Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Edebiyat (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=155)
-   -   Sevdiğiniz Şiirler (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40371)

manas 10-11-2017 23:30

Sevdiğiniz Şiirler
 
ACILI GECENİN BİTİMİNDE

Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı duymak istiyorum
Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden
Tenine ilk dokunduğum zamanki
Elini ilk tuttuğum
Yüreğimi kanatlandıran o titreşim
Kanı geçiyor kanıma sandığım
Öyle bir değdin ki varla yok arası
Ve yanarken ateşten ellerim
Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik
Ve sevgiyi sende bulduğum ilk
O ılıklığa değinmek yerine
Uzak düşlerde olsa da yeter
İçindeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir değini
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı koklamak istiyorum
Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden
Kulak memelerinde şebboy
Saçlarında o koku
Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen
Her yel estikçe getirir düşlerime
Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi
Bir yel esmiş mi esmemiş mi
Bir kıpı dal oynasa
Bir yaprak kıpırdasa
Duyulur duyulmaz olsa da
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir koku
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı tatmak istiyorum
Bir tat ki uzaktan yakından ya da kendimden
Ağzımda dilimde damağımda
Bir buruksu mutluluk sandığım
Salt benim diye aldandığım
Kendi yalanlarıma kandığım
Arttı yaşadıkça duyduğum acı
Yitirmemek için o acıyı çoğaltırım
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir tat
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı.

aziz nesin

manas 10-11-2017 23:31

KALMAK TÜRKÜSÜ

Daha gidilecek yerlerimiz var
Şu sohbetini dinler gideriz.
Coştukça şarkılar, türküler, sazlar
Rakı mı, şarap mı, içer gideriz.

Geçse de umudun baharı yazı
Gözlerde kalıyor yaşanmış izi
Kimseler kınamaz burada bizi
Ne varsa hesabı öder gideriz.

Söyleyecek sözü olan anlatsın
İsterse içine yalan da katsın
Yeter ki kendinden, bizden söz etsin
Yalanı doğruyu sezer gideriz.

Neler gördük neler bu güne kadar
Daha gidilecek yerlerimiz var
Bizi buralarda unutamazlar
Kalacak bir türkü söyler gideriz.

Sevgiye var olduk sevdik sevildik
Kavgalara girdik öldük, dirildik
Bir anlam fırını içinde piştik
Anlamlı güzeli sever gideriz.

Özdemir ASAF

manas 10-11-2017 23:37

Kaldırımlar

1
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum
Yolumun karanlığa saplanan noktasında
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık:
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını, hep simsiyah dikiyor
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandir.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta,
Ben bu kaldırımların emzirdiği cocuğum.
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum

Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.


Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim,
Örtün, üstüme örtün serin karanlıkları.


Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya;
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

2
Başını bir emele satan kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle sokakların malısın!
Kurulup üzerine bir tahtırevan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Bahtın kaldırımlara düştüğü günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var,
Sükût gibi kimsesiz, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var
Onu da ne tarafa olsa götürürsünüz.

Ömrünüz taş olsa da gide gide yorulur,
Bir gün ölüme çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur;
Ne senin anladığın kadar kaldırımları...

Necip Fazıl Kısakürek

pianola 10-11-2017 23:42

Ün ve erdem, iyi uyar birbirine
Şu dünya döndükçe öder erdem denilen palavrayı
Ün denilen palavraya
İşte yaşar bu palavralarla dünya

Bütün erdemliler karşısında
— suçlu olmak istiyorum yalnızca
suçlu desinler bana her büyük suçta
Sanki ün onuruna yükselen her üflemeli çalgıyla,
dönüşüyor büyüklenme hırslarım zavallı birer kurtçuğa

İçimden böylelerinin arasında
En aşağılık olma arzusu yükseliyor

Bu sikke
— ün
Bütün dünyanın ödendiği
Eldivenlerle tutuyorum bu sikkeyi
Tiksintiyle
Basıp eziyorum ayağımın altında...


Nietzsche

pianola 10-11-2017 23:50

Sus.
Büyük şeylere dair.
— görüyorum bu büyük şeyleri

İnsan ya susmalı,
ya da büyük konuşmalı...

Büyük konuş;
ey benim hazzın kucağındaki bilgeliğim!

Yukarıya bakıyorum,
oradan ışık denizleri geçiyor
— ey gece, ey suskunluk, ey ölüm sessizliğindeki gürültü...

Bir işaret görüyorum
En büyük uzaklıkta
bir yıldız burcu parıldayarak, ve ağırdan
çöküyor bana doğru...


Nietzsche

bilgivehis 11-11-2017 08:43

Başlık: Sustum
Yazan:bilgivehis

SUSTUM

... ...

... ...

... ...

... ...

Natan 11-11-2017 13:27

Guzel bir baslik. Tesekkurler..

Ben de soyle alintilayayim. Aksama bu sayfayi rakiyla tekrar okuyacagim;

‘ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim'

asaf halet

Daha pekcok siiri suradan okuyorum zaman zaman

Ibrahim Halil Baran

Selamlar

Şüpheci Dinsiz 11-11-2017 19:31

Alıntı:

Ne kadar da ufalmış bedenin
Gözyaşıma sığdın sen
Açlık mı yemiş ömrünü yavrum
Al sütümü iç kızım

Saçların beyazına mı
Sakladın alevini
Yoksa güneş sende mi batıyor
Batıyor geceleri

Eriyen bedenimi düşünme
Göğü giydim üstüme
Yüzünü asma kederine anam
Yiğitler bitmez bizde

Bir ateş olup yaksa da gidişiniz
Analar biter mi
Ölüm toplasa da çiçekleri
Çiçekte tohum biter mi

Söz: Savaş Ezgi
Müzik: Saffaran halk ezgisi
Grup Yorum (Uçurtmayı Vurmasınlar Filminden)

Şüpheci Dinsiz 11-11-2017 19:35

Alıntı:

Ben melamet hırkasını kendim giydim eğnime
Ar-ı Namus şişesini taşa çaldım kime ne

Gah giderim medreseye ders okurum Hakk için
Gah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne

Kelp rakip haram diyormuş şarabın bir katresine
Saki doldur ben içerim günah benim kime ne

Ey Yezit seccadeni al git mescid yoluna
Pir eşiği benim kabem, kıblegahım kime ne

Gah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaftan Kafa
Gah inerim yeryüzüne yar severim kime ne

Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne

Nesimiye sordular ki o yar ile hoş musun
Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne

Şiir: Seyid Nesimi
Ruhi Su - Ben Melamet Hırkasını

Felâsife 11-11-2017 23:59

Alıntı:

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 614203)
Başlık: Sustum
Yazan:bilgivehis

SUSTUM

... ...

