Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=149)
-   -   Etik Felsefeniz Nedir? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=39791)

Yıldıztozu 21-06-2017 23:33

Etik Felsefeniz Nedir?
 
Ateist ahlakı konusu sürekli tartışılır, gündeme gelir.
Etiğe dair kendimce basit bir felsefe oluşturdum.

1- Temel etik felsefem: Başkasına zarar vermediğin sürece ne halt yersen ye.!
2- Zarar kavramını içeriklendirirken öznel zarar-nesnel zarar ayrımım.
3- Mutlak etik yerine ortak etik kavramım.

Birinci maddedeki ''başkasına'' ifadem sadece insanlar için değil, tüm canlılar için geçerlidir. Hayvanlara zarar vermek de etik değildir, ormanları yakmak da etik değildir.

Zarar kavramı çoğu zaman görecelidir. Bu yüzden buradaki öznel zarar, zarardan etkilenen kişi açısından tanımlanmalıdır. Etkilenen kişinin içinde bulunduğu şartlara göre ve kendi isteklerine, zevklerine göre öznel zarar belirlenir. Bu öznel zararı o kişiye uygulamak etik değildir.
Nesnel zararı belirlemek ise nesnel bilgiyle mümkündür. Nesnel zarar ile öznel zararın çatışması durumunda nesnel olana göre eylem belirlenir. Örneğin hastalanmış bir çocuk için iğne yaptırmak, çocuk açısından acı verici olduğu için öznel zarara girer, fakat nesnel bilgi açısından iğne yaptırmamak onun hastalığını ilerleteceğinden nesnel zarara girer. Bu durumda etik olan nesnel bilgiye göre hareket etmektir ve çocuğa iğne vurmak -acı vermesine rağmen- etiktir.

Mutlak etik yoktur, çünkü şartlar değişkendir. Fakat yeterli bilince sahip her insanda ortak etik anlayışının kaçınılmaz olarak ortaya çıkacağını düşünüyorum. İnsanlar yeterince bilinçlenirse ve etiği belirleyen kendi tanrısal güçlerinin farkına varırsa hepsi aynı noktaya ulaşacaktır. Hepsinin etik anlayışları ve beklentileri aynı olacaktır. Dolayısıyla böyle bir sistemde buna itiraz eden ve etik bakımdan hukuka veya devlete gereksinim duyan olmayacaktır. Bu ortak etik beklentim ütopik bir düşünce olabilir.

Etik felsefemin eksik kalan iki yönü var. Birincisi, zarar kavramı üzerinde dururken fayda ve iyiliğe dair felsefe ortaya koymaması. Fakat etik felsefemde aslolan faydadan önce zarar vermemektir. Diğeri de kendimize yönelik etik değerlerden bahsetmemesi.

Son bir örnekle bitireyim. Bu felsefeme göre ensest ilişki ''etiğe uygun'' kategorisindeyken, gecenin bir vakti ramazan davulu çalmak ''etik olmayan'' kategorisine girer. Buna teistler hemen tepki gösterebilir. ''Ateist ahlakında annesiyle bile ilişkiye giriliyor'' diyebilirler.
Ensest ilişkide bazı şartlar sağlanmışsa hiç bir canlı zarar görmeyeceği için etiğe uygundur. Bu şartlar, karşılıklı iradenin yeterli derecede olması ve ürememek olarak sayılabilir. Dolayısıyla ortada öznel ya da nesnel zarar sözkonusu olmayacaktır.
Ancak gecenin bir vakti davul çalındığında bundan etkilenen öznel zararlar var olacağı için etik değildir.

Ahlaksız 22-06-2017 00:08

Ahlak bir inançtır..Ateist birisinin ahlakla filan işi ol(a)maz..Bu etik kelimesi de,ahlaka felsefi bir kılıf uydurmak gibi bir şey sanırım..Etiği pek bilmiyorum..Neyse..Felsefeden anlayan birisi açabilir bu kavramı..

Yıldıztozu;''Başkasına zarar vermediğin sürece ne halt yersen ye.!'' demişsin ya,buna itiraz edeceğim..Vejeteryan değilsen,tavuğu kesip yiyiyorsun sonuçta..Balığı pişiriyorsun..Kuzuyu parçalayıp yutuyorsun..Bazı insanlara da,birşeyler elde etmek için zarar veriyorsun..
Şimdi şunu belirtmek lazım..
Birşeylere zarar vermeden hayatta kalamazsın..Hayatta kalma nedenin,şanslı/kurnaz/zeki/kötü/korkak biri olmandan kaynaklanır..Şu an hayatta olan yetişkin insanlar hep böyledir..

Mesela Türkiye'deki akplilerin,akpli olmayanlara müthiş zararı var..Yasa veya devlet diye bir şey olmasa,ben bu kişilere her türlü kötülüğü yaparım..Akpliler de bana yaparlar..Akplileri Allah filan durdurmuyor,devletin kendisi durduruyor..

15 temmuzda devlet ortadan kalktı ve köprüdeki askerleri akpliler parçaladılar..Hiçbirisi de ''günah'' veya ''Allah'ın aldığı canı ancak Allah alır'' filan demedi..

Devletin olduğu yerde felsefe ol(a)maz..Devletin olmadığı yerde de,felsefeye gerek kalmaz..

Antikitede,prehistorik zamanlarda,mesela Çatalhüyük'te devlet yoktu..Felsefe yapacak insan da yoktu..Mutlu bir şekilde,insanlar bir arada yaşıyorlardı..

LiberteVonSkepticus 22-06-2017 01:48

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 603965)
Ahlak bir inançtır..Ateist birisinin ahlakla filan işi ol(a)maz..Bu etik kelimesi de,ahlaka felsefi bir kılıf uydurmak gibi bir şey sanırım..Etiği pek bilmiyorum..Neyse..Felsefeden anlayan birisi açabilir bu kavramı..

Yıldıztozu;''Başkasına zarar vermediğin sürece ne halt yersen ye.!'' demişsin ya,buna itiraz edeceğim..Vejeteryan değilsen,tavuğu kesip yiyiyorsun sonuçta..Balığı pişiriyorsun..Kuzuyu parçalayıp yutuyorsun..Bazı insanlara da,birşeyler elde etmek için zarar veriyorsun..
Şimdi şunu belirtmek lazım..
Birşeylere zarar vermeden hayatta kalamazsın..Hayatta kalma nedenin,şanslı/kurnaz/zeki/kötü/korkak biri olmandan kaynaklanır..Şu an hayatta olan yetişkin insanlar hep böyledir..

Mesela Türkiye'deki akplilerin,akpli olmayanlara müthiş zararı var..Yasa veya devlet diye bir şey olmasa,ben bu kişilere her türlü kötülüğü yaparım..Akpliler de bana yaparlar..Akplileri Allah filan durdurmuyor,devletin kendisi durduruyor..

15 temmuzda devlet ortadan kalktı ve köprüdeki askerleri akpliler parçaladılar..Hiçbirisi de ''günah'' veya ''Allah'ın aldığı canı ancak Allah alır'' filan demedi..

