Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen! (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=570)

birveiki 14-07-2005 22:37

Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
Bu yazı herhangi bir yerden alıntı değildir, kopyala-yapıştır hiç değildir. Bilginize.

Evrim'in komik yanları.

Evrim "bilinçli değişim" i kabul etmez. Yani bir insan uçmak isteyip yıllarca kanat çırpar gibi ellerini çırpsa ve bunu binlerce nesil bilinçli olarak teşvik etse, kanatlanamaz! (Ben demiyorum, tartışma esnasındaki evrimciler kabul etmediler, belirteyim) Ama mesela havada sinek kovalarken yada kuş yakalamaya çalışırken farkında olmadan birden bire (yada nesilden nesile süreklilikle) kanatlanabilir. Tıpkı soğukkanlı sürüngenlerin, sıcakkanlı kuşlara dönüşümü gibi. İnsan bunu başaramaz, üstelik uçmanın binlerce avantajının farkında olmasına RAĞMEN! Yani bilinçli evrim mümkün değildir (Niyeyse!)

Evrim, eşeyli üremeyi "avantaj" sayar. Ama neden canlıların 2 ayrı vücuda bölündüğünü açıklayamaz. Tek vücutta, belirli yada belirsiz bir zaman sonunda kendiliğinden gebe kalan canlılar neden olmamıştır da erkek-dişi ayrımına sokarak işi zorlaştırmıştır? Mesela her doğan yavru gebe doğabilirdi değil mi? Hani avantaj bakımından, eş bulma zorunluluğu olmadan? Yoksa tesadüf devreye girerek "bi şansımı deneyeyim, ya tutarsa" mı demiştir de tutmuştur? Üstelik milyonlarca canlıda bunu başarmıştır! Şaşırmamak elde değil. (Tesadüf böyle bir şey diyemez diye cevap yazmayın, kaale almam)

Bazı canlılar neden bebeklerini yumurtlamaz da karnında taşır? Bu ona hareket kısıtlığı yaratmaz mı? (Örneğin bir ceylan devekuşu gibi yumurtlayabilir miydi? Etrafında onca aslan varken bu iyi olurdu herhalde) Ama tabi şöyle bir sorunu var, bunu bilinçli yapamıyor zavallıcık. Evrim, ona böyle bir KADER sunmuştur, katlanacak mecburen!

Maymun 48 insan 46 kromozom. Bazıları "maymundan geldik", bazıları "maymunun akrabası bir canlıdan" v.s. v.s. diyor ama şu bir gerçek ki 46 kromozom aynı anda olmadı, bir şekilde değişti. Sorun şu: Eşeyli üreme ne zaman gerçekleşti? Nasıl olduğu sorusunu sordum zaten. "Maymun atamız" tezini alacağım. 48 kromozom 46ya düşende, hangi cinste gerçekleşti bu olay? Erkeğinde mi dişisin demi yoksa her ikisinde mi? Her ikisinde bu sayı nası tutturulup iki eş birbiriyle çiftleşip "insan" ı oluşturdu? topu topu 40 yılı var dişinin yavrulamak için, bu 40 yıl içinde 23 kromozomlu spermi taşıyan eşini nasıl buldu? Yoksa toplu bir mutasyona uğrayıp külliyen mi değişti bir grup canlı? Olmaz olmaz demeyin, tesadüfün sonsuz bir anahtar sayısı var, bu kapıyı da açar belki! Hem milyarlarca da yılı var, zaman bol!

Göz konusuna hiç deyinmeyeceğim zaten, bir tane dururken kasılıp 2 tane olması ayrı bir muamma. Onuda irdeleyip rahatsız etmek istemem. Bu sorulara "ben biyolog değilim, git biyologa sor" yerine, "olası ihtimalleri" yazıp cevaplarsanız mutlu olur, boşuna yazmamış olduğumu görüp rahatlarım.

Sözüm birde ateist olup "sosyo çözümler ürettiğini" zanneden arkadaşlarıma. Eğer ateizm olsaydı, bugün şu karşısına oturup yazdığınız bilgisayarın icat edilebileceği bir ortam hiç bir zaman var olmazdı! Her ateistin kendiniz gibi düşündüğünü sanmayın. Siz asla bir birlik içerisinde olamazsınız ve ateistlerle dolu bir dünya asla var olamaz. Tıpkı insan doğasına aykırı komünizm gibi (O başlı başına aptallık, başka yerde değinirim, lafı uzatmayalım)

Selam, sevgi v.s. ile...

Ammar 15-07-2005 00:40

vala kardes helal olsun
 
valla kardes helal olsun sana seni taktir ettim

ya atesitlerde biliyorlar aslinda evrenin zannettikleri gibi olmadigini ama kendileni buna inandikmak icin adepte etmisler eee birde seytanin yardimiyla ista bu haldeler...

kHuG 15-07-2005 02:18

Ellerine sağlık abi çok güzel bi yazı olmuş.


NOT : Tesadüf diye bişey yoktur 8)

hemavaz 15-07-2005 02:29

Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Evrim "bilinçli değişim" i kabul etmez. Yani bir insan uçmak isteyip yıllarca kanat çırpar gibi ellerini çırpsa ve bunu binlerce nesil bilinçli olarak teşvik etse, kanatlanamaz! (Ben demiyorum, tartışma esnasındaki evrimciler kabul etmediler, belirteyim) Ama mesela havada sinek kovalarken yada kuş yakalamaya çalışırken farkında olmadan birden bire (yada nesilden nesile süreklilikle) kanatlanabilir. Tıpkı soğukkanlı sürüngenlerin, sıcakkanlı kuşlara dönüşümü gibi. İnsan bunu başaramaz, üstelik uçmanın binlerce avantajının farkında olmasına RAĞMEN! Yani bilinçli evrim mümkün değildir (Niyeyse!)

canlılar kosullar değişmezse değişmezler. sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakteriler varoldukları ilk günden bu yana hemen hemen hiç değişmemişlerdir. evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.

evrim mükemmel canlılar üretme yolunda ilerleyen bir süreç değildir.evrim mükemmeli değil varolan şartlar altında en uygun olanını hedefler

hemavaz 15-07-2005 02:38

evrim teoreminin ne anlattığını kavrasaydık vaktinde hiç de böyle sorular sormak gerekmezdi. yok anlıyor da anlatılışı beğenmemekten mütevellid bu serzenişte bulunuyorsak hemen yardımcı olalım o vakit:

kimileri - nerde kaldı insan organizması - evrim teorisinin hücrenin yapısını bile betimlemekte güçlük çektiğini ve hatta çuvalladığını iddia ederler. teoremin hücre işleyişlerine tek tek açıklama getirmesini; neden bu mitokondriler burda, neden hücre zarı fosfolipid, bizatihi açıklanmasını isterler. (ah ne de güzeldir o bilmeye meraklı zihinlerin soruları. bir de zihinlerini önyargılarından temizleyebilselerdi! ) oysa ki kuramın açıklamaya çalıştığı bir işleyiştir. canlılık şu şu şekilde oluştu, şu şu kurallara göre değişerek şu şu aşamalardan geçti ve şuralara vardı demektir derdi. metodun, sürecin, yöntemin teorisidir. bittabi hücre zarına da mitokondrinin şekline de açıklama getirilebilir olmalıdır bu süreçler. lakin açıklamalar, sürecin parametrelerinin de bilinmesini gerektirir. nasıl ki kütleçekim yasası kütleler arasındaki kuvvetlerin hangi değişkenlere nasıl bağlı oldugunu betimleyebiliyor fakat güneş sisteminin neden tam da bulunduğu yerde oldugunu açıklamakta yetersiz kalıyorsa.

ve evet, evrim teorisine göre insanlarda güzellik seçilir hale gelirse uygun koşullar altında misal yıldız tilbe'den misal latetia casta bile oluşabilir.

(not: kütle çekim üzerinde de biraz çalışılması gerek. zira kütleçekim'e göre kütleleri birbirine değidirmek için değil birbirlerinden uzaklaştırmak için iş yapmak gerekir.)

hemavaz 15-07-2005 02:51

Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
[quote="birveiki"]Evrim, eşeyli üremeyi "avantaj" sayar. Ama neden canlıların 2 ayrı vücuda bölündüğünü açıklayamaz. Tek vücutta, belirli yada belirsiz bir zaman sonunda kendiliğinden gebe kalan canlılar neden olmamıştır da erkek-dişi ayrımına sokarak işi zorlaştırmıştır? Mesela her doğan yavru gebe doğabilirdi değil mi? Hani avantaj bakımından, eş bulma zorunluluğu olmadan? Yoksa tesadüf devreye girerek "bi şansımı deneyeyim, ya tutarsa" mı demiştir de tutmuştur? Üstelik milyonlarca canlıda bunu başarmıştır! Şaşırmamak elde değil. (Tesadüf böyle bir şey diyemez diye cevap yazmayın, kaale almam)

Bazı canlılar neden bebeklerini yumurtlamaz da karnında taşır? Bu ona hareket kısıtlığı yaratmaz mı? (Örneğin bir ceylan devekuşu gibi yumurtlayabilir miydi? Etrafında onca aslan varken bu iyi olurdu herhalde) Ama tabi şöyle bir sorunu var, bunu bilinçli yapamıyor zavallıcık. Evrim, ona böyle bir KADER sunmuştur, katlanacak mecburen!

Maymun 48 insan 46 kromozom. Bazıları "maymundan geldik", bazıları "maymunun akrabası bir canlıdan" v.s. v.s. diyor ama şu bir gerçek ki 46 kromozom aynı anda olmadı, bir şekilde değişti. Sorun şu: Eşeyli üreme ne zaman gerçekleşti? Nasıl olduğu sorusunu sordum zaten. "Maymun atamız" tezini alacağım. 48 kromozom 46ya düşende, hangi cinste gerçekleşti bu olay? Erkeğinde mi dişisin demi yoksa her ikisinde mi? Her ikisinde bu sayı nası tutturulup iki eş birbiriyle çiftleşip "insan" ı oluşturdu? topu topu 40 yılı var dişinin yavrulamak için, bu 40 yıl içinde 23 kromozomlu spermi taşıyan eşini nasıl buldu? Yoksa toplu bir mutasyona uğrayıp külliyen mi değişti bir grup canlı? Olmaz olmaz demeyin, tesadüfün sonsuz bir anahtar sayısı var, bu kapıyı da açar belki! Hem milyarlarca da yılı var, zaman bol!

