Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti! (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4975)

12-10-2007 12:16

ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
ABD den bayram hediyesi :D ..hadi hayırlısı

12-10-2007 12:22

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Bir ABD gazetesinin bu karara tepkisi

http://www.angelfire.com/pop2/piyanist/tasari_01.jpg

12-10-2007 12:28

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Bush parlementonun bu kararina cok kizmis. Turkiye ile iliskilerinin zedelenebileceginden bahsetmis. Hakli tabi, adam sabahtan aksama kadar insan olduruyor, Turkiye'den baska yakininda bir mola yeri yok oturup yorgunluk cayi (tavsan kani) icecegi.

12-10-2007 12:55

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
"We all deeply regret the tragic suffering of the Armenian people that began in 1915, but this resolution is not the right response to these historic mass killings, and its passage would do great harm to relations with a key ally in NATO, and to the war on terror."

1915'te baslamis olan, Ermenilerin trajik bir sekilde oldurulmelerini en icten duygularimizla paylasiyoruz ama bu bakis acisi, tarihi kiyim icin dogru tepki degildir ve bu tepki, NATO'nun saglam bir muttefigi ile olan iliskilerimize ve terore karsi acilmis savasin gidisatina buyuk hasar verecektir.

George W. Bush

HarunKAHYA 12-10-2007 13:38

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
hayırlı olsun.Artık dünyanın bir sorunu daha böylece halledilmiş oldu.. :D
Bütün dünya bu konuda rahata ermiş, herkesin boyu başta ABD li peze... kler olmak üzere uzamıştır.
Artık kızılderilileri gördüğü yerde alınlarından vuran değerli ABD li merhumların ruhuda şadolmuştur.
Çünki onlarınki ne soykırımdı, ne öldürmeydi.Sadece şakacıktan ateş ediyorlar ve kızılderililerde mahsuscuktan ölmüş gibi yapıyorlardı..Dünyadada kendi emniyeti için arkadan vuranları göçettiren tek namussuz millet Türklerdi.. En nihayet dünya bunu anlayabildi.sağolsunlar.

Sn. Aldostu ağabeyimiz daha bize Mevlanacılık önersin.Bazı Ateist dostlarımız "Doğru yahu, Osmanlı yapmış, neden gizleyelim..Onlar tasdik ettiyse, bizim parlementomuzda tasdik etmeli" diye kıymetli
önerilerde bulunmalı..Malum 8-10 sene önce çok kıymetli CHP li milletvekillerimiz "Yunanistandaki yangınları Türkler çıkarıyor" Yunan iddiasından sonra *"Doğru yahu bu ciddi bir olasılıktır..Derhal Meclis araştırma önergesi verelim" diye önerge vermeye kalkışmışlardı..Çook aydın adamlar.. severim bölelerini.. Şimdi yine tam zamanı önerge versinler bu Ermeni soykırım olasılığının Mecliste incelenmesi olayına..
Dünyanın baş sahtekarı ve sadece "egemen gücün her kirli işi yapacağının baş aktörü ABD için söylüyorum: Vurun kahpeye... Hepiniz namus timsali oros ... larsınız ya..Ama olsun siz pahalı sosyetik fahişler gibisiniz..Siz her hafta , her ay ayrı birinin motoruna binersiniz...sizinkiler " Seviyeli birliktelik" olur. Televizyonlarda gösterilir, ne renk don giydiğinizi gösteren pozlarla..
Dünya sadece güçlülerin dünyası..Hepde öyle olacak insan varoldukça..Aklımızı başımıza alıp güçlü olmadıktan, çok güçlü olan ordumuzu korumadıktan sonra, Or..pular bize daha çok namus dersi verir ve namus cezası keserler..
Güç-güç-güç.. sadece o zaman varsın. Güçlü ol, adaleti kendin şekillendir. Adam kendi emniyetim için teröristi vurmam gerek yalanıyla taa cehennemin dibinden geldi.. Irakı alt üst etti..Bizim aslan gibi evlatlarımız takır takır vuruluyor... Biz Iraka giremiyoruz..KATİL müsade etmiyor.. IRAK EGEMEN bir ülkeymişşş.. Sevsinler egemen Irakı... * *BU benim kapatmam. başkasını üstüne bindirmem diyemiyorda... Burası namuslu mahalle, mahallenin namusu benden sorulur diyor...
ABD yi çok seviyorum.. Dünyanın gerçeğini kafamıza vura vura dalga geçiyor..

tardu 12-10-2007 13:49

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
slm

AYATA 12-10-2007 14:04

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
bize ne yahu....çamurun içinde yuvarlananların üzerine çamur sıçramış olanlara gülmesi gibi aptalca bu...

Canan75 12-10-2007 16:24

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 


iyide bu gibi siyasi taslaklarin bugün su an da Türkiye'de yasayan Ermeniler icin ne ifade ediyor ?
Ne gibi bir manevi veya maddi cikarlari korunmus oluyor ? Eger bu gibi taslaklar ile manevi degerlerine bir kazanc , güclülük ve adelet duygusu var oluyorsa peki bunu neden elin amerikalisi , fransizi yapmakta da biz bu beraber bu topraklari paylastigimz insanlar ile yapamiyoruz ?
Eger bu gibi taslaklarin ermenilerin maddi haklarini korumak ise, o zaman bu haklari neden bu topraklar üzerinde herseye ragemen yasayan ermeniler istemezde, birgün olusun bu topraklara ayak basmamis insanlar bunlar adina talep etsin ?

3.yol 12-10-2007 16:58

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Kabul edilen tasari sadece temciller komitesinde 21'e karsi 27 oy ile gecti. Boylece bir iki hafta icinde temsilciler meclisinde oylanacak. Az da olsa hala gecmeme ihtimali var. Turkiye'nin kararli tepkisi cok onemli bu sure icinde. Eger bu onerge meclisten gecerse ABD resmi soylemlerinde 1915 olaylarini soykirim olarak adlandirabilecek devlet katinda bulunanlar.

Bu tasari meclisten gecse bile baglayici bir hukmu yok. Yani ermenilerin haklarini korumakla falan ilgisi yok.

ABD'de yasayan ermenilerin buyuk cogunlugunun ortak kimligi olmustur 1915 olaylarinin sonuclari.
Bu olaylarin soykirim oldugunu kanitlamak icin butun yasantisini , enerjisini feda eden ermeniler var.
Kaliforniya eyaletinde cok gucluler, ve o eyaletten secilerek temsilciler meclisi sozcusu konumunda olan Nancy Pelosi ve ayni eyaletten secilen demokrat temsilciler/milletvekili nin destegi arkalarinda.

Amerikali halk aslinda dunyadan cok kopuktur. Birakin 1915 olaylarini , kendi tarihlerini bile dogru durust bilmezler.

12-10-2007 21:07

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Carl Sagan bir kitabında,ABD halkının yetişkinlerinin %65 inin dünyanın güneş etrafında 1 yılda döndüğünü bilmediğini yazıyor.
Oranı hatalı hatırlıyor olabilirim ama çoğunluk böyleymiş
Hatta güneşi gezegen zanneden ABD lilerin oranıda baya vardı..

:D

12-10-2007 22:40

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Alıntı:

harunkahya´isimli üyeden Alıntı
Artık kızılderilileri gördüğü yerde alınlarından vuran değerli ABD li merhumların ruhuda şadolmuştur.Çünki onlarınki ne soykırımdı, ne öldürmeydi.

Yanılıyorsun arkadaşım. Temsilciler Meclisi başkanı Nancy Pelosi "Biz de zamanında kızılderililere benzeri şeyleri yaptık, bizim bunu kabul ettiğimiz gibi Türklerin de kabul etmesi gerekir" demiştir.

Aramızdaki fark, onlar yaptığı katliamları kabul etmişler bizler ise kabul etmemişizdir. Kimse bize "Geçmişte niye öyle yaptınız?" demiyor. Çünkü olan olmuştur. Ancak soykırımı tanıyınız deniyor. Burası çok önemli bir ayrım noktasıdır.

Türkiyede halkın önemli bir kısmı bu ayrımı kaçırdığı için "Efendim Almanlarda Yahudileri soykırımdan geçirmiş" veya "Amerikalılarda kızılderilileri katletmiş" diyor. Ancak onların bu olayları tanıdığını gözden kaçırıyor.

Sorun ABD halkını küçümsemekle de çözülmez. Çünkü bugüne dek 18 devlet Ermeni soykırımını da resmen tanıdı. Bunların içinde Fransa, İsviçre gibi genel kültür düzeyi ABD'den daha iyi olan uluslar da var.

Sorun, bizlerin tarihimizle barışık olamaması sorunudur. Barışık olmamamızın nedeni ise tarihimizle yüzleşmememizdir. Peki tarihimizle yüzleşmememizin nedeni nedir?

Bunun nedenini cumhuriyetimizi milliyetçilik temelinde kurmamızda görüyorum. Milli özgüveni sağlamak için tarihimizdeki olumsuz öğeler genellikle göz ardı edilmiş, halktan saklanmış veya çarpıtılmıştır. Milliyetçilik ideolojisi üzerine kurulmuş devlet anlayışı milli değerleri yüceltmek zorundadır. Bunun için de milli zaafiyetlerimizi, geçmişteki suçlarımızı gözlerden saklamak zorundadır. Eğer saklamaz ise milli değerlere güvenin azalacağını, milli devlet temelinin zayıflayacağı varsayılır.

Milliyetçilik temelindeki devlet anlayışı insanlarımızı Ermeni katliamı olmamış veya olmuş ama haklı olarak olmuş gibi göstermiştir. Sonuçta bugünlere geldik. Milliyetçilik ideolojisi Sadece Ermeni sorununda değil Kıbrıs sorununda, Kürt sorununda Türkiyeyi çıkmaza sokmuştur. Dünyada saygınlığımız azalmakta, iç sorunlarımız da artmaktadır.

Milliyetçilik temelinde değil Evrensel İnsan Hakları temelinde yeni bir devlet anlayışına ihtiyacımız var. Aksi takdirde milli cinnete doğru ilerlemeye devam edeceğiz.

12-10-2007 22:47

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Sevgili Cem,

Gene her zamanki gibi saçmalamışsın.

Neyse, kurduğun site güzel de bu saçmalamalarına katlanıyoruz, yoksa gerçekten ciddi şekilde saçmalıyorsun *:wink:

timsah 12-10-2007 22:58

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Sevgili cem,

Bildiğim kadarıyla Türkiye bu soykırımı kabul ediyor, fakat, böyle bir soykırımı resmi olarakmı yapıldığı yoksa, keyfiyet olarakmı yapıldığıdır. Ortada soykırım yapın yada yapmayın diye bir belge olup olmadığına dair kesin bilgi yoktur, olsa bile bunun kesinlikle gün yüzüne çıkartılmayacağıda bir gerçektir. Ben yanlış biliyorda olabilirim.
Fakat şu bir gerçektirki, Türkiye de ermenilere bal gibi soykırım yapılmıştır.

pante 13-10-2007 00:06

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Alıntı:

Bildiğim kadarıyla Türkiye bu soykırımı kabul ediyor, fakat, böyle bir soykırımı resmi olarakmı yapıldığı yoksa, keyfiyet olarakmı yapıldığıdır. Ortada soykırım yapın yada yapmayın diye bir belge olup olmadığına dair kesin bilgi yoktur, olsa bile bunun kesinlikle gün yüzüne çıkartılmayacağıda bir gerçektir. Ben yanlış biliyorda olabilirim.
Fakat şu bir gerçektirki, Türkiye de ermenilere bal gibi soykırım yapılmıştır.
Bu soykırımdan ne anladığınıza bağlı.
Bal gibi dediğiniz soykırımın kanıtları olmadığını kendiniz ifade ediyorsunuz.
Kaldı ki bu kanıtları elde etmek işgal güçleri için, İngiltere için çok basitti.
Üstelik tehcir ile ilgili yargılamaları yaptırdı ve suçlular cezalandırıldı.

İşlediği suçu kabullenmek ve bundan pişmanlık duyduğunu beyan etmek de bir erdemdir tabi.
Kötü olan yaptığının kötü olmadığını, suç olmadığını iddia etmek ya da yaptığı halde inkar edip yaptıklarına devam etmektir.
Buna örnek olarak Türkiye'de işkence olaylarını gösterebiliriz, devlet terörünü gösterebiliriz.

Ama yüz kızartıcı bir suçu işlememiş onurlu bir insana, "suçunu itiraf et, ceza görmeyeceksin" demek birşey ifade etmez. Bu suçu işlememiş bir insan, böyle bir suçu kabullenmektense ölmeyi tercih eder. Bunun örnekleri de çoktur.

Türkiye Cumhuriyeti kurucuları 1915 olaylarıyla ilgili ve yetkili değildir.
Bu bir şirket de değildir ki, patronu isim değiştirip başka ad altında şirketini sürdürmüş olsun.
Örneğin, Stalin hakkındaki katliam iddialarını ele alalım.
Bunun hesabını bugünkü Rusya'dan soramazsınız.

Ortada kabullenilecek bir tehcir olayı vardır ki hiçbir hazırlık yapılmadan, plansız-programsız ve güvenliksiz girişilen bu olay bir katliama, soykırıma sebep verebilecek mahiyettedir. 1. Dünya savaşı gibi büyük bir savaşın ortasında bu önlemlerin olanaksızlığından söz edilse de ortada bir insanlık suçu vardır. Ama muhatabı tarihe gömülmüştür. Mirasçısı, emanetçisi vs. ise fasa fisodur.

aldostu 13-10-2007 00:58

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Sevgili Harun Kahya,
kıymetli atıfınıza teşekkür ederim..
Yalnız ben kimseye Mevlanacılık önermiyorum,
ayrıca Mevlanacılık da oynamıyorum..

Ama sizin bu uyarınız bana ,
uzun zamandır düşündüğüm,
"Aldostunu/kendimi sorgulama gereğini "hatırlattı.
Aldostu gerçek bir kişilik midir?
Ben ne kadar Aldostuyum;
bunları yeri geldiğinde içtenlikle sorgulayacağım.

Bu Ermeni soykırımı konusu bana göre oldukça girift/karışık bir konu.
Bunda tarihi gerçeklerden daha ağır vaziyette
siyasi menfaatler,
gerçekten batı dünyasında varolan,
tek akıllı ve güçlü müslüman ülke olan Türklerin şahsında
İslamiyeti ve şark milliyetçiliğini ezme gayretleri
ve batının soykırımlarına ortak arayarak,
sadece batı dünyasında değilde doğuda da rastlandığının
isbatını gösterme gayretkeşliğininde olabileceği bir gerçek.

Bu konuda TBMM de 2005 de sn. Deniz Baykalın da iştirak ettiği ABD li bir profesörün
verdiği bir konferans var.Çok uzun bu konferansı aşağı yukarı yarı yarıya kısaltarak
aşağıya alıyorum.
Ben bu konferansda bir çok gerçeğin düzgün olarak ifade edildiğini,
sizin yargılarınızında doğrulanarak, bunun bir soykırım değil, tehcir içerisinde
tabii kırılma olduğunun tarihi gerçeklere dayanılarak belirtildiğini gördüm.

Bence sizin iddalarınızda gerçek var,
ama kızgınlığınıza tam destek vermek mümkün değil.
Sizin gibi muhataplarına sn. ifadesi ile hitaba başlayan biri için,
yazınızdaki uslüp pekde uygun düşmemiş; üzülerek bunu ifade ediyorum.

