![]() |
İslam'ın Ortaya Çıkışı
|
2.Bölüm;
|
Bunların hepsi iddia ve yorum
Iddialara Kanıt yok. |
Şöyle de bir idda var. Muhammed bu işte kullanıldı. Orada Hiristiyanlar la Yahudiler bir rekabet yaşarken Yahudiler araya bir din sokup (kendi tarihleri ile uyumlu) Hiristiyanlığı tasfiye etmek istemişler.
Muhammedin hayat hikayesi bu teoriyi destekliyor. Sanki. Daha sonraları Muhammed ve ailesi de tasfiye oluyor zaten. |
Alıntı:
15 gün önce Amerika Kansas üniversitesinin bir araştırmasına dair bir tweette,727 yılından önce cami diye kabul edilen yapılarının hiçbirinin Mekke'ye bakmadığı ortaya çıkarılmış ama şimdi baktım da,tweetin gösterdiği çalışmanın linki açılmıyor.. https://twitter.com/ilkadimokumak/st...51146122182658 Müslümanlar anında linki uçurmuşlar.. Bu ne demek? ''İslam adına yazılan hiçbir şeye güvenemeyiz'' demek.. ''Yazılan bütün kitaplar,yapılan bütün araştırmalar boşa gitti'' demek.. Muhammed ölmüş,aradan yaklaşık 100 yıl geçmiş ama sözde camiler daha Mekke'ye bak(a)mıyor..Böyle bir şey olabilir mi?! Başka bir bilimsel kanıt,sikkeler.. https://turandursun.com/forumlar/sho...mevi+sikkeleri Muhammed'in ölümünden 60 yıl sonra basılan sikkede Muhammed kelimesi var AMA AYNI SİKKEDE HAÇ VAR..! Bu veri de,tıpkı kıble gibi şoke edici bir bilimsel veridir ama anlayana işte.. Bu veriye rağmen Muhammed'in ashabı varmış ya da Muhammed bir dinin peygamberiymiş filan dersen,ben seni dinlemem ki.. Bu ne biliyor musunuz? Bilimsel anlamda binlerce veri ile bizlerin bir primat türü olduğu kanıtlanmasına rağmen,insanın bir güç tarafından yaratıldığını iddia etmektir.. Muhammed'in ölümünden uzun bir zaman sonra cami göremiyoruz,sikkelerde de Muhammed kelimesini HAÇ ile birlikte görüyoruz..Yani ben bir dinsiz olarak Müslümanlara KANITINIZ YOK derim..Onların bana bir şey demeye hakları filan yok,çünkü ellerinde hiçbir şey yok..! Alıntı:
Ayrıca Kuran'la da alakasız şeyler..Kuran papazları,hristiyanları filan alenen över,havarilerin müslüman olduğunu söyler,İsa ve Meryem konuları sürekli işlenir..Haliyle bu iddia da abuktur.. |
Alıntı:
Düz dunyacılar gibisiniz . Muhammed yaşamış birisi gibi görünüyor. Muhammed adına yazılıp çizilenlerin % 90 nı uydurma bunun farkındayız. Muhammed Bir dediyse birileri on katmış bunu tartışmıyoruz. Muhammed tanrı var dediyse bana inandırıcı gelmiyor bile demiyorum. Tanrı diye yücelttiklerinin olma olasılıgı bile yok. Ama adam bir siyasi oluşum ortaya koymus ve bu oluşum bu gün ister begenelim ister begenmeyelim milyarları etkiliyor. Muhammed başlattıgı siyasi oluşumun buralara gelecegini düşünmemistir bile. Muhammed denilen insan, var yada yok yasadı yada yasamadı , kimin umurundaki. Karşında bir din var. Inanları var. Muhammed ayakta işeddi yok çömerek işedi diye o inananları sosyal yaşamlarına yön veriyorlar. Deki muhammed yaşamadı diye kanıt getirdin. Kanıtını kime anlatacaksın. Bizemi! Onlaramı ? Montaj der geçerler. Hikayeye göre muhammed geliniyle evlenmiş kendileri hem kutsal kitaplarında hem tarihi hikayelerinde bunu çekinmeden yazıyorlar. Bu hikayenin inanırına bu nasıl iştir diyorsun. Adam KUTSAL iştir diyor. Bak muhhammed denilen insanın bir mezarı var. O mezar onun en net delili olması gerekli . Bu mezarı açsalar ve içinden hiç bir şey çıkmasa dahi islam inanırları peygamberimizin naaşını allah gökyüzüne cekti diyip sıyrılırlar . Ve o mezarda birsey olmasa dahi o mezara hörmet ederler. Lafı uzatıyorumda Deki gerçekten bir tanrı var ve tamda muhammed denilen kişinin kitabında yazdığı gibi şayet insanlar onun dediğine itaat etmesse öldükten sonra bu itaat etmeyenleri cayır cayır büyük sobasına atıp yakacak. Yahu böyle bir durum olacagını bile bile ve kesinken , bu inanıyorum diyenler A sından Z sine kadar neden bu kadar rahatlar. ? Normalde korkudan nefes bile almamaları gerekli. Hiç bir garantileride yok. Risk ço büyük ama yinede gayet rahatlar niye ? Tabiki inanmadıkları için. Ama neden inançları dinleri konusunda bu kadar tutucu taraflılar? Tabikide aidiyet duygusundan. Baksan alayı hurilerin oldugu tarafa gitmeyi garanti etmişcesine Dunya gelip geçiciliğine pençelerini takmış bırakmıyorlar. Son zamanlarda neden oruç tutmadıgım ve camiye neden gitmediğimi soran insanlar çogaldı. Onlara hırsızları neden camiye sokuyorsunuz diye takılınca yutkunup kalıyorlar. Cevap veremiyorlar. Benim o camiye gitmemi istemesi sadece bir taraftar daha olsun diye , hırsız da gelsin katilde gelsin canide gelsin ki taraftar çoğalsın. Maksat allah dediklerinden korkmak degil. Sadece kalabalık olup güçlü görünmek. Hani tanrı var diyelim dedik ya ! Şöylede düşünülebilir. Cumhur başkanının karşısına fi tarihinde çıkacağın kesin ve karşısına çıkmadan evvel cumhur başkanı hüküm veriyor. " karşıma çıkacağın gün kravat ceket ve ütülü pantolonla geleceksiniz" Şimdi bu gerceklikte cumhurbaşkanının yanına fi tarihinde çıkacağın kesinken hükümde belirtilenler dışında bir ugraşla vakit kaybedermisin? Hiç sanmam. Ne yapar ne eder hükümdeki şartları kişisel olarak yerine getirirsin . Yoook ben kendi ceket kravat pantolon derdimle degil yan komşunun ceket kravat pantolonu ile ilgilenicem. Heyyy sen , fi tarihinde cumhurun önüne çıkacaksın niye kravat ceket ve pantolununu hazır etmedin diye uğraş verirsem ve o komsuma kafirrrr hainnn dersem benim yaptıgım ne oluyor? Cumhurun karşısına ceketsiz kravatsız pantolonsuz çıkarsam cumhur beni sobaya atacak cayır cayır yakacak korkusunu bir kenara bırakıp komşuyla ugrasıyorsam benim cumhurun emri hükmüyle pek bir alakam olmadıgı hatta cumhurun beni fi tarihinde karşısına alacağı ile alakalı bir inancımda yoktur. Laf uzuyorda uzuyor. İşte bu tiplere muhammed yok yaşamadı desen ne demesen ne , kanıt sunsan ne sunmasan ne . Bu insanlar bir aidiyetin mensuplarından başka bir şey değiller. Onlar ya aidiyetin içinde olursun yada ölürsün diyen acayipler. Kendi inançları ile bile alakaları bilgileri yok.. o insanlara bilmedikleri dinlerini sen anlatırsan YALAN söylemiş olursun. Onların seyhi aynı şeyi anlatsa DOGRUCU olur. Seninle aynı taraftayız ama senin bu insanlara hobi bile olsa bu durumu anlatmaya ( muhammed yaşadı-yaşamadı) calışman beyhude. Ahlaksız hani bir kanıt bulursan ve yorumdan uzak olursa emin ol itiraz etmem ama etmesem ne olur inançlıların gerçeği değişirmi. İspanyadaki emevi camilerinin kıblesi alakasız yere bakıyor olmasının yada başka mescidlerin kıblesinin petrayı göstermesi muhammed yaşamadıya kanıt degil. Sadece oradan bir yorum yapılabilir. . |
Alıntı:
Din denilen şey,esasında bir problemdir..Bu problemi anlamaya/çözmeye çalışıyoruz sadece.. Bu kurduğun cümlenin dayanağı hadislerdir..Hadislerden etkilenip böyle bir cümle kurarsan eğer,''bu kişi müslüman mı acaba?'' derim ben.. Hadisleri at kafandan..Geriye Kuran kalıyor işte..Kuran'da,kafandaki Muhammed'e dair en ufak bir şey yok..Haliyle ''yaşamış biri gibi'' diyemezsin..Olmaz yani.. Sikke dedim,kıble dedim..Bunlara rağmen ''yaşamış gibi'' denemez..Bunu demeniz için,elinizde bir şey/veri olması lazım ama böyle bir şey yok.. Bunların dışında başka şeyler de söylenir..Kağıt mesela.. Kağıt yok ama Kuran yazılmış filan deniyor..Kağıt yoktu da,ağaç kabuğuna ya da deve derisine yazıldı diye,adeta maytap geçiliyor bir de.. Muhammed ölmüş,aradan 100 sene geçmiş,ne KURAN var,ne de CAMİ..! Kanıt bu değil de,nedir? Sikkelerde de bir şey yok.. Suudi Arabistan'da,arkeolojik çalışmalar yapılmasına müsaade etmiyor.. Anlaşılmayan neresi? |
Suudi Arabistan'da,arkeolojik çalışmalar yapılmasına müsaade etmiyor..
