![]() |
Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Muhammed'in Peygamberlikteki Asıl Amacı:
İslam peygamberi Muhammed'in Kureyş putperestliğini yıkıp yeni bir din ve devlet kurmasıyla başarıya ulaştığı düşünülür. Gerçekten öyle midir? Kurduğu din, kısa sürede Arap Yarımadasını kaplamış, daha sonrada dünyadaki en büyük dinlerden biri olmuştur. Bu anlamda başarılı olduğu söylenebilir. Ama acaba Muhammed yola çıkarken hedeflediği bu muydu? Yoksa daha büyük ideal peşinde miydi de bunu gerçekleştirememişti? Ya da bu kadarını kendi dahi tahmin edemiyor muydu acaba? Bu konuda elimizde bir iddiada bulunup bunu kanıtlayacak bir belge söz konusu değil. Ama gerek hayatından, gerekse ayetlerden ve hadislerden farklı çıkarımlar yaparak ya da sizde bıraktığı izlenimlerden dolayı bu konuda bir teori üretebilir misiniz? |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
o bir yetimdi sevilirdi ama acındığı için sevilirdi...gerçek bir sevgi *istedi...sevilme çabası onunda ummadığı bir başarı getirdi...aşırı sevildi. * bazen basit, ürkek ve sarsakça atılan bir adım tüm dünyayı değiştiren hareketin ilk adımı olabilir.
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Sodomo nickli arkadaşın cin okultizmi başlıklı 8 sayfalık bir yazısı var, *insan baştan sona dek okuyunca bazı fikirlere sahip olabiliyor.
Bence muhammedin islamı kısa sürede yayması ve bu kadar taraf toplamasının en büyük nedenlerinden birisi cinlerdir. Kendisinin cinlere inanması ve araplarında cinlere inanması muhammet için büyük bir şanstır. O zamanda var olan ve şuanda olmayan çöl hastalığı, muhammedi cindar yapmıştır. Cin okultizminden anlayacağımız gibi, muhammet ilk olarak şairlikle işe başlamıştır, daha sonra inandığı cin onun mertebesini yükseltip peygamberliğe soyunmasına sebeb olmuştur. Sonuç olarak, ne yazıkki kendiside bir tanrıdan vahiy aldığına inanıyordu,. Bir insan söylediği yalana inanmazsa başarılı olamaz, yoksa inanmadığı yalan bu kadar yayılmazdı. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Yola çıkarken bu işin bu kadar büyüyeceğini sandığını sanmıyorum :)
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
bazen insan kendini milyonlarca insan içinde bile milyarlarca kez yalnız hisseder böyle bir durumda ise kendi dünyasını yaratmak ister, ve bir zaman sonra o dünyada kendide yaşamaya başlar. Çoğu zaman fantastik bir dünyadır bu, cinler, periler, orglar, devler, her zaman kazanan iyiler ve çoğu zaman kaybeden kötüler ile dolu hayali bir dünya ve sonra yavaş yavaş başkalrı çıkar ortaya yaratılan o dünyayı yaratanı ile paylaşmak için. Ve paylaşırlarda hatta katkıları ile büyütürler o dünyayı, kendilerince kusursuz hale getirmeye çalışırlar. Ama ne olursa olsun tek gerçek o dünyanın hayali olduğu gerçeğidir.
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Bakıyorum saçmalamanın sınırlarını bayaaa zorluyorsunuz.
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Ben islam peygamberinin başkalarının ideali olarak yetiştirildiğine inanıyorum. Bunlar İS 325 yılında teslis inancı karşısında yenilgiye uğrayan hıristiyanlardır. Uzun süre direnmişler ve çıkışı yeni bir peygamber yaratmakta bulmuşlar gibi görünüyor ama Ömer'i hesaba katmamışlar ve sonunda bir zamanların seks filmleri furyasının "gelin görün bu Ömer.........." diye başlayan ünlü sloganı gerçekleşmiş.
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
bence olay eftenpüften yargılarla eleştrilecek bir olay değil... * :)
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Sn HarunKAHYA,
3-5 satırda özetlemeye çalıştığım yargı, okunan binlerce sayfanın, ziyaret edilen yüzlerce web sitesinin sağladığı bilgilerin bir komplocu mantığı ile değerlendirilmesi sonucu hasıl olmuştur, diğer yorumcu arkadaşların sonuca nasıl ulaştıklarını bilemem. Saygılarımla |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
sn.youef, samimi söylemem gerekirse, mini yazımı yazarken "bazılarını hariç" tutmuştum.Ama tek tek açıklamadım. * :D
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
merhaba dostlar ve dost olmayanlar
uzun denilecek bir aradan sonra sevgili pantenin actigi baslik dikkatimi cekti..akademik duzeyde ele alinacak bir konu...ilginc ve keyifli olacagini dusundum.. muhammedin gercek amaci, bence kurandaki ayetlerde gizli... orada muhammedin, kisiligini tespit etmek zor degil, sairligini, cinlere olan ilgisini, fakirlikten kurtulma girisimini, siyasal ve ekomik ihtiraslarini, edebi yonunu, mala, mulke, ganimet ve talana olan sevdasini, insanlari ganimet, huri ve cennetle yanina cekmeye calistigini, korkutarak dayatmalarini, gucsuzlere ve yalancilara ozgu olan yeminlerini, asklarini,sevgilerini, ve kadinlara olan duskunlugunu.. sabrini,sabirsizligini, genellikle insanlara karsi sevgisizligini, nefretlerini, kinlerini, tabiat, cografya, biyoloji bilgisi daha dogrusu bilgisizligini, baska din ve felseferi kendine ilham kaynagi yaptigini insan ticaretinin (kolelik ve cariyelik) bugun bile diger insanlara esin kaynagi oldugunu kurandaki ayetlerde bulmak olasi bunlara itiraz edecek arkadaslar varsa, forumlardaki gecmis konularda hepsinin tartisilip cevaplarinin verildigini gorecekler.. bence en onemli nokta kuranin muhammed icin hic bir anlam ifade etmedigidir... bir anlam ifade ediyor olsaydi, yuce allahindan vahiy olarak gelen bu kitabi sagliginda toplatmazmiydi? eger osman kurani toplatmasaydi bugun kuran diye bir kitap olurmuydu? bir ogut olmaktan ote kiymet-i harbiyesi olmayan orhun yazitlari, misir medeniyetinden kalma papirusler, sumerlerden kalan tabletler 3.000 yil evvelsinden gunumuze ulasirken, neden 1375 yil oncesine ait kuranin bir tek ayet gunumuze kadar ulasmamistir.. bir kisminin ceylan derilerine yazildigi iddia edilen ayetler bugun nerededir..? bozulmadan gunumuze gelen kuranin orijinali hangi muzede saklanmaktadir..? muhammedin KILI (sakalli serif) muhammedin yunu (hirka-i serif) gunumuze kadar ulasabiliyorsa neden kuranin ayetleri ulasmamistir..? muhammed icin kuranin onemini belirten emare nedir? bence ortaya cikan sonuc su... benden sonrasi tufan diyen bir muhammed!!! |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Sevgili istavrit,
Tekrar hoşgeldin o zaman.. İyi de dostum gelmen için illa isminin zikredilmesi mi gerekiyordu? :D Sevgiler... |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
muhammedin KILI (sakalı şerif) muhammedin yünü (hirka-i şerif) günümüzekadar ulaşabiliyorsa neden kuranın ayetleri ulaşmamiştir..? *İSTAVRİT
Sevgili istavrit, *''putlara'' daha çok *''saygı'' duyuluyor ve korunuyor. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Osman, sadece Konstantin'in takdiğini kullanarak ,anlatılan, '' Muhammedin hikayelerini'' toplayıp, bir din yaptı .Bence tıpkı İsa gibi Muhammed'de hiç var olmadı .Sümer'den Babil'den Asur'dan gelen efsanelerin, arap yarımadasındaki ,yankısı olan, hikayelerden bir din oluşturdu ve devlet olma yolunun, temelini bence böyle attı Tıpkı Konstanti^'in İsa hakkındaki tüm hikayeleri ,toplatıp ,derletip hırıstiyanlığı bir devlet eliyle ,yaymaya basladığı ,iznik konseyi gibi.