Kısaltabildiğim kadarı ile bu konferansı aşağıya alıntılıyorum.
Sabredip de okuyanlar,
bu konudaki gerçeği farklı bir ağızdan dinleyip,farklı bir batılı yorumu öğrenecekler:



Ermeni Soykırım İddiaları
Amerikalı Profesör Justin Mc Carthy tarafından *sunulan

“ERMENİ SORUNU GERÇEĞİ” KONULU KONFERANS

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL –Prof. Sayın Justin Mc Carthy’nin vereceği, “Ermeni Sorununun Gerçek Yüzü” konulu Konferansı dinlemek üzere burada toplanmış bulunuyoruz.
Sayın Mc Carthy, Konferans davetiyesinde yer alan kısa özgeçmişinden de görüleceği üzere, bir tarihçi olarak bu konuda uluslararası alanda uzmanlığını bilimsel eserler vererek kanıtlamış ve ün yapmış bir kişidir. Demografi alanında uzmanlığı da eserlerine özel bir nitelik kazandırmaktadır. Bu bakımdan, kendisini Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aramızda görmekten son derece mutlu olduğumuzu belirtmek ve hoş geldiniz demek istiyorum.
Eminim Sayın Mc Carthy’nin vereceği konferans, ülkemizin yakın tarihi açısından gayet aydınlatıcı olacak ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı suçlamaların asılsızlık ve mesnetsizliğini

PROF. DR. JUSTİN MC CARTHY -
Aslında, Türkler ile Ermeniler arasındaki ihtilafın kaçınılmaz olduğu söylenemez. Aslında, iki halkın dost olması gerekirdi. Birinci Dünya Savaşı başladığında, Ermeniler ve Türkler, 800 yıldan beri bir arada yaşıyorlardı. Anadolu ve Avrupa Ermenileri, 400 yıldan beri Osmanlı tebasıydılar. Tabiî ki, bu yüzyıllar boyunca sorunlar vardı; ama, bu sorunların sebepleri Osmanlı İmparatorluğuna saldıranlar ve neticede bu İmparatorluğu yıkanlardı. Tabiî ki, İmparatorluk bunlardan çok zarardide oldu; fakat, en fazla Türkler ve Müslümanlar zarardide oldular. Ekonomik ve sosyal standartlar dikkate alındığında, Ermenilerin Osmanlı hükümranlığı zamanında son derece olumlu bir hayatları oldu.
Ermeniler bu durumda yaşarken, Müslümanlar, modern tarihte rastlanan en büyük acıları yaşıyorlardı. 19 Yüzyıl ve 20 nci Yüzyılın ilk dönemlerinde Boşnaklar Sırplar tarafından katliama uğradılar. Ruslar, Çerkezleri öldürdüler ve yurtlarından ettiler. Aynı şey Abhazlar, Lazlar için geçerli oldu. Aynı zamanda, Türklere karşı Rusların, Bulgarların, Yunanların ve Sırpların saldırıları da devam etti. Bütün bu Müslüman acıları sırasında, Osmanlı Ermenilerinin durumu iyileşmeye devam etti. Eşit haklar Hıristiyanlara ve Yahudilere tanınmıştı. Yasa önünde ve gerçekte eşit vatandaşlardı. Hıristiyanlar hükümette görev aldılar, büyükelçi oldular, hazineden sorumlu oldular, hatta dışişleri bakanlığı görevine bile getirildiler. Çoğu açıdan bakıldığında, Hıristiyanların hakları Müslümanlardan daha fazla idi; çünkü, devlette daha güçlüydüler. Avrupalılar, Hıristiyanlar içinde özel muamele talep ediyorlardı ve bunu da alıyorlardı. Müslümanların böyle avantajları yoktu.

İşte, Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğuna karşı ayaklandığı ortam buydu. Yüzyıllar boyunca devam eden barış, ekonomik üstünlük, sürekli iyileşen siyasî koşullar, aslında bütün bunlar ayaklanma için bir neden olamazdı; ancak, 19 uncu Yüzyıl, bir Ermeni ayaklanmasının başını vurguladı ve daha sonra, her iki taraf için de felaketle sonuçlanacak sonuca kadar gitti.

Peki, Ermenileri Türklere karşı kışkırtan şey neydi? Her şeyden önce, Ruslardı. Hıristiyanların ve Müslümanların birlikte barış içinde yaşadıkları dönemler, Rusların Kafkasların, Müslüman topraklarını işgaline kadar devam etti. Ermenilerin çoğu, bu olayda tarafsız kaldılar; ama, bazıları da Rusların yanında yer aldı. Ermeniler casusluk yaptılar Rus askerleri için. Ruslar, Erivan’ı ele geçirdiler 1828 yılında ve Türkleri buradan sınırdışı ettiler,.
Müslümanların ilk zorunlu sürgünü Birinci Dünya Savaşının ilk günlerine kadar devam etti. 300 000 Kırım Tatarı 1,2 milyon Çerkez ve Abhaz, 40 000 Laz, 70 000 Türk. Ruslar Anadolu’yu 1877-1878 savaşı sırasında işgal etmişlerdi ve bir kez daha, Ermeniler Rusların tarafına geçtiler, rehberlik yaptılar, casusluk yaptılar ve Ermeniler, işgal altındaki topraklarda polis gücü görevini üstlendiler ve Türk Halka eziyet ettiler. 1878 Barış Anlaşması sonucunda, Kuzeydoğu Anadolu yeniden Osmanlılara verildi ve Ermenilerin çoğu Ruslarla kaçtılar; çünkü, Türklerin intikam alacağından korkuyorlardı. Halbuki, Türkler intikam filan almadılar.

Hem Müslümanlar hem de Ermeniler, bu Rus işgallerini gayet iyi hatırlarlar. Ermeniler, tabiî ki, Rusların galibiyetlerinden daha fazla yarar görecekti, serbest ve ücretsiz topraklara kavuşacaklardı, Müslümanlardan çalınmış olsa bile. Osmanlı Ermenilerinin ayaklanması, tabiî ki, Rusya’nın koruması altında gerçekleşti. Ruslar, onlara hem insan yönünden hem de silah yönünden takviyede bulundular. Müslümanlar biliyorlardı, Ruslar Ermenilerin koruyucu meleğiydi. Buna karşılık, onlar, Müslümanlar için Moskof olarak, iblis olarak görülüyorlardı ve Ermeniler, görüyorlardı ki, mutlaka Rusların galip gelmesi gerekliydi. İşte, bütün bu olaylar sonucunda, 800 yıllık barışçıl birlikte yaşam sona ermiş oldu.
Taşnak parti manifestolarında Osmanlı İmparatorluğuna karşı silahlı bir ayaklanma öngörülmekteydi ve her iki grup, milliyetçi olmakla birlikte, aynı felsefeyi paylaşıyorlardı. Bu nedenle de, Bulgaristan, Makedonya ve Yunanistan’daki milliyetçi ihtilalcilerden farklıydılar. Yunanistan ve Bulgar devrimcilerinin aksine olarak, Ermenilerin demografik bir sorunu vardı. Yunanistan’da nüfusun çoğunluğu Yunanlıydı, Bulgaristan’da da nüfusun çoğunluğu Bulgardı. Buna karşılık, Ermenilerin ayaklandığı bölgelerde Ermeniler küçük bir azınlıktı. Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı yer olarak bilinen bölgeler, yani 6 vilayette, Sivas, Mamüratülaziz, yani bugünkü Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Van, Erzurum’da Ermeni nüfusu sadece yüzde 17’lik bir paya sahipti, yüzde 78 nüfus Müslümandı ve bu nedenle, orada yaşayan Müslümanları mutlaka oradan sürmeleri gerekiyordu. Bu ihtilalcilerin niyetlerinden şüphesi olanlar, oradaki olaylara bakmakla yetinebilirler. Van İli Valisinin katliamı, özellikle de II. Abdülhamit’e karşı suikast girişimi, polis şeflerinin öldürülmesi, bütün bunlar, Osmanlı Devletine karşı açılmış bir savaştı.
1890’lar başladığında, Rus-Ermeni ihtilalcileri Osmanlı İmparatorluğuna sızmaya başladılar, silah, mühimmat, dinamit sızdırdılar. Van, Erzurum, Bitlis gibi iyi savunulmayan bölgeleri… Şu haritada gördüğünüz yerlerdir buraları. Osmanlılar, bunlara karşı mücadele edemedi; çünkü, malî sorunlar yaşıyorlardı. Osmanlılar, 1877-1878 Savaşının feci kayıplarının, yıkımı altındaydı, kapitülasyonların yükünü taşıyorlardı ve Osmanlılar iyi ekonomist değildi. Bunun sonucunda, bu ihtilalcilerle mücadele etmek için gerekli olan yeni polis ve askerî birlikleri destekleyecek para yoktu, Kürt boylarını kontrol edecek de imkân yoktu. Bu nedenle, askerlere ve jandarmalara yeterli kaynak aktarılamıyordu.

En başarılı ihtilalciler Taşnaklardı,. Rusya’dan gelen Taşnaklar, ihtilal liderleriydi. Onlar, Anadolu Ermenilerini ihtilalci askerlere dönüştürdüler. Bu, aslında kolay olmadı; çünkü, işin başında, Osmanlı Ermenilerinin ayaklanma gibi bir niyetleri yoktu. Onlar, barış ve güveni tercih ediyorlardı ve o dinsiz, sosyalist ihtilalcileri hiç tasvip etmiyorlardı ve onların bir üstünlükleri vardı; ama, neticede, terörizm, doğunun Ermenilerini devlete karşı çevirdi. Ermenilerin hükümete karşı gelmelerinin en önemli nedeni korku oldu. Ermeniler, ihtilalciye dönüştürülmeden önce, evvela onların geleneksel olarak cemaatlerine ve kiliselerine olan sadakatinin yıkılması gerekiyordu.
İhtilalcilere diğer bir tehdit Ermeni tacir sınıfıydı; çünkü, onlar hükümeti destekliyorlardı, barış ve asayiş yanlısıydılar, iş yapmak istiyorlardı. Ermeni cemaatinin gerçek, laik liderleriydi ve onların da susturulması gerekiyordu. Hükümeti destekleyenler, örneğin Van Belediye Başkanı Bedros Kapamacıyan ve Gevaş Kaymakamı Armarak öldürüldü. Bununla birlikte, Ermeniler, Ermeni polis şefleri ve hükümetin Ermeni danışmanları öldürüldü. Ancak, çok çok cesur olan Ermeniler hükümeti desteklemeye devam ettiler. Taşnak tacirleri aynı zamanda para kaynağı olarak da görüyorlardı. Tacirler, tabiî ki, gönüllü olarak para vermediler; ama, haraca başvuruldu ve ilk haraçlar 1895’te Erzurum’da ortaya çıktı. Bu kampanya 1901’de ciddîyete kavuştu ve bundan sonra haraçtan elde edilen fonlar Taşnak Partisinin resmî politikası haline geldi. Bu kampanya hem Rusya’da hem Balkanlarda hem de Osmanlı İmparatorluğunda yürütüldü. En önemli Ermeni tacirlerinden biri olan İshak Zamharyan haraç vermeyi reddetti ve Taşnakları polise şikâyet etti; Ermeni kilisesinde öldürülerek cezalandırıldı, diğerleri de, tabiî para vermeyenler, haraç vermeyenler öldürüldü. Ondan sonra tacirler de haraç vermeye başladılar. 1902’den 1904’e kadar olan dönemde bu haraç kampanyasından sağlanan para 8 milyon doları aşmıştı. Bu kadar kısa bir zamanda Taşnak komitesi muazzam bir gelire sahip olmuştu. Bu, Osmanlı İmparatorluğunda 1895-1914 yılları arasında alınan gelirlerin çok çok üstündeydi. Tabiî ki, tacirler, hükümete de vergi ödeyemez hale gelmişlerdi. Hükümet onların peşine düştüğünde diyorlardı ki, biz vergimizi ödedik; ama, ihtilalcilere. Sadece hükümet, bizi, eğer ihtilalcilere karşı korursa, biz, devlete vergimizi ödeyebiliriz diyorlardı. Ama, bunların durumu da Doğu Anadolu’da, İzmir’de Kilikya’da kötüleşmeye devam etti.

Ermeni halkı hiçbir şekilde haraçtan kurtulamadı. Zorunlu olarak ihtilalcileri beslemek ve onlara yardım, yataklık etmek zorundaydılar. Bu nedenle, İngiliz Konsolosu Elliot’un belirttiğine göre, bu devrimciler, Taşnaklar, Hıristiyan köylerinde en iyi koşullarda yaşıyorlardı; genç kadınları kendilerine alıyorlardı ve kendilerine karşı gelenleri de soğukkanlılıkla öldürüyorlardı. Bu durumda köylüler, isteseler de istemeseler de asi askerlere dönüştürüldüler; çünkü, eğer, Türklere karşı savaşacaklarsa bir yandan da silaha ihtiyaçları vardı. Devrimciler onlara Rusya’dan silah taşıdı.
Şunu hatırlamamız gerekir ki, Osmanlı İmparatorluğunun mevcudiyeti tehdit altındaydı, Sırbistan, Bosna, Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan Avrupalıların müdahaleleri nedeniyle zaten kaybedilmişti. Avrupalılar, Osmanlı İmparatorluğunu 1878’de bölmeye karar vermişlerdi ve 1890’da bunu, bu planı yürürlüğe koydular. Sadece Rusya’dan korkuyordu Avrupalılar. İşte, Ermeni isyancıları da bunu istiyorlardı. Osmanlıların Ermeni isyancılarını hapse atmalarını ve idam etmelerini bekliyorlardı. Bu durumda Avrupa’daki gazeteciler masum Ermenilerin öldürüldüğü haberlerini yayacaklar ve Ermenilerin siyasî özgürlüğünün olmadığını yazacaklardı. Müslümanların Ermeni provakasyonuna ve saldırılarına Ermenileri öldürerek tepki vermesini istiyorlardı. Avrupa gazeteleri ölen Müslümanları değil, ölen Ermenileri haber yapacaktı ve bu nedenle, kamuoyu bu şekilde İngiliz ve Fransızların Rusya’yla işbirliği yaparak imparatorluğu çökertmesine imkân sağlanacaktı.
Avrupa’daki pek çok politikacı, Blakston gibi kişiler bile Türklere karşı önyargılıydılar. Bunun sonucunda, Osmanlıların doğru olarak girişimde bulunup isyancıları bastırmaları neredeyse mümkün değildi. Avrupalılar, Osmanlılardan belli eylemlerini ihtilalcilerin tolore etmelerini bekliyorlardı, kendileri olsa bunu yapmazlardı. Taşnaklar Osmanlı Bankasına girdiklerinde Avrupalılar bunların serbest bırakılmasını sağladılar, aynı şey Sultan Abdülhamit’e karşı suikast girişiminde oldu. Pek çok isyancı mahkeme tarafından serbest bırakıldı; çünkü, Avrupalılar bunları bekliyordu ve onların affedilmesini istiyorlardı; hatta, bu isyancıları ve katilleri serbest bırakmadıkları takdirde Sultanı bile tehdit edecek durumdaydı Avrupalılar. Bir Rus konsolosu, Van’da resmen Ermeni isyancıları açık seçik askerî eğitime tabi tutmuştu. Bu durumda Osmanlıların yapacak hiçbir şeyi yoktu. Osmanlılara burada acıyabiliriz sadece; çünkü, biliyorlardı, eğer iktidarları yeterli olsaydı ve bunu yapmış olsalardı bunun sonucunda devletleri sona erecekti.
Doğu Anadolu’da Ermeniler, çeteler kurarak hükümetlerine karşı gerilla savaşı başlattılar; diğerleri Rus ordusuyla geri dönmek üzere kaçtılar ve Rus işgal güçlerinde birlikler oluşturdular. İşte, bunlar Osmanlıya karşı ve Müslüman halka karşı en büyük tehdidi oluşturdular. Çoğu zaman denilmiştir ki Ermeni milliyetçiler tarafından, Osmanlının tehcir emrinin asıl nedeni Ermeni ayaklanması değildi.
Taşnak liderleri bile, Taşnakların, Rusların müttefiki olduğunu söylemektedirler Taşnak Kacasuni. Ermeni Cumhuriyeti Başbakanı olan kişi, Partisinin Rusya’yla ittifaka gireceğini savaş öncesinde planladığını belirtmiştir.

1910’dan bu yana, istilacılar, Doğu Anadolu’da el kitapçıkları yayıyorlardı, Ermeni köylerine nasıl saldırılacak, nasıl Müslüman köylere saldırı düzenlenecek, gerilla savaşı nasıl yapılacak.
Savaştan önce Osmanlı askeri istihbaratı, Taşnak planlarını ele geçirmişti. Bunların, önce *Osmanlı Devletine sadakatini ilan edeceklerini ama ondan sonra da Rus ordusuna katılacaklarını biliyorlardı.
Ermeniler, Osmanlıların mağlubiyeti halinde hiç bir şey yapmayacaklarını biliyorlardı ve Osmanlılar, geri çekilmeye başladıklarında, Ermenilerin de Ruslarla birlikte onlara saldıracaklarını biliyorlardı. Aynen de böyle oldu zaten, bu istihbarat doğruydu. Ruslar, Taşnaklara 2,4 milyon Ruble vererek, onları Osmanlı Ermenilerine karşı silahlandırdı. Aynı zamanda 1914 Eylülünde *Kafkaslar ve İran’daki Ermenilere de silah vermeye başladılar. Yani, zorunlu göç başlamadan önce, Ermeni saldırıları Osmanlı askerlerine karşı başlamıştı ve kaçaklar da, firari çeteleri kurmuşlardı.

