![]() |
Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ?
Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ? varsa nelerdir ?
dinler savaşlarımı getirmiştir yoksa barışı mı ? farklı coğrafyada yaşayan dinler (inananlar) başka coğrafyalara neden gitmiştir giderken neden sadece din kitapları ile değilde silahlarla gitmiştir ? yaşadığımız çağın sorunlarına çözüm getirecek herhangi bir din kitabı varmıdır ? sanayi , teknoloji , iletişim , sağlık , eğitim , ekonomi , nüfus artışı , turizm , trafik vs vs vs ..... dinlerin günümüz yaşayış , anlayış ve sorunlarına bakış açısı varmıdır ? herhangi bir din şu andaki günlük yaşantımıza nasıl bir katkı sağlıyor. mesela dua edince trafik açılıyormu ? öss sınavlarından önce türbelere giden gençler yardım aldı mı ? kaç puan aldılar ? bir kaç yüz tane daha sorum var şimdilik bu kadar . cevaplayacak ve katkıda bulunucak arkadaşlara teşekkür ederim. sevgiyle kalın |
selam
matrix senin derdin bilgilenmek değil alay etmek.senin uslubunu ateist forumdaki hacıya benzettiyorum.oda senin gibi yapılan her yanlışı islama mal ederdi.esasen cevap yazmamam gerekirdi ama kınamak istedim.ben sana soru sorayım ateist olunca trafik açılıyormu ?(ama siz tafikte epey beklersiniz nede olsa trafik evrim geçirip açılır)kısaca ateist olmanın insanlığa ne faydası var ilk önce onu anlatta öğrenelim. |
merhaba
amacım alay etmek değil , amacım dinlerin günümüz dünyasında insanların hiç bir derdine çözüm getiremeyeceğini ve faydası olmadığını anlatmak. neden alındığını anlayamadım doğrusu ? trafikde işin biraz mizah yönü bu benim tarzım :) alınacak bir şey yok gülümsemeyi deneyebilirsin ara sıra . birde yazdıklarımı dikkatli okurmusun lütfen hangi yanlışı islama mal etmişim , islam sözcüğü geçiyormu hiç ? biraz dikkatli okursan sevinirim konu yanlışların herhangi bir dine mal edilmesi değil benim iddiam dinlerin günümüz dünyasında insanın hayatında bir yeri olmadığı bir işe yaramadığıdır. bir işe yarıyorsa , sorunlara çözüm getirebilyorsa nelerdir yazan olursa sevinirim. burdaki bir kaç konuya cevap alabilirsem devamını soracağım. şimdilik bu başlangıç daha çok soru ve sorun var bakalım hangi din hangi konuya nasıl açıklık getiyor nasıl sorunları çözüyor göreceğiz. alay ediyorsun deyip işin içinden çıkmak kolay tabi :) ama yazdığın için yinede teşekkür ederim ... |
NOT :
bazı konularda bazı arkadaşlar çeşitli sitelerden uzun metinleri copy paste yapıp gönderiyorlar. çok gereksiz ve anlamsız ve tembelce bir şey , biraz fikir üretin , konuşun , yazın , tartışın . konuyla ilgili bir şey varsa linki yazın ilgilenen bakar. zira sayfalarca copy paste yaptığınız metinleri okuyan pek fazla kimse yok sanırım ... |
dostum dinlerin icraatleri elbet tartışılır savaşlar ve ölümler getirmişlerdir yıkımlar afetler getirmişlerdir kesinlikle dogrudur mesela yahudiler dini üstünlükleri uğruna insaları sürmüş topraklar işgal etmişlerdir .Ancakburda tartışılması gereken öz din gerçek din ve değişmemiş inanişkardır inanıyorumki devrimlerde ölüm ve sefalet getirmiştir mesela 1917 devrimi mesela çin devrimi bu gün ezilen çin halkının tamamı sözde devrimi yapan devrimin güya kendisi için yapıldığı işçi sınıfı olmuştur ancak islamiyet diri diri gömüllmeyi engellemiştir sosyal adalet saglamak yolunda zekat sistemini getirmiştir
|
islamiyet diri diri gömüllmeyi engellemiştir yerine taşlanarak öldürülmeyi getirmiştir...bir de sosyal adaleti sağlamak için fakirlere sadaka verilmesini sağlamıştır...bunlar büyük başarılardır... :lol:
|
durumunuz içler acısı ve bir kapanın içinde dönüp duruyorsunuz..Bir koyun çobanı bile sizden daha değerli;oysa sizin çoğunuz belkide bir üniversitede okuyor..ama fotoğraf makinasına tesadüf demeyip,göze tesadüf diyen bir hezeyanın akıntısına kapılıp gitmişsiniz.o sizin tesadüf dediğiniz şey 2 kilo patatesi bile düzgün tartacak düzeni yok ki,şu koskoca kainattaki düzeni yapabilsin.heyhat bakalım sonunuz ne olacak..sizi dirittiği zamanmı Allah'a ve ahıret gününe inanacaksınız..sadece kendinize yazık diyor ve kendi kendinize oyun oynuyor,kendi kendinizi aldatıyorsunuz..