Devletin olduğu yerde felsefe ol(a)maz..Devletin olmadığı yerde de,felsefeye gerek kalmaz..

Antikitede,prehistorik zamanlarda,mesela Çatalhüyük'te devlet yoktu..Felsefe yapacak insan da yoktu..Mutlu bir şekilde,insanlar bir arada yaşıyorlardı..

Anladığım kadarıyla ahlak bir inanç olduğu için ateist birisinin ahlaklı olamayacağını öne sürdünüz. İnanç bir önermeyi doğru kabul etmektir. Teist "tanrı vardır" önermesini doğru kabul ederek inançlı olur ateist ise "tanrı yoktur" önermesini doğru kabul ederek inançlı olur. Her ne kadar bizim ateistlerimiz "inanç" kavramına karşı antipati sahibi olsada gerçek bu.

Öteki taraftan herkes ahlaklı olabilir ve daha doğrusu ahlaklıdır. Köken bakımından ahlakın toplum tarafından üretildiği ve bireyin beynine işlendiği göz önüne alınırsa herkes ahlaklıdır. Ayrıca ateist bir ahlak insanlık veya dünya üzerine temellenebilir yani bir ateistin ahlak sahibi olması mümkündür.

Nero 22-06-2017 09:44

Henüz bir çocukken ateist olmuştum ve ilk günler boyunca ben de Ahlaksız gibi düşünüp, her türlü ahlak kuralını, her türlü ilkeyi çiğneyerek dilediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyor ve seviniyordum.

Ama birkaç gün geçmesine rağmen dilediğimi yapamadığımı, mesela yalan söyleyemediğimi, ahlaksızca ve kötü işler yapamadığımı, bunları yapmayı aklıma bile getirmediğimi fark ettim.

Demek ki beni tutan bir şey vardı. Bu artık terk ettiğim tanrı korkusu olmadığına göre ne olabilirdi? Buna tabii cevap veremedim. İlerleyen yıllarda politik bilinç elde ederek sosyalist düşüncede yol almaya başlayınca ahlaksızca yaşamama konusunda beni sınırlayan başka kurallar bütünlüğü ortaya çıkmıştı. Ama o zamana kadar hiç bir ahlak kuralına bağlı olmadığımı sandığım halde neden kuralsız yaşayamadığımı bilememiştim.

Tabii şimdi biliyorum. İnsanın özünde var olan, bizi biz yapan, bizden ayrılamayacak değerlerden kaynaklanıyor. Eskiden yine de masum yalanlar söylerdim. Şimdi onu da kendime saygı kavramıyla değerlendirip, bundan bile mümkün olduğunca kaçınıyorum.

Başkalarına kötülük yapma düşüncesi bana çok uzak geliyor. Sanırım ben bir aborjin veya amazon yerlisi reflekslerine sahibim, Ahlaksız ise şehirli, küçük burjuva, modern insan tepkiselliğine... :)

stendhal 22-06-2017 10:33

Nero


bir varmış bir yokmuş gunlerden birgun nero onceleri yine ateistmis.. ama bir zaman gelmis anlamis ki ismini cismini bilmedigi birsey onu tutuyormus :)

pianola 22-06-2017 14:38

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı
Mutlak etik yoktur, çünkü şartlar değişkendir.

Ben de böyle düşünüyorum, etik ne eylemmerkezlidir ne de eyleyenmerkezlidir, etiği ortaya çıkaran makrodan mikroya ontolojik ilişkilerdir ve bunlar insan iradesinden bağımsızdır, dolayısıyla benim «bağlamsal-duyarlılık» dediğim şey sanırım senin "yeterli bilince sahip her insan" ifâdene karşılık geliyor, ancak bu bile öngörülebilir bir durum değil, yani metafizik, dolayısıyla "doğru etiğe" dair herhangi bir temsil de metafiziktir, ve şu var, etik, kendinde-belirlenimci değil, ancak insan usunun onu zorunlu olarak bu şekilde tahayyül etmek durumunda kaldığı söylenebilir, çünkü bireyin tüm eylemi, kendi olgusunun içerisinde varlaştığı toplumsal normlar uyarınca tanımlanabiliyor, dolayısıyla kimsenin varoluş şartlarından ötede ortaya koyduğu-koyabileceği bir eylem biçimi zaten var değil, (toplumu, "doğa şartları" olarak alırsan), yani etik, kavramsal olarak son kertede kalıpsaldır, ama g-erekleri belirsizdir (mesela "adalet" fikrinin kavramsal kökeninin 'intikam' oluşu, ahlak kavramının bir toplumsallık içgüdüsü olarak varlaşmasını ortaya koyar, oysa bu tarihtir, ve etiği bu türev şeylere göre çizmenin koşulu, sadece bireyin, tarihin sonucu olan ilgili toplumsal normların, o toplum ile aynı dilsel içeriğe/kavramsal kalıplara sahip bir ferdi olarak yetişmiş olmasından ileri gelir, işte hümanist etik bu türev bir metafizik). Normatif bağlamda da deontoloji, teleoloji, erdemler, sonuççuluk vs. gibi eylem temelleri/kuramları var, ancak bunların hangilerinin, hangi şartlarda, kime göre, ne zaman, ne şekilde uygulanabilirliklerinden söz edilebilir? Yapmak mı, olmak mı, sebep mi, sonuç mu, birey mi, toplum mu, tarih mi, şimdi mi? Sanıyorum, bunlara verilecek bir cevap yok çünkü söylediğin gibi şeyler hareket ediyor ve ne-den sorusu yanıtsız kalıyor, bu yüzden de etik tartışmaları bitmiyor ve etiğin çizgileri çekilemiyor, zira yapılan seçimin bağlamı eksiksizce kurulamıyor, kurulsa da merkezi saptanamıyor vs., işte bu yüzden de etik teorisi, evrim teorisi gibi bir şey.

"Etik felsefeniz nedir?"

Antihümanist etik.

sanırım bu yüzden de Spinozacılığa biraz ilgi duymuştum, çünkü Spinoza etiği, en azından (rasyonalist olduğu hâlde) hümanist zırvalara bulaşmadan etik bir karakter yaratabilir, hem de iyi-kötü, doğru-yanlış gibi kavramları temelleyen fizik olguları geometrik açımlayarak metafiziği daraltıyor. Yani eğer etiğin temeli rasyonâllik olacaksa, başvurulması gereken ilk yer sanıyorum Spinozacı etiktir..

ek olarak şu kitabı tavsiye ederim: http://www.idefix.com/Kitap/Pratik-E...=0000000666191

Ahlaksız 22-06-2017 21:15

LiberteVonSkepticus;ateizm bir inanç değildir..Ateist tanrı yoktur filan demez..Herkes ahlaklı değildir..Bak ben ahlaksızım..Açıkça belirtiyorum bunu..İçinde yaşadığın toplumdan bağımsız düşünürsen,ahlak denilen inançtan da kurtulursun..Ateist bir ahlak söylemin de komik..Ateist bir cin gibi bir şey bu..Dini bir kavramı,ateizme eklemlemeye çalışmak komiktir..