Bunlar, askere almak için gelen memurlara, vergi tahsildarlarına, jandarma karakollarına ve bu yollarlardaki Müslümanlara saldırdılar. Aralık ayı geldiğinde, Van Vilayetinde genel bir ayaklanma gerçekleşmişti. Yollar ve telgraf telleri kesildi, jandarma karakollarına saldırıldı, Müslüman köyleri yakıldı ve köylüler öldürüldü. *Bu isyan kısa süre içinde yayıldı. Aralık ayında Kotur Geçidi yakınlarında Osmanlılar İran’dan gelecek olan Rusya işgaline karşı savunma yaparken, büyük bir Ermeni silahlı grubu Osmanlı ordusunda 400 Osmanlı askerinin ölmesiyle sonuçlanan bir saldırı gerçekleştirdi ve ordunun Saraya çekilmesine sebep oldu.

Bu saldırılar yalnızca Van’da gerçekleşmedi; Erzurum Valisi Tahsin yazdığı mektupta, Ermeni saldırılarını bastıramadığını ve bu vilayette artık askerlerin tutulamadığını ve cepheden geri gönderilmeleri gerektiğini *bildirmişti.
Şubat ayı geldiğinde saldırı haberleri bütün doğudan gelmeye başlamıştı. Muş yakınlarında 2 saatlik bir saldırı, Abak yakınlarında 8 saatlik bir saldırı gerçekleşti, *1000 Ermeni Timar yakınlarında bir saldırı gerçekleştirmiş ve *Sivas, Erzurum, Adana, Diyarbakır, Bitlis ve Van Vilayetlerinde Ermeni çeteleri baskınlar yapmıştı. *Telgraf telleri, Osmanlı şehirleri ile Batı’yı birbirine bağlayan telgraf telleri kesilmiş, tamir edilmiş, ondan sonra tekrar kesilmişti. İkmal konvoylarına saldırılıyor, aynı zamanda yaralı askerlerin nakledildiği konvoylar da saldırıya uğruyordu. Jandarma ve asker birlikleri, telgraf tellerini tamir etmek ya da ikmal konvoylarına destek vermek için gönderildiklerinde bunlar da saldırıya uğruyorlardı. *Bu sorunun ne kadar büyük olduğunu göstermek için şunu söylemek yeterli: Nisan ortalarında büyük bir jandarma bölüğü Hakkari’den Çatak’a doğru gönderildi. Buradaki isyanı bastıracaklardı. Fakat, bu bölük Ermeni savunmasını aşarak bu görevi yerine getiremedi.

Çok dikkatli yapılan hazırlıklardan sonra, Ermeniler, Van Vilayetinde bir ayaklanma gerçekleştirdiler. 20 Nisanda çok iyi silahlanmış Ermeni birlikleri, çoğu asker üniforması giymişti, şehrin yönetimini ele geçirdi ve Osmanlı güçlerini kaleye sıkıştırdı. Sonunda isyancılar kentin büyük kısmını yaktılar, binaları yaktılar; fakat, Osmanlıların kalede kullandıkları toplardan iki tanesi kalmıştı. Erzurum ve İran cephelerinden buraya birlik gönderildi; fakat, Van’ı kurtaramadılar.

Ruslar ve Ermeniler kuzeyden ve güneybatıdan saldırıya geçmişti. 17 Mayısta Osmanlılar kaleyi boşaltmak zorunda kaldılar. Askerler ve siviller Van Gölü çevresinde mücadeleye devam ettiler. Bazıları Van’a gemi ile açıldı; fakat bunlardan yarısı isyancılar tarafından öldürüldü ve Van’daki Müslümanlardan bir kısmı bir süre hayatta kalmayı başardı. Amerikalı misyonerler bunların bakımını üstlenmişti; ancak, kaçamayanların çoğu öldürüldü. Köylüler evlerinde öldürüldüler ya da çevre alanlarda toplanarak Zeve’deki büyük *katliama gönderildiler.

Müslüman ve Ermenilerin ne kadar acı çektiğini çok iyi biliyoruz. Bu gerçekten kanlı bir savaştı. İki halk arasında önemli sayılarda ölümle sonuçlanan bir savaş tarzından söz ediyoruz.

Osmanlılar, Doğuda kontrolü ele geçirdikten sonra Ermeni nüfusu Rusya’ya kaçtı. Burada, açlık çekerek hastalıklar sebebiyle ölenler oldu. Rusya, Van ve Bitlis vilayetlerini tekrar ele geçirdikten sonra Ermenilerin dönmesine izin vermediler ve bunların kuzeyde açlıktan ölmesine göz yumdular. Rusyalılar, bu toprakları kendilerine tutmak istiyorlardı.

Ermeniler, Sivas Vilayetinde ve Şebinkarahisar’da da önemli ayaklanmalar gerçekleştirdiler. Bu tuhaf bir yer gibi görülebilir; çünkü, Ermeniler burada Müslüman nüfusa göre ancak 10’a 1 oranında bulunmaktaydı. Fakat, Sivas taktik açısından önemli bir bölgeydi, demiryolu üzerindeydi, Batı’ya giden demiryollarını tutmaktaydı ve özellikle Osmanlı ikmal hatlarına karşı gerilla saldırısı düzenlemek için son derece iyi bir bölgeydi burası.
Ermeniler, Kilikya’da da ayaklanma yaptılar, ki, burası, İngilizlerin güneye giden demiryollarını kesmek için gerçekleştirebileceği bir işgalin olmasının düşünüldüğü bir bölgeydi.
İngilizlerin Gelibolu’da gerçekleştirdiği işgal, Kilikya’dakinin yerine gerçekleşti. Tabiî ki, belki Kilikya’da bu *işgali gerçekleştirselerdi daha başarılı olacaklardı.

Bütün bu bölgeler aslında askeri planlama açısından çok önemliydi ve Osmanlının savaş çabalarına en fazla zarar verebilecek bölgelerdi.
Bu, tabiî ki bir tesadüf değil, *ayaklanmaların burada gerçekleşmesinin bir sebebi var. Bu ayaklanmalar, Osmanlı ordusu için büyük bir felaket anlamına geliyordu ve Osmanlılar burada Ermeni isyancılarla savaşabilmek için cepheden asker çekmek zorunda kaldılar. Eğer bu birlikleri isyancılarla değil Ruslarla savaşmak üzere cepheye gönderebilselerdi, savaşın sonucu çok *farklı olabilirdi.
Mareşal Pomyankovsky –ki kendisi Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğunda bulunan tek Avrupalı tarihçidir- Demiştir ki, Ermeni isyanı aslında Osmanlıların doğu bölgelerinde başarısız olmasının en büyük sebebidir ve Ermeni ayaklanmasından yedi ay sonra, Osmanlılar Ermenilerin tehciri kararını çıkardılar.

Bir tarihçi geçmişi iyi araştırmak gerektiğini ve geçmişte çok daha eski dönemlere gitmek gerektiğini bilir, olayların nedeni bazen çok daha geçmiş dönemlerde yatmaktadır. * bir ideolog ise buna bakmaz, yine bulacağı şeylerden korkar da ondan. Ermeni milliyetçileri okuduğumuzda, *Ermeni sorununun 1894’te başladığına inanabiliriz. Halbuki Ermeni ittifakı hiç bahsetmez Ruslarla yapılan ittifaktan hiç bahsedilmez. Oysa bu 18 inci Yüzyıla uzanan bir olaydır. Hiçbir zaman Ruslarla Ermenilerin, Türkler ile Ermeniler *7 yüzyıl boyunca barış içinde yaşadıktan sonra bu ittifak sonucu rahatsızlıkların çıktığı da bu tarihlerde hiç belirtilmez. Bunlar tarihçi için önemli şeylerdir; ama ideologun davasına zarar verebilir. Tarihçi araştırır; ama, ideolog ise siyasî bir mücadele sürer.
Başlangıçtan itibaren Ermeni sorunu siyasî bir kampanya olmuştur. Burada, Ermeni sorununa yönelik sahte bir tarih kurmak için, çeşitli malzemeler kabul edilmiştir, *bunlar siyasî belgelerdir ve siyasî amaçlara göre oluşturulmuşlardır. Taşnak Gazetesinde çıkmış makaleler ya da İngiliz propaganda ofisinin ürettiği bazı belgeler kullanılır. Halbuki bunlar tarihte birer belge olarak kabul edilmez. Tarihçiler ise, gerçek tarihi kaynaklara başvururlar ve sürekli olarak burada karşımıza *bir Ermeni soykırımına dair kanıt olduğunu gösteren bazı belgelerin sahte ya da taraflı belgeler olduğunu biliyoruz. Burada gerçek tarihin nasıl yapılacağını bilmeyen kişiler, bütün bu yalanların gerçek olduğuna inanmaya başlamışlardır. Sadece Amerikalılar ve Avrupalılar kandırılmış değil; bundan kısa bir süre önce, bir Türk araştırmacının yazdığı iki ciltlik bir kitap okudum. Bu kitapta, Ermeniler hakkında yazılan her şey saçma ve asılsız. Mesela, 1908 yılında Van Şehrinde Osmanlı görevlileri Taşnaklara ait bir cephaneliği keşfettiler. Burada 2000 silah, binlerce mermi, 5 000 bomba bulundu ve bütün bunlar da Ermeni ayaklanmasına hazırlık için biriktirilmişti. Ermeniler, Osmanlı birlikleriyle kısa bir süre savaştıktan sonra kaçtılar. Bu olay, bütün diplomatik literatürde ve Van hakkında bütün kitaplarda anlatılır; ancak, bu kitapların yazarı diyor ki, burada 1 000 Türk hükümete karşı ayaklanmış ve hiçbir şekilde Ermenilerden ya da bu isyancıların silahlarından bahsedilmiyor bu kitapta. Böyle bir hata nasıl yapılabilir; çünkü, dayanılan kaynak böyle anlatıyor olayı. Bu yazar, bütün bu bilgileri Taşnak Partisi Gazetesinden almış da ondan.
Burada çok temel bir prensibi kabul etmemiz gerekiyor: Propagandayı kendilerine kaynak olarak seçenler, kendileri de propaganda üretirler, tarih yazmazlar. Birçok araştırmacı, Türk olsun Türk olmasın, birçok araştırmacı, Taşnak Partisi gibi grupların yalanlarını gerçek olarak kabul ettiler ve Osmanlının iç raporlarına, iç belgelerine bakmadılar. Araştırmacılar tabiî ki hata yapabilir; ama, her tür bilgi kaynağını tarama yükümlülüğüne sahiptirler ve sadece siyasî propagandaya dayalı olarak tarih yazılamaz, Osmanlıların raporlarına da bakmak gerekir. Osmanlı tarihini, öncelikle Osmanlı kayıtlarında aramak gerekir.
Burada, Osmanlı belgelerinde, herhangi bir şekilde, bilerek sahtecilik yapıldığına dair bir kanıt yok. Bunu, Ermeni milliyetçilerin sundukları kandırmacalarla karşılaştıralım; nüfusla ilgili yanlış istatistikler, Mustafa Kemal’in söylediği iddia edilen birtakım şeyler, Talat Paşanın gönderdiği söylenilen sahte telgraflar, işte, Mavi Kitapta yazılı olan yalanlar, mahkeme kayıtlarının çarpıtılması, bir de, Ermeniler tarafından öldürülen Türklerden hiç bahsedilmemesi bunların arasında.
Burada, acaba, Türkler bu yanlış tarihi düzeltmek için ne yapabilirler sorusuyla karşılaştık sık sık. Şimdi, burada ne yapılacağını benim Türklere söylememe gerek yok; Türkler zaten bunu iyi biliyor. Ataları hakkında söylenilen yalanlara karşı çıkacaklar. Bunu zaten yapıyorsunuz. Bu zor bir mücadele; karşınızda, Türklere karşı oluşan önyargılar var ve size karşı çıkanlar, siyasî açıdan daha güçlü konumda; fakat, gerçek sizin tarafınızda. Bu, gerçekten de tam olarak yapılması gereken şey. En önemlisi de, bu konuyu tarihçilere bırakalım dediler ve bize gösterdiler ki, Türkler, gerçekten asla korkmuyor.
Ümit ediyoruz ki, burada bilimsel yaklaşım politikayı yenilgiye uğratacaktır ve Ermeni milliyetçiler de bu tartışmaya katılacaktır; ama, bunun olacağı konusunda pek iyimser değilim. Mustata Üniversitesinde iki konuşma yaptım ben; Ermeni Soykırım Araştırmacıları adı altında bir merkez var, beni onlar davet etti. Dr. Taner Akçam burada ders veriyor. Dr. Akçam konuşmalarıma davet edildi; ama, gelmedi; aslında hiç Ermeni gelmedi ve benim konuşmamı duyuran bütün ilanlar yırtılmış kampusta. Bu yüzden, kimse benim burada konuşma yaptığımı öğrenemedi. Bu, bilimsel bir yaklaşım değil, siyasî bir yaklaşım. Ermeni milliyetçileri, siyasî mücadelelerini ancak bilimsel veriler öğrenilemezse kazanacaklarını biliyorlar. Bu yüzden, Ermeni milliyetçileri ancak soykırım işlendiğini kabul eden Türklerle görüşüyorlar. Bunlar, Amerika ve Avrupa basınında, Türk araştırmacıları olarak tanıtılan kişiler ve okurlar zannediyorlar ki -ki, bu özellikle oluşturulan bir izlenim- Türk araştırmacıları da soykırım olduğuna inanıyorlar. Okurlar, ancak Türk Hükümetinin bu soykırımı reddettiği inancındalar. Bunun doğru olmadığını biliyoruz. Her yıl birçok kitap ve makale basılıyor Türkiye’de; burada sadece Ermeni soykırımı çürütülmekle kalmıyor, aynı zamanda, Türklerin de Ermeniler tarafından zulme uğradığı belgeleniyor. Birçok konferans düzenleniyor, Ermeniler tarafından öldürülen masum Türklere ait toplu mezarlar bulunuyor, müzeler ve anıtlar açılıyor bu alanda ve birçok tarihçi, Osmanlı arşivlerinde bu konuda bilgi topluyor ve soykırım fikrini kabul etmiyor. Çok iyi biliyorlar ki, savaş döneminde birçok Ermeni Türkler tarafından öldürülmüştür ve birçok Türk de Ermeniler tarafından öldürülmüştür. Bu bir savaştı, soykırım değildi; araştırmacılar da bunu biliyor.

Peki, Amerika’da ve Avrupa’da bu kadar çok ülke, neden küçük bir grup Türk’ün Ermeni milliyetçilerine inandıklarını kabul etmesine ve Türkiye’deki araştırmacıları bunların temsil etmesine izin veriyor. Neden; çünkü, önyargılılar. Türklere karşı önyargı çok uzun zamandır devam eden bir algı ve insanlar mutlaka Türkler suçludur izlenimine sahipler. Ancak, diğer sebep de var; Avrupa ve Amerika’da korkuluyor. Gerçek, bu konuda Türk akademisyenlerin araştırma yaptığını çok iyi biliyorlar. Ermeni sorunuyla ilgili Türkiye’de mükemmel çalışmalar yapılıyor. Çok iyi bildiğiniz gibi, uzun süre, aslında, Türk ve Ermeni tarihi araştırılmadı Türkiye’de. Bu ise artık değişiyor. Türkiye’nin Ermeni sorunuyla ilgili yaptığı çalışmalar gerçekten çok etkileyici. Tarih Kurumu bu açıdan liderliği üstlendi; gerçekten de öyle olması lazım.