... ...

... ...

... ...

Çok korkarım susandan, söyleyecek çok şeyi olupta söylemeyenden.
En son birisi rüyamda hiç bir şey konuşmamıştı, altından bir tradeji çıktı, kendi derdimi unuttum, aldığım nefes zehir olmuştu.
Bilmeyenler konuşuyorda, bilenler niye konuşmuyor.
Onlar konuşacakken, susması gerekenler konuşuyor.

Bu bir tezat gibi görünsede, bunun tezat neresinde.
Bilmeyen dururken, bileni suçlamak kimin haddine.
Bilmeyen çok konuşurken, o gürültü duyulmayacak.
Bilenin susmasında ki sessizlik, sorun yaratıyor diye.


Tamamı Bilen Söylemez - Söyleyen Bilmez
---/---

Ama konu ve başlık çok güzel tabi.

Şiir olmasa hayat çok YAVAN olurdu.

Aziz Nesin ustanın dediği gibi, bize yaşadığımızı ispat etmekten, öte robot olmadığımızı hissettirir.
Robot değilsek zaten yaşıyoruz. :)

Şüpheci Dinsiz 12-11-2017 14:53

Alıntı:

Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni

Kaç okyanus geçtim böyle
Kaç denizde yitip gittim
Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle
Kaç seferden yorgun döndüm

Ah benim yaralı ruhum
Ah benim insan kusurum
Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım
Gel artık uslandır beni

Ah benim iyimser yanım
Ah benim aldanışlarım
Ah benim kavgalarım
Ah pişmanlıklarım
Sus artık uslandır beni
Zülfü Livaneli - Sevdalı Başım

Neva 03-07-2018 12:01

http://www.hurhaber.com/resim/detayr...1%C4%B1___.jpg

Sis

Özenle boyadım ipliğini sevginin,
Gidip de bulamamanın incinmiş rengine.
Sisi gümüş bir rüzgârla tepelerden eğirdim,
Dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını,
Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.
Ölümü tastamam ezberledim de geldim,
Dilimde bu buruk türkü tadıyla
Bilmem ki buradan nereye giderim.


Sonunda kendime bir top yangın edindim,
Soluğumla besledim dudağımın ucunda.
Ömrümün külüydü savrulan hep ardımda,
Örterek yavaş yavaş bıraktığım izleri
Yanmış bir günün sürüklenen kanatlarıyla.
Koştum, durmadan koştum o küçük yangınımla,
Adımın çaresiz kıyılarında kendi göğümü bulmaya.

Metin ALTIOK

Rapi 04-05-2019 22:32

https://i.imgyukle.com/2019/05/04/kRWoIq.jpg

İnsan ve Emek

Bir sergiyle geldi bahar
Ne don vurur, ne meyve verir
Öylece bir çiçek düşlemesi
Ne güzel bir oyundur canım
Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi

Benim memleketimde bugün
Kırk elli bin liradır
Resmin metrekaresi
Ve dillere destandır canım
Turan Erol beyazıyla Bodrum`un mavisi

Bir gece kulübünde bugün
Kırk bin, elli bin liradır
Bir Zeki Müren dinletisi
Ve elbette güzeldir canım
Emeğin değerlendirilmesi

Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi

Belki bu nedenle, yazık
Asılmış gibi durur
Asılmış gibi kederinden
Duvarlarımda resim
Çalgılarımda müzik.

Ruhi SU

Rapi 04-05-2019 22:37

https://i.imgyukle.com/2019/05/04/kRWQl6.jpg

Sen Yürürsün Rüzgar Yürür
Sen yürürsün rüzgar yürür
Sabahlar sığmaz olur gözlerine
Her adımda çözülür bir karanlık
Şafaklar çiçek sunar ellerine
Gün tutuşur
Dağlar aydınlanır
Yeniden aydınlanır
Yeniden canlanan bu yaşam
Türküler dizer saçının tellerine

Sen yürürsün rüzgar yürür
Alıp savurur beni saçların
En kalabalık alanlara götürür
Bir cellat çıkar apansız
Bir fidan yeşermeden çürür
Ve kana bulanır ırmaklar
Baştan başa geçer kentleri
Kan temizlenir cellat ölür

Sen yürürsün rüzgar yürür
Mahpuslar soluğunla umutlanır
Toprak çatlar
Gökyüzü bıçak bıçak şimşeklenir
Görkemli bir yürüyüş başlar içimde
Ve bir tan vakti
Kırılır bütün güzellik yasaları
Ağaçlar aşk açar bahçelerimde

Sen yürürsün rüzgar yürür
Dallar eğilir
Yapraklar secde eder yürüyüşüne
Sular kabarıp dalgalanır
Köpüklü başlarıyla selamlar seni
Ve tanrılar kalır önünde
Ne beyler ne krallar
Seninle yazılır en büyük destan
En güzel tarih seninle başlar

Sen yürürsün rüzgar yürür
Bir sevinç boylanır dünyada
Çocuklar korkusuz büyür
Kan boğulur susar
Dokunup geçtiğin her kuraklık
Yemyeşil bir vadiye dönüşür

Sen yürürsün rüzgar yürür
Bizi bu deprem günlerinde
İnan ki bir şiirsiz yaşamak
Bir de sensiz savaşmak öldürür

Adnan YÜCEL

spartacus 05-05-2019 03:52

Yılmaz Odabaşı

YAKARIM GECELERİ

Bu aşkın nüshası rüzgarlarda,
aslı bende kalacak.
Bizi hasret saracak, bulutlar çıldıracak...

Ayrılık başımı döndürüyor
kavuşmayı özlettin...
İntiharlar kuşandım bu aşkı sen kirlettin...

Geçtim borandan, kardan;
yitirdim bahçeleri...
Ellerini tutmazsam gülüm yakarım geceleri...

Bu aşkın nüshası rüzgârlarda,
kahrı bende kalacak.
Sende ihanet gülüm bende matem olacak...

Bu aşkın efkarı şarkılarda,
yüzün bende solacak...
Bizi zaman yenecek ve anılar kalacak...

Geçtim borandan, kardan;
yitirdim bahçeleri...
Ellerini tutmazsam gülüm yakarım geceleri...

***

SANA YAĞMUR DİYORUM

Gidersen hani sığınaklarım?
Eksilir, zarar kalırım... Kalırım!
Yeni günün tenine dağılır yaralarım.
Sana yağmur diyorum...

Uzun boylu umuttun,
tadında unutuldun.
Nerde büyük uçurumların,
kış suların, yaz uykuların?

Sana yağmur diyorum ıslaklığım bundan.
Yağ da ıslanalım, ama uslanmayalım,
uslanmayalım!

Gün, vursun yükünü gecenin hırkasına;
yol, vursun sesini uzaklığın pasına,
sesime kibrit çaksan tutuşacağım...
Sargısızım,
çoğalırım,
çoğaldıkça arsızım!

Sana yağmur diyorum...

En haklı aşk,
alkışsız sürebilendir
ve en haklı kavganın öznesi,
ölmemek için dövüşürken de ölebilendir...

O an... İşte o an,
ey bizi ayrı takvimlere düşüren zaman,
yere bir bahar dalı düşmüş gibi mi olur?
Sıradağlar mı tutuşur bağrının orta yerinde?

Yeter, kan sıçratmayın sabahın seherine.
Boğulursunuz...Boğulursunuz!

Rapi 17-05-2019 00:17

https://i.imgyukle.com/2019/05/17/kQKTL1.jpg

Turuncu bir yaşamaktı onlarınki
bir ateş kırmızısı
bir güz sarısı
turuncu
trajik bir yaşam yazgısı

Doğdu
ateş ve su
yer ve gök
tutku ve hüzün
Doğdular dünyaya
yaşama meyilli yürekleriyle
biraz yorgun dinç
biraz kirli temiz

bir hevesli
bir hevessiz
kalktılar baktılar dünyaya
dağ ve deniz oldular sonra
güneşle toprak
havayla su
aynı kucakta hayat buldu

büyüdüler saptılar rüyaya
aşk kaçtı gözlerine
girdi çıkmaz
iflah olmaz
bünye tutmaz
derman bulunmazlarla yaşadı
Biri bulut beyazı
Biri gök mavisi
(u)mutlu düşlerle çevrili
iki çocuk bahçesi
ebelendiler koştular hayata

debelendiler battılar toprağa
kulaklarında ney sesi
ellerinde gitar
gözlerinde samsun
avuçlarından sızan bahar
güneş altında
yağmurlu kahkahalar

beyaz üzerine kara yazılarda
kaldı yadigar:
önleri mavi
artları insan seli
insanla yo(ğ)rulup
maviyle soluklandı
...

Bekir Konyalı

Rapi 17-05-2019 00:21

https://i.imgyukle.com/2019/05/17/kQKYqI.jpg

Çocukluğumun vazgeçilmeziydi hüzün.
Gökyüzünden çok, beton zeminlere düşen bakışlarım;
Ve en yaralı yanımı en kusursuz saydığım hayallerim vardı.
Söyleyemediklerimin ağırlığıyla çekilirken omuzlarım,
Hummalı bir nefesin gözyaşına gizlendim.
Aynasız caddelerde hep boynu kalbe yakın yürüdüm…
Ve masum bakışlarımdan bihaber büyüdüm.

Konuşmalara küs, susmalara barışık bir hayatın avucunda
İçime gömüldü kelimeler…
Ve o vakitlerin şulesinde başladı iç yürüyüşlerimin tutarsız ritmi.
Duygulardan sayfalara uzanan depremzede yollar yürüdü beni…
Ve tutundu yolculuğuma, seferi ruhunum kehribar elleri.

Umutlarımı, yalnızlığımın rahlesinde bırakıp
Döndüğüm vakitlerin gıyabında sustum, hüzün adına.
Ve her tebessümün ardına pusulanan
Hüznü üfledim satır başlarına.
Harflerle boyandı tuvâle elemim…
Mürekkebini uykusuz gecelerimin karasından aldı
Hüznün avucunda rakkas kalemim.

Çocukluğumun coğrafyasında büyüdü
Yaralı dizleri kabuk tutmayan hüznüm…
Şimdi hangi sevincin arkasına gizlensem,
Hep hüzünlü yanım ifşa olacak..!

Kadim Dolunay

Rapi 03-06-2019 02:29

https://i.imgyukle.com/2019/06/03/kOLAxe.jpg

Elimizde acının kehribar tesbihi
ki kayıp durmakta parmaklarımızdan
Ey şair
yine bölük pörçük anlattın
yine eksik bıraktın bir şeyleri
gün devrilmekte ama sen
tutmamışsın acımızın çetelesini
Sen sus artık, bize bundan sonrasını
dövüşen anlatsın
Ey tarih, aç solgun yapraklı defterini
ve oku hayatımızın parçalanmış hikayesini

Ahmet Telli

Saint-Just 13-01-2021 22:23

SİLEZYALI DOKUMACILAR

Gözler kupkuru, yaş yok gözlerde bir damla.
Oturmuşlar tezgâhları başına, diş bilerler.
Dokuruz kefenini senin, hey Almanya, Almanya,
dokuruz sana bir yuf, bir yuf daha, bir yuf daha,
dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Yuf o tanrıya, tapındığımız tanrıya,
soğuk kış gecelerinde biz, aç çıplak
yalvardık yakardık, umutlandık, bekledik boşuna,
komadı bizi insan yerine, aldattı bizi, alay etti acımızla.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Yuf o krala, zenginlerin adamına,
halkın yoksulluğuna hiç aldırmayan o krala,
bir de soyar bizi varana dek son kuruşumuza,
kurşunlatır köpekler gibi sokak ortasında bizi.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Yuf o anayurda, bağrımıza bastığımız anayurda,
yalnız alçaklığın, utancın çiçeği yetişir üzerinde,
ve çiçekler soluverir, çiçekler açar açmaz, anide,
solucanlar büyür ve kurtlar, kokuşmuşluğun kucağında.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Dokuruz ha dokuruz, senin sonunu dokuruz, gece gündüz,
inleyen tezgâhlarda mekiklerimiz savrula savrula,
sana kefen dokuruz, ey koca almanya, sana kefen dokuruz,
dokuruz sana bir yuf, bir yuf daha, bir yuf daha,
dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Heinrich Heine

Barlas 13-01-2021 22:37

Divan Edebiyatı şairlerinden olan Sümbülzade Vehbi, "rücu" şiirleriyle de ayrı bir ün yapmıştı. Bir gün padişah Vehbi'yi yanına çağırır ve "Bana öyle bir şiir yaz ki ilk mısrayı okuyunca içimden seni öldürmek, ikinciyi okuyunca ödüllendirmek gelsin" der ve ortaya şöyle bir şiir çıkar...

Azm-ü hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can...

Lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahşan...

Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kahkülüne nevcivan...

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan...

Salınarak giderken arkandan ben sokam,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman...

Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
Sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan...

Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
Düşmanın bağrına,hançerimi nagehan...

Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman...

Herkeze vermektesin, birde bana versene
Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman...

Sen her zaman gelesin, ben kulun Vehbi'ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleyküm esselam...

Azm: Toplantı
Zer: Altın
Drahsan: Süslü
Nevcivan: Genç kişi
Dest: Ayak
Sahtiyan: Kuzu derisi
Nagihan: Aniden
Sadumnan: Mutlu,sevinçli

Saint-Just 14-01-2021 01:24
















Şüpheci Dinsiz 14-01-2021 01:57

Alıntı:

A n a d o l u

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Anan dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun.?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak..
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin.
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, Bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun.?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah, ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım..
Görüyor musun.?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu.
Karayılanı,
Mechul Askeri..
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda.
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen,
Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun.?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip..
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının..
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni..

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun.?

Ahmed ARİF

Şüpheci Dinsiz 15-01-2021 01:34


Şüpheci Dinsiz 15-01-2021 01:52


Saint-Just 26-01-2021 22:29

Alıntı:

SONRASINI BİLİRİZ

siz geçip gidersiniz;
açık yaralar gibi
kalır kıyılarımızda
ayak iziniz.

biz bir darlığı
tam düze çıkardık...
derken kapılarda siz.

bir uzak yakınlığı
eğreti ve güvensiz,
kuşanıp gelirsiniz.

sunmak elde avuçta
ne varsa,
bari işe yarasa;
sonrasını biliriz.

ŞÜKRÜ ERBAŞ
Alıntı:

GENELEV MEKTUPLARI
I.
Tenime yabancılaştım, etime
Göğsüme kollarıma kalçalarıma
Bacaklarıma yabancılaştım.

Saçlarım o eski güzelliğini
Çoktan yitirdi
Şimdi yalnız bilmem neden
Zaman zaman yüzüme vuran
Bir utancı perdeliyor sadece.
Oysa önceleri oysa eskiden
Salınca tarakları tel tel
Düşler ülkesinden sevgiler ülkesinden
Yağmur serinliğinde, incecik
Yumuşacık bir el
Bulutlardan yüreğime kayardı.
Gözlerim kaçamak bakışlarda
Kirpiklerim kırık
Boynum bir çocuğun pembe ağzında
Ürperdikçe uzardı.
Dudaklarım dersen, dudaklarım
Öptüğüm aynalarda kaldı.

Tenime yabancılaştım, etime
Acıma sevincime insan yanıma
Kendime yabancılaştım.

II.
Giysiler alırım nedense
Nerelerde ne zaman giyeceksem
Bir eski alışkanlık işte
İlk gençlikten kalma.
Oysa bir dantel külot bir gecelik
Çok bile.
(Şimdilerde sutyeni de çıkardık)
Giysiler alırım giyilmez
Çıplaklığıma.
Arada bir çarşı pazar
Doktor dönüşleri daha çok
Eser de aklıma
Çocuğuna çeşit çeşit
Kazaklar örecek
Evcimen bir ev kadını gibi
Yün alırım şiş alırım tığ alırım
Nasıl sevinirim bir bilsen
Nasıl mutlanırım.

III.
Bu insan başları sıra sıra
Bu kalabalık
Camlardaki bu sürekli karanlık
Bana bakkal dükkânlarını
Anımsatır hep.
İçerde boy boy konserve kutuları
Sabun kalıpları yağ paketleri
Sıralı bakkal dükkânlarını.
Kararsız bir müşteri
Etiketi görememiş
Korkarak alacağı malın ederinden
Girer içeri.

Kimi gün bir yaşlı yaşına güvenerek
Hoyrat davranışlarda rahat
Kimi gün bir çocuk ürkek mi ürkek
Ayva sarı terlerini silerek
Düşer üstüme.

IV.
Yüreğimde yüz gurbeti taşısam da
Kalçalarımda bir erkeği taşımasam.

Yıldım demenin de bir anlamı yok
Saçlarıma sinmiş bu çiğ kolonya
Tenimdeki bu vazelin kokularından.
Penceresiz perdesiz bu çift yataklı
Bu karanlık yatak odalarından
Yıldım demenin de bir anlamı yok.

Gün ışığı bir gün olsun
Geniş odalarda mavi
Çalmadı kapımı.
Ay süzülmüş yataklarda sıcacık
Yumuşacık öpüşlerle düşlere gebe
Uykulara varmadım hiç.
Bir gün olsun pembe uykularımdan
Mavi bir erkek
Uğrun uğrun öperek
Kaldırmadı beni.

Yıllar yılı bir acıyı
Sırtımda karnımda kalçalarımda
Büyüttüm durdum.
Harlı soluklarıyla düştüler üstüme
Harlı soluklarıyla dondu yüzüm.
Yıllar yılı binlerce
Binlerce erkeğin gizli gerilimini
En gizli yerlerimde erittim.

İğneucu acıları göz bebeklerimde
Taşısam taşısam da
Yüzümde bir erkek yüzü taşımasam.

V.
Akşam… desem ve sussam
Yetmez mi?

Ya da yorgun bir gövdeyi
Cam kırıklarında uyutsam…
Akşamı anlatmaz mı?

VI.
Uykular benim zehirli sularımdır.

Geçip giden onca erkek
Onca erkek tüm yükünü
Üstüme yıkmış gibi
Gövdem tonlarca ağırlığında
Bir batık gemi;
Sularım dipsiz denizim kıyısız
Yatarım bir ten çölüdür yatağım
En yorgun gecelerim bile uykusuz

Uykular benim en rezil korkularımdır.

VII.
Bıçkın bıyıklarıyla külhan
Islak saçlarıyla gülendi o.
Gün ışır ışımaz usulca
Sıyrılıp dağınık uykularımdan
Yarı gecelerde karanlığıma
Yıldız yıldız dökülendi o.

Bilmem ki ne buldu örseli tenimde
Belki açlığını giderdi bir zaman
Belki de sevgiyi öğrendi bilmeden.
Hayata yenildikçe gelendi o.
Düşümü gerçeğe gerçeğimi düşe
Acımı kuşkulu bir kararsız sevince
Çevirendi o.
Bir o gülüşü kaldı
Şimdi duvarlarımda
Görmeye ömrümü adak sunduğum
Bir o gülüşü… çın çın
Sesi yüreğimin kıyılarını döven
Üşüdükçe anısıyla ısındığım.

VIII.
Gülmek mi?
Gülerim, güldüğüm çok olmuştur.

Gülüşüm hoyrat taşlarda
İncecik kırılan cam
Kendi kıyılarını döven su sesi
Bir ağacın ilkyaz eşiğinde
Leyli leylim yaprak dökmesi
Bilene ağıt gibi oturur
Burda bir kadının gamsız gülmesi…

Gülerim, güldüğüm çok olmuştur.

IX.
Evlerde sabahlar nasıldı
Unuttum
Evlerde akşamlar nasıldı.

X.
Çocukluğum olmadı benim
Gençliğim olmadı.
Babam karanlık bir adamdı
Korkularla besledi bizi
Annem zayıf mı zayıf
Sevgisini göstermeye korkardı.
Bir küçücük kumru kuşu büyüttüm
Göğsümün gizlisinde
Yumuşaklık adına, sevgi adına
Konduğu tüm dalları
Aykırı bir rüzgâr aldı.
Baskılar safra gibi attı dışarı
Korkular safra gibi attı
Evimden uzak evler üstüne
Gerçeğini şimdi bile bilmediğim
Ne olmadık düşler kurdum.
İnce içlenmelerle her akşam
Dalgın baktığım camlardan
Bir gizli mutluluk sızardı
Işık yerine…

Çocukluğum olmadı benim
Gençliğim olmadı.

XI.
Garipsi huylar edindim nicedir
Garipsi duygular edindim.
Artık iyice tükenen
Bir ölü umuttan mıdır
Gittikçe yoğunlaşan bu yaşlı
Bu yılgın yalnızlıktan mı?
Yoksa eşiklerden sızan
Şu rezil ölüm kokusundan mı?
Söndürüp her gece ışıklarımı
-Yalancı bir aydınlığı siler gibi-
İncecik bir mum yakıyorum.

Ömrüme benzetip sonra alevini
-Karanlığı ağır basan o titrek
O gölgesi korkular saçan ışığını-
Ömrüme benzetip inceden inceye
Eriyen mumu
Bakıyorum… bakıyorum…

Bir ölüm düşlüyorum, başımda
Başımda o mavi erkeğim
Bir ölüm… geniş odalarda pembe
Devinirken mutluluk
Uykulara varır gibi usul usul
Usul usul susuyor yüreğim.
Sol yanımda kızım benim
Benim eski benim çocuk güzelliğim
Sağ yanımda gülüşü bir ilkyaz yeli
-Öyle hafif, öyle serin-
Yiğit oğlum, yağız oğlum…

Kırıp camları bağırsam
Bağırsam diyorum avaz avaz:
Bir ölüm düşlüyorum ey insanlar
Bir ölüm…
Ölümüm evlere yas.

Eriyip bitiyor mum
Bitiyor birden bütün düşlerim
Acımasız gerçeğime çıplak
Çırılçıplak dönüyorum.

İnsan düşüncesinden
Hızlı araç yoktur diyen
Öğretmenim… öğretmenim…
Garipsi huylar edindim nicedir
Garipsi duygular edindim.


Sonsöz Yerine

XII.
Ürkek adımlarıyla uğrun usul
Gelip sıralı sırasız
Karanlık kıyılarımda duran çocuk…
Örseli duyarlığımdan kalın örtüleri
-Kaba örtüleri, kara örtüleri-
Kaldıran çocuk… kaldıran çocuk…
Herkesin gerçeği kendine biricik
Bir beni söyletip de böyle kısacık
Bu yağma yürek, bu talan sevgi
Bu ucuz ten pazarını
Yazdığını sanan çocuk.
Herkesin gerçeği kendine acı
Herkesin acısı kendine biricik.


ŞÜKRÜ ERBAŞ
...

Saint-Just 13-02-2021 08:35


marcos 13-02-2021 19:49

Atına vurdu da gümüş ireşme
Tecerli'den Cerid'e baş koşma
Ha dence bin atlısı binerde serçeşme
Mürseloğlu Kürt yeğeni değelmi

Yoğ, yoğ olmuş da gidiyor göçü
Bağ ve bostan olmuş evinin içi
Darılınca da Şammar'a yiyirdi göçü
Kerimoğlu Kürt yeğeni değelmi.

Delme dakma değel, evvelden ağa
Bal sumak çektirir solundan sağa
Umucuya verir atınan deve
Bektaşoğlu Kürt yeğeni değelmi

Avşar gedip gerisine dönünce
Ördekli'de belli yurdu konunca
Hah demeden bin atlısı binince
Avşar Beğ Kürt yeğeni değelmi

Atlar enerde babam çeşmeye
Ebbeğesi vurur gümüş ireşme
Cerid'inen Tecir'e baş goşma
Gücüğaloğlu Kürt yeğeni değelmi

Ah ediyor garaları görenler
Tütünün sündüğü yere atı salanlar
Üç tuğlu vezirden duzzak alanlar
Mursaloğlu Kürt yeğeni değelmi

Çarşı bazarıdı evinin içi
Avşar iskan getti neyidi suçu
Düşmanın üstüne çekerdi göçü
Avşar Beğ Kürt yeğeni değelmi

Aşşığın dalgası galman kusura
Bizim eller iskan gitti yesire
Boğazı çanlı gartal endi Mısır'a
Göveloğlu Kürt yeğeni değelmi

Şiir DADALOĞLU' na ait

Saint-Just 11-03-2021 22:18



Alıntı:

Kore savaşı günlerinde Türk askerinin çok ucuza, günde 23 cente mal olduğunu söyleyen bir Amerikalı yetkiliye Nazım Hikmet'in yazdığı yergi.

23 Sentlik Asker

Mister Dalles,

sizden saklamak olmaz,

hayat pahalı biraz bizim memlekette.

Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz, koyun eti,

Ankara'da 23 sente,

yahut iki kilo kuru soğan,

yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,

elli santim kefen bezi yahut,

yahut da bir aylığına

yirmi yaşlarında bir tane insan.

erkek,

ağzı burnu, eli ayağı yerinde,

üniforması, otomatiği üzerinde,

yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,

belki tavşan gibi korkak,

belki toprak gibi akilli

belki gençlik gibi cesur,

belki su gibi kurnaz

(her kaba uymak meselesi) ,

belki ömründe ilk defa denizi görecek,

belki ava meraklı, belki sevdalıdır.

Yahut da aynı hesapla Mister Dalles

(tanesi 23 sentten yani)

satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden

İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,

seksen beş onda altısını yahut

bir çift iskarpin parasına.

Yalnız bir mesele var Mister Dalles,

herhalde bunu sizden gizlediler:

Size tanesini 23 sente sattıkları asker

mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,

mevcuttu otomatiksiz filan,

mevcuttu sadece insan olarak

mevcuttu, tuhafınıza gidecek,

mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,

daha sizin devletinizin adı bile konmadan.

Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,

mesela, Mister Dalles,

yeller eserken yerinde sizin New-York'un,

kurşun kubbeler kurdu o

gök kubbe gibi yüksek,

haşmetli, derin.

Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.

Hali dokur gibi yonttu mermeri,

ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına

ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.

Dahası var Mister Dalles,

sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,

zulüm gibi,

hürriyet gibi,

kardeşlik gibi sözlerin,

dövüştü zulme karşı o,

ve istiklal ve hürriyet uğruna

ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,

ve yarin yanağından gayri her yerde,

her şeyde,

hep beraber,

diyebilmek için,

yürüdü peşince Bedreddin'in

O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali'dir.

Kaya gibi yumruğunun son ustalığı:

922 yılı 9 eylülüdür.

Dedim ya Mister Dalles,

Herhalde bütün bunları sizden gizlediler,

ucuzdur vardır illeti.

Hani şaşmayın,

yarin çok pahalıya mal olursa size,

bu 23 sentlik asker,

yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,

her millet gibi büyük Türk milleti. (1953)

ilahimasal 11-03-2021 22:37

Bu nazımıda ne kadar şişiriyorlar.
Kemalatüre dogmuş birisi o kadar.

Saint-Just 11-03-2021 23:01

Nazım sadece bu ülkenin değil dünyanın en büyük şairleri arasında gösteriliyor.

Peki sen nesin? Nazım'ın devrimci harekete, bu ülkeye ve edebiyata yaptığı katkının onda birini bile yapamazsın.

[...]

Moderasyon notu:
Bu, forum moderasyonundan yapılan bir resmi uyarıdır. Hakaretlere devam etmeniz halinde ceza verilecektir.

TuranDursun.com moderasyonu

Şüpheci Dinsiz 12-03-2021 03:10

Sevgili İlahimasal,
Alıntı:

ilahimasal´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 649085)
Bu nazımıda ne kadar şişiriyorlar.
Kemalatüre dogmuş birisi o kadar.

Nazım da kemalizmden, Mustafa Kemal'den epey eziyet görmüş, yeteneğine az rastlanır, gerçekten önemli bir şair.

Hakkındaki tüm suçlanmalar, yargılanmalar Mustafa Kemal yaşarken yapılıyor, hapis cezasını o dönemde alıyor. Kendisine Kuvayı Milliye destanı sipariş ediliyor, cezalardan kurtulma umuduyla istemeye istemeye kabul ediyor, yine de ceza alıyor.

https://turandursun.com/forumlar/sho...6&postcount=18

Mustafa Suphi ve arkadaşlarının, Nazım Hikmet'in, Sabahattin Ali'nin yaşadıkları, Dersim'de yaşananlar, resmi tarihin anlattıklarının aksine, bize o günlerin koşullarının ne kadar zorlu olduğu hakkında epey fikir veriyor.

Saint-Just 12-03-2021 07:51

Sayın şüpheci, özellikle ülkemizde önemli bir değere sahip tarihsel kişiliklere yönelik hakaret ve aşağılamaya da bir uyarı yapmanız gerekmiyor mu?

Nazım'a "kemalatüre doğum" gibi ifadeler eleştiri kapsamına mı giriyor? Ayrıca bu ifadelerle Mustafa Kemal de aşağılanıyor.

Bunu gücendiğim için söylemiyorum, çok değer verdiğim bir kişinin onun tırnağı etmeyecek provokatör bir troll tarafından bu şekilde sıfatlandırılmasından hakikaten iğrendim çünkü.

Kaldırdığınız ifadelerimi de başka bir dilden anlamadığı için kullandım.

Forum kurallarını bizim için önemli ölçüde esnettiğinizin ve tolerans gösterdiğinizin de farkındayım. Bunun için teşekkür de ederim. Buna yönelik bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim.

Görüşmek üzere.

ilahimasal 12-03-2021 09:26

Alıntı:

Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 649091)
Sevgili İlahimasal,


Nazım da kemalizmden, Mustafa Kemal'den epey eziyet görmüş, yeteneğine az rastlanır, gerçekten önemli bir şair.

Hakkındaki tüm suçlanmalar, yargılanmalar Mustafa Kemal yaşarken yapılıyor, hapis cezasını o dönemde alıyor. Kendisine Kuvayı Milliye destanı sipariş ediliyor, cezalardan kurtulma umuduyla istemeye istemeye kabul ediyor, yine de ceza alıyor.

https://turandursun.com/forumlar/sho...6&postcount=18

Mustafa Suphi ve arkadaşlarının, Nazım Hikmet'in, Sabahattin Ali'nin yaşadıkları, Dersim'de yaşananlar, resmi tarihin anlattıklarının aksine, bize o günlerin koşullarının ne kadar zorlu olduğu hakkında epey fikir veriyor.

Maksadım nazımı küçümsemek degil dolayısı ile yüceltmekte degil. Bu sebepten abartmaktan bahsettim. ( Orta)

Hani bir düşüncemizi ortaya koyarken giriş yazarız ve ardından AMA - FAKAT deyip maksatlı fikrimizi söyleriz.
İşte bu duruma örnek kendi sesinden nazım hikmet.
Ama ve fakat 02:00 nin ardından " türk milleti"


Sadece nazım mı kemalatüre doğmuş ? bende kemalatüre doğmuşum.
Derdim nazımı elestirmek olsa nazımın vurgulu " türk milleti " " memleketim memeleketim" " orta asyadan uzanan kısrak başı" gibi sözlerini ele alıp , nazımın derdinin sosyalizm mi yoksa kemalizmden başka türlü etkilenmiş bir kişilikmi olduğu üzere olurdu.
Dileyen varsa buyursun yapalım.

Umarım anlaşılmıştır.

Saint-Just 12-03-2021 10:59

Ayrıca mutlaka eklenmesi gereken bir şey var.

Kuvayi Milliye Destanı nın Nazım istemeye istemeye, sipariş üzerine yazdığı falan Liberal, Kürtçü çevrelerin palavrasıdır.

Nazım 1929'da "Mehmet Emin Beyefendiye" başlıklı yazısında, o yıllarda ulusal şair olarak gösterilen Mehmet Emin Yurdakul'un Türkçe'yi bile güzel kullanamadığı, kaldı ki Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı yaşamış bir şair olmasına karşın, bu mücadelenin sesini duyuramayan bir şairin ulusal şair sayılamayacağını savunmuştur. Ki ülkeden çıkmak zorunda kalıp Sovyetler Birliği' ne geçtiği dönemde dahil bir çok şiirinde yazdığı destana olumlu atıf içeren dizeler vardır.

Maalesef bazı insanlar uluslaşma ve devrim süreçlerinin nasıl işlediğini anlamıyorlar. Çünkü bilimsel komünizm'e dair hiçbir okumaları yok. Yurtseverliğin de ne olduğunu bilmiyorlar. Küba'nın sloganı "Patria O Muerte" dir yani "Vatan ya da Ölüm". Herhalde bunu görseler Küba'da'ki leri de "kemalist" sanırlar.

Nazım, o videoda Kemalizm'e ya da Mustafa Kemal'e karşı böyle olumlu konuşur ve şiirlerinde Vatan ve Yurtseverlik vardır. Çünkü o komünisttir ve dünya görüşüne dair birikimi vardır.

Neyse daha çok şey yazılabilir elbette. Ancak biraz uzun bir konu.

Görüşmek üzere.

ilahimasal 12-03-2021 17:54

.........." Kimler kemalizmi inkar etmiştir , iste bunlar vatan hainidir " diyen birisine ne denilebilirki ?

Kemalizmi inkar etmek de ne demek?
Sene 1954 de bu cümleleri kurmak , nereye yaranmaktır.

Kemalizmi kim inkar ediyorsa HAİN o zaman .
nazıma göre Herkes kemalist olmak zorunda galiba

Bu hain sözünü her dönem işitmek zorundamıdır insanlar.
Sosyalist oldugu iddia edilen bir şair " HAİN " dermi?
Kim hain , neye göre hain?

Sol kemalist
Sag kemalist
Ülkücü kemalist
Ateist kemalist
Dindar kemalist
Komunist/sosyalist kemalist olursan hain olmuyorsun.


Kemalizmin , acımasız oldugu tarihte o kadar belirginki , o düzene kim muhalefet etmişse soludugu nefesi kesilmiş.

60 kusağının büyük çogunlugu komunist düşüncede olsa bile kemalizmin düzenini dillerinden düşürmemişler ve sonları yine acımasızca getirilmiş. 60 kuşağı kemalizmin ne demek oldugunu bilmiyormuydu , o güne kadar olan bitenin farkında degildide , gençlik önderlerinin kemalist düzenin adı altında mucadele etmeleri ve ardından her alanda yok edilmeleri ne anlama geliyor?

Avrasyacı kemalist ile natocu kemalist arasındaki fark ne
Bu günkü mucadele bunun üzerine ve politikalar bunun üzerine şekilleniyor.

Kodumun emperyalist mafyası olan rusya ya laf edilince , birilerinin kudurması bana bir şey ifade etmez. Kudursun dursun. Sırf batılı emperyalizme karşı durmak icin buranın emperyalistine kucak açmakda nedir.

Nazım rusya ya gittiyse nedeni belli yargılamıyorum.
Sovyetlerin bitişi , berlin duvarı yıkılışı degil , sovyetlerin cekoslovakyayı işgalidir. O gün sovyet bitmis rusya olmuş . Yüzeysel gibi görünsede , sovyetlerin cekoslovak işgalinin dibi bucağı , sebebi sonucu ortaya konsada , mevzunun adı İŞGALDIR.
İşgalcilige yürüyen zeminin adımları çok önceleri nazım sovyetlerdeyken atılmıştır. Nazım bey 63 de ölene dek , 68 de cekoslovakyayı işgal edebilecek sovyeti görememişmi ? Müneccim degildi ya !
Yaz şiiri geç , konuş geç

ilahimasal 13-03-2021 10:36

Şiir dediğin böyle olmalı

Sabahınan kalktım sütü pişirdim
Sütün köpüğünü yere taşırdım
Kaynanamdan korktum aklım şaşırdımAh ne yaman da zorumuş burçak tarlası
Burçak tarlasında yar yar gelin olmasıSabahınan kalktım ezan sesi var
Ezan sesi değil burçak yası var
Sorun şu adamın( deyyuz) kaç tarlası varAh ne yaman da zorumuş burçak tarlası
Burçak tarlasında yar yar gelin olmasıElimi salladım değdi dikene
İlahi kayınbaba ömrün tükene
İntizar ederim burçak ekeneAh ne yaman da zorumuş burçak tarlası
Burçak tarlasında yar yar gelin olmasıElimin kınasın ezdirmediler
Gözümün sürmesini süzdürmediler
Burçak tarlasında gezdirmedilerAh ne yaman da zorumuş burçak tarlası
Burçak tarlasında yar yar gelin olması


Asil-Yürekli 05-07-2022 17:33

Ellerinize sağlık teşekürler.

ilahimasal 06-08-2022 18:19

KOÇERO

Kocunmayın güzel beyler, hanımlar
Alınıp incinmeyin
Silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı,
İmdatlara saldırmayın

Basmayın düğmelere, yüreklerı hoplatmayın,
Güzel beyler hanınmlar.
Zor ve çetin bir ağıttır koçero
Bir gelin ağlar ona ben ağlayamam

Bıyıkları çengel çengel bir kardaş,
Ağlar ona ben ağlayamam
Acılı bir bacı ağlar, bağrı yanık bir ana, ben ağlayamam
Bir elinde kanlı mendil, bir elinde kara mavzer

Kimse bilmez nerde, nasıl, taptaze bir, sımsıcak bir, gencecik bır ölüdür o
Bir selamdır sımsacık
Varamamış dostuna, varamamış koçero

Koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
Bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
Yamaçtan bir taşın yuvarlanması
Bir pınarın durup durup akması

Bir çift gözün karanlığa bakması
Şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
Bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
Bir geyiktir koçero

Sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri
Suçsuz bir geyik
Avcılar yakalarsa mezedir eti
Köpekler kovalarsa diş kirasıdır

Bir okul piyesidir koçero
Açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
Müsamere derler adına oralarda
Kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
Biletlidir ve yoksullar yararınadır

Kocunmayın güzel beyler, hanımlar
Alınıp incinmeyin
Koçero bir oyundur yazılır yazılır bitmez
Koçero bir oyundur oynanır oynanır bitmez
Vurur onu Candarma, Vurur onu Candarma, durmadan vurur ama bitmez

O hep öyle durur orda
Bıyıkları kartallı da
Göğsü çapraz fişeklikli gözleri 5 yaşında
Bir elinde kanlı mendil, bir elinde kara mavzer
Pır pır eder bir güvercin namlusunun ucunda
O hep öyle durur orda taş ardında rüzgarda
Muhtara sorarsanız

Bizim serseri veli
Marabaya sorarsanız
İşini bilmemiş deli
Köylüye sorarsanız
Ekmeksiz garibin teki
Çocuklara sorarsanız
Yüce dağlar aslanı

Kimsesize sorarsanız
Hükümet bilir onu
Candarmaya sorarsanız
Devletin dağlarda silah çatması
Vurguncuya sorarsanız
Yolkesici yağmacı
Soyguncuya sorarsanız
Devletin acizliği

Sağcıya sorarsanız
Siktir et pezevengi
Solcuya sorarsanız
"Ferman padişahın dağlar bizimdir"
Erzurum'da kol başıdır
Erzincan'da deli daylak
Pir sultan yoldaşıdır sivas'ta
Bir "kılıcı kanlı" Van'da
Mardin'de bir Gözükanlı kaçakçı

Kocunmayın güzel beyler, hanımlar
Alınıp incinmeyin
Patron gazetelerinde yüksek bir tirajdır koçero
Hükümet programında bir nakliyekün.

Kapitalist dış basında Nobellik roman
Politik sürtüşmelerde bir yılan hikayesi

Diplomata sorarsanız
Turistik bir serüven
Kaymakama sorarsanız
"Ahval-i adiye"den

Sosyeteye sorarsanız
Eğlenceli bir briç

Bezirgan filimciye
Gişelik bir senaryo

Sorarsanız bürokrata
Atatürk'ün gardrobuna
Tükürmüş biri

Hümaniste sorarsanız
Fransızca bilmeyen
Montenyi'den anlamıyan
Mitologya tragedya
Hümanizma helenizma
Hiçbirinden çakmayan
Bir yörüktür koçero

Ne anlar rönesanstan
Ne anlar restorasyondan
Bir bazlama, bir uçkur,
Üç telli bir zımbırtıdır koçero
Müfrezeler yürümüş dağ dağ ve dere dere
Kesmiş geçitleri korkunun silahları
Bir tükenmez sermayedir koçero haksız yönetimlere
Paralar girsin diyedir kalan tor kasalara
Toprak sömürülsün diyedir orta çağlarda
Işıksız kalsın diyedir bir koca ülke
Karanlıkta boğazlaşsın diyedir güzel yüzlü insanlar

Fabrikalar işciyesin, para kussun diyedir
Kıyılar yağmalansın, ormanlar çiflikleşsin

Bankalar yağ bağlasın, tekeller et bağlansın
Holdingler palazlansın, ortaklıklar göbeklensin
Bu rüzgar böyle essin
Bu değirmen böyle dönsün
Bu çuvallar böyle dolsun diyedir

Koçeronun dağlarda medetsiz yalnızlıgı

Kocunmayın güzel beyler, hanımlar
Alınıp incinmeyın

Yeni değil bu hikaye, bu oyun eski oyun
Bır akşam birdenbire bir can çıkar dağlara
Bin kardaş, bin bacı, bin ana,
Bin kerpiç, bin harman, bin açlık,
Bin yenge, bin emmi, bin dayı,
Bin zulüm, bin acı ve bin karanlık,
Bır akşam birdenbire çıkar dağlara
Bıyıkları terlememiş bin çocuk
Bin aşık, bin deli, bin mensup,
Bin ekmeksiz, bin işsiz, bin suçsuz,
Kıl şalvar, kurtlu çarık,

Bir akşam birdenbire çıkar dağlara
Yalnayaklar, gömleksizler, dayanıksızlar,
Munzurlar, Cilolar, Palandökenler gelsinler
Tunceliler, Bıngöller,
Tuncelide mercanlar, Ağrı bereketleri
Tahtalılar, Torslar ve Binboğalar

Bir akşam birdenbire çıkar dağlara
Bir akşam birdenbire çıkar dağlara
Bir akşam birdenbire çıkar dağlara
Bir sürekli çıplaklıktır koçero,
Bir sürekli açlıktır,
Bir sürekli haksızlıktır koçero,
Bir sürekli itilmişlik,
Koçero bir vazgeçişdir,
Koçero bir ilgisizlik,
Bin yıllık bir yoldan gelir,
Üstü başı kan içinde,
Upuzun bir eyvahtır,
Upuzun bir pişmanlık,
Bir ünlemdir koçero,
Sığmaz okul kitaplarına,

Erzurum Yaylasından, Erzincan Çukuruna,
Ve Tecer Dağlarından, Harran cenderesine,
Bir uzun masaldır ki koçero,
Dağların dağlara yaslandığı,
Geçitlerin geçitlere küstüğü,
Koyaklarda anlatılır,
Bıçak bıçak, kurşun kurşun ve türkü türkü anlatılır
Yatar türkülerde upuzun
Ağıtlarda fidan fidan koçero

Kocunmayın güzel beyler, hanımlar
Alınıp incinmeyin

Koçero bir vatandır yaşanır boydan boya
Koçero bir vatansızlık
Bir dağlaşmış yalnızlıktır
Mavzerleşmiş bir haksızlık
Yanıtsız bir dilekçe


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:34 .