|
Alıntı:
|
evet içler acısı
Hemavaz haklı.Bir forumunda da tamin denen tek kelimeyle olayı özetledi. Dünyanın durumunu içler acısı yapan sizlersiniz.Sizler diyorsun ki kainat yeryüzü muhteşem bir yaratıcının tasarımıdır diyorsunuz.Biz insan oğlu muhammedin lafına uyarak fare gibi üreyerek o iğrenç ve yalnış tüketimimizle 4,5 milyar yaşında dünyanın
dengesini son 50 yılda bozduk bu mu muhteşem yaratıcının muhteşem tasarımı 4,5 milyar yıllık dünyayı 50 yılda mahvettik. Tanrı evreni niye sınırsız yarattı niye tarla gibi sınırlı yapmadı evren niye sürekli gelişiyor. daha evrenin çok küçük bir bölümünü keşf ettik o bölümde 200 milyardan fazla bizim ki gibi güneş sistemi var niye cevap versene tanrı niye 200 milyardan fazla güneş sistemi yaratıyor tabii bu bilimsel araştırmalarla ileride trlyonları bulacak. doğa yasası mükemmel diyorsun ama doğada canlı türlerinin %99'u yok oldu mükemmellik nerede annen baban birleşiyor baban annenin yumurtasına milyonlarca sperm gönderiyor ve içlerinden bir tanesi yumurtaya girmeyi tesadüfen başarıyor.buna inanıyorsunuzda rastlantısal kozmik teorisine inanmıyorsunuz o spermi allah seçti derseniz niye 6 milyondan fazla sperm dünya senin bildiğin gibi mükemmel de değil kutuplardan basık her an yörüngesinden kayabilir her an kuyruklu yıldız çarpıp yok olabilir.zaten insan gibi aciz kulların aşırı tüketimden dolayı dünyayı bu hale getirmek dünyanın mükemmel yaratılmadığının ap açık göstergesidir. |
Olayı sadece bu dünya ile irdeleyerek yanlışa düşüyorsunuz..
"bu tesadüfse mantıklı bir tesadüftür..." en azından hemavaz akla yaklaştı.akıl bunu gerektirir..tabi bu arada yeni bir terminoloji eklendi ne kadar doğruysa,nasıl olsa arada kaynar gider;"mantıklı tesadüf" başlangıç bir bakterinin oluşmasını basit görüyorsunuz.oysa o mini minnacık bakteride basit bir varlık değil. şöyle bir misal vermek istiyorum..resim galerisine her gün bir resim eklenmektedir.galeri açıldığında bakanlar fırça ve boyalardan başka birşey görememekteler..bazıları diyor ki;bu fırça ve boyalar dökülüp,kendi kendine oldu..bazıları da diyor ki;yok öyle olur mu?baksana şu sanata kendi kendine olabilirmi?bunu yapan biri olması lazım her ne kadar görmesekte... hangi tarafa uymak daha uygun? |
daha evrenin çok küçük bir bölümünü keşf ettik o bölümde 200 milyardan fazla bizim ki gibi güneş sistemi var niye cevap versene tanrı niye 200 milyardan fazla güneş sistemi yaratıyor tabii bu bilimsel araştırmalarla ileride trlyonları bulacak.
