![]() |
mü'minun /14
ayeti yazıyorum ,
"Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" 2yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir! " dikkatimi çekti bu ayet .. kendi kendime dedimki " *alla alla KAÇ TANE YARATAN VARKİ !!!" dedim .. haksızmıyım:) aynı doğrultuda tanrı kendisinden " BİZ" diyede bahsediyor. aynı şey tevrattada geçiyor ! yaratılış birinci bölüm: 26 Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” asıl üzerinde durmak istediğim ilk başta verdiğim kuran ayeti 1 siz bu konuda ne dersiniz :D |
Re: mü'minun /14
Bence Allah, Zeus ve İsis ile beraber yarattı bizi..
Olimpos dağında.. |
Re: mü'minun /14
YARATANLARIN en hayırlısı ....
bu sözden " başka yaratıcılar" da var anlamı çıkıyor... |
Re: mü'minun /14
hayırsız yaratıcılarda var demekki...
|
Re: mü'minun /14
Beyler;
Direkt meal üzerinden atın tutun Arapça'da büyüklük yücelik manasında ben yerine BİZ *kullanımı vardır.türkçede sen yerine siz hitabını *kullanmamız gibi.Ayrıca Kuran'ın en önemli ve temel mesajı Allah'tan başka hiçbir ilahın olmadığı ve yalnızca O'na kulluk edilmesi gerektiğidir. |
Re: mü'minun /14
şu bilge gözü köküne kadar açıklar nezaman görmüşler bu allahı yada şu hikmetlerini. ne zaman şahit olmuşlar vahdetine?
|
Re: mü'minun /14
BİA DERKEN ARKADAŞLARI VAR BU ZATI MUHTEREMİN PİŞPİRİK OYNARKEN BIRDEN AKILLARINA BU OLAY geliyor ve molşa verip başlıyorlar suretlendirmeye...
|
Re: mü'minun /14
tevrattada ,incildede tanrı için "tektir, birdir" denilir fakat aslında kutsal üçlüktür!
kuranın tanrısıda aynı şeyi söylemiyormu ! |
Alıntı:
Ben Müslüman değilim; ama bu konuda Müslümanları gerçekten çok haklı buluyorum... İlk başta şunu söyliyeyim... Ben, bu gün, elimizde ki İncil'de de üçlübirlik olduğuna inanmıyorum... Yehova şahitlerini hiç bir zaman tasfip etmesem de bu konuda ki bakış açılarını oldukça doğru buluyorum... Benim düşünceme göre İsa Tanrı değildir, üçlü birlik insanların sonradan uydurduğu bir şeydir ve bu gün elimizde bulunan İncil'de de üçlübirlik denilen bir kavram yoktur. En azından ben İncil'i okuduğum zaman bunu anlıyorum... Ama baktığımız zaman Hristiyanlar, ellerinde detaylı bir bilgi olmamasına rağmen ve bu konuda bir çok şey hava da kalmasına rağmen üçlü birlik kavramına sıkı sıkı sarılırlar... Neden? Çünkü Hristiyan dünyasının "üçlü birlik vardır" demekten başka hiç bir alternatifleri yoktur; çünkü "üçlü birlik yoktur" dedikleri gün, Hristiyanlıkta biter... Bu konu hakkında bir çok ayet mevcuttur, sadece birisini örnek verecem... Yuhanna 16:13 : ”Oysa o gelince sizi tüm gerçeğe yönelticektir. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, duyduklarını söyliyecek ve ileride olacakları size bildirecek” Hristiyanlar, yukarıdaki ayetteki, İsa'dan sonra gelecek olanın, Kutsal Ruh olduğunu söylerler. Eğer üçlü birliği red ederseniz, İsa'nın kendisinden sonra geleceğini müjdelediği "şeyin" Kutsal Ruh olduğunu da iddia edemezsiniz... İşte bu nokta da karşımıza İslam Peygamberi Muhammed çıkar ve Hz.Muhammed'in söylediklerinin doğru olduğu anlaşılır ve o gün de Hristiyanlık bitmiş olur. :) Bilmem anlatmak istediklerimi anlatabildim mi? İslam'da neden çoğul ekinin kullanıldığını tukeryılmaz arkadaşım açıklamış. Gerçekten de Arapça'da iki tane çoğul eki vardır. Birisi bildiğimiz çoğul ekidir, bir diğeri ise de saygı belirten çoğul ekidir. Bakın bu konuda ki kıstasınız şu olsun... Şu an Arabistan'da yaşayan bir çok Arap Hristiyan'ı bulunmaktadır. Acaba bu Arap Hristiyanları niçin bu çoğul ekine takıpta, İslam'da da üçlü birlik vardır tarzında laflar etmiyor? Çünkü o kişiler Arapçayı ve Arapça'nın gramerini çok iyi biliyorlar... |
merhametlilerin en merhametlisi..
yaratanların en güzeli.... herkesin merhamet dereceleri vardır..şimdi sen sana kötülük yapan birisine mi daha merhametli olursun yoksa sevdiğin birisine mi..? 1.kelime grubu allahın her kula aynı merhametle yaklaşmayacağını anlatmak istemektedir..nasıl bir lambanın aydınlatma dereceleri farklıdır az ışık veen lamba bıraz daha ışık veren lamba biraz daha fazla ışık veren lamba..vb.. merhametlilerin merhametlisi(kötülük yapana az merhamet eden tanrı,iyi olana biraz daha fazla merhamet eden tanrı)burda tanrının birden çok old değil kişilere göre ayrı ayrı yaklaşan tanrıdan bahsedılmektedir. 2.kelime grubunu da aynı mantığa oturtabilirim islama göre en güzel yaratılan insandır.. benim düşünceme göre böyledir .. belki bizim gramer yetesizliğimizden de kaynaklanıyor olabilir.yandalımı arapça yaptıktan sonra o konulara da girerim.. not:yukarıdaki düşüncelerin temeli bir yerden alıntıdır.(söyleme gereği duydum) |
Alıntı:
Söyleme gereği duydun bizde, cevaplama gereği duyduk bu vatandaşa, cevabınıda ilet kendisine. Lambaların iyisi kötüsü varda, yaratanlarındamı iyisi kötüsü var dersin artık :) |
hayır yaratanın merhamet derecesi ..
sana ettiği merhamet farklı bana farklı mehmete farklı hasana farklı..burda tanrının kötü veya ii mi old tartışılmaz..islama göre belirli kurallar vardır uyanlara elbette farklı uymayanlara farklı davranacaktır eğer hepsi aaynı meleke de olsaydı hepsine aynı merhametle yaklaşırdı.. (islam ınancına gore düşünürsen islam burda kendisiyle çelişmez ) ama dışardan bakarsan herkes kendine göre algılar ve kendince yanlışlar bulur .. |
Bende yaratanların en iyisi ayetindeki cümleye cevap yazdığını farz ederek sana cevap
yazdım. Peki Kurandaki bu cümle "yaratanların en iyisi yada en güzeli" bölümüne cevabın nedir? Sence başka yaratanlardamı var ve yaratanın iyisi kötüsüdemi var? |
zaten yukarda anlatmaya çalıştım... ordada yaratanların en güzelini de bu şekilde anlayabiliriz diye düşündüğümü yazdım..üzgünüm cvbım yukarıda kaldı aynı şeyi yazcak değilim lütfen baştan oku
|
Biz buna kısaca "koiakkbsbe" diyoruz :) kelime oyunu ile ancak kendini kandırırsın.
Bilmiyorsan susmak da bir erdemdir. |
şimdi ben sana yazcam sen anlamıcan yıne yazcam yıne anlamıcan yıne yazcam yıne anlamıcan.. benım o kdar vaktım yok ben fıkrımı soylerım anlayan anlar anlaman ıcın kendımı çatlatacak değilim..
ayrıca yazdıklarımı ne demek istediğimi asgari şekilde düşünen insan dahi anlar(sadece insanlara laf yetiştirmek için forumlarda kulaç atmıyorsa).. ne demek istediğimi anlar ondan sonra katılır yada katıllmazsınn.. ben zaten bildiğimi yazdım.. kesin doğrudur demiyorum yukarıya yazdıklarıma bak... hadi benden son kez sana bir güzelllik olsun : merhamet derecelerini yani kişilere göre farklı farklı davranan tanrının yaratılmışları da farklı farklı yarattığı fikrini yani (islam inancında en güzel yaratılan insandır burda tanrının insana özendiği ve diğer yaratılmışlardan farklı bir misyon ,güzellik verdiğini anlıyorum ..yani her yaratılmışa farklı bir misyon verir ve faklı farklı yaklaşır yaratırken. burda tanrı bir tanedir ama her canlıya ayrı ayrı yaklaşmaktadır ben bunu anlıyorum anladığımı söylüyorum) tabii ben anlıyorum anladığımı anlatmaya çalııyorum arkadaş beni demogojiyle suçluyor ne diyelim: ''sen ne kadar bilirsen bil bildiğin karşındakinin anladığı kadardır'' dememek için zor tutuyor insan kendini.. |
Alıntı:
|
Mü'minûn/12: Andolsun biz insanı çamurdan bir süzmeden yarattık.
Mü'minûn/13: Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak olarak sağlam bir karar yerine koyduk. Mü'minûn/14: Sonra nutfeyi alaka (embriyona) çevirdik, alakayı bir çiğnemlik ete çevirdik, bir çiğnemlik eti kemiklere çevirdik, kemiklere et giydirdik; sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir! Bu (13. ve 14.) ayetlerden ben şu sonuçları çıkarıyorum: 1- İnsanın oluşması için sadece sperm ve onun korunacağı sağlam bir yer yeterli oluyor. Yani kadın yumurtasının hiçbir önemi yok burada. Sperm, eşşeğin kulağına da konsa aynı gelişimi tamamlayacakmış demek ki. 2- Sağlam bir yere konan erkek spermi, önce embriyon haline geliyor, ardından bir çiğnemlik et haline geliyor ve bu et kemikleşiyor, sonra da bu kemiklere tekrar et giydiriliyor; en sonunda da bundan bambaşka bir yaratık olarak doğuyor. Yani kadın yumurtası olmadığı için zigot yok, doğrudan embriyona geçiliyor, ardından bu embriyon kemiklere dönüşüyor (tıpta buna ne denir bulamadım), sonra bu kemikler etle kaplanıyor ve cenin (dölüt) oluyor her halde, sonunda da bundan bambaşka bir yaratık (bebek) olarak doğuyor. Bu sayede Muhammet (A.B.V)'den çok önemli tıbbi bilgiler de edinmiş oluyoruz. |
katre_07, bak bir kişi daha (porsuk nickli üye) benim gibi anlamış, sorun bende değilmiş
demekki. Şimdi sen biraz daha gayret edip, ikimizin anlayacağı şekilde anlatırsan çok memnun oluruz. Şimdi yine soruyorum; Yaratanların en güzeli varsa çirkinide varmıdır? Yaratanların en güzeli Allah ise, diğer yaratanlar kimlerdir? Daha eratnati, ahesteli ve tane tane lütfen. |
Timsah arkadaşım gerçekten de güzel bir soru sormuşsunuz... Sabahtan beri araştırıyordum... Sonunda bu işlerde bilgisine güvendiğim bir arkadaşıma sordum ve ondan dişe dokunur bir cevap alabildim.Paylaşayım;
Araplar "yaratıcı", "yaratan" gibi kelimeleri Allah için kullandıkları gibi aynı zamanda da sanatçılar için de kullanırlarmış. Örneğin, bir heykel traş bir heykel yapıyor ve bu kişi o heykelin yaratıcısı oluyor. Dolayısıyla "yaratanların en iyisi" derken bu grubun içinde, bizim anladığımız manada ki yaratıcı sadece Allah var geriye kalanları ise sanatçılar oluşturuyor. Bu mantıktan gidersek, gerçekten de yaratanların iyisi de vardır (Allah), kötüsü de vardır (sanatçılar). Aslında bu tarz bakış açısı da bana saçma gelmedi; çünkü o günün Arap dünyasında yaratanlar çoktu ve bu yaratanlar yüzünden Arap dünyasının başı putlarla da bir hayli dertteydi... Ben bu şekilde duydum ve aktardım. Yanlış bir bilgi vermiş olabilirim. Hatam varsa düzeltin lütfen... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Demiş ki arkadaşınız : ''Araplar "yaratıcı", "yaratan" gibi kelimeleri Allah için kullandıkları gibi aynı zamanda da sanatçılar için de kullanırlarmış.'' Bu durumda taş oymacılığı , heykeltraşçılık veya put yapımcılığı ile uğraşanlar da mı yaratıcı oluyor , yani Allah gibi yoktan var ediyor ? Deniliyor ki , sanatçılar hakkında böyle düşünenler Araplar'dır . Tamam , Araplar sanatçıları yaratıcı gibi görebilirler , ama dikkat edilirse mevzubahis ayette Allah da onlardan ''yaratıcı'' diye bahsediyor : - Yaradanların en güzeli Allah ne yücedir . Bir anlamda Allah hem sanatçıları ''yaratıcı'' olarak görüyor , hem de kendi kendisi ile övünüyor : - Ben sizden daha iyi yaratırım . Hani yaratmak sadece ona mahsustu ? Heleki bir Tanrının ( güya ) yarattığı aciz kullarıyla aşık atması kadar komik bir durum olabilir mi ? - Ben yarattım mı işte böyle yaratırım . Bir Tanrı düşünün , hem sanatçılardan yaratıcı diye bahsedecek hem de onlarla aşık atacak ... Bu ayet küçük çocukların ''benim babam senin babanı döver'' demesi gibi bir ayettir ve Muhammet'in rakipleriyle giriştiği nice polemiklerindeki verdiği nice açıklardan da bir tanesidir . |
İslamda sanatçılık yoktur, yasaktır. Sanatla uğraşan herkes, İslama göre kafirdir.
Şimdi de Allahın kalkıp, bu kafir sanatçılarla sidik yarışına mı girdiğini idda ediyorlar? Ne kadar zorlarsan zorla, yapılan açıklamaların hepsi kendilerini gülünç duruma düşürüyor bence, hiç konuşmasalar daha iyi. En azından tanıdığım, körü körüne inanıyorum diyen insanlar var bence, onlar daha erdemliler. Hiç olmazsa oryantalist davranmıyorlar. |
evt bence de tanrı kendini insanla yarıştıracak kadar aciz değil... zaten böyle bir şey denemez ..kuranın tanrı kavramına ters düşmektedir..her gün beş vakit tanrı uludur sözünü duyan müslümanların bu iddia akılılarının köşesinden bile teğet geçmez..
|
Alıntı:
kuranın diğer ayetlerinde müşriklerin aslında allahı inkar etmediklerini sadece ona ortak eş koştuklarını söyler...onlara yağmuru kim yağdırdı diye sorsan allah derler... diye devam eden ayetlerden sonra ohalde neden ortak koşuyorsunuz diye sorulur..onlarda bize şefaat edecekler derler burada bunada atıf yapılarak yaratıcı benim demek istiyor allah taala... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Yani bu ayete öz bir şey değildi bu "aşık atma" kavramı, onun için yazmadım. Mesela yapılan putlarla da ya da Allah'ın dışında medet umulan kavramlarla da Allah'ın farklı ayetlerde aşık attığını görürüz. Hatta Allah'ın Kuran-ı Kerim'de 'hadi medet umduğunuz şeyler sizi kurtarsında göreyim' tarzında beyanları oldukça fazladır. Alıntı:
http://img520.imageshack.us/img520/4738/58789173aw2.jpg Kaynak: http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=...&kid=31&sid=23 |
Sayın YOLCULUKLAR, mesajınızın sonuna eklediğiniz Kuran çevirisi alıntısı beni hayli güldürdü. Gerçekten çok ayıp oluyor yani. Okuduğumuzun anlamını bilmiyor muyuz biz? Hangi cenin, hangi embriyo, hangi döllenmiş hücre kardeşim? "Nutfe" ve "alâka" kelimelerinden bütün bunlar nasıl yumurtlanabilir? Sebebi çok basit: Kuran metinlerinin bilimsel gerçeklere aykırı gözükmemesi için, hiç değilse zevahiri kurtarmak adına, İslami ulema denen şarlatanlar akıl almaz canbazlıklarla ayetleri canı istedikelri gibi çevirip insanları aldatmaya çalışıyorlar. Pes... Eskilerin diliyle konuşacak olursak daha rahat anlayacağınızı sanıyorum: Vallahi de pes, billahi de pes, zillahi de pes, tillahi de pes...
|
Alıntı:
sayın ride siz hiç at gö...z ünde sinek gördünüz mü? bu insanlar madem gerçeği biliyorlar gerçekleri çarpıtmakla ne kazanırlar bi söyleseniz.. adam madem baktı gördü derki bu kadar olmaz elindeki kitabı fırlatır gider.. ama neden gitmiyor yahu insanın bu konuda cambazlık yapması için bu insanın ne gibi çıkarı olabilir. insan neden zevahiri kurtarmak istesin şimdi cennet için deme zaten zevahiri gören cenenete inanmaz o halde neden hala inanır.. bence öyle anladığı içindir.. yoksa adam hem cennetten olsun hem dünyadan bu mantığı hangi cambaz kabul edebilir..? |
Alıntı:
|
Ride arkadaşım beyin yıkamak ne demek? Yani bir insana bir şey anlatırsınız, bu kişiye anlatılanlar mantıklı geliyorsa söylenenleri kabul eder; eğer mantıklı gelmiyorsa da söylenenleri kabul etmez. Şimdi bir kişi, kendisine anlatılanları mantıklı buluyorsa ve bunları kabulleniyorsa bu kişinin beyni yıkanmış mı oluyor? :)
Ayrıca, iki tane farklı gurubu ele alalım. Birincisi, Allah'a inanıp bu dünyayı bir sınav olarak görüp öteki dünya için yaşayanlar; bir diğeri ise de Allah'a inanmayan ateistler. Ateistler Allah'a inananları, okumamakla, araştırmamakla suçlarlar. Dolayısıyla Allah'a inanmış kişileri, sizin tabirinizle, safsataya ve hurafelere inanmış insanlar olarak adlandırırlar... İşte bu çok yanlış bir şeydir. Çünkü herkesin doğruları farklıdır. Madalyonun her zaman öteki yüzü de vardır ve burada ki madalyonun öteki yüzünde ki Allah'a inanan insanlar da sizi yeteri kadar düşünmemekle ve okumamakla suçlayacaklardır. Çünkü yeteri kadar okusaydınız ve düşünebilseydiniz, Allah'a olan inancı da hissedebilceğinizi düşüneceklerdir... Yani bu işlerin beyin yıkamakla, çok okumakla, az araştırma yapmakla uzaktan yakından hiç bir alakası yoktur. Direk inanış meselesi... Size söylenenler mantıklı geliyor mu gelmiyor mu? Kim haklıdır? Bunun ispatı şimdiden mümkün değildir. Sonuçta her şey öldükten sonra netlik kazanacak ve kim haklı kim haksız ortaya çıkacak. Ben şahsen Yaratan'ın varlığına ve öteki dünya kavramına inanan bir insanımdır :) |
Alıntı:
Hırsızlık ve cinayet kötü bir olgudur, mantıklı gelmesede insanlar bunu yaparlar. Bir çocuğun eline silah verip, birini vurdurabilirsiniz yada hırsızlık yaptırabilirsiniz, çocuk yaptığı eylemin mantıklı yada mantıksız olduğunu nerden bilecek? çocuklar için anneleri babaları Tanrı gibidir onlar, ne derse doğrudur. Bu çocuğa yapacakları eylemleri Allah için yaptığını anlatırsanız, büyüdüğünde bu eylemlerde mantık aramasını bekleyemezsiniz. Yaptığı şey zaten mantıklıdır, Allah için yapıyorum... Birisi beyin yıkanmazmı dedi? |
Alıntı:
Ayrıca bu konu da, o dinin suçu olmaz, o çocuğa bu işi yaptırtan ailenin suçu olur. Başka bir gerçek ise de, genel anlamda bir çocuğun eline silah verip adam öldürtme eylemini gerçekleştirenlerin tamamına yakını dinci kesimden çıkmaz, aşırı milliyetçi kesimden çıkar. Ve lütfen 'beyin yıkama' konusunda getirilen eleştirilere bakın ve bu eleştiride 'beyinleri yıkandı' denilen kesimin yaş ortalamasına bakın. Genellikle beyni yıkanmış olarak adlandırılan kesim lise çağlarından başlar (16-17 yaş), üniversite öğrencileri (20-25 yaş) için bu yoğunluk kazanır ve yaşlar bu şekilde ilerleyip gider... Sonuç olarak, siz bu yaştaki insanların beynini yıkayıp kandıramazsınız. Ama her zaman doğrumuz doğru olur... İnsanlar sizin doğrularınız dışında bir iş yaptığı zaman bu size mantıklı gelmez ve işin en kolayı olan, beyin yıkıyorlar yoksa onlar bu yola girmezlerdi tarzında söylemlerde bulunursunuz... İşte ben buna karşıyım... |
ayeti yazıyorum ,
"Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" 2yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir! " dikkatimi çekti bu ayet .. kendi kendime dedimki " *alla alla KAÇ TANE YARATAN VARKİ !!!" dedim .. .................................................. ................................... sayın habilis ne güzel egsersizler yapıyorsunuz böyle giderse bi kaç asra kalmaz akli melekelerinizde inanılmaz ilerlemeler kaydedebilirsiniz devam edin ben yalnız bi konuda birşeyler hatırlatma adına açmış olduğunuz konu hakkın da bişeyler söylemek istiyorum a- Ahsen-ül Halıkin demek yaratma mertebelerinin en üstündedir. Yani yaratmanın kendi içerisinde çok mertebeleri vardır. diğer sıfatların mertebeleri olduğu gibi. Burada Allah sana “Halıkiyet ve yaratıcılığın hangi mertebesini düşünebilseniz düşünün Allah o mertebeden de ahsendir, büyüktür” diye hatırlatıyor. b- Halıkiyetin kendi içerisinde mertebeleri olduğu gibi, bu ifadenin izahı, mahluklar yani yaratılanlar açısından da düşünülebilir. Şöyle ki: her mahluk mutlak bir güzellikte yaratılmıştır. İşte her mahluk ve her mahlukun her bir aza ve eczası en mükemmel yaratılmıştır. İşte bu gibi ifadeler “ her şeyi, her şeye layık bir tarzda, en güzel bir mertebede halk eder bir Halıktır” hakikatını insana bildiriyor. c- Ayrıca bazen gafil insanlar nazarında, insan ve diğer sebep olarak çalıştırılan mahlukat yaratıcı diye vasıflandırılabilir. Veya Allah’ın onların elleriyle gönderdiği nimetleri, gaflet sonucunda Allah’tan değil onlardan bilebilir. İşte bu gibi ifadeler gafil olan insanlara bir ders vermektedir. Yani insanlara şöyle bir hakikat haykırmaktadır: Ey gafil habilisler sebepler adidir. Bu harika nimetleri verecek güç ve kudrete malik değillerdir.Öyleyse hakiki kudret sahibi olan Allah’a yönelin. Çünkü, O daha güzel bir Halıktır. Daha büyüktür. |
Alıntı:
Çünkü bu şekilde büyütülüp belli bir yaşa getirilen her çocuk, terminatör gibi her istediğinizi yapacak duruma gelir diye, işin ileriki bölümünü sizin hayal etmenizi düşündüm. Diğer konu, 16-17 yaşındaki her insan henüz çocuktur. Bu çocukları istediğiniz gibi tarikatlarda eğitebilirsiniz şartlar, bu yaştaki çocuklar içinde uygundur. Mantık, muhakeme etme yeteneğidir, her yaşta her insanda görülmez. Umarım genel anlamazsınız. Saygılar |
Alıntı:
Eğer bir insa büyüdüğünde (örneğin 20 yaşına geldiğinde) adam öldürüyorsa bunun hiç bir açıklaması yoktur. İşte zamanında öyle yetişti, eğer bu şekilde büyütülmeseydi böyle olmazdı tarzında eleştiriler getiremezsiniz. Çünkü 20 yaşındaki bir insa ne yaptığını bilir ve adam öldürüyorsa da bunu gayet bilinçli bir şekilde yapar. Bu kişi, adam öldürerek bir şeyleri çözeceğine inanır ve dediğiniz gibi terminatör olup çıkıverir ve biz bu tarz insanlara cani deriz. Yani bir kişi cani ise, hele ki bu insan 20 yaşında ise, bunun beyin yıkamayla bir alakası yoktur. O kişi bozuk bir pisikolojiye sahip olduğundan dolayı cani olmuştur. Bakın ben haktan adaletten eşitlikten yana olan bir insanımdır. Sanırım sizde öylesinizdir. Ülkemizde ise adaleti olmayan bir yığın insan vardır. Peki biz elimize neden silah alıp da bu adaletsiz insanları öldürmüyoruz? Bir şeylerin bilincindeyiz dimi? En azından adam öldürmekle bir şeylerin çözülmeyeceğini biliyoruz. Bize istenildiği kadar silah verilsin istenildiği kadar adam öldür denilsin... Öldürür müyüz? Elbette ki öldürmeyiz:) İşte böyle bir durumda da ben beyin yıkama denilen bir kavramı kabul etmiyorum. Herkes kendi doğruları çerçevesinde bir hayat tercih eder ve bunu yaşar... 16-17 yaş bir insanın doğru ile yanlışı ayırt edebilmesi için ciddi anlamda büyük bir yaştır. Zaten yasalarda bile 18 yaş yetişkin yaş oluyor ki bazı ülkelerin yasalarında 16 yaş yetişkin yaş oluyor. |
Bilinç denen mesele, demagogların kullandığı gibi "isteyen istediği gibi karar verebilir" değil. O zaman niye deizme karşı çıkıyorsunuz? Onlar da diyorlar ki, Tanrı'yı akıl yoluyla keşfedebiliriz, vahiy göndermesine ihtiyaç yoktur diyorlar. Madem insan aklı herşeyi kendiliğinden çözebilir, o zaman eşzamanlı olarak vahiylere inanmak ne demek oluyor?
Sınıflı toplumda entelektüel bilinç diye birşey olmaz. Sömürü bütün iliklerine kadar ezilen sınıfların kanını emiyorsa, o insanlardan kendilerine bilinç edinmelerini isteyemezsiniz, çünkü o insanlar hayatta kalma ve karınlarını doyurma mücadelesi veriyorlardır. Önce yaşamsal güdüleri doyurmak yoluna gidildikten sonra beyinsel işlemelere sıra gelir, beyinselliğe ondan sonra vakit ayırılır. Ayrıca kişinin bilincinin gelişmesi için, özgür düşünce üretebilecek bir sosyal yapıdan çıkması gerekir. Bu olmadı mı bilinç milinç olmaz. Ben bu yaşa kadar yüzlerce kitap okumuş bir adamım; şimdi kalkıp da beni, gecekonduda yaşayan, eline bir sürü sebepten dolayı kitap değmemiş bir garibanla karşılaştırabilir misiniz? Gerçek şudur ki, ezilen ve sömürülen sınıflar, egemenleri onların önüne neyi atarsa onu kabul etmek eğiliminde ve zorunluluğundadırlar. |
Aşağıdaki ayette yaratıcılardan bir diğerinin ismini de vermiş:
Saffat-125. Yaratıcıların en güzelini bırakıp ta Bal'e mi tapıyorsunuz? Ba'l, putperestlerin en büyük ilahlarından Hübel'dir. Bir dönemler cümle içinde "yaratmak" kelimesi geçtiğinde dini hassasiyeti yüksek olanlar (!) atılırdı hemen: "Yaratmak Allah'a mahsustur" diye. Yani, yaratmak fiilinin Allah dışında kullanılmasını doğru bulmazlardı. Şimdi ise bu ayetleri açıklayabilmek için sanatkarlara sığınılıyor. :) |
Ben bu yaşa kadar yüzlerce kitap okumuş bir adamım; şimdi kalkıp da beni, gecekonduda yaşayan, eline bir sürü sebepten dolayı kitap değmemiş bir garibanla karşılaştırabilir misiniz? Gerçek şudur ki, ezilen ve sömürülen sınıflar, egemenleri onların önüne neyi atarsa onu kabul etmek eğiliminde ve zorunluluğundadırlar.
............... Sayın Ride, Bu paragrafınızla sömürüye karşı çıkarken, bir elit tabakanın hep var olmasının kaçınmılmaz olduğunu mu anlatıyorsunuz? ....... Önce yaşamsal güdüleri doyurmak yoluna gidildikten sonra beyinsel işlemelere sıra gelir, beyinselliğe ondan sonra vakit ayırılır. Ayrıca kişinin bilincinin gelişmesi için, özgür düşünce üretebilecek bir sosyal yapıdan çıkması gerekir. Bu olmadı mı bilinç milinç olmaz...... Bu pasajınızda da, bu bilinci (sizin tabirinizle) garibana empoze edecek üst sınıf ise, bu üst sınıf kendi sınıfsal zenginliğini nereden alıyor? Halk bilinçlenince bu sınıf ortadan kalkacağına göre, sizce (sizin tabirinizle) okumuş sınıf kendi egemen bilinç koyuculuk gücünü halka devreder mi? Devretmez ise o zaman okumuş sınıfın sömürüden şikayet etme hakkı varmıdır. ? Bu fasit döngüde zinciri kıracak olan yine o halkın kendi hakkını söke söke alması değilmidir? Kısaca; Sömürüyü süpürmek için okumuş mu olmak elzemdir, gariban mı? Gariban tabir edilen halk hakkını gasp eden sözde bilinç koyuculara karşı kendi hakkı olan ekmeğini vermek ile gariban değil korkak olarak mı adlandırılmalıdır? Garibanlık edebiyatını besleyen en önemli etkenin ;Üst sınıfların milliyet bilincinde pompaladıkları özgürlük, sömürü, egemenlik, vatan , millet, sakarya vs gibi kelimeler olduğunu söyleyebilimiyiz ? Okuduğunuz kitaplardan bir kaç örnek vermeniz mümkünmüdür? Selamlar |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:35 . |