Göz konusuna hiç deyinmeyeceğim zaten, bir tane dururken kasılıp 2 tane olması ayrı bir muamma. Onuda irdeleyip rahatsız etmek istemem. Bu sorulara "ben biyolog değilim, git biyologa sor" yerine, "olası ihtimalleri" yazıp cevaplarsanız mutlu olur, boşuna yazmamış olduğumu görüp rahatlarım.[quote]

evrim üremeyi,gözü,kromozomları açıklamaz zaten; evrim bir işleyişi açıklar. ve o işleyiş değil insan latetia casta bile oluşturabilir. bilgisayarın varlığı, bundan sadece 400 sene önce elmaların neden yere düştüğünü bile açıklamaktan aciz olduğumuz gerçeğini unutturmasın size.

hemavaz 15-07-2005 03:00

Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı

Maymun 48 insan 46 kromozom. Bazıları "maymundan geldik", bazıları "maymunun akrabası bir canlıdan" v.s. v.s. diyor ama şu bir gerçek ki 46 kromozom aynı anda olmadı, bir şekilde değişti. Sorun şu: Eşeyli üreme ne zaman gerçekleşti? Nasıl olduğu sorusunu sordum zaten. "Maymun atamız" tezini alacağım. 48 kromozom 46ya düşende, hangi cinste gerçekleşti bu olay? Erkeğinde mi dişisin demi yoksa her ikisinde mi? Her ikisinde bu sayı nası tutturulup iki eş birbiriyle çiftleşip "insan" ı oluşturdu? topu topu 40 yılı var dişinin yavrulamak için, bu 40 yıl içinde 23 kromozomlu spermi taşıyan eşini nasıl buldu? Yoksa toplu bir mutasyona uğrayıp külliyen mi değişti bir grup canlı? Olmaz olmaz demeyin, tesadüfün sonsuz bir anahtar sayısı var, bu kapıyı da açar belki! Hem milyarlarca da yılı var, zaman bol!
...

maymun insandan veya insan maymundan gelmediği üzere kromozomların böyle değişmesi söz konusu değildir. (ha bilmiyorum biraz daha ıkınırsa 2 kromozom kaybedip evrimi çürüteceğim derken maymun olabilir insan, o konuda bir şey diyemeyeceğim).

hemavaz 15-07-2005 03:05

Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Evrim, eşeyli üremeyi "avantaj" sayar. Ama neden canlıların 2 ayrı vücuda bölündüğünü açıklayamaz. Tek vücutta, belirli yada belirsiz bir zaman sonunda kendiliğinden gebe kalan canlılar neden olmamıştır da erkek-dişi ayrımına sokarak işi zorlaştırmıştır? Mesela her doğan yavru gebe doğabilirdi değil mi? Hani avantaj bakımından, eş bulma zorunluluğu olmadan? Yoksa tesadüf devreye girerek "bi şansımı deneyeyim, ya tutarsa" mı demiştir de tutmuştur? Üstelik milyonlarca canlıda bunu başarmıştır! Şaşırmamak elde değil. (Tesadüf böyle bir şey diyemez diye cevap yazmayın, kaale almam)
...

canlıların gelişebilmesi için farklılaşması gerekmektedir.eğer canlılar tek vücutta bölünüp çoğalsaydı herbiri birbirinin aynısı canlılar oluşacaktı...farklılık,çeşitlilk ancak eşeyli üremeyle gerçekleşebilmektedir...

hemavaz 15-07-2005 05:32

Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Göz konusuna hiç deyinmeyeceğim zaten, bir tane dururken kasılıp 2 tane olması ayrı bir muamma. Onuda irdeleyip rahatsız etmek istemem. Bu sorulara "ben biyolog değilim, git biyologa sor" yerine, "olası ihtimalleri" yazıp cevaplarsanız mutlu olur, boşuna yazmamış olduğumu görüp rahatlarım.
...

Darwin’in bile o zamanlar gozledigi goz gelisiminin cesitli asamalarindaki canlilar bunu curutmekte ve tam tersi evrim lehine delil uretmektedir. Birkac tane isiga duyarli hucreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptorlere, oradan insan gozunden cok daha keskin kartallarin gozune kadar cesit cesit gelismislik duzeyinde goz bulunmaktadir dogada. Yarim gozle veya 1/100’luk gozle yasayan pek cok canli bulunmaktadir, gunumuzde bile.
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir! Retinanin ici disi terstir. Sinirler ve kan damarlari retinanin isiga duyarli kismindan gecerek bir kor nokta olustururlar ve isik reseptoru hucrelerinin onunde dagilirlar. Boylece isik bu fiberleri gecip reseptorlere ulasmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar reseptorlerin arkasinda degildir? Boylece yoldan cekilmis olurlardi ve bir kor noktamiz olmazdi. Ornegin murekkep baliginin gozleri oyledir. Evrim elindeki materyalle calismak zorunda oldugundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak icin. Iste bu durum bu tur tuhafliklara yol acabilir. Mutlak bir yaratici boyle bir hata yapar miydi? Hele de daha once yarattigi canlilarda bu hatayi yapmamisken.
Bu arada, gozde baska bir kotu tasarim ornegi: insan gozunun gorme acisi 120 derecedir ki bu yanlari ve arkayi dogru durust gormemize engeldir. Ornegin kuslarinki turunde bir goz yerlesimiyle gorme acisi cok daha artmakta ve arkayi kismen gormek de mumkun olmaktadir. Gozun odaklanma hizinin YAVASLIGI da bir baskasi. Bazi yaratiliscilarin iddianin aksine. Sonucta goz, eger bir kusursuz yaraticinin tyasarimiysa, kusursuz bir yaratici icin fazla kusurlu bir yaratimdir......

kHuG 15-07-2005 05:48

Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir!

Allah daha iyisini yapana kadar (insan için) en iyisi bu!!!! 8) .

birveiki 15-07-2005 10:47

Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
 
Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
canlıların gelişebilmesi için farklılaşması gerekmektedir.eğer canlılar tek vücutta bölünüp çoğalsaydı herbiri birbirinin aynısı canlılar oluşacaktı...farklılık,çeşitlilk ancak eşeyli üremeyle gerçekleşebilmektedir...

"Gerekmektedir?" sözü bir amacı ifade eder, üstteki yazıda dediğiniz gibi "evrimin bir amacı yoktur" rastgele döngüleri vardır. Bilinçsiz bir canlının da amacı yoktur.

Farklılık bir gereklilik, zaruret değildir. Peki ala "ilk ortaya çıkan hücre" başından beri tek hücre olarak kalabilirdi. Eşeyli üreme gibi bir olayında nasıl farkına vardı ve başardı sorusu halen geçerli!

birveiki 15-07-2005 11:42

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Darwin’in bile o zamanlar gozledigi goz gelisiminin cesitli asamalarindaki canlilar bunu curutmekte ve tam tersi evrim lehine delil uretmektedir. Birkac tane isiga duyarli hucreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptorlere, oradan insan gozunden cok daha keskin kartallarin gozune kadar cesit cesit gelismislik duzeyinde goz bulunmaktadir dogada. Yarim gozle veya 1/100’luk gozle yasayan pek cok canli bulunmaktadir, gunumuzde bile.
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir! Retinanin ici disi terstir. Sinirler ve kan damarlari retinanin isiga duyarli kismindan gecerek bir kor nokta olustururlar ve isik reseptoru hucrelerinin onunde dagilirlar. Boylece isik bu fiberleri gecip reseptorlere ulasmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar reseptorlerin arkasinda degildir? Boylece yoldan cekilmis olurlardi ve bir kor noktamiz olmazdi. Ornegin murekkep baliginin gozleri oyledir. Evrim elindeki materyalle calismak zorunda oldugundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak icin. Iste bu durum bu tur tuhafliklara yol acabilir. Mutlak bir yaratici boyle bir hata yapar miydi? Hele de daha once yarattigi canlilarda bu hatayi yapmamisken.
Bu arada, gozde baska bir kotu tasarim ornegi: insan gozunun gorme acisi 120 derecedir ki bu yanlari ve arkayi dogru durust gormemize engeldir. Ornegin kuslarinki turunde bir goz yerlesimiyle gorme acisi cok daha artmakta ve arkayi kismen gormek de mumkun olmaktadir. Gozun odaklanma hizinin YAVASLIGI da bir baskasi. Bazi yaratiliscilarin iddianin aksine. Sonucta goz, eger bir kusursuz yaraticinin tyasarimiysa, kusursuz bir yaratici icin fazla kusurlu bir yaratimdir......

Yaratıcı için "kusursuz tasarımcı" denir, çünkü buna kadirdir. Ama "sınırsız ve mükemmel canlılar" yaratmak zorunda değildir bunu sabitlemek için. İnanç zaten burada devreye girer. Bu soruyu "İnsan neden hastalanır, madem kusursuzsa?" sorusuna çevirmekte mümkün.

Gözümüzün kısıtlı olduğu bir gerçek, kartalın gözününse kilometrelerce öteden avını seçebilmesi ise bize şu soruyu sormamıza sebep oluyor: "Kartalın sahip olduğu bu gözlere bilinçli bir insan çaba gösterip herhangi ibr operasyon yapmadan sahip olabilir mi?" Buna namümkün demeniz bir çok kuşkuyu getirir peşinden. "Ona öyle denk gelmiş, buna böyle" demeniz biraz işin kolayına kaçmak gibi. Yani "bilinç" evrime müdahale edemez gibi çok tartışılacak ayrı bir teori çıkar ortaya. Tartışmaya açık.