elbette bir hikmeti vardır..astronomiyi severim fakat inceliklerini bilecek kadar bilgi sahibi değilim.ama belgesellerden bildiğim kadarıyla bilim adamları işte bunlara bakarak güneş sistemimiz hakkında birşeyler diyebiliyorlar.hatta şuda var eğer içinde bulunduğumuz galaksinin uçlarında bir yerde olmasaydık;astronomi ilimi diye birşeyde olmayacaktı..çünkü gözlem imkanı oluşmayacaktı.. doğa yasası mükemmel diyorsun ama doğada canlı türlerinin %99'u yok oldu mükemmellik nerede mükemmelikten beklediğin nedir.mesela insan ölümlüdür;ölümlü ise mükemmel değilmidir?şimdi petrol olarak kullanıyorsun o nesli bitmiş canlıların artıklarını.....bu dünyada meyvada,sebzelerde,otlarda,çiçeklerde çürüyecek;ağaçta,insanlarda...ama hüzünlenmeye gerek yok bak anlayana;her baharda nasıl bu toprağa karışmış bu çürümüş şeyler nasıl başka bir baharda tekrardan hayat bulup ortaya çıkıyorlar, diriliyorlar..İnsanda bir tohum gibi topağa atılıyor,dikkat et insanda birgün bir baharla dirilecek;onun için sakın rabbine karşı saygısızlık etme ve elinden geldiği kadar anlamaya çalış..vesselam... |
Dinlerin insanlığa faydasından çok, ihtiyaç var mı kısmına bakmak istiyorum.
İnsanların büyük çoğunluğu belli bir noktadan sonra "niye yaşıyorum?", "yaşamamın amacı ne?" türünde sorgulamalara düşüyor. Cevap bulamamak insanı meczup eder, yörüngesini bozar. Zaten çevrenizde bu türden çok fazla insan görebilirsiniz. Ne yapsanız takdir edilmediğinizi, insanların gözündeki değerinizin geçiciliğini, elde tutulur hiç bir manevi hazza sahibi olunamaması gibi gerçeklerle karşılaşırsınız. Buradan itibaren yol ikiye ayrılabilir (üç, dört de olabilir): 1- Tüm yaptıklarınızın kayıt altına alındığı, olumlu yanlarınızın ve çabalarınızın da mükafatlandırılacağı, yada tersi cezalandırılacağınız bir düşünce şekli ki, insanı bu tasalardan uzaklaştırabilsin. 2- Kendini ve evreni kapasitence, elden geldiğince algılayıp, buradaki varlığını anlamlandırmaya çalışmak için, sanat, bilim, felsefe, siyaset ve benzerlerinde kalıcı etkide bulunmak için çabalamak. Her ikisin de de belirleyici dürtü ölüm, yani yitip gitme korkusu. Birinci örnek için ölümsüzlük vaad eden Din olgusu karşımıza çıkar ve pek fazla çabayı gerektirmez. Kurallar basittir ölümsüzlük (diğer dünyada devam vaadi vardır) için yapmanız gereken fiziksel ve zihinsel kalıplar vardır. Hiç bir deneyim, özel çaba, ve yetenek istememektedir. İnsanlar yok olacakları bilgisiyle çıldırmamak için kolay can simidi dini hemen başlarından aşağı geçirirler. Yani din hayli işe yarar bir olgudur. İkinci örnek için ise çok çaba gerekir, yetenek gerekir, düşünce ve yeniliklerle belli gurupları, hatta mümkünse insanların tamamını etkilemek ve üzerlerinde kalıcı izler bırakmak gerekir. Bu izler, fiziksel olarak yok oluşunuzdan sonra da sizin yaşamaya devam etmeniz anlamına gelir. Ölümsüzlük böylelikle yakalanmaya, varoluşa