Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Felsefik Tartışmalar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=148)
-   -   ''İnanmak'' ve ''Bilmek'' (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4514)

flzf 13-08-2007 16:54

''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
İNANMAK GENELLİKLE İNSANLARI KANDIRMAK MAKSATLI DELİL İSPAT GÖSTERMEDEN BİR OLAYIN EYLEMİN AÇIKLAMANIN DOĞRULUĞUNA KANAAT GETİRMELERİNİ İSTEMEKTİR.genellikle dolandırıcılar kötü insanlar diğer insanlardan menfaat çıkar sağlamak amacıyla inanmalarını isterler ve inananlar üzerinden emellerine ulaşırlar çünkü inananlar zayıfve çaresiz durumdadır inanmalarını isteyen kişi ne onlara bir delil nede mantıklı bir açıklama yapmak zorundadır.birde doğal inançlar vardır kendiliğinden gelişir örneğin töre denen vahşet insanlar bilimin geri olduğu düşüncenin yetersiz olduğu dönemlerde daha çok duygularıyla hareket ederek töre denilen vahşet uygulamalarını otorite haline getirmiş seven gençlerin katlini vacip görmüşlerdir bütün bunlar mantıklı düşünceden yoksun düşünce faliyetleri sonucu olmuştur yani bir kadının evlenme hakkı olduğu gibi boşanma hakkıda olmalı sevdiği insanla evlendi ama anlaşamayıp baba evine döndü diye siyahlar giydirilip sokak ortasında vurulmamalı.

BİLMEK İNSANLARA DOĞRUYU DELİLLERLE ANLAMA ÇABASIDIR.BİLMEK İSTEYEN İNSAN KANDIRILAMAZ SÖMÜRÜLEMEZ HEM KENDİNE HEM ÇEVRESİNE İYLİK YAPAR.bunun içindirki inancın yaptığı tabuları yıkmak bilimin görevidir inançla birebir zıtlık içindedir erdemli insan inanmak yerine bilmeyi tercih etmelidir

benim bilim ve inanç hakkındaki görüşlerim bunlar ya sizinkiler ?

mhmd 13-08-2007 17:56

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Hz. wikipedia da açılım şu şekildedir.

"İnanç, kelime anlamıyla, bir düşünceye gönülden bağlı bulunmak demektir. Ayrıca inanılan şey, görüş, öğretidir. Din bilimde, Tanrı'ya, bir dine inanma, iman, itikattir.
Yani bir düşünceye, bir kişiye, soyut bir kavrama (örneğin tanrı) gönülden bağlanma durumudur. Bu bağlılık, bağlanılan şeyin bizzat var olup olamasına veya ahlaken doğruluğuna yönelik olabilir. Ama her halûkârada, özünde "sevgi" "korku" gibi bir duygu bulunmaktadır. Hatta bazen bir tür sevgi-nefret ilişkisi olarak da tanımlanabilinir, inanan ile inanç konusu arasındaki ilişkidir.
İnanç, akıl ve mantık yürütme sonunda varılan bir çıkarıma değil, genellikle; korku, umut gibi insani hasletlerin ortaya çıkardığı "ihtiyaca" dayanır."

"Bilgi, insanın varlığı tanıma ve anlama isteği sonucu ortaya çıkan, düşünen özne ile nesne arasındaki ilişkidir. Özne; bilgiye yönelen, bilen insandır. Nesne; bilgiye konu olan, bilinen somut veya soyut tüm varlıklardır. İnsan başka bir varlığı düşündüğünde özne, başkası tarafından düşünüldüğünde nesnedir. Ayrıca insan kendisini de nesne edinebilir, kendisi hakkında ortaya bilgi koyabilir.
Nesnenin bilgisine ulaşılırken insan zihninde bir süreç yaşanır. Bu sürece bilmek denir. İnsan zihninde bilginin oluşmasını sağlayan, özne ile nesne arasındaki ilişkiyi kuran bağlara bilgi aktı denir. Algılama, düşünme, ayrıştırma, kavrama vb. bilgi aktına örnektirler."

Şimdi gelelim kendi düşüncemize;
Hiçbir zaman için bilmek ile inanmak kavramları birbirine rakip değildir.
Bilmek kavramının içini bilgi doldurur, inanç kavramının içini ise iman.

Vermiş olduğunuz genellemeler eksiktir.
İman için verdiğiniz negatif yönlendirmeler, bilgi için de geçerlidir. Yanlış bilgi veya kirletilmiş bilgi konusunda 'GRİ PROPAGANDA' başlığı ile bir yazımız bulunmakta. Bu yazıya bir göz atabilirsiniz.

İnanç ve iman kişiseldir.
Bilmek ve bilgi ise genel.
Bir yaratıcıya iman eden bin kişinin, bin ayrı imanı vardır. Bu da gayet doğaldır. Nihayetinde soyut bir kavramdan bahsedilmektedir. Ancak
Bir olayın bilgisi ve bu bilginin bilinmesi konusunda bin kişi varsa bile bildikleri bir şey var demektir. O da somut olan bilginin varlığıdır.

İnsan; beyninden bahsederken, bilimden ve bilgiden bahsederiz.
İnsan; kalbinden, duygularından bahsederken, inançtan ve imandan.