Anlaşılmayan neresi? Gerçekten etmiyorlar mı. Bir şeyler mi gizliyorlar yoksa dini inançları yara alacağından mı korkuyorlar. |
Alıntı:
Akcay ın etkisinde kalma ikiside aynı şeyler. Muhammed e dair fiziksel bir kanıt olmaması bu kisinin yasamadıgı anlamına gelmez. Muhammed in bedenine ait oldugu söylenen bir yer var . Mezarı . Otopsi yapsınlar. Yaparlarmı ? Belkide kimse yok mezarda. İslam dini diyorsunuz ya ! Din falan degil aleni siyasi bir oluşum. Her eline geciren icine birseyler koymus koymayada devam ediyor. Kullananın çıkarına nasıl hizmet ederse artık. Siyasi olarak incele islamı . Din olarak degil çünkü din degil. Din kişiyi baglar. Devletleşmişse din falan degildir. İslam başından beri siyasi bir faaliyet. Tarafı olursan olursun olmazssan pis kakasın hainsin öldürülmelisin Böyle bir sey işte. Tarihi olarak bir seyler ortaya koymak istesen bile her gelen icine bir şeyler koymuş neyini ciddiye alıpta niye öyleydide böyle oldu diyeceksinki? |
|
İslam dini diyorsunuz ya ! Din falan degil aleni siyasi bir oluşum. Her eline geciren icine birseyler koymus koymayada devam ediyor. Kullananın çıkarına nasıl hizmet ederse artık.
Sn İlahimasal Bütün dinler ya sosyolojik olaylar ya siyasi faaliyet. Hele ki semavi dediğimiz dinler. Tevrat a baktığımız sanki masal anlatılıyor. İncil de öyle Kuran tamamen bir planlama. Muhammedin hayat hikayesi tam bir kurgu Birileri tarafından önceden hesaplanmış gelecek planlaması. Zaten Muhammed sonrası iktidar savaşları ve yayılmacılıkla geçiyor. Bana göre Din insan tarafından İnsanları yönetmek için kurgulanmış kurallar. Bu sonunda hukuk (ilahi hukuk) olarak tanımlanmakta. Onun için, Tanrı yaratan değil yaratılandır sözü bana daha anlamlı ve gerçek geliyor. Buna rahmen yoksulun umudu olmaya devam ediyor. Bu da dikkate alınması gereken husus derim. |
|
Videolar uçmuş,güncelleyeyim;
|
|
|
|
|
İlyas'a Bir Soru
Alıntı:
Fakat H. 29-M. 650'ye tarihlenen Kıbrıs'taki Arapça yazıtında durum böyle gözükmez. Yazıt İhlas suresiyle başlar ve ondan sonra "Bu, Urwa Ibn Thabit'in mezarıdır. O, Hicret'ten sonra Ramazan ayının 29. gününde öldü" diye geçer (Bkz. "An Arabic Inscription From Cyprus, 29 AH / 650 CE"). Yazıtı dikkatlice inceledim (ki bundan önce bir sürü Arapça yazıt incelemiştim) ve yazıtın sonunda Arapça "Hcrt (Hicret)" kelimesini gayet açık bir şekilde gördüm. O zaman İlyas'ın bu problemi çözmesi gerekiyor. Yani Araplar 622'de nereye ve neden Hicret ettiler? Çünkü Heraklius, 622'de zafer kazanmış idi ve bu, Gasaniler, dolayısıyla onların önderliğinde tüm Araplar için iyi bir şeydi. Araplar'ın İlk Miladı: M.S. 105 Bildiğiniz gibi Nebatî Krallığı, MÖ 400 ile MS 106 yılları arasında Ürdün'ün Edomi bölgesinde bulunan devlettir. Başkenti Petra'dır. Arami dili ve alfabesi kullandılar. Helenistik yapıdan büyük oranda etkilenen devlet Roma İmparatorluğu işgalleri sırasında Selevkoslarla birlikte mücadele halindedir. Ancak bu dönemden sonra zayıflamaya başlayan devlet Roma'nın kontrolüne girerek 105 yılında yıkıldı ve başkent Busra'ya geçti. O dönemden kalma bir çok yazıt vardır ve hepsi de M.S. 105'i baz alır. Bir örnek vermek gerekirse DaJ144Nab9 yazıtında şu yazar (Bkz. "New dated inscriptions (Nabataean and pre-Islamic Arabic) from a site near al-Jawf, ancient Dūmah, Saudi Arabia"): "Taymu'nun oğlu Abd'allahi anar, 9. yıl" Buradaki "Abd'allahi" ismi İlyas'ın dile getirdiği "Abd Allah" terimine pek uygun kaçtı! |
Sn.upuaut;Kuran'da bile 622 yılında hicret edildiği gibi bir ifade olmazken,taaa Kıbrıs'taki bir arapça yazıta bakarak,arapların 622 yılında hicret ettiğini düşünebilir miyiz?