anlam katılmaya çalışılır. En zor yöntem olduğu için de pek tercih edilmez. Bir de bu ikisini birleştirebilenler vardı, değmeyin onların keyfine. Modern çağ bunların yerine yeni bir din olgusu koydu çoktan: Psikiyatri. bu iç huzuru bulma ve kendinle, dünyayla barışık yaşama konusunda hayli de etkili olduğu varsayılmakta (Hırıstiyanların, günah çıkarma seansları temelli olsa gerek). Birşeyi kaldırırken yerine yeni bir şey koymak gerekiyor. Örneğin; Çölde susuz kalmış kişinin kirli suyunu dökerseniz ölümünü hızlandırırsınız. Oysa kirli suyu içerek dizanteri olabilir ama biraz daha hayatta kalıp belki bir yerleşim yerine ulaşabilir. Ve belkide orada dizanterisini tedavi dahi ettirebilir. Demem o ki, şu an için din halen işe yarar bir hayata tutunma sebebidir. Kirlenmiş dahi olsa kişiler onu içecekler. Çünkü ümitsizliğe kapılmak istemiyorlar. Psikoloji bilimi, UFO'inananları gibi denemeler aynı rolü üstlenip, benzer sömürücülük kılıflarına büründürülüyor hemen. Ben suyun sterilize edilmesi taraftarıyım, dökülmesi değil. Ya da içilebilir başka bir su verilmesi. Ben su ihtiyacımı giderme yöntemlerimi bulduğumdan, matarayı bırakalı hayli zaman oluyor:) |
Alıntı:
Tüm vucutlar Simetriktir. Ve bu simetriyi TRİLYONLARCA hücre oluşturur. Önceden belirteyim: 1 hücrede bilinç aranmaz, çünkü daha bilincin ve akılın yerini bulamadık! İşin en ilginç yanlarından birisi burası işte. Anne karnında tek bir hücre oluşur. Bu tek hücrenin içerisinde kodlanmış nükleodlar şu bilgileri de içerir. 1. Kaç adet hücre çoğaltılacağı 2. Hangi hücrenin hangi noktada bulunacağı ve başkalaşım geçirerek farklı organlar geliştireceği (Kalp, beyin, bağırsak birbirleri ile hiç alakalı olmayan şeyler. Kimsenin .ıçında beyin olmaz mesela!) 3. 2 tane göz, 2 tane kulak, 2 burun deliği, 2 göğüs, 2 testis, 2 böbrek. Simetriktir bunlar. Ve daha aklıma gelmeyen bir sürü şey. Aynı şekilde ve birbirine zıt istikamette. Bunlar için tesadüf kelimesi biraz değil epeyce bir BASİT kalıyor kanımca. |
dinlerin tek faydası insanı görünmeyen bir yaratıgın yarattıgı sacmalıgından kurtarmasıdır....
ta dinazorlar zamanında yasamıs magara adamlarının uydurduklarına inanmamayı öğretir... bunları daha cok cesitleriyle sıralayabiliris... |
dinlerin insanlığa faydası var fakat sadece milyarlarca insanı yöneten çok az sayıda ki yöneticilere faydası var.
|
yanılıyorsun melih..kötü örnekler örnek olamaz.dine safsata hurafe karıştırmış insanlar bu dinin uygulayıcıları sahipleri olarak görülemez.kötü bir inşaat mühendisi var diye,mühendislik bilimi yanlıştır demek kadar yanlış bir hüküm yok..arkadaşın açtığı konu ise okadar genişki kitap dahi yazılabilir..
|
ensareo bana dinin yoğun olarak yaşanıp yöneticilerin adaletli olduğu bir ülke göster.
|
Re: Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ?
Soru güzel aslında !Dinlerin insanlığa faydası var mı ? Varsa nedir ?