Ayrıca soğukkanlı bir sürüngenin nasıl sıcakkanlı bir kuşa dönüşebileceğini örneklerle açıklayabilirseniz sevinirim.

Bütün canlıların neden uçamadığını (en avantajlı görünen o gibi), yada uçan bir kuşu gören kertenkelenin uçmaya çabalamasını neden tek bir insanın göremediğini, yarı büklüm bir omurganın mümkün olmadığı halde bir zamanlar buna sahip canlıların bu hareket zorluğuna ve ağrılara nasıl dayandığını, neden canlıların simetrik bir yapıya sahip olduğunu, neden karmakarışık (rastgele oluştuğu izlenimi veren) iri vucutlu bir canlıya rastlamadığımızı, bu bilincin nasıl hasıl olduğunu, bilincin ve akılın nerede saklandığını, kaynağının neresi olduğunu...

Bu sorular uzar gider, sonsuza kadar uzatabilirsiniz.

Evrimin bu derece savunulmasının yegane sebebi ALTERNATİFSİZ olmasıdır. Çünkü canlılığın ortaya çıkışında olasılık 2 tane:

1. Kendiliğinden
2. Tasarımcı tarafından

Siz tasarımcıyı reddedenler, kendiliğinden oluşabilecek bir evren (nerede sorusuna cevap verilemeyen evren), kendiliğinden oluşabilecek bir galaksi, güneş sistemi, gezegen, canlı ve nihayetinde AKIL SAHİBİ bir insan'ı tezahur edebilirken, hep var olan sonsuz bir AKLI kabul edemiyorsunuz. Bu biraz kendini inkar gibi olmaz mı?

Evren nerede sorusuna bir cevabınız var mı?

Hatırlayın, daha 50 küsur yıl önce Einstein şunu demişti: "Statik bir evreni kabul etmek yapabileceğim en büyük hataydı"

Cevap yoksa benden yaratıcı nerede sorusuna cevap vermemi beklemeyin.

Darwin'in bugünkü gelişmeleri ve buluşları gördüğünde de Einstein'e benzer açıklamalar yapacağını zannederim.

Sevgilerle.

birveiki 15-07-2005 14:00

Katırlar kısırdır. Çünkü:

At ve eşeğin çiftleşmesinden meydana gelir, ikisinin ortası bir canlıdır. Üreme hücrelerindeki eksik kromozom nedeniyle katır soyu diye bir şey yoktur.

Güzel ve canlı bir örnek!

hemavaz 15-07-2005 14:41

Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Darwin’in bile o zamanlar gozledigi goz gelisiminin cesitli asamalarindaki canlilar bunu curutmekte ve tam tersi evrim lehine delil uretmektedir. Birkac tane isiga duyarli hucreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptorlere, oradan insan gozunden cok daha keskin kartallarin gozune kadar cesit cesit gelismislik duzeyinde goz bulunmaktadir dogada. Yarim gozle veya 1/100’luk gozle yasayan pek cok canli bulunmaktadir, gunumuzde bile.
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir! Retinanin ici disi terstir. Sinirler ve kan damarlari retinanin isiga duyarli kismindan gecerek bir kor nokta olustururlar ve isik reseptoru hucrelerinin onunde dagilirlar. Boylece isik bu fiberleri gecip reseptorlere ulasmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar reseptorlerin arkasinda degildir? Boylece yoldan cekilmis olurlardi ve bir kor noktamiz olmazdi. Ornegin murekkep baliginin gozleri oyledir. Evrim elindeki materyalle calismak zorunda oldugundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak icin. Iste bu durum bu tur tuhafliklara yol acabilir. Mutlak bir yaratici boyle bir hata yapar miydi? Hele de daha once yarattigi canlilarda bu hatayi yapmamisken.
Bu arada, gozde baska bir kotu tasarim ornegi: insan gozunun gorme acisi 120 derecedir ki bu yanlari ve arkayi dogru durust gormemize engeldir. Ornegin kuslarinki turunde bir goz yerlesimiyle gorme acisi cok daha artmakta ve arkayi kismen gormek de mumkun olmaktadir. Gozun odaklanma hizinin YAVASLIGI da bir baskasi. Bazi yaratiliscilarin iddianin aksine. Sonucta goz, eger bir kusursuz yaraticinin tyasarimiysa, kusursuz bir yaratici icin fazla kusurlu bir yaratimdir......

Gözümüzün kısıtlı olduğu bir gerçek, kartalın gözününse kilometrelerce öteden avını seçebilmesi ise bize şu soruyu sormamıza sebep oluyor: "Kartalın sahip olduğu bu gözlere bilinçli bir insan çaba gösterip herhangi ibr operasyon yapmadan sahip olabilir mi?" Buna namümkün demeniz bir çok kuşkuyu getirir peşinden. "Ona öyle denk gelmiş, buna böyle" demeniz biraz işin kolayına kaçmak gibi. Yani "bilinç" evrime müdahale edemez gibi çok tartışılacak ayrı bir teori çıkar ortaya. Tartışmaya açık.



Sevgilerle.

anlayamayanlar için tekrar:

canlılar kosullar değişmezse değişmezler. sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakteriler varoldukları ilk günden bu yana hemen hemen hiç değişmemişlerdir. evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.

evrim mükemmel canlılar üretme yolunda ilerleyen bir süreç değildir.evrim mükemmeli değil varolan şartlar altında en uygun olanını hedefler

birveiki 15-07-2005 14:55

Ben de anlatamıyorum herhalde.

Mükemmel canlı olma gibi bir hedefinin (yada rastgele gidişinin) olmadığını zaten biliyoruz. Mükemmel kavramından ne anladığınız da buna etken.

Ben halen bir çok sorunun cevabını alamadım!

Kromozom eşlemesi, eşini zorlanmadan bulabilen milyonlarca canlı? Nasıl?

Bu halen yaşayan bakterilerin değişimine sebep olan etken "yapay olarak" yapılabilir mi? Yapılabilirse ne kadar zaman sonra "organlardan oluşan kompleks" bir yapı ortaya çıkabilir? Bunu hızlandırabilmek mümkün mü?

Simetri? En önemli nokta? Neden simetrik vücutlarımız var? Rastgele oluştuğuna "salak bir insanın" bile kanaat getirebileceği kargacık-burgacık kaç tane canlı var?

Ayrıca insanın kendini uçmaya zorlamasıyla matematiksel olarak kanatlanma ihtimali nedir? Ne kadar zaman alabilir? Kendiliğinden oluşan bu durum istekle olabilir mi?

Cevap bekliyorum.

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
anlayamayanlar için tekrar:

canlılar kosullar değişmezse değişmezler. sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakteriler varoldukları ilk günden bu yana hemen hemen hiç değişmemişlerdir. evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.

evrim mükemmel canlılar üretme yolunda ilerleyen bir süreç değildir.evrim mükemmeli değil varolan şartlar altında en uygun olanını hedefler


hemavaz 15-07-2005 15:19

Belki henüz yaşamsal özelliklere sahip bir hücre deney tüpünde oluşturulamamıştır, ama canlının temel bilesenleri olan, amino asitler, nukleik asitler, sekerler ve pek cok organik molekulun kendi kendine oluşabileceği gösterilmiştir. Ayrıca ilk hucrelerin proto hucreleri olan koaservatlar, proteinoidler deney tüpünde oluşturulmuştur . Proteinoidler, ayni hucreler gibi, aksiyon potansiyellerine, membran yapisina ve bolunebilme yetenegine sahiptirler. Ayrıca dünya baslı basına dev bir deney tüpüdür ve her gün okyanuslarda yeni organik moleküller, yeni hücreler, yeni evrimleşen yapilar oluşmaktadır. Sorun laboratuarda dunyanin 4 milyar yil onceki kosullarini olusturup, 4 milyar yil bekleyememekten kaynaklanmaktadir. Ayrica bugun herhangi bir canlinin DNA'si alinip, belirli genetik ozellikler degistirilmektedir. Yani deney tupunde genetik yapiyla oynanabilmektedir. 1997 ve 1998 yilinda klonlanan ve yeni bir tur olarak dunyaya gelen canlilar deney tubunde yaratilan yasama ait iyi bir ornek teskil eder. Ama tek bir hucrenin kendi kendine deney tubunde olusturulmasini beklemek bu kosullarda biraz safdillik olur. [ 1) Sidney Fox, "The Emergence of Life", Basic Books, 1988 2) Douglas Futuyma, "Evolutionary Biology", Sinauer, 1998, ]

birveiki 15-07-2005 15:34

hemavaz, ben hücreden bahsetmiyorum. Ben simetrik yapılı milyonlarca canlının kendiliğinden oluşmasından bahsediyorum. onlarca organın - bir tanesinin eksikliğinde çöken - bir vücudu ve TEK BİR BİLİNCİ meydana getirmesini soruyorum.

Soğukkanlı sürüngenin, sıcakkanlı kuşa nasıl dönüştüğünü soruyorum.

Bir hücrenin rastgele bölünürken birden bire diğerleri ile organize olup farklılaşmasını soruyorum. Kaç tane hücrenin oluşturulacağına ait bilginin depolanmasını soruyorum.

Spermin hiç bilmediği bir ortamda nasıl yol aldığını soruyorum?

Bu olabiliyorsa şu olabilir deme bana. Diğer sorularımın cevabını da istiyorum.

Ama öyle ya. "Bir maymunun rastgele bir daktiloda insanlık tarihini yazmasını" bile daha akla yatkın bulabilen bir insandan nasıl cevaplar alınabilir ki başka.

"Evet evet, milyarlarca yıl, koca deney tüpü ve oldu bitti: DÜŞÜNEBİLEN İNSAN, SORGULAYAN İNSAN!. Hay MaşaaDarwin!"


Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Belki henüz yaşamsal özelliklere sahip bir hücre deney tüpünde oluşturulamamıştır, ama canlının temel bilesenleri olan, amino asitler, nukleik asitler, sekerler ve pek cok organik molekulun kendi kendine oluşabileceği gösterilmiştir. 1) Sidney Fox, "The Emergence of Life", Basic Books, 1988 2) Douglas Futuyma, "Evolutionary Biology", Sinauer, 1998, ]


spartakus_ 15-07-2005 17:51

Hemavez kardes, bak ne görünüyor.

Arkadaşlar herşeyden sıyrılıp çıkarlar derlerki YARATILDI. Bu kadar.
Ama sana döner, yada bilime döner derler ki kanıtla!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
İş bilime gelince arkadaşlarımızın akıllarına moleküller, kimya, evrim vs sözleri gelri.
Kromozom sayısıymış, hangi din kitabi yazar insandaki kanda bulunan maddeleri, hangi Doktor Din Kitaplarıyla tedavi yapar!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Oysa asıl din kitaplarında yazmalı degil mi, mesala Kur'an yazmalı, İncil yazmalı, hücrelerimizi, kandaki maddeleri, İncil yazmalı, sinir sitemini, kromozomları, DNA yı, evrimi hatta!!!! Çünkü o kitaplar der ki sizi biz yarattık neyden Toprak, balçık, kan pıhtısı, su vs. Hem yoktan vareder derler ama hemde maddeye ihtiyaç duyarlar, madem öyle bileşimini neden sunmazlarda bilim konu olunca hadi söyle derler!! Bize ne soruyorsunuz kardeşim, bakın kitap anlatsın size, suyun H2O olduğunu, atmosferi, kan sayımınızı yapsın, hücre ve metabolizmanin grafiğini çizsin, dinazorların kromozomlarını, dişi ile erkek arasında sadece üreme farkı olduğunu,(arkadaşalarımız insanı ve canlıları da ayırmış iyice), bir akşam öncesi parmak büyüklüğünde olan bir karpuzun hormon ile sabaha 5 kiloluk karpuz yapıldığını, dünyanın çapını, ayın çapını, kütlesini, ama en önemlisi madem Yarattık diyor yarattığının özelliklerini manevi değil, maddi olarak anlatsında görelim!! Nerede yazar, dünyanın çapını, nerede yazar etrafında döndüğünü, nerede yazar güneşin aslında batmadığı ve doğmadığını, yerin çekim kuvvetini, ay'ın çekim kuvvetini, dünyanın güneşe olan uzaklığını, Plütonun kaç günde ve hangi hızla güneş ekseninde döndüğü ve seyrini tamamladığını, nerede yazar, kemiğin maddesinin ne olduğunu, nerede yazar virüsün ne olduğunu, mikrobun ne olduğunu, hücrenin yapısını, suyun maddesini, kandaki bileşimi, sinirlerde kaç volt elektrik olduğunu, yazar mı, yazmaz o halde yaratan ne yarattığını bilmiyor. Bu sizin yönteminiz işte, sayın ortaçağ insanları. Hoşunuza gitti mi bu tarzda bir yaklaşım?
Bir adım ileri mi hayır, 5000 yıl geri gider, sara hastalarının ya kafalarını delerdi bunlar cin girmiş diye yada deli diye direğe bağlarlardı, yada üfürür, tükürür, mansını bilmedikleri kelimeleri sarf eder tedavide bulunurlardı.

EVRİMİ kabul etmeyenler, öncelikle evrimin tanımını yapalım.
EVRİM: Evrim, belirli bir nicel birikimin, sürece yayılmış olarak maddenin yada düşüncenin belirli bir döneminde nitelik olarak açığa çıkmasıdır. Evrim bir anda olan değil, koşullara ve nesnenin yada düşüncenin iç çelişkileri ve buna bağlı olarak açığa çıkan nicel birikimin yansıması ile olur. Kısa tabir evrim süreçle açığa çıkan değişimdir.

DEĞİŞİMİ ret ediyorsunuz öyle mi? Peki neden hala mağarada yaşamıyorsunuz, neden çarık değil ayakkabı kullanıyorsunuz, neden taşa değil artık kağıda hatta bilgisayara yazıyorsunuz, ne oldu bir değişim mi yaşandı? Değişimi kabul eder arkadaşlar, etmek zorunda kalırlar nerede, psikolojide, teknolojide, düşüncede, sosyal yaşamda kabul ederler, fizikte kabul ederler, ama biyolojiye gelince değişim yoktur derler, pargmatizmin(faydacılığın) ve mantıksızlığın bu kadarına pes demek kalıyor bize.

Arkadaşımız güya yazı yazmış, madem öyle demiş uçmak isterse uçarmı, evvrimleşirmi vs. Sana evrimi anlatayım, küvete doldur suyu çok sıcak olsun ama yakıp eritecek kadar değil, ufak ufak gir, ilk başta yanacaksın ama üzülme vücut kısa süre sonra o koşula göre kendisini konumlandıracaktır. Yada yüzmek için ilk suya dokunman ile bir müddet sonra alışman gibi. Evrim öyle senin düşündüğün gibi bir anlık ve bir günlük irade ile yapılan bir şey değildir. Evrim koşulların içinde bulunanlara karşı dayattığı zorunlu değişimdir.
Görmek mi istiyorsun, PERİ BACALARI sana iyi bir örnektir, şartlar ve koşullar, oradaki maddeyi aşınıma uğratmıştır, canlılarda milyonlarca yıl süren yaşamında koşullar ve şartlara göre uygun davranabilmek temelinde değişime uğrarlar.


1. Adem'in ilk çocuğu zenci idi. 2. Çocuğu zenci idi. onlardan zenciler
2. Adem'in 3. Çocuğu beyazdı 4. Çocuğu beyazdı (beyalar)
3. 5 . ve 6 çocugu sarı ve çekik gözlüydü....
4. 7. ve 8 soluk du ama tam çinli değildi
5. 9. ve 10 çekik fakat farklıydı eskimolar
6. 11 ve 12 kızıldı hafifi kırmızı kızılderililer
7. 13 ve 14 Arap dı, ne beyaz ama nede siyah
.................................................. . devam eder aslında, ve bu çocuklar her renkten 2 cinsdi, burada anlattıklarım ırk değil renk farkıdır ona göre!!!
Bu çocuklar, okuma yazma bilir, din sahibi, kültürlü idi, dedilerki, sıcak kıtalara gidecek olan ZENCİLER olsun, çünkü sıcak yerlerde insan derisi kara olur, ılıman yerlere gidecekler beyyaz olsun, soguk yerlere gidecekler daha küçük ve sarı olsun dediler, nede olsa doğanın ve çevrenin insan derisi üzerine etkisi olmazdıya, hani EVRİM yoktur ya??? o bakımdan, ve nedense sıcak yerlerin insanı sıcaklık arttıkça cilt rengi kararmış, soğudukça beyazlamış ve kararmıştır. Aynı cins olan 2 örümcek türü, nemli ve serin bir kara parçasında 10 gram iken, afrikada 30 gram oluyor? Neyse
okuması ve yazması ve kitapları olan bu aynı anne baba çocukları çeşit çeşit oldular, ne hikmetse insana aykırı bir özellik neyse, sonra bunlar bir anda, her şeyi unuttu, mağara dönemine girdiler ve 10 milyon yıl böyle yaşadılar. Neyse birveiki arkadaşımız geldide kurtardı bu insanları?

Cevap veriniz, bana dünyanın kütlesi, etrafında dönmesi, güneşin öz kütlesi, çapı hakkında Kur'an dan bir ölçü, sonra insan yada canlı metabolizmasını inceleyen bir tek örnek, bir hücre grafiği, bir kan tahlili, hadi çekinmeyin, bulun? DNA hakkında net bir bilgi, ama nerede kitaba göre GÜNEŞ BATAR VE DOĞAR! YERDEN ÇIKAR YERE BATAR, varmı böyle bir şey???
Bilime karşı silahını kuşananlar, bilimin katettiği mesafeyide çıkarlarına kullanarak neyi ispatlıyorlar? birveiki, yanlış yerden tartışıyorsun ve bu şekilde de böyle bir cevabı almak hakkın olur. Umarım anlatabildim.

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Ben simetrik yapılı milyonlarca canlının kendiliğinden oluşmasından bahsediyorum. onlarca organın - bir tanesinin eksikliğinde çöken - bir vücudu ve TEK BİR BİLİNCİ meydana getirmesini soruyorum.

Oluşmasından bahsediyormuş, çözümlememişde nasıl oluştu diye soruyor, oysa ben yukarıda sordum, ona cevap veremeyen neye dayanarak bu soruları soruyor???? Dayanağı var mı? Yaratıldı da o yüzden işte cevap bu olacak, o kadar, ama yaratan ise hiç bir kitapda hücre yapısından, molekülden, elektrondan, çözeltiden, kimyasal maddelerinden sözetmez? Bunu çözmek bilime düşer ve bilim çözdükçe arkadaşlarda sorar, niye sormak için bilimi beklediniz, kitap da yazmaz mı???? Molekül, elektron, hücre, kandaki bileşimller, hücre yapısı, dünyanın kütlesi, çapı, güneşin kütlesi ve çapı, kemikteki kalsiyumu, sinir sistemini ve lektrik voltajını, bir patlamalı çevrimde açığa çıkan verimi, suyun maddesini, ozon tabakasının aslında 2 mol oksijen olduğunu????? yazmaz mı? Mesala yıldırımın ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, yağmurun hangi çevrimle oluştuğunu, trafik kurallarını, petrolün hidro karbon bileşiği olduğunu, ateşin yanıcı maddeler ile oksijen yardımı temelinde ve azot engeli ile belirli bir çapı olduğunu, bir çok şeyin hidro karbon grafiği olduğunu yazmaz mı??????? Yaratan bilmiyormuyduda, insanlara sadece manevi hitap edip de, yarattıkda oldunuz işte o kadar demiştir? Cevap bumudur?

birveiki 15-07-2005 18:29

Evrim ne biliyor musun?

