Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Önerdiğimiz Başlıklar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=97)
-   -   Yedi Gök kavramı (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5345)

frodo 24-12-2007 22:15

Yedi Gök kavramı
 
ısra 44 :Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.

http://www.pbs.org/wnet/hawking/univ.../u.ptolemy.jpg

Yukarıda Batlamyus'un ünlü dünya merkezli evren anlayışının çizimi var. Yedi tane birincil çember var bu çizimde . Bu yedi gök cisminin kristalden oluşmuş kendi kürelerine bağlı olduğunu düşünmüş insanoğlu. Satürn'ün dışındaki kürede de yıldızlar.

İnsanoğlunun gökyüzü merakı oldukça eskiye dayanır. Gökteki cisimlerin hareketlerini büyük bir dikkatle izler ve bu hareketlerden sonuçlar çıkarır. Eski Mısır'da Mars'ın sıfatlarından birisi de Sakded-ef em hettet'dir. (Geriye doğru seyreden) . Bu merak tüm inançların şekillenmesinde temel etmenlerden birisini oluşturur.

Dikkat edilirse kürelerin araları sayıldığında 7 tane kat var. Bütün büyük dinlerde bu yedi aralık, göğün 7 kat olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Yedi gök cisminden haftanın her gününe birinin adı verilmiş. Haftanın 7 gün olması da o dönemdeki gök cisimlerinin sayısı ile ilişkilendirilmiştir.

Hatta kristal kürelerin dönerken çıkardığı sesler (sadece kalbi temiz inançlılar duyarmış) yedi
müzik notası ile ilşkilendirilir.

Bakara 29 : O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

Batlamyus ne zaman yaşadı ? MS 2. yüzyıl. Ufak bir rastlantı; o da ortadoğulu idi.

spartacus 24-12-2007 23:57

Re: Yedi Gök kavramı
 
"kentin başilahı olan anatanrıça Nintu'ya adanmış Enamzu adlı bir tapınağın inşa edilmesineayrılmıştır; bu her biri "Yüce Giriş", "Ulu Giriş", "(Tanrısal) Buyruklar Girişi", "Yüce kapı", "Ferahlatıcı Gölge Kapısı" gibi kendisine özgü isimler taşıyan yedi girişi ve yedi kapısı nedeniyle özellikle dikkate değer bir tapınaktı." S.Noah Kramer-Sümerler S:76

Yukarıdaki bilgilerin yazılı kaynağı Kral Listesi tabletleridir. Friedrich Schiller Üniversitesi Hilprecht Koleksiyonunda muhafaza edilmişler...

Yine

"Belge, tapınak tamamlandığı zaman Lugalannemundu'nun "yedi kere yedi" tane semirtilmiş boğa ve semirtilmiş koyun kurban ederek tanrıçaya adadığı... a.g.e S:76"

Yedi kere yedi tane boğa ve koyun kurban etmek, buda demektir ki 7 her bir tanrıya(yada tanrısal olana, yazgıyı belirleyene) 7 ayrı boğa ve 7 ayrı koyun kurban... Ayrıca demektir ki Koyun'un insanlığa kurbanlık olarak sunulması ve öğretilmesi masalıda tam bir masaldır, koyun öteden beri koyundur..

""Gök-Yer"i bütün her taraftan, ayrıca üstten ve alttan sınırsız bir deniz çevreliyordu; evren bunun içinde her nasılsa sabit ve hareketsiz duruyordu" a.g.e s:153

Bu bölümün konumuzla pek alakası yok ama geçerken bahsetmiş olalım, kısaca bağıntı kurmamıza bir örnek olsun. Bilindiği gibi Sümer Yaratılış Masalında, önce su vardı söylemi vardır, aynı söyleme sadık kalınarak Tevrat yıllardır, bin yıllardır o coğrafyada ilahilerle, efsanelerle, dilden dile, kulaktan kulağa söylenegelen, eski inançlara bağlılık gereğide, öyküye belirli ölçekte sadık kalmıştır, "Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı`nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. Yaratılış 1:2"
Kur'an'da ise;

"Hud Suresi
(7) O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken "Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz" desen, inkarcılar "Mutlaka bu apaçık bir büyüdür" derler."


Yine burada gördüğümüz 2 şey var. 1 tanesi arş(ki muhtemel göğün en üst katı) diğeri ise Su'dur...
Muhammed zihinsel dünyasında Miraç eylerken dikkatimizi yine bir şey çekiyor olacak, Göğe yükseldiğini iddia ederken ayrıca her bir göğün katında bir evvel peygamber ile görüşecektir, ama en son kat, yani göğe yükselişin son durağı, en üst kat(7 nolu arş) Allah'ın katı olacaktır.... Yine Sümer tanrılar panteonundaki, 7 kat ve aklımıza her bir katın ifade ettiği bir hakimiyet, bir taht gelecektir.. Öyleki Miraç'da geri dönüşde olan Muhammed'i Musa geri 7 nolu kata gönderecektir "50 vakit namaz fazladır, Allah'la pazarlık yapda düşürsün diyecektir" :)

Burada bizi ilgilendiren her bir katta bir tanrı tahtı olan Sümer inancının yerini, her bir katta 1 peygamber en üst katta ise Allah olarak tekrar görürüz... Eni sonu Allah Fenikeliler'in kral tanrısı EL'dir(en üst gökte olması kaçınılmazdır).... El bir tanrı olarak tevrat ve yahudi yazınına, coğrafik yerleşimlere, melek, peygamber adlarına kadar girmiştir, özünde ise bir sümer-babil inancıdır....

Kabe'deki putların dahi en düşüğünden en yücesine doğru dizilmesi yani en yüce yada üstün sayılanın en üste, diğerlerininse daha aşağılara doğru konulması bize yine bir başka gerçeği, mertebe göstergesinin yükseklikle olan bağıntısını ifade eder...

"Sümer panteonunun, başında kral olan bir topluluk olarak düzenlendiği düşünülüyordu. Bu topluluktaki en önemli gruplar, "yazgıları belirleyen" yedi tanrı ile büyük tanrılar olarak bilinen elli ilahtan oluşuyordu." a.g.e s:155

Yazgıları belirleyen 7 tanrı, yedi taht(arş, muhtemel) yedi gök, haftanın yedi günü.. Kutsal 7 rakamı...

Ortadoğu dini inançlarında eşi bulunmaz temel kaynaktır Sümer teolojisi. Yazının bilinmediği yada iletişim aracı olarak kullanım alanının çok dar olduğu uzun yüzyıllar boyunca ana işlevi "ilahiler" görmüştür, kulaktan kulağa, dilden dile, elden, ele anlatılagelmiştir. Yazılı tabletler 1000 yıl öncelerde toprağın altına gömülmüş bile olsa, ilahiler toplumların dili ve söylemlerinde canlı, diri kalmaya devam etmişlerdir.. Tabi yine Hindu, Şaman, Zerdüşt, Pagan inançlar vs bölgede etkiler oluşturmuşlardır... Bazı şeyleri (Kur'an'da yazan, 7 gök gibi, 12 rakamına biçilen kutsallıklar gibi) çok daha eski inançlarda üstelikde anlamlı bir karşılığı olarak bulabiliriz... Göklerin katları açısından yine çok daha eski inançlarda kimilerinde 7, kimilerinde 9,12,13 kat olarak bahsedildiğini görürüz....

7 Kat gök bir hiyerarşik dizilimdir. En üst kat en yüce kat, en üstün, en hakim ve güçlü olanın tahtının bulunduğu kattır, zihinsel yolculuk Miraç'da bunu kanıtlar, son durak Allah'ın katıdır...

spartacus 25-12-2007 01:29

Re: Yedi Gök kavramı
 
Günlerin 7 ye taksiminde bir gerçekle daha karşılaşırız, gök cisimleri.
7 Tanrımız An, Enlil, Enki, Ninhursag, Nanna-Sin, Utu ve İnanna olmalı...

Yine Sümer tapınakları Zigguratlar, arkeolojik ve tarihsel bulgulara göre 7 Katlıdırlar. En üst katlarında ise Kabe biçimli(kubbesiz) tapınaklar vardır...

Sembolik olarak Tanrıları betimleyen gezegenler(Ay'da dahil edilmiştir, Güneş de dahil edildiğinde toplam 7 rakamı ortaya çıkacaktır) Ayrıca Frodo'nun örneklediği çizimde merkez Dünya kabul edilmiş, Güneş'de bir gezegen gibi. Dünya hariç, Güneş ve Ay'ıda saydığımızda 7 rakamını orada da göreceğiz, Sümer inanışında da bu böyledir...
1. Merkür
2. Venüs
3. Ay
4. Mars
5. Jüpiter
6. Satürn

Sunday (Pazar) Güneş Günü, Monday(Pazartesi) Ay günü diğerleride gezegenler olmalı... İşte 7 büyük tanrımız ve işte 7 günümüz.

En uzaktaki, gökte en yüksekteki Satürn olarak ortaya çıkıyor, belkide bu nedenledir ki satürn Günü olan Cumartesi'yi(saturday) Sümerler ibadet ve adak günü ilan etmişlerdir. O gün çalışılmayacak herkes tapınaklarda ibadet edecek, adaklarını ve hediyelerini sunacaktır.. Tabi tapınakların(siz ambar anlayın) anahtarları Krallar yada büyük din adamlarında olsa gerek. Hiyerarşiye göre ganimetleri paylaşıyor olmalılar.