Aslında bu yarısı dolu yarısı boş bir bardağı göstererek bu bardak dolu mudur ? diye sormaya benziyor.Olay tamamen bakış açınıza kalmış.Belli bir dine inanarak ve öldükten sonraki yaşamında huzura kavuşmak emeliyle hayat akışını düzenleyen birisine göre en azından kendi inandığı din insanlığa faydalıdır.Kişi inancı sayesinde kötülüklerden uzak durmakta Allah'ın emrettiğine inandığı iyi şeyleri yerine getirerek hem bu dünyada iyi bir yurttaş olmakta hem de öteki dünyasını kazan- maktadır.Ve bu kişi otomatikman şöyle düşünmektedir:Eğer herkes benim gibi yapsa bu dünyada kötülük kalmazdı !İyi de iyi bir yurttaş olabilmek için illa bir dine inanmak mı gerekir ? Dinsiz olan bir kişide örnek bir yurttaş olarak yaşamını sürüp insanlığa faydalı olamaz mı ? Elbette olabilir.Hatta bu noktada karşı bir tez olarak dindar olan bazı kişilerin taasuba kaçarak çevresindeki insanlık açısından olumlu gelişmelere engel oldukları bunları engelledikleri bile öne sürülebilinir. Hemen akla gelen bir örnek dinci tayfanın matbaanın Osmanlı'ya gelişini dinsel itirazlar öne sürerek 200 sene geçiktirmesidir.Bir başka örnekte din adına işlenen cinayetlerdir.Bu noktada da bazı kişiler kendi dini inançlarını savundukları teziyle ortaya çıkmakta ve aksine görüş belirten kişileri öldürme yetkisini kendilerinde bulabilmektedirler. Sonuç olarak kendi halinde dinini yaşayan hatta dininin gereklerini günün koşullarına uyarlayarak reforme eden;edebilen kişilere kimsenin bir itirazı yok ve olmamalıdır.Ancak dini bir taasubla hayatını sürdüren ve çağdaşlaşma yolundaki adımların önünde birer engel teşkil eden kişilerin insanlığa pozitif bir katkısı yoktur ve olmamıştır.Bu soruyu cevaplarken tüm bu unsurları birlikte irdelemek ve öyle cevap vermek doğru olur diye düşünüyorum..... |
Re: Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ?
dinler iki yönde insanlara fayda sağlamıştır.
astronomi ve inşaat teknikleri. bu gün dünya üstünde eli ayağı düzgün yapılar hep tanrı inancı sayesinde inşa edilmişlerdir. (tabi günümüzden bahsetmiyorum) |
Re: Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ?
yazılanlara göz gezdirdim de,ne bilimsel olarak ne de inanış olarak nedenlerle sıralayabileceğim cümlelerim yok..ama hissettiğim birşey var ki o da inanma isteği..bişeylere gereksinim.bunun psikolojik açılmımlarıyla beraber gerçekten inanmayan arkadaşlarımın söylediklerini tamamen bir kenara atamıyorum .ancak dediğim gibi,dua ettiğinde ki huzur,bişeylere sığınma ve güvenme isteği var..ki ben ,inanışların insanları kötülüklerden ve pisliklerden uzak tutacağına inanıyorum(yanlız bu lafım gerçekten ibadetini yapanlar içindir,yoksa namazını beş vakit kılıp sonrada ger haltı yiyen pislikler için değil.)insanlar korku ve çekinceleriyle,harama el uzatmıyorlar,ellerine bellerine ve dillerine dikkat ediyor sahip çıkıyorlar...ve günümüz insanını izledikçe şunu farkediyorum ve düşünüyorum;özgürlük özgürlük dedikçe,rahatlık dedikçe gençlik kendini kaybediyor,yanlış yollar biryerlere tutunma arzusu ,bölünme ,kültürel zenginlikleri kaybetme,yolsuzluk,haksızlık artıyor...düşüncelerin biri gelip biri gidiyor beynimde..başa çıkılmaz bir hal alıyor,ama ben duamı edip allahıma secde atmekten huzur duyuyorum.. :idea:
|
Re: Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ?
vardır...Ama bu fayda ; *menfaate, bencilliğe,gösterişe,yarışa dönüşürse cahil insanın *verdiği zararlar ortaya çıkmaya başlar...
|
Re: Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ?
..