İnanç ve iman, sadece din ile ilgili bir kavram da değildir aslında.
Esas kaynağı psikoloji literatürüdür.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

D.E 13-08-2007 18:09

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Bu konu hakkında uzunca bir yazı yazmıştım daha önce bu siteye, bari burayada copy paste yapam :)

Bazı arkadaşlarımın bu iki kavramı çok kere karıştırdığına bizzat şahit oldum. Karıştırmayanların cevap yazması gereksiz. Baktığım kadarıyla henüz benzer bir yazı yazılmamış. Gözden kaçırmadığımı umarak yazma ihtiyacı hissettiğim bir yazıyı yazıyorum...


*Bilmek, inanmak..

*Zamanımızda beraber kullanılan bir kavram olmaya başladı. Ancak bana göre bu iki kavram arasında kanıtlardan ziyade bir anlaşmazlık var.

*En ufak örnek olarak ben size yazıyı yazarken bir yandanda elimde bir anahtar tuttuğumu söyleyebilirim. Siz elimde anahtar tuttuğumu bilmezsiniz. Ancak inanabilirsiniz...

*Veya gelip görebilirsiniz, hatta anahtara dokunup hissedebilirsiniz. Bu zaman ise orada bir anahtar olduğuna inanma gereği duymazsınız. O zaten oradadır. Biliyorsunuzdur yani..

*Kısaca inanırken bilmek veya bilirken inanmak olamaz. Az öncede anlattığım gibi. Saçmadır..

*Bu işe pekala yüzde ile de bakabiliriz;

*Örneğin bu yüzde var olan somut ve geçerli kanıtlar %100 olarak betimlenebilirse -örneğin yerçekimi kanunu somut bir kanıtımız var değil mi onun hakkında?- onun olduğunu biliriz. Ama ona inanamayız. Herhalde aramızda yerçekimi kanununa inanıyorum diyen birisi yoktur. Eh inanmayanda olmadığına göre onu biliyoruz değil mi?

*Bu yüzde %100den küçükse o zaman onu bilemeyiz ancak inanabiliriz. Bu yüzde %70 %80 %90 civarlarındaysa yüksek olasılık doğrudur -kesin değil-

*Bu yüzde %60tan küçükse o zaman onun olmama ihtimali daha yüksektir. Yani somut örnekler azdır. Ama bu olamayacağı anlamına gelmez yinede ötekilerdense bir kenara bırakılabilir. Ancak bazıları yinede bunlara inanırlar buna 'körü körüne inanmak' deriz.

*Zaten burasıda ateizm ile agnostizm'in kesiştiği noktadır. Ateistler sadece %100 veya %90 lık kesimle ilgilenirken ötekilere gereken somut kanıt bulunmadıkça reddederken, agnostikler bütün hepsine şüpheci gözle bakmaya özen gösterirler.

*Ve ne yazık ki zamanımızın bilimide tamda olması gereken gibi yapıp biraz daha ateist bir tutum içindedir. Yani yüksek olasılık olmayanları bir kenara bırakmaktadır.-yok kabul edilmektedir-

*Pekala bu kadar % ile uğraştıktan sonra biz bu %'leri nasıl belirleyeceğiz?
* * Elbette etrafımızdaki nesneleri nasıl belirleyebiliyorsak. yani 5 duyu organımızında bu işin içinde rol oynadığı bir deneme ile. Aksine psikolojiyi etkileyen veya bilinmeyenden yola çıkarak kendine kanıt aramak ise bilim için sadece saçmalıktır, kaale bile alınmaz.

*Peki öyleyse duyguları göremiyoruz onları nasıl kanıtlıyoruz?
* *Psikoloji etraftaki etkenlere bağlı olan bir bilim dalıdır. Ancak yinede biraz daha zorlayıcıdır. Her zaman bir birini tutmaz. Ancak psikolojide çeşitli şekilde deneme yanılma- yani gözlem- ile elde edilen bir bilimdir. Yani ne kadar duyguda olsa bir gözleme ihtiyaç duyulur.

Peki öyleyse bilim neden ötekileri bir kenara bırakıyor yani onlarında doğru olma ihtimali var. *
* *Çünkü varolduğunu kanıtlamak yok olduğunu kanıtlamaktan epey bir kolaydır. Yani burada ben kafamdan bir şey belirleyip -peri gibi- size onun var olduğunu söylesem ve dünyadaki bilinmeyen olayların hepsini ona bağlasam - bir bakıma dinlerin bağlandığı gibi- siz bana inanmazsınız ancak bunun olmadığını kanıtlamak için her taşı kaldırıp altında peri var mı diye bakmanız gerekmektedir, ki bu da saçmadır değil mi?

*Şimdi -karıştıran- müslüman arkadaşlarım biliyor musunuz ? İnanıyor musunuz ? Bence size bu soruya verilecek cevabınız doğrultusunda cevap verilmeli.

*Bu yazıdakiler sadece benim düşüncelerimdir bir yerden alıntı değil. Yani her türlü eleştiriyede açık..

*Saygılarımla...


*http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=6365

*buradanda bakabilirsiniz

*Saygılarımla..