Ayrıca buradan da şu bildiğimiz Cumartesi yasağıda aklımıza gelmiyor değil hani, buda nereden çıktı diyeceğiz 2 adet ayet verelim ki anlaşılsın :D
Nahl Suresi
(124) cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.


Bakara Suresi
(65) Şüphesiz siz, içinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.


Acaba satürn Enlil'imi ifade ediyordu, yani hava tanrısını yani son dönemlerde en güçlü olan tanrıyı yani yerlerin ve göklerin hakimi olan tanrıyı, yoksa insanları dinleyen, onlara merhamet gösteren, duaları alan bilgelik tanrısı Enki'yi mi? Herneyse...

"Emirleri uzaklara erişen, sözü kutsal olan Enlil,
Bildirileri değiştirilmeyen, yazgıları sonsuza dek belirleyen efendi,
Yükselttiği bakışları ülkeyi baştan başa tarayan,
Yükselttiği ışığı bütün ülkenin yüreğini okuyan,
Ak kürsüde, yüce kürsüde sınırsızca oturan Enlil,
Gücün, efendiliğin, prensliğin hükümlerini yerine getirir
Yer tanrıları onun önünde korkuyla eğilir
Gök tanrıları onun önünde saygıyla eğilir."
S.N.Kramer - Sümerler S:161 (Bir İlahi)

ozgur_beyin 25-12-2007 09:12

Re: Yedi Gök kavramı
 
''kutsalıma'' sövdürmem. noah kramer gibi islam düşmanlarına * batlamyus denen islamla şereflenmememiş
antik çağ *meczuplarına! uyupta islamı lekelemeyin..
kim ne demişse, demiş.kuru fasulyeyi etsiz yemiş ve halt etmiş.
bütün din kardeşlerime ve bana göre ''kutsalım'' ne demişse doğrudur. gök yedi kat diyorsa yedi kattır.
hatta sekizinci katta (terasta) ARŞ vardır. ve ordada rabbül-alemin oturmaktadır.
hınzırlığın ve muzurluğun alemi yok. sizi gidi cehennem odunları sizi :lol: *:lol:

ozgur_beyin 25-12-2007 10:15

Re: Yedi Gök kavramı
 
http://antwrp.gsfc.nasa.gov/apod/ima...c1396_wood.jpg

(nebula) bulutsu

''kutsalıma'' sövdürmem. burası kaçıncı ''kat''

hiramusta 25-12-2007 11:08

Re: Yedi Gök kavramı
 
Saçmalardan seçmeler okudunuz...Şimdi reklamlar.. :)

spartacus 25-12-2007 11:52

Re: Yedi Gök kavramı
 
Ha şunu bileydin.

Bizde mantıklı bir şeydir demedik ki, bu 7 gök masalı saçmalardan seçmeler değil namelerdir...

spartacus 25-12-2007 11:56

Re: Yedi Gök kavramı
 
Bu arada sevgili Ozgur_Beyin

Bu nebula Samanyolun da mıdır? Satürn'den(7. gök) yani arş'tan daha ötelerdemidir? Buna göre 200 milyarıncı kat olabilir daha da fazlası olabilir, azıda olabilir...

Birde su bulmuşlar mı su? şu arşın(Satürn'den sonrası) etrafında olan suyu(Hud Suresi) ? Melekler suyun içinde mi taşıyorlar bu arş'ı yoksa yukarıdan halatlamı bağlamışlar, 400-500 adetlik kanatları vasıtasıyla, uçarak mı yapıyorlar bu işi... Hayır suyun içinden arşı taşıyorlarsa kanat değilde yüzgeçleri olmalı, deniz kızı gibi bir şey olabilir mi? :lol:

ozgur_beyin 25-12-2007 16:59

Re: Yedi Gök kavramı
 
Birde su bulmuşlar mı su? şu arşın(Satürn'den sonrası) etrafında olan suyu(Hud Suresi) ? Melekler suyun içinde mi taşıyorlar bu arş'ı yoksa yukarıdan halatlamı bağlamışlar, 400-500 adetlik kanatları vasıtasıyla, uçarak mı yapıyorlar bu işi... Hayır suyun içinden arşı taşıyorlarsa kanat değilde yüzgeçleri olmalı, deniz kızı gibi bir şey olabilir mi? SPARTACUS

Sevgili spartacus, temel oğlunu evlendirip çok güzel bir düğün yapmış. düğün gecesi sofralar kurulmuş horonlar tepilmiş rakılar içilmiş
masada oğluyla içen temel , oğluna'' hadi bakalım oğlum'' demiş . oğlu ''baba nereye ?'' diye sorunca ''gerdeğe'' deyince
oğlu ''baba gitmesem olmaz mı? '' deyince '' olmaz oğlum '' deyince oğul '' üff baba zor işleri hep bana yaptırıyorsun'' demiş.


sende temel gibi zor soruları bana soruyorsun :lol: *nerden bileyim yoğurt mu bulmuşlar, yoksa sumu? *:lol:
melekler olimpiyat seçmelerine mi hazırlanıyorlar suda . sorduğun soruya bak
bundan binlerce yıl önce ,jet motoru mu vardıki, *motorla uçsunlar. ellerinde kanat vardı onlan uçuyorlardı.
yalnız spartacus benim anlamadığım birşey var açıklarsan sevinirim .uzayda atmosfer yok . atmosfer olmayıncada ''uçma '' olmaz.
bu melekler nasıl uçuyorlardı. ''hava yapsın'' diye biryerlerine *vantilatörmü takıyorlardı :lol:
spartacus böyle afaki şeyler sorup ''kutsalıma'' küfür edip , beni dinden dumandan ,pardon imandan etme.
nazar etme ne olur ,çalış seninde olur. (nah olur)

spartacus 25-12-2007 21:08

Re: Yedi Gök kavramı
 
:)
atmosfer yok nasıl olacak diyorsun, hocam mucize bu, atmosfer olmuş olmamış ne önemi var :) Hem inandıktan sonra hamsi bile kavağa çıkıyor değil mi? Sen inan, ben sallayım, ben sallayım, sen inan, inandıktan sonra gerisi hikaye :)

Hud suresi su'dan bahsediyor("henüz Arş'ı su üstünde iken"), atmosfer olmasa birde yerçekimi mesala suyun üstünde arş nasıl dursun? O zaman hava da var yani. Hava yoksa suyun üstü nasıl olsun?(her yer su olmalı aksi, o durumda da ne bir üst olur nede suyun yüzeyi değil mi?) Birde bu üst ve alt referansları nasıl belirlenmiş onuda irdelemek gerekir. Neye göre belirlenmiş bu altta su üstte arş? Referans noktası neresi, kime göre üst yada alt?

O değilde 7.kat satürn oluyor yani arş, ama bu su nedir Hint okyanusu mu? Van gölü mü? musluk suyu mu? O "ne bu la-n"ın etrafında su var mı varsa hah işte arş deyiverecem o "ne bu la"'ya *8O *Onu soruyorum :lol:

7 Gök masalı gerçekten evvel Sümer-Babil inancına dayanır, bu ve benzer gelenekler bşak bir çok inançda görülebilir. Büyütecek bir şey yok, bu insanlığın göksel kurgusudur, bir öyküdür o kadar. Ortaçağ açısından hiç bir sorun yok, sorun bu gün açısından, böylesi binlerce yıl öncenin masal ve öyküleriyle, senaryolarıyla dünyaya bakıştan..

ziggurat 25-12-2007 23:29

Re: Yedi Gök kavramı
 
Sevgili Özgür Beyin Orion Nebula nin en güzel resmini buraya tasidigin icin sana tesekkürler.Gökyüzünde Orion nebulayi
görünce bilirim ki havalar soguyacak, sonbahar yaklasiyor.26 bin yil kuzey kutbundan görülecek.13 bin yil görüldü,13 bin yil sonra ise su an Güney kutbunda görülen yildiz kümeleri ile yer degistirecek.Esasinda bizim dünyanin kutup ekseni 26 000 yilda bir degistiginden biz onlar yer degistiriyormus gibi algilariz.Bizim icin cok cok uzun bir yil ama uzay zaman icin hic de öyle degil.
Kis aylarinda en parlak yildizlari Sirius A ve Sirius B ile muhtesem görüntüsü var.Ciplak gözle görülür ama teleskopla daha parlak görülebilir.Süreyya takim yildizi gibi biraz ucurtmaya benzer.Ve Süreyya nin daha dogusuna düser.

