız konu başlığı dahilinde aktarmak istiyorum, eğer şahsınıza karşı bir yanlış çıkışım olmuşsa özür dilerim ve özelde konu dışında size şahsen söyleyeceklerim bu kadardır. Ama elbette iddialarınıza katkı sunmak isterim, O'nuda şahsi ele almazsanız sevinirim.. Bilhassa Ortadoğu Dinleri insanlara zerre kadar bilimsel bilgi vermezler. Böyle bir amaçları yoktur ancak varlığı götürüp bağladıkları ilahları açısındanda bir varoluş sorunları vardır.. Demek ki bir yaratıcı iddiası ile her şeyi oldu bittiye getireceksek, Adem ve Havvaların dünyasını subject açıdan yaratmamız gerekir. Bunu söylerken asıl amacım, böylesi bir sorunun bizler açısından varlığı değil, ama bu mitolojik uydurmalara insanı muhtaç bırakan nedenlerin arka planına inmektir. Yukarıdaki ifademde temel önerme ne Ortadoğu nede dinler değil, altını çizdiğim sorundur. İnsanların geçmiş hayatlarındaki tarihsel, sosyo-ekonomik ve politik yaşamları sonraki nesillerce bilinemeyebilir. Burada bir anlamsız durum yoktur çünkü Tarih dediğimiz olgu aslen dönemseldir. Dönemsel olarak gereksinime ihtiyaç duyulurken bin yıllar sonrası için A Kralı yada B cumhurbaşkanı ne dedi, neye itiraz etti, ne yaptı pek önemli değildir, dönemin kapanışı ile bu tür olgularda kapanır ve nesilden nesile aktarılmak zorunda değildir. İnsanın BİYOLOJİK açıdan zorunlu nesilden nesile aktarımı ile, yaşamsal açıdan zorunlu kültürel, toplumsal, ekonomik ve sosyal aktarımı ile, tarihsel olay ve olguların aktarımı arasında önemli bir fark vardır... Bu gün Sümerler hakkında çok şey bilmiyoruz ama, Bir yılı onların Tanrılarından hareketle 12'ye bölmeye devam etmekteyiz. Demek ki kültürel açıdan nesilden nesile olan aktarımı, tarihsel aktarım ile ele alamayız... Mitolojilerde öyledir, uygarlıklar binlerce yıl önceden çökmüşde olsa, kendilerinden binlerce yıl geriye mitolojik inanışları, kültürel edinimleri, bilgi ve deneyimleri aktarılmaya devam etmiştir. Bu gün en basit bir Taş oyma sanatı ve ustalığı buna en iyi örnektir, bu gün adına Mühendislik vs dediğimiz adlandırmların evvelce ustalık dediğimiz adlandırmalardan mantık açısından çok farkı yoktur, burada öne çıkan birikimlerin devam etmesi ve sürekliliğidir. Uygarlıklar çöksede Tarih kitabı kapanmış bile olsa insanlığın birikimini dahada ileri noktalara yükselterek devam ve aktarımı sürmektedir.... Bu döngüde bir an bile bir durma yoktur, sürekli işleyen bir devir daim durumudur... Eskiyen ve döneme hitap etmeyen her şey yerini yenisine bırakır ve insanlık tarihinin gelişimine baktığımızda bu işleyiş, İLKELDEN-MODERNE yol izlemektedir. Bu yolu BİYOLOJİK bulgularda desteklemektedir. O halda salt subject bakmadan şöyle bir düşünelim; Bilgi nedir? Birikimdir. Nasıl birikir, nesilden nesile aktarılarak, o halde her yeni gelen nesil, bir önceki nesilden daha büyük bir birikime sahip olacaktır çünkü bir önceki nesilinde birikimlerini almıştır. Buraya kadar bir sorun var mı? Ama dönüpde ilkelden moderne gidişde, bu birikim ve devir daimi bir kenara koyarak ilk insanlarda bizim gibiydiler der isek bu durumda yapmamız gerekn devir daimin mantıklı bir şekilde tersine nasıl işlemiş olduğunuda ifade edebilmemiz gerekir. Adem ile Havva olgusunda(ki konu başlığı gereği) ortaya ne çıkmaktadır, insanlığın Paleolitik çağı hiç bir zaman olmamıştır sonucu ortaya çıkmaktadır. Çünkü Paleolitik bir çağın varlığı, bu çağdan 50.000 yıl sonra insanlığın binlerce yılınında brikimini kazanmış insanların Yaratılış Öyküsü ile çelişmektedir. Paleolitik çağ dediğimiz çağda ise İnsanlığı çırıl çıplak bulmak mümkündür, değil mühendislik, daha ateş yakmak için bile odun toplayabilecek kaabileyiti gösteremediği, suda akan çöp