Bu alanda, bir dizi askerî tarih var yazılmış olan. Türk Kurtuluş Savaşıyla ilgili de birçok tarih
Ermeni milliyetçilerinin planları, yüz yıldır değişmedi. Doğu Anadolu’da ve Güney Kafkaslarda bir Ermenistan kurmak istiyorlar, buralarda yaşayan halkın isteğinin hilafına. Ermeni milliyetçileri, planlarını gayet net bir şekilde ortaya koydular; öncelikle, Türkiye Cumhuriyeti bir Ermeni soykırımı olduğunu itiraf edecek ve özür dileyecek. İkinci olarak, Türkler tazminat ödeyecekler. Üçüncü olarak, bir Ermeni devleti kurulacak. Milliyetçiler, bu devletin sınırları hakkında da çok net bir fikre sahip. Burada gördüğünüz harita, Taşnak Partisinin ve Ermeni cumhuriyetinin programını temel alıyor kendisine ve gösteriyor ki, Ermeni milliyetçilerinin hak iddia ettiği önemli topraklar var ve burada, Türkiye’de üzerinde hak iddia edilen bölgeler ve dünyadaki Ermenilerin toplam sayısı da gösterilmiş. Ermeniler istedikleri şeyi alabilirlerse ve dünyadaki her Ermeni kökenli kişi Doğu Anadolu’ya gelecek olsa bile, sayıları, şu an orada yaşayan Türk vatandaşlarının yarısı kadar olacaktır. Tabii, California’da yaşayan, Massachusets’te, Fransa’da yaşayan Ermeniler, hiçbir zaman, büyük sayıda Doğu Anadolu’ya gelmeyeceklerdir. Yeni Ermenistan’ın nüfusu, belki en iyi ihtimalle dörtte 1 Ermeni olacaktır. Peki, böyle bir devlet uzun süre ayakta kalabilir mi? Evet, kalabilir; kalabilir; ama, bunun için, Türklerin sınır dışı edilmesi gerekiyor. Ermeni milliyetçilerinin 1915’teki politikası da buydu, yarın da politikaları aynı olacak. Ermenilerin iddialarını çok iyi bir şekilde anlamamız lazım. Bu iddialar, tarihe dayanmıyor; çünkü, Ermeniler 900 yılı aşkın bir süredir Doğu Anadolu’yu yönetmiş değil. İddiaları kültüre de dayanmıyor; çünkü, ayaklanmacılar ve Ruslar, bütün bu barışı bozana kadar, Ermeniler ile Türkler aynı kültürü paylaşmaktaydı. Ermeniler, Osmanlı sistemine gayet iyi entegre olmuştu, Ermenilerin çoğu Türkçe biliyordu, Türklerle aynı yemekleri yiyor, aynı müziği dinliyor, aynı tür evlerde yaşıyorlardı. Ermenilerin iddiaları, demokrasi inancına dayanmıyor. Ermeniler, yüzyıllardır Doğu Anadolu’da çoğunluk değil ve şu anda da burada küçük bir azınlık olabilirler ancak. Bu iddialar, milliyetçi ideolojiye dayalı ve bu ideoloji değişmeden kalmış durumda. Bu ideoloji 1895’te aynıydı, 1915’te aynıydı, 2005’te de aynı. Tarih ne olursa olsun, burada yaşayan halkların hakları ne olursa olsun. Tarih bize gösteriyor ki, Ermeni milliyetçileri, Türkler gerçeği bir tarafa bırakıp Ermeni soykırımı olduğunu söylese bile sona ermeyecektir. Erzurum ve Van’ı istemeye devam edecekler, Türkler özür dilese bile, işlemediği bir suç için özür dilese bile, bu ortadan kalkmayacak. Hayır, çabaları artacak, diyecek ki, a, bak, Türkler itiraf etti, yapmışlar; demek ki, bu suçun bedelini ödemek zorundalar. Türklerin soykırımı itiraf etmesi gerektiğini düşünen kişiler, Türklerin tazminat ödemesi gerektiğini de söyleyecek ve sonra, Türklerin, Erzurum’u, Van’ı, Elazığ’ı, Sivas’ı, Bitlis’i ve Trabzon’u Ermenistan’a vermesi gerektiğini de düşünecektir. Ben, Türklerin bu baskıya pabuç bırakmayacağını biliyorum. Türkler boyun eğmeyecektir; çünkü, boyun eğerlerse yanlış bir şey yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Sizden bir giriş ücreti olarak yalan söylemenizi talep eden bir kuruluşa üye olmak doğru olur mu?! Dürüst bir kişi, eğer sen yalan söyleyip babanın katil olduğunu itiraf edersen bize katılabilirsin diyen bir kuruluşa üye olur mu?! Ben, Avrupa Birliğinin Ermeni milliyetçilerin taleplerini reddedeceğini ümit ediyorum ve buna güveniyorum. Ermeni milliyetçilerinin Avrupa’nın iyiliğini düşünmediğini anlayacaklarına eminim; fakat, Avrupa Birliğinin talebi ne olursa olsun, ben, Türklerin onuruna inanıyorum.

Türklerle ilgili bilgilerin, bana hiçbir zaman Ermeni soykırımı olduğu gibi yanlış bir şeyi itiraf etmeyeceklerini gösteriyor. Ben, Türklerin dürüstlüğüne inanıyorum. Ben Türklerin, işlemedikleri bir suçu itiraf etme baskılarına karşı çıkacaklarını biliyorum. Bu dürüstlüğün bedeli ne olursa olsun, ben Türklerin dürüst olduğuna inanıyorum. Türklerin kendi tarihleri hakkında yalan söylemeyeceklerini biliyorum. Ben, Türklerin, atalarının katil olduğunu hiçbir zaman söylemeyeceklerini biliyorum. Ben, Türklere inanıyorum.

Tabiî, misyonerler arasında çok iyi insanlar da var; ama, 19 uncu, 20 nci Yüzyılda bu insanlar doğruyu söylememişlerdir; ama, bunun da ötesinde şimdi önümüzde bir kitap var, bu kitap bunları toplayan Lord Breice’ın bir delili olarak sunulmaktadır ve bu yalandır. Bağımsız tanıkların sunumu olarak bildirilmektedir, yalandır. Bu kitapta yer alan belgelerin dörtte 1’inin kimin tarafından yazıldığı bilinmemektedir. Arnold *Tonybee gerçekten bilgileri toplamış olan kişi bile bilmiyordu. Bazı insanlara gitti, yazdı ve dedi ki, bu mektupları kim yazdı? Türklerin bu kadar dehşet verici insanlar olduğu hakkındaki bu mektupları kim yazdı? Kimse bunun cevabını bilemiyor; ama, yine de bunlar kitaba dahil edildi. Belgelerin 7’si Taşnak Partisinden, yani, bu tarafsız bir kaynak olamaz. Tonybee, bunların Taşnak Partisinden alındığını gördüğünde dedi ki “bir dakika, iyi de, bunları kim yazdı?” Taşnaklar dediler ki: “Bilmiyoruz.” Ama, yine de aldı, bu belgeleri kitaba dahil etti. Kitapta deniliyor ki, ilgililerin isimlerini vermiyoruz; çünkü, bu insanların korunması gerekiyor Türklere karşı. Dolayısıyla, bu insanlara A, B, C, D, E gibi kod numaraları vermişler. Belki korunuyorlar; ama, sadece bu gibi kod numaralarıyla isim verdiğiniz insanlar hakkında yalan söylemek de çok kolay. Mesela, bir Yunanlı Profesör olan Prof. Xenides Merzifon Amerikan Misyoner Kolejinde Ermenilere ders veriyormuş; o da, Mavi Kitapta üç farklı ad altında *yer alıyor, aynı kişi. Bir seferinde Amerikan Üniversitesindeki bir profesör deniliyor. Evet, kısmen doğru bu; ama, bu sanki Amerika’daki bir üniversiteymiş izlenimini uyandırabilir okuyanda. İkinci bölümde de Ermeni olmayan bir seyyah olarak bahsediliyor bu kişiden. Evet, tabiî ki, Ermeni değildi, Yunanlıydı adam; yani, üç kez farklı kimlikler altında, adlar altında bu insandan bahsediliyor. Bir de benim en sevdiğim, bir misyoner karısına mülteci deniliyor. Halbuki, başka yerlerde bu misyonerlerden seyyah, profesör olarak bahsediliyor. Şimdi, bakın, bunlar aslında çok büyük yalanlar değil, aptal yalanlar bence ve biliyoruz, kitap bir kez elimize geçtikten, bir kez kitabı okuduktan sonra bu kitabın baştan sona yalanla dolu olduğunu anlamak zor değil. Tek kitap da bu değil. Almanlara karşı da benzer propaganda kitapları hazırlandı ve savaş sonrasında “her şey bu kadar da saçma olamaz” *dedi ve inanmadılar; ama, Türkler için hiç kimse bu kadar hoşgörülü olmadı; çünkü, Türklere karşı önyargı çok fazla. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz propagandası sonucunda pek çok böyle kitap yayımlandı. Ermeni tarihi bibliyografyasına baktığınızda bu kitapların hâlâ mevcut olduğunu görürsünüz

Tabiî tüm bu kitaplarda gerçek olan bazı şeyler var, az da olsa var. Türkler tarafından kabul edilmesi gereken ve zaten kabul edilen şey de, evet Türkler tarafından Ermeniler öldürüldü. Savaştaydık; her iki taraf da birbirini öldürdü ve Peder Lepsius sadece Ermenilere karşı bir katliam olduğunu söylüyor.. Neden güvenilmez bu misyoner raporları; çünkü, hiç Müslümanlarla görüşülmemiş, hiç Müslümanlarla konuşulmamış, Müslümanlar hakkında hiçbir şey yazılmıyor. Lepsius, Bultema, Fabio’yu okuduğunuzda kaynaklarından bahsediyorlar; kaynakları dediğiniz insanlar da misyonerler tek bir gösterge. O zaman misyonerlerin döneminde, bildiğiniz gibi -Van kentine gitmiş olanlarınız bilirler- kent dışına biraz çıktığınızda Zeve’deki o anıtı görürsünüz. Ben, tek hayatta kalan kişiyle konuştum Zeve katliamını gören ve bugün tek hayatta kalan kişi. Biz de bugün biliyoruz ki, Van’da yaşayan Müslümanlar ve civar köylerde yaşayan Müslümanların katledildiğini biliyoruz. Kanlı katliamlardı bunları ve bunları yapanlar da Ermenilerdi. Bu, ispatlanmış tarihtir. Kimse bunu sorgulayamaz. Bir de, bu konuyla ilgili Amerikan misyonerlerinin yazdığı iki kitap var. Birisi Busher, biri de Nacht adlı bir kadın tarafından yazılıyor. Bu kitapların her ikisinde de Müslümanlara karşı katliamdan söz dahi edilmiyor. Halbuki, o insanların ikisi de o bölgeye gittiler. Müslümanların gırtlağının kesildiğini nasıl öğrenmemiş olabilirler. Tabiî ki, öğrendiler; ama, bir şey söylemiyorlar. Çünkü neden; tek önem verdikleri grup Hıristiyanlar; Müslümanlarla hiç ilgilenmiyorlar. Hep mi Hıristiyanlardan bahsediliyor. Lepsius, Bultema, Fabio bütün raporları işte böyle, böyle insanlardan alınmış raporlar. Bu raporlarda ölü Ermenilerden bahsediliyor. Bazen doğru bu; ama, “ölü Ermeni” dediğinizde hep bunun bir soykırım gibi gösterilmeye çalışıldığını görüyoruz; ama, aslında, bu insanlar ırkçıydı, dinî önyargıları vardı ve tarihî açıdan hiç güvenilmez kaynakçalardır.


Büyük bir ihtimalle salgın hastalıklar, kolera -tifo özellikle- gibi hastalıklar, bir de açlıktan ölümler çok. Mesela, Ermeniler, Ermenistan Cumhuriyetine gittiklerinde önemli sayıda ölmeye başladılar, kitle ölümleri başladı; çünkü, açlık çok fazlaymış. Hatta yamyamlık başlamış, insan eti yemeye başlamış insanlar. Ruslar, bunların evlerine dönmesine müsaade etmemişler. Ruslar çok sorumlu aslında Ermenilere olan şeylerden. Kimse bahsetmiyor bunlardan. Ruslar, Ermenilere çok kötü davranmışlar. Ruslar, Ermenilere büyük vaatlerde bulunmuşlar, özerk bir bölge kurmalarına yardım edeceklerini söylemişler; ama, ne olmuş; yiyecek bile vermemişler. Hayır, siz burada kalacaksınız, açlıktan öleceksiniz, hastalıktan öleceksiniz demişler, öyle de olmuş.
Burada doğru olan bir şey var, evet, hastalıktan ölen insanların sayısı, açlıktan ölen insanların sayısı, kurşun yarasından ölen insanların sayısından daha fazla; bu, bir gerçek; ama, diğer taraftan, burada siyasetçiler çok sorumlu. İnsanlar açlıktan ya da hastalıktan da ölseler, bunun sorumluluğu politikacıların. O yüzden, Osmanlı İmparatorluğuna böyle saldırılar geldiğinde, bunu savaş döneminde gerçekleşen ölüler olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Müslümanlar Van’da mesela büyük sayıda öldüler; çoğunun ölüm sebebi açlık ve hastalık. Neden; çünkü, Ermeni ayaklanması ve Rus işgali olmuştur da ondan. İşte, Allah’tan gelen bir şey değil bu. İnsan elinden çıkan ölümler bunlar ve insanlar aynen silahla gerçekleşen ölümler kadar mesuller bu ölümlerden de.


Avrupa’da birçok siyasetçi Ermeni soykırımını kendi çıkarları için kullanıyor; yani, Türkiye, Ermeni soykırımı sebebiyle AB üyesi olamaz demiyorlar da, diyorlar ki, Türkiye, AB’ye üye olmasın, biz de Ermeni soykırımını bahane olarak kullanalım. Başka sebepleri var.
Burada söyleyebileceğim şey şu: Yine, bakın, ben siyasetçi değilim, ben demografım, nüfus bilimcisiyim, tarihçiyim ve nüfus bilimcisi olarak da nüfusları araştırırım. Avrupa’ya bakarım, Türkiye’ye bakarım. Biliyorum ki, çok yakında Avrupalılar kendi emeklilik maaşlarını ödeyemeyecek hale gelecekler ve çok kısa bir süre sonra çalışan başına iki emekli olacak bu ülkelerde. O yüzden genç nüfusa ihtiyaç var. Ülkelerine gelen işçiler, onlar çalışsınlar. Nereden gelecek bu işçiler; Türkiye’den. Avrupa’ya uygun gelenekleri olan bir ülke, buralarda nasıl davranılacağını bilen bir ülke, Avrupa’ya katılmak isteyen bir ülke. İşte, şöyle diyoruz biz buna: Bakın, burada, nüfusu yüksek olan bir ülke var, iyi çalışanlar; diğer tarafta nüfusa ihtiyacı olan ülke var. Bu ikisini bir araya getirin. Bir denklem. Demografik açıdan çok anlamlı bir şey bu. Sonra diyorum ki, niye bu bana bu kadar manalı görünüyor da onlara görünmüyor? Tabiî, birçok Avrupalı için bu mantıklı; diğerlerine bakıyorum, peki, mesela niye Fransızlar bunu anlamıyor, Fransız Halkı bunu anlamıyor? Bunun karşılığında alabileceğim cevap şu: Önyargı. Tamamen önyargı. Müslümanlara karşı önyargı, Türklere karşı önyargı. Ne olursa olsun burada önyargıları aşmanın tek yolu bilgi.


Tehcir edilen kişilerin yüzde 80’den fazlası hayatta kaldı. Prof. Hallaçoğlu burada zaten; o da söyleyebilir doğru mu, değil mi. Bu, tabiî, soykırım değil yüzde 80 hayatta kalmışsa. Halkın yüzde 80’inin hayatta kaldığı soykırım olmaz. Mesela, Yahudilerin yüzde kaçı hayatta kaldı, ona bir bakalım. Bu bilgiler yayınlanmadan önce bile zaten soykırım olmadığını biliyorduk. Neden; çünkü, İstanbullu, İzmirli, Edirneli Ermeniler tehcire tabi tutulmamıştır, hayatta kaldılar. Gerçek bir soykırıma bakalım. Mesela, Hitler Almanyasına bakalım. Hakikaten soykırım yaptı Yahudilere karşı değil mi? Peki, Berlin’de yaşayan Yahudilere ne oldu; hayatta kaldılar mı savaşta; hayır kamplarda öldürüldüler, büyük şehirlerdeki Yahudiler ne oldu; hayatta kaldılar mı; hayır, öldürüldü hepsi. Peki, İstanbul Ermenileri ne oldu; herkes gibi bunlar da savaşta yaşadılar ve hâlâ da yaşıyorlar. Demek ki soykırım değil bu.