metee 26-12-2007 07:36

Re: Yedi Gök kavramı
 
http://img262.imageshack.us/img262/345/agacrn4.jpg
[align=justify:fbd6e49408]Bir çok dinler ve mitoloji inanılan Gök alem,yeraltı alemi ve yaşamın olduğu alem olarak hepsinde geçmektedir..Yukarıdaki resim ile sizlere alem kavramlarını anlatmak istedim.Gök alem bir çoğunda Cennet olarak geçmektedir.Yeraltı alemi ise ölümlerin olduğu ve cehennem olarak geçiyor..Yaşamın olduğu olan yani yer veya yaşam bölgesi olarak geçen yer Dünya olarak geçiyor..Bu konu ile alakası yine bir çok dinlerde 7 kat gök ve 7 kat yeraltı geçiyor..Bir çoğunda 7 kat gök ve 7 kat yeraltı alemi görmek mümkündür..Ağaç(Yaşam Ağaçı),Yer'in ekseni
Yükseliş yayı,Gök katları,Göğün göbeği ve mitolojilerdeki efsanalerle 7 kat gök ve 7 yeraltı anlatılmaktadır..O zaman * Batlamyus yeni yunanlı gök bilimciden daha eski kaynaklarda insanlar bunları inançlarında biliyorlardır..Batlamyus gerek kalmadan bu bilgileri nasıl öğrenebilirlerde..Bunların genellikle br çoğu dini kaynaklardan öğrendikleri ortaya çıkıyor..Özellikle Hanif Dini insanlığın en eski inanç olduğu bir çok kaynaklardan isbatlıyor..Bunlardan bazıları Yaratılış,Yedi gök Alemi,Yaşam Ağaçı,Cennet,Cehennem ve Nuh Tufanı v.s. gibi birçok konuların diğer ilahi kaynakları işaret ettiği ortaya çıkıyor.Bu konularda geniş yazı "Şamandan Evrim Soruları" kısmıda bulabilirsiniz.
Hanif dini nedir?Kısaca"""Hanif bir Kur'an kavramı olarak tanımlandığında 'protesto eden, dosdoğru olan, doğruya yönelen, doğruyu arayan' anlamı taşır ve ilk kez Nebi İbrahim için kullanılmıştır. İslam kaynaklarında Kur'an'ın gelişinden önce tek tanrı inancını taşıyan kişiler hanif olarak adlandırılmaktadır.""""
Hanif dini Adem ve İbrahim peygamber zamanında inanılan dine HANİF dini denilmiştir..Diğer ilahi kitaplarda bu konuda yazılar bulabilirsiniz..[/align:fbd6e49408]

Örnekler::::::...::::::
Çoğu eski inançlardaki gibi Tengricilikte de gerçek âlemin yanında bir "gök âlemi," bir de "yeraltı âlemi" vardır. Bu âlemlerin arasındaki tek bağlantı, dünyanın merkezinde duran "Dünyalar Ağacı"dır.Gök âlemi ve yeraltı aleminin yedişer katları vardır .Şamanlar bu âlemlere yolculuk yapmak için birçok girişler tanırlar.Burda şamanizm inançına göre gök katları geçmektdir..
Alttaki resimde ise GökTanrı inançına inan Şaman Kültürler cennet,cehennem ve yaşamın başladığı lanı resimsel olarak çizmişlerdir..Batlamyus yunan gök bilimciden daha önce yaşadıklarına göre bu gökler biliniyordu..
http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Shamans_Drum.jpg

(Üstte mavi Gök, aşağıda yağız yer meydana geldiğinde, ikisinin arasında insan oğlu kılınmış.)

Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarına göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten oluşan üç ortam, merkezlerinden geçen, direk ya da kazık denilen bir eksenle birbirine bağlanırlar. Bu eksen “Göğün göbeği” ile “Yer’in göbeği” arasında yer alır.

Birçok eski uygarlıkların Tek Tanrı inandıklarını sonradan unutma ile başka yerlere geçildiğini ortaya çıkmaktadır..Dinlerin bir çoğunun lider ve krallar tarafında değiştirildiği ortaya kendilerinin Tanrısal yanlarının olduğunu yine mitoloji ve tarihi kaynaklardan görmek mümkündür..

Çin geleneklerindeki yaşam ağacı (Kiyen Mu) dokuz dallı, dokuz köklü, dokuz göğe ve dokuz kaynağa dokunan bir ağaç olup, ölülerin bulunduğu öte-âlemi de içerir. Çin geleneğinde ayrıca, meyvesi ölümsüzlük sağlayıcı şeftali olan si-wangu-mu ağacı bulunur.
Kafkas geleneklerinde, tepesi göğe değen bu ağacın kökünden bir pınar fışkırır.
İsmailî gelenekte yedinci göğü aşan bir ağaçtır.
Yaşam ağacı sembolü Urartu, Hurri ve Frig eserlerinde de görülür. Frigya eserlerinde yaşam ağacı sekiz dallıdır.
Eski Mısır geleneğinde de yaşam ağacı Şamanizm ve Hint tradisyonlarındaki gibi ruhların kuş biçiminde tünedikleri bir ağaçtır. Gök ilaheleri Hathor ve Nut bu kuşları su ve meyve ile besler.
Tevrat’ta, Aden’le ilgili sembolizme konu olan iki tür ağaç vardır; biri dört kollu ırmağın aktığı Aden cennetinin ortasındaki yaşam ağacı, diğeri ise hakikat ağacıdır. (Hakikat ağacı kişinin meyvesini yediği gün öleceği “iyi ile kötüyü bilme ağacı” olarak belirtilir.)
İbrani geleneğine göre yaşam ağacı, meyvesi ölümsüzlük sağlayan öyle bir ağaçtır ki, kendisinden semavi tesirin tüm alemlerle temasını sağlayıcı bir çiy çıkar.
Hıristiyan gelenekte yaşam ağacı sembolizmi İncil’in vahiy denilen, Yuhanna’nın Vahyi kısmında görülür. Yuhanna’nın bu vizyonunda yaşam ağacı,12 defa meyve veren, yaprakları ulusların şifa bulmasını sağlayıcı bir ağaç olarak belirtilir ( Vahiy, 22/2).
İslamî gelenekte, kökleri Göğün yedinci ve son katındaki Sidre’den çıkan Tuba (huzur, mutluluk) ağacı simgesine rastlanır.
Zerdüştçülük’te bir denizin derin sularından çıkan, ölümsüzlük sağlayıcı gaokerena ağacı.
Eski İran geleneğinde Haoma olarak bilinen ölümsüzlük besininin edinildiği yaşam ağacı.
Yaşam ağacı simgesine rastlanan diğer geleneklerden bazıları olarak, Lapon, İzlanda, İskandinavya, Finlandiya, Avustralya gelenekleri sayılabilir.


Kısaca Hanif diniyle başlayan Tek Tanrı inançı değişime uğrayarak günümüzde farklı kültürler oluşturmuştur..Ama dinler ve mitolojilere baktığımızda İlahi dinleri işaret den bir çok konu görmek mümkündür..Yukarıdaki bazı konularda özellikle Yaşam ağaçı ve gökler alemi İlahi dinleri şaret ediyor..Hanif din ile günümüze ulaşan bir çok dinler olmuştur..Bu dinler bir yunan gök bilimci tarafında nasıl ulaştırılabilir ki..Özellikle bir kaynaktan yararlandığı iddaa ediyorsunuz..Darwin olmasaydı bu bilgilere ulaşmayacaklar mı?.Yine br çok dinlerde ve mitolojide yaratılış aynı veya fazla değişmeden günümüze ulaşmıştır..
Çoklu Tanrılar konusunu "Şamandan Evrim Soruları" kısmıda örneklerle anlattım...

Sizlere göre Kuran-ı Kerim bir çok kaynaklardan yararlanarak hazırlanmştır..O zaman bir çok tercüman kullanmaları gereklidir.Yada bir çok dili bilen kişileri bulmaları lazımdır..Ama kaynaklarda bir çok tercüman olayı geçmiyor..Bunun yanında İslamiyet yayılması için çabalayan Müslümanlar o boş vakti ve bu kadar bilgiler nasıl ortaya bir kitap çıkardacak kadar hızlı yazılmıştır..İlahi dinlerde bir çok peygamberden bahsedilmektedir..o zaman neden bunlar hep aynı olayları yazsın ki..Diyelim yazıdılar o zaman bunlar birbirlerinde veya başkalarından aldılar..O zaman diğer ilahi dinleri iaşaret eden bir çok din ve mitoloji kaynakları nasıl yanılıyor ki...Örneğin Hinduizm dinin bir yolu Tek Tanrı inançında şöyle demektedir..""""Hareket eden ve etmeyen ne varsa hepsi benim içimdedir, Maya bile benden ayrı değil, en yüce Hakikat'tir bu...Tüm dünya her yönde olmak üzere Ben'im içimde örülegeldi.Ben Rab'bim ve Kozmik Can'ım, ben kozmik bedenim, hem Brahma, Vişnu, Shiva hem de Gauri, Brahmi ve Vaişnavi'yim ben. * * """""Bu yazı diğer ilahi dinlerdeki kitaplarda bulabilirsiniz..Yine Hinduizmde

"Ben Güneş'im, yıldızlarım, ben hayvanlar ile kuşların her türlüsüyüm... Ben dişilim ve aynı zamanda cinsiyeti olmayanım, herhangi bir yerde hangi şeyi görür ya da duyarsan o şeye tümüyle nüfuz ederim ben, her daim onun içinde ve dışındayım çünkü. Hareket eden hiçbir şey yok ki benden yoksun olsun çünkü eğer yoksun olsaydı kısır bir kadının oğlu gibi bir hiçlik olurdu o. Bir halat parçası yılan ya da çelenk gibi çeşitli görünümlere bürünebiliyorsa ben de bürünebilirim." (Devi Gita 33:1-17)


Birçok kaynaklada din ve mitoloji efsanelerde diğer İlahi inançları işaret eden yazılar nasıl oluyorda.Ufak bir değişlikle Darwinin Teorisini çöpe atıyor..Nasıl oluyorda bu insanlar evrim teorisine göre rastgele bir oluşum ile bunlar dağılmışlardır..Bunlar birbirlerini görmeden nasıl aynı keliemleri küçük bir değişiklikle bizlere ulşamasını sağladılar...

Yine baktığımızda eski bir uygarlık olan MU uygarlığı Tek Tanrı'ya inanıyor..VE nasıl oluyorda Mısır'ın Tek Tanrıya inanmasına rağmen sonradan değişiyor..Bir çoğununda GÖK TANRI inançı aynı şekilde inanılmaktadır..
Upanişadlara Göre Ruh ve Bedeni Anlatan bir yazısı:...:

"Hiçbir şey yok ki O özden gelmemiş olsun. Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir. O, her şeyin özüdür. Sen de O’sun Svetekatu. Atman bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür. Atman bedeni terkettiğinde beden ölür, ama o öz Atman ölmez."