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Alıntı:
Gelelim istavrit kardeşimizin söylediklerine, tüm söylediklerine canı gönülden katılıyorum. Ama sanki söyledikleri bana bazı günümüzde yaşamış karakterleri simgeliyor gibi gelmedimi. Mesela Erol Taşı ın filimlerdeki rolü. Yada tecavüzcü coşkun, yoksa Nuri Aliço mu desem. Ali Şen in kurnazlıkları ve üçkağıtçılığıda var tabiki. Hiçmi iyi bir karaktere denk gelmiyor. Sevgili Pante muhammed günümüzde olsaydı yine aynı şartları uygulasaydı sence 1500 yıl sonra peşinden koşan milyarlarca insan olurmuydu. Sen yorulma ben cevap vereyim.. Hani bir hasan mezarcı olayı vardı. Farklı olurmuydu.. Kesinlikle hayır. Şimdi muhammedin asıl ideali neydi sorusunun aslında o kadarda önemli bir cevabı yok bu anlaşılıyor. Zaten muhammede göre böyle bir ideal yoktu. Çünkü bütün istekler ve emirler allahtan gelmişti. Yani iradesi dışındaydı. Buda sanki psikiyatrik yardım gerektirecek bir durumu andırıyor.. Haa idealizm tanımlamasını bu kadar düşük seviyeye düşürmemekte fayda var.. Tüm yazdıklarım beni bağlar.. Saygılar.. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Ben'i kureyza kabilesinden beşyüz kişi çukurların başında kafaları kılıçla kesilerek katledildiler, katledenlerin başındada yere göğe sığdırılamayan Ali vardı, şimdi bu olayın videosu olsaydı ve you tube de yayınlansaydı *kaç kişi dinini terk ederdi diye düşünüyorum...
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Adina layik olmaya calisan biri,aslinda eskiden fazla bir sey degistirmeden oradakilerin hürriyet *kazanc mertebe hirsindan faydalanip sandigindan cabuk milyonda bir olabilecek bir isi yapti sonradan yaptigi kendini asti.
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Birtakım kanıtları olmasına rağmen yetersiz olmaları nedeniyle bu kanıtlara girmeden, bir komplo teorisi kurar gibi düşünerek peygamberlik ilanı öncesi Kureyş'in durumunu ele alalım:
Kureyş toplumunda hakim din putperestlikti. Kabe'de her kabilenin kendine ait bir putu vardı ve bunların toplamı 360 civarındaydı. Kabile sayılarına ve inanılırlıklarına göre putların da büyükleri, küçükleri vardı. Putların en büyüğü ve ana Tanrıça olarak niteleneni El-İlah - Allah'dı. Yaratıcı Tanrı olarak ona inanılır, dualarını kabul etmesi ve şefaat etmesi için de diğer putlara aracı olarak inanırlardı. Hübel, Lat, Uzza, Menat diğer büyük putlardı. Kureyş'deki azınlık inançlardan ilki ve en büyüğü ise Haniflikti. İbrahim'in dinine ve tek tanrıya inanırlardı. Tanrılarına da Rahman derlerdi. İbrahim-Abraham, Rahman'ın vekili, elçisiydi. Allah da dahil hiçbir putu kabul etmezlerdi. Muhammed'de gençliğinde ve peygamberliğinden önceki yıllarda Hanifler içindeydi. Musevi Araplar ve Yahudiler de Kureyş'deki bir başka güçlü dindi. Peygamberlik müessesesine sahip oluşları nedeniyle kibirli ve aşırı tutucu idiler. Hristiyanları da alaya alırlar, aşağılarlardı. Hristiyanlar, Yahudilere nazaran daha insancıl, daha merhametli ve barış yanlısıydılar. Roma İmparatorluğundakiler kadar pagan etkisi altında değillerdi ama bir taraftan kilise, diğer taraftan kendilerini paganlıkla suçlayan Yahudiler arasında kalmışlardı. Rahip Bahira ve Hatice'nin kuzeni Varaka anlatımları doğruysa eğer, yöredeki Hristiyanlar'da da bir peygamber beklentisi vardı. Bunun yanında Kureyş'de az da olsa Sabiiler, ateşe tapanlar vs. mevcuttu. Ama bu inançlar da komşu ülkelerde güçlüydüler. Yemen'de Sabiilik, İran ve Irak'ta Zerdüştlük yaygındı. Bu dinlerin arasından nasıl ve ne tür bir inançla çıkılır ve egemen olunurdu? Amaç ne olabilirdi ve nasıl bir strateji izlenebilirdi? |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
merhaba thunderpoint,
dun sevgili vartor ile nostalji yaptik, istavrit ve raki teklifimi "gunahtir,carpiliriz ramazandan sonra" diyerek kabul etmedi. beni kahve ile basindan savdi..kendisini buradan pretosto ediyorum:))) zaman zaman eslik etmeye calisacagim.. tesekkur ederim.. Sayın *arkadaşım, *bir *kere *o *kılların *muhammede *ait *olup *olmadığı *nasıl *ve *ne *şekilde *ispatlandı. *İspatı *varmı.. *EZ_TEDU evet onlar muhammedin kili,tuyu, yunu olmayabilir..bu ayri bir konu..gercek oldugunu varsayimindan yola ciktim sadece.. sizi bilmem ama muhammedin bir hayal kahramani olmadigina inaniyorum..gerekcelerim sunlar.. hayal kahramani peygamberler 950, 600, 300 yil gibi yasarken muhammed 63 yil yasamistir.. mesela adem babaya 950 yil omur, ve her turlu ilim, bilim veren allahi muhammede okuma yazmayi bile cok gormustur.. mesela adem babadan 40.000 gibi nesil ureten allah, muhammede erkek cocugunu cok gormustur.. isa hic bir kadinla evlenmeyerek nefsini terbiye etme yetisine sahipken, muhammede 30 erkek gucune esit cinsel guc vererek hazreti zor durumda birakmistir..nefsini terbiye etmesine engel olmustur..veya muhammede sinavi gecemedigi icin 63.yilda hesap vermek uzere huzura alinmistir..belkide su anda cehennemde yanmaktadir:)))) hayal kahramani peygamberler mucizler gorteriyorken, muhammede bunu cok gormustur. "OLMASAYDI VARLIGI YARATMAZDIM" diyen muhammedin allahi, onu 63 yasinda sitma gibi bir hastalikla kurani bile toplatmadan yanina almasi, okuma yazma gibi basit bir gercegi bile cok gormesi muhammedin yasamasina en onemli kanittir.. kisacasi bir yaratici varsa muhammedi adam yerine koymamistir..buna ragmen hazret onemli mucadeleler vermistir..kotu karakterde olsa o bir kahramandir:))) bu yuzdende bati toplumu onu butun zamanlarin en onemli sahsiyetlerini siralamasinda hep liste basi yapmistir.. saygilar |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Bak şimdi üzüldüm adama... İslamcılar boşuna eziyet çektiğini söylemiyorlar. Hakikaten muhammed efendi eziyet çekmiş desene. İstavrit kardeş gözlerim yaşardı. Bizde şöyle yaptı böyle yaptı deyip arkasından konuşuyorduk.. Meğer ne çile çekmiş... :cry: *:cry: *:cry:
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Nahl/ 103. Muhakkak biliyoruz ki onlar «mutlaka onu bir beşer ta'lim ediyor» da diyorlar, ilhad etmek istedikleri kimsenin lisanı A'cemîdir, bu Kur'an ise gayet beliğ bir Arabî lisan.