Urwa ne kadar mübarek bir adammışta,ramazan ayında ölmüş filan:) Kuran'da bahsedilen hicret,İSA yanlılarının yapmış olduğu hicrettir..Kuran,arapların hicretinden veya arap bir peygamberin 622 yılında yapmış olduğu hicretten filan bahsetmez.. Hadislerde yazılanları,tarihi bir gerçek olarak göremeyiz..Kıbrıs'taki bir yazıtı baz alıp,hadislerde yazılanların da doğru olduğunu kabul edemeyiz.. 7.yüzyılla ilgili yazılan her şeye şüphe ile bakmak lazım..Durumun vahametini göstermek adına örnek vereyim; Bu konuda yazılmış önemli bir eser,Walter E.Kaegi'nin BİZANS VE İLK İSLAM FETİHLERİ kitabıdır..Adam kitabın bir yerinde, hiçbir bizanslı seyyah,erken islam toplumuyla ilgili tek bir şey yazmamıştır derken,bir başka yerinde Heraclius'un 631 yılında konsillere katılması ve Kudüs'e haccı,herhangi bir arap/müslüman tehdidini dikkate almadığını söylerken,bir yerde de uzun uzun Yermük savaşını anlatır..! Bir başka kaynak kitap Casim Avcı'nın İSLAM BİZANS İLİŞKİLERİ..Burada da mesela bizans imparatoru 3.Leon'un(717-741),emevi halifesi Ömer b.Abdülaziz'i(717-720) HERETİK ilan ettiği yazılıdır.. Emevi halifesi bu zaman aralığında sapkın bir hristiyansa,o zaman mesela Yermük savaşında(636),savaşan taraflar kimlerdi?! Bir başka kaynak kitap Nadia Maria El Cheikh'in ARAPLARIN GÖZÜYLE BİZANS eseri..Burada da mesela Heraklius'un Muhammed'in peygamberliğini kabul ettiği,dindar birisi olduğu,Kuran'ı bildiği filan yazar..! Karşımızda yeni ortaya çıkan bir din olduğu için,bu dönemde yazılanların bu tutarsızlığı da mantıklı aslında.. Bunun haricinde sikkeler ve ibadet yerlerine baktığımızda,7.-8.yüzyıllarda İslam dini diye birşeyin olmadığını görüyoruz.. Nebati yazıtlarında Allah ifadesinin olması gayet normal..Sonuçta arapların ataları diyebileceğimiz bir toplumdan söz ediyoruz..Allah,Alaha,Hallah gibi ifadelerin yazıtlarda geçtiğini Wellhaussen gibi isimler belirtmiştlerdir.. |
Yeni Yazıtlar
Önce şu hatayı düzelteyim: Mağusa/Kıbrıs yazıtı İhlas suresiyle başlar ve ondan sonra "Bu, Urwa Ibn Thabit'in mezarıdır. O, Hicret'ten sonra 29 yılının (Miladi 650) Ramazan ayında öldü" diye geçer (Bkz. "An Arabic Inscription From Cyprus, 29 AH / 650 CE").
Yazıtın fotoğrafı yok ama altında 5 tane referans var. Diğer Arapça yazıtlarını şurada bulabilirsiniz. Orada İslam Halifeleri Ömer bin Hattab ve Osman bin Affan'ın öldürüldüğüne ilişkin yazıtlar oldukça dikkat çeker. Ayrıca Muaviye döneminden kalma 2 mühürde de İlyas'ın dikkat çektiği "Abd Allah bin Amir" ifadesi geçer. |
Sn.upuaut;müslümanlara bu konularda ASLA güvenmem,güvenemeyiz..
Bu siteyi hazırlayanlar BİZ MÜSLÜMANLARIZ diye,adeta bağırıyorlar:) Bilimsel bir şey yapmaya çalışmışlar ama nafile..Bu işleri,tamamen TARAFSIZ birileri yapmak zorundadır.. Yazıtlara baktım biraz,arapça biliyorum,okumaya çalıştım..Mesela yazıtın birinde K harfi ile başlıyan bir kelime gözüküyor..K'den sonra 3 tane kıvrım var..Bu kelimeye keyfi olarak harekeleri iliştirerek,''Ketebet'' diye ortaya koymuşlar.. https://www.islamic-awareness.org/hi...kuficsaud.html Bu kelimenin ''ketebet'' olduğunu nereden anladılar acaba? Bir yerlerinden uyduruyorlar.. Ben bu konularda Luxenberg yanlısıyım..Adam mesela diyor ki,''iki yüzyıl sonra ortaya çıkarılan arapça dil kurallarıyla(gramerle),tutup Kuran'ın ne dediğini anlayamazsınız..'' Bu siteyi hazırlayanlar,karşılarındaki nebatice/aramice/süryanice metinlerin üzerine,sonradan ortaya çıkan arapça dilinin kurallarını ekleyerek,bu metinleri okuduklarını sanıyorlar..Aptalca değil mi bu? Müslümanlara güvenemeyeceğinizi Kuran'dan bir örnekle göstereyim..Hucurat 14'ü diyanet şöyle çeviriyor; Alıntı:
Şöyle;''Araplar iman ettik dediler..De ki,inanmadınız ama ihanet ettiniz..Kalplerinize henüz iman girmedi..'' 1 tane müslüman,hucurat 14'ü benim gibi tercüme edebilir mi?Edemez.. Bu bakımdan müslümanların ya da müslümanların ortaya koyduğu internet sitelerinin ne dediğini ciddiye alamam.. |
Alıntı:
Peki sorun ne? Bizans İmparatoru Heraklius'un Sasaniler'e karşı 622'de zafer kazanması ve aynı yıl Müslümanların Mekke'den (Bekke: Petra) Medine'ye Hicret etmesi ve bu tarihi milat etmesidir. Bu çakışmayı hangi tarihçiye sorarsanız sorun size garip bir gözle bakar. Çünkü bu olaylar birbirine bağlıdır ve o zaman birilerinin parsayı toplamaya çalıştığını anlarsınız. Çünkü bir kere Bizans İmparatorluğu 622'de Sasanileri bugünkü Türkiye haritasına göre Anadolu'nun tamamından silmiş ve Suriye, İsrail ve Petra, İskenderiye kadar her yeri işgal etmiş. O zaman Müslümanlar nasıl oluyor da Mekke'den Hicret etmiş olabilir? Çünkü Bekke de (Petra) Bizans İmparatorluğu'nun işgal ettiği yerlerden biriydi. Orada Kureyşliler nasıl barınabilirdiler ki Müslümanlar oradan Medine'ye Hicret etmiş olsunlar? Tabii ki absürd bir durum. Anlaşılan o ki, Müslümanlar yine Roma İmparatorluğu'nun Petra'yı M.S. 105'teki işgalinden sonra yine bir milat seçmiş: 622. İşte o karmaşıklık içinde Müslümanlar, bölgedeki Araplar'ın zayıf kalmasından hareketle parsayı toplamaya çalışmış ama bu sefer de baltayı kayaya vurmuştur. Çünkü 622'nin hiç de övülecek bir tarafı yok. Onlar Doğu Roma'nın vassalıdır ve bunu da Kuran'da bildirmişlerdir (Bkz. "Rumlar yakın bir yerde mağlub oldular. Ama bu yenilgilerinden sonra galip gelecekler. Birkaç yıl içinde. Çünkü işleri karara bağlama yetkisi, başında da sonunda da Allah'a aittir. O gün, müminler de, Allah'ın verdiği zafer sayesinde sevinecekler. Allah dilediğini muzaffer kılar. Zira O, azîzdir, rahîmdir (mutlak galiptir, sınırsız merhamet ve ihsan sahibidir. Bu, Allah'ın vâdidir. Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların ekserisi bunu bilmezler." (Rum, 30/2-5)). Peki 105'te ne olmuştu? MS 105/6 yılında Roma İmparatoru Trajan döneminde, Nebatî Krallığı'nın son kralı Rabbel II Soter (M.S. 70-106) öldü. Bu, Nabatea'nın Roma İmparatorluğu'na resmi olarak ilhakı olurdu, ancak resmi nedenleri ve dahil edildiği kesin durum bilinmemektedir. Bazı epigrafik kanıtlar, Suriye valisi Cornelius Palma tarafından yönetilen bir askeri harekat olduğunu gösteriyor. Roma güçleri Suriye'den ve ayrıca Mısır'dan gelmiş gibi görünüyor. Mısır'da bulunan bir papirüsün gösterdiği gibi, MS 107'de Roma lejyonlarının Petra ve Busra bölgesinde konuşlandırıldığı açıktır. Krallık, Arabistan eyaleti Petraea olmak üzere krallık tarafından ilhak edildi. Nebatiler'in ticarette azalmamış yetenekleri sayesinde ticaret büyük ölçüde devam etmiş görünüyor. Hadrian zamanında, Nebati Arap bölgesinin çoğunu görmezden geldi ve Aila'dan (modern Akabe) Akabe Körfezi'nin başına kadar aktı. Bir asır sonra, Alexander Severus döneminde, yerel para basımı sorunu sona erdi. Görünüşe göre, Sasaniler döneminde Neo-Pers iktidarının istilası gibi siyasi seçeneklerdeki ani bir değişiklik nedeniyle artık muhteşem mezarlar inşa edilmiyordu. Bir dönem sermayeden kopan Palmira İmparatorluğu'nun başkenti olan Palmira kentinin önemi büyüdü ve Arap ticaretini Petra'dan uzaklaştırdı. |
Sn.upuaut;Heraklius'un 622 yılında Sasanilere olan saldırısı dolayısıyla,Heraklius tarafından ilk defa KUTSAL SAVAŞ kavramının icat edildiği söyleniyor..''Din için insan öldürmenin mazur görülebileceği ve bu uğurda ölenlerin de göğe yükseleceği söylemleri bu tarihte resmileştirilmiştir'' deniyor..Bunun nedeni de Sasanilerin kutsal Kudüs'ü yağmalamalarıdır..Hatta Heraklius'un Sasanilere karşı bu karşı saldırısı,ilk haçlı seferi diye de niteleniyor..