Ayrıca, bir şey söyleyeyim size. Osmanlılar çok zekiler, eğer Ermenileri öldürmek isteselerdi, yüzde 80 hayatta kalamazdı Ermeniler. Çok basit.

Bir de, bir şey daha söylemek istiyorum. Türkler 1071 yılında, işte Ermenistan denilen topraklara girdiler ve Ermeni sorunu 1915’te başladı. Burada bulanan 1071’de yaşayan Ermenilerin soyu 1915’e kadar devam etti. Türkler katliam yapan manyaklardır diyebilmek için, dokuz yüzyıl düşündüler öyle mi karar verdiler?! Dokuz yüzyıl düşündüler; ha, tamam öldürelim Ermenileri mi dediler

3.yol 13-10-2007 01:05

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Sevgili Cem,
ABD'nin kizilderililerin devlet tarafindan kiyimini resmi olarak tanidigi kabul ettigi ( nerede okusduysan ?) yalandir. Yok boyle birsey. Daha dun aksam Amerikali arkadaslarla konustuk bu konuyu. Arkadaslarin hepsi de demokratlarin bu davranisini anlamsiz buldular. Acikcasi bana soyledikleri : ABD'nin ilk once aynaya bakmasi ve gecmiste yaptigiklarini resmi bir sekilde kabul etmesi ( ozellikle kizilderililer ve kolelik) gerekir. Sonra baska milletlerin tarihini yargilasin.

Fransa'da Cezayir'deki kiyimi tanimaz resmi olarak. Bizimkilerin agzinda sakiz olan "Tarihi tarihcilere birakalim" lafi onlardan turemedir.

Bu devletler kendinlerine objektif oz elestiri getiremezken , tutup baskalarinin tarihine meclis karariyla karar vermeleri iki yuzluluk oluyor dogrusu. Kizilan nokta budur.
Ortada bir kiyim oldugu dogrudur, ama bunun devlet emri ile ve sistematik olarak yapildiginin belgesi yoktur. Tarafli gorgu taniklarinin ifadeleri uzerine kurulmus , ilk basta sahte telgraflarla/belgelerle kanitlanmaya calisilmis, olmayinca politika/propaganda yolu secilmis bir milliyetci ermeni ulkusudur.

Aslinda bu ulkelerde alinan bu politik kararlar, tarihcilerin onunu kapamaktadir. Olaylarin aydinlatilmasi icin pesin hukum alinip ona gore arastirma yapilmaz. Once arastirmalar yapilir tamamlanir sonra bir karara varilir. Ermeni tarihcilerin yaptiginin ingilizce ismi "reverse engineering"tir ( Turkce karsiligini bilmiyorum)
Daha Dasnaklarin ve Ermenistan'in arsivleri isteyen herkese acilmamistir. Sadece kendi tezlerini savunanlara acilmistir. Turkiye israrla bir komisyon olusturalim , butun arsivleri acip inceleyelim sonra bunlari konusalim anlasalim teklifine karsilik Ermeniler buna yanasmamistir.
Niye? Cunku onlarinda elinde gercekten kanitlayacak belgeler yoktur.

3.yol 13-10-2007 03:19

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Bu konu hakkinda tavsiye edecegim, objektif yaklastigini dusundugum en iyi arastirmaci Guenter Lewy'idir. Turkceye hala cevrilmemis olabilir, ama ingilizce bilen ve bu konuya ilgi duyan arkadaslara bu konuyu kapsamli bir sekilde inceleyen su kitabini oneririm:
"The Armenian Massacres in Ottoman Turkey" - A Disputed Genocide.

Bir de Osmanli ve Islam tarihcisi unlu Bernard Lewis'in "The emergence of Modern Turkey" isimli kitabinin ikinci basimina kadar ( 1968) 1915 olaylarini holokost/soykirim olarak nitelendirirken , Turk tarafinin tezlerini ogrenip inceledikten sonra 2002 yilindaki ucuncu basiminda artik bu olaylari holokost olarak adlandirmaz. Hatta sanirim 2000 yilinda, Fransa'da soykirim oldugunu inkar ettigi icin ermeniler tarafindan kendisine davalar acilmis. Hepsinden beraat etmis ama sadece bir tanesinden sembolik bir cezaya carptirilmistir. *

Buradan sunu cikardim ben;

Propagandanin etkilerinden boyle unlu bir tarihci bile etkilenmekten kurtulamamis. Bugun dunya uzerinde kabul eden ulkelerin durumu ne yazikki budur. Suc Turkiye devletindedir. Tarihin bu olaylarini unutturacagini sanmis, kendi halkini bile bu konularda bilgilendirmemistir ki diger ulkelerdeki insanlari bilgilendirsin. Bunun sonuclarini goruyoruz su anda.

Bu arada belirtmekte yarar var ABD'de yetisen yeni nesil bircok eyaletteki okullarda zaten 1915 yilinda ermenilerin basina gelenleri soykirima ornek olarak ogreniyorlar. Simdi gecmese 5-10 yil sonra gececek meclisten bu karar.

HarunKAHYA 13-10-2007 13:12

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
"Burada *çok *temel *bir *prensibi *kabul *etmemiz *gerekiyor: *Propagandayı *kendilerine *kaynak *olarak *seçenler, *kendileri *de *propaganda *üretirler, *tarih *yazmazlar. *Birçok *araştırmacı, *Türk *olsun *Türk *olmasın, *birçok *araştırmacı, *Taşnak *Partisi *gibi *grupların *yalanlarını *gerçek *olarak *kabul *ettiler *ve *Osmanlının *iç *raporlarına, *iç *belgelerine *bakmadılar. *Araştırmacılar *tabiî *ki *hata *yapabilir; *ama, *her *tür *bilgi *kaynağını *tarama *yükümlülüğüne *sahiptirler *ve *sadece *siyasî *propagandaya *dayalı *olarak *tarih *yazılamaz, *Osmanlıların *raporlarına *da *bakmak *gerekir. *Osmanlı *tarihini, *öncelikle *Osmanlı *kayıtlarında *aramak *gerekir."
Sn.Aldostunun yazısından alıntı.


" Sevgili Cem,
ABD'nin kizilderililerin devlet tarafindan kiyimini resmi olarak tanidigi kabul ettigi ( nerede okusduysan ?) yalandir. Yok boyle birsey. Daha dun aksam Amerikali arkadaslarla konustuk bu konuyu. Arkadaslarin hepsi de demokratlarin bu davranisini anlamsiz buldular. Acikcasi bana soyledikleri : ABD'nin ilk once aynaya bakmasi ve gecmiste yaptigiklarini resmi bir sekilde kabul etmesi ( ozellikle kizilderililer ve kolelik) gerekir. Sonra baska milletlerin tarihini yargilasin.
"
Sn.Ucuncuyolun yazısından alıntı.

olmadı sn. Cem arkadaşım, olmadı.Görüşleriniz çok taraflı..
enaz benimki kadar taraflı..hatta bu iki açıklamaya göre benden daha taraflı.. Hani TÜrk olmanın ezikliği gibi bir şeyler hissediliyor yazılarınızda..

"Yanılıyorsun arkadaşım. Temsilciler Meclisi başkanı Nancy Pelosi "Biz de zamanında kızılderililere benzeri şeyleri yaptık, bizim bunu kabul ettiğimiz gibi Türklerin de kabul etmesi gerekir" demiştir.

Aramızdaki fark, onlar yaptığı katliamları kabul etmişler bizler ise kabul etmemişizdir. Kimse bize "Geçmişte niye öyle yaptınız?" demiyor. Çünkü olan olmuştur. Ancak soykırımı tanıyınız deniyor. Burası çok önemli bir ayrım noktasıdır. "


sn . Pelosi göstersin bakalım laf salatasının haricinde hangi resmi düzeyde bu -Kızılderili katliamı- kabul edilmiş..
Hangi yürekli bir başka Parlemento bu soykırım itirafını onaylamış..
Nerde bölye yürekli bi millet..
Nerde o kabadayıya hesap soracak yürekli adam... Hepsi yalaka..yalama..
Başta sizin hayranı oduğunuz (Şahsınızı değilde bu Türklük ezikliğini duyanları umumi kastediyorum..) batı dünyası
Üzgünüm ama siz yanılıyorsunuz sn. Arkadaşım.. üzgünüm... Çok taraflısınız bu konuda..
Önemli olan batıya hayranlık duymadan, tarihte varolabilen bir takım yanlışlardan dami bir eziklik çıkararak Türk olarak yaratıldığının ezikliği altında , bütün kabahatini milletine yüklememktir.

Yukarıdaki açıklamaları *umarım dikkatle okumuşsunuzdur sn Cem. Muhakkakki sizin bu konuda engin araştırmalarınız vardır..Ama bir de alışkın olduğunuz gözlüğü çıkarıp gün ışığında bakınız bu olaylara ve farklı yorumlara sn.Cem..
Bu olaylar karşılıklı bir savaşın parçalarııdır.Bir devletin içindeki dış destekli hainlerle işbirliği yapan içinde onbinlerle tebayı sadıkası, tertemiz ermenileride olan vatandaşlarını mecburi tehciridir.
Sadece bu tehcirde ölen Ermeniler için değil, arkadan vurulan, parçalanan, Van gölünde katledilen Osmanlı için de üzülün.. Osmalının yaptığına -soykırım- derseniz- Ermeninin yaptığınada soykırım deyin..
Kaç kişiymişler tehcir öbcesi kaç kişi kalmışlar çarpıtılmış rakamlara rağmen... Suykırım böyle mi yapılır.Sizin hayranlık duydudğunuz batılı batılı dostlarımız *bu işi daha iyi yapıyorlar.Fransızların Cezayir katliamı sizce -sineklerin ayıklanması-mıydı..
Bu ağzı açık batı hayranlığını bırakıp, keseri hem nalına hem mıhına vursak daha iyi olacak *sn. Dostlarım.. Kendim de dahilim bu yargıya..

AYATA 13-10-2007 14:08

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Sevgili Cem sen işlemediğin bir suçun suçlamasını kabul edermisin?....Seni anlamakta büyük zorluk çekiyorum :( * Batılılar menun olsun, ermeniler sevinsin diye işlemediği bir suçu bir millet kabul ederse, nasıl saygınlık bekler dünya uluslarından. :roll:

13-10-2007 15:22

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Arkadaşlar , konuya müdahil olmamak için nice zamandır kendimi tutuyorum ama dayanamadım.

Hanımlar, beyler, burada tartışılan şeyi 1.Dünya savaşı sonrası galipler Malta'da yargılamışlar, sanki bu mahkemeler hiç yapılmamış gibi, aradan 90 küsur sene geçtikten sonra kalkıp bir ulusa yargısız infaz yapıyorlar, içimizden birileri de insan hakları, hukuk, guguk diyerek yapılanları haklı görüyor.

Haig Khazarian adlı "tarafsız" bir araştırmacı 2 yıl boyunca işgal altındaki İstanbul'da 1915 olayları ile ilgili bilgi-belge aramış. Sonunda topladığı tüm belgeleri Malta mahkemelerine sunmuş. Bunları inceleyen mahkeme başkanı, yaşanan olayların olsa olsa savaş koşullarında karşılıklı birbirini kırma şeklinde nitelenebileceğini belirtmiş, Osmanlı yöneticileri serbest kalmışlar.

Yarın öbürgün tazminat-toprak talebi şekline önümüze gelmesi kesin olan bir konuyu bu kadar hafife alıp, "tanıyalım canım ne olacak" demek nasıl bir gaflettir bilemiyorum. BOP, GOP, HOP,TOP şeklinde değişik isimlerle alıştırılmakta olduğumuz ABD projesinin bu önemli merhalesi aşılıyor, bizler ise Nancy Pelosi denen diaspora kuklasını insan hakları şampiyonu ilan etmekle meşgulüz, helal olsun.

13-10-2007 20:37

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Ben bir T.C. vatandasiyim, banane ermeni soykirimindan. Ben bir ermeni yada yahudi oldurmedim. Katliam yapalim mi gibi bir referandumda yapalim diye oy da vermedim. Simdi bu katliamin muhattabi olarak seni beni neden gosteriyor bu adamlar. Tarihle yuzlesmekmis, peh.

Bir diger konu T.C. devrimle kurulmus bir cumhuriyettir, Osmanli'nin devami degil sonu olmustur. Ataturk'un Osmanliya bakis acisini hatirlayalim, "Turkler 600 yildir Osmanli ailesi tarafindan somurulmustur" der. Yani T.C.'nin kurulusunda Osmanli'yi sahiplenmek gibi birsey olmadi. Ben istersem tarihle yuzlesirim istemezsem yuzlesmem, bunu kimse bana dayatamaz.

Cem canindan cok sevdigi bati alemine dil uzatmama alinacaktir. Gecmiste yapilan soykirimlari vs. kabullenen ulkelerin tuzu kurudur ve arsizliklarindan kabul etmektedirler. Soykirim taninirsa bircok askeri siyasi ve ekonomik yaptirimlari beraberinde getirecektir. Bati bu olayi bizim aleyhimize kullanacaktir.

Peki neden bati boyle birsey istesin, yeri mi dar? Anlatayim, batinin refahi diger ulkelerin geri kalmisligindan ve fakirliginden beslenir. Bunun yanisira NATO'nun ve BM'nin issiz kalmasini onler. Bunlari uzun uzun anlatmak gerekgerci, boyle kisa olmuyor. Ama bati'nin piyasasi dunyanin en guvenilir piyasasi olmazsa, yada tek guvenilir pazar olmakan cikarsa, artik dunyanin dort bir yanindaki sermaye sahiplerini cezbedemeyecektir.

Neden bir ulke AB'ye girmek icin belli bir ekonomik seviyeye ulasmak zorunda. Neden Sudan girmiyo AB'ye, eger batidaki para calinti degilse, karsiligi varsa, neden yabancilarin ulkesinde calismasini zorlastiriyor. Neden sermaye sahiplerine yabancilari yerinde uc kurusa calistiriyor. Neden Turkiye'deki MC Donalds calisanlari ABD'deki kadar maas almiyor, yapilan uretim ayni ise uretimin maasi karsilamasi lazim. Batinin servetinin karsiligi yok arkadaslar, efil efil kan kokuyor.

13-10-2007 20:42

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Yukarda yazdigim yaziya bir ornek mahiyetinde;
Simdi Almanya Hitler'in yaptigi soykirimi kabullenir. Butun dunya ile birlikte Hitlere "tu kaka" der. Sanki Hitler bu isleri yalniz yapti, hic arkasindan giden olmadi. Simdi Almanya bu soykirimi kabullense bile, kendi icinden cikmis kendi ordusunun kumandanina bu koca soykirimi yukler. Kendi de milletle beraber "tu kaka" der, bu mu tarihle yuzlesmek veya kabullenmek. Kabullense kim ne yapabilir Almanya'ya.

13-10-2007 22:05

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Yukarıdaki mesajımda "işgal altındaki İstanbul'da" sözünü kullandım. Bazıları ise o dönemi İstanbul'un tekrar gerçek sahiplerinin eline döndüğü dönem olarak görürler, onlar için İstanbul halen işgal altındadır ve kurtarılması gerekmektedir.

AB'nin her sözünü emir telakki edip yerine getirilmesi için tüm varlıklarını feda etmeye hazır tiplerin Fetullahçılardan ne farkı olduğunu hiç anlayamadım. Aynı bağnazlık, aynı uşak ruhu, aynı emir alma ve yerine getirme hevesi. Diğer tarafta ise "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyen ve bunların hakaret edebilmek için en ufak fırsatı dahi kaçırmadıkları bir lider.

Bunlar için mevzubahis olan vatan ise her türlü ihaneti ve satılmışlığı yapmak mübahtır, geri kalan herşey teferruattır.

dilaver 14-10-2007 15:32

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Kutsallara dil uzatılınca göz gözü görmüyor. Cem bir soykırım oldugunu düşünebilir, bir başkası ise düşünmeyebilir. Bu gibi sorunları medeni bir biçimde burada tartışmayacaksak başka nerede tartışacagız anlamakta zorluk çekiyorum.