MU Uygarlığı ve inaçı:::::::

Yeryüzünde insanın ilk ortaya çıktığı kıta Mu kıtasıdır.
Mu kıtası kuzeyden güneye 3000 mil, doğudan batıya 5000 mil kadar uzanan,üç kara parçasından oluşan büyük bir kıtaydı.
Günümüzde Polinezya, Mikronezya ve Melanezya takımadalarını oluşturan adalar, muhtemelen bu kıtadan arta kalan kara parçalarıdır.
Bu kıta, kıtanın altında yer alan gaz odacıklarının patlamalara yol açması nedeniyle, yaklaşık 12.000 yıl önce 64 milyon nüfusuyla birlikte sulara gömülmüştür.
Bu kıtada 70.000 yıl önce tek tanrılı bir din bulunuyordu. Aynı tarihlerde Mu'lular diğer kıtalarda koloniler oluşturmaya başlamışlardı ki, anavatan dışındaki en büyük imparatorluk, başkenti günümüzde Gobi Çölü’nün uzandığı bölgede bulunan Uygur İmparatorluğu’ydu.
Mu dininin öğretimini Naakaller adı verilen rahipler üstlenmişlerdi ve sembolizme dayalı bir öğretimleri vardı.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için sürekli olarak tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.
Atlantis’teki din Mu’nun tek tanrılı dininden başka bir şey değildir.
"Ra" sözcüğü güneş anlamına gelirdi ki, daire ile ifade edilen güneş sembolü, bir ad ve sıfat vermek istemedikleri, "O" diye hitap ettikleri Tek Tanrı'yı simgelemede kullanılırdı; Mu imparatoru da “Mu’nun güneşi” anlamında Ra-Mu adıyla ifade edilirdi. Ra sözcüğü sonradan diğer kıtalara ve Atlantis yoluyla Mısır'a da taşınmıştır.
Dört ırktan oluşan Mu'lularda yazı dilleri farklı olmakla birlikte, konuşma dilleri ortaktı.
Mu'lular günümüz uygarlığına kıyasla manevi alanlarda çok daha ileriydiler.
Telepati, durugörü, çift bedenlenme, astral seyahat gibi, uygarlığımızda ancak kimi medyumlarda ve mistiklerde görülebilen olağanüstü yetenekler Mu'lularda olağan yetenekler olarak mevcuttu. (Bu, Churchward’un değil, bazı izleyicilerinin görüşüdür)
Mu uygarlığının en önemli çöküş nedeni, teşevvüş adı verilen, bir aşamadan diğerine geçilirken yaşanan kargaşa dönemini atlatamamasıdır. (B.Ruhselman’a göre)


"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""" """"""""""""""""""""""""""""""""""""""""

HABİL VE KABİLİN MİTOLOJİ DİĞER İLAHİ DİNLERDEKİ YAZILARINDAKİ BENZERLİK
""""""Artemis günün birinde uzun boylu iri yapılı fakat çok yakışıklı bir avcı olan Orion'u görerek ona aşık oldu. Öyleki bir zamanlar kendi kendine aldığı evlenmeme kararını bile unutup bu yakışıklı avcı ile evlenmek istedi. Fakat Apollon kızkardeşinin bu dev cüsseli mahlukla evlenmesini uygun bulmuyordu. Kız kardeşini vaz geçirmek iin çok uğraştı ancak Artemis onu dinlemedi. Kardeşinin Orion'a duyduğu sevginin ne kadar büyük olduğunu görüncede bunu kıskanmaya başladı. Ne söylerse söylesin kardeşi Artemis'I vaz geçiremeyeceğini anlayınca hileye başvurarak Orion'u ortadan kaldırmaya karar verdi.""""""""""""

Tevrat'ın Tekvin kısmında cinayetin nedeni basitçe, "Habil'in Tanrı'nın favorisi olduğunu düşünen Kabil'in kıskançlığı" olarak anlatılsa da bazı yorumculara göre durum bundan ibaret değildir. Eski Ahit'in Aramice çevirilerine göre Habil ve Kabil'in birer ikiz kız kardeşi vardı ve birbirlerinin kardeşiyle evlenmeleri istenmişti. Kabil'in ikizi, Habil'inkinden daha güzel olduğu için Kabil bu değiştirmeyi kabul etmedi

Çiftçi olan Kabil, Allah'a buğday ve meyve adar. Çoban olan kardeşi Habil ise bir koyun kurban eder. Allah Kabil'in adağını reddeder, Habil'inkini kabul eder. Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil'i öldürür. Tanrı Kabil'e kardeşinin nerede olduğunu sorunca "Ben kardeşimin bekçisi miyim?" diye cevap verir. Habil'in kanı yerden bağırır. Bunu duyan Allah, Kabil'i lanetler ve durmadan yeryüzünü dolaşmaya mahkum eder.

“Haber verilirki, Adem (a.s.)’ın çok oğulları oldu. Her kere ikiz doğurdu, bir erkek ve biri dişi olurdu. Bir karından doğan kızı, bir karından doğan oğlana verirdi. Kabil ile bir karından güzel bir kız doğdu. Adem (a.s.) onu Habil’e vermek diledi. Kabil razı olmadı. Hz. Adem “ Varın kurban edin” dedi. Hz. Adem yılda bir gün tayin etmişti ki, o gün de kurban ederdi. Ve dua kılardı. Ve Allah Teala’ ya secde ve niyaz ederdi. Gökten ateş renginde bir kızıl nesne inerdi. Onun iki yeşil kanadı vardı. O kurban ki, Allah Teala kabul ede, üzerine konardı. Makul olmayan kurbanın çevresinden geçmezdi. Üstüne konduğu kurbandan kalkınca, o kurbandan eser bulunmazdı. Halk bilirlerdi ki, o kurban kabul olunmuştur. O kurban ki Allah Teala kabul etmemiştir, evvelki halinde kalırdı. Hiç yanmazdı. Halk ortasında o kurban sahibinin yüzü kara olup gayet utanırdı. Bu nesne Beni İsrail zamanına kadar devam etti. Sonra Allah Teala kerem edip onu kaldırdı ki, kabul ettiğini ve etmediğini kıyamet gününe kadar kimse bilmesin.

http://www.avnullahozmansur.com/habilkabil.htm *devam burda okuyabilirsiniz.(İslami Kaynaktır.)
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""" """"""""""""""""""""""""""""""""""""""""



Bir ayet evet tek bir ayet yani devamın olanı almadan tek ayetle dini açıklamaları yorumlayamazsın..Çünkü o zaman sen dediğin yorum ortaya çıkıyor..Ama devamı olan diğer ayetler ile okursan senin belirtiğin olay olmaz..Ve senin dediğin Dünyayı merkez ve diğer gezegenlere göre bir yedi kat gök oluşumu anlatılmamıştır.. 7 gezegene göre değil Gökyüzünün yedi katmandan oluştuğunu anlatan aytetlerdi...

spartacus 26-12-2007 11:07

Re: Yedi Gök kavramı
 
metee yine okumadan yazmışsın...

Yazdığın giriş bölümüne zaten değinildi, mesala 14 kat kavramı 7 kat yer, 7 kat gök'dür. Bunlara girilmedi, arzu edilirse bir çok inançta KAT kavramının olduğu ifade edildi.

Sen Sümer kaynaklarındaki 7 KAT gök söyleminden zoraki bir sonuç çıkartmışsın, katdan bahsedilirken özünde bunların hiyerarşik katlar olduğu, en üst kat'ın(ARŞ) yüce, hakim Tanrı'ya adandığı, tanrıları temsil eden sembolik gezegenlere göre anlamlandırıldığı ifadesini, yazdığın yazının son paragrafında 7 gezegen değil, 7 kat gök olarak sözde olumsuzlamaya çalışmışsın... Çok basit bir evirme bildiğince çevirme yapmışsın.

7 KAT gök masalı bir saçmalıktır. Ama yinede teolojinin dünyasından bakar, bu dünyadan yaklaşırsak bazı anlamlara kavuşturulabildiğide görülebilir. Yinede bu öznel senaryoların, süpekülatif kurgularına göre anlam oluşturur. Masallarında birer uydurma olduğunu ama masala masal dünyasından yaklaştığımızda ne kadar çok anlamlar ortaya çıktığını düşünürsek, demek istediğimi ifade etmiş olurum..
Ayet yorumlamaya gelince, ayet yorumlanmamıştır, ayet de değini olarak ifadeye yer verilmiştir. Ortaçağ'da bir lider, herkesin lideri, herkesi kendi yoluna getirecek bir bilge'nin, durmaksızın hali hazırdaki teolojik kaynaklardan beslendiği ifade edilmiştir. *Kaldı ki toplumun kültürel yapısı, hazır inançları doğrultusunda yapılan söylem ve ifadeler geçmişden o güne, o günden geleceğe hazır kitleye köprü vazifesi sunacaktır...