İnsanı maymuna, maymunu fareye, fareyi sürüngene, sürüngeni balığa, balığı deniz yıldızına, deniz yıldızını bilmem neye, bilmem neyi de tek hücreye bağlayan bir "nasıl" sorusunun "tanrı olmaksızın" verilebilecek, ispat edilebilmesi mümkün olmayan bir saçmalıklar ve absürtlükler birikintisidir.

Soğuk kanlı sürüngeni "sinek kovalarken" kuş yapan bir masallar bütünüdür.

Maymunun tarih yazabileceği tezini "makul" görmenize sebep olan bir dindir.

Ben cevaplayamıyorum, bunları soruyorum, peki ya sen ne yapıyorsun şimdi?

O bahsettiğin orta çağ adamları (Avrupalılar) hastaları cadı diye yakarken, götü boktan kokarken, şimdi yarısı ateist olan dümbükler boklarını insanların kafalarına boca ederken müslümanlar bilimle uğraşıyorlardı. "Nasıl" sorusuna cevap arıyorlardı anlayacağın. Bilmiyorsan söyleyeyim. Matematikteki "sıfır" ı araplar buldu. Müslüman araplar. Cebir'i de Cabir buldu. Kendisi müslümandır. Tıptaki gelişmeler içinde bakınız: İbn-i Sina.

Kuran niye bunları yazmaz diye soruyosun. Peki neden yazsın ki? Yazması için sebep nedir?

Ayrıca neden direkt açıklamak yerine "oku" ile araştırmaya, bilime teşvik eder? Bunu sormayı unutmuşsun. Sence neden?

Bunların hiçbirinden söz etmedi diye "uydurma" mı oldu yani? Tanrı yok mu oldu?

Sen yukarda sorduklarıma cevap ver! Sonra ben cevap vericem, SÖZ!


Alıntı:

spartakus_´isimli üyeden Alıntı
Hemavez kardes, bak ne görünüyor.

Arkadaşlar herşeyden sıyrılıp çıkarlar derlerki YARATILDI. Bu kadar.
Ama sana döner, yada bilime döner derler ki kanıtla!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
İş bilime gelince arkadaşlarımızın akıllarına moleküller, kimya, evrim vs sözleri gelri.
Kromozom sayısıymış, hangi din kitabi yazar insandaki kanda bulunan maddeleri, hangi Doktor Din Kitaplarıyla tedavi yapar!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Oysa asıl din kitaplarında yazmalı degil mi, mesala Kur'an yazmalı, İncil yazmalı, hücrelerimizi, kandaki maddeleri, İncil yazmalı, sinir sitemini, kromozomları, DNA yı, evrimi hatta!!!! Çünkü o kitaplar der ki sizi biz yarattık neyden Toprak, balçık, kan pıhtısı, su vs. Hem yoktan vareder derler ama hemde maddeye ihtiyaç duyarlar, madem öyle bileşimini neden sunmazlarda bilim konu olunca hadi söyle derler!! Bize ne soruyorsunuz kardeşim, bakın kitap anlatsın size, suyun H2O olduğunu, atmosferi, kan sayımınızı yapsın, hücre ve metabolizmanin grafiğini çizsin, dinazorların kromozomlarını, dişi ile erkek arasında sadece üreme farkı olduğunu,(arkadaşalarımız insanı ve canlıları da ayırmış iyice), bir akşam öncesi parmak büyüklüğünde olan bir karpuzun hormon ile sabaha 5 kiloluk karpuz yapıldığını, dünyanın çapını, ayın çapını, kütlesini, ama en önemlisi madem Yarattık diyor yarattığının özelliklerini manevi değil, maddi olarak anlatsında görelim!! Nerede yazar, dünyanın çapını, nerede yazar etrafında döndüğünü, nerede yazar güneşin aslında batmadığı ve doğmadığını, yerin çekim kuvvetini, ay'ın çekim kuvvetini, dünyanın güneşe olan uzaklığını, Plütonun kaç günde ve hangi hızla güneş ekseninde döndüğü ve seyrini tamamladığını, nerede yazar, kemiğin maddesinin ne olduğunu, nerede yazar virüsün ne olduğunu, mikrobun ne olduğunu, hücrenin yapısını, suyun maddesini, kandaki bileşimi, sinirlerde kaç volt elektrik olduğunu, yazar mı, yazmaz o halde yaratan ne yarattığını bilmiyor. Bu sizin yönteminiz işte, sayın ortaçağ insanları. Hoşunuza gitti mi bu tarzda bir yaklaşım?
Bir adım ileri mi hayır, 5000 yıl geri gider, sara hastalarının ya kafalarını delerdi bunlar cin girmiş diye yada deli diye direğe bağlarlardı, yada üfürür, tükürür, mansını bilmedikleri kelimeleri sarf eder tedavide bulunurlardı.

EVRİMİ kabul etmeyenler, öncelikle evrimin tanımını yapalım.
EVRİM: Evrim, belirli bir nicel birikimin, sürece yayılmış olarak maddenin yada düşüncenin belirli bir döneminde nitelik olarak açığa çıkmasıdır. Evrim bir anda olan değil, koşullara ve nesnenin yada düşüncenin iç çelişkileri ve buna bağlı olarak açığa çıkan nicel birikimin yansıması ile olur. Kısa tabir evrim süreçle açığa çıkan değişimdir.

DEĞİŞİMİ ret ediyorsunuz öyle mi? Peki neden hala mağarada yaşamıyorsunuz, neden çarık değil ayakkabı kullanıyorsunuz, neden taşa değil artık kağıda hatta bilgisayara yazıyorsunuz, ne oldu bir değişim mi yaşandı? Değişimi kabul eder arkadaşlar, etmek zorunda kalırlar nerede, psikolojide, teknolojide, düşüncede, sosyal yaşamda kabul ederler, fizikte kabul ederler, ama biyolojiye gelince değişim yoktur derler, pargmatizmin(faydacılığın) ve mantıksızlığın bu kadarına pes demek kalıyor bize.

Arkadaşımız güya yazı yazmış, madem öyle demiş uçmak isterse uçarmı, evvrimleşirmi vs. Sana evrimi anlatayım, küvete doldur suyu çok sıcak olsun ama yakıp eritecek kadar değil, ufak ufak gir, ilk başta yanacaksın ama üzülme vücut kısa süre sonra o koşula göre kendisini konumlandıracaktır. Yada yüzmek için ilk suya dokunman ile bir müddet sonra alışman gibi. Evrim öyle senin düşündüğün gibi bir anlık ve bir günlük irade ile yapılan bir şey değildir. Evrim koşulların içinde bulunanlara karşı dayattığı zorunlu değişimdir.
Görmek mi istiyorsun, PERİ BACALARI sana iyi bir örnektir, şartlar ve koşullar, oradaki maddeyi aşınıma uğratmıştır, canlılarda milyonlarca yıl süren yaşamında koşullar ve şartlara göre uygun davranabilmek temelinde değişime uğrarlar.


1. Adem'in ilk çocuğu zenci idi. 2. Çocuğu zenci idi. onlardan zenciler
2. Adem'in 3. Çocuğu beyazdı 4. Çocuğu beyazdı (beyalar)
3. 5 . ve 6 çocugu sarı ve çekik gözlüydü....
4. 7. ve 8 soluk du ama tam çinli değildi
5. 9. ve 10 çekik fakat farklıydı eskimolar
6. 11 ve 12 kızıldı hafifi kırmızı kızılderililer
7. 13 ve 14 Arap dı, ne beyaz ama nede siyah
.................................................. . devam eder aslında, ve bu çocuklar her renkten 2 cinsdi, burada anlattıklarım ırk değil renk farkıdır ona göre!!!
Bu çocuklar, okuma yazma bilir, din sahibi, kültürlü idi, dedilerki, sıcak kıtalara gidecek olan ZENCİLER olsun, çünkü sıcak yerlerde insan derisi kara olur, ılıman yerlere gidecekler beyyaz olsun, soguk yerlere gidecekler daha küçük ve sarı olsun dediler, nede olsa doğanın ve çevrenin insan derisi üzerine etkisi olmazdıya, hani EVRİM yoktur ya??? o bakımdan, ve nedense sıcak yerlerin insanı sıcaklık arttıkça cilt rengi kararmış, soğudukça beyazlamış ve kararmıştır. Aynı cins olan 2 örümcek türü, nemli ve serin bir kara parçasında 10 gram iken, afrikada 30 gram oluyor? Neyse
okuması ve yazması ve kitapları olan bu aynı anne baba çocukları çeşit çeşit oldular, ne hikmetse insana aykırı bir özellik neyse, sonra bunlar bir anda, her şeyi unuttu, mağara dönemine girdiler ve 10 milyon yıl böyle yaşadılar. Neyse birveiki arkadaşımız geldide kurtardı bu insanları?

Cevap veriniz, bana dünyanın kütlesi, etrafında dönmesi, güneşin öz kütlesi, çapı hakkında Kur'an dan bir ölçü, sonra insan yada canlı metabolizmasını inceleyen bir tek örnek, bir hücre grafiği, bir kan tahlili, hadi çekinmeyin, bulun? DNA hakkında net bir bilgi, ama nerede kitaba göre GÜNEŞ BATAR VE DOĞAR! YERDEN ÇIKAR YERE BATAR, varmı böyle bir şey???
Bilime karşı silahını kuşananlar, bilimin katettiği mesafeyide çıkarlarına kullanarak neyi ispatlıyorlar? birveiki, yanlış yerden tartışıyorsun ve bu şekilde de böyle bir cevabı almak hakkın olur. Umarım anlatabildim.

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Ben simetrik yapılı milyonlarca canlının kendiliğinden oluşmasından bahsediyorum. onlarca organın - bir tanesinin eksikliğinde çöken - bir vücudu ve TEK BİR BİLİNCİ meydana getirmesini soruyorum.