NedimYilmaz 13-08-2007 23:37

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
"İnanmak değil, Bilmek istiyorum"

Sözü Ünlü Bilim Adamı Carl Sagan'a aittir.

flzf 14-08-2007 15:26

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
yorumlar için teşekkür ederim aslında D.E nin yaklaşımında başlamıştım konuya ama bu şekilde yazdım çünkü inanmak eyleminde doğruluk payı göz önünde bulundurulmuyor o zaten otomatikmen içinde var bilen insan doğruluk yanlışlık olasılıklarını hesaplıyor neden arasıra inanan insanların başarılı olacağı düşüncesi doğrulanıyor derseniz sadece tesadüf mesela

bir yarışçı yarışı kazanacağına inanıyor bilen insan için ilk ihtimal %50 dir bu inanan insan içinde geçerli kaybettiğinde kendini kandırmış oluyor kazandığındada kendini kandırmış oluyor çünkü inandığı için değil yarışı kazanabileceği %50 ihtimal daha vardı sallayıp tutturmuş oluyor tekrarlanan başka bir deneyde tekrar yarışı kesin kazanacağı söylenemez

bilen insan kendi performansını hazırlığını diğer yarışçıları hesaplayarak bu yarış büyük ihtimal mesela%75 şu şekilde olur diyebilir ve ona göre hazırlığını mücadelesini verir işte o insan bilmek için çabalayan insandır gelecek yarışlardada bu hesabın olma olasılı epey bir artıyor

D.E 16-08-2007 12:42

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Sevgili flzf

*Bahsetmek istediğim;

*Orada yarışçı arkadaş rakiplerinin hepsine baksa tüm rakiplerininde iyi koşamadığını bilse.

*Bu yarışı %100 kazanırım diyebilir Yani kazanacağını bilebilir.

*Ancak %75 gibi bir olasılıkta dahi kazanacağını bilemez. Yani ben kesin kazanırım diyemez değil mi?

*O zaman işte ben kazanacağım der yani inanır. Kendisinin bunu yapabileceğine kendisini inandırır. Belkide kendi kendisini kandırır.

*Bir insanın kendisine inanması yarışlarda ona çok büyük bir fayda sağlar. Performansı ciddi ölçüde artar.

*Belki bu kazanmasına yardımcı olabilir. Ancak şayet kazanamazsa ama ben inanmıştım demez değil mi ?

*Sonuçta kazanmama olasılığıda var. Ama %100 de der. Çünkü onu biliyor %100 kazanacak.


*Bizim müslümanlar ise şunu karıştırırlar. *

*Ben inanıyorum derler.

*ardından %100 inanıyorum derler.

*Kesin doğru, doğru yol, mutlak değişmez, falan filan saçmalarlar.

*Ki daha önce 10 kere üstünden geçtiğim gibi %100 inanmak saçma bir kavram.


*Saygılarımla...

flzf 16-08-2007 20:34

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
evet aynı şeyleri düşünüyoruz sevgili D.E bak ben bu konuda benim söylediğim inanmaktan ayrı olarak ihtimali bilmek var yani inanmak hiçbir zaman bilmek veya türevleri değildir.

aydoe 14-03-2008 01:46

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Bende bunlar olmadığına göre demek ki insanlık mertebesine yüselmişim.
Sağol Evrensel-insan teşekür ederim
saygılar

imhotep 14-03-2008 02:30

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
D.E'nin duyguların nesnelliği konusuna (ya da psikolojinin bilimselliği) ben şöyle bir açılım getirmek istiyorum;

Duygular, beynimizdeki ufak elektriksel sinyaller sonucu oluşur. O yüzden kendisi soyut bir kavram olsa da maddeye bağlıdır. Dinciler bu argümanı kullanmayı çok sevdikleri için bir deyineyim istedim.

Saygılar

katre_07 31-10-2008 20:09

ınsan bılır bıldığını bılır bıldıklerını bılır bıldıkçe bılır bıldıklerınce bıldıklerını bılgılerını bılır bıldığini bılgisiyle bılır..

ve sonra ınanır..

burası en uç noktadır ve gerçek mu mın bılmeden asla ınanmaz..

yanı ınanmak bınbır bılmekten geçer..bın bırı bıldıkten sonra ıstesende ıstemesen de artık ınanırsın.

kutlu olsun sana.

Soda 17-03-2009 17:02

Bir inanca, Tanrıya, ülküye vb.. sahiplenmek ile paraya makama, mevkiye, sahiplenmek arasında bir fark yoktur.
Hepsinde sahiplenme güdüsü bir EGO davranışı olarak ortaya çıkar.

Şu küçük kızın hikayesinde olduğu gibi:

Küçük kız babannesinin evinde uykusu gelmiş ve babannesi onu odaya götürüp yatağına yatırmış. Küçük kız babannesine:

--Babanne, ışıkları kapatma, olur mu? demiş.

Babannesi:

--- Kızım, sen annenin evinde karanlıkta yatmıyor muydun? Neden orada korkmuyorsun karanlıktan da burada korkuyorsun, diye sormuş.

Küçük kız:

--Evet ama o benim karanlığımdı, diye cevap vermiş.


Karanlık bile bize ait olduğu zaman korku vermez bize.

Önemlidir "sahiplenme" duygusu.

İnanmak çoğu zaman kişinin kendisini güvende hissettiği bir alan yaratır.
Bence "inanç" bu anlamda piskolojik terapilerde kullanılacak bir enstrüman gibidir.
Din adamları bir ölçüde terapist gibidirler. Onlar insanlara huzur verebilirler.
Karmaşa, kaos, tehlike insanı zorlar buna. Kendi yumurtasından çıktığına pişman olan civciv gibi tekrar yumurtasına girmek ister insan.

Kendisine sanal bir yumurta çizer ve girer içine.

Huzur gelmiştir artık. Tutunacak bir dal bulmuştur.

Hiçbirimiz muaf değiliz bundan. "Benim inancım yok" diyenlerin çok daha güçlü inançları var. Onların inançları sadece şekil değiştirmiş. Kimisi özgürlüğü inanç yapar kimisi hakkı hukuku kimisi bağımsızlığı kimisi inanmamayı.