Fenikeliler'in ve bilhassa Yahudilerin temel kaynağı olan Batı Kenan'lıların dinsel inancı, Sümer-Babil inancıdır. Bu bakımdan temel kaynak Sümer dinsel inancı ve teolojisidir. 7 Kat gök değilde toplumda geçmiş ve hali hazırdaki egemen teoloji Şaman kültürü olsa idi bu, 9 kat gök, 12, 13, 14(7 kat yer+7 gök) kat da olabilirdi... Sırf bu gün inandığınız şeyler, taptığınız tabular adına basit gerçeklerin sanki gizemsel ve çok derin anlamları varmış gibi, evirip, çevirip, devirip karmaşa ve katlaya katlaya büyütmeye gerek yok(ayet yorumlamak için-ki çoğu muğlaktır- binbir dereden bin su getirmek gibi)

Gezegenlere neden eğildik, çünkü göksel inanç kültü(sonrası için Güneş Kültü de diyebiliriz) sembollerini, dini kurgularını göksel varlıklar üzerinden inşaa etmiştir. Bu durumda mesala AY bir tanrıça'nın sembolüdür ama bununla da kalmamakta yükseklik mertebesine göre de hakimiyet(yönetim, egemenlik) olgusuda tanımlanmıştır, çünkü bu durumda sözkonusu olan sadece AY değil, onun temsil ettiği GÖK KATI'dır..

İslamiyet yayılması için çabalayan Müslümanlar o boş vakti ve bu kadar bilgiler nasıl ortaya bir kitap çıkardacak kadar hızlı yazılmıştır
demişsin, çok saçma bir bakış açısı, Kur'an dediğin o günki iktidar, toplumsal hakimiyetin hem politik ama hemde yasa kitabıdır fazlasıyla yavaş yazılmıştır(Hicret ederken peygambere helal kılınan kadınlara kadar yazmış bir kitap, demek ki Hicret ederken böyle bir sorun yaşanmış, demek ki uyanıklar iktidara sırtını yaslamadan, kız verip nemalanmadan yana davranışlara girmişler, vatandaşda akraba çevreleriyle sınırlı tutarak politk davranmış, meşruiyetinide(yasayı) ayet olarak sunmuş, orada da kendini peygambere veren kadınlar anlamında yani bir karşılık olmadan, kadının kendi iradesiyle kendini vereceklerde kabul buyrulmuş, ötesi(iktidar nimetlerinden yararlanma) değil). Gündelik yaşanan olay ve olgularda iktidarın ve iktidarda olanın çıkarları temelinde yasalar yazılmış, kabul görmesi ve uygulamaya geçmesinde ki meşruiyet sorunu ise bir tanrısallığa dayandırılarak halledilmiştir. Ortaçağ da insan yasa yapmaz, evvelide böyledir, yasaları ancak tanrılar yapar dolayısıyla hiç bir hakimiyet yada yönetim bir Tanrısallığa dayandırılmadan ne kurulabilir nede yürütülebilir, biraz hayal aleminden çıkıp nesnel koşullara yani dönemin koşul ve olgularına eğilmeyi başarın. Kur'an bile böyle bir süreç için koca değil küçük bir kitaptır. (Resmi Gazeteleri topla üst üste koy bakalım kaç Kur'an edecek?) Kısaca gündelik ve politik sorunlara bulunan çözümler yasa haline getirilirse, kimsenin aman bir kitap yazayım diye çok da özel bir uğraşına gerek yoktur, burada aslolan sorun ve çözümdür, yasanın duyurulmasıdır, kitap ise tali yanı oluşturur, araç tarafıdır işin... (Muhammed'in sakalına, hırkasına, havlusuna vs kadar koru ama dönemin Kur'anlarını koruma, sakalı sakla ama Kur'an'ı saklama, nasıl ama?)

Sai_Baba 26-12-2007 18:31

Re: Yedi Gök kavramı
 
guzel

habilis 30-12-2007 16:17

Re: Yedi Gök kavramı
 
yedi katmışş,,,ne katı be,,, sümerlerdede vardı bu yedi kat meselesi,, ayrıca yedi sayısı ,,

hiramusta,,
mitolojik öyküleri getirip ilahi formuna sokan sizsiniz arkadaşım,,

tahta 30-12-2007 21:38

Re: Yedi Gök kavramı
 
kuranda yedinin özel bir anlamı var galiba nedense Tanrı bu 7 kelimesini pek çok seviyor
Yusuf 43'de kral rüyasında nedense yedi inekten bahseder...
yusuf rüya yorumun 7 sene kıtlık 7 sene bolluk olarak niteler
hicr 44'de cehennemin 7 kapısı olduğunu söyler
yedi uyurları söylemeye gerek yok herhalde

Fakat yedi kat gök olayı kanımca pek islamcı arkadaşların ayetleri tahrif ederek ahanda size yedi kat gök dediği şekilde değildir
zira fussilet 12'de *Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semayı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, aziz, alim Allah'ın takdiridir. * **

demektedir....
burada yıldızları kandile benzemiş ki oda ayrı bir husustur
fakat yıldızların yeri yakın gök olarak nitelendirilmiştir ki eğer bahsedilen ayetteki husus atmosferin katları ise demekki yakın gök nitelendirilmesinden anlaşılmaktadır ki Tanrının 7 gök kavramı başka bir şey

keza

*Mülk * 3 *
(Mekkî 77) O ki, birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?

burada da dikkat çekmek istediğim husus yedi kat gökden bahsettikten sonra gözünü çevir de bak denilmektedir sanırım tanrı gök kavramını gözle görülebilecek bir şey sanmakta

*Nebe’ * 12 *
(Mekkî 80) Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.

acaba gök dediğimiz nesne bizim üstümüzemi bina edilmiştir yoksa o bizi çepecevre kuşatan birşeymidir...

ozgur_beyin 30-12-2007 22:29

Re: Yedi Gök kavramı
 
herşeye bir kulp takmak konusunda ne kadr mahirsin frodo.
sen bu kafirliğnle cehennemde kalacak ve yanacaksın :lol:
al sana birinci katın resmi görde ibret al.
http://antwrp.gsfc.nasa.gov/apod/ima...ds_aguirre.jpg

spartacus 30-12-2007 22:38

Re: Yedi Gök kavramı
 
İbrahim dönemine baktığımızda, eğer farklı farklı İbrahimler yok ise(ki sanki İbrahim bir değil farklı kültürlerde farklı kişiler olarak da karşımıza çıkabiliyor) ve eğer gerçekten İbrahim Filistin bölgesinde yaşamış, Mısır'a gitmiş birisi ise ya da tamda o dönem Fenikeliler açısından andığımız İbrahim, Tanrı El'in (Sümer karşılığı Enlil) İbrahimi ise, 7 rakamına da bu dinsel motiflerede yine Sümer kaynaklarında erişmek mümkündür, teolojik mirasın da efsanevi mirasında kökeni Sümer'dir. Efsanevi atalar Sümer kaynaklarından beslenmiştir..

7 Rakamı 1 kez kutsal olmuştur artık(12 rakamıda öyledir). 5 Gezegen ve güneş, ay toplamından elde edilen bir 7 rakamıdır, bu gökcisimleri ise 7 yazgıcı(yazgıları belirleyen) büyük Sümer tanrılarını temsil eder...

Mısır'da 7 yıl kıtlık 7 yıl bolluk olması(Kenan inancında ayrıca).

Aşk tanrıçası İştar evlenmek istediği Gılgameş tarafından olumsuz karşılanınca hiddetleniyor. Gök Tanrısı An'dan Gılgameş'i yedi yıl olarak şahıslandırılmış Gök Boğası tarafından öldürtmesini istiyor. O da eğer O ölüdürülürse 7 yıl kıtlık olur diyor. İştar'da o yedi yılda ülkeyi besleyeceğini söylüyor, çünkü kendisi bereket tanrıçasıdır. 7 Yıl Bereket, 7 yıl Kıtlık.. (bu paragraf için faydanılan; kaynak:N.K.Sandars, The Epic of Gılgamesh, s.66, Aktaran:M.I.ÇIĞ, İbrahim Peygamber S.111))

Birde arada Bereket Kültü gereği ürünlerin ilkinin tanrılara adanması, sunulması vardır ki bu bahse girmiyoruz, Tevrat'da her doğanın ilkinin tanrıya adanması hikayeside özünde buradan gelir...

Kenan motifinde, Bolluk ve bereket Tanrısı Baal ile Ölüm Tanrısı Mot'un savaşmalarında yedi yıl biri, yedi yıl diğeri kazanıyor. Baal kazandığında bolluk, Mot kazandığında kuraklık ve kıtlık oluyor.

Kur'an'da ise Yusuf Suresi'nde bu masal anlatılır.
47. *Yûsuf dedi ki: "Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın." *
48. "Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek."
49. "Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar."


Sümer'de 7 rakamı fazlasıyla kutsal ve çok şeyde kullanılıyor. 7 Dağı aşmak, 7 Kapı, 7 gün, 7 başak.........
tevrat'dan bir kaç örnek(anlatılar değil 7 esas alınmıştır);
Yaratılış 21:28
İbrahim sürüsünden yedi dişi kuzu ayırdı.

Yaratılış 29:20
Yakup Rahel için yedi yıl çalıştı. Rahel'i sevdiği için, yedi yıl ona birkaç gün gibi geldi.

Yaratılış 33:3
Kendisi hepsinin önüne geçti. Ağabeyine yaklaşırken yedi kez yere kapandı.

Yaratılış 41:6
Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.