Oluşmasından bahsediyormuş, çözümlememişde nasıl oluştu diye soruyor, oysa ben yukarıda sordum, ona cevap veremeyen neye dayanarak bu soruları soruyor???? Dayanağı var mı? Yaratıldı da o yüzden işte cevap bu olacak, o kadar, ama yaratan ise hiç bir kitapda hücre yapısından, molekülden, elektrondan, çözeltiden, kimyasal maddelerinden sözetmez? Bunu çözmek bilime düşer ve bilim çözdükçe arkadaşlarda sorar, niye sormak için bilimi beklediniz, kitap da yazmaz mı???? Molekül, elektron, hücre, kandaki bileşimller, hücre yapısı, dünyanın kütlesi, çapı, güneşin kütlesi ve çapı, kemikteki kalsiyumu, sinir sistemini ve lektrik voltajını, bir patlamalı çevrimde açığa çıkan verimi, suyun maddesini, ozon tabakasının aslında 2 mol oksijen olduğunu????? yazmaz mı? Mesala yıldırımın ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, yağmurun hangi çevrimle oluştuğunu, trafik kurallarını, petrolün hidro karbon bileşiği olduğunu, ateşin yanıcı maddeler ile oksijen yardımı temelinde ve azot engeli ile belirli bir çapı olduğunu, bir çok şeyin hidro karbon grafiği olduğunu yazmaz mı??????? Yaratan bilmiyormuyduda, insanlara sadece manevi hitap edip de, yarattıkda oldunuz işte o kadar demiştir? Cevap bumudur?


hemavaz 15-07-2005 18:43

http://www.kuranmucizeleri.com/bilim...ler_index.html

harun yahya abimiz burda otu boku kafasına göre yorumlayıp kuranda senin yazmaz dediklerinin var olduğunu iddia ediyor...şimdi ben neyue inanayım...allah insanları araştırmaya,okumaya mı itiyor...yoksa bu sayfada yazılanlar gibi herşeyi kuranda belirtmiş mi?hanginiz doğrusunuz...

birveiki 15-07-2005 18:54

Der abi, bugün şaklabanın biride Kur'anın Şifresi diye kitap çıkarıp para kazanır. Playboyda editörlük yapmış Çelakıl soyadlı birisi.. Hatırladınız mı?

Dilin kemiği yok, der... Siz de diyorsunuz.

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
http://www.kuranmucizeleri.com/bilimsel_mucizeler_index.html

harun yahya abimiz burda otu boku kafasına göre yorumlayıp kuranda senin yazmaz dediklerinin var olduğunu iddia ediyor...şimdi ben neyue inanayım...allah insanları araştırmaya,okumaya mı itiyor...yoksa bu sayfada yazılanlar gibi herşeyi kuranda belirtmiş mi?hanginiz doğrusunuz...


spartakus_ 15-07-2005 19:46

evet o bahisle değil ama şimdi ciddiyetle yaklaşalım.

Ben oturupda senin tanımlamanın yanlışı için tartışacak değilim. Evrim sana göre öyledir, neden senin yanlışını tartışayım senin tabirinle bakarak.
Öncelikle eksiğin burada, ben böyle görüyorum o halde böyle tartışalım diyorsun, kusura bakma, bu tarzda tartışma olmaz.

Ben diyorum Tanrı ağaçtıır, güneştir, yarı insan yada insandır, ne zaman epey zaman böyledir, sonra mı ne oldu, kimse artık korkularına çare olamayacağını anlayınca ağacın, suyun, insan tanrının vs, ulaşılmaz noktalara taşındı tanrılar. Buda yetmedi, insan bilinci geliştikçe sorgulama düzeyide değişti, ve en sonunda Tanrı insanın ne aklıyla ama nede görüngü temelinde ulaşması mümkün olmayan dolaylı bir HAYALE dönüştü? Buyur hayali tartışalım, ne kazanacaksın, bir hayal? Senin hayalin sana , onun hayali ona, bunun hayali buna bu kadar.

Evrim ise, anlayabilmen için önce kendine olan yabancılaşmayı aşman gerekiyor. Eğer yazına dalga geçmek amaçlı başlamamış olsa idin, elbette tartışma yada konuşmamızın seviyesi ona bağlı olarak değişik bir tarz alırdı. Aynen benim şu yukarıda yazdığım paragrafın özünde tartışmaya hiç bir şey katmaması gibi.

Cevaplayamayacağın sorular için önce sen cevapla diyorsun. Neden sıkışacak ve en sonunda her zaman ki, kolaylık YARATTIK da ondan. peki, 2 oksijen atomu aynı olduğu halde, neden bileştiklerinde rengi ve kokusu olan bir başka maddeye dönüşür desem yaratılmışta ondan diyeceksin, bu kadar basitse soru sorman anlamsızdır, evet
bende cevap veriyorum, ne sordun kardeşim, öyledir de ondan, yeterince tatmin olduğuna inanıyorım. Buyur ben cevabı verdim, ne sordunsa öyle olduğu için. Evrim yok mu dedin, var, niye mi vardırda ondan işte sizin çözümünüz. Ve en iyi anlayacağın bir cevap, yabancı olmayacağın.
__________________________________________________ ________
Evrim değişim ve dönüşüm demektir. Sana göre birileri çıkıp evrim budur demiştir, sana göre yada yazdıklarına göre yanlışlarda yapabilir, ama bu evrimin(değişimin) olmadığı anlamına gelmez, yoksa bu klavye başında ne işin olurdu değil mi?

Bilim elini taşın altına koyar, çağın ve bilgi birikiminin edevat ve gereçlerin izin verdiği ölçüde bilim bulgularını sunar ve devam eder. Bu gün hiç bir hastalığa, bin kerede ortaçağ insanına sürekli tehdit ve rüşvet üzerine kurulu yada, sürekli yarattık ve biat diyen, o dönemin insanına hitap eden şeyleri binlerce kere tekrar etsen, bir ateş dürücü görevi göremezsin.

Evrim değişimdir, sen yazdığım yazının üzerinden -her ne kadar sana yabancı olmayacak bir yönteme başvurmuşta olsam- böyle bir uzun atlama örneğide sergilemiş olsan, evrim değişimdir. Sana rağmen vardır ve hatta içindesindir. Yaratıcıya bakıpda onu tesadüfi gören sen, kendine bakıpda aczini yaşıyorsun. Sorun burada?
__________________________________________________ _____
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Sen yukarda sorduklarıma cevap ver! Sonra ben cevap vericem, SÖZ!

Arkadaşım soru sormamışsın ki sen, evrimi kendi kafandan evrip çevirmişsin, her şeyi allak bullak etmiş, kendince yeni bir evrimsizlik teorisi uydurmuşsun hadi buna göre cevap verin diyorsun. Olmaz, benim sorularım açık ve net, hiç bir kitap, ne yarattığını bilmez, sadece öyle yapın, böyle yapın, ben yarattım, ben büyüğüm, ben bilirim, ne istersem o olur, siz kendi başınıza hiç bir şey yapamazsınız, ben ne istersem onu yaparsınız, şunu yapın size rüşvet Huriler, altından sular akan vs yer, baaaak peygambere ve bana itiraz ederseniz yakarım!!! Başı bu sonuda bu, bu minval üzre yazar gider. Her şey kanıtsız ve yargısız ve soyutdur, bilimsel hiç bir şeyi olmadığı gibi, kesin konuşamaz. kesin konuştuğu şeyler ise hayal ürünüdür, onuda deneye tutmak imkansızdır.

[hr:866e761077]

Evrim değişimdir, değişim her alandadır, adınada evrim denir, ha nicel birikimin patlamalı bir şekilde niteliğe bürünmeside vardır, buda değişimdir ama buna devrim denir. Evrim süreçle oluşur, farkı bir anda belirli olmaz, devrim ise, bir anda oluşur ama içsel çelişkilerden bağımsız değil tamamen içsel çelişkilerin açığa çıkarttığı nicel birikimle ifade bulur.
Demek ki neymiş, evrim değişimdir. Biyolojik evrimde, canlının yaşam koşullarına göre, zorunlu değişen biyolojik yapıdır. Bu değişim evrimdir, orada süs değil, değişimi ifade için vardır.
Sosyal evrim ise, toplumsal yapının ve düzenin insan yaşayış ve üretim-tüketim, araçç ve ilişkilerinin değişimine bağlı olarak ortaya çıkar. üretim araçlarının ve tarzının değişimi ise, ileriye doğru bir ilerleyişi temsil eder ve buna bağlı olarak, gereçlerde ve iletişimdede değişim açığa çıkar, mesala oturur bilgisayarın başına bu değişimle şimdi dalga geçersin. İlkel Ataların ise, iletişim için yazıyı bile kullanamazken, sen hala ben onlarla aynıyım dersin?

Bir şeyin değişimine neler etki eder.
1. Dış etken
2. İç etken(iç bağıntı, bileşim ve iç çelişmeler)

Canlılar kendi iradelerinden bağımsız koşullar ve ilişkiler içerisine girerler. İrade ile yapılan eylem ksıtlıdır, kışın kalın giyinir yazın ise mümkün olduğunca ince giyinirsin, ama kutuplarda ise her zaman kalın giyinirsin, demek ki dış etken, ama iç çelişki ne, ısıya karşı duyarlılık ve dayanaklık, nasıl ki iradene etki ediyor ise, sen hiç canını sıkma biyolojine de etki ediyor.
Her şey birbiriyle bağıntı ve ilşki halindedir, hareket düzgün ve tek bir dogru degildir, değişimde öyle.
Sen evrime şöyle yaklaşıyorsun, milyonlarca süren bir değişime olgunlaşmaya dönüp hadi bu ol diyorsun, gidipde kutuplarda yaşayan birisine hadi madem evrim var çıplak gez demek kadar komik? Peki ya koşullar, iç çelişkiler bunlar ne olacak? Değişim sırf değişim olsun diye değil, değişimin ana motoru çelişkilerdir, iç ve dış çelişkiler ve koşullar. Belirleyici olan budur, senin hadi demen değildir.