Nero;trollük yapıyorsun..Beni provoke etmeye çalışıyorsun..Çocukken ateist olmuşsun filan..Kaç yaşında ateist oldun?
Allahsız Nero,çocuklar zaten ateist..Bırak dalga geçmeyi de,konuya ilişkin birkaç yetişkin cümlesi kur..

Nero 22-06-2017 21:21

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 604036)
Nero;trollük yapıyorsun..Beni provoke etmeye çalışıyorsun..Çocukken ateist olmuşsun filan..Kaç yaşında ateist oldun?
Allahsız Nero,çocuklar zaten ateist..Bırak dalga geçmeyi de,konuya ilişkin birkaç yetişkin cümlesi kur..

13...

Ahlaksız 22-06-2017 21:54

Demek 13 yaşında mitoloji nedir,sosyoloji nedir,antropoloji nedir,psikoloji nedir,ideoloji nedir kavradın ve ateist oldun..Ya da kabaca ''Allah yok,din yalan'' dedin yani..13 yaşında..!

Nero 22-06-2017 22:01

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 604041)
Demek 13 yaşında mitoloji nedir,sosyoloji nedir,antropoloji nedir,psikoloji nedir,ideoloji nedir kavradın ve ateist oldun..Ya da kabaca ''Allah yok,din yalan'' dedin yani..13 yaşında..!

Ben 80 öncesi kuşaktanım!.. :)

Ahlaksız 22-06-2017 22:05

Nero;yaşın veya yaşadıkların önemli değil..Önemli olan burada ne yazdığın..

Ne yazıyorsun,ne diyorsun?Bence bir şey yazdığın veya bir şey dediğin yok..Ya kafan karışık,ya da aktrollerden birisisin..Bunu bilemeyiz..

Nero 22-06-2017 22:08

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 604044)
Nero;yaşın veya yaşadıkların önemli değil..Önemli olan burada ne yazdığın..

Ne yazıyorsun,ne diyorsun?Bence bir şey yazdığın veya bir şey dediğin yok..Ya kafan karışık,ya da aktrollerden birisisin..Bunu bilemeyiz..

"Sen ne söylersen söyle, anlattıkların karşındakinin anladığı kadardır." :(

Yıldıztozu 14-08-2017 01:20

Birkaç yeni düşüncem var.

1-İntikam etik midir?
Etik felsefemde ''başkasına zarar vermemek'' üzerinde durmuştum. Oysaki bazı zamanlarda başkasına zarar vermek gerekebilir. Bunun en net örneği de hukuk sisteminde verilen cezalar. Bu cezalar aslında birer intikam örneği sayılabilir.

Birine kötülük yapıldığında bazen ''adaleti sağlama iyiliği'' de yapılmış olunuyor. Mesela bir köpeği zevk için öldüren bir insana yumruk atmak, kötülük içermesine rağmen adalet bakımından iyi görünüyor.

Hırsızlık yaptığı için hapse atılan birinin durumu ile, aldatıldığı için eski sevgilisinden intikam alan birinin durumu; kötülüğe karşı kötülük yapılması bakımından benzer görünüyor.

2- Gerçeği söylemek her zaman etik midir?
Yalan söylemek dinlerde günah olarak tanımlansa da bazen gayet etik bir davranış haline dönüşebilir. Mesela ben anneme ''allah yok'' diyemiyorum. Bu gerçeği söylediğimde onu üzeceği için kötülük yapmış olacağım. O halde gerçeği söylemek her zaman etik olmayabilir. Bunun sebebi gerçekliğin insanlar için acı içermesi.

3- Ateist ve teist ahlakı arasındaki en önemli fark:

Teistler, bilinçli veya bilinçsiz olarak olayları tanrının kontolünde kabul ederler ve gerçekleşen tüm doğa olaylarını tanrının etik anlayışına bırakırlar. Mesela kurban bayramında hayvanlar kesilir. Teist için bu etiktir çünkü tanrı bunu istemişse bildiği bir şey vardır diye düşünülür. Ya da canlılara zarar verecek doğa olayları meydana gelse bunu da ''allahtan'' gördükleri için etik olarak görürler.

Ateist ise burada tanrının iradesi yerine kendi iradesini aktifleştirir. Doğanın etik işlemediğini bilir ve kendisi müdahale etme gereği duyar. Teistler burada müdahale etme gereği duymazlar/duymamaları beklenir. Çünkü onlar için her olay ''tanrı öyle istediği için'' gerçekleşmiştir.
Doğaya müdahale edilmesi gerekliliğin farkına bir ateist varabilir.

Felâsife 20-08-2017 03:19

Felsefenin bir takım kuralları olmasını ben pek anlayamadım, hani kurallarda branşlarda olabilir elbet ama etik felsefe deyince, ucu bayağı açık kalıyor etik kavramının.
"Etik değil" deyince bu herkese göre farklı bir şey oluverecektir gibi duruyor.

Bir zamanlar TRT zamanlarında, tartışmalar yapılırdı, efendim o konuya girmeyelim, bu konuya girmeyelim diye sunucular habire devreye girerlerdi.
Ona girme, buna girme, onu gözet bunu gözet derken, anlatan meramını nasıl anlatacak, ya da zaman sorunu, adam cümlesini bile toparlayamadan sözünü bitirmek zorunda kalırdı, gerçi bu durumlar elanda var.

Diyeceğim etik kavramı kişinin kendini sansürlemesi gibi geliyor bana, o yüzden etkin bir felsefeyi her zaman tercih ederim, bununda etik/etik değil olmasınında bir sakıncası yok, anlatacağı şeyinde önemi yok, kişi anlatacağı şeyde mahirse, kendini dinletebiliyorsa, veya okutabiliyorsa zaten aşmıştır.

Etiğin kantarı böylelerini tartamaz!

Yıldıztozu 09-12-2017 22:00

Dün gece metroya binerken makinist treni benim yetişebilmem için durdurdu. Kapanmış kapıları benim için tekrar açtı ve ben de bindim. Makinist bunu neden yapmıştı ki? Neden böyle bir iyilikte bulunmuştu? Metrodaki beş dakikalık yolculuğumda bunu çözümledim.
Bunu yapmıştı çünkü içinde bulunduğu ortamı iyileştirmek kendisine de bir çeşit iyilik kazandırıyordu. İçinde bulunduğumuz en geniş ortam evren. Evrendeki bir şeyi düzeltmek, evrenin içinde bulunan kişiye yani düzeltene de yansıyor. Mesela odamızı toplarız, neden? Çünkü ortamın iyiliği ortamdakine de farklı bir iyilik çeşidi kazandırıyor. Benzer şekilde evrendeki şeyleri toplarız, düzeltiriz. Biz, içinde bulunduğumuz ortamın parçasıyız. Evreni düzeltmek, kendimizin bir parçasını düzeltmek gibi. Burada yapılan iyiliğin, yapan kişiye kazandırdığı iyiliği bir çeşit güç olarak da tanımlayabiliriz.
Düşüncemi doğru ifade edebildim mi bilmiyorum ama bu söylediklerim, etiksel eylemlerin hem gerekçesini hem de amacını açıklıyor. ''İçinde bulunduğumuz ortamı düzeltmek, bizi de düzeltir.'' (düzeltmek yerine iyileştirir veya güçlendirir benzeri bir kelime de kullanılabilir.)