Carullah Zamahşeri'nin "El-Keşşaf...." adlı tefsirinde ve Muhammed bin Cerir Taberi'nin ünlü Camiu'l Beyan adlı tefsirinde ve benzeri kayıtlarda Nahl Suresi'nin 103.ayeti için şöyle deniyor: "Mekke'de Tevrat ve İncil'i çok iyi bilen Cebr-i Rumi veya Yaiş adında bir demirci köle vardı. Kimileri de adı Yesar-i Rumi idi diyorlar. Çok kitapları vardı. Ayrıca onun yanında bir kardeşi de vardı, Muhammed sık sık bunlara gidip kendilerinden bilgi alırdı. Muhammed, peygamberlikle görevlendirilince, ona muhalif olanlar, "Muhammed bu bilgileri Allah'tan değil de, adı geçen demirci köleden almış" demeye başladılar. Bunun üzerine Nahl Suresi'nin 103.ayeti indi. Bu bilginin doğru olduğunu kabul edelim. Bu durumda Muhammed'in bir hazırlık devresi geçirdiğini söyleyebiliriz. "Lailaheillallah" Bu, putperestlere bir el uzatmadır. "Allah'a evet, başka ilahlara hayır" diyerek. İsra/ 110. De ki: İster Allah deyin ister Rahman, hangisini deseniz, onundur en güzel adlar. Bu da, Haniflere bir el uzatmadır. "Adı farkeder mi, önemli olan tek Tanrıya inanmak değil mi?" diyerek. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Sevgili pante,
Beni bu konuda şüpheye düşüren bazı önemli olaylar: 1- Necran piskoposu Kus Bin Saide'nin islamiyet öncesi Ukaz panayırında kızıl deve üzerinde verdiği vaaz, 2- Talha Bin Ubeydullah'a keşiş Nastura'nın "Mekke'ye git, yeni peygambere biat et" demesi, 3- Kur'anda Aryus'çu yaklaşıma neredeyse birebir uyan Meryem-İsa tanımlamaları, 4- Mekki ayetlerin Medine dönemindekilere hiç benzememesidir. Hanif olarak adı geçenlerin de aslında hıristiyan olduklarını düşünüyorum, zira islamiyet sonrası davranışlarına baktığımızda aralarında hıristiyan olan çok da müslüman olan neredeyse hiç yok denecek kadar az. Bu arada alevi bir sitede şöyle bir yazı buldum, Muhammed'in bilinen hıristiyan öğretmenleri dışında bir liste yapmışlar, liste şoyle: 1 ) *Abdul Kayis kabilesinden Kayis, Muhammed’in sık sık evinde görüştüğü bir Hristiyandı. 2 ) Cabra, ortodoks Hristiyan bir Yunan genci. Mesleği kılıç yapımcısı olan bu kişi, Hadramaut’tan gelip Mekke’de yerleşmiş bulunan bir ailenin kölesiydi. Musa’nın dinsel yasalarını, İsa’nın öğretileri ve peygamberleri çok iyi okumuştu. Evini sıkça ziyaret eden Muhammed’e bu kitapları okuyup açıklardı. (7) * 3 ) Abu Takbiha da bir Yunan idi ve Muhammed sık sık onun dinsel konuşmalarını dinlemeye giderdi. 4 ) Sinan oğlu Sohayb bir Yunan ortodoksu ve Güney Mezopotamya’daki Obola’dan Pers valisinin yeğeniydi. Obola’yı yağma eden bir harami çetesi tarafından *kaçırılmıştı. Eğitimli bir Bizanslı olan Sohayb ellerinden kurtulup Mekke’ye geldi. Burada zenginleşti ve daha sonra İslamı kabul etti. 5 ) *Aysh, bir başka köle. Biraz öğretim görmüş bir kişiydi, o da Muhammed’in izleyicisi oldu. 6 ) * * *Hristiyan Tamim kabilesinden Abu Rokaya, yaşamında dürüstlüğüyle tanınır. İyilikseverliği, doğruluğu ve özgecil hizmetleri ona “halk keşişi” sıfatını kazandırmıştı (Archer, John Clark. Mystical Elements in Muhammed, New Haven: Yale University Press, 1924, s.60). Daha sonra İslam dinine girdi ve Muhammed’in en yakın arkadaşlarından (sahabi) biri oldu. 7 ) Bir Hristiyan olan Tamim al-Dari’nin Muhammed’in eschatolojik (öbür dünya ve yeniden doğuş vb.) düşüncelerini etkilediği söylenir. O da daha sonra İslam dinine geçti. Bazan Abu Rakoya ile karıştırılır. 8 ) Addas, Mekke’ye yerleşmiş Nineveh’li (Ninova) bir Hristiyan keşişiydi. Hatice Muhammed’i ona götürmüş ve o, tanrısal vahiy getiren melek olarak Cebrail’in anlam ve önemini açıklamıştı. Muhammed onunla uzun konuşmalar yapardı. Bu kişi, Muhammed’in 619’da Tayif’e sığınmayı araştırırken, kendisine yardımcı olan Addas ile karıştırılmamalıdır. 9 ) * Ninovalı İbn Hişam diye bilinen Yunus, Addas’ın kardeşiydi. Kendisinin cezbeye (çileyle yücelme) kapılma *disiplini aracılığıyla peygamberlik gücüne eriştiği söylenir. 10 ) Yasra ya da Abu Fukayha, Muhammed’in ziyaretinde bulunduğu Mekkeli bir ailede hizmetçi olarak çalışan Hrıstiyan eğitimi almış birisiydi. Yasra ona İncil nüshalarından okur ve Muhammed de dikkatlice dinlerdi. Yasra’nın kızkardeşi Fukayha Habeşistan sürgününe gitmiş olan Hattab ile evliydi. 11 ) Kuran yorumcusu Abbasi tarafından bir Hristiyan olarak tanıtılan Kayin’in, Kuran’ın içinde geçen bazı hikayeleri Muhammed’e anlatmış olduğu bildirilmektedir. Yamama’lı Abdul Rahman’ın da, Muhammed’in çağdaşları tarafından, onun fikirlerinden bazılarını Peygamber aşılamış olduğuna inanılır. İbn İshak, Muhammed’in Yamama’dan Abdul Rahman adından bir Hristiyan ile ilişkileri bulunduğunu onaylamaktadır. Bilginler bu kişiyi *Musaylima ile eşleştirirler. Daha önce görmediysen belki işine yarar. Linki aşağıda: http://www.karacaahmet.com/cevap.asp...t=6172&baslik= |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
muhamedi bu yola götüren insani zaafı hangimizde yokki, hangimiz önemli olmayı
istemez, hangimiz güç kudret sahibi, saygın biri olmayı istemezki, hangimiz klozete otururken hararetli bir tv pragramında mikrofon uzatılan önemkli adam olmayı istemezki, muhammedin bunu istemesi gayet normal, ancak saygın olması tartışılır, ne kadar saygın, sevgidenmi, korkudanmı. erken ölen bir baba, mehirleri verilerek başkası tarafından satın alınan bir anne, ve ortada kalan amcada halada kalan tuhaf hastalığı nedeni ile istenmeyen bir çocuk, bu tür insanların güç sahibi olmaları öfkeleri ve kişilik bozukluklarının eseridir, içleri nefret doludur dünyaya karşı, acıma duyguları karmaşıktır, bazen birine köle olaccak kadar sadık, bazaen kelle uçuracak sadar sadisttirler. muhamedin başarısı hedef kitlesini iyi seçmesinden kaynaklanır, hiç olan insanlara bişey olmayı vaad etmiştir muhammed, onların sayesinde güç kazanmıştır, tıpkı günü- müzdeki gibi mafya vari bir yontem ile örgütlenme, mafya babalarının çevresinde doktorlar ressamlar vs. gördünüzmü hiç, hedef kitle hiç olan, kendi fikri olmayan, düşüne- meyen insanlardır, bu tip insanlar sizde iyi bilirsinizki liderleri için kendilerini feda etmekten asla kaçınmazlar, muhammed için kendini ateşe atanlar mekkenin hiç bir şey olmayan insanları idi. değerli istavrit'in de dediği gibi eğer islama kendisi inanmış olsa idi kuranı toplatıp bir bütün haline getirirdi, ancak kuran muhammed için bir araçtı, amcasını yenecekti düşmanlarını alt edecekti, tüm mekke yetim muhammede itaat edecekti, zaten kurana baktığımızda bu çok açık ortada, geçenlerde bir tarama yaptım ama sıkıldım bıraktım adamın pipisi için bile nerdeyde 20 nin üzerinde ayet var. idealimi = tüm mekke yetim ezilen muhammede itaad edecek, bundan daha büyük bir ideal olabilrimi. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Ek not: 1 numaradaki Abdullah Kayis'in meşhur Abdullah Bin Cahş olup olmadığına yarın bakacağım, hani bazı kaynaklara göre Uhud'da şehid olup Hamza ile aynı mezara gömülen, bazı kaynaklara göre de Habeşistan'da yeni gelen müslümanlara "biz doğruyu bulduk, siz hala gözlerinizi kırpıştırıp duruyorsunuz" diyen, hıristiyanlığa geri dönerek içki ve fuhuş batağında ölen, Ebu Süfyan'ın eski damadı, müminlerin annelerinden birinin ilk eşi Abdullah (Ubeydullah)Bin Cahş *:lol:
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Sevgili Youef;
O yazıyı okumamıştım. Google'da "Muhammed'in öğretmenleri" ni girince 1. sırada benim blog çıkıyor. Karacaahmet ise nedense hiç yok. Bu bilgiler çok değerli tabi. Ama peygamberliğini ilandan önce sadece Hristiyanlarla değil, diğer inançlardaki insanlardan da bilgi transferi var. Peygamberliğini ilandan sonra ve sunduğu ayetlerde de sadece Hristiyanlığa değil diğer dinlere de yakın durduğunu ve onları kazanmaya çalıştığını görüyoruz. Fakat son din olması nedeniyle ve çevresindeki Hristiyanların ilgisi nedeniyle Hristiyanlıktan daha fazla etkilenmiş olduğunu söylemek mümkün. Yahudilerden pek umudu yok. Onları sadece karşısına almama gibi bir niyet hissediliyor. Çünkü onların sahip olduğu peygamberlik müessesesini kullanıyor ve o peygamberlerin hiyerarşisine kendisini yerleştiriyor, onların efsanelerini anlatıyor. O nedenle ters düşmemeye çalışıyor. Ayrıca Hristiyanlar da Museviliği reddetmeyip Eski Ahit'e sahiplenince o da bu sistemi devam ettirmek durumunda kalıyor. Bu stratejisinden bölgede ortak tek din oluşturma amacı taşıdığını ve idealinde de bu dinin dünyada tek din olması hayali taşıdığını söylemek zor değil. Nitekim başlangıçta Hristiyanların desteğini alıyor. Çünkü bölgedeki Hristiyanlar ezik durumdalar ve yeni ortaya çıkan din, kendilerini tanıyor, İsa ve Meryem'i yüceltiyor. Halbuki daha önce diğer dinlerce alaya alınıyor, aşağılanıyorlardı. Muhammed'e inanmasalar da onun söyledikleri gururlarını okşuyor, onurlarını kurtarıyordu. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Maximus şöyle demiş...