* * Forumlarda herkes aynı görüşte olsa idi bizler de islami forumlar gibi olurduk. Pante bir şey söylerdi bizler de Allah Razı Olsun diye tempo tutardık. *:lol: . Yöntemin bu şekilde olmasını mı istiyorsunuz anlamış degilim. Biri bir fikir ürettigi zaman hemen yapıştırmalar geliyor. Ben bir soykırım oldugunu düşünmüyorum. Merkezi olarak planlı bir Ermeni kırımı oldugunu düşünmüyorum, ama bir katliam oldugu da bir getrçek diye düşünüyorum. Herhalde kimse de beni Batı ya da Abd hayranı olarak da nitelendiremez.

* * *Buyrun öncesine ve sonrasına ait bazı alıntılar, siz degerlendirin :

* * *Teşkilatı Mahsusa siyasi sorumlusu Bahattin Şakir'in telgrafı : " nef'i ve tagrip olundugunu bildirdiginiz eşhası müzirre imha ediliyor mu? Yoksa yalnızca i'zam ve sevk mi olunuyor vazihen bildiriniz kardeşim " *( 1919 senesindeki Divanı Harp yargılama tutanaklarından )

* * *" Ermenilerin iyi konumlarının onların iktisadi güçlerinden kaynaklandıgını söyleyen Abdülhamit, bu gücü kırmak için de Ermeniler üzerine yogun bir baskı politikası uygular. Bu dogrultuda, Ermeni burjuvazisine darbe vuracak kararlar çıkartır ve tüm vilayetlere yollanan emirle, Ermeni tüccar, borsacı, vb sıkı denetim ve kontrol altına aldırtmıştır. " ( Tahsin Paşa Abdülhamit ve Yıldız Hatıraları sf 133-134 )

* * * " Türkler kendiliklerinden Ermenileri öldürdüler demek başkadır, Ermeniler ... ayaklanınca bir ölüm kalım savaşı içinde bulunan Türkler aşırı şiddet gösterip bir çok kimseyi öldürdüler demek başkadır. " *( Yusuf Hikmet Bayur TTK krurumu yayınları c 3 )

* * * * Abdülhamit, Ermenilerin son derece zengin olduklarını, Osmanlı memurlarının üçte birini oluşturduklarını söyledikten sonra, Ermeniler dejenere olmuş bir topluluktur. Ermenile daima uşak durumundadırlar, demektedir. " ( Ali Vehbi Bey , Abdülhamit, aktaran Enver Ziya Karal )

* * * * Ahmed Rıza Bey 1915 de mecliste şöyle diyor " Bu bir zulümdür. Beni kolumdan tut, köyümden dışarı at, malımı mülkümü de sonra sat, bu hiç bir vakitte caiz degildir. Bunu ne Osmanlının vicdanı kabul eder ne de kanun. Ermenilerin malı kısmen yagma edildi. Kuvve i teşriiye kanunu reddedinceye kadar elde hiç bir şey kalmayacak." *( türk İnkilabı Tarihi Y.H.Bayur )

* * * * Aslında Ermeniler tüm Hıristiyan tebaanın kefaretini ödüyorlar. Uluslaşmakta en geç onlar kalıyorlar, diger hıristiyanlar çoktan ayrılmışlardır. Milleti sadıka olarak onlar geç kalışlarıyla tüm bedeli ödüyorlar.

* * * * Bir diger husus ise Kurtuluş Savaşının Ermeni ve Rumlara karşı yapıldıgıdır. Doguda Ermenilerle savaşılmış, batıda ise Yunanlılarla savaşılmıştır.


* * * * *saygılarımla

ozgur_beyin 14-10-2007 16:42

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Forumlarda herkes aynı görüşte olsa idi bizler de islami forumlar gibi olurduk. Pante bir şey söylerdi bizler de Allah Razı Olsun diye tempo tutardık. :lol: DİLAVER.

Sevgili dilaver, harika bir tanımlama yapmışsın.

16-10-2007 10:07

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Alıntı:

ABD'nin kizilderililerin devlet tarafindan kiyimini resmi olarak tanidigi kabul ettigi ( nerede okusduysan ?) yalandir.
ABD, resmi olarka bunu tanıdı dye yazmadım ama Temsilciler Meclisi gibi (sanırım bizim TBMM nin karşılığı) başkanı bunu itiraf ediyor diye yazdım. Dahası bu itiraf toplumda pek çok kesim tarafından biliniyor ve tanınıyor. Üstüne filimler de yapılıyor. Sanırım "Son Mohikan" filmi bununla ilgili idi. Her ne kadar ABD özellikle Cumhuriyetçiler iktidara geldiğinde uluslararası alanda saldırgan politikalar izleyen bir ülke ise de demokrasi ve özgürlükler alanında Türkiyeden daha ileride olduğu kanımca bir gerçektir.

ABD, geçmişlerindeki kölelik dönemini acımasızca eleştirebilmiştir. Bu konuda çok sayıda filme ve dizi film de izledik. Örneğin 1970 lerin sonlarında "Kökler" (root) adlı dizi oynamıştı. O dönem Türk halkı bu dizinin müptelası da olmuştu. Afrikadan başlayan kölelik dramını yüzyıllar içinde ABD de yaşananları veriyordu dizi film.

Oysa Osmanlıda da 1836 yılına kadar resmi 1900 'e kadar ise fiili olarak köleliğin olduğunu bizden hep sakladı resmi tarih. İstanbul'da ve yurdun çeşitli yerlerinde köle pazarları vardı. Mal gibi alınıp satılırdı insanlar bu pazarlarda. Ancak "şanlı tarihimizi" kirletmemek için kölelikten bir kelime ile bahsedilmedi ne ders kitaplarımzıda, ne radyoda-tv deki programlarda, hep saklandı. Çünkü Türk böyle birşey yapamazdı. Köleliğin nasıl başlayı nasıl bittiğini ancak akademik düzeyde kitaplar okuyanlar öğrenebildi. İşte ABD ile farkımız. Onlar tarihleri ile yüzleşti biz yüzleşmedik.

harunkahya, respendial ve sirius arkadaşlarım,

Önce kendi tarihimizle yüzleşelim. Sadece Ermeni meselesi değil gördüğünüz gibi tarihimizde yüzyıllar süren kölelik kurumu ile bile yüzleşmiş değiliz. Mesele batı karşında ezilip Ermenilere karşı olan suçumuzu itiraf etmek değil. Bu zaten yüzleşmek de sayılmaz, batı zoruyla birşeyleri kabul etmek olur. Oysa genel olarak tarihimizle yüzleşmemiz doğruları-yanlışları ayıklamamız gerekir. Yeni yetişen kuşaklara doğruyu ve yanlışı öğretmemiz için tarihimizdeki doğruları ve yanlışları ayıklamamız şart.

Batı karşısında kopmlekse girmemize gerek yok. Hemen her konuda bizden üstün oldukları bir gerçek. Bu batı hayranlığı değil bir saptama. Bilim, teknoloji, sanat, edebiyat, spor, hukuk, insan hakları hemen her konuda bizden ileri olmadıklarını hanginiz ileri sürebilirsiniz? Çoğu zaman denildiği gibi denebilir ki "doğuyu sömürdükleri için ilerlediler". Ancak doğuyu ekonomik olarak sömürdüklerini varsaysak bile hukuk sistemlerinin ileri olmasının bununla ne ilgisi var? Doğuyu sömürüyor ama hukuk sistemleri hala faşit, gerici, baskıcı olabilirdi, öyle değil mi? Demek ki az gelişmiş ülkeleri ekonomik olarak sömürdükleri varsayılsa bile bu her alandaki gelişmelerini izah etmez.

Ermeni soykırımı Türkiyede resmi olarak tanınmasa bile toplumdaki pek çok önemli kişi ve kuruluş tarafından tanınsa idi bugünkü kabusu yaşamazdık sanıyorum. Türkiye bu zor duruma düşmez idi.

1915 de dedeleri benimki gibi doğu anadoluda yaşayanlar orada yaşananları iyi bilirler. Bizim sülalede gizliden gizliye anlatılan bir trajik anı vardır:

Babanemin dayısı 1915 yılında askerdedir. Elazığ tarafından bir Ermeni köyünde yaşayanların tamamını bir derenin üstündeki köprüde kesmek üzere götürmektedirler. Babanemin dayısı, çocuk-yaşlı, kadın-erkek toplu olarak kesilmeye götürülen Ermeniler arasında 15 yaşında güzel bir kız görür. Kızdan hoşlanır. Hemen komutanına giderek o kızla evlenmek ve müslüman da yapmak istediğini söyler. Kız diğer köylüler arasından çekilip çıkartılır. Kızın anası, babası ve kardeşleri dahil köylülerin tamamının kafası kesilerek öldürülür. Tek kurtulan babanemin dayısının müslüman yapıpo evlendiği Ermeni kızı olur.

Annem 1968-70 yılları civarında gelin oldup babamın sülalesine geldiğinde o kızın yaşlı haline denk gelir. Annemin dediğine göre Ermeni kökenli bu kadın "5 vakit namazındadır". Ancak sülaledeki diğer kadınlarla bir tartışması olduğunda o odadan çıktığında arkasından "Ermeni dölü!" diye aşağılandığını da annem anlatmıştı bana. Sanırım ben birkaç yaşında iken babanemin yengesi ölmüş.

Buna benzer öyküleri dedeleri doğuda yaşayanlarla samimi ilişki kurarsanız dinleyebilirsiniz. Benim açımdan sağlam kaynaklardan 1915 olayları bilindiği için soykırım olmuş mudur olmamış mıdır meselesi çocukluğumdan beri olmadı. Yaşanan öykülerin sahiciliği karşısında TV deki tarih "prof" larının milliyetçilik kaygılarıyla yaptığı savunmaları izlediğimde hep yavanlık hissettim kendi adıma. sanırım sizler de benim gibgi ananızdan-babanızdan, çok sevdiğiniz amcanızdan benzeri öyküler dinleseydiniz sizlere de yavan gelirdi bu tartışmalar.

Alıntı:

harunkahya´isimli üyeden Alıntı
Hangi yürekli bir başka Parlemento bu soykırım itirafını onaylamış..

Almanya, yahudi soykırımını tanımıştır.

frodo 16-10-2007 10:42

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Tartışmaları okuyunca gerçeğin sadece bir tarafından tutma huyumuzu hiç bırakamadığımızı
görüyorum. Osmanlının son dönemlerinde iyice politikleşen ve diğer tebaalardan hiç de farklı
olmayan Ermeni Milliyetçiliğinin sonuçları, ermenilerin Anadolu'da yaşamaları nedeniyle daha da
vahim sonuçlar doğurmuştur.

Tarihe doğru bakmayı bilirsek Ermeni Tehcirinin ortaya çıkardığı trajedinin sonuçlarıyla yüzleşebiliriz. Ancak Osmanlının Ermenileri yok etmek için örgütlü, planlı davrandığını söylemek
tarihsel olgularla örtüşmez dahası bu çıkarımın yanlış olduğuna götürür bizi.

Daha tehcir yasası çıkmadan Ermenilerin nüfus fazlasını oluşturduğu iki beldeden biri olan
Van'da kurulan Ermeni Devletinin nüfusunun 250.000 lere ulaşmasını açıklayamayız. Sizce
buradaki müslüman halka ne olmuştur *?

Osmanlı nüfus sayımları son derece güvenilirdir. Çünkü bu sayımlarla vergi salınmaktadır. Yanlış hatırlamıyor isem 1812 sayımlarında Ermeni Tebaası 1.294.000 kişidir. Toplam Osmanlı nüfusunun % 5,5'i gregoryan (ermeni) etnisitesindedir. Bu rakamlar bize 1.5 milyon ermeni
kesildi iddiasının son derece güvenilmez olduğunu gösterir.

Yukarıda youef'in de bahsettiği gibi ittihad Ve terakki yöneticileri işgal güçleri tarafından Malta'da
bu suçlamalarla muhatap olmuş ve bir anlamda aklanmışlardır.

Tarihe milliyetçi çizgiden bakmamak gerekiyor bu doğru. Ama aynı zamanda bize empoze edilen
yapay tarih gözlüklerini de kullanmamakta fayda vardır. 1915 yıllarında olan trajedi, yokluklar içerisinde emperyal bir savaşın tarafı olan Osmanlının her yönü ile çöküşünden başka bir şey değildir.

okinono 16-10-2007 10:50

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Tarihe milliyetçi çizgiden bakmamak gerekiyor bu doğru. Ama aynı zamanda bize empoze edilen
yapay tarih gözlüklerini de kullanmamakta fayda vardır. 1915 yıllarında olan trajedi, yokluklar
içerisinde emperyal bir savaşın tarafı olan Osmanlının her yönü ile çöküşünden başka bir şey
değildir.-FRODO

Sevgili Frodo iznizile bu bitiş paragrafını kendim yazmış gibi İmzalamak istiyorum.
Teşekkürler.

okinono 16-10-2007 11:01

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Ayrıca her ne kadar hiç söz edilmese bile, bu konuyu bir de Said Nursi 'den okumakta fayda vardır.

Amerikalıların orada ne aradığı burdur sürgününü hazırlayan etkenler Kürtleri temsil diye hiç tanınmayan insanların bir anda oraya dolması. Van baskınıında ki türklere uygulanan vahşet, taşnak çetelerinin finans kaynağı, teşkilatı mahsusa, iran bağlantılar bunların hepsi bugünde hala devam eden bir oyunun varyasyonlarıdır.veya. hepsi bir bütün tek bir oyundur.


Neyse, konuyu dağıtmayım iyi gidiyor cidden bu konu.
Selamlar

pante 16-10-2007 11:43

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Amerika'nın insanlık suçu sadece Kızılderililerle sınırlı değil ki?
Sivil yerleşim bölgesi üzerine, sivil halkın üzerine atom bombası atmaktan daha kötü bir soykırım olabilir mi? Hem de iki şehire birden. Amerikan parlamenterleri sözde Ermeni soykırımını görüşmekten utanmalıdırlar. Ama bunların ar damarı çatlamış. Kendi gözlerindeki merteği görmezler. Bu, ırz düşmanı bir ahlaksızın, sapıklığı belgelenmiş bir namussuzun, mahallede namus mücahitliği yapmasına benziyor.
"Ahlaksız-namussuz sana mı kaldı namusu korumak" diye soran yok?
Neden?
Çünkü süper devlet, çünkü kalkınmış, Bilimde, teknolojide, sanatda, edebiyatda, sporda, hukukda, insan haklarında ileri gitmiş. Komplekse kapılmayıp, boyun eğmek gerek! *8O


1898'de Meksika'lıları,
1921'de Nikaragua'lıları
1945'te Japonları,
1954'te Guatemalalıları,
1955'te Endonezya, Laos ve Kamboçya'lıları
1956-59 arasında Küba'lıları
1965'te işbirlikçi Suharto eliyle, bir milyon komünist ve ilerici Endonezyalıyı,
Yine 1965'te Dominiklileri,
1975'de Vietnamlıları,
Ve şimdi de Iraklıları katleden ABD değil mi?
Zencileri de katabiliriz bu listeye.

Amerika, bu marifetleri için özür dilesin önce.

Tam bir rezillik, tam bir utanmazlık örneği!

okinono 16-10-2007 12:05

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Sevgili Pante;

bu tasarıya karşı yapılacak olan sesli ve gürültülü tepki, Amerikanın Dünya hegomanyasını kabul etmekten başka bir işe yaramaz. utanmazlık sa dibine kadar utanmaz zaten. Pişkinlikse enine kadar.

Özellikle 1965 den sonra medyanın halklar üzerinde ki en büyük etkisi düdüklü tencere deki kaynayan suyun buharını ufak ufak dışarı salmaktan başka birşey değildir.

Düşünsenize, Amerika yüzleşmek adı altnda yaptığı kızılderili filmleri ile bu işi halletiğini sanıyor. Bir bakım a başarılı da olmuştur.

Ama bizim denyolar ne yapmışlar, açık oy gizli tasnif...


Ne demiş yılan,,

Sen de bu evlat acısı bende de bu kuyruk acısı olduktan sonra biz dost olamayız.
Enin de sonunda bu bom diye patlayacak. Amerika, Türkiye,İran,Çin,Hindistan,Pakistan.

Bu zamanda yapılması gereken Yılanın sırtında denizi geçmek değil, gemi yapmak vaktidir halklar için.
Rotası özgürlük, yelkeni Tanrı olan.