Teknikte bile evrim vardır, gelişim ve değişim vardır, 30 yıl önce bindiğin araca şimdi binmiyorsun, hangi anlamda teknolojik anlamda bir ilerleme sağlanbmıştır ve değişim, nesnelere yansır. Burada ki bilgi bu değişime vesile olan niceliktir.

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.

Cevap burada sana daha önce verilmiştir, şimdi sorduğun sorunun iradi olarak mantıksızlığına neden cevap arattırıyorsun. Madem yaratıcı yarattı, onu kim yarattı? Yaratıcıya muhtaç olduğun soru kim yarattı ve duyduğun korku ve aczdir. Çekinme aynı soruyu kendin gibi basit ve yaratanın karşısında okyanusda damla bile olamayak bir varlıkken neden kendine şaşıyorsun? Mümkün değil diyorsun, böyle bir denge mümkün olamaz illa yaratıcı var dersen, böyle bir dengeyi sağlamak dengeden daha zor ve şaşılasıdır, o halde sorularını genişlet ve bırak dengeye şaşırmayı, böyle bir dengeyi güya yoktan vareden nasıl olur diye sor, cevabını orada bulacaksın. Ama bişlimsel sor, bir yerlerde yazdı ve üstelik yarattık da ondan gibi soruya cevap değil ama ona bir sorun bir çözümsüzlük katacak bir şekilde cevap arama.
O zaman dönerde birisi derki, yaratılmadıda ondan der, bir daha böyle soru sorma şansınıda yitirirsin, değil mi, iğneyi kendine sonra çuvaldızını düşünelim.

birveiki 15-07-2005 23:49

Ben "kim yarattı" sorusundan önce "nasıl" sorusunu sorarak bu kanaate vardım. Siz "Tanrıyı kim yarattı, nerede o" diye sorar ve cevap alamazken, ben de "Evren nasıl oldu ve nerede" sorusunu soruyorum.

Burası tıkanılan nokta. Canlılık için uygun şartlar olarak "dünya" yı gösterirken, ben neden 110 derecede yaşayabilen yada -150 derecede yaşayabilen, canlı olmadığını düşünürüm? "Demekki canlılığın şartı bu imiş arkadaş" diyebilirsin ama bunun felsefik olarak akside düşünülebilir.

Sen "tirilyonlarca malzeme" yi milyarlarca yılda karıştırıp, milyonlarca eşeyli canlıyı türetirken, ben bu tek hücrenin nasıl oluyorda "ekolojik dengeyi" kurduğuna şaşıyorum?

Bilinçsiz sürüngenin bir sabah uyandığında nasıl kanatlandığına şaşırıyorum(!).

Bir farenin ağaçlarda gezerken nasıl maymuna dönüştüğüne şaşıyorum (!)

Kargacık burgacık canlı göremediğime şaşıyorum (!).

Yeni doğan bir bebeğin neden anne kokusuyla sustuğuna şaşıyorum.

Trilyonlarca hücrenin nerede nasıl çoğalıp gelişim ve başkalaşımını durdurduğuna şaşıyorum.

Bir canlının neden "nesil devam ettirme" isteğine kapılıp yiyecek için başkaları ile kavga ederken, yiyecekleri kısıtlayacak yeni canlılar ortaya getirmesine ve bunları kollayıp gözetmesine, şaşıyorum.

Tırsak bir hayvanın "yavrulayınca" neden cengaver kesildiğine, yavrular büyüyünce neden eski haline döndüğüne şaşıyorum.

Bir balığın neden akarsuyun tersine yüzüp, sığ sularda yumurtlayıp üzerinde intihar edip, doğacak yavrulara kendini yem etmesine şaşıyorum. (Canlılık, süreklilik ister, nesilden nesile devam ettirir gibi saçma bi söz söylemeyin lütfen.)

Bir erkek penguenin neden açlığıda sırtlayıp aylarca çocuğunu ayaklarında taşıdığına şaşıyorum.

Vahşi hayvanların avlarını öldürürken en az can yakan noktadan yakalamalarına ve öldürmelerine şaşıyorum.

İnsanın bu "akıl" ve "hafıza" bileşiminin nerede olduğuna şaşıyorum.

Ve insanoğlunun neden hep tersine dönen bir çark oluşuna şaşıyorum.

Çok mu duygusalım? Yok, bunlar mantığımla yoğruldular, emin olun!



Alıntı:

spartakus_´isimli üyeden Alıntı
evet o bahisle değil ama şimdi ciddiyetle yaklaşalım.

Ben oturupda senin tanımlamanın yanlışı için tartışacak değilim. Evrim sana göre öyledir, neden senin yanlışını tartışayım senin tabirinle bakarak.
Öncelikle eksiğin burada, ben böyle görüyorum o halde böyle tartışalım diyorsun, kusura bakma, bu tarzda tartışma olmaz.

Ben diyorum Tanrı ağaçtıır, güneştir, yarı insan yada insandır, ne zaman epey zaman böyledir, sonra mı ne oldu, kimse artık korkularına çare olamayacağını anlayınca ağacın, suyun, insan tanrının vs, ulaşılmaz noktalara taşındı tanrılar. Buda yetmedi, insan bilinci geliştikçe sorgulama düzeyide değişti, ve en sonunda Tanrı insanın ne aklıyla ama nede görüngü temelinde ulaşması mümkün olmayan dolaylı bir HAYALE dönüştü? Buyur hayali tartışalım, ne kazanacaksın, bir hayal? Senin hayalin sana , onun hayali ona, bunun hayali buna bu kadar.

Evrim ise, anlayabilmen için önce kendine olan yabancılaşmayı aşman gerekiyor. Eğer yazına dalga geçmek amaçlı başlamamış olsa idin, elbette tartışma yada konuşmamızın seviyesi ona bağlı olarak değişik bir tarz alırdı. Aynen benim şu yukarıda yazdığım paragrafın özünde tartışmaya hiç bir şey katmaması gibi.

Cevaplayamayacağın sorular için önce sen cevapla diyorsun. Neden sıkışacak ve en sonunda her zaman ki, kolaylık YARATTIK da ondan. peki, 2 oksijen atomu aynı olduğu halde, neden bileştiklerinde rengi ve kokusu olan bir başka maddeye dönüşür desem yaratılmışta ondan diyeceksin, bu kadar basitse soru sorman anlamsızdır, evet
bende cevap veriyorum, ne sordun kardeşim, öyledir de ondan, yeterince tatmin olduğuna inanıyorım. Buyur ben cevabı verdim, ne sordunsa öyle olduğu için. Evrim yok mu dedin, var, niye mi vardırda ondan işte sizin çözümünüz. Ve en iyi anlayacağın bir cevap, yabancı olmayacağın.
__________________________________________________ ________
Evrim değişim ve dönüşüm demektir. Sana göre birileri çıkıp evrim budur demiştir, sana göre yada yazdıklarına göre yanlışlarda yapabilir, ama bu evrimin(değişimin) olmadığı anlamına gelmez, yoksa bu klavye başında ne işin olurdu değil mi?

Bilim elini taşın altına koyar, çağın ve bilgi birikiminin edevat ve gereçlerin izin verdiği ölçüde bilim bulgularını sunar ve devam eder. Bu gün hiç bir hastalığa, bin kerede ortaçağ insanına sürekli tehdit ve rüşvet üzerine kurulu yada, sürekli yarattık ve biat diyen, o dönemin insanına hitap eden şeyleri binlerce kere tekrar etsen, bir ateş dürücü görevi göremezsin.

Evrim değişimdir, sen yazdığım yazının üzerinden -her ne kadar sana yabancı olmayacak bir yönteme başvurmuşta olsam- böyle bir uzun atlama örneğide sergilemiş olsan, evrim değişimdir. Sana rağmen vardır ve hatta içindesindir. Yaratıcıya bakıpda onu tesadüfi gören sen, kendine bakıpda aczini yaşıyorsun. Sorun burada?
__________________________________________________ _____
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Sen yukarda sorduklarıma cevap ver! Sonra ben cevap vericem, SÖZ!

Arkadaşım soru sormamışsın ki sen, evrimi kendi kafandan evrip çevirmişsin, her şeyi allak bullak etmiş, kendince yeni bir evrimsizlik teorisi uydurmuşsun hadi buna göre cevap verin diyorsun. Olmaz, benim sorularım açık ve net, hiç bir kitap, ne yarattığını bilmez, sadece öyle yapın, böyle yapın, ben yarattım, ben büyüğüm, ben bilirim, ne istersem o olur, siz kendi başınıza hiç bir şey yapamazsınız, ben ne istersem onu yaparsınız, şunu yapın size rüşvet Huriler, altından sular akan vs yer, baaaak peygambere ve bana itiraz ederseniz yakarım!!! Başı bu sonuda bu, bu minval üzre yazar gider. Her şey kanıtsız ve yargısız ve soyutdur, bilimsel hiç bir şeyi olmadığı gibi, kesin konuşamaz. kesin konuştuğu şeyler ise hayal ürünüdür, onuda deneye tutmak imkansızdır.

[hr:1de81ec7c3]

Evrim değişimdir, değişim her alandadır, adınada evrim denir, ha nicel birikimin patlamalı bir şekilde niteliğe bürünmeside vardır, buda değişimdir ama buna devrim denir. Evrim süreçle oluşur, farkı bir anda belirli olmaz, devrim ise, bir anda oluşur ama içsel çelişkilerden bağımsız değil tamamen içsel çelişkilerin açığa çıkarttığı nicel birikimle ifade bulur.
Demek ki neymiş, evrim değişimdir. Biyolojik evrimde, canlının yaşam koşullarına göre, zorunlu değişen biyolojik yapıdır. Bu değişim evrimdir, orada süs değil, değişimi ifade için vardır.
Sosyal evrim ise, toplumsal yapının ve düzenin insan yaşayış ve üretim-tüketim, araçç ve ilişkilerinin değişimine bağlı olarak ortaya çıkar. üretim araçlarının ve tarzının değişimi ise, ileriye doğru bir ilerleyişi temsil eder ve buna bağlı olarak, gereçlerde ve iletişimdede değişim açığa çıkar, mesala oturur bilgisayarın başına bu değişimle şimdi dalga geçersin. İlkel Ataların ise, iletişim için yazıyı bile kullanamazken, sen hala ben onlarla aynıyım dersin?