İslam mitolojisini yazanların bu tarihi baz almaları,bundan dolayı gibi gözüküyor..İslam mitolojisine göre kutsal savaş,Muhammed'in 622'de Medine'ye gitmesi ile başlıyor..622 yılında kafir zerdüştlere saldıran Heraklius'tan ilham alan Abbasi yazıcıları(kuttab),aynı yıl putperestlere karşı hicret ederek,karşı saldırı başlatan islam peygamberini yaratmışlar.. Rum suresinde bahsedilen mevzu,Heraklius zamanıyla alakalı da olabilir ama bunu bilemeyiz..Çünkü ne tarih var,ne isim var..Burada dikkat edilmesi gereken nokta,müminlerin Rumların galip gelmesine sevinecek olması..Bu söylem üzerinden akıl yürütürsek,müminlerin hristiyan olduklarını rahatlıkla anlayabiliriz.. Bence Kuran'daki Rum suresindeki söylemlerin kaynağı,şuralarda aranmalı; https://tr.wikipedia.org/wiki/Bar_Ko...yasaklad%C4%B1. |
Alıntı:
Şimdi, biriken metin ve araştırmalar bize İslam tarihi hakkında daha derin bir bakış açısı sağladı: 1. Kuran'daki kıble ayetlerinin Abbasi döneminde ortaya çıktığını öğrendik. Buna göre 7. yy.'da (ki önce olması daha büyük bir olasılık) bir ilk metin ve Abdullah İbni Zübeyr'in elinden bu ilk metni alan Emevi Hanedanlığı bir ikinci metin yazıyor. Doruk noktası ise Abbasi döneminde oluyor. Çünkü onlar da bu metne son şekli veren bir üçüncü metin ortaya çıkarıyorlar. 2. Mekke'nin gerçekte Bekke ve onun da Petra olduğunu öğrendik. Sırf bu 2 bulgu bile, bizim Kuran hakkındaki esas muhatabımızın Abbasiler olduğunu gösterir. Yani Kuran hakkındaki sorularımızı onlara sormamız gerekiyor. Örneğin Gılgamış Destanı'nın orijinali neydi diye kalkıp Sümerlilere soru sormamız ne kadar mantıksız ise Kuran'daki durum da budur. Bu nedenle Kuran araştırmaları arkeolojiye ve tarihçilere terkedilmiştir! |
İmzama bak!
Sayın Ahlaksız, bir önceki mesajımda fırsatım olmadığı için konuyu açamadım. Ama konuyu açsaydım aşağıdaki imzamdan daha ötesine gidemezdim. Bu, tabii ki hacmi hatırı sayılır bir kitap olurdu.
İmzamdaki o alıntıyı Eski Ahit'ten aldım ama bunun için Ölü Deniz Parşömenleri'nde (orijinallerinde) tüm yönleriyle araştırmamı yaptım. Yani orada kafadan atılmış bir şey yok. Tam tersine, ben Yusuf ile ilgili o ayetleri ete kemiğe büründürmeye çalıştım. Peki bunu neden yaptım? Çünkü Eski Ahit'te Firavunlar ile ilgili kıssalarda isimler geçmez. Çok merak ettim, Mısır dilindeki Firavunların isimleri İbranice'de yazılmaya yetersiz miydi ki yazılmamış idi? Ölü Deniz Parşömenleri'nin orijinallerinde özellikle bunları araştırdım ama bulamadım. Peki Kutsal Kitaplar Firavunlar ile ilgili kıssalarda neden olayın gerçekliği adına isimleri (ki son dönemdeki 3 Firavun hariç) ve daha ötesine gidersek, bir tarihi olayda Yer+Zaman+Mekan+Kişiler'e yer vermezler? Kuran'da ise bir tarihi olayda bırakın Yer+Zaman+Mekan+Kişiler'i, isim bile bulamazsınız. Yani bu çok daha vahimdir. İşte bunu çözdüğünüzde kafanızda her şey berraklaşır! |
Sn.upuaut;semavi dinleri çözümlemede,antik Mısır'ın önemli olduğunu biliyordum ama ben daha çok mezopotamya kavimlerinin,semavi dinlerin ortaya konmasında başrol oynadığını düşünüyordum..Şu kitap,bu düşüncemi biraz değiştirdi;
https://www.kitap365.com/kitap/hrist...ir-dini/287729 Konunun mitoloji kısmını bir kenara bırakırsak,bu araştırmacı Musa,İsa ya da Yusuf gibi isimlerin nasıl yaratıldığını antik Mısır'a dayandırmış..Bilgisi şahane ve kurduğu mantık,bana rasyonel geldi..Yazar,Akhenaton'un Musa'ya dönüştürüldüğünü,Tutankamon'un da İsa'ya dönüştürüldüğünü söylüyor.. İslam dini de,buradan kes/yapıştır yöntemiyle yaratılmış gibi..Mesela Kuran'da sürekli deniz ve gemi kelimeleri kullanılır..Mekke'de ya da Medine'de ne deniz var,ne de gemi..Kuran'daki bu deniz/gemi söylemlerinin,Ahmed Osman'ın bu kitabını okuduktan sonra,NİL ile alakalı olduğunu düşünüyorum.. |
İyi Uykular!!!
Alıntı:
Şimdi, Antik Mısır döneminde Akhenaton'un tek tanrılı Aton dinini yarattığını ama oğlu Tuthankamon'un ise bunu tersine çevirdiğini biliyoruz. Yani Tuthankamon, tüm Mısır'ı tek tanrılı dinden yine eskisi gibi çok tanrılı dine geçirdi. Antik Mısır adeta göbek adım gibidir, dolayısıyla Mısır'daki her türlü çalışmayı takip ederim. Buna göre Ahmed Osman'ın, Akhenaton'u Musa'ya ve Tuthankamon'u İsa'ya dönüştürdüğüne ilişkin arkeolojik bulgularını merak etmedim değil. Yani bu dönüşümlere ilişkin tarihi kayıtlar olsaydı mutlaka bilirdim. Antik Mısır: Sonsuzluğun Arayışında Dikkat ettim de imzama alıcı gözle bakmamışsın. Orada özellikle kırmızı renkle vurguladığım Ramses bölgesinden bahsediliyor. Bu ne demek biliyor musun: Yusuf'un I. Ramses döneminde ya da ondan sonra yaşadığı sonucu çıkar. Bu ise Yusuf ile Musa'nın aynı kişi olduğunu gösterir. Çünkü Musa'ya atfedilen dönem, II. Ramses dönemi idi! Bilindiği gibi YARATILIŞ 47:11'de anılan Ramses bölgesi, "Pi-Ramesses" olarak bilinen ve Eski Mısır dilinde "Per-Ramses (Ramses'in Evi)" demek olan Ramses'in kenti demektir. Per-Ramses'in eski adı Avaris'tir. Ve Avaris'in uğursuz olduğu söylenir. Çünkü daha önce Hiksoslar yani yabancılar orada yaşayıp halka zarar vermiştir. Yaşadığı dönemde II. Ramses'in bir tanrı olduğuna bazı insanlar inanırdı. Kraliçe Nefertari Per-Ramses'e Turkuaz Kent adını takmıştır ve bu isim bütün Mısır'da ünlü olmuştur. Diğer birçok firavunun yapılarının tersine II. Ramses'in inşa ettirmiş olduğu birçok yapı ve tapınak günümüze kadar başarıyla korunmuştur. Bunlara örnek olarak Ebu Simbel tapınağı ve eski Per-Ramses şehrinde yer alan Ramesseum tapınağı örnek verilebilir. İşte bu yüzden imzamın başında "AKHENATON döneminde II. RAMSES'in Anılması" dedim. Yani ortada dehşet verici bir skandal var ve Antik Mısır tarihini bilmeyen Yahudilerin YARATILIŞ 47:11'i kılçıksız yutacaklarına garanti veririm! |
Toplam 1 Eklenti bulunuyor.