muhamedi bu yola götüren insani zaafı hangimizde yokki, hangimiz önemli olmayı istemez, hangimiz güç kudret sahibi, saygın biri olmayı istemezki, hangimiz klozete otururken hararetli bir tv pragramında mikrofon uzatılan önemkli adam olmayı istemezki, muhammedin bunu istemesi gayet normal, ancak saygın olması tartışılır, ne kadar saygın, sevgidenmi, korkudanmı. Tamam hz. peygamberde bir insandır ve bütün bunları insanlar nasıl istiyorsa onun da bir insan olarak bunları istemiş olduğunu varsayalım. Varsayalım da bunları istemiş olan birinin şunları da istemiş olması daha da doğru olmaz mı? Nedir onlar.... Mallar, mülkler, mükemmel saraylar, mükemmel elbiseler... Neden acaba o kişi mekkeli müşriklerin kendisine krallık teklifinde bulunduğu halde o nihai sözünde haykırarak ''Bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz yine de bu davadan vazgeçmem'' diyebiliyordu. Neden acaba o kişi kırk yamallıklı elbiselerle dolaşıyordu hala. Neden acaba o kişi açlık duygusunu hissetmemek için karnına kuşaklar bağlıyordu. Neden acaba o kişi ''Dünyalıklar, kayserlerin, kisraların olsun ahiret bizim olsun istemez misin ya Ömer'' diyerek palavradan uydurmuş dediğiniz şeyi neden öbür dünyada istiyordu. Nedendir ki acaba o kişi elinde istese onlarca imkan varken sıradan bir hayat sürmeye devam ediyordu. Evet arkadaşlar bu öyle bir davadır ki, bu öyle bir şuurdur ki bazılarının küçük beyinleri bunları malesef ama malesef algılayamaz. Ya da algılamak istemez... Onun en büyük ideali : Allah'ın varlığını ve birliğini tüm insanlığa haykırabilmekti. Eğer materyalist bir anlayışla yaklaşsaydık onun en büyük ideali bence çok egoistçe olurdu. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Alıntı:
İslamcıların söylemi dışında bunun bir kanıtı var mı? Hayır. Olabilirliği mümkün mü? Bunun için Kureyş'in İslam öncesi yönetim şeklini iyi bilmek gerekir. Arabistan çöllerinde ve diğer bölgelerinde "kabileler devleti" biçiminde *yaşamakta olan parçalanmış Arap toplulukları, saldırgan ve vahşi bazı kabilerin birbiriyle kıran kırana kanlı kavğalarını yüzünden, bir türlü biraraya gelememekteydiler. Hal böyle oluncada ticaret merkezlerinin dışında kalan yerleşim yerlerindeki ( çölde ilkel bir hayat süren ) Bedevi Arab’lar o yüzden bir araya gelip büyük kentler kuramamaktaydılar. Kavga ve savaşların sebebi her ne olursa olsun, yine de kabileler arasında doğan anlaşmazlıklar, kabileler arasında çözülür, eğer arada anlaşma sağlanamazsa bir kahine baş vurularak çözüme kavuşturulmaya çalışılırdı. Fakat kahinler tarafından verilen hükümlerin uygulanabilmesi tarafların iyi niyetlerine bağlıydı. Çünkü ortada yaptırım gücü olan bir hükümet yoktu. ( F. Bulut - Allah Devletinde Demokrasi, s. 84 ) Kabile anarşisine rağmen Mekke'de ilkel de olsa bir cumhuriyet yönetimi vardı. Bu yönetimde bir başkan, bir kral vs. yoktu. 10 aileden oluşan Kureyşin aristokratlarının başını çektiği bir meclis tarafından yönetilirdi. Yönetim sorunları, konular her hafta Kabe'de yapılan toplantıda ele alınır, karara bağlanırdı. Dolayısıyla hiç kimsenin birisine bir ünvan, bir makam-taht sunması mümkün değildi. Kimsenin elinde böyle bir yetki yoktu. Kureyş meclisinde de böyle bir konunun görüşülüp de Muhammed'e teklif götürüldüğüne dair hiçbir kanıt yoktur. Böyle bir teklif olduğu kanul edilse dahi bu teklif hileli bir teklif olurdu. Kabul ettiğinde; " İşte, peygamberim diye ortaya çıkan şahsı görün, bir makam için nasıl da alçaldı." deneceğini ve zaten kendisine inanmayan Mekkelilerin gözünden tamamen silineceğini anlayabilecek kadar zeki biriydi Muhammed. Muhammed'in fakirliğinin, karnına taş bağlamasının ise gerçekle ilgisi yoktur. Gençlik döneminde sıkıntı yaşamış olabilir. Hatice ile evli iken artık bir zengindi. Bu Kur'an ayetiyle de sabittir. Medine'ye Hicret döneminde de kısa süreli bir sıkıntıdan söz edilebilir. Ama kervan saldırıları, çevre kabilelere baskınlar neticesinde ganimet zengini olduğu da bilinir. Daha geniş bilgi için: Muhammed'in Serveti-mirası |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
bu ne huzunlu bir oykudur, "acliktan karnina tas koyup uyumak",
binlerce inanani verken, nasil olurda muhammed ac gezer...? hadi allah iki lokma yemegi cok gordu, komsulari muhammed ac yatarken tokmu yattilar?sahabeleri diye ovundugunuz ulemadami dusunemedi muhammedin acligini? sormazlari, kurandaki ganimetlerin once tamami ve allah ve muhammedindir, sonra 1/5 allahin ve muhammedindir.. ne yaptin bunca ganimeti, nasil baktin kolelerine ve cariyelerine demezlermi? utanmiyormuydu yamali elbiselerle gezmeye,demezlermiydi? varligi senin icin yaratan allah, kicina bir pantalonu veya salvari cokmu gordu, cok mu gordu iki lokma ekmegi... hangi siradan hayattir arkadasim, nasil bir siradanlik, bir dinin peygamberi olmak sizin icin siradanlikmidir, siradan adammidir muhammed? siradan dediginiz adam icinmi *tanriniz yuzu suyu hurmetine dunyayi yaratmis.. karnini doyuramayan bir beceriksiz, insanlara nasil huzurlu bir dunya vaad edebilir, karnini doyuramiyorken, nasil 12 kadinla evlendin demezlermi..? ac karnina bu kadar kadini siraya dizecek gucu nasil buldun demiyormusunuz? deyin be kardesim, bir kerede dusunun! |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Sevgili Pante inan ki hiç inandırıcılığın yok.
Kendi ağzınla kendini ele veriyorsun. 10 aileden oluşan Kureyşin aristokratlarının başını çektiği bir meclis tarafından yönetilirdi. Yönetim sorunları, konular her hafta Kabe'de yapılan toplantıda ele alınır, karara bağlanırdı. Bak ben bu olayı bilmiyordum ama hakikaten güzel bir kanıt olabilir. O zaman ki Arap yarım adasının krallıkla yönetilmediğini Allaha şükür bizlerde biliyoruz. Ama bahsettiğin Kureyş kabilesi ve ortak bir karar alarak yönetiyor diyorsun. Sence bu teklifi Hz peygambere kureyşten başka hangi kabile yapmış olabilir. Ve böylece kendi aralarında ortak bir karar alıp kendi başlarına kral olarak seçemezler mi? Ayrıca şunuda demişsin ki Böyle bir teklif olduğu kanul edilse dahi bu teklif hileli bir teklif olurdu. Kabul ettiğinde; " İşte, peygamberim diye ortaya çıkan şahsı görün, bir makam için nasıl da alçaldı." deneceğini ve zaten kendisine inanmayan Mekkelilerin gözünden tamamen silineceğini anlayabilecek kadar zeki biriydi Muhammed. sadece seni tebrik etmek istiyorum. Evet haklısın Hz. Peygamber İslamiyetin yayılmasıyla birlikte artık bölgenin tek gücü olduğu halde bile makam mevki içinde yaşamayan bir insandı. İstese o şartalarda en ala kral olurdu. Buna emin ol. Ama o bunların hepsini elinin tersiyle itti. Tabi siz yine herşeyi çok zekiydi yaftasına vuracaksınız. Son olarak Hz. Muhammedin çevresinde onun ne zor şartlar altında yaşadığını bazen bir kuru ekmekle bezende hurmayla bir günü tamamladığını içeren gerek enes ra. gerek diğer sahabelerden aktarılan hadislere bir bakıver. Tabi azıcık itibar ediyorsan.... Ne de olsa onlarda yalan söyler dimi. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
muhammed zaten bir hayal ürünü olduğu için hem bu kadar hırslı hemde bu kadar mükemmelmiş gibi gözüküyor ayrıca tanrının kuranda kendini anlatması ve bilinmek istemek için insanı yarattığı iddiası zaten pisikotik bir durumun göstergesi.