****************

Adalet, intikam ve cehennem etiği üzerine:

Cehennem hiçbir şekilde etik olamaz. İnanmayanların yanması zaten etik değildi ama tecavüzcülerin, katillerin, canilerin yanması da etik değil. Neden etik olmadığını açıklayayım.
Ceza ne için verilir? İntikam ve adalet her zaman etik midir? Dünyadaki hukuk sistemlerinde katiller cezalandırılır. Bu şekilde intikam alınarak adalet sağlanmış olunur. Peki bu cezalandırma sisteminin ne faydası vardır? İşte bunun faydası tam olarak caydırıcılık. Ceza sisteminin işlediğini görenler katil olmaktan vazgeçebilir. Caydırıcılık yoksa cezalandırmanın da bir anlamı kalmazdı. Çünkü kötülüğe karşı başka bir kötülükte bulunmak sadece evrendeki toplam kötülüğü artırır.

O halde cehenneme atılmış olmanın caydırıcılığı var mıdır? Hayır yoktur çünkü cehenneme atıldıktan sonra caydırıcılığın işleyebileceği bir ortam kalmıyor. Birileri cehennemdekileri izleyip kötülük yapmaktan vazgeçemiyor artık. Cehenneme girenler oradan çıktıktan sonra pişman olup kötülük yapmaktan da vazgeçemiyor. Dolayısıyla cehenneme atılma eyleminin hiçbir caydırıcılığı yoktur. Müslümanlar bize cehennemin adaletin bir gereği olduğunu söylerler, hayır cehennem adaletin gerçekleştiği bir yer değil, sadece toplam kötülüğün arttığı bir yerdir. Dolayısıyla cehennem uygulaması etik değildir.

İntikam duygusu için de benzer durum geçerli. İntikam almak, kişisel tatmin dışında ne fayda getirir? Eğer intikamın caydırıcılık yönü yoksa onun da sadece toplam kötülüğü artırmaktan başka bir işlevi kalmaz.

Yapılan kötülükler geçmişte kalmıştır ve intikamla geçmişteki kötülük yok edilemez. Sadece kötülük sayısı artırılır. Cehennem ise her yönüyle zalimcedir, etik dışıdır.

Etik ile ahlak farkı: Ahlak kişiseldir veya kültüreldir. Etik ise nesneldir, fakat mutlak değildir. Neyin etik olduğu kişiden kişiye değişemez, fakat şartlara göre değişebilir.

Natan 09-12-2017 22:44

Gecen gun, ogle saatlerinde herzamanki gibi bakkala biralarimi almaya gittim. Isletmeci kadin beni gordugune cok sevindi ve icinde bulundugu durumdan bir benim kendisini kurtarabilecegimi ifade etti. Problem; kendisinden yardim isteyenlere ingilizce cevap veremeyisiydi. Suriyeli oldugunu tahmin ettigim kari kocanin metrobus kartlarinin olmadigini, bu sekilde seyahat edemeyeceklerini, oncelikle kart bulmalari ve o sekilde metrobuse binip felan yere gitmelerini rica uzerine tercume ettim.

Fakat ellerinde kart olmamasi ve yakin cevreden de satin alma olanaklarinin olmayisi beni nedense harekete gecirdi. Kendilerine orada beklemeleri gerektigini, biralarimi alip kendilerine yardim edecegimi ifade ettikten sonra, ayni sokagin (evin sokagi metrobus duragina cikiyor) sonuna kadar yola koyulduk. Evimin onune gelince, yukaridan kendi kartimi getirip verecegimi soyledim. Sonucta beklediler, yukari cikip kendi tek olan kartimi aldim ve bunlara karsiliksiz olarak verdim. Sozun ozu, bunlar mutlu oldular ve benim suan kartim yok. Kartin icinde ufak bir para da vardi. Yardimci olmus ve sonrasinda keyifle birami icmeye devam etmistim. Simdi dusunuyorum da, neden yardim ettim?

Belki de empati yapmistim. Ben ergenlik yasimdayken dilini hic bilmedigim bir ulkeye tatile gitmis ve sonrasinda bes parasiz kalmis, tatili cehennem azabi gibi yasamis ve insanlardan da yardim gormemistim. Bu sebeple cok zor zaman gecirmis, kotu anilar yasamistim. Yardimda bulunurken kendi durumumu da dusunmedim degil.

Peki sadece bu yuzden midir?

Sizce neden yardim ediyoruz?

Insanlar dogustan iyi midir? Yada bulundugu sartlara gore mi sekillenir?

Konu acilmisken, cocuklara tecavuz edilmesinin erkek olmanin bir gostergesi olarak kabul gordugu bir toplumda yasasaydiniz, o toplumun genel degerleri dogrultusunda mi hareket edecektiniz? O toplumsal deger ve normlara sahip insanlari, simdili durumumuza gore neden kiniyalim? Yada kinamali miyiz?mesela x ulkesinde bunlar oluveriyor. Biz y ulkesinde yasiyor ve tum bu olanlari gozlemliyoruz. Ne derdik?

Bu arada o gun bu basligi acip okudum, ancak simdi yazabildim...

Ahlaksız 10-12-2017 18:11

The walking dead dizisini seyredin..Şu dizi;
http://www.imdb.com/title/tt1520211/
Çoluk çocuk dizisi olarak bakmayın..70 yaşında olsanız da birkaç bölüm bakmayı deneyin..

Dizide felsefe de işleniyor..Din veya tanrı da..Çünkü dizi,yaşam ve ölüm üzerine kurulu..Adı da zaten yürüyen ölüler..Yani zombiler..
Dizideki bir ortamda yaşama olasılığımız var..Bir virüs veya benzeri bir şey sonucunda,zombilere dönüşen insanlar arasında kalabiliriz..Peki,böyle bir ortamda doğru-yanlış-iyilik-kötülük-vicdan-merhamet-etik-ahlak gibi kavramların bir önemi var mı?YOK..Mümkün değil bu..Diziye bakarsanız,anlarsınız ne demek istediğimi..

Mesela bir papaz var dizide..Hayatta kalmak için kendi cemaatini zombilerin eline bırakıyor,yani kendi cemaatini öldürecek kadar manyak/acımasız bir papaz bu..
Hayatta kalma içgüdümüz inanılmaz..Hayatta konsantre olduğumuz tek şey bu..Yani hayatta kalmak..Bu uğurda herşeyi yaparsınız,herşeyi..