Sn.upuaut;İslam'ın Sümer ve sonrasındaki toplumlardan kaynaklanan bir din olduğu sürekli söylenmiştir..Bu konularda bir sürü kitap yazılmıştır..Mesela Muazzez İlmiye Çığ'ın KURAN,İNCİL VE TEVRAT'IN SÜMER'DEKİ KÖKENİ kitabı,bunlardan birisidir..
İslam dinindeki tufan,başörtüsü,kısas,kurban gibi konuların,binlerce yıl önce mezopotamyada bulunduğunu/işlendiğini biliyoruz..Haliyle İslam dinini mezopotamya ile örtüştürmek gayet doğaldır..Zaten İslam dini,Bağdat'ta(mezopotamya) 8.yüzyılda yaratılmaya başlanmıştır..! Ahmed Osman'ın bu gösterdiğim kitabı,SON kitabı..Daha önce yazdığı kitaplarının adları şöyle; Alıntı:
Arkeolojik kanıt istiyorsanız,arkeolojik kanıtlar diye kitabının birinde belirtmiş zaten.. Adam kabaca diyor ki,18.hanedan,eski ahitteki MASALLARI anlamak için irdelenmeli..Adamın dediği bu..Yahudiler,18.hanedandan yararlanıp,bir MİT yaratmışlar..Tabi ki bu bir İDDİA.. Siz ''Yusuf'' diyorsunuz ya,Ahmed Osman bu Yusuf'un aslında YUYA olduğunu söylüyor.. Alıntı:
|
Ölü Deniz Parşömenleri'nde İmzamdaki Ayetlerin İncelenmesi
Alıntı:
Çok ilginçtir, Ölü Deniz Parşömenleri'nde mevcut olan Yaratılış 47:14; 14. Joseph gathered up all the money that was found in the land of Egypt, and in the land of Canaan, for the grain which they bought: and Joseph brought the money into Pharaoh's house. 14. And Joseph gathered up all the silver found in the land of Egypt and in the land of Canaan in return for the grain they were buying. And Joseph brought in the silver to the house of Pharaoh. 14. Yusuf sattığı buğdaya karşılık Mısır'daki ve Kenan'daki bütün paraları toplayıp Firavun'un sarayına götürdü. ayetindeki "Firavunun Sarayı"nın Mısır dilindeki yazımı "Per-aa"dır. "Per" Ev ve "aa" da büyük ve bunların birleşiminden oluşan "Per-aa" ise Büyük Ev yani "Saray" demektir. İşte Kutsal Kitaplar'daki "Firavun" kelimesi buradan gelir. Örnekse Kuran'da "Firavni". Şu çalışmamı da ekleyeyim ki tadından yenmesin: https://public.adobecc.com/files/1AW...P0B24BQXVWQFFF |
Sevgili Upuaut;
daha önce dikkatimi çeken farklı bir konuya değineceğim, hep camilerin kıblesi Kabe mi değil mi diye tartışıldı, peki Kabe'nin kıblesi neresi, Avaris şehrinden bahsetmişsin, Kabe'nin kıblesi bu şehir olabilir mi? bu konuda "google earth web" ne kadar doğru olur bilmiyorum ama sanki bu bölgeye işaret ediyor. :confused: |
Sn.cenkvarol;yahudilerin Kudüs'e doğru dönüp dua ettiklerini biliyoruz..Kabe'nin önünde bulunan çıkıntı(hıcır veya hatim),camilerdeki mihraba karşılık gelir ve bu çıkıntı,Kudüs'e doğru bakar..!
Yalnız bu istikamette Petra'da bulunur..Yani ''Kabe,Petra'ya da bakar'' denebilir..Yalnız ben ''Kudüs'' diyorum..Kuran'daki müminlerin yahudi asıllı hristiyanlardan olan ebiyonitler olduğunu yazmıştım; https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=42470 Şöyle bir kronoloji düşünüyorum; Kabe'yi ilk önce ana tanrıçaya tapan araplar (arapların geçmişte anaerkil olduklarını filan biliyoruz) yaptılar ve bu tapınağın yönü,nebatilerin Allat tapınağına,yani Petra'ya doğru dönüktü.. Sonrasında 1-2.yüzyıllarda sürgüne gönderilen yahudilerin bir kısmı,Kabe tapınağını bir sinagoga çevirdiler..Tapınağın yönünü de değiştirmediler,çünkü Petra ve Kudüs aynı istikamette.. Kabe'yi sinagoga çeviren bu yahudiler,aslında yahudi hristiyanlardan olan ebiyonitlerdir ve bu ebiyonitler,Kudüs'e doğru dönerek ibadet ederler(Doğuya dönmezler).. İslam mitine göre de,müslümanlar ilk başta Kudüs'e dönüyorlarmış zaten.. |
İslam öncesi Yahudilerin ne durumda olduğunu bilmek/anlamak, İslam'a da farklı gözle bakmamıza neden olacaktır.