gibi hayata karşı bir direniş sergileyebilen insan olgusu ile karşılaşırız, salt Etki-Tepki düzlemi. Paleolitik çağı çok uzatmak istemiyorum ve kısaca diyorum ki bu şartlarda Adem Paleolitik çağa ait olamaz. O halde Adem Hangi çağın ürünüdür, Adem ile Havva insanlığın yerleşik hayata geçtiği ve günümüzden 10-12.000 yıl öncelerine tekabül eden Neolotik çağın birikimlerine aittir, insan değil ateş yakmak için odun toplamayı akıl edememiş olsun, değil mağara mağara sığınmış olsun, artık hayvanları evcilleştirmeye, anlaşma dilini geliştirmeye, mülki ilişkiler edinmeye, plan ve programlama yapmaya, ilkelde olsa barınaklar, el işleri ve edavatlar yapmaya ve en önemlisi bunları birikimlemeye, özümlemeye ve aktarmaya(ustalık vs) yönelmiştir. Kuşkusuz bunuda Paleolitik çağın birikimlerine borçludur. İnsanlık tarihi Tanrı tarihinden çok, çok daha eskidir ve Adem ile Havva daha dünkü çocuktur. Kısaca Adem Neolotik çağın bir ürünüdür dediğimde, demek istediğim çok açıktır, mağara hayatından, yerleşik planlı ve programlı bir hayata geçiş ve birikim, bir noktadan sonra Benliğide varlığıda sorgulama noktasına kadar erişmiştir. İnsanlığın Neolotik çağda en zorlu dönemi kendisini tanıma ve tanımlama dönemidir ve ne yazık ki bunu başaramamış başaramadığı ölçüde kendisini ancak uydurduğu subject güçler ile var edebilmiştir. Kuşkusuz bu Tanrıların değil, kendisini arayan insanın bir sorunudur ve en sonunda görürüz ki bu tanımlayamama ve bağıl olarak beraberinde gelen korkular, sığıntılar dönmüş insanlığın zaafı haline gelmiştir. Eegemen ilişkilerin ve mülkiyetin olmadığı insanlıktan, egemen ve mülki ilişkilere doğru ilerleyen gelişim, mülkiyet ve hakimiyet vs gibi olgular insanlığın zaaflarından hareketle çeşitli uyanık hakim ve egemenleride ortaya çıkartmıştır, ilk evrelerin en iyi sonuç getirir egemenlik aygıtı ise Tanrı ve bunun kurumsal bir işlevi içinde dinler mekanizması oluşmuştur. Bu oluşumda evrimseldir, Adem gibi o da damdan düşmemiştir. . Çok basit bir örnek vereyim ve tamamen dinden bağımsız, iradeden de bağımsız olsun. İnsanın gıdaya olan ihtiyacı bir gereksinim iken O'na olan gereksinimin karşılanması sürececi bir yerde zaaf olarak ortaya çıkar mı çıkmaz mı? Eğer uyanık hakim bir kurumun elinde işlev görecek ise artık gıda gereksinimi bir zaaf olmak noktasına ulaşır. Aç kalıp ölmek istemiyorsan bana hizmet edeceksin denir ve bu zaaf insanı mezara bile götürür, kölelik kurumlarıda böyle oluşur... Şimdi aynı zaaf ile birde kendisini tanımlayamama, içsel, bilgisel gıda yolundaki zaafa dönüşmüş durumunu ele alalaım, kendisini ve doğayı tanımlayamamış, her türlü doğa olayı artık insanı yıldırmakta ve korkutmaktadır, açlık ayrı bir zaaf iken gıdasızda yapılamamaktadır, hayatta kalmak için gıda yolunda sergilenen mücadele şimdide kendisini tanımlayabilmenin temel faktörü olan KARANLIK güçlere karşı verilecektir. Artık buda bir zaaf haline dönüşmüştür ve korkuları yenmenin en iyi yolu sığınmak olacaktır. Bu aslen insanlığın bir noktada soysuzlaşması(kendisine olan yabancılaşma, tanımsızlaşma) olacaktır ve tabiki daha dünden böylesi zaaflarla hakimlerin elinde *kurumlaşmış olan din ve teoloji mekanizmalarını devreye sokacaktır. Şimdi nasıl ki AÇLIK ZAAFINDAN hareketle aç kalmak istemiyorsan bana hizmet edeceksin denmiştir, aynı şekilde eğer sonsuz ve mutlu bereket ile yaşamak istiyorsan Tanrıma inanacak banada biat edeceksin denmektedir. Bu dönem Neolotik dönemdir, ve Tanrılar insanları nasıl yarattığını ifade etmek ile yükümlüdür çünkü aranan ve zaafa dönüşen asıl gerçek budur. Nasıl ki aç kalmak istemiyorsan diyen KÖLESİNİN karnını doyurmuştur(yoksa aç köle ne işe yarar, ölü köle