İster dört ayaklı ister iki ayaklı ister dinli ister dinsiz, özgürlük için dolmalıdır gemiye,
Tandır da kaynayıncaya kadar
Kendiliğinden buhar...


Selamlar

3.yol 16-10-2007 22:17

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
"Özellikle 1965 den sonra medyanın halklar üzerinde ki en büyük etkisi düdüklü tencere deki kaynayan suyun buharını ufak ufak dışarı salmaktan başka birşey değildir. " - Okinono

Acaba nasil ifade etsem diye kara kara dusunurken, Okinono'nun bu ifadesini gordum. Cok guzel bir benzetme olmus. Tam benim yazmak istediklerimi kapsamis.

Bundan 9-10 yil once Ermenilerin basina gelenleri ayrintisi ile ogrendigim zaman cok uzulmustum. Osmanli'ya yaptiklari yuzunden cok kizmistim. Diger Turk arkadaslara bu konuyu actigimda buyuk tepkiler ile karsilastigim icin bir 50 yaslarinda Amerikali arkadasla konustum.
Duygularimi anladigini soyledi ve kendisinden ornek verdi. O da, lise caglarinda tarih derslerinde kizilderilileri okurken onlarin basina gelenleri ogrenenmemis. Kendisi okul disindan okudugu kitaplarda gercekleri ogrenince benim gibi hissetmis.

Sevgili Cem,

Tarihle yuzlesmek gerekir, buna katiliyorum. Ama ABD'nin ve diger ulkelerin yaptiklari tarih kitabini yuzumuze carpmaktir. Zaten bu yuzlesme Turkiye'de demokrasinin ilerlemesiyle, fikir ozgurlugunun yayginlasmasiyla olacaktir. *Osmanli'daki kolelik meselesi de incelenmeli, zaten Orhan Pamuk'un beyaz kalesini okumussaniz bu konu edilir. Kolelik Islamiyet icinde var iken Osmanli'da da olmamasi beklenemez zaten. Ama AB fikir ozgurlugu fikir ozgurlugu diye caka satarken Fransa'da bugun hayir soykirim olmadi dersen ceza gorursun. Nitekim unlu tarihci Bernard Lewis'in 2000 yilinda basina geldi.

Senin anlattigin hikayeye gelince, bunlar da bilinmeyen hikayeler degil ki. Talat Pasa da bu olaylardan haber alinca telgraf cekip bu olaylarin durdurulmasini emretmis. Ayrica sevkedilen Ermeniler'in korunmasindan sagliklarina kadar bir cok telgraf vardir. Bazi Ermeniler trenle tasinmis, bu ermenilerin bir cogu Suriye'ye sag olarak ulasmistir. Bunlar , Osmanli'nin soykirim amaci olmadigini gosteren kanitlardir. Ermeniler bugune kadar soykirim'i destekliyecek belge kanit bulamamislardir. O yuzden zaten batili ulkelerin parlementolarindan gecirmeye calisiyorlar.
Kanitlari olsaydi gozumuzun icine sokarcasina gosterirlerdi. Hatta uluslararasi mahkemelere basvurulardi.

Simdi sunlari da kabul etmek gerekir; Dogu'da (Ermenilerin en cok katliama ugradiklari bolgedir) Osmanli'nin merkezi kontrolu cok zayiftir. Egitimli askerlerinin hemen hepsi birkac cephede savasmaktadir. Hatta egitimli jandarma bolukleri de cephelere surulmus, ic guvenligi saglamak icin bu jandarmalarin yerini egitimsiz yerel halktan kisiler almislardir. *Bu bolge de cetecilik cok yaygindir. Zaten 1880'lerden beri Ermeniler ve Kurtler arasinda bircok katliamlar olmustur. Bir de bu gerginligin uzerine Balkanlarda Hiristiyanlarca katliama ugratilmis sonra Anadoluya goc etmis Cerkesleri , Kafkaslari kat. Bu kosullarda Osmanli'nin amaci istedigi kadar iyi niyetli olursa olsun yuzbinlerce insan olur. Ve nitekim olmustur. Sadece Ermeniler degil , Anadolu'da yasayan 500 bine yakin musluman sivil halk 1914-1918 yilinda hayatini kaybetmislerdir. Dogu cephesinde savasan Osmanli askerleri en fazla acliktan, salgin hastaliklarindan doga kosullarindan olmuslerdir, dusman mermisi yuzunden degil.

Ama bu yazdiklarimin Ermeni tarihcilerin kitaplarinda bulamazsin. Onlar olaylari , tarihi belgeleri ameliyat yapar gibi nesterle alip , tezlerini kanitlamaya calisan bir avukat gibi onumuze koyarlar.
Hele hele Ermeni cetelerinin ayaklanmalarini mesru mudafa olarak gostermeye calisirlar. Van isyanlarini oyle gostermeye calistiklari gibi.

O olaylarin vahsetini , insanlarin cektiklerini gosteren resimler koymussun baska bir baslikta.
Bunlari ben de bir insanlik faciasi olarak kabul ediyorum. Bu yazinin basinda anlattigim gibi ben de bu resimleri gordum 9-10 yil once. Ama bu resimlerden kalkip da soykirim oldugunu kanitlayamazsin. Bu hatali bir mantik olur. Bu hatanin ismi duygu somurusudur.

Cokca ifade edilen bazen gazatelerde soykirim oldugunu *savunan yazarlarda da saptadigim baska bir mantik hatasi da sudur;
Bir zamanlar Ermenilerin yasadiklari yerlerde simdi ermenilerin olmadigini onerip dolayisiyla soykirim olmustur demek.
Bu hata sebep ile sonucun karistirilmasindan kaynaklanir:
Soykirim (sebep) olduysa bolgede Ermeni kalmazdi(sonuc) . Ermeniler yok oldu ( Sonuc) oyleyse soykirim olmustur ( Sebep).

Her nekadar o donemde insanligin buyuk zulumler cektigini , facialara ugradigini kabul etsem de, Ermenilerin tehcir sirasinda katliamlara ugradigina yuzbinlerinin yollarda aclik ve salgin hastaliklar ile telef oduguna icim sizlasa da Osmanli'nin aldigi kararlardan farkli *bir karar alamayacagini ( Osmanli'nin o donemdeki gozlukleri ile baktigimda) dusunuyorum.

Camgoz 16-10-2007 22:43

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Alıntı:

ChildInTime1";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 95560)
Carl Sagan bir kitabında,ABD halkının yetişkinlerinin %65 inin dünyanın güneş etrafında 1 yılda döndüğünü bilmediğini yazıyor.
Oranı hatalı hatırlıyor olabilirim ama çoğunluk böyleymiş
Hatta güneşi gezegen zanneden ABD lilerin oranıda baya vardı..

:D

Bunlar efsane söylemler.

Ucuz yalan bunlar.

Şunun anketini yapan kimmiş? Resmi verileri söyle bakalım.

ABD den nefret edebilirsin. Ama bu kıytırık efsanelere aldanma.

Kim araştırmış?

Kim istatistiğini tutmuş?

Ver bakalım gerçek verileri de tartışalım.

Yoksa böyle afaki söylemler ve efsaneleşmiş yalan anlatımlarla sorun çözülmez.

Bir ülkeyi %10 dan fazlası yönetmez.

Bizde herkes kahvelerde Türkiye yönetiyor.

...... da ne oluyor? *:twisted:

Eski sovyetlerde sanıyormusun ki herkes herşeyi biliyordu?

Yakutsk'dakilerin *hangi devletin vatandaşları olduklarını, dünyanın neresinde yaşadıklarını bile bilmediği demir perde yıkıldıktan sonra anlaşıldı. Fetullahçılar o dönem zaman gazetesinde bu olayı mübalağasız anlatarak kah kaha attılar. Haklılar da yani... :twisted:

Neyse... SONUÇ ŞU; ERMENİLER EDİT

Bu cüce pisliklerin gölgelerinin uzaması abd nin güneşinin batmak üzere olduğunun göstergesi dir.

Ama o batışın ardından ne rus, ne avrupalı *ne de çinli çöp kafalılar sivrilemeyecekler.

Bu asır bizim olacak. :twisted:


4- Kişilik Hakları İhlallerine ve Hakaretlere Göz Yumulmayacaktır

Gerek bu forumun üyelerine gerekse de tarihsel, politik şahsiyetlere, çeşitli kurumlara; başka din, [color=]mezhep, ırk
ve cinsiyetteki kişilere yönelik, onlar burada olmasa bile hakaret, aşağılama, kişilik hakkı ihlali içeren söz ve ifadelerde bulunulamaz. Bu tür mesajlar yöneticiler tarafından silinecek, ifade tarzına göre gerekli görülürse disiplin cezası verilebilecektir.

Eğer yöneticilerin böyle bir müdahalede bulunmadığını, geciktiğini düşünüyorsanız, ilgili mesajın sağ üst kısmındaki kırmızı ünlem işaretine tıklarak "Mesaj Rapor Et" formunu doldurup gönderiniz. Böylece binlerce mesaj içinde yöneticinin ilgili mesajı arama sorununu da ortadan kaldırmış olursunuz[/color] * *

* * *Camgöz size forum kurallarını okumanızı önermiştim. * * * dilaver

17-10-2007 12:09

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Sevgili Cem'in bu yaziya cevap verecegini sanmiyorum. Cunku kanimca kendisi, Amerika yada Avrupa devletlerini savunabildigi olcude konularda aktif, konunun savunacak yani kalmadiginda yok oluyor.

Biz burada bizim ulkemis boyle diger ulkeler soyle yarisi yapmiyoruz. Bizim ulkemizin boyle olmasinda da benim herhangi bir rolum olmamistir. Bu sebeple kendimi "bizim ulkemizden ileri olan ulkeler"e karsi suclu hissetmem. Benim yaptigim, bircok arkadas gibi olaylari insan gozuyle objektif elestirmektir. Eger ermeni katliami sozkonusu olsaydi onuda elestirirdim, ama bunun boyle olmadigini biliyorum. Olmayan olayi olmus gibi insanlarin gozune sokan kimselere neden saygi duyayim. Yada bati ulkelerini elestirirken neden turk oldugumu hatirlamak zorunda olayim, neden Turkiye'deki sartlarla kiyaslayayim. Batiya kiziyorum,

-Afrika basta olmak uzere yuzlerce kucuk kendi halinde ulkeyi isgal ettikleri ve somurdukleri icin
-Hristiyanligi milli bir din gibi kendi somuru aglarini sermek icin kullandiklari icin
-Yuzlerce dil, din ve irkin kaybolmasina sebep olduklari icin
-Tami tamina 230 milyon kizilderiliyi yokettikleri icin
-Guney Afrika'ya yaptiklari icin
-Rwandaya yaptiklari icin
-Yugoslavyanin parcalanmasina yardimci olduklari icin
-Butun sosyalist ulkelerin tepesine ilk firsatta bomba yagdirip sonra bakin sosyalizm nasil yikiliyor dedikleri icin
-Komunist ulkelere karsi onlem olarak NATO'yu kurduklari icin
-Heryere vizesiz girip, hicbiryerden vizesiz adam almayacak kadar cifte standartci ve bencil olduklari icin
-Kurduklari NATO'yu finanse etmek icin kucuk gruplar arasinda catismalar cikartarak silah pazarlari yarattiklari icin
-...

Simdi benim insan olarak bu saydiklarimi elestirme hakkim yok mu?

17-10-2007 13:03

Re: ABD Ermeni Soykırım ı Tasarısını kabul etti
 
Alıntı:

Camgoz";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 96132)
Alıntı:

ChildInTime1";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 95560)
Carl Sagan bir kitabında,ABD halkının yetişkinlerinin %65 inin dünyanın güneş etrafında 1 yılda döndüğünü bilmediğini yazıyor.
Oranı hatalı hatırlıyor olabilirim ama çoğunluk böyleymiş
Hatta güneşi gezegen zanneden ABD lilerin oranıda baya vardı..

:D

Bunlar efsane söylemler.

Ucuz yalan bunlar.

Şunun anketini yapan kimmiş? Resmi verileri söyle bakalım.

ABD den nefret edebilirsin. Ama bu kıytırık efsanelere aldanma.

Kim araştırmış?

Kim istatistiğini tutmuş?

Ver bakalım gerçek verileri de tartışalım.

Yoksa böyle afaki söylemler ve efsaneleşmiş yalan anlatımlarla sorun çözülmez.

Bir ülkeyi %10 dan fazlası yönetmez.

Bizde herkes kahvelerde Türkiye yönetiyor.

...... da ne oluyor? *:twisted:

Eski sovyetlerde sanıyormusun ki herkes herşeyi biliyordu?

Yakutsk'dakilerin *hangi devletin vatandaşları olduklarını, dünyanın neresinde yaşadıklarını bile bilmediği demir perde yıkıldıktan sonra anlaşıldı. Fetullahçılar o dönem zaman gazetesinde bu olayı mübalağasız anlatarak kah kaha attılar. Haklılar da yani... :twisted:

Neyse... SONUÇ ŞU; ERMENİLER EDİT

Bu cüce pisliklerin gölgelerinin uzaması abd nin güneşinin batmak üzere olduğunun göstergesi dir.

Ama o batışın ardından ne rus, ne avrupalı *ne de çinli çöp kafalılar sivrilemeyecekler.

Bu asır bizim olacak. :twisted:


4- Kişilik Hakları İhlallerine ve Hakaretlere Göz Yumulmayacaktır

Gerek bu forumun üyelerine gerekse de tarihsel, politik şahsiyetlere, çeşitli kurumlara; başka din, [color=]mezhep, ırk
ve cinsiyetteki kişilere yönelik, onlar burada olmasa bile hakaret, aşağılama, kişilik hakkı ihlali içeren söz ve ifadelerde bulunulamaz. Bu tür mesajlar yöneticiler tarafından silinecek, ifade tarzına göre gerekli görülürse disiplin cezası verilebilecektir.

Eğer yöneticilerin böyle bir müdahalede bulunmadığını, geciktiğini düşünüyorsanız, ilgili mesajın sağ üst kısmındaki kırmızı ünlem işaretine tıklarak "Mesaj Rapor Et" formunu doldurup gönderiniz. Böylece binlerce mesaj içinde yöneticinin ilgili mesajı arama sorununu da ortadan kaldırmış olursunuz[/color] * *

* * *Camgöz size forum kurallarını okumanızı önermiştim. * * * dilaver

Abi ne yaptın sen yaw :D
Sadece okuduğum bir kitaptan alıntı yaptım.Herhangi bir iddiam yok benim.

Kaynak vereyim

"Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı" *Carl Sagan

Buyur araştır sende..

17-10-2007 13:27

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Ermeni soykırımıyla ilgili iki görüş ortaya atılıyor.
Bunlar üzerinde tartışmayı sürdürelim

1- Türkiye devletinin "Ermeni sorunu"na ilişkin "resmi" tutumu, "sadık uyruk"un (Tebaa-ı Sadıka") I. dünya savaşı sırasında, "dış kışkırtmalar" sonucunda "isyan" etmesiyle başlayan olaylar dizisinin Osmanlı devletini "tedbir" almaya zorladığı ve bunun sonucu olarak Ermeni nüfusun Anadolu'dan "tehcir", yani göç ettirildiği, dolayısıyla meydana gelen insan kayıplarının bu göçten kaynaklandığı şeklindedir. Diğer bir anlatımla, "Tebaa-ı Sadıka", Osmanlı devletine karşı "cephe gerisinde" ayaklanma hazırlığına girişmiş ve yer yer ayaklanmıştır. Yemen çöllerinden Galiçya'ya kadar "yedi düvel"le savaş halinde olan Osmanlı devleti, "savaş hukuku ve kendini koruma hakkı" çerçevesinde "isyancı Ermeniler"i "tehcir" etme kararı almıştır. Bu "tehcir" sırasında yüzbinlerce Ermeni değişik nedenlerle (hastalık, açlık, adi soygunculuk vb.) yaşamını yitirmiştir. Dolayısıyla ortada, iddia edildiği gibi bir "soykırım" sözkonusu değildir

2-Türkiye devletinin "resmi" tutumu karşısında Ermenilerin devlet ve "sivil toplum" düzeyinde "resmi" tutumu ise, ortada hiçbir neden yokken, İttihatçıların "pan-türkist" ve "turancı" ideolojisinin "ırkçı-milliyetçi"liğine dayanan "Anadoluyu Türkleştirme planı" uygulamaya sokulmuş ve Ermeni "tehcir"i kararı alınmıştır. Bu "tehcir" kararının uygulanmasıyla, Anadolu topraklarında "dört bin yıldır yaşayan" Ermeniler, Türkler ve Kürtler tarafından sistematik olarak öldürülmeye, katledilmeye başlanmıştır. "Tehcir" ettirilen yüzbinlerce Ermeninin sistematik olarak katledilmeleri, sözcüğün uluslararası anlamıyla bir "soykırım"dır, jenosittir.