Sonuçta bunların hepsi birer EGO oyunu olmaktan öteye gidemez.

Şişenin içine bir kaz yavrusu koyduk.
Kaz yavrusu şişede büyümeye başladı.
Kazı öldürmeden ve şişeyi kırmadan kazı dışarı nasıl çıkartacağız?

godisdead 20-07-2009 21:40

İnsanlar bildiği şeylere karşı birşey söyleyene sadece gülüp geçerken inandığı şeylere laf edenlere kin ve nefretle bakıyorlar. Mesela matematiksel gerçekleri hepimiz biliyoruz. Kaçımız 2+2 diyene kin besleriz ki? Fakat İslam'a laf edene veya milliyetimize ırkımıza laf edenlere kin besler insanlar. İşte bunu kırdığımız takdirde gelişecek zihniyetimiz. Bildiklerimiz zaten eleştirilemez; inandıklarımızı da eleştirmeyin diyerek bir yere varılamaz. Ortaçağın dogmatik zihniyetlerinden kurtulmak ancak bunu aşmakla mümkündür.


Saygılar

malul 19-08-2009 09:41

İNANMAK GENELLİKLE İNSANLARI KANDIRMAK MAKSATLI DELİL İSPAT GÖSTERMEDEN BİR OLAYIN EYLEMİN AÇIKLAMANIN DOĞRULUĞUNA KANAAT GETİRMELERİNİ İSTEMEKTİR
Bu tanım bilimsel mi şimdi? Tanım, tanıtan gibi bir analma gelir, tanımak ~ bilmek. Bu tanım bilgi mi içeriyor sizce inanç mı?

Bu konunun neden sabit yapıldığını da anlamış değilim ama benim anlmaam için yapılmıyor herşey bunun da farkındayım. :)

Bilgi %100 doğru inanç %100 asla olamaz gibi bir teori ortaya atılmış.
Ufak bir not: Yaşlarınız kaç bilmem ama ben içinde "Maddenin en küçük yapıtaşı atomdur." yazan fen ve fizik kitaplarını görecek yaşa sahibim.

İman %100 olmaz demek de bilgi değildir. İman ölçere sahip değil kimse. Bir çocuğa sorsak (hatta çocuğa sormanıza da gerek yok ama onların arasından istisna çıkma oranı çok daha azdır) anneni seviyor musun diye. Bize "kesinlikle evet" cevabını verdiğinde aklından "yaa aslında beni sevmiyor da olabilir" diye bir düşünce geçmeyecek milyarlarca insan gelip geçti yeryüzünden.

İman, görelidir. Adı üstünde iman. İnanırsan vardır inanamazsan yok. E hal böyle olunca inanamayan ya da şüphe duyan biri için tabii ki iman %100 olmaz, olamaz.

Ayrıca, bilimsel olamayan birşeyi bilimle (istatistik) nasıl değerlendirebilirisiniz ki? Bu bilimsel mi sizce? "Gerçek olma ihtimali şu kadar olduğu için kişi vs. vs...." o ihtimaller de senin inacın değil mi? ve eğer iman etmiş bir kişinin yanılmadığına %1 de olsa ihtimal veriyorsan bu senin Tanrı'nın var olmadığını bilmediğini sadece buna inandığını göstermez mi? %0 diyebiliyorsan o zaman biliyorsun demektir.
Dolayısıyla %100 iman eden olmuyor iddiasına karşılık %100 reddeden de yoktur denilebilir.

Din de sizin yaptığınız ayrımı yapıyor. İbrahim Peygamber iman etmiş bir adamdı ama mutmain olmak istedi ve Allah ona bir kanıt gösterdi. Yalnız aslına bakarsanız o da Allah'ın varlığına %100 kanıt olmayabilir inanmayan biri için. Kuşları herhangi bir oyunla birleştirmiş de olabilir herhangi bir mahluk. Dolayısı ile din sizin anladığınız anlamda bir Tanrı bilgisinin varlığından bahsetmiyor benim bildiğim kadarıyla. Peygamber de kendisine vahyedilen sözlerin Allah'tan geldiğini bilmiyor iman ediyordu o anlamda. Ancak %100 ya da benim tabirimle şüphesiz bir imandı onunki.

Ben de Allah'ın varlığına %100 iman edenlerden olduğumu iddia ediyorum. Hiç şüphem yok onun varlığından. İman bu bilim değil ;) Bu ayrıma şiddetle vurgu yapanların yine aynı iki kavramı birbirine karıştırması da ne garip.

...

matillda 14-09-2009 00:45


"simdi hafifim, simdi ucuyorum, simdi kendimi kendi altimda goruyorum, simdi bir tanri dansedip geciyor icimden''
nietzsche

esron 22-09-2009 19:46

İnanmak, fazla sabit görünse de, içinde daima şüphe taşıyan bir kavramdır ve daima karşınızdaki bir insana, şeye, vs, bir olguya bağımlıdır...

Bilmek sizinle ilgilidir...

Dolayısıyla, inanan insanın sonradan çıkıp "kandırıldım" deme ihtimali vardır, bilen insan için böyle bir ihtimal yoktur, sorumluluk o insana aittir...

Sorumluluğu sevmeyen insan da, bilmekten uzak duracaktır...

Sesli 15-04-2012 15:28

Bilen inanmaz, inanan bilmez.
 