Bakalım; 5. yy'dan sonra Sasani imparatorluğundaki Yahudilerin durumu kötüleşmeye başlıyor. 6. yy sonunda da , Yahudiler arasında mesih beklentisi artıyor. Yahudiler bu süreçte Sasanilerle anlaşamasalar da, 614 yılında Kudüs'ün Sasanilerce işgaline destek veriyorlar. Bu destekten kısa süre sonra, Sasanilerle Yahudilerin düşmanlığı tekrar beliriyor. Roma'da da 5. yy sonrası Yahudilerin durumu kötüleşmeye başlıyor. (Bunu, hristiyanlığın yayılması/yoğunlaşması ile açıklayabiliriz belki.) 6. yy'da Justinyen ve 7. yy başında Phokas zamanında Yahudiler çok kötü duruma geliyorlar. 614 yılındaki Kudüs'ün Sasanilerce işgaline destek vermeleri, kendileri açısından bir 'kırılma noktası' oluyor. Yahudiler bu işgal sırasında kiliseleri yıkıyorlar, hristiyanları öldürüyorlar. (90.000 kişinin öldürüldüğü söyleniyor.) 627 yılında Heraclius, Sasanileri mağlup ediyor ve bu tarihten 5 yıl sonra imparatorluk içindeki bütün Yahudilerin hristiyanlaştırılması emrini veriyor. Heraclius'un Sasanileri mağlup edip, Kudüs'ü ele geçirmesi, Hristiyanların Heraclius'u 'ahir zamanda' ortaya çıkacak 'son Roma imparatoru' olarak görmesine neden oluyor. Heraclius, İsa'nın gökteki krallığı öncesi, yeryüzündeki insani kralların sonuncusu olarak resmediliyor. Mesih İsa'nın gelişine zemin hazırlayacak kral olarak görülüyor. Diğer taraftan Kudüs'ü Heraclius'a kaptıran Yahudiler, Heraclius'u mesih öncesi ortaya çıkacak Deccal/Armilus olarak görüyorlar. Sonuçta şunu söyleyeyim; 5. yy'dan Arap fetihlerinin başladığı 7. yy ortasına kadar, hem Sasani, hem de Roma'daki Yahudiler, her anlamda çok kötü durumdalar. Bu yüzden mesih beklentisi içerisindeler. Arap fetihleri, Yahudilerin umutsuzluğa düştükleri 7. yy ortasında başlamış ve Yahudiler de fatihleri, birer 'kurtarıcı' olarak görmüşler. Kaynaklar; Ortaçağ İslam'ında mesihçi inançlar ve imparatorluk siyaseti- H. Yücesoy Emeviler döneminde İslam Dünya'sında Yahudiler-N. Arslantaş Bizans ve ilk İslam fetihleri- W.E.Kaegi Yahudilerin ahir zamanı-Y. Meral Bizans Yahudileri- U.T. Sivrioğlu |
İslam öncesine dair düşünmeye devam edelim.🤔
Zafer Duygu'nun ''İslam ve Hristiyanlık'' kitabından; ''Tüm bu örneklerden görüldüğü gibi, 7. yüzyılın hristiyan yazarları, halihazırda yaşanmakta veya kısa süre önce yaşanmış olan İslam fetihleri sürecini, fatihlerin diniyle ya da onların yanlarında yeni bir inanç sistemi de getiriyor oluşlarıyla hiç ilgilenmeden anlatmışlardır.'' Demek ki bu bir İslam fethi değil, Arap fethi. Bu veri, yazılı tüm İslam tarihini ilga eder mi, siz düşünün. Tam anlamıyla Arap fethi mi, bunu öğrenmemiz lazım. Yani Araplar bu fetihleri kendi başlarına mı yaptılar, yoksa birilerinden yardım aldılar mı? Nuh Arslantaş'ın ''Emeviler döneminde İslam Dünya'sında Yahudiler'' kitabından; ''Bu sebeple fetihlerin gerçekleştiği her yerde, özellikle de Filistin, Suriye ve İspanya'da, Yahudilerin müslüman fatihlere destek vermeleri ve onlar tarafından da müttefik kabul edilmeleri şaşırtıcı gelmemelidir.'' İki kaynak, bize şunu söylüyor; 1- Fetihlerin dinle/inançla bir ilgisi yok. Yani Arap fetihleri diyebiliriz buna. 2-Arapların yapmış oldukları bu fetihlerin müttefikleri Yahudiler. Bu yazılanları destekleyen bir kaynak daha. Ulaş Töre Sivrioğlu'nun '' Bizans Yahudileri'' kitabından; ''Zira fetihler sonucu Bizans imparatorluğu yarı yarıya küçülürken, Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı Suriye-Filistin ve Mısır gibi eyaletler de artık imparatorluktan ayrılmış oldu.'' Yahudilerin fetihler öncesi mesih beklentisi ve Yahudilerin, Roma/Sasani ile yüzlerce yıl boyunca savaştığı da hesaba katılmalı. Savaşçı bir toplum, çok zor durumdalar ve mesih bekliyorlar.! Bir şey daha var. Biz Yahudilerin Tevrat'a ''Kuran'' dediğini biliyoruz. O zaman şunu diyebiliriz; 🤔 ''7. yy'da Yahudiler, kendilerine zulmeden Roma ve Sasani imparatorluklarına karşı, Arapların yardımını alarak, ellerinde Tevrat(Kuran) ile savaşmışlar ve bu savaşlar da büyük başarı sağlamışlar.'' Şu cümleyi kurmaktan 'haz' duydum resmen. |
7. yy'da Yahudilerin Araplarla beraber hareket edip, Yakındoğu'yu işgal etmesinin mümkün olması için, bu bölgedeki Kadıköy konsili karşıtı hristiyanların desteklerine ihtiyaçları var.
Bu monofizit/diyofizit hristiyanlar, kimi yerde işgalcilere destek olmuşlar, kimi yerde de pasif kalmışlar. Roma'dan bezmiş olan bu heretikler, başlayan işgalden yana olmuşlar. Yani 'Arap fethi' dediğimiz şeyin içerisindeki ana unsur Yahudiler, yan unsur da heretik Hristiyanlar. Yazılı, genel kabul görmüş İslam tarihine göre bu fetihleri sadece Müslümanlar yapmış ama Türkçe kaynaklarla gösterdiğim gibi, fetihlerin dinle alakasının olmadığı gibi, diğer semavi din mensupları da bu fetihlere destek vermişler, bizzat savaş alanındalarmış. Mesela 12. yüzyılda yaşamış monofizit yazar Suriyeli Michael, fetihleri şöyle yorumlamış; ''İntikam tanrısı. Bizi Romalıların ellerinden kurtarmak için İsmail'in oğullarını güneyden yardıma gönderdi.'' Tabi burada, 12. yy'da hâlâ 'İsmailoğulları' denmesi de dikkate değer.! |
7. yüzyılda Kudüs'ün hristiyanlar ve yahudiler arasında el değiştirmesi, bu insanlar arasında kıyametin yaklaştığı anlayışını doğurmuş. Kudüs yahudilerin elindeyken, hristiyanlar İsa'nın ikinci gelişini beklemişler. Kudüs hristiyanların eline geçince de, yahudiler, yahudi mesihin gelişini beklemişler. Bu süreçte Roma imparatoru Heraklius'u, hristiyanlar mesihe zemin hazırlayan kişi olarak görmüşler. Yahudiler de Heraklius'u mesih öncesi ortaya çıkacak Deccal(sahte mesih, armilus) olarak görmüşler.