Bir "resmi görüş" 1,5 milyon Ermeninin "soykırım"da yaşamını yitirdiğini ileri sürerken; diğer "resmi görüş" elindeki "belgeler"e dayanarak, katledilen Ermenilerin sayısının "çok daha az" olduğunu, 200-300 bini geçmediğini ileri sürmektedir

Bir "resmi görüş", Ermenilerin I. dünya savaşında Osmanlının düşmanlarıyla işbirliği yaptığını, ilk buldukları fırsatta ayaklanarak Osmanlının aleyhine silahlı faaliyet yürüttüklerini, yani "ihanet" ettiklerini ileri sürerken; diğer "resmi görüş", Ermenilerin içinde "bazı" ayaklanma yanlıları olmakla birlikte, tüm Ermenilerin böyle bir "ihanet" içinde olmadıklarını ellerindeki "yaşayan tarih"in "belgeler"ine dayanarak püskürtmeye çalışmaktadır

İki karşıt görüş iddialarını ,kendi taraflarınca ortaya koydukları belgelerle dayandırmaktadır.Bu belgelerin tarihi geçerliliklerini tartışarak hangi tarafın haklı olduğunu tespit edebiliriz.
Devam edelim

Tarihi süreç konuyla ilgili olarak şunları söylüyor.En azından bilinen tarih :D

Bugün "Ermeni soykırımı" sorununun, dünyanın yeniden paylaşımı için emperyalist ülkeler arasındaki I. dünya savaşının bir ürünü olduğunu kabul etmeyen hiç kimse yoktur. I. dünya savaşı, daha tam ifadeyle, emperyalistler arası I. yeniden paylaşım savaşı, Alman emperyalizmi ile İngiliz-Fransız emperyalistlerinin dünyayı kendi aralarında yeniden paylaşmak amacıyla başlatılmış bir savaştır. Savaşı "dünya savaşı" boyutlarına taşıyan, savaşın amacı kadar savaşa katılan ülkelerin "dünya çapında" yer almalarıdır.
* * *I. yeniden paylaşım savaşında Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu ile ittifak kurarken, İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası ittifak kurarak savaşta yer almışlardır. Bu ittifak ilişkileri içinde başlayan savaşta pek çok ulus, ister ulusal devletine sahip olsun, ister "ezilen ulus" durumunda bulunsun, her durumda savaşın olası sonucuna bağlı olarak kendi çıkarlarını nasıl gerçekleştirebileceklerinin hesabı içine girmiştir.
* * *Avrupa cephesinden bakıldığında, I. yeniden paylaşım savaşında savaşı kimin kazanacağına bağlı olarak pek çok yeni devletin kurulması gündeme gelmiştir. İngiliz emperyalizmi, savaşı kazandıkları koşullarda Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğunu parçalayarak Macaristan, Çekoslovakya, Avusturya, Yugoslavya ulusal-devletlerinin kurulmasını planlarken; Alman emperyalizmi zafer kazandığı koşullarda Rus Çarlığını parçalayarak Ukrayna, Estonya, Litvanya, Moldavya ve Finlandiya gibi ulusal devletlerin kurulmasının hesabı içinde olmuştur. Bu paylaşım hesapları çerçevesinde Avrupa'daki uluslar ve ulusal devletler kendi çıkarlarını gerçekleştireceğini umdukları emperyalist ülkelerin saflarında savaşa girmişlerdir.
* * *Osmanlı İmparatorluğu toprakları açısından bakıldığında, İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası'nın oluşturmuş olduğu "İtilaf" devletleri savaştan galip çıktıklarında, Osmanlı İmparatorluğunun egemen olduğu Anadolu, Ortadoğu ve Kafkaslar'da yeni devletlerin kurulması söz konusudur. Bu da, "Ermeni soykırımı" sorununu doğrudan ilgilendiren Anadolu ve Kafkaslar'a ilişkin paylaşım hesaplarıdır.
* * *Osmanlı İmparatorluğunun Almanya saflarında savaşa katılmasındaki beklentisi ise, gerek 19. yüzyılın sonlarındaki savaşlarda, gerekse I. ve II. Balkan Savaşlarında kaybettiği toprakları geri almak ve böylece imparatorluğu güçlendirmekten ibarettir. Böyle bir sonuç, Osmanlı İmparatorluğunun korunması anlamına geldiğinden, bu topraklar üzerindeki ulusların ve ulusal toplulukların kendi devletlerine sahip olma olasılığını tümüyle ortadan kaldırmaktadır. Bu koşullarda Osmanlı İmparatorluğu içinde yer alan pek çok ulus ve ulusal topluluk İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası'nın oluşturmuş olduğu "İtilaf Devletleri"nin saflarında yer almışlardır. Osmanlı egemenliği altındaki "müslüman" Araplar gibi "hıristiyan" Ermeniler de, Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasının kendi çıkarlarına olduğunu bildikleri anlamda, Osmanlı İmparatorluğunun "düşmanları"yla ilişki içine girmişlerdir.
* * *Bu tarihsel gelişim içinde anlaşılamayan ya da anlaşılamayacak fazlaca bir şey yoktur. Bir tarafta kendi üzerinde yüzlerce yıldır egemen olan ve ulusal haklarını kabul etmeyen bir imparatorluk (Osmanlı), diğer tarafta ise kendilerine ulusal haklarını vermeyi vaadeden "İtilaf Devletleri" bulunmaktadır. Bu koşullarda her ulus ve ulusal topluluk, kendi ulusal istemlerini gerçekleştirmeye en uygun olan tarafın zafer kazanmasını istemiş ve onunla ittifak kurmuştur. Böylece emperyalist bir savaşın çerçevesi içinde ulusal haklar ve istemler için de bir savaş başlamıştır. Bu yeni savaş emperyalist ülkelerin çıkarlarıyla çakıştığı ölçüde, doğrudan emperyalist ülkeler tarafından desteklenmiş ve pek çok durumda onlar tarafından örgütlenmiştir.

Böyle bir savaşta "ezilen uluslar" hangi emperyalist gücün yanında yer alırsa alsınlar, her durumda emperyalistlerin çıkarlarına hizmet etmek ve bu çıkarların aleti olmak durumunda kalmışlardır. Bu ilişkiler içinde bir ulusun "kurtuluşu", diğer bir ulusun "yıkılışı"yla karşı karşıya gelmiştir. Bu karşıtlığın en şiddetli yaşandığı yer ise, ulusal sorunların alabildiğine karmaşık olduğu, ulusal topluluklar arasındaki kin ve nefretin alabildiğine yoğun olduğu Kafkaslar bölgesi olmuştur

Bugünden düne, tarihe bakarken, unutulmaması gereken en temel gerçek, uluslar ve ulusal topluluklar arasındaki kin ve nefretin ortaya çıkardığı katliamlar ve bu katliamların beslediği kin ve nefrettir. I. yeniden paylaşım savaşında, gerek savaşın sonucuna göre kendi ulusal çıkarlarının "gerçekleşebileceği" beklentisi ile emperyalist güçlerden birisinin saflarında yer alan uluslar ve ulusal topluluklar, gerekse bu ulusları ve ulusal toplulukları kendi emperyalist savaşlarının bir aleti durumuna indirgeyen emperyalist ülkeler, bu bölge halklarının katliamlarının sorumlusu olmuşlardır

Diğer yandan I. paylaşım savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğunun yerine Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Çarlık Rusyası'nın yerine Sovyetler Birliği'nin kurulması, Kafkas bölgesindeki tarihsel olayların (katliamlar vb.) "sorumlusu kim" sorusunu daha da "yalınlaştırmış"tır. Bu süreçte Osmanlı İmparatorluğunun "mirasçısı" olan Türkiye Cumhuriyeti ve Türkler, tarihsel sürekliliğe sahip tek ülke, tek devlet ve tek ulus olarak ortada kalmıştır. Doğal olarak Sovyetler Birliği'nin Kafkas bölgesindeki ulusal ayrışma ve çatışmaları çözme başarısını gösterdiği oranda, tüm ulusal çatışmalar ve katliamlardan arta kalan Ermeni katliamı ve "sorumlusu", tarihsel sürekliliğe sahip olan "Türkler" olmuştur. Ancak Sovyetler Birliği bölgedeki ulusal sorunları çözdüğü koşullarda, "Ermeni soykırımı", Sovyetler Birliği sınırlarının dışına taşınmış, popüler ifadeyle "diaspora"nın varoluş nedeni haline getirilmiştir.
Sovyetler Birliği Kafkas bölgesindeki ulusal sorunları çözdüğü ölçüde, "Ermeni soykırımı" sorununun ağırlık noktası Anadolu'ya kaymıştır. Ancak bu durum, çoğunlukla Kafkas-ötesi bölgede bulunan Ermeniler ile "Batı Ermenistan"da yaşayan Ermeniler arasında bir ayrım yapılmasını da beraberinde getirmiştir. Bugün "Ermeni soykırımı" üzerine yapılan tartışmalarda, araştırmalarda ve "söz savaşlarında" bu ayrım mutlak hale getirilmiştir. Bunun sonucu olarak da Ermenilerin kendi ulusal çıkarlarını gerçekleştirmek için en elverişli durum olarak gördükleri "İtilaf Devletleri" saflarında yer alışları ve I. yeniden paylaşım savaşı, "soykırım"ın dışına çıkartılmıştır. Bugün "uluslararası tarihçiler ve tarih araştırmacıları" için Ermenilerin "İtilaf Devletleri" ile kurdukları ittifak ve "İtilaf Devletleri"nin Kafkas toprakları üzerindeki hesapları önemsiz bir "ayrıntı" haline gelirken, Türkiye'nin "resmi görüşü"nde bu ilişkiler ağırlıklı bir yere sahip olmayı sürdürmektedir. Bunun sonucu olarak da, "söz savaşları", sözcüğün tam anlamıyla bir "sağırlar diyalogu"na dönüşmüştür.

arifsahin 17-10-2007 14:05

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Emperyalizm kısaca kahrolası bir faşizm var ve bununla birlikte insanları böl parçala yönet politikası işte okumayan bir toplumlar oldukça bu emperyalizmin ekmewgine yag sürmeye devam edecektir öteki dunya için yaşayanlar açın gözlerinizi

AYATA 17-10-2007 14:08

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Sevgili Cem *kimse karşılıklı kırışma olayına bir şey demez.. Ama konu sokırım iddiasına gelirse söylenecek çok şey çıkar ortaya....Evet bir trajedi yaşanmıştır ama karşılıklıdır bunlar...Ama bu trajedinin suçunu tek tarafa yüklerseniz ve üstünede bilinçli bir soykırım derseniz.....yanılırsınız.

<strong>SİLİNEN</strong> 18-10-2007 15:25

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 
Ermeniler işgal döneminde hiç iyi bir sınav vermemiştir. Emperyalistlerin yanında yer alarak Anadolu'da devlet kurabileceklerini sandılar. Yüzlerce yıl birarada yaşadıkları Türklere karşı silahlı çeteler oluşturdular ve fakir Anadolu halkına karşı zalimin yanında yer aldılar.

Sonuçları oldukça acıdır özellikle Anadolu'nun Türkleri için.
Şimdi ise katlettikleri onca Türk'ün hesabını vermek yerine "en iyi savunma saldırıdır" yöntemini izleyerek bu utanç dolu tarihlerinin içinden sıyrılabileceklerini sanıyorlar.

Ne vardı Anadolu insanı ile birlikte emperyalistlere karşı savaşsaydınız da onurlu bir tarihe sahip olsaydınız. O zaman bugünlerde de birarada yaşayacaktık ve Ermeni düşmanlığı yerine derin bir Ermeni sevgisi yerini alacaktı. Bu toprakların asli unsuru olacaklardı.

Ama ektikleri düşmanlık tohumları bügün bile sırtımızda kamburdur.

Biz de ders aldık bu tarihten.

Yok artık "çok ulusluluk", "çeşitlilik", " mozaik" söylemlerine karnımız tok.

Kime el açtıysak, kime güzellik yaptıysak hep sırtımızdan hançerlendik.

Tek millet ve tek yürek bizim en önde giden poltikamızdır artık.

Türkiye yalnızca Türklerindir ve hep öyle kalacaktır.

InVitatio 18-10-2007 15:57

Re: ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti!
 


Pelikan
savundugun görüslerin bir kismina katilsam'da, fasizan "jargonu" sana hic yakistiramiyorum,
bu topraklar , ayaklari bu topraklara basanlarin ve kollarini dünya'ya acabilen insanlarindir.
bu topraklar üzerinde yasayan tüm insanlarin *"esitlik" adina aynilik degil , farkliklarini koruyarak devletin adalet sistemi tarafindan tüm sosyal hayat'da "firsat esitligi olmasi gerekir"....

Benim ne Pkkci bozuntulari ile isim olur , nede ne ayaklari nede gönülleri bu topraklara kök salamamis ama bu topraklar üzerinde yasayan insanlar üzerinde ahkam kesenler ile.
Ne yaziki aramizdan sütü bozuklar cikiyor, gemilerinin bayragi ayri limani ayri olan insanlar cikiyor, ama bu demek degilki türkiydeki insanlarin hepsi daha fazla özgürlüge, demokrasiye, insan haklarina, adalet güvencesine, (devlet ) tarafindan korunmasina ihtiyacklari yok.
Iktisadi kalkinmanin oldugu , refah seviyesinin yüseldigi ülkelerde, sosyal ve hukuk devletin tam anlami ile kuruldugu ülkelerde, tüm milli ve dini deger yargileri sadece bir bireysel tercih kalmaktdir ki dogrusu da bu olmasi gerekir..

Dikkat edilirse , ne zaman ülkenin genel bir demokrasi sorunu var, ne zaman adalet sistemi tam anlami ile yerlesmemis ve islemiyor, ne zaman iktisadi kalkanmanin zenginliklerini tabana yayilmiyor, iste o zaman hem "tekkeler" tekrar doluyor hemde "eline silah alan omuzu düsük kahramanlar" meydana cikiyor......

Hayir güzel insan
Ermeniler'de , tüm türkiye'deki diger halklar gibi tüm demokratik haklarina kayitsiz sartsiz sahip olmalilar, bir TÜRK olarak , bugün bizim ile sadece topragmizi degil kaderimizi de paylasmasin bilen anadolu ermenilerini hala "güvenlik unsuru" ile degerlendiren siyasi mantiga dur denilmeli ki bu insanlar bu devlete bugünden daha fazla sahiplensin.
Yani hic bir fiiliyata gecilmemis düsüncler , insanlarin irki konumu ve bireysel dinsel tercihleri "ön kabul" olarak suclu sayilmamali.....

Sende hatirlarsin su Karakoyunlunun "sunun bunun taneleri" diye bir kitabi vardi sonra filmi cekildi , fon müzgi olarak da "sari gelin" parcasi vardi....o zaman biraz micro milliyetcilik yaparak yaygara koparilmisti.....bu türkü, türk halk türküsüdür veya ermeni halk türküsüdür diye....koca koca adamlar günlerce tv'lerde ahkam kesti.....
hic birisi de demediki bu türkü, erzurum yöresinde yasayan halkin ortak duygulari olan bir türküdür , söylendigi dil ise bu isin "yesil'ligidir", diyemedi......
evet bu topraklarin cocuklari evlenirken , dügün dernek ile evlenir, gömülürken ise agit'lar ile gömülür, dualarin okundugu dil *ise "yesil'liktir"...

bilmiyorum müzik sevkin nasil ama sana bir kac DUDUk calinan eserleri dinlemeni birde Kardes Türkülerin "cigirdigi" ermenice Sari Gelini dinlemeni kapali gözler ile yüregin ile dinlemeni önerrim.....eger sana islemiyorsa....diyecek lafim yok o zaman....


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:35 .