Aslında o kadar çok örnek verilebilir ki, yinede şu ana kadar ortaya konanlar dahi yeterlidir. Birde insanları bozuk zemeberek haline getiren dinler ve aklı dışayan koşulsuz bağlılık(saplantı) var olduğu sürece tarihin ne anlattığı, *sadece aklı ve insan iradesini kavramış insanlar açısından değerli olacaktır.

tahta 30-12-2007 23:40

Re: Yedi Gök kavramı
 
kesinlikle sevgili spartacus
zira ben mesajımda belirtmiştim ama yine belirteyim kuranda cehennemin 7 kapılı olduğu yazılıdır

vgm.1 30-12-2007 23:56

Re: Yedi Gök kavramı
 
Açıldı *gökler *kapısı *
Rahmetle *dolu *hepisi *
Sekiz *Cennet'in *kapısı *
Açar *Allah *deyu *deyu * *Yunus Emre

Haberi yokmuş. Cennet kaç kapılı?
Saygılarımla;

frodo 31-12-2007 02:52

Re: Yedi Gök kavramı
 
Asıl ilginç olan Kuran 7 gök kavramını dile getirdiğinde kimsenin bu kavramdan bihaber olmayışıdır. Yani
kimse için yeni bir bilgi değildir bu. Bilinen ve inanılan bir inancı Kuran tekrar eder. Ne var bunda diye
düşünebilirsiniz. Buradaki sorun insanların kadim çağlarda oluşturduğu ve tamamen yanlış olan bir kozmik
anlayışın "Allah'ın kelamında" *tekrar edilmesidir.

Ne yazık ki bu kadar açık delillere rağmen insanlar 21.yy'da bile Kutsal Kitaplara evreni yaratan zekanın
ürünleri olarak bakabilmektedir.

frodo 18-01-2008 21:18

Re: Yedi Gök kavramı
 
Bu arada göklerin arasındaki mesafe ne kadardır ? Bu soru kafanızı kurcalarsa aşağıdaki hadis aydınlatıcı olur:

Hadis No : 1677
Ravi: Abbas İbnu Abdilmuttalib
Tanım: Batha nam mevkide, aralarında Resulullah (sav)'ın da bulunduğu bir grup insanla oturuyordum. Derken bir bulut geçti. Herkes ona baktı. Resulullah (sav): "Bunun ismi nedir bileniniz var mı ?" diye sordu. "Evet bu buluttur!" dediler. Resulullah (sav): "Buna müzn de denir" dedi. Oradakiler: "Evet müzn de denir" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sav): "Anan da denir" buyurdu. Ashab da: "Evet anan da denir" dediler. Sonra Hz. Peygamber (sav): "Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?" diye sordu. "Hayır, vallahi bilmiyoruz!" diye cevapladılar. "Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir." Resulullah (sav) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi. Sonra ilave etti: "Yedinci semanın ötesinde bir deniz var. Bunun üst sathı ile dibi arasında iki ema arasındaki mesafe kadar mesafe var. Bunun da gerisinde sekiz adet yabani keçi (süretinde melek) var. Bunların sınnakları ile dizleri arasında iki sema arasındaki mesafe gibi uzaklık var, sonra bunların sırtlarının gerisinde Arş var, Arş'ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık kadar mesafe var, Allah, bütün bunların fevkindedir" *

Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Hakka, (3317); Ebu Davud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mace, Mukaddime 13, (193)

Tumagü İskicap 18-01-2008 23:13

Re: Yedi Gök kavramı
 
Semavat çoğuldur, fakat gökler anlamına gelmez.
Arz ise tekildir. Ve ayağınızın bastığı topraktır.
Başınızın olduğu yer ise sema’dır.
Arz ile sema arasında kimi zaman 1 metre *bile yoktur, yoğunluğa göre değişgendir.

gercekisim 18-01-2008 23:21

Re: Yedi Gök kavramı
 
Sn. Bektaş;Siz kendinize göre yeni bir din icad etmişe benziyorsunuz.Neredeyse bütün mealleri yanlış kabul edip,yeni bir meal hazırlamayı mı düşünüyorsunuz?Şayet öyleyse sizin hazırlayacağınız yeni MEAL ne zaman piyasaya çıkacak?

Tumagü İskicap 19-01-2008 23:12

Re: Yedi Gök kavramı
 
syn. gerçek isim, size bir örnekleme sunayım.

Bir A4 ebatında kağıdı ele alalım ve ortasını noktalıyalım
Bu noktanın çevresini daire misalinde çizelim, A4 kağıdının ebadınca.
Çizdiğimiz nokta arz’dır ve etrafı bu arz noktamızın, semadır.

Bunun haricinde, Sema’yı tabaka tabaka üst üste dizilmişler anlamına getirmek
veya üst üste yığılmışlar halinde olanlar şeklinde anlamak hem gerçek dışıdır
hem de, Kuran’dan alınabilir dayanak değildir.
bu sebeple harun yahya belgeselleri Kuran mesaJ'ları ile örtüşmez.

Çünkü, Sema kelimesi aşağının yukarısı anlamına gelmez.
Yukarıda ki sunduğum örneklemenin dış çizgisiyle, nokta arasındaki hacmi belirten içeriği vardır sema kelimesinde.
Bu içerik esasıyla, hacim içinde *yaratılmışların, farklı kütleleri nispetinde ağırlıkları değişkendir.

selam.

frodo 26-08-2008 19:53

Kuranda 169 kez "semavati" ifadesi geçiyor. Meallerde çoğunlukla semavati kelimesi "gökler" olarak çevrilmiş. Kozmoloji bilgimize göre bu çoğul ifade olan gökler anlamsız görünüyor.

Bu ayetler müteşabih olabilir mi acaba ?

pante 26-08-2008 21:10

Alıntı:

Kuranda 169 kez "semavati" ifadesi geçiyor. Meallerde çoğunlukla semavati kelimesi "gökler" olarak çevrilmiş. Kozmoloji bilgimize göre bu çoğul ifade olan gökler anlamsız görünüyor.

Bu ayetler müteşabih olabilir mi acaba ?
Bakalım olabiliyor mu sevgili Frodo?

Semavat=Gökler olarak çevrilebilir mi?
Hadi bu konuda esnek düşünüp Türkçe'ye tam karşılık olarak gökler değil de başka bir anlamda çevrilmesini olası görelim.
Bu gökadalar ya da gökadaların oluşturduğu tabakalar olabilir diyelim.

Ya da kimi İslamcıların sema=gök yerine, sema'nın gözle görülebilecek uzaklıktaki gök olduğunu kabul edelim. Bu durumda gözle görülebilenin bir kaç misli dahası olması nedeniyle semavat dendiğini varsayalım.

7 sayısını da müteşabih olarak düşünelim. Kureyşlilerde 7, 70 gibi rakamların çokluk ifade eden rakamlar olduğunu düşünelim.
Yani 7 gök dendiğinde evrendeki çok sayıda tabakayı anlayalım.

Peki ama en yakın gökte yıldızların olduğunu belirten ayeti de müteşabih mi sayacağız?

Saffet-6. İnna zeyyennes semaed dünya bi zınetinil kevakib

Biz dünya göğünü yıldızlarla süsleyip donattık.

Ayetteki "semaeddünya" en yakın gök olarak da çevriliyor.
Bu ayet, 7 göğü atmosfer tabakaları olarak tefsir edenleri çürütüyor.
Ayrıca diğer göklerde yıldız olmadığı anlamı çıktığından çelişki oluşturuyor.

Bununla bitmiyor. Mülk-5'e bakalım:

Ve lekad zeyyennessemaeddunya bimesabiyha ve ce'alnaha rucumen lişşeyatıyni ve a'tedna lehum 'azabesse'ıyri.

Andolsun ki biz, en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Şeytanlar için atış tanesi olan yıldızlar ayetini de müteşabih sayarsak durumu kurtarabiliriz.

Bu durumda müteşabih olmayan kalmadı gibi. Ortada müphem bir bilgi de kalmadığından çelişkiler bertaraf edilmiştir. :)

Levent Ak 27-08-2008 13:28

Sema lar arasındaki mesafeyi merak edenler için...



1661 - Hz.Abbas İbnu Abdilmuttalib (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bathâ nâm mevkide, aralarında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın da bulunduğu bir grup insanla oturuyordum. Derken bir bulut geçti. Herkes ona baktı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Bunun ismi nedir bileniniz var mı?" diye sordu.
"Evet bu buluttur!" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Buna müzn de denir" dedi. Oradakiler:
"Evet müzn de denir" dediler. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) :
"Anân da denir" buyurdu. Ashab da:
"Evet anân da denir" dediler. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?" diye sordu.
"Hayır, vallahi bilmiyoruz!" diye cevapladılar.
"Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir."
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi. Sonra ilâve etti:
"Yedinci semânın ötesinde bir deniz var. Bunun üst sathı ile dibi arasında iki sema arasındaki mesafe kadar mesafe var. Bunun da gerisinde sekiz adet yabâni keçi (süretinde melek) var. Bunların sınnakları ile dizleri arasında iki semâ arasındaki mesafe gibi uzaklık var, sonra bunların sırtlarının gerisirıde Arş var, Arş'ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık kadar mesafe var. Allah, bütün bunların fevkindedir."
Tirmizî, Tefsir, Hâkka, (3317); Ebû Dâvud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mâve, Mukaddime 13, (193).
Bir rivâyette şu açıklama yer alır: "Bu hadisi Câmiu'1-Usül sâhibi, Kütüb-i Sitte'ye dâhil kitaplardan hiçbirine nisbet etmemiştir."
Katâde ve Abdullah'dan yapılan bir rivayet şöyle: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashalbıyla birlikte otururken bir kısım bulutlar geçmişti:
"Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, el-anân (denen buluttur), bu arzımızın sakasıdır. Allah Teâlâ bunu kendisine hiç ibâdet etmeyen bir kavme göndererek (su ihtiyaçlarını görür)" dedi. Bir müddet sonra devamla:
"Bu sema nedir biliyor musunuz? Dürülmüş bir dalga, korunmuş bir tavandır. Bunun üstünde diğer bir sema vardır" dedi ve böylece üst üste yedi semanın olduğunu söyledi. Sonra konuşmasına devamla:
"İkisi arasında ne (kadar uzaklık) var biliyor musuzıuz?" diye sorduktan sonra "Beş yüz yıl!" dedi. Sonra tekrar:
"Bunun gerisinde ne olduğunu biliyor musunuz? Bunun gerisinde su var. Suyun gerisinde Arş var. Allah, Arş'ın fevkindedir. Ademoğlunun ef'âlinden hiçbiri O'na gizli kalmaz" buyurdu. Sonra tekrar:
"Bu arz nedir, biliyor musunuz? Bunun altında bir diğer arz var, ikisi arasında beş yüz yıl var. Böylece yedi arzın varlığını birer birer saydı" hadisi zikretti."
1662 - Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh)'dan yapılan rivayette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)şöyle buyurmuştur: "Allah yedi semayı yarattı. Her birinin kalınlığı beş yüz yıl yürüme mesafesidir. "
Derim ki: "Tirmizî'nin Câmi'inde yer alan Katâde hadisi, bazı takdim ve te'hirler, ziyâde ve noksanlarla Hasan Basri an Ebî Hüreyre tarikinden merfu olarak gelmiştir.
Allahu a'lem.