* * *Öncelikle bu soruya dinlerin insanın sosyal evriminde ne gibi roller üstlendigi noktayı nazarından bakmak gerekiyor. Dinler, dinsel inanışlar nasıl ve hangi gerekçeyle çıkmış ve gelişmiştir. * * *Mülkiyet öncesi toplumlarda ya da, özel mülkiyet öncesi toplum biçimlerinde tanrı fikrini, ve bu tanrının vaaz ettigi dinsel akaitleri göremiyoruz. Bu toplumlarda ruhlar var ve bu ruhlar son derece dogal, dogal oldugu kadar da insancıl. İnsanlara yardımcı olabiliyor ve onlar tarafından etkilenebiliyor. İşe burada büyü de karışıyor. Toplumların genel özelligi, özel mülkiyete konu olacak bir şeyin olmaması. Belki de özel mülkiyet diyebilecegimiz tek şeyin öncelikle taş balta sonra da ok ve yay olagelmesi. * * *Zamanla bu özel mülkiyet biçimleri çeşitlenmeye başlar. İlk önceleri, mezarlara gömülen süs eşyalerı ile çanak çömlekleri görürüz özel mülkiyete dair. Daha sonra sıra, davarın evcilleştirilmesi ile topragın işlenmesine gelir. Toprakta mülkiyet yoktur ancak zilyetlik vardır ve zaman zaman ekilen yerler tekrar paylaştırılır; mülkiyet degil tabii ki kullanım hakkı. Ancak özel mülkiyete konu olan önemli bir şey vardır şimdi; davar. * * *Davar besiciligi ve ilkel çapta tarım ister istemez bir üretim fazlasını getirir. Burada köle emeginin bedava ve karşılıksız ürün demek oldugu anlaşılır. İlişkiler karmaşıklaştıkça toplumun örgütlenmesi gerekmektedir. Bu toplumsal örgütlenmeyi siyasal örgütlenme denilen sürece sokar. İşte tam da burada din işe karışır. Özel mülkiyetin ulaştıgı boyutlara paralel olarak bir yönetici ve mülk sahibi sınıfın gelişmesi gerekmektedir. Ancak bu sınıfın yönetim erkini kanıtlaması için bu yetkiyi bir yerlerden alması gerekmektedir. Bu yetkenin kaynagı kutsallık ve tanrı olur. * * * Devlet denilen aşamaya varmadan, soy toplumundan, siyasal devlete geçişteki ara aşamaya, erken devlet diyebiliriz. Erken devletlerin gözlemlenen ortak özelliklerinden bir tanesi de, istisnasız tüm yönetici kademenin ki bunlar kral oluyordu- bir tanrısal ilişkisi olmasıdır. Kökeni tanrıdır, tanrının nurudur. Tanrının ogludur. Ya da bizzat tanrının kendisidir. Kutsallıkla desteklenen ve yetkisinin temelini *bizzat tanrıdan alan özel mülkiyetin dogurdugu sınıfsal yönetim biçiminin, insanlıgın evrimindeki itici gücü işbölümünü ortaye çıkarmasıdır. * * * *Bu işbölümünde egemenlerle birlikte yer alan ve kutsallıgı bizzat organize eden, rahipler ve kahinler sınıfı ilk bilimin ve gözlemlerin de öncelleridir. Din toplumu bir arada tutup sömürüyü meşrulaştırırken de kafa emegi ile kol emeginin ayrışmasına yol açarak insanlıgın ilk bilimsel verilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Nitekim ilk astronomlar hep rahiplerden çıkmıştır. * * * * Bilim gelişirken kaçınılmaz olarak dini de ileri sürer. Zamanla kutsal krallar ve tanrı-krallar önce uzaktaki tanrılara, sonra da göksel tanrılara dönüşürler. Toplum çift taraflı zorlamayla evrilmeye başlar. Bu aşamaya kadar dinin toparlayıcı , bir arada tutucu bir işlevi oldugunu ve bilimin ulaştıgı boyutlara oranla itici bir işlevi oldugunu görürüz. Din topluma faydalı olmuş ve onu ileri itmiştir. * * * * Taa ki üretim güclerinin ulaştıgı boyut üretim ilişkilerini geçtigi oranda. Bu noktadan sonra din toplumsal gelişmenin önünde bir engel olmaya başlar. Engizisyonlar kurulur. İnsanlar diri diri yakılır. İşte bu noktada kaçınılmaz olarak dinde reform başlar ve din geriye dogru sürülür. * * * * *İslamiyetin gelişimi de böyledir. 500 sene insanlıgın gelişiminde ve bilimde motor görevi yapmıştır. Üretim ilişkilerinin üretici güçlerle uyum oldugu noktada gelişmenin ivmesini hızlandırmıştır. Taa ki Mogolların halifeyi döve döve öldürmesine kadar. Mogolların bu süreçteki rolü olsa olsa yıkıcı bir güç olmalarındandır. * * * * *Çelişmenin keskinleştigi her noktada din geri atım atarak üretici güçlerin önünü açmak zorunda kalmıştır. Bunun en bariz örnegi genç Türkiye Cumhuriyetidir. * * * * * Totemden gelişip semavi bir görünmez tanrıya gidiş sürecinde, dinin gidecegi başka bir boyut artık görülemiyor. Bazıları bunu uzay dinleri ile aşmaya çalışıyorlar ama artık temel çelişme degişmiştir. Bugün temel çelişme üretimin toplumsal niteligi ile mülkiyetin özel niteligi arasındadır. Bu çelişmeyi zorla çözmeye çalışan bolşevikler gibi kesimler oldugu gibi reformist yoldan azaltmaya çalışan Baltık ülkeleri gibi ülkeler de vardır. * * * * * *Şimdi artık bu noktada, daha ileri bir aşaması olmayan dinler, toplumun önünde bir ayak bagı haline gelmişlerdir. Başlangıcın aksine sosyal toplum imajı artık ilerleyen toplumlarada, iş saatlerinin kısılmasını ve toplumsal işbölümündeki ayrılıgın makasını kısıtlamayı da getirmektedir. Geçmişte üretici güçleri geliştirme işlevini yüklenen din şimdi üretici güçlerin önünde tamamen bir engel halini almıştır. * * * * * * Ayakta durmasının tek nedeni kendini reformlarla gelişmelere uydurma çabası ile baskıcı ve totaliter rejimlerin varlıgı ve bunların emperyalizmle desteklenmesidir. Temel tek argümanları olan dinsel ahlak da aslında evrensel ahlakın bazı parçalarıdır ve asla evrensel ahlak biçimlerinden daha üstün degildir. * * * * * * *İslamiyet açısından bakıldıgında sokaktan rast gele 10 kişiyi toplasanız ve bunları ayrı odalarda fakat dışarıdan izlenecek gibi sohbete alsanız, herbirinin ayrı bir şeye inandıgını görürsünüz. Nitekim fazla da uzaga gitmeye gerek yok sitemizde bunların bariz örneklerini görüyoruz. Bu bizi şu sonuca götürüyor. Toplumumuzun büyük bir kesimi atalarının dinini islamiyet diye benimsemiştir. Bu kadar farklı islamiyet biçimlerinin olmasının nedeni de budur. İslamiyetin özünden ve yöntemlerinden bihaberdir. Aileden, atadan ne gördüyse onu uygulamaktadır buna da islamiyet demektedir. * * * * * * Dogru olan da budur. Şayet bir tanrıya inanılacaksa bu tanrı ile inanan arasında olmalıdır. Kimseyi de ilgilendirmemelidir. Toplum kendiliginden bu sürece girmiş fakat bunu sezen egemenler dini siyasallaşma sürecine sokarak üretici güçlerin tamamen önünü kesmeye çalışmaktadırlar. Dinin artık hiç bir ilerici işlevi kalmadıgı gibi toplumu bir bataklıga itmeye çalışmaktadır. O halde 21 yy şartlarında dinin bir faydası oldugu söylenemez. Ancak bu, insanların istediklerine inanma özgürlügünün ellerinden alınması demek degildir. Aksine insanların özgürleşmesidir. * * * saygılarımla |
Re: Dinlerin insanlığa faydası varmıdır ?
Harika yazı abicim ama 21 yy şartlarında dinin bir faydası olduğu söylenemez tarafına asla katılamam.Ama çoğu tespitin isabetli.Din bataklıksa sivrisinekleride inkarcılardır diyelim.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:07 . |