Dostlar,

Bilgi başka, bilmek ve inanmaksa daha başkadır. Her bilgi gerçek olmayabilir. Masallar da bilgidir. Ancak gerçek değildir. Felsefede dahi bu konu açıklığa kavuşturulmamıştır.
felsefede bilgi denilince kanıtlanmış inançtan söz edilir. Halbuki her bilgi gerçeğe uymak zorunda değildir. Bütün mitler bilgidir. Ancak gerçeklikleri kanıtlanmış da değildir.

Neyse, ben de kendi görüşlerimi burada sunmaktan büyük bir zevk duymaktayım. Bana göre, bilen inanmaz, inanan bilmez... Bu her konuda doğru bir önermedir. İnsan ismini bilir, bu ismine inanması söz konusu olamaz. Ancak eğer bir şekilde bilinç kaybına uğrar da daha sonra, o kşiye senin ismin budur derlerse, o da artık kendine ait olduğu söylenen bu isme inanmak zorunda kalabilir. Çünkü ismini bilmemektedir.

Bu nedenle okullarda deneylere büyük değer verilmektedir. Biliyorum dediğimiz bir konuda deney yapabilmekteysek ve onu gerçekten o şekilde gözlemliyorsak ancak o zaman biliyoruz diyebiliriz.

İnandığımız konular bilmediğimiz konulardır. İşte bu mana açıklıklarından istifade eden kendinden elçiler,insanları kolaylıkla kendi sözlerinin tanrı sözü olduğuna inandırmışlardır.

Sevecenlikle kalın,

Sami Dede 19-10-2012 14:54

Bu konunun birbirine karışması çokta anormal sayılmaz, Ben Big Bang'i, Kuantum Fiziğini, Görecelik Formulünü daha bir çok şeyi bilmiyorum Ama inanıyorum ki doğru ve gerçekler...

Bu tartışma bana CENK KORAY'ın bir sözünü hatırlattı. Kendisi TANRI olgusu için demişti ki, " Var olduğuna inanmıyorum, Ben Var olduğunu BİLİYORUM "...

Sevgiyle..

Ahlaksız 04-09-2013 15:12

Tanrı'ya inanıyorum diyen birisi,Tanrı hakkında zerre bilgi sahibi değildir..Bu bilgisizliği yüzünden Tanrı'ya inanmaktadır..
Tabi bu söylemimden Tanrı vardır sonucu çıkmasın..Tanrı'nın insanlar tarafından uydurulmuş bir kavram olduğunu bilen birisi,Tanrı'ya inanmaz..

Tanrı'nın olmadığını biliyorum diyen birisi,Tanrı hakkında bilgi sahibi olmuş birisidir ve bu kişinin Tanrı'ya inanmasına gerek yoktur..

Kişi bilmediği için inanır..

Ben Allah hakkında hiç birşey bilmiyorken,Allah'a inanıyordum ama şimdi Allah hakkında makale yazacak konumdayım ve Allah'a inanmıyorum..Çünkü Allah'ın Arap mitolojik karakterlerinden biri olduğunu çok iyi biliyorum..

Felâsife 23-01-2014 11:10

Bilgi acı verir.
Öğrenilen her bilgi ile insanın yalnızlığı biraz daha artar, zira bilgi bedelsiz olmaz.
O bedelde huzurunuzdan her bilgi ile bir parçanızı alır götürür ki geriye pek bir huzur kalmaz.
Bilgili insan mutlu olmaz lakin o acı ile yaşamayı öğrenir, acının içinden kendine bir yol bulur.
Bilgili insan en acı dolu insandırda diyebiliriz, neticede bilgi = acı demektir, buda böyle bir şekilde yaşamdır.

evrensel-insan 24-01-2014 04:14

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 510882)
Bilgi acı verir.
Öğrenilen her bilgi ile insanın yalnızlığı biraz daha artar, zira bilgi bedelsiz olmaz.
O bedelde huzurunuzdan her bilgi ile bir parçanızı alır götürür ki geriye pek bir huzur kalmaz.
Bilgili insan mutlu olmaz lakin o acı ile yaşamayı öğrenir, acının içinden kendine bir yol bulur.
Bilgili insan en acı dolu insandırda diyebiliriz, neticede bilgi = acı demektir, buda böyle bir şekilde yaşamdır.

Bilginin en guzel tarafi da budur. Cunku bilgi bilindikce beyin isler calkisir ve dusunur kisi kendini kendi kisilik ve kimligini farketmeye builmaya algilamaya baslar.

Bu tamamen kisi adina yepyeni bir dunya algi bilinc ve farkindaliktir.

Iste bilginin bilmenin bilisselligi su atasozunde kendini bulur "bilmeye doyum olmaz"

Zaten bilmeye karsi gelenler, doymustur. Ustelik kendilerine ters gelen bilgi de migdelerini bulandirmaya ve hatta kusturmaya yeter.

Yıldıztozu 24-10-2014 22:13

Tanrının varlığı bilinemez. Agnostisizim dışında seçeneğimiz yok zaten.
Tabi agnostik olduktan sonra mantıklı olanı seçmek gerekir.
Tanrının var olma olasılığını ve var olmama olasılığını hesaplayarak uygun olanı seçmek gerekir.