Bir şeyin değişimine neler etki eder.
1. Dış etken
2. İç etken(iç bağıntı, bileşim ve iç çelişmeler)

Canlılar kendi iradelerinden bağımsız koşullar ve ilişkiler içerisine girerler. İrade ile yapılan eylem ksıtlıdır, kışın kalın giyinir yazın ise mümkün olduğunca ince giyinirsin, ama kutuplarda ise her zaman kalın giyinirsin, demek ki dış etken, ama iç çelişki ne, ısıya karşı duyarlılık ve dayanaklık, nasıl ki iradene etki ediyor ise, sen hiç canını sıkma biyolojine de etki ediyor.
Her şey birbiriyle bağıntı ve ilşki halindedir, hareket düzgün ve tek bir dogru degildir, değişimde öyle.
Sen evrime şöyle yaklaşıyorsun, milyonlarca süren bir değişime olgunlaşmaya dönüp hadi bu ol diyorsun, gidipde kutuplarda yaşayan birisine hadi madem evrim var çıplak gez demek kadar komik? Peki ya koşullar, iç çelişkiler bunlar ne olacak? Değişim sırf değişim olsun diye değil, değişimin ana motoru çelişkilerdir, iç ve dış çelişkiler ve koşullar. Belirleyici olan budur, senin hadi demen değildir.

Teknikte bile evrim vardır, gelişim ve değişim vardır, 30 yıl önce bindiğin araca şimdi binmiyorsun, hangi anlamda teknolojik anlamda bir ilerleme sağlanbmıştır ve değişim, nesnelere yansır. Burada ki bilgi bu değişime vesile olan niceliktir.

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.

Cevap burada sana daha önce verilmiştir, şimdi sorduğun sorunun iradi olarak mantıksızlığına neden cevap arattırıyorsun. Madem yaratıcı yarattı, onu kim yarattı? Yaratıcıya muhtaç olduğun soru kim yarattı ve duyduğun korku ve aczdir. Çekinme aynı soruyu kendin gibi basit ve yaratanın karşısında okyanusda damla bile olamayak bir varlıkken neden kendine şaşıyorsun? Mümkün değil diyorsun, böyle bir denge mümkün olamaz illa yaratıcı var dersen, böyle bir dengeyi sağlamak dengeden daha zor ve şaşılasıdır, o halde sorularını genişlet ve bırak dengeye şaşırmayı, böyle bir dengeyi güya yoktan vareden nasıl olur diye sor, cevabını orada bulacaksın. Ama bişlimsel sor, bir yerlerde yazdı ve üstelik yarattık da ondan gibi soruya cevap değil ama ona bir sorun bir çözümsüzlük katacak bir şekilde cevap arama.
O zaman dönerde birisi derki, yaratılmadıda ondan der, bir daha böyle soru sorma şansınıda yitirirsin, değil mi, iğneyi kendine sonra çuvaldızını düşünelim.


karamamba 16-07-2005 21:24

Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Darwin’in bile o zamanlar gozledigi goz gelisiminin cesitli asamalarindaki canlilar bunu curutmekte ve tam tersi evrim lehine delil uretmektedir. Birkac tane isiga duyarli hucreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptorlere, oradan insan gozunden cok daha keskin kartallarin gozune kadar cesit cesit gelismislik duzeyinde goz bulunmaktadir dogada. Yarim gozle veya 1/100’luk gozle yasayan pek cok canli bulunmaktadir, gunumuzde bile.
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir! Retinanin ici disi terstir. Sinirler ve kan damarlari retinanin isiga duyarli kismindan gecerek bir kor nokta olustururlar ve isik reseptoru hucrelerinin onunde dagilirlar. Boylece isik bu fiberleri gecip reseptorlere ulasmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar reseptorlerin arkasinda degildir? Boylece yoldan cekilmis olurlardi ve bir kor noktamiz olmazdi. Ornegin murekkep baliginin gozleri oyledir. Evrim elindeki materyalle calismak zorunda oldugundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak icin. Iste bu durum bu tur tuhafliklara yol acabilir. Mutlak bir yaratici boyle bir hata yapar miydi? Hele de daha once yarattigi canlilarda bu hatayi yapmamisken.
Bu arada, gozde baska bir kotu tasarim ornegi: insan gozunun gorme acisi 120 derecedir ki bu yanlari ve arkayi dogru durust gormemize engeldir. Ornegin kuslarinki turunde bir goz yerlesimiyle gorme acisi cok daha artmakta ve arkayi kismen gormek de mumkun olmaktadir. Gozun odaklanma hizinin YAVASLIGI da bir baskasi. Bazi yaratiliscilarin iddianin aksine. Sonucta goz, eger bir kusursuz yaraticinin tyasarimiysa, kusursuz bir yaratici icin fazla kusurlu bir yaratimdir......

Gözümüzün kısıtlı olduğu bir gerçek, kartalın gözününse kilometrelerce öteden avını seçebilmesi ise bize şu soruyu sormamıza sebep oluyor: "Kartalın sahip olduğu bu gözlere bilinçli bir insan çaba gösterip herhangi ibr operasyon yapmadan sahip olabilir mi?" Buna namümkün demeniz bir çok kuşkuyu getirir peşinden. "Ona öyle denk gelmiş, buna böyle" demeniz biraz işin kolayına kaçmak gibi. Yani "bilinç" evrime müdahale edemez gibi çok tartışılacak ayrı bir teori çıkar ortaya. Tartışmaya açık.



Sevgilerle.

anlayamayanlar için tekrar:

canlılar kosullar değişmezse değişmezler. sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakteriler varoldukları ilk günden bu yana hemen hemen hiç değişmemişlerdir. evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.

evrim mükemmel canlılar üretme yolunda ilerleyen bir süreç değildir.evrim mükemmeli değil varolan şartlar altında en uygun olanını hedefler

hemavaza cewap
acaba soğuk iklimden sıcak iklime gelip o koşula uyan bi insan gördün mü? yani anlatmak istediğim şekli değişen weya kararan

birveiki 17-07-2005 15:45

Üstadım, öyle değişim için on bin yıl yetmiyor. Yani sen kuyuya düştüğünde bir pençenin olmasını istersen sanırım bir 175.000 yıl beklemen gerekir, geri dönüşlü evrim için.

En büyük silahlarıda bu ya. Milyarlarca YIL!

Alıntı:

karamamba´isimli üyeden Alıntı
Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Alıntı:

birveiki´isimli üyeden Alıntı
Alıntı:

hemavaz´isimli üyeden Alıntı
Darwin’in bile o zamanlar gozledigi goz gelisiminin cesitli asamalarindaki canlilar bunu curutmekte ve tam tersi evrim lehine delil uretmektedir. Birkac tane isiga duyarli hucreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptorlere, oradan insan gozunden cok daha keskin kartallarin gozune kadar cesit cesit gelismislik duzeyinde goz bulunmaktadir dogada. Yarim gozle veya 1/100’luk gozle yasayan pek cok canli bulunmaktadir, gunumuzde bile.
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir! Retinanin ici disi terstir. Sinirler ve kan damarlari retinanin isiga duyarli kismindan gecerek bir kor nokta olustururlar ve isik reseptoru hucrelerinin onunde dagilirlar. Boylece isik bu fiberleri gecip reseptorlere ulasmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar reseptorlerin arkasinda degildir? Boylece yoldan cekilmis olurlardi ve bir kor noktamiz olmazdi. Ornegin murekkep baliginin gozleri oyledir. Evrim elindeki materyalle calismak zorunda oldugundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak icin. Iste bu durum bu tur tuhafliklara yol acabilir. Mutlak bir yaratici boyle bir hata yapar miydi? Hele de daha once yarattigi canlilarda bu hatayi yapmamisken.
Bu arada, gozde baska bir kotu tasarim ornegi: insan gozunun gorme acisi 120 derecedir ki bu yanlari ve arkayi dogru durust gormemize engeldir. Ornegin kuslarinki turunde bir goz yerlesimiyle gorme acisi cok daha artmakta ve arkayi kismen gormek de mumkun olmaktadir. Gozun odaklanma hizinin YAVASLIGI da bir baskasi. Bazi yaratiliscilarin iddianin aksine. Sonucta goz, eger bir kusursuz yaraticinin tyasarimiysa, kusursuz bir yaratici icin fazla kusurlu bir yaratimdir......

Gözümüzün kısıtlı olduğu bir gerçek, kartalın gözününse kilometrelerce öteden avını seçebilmesi ise bize şu soruyu sormamıza sebep oluyor: "Kartalın sahip olduğu bu gözlere bilinçli bir insan çaba gösterip herhangi ibr operasyon yapmadan sahip olabilir mi?" Buna namümkün demeniz bir çok kuşkuyu getirir peşinden. "Ona öyle denk gelmiş, buna böyle" demeniz biraz işin kolayına kaçmak gibi. Yani "bilinç" evrime müdahale edemez gibi çok tartışılacak ayrı bir teori çıkar ortaya. Tartışmaya açık.



Sevgilerle.

anlayamayanlar için tekrar:

canlılar kosullar değişmezse değişmezler. sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakteriler varoldukları ilk günden bu yana hemen hemen hiç değişmemişlerdir. evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.

evrim mükemmel canlılar üretme yolunda ilerleyen bir süreç değildir.evrim mükemmeli değil varolan şartlar altında en uygun olanını hedefler

hemavaza cewap
acaba soğuk iklimden sıcak iklime gelip o koşula uyan bi insan gördün mü? yani anlatmak istediğim şekli değişen weya kararan


melih 30