Dizinin başrolündeki çocuk,kendi annesini gözünü kırpmadan öldürdü mesela..Çünkü bunu yapmak zorundaydı..Zaten bu ''zorunluluk'' kelimesi/ifadesi dizi de bolca işleniyor..

Allah varmış,ahlak varmış,din güzelmiş,iyilik varmış,vicdan varmış falan filan..
Yok işte..Hiçbiri yok..

Diziyle ilgili çok önemli birşey daha söyleyeyim..Dizideki insanların asıl korkması gerekenler,zombiler değil,diğer insanlar..Bu çok önemli..Çünkü zombilerin derdi sizi yemek,diğer insanların derdi ise çok farklı..Sizi soymak,size tecavüz etmek,size işkence etmek,sizi bir köle gibi kullanmak,sizi öldürmek,hatta sizi zombiler gibi yemek..
Bu yüzden zombiler,insanların yanında çok zararsız kalıyorlar..Bu da insanların ne kadar tehlikeli canlılar olduğunu gösteriyor..Yani sen veya ben..!
Bugün barış içinde bir şekilde yaşıyoruz ama durumlar bir değişirse,çok acayip bir canlı olabilirsin..
Bunu unutma:)

Natan 10-12-2017 22:27

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616109)
The walking dead dizisini seyredin..Şu dizi;
http://www.imdb.com/title/tt1520211/
Çoluk çocuk dizisi olarak bakmayın..70 yaşında olsanız da birkaç bölüm bakmayı deneyin..

Dizide felsefe de işleniyor..Din veya tanrı da..Çünkü dizi,yaşam ve ölüm üzerine kurulu..Adı da zaten yürüyen ölüler..Yani zombiler..
Dizideki bir ortamda yaşama olasılığımız var..Bir virüs veya benzeri bir şey sonucunda,zombilere dönüşen insanlar arasında kalabiliriz..Peki,böyle bir ortamda doğru-yanlış-iyilik-kötülük-vicdan-merhamet-etik-ahlak gibi kavramların bir önemi var mı?YOK..Mümkün değil bu..Diziye bakarsanız,anlarsınız ne demek istediğimi..

Mesela bir papaz var dizide..Hayatta kalmak için kendi cemaatini zombilerin eline bırakıyor,yani kendi cemaatini öldürecek kadar manyak/acımasız bir papaz bu..
Hayatta kalma içgüdümüz inanılmaz..Hayatta konsantre olduğumuz tek şey bu..Yani hayatta kalmak..Bu uğurda herşeyi yaparsınız,herşeyi..

Dizinin başrolündeki çocuk,kendi annesini gözünü kırpmadan öldürdü mesela..Çünkü bunu yapmak zorundaydı..Zaten bu ''zorunluluk'' kelimesi/ifadesi dizi de bolca işleniyor..

Allah varmış,ahlak varmış,din güzelmiş,iyilik varmış,vicdan varmış falan filan..
Yok işte..Hiçbiri yok..

Diziyle ilgili çok önemli birşey daha söyleyeyim..Dizideki insanların asıl korkması gerekenler,zombiler değil,diğer insanlar..Bu çok önemli..Çünkü zombilerin derdi sizi yemek,diğer insanların derdi ise çok farklı..Sizi soymak,size tecavüz etmek,size işkence etmek,sizi bir köle gibi kullanmak,sizi öldürmek,hatta sizi zombiler gibi yemek..
Bu yüzden zombiler,insanların yanında çok zararsız kalıyorlar..Bu da insanların ne kadar tehlikeli canlılar olduğunu gösteriyor..Yani sen veya ben..!
Bugün barış içinde bir şekilde yaşıyoruz ama durumlar bir değişirse,çok acayip bir canlı olabilirsin..
Bunu unutma:)

Biraz derine gitmek istiyorum.

Siddet kullanmaktan hoslaniyorsun diyelim. Sana zarar veremeyecek ve daha kolay siddet uygulayabilecegin birini gozune kestirdin. Ustelik kimseler de gormeyecek! Egonu tatmin edip, kan akitmak istiyorsun. Bundan gercekten zevk aliyorsun. Yani sicak kanin eline bulasmasini, karsinda acidan inleyen birinin gozunun icine bakip, yuzune tukurmeyi istiyor ve bundan zevk aliyorsun.

Seni ne dururdu? Yada, tam tersi; bunu yapar miydin?

Not: Soru, herhangi bir vargi yada duygu durumunu ortaya koymuyor. Sorunun amaci, o degil. Bunu belirtmek isterim.

Ahlaksız 11-12-2017 00:19

Natan;şiddete meyilli birisini hiçbirşey durduramaz..Aslında hepimiz meyilliyiz..Bizi pasif duruma getiren şey,devlet veya din denilen şeydir..Beni devlet durduruyor mesela..Devlet olmazsa,ne yapardım,bilmiyorum ama çok farklı biri olacağım kesin..Seni de öyle..Seni de devlet durduruyor..Devletin amacı zaten bu..İnsanları kontrol altında tutmak..!

Din de aynı amacı güder..Hatta bu ''The Walking dead'' dizisinde,bunlardan da bahsedilir..

Suriye'de normal bir hayat yaşayan,iyi/ahlaklı insan olarak işaret edilen bazı Müslüman kişiler;durumların değişmesi sonucu,yani iç savaşın çıkması sonucu,insanların kafasını kesen canavarlara dönüştüler..Nasıl oldu bu?
Çünkü bu insanlar devlet kontrolünden çıktı..Demek ki bu insanlar iyi insanlar değillerdi..Bu insanların iyi/namuslu/ahlaklı olmasının nedeni,devletin ta kendisidir..
Ya da 15 temmuzda köprüde öldürülen askerler..Devlet,yani asker;insanları öldürmeye çalıştı ve bunu anlayan Müslümanlar,yani devletin ortadan kalktığını anlayan Müslümanlar,devleti yok ettiler..Sanırım 6 asker o köprüde öldü..O köprüye çıkanların yakınlarına o kişileri sorsan,hemen hepsine ''iyi birisi''derler..Demek ki iyilik/güzellik şartlara bağlı..Şartlar değişince,insanlar da değişiyor..O zaman iyilik/güzellik/ahlak/etik gibi şeylerden bahsedemeyiz..
Bugün idam için hayır derim..Çünkü bugünün şartları onu gerektiriyor ama The Walking Dead dizisindeki gibi bir durum oluşursa,insan hayatına bakışım çok farklı olur/olacaktır..

Yani,kendimizi kandırmayalım..Dürüst olalım..Atalarımız neanderthalleri biz yok ettik..Dünya'yı biz mahvediyoruz..Hepimiz kuyruksuz maymunlarız ve bizi birileri din/devlet ile kontrol ediyor..

spartacus 11-12-2017 01:05

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616132)
Natan;şiddete meyilli birisini hiçbirşey durduramaz..Aslında hepimiz meyilliyiz..Bizi pasif duruma getiren şey,devlet veya din denilen şeydir..Beni devlet durduruyor mesela..Devlet olmazsa,ne yapardım,bilmiyorum ama çok farklı biri olacağım kesin..Seni de öyle..Seni de devlet durduruyor..Devletin amacı zaten bu..İnsanları kontrol altında tutmak..!