bir işe yaramaz, yaşatmak zorunda) dinlerin teolojisinde aynı şekilde GIDAYI vermek zorundadır. Umarım Buraya kadar düşüncemde Adem ile Havva'nın varlık mantığını ifade edebilmişimdir, bence çok çok daha fazladır bunların faktörleri ama asıl temel benim fikrimde burasıdır.... Yazımın başında önceki yazımdan aktardığım varoluş sorunları vardır diyerek kısaca geçtiğim sözün ifadesidir. O halde Adem PALEOLİTİK çağın değil NEOLOTİK çağın bir ürünüdür ve Adem ile insanlık tarihi, 6000 yıldan daha ileriye gitmez, gidemez.... O yüzden H.YAHYA gibiler, arkalarında yeşil Amerikan dolar sermayesi ile kendi yeşil rengi arasındaki ortaklığı iyi kavramıştır. H.Yahya gibiler sanılır ki kendisi bir şeyler araştırıp yazıyor hayır, 1900 yılında EVRİM KARŞITI cephe ve oluşumların, evrim karşıtı cemiyet ve kurumların bu güne kadar sundukları manüpilasyon ve subject hikayelerini çevirip evirip copy-paste yapmaktadır ve gelinen yer gerçekten takdir edilecek düzeydedir. Yazımın başında ifade ettiğim şu paragrafı tekrar etmek zorundayım. "Adem ile Havva olgusunda(ki konu başlığı gereği) ortaya ne çıkmaktadır, insanlığın Paleolitik çağı hiç bir zaman olmamıştır sonucu ortaya çıkmaktadır. Çünkü Paleolitik bir çağın varlığı, bu çağdan 50.000 yıl sonra insanlığın binlerce yılınında brikimini kazanmış insanların Yaratılış Öyküsü ile çelişmektedir. " İşte bu sebebden şu anda H.Yahya gibilerin Kabataş çağı, il çağ, Yontm Çağ vs..... aslında hiç yaşanmamamıştır savlı sürdürdüğü manüple politikanın asıl arka planıda Adem'in insanlık tarihi yanında DÜNKÜ ÇOCUK oluşudur, o halde geriye 2 seçenek kalır. 1. Ya Adem'i bırakacaksınız.(6000 yıllık tarihi-NEOLOTİK ÇAĞ) 2. Yada insanlık tarihini(en kötü şartta 500.000 yılı)... ----------------------------------------------------------------------------------- Adem bir masaldan ibarettir, şimdi H.Yahyanında gıda aldığı yeşil sermaye finansmanları, 1960 larda yaşanan bilimsel gelişmelerden dolayı bakış açısı değiştirmiştir, olay artık YARATIM DEĞİL TASARIM olarak ele alınmaktadır ve TASARIM da ilki ne ise bu günki insanda o OLMAK ZORUNDADIR!? |
Sevgili GOZDE,
"Çürütmek *konusuna *gelince. *Evet *çürüttüğünü *düşünüyorum. *Aksini *iddia *eden *varsa *yani *paleolitik *dönem, *ilk *insan *olarak *varsayılan * ademi *tastik *eder *ve *bütün *insanların *ondan *türediğini *kanıtlar *diyen *varsa *buyursun *zevkle *okurum *yazılarını." Bana gore curuttun, bu sitede ozgur bilince sahip olan insanlara gore curuttun, bu konu ile ilgili mantikli diyaloga girdigin herkese gore curuttun, ama Adem'e yada dinlere itimadi olan hickimsede en ufak bir etki yaratamadin. Kuran'i nasil dogruladigini yukarda yazmisim, yazdigim seyleri tekrarlamamin bir anlami var mi? Senin sayfalarca yazin uzerine inanan bir insan sunu der, Neden bu bilimin desteklemedigi seylere koru korune inaniyorsunuz? Kuranin yuceligini *Islam'in buyuklugunu goremiyor musunuz? Yoksa amaciniz aykiri olmak mi? Bakin size bir kanit, "O saflar kendini akilli saniyo ama bilmezlerki cahildirler- ateistlere ver-yansin suresi 545" bak iste Kuran senin gibilerden bahsetmis. Ben ise soyle diyorum, GOZDE Islam'i bosver, ben Matrix filminin gercek olduguna (!) inaniyorum. O filmin gercek olmadigini nasil bilebilirimki? Bircok arkadas insanin ve bilimin ilerlemesi ile evren hakkindaki soru isaretlerinin azaldigini dusunuyor. Eski insanlar bazi olaylari aciklayamadiklari icin inaniyorlardi ama bu insanlar virusleri biliyorlarmiydi? Evreni diger gezegenleri biliyorlar miydi? Hayir. Demek teleskobu yapmak bilim adina atilmis ileri bir adim da olsa, her bulus yeni cevaplari aydinlattigi gibi yeni sorulari da meydana getirmez