Xweser 29-08-2008 00:51

Ey insan, biraz samimi ol samimi.. Batinin kesiflerini okuyup, aha bak Kuran'da ki su ifade bunu anlatiyor, mucize var demek nekadar samimi sizce ?

Kim Kuran'i okuyup, lambayi kesfetti ? isigi ? yer cekimini ? atomu ?

Kim örneklerini verirmisiniz lütfen..?

Kac kisi yer cekimi, gogun katmanlari, dunyanin sekli hakkinda Kuran'dan esinlenip kitaplar yazdi ?

Sevmediginiz yahudilerin kesiflerini neden sahipleniyorsunuz ?

7 kat gok mucizesini sahiplenen kardesler, gok kavraminin genis oldugunu ve katmanlarinin 7'den fazla oldugunu ogrenince de kivirip, 7 arapcada sonsuzu ifade eder deyip geciyorlar.. Kacis yok yani illa ki mucize cikacak..

Kuranla hasir ve nesir ulkelerin nekadar da ileri toplumlari olusturduklarini hepimiz goruyoruz.. !!!

Levent Ak 29-08-2008 07:57

Alıntı:

Xweser´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 124937)
Ey insan, biraz samimi ol samimi.. Batinin kesiflerini okuyup, aha bak Kuran'da ki su ifade bunu anlatiyor, mucize var demek nekadar samimi sizce ?

Kim Kuran'i okuyup, lambayi kesfetti ? isigi ? yer cekimini ? atomu ?

Kim örneklerini verirmisiniz lütfen..?

Kac kisi yer cekimi, gogun katmanlari, dunyanin sekli hakkinda Kuran'dan esinlenip kitaplar yazdi ?

Sevmediginiz yahudilerin kesiflerini neden sahipleniyorsunuz ?

7 kat gok mucizesini sahiplenen kardesler, gok kavraminin genis oldugunu ve katmanlarinin 7'den fazla oldugunu ogrenince de kivirip, 7 arapcada sonsuzu ifade eder deyip geciyorlar.. Kacis yok yani illa ki mucize cikacak..

Kuranla hasir ve nesir ulkelerin nekadar da ileri toplumlari olusturduklarini hepimiz goruyoruz.. !!!


Evet katılıyorum;
Madem herşey kuranda yazıyor, niye bu nimetleri kullanmak için batının keşvetmesini bekliyorsun.
Aç kuranı bul suyla giden arabnın mucizesini, nakliyeni bedavaya getir, okullarına yarı bele kadar karda giden çocuklara bedava servis sağla.

Batı diyor biz nükleer enerjiyi bulduk... Siz, "ohooo o kuranda vardı zaten". Uçağı keşvettik... siz, "he he o zaten yazıyordu kuranda".

Madem hepsi var ve aradan 1400 sene geçmiş siz bir şeyi icat edememişsiniz, Allah yarın öbür gün size öteki tarafda sormayacak mı? Ben size o kadar kuran gönderdim mucizeleri içine sakladım, medeniyetin bütün sırlarını yazdım ama batının hıristiyanları, dinsizleri,yahudileri hepsini birer birer buldu keşfetti, hemide Kuranı okumadan. Siz orada hala sümsük sümsük oturuyorsunuz. Thuuu sizin kalıbınıza... deyince ne diyecek siniz?

ozedonus 29-08-2008 09:35

Kuranın insanın sosyal hayatı ile ilgili olmayan ve serbest alan diye anılan bölümlerine müteşabih kavramlar kullandığını, ancak sosyal hayat ile ilgili emir ve yasaklar gibi konularda ise muhkem ve kesin kavramlar kullandığı konusunda eskiden beri İslam bilginleri arasında geniş bir görüş birliği vardır. Selefi bir kısım insanları bıraksak büyük çoğunluk müteşabihliği kuranın bir anlatım biçimi olduğunu Ali İmran süresinin 7.ayetinden de istifade ederek söylemişlerdir. Bu konuda onlar gibi düşünmemek için kendi açımdan bir gerekçe göremiyorum. Bunlar, döneme göre henüz görülmeyen ve bize göre henüz algılanmayan kavramların müteşabih(benzeri)nin verildiği konusunda görüş birliği içerisindedirler. Ne var ki çoğu insanlar devamlı bu yorumlanabilir ayetlerden kesin anlam çıkarmış, konuşturma sanatını (şeytan ademe dedi gibi)gerçekte olmuş gibi sanmışlardır. Ve müteşabihliği muhkemleştirerek bilimle çeliştirmişlerdir. Böyle bir anlatım biçimini yeğlemiş bir alanın tüm kavramlarından muhkem, kesin ve bilimsel gerçeklerle kıyaslayacak bir özelliği olamaz..

.Maalesef Hangi teori popüler ise kuran verileri o teorilerle ya doğrulanmakta veya yanlışlanmaktadır. Bunun mümkün teorilere göre açıklanmasının yanlış olduğunu düşünüyorum.


Sema kavramını da gün kavramı gibi değiik anlamları olan bir olgu olarak görebilir miyiz?Bilemiyoruz.Ancak din dilinin bilim dili ile uzlaştırılması çabasının yanlış olacağını düşünüyorum.Ancak bazı konmuların bilinemiyor olmasını günümüz şartlarına bağlama taraftarıyım.Ama tüm bunlara rağmen,söylemlerinin kafamızda soru işaretlerini bıraktığı da bir gerçek.Bu durumu daha çok 1400 yıl öncesinin durumundan haberdar olmayışıma bağlıyorum.

Kuranın her bilgiyle uyumlu olması gerektiğine dair bir durum var mıdır diye sorgulama içerisindeyim.Çünkü Ne Kur’an’da Allah’ın bütün ilimleri Peygambere öğrettiğinden bahsedilmektedir, ne Peygamberin kendisi böyle bir iddiada bulunmuştur, ne de birisi çıkıp, ilahiyat ve ruhaniyattan tıp, matematik, musiki ve astronomiye kadar Peygamberin herşeyi bilmesi gerektiği beklentisi içinde olmuştur.Kur’an, “Sana bilmediklerini öğretti” peygambere bildirmekte, ama “Sana bilmediğin herşeyi öğretti” dememektedir. Buna ek olarak, Peygambere demektedir ki, “De ki: Allahım, ilmimi arttır.” Eğer Hz.Muhammed herşeyi biliyor olsa ve Kuran herşeyi kapsıyor ise neden ilimin artırılması için kuranda kendisine emir gelsin.

Hz.Muhammedinn doktora göründüğünü ifade eden hadislere de rastladığımızda Hz.Muhammede Allahın her şeyi öğretmemiş olabileceğini görebiliriz. Yine bazı Kuran verilerinde peygamberin"Deki,ben sadece insanın,sadece bana vahiy geliyor.Veya ben gaybı bilmem.Göklerin anahtaralrı elimde değil" mealinde kurani ifadeler de bunu göstermektedir.Zemahşeri sekiz asır önce Kuranın toplumun batıl inançlarının kafasına göre konuştuğunu bile söylemektedir: “Şeytan çarpmasının sara hastalığına neden olduğu inancı, cahiliye Araplarının bâtıl inançlarından biriydi. Kur’an da onların inançlarına uygun olarak indi.”Bu peygamberler tarihini de onların inançlarına uygun indirmiş olabilir.Fakat yer ve zamanı göstermemesini ben önemsiyorum.

Hatta kuranın bu yorumlama biçimini konumumuzun esası olan kozmogoniden örneklendirelim. Yedi gök konusu İstisnasız eski müfessirlerin tamamı onu kolayca Batlamyus astronomisinin teorilerine uyguluyorlardı. (Neden yapmasınlardı ki? Çünkü bütün işaretler ona delalet ediyordu) Sadece ondokuz ve yirminci yüzyılın müfessirleridir ki (Arap ya da değil) bu ayetlere, yeni bilgilerin ışığında yeni bir tefsir gerektiği düşüncesine kapıldılar ve ortaya yeni anlamlar attılar.Şimdiler de bunu atmosfer tabakalarına yorumluyorlar.