Kontrol etmek içind emiyorum, tersine, devlet ve din gibi oluşumlar ve getirdiği toplumsal yapı ve empoze, bir çok sorunun ve o şiddetin asıl üreteni, kontrol altında tutma, sorunun üreteni, lamı ve cimi.

Dediğin gibi olsaydı, insanlık çok kısa bir zaman var olurdu, bir zamanlar sayıca yüzlerle, binlerle ifade edilirken, birbirini yer-türünü- bugüne kemikleri dahi kalmazdı. zira devlet ve din örgütü, neolotik çağda, mülkiyet(mahrum bırakmak) ile insan hayatına girdi ve devlet, mülk sahibi sınıfların, mülk üzerindeki çıkarı ve mahurm kılmak adına şiddet-meşruiyet üzerine şekillenince artık insanlık, çeşitli mahrumiyet, acz, mahrum kılınma ve elde etme psikolojisi üzerinden otomatikman işlendi. haftalarca karanlık bir mahzende susuz bırakılan bir köpek gibi. örneğin bugün TV'lerde yayınlanıp empoze edilen reklamlar dahi, potansiyel olarak yabancılaşmayı aşılıyor, bir mahrumiyet duygusu, böyle binlerce konu, örnek, doldurup, boşaltıyor.

Salt tarihsel bulgular ve insanlık tarihi değil, bugün, ilkel dediğimiz kabilelerde dahi, günümüz YAPAY, VE YABANCILAŞMA eksenli şiddet eğilimleri görülmez, kimse gidip kimseye abanmaz, kimse hırsızlık yapmaz. Elbette ölüm üzerinden bir yargı oluşturmak bahtsızdır, her organizma doğası gereği korunma refleksine sahiptir, ama bu demek değil ki, günümüz toplumlarının çarpıklığıyla açığa çıkan YAPAY VE YABANCILAŞMA aslolandır.

Devlet ve din, iktidar, ahlak vs adıyla, işte asıl mesele ve şiddet bu yapılardan gelir, beslenir, çeşitlenir. tam tersidir, aksine bunların varlığının sağlayıcısı, içerdikleri potansiyel şiddet sayesindedir. Kısaca varlıkları şiddete endekslidir aynen ahlakçının muhtaç olduğunun ahlaksızlık olması gibi, birisinin varlığı, diğerine bağlı..

Bir insanın canını kurtarmak için kaçması anlaşılabilirdir, ama devlet ve iktidarlar ve bazılarının çıkarları, eliyle yaralalan insanlık, binlerce çıkar empozuna maruz kalmış, şişmiştir ki, bu haliyle zaten zombiye dönüşmüştür. şimdiki durumu o potansiyelle de ilgilidir ve ona aşılanan tersinden de, herhangi bir çekince oluşturacak durum, koşul yoksa, saldırabilir, tecavüz edebilir-miş- halini almıştır. yapma demek yap demektir de denir ya, eşeğin aklına karpuz kabuğunu getirmek gibi... Bununla ilgili deneyler var elbette ve elbette deneyi kabile insanalrıyla yapsanız birde bu şişmiş zombilerle farklı sonuçlar dğuracak. Çünkü birisi engel olan bir güç varsa şiddete başvurmayım yönlü bir empoza sahip değildir, ama diğeri, çocukluktan böyle empoze edilmiştir. yani siz bu insanların karşısına savunmasız bir insan çıkartın ve yapacaklarının hiç bir biçimde cezası olmadığını belirtin tecavüzde eder, şiddet de gösterir, yer de, çünkü o insanlar doğuştan, hol yok yumurta yok iken, bu şekilde şartlanmıştır... ama kabile insanlarını getirin, oraya içlerinden birisini dikin böyle bir davranış sergilemezler, zaten böyle bir deneye gerek yoktur, onlar devletsiz, dinsiz iken birbirine abanmıyor...

Örneğin devletlere, dinlere bakın tümü de tarih boyunca gasp, haremi saltanatlığı, şiddet üzerine kuruludur, bu anlayış, kanıksanıp, insanlarda perçinlendiğinde, bir çok aykırılık da meşru ve istenç haline geliyor. böyle bir kurum mu engel oluyor? Ne devlet korkum var ne de din, ama aklıma kimseye saldırmak, yemek, içmek, tecavüz, çalmak gelmiyor, gelmeside gerekmiyor zira devletsiz toplumlara bakmamız yeterli.

örneğin bakkal bana yanlış ve fazla para üstü vermişse, götürüp geri verdim, devletden korktuğum için mi? Dinden korktuğum için mi, bir şeyden korktuğum için mi? İnsanı anlamak için, bebeklere bakmalıyız, henüz iğdiş edilmemiş haldelerken ve aslında öyle bir çocuk bulmak dahi imkansız iken çocuklara. en iyisi ıssız bir adaya bırakmak ve izlemektir desemde gereği yok, kabileler zaten gözlemlendi.

Kısaca biz onca şiddet ile doğmuyoruz, ama mevcut sistem, devlet, din gibi kurumlar, toplumsal yabancılaşma ve yapaylaşma, bizleri beşikten, mezara şiddet eksenli dinamite çeviriyor.

Felâsife 11-12-2017 04:26

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616109)
Hayatta kalma içgüdümüz inanılmaz..Hayatta konsantre olduğumuz tek şey bu..Yani hayatta kalmak..Bu uğurda herşeyi yaparsınız,herşeyi..

Sevgili ahlaksız bu dediklerinize katılmıyorum, hayat bu kadar böyle değil.

Geçenlerde kamyoncularla ilgili bir belgesel seyrettim.

Kamyon şoförü, mesleğin zorluklarından filan bahsetti, yollar uzun tabi bitmiyor tükenmiyor, çoğunca yollarda yalnız kalıyorsunuz, kendi kendinize konuşuyorsunuz vs. dedi.
Sonra, iş emekliliğe geldi.

Bizim işte emeklilik şöyledir,

Kendi kendinize konuşmanız normaldir, ama kendi kendinize cevaplarda veriyorsanız emeklilik zamanınız gelmiştir! dedi gülüşerek :D

O yüzden siz bu tip Amerikan dizilerini seyretmeyi bırakın, çok saçma gerçekten, böyle bir hayat yok, cevap böyle hiç değil, en azından tamamı böyle değil hayatın.

Tabi naçizane bir tavsiyedir bu, karar genede sizindir.

Sevgiler

Natan 11-12-2017 09:19

Spartanin bakkal ornegi cok guncel. Neden fazla parayi geri veriyoruz? Yada neden vermeeliyiz? Basarili olmak icin baskalarinin uzerine basmali, onlari kullanmali miyiz? Sorularimiz en bastan beri bunlar degil miydi?

Kamyon konusunda ornek nedense gulumsetti, tesekkur ederim.