mi? *"Ama *sizin *şu *kurandan *alıntı *ve *hatta *ademle *bile *ilgili *olmayan *ayetiniz *nasıl *ademin *ilk *insan *olduğunu *kanıtlıyor *hiç *anlamadım. *Bu *arada *keriz *de *oldum. *Kuran *bana *keriz *dedi *yahu *Smile" Ben Kuran'dan bir alinti yapmadim yahu :) o sureleri kendim yazdim. Ilk baslarda verdigim ornekte uyduruktu ama gercek surelerin anlattigi seylerde uc assagi bes yukari bu tarz seyler dimi. Kerizde benim aklima gelen bi soz, sana karsi degil dindarlarin butun ateistler hakkinda ki genel dusuncesini belirttim. Cocuklarima gelince evet onlar zamanimin buyuk bir kismini aliyor, benim bundan duydugum haz bambaska. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili respenial,
Ne demek istediğini şimdi daha iyi anladım. Kusura bakma *cidden anlamamıştım daha önce neyi kast ettiğini. Ve söylediğinde o kadar haklısın ki. Her bir kelimesine katılıyorum. Doğru ben bu fikirlerimi açıklayarak kuranı bir anlamda tastiklemiş oluyorum onlara göre. Şöyle diyecekler " bakın kuran bize bazı insanların çıkıp tanrı yoktur diyeceğini *1400 yıl önceden bildirmişti.Ve bizi uyarmıştı. yoksa o devirde yaşamış ve okur yazar olmayan bir adam bunu nerden bilebilirdi.bu da kuranın bir mucizesidir. " Ya gerçekten muhammet çok zeki biriymiş bence. Bazıları ona deli diyor. Halbuki ben çok zeki biri olduğunu düşünüyorum. Hatta ileri görüşlü biri bile denebilir. Bu arada bana keriz diyen sendin demek ha :) |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Bu arada spartacus verdiğin şahane bilgilerden dolayı teşekkür etmeden geçemiyeceğim.
SAĞOL VAROL :) |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili GOZDE
Ben teşekkür ederim, iyiki varsın... Bizim için forum sayfaları baskın olarak düşünce ve fikirlerimizi paylaşmak, en önemlisi ifade etmektir. Evet biz ne dersek diyelim, ortaçağ reçetesi ile gezenin cevabı cebinde hazırdır, ne gözlemlemeye, ne irdelemeye nede düşünmeye ihtiyacı yoktur, her şey basma kalıp bir şekilde hazır sunulmuştur, aslolan bilmek anlayışı ise ezberlemekten öte geçmemektedir.... Bu anlamda Respendial'a katılıyorum... Yinede bir dip not düşmek gerekir, kendimizi ifade etmek, düşünce ve fikrimizi ifade etmek dediğim dedik çaldığım düdük diyen bir ortaçağ masalcısına milyon kere anlatmaktan daha değerlidir. |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
"Ya gerçekten muhammet çok zeki biriymiş bence. Bazıları ona deli diyor. Halbuki ben çok zeki biri olduğunu düşünüyorum. Hatta ileri görüşlü biri bile denebilir."
Sevgili GOZDE hocam, Muhammed bir paradoks yaratmis. Bu anlamda evet zekiymis. Bugun bir insanin benzeri buyuklukte bir etki yaratmasi neredeyse imkansizdir. Insanlari etkilemek cok daha zorlasmistir. Belki Muhammed bu durumu farkedip, bu numaralar ilerde zaten sokmez deyip bir kehanette bulunmus olabilir. "Bu arada bana keriz diyen sendin demek ha :)" Estagfurullah, ben inananlarin bizler hakkindaki ortak avuntusundan bahsettim ;) Sevgili spartacus hocam, Yorumlarini "sahsi tavir" derecesinde degerlendirmedim, belki "sahsi kani" diyebilirim. Cevap yazmanda bir soru yok ama ansiklopedik duzeltmelerle benim temel teorimi elestirmek benim asil demek istediklerimi saptiriyor. Ben zaten turkceyi az kullanan bir hayata sahibim, yoruluyorum (birazda siz gayret edin yani). |
Re: ADEMİN PALEOLİTİK ÇAĞI
Sevgili Respendial ,
Bence türkçeyi gayet iyi kullanıyorsun. Sevgili Spartacus, Dediğin gibi fikirleri paylaşmaya devam :) Belki paylaşa paylaşa büyür kocaman olur ve eski ,bağnaz , karanlık fikirleri gölgede bırakır. Temennimiz bu bakalım ne kadarı gerçeğe dönüşecek. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:48 . |