Yıldıztozu 12-12-2014 23:26

Bilmek iki türlü mümkündür.
Birincisi deney ve gözlemlerle net bir şekilde bilinebilen şeyler.
İkincisi deney ve gözlem olmadığı halde daha iyi bir alternatifi olmadığı için en iyi açıklama olarak kabul edilen ve bilinebilirliğine dair işaretler bulunan şeyler.
Örneğin; ortak atadan geldiğimizi bilmemiz doğrudan deney ve gözlemlere dayanmaz.Ama bilinebilirliğine dair güvenilir işaretler vardır.En iyi açıklama o olduğu için kabul edilir.
Benzer şekilde tanrının varlığı da bu şekilde bilinebilirdir.İşaretlerle ve alternatifsizlikle.

evrensel-insan 12-12-2014 23:36

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 529111)
Tanrının varlığı bilinemez. Agnostisizim dışında seçeneğimiz yok zaten.
Tabi agnostik olduktan sonra mantıklı olanı seçmek gerekir.
Tanrının var olma olasılığını ve var olmama olasılığını hesaplayarak uygun olanı seçmek gerekir.

Tanrinin var olma olasaligini, hangi gozlem ya da deneye gore belirliyeceksin?

Ortada fonksiyonu olan ve gozlem veren bir fenomen mi var?

AerA 12-12-2014 23:37

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 534148)
Bilmek iki türlü mümkündür.
Birincisi deney ve gözlemlerle net bir şekilde bilinebilen şeyler.
İkincisi deney ve gözlem olmadığı halde daha iyi bir alternatifi olmadığı için en iyi açıklama olarak kabul edilen ve bilinebilirliğine dair işaretler bulunan şeyler.
Örneğin; ortak atadan geldiğimizi bilmemiz doğrudan deney ve gözlemlere dayanmaz.Ama bilinebilirliğine dair güvenilir işaretler vardır.En iyi açıklama o olduğu için kabul edilir.
Benzer şekilde tanrının varlığı da bu şekilde bilinebilirdir.İşaretlerle ve alternatifsizlikle.

Tanrının var olduğuna dair ne gibi işaretler var?
Alternatif derken, her tanrının an az bin alternatifi var biliyorsun değil mi?

Ortak atadan geldiğin doğrudan deney ve gözlemlere dayanıyor. Mitokondrial DNA diye bir şey keşfettiler. Kurt ile köpek, insan ile maymun aynı mitokondrial DNA ya sahip. Sen bilmiyorsan, kendince alternatifler üretme.

Alternatif olmadığı için bir şeye inanmak, bilmek değildir zaten.

evrensel-insan 12-12-2014 23:38

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 534148)
Bilmek iki türlü mümkündür.
Birincisi deney ve gözlemlerle net bir şekilde bilinebilen şeyler.
İkincisi deney ve gözlem olmadığı halde daha iyi bir alternatifi olmadığı için en iyi açıklama olarak kabul edilen ve bilinebilirliğine dair işaretler bulunan şeyler.
Örneğin; ortak atadan geldiğimizi bilmemiz doğrudan deney ve gözlemlere dayanmaz.Ama bilinebilirliğine dair güvenilir işaretler vardır.En iyi açıklama o olduğu için kabul edilir.
Benzer şekilde tanrının varlığı da bu şekilde bilinebilirdir.İşaretlerle ve alternatifsizlikle.

Tanrinin varligi ile bilinebilirligi bilimsel olarak ancak gozlemi alinan bir varlik ile mumkundur.

Boyle bir gozlem olmadigindan da, varligi da bilimsel olarak gecersizdir.

Tabi ki istersen ozel ya da genel tanri ile ilgili olan sosyal bilgiyi okur ogrenir ve bilebilirsin.

Yıldıztozu 13-12-2014 11:03

Alıntı:

AerA´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 534153)
Tanrının var olduğuna dair ne gibi işaretler var?
Alternatif derken, her tanrının an az bin alternatifi var biliyorsun değil mi?

Ortak atadan geldiğin doğrudan deney ve gözlemlere dayanıyor. Mitokondrial DNA diye bir şey keşfettiler. Kurt ile köpek, insan ile maymun aynı mitokondrial DNA ya sahip. Sen bilmiyorsan, kendince alternatifler üretme.

Alternatif olmadığı için bir şeye inanmak, bilmek değildir zaten.

Ortak atadan geldiğimizi doğrudan gözlemlemedik.Aramızdaki benzerlikler bizi ortak ataya götürüyor.Bu çıkarımı kendimiz yapıyoruz.Mantıklı bir çıkarım.

Tanrının işaretleri nelerdir.Ben buna bir bütün olarak bakıyorum.Herşeyi birleştirdiğinde tanrıyla uyumlu hale geliyor.
Yine de tanrıya yönlendiren birkaç işaret verebilirim.

Şu 4 soru bizi tanrıya yönlendiriyor ve daha iyi açıklamalara sahip değiller.
1- Özgür irademizin kaynağı nedir
2-Doğuştan gelen ahlakın kaynağı nedir
3-Fizik yasalarının kaynağı nedir
4-Evren ezeli değilse ezeli olan nedir

Tabi bunlar işaretlerin tamamı değil.Yüzeysel sorular sadece.Açıklamalarına girmedim

evrensel-insan 13-12-2014 16:15

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 534204)
Ortak atadan geldiğimizi doğrudan gözlemlemedik.Aramızdaki benzerlikler bizi ortak ataya götürüyor.Bu çıkarımı kendimiz yapıyoruz.Mantıklı bir çıkarım.

Tanrının işaretleri nelerdir.Ben buna bir bütün olarak bakıyorum.Herşeyi birleştirdiğinde tanrıyla uyumlu hale geliyor.
Yine de tanrıya yönlendiren birkaç işaret verebilirim.