|
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Sevgili pante ; "Muhammed hakkındaki bilgiler nereden kaynaklanıyor ?" isimli başlıkta gördük ki Hz.Muhammed hakkındaki bilgiler "Tevatür" kaynaklı. Dolayısı ile ben,"Muhammed'in asıl ideali ne idi ?" konusunda daha değişik bir yol izleyip,akıl yürütmek istiyorum. Yöntemin doğru olup olmadığını beraberce saptayabilir,gerektiğinde geliştirebilir veya bırakabiliriz. Ünlü İngiliz şarkiyatçısı Edward G.Browne,Traveller’s Narrative (Seyyah'ın anıları)isimli kitabında Peygamberlik iddiasındaki birisi ile olan görüşmesini şöyle betimliyor : "Kralların kıskanacağı ve imparatorların özlem duyacağı bir sevgi ve bağlılığın kaynağı olan bu kişinin karşısında hürmetle eğildiğimde kimin huzurunda olduğumu sormaya gerek kalmamıştı." Peygamberlik iddiasındaki biri için bu betimleme yapılabiliyor ise,tarihi şöyle bir gözlemlediğimizde eğer Hz.Muhammed için senin de bu başlığı açtığın ilk yazında kabul edip belirttiğin gibi : "Kurduğu din, kısa sürede Arap Yarımadasını kaplamış, daha sonrada dünyadaki en büyük dinlerden biri olmuştur. Bu anlamda başarılı olduğu söylenebilir." sözünü tarihsel olarak takip ettiğimizde şu sonuca ulaşamaz mıyız ? "Bundan dolayıdır ki Hazret (Hz. Muhammed) “Hiçbir peygambere benim kadar eziyet edilmedi.” buyurmuştur. O’na atılan iftiralar ve reva görülen cefalar Kuran’da hep yazılıdır. Olup bitenleri anlamak isterseniz Kuran’ın sayfalarını çeviriniz. O asrın şerir cahilleri işi o kadar azıttılar ki, ne Muhammed ne de ashabı hiç kimse ile görüşüp konuşamaz oldu. Onunla oturup kalkan kimseler derhal cahil halkın saldırı ve cefasına hedef oluyorlardı… Şu büyük değişikliğe bakınız; bugün O’nun ismi anılınca saygıyla dizleri üstüne çöken ne kadar çok padişah, O’nun gölgesine sığınan, O’na mensubiyetle iftihar eden ne kadar çok millet var! İsmi minberlerde temcit olunuyor (ululanıyor), ezan sesiyle minarelerden ilan olunuyor. O’nun dinini kabul edip küfür gömleğini yenilemekten imtina gösteren krallar ve imparatorlar bile o İnayet Güneşi’nin büyüklüğü ve azametini teslim ve itiraf ediyorlar. İşte her tarafta gördüğün bu saltanat, yani Peygamberlerin saltanatı, mutlaka, ya hayatlarında veya Hakiki Vatan’a dönüşlerinden sonra bu dünyada tecelli ve tahakkuk eder." Bu kelimeleri ifade eden ve Prof.Edward G.Browne tarafından "Kralların kıskandığı ve imparatorların özlem duyacağı bir sevgi ve bağlılığın kaynağı" diye betimlenen kişi ise ,"Asılları" muhafaza edilen kendi el yazısı ile,kendi hakkında şöyle diyor. "Ey insanlar! Tanrı tanık, Ben yatağımda uyuyordum. Üzerimden esen Tanrı yeli Beni uykumdan uyandırdı. O’nun canlandırıcı Ruhu Beni diriltti. Dilim O’nun nidasını yükseltmek için açıldı. Beni Tanrı’ya karşı haddini aşmış olmakla itham etmeyiniz. Bana kendi gözlerinizle değil, Benim gözümle bakınız. İlim ve kerem Kaynağı işte size böyle öğüt verdi. Allah’ın nihai maksat ve iradesinin kontrolü elimde mi sanıyorsunuz? Böyle bir iddia Benden uzak olsun! Ben buna güçlüler güçlüsü, yüceler yücesi, biliciler bilicisi, hikmetliler hikmetlisi olan Allah’ın önünde tanıklık ederim. Tanrı Dini’nin nihai mukadderatı Benim elimde olsaydı ne Kendimi bir an için olsun sizlere açıklar, ne de ağzımdan bir tek kelimenin çıkmasına razı olurdum. Tanrı Kendisi buna şahittir." Bu sözler ise bana Kur'andan şunları anımsatıyor : "Şura 51. Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir. Şura 52. İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin. Şura 53. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah'a döner." Duha 6. O, seni yetim bulup barındırmadı mı? Duha 7. Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi? Duha 8. Seni fakir bulup zengin etmedi mi? Dolayısı ile,şahsen,Hz.Muhammed'in,kendi istek ve arzusunu hayata yansıtmak amacı ile yola çıktığını düşünmüyorum. Hz.Muhammed'in; İnsan aklının menzilini tamamen aştığı kabul gören bir olgunun,İnsanoğlunda "Emanet" bıraktığı "Dürtü"nün,kendisine verilmiş bir "Güç" ile,bu "Dürtü"yü insanda yaratanın "Temsilcisi" olarak,insanları "O" nun adına "Toplamayı başarabilen" olduğunu düşünüyorum. Anlayışıma göre peygamberler,güçlü irade rüzgarlarının önünde,meşiyyetin istediği yöne doğru *savrulan birer sonbahar yaprağı gibiler. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
selam ,
yazılanların büyük bölümünde hz muhammede karşı bir kompleksin olduğunu keşvettim desem yeridir. eğer ki bir masal kahramanı denilen bu zaat ölümünden 1400 küsür seneyi aşkın bir süre sonra halen bütün ehemmiyeti ile anılıyorsa ve insanların o ismi zikredildiğinde tüyleri diken diken oluyorsa , bu insanın büyüklüğünden kaynaklanıyor . yazılır çizilir kimi inanır kimi inanmaz o kişinin kendisinin bileceği bir iş. ama inanmayanların bile halen dillerinde onun isminin anılmasını ve özellikle bu başlıkda dile getirilmesinde bir gerçek yatıyor . bunu kavrıyor veya kavrıyamıyorlar . bir başlık açın masal kahramanları hakkında mesela texas tommiks badmann vs... ancak gideceği yer cafe dir ... bütün dünyanın kabul ettiği ve 1.5 milyar islam aleminin büyük din olarak bu insanların bunu kabul etmesi ve 3-5 kişinin kabul etmemesini kimse tınlamaz zaten . eğer bu hz muhammede karşı yazılan hayalperest varsayımları gözönüne alırsak , şöyle bir soru akla geliyor . acaba bu tür hz muhammede karşı kompleks besleyen ve çekemeyen insanlarda bir gayret içinde olup , 3-5 satır kendi bilgileri doğrultusunda cümleler yazıp diğer insanları kendine çekme çabası içinde mi oldukları akla geliyor . madem bu insanlar hz muhammedin zamanında yaşamamış olmalarına karşı ve bazı yalan ve kasıtlı haberler ile bugüne kadar taşınmış bu peygamber dediğimiz insanın yaptığını yapabilecek ve bir toplumu peşine sürükleyecek bir ortam yaratsınlar . evet kuranı kerimi allah hz muhammede vahi yolu ile gönderdi . sizde o bugünki tknolojik imkanlara sahip internet sayesinde bir kitap yazmaya başlayın ve içinde 6000 küsür ayet olsun ve insanlar onu ezberlesinler ve 1400 sene sonrada 1.5 milyar insanın inandığı kitap haline gelsin . tabii sizlerin yorumları ile içinde yüzlercede çelişki olsun ve hatta müteşabih ve mukmen ayetde olsun . buyrun başlayın . bir insan hakkında atıp tutmak gayet basittir gerçeklerin dışına saptırmak da gayet kolaydır ama buna inanacak kişilerin sayısı bellidir . buyüzden bir şey yazarken önce bir düşün ama gerçekden düşün .. düşündüğünü bildiğini sanma . 3-5 insanı buraya toplayarak biribirinize destek olup aklınızca o nacizane insan hakkında çeşitli yorumlar yapıp ve sonrada ahkam kesmeniz ancak burada bulunan 3-5 kişiye hitap eder . ve burada kalır sanaldan öteye geçmez . |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
allah peygamberler putlar mitler hepsi insan tarafından yaratılmıştır.
allahın işi gücü yokta bizlemi uğraşacak dünya kuracak adem yaratacak onun soyundan hz. ibrahim ve diğer peygamberler getirecek insanları cehennemde yakacak herkesi iyi yaratsaydı ne bizi test edip dursun.sonra cennette ne var insanın canı sıkılır ağaç gölgesinde akan ırmaklar sonsuz yaşam sıkılırım yok olabilmeliyimki var olmamın anlamı olsun. |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
evet kuranı kerimi allah hz muhammede vahi yolu ile gönderdi .