Netice itibariyle, Kur’an ’ifadelerinin ilk başta(kimi zaman şiddetli biçimde) bilimle uyuşmadığını kabul ediyoruz. Bu durumda müşkülün giderilmesi ve sorundan kurtulmak için değişik yöntemler bulunacaktır: Ya uzak ihtimal tevillere başvurulur (müteşabihtir denir), ya Arap kültürü ile aynı dilin kullanıldığı fikrinin sonuçlarına katlanılır (Tarihsel dil)), ya dinin dili ile bilimin dilinin iki ayrı şey olduğu kabul edilir ve dinin dili bütünüyle metaforik ve temsili sayılır (şu an içinde bulunduğum görüş), ya bazı çağdaş kelamcılar gibi vahyin getirdiklerinin doğru ve yanlış ihtimalli olmadığı düşünülür, ya da mana Allah’tan ve lafız Peygamberden bilinir (Veliyyullah Dehlevi).Ama kesin olan bunların hepsi doğru bilgiye gitme yolunda önemli görüşler olup,sizin de eleştirilernizle daha çok gelişecek türden bilgiler olacaktır.

Levent Ak 29-08-2008 11:47

Sayın Ozedonus,

Yazınızdan okuyup anladığım kadarı ile her ne kadar günümüz biliminin Kuran daki yazılan bazı bilgilerin doğru olmadığını kanıtladığını kabul etmenize rağmen yani daha açık söylemek gerekirse; Kuranı gönderen Allah'ın gönderdiği kitapta (herşeyi yaratan ve herşeyi bilen) yanlışlar olduğunu kabul etmenize rağmen, bu kitabın güvenilirliğini sorgulamak yerine, dünyadaki milyonlarca bu dine inanan insanların hata yaptığını sorgulamak yerine hala ona inanmaya devam edip onu hatalarıyla da olsa kabullenme yoluna mı gitmek istiyorsunuz yada tavsiye ediyorsunuz? o kısımı tam anlayamadım .

ozedonus 29-08-2008 14:31

Alıntı:

Levent Ak´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 124990)
Sayın Ozedonus,

Yazınızdan okuyup anladığım kadarı ile her ne kadar günümüz biliminin Kuran daki yazılan bazı bilgilerin doğru olmadığını kanıtladığını kabul etmenize rağmen yani daha açık söylemek gerekirse; Kuranı gönderen Allah'ın gönderdiği kitapta (herşeyi yaratan ve herşeyi bilen) yanlışlar olduğunu kabul etmenize rağmen, bu kitabın güvenilirliğini sorgulamak yerine, dünyadaki milyonlarca bu dine inanan insanların hata yaptığını sorgulamak yerine hala ona inanmaya devam edip onu hatalarıyla da olsa kabullenme yoluna mı gitmek istiyorsunuz yada tavsiye ediyorsunuz? o kısımı tam anlayamadım .

Sevgili Levent Ak

Burada demek istediklerimi maddeler halinde yazayım.

1.Bilim dili ile din dili ayrı iki dildir.Bilim oluşum der,Din yaratma der.Bilim sebep der din Tanrı der.Bilim anlam der din İlah der.Kısacası bilim dili üzerinden din dilini eleştirmek yanlış bir metoddur.Din özellikle sosyal hayatın içinde olmayan bilgileri sembolik anlatımlarla verir.Bunun için 7 gök bu şekil bilinmelidir.

2.Kuranın bilimle çelişmesi Kuranın doğru olmadığı anlamına gelebilir mi diye soruyorum.Çünkü Kuranın çağı aşan konularda batıl inançlara göz yumduğunu düşünüyorum.Bir örneği mutezile bilgini zemahşerinin dediği gibi cin çarpması..Bence peygamberler tarihi de batıl mitolojik bilgilerle şişirilmiştir.Ancak Kuran burada tevrat ve incilin aksine olayları daha çok yer ve zamanı göstermeden vermiş ve olaydan alınacak derse ağırlık vermiştir.Yine evrimsel bir oluşumu ayet arasında verdiği halde direk ilk insan ademdir anlayışını kadırmak istememiştir.ve daha nice örnekler...

3.Bilimin tek gerçek yol olduğunu düşünmüyorum.Bilim anlam ve vicdan dünyası konusunda hala çok kısıtlı imkana sahip.Din ise tam tersine bir bilinçlenme yöntemine sahip..

Firestorm 21-07-2011 00:23

Someyedler gökyüzünde (ya da göğün yedinci katında) oturan Num'a taparlar. Num "gök" anlamına gelmektedir.



1 - A. Castern, Reisen im Norden in der Jahren 1838-1844, Leipzig, 1953, 1953, s. 231 vd.




Yedince kata yerleşmiş tanrılardan birisi daha :)

Firestorm 21-07-2011 00:26

Someyedler gökyüzünde (ya da göğün yedinci katında) oturan Num'a taparlar. Num "gök" anlamına gelmektedir.



1 - A. Castern, Reisen im Norden in der Jahren 1838-1844, Leipzig, 1953, 1953, s. 231 vd.


Yakutların Ürüng Ayı Toyon ya da Aybıt Aga (Aga "Baba") göğün yedinci katında beyaz mermerden bir tahtta oturur her şeyi yönetir ama yanlızca işler yapar(yani kimseyi cezalandırmaz).


Kaynak: Dinler tarihi giriş - Mircea Eliade

Yedince kata yerleşmiş bir çok tanrıdan örnekler...

Dark_Prince 21-07-2011 01:00

Hepsi aynıdır,görülebilen 7 gezegen arasındaki katmanlardan dolayı tüm evrene 7 kat denilmiştir.Ben de yarın-birgün müslümanların 7 kat mucizelerini çürüteceğim,gerçi çok kez çürütüldü ama birde ben kendi çalışmamı ekliyim.İzninle bu miti de örnek olarak vereyim dostum?

Neva 02-09-2012 17:14

Guncelleme.

Olimpiyat 02-09-2012 17:17

Yedi gök nedir, ben de onu anlamıyorum.
Kur anda göğü genişleten Allahtan bahsedilir ve bu müslümanlar tarafından big bang e işaret diye adlandırılır.

Gökleri değil de, göğü genişlettiğine göre diğerleri genişlemiyor olmalı:)

Dark_Prince 07-10-2012 01:48

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 93594)
.

Eski Mısır'da Mars'ın sıfatlarından birisi de Sakded-ef em hettet'dir. (Geriye doğru seyreden) . Bu merak tüm inançların şekillenmesinde temel etmenlerden birisini oluşturur.

Hocam şu ayetin bununla ilgisi olabilir mi;

Artık andolsun geri dönen yıldızlara. (Tekvir 15)

Ayetin orjinalinde yıldızlar yok fakat pek çok eski yorumcu da böyle yorumlamış, yıldızlar olarak, genelde tercih edilen bir çeviri de değil gerçi.

Jingo 25-10-2012 13:53

Alıntı:

bymehmet´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 463198)
Sn.Kurmay, inanan biri olarak cevap verme ihtiyacı hissettim çünkü bu konu dediğiniz gibi bilimden uzak islam alimlerini tevile zorlamıştır. Bu konuda size hak verdim.

Kuranda 7 gök kelimesi bugünkü bildiğimiz atmosferi ifade eder. Çünkü 7 göğün kalkan olduğu ifade edilir. Dünyamızı koruyan atmosferdir. O halde "7 gök" tabirinin atmosfere refere ettiği tartışmasızdır. Ancak sadece "gök" yani "sema" kelimesi evren-uzay anlamındadır. Bununla ilgili de birçok ayet gösterilebilir. Örneği "göğü genişleticiyiz" ayetinde 7 gök değil sadece gök kelimesi kullanılmıştır. Genişleyen ise evrendir. Bu ayırımı yapmazsanız kuranda çelişki olduğunu iddia edebilirsiniz.

Şimdi sadede gelelim. Aşağıdaki linkten atmosferin yani "7 göğün" insanın yaşayabilmesi için gerekli gaz karışımının sağlanabilmesi ve 7 katlı olabilmesi için planktonların önemine dair bilimsel bir yazı bulunuyor. Hatta atmosferin yaşama elveren oluşumu için planktonlar olmazsa olmaz görülüyor. Belki daha başka canlılar da bu oluşuma katkı sağlamıştır.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25187105/

Bakara 29, işte bu gerçeği gözler önüne seriyor. Bilimden habersiz çevirmenler, çeviride çok önemli bir hata yapmış ve "yerde olanların hepsi" diye çevrilmiş oysa ayetin orjinaline bakarsanız "cemi'an" yani "topluca" (zaten türkçeleşmiş bir kelimedir cem') olduğunu görürsünüz. Arapçada hepsi kelimesinin karşılığı "küllühüm" dür. Demek ki Bakara 29.ayet atmosferin 7 katlı olabilmesi için gerekli bazı canlıların topluca yaratılmasını haber veriyor. Bu bir çelişki değil bilimsel bir gerçektir. Oysa kurandaki "gök" tabirleri uzayı ifade ettiği için yerküre anlamındaki "ard"ın bigbang'den çok sonra oluştuğu gerçeği de yine kuran ile bilimsel verilerin tam bir uyum içerisinde olduğunu gösteriyor.

Sizin bu iddianız şurada çürütülmüş.

http://www.mucizeyalanlari.com/yedi-...in-katmanlari/

Şimdi bu iddianız çürütüldüğü için, sizin sıradaki cümleniz de şöyle olacak: "Oradaki 7 kat, manevi anlamdadır. Atmosferdeki katmanları ifade etmiyor."

Mesela Yaşar Nuri Öztürk, bu "7 kat" olayını bu şekilde açıkladı. Atmosfer ile falan değil.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:05 .