Şu 4 soru bizi tanrıya yönlendiriyor ve daha iyi açıklamalara sahip değiller.
1- Özgür irademizin kaynağı nedir
2-Doğuştan gelen ahlakın kaynağı nedir
3-Fizik yasalarının kaynağı nedir
4-Evren ezeli değilse ezeli olan nedir

Tabi bunlar işaretlerin tamamı değil.Yüzeysel sorular sadece.Açıklamalarına girmedim

Sorulari sirasi ileyanitlayalim.

1- Serbest irademizin kaynagi, beynimizin zihinsel soyutlama ve soyut degerlendirme ve degerleme yetisidir. Bu bize secim ve karar olanagi tanir. Bu secim ve karar olanaginda da her bir beynin alacagi karar ve secimi farklidir.

Yani burada bir "secen ve karar veren" ozne/kim vardir.

2- Ahlak dogustan gelmez. Cunku hic bir insanoglunun dogani soyut deger ile dogmaz, sadece soyutlama soyut deger verme yetisi ile dogar. Soyut her turlu degeri yasam ve iliskisinden alir. Ahlakin her turlu degeri soyut degerdir. Bunu somuta tasiyan insanoglunun fenomenal yapisidir. Zaten ahlaki degerler de boyle gozlem verir.

3- Fizik yasalarinin kaynagi fiziksel yapi, ve bu yapinin gozlemini algilayan ve bunu soyutlayarak kavramsal bilgiye donusturen, insanogludur. Insanoglu gozlemi ve algisi ile fiziksel bir yapinin fonksiyonunu algilar gozlemler ve dile getirir. Bu diler getirdigi olan yasalar, insanoglunun soyutlamasi ve soyut degerleridir. Iste bu teori temelli degerler, deneye tabi tutulur, gozlemi alinir ve olgu haline gelerek tartismasiz gecerli kilinir. Taki baska bir deney ya da gozlem ile yanlislanabilene kadar

4-Evren ezeli de ebedi de degildir. Insanogluna gozlem verdigi surece daimidir. Ezelilik ve ebedilik gozlemi olmayan akilci bir cikarimdir.

Daimilikte zaman yoktur, sadece gozlem ile daimilik kesintiye ugrayabilir, ya da tamamen kaybolabilir.

Yani insanoglu kendisi dahil insanogluna gozlem veren her bir fenomen daimidir, taki gozlemi alinamayincaya kadar.

Yani burada bir ezeli ebedi akilciliginin mutlakligi kesinligi yoktur.

Yıldıztozu 13-12-2014 17:23

Alıntı:

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 534217)
Sorulari sirasi ileyanitlayalim.

1- Serbest irademizin kaynagi, beynimizin zihinsel soyutlama ve soyut degerlendirme ve degerleme yetisidir. Bu bize secim ve karar olanagi tanir. Bu secim ve karar olanaginda da her bir beynin alacagi karar ve secimi farklidir.

Yani burada bir "secen ve karar veren" ozne/kim vardir.

2- Ahlak dogustan gelmez. Cunku hic bir insanoglunun dogani soyut deger ile dogmaz, sadece soyutlama soyut deger verme yetisi ile dogar. Soyut her turlu degeri yasam ve iliskisinden alir. Ahlakin her turlu degeri soyut degerdir. Bunu somuta tasiyan insanoglunun fenomenal yapisidir. Zaten ahlaki degerler de boyle gozlem verir.

3- Fizik yasalarinin kaynagi fiziksel yapi, ve bu yapinin gozlemini algilayan ve bunu soyutlayarak kavramsal bilgiye donusturen, insanogludur. Insanoglu gozlemi ve algisi ile fiziksel bir yapinin fonksiyonunu algilar gozlemler ve dile getirir. Bu diler getirdigi olan yasalar, insanoglunun soyutlamasi ve soyut degerleridir. Iste bu teori temelli degerler, deneye tabi tutulur, gozlemi alinir ve olgu haline gelerek tartismasiz gecerli kilinir. Taki baska bir deney ya da gozlem ile yanlislanabilene kadar

4-Evren ezeli de ebedi de degildir. Insanogluna gozlem verdigi surece daimidir. Ezelilik ve ebedilik gozlemi olmayan akilci bir cikarimdir.

Daimilikte zaman yoktur, sadece gozlem ile daimilik kesintiye ugrayabilir, ya da tamamen kaybolabilir.

Yani insanoglu kendisi dahil insanogluna gozlem veren her bir fenomen daimidir, taki gozlemi alinamayincaya kadar.

Yani burada bir ezeli ebedi akilciliginin mutlakligi kesinligi yoktur.

Fizik yasaları tek başına yaratma özelliğine sahip midir?
Evreni yaratan şey sadece fizik yasaları mıdır?
Fizik yasalarının bilinci ve amacı var mıdır?
Fizik yasaları hep var mıydı? yoksa bigbang ile mi başladılar.
Fizik yasaları var olmak zorunda mı? Hiç yasa olmasaydı, hiçbir şey oluşamasaydı.Neden var bu yasalar? Kütleçekimi neden var sence

evrensel-insan 13-12-2014 17:29

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 534225)
Fizik yasaları tek başına yaratma özelliğine sahip midir?
Evreni yaratan şey sadece fizik yasaları mıdır?
Fizik yasalarının bilinci ve amacı var mıdır?
Fizik yasaları hep var mıydı? yoksa bigbang ile mi başladılar.
Fizik yasaları var olmak zorunda mı? Hiç yasa olmasaydı, hiçbir şey oluşamasaydı.Neden var bu yasalar? Kütleçekimi neden var sence

Sirasiyla;

Hayir.

Evren yaratilmamistir.

Yoktur

Insanoglunun ortaya koymasi ile dile getirildi. Suresinin de zamanini veren insanogludur.

Yasalar sadece insanogluinun bir seyi dile getiriminin matematiksel/mantiksal bilgisidir.

Kutlecekiminin varliginin nedeni insanoglunun aciklamasidir, nasil islredigi ise bilimin aciklamasidir.

Ya da soyle aciklayayim. Insanoglu gozlemini algiladigi seye "kutlecekimi" demis ve bunun ne oldugunu aciklamistir.

Onemli olan varliginin nedeni degil, varliginin ne ise yaradigidir.

Yıldıztozu 02-01-2015 23:42

Her şey önce inançla başlar.
Daha sonra yeterli kanıtlar bulunur
Ve sonunda bilinmiş olur.

Bilimsel bir teori ortaya atıldığında da inançla başlar, yeterli kanıtlarla bilinir ve gerçek olur.

Tanrının varlığı ise inançla başlar ama hep inançla kalır..bazı deliller var olabilir ama bunlar bilinebilirlik seviyesinde değildir.

Felâsife 03-01-2015 03:18

Alıntı:

zfr87´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 535719)
Her şey önce inançla başlar.
Daha sonra yeterli kanıtlar bulunur
Ve sonunda bilinmiş olur.

Ya da bilinmemiş olur. :)
Daha doğrusu yeni kanıtlar o eski inancı çökertir.
Bilim dünyasında bunun bayağı bir örneği var gördüğümüz kadarıyla.

aris 27-07-2015 01:44

http://fitelson.org/proseminar/gettier.pdf

Olimpiyat 27-07-2015 01:50

2x2 nin 4 ettiğini insanlar biliyor mudur, inanıyor mudur?

Aleph 27-07-2015 18:13

Bu görsel olayı iyiymiş. Barlas'tan sonra ben de görsellere sardım.. :) ;)
http://quotefancy.com/media/wallpape...nt-to-know.jpg

world 27-07-2015 18:15

Alıntı:

Aleph´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558854)
Bu görsel olayı iyiymiş. Barlas'tan sonra ben de görsellere sardım.. :) ;)
http://quotefancy.com/media/wallpape...nt-to-know.jpg

Bu tartışmayı bitirir üstüne laf söylenmez Hz Sagan (r.a) ...

martin 18-05-2016 17:22

izlediğim bir filmden çok etkilendiğim bir sözü aktarmak istiyorum:görmek inanmak değildir. gerçek bunun tam tersidir. önce inan, sonra görürsün.,,
bence bazı bilgiler vardır insanın gelişimine ayak bağı olur,ve bazı inançlar vardır insanı olgunlaştırır,geliştirir ve hatta yüceltir.
ama bazı durumlarda da inanç çok tehlikeli hale gelebilir,ve insanı insanlıktan çıkarır(ışid gibi )

spartacus 19-05-2016 00:06

Gör, ama inanma zira gerçekte inanca yer yoktur, bilmediğini bilmezsin-bilme gitsin-, bildiğini bilirsin-iradenden bağımsız temellere dayanır-, inanmak bilmediğini bilmemekten veya neyi bilmek gerektiğini bilmemekten veya cehaletten(kelimenin tam anlamıyla bilgi sahibi olmamaktan) gelir, zandır-gereksiz şartlanmalardan beslenir :)

Bin yıllarca kimisi Zeus'a inanmış, kimisi ecüşler, bücüşlere inanmış, uyanıklarda çıkmış insanları ahmak yeine koymuş, korkularını, boş-gereksiz inançlarını yönetmiş, köle etmiş...

Açıkcası önce Zeus'a inanayım, sonra göreyim tezattır zaten, görsem inanmam(zan'a yer kalmaz), inanılıyorsa gerçeklik payesi zaten biçilemez.

Zeus dedi ki, herkes spartacus'a 1.000 TL yollasın, epsini ödüllendireceğim...

Nereden bilyirosun?

Zeus dedi.

Kime dedi
bana dedi...

Yarın deprem olur mu?

Aha inandım, geceyi sokakta geçireyim, cık olmadı, o zaman diğer gün, diğer gün, diğer günler olabilir, en iyisi ben hayatımı sokakta geçireyim...

İşte inancın faydası, bak şurada deprem oldu ve evi çökenler hayatını kaybetti, inansaydın ve evde kalmasaydın, ölmezdin...

Çok mantıklı zira, daha iyi bir ölüm teklifi sunuyor, mesela soğuktan donarak ölmek gibi...

İnanmak ve aldanmak, bir madalyonun iki yüzüdür, birisi olmadan, diğeri olmaz.

martin 19-05-2016 12:29

Sevgili Spartacus! Algıladığımız somut fenomenleri zaten tartışmıyoruz,bizim algı sınırlarımız içinde kalan herşey zaten bilgi kavramıyla nitelendirilir,ama algılayamadıklarımızı neyle nitelendireceğiz? mesela bir şizofreni hastası iki farklı algıya sahiptir,birinci algı normal herkesin ortak gerçeklik algısı ama ikincisi tamamen özel ve soyut ,işte bu algıya biz inanç diyoruz ama algılayan yani algının sahibi ona bilgi diyor,çünkü bizim algı sınırları dışında kalan onun algı sınırları içinde kalmıştır,bu da her insanın aynı algı haritasına sahip olmadığını bize gösterir,


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:36 .