Anlaşılan sık sık bağlantı sorunları yaşanmış, bu nedenle "yok öyle değilmiş, böyleymiş" gibi nesih-mensuhlar, ya da "pardon, bunlar Allah'dan değil şeytandanmış" gibi durumlar yaşanmış. tabii sizlerin yorumları ile içinde yüzlercede çelişki olsun ve hatta müteşabih ve mukmen ayetde olsun . Sn aspendos, Böyle saçma ve gereksiz bir iş için insanlar neden enerji harcasınlar, açıklayabilir misiniz? |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Muhammed’in asıl amacı neydi sorusunu birkaç başlık altında incelemeye çalışacağım.
1. Muhammed’in bir amacı var mıydı? Peygamber kavramı Muhammed’den çok, çok daha öncelerde de vardı. Bunu biliyoruz. Ayrıca bazı peygamberlerin büyük savaşlar yaptığı ve büyük ordulara sahip olduğunu da biliyoruz. Peygamberlerin hepsinin Tek olana kulluk konusunda yani Tevhit adı altında mücadele ettiğini de biliyoruz. *Yine bildiğimiz bir şey, bütün peygamberler insandır. Yaşamışlar ve ölmüşlerdir. (İsa bahsi muvazenelidir) Şu an hayatta yokturlar veya gören kimse yok bu zamanda. Bireylerin birlikte hareket etmeleri için ortak hedefleri olması gerektiği açıktır. Buna devletler kurulurken ülkü adı verilir. Yani bir arada bulunan insanların bir ortak yanı olmalıdır. Bu ortak yanın etkisi ile ortak kültürler oluşur. Konuşma yazma efsaneler türküler vs gibi. Bu kabulleri ortaya koyduktan sonra şimdi zaman da geriye doğru bir yolculuk yaparak, Ceziretül Arab da o asrın yıllarının caddelerinde gezelim. Bir aile; bu ailenin kökleri orada en eski ve ta Adnanilere kadar dayanıyor. Saygın bir kök soy ve saygın bir mabedin bakımı koruması ve o zamanların yörede ki belki en büyük toplanma organizasyonu olan hac etkinliğinin baş aktörleri. Orada yaşayan insanların o dönem için bugüne ters gelen birçok ahlaki kabulleri vardır. Bu kabullerin başında ise genç yaşta evlilik gelir. Örnek olarak Muhammed’in dedesi Abdulmuttalip oğlu Abdullah’ı tanrıya verdiği söz için kurban etmek istemiş, ama halk buna ok çekme falı ile çözüm bulmuştur. Sonuçta dede Abdulmuttalip 100 deve kurban ederek Abdullah’ı tanrı’dan bir nevi satın almıştır. Buna o kadar sevinmiştir ki, Dede oğlunu Amine ile evlendirmiş ve oğlunu evlendirdiği gün oğlunun kardeşini(veya halasının kızını) da amine ile aynı yaştayken kendisine almıştır. Oğlu Abdullah ile aynı gün gerdeğe girmiştir. Bu durum ise hiçbir şekilde yadırganmamıştır. * Dolayısıyla Muhammed’in şehvetinin peşinde bir peygamberlik iddiası olamaz. Kaldı ki şehvet o dönemde bu zamandan çok daha farklı olarak algılanıyordu. Pek söz edilmez ama şehvet Lut kavminden beri hiçte eksilmeden livata olarak toplumu da en keskin şekilde adlandırılıyordu. Öyleyse Muhammed’in şehvet peşinde olduğunu dile getirmek için livata ile suçlayacak bir delil olması gerekir. Böyle bir şeye ise tarihte rastlamıyoruz. *Ama tarihte bir çocuğa livata yapıldığında annesi ile evlenebilmek için gerekli şartlar bile vardır. *Eğer zeker içine girmişse caiz değil, sürtünme olmuşsa caizdir diye. Yeri gelmişken Muhammed’in Ayşe ile dokuz yaşında evlenme meselesine de kısaca değinmek gerekir. Burada o döneme ait bir ahlaksal bir zafiyet olmadığını Ayşe’nin babasının kızını vermesi ile de teyit edebiliriz. Zira Ebu Bekir Muhammed’den çok daha zengin ve deyim yerindeyse sistemin en göbeğinde halinden memnun ve Muhammed’e hiçbir şekilde ihtiyacı olmayan birisidir. Yani Muhammed’in kızını Ebu Bekir’e vermesi olsaydı eğer; zorlama ile belki ahlaksal bir taviz ve kendi istekleri için kızını vermek olarak adlandırılabilir. Öyleyse bu durumun tersi hiçbir şekilde söylenemez. Birinci varılacak sonuç o dönemde çok eşlilik, cariye ve kadın satın almak; İslam’dan önce çok daha serbest ve kolay iken, şehvet için böyle bir peygamberlik mücadelesi olamaz. Hem şehvet asıl amaç olsa neden tesettür kural olsun ki, peygamber bütün kadınlara açılın da görelim ay yüzünüzü derdi. Peki, Muhammed’in amacı şehvet değilse başka ne olabilirdi veya bir amacı var mıydı? Hala o asırdayız, Muhammed yetim ve parasız ve deyim yerindeyse tam bir züğürt ağanın torunu olarak toplumsal gücünden de yoksun amcasının yanında yetim olarak büyümüş, yaşı yirmilere gelmiş ve hala bekâr. O dönemde ise bekâr bir erkek olması için tek sebep başlık parası ve o toplumun kabul ettiği hem maddi hem de savaşçı güce sahip olamaması. Yani bir koyun sürüsü düşünelim o sürünün en çalık olanı Muhammed. Amcası Ebu talibin, kızını dahi vermediği bir erkek. Dikkat edilirse peygamberlikten önce neredeyse hiçbir arkadaşı olmayan birisi. *Bu konuda çok az kişi ismi geçmesini ise tarihten öğreniyoruz. Muhammed’in elinde sadece o toplumun kültürü ile eş olacak bir soy var o da kendi döneminde hiçbir işe yaramıyor. Muhammed bu elinde ki tek malzemesi ile Mekke’nin toplumsal kültüründe dolanıyor ve bir özelliği var ki, çok dürüst. Toplum içerisinde bugünün sivil toplum kuruluşları diyebileceğimiz her ortamda bulunuyor halkın sıkıntıları ile yakından ilgileniyor oluşan mutabakat guruplarında bulunuyor. Deyim yerindeyse Ankara da devlet kurumlarının koridorlarında dolaşan binlerce iş takipçisi gibi bir rolde, ama tek farkı var bir ücret almıyor. O dönemde yine ailenin gücünün tanrısal olması dolayısıyla Allah inancı var. Ama bir İbrahim gibi bu putlar neden burada veya neden biz puta tapıyoruz da direkt Allah’a tapmıyoruz gibi sorular da sormuyor. Hatta Hatice ile evliliğinde ki ilk gecelerinde odalarında ki puta Hatice tapınıyor ve peygamber eş olarak bir puta tapar birini almış oluyor. Bu konu sonradan; “toplumda kanıksandığı için puta tapıyoruz, bizde biliyoruz bir işe yaramadığını”, *denilerek tarih çamaşırcıları tarafından temizlenmek için açıklanıyor ama konumuz şimdi o değil. Muhammed’in annesi ile ilgili mevlit deki o acayip tasvirleri saymazsak neredeyse hiçbir bilgi yok. *Anne ise genç yaşta dul kalmış ve yeniden evlenmiş. Bu nedenle de çocuğunu oğlan olduğu için dede himayeye almış, Muhammed ile ilişkisi bir süre kesilmiş. Sonra ne olmuşsa dayıları yanına Medine’ye bir göç ve dönüşte annenin vefatı. Kalan bir deve ve bir sadık ve hep sadık kalacak köle. Bu aşamada elimizde neler var bir bakalım tekrar. * Köklü, fakir, *yetim, *bedensel gücü zayıf, *toplumsal olaylara ilgili, evlenmek için hiçbir malı olmayan amcasına yük haline gelmiş, zeki dürüst ve işsiz bir insan portresi ile karşı karşıyayız. * Böyle bir portreden Peygamberlik gibi bir amacın çıkamayacağı ise çok açıktır. Eğer çıkabilir denilirse günümüzün işsiz bu tasvire uyan milyonlarca insanının da böyle bir iddiayı denemeleri gerekirdi. Kaldı ki Muhammed ‘den hemen sonra peygamberlik iddia edebilmek güç ve para işi olmuştur. Sonra talih kuşu Muhammed’in başına konuyor ve o dönemin Güler Sabancı’sı olan Hatice ile evleniyor. Bu evlilik ise tarihe Muhammed’in çalışkan ve dürüst olması