Biz (ailem) su sekilde ogrendik. Size bir sarki ile cevap vereyim..Iyi seyirler..
-ayni zamanda ben de istifade etmis olayim-

Ruhi Su - Benim Kabem İnsandır

https://m.youtube.com/watch?v=jci8pLCwHC0

bilgivehis 11-12-2017 10:20

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616143)
Sevgili ahlaksız bu dediklerinize katılmıyorum, hayat bu kadar böyle değil.

Ben de katılmıyorum lakin insanların bilgi ve zeka düzeyi arttıkça daha vahşileşmesi ve daha acımasız olması gibi bir evrim geçiriyoruz galiba.
Zira eskiden ilkel toplumda var olmak için temel ihtiyaçları gidermek yetiyordu, şimdi var olmanın ötesinde doyumsuz, gözü aç, gözünü hırs bürümüş bir canlı türü var karşımızda.Üstelik istemesen de seni de zorluyorlar, ya onlar gibi vahşi olacaksın ya da ezilip, yok olacaksın, böyle bir gidişat içindeyiz.
Dahası vahşiliğimizi tek kendi türümüze yapmakla kalsak yine iyi, utanmadan doğayı da kendimize benzetmeye çalışıyoruz, neyse ki, şimdilik doğaya pek gücümüz yetmiyor...

kartopu 11-12-2017 11:59

Felsefe benim anladığım düşünme biçim.
İnsan ne yapıyorsa öyle düşünür Bir aileyi yönetiyorsan düşüncen aile etrafındadır Bir ülke yönetiyorsan ülke ve çevresi düzeyindedir Dünyayı yönetiyorsan daha geniş ve farklı gezegenleri de içine alan düşüncen vardır.

Bir de İddiaların vardır bu iddialar düşünce biçimini belirler. Barışı savunuyorsan hayvanlarla bile barış anlaşması yaparsın savaşı savunuyorsan senin kafanda zafer vardır.
Ben filozoflardan en fazla Hegel i severim ama en fazla da hegel e karşı çıkarım. Çünkü dünyayı yönetenlerin takip ettiği filozof un Hegel olduğunu düşünüyorum.
Yani bende dünyayı yönetmeye talip olan bir düşünce biçimine sahip olmak istememden kaynaklanan sevgi Hegel e olan sevgim ve karşıtlığım.

Eğer dünyayı yönetmeye talip bir düşünce biçimin varsa ayrıntılar fazla dikkatini çekmez Örneğin ben hayvan sever değilim Kadın Erken ayrımında kadınlara pozetif yaklaşan biri de değilim.
Çünkü şuna inanmaktayım bütün düzgün işler ancak benim gibi düşünenlerin iktidarında gerçek olacaktır. Bütün yaptığım iyi niyetli icreatlar iktidara gelmek için araçlardır.

Ama şu vardır bütün kötü yapılmış işler ve düşünceler yapılması gerekenler değildir Bunu sebebi özel mülkiyet ve eşitlik sisteminin yok edilmesi gerektiği için yapılmış olmasıdır.
Yani istediğim insan aynıdır kimse kimseden üstün değildir Doğa da en akıllı varlık insandır insan doğa
sız doğa insansız olamaz.
Bunun için insanın eşitliğini, doğayı korumak ve güzelleştirmek için önce iktidara gelmek gerektiği felsefesidir.

Natan 11-12-2017 15:42

Alıntı:

kartopu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616170)
Felsefe benim anladığım düşünme biçim.
İnsan ne yapıyorsa öyle düşünür Bir aileyi yönetiyorsan düşüncen aile etrafındadır Bir ülke yönetiyorsan ülke ve çevresi düzeyindedir Dünyayı yönetiyorsan daha geniş ve farklı gezegenleri de içine alan düşüncen vardır.

Bir de İddiaların vardır bu iddialar düşünce biçimini belirler. Barışı savunuyorsan hayvanlarla bile barış anlaşması yaparsın savaşı savunuyorsan senin kafanda zafer vardır.
Ben filozoflardan en fazla Hegel i severim ama en fazla da hegel e karşı çıkarım. Çünkü dünyayı yönetenlerin takip ettiği filozof un Hegel olduğunu düşünüyorum.
Yani bende dünyayı yönetmeye talip olan bir düşünce biçimine sahip olmak istememden kaynaklanan sevgi Hegel e olan sevgim ve karşıtlığım.

Eğer dünyayı yönetmeye talip bir düşünce biçimin varsa ayrıntılar fazla dikkatini çekmez Örneğin ben hayvan sever değilim Kadın Erken ayrımında kadınlara pozetif yaklaşan biri de değilim.
Çünkü şuna inanmaktayım bütün düzgün işler ancak benim gibi düşünenlerin iktidarında gerçek olacaktır. Bütün yaptığım iyi niyetli icreatlar iktidara gelmek için araçlardır.

Ama şu vardır bütün kötü yapılmış işler ve düşünceler yapılması gerekenler değildir Bunu sebebi özel mülkiyet ve eşitlik sisteminin yok edilmesi gerektiği için yapılmış olmasıdır.
Yani istediğim insan aynıdır kimse kimseden üstün değildir Doğa da en akıllı varlık insandır insan doğa
sız doğa insansız olamaz.
Bunun için insanın eşitliğini, doğayı korumak ve güzelleştirmek için önce iktidara gelmek gerektiği felsefesidir.


Sevgili Kartopu;

Bir aileyi, bir insani yada bir basit ofisi yonetmek bile zor iken(ozellikle ofis) dunyayi yonetmek de nereden cikti? Hic bulasma basin agirir dostum :)

Ahlaksız 11-12-2017 18:12

Spartacus;devlet ve dinin şiddeti doğurduğu doğru ama bu farklı bir konu..Özünde devlette,din de bir sınıfın başka bir sınıf üzerindeki egemenliğini sürdürmeyi amaçlayan bir araçtan başka birşey değildir..Yani,devletin ve dinin yaratılma amacı şiddet değildir ama bu yapılar şiddeti bir şekilde körüklemiştir..

Ben insanın kendisinin şiddete meyilli olduğunu söylüyorum..Anladığım kadarıyla siz buna itiraz ediyorsunuz ama nasıl?

Bu forum yazarı ateist ahlaksız,burada ne yazarsa yazsın,istenirse kaynağını/delilini gösterir..Yani yazdığım şeyler,kendi fikirlerim değil..Ben tamamen bilimsel bir konudan bahsediyorum..Antropolojiden..!
Bakınız..
Neandertalleri veya denisovalıları kim yok etti?
İnsan..Yani homo sapiens..Yani biz..!
Bu öyle bir canavar/vahşi hayvan ki,gittiği yerdeki diğer hayvan türlerini de yok etmiş..
Alıntı:

''TARİHSEL KAYITLAR HOMO SAPİENS'İN BİR EKOLOJİK SERİ KATİL OLDUĞUNU GÖSTERİYOR..''
Yuval Noah Harari-Hayvanlardan tanrılara sapiens
Biraz daha yakına gelelim..

Alıntı:

''Kızılderililer kölelerini dans ettiriyorlar..Çocuklar bu kölelere mızraklarla saldırırken,yetişkinler kölelerin üzerine ok yağmuru yağdırıyorlar..''
İLKÇAĞ TARİHİ-V.Diakov,S.Koalev
Kızılderili gibi örnekleri Harari'de kitabında belirtir..Bir sürü arkeolojik veri,ilkel insanların şiddet ile içiçe yaşadığını kanıtlar..Tabi şiddetten uzak duran kabileler de var..Bu tamamen coğrafi konumla filan alakalı şeylerdir..

Yani bu konular,bakkala para üstü vermek kadar kolay konular değildir..
Freud'un ''tabu ve totem'' kitabı da önemlidir..Bu kitapta beni teyit eder..Çok da güzel açıklar bu konuları..

Felasife'nin dediği gibi,saçmasapan bir Abd dizisi izleyip bu kanıya varmış değilim..
Hem böyle de olabilir..Bunda bir gariplikte yok..Yani bir insan The Walking Dead dizisini seyredip,homo sapiensi anlıyabilir..İnsanlara bir kitap(kuran) okuyun ve dininizin ne olduğunu görün diyenler biz değil miyiz?Yani bir dizi izlemek,sizin bakış açınızı değiştirebilir..Hafife almayın bu konuları..
Buyrun,bakış açınızı değiştirecek bir film..
http://www.imdb.com/title/tt0050083/...ef_=chttp_tt_5

kartopu 11-12-2017 18:51

Alıntı:

Natan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616183)
Sevgili Kartopu;

Bir aileyi, bir insani yada bir basit ofisi yonetmek bile zor iken(ozellikle ofis) dunyayi yonetmek de nereden cikti? Hic bulasma basin agirir dostum :)

Çok haklısın Sevgili Natan.
İşte bunun için sadece felsefe yetmiyor. Ortak akıl bunun en başında gelir.
Onun için dünya da benim gibi düşünenler çok olduğunu düşünüyorum.

Natan 11-12-2017 22:05

Gerek bahsettigin diziyi gerekse filmi kac defa izledik. Filmleri cok izliyosun, etkileniyosun. Sozlerinde dogruluk payi da olsa..

Edit: "devlette" ...'de' ayri.

Felâsife 12-12-2017 12:26

Alıntı:

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616166)
Ben de katılmıyorum lakin insanların bilgi ve zeka düzeyi arttıkça daha vahşileşmesi ve daha acımasız olması gibi bir evrim geçiriyoruz galiba.

Daha acımasız vahşilikten ziyade, çok daha kalabalığız meseleyi karıştıran bu aslında, bu kalabalıkta normal bir süreç değil. İnsan eli değerek oluşturulan bir kalabalık.
Tabi bu kadar kalabalık olunca, nerede çokluk orada o oluyor.

Ama genede bu rağmen iyi de bir o oranda artıyor. Tabi meselenin ne yönünden bakıldığıyla da ilgili, hep kötü veya hep iyi de denebilir ama neyse o kadar işte.
Felsefem zaten, dünya olması gerektiği gibi, bunu fırsata dönüştürense bunu değiştirmeye kalkmaz.

Alıntı:

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 616166)
Dahası vahşiliğimizi tek kendi türümüze yapmakla kalsak yine iyi, utanmadan doğayı da kendimize benzetmeye çalışıyoruz, neyse ki, şimdilik doğaya pek gücümüz yetmiyor...

Aman yetmediği daha iyi, yetkisiz ellerde ki yetkiler yüzünden, ayarı iyice kaçtı dünyanın.

Sevgiler

Yıldıztozu 18-12-2018 21:43

Dörde ayırıyorum.

1- İyiliği var etmek.
2- Var olan iyiliği yok etmek.
3- Kötülüğü var etmek.
4- Var olan kötülüğü yok etmek.

Bunlardan 2 ve 3 kesinlikle yapmamamız gerekenler.
1 ve 4 ise tercih meselesi.

Kötülük yapmamak, iyilik yapmaktan daha öncelikli.

İyi ve kötünün tanımı öznelere bağlı olarak nesnel.

ForumKirpisi 19-12-2018 15:59

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 629493)
Dörde ayırıyorum.

1- İyiliği var etmek.
2- Var olan iyiliği yok etmek.
3- Kötülüğü var etmek.
4- Var olan kötülüğü yok etmek.

Bunlardan 2 ve 3 kesinlikle yapmamamız gerekenler.
1 ve 4 ise tercih meselesi.

Kötülük yapmamak, iyilik yapmaktan daha öncelikli.

İyi ve kötünün tanımı öznelere bağlı olarak nesnel.

Şüpheci Dinsiz beyin beni arkadaşlıktan çıkarması kötülük müdür?

Yıldıztozu 19-12-2018 21:43

Alıntı:

NikolaTeslis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 629513)
Şüpheci Dinsiz beyin beni arkadaşlıktan çıkarması kötülük müdür?

Bu sana kötü duygular hissettirmiş olsa bile onun yaptığı davranış kötü olarak tanımlanamaz.
Çünkü burada şüpheci dinsiz sana karşı bir eylemde bulunmuyor, eylemde bulunmayı(arkadaşlık eylemini) reddediyor. Bunlar 'tercihlere bağlı' kategorimde olduğu için kötülük olarak tanımlanamaz.

İnsanlarla ilişki kurmama eylemsizliği bir kötülük olarak tanımlanamaz. Çıkma teklifini reddeden bir kızın, bu reddini kötülük olarak tanımlayamayacağımız gibi.

Ancak senin kötü hissedebileceğini düşünerek arkadaşlık teklifini kabul etseydi bu eylem bir iyilik çeşidi olarak tanımlanırdı.
Yaparsa iyilik, ama yapmazsa kötülük değil.

Felâsife 19-12-2018 23:39

Alıntı:

NikolaTeslis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 629513)
Şüpheci Dinsiz beyin beni arkadaşlıktan çıkarması kötülük müdür?

Bu bir fırsattır. :)

Ama tutupta acele bir kararla, bunu kötülük olarak etiketlersen, burada kötü olan bu eylem değil, karar vermenin bizatihi kendisidir.

Kötü olan "karar vermektir" yani.

Düşün!
Bu eylem acaba ne gibi bir mesaj içeriyor diye, bunu etraflıca, sakin kafayla düşünürsen, demek ki bir yanlışım, bir hatam var ki böyle oldu diye didiklersen, bu kendine dönmeni sağlar ki kötü dediğin şey meğersem ilacındır olduğu meydana çıkar.
O hata başka türlü ortaya çık(a)mazdı çünkü.

Kısa vadede kötülük olarak etiketlenen şeyler, uzun vadede iyiliktir, iyiliğinedir.

Karar vermek kötü, didiklemek iyi.

Amerika için fırsatlar ülkesidir derler, oysa hayatın kendisi her yerde fırsatlar sunar.

Sevgiler

Khaos 20-12-2018 00:08

film güzel
12 öfkeli adam


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:50 .