Deccal nedir? Süryanice Matta incilinde, 'deccal' için 'sahte' anlamında 'daggala' ifadesi kullanılmış. Dünya'nın sonuna doğru, mesihin ikinci gelişi veya mesih öncesinde, yani kıyamet öncesinde bir 'kral' olarak ortaya çıkacak kişiye 'deccal' denmiş. Bu kral şeytanla ilişkilendirildiği için, haliyle kötü bir kral olarak anlaşılmalıdır. Yahudiler, kendilerinden Kudüs'ü alan Heraclius'u, kötü bir kral olarak gördükleri için, kendisini deccal olarak lanse etmişler; https://x.com/Pesimistateist/status/1815040975070179815 Kıyametin kopmasına az kaldığını sanan yahudiler, arapların yardımı ile fetihlere girişmişler. Birkaç yüzyıl ortalık karışıyor(Sasanilerin yıkılması gibi), sonrasında hristiyan teologlar yaklaşık 500 sene İslam peygamberi Muhammed'den 'deccal' diye söz ediyorlar. Yahudilerin, hristiyanların kralı Heraclius'a deccal demelerine nazire yapar gibi, Hristiyanlar da, Arapların kralı olarak gördükleri Muhammed'i deccal ilan ediyorlar. Peki, Yahudiler İslam peygamberine ortaçağda ne demişler? Deccal dememişler de, 'meşuga' ya da 'meshuggah' demişler. 'Deli' gibi olumsuz bir anlamı var ama eski ahit 2. krallar 9. bölümde peygamber Elişa'ya, uşağı vasıtasıyla 'deli' dendiğini görüyoruz. Yani Muhammed için kullanılan ifadeyi olumsuz bir ifade gibi görmemek lazım. Hristiyanların Muhammed'i deccal olarak görmesinden, Yahudilerin de görmemesinden ne anlamalıyız? Başarıya ulaşan(Kudüs'ün hristiyanlardan kurtarılması gibi) Yahudi Arap fetihleri sonucunda, Araplar için bir kral peygamberin oluşturulması(kuzenlere ödül mü?) ve Yahudilerin bu peygamber için deccal gibi olumsuz/kötü bir tabiri kullanmamalarını anlayabiliriz. İlk etapta bu bir dini oluşum değil, siyasi bir ittifaktı. Şu da var; Yahudiler İsa'yı sahte mesih yani deccal olarak görmüşler. Hristiyanların İslam'ın ilk yüzyıllarında Muhammed'i sahte mesih, yani deccal olarak görmelerinden, Muhammed'in başlarda yahudi mesih olarak lanse edildiğini de düşünebiliriz. Hristiyanlar ''Siz bizim mesihimize deccal dediniz ama asıl sizin mesihiniz deccal'' demişler gibi. Diğer taraftan İsa'ya ihanet eden havari Yudas İskaryot'un ve Deccal'in Dan kabilesinden olduğu söyleniyor. İsa'ya ihanet edenlerin İslam'la ilişkisine dair; https://x.com/Pesimistateist/status/1430452659954323456 Filistin'in kuzeyinde, putlara tapan bir Yahudi kabilesi bu. Putperest olmaları da, Mekke'deki putperestler söylemine cuk oturuyor.! Bütün bu veriler birbirleriyle bağlantılı. Mesela müslümanlar, ilk zamanlar niye Kudüs'e döndüler? Ya da Yahudiler niye ümmet içerisinde sayıldılar? https://x.com/Pesimistateist/status/1721528791531389384 Daha önce Arapların, Yahudilere olan baskısı yüzünden, yahudi mesihlerin bir bir ortaya çıktığını yazmıştım; https://x.com/Pesimistateist/status/1744402060244668546 Araplarla Yahudiler hangi bölgelerde işbirliği yaptılar, hangi kabileler bu birlikteliğe karşı çıktı filan, bunları bilmiyoruz ama İslam'ın ortaya çıktığı 7. yüzyıl sonu ve 8. yüzyıl başında yahudi mesihlerin ortaya çıkması da tesadüf olamaz. Neticede farklı fikirler ortaya atılabilir ama deccal ya da eskatoloji konusunun, İslam'ın doğum aşamasında kilit bir rol oynadığı çok bariz. |
Bu konudaki düşüncelerim ekteki gibidir:
Muhammed esnaftı. Neyin değerli olduğunu ve neyin değerli olmadığını iyi bilirdi. Kayınpederi yahudiydi ve muhtemelen kendisi de kripto yahudi. Yahudi din kitaplarından ve kayınpederinden öğrendiklerini kullanarak yeni bir din icad etmenin ona getirisi olacağını hesapladı. Düşündüğü gibi de oldu zaten. Yazdığı kitapla kendisine birden fazla eş, ganimetten pay gibi ayetler düzerek rahat içinde yaşamasını sağladı. Görüyorum, ordan ayet geliyor, görüyorum, filan, fazlasıyla masalsı. Hani şimdi de peygamber gelse ya. 24.000 peygamber gelmiş. Bu 24.000 peygamberin hitap ettiği kitleyi toplasan bugünkü nüfus kadar etmez. Hadi şu 8 milyara da 1400 yıldır tek peygamber gelmedi. Ya tabi eski zamanlarda insanları ufak numaralarla kandırmak kolay. Mağaraya girdim ağzında örümcek ağı oluşmuş. Ha demek ki mucize. O zaman buna inanalım biz. Eskiden en küçük numara yapan peygamberim derdi ve hemen inanırlardı. Adam körleri iyileştiriyor çünkü adamın mesleği doktor zaten. Ama yetenek yetenektir, bak körleri iyileştiriyor, Allahın resulü, maşallah. Öteki hayvanlarla konuşuyor mesela. Adam bildiğin veteriner. Peygamber diye inanıyorlar o da bunu istismar ediyor. Denizin yarılması da o değil de, o bölgede belirli periyotlarla gerçekleşen bir doğa olayı. Eğer zamanını bilirsen arkana firavunun ordusunu takıp şov yapabilirsin. Aynısını Kristof Kolomb da yapabilirdi. Köylüleri nasıl güneş tutulmasının Allahın emriyle ve onun dilemesiyle olduğuna ikna ettiyse, istese peygamber olduğuna da ikna edebilirdi. Güneşi karartan peygamber, kulağa hoş geliyor. Ama o ne yaptı, bunu sürdürmedi. Gene de adamlar onun kutsallığını o kadar içselleştirdiler ki, ülkelerinin ismini ona atfedip Kolombiya yaptılar. Kolombiya isminde ülke var ama Muhammediya isminde ülke yok. Ha demek ki o kadar da derin etkiler bırakmamış, insanların iç dünyasını etkilemek anlamında söylüyorum, çok da şeyapmamak lazım. Yoksa, inanmazsan kelle gittiği için mecbur şeyapacaksın. :) Neyse. Konumuza dönersek, Muhammed de diğerleri gibi halkın dini değerlerini istismar ederek, mal, mülk, mevki ve bolca beleş kadın elde etti. Dünyada zevkü sefa içinde yaşadı. Ama işte, ilahi adalet öyle çalışmıyor bayım. En önem verdiği şey erkek evlatlarıydı. Okuduğu ayetlerde erkekler cennet, kadınlara kapıkulu görevi düştü. Erkekler onun dünyasında hükümdar, karılar mal gibi alınıp satılan, çoğunlukla zevce denen, hakları olmayan, üçüncü, dördüncü, onuncusu alınabilen, bir nevi erkeğin kuluydular. Erkeklere bu kadar değer verdi ve instant karma (ilahi adalet) gereği olarak geride tek erkek evlat bırakmadı. Erkek torunları bile savaşlarda öldüler ve geride hiç bir erkek torunu bile kalmadı. İlahi adalet varsa, tam da işte böyle çalışıyor. Demek ki neymiş, Allahın adını anarak atıp tutmayacaksın, Allahın adını kullanıp mal mülk elde etmeyeceksin. Bak sonra intikamı acı oluyor. Peki ders alıyorlar mı? Yok. Kafa aynı kafa aynen devam ediyor. Allah derken demek istediğim, doğa da olabilir, simülasyoncu da, Zeus da, Tutankamon da, ben de olabilir sen de... Masal kahramanı olan, hikaye kitabındaki Allah değil. Oradaki tanıma uyan, varsa gerçek ilah anlamında. Yanlış anlama olmasın. Elbette aslında Allah, bu masal kitabında anlatıldığı şekilde olmasa da var olabilir. Ben şahsi olarak varsa tüm olarak bunun beni / bizi kapsadığını düşünüyorum. Ama ayrı da olabilir. Gerekten de bir Allah var olup, şeytanla ıslık yarışına girip, kim daha uzağa ıslık atacak diye iddialaşmış olabilir. Dünyayı da, şeytan ismini vereceğimiz simülasyoncuya idare edip, bu insanla ya da insanlarla ne yaparsan yap, bakalım günün sonunda hala bana ibadet edecek mi diye merak içinde bekliyor da olabilir. Her şeyin başını sonunu, öncesini sonrasını bilen birisi niye böyle bir beklentiye girer anlamış değilim ama, anlamadığım şeyler olabilir. Konuyu dağıtmadan toparlarsak, İslam'ın ortaya çıkması, aslında Muhammed'e maddi, manevi, şehveti ve makam açısından istismar edebileceği bir din lazım olmasından doğmuştur. Gerisi teknik ayrıntıdır. Muhammed'in para, mal, mülk ve makam sevgisini şöyle gerekçelendirmek istiyorum: 25 yaşındayken 40 yaşında bir kadınla evlendi. Aslında bu konuda söylenebilecek çok şey var ama çoğu sıkıntılı. Yazıp yazıp sildim, düşünüp düşünüp vaz geçtim. Özet geçiyorum. Eğer 25 yaşında genç bir erkeksen 20'li yaşlarda pırlanta gibi bir kızla evlenmeyi hayal edersin, 40 yaşında bir kadınla değil. 40 yaşında bir kadınla evlenen 25 yaşında genç bir erkeğin birincil amacı mal, mülk ve makam olmalıdır. Bu en mantıklı seçenektir. 40 yaşına geldiği zaman karısı 55 yaşında olur ve bu da menapoz dönemine tekabül eder. Bu durumdaki bir kadının yanında yatmak yerine geceleri mağarada geçirmek akla yatkın görünüyor. Senin yüzüne bakacağını boş mağara duvarına bakarım daha iyi, gibi. Orada bir açmaza düştü. Evdeki iş görmüyor ve ona öncelikle kadın lazım. Fakat bu ortamda mümkün değil. Çünkü kayınpederi yahudi. Yahudiler nerede olursa olsun eğer yahudi olduğu biliniyorsa ortamın en nüfuzlu ailesi olurlar. Bu yüzden kayınpederini aşarak ikinci evlilik yapma şansı da yoktu. Ona devrim niteliğinde bir şey lazımdı. Yeni bir din gibi örneğin. Ve ilk evliliği hariç bütün diğer evliliklerini peygamber olduktan sonra yaşadığı bolluk çerçevesinde gerçekleştirmiştir. |
İsrail oğullarıyla alakalı ayetlerin fazla olması da yukarıdaki teoriyle açıklanabilir, hatta en iyi bununla açıklanır. Ne demiştik?
Muhammed 25 yaşındayken ve aslında 20 yaşında pırlanta gibi bir kızla evlenmesi gerekirken mal, mülk ve makam sevdası yüzünden 40 yaşında bir kadınla evlenip hayatı kendine zindan etmiş, 40 yaşlarına geldiği zamansa 55 yaşında olup menapoza giren karının suratını görmemek için kendini mağaraya kapatmıştı. Peygamberliğini bu açmazdan kurtulup öncelikle kadın bolluğuna kavuşmak için ilan ettiği zaman önündeki en büyük engel, bir Yahudi olan kayınpederi ve kayınlarıydı. Kayınlarını ve kayınpederini baskı altında tutabilmek için, ikide bir İsrailoğullarını uyaran ayetler üretti. Onlara söyleyin bozgunculuk çıkarmasınlar. Aslında burada bozgunculukla kast ettiği şuydu: Kaç yaşında adamsın, yakışıyor mu sana 18 yaşında çocukla evlenmek. Kim diyor bunu? Kayınları, yani dünürleri, yani İsrailoğulları. Hemen ayet geliyor peşinden. İsrail oğullarına verdiğim nimetleri hatırlat, onlara güvercin yumurtası ve kudret helvası vermiştik. Yani diyor ki sizi de besliyorum o arada ey kayın akrabalarım, yiyin için nankörlük etmeyin, karılarım hakkında konuşup fitne çıkarmayın. Mesele budur. İslam aslında karı kız davasından çıkmıştır. Kuran'da hiç de o kadar gerekli olmadığı halde ikide bir İsrailoğullarına Atıf yapılmasının sebebi gerçek İsrailoğulları değildir. İsrailoğlu olan kayınlarını baskı altında tutabilmek amaçlıdır. |
Toplam 3 Eklenti bulunuyor.
Muhammed'den bahseden harici kaynaklar arasında sayılan Sebeos'tan bahsedeceğim.
Ermeniler bir araya gelip, 7. yüzyılda bir Ermeni tarihi/anlatısı yazmışlar. Bu anonim yazılar, 1672 yılında bulunmuş ve 7. yüzyılda yaşadığı söylenen Sebeos ismindeki piskoposun, bu yazıları yazdığı lanse edilmiş. Bu yazıların/yazarın bilinemezliği yüzünden, bu metne 'Pseudo-Sebeos' denmiş. Yani okuyacağımız her şeye şüphe ile yaklaşabiliriz, yaklaşmak zorundayız. Zaten metnin içerisindeki tutarsızlıklar, bize bunu söylüyor. Diyelim ki, böyle bir piskopos var ve bu kişi İslam hakkında ne yazmış, bakalım. Alttaki kitabın iki sayfası önemli. 87 ve 88. sayfa. Eklenti 263 Eklenti 264 Eklenti 265 87. sayfada Yahudilerin Edessa'da oldukları ve sonrasında güneydeki çöle, Arabistan'daki İsmailoğullarının yanlarına gittikleri yazıyor. Bu bahsedilen bölge, o dönem Gassanilerin yaşadığı yerler. Gassaniler monofizit hristiyanlar. Yani, Heraklius zamanında Urfa'daki yahudiler, güneydeki hristiyan kuzenleri İsmailoğullarının yanlarına kaçıyorlar. 88. sayfanın başında yahudilerle bu insanların, yani hristiyan arapların tapınçlarının birbirlerine benzemediğinin altı çiziliyor. Sonra asıl mevzudan bahsediliyor; ''O sıralarda İsmailoğullarından Muhammed adında bir tacir vardı.'' Gassanilerin başkenti Jabiyah, Edessa'nın(Urfa) çok uzağında bir yer. https://en.wikipedia.org/wiki/Jabiyah Urfa ile Jabiyah arasında önemli diyebileceğimiz Palmira ve Şam şehirleri var. Yani bu bahsedilen tacir, Sebeos'a göre Jabiyah, Şam ya da Palmira'da olmalı. Muhammed adındaki tacirin altını çizdiği şey, İbrahim ve İbrahim'in oğulluğu meselesi. Muhammed ismindeki tacir, Kudüs'ün kuzeydoğundaki çöldeki İsmailoğullarına gidiyor ve bu kişileri boş tapınçlardan döndürüyor. O dönemde, o bölgedeki insanlar hristiyansa(öyle), o halde bu hristiyanları yahudiliğe döndürmüş olmaz mı? ''Siz İsmail'in oğullarısınız ama siz de bizim gibi İbrahim'in oğullarısınız'' deniyor. Vadedilmiş topraklardan bahsediliyor aslında. Zaten Muhammed'in ortaya çıktığı an, Yahudilerin İsmailoğullarının yanına kaçtığı anda oluyor. Muhammed ''Allah, İsrail'i sevmekle vadine uygun davrandı.'' demiş. Bu nasıl açıklanabilir ki.! Muhammed'in, peygamberliğinden ya da mesihliğinden de bahsedilmiyor. Muhammed'in adının geçtiği paragraftan sonraki paragraf, konuyu daha da karman çorman hale getiriyor. Çünkü burada, İsmailoğullarının Sina yarımadasında toplandıklarından bahsediliyor. Urfa'nın güneyindeki çöldeki Arabistan'dan bahseden metin, bir paragraf sonra Sina yarımadasındaki İsmailoğullarından bahsetmeye başlıyor. Burada yahudilerin ve arapların, yani İsrailoğulları ile ismailoğullarının Roma'ya karşı bir ittifak yaptıklarını görüyoruz. Daha önce Arap fetihlerinin yahudiler sayesinde yapılmış olabileceğinden bahsetmiştim. Sebeos'un bu ittifakın altını çizmiş olması önemli. Buna rağmen bu yazılanları ciddiye alamıyorum. Müslümanlar bu yazılanlar arasında, sadece 'Muhammed adındaki tacir' ifadesini gerçek kabul edip, diğer yazılan her şeyi yok sayıyorlar. Cımbızlama işte bu. Mekke, Medine, İslam, peygamberlik ya da Kuran. Bu konularda tek kelime yazılmamış. |
Toplam 1 Eklenti bulunuyor.
Sebeos'a atfedilen bu yazılara asla güvenemiyeceğimizi, yine aynı kitaptan bir örnekle göstereyim. Bir yerde Muaviye'nin Asuristan'da olduğundan bahsediliyor. Asuristan şurası;
Eklenti 266 |
Siyasi takdik olarak islamın derlenmesi gerçekleşmiş, günümüzdeki siyasi parti iktidarına ihtiyaç halindeki insanlara benzetiyorum, yanlış giden birşeyler olsa bile takdik dışına çıkmamsk için birarada kalmak için yanlışa tahamül ediyorlar
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:10 . |