ile Hatice’nin dikkatini çekmesi neticesi olarak geçiyor. *Bugün Sabancı holding de; bu hayal ile yanıp tutuşan civanmert işçiler olduğunu düşünmek hiçte yanlış olmasa gerek. * Acaba durum böyle mi? Hatice ile ilgili bilgiler çok kısıtlı. Detaya girmek istemiyorum. Başka konu olursa orada izah ederiz dilimiz döndüğünce. Peki, Hatice ile bazı tespitler yaparak bir portre de ona çizelim bakalım. Hatice üç eş değiştirmiş bir dul ve zengin bir dul. Hatice’nin babası Mekke’nin esnaflarından ve deyim yerindeyse bugünün İstanbul boğazında, *yalıda oturan birisi. *Ama asıl para Hatice’nin annesinin. Evde o döneme göre pekte uygun olmayan bir kadın hâkimiyeti var ve Hatice bu ailede el bebek büyüyen bir çocuk. *Sonra babanın bir ortak savunma savaşına gidişi dönmeyişi ve ailenin tam da Yaprak dökümü romanı gibi bir hale düşmesi ve daha alt sınıfta ama zengin eş ile evlenmek ve akabinde diğer eşler ve kalan yüklü bir servet. Hatice ile Muhammed arasında ki yaş farkı ile konuya biraz daha eğilelim. İkisi arasında ki yaş farkı pek net olmamakla birlikte yirmi beş. *Hatice’nin en son eşi ölünce dul kaldığı zaman ise, en azından beş yıl belki de bu süre on yıla kadar dayanıyor. *Öyleyse Hatice kervanlarını Muhammed olmadan beş ile on yıl arasında idare etmiştir. Bu durum ise İslam tarihinde Hatice yorulmuştu denilerek bir nebze açıklanabiliyor. Bu doğru da olabilir. İnsan ağır bir serveti yönetirken gerçekten bıkabilir. Her neyse. Hatice bir zengin dul olarak Muhammed’i görüyor ve beğeniyor. Buda çok doğal. O’nu istiyor. Ve yakınlaşma için bir vesile olarak kervanlarının başına getiriyor. Olabilir burada da bir yanlış yok. Ve evlilik gerçekleşiyor. Her şey doğal gibi görünürken bir detay işin içine girince filmi başa sarmak gerekiyor. O detay ise, Varaka’dır. Varaka Hatice’nin kimine göre dayısı kimine göre amcası kimine göre de hem amcası hem dayısı. *Ve bir entelektüel mirasyedi olarak bugünün belki de Bedri Baykam’ı gibi birisi. Abi kurguya bakar mısın? Güler Sabancı ile Bedri Baykam demek ki akraba.; Yav bu örneklerin yüzünden *Sabancılar beni hoplatacaklar ya neyse. *Gerçekler açıklanmalı arkadaş, Bizim de KOÇ gibi devletimiz var; değil mi yani *8O Evet, Varaka ile Hatice arasında çok sıkı bir bilgi alışverişi var. Hatta bu görüşmelere Muhammed’in canını bile sıkmaktadır. Varaka ise bir Hanif olarak yaşamakta. Putlara tapınmamakta. Kabe’nin yanında ki çadırında onun gibi 4 arkadaşı ile birlikte entelektüel bir yaşam sürmektedirler. * Hatice ise Varaka’nın görüşleri ile toplumsal kurallar arasında kalmış ve düşüncelerinde o zaman ki toplumun vahşetinden etkilenmiş bir korku ile gezinmekte. *Hem puta tapıyor ama hem de putları sorguluyor. Yani uydum kalabalığa bir inanç içinde. Buradan da Muhammed’in amacı ile bir şey çıkmaz gibi görünüyor. Şimdi sevgili Şansal, burada bir temas yok gibi görünüyor ama oynayan oyuncunun niyeti önemli. *Abi niyet çokçnemli, mesala otobüsle sıkış sıkış gidiyorsun, ayakta, bir frennnn hooppp arkada ki doğru üstüne. Fiili bir durum var evet ama, bu fort değil arkadaş. Bugün bazı hakem arkadaşlar bunu fort olarak değerlendiriyorlar. Halbuki niyet te böyle bir şey yok. Peki niye sevgili Ermen hocam değerlendiriyorlar. Şimdi bak sevgili Şansal , adam da hani derlerya maça olacak arkadaş maça. Bu federasyon ile bu iş gitmez. *Şimdi çok şey çıkacak ağzımdan da kapatırlar kanalı. Aman hocam yapmayın, rtük ün düdüğünü verdirmeyin elimize. Kapatalım konuyu. Evet biz pozisyona dönelim, O zaman al pozisyonu başa, oynatalım uğurcuğum … *:roll: Varaka o dönemde toplum içerisinde gizli olarak peygamber beklentisi olan bir topluluğun olduğunu biliyor. *Bunlar hem Yahudiler hem de Hıristiyanlar ama bu Hıristiyanlar Romalı Hıristiyan değil. Hatice ise Varaka’dan etkilenmiş bir zengin dul. Varaka’nın toplamış olduğu birçok eski kitap ve doküman ile bir şeyler planlıyorlar. Bu plan ise o toplumu düzeltecek ve insanca kuralların olduğu bir yeni düzen olacak. O dönemin piyasa dinamiği bugünün arabesk gücü ile ele geçirilmiş şehir yönetiminden en önemlisi de kafayı Hatice ile bozmuş olan Ebu Cehil zengin magandasından da kurtulmuş olunacak. * O bed sesi ile her gün at kuşanıp Hatice’nin kocasını aşağılayıcı şiirlerini evlerinin önünde okuması işkencesi de son bulacak. Bu nedenle bir plan yaparak ailenin köklü eski liderlik geçmişi üzerinden gücü tamamen tükenmiş olan Ebu talip in yerine daha güçlü bir lider ile çıkılacak. Bu da pek akla yatkın gelmiyor, yani penaltının babası değil arkadaş. verirsinde vermezssinde ama ben olsam vermem. Olasılıklar azalmaya başladı. Devam edelim bakalım ne çıkacak. Muhammed Varaka’dan etkilenmiş ve Hanif olarak evlendikten sonra bir yaşam içine girmiştir. Toplum da paranın getirdiği bir itibar ve Hatice’nin otoritesi ile sözü dinlenir olmuş ve Kabe’ye her gün giderek Hatice ve Ali bin Ebu Talip ile birlikte hanifler gibi namaz kılmaya başlamışlardır. Ve Kabe ziyaretleri hiç aksamadan güne ilk başlarken aralıksız devam eder. Ama bu namaz şekli halkın garipsediği bir olaydır. Fakat zararsız bir ibadet olduğu için de tepki çekmez. Millet garipser o kadar. *Garipsemenin düşmanca taraftarlığa döndüğü an ise yönetimin ciddi olarak Muhammed’i bir tehlike olarak kendi gücü karşısında kabul etmesidir. * Nedense bu son cümle; bana bu asırda ki bazı güncel tartışma yasalarını hatırlattı. Yasaya uyduğun sürece yasaya sövmek serbest, *yasaya uymamayı ise düşünmek bile yasak. Neyse biz yolumuza devam edelim, Sayın Öz Hakiki Nar seyahat işletmesinin yolcuları. Muhammed, toplumsal olaylar üzerinde en çok fakir halka olan yardımları ile sahneye çıkar. Evliliğin ortalarında Mekke’de baş gösteren kıtlık, halkı iyice aç bırakmıştır. Ve talanlar başlar. Evi konağı talan edilmeyen tek yer ise Hatice’nin ve Muhammed’in konağıdır. Hatta halk o konağı başka talancılardan korumak için nöbet dahi tutar. Muhammed ise Hatice’nin zengin yiyecek ambarını o kıtlık döneminde halk ile paylaşmaktan çekinmez. Muntazaman günlük olarak büyük bir disiplin ve eşitlik içerisinde dağıtır. Kıtlık sona erdiğinde Muhammed halkın neredeyse kahramanıdır. Arkasında ki halk gücü ise çok kuvvetli bir şekilde Mekke yönetimince hissedilir. Bu ise halkın yağmadan geçirdiği diğer liderleri Muhammed’e karşı cephe almaya sevk eder. *Böylece halkın yanında en zor döneminde yer alan aristokrat bir duruşu sahibi Muhammed, *halk tarafından sevildikçe, şehir yönetim organları tarafından o derece de nefret edilmeye başlamıştır. Hatice’nin otoritesel gücü ve ticari ilişkilerin getirdiği bağ olmasa biliyorlardır yapacaklarını ama para orada da bugünkü gibi kediye aslanı boğdurmaktadır. Burada soluk alalım ve soruyu tekrar soralım. Muhammed’in amacı neydi veya bir amacı var mıydı? Sağ serbest devam etttt; Muhammed bu toplumsal, tam da güncel hali ile yönetimsel baskıdan iyice bunalmış ve toplumdan kopmuştur. * Halkın sevgisinin yapay ve çıkara dayalı örneklerini görmüştür. Sırf toplumsal fayda için yaptığı paylaşımın diğer zenginler tarafından kalleşçe sabote edilmesi ve hakkında çıkan uydurma bir sürü haber ile bel altı cıvıklardan bunalmıştır. Günler azap haline gelmişti. Artık Hira’da Haniflerin çekildiği mağaralara gidiyor ve içinde var olanları arıyor, Sorgulamaya başlıyordu her şeyi. Bu durum tıpkı Ferrari sini satan bilgenin kararı gibi bir şey işte. Hatice’nin endişeli bekleyişleri, halk arasında dolaşan sözler can sıkıcı, bir içsel sorgunun verdiği yalnızlık ve yaşamın anlamsızlığı, sessizliğin kucağına kaçış ve Kâinatı okumak için dinlemek. Ve gooolllllll , muhteşem bir gol. Tam da Tanrı’nın aradığı, *halktan uzakta ve yalnız, *halkın sevdiği, *yönetimin nefret ettiği, zeki, dürüst orta yaşın verdiği geriye sayımın ürpertisi ve maddenin ve maddesel gücün anlamsızlığıyla dağa taşa seslenen, içinde ki depremin yıkıntıları arasına umutsuzca kimse var mı diye seslenen bir human. Çokça Musa, biraz İsa, aslı Âdem; İşte amacın olmadığı; Yaşamın, *belki kaderin belki kâinatın veyahut ham benliğin veya bir Meleğin ortaya çıkması ile Karşınızda; *Arabî, Resul, Nebi, Hatemül(ha dan sonra elif var) Enbiya, Kureyş halkının yeni lideri, Mutlak adaletin elçisi, İbrahim’in soyunun yeni sözcüsü Ebul Kasım, Muhammed Mustafa. Akabinde; İkra bismi Rabbikellezi halak. Halakal insanemin alak diyerek başlayan insanı en baştan yeniden yaratmak serüvenin kapısının aralanması daveti. Asrının ezik ve çaresiz ezilmiş halkının, ışığa meftun pervaneler gibi bu davetin etrafında dönmeleri, dönmeleri. Sonra da, dokunmak için seve, seve ölmeleri. TRT Radyo 1 arkası yarın bugünlükte bu kadar. Yarın aynı saatte buluşmak dileği ile gözünüz yolda kulağınız bende olsun sevgili şoför kardeşlerim. Otobüsünüz yarım saat çay ve ihtiyaç molası vermiştir. İçmiş olduğunuz çaylar firmamızın ikramıdır. Tuvaletler otobüsünüzün sol tarafındadır. Afiyet olsun *:wink: *(Gerçek bir anonostan alıntıdır) Selamlar |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Bu *da *pek *akla *yatkın *gelmiyor, *yani *penaltının *babası *değil *arkadaş. *verirsinde *vermezssinde *ama *ben *olsam *vermem.
:D Sn okinono, pozisyonun başlangıcına dikkat ederseniz müdahalenin topa değil direkt oyuncuya olduğunu görebilirsiniz. Varaka Hatice'nin ilk nişanlısıdır, ama bu nikah "nedense" gerçekleşmemiştir. Siz sadece ceza sahasındaki harekete bakmışsınz, halbuki pozisyonun gelişimi çok gerilerde. Biliyorsunuz, penaltıda hareket kadar niyet de önemlidir. *:D |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Hocam deminki pozisyona itiraz var...
Getir bakalım uğur pozisyonu görelim. Burada milletin kafada bir şey kalmasın. *Milletin kafa da bişey mi var hocam, Yokşansal gelişine söyleidm. Haa aman hocam başımız zaten yeterince belada aman aman. Dikkatli konuşalım. Geldi pozisyon buyur hocam... Evet, ne oluyor, Varaka geliyor ve bir niyeti varmış gibi görünerek elini yüzüğe uzatıyor, Ama bak bak haticenin gözlere bak varakanın gözlere bak. İkisi de farklı yönde. hah burda dur. yookk al ger al gerii. hah tam elini uzattığı anda arkada bir oyuncu daha var. Kim bu iyi bakalım....yaklaş yaklaş , yav bu uğuruda çok yoruzya neyse, millet için bunlar hep sevgili şansal. Hah yüzünden tanıdın mı, Bak kime benziyor. Hocam bu büyük başkan Ali Sennee benziyor. Yaaaa gördünmü, uyanık Ali ta o zamandan ihale peşinde. Varakanın toplumsal baskısının arkasında evlenmek için sırada bekleyenerin başında bizim Ali Şen de var. Ali şen i seversiniz sevmezsiniz. Ama işini bilir sinsi adamdır. Sansar gibi yani.. Yav hocam sansar deme, ali başkan da bana şansal diye sansar diyor zaten *:? Yani hocam toparlayalım da süre daraldı iyice, Peki Şansal, Varaka Hatice'nin üzerindeki baskıyı yeğeninin üzerinden atmak için antlaşmalı olarak bu haberi halka yaymış gibi görünüyor. Yaniiii Ortada bir durum var mı var. Ama ben vermem arkadaş. Penaltı adam gib olacak. Sonuçta bu erkek bir oyunu. Aman hocam başımızı kadın dernekleri ile derde sokma bu kezde Heeee,bişey olmaz sevgili şansal. ben onların çiğerini bilirim, hatta dalağını böbreğini yüreğini bilirim. Maraton bu haftalıkta bu kadar sevgili youef. Selamlar |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Mutlak adaletin elçisi
ve müslümanlar'da mutlak adaleti vaad edene itaat *ederler...... cok güzel bir yazi cokca *tebrik etmek bile az kalir...... |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
İdealist insanların gözünü ne servet doyurur ne makam. Onlar satın alınamaz.
Onlar, idealleri için ölümü dahi göze alırlar. Ne aileleri ne mal-mülkleri onları frenleyemez. Ama bir idealistin serveti-makamı reddetmesi, kelle koltukta mücadele etmesi onun idealinin doğru olduğu anlamına gelmez. İdealistler dini amaçlarla ortaya çıktıkları gibi, siyasi amaçlarla, milli amaçlarla da ortaya çıkmışlardır. Faşistin de idalisti vardır, komünistin de, dincilerin de.. Bu durumda Che Guavera'yı ve komünist fikirlerini de doğru kabul etmek gerekir. Sonuç olarak bu bir geçerli ispat şekli değildir. Allah'ın dilediği olmuş mudur? Allah, Muhammed'e görev vererek bu sonucu mu istiyordu acaba? Son 40 yüzyılı ele aldığımızda, Allah'ın dünyaya müdahalesi duymaktayız peygamberlerden. Ama nedense sadece Ortadoğu'dadır müdahale. Hem de gönderdiği bilinen peygamberlerin tamamına yakını aynı ırktan, aynı ulustan. Bu açığı kapatmak için her kavme peygamber gönderildiği iddiasına ise bir tane dahi örnek yoktur. Allah İsrail'le uğraşmış, sonra kurtarıcı olarak beklenen Mesihi göndermiş. O da 2-3 yıl içinde çarmıha gerilmiş ya da yerine başkası öldürülmüş, kendi ortadan kaybolmuş. Nasıl bir kurtarıcılıksa bu? Aradan 600 sene geçmeden bu defa Muhammed'le müdahale etmiş Allah. 23 yıl boyunca meleğini göndermiş. Hatta savaşlarda ayrıca 3000 cengaver melekle Muhammed'e destek vermiş. Ne için? Bu muydu yani Allah'ın bütün amacı? Gönderdiği son din bir öncekinden dahi çok geri kalmış. İsa'dan sonra 600 yıl dahi sabretmeyen Allah'ın, 1400 senedir dünya umurunda değil. Sanki "Size son bir elçi daha gönderiyorum, işinize gelirse!" denmiş gibi. Hicret öncesi Mekki ayetlerin daha duygulara hitabeden türde olması, Medeni ayetlerin ise duygusallıktan uzak, kanunlar, emirler içeren bir özellik arzetmesi Muhammed'in değişimiyle mi ilgilidir yoksa Allah'ın fikrinin, görüşünün değişimi mi? |
Re: Muhammed'in Asıl İdeali Neydi?
Mutlak adalet'i vaat edene itaat etmek???
"Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz." ve "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır." sözlerini hatırlattı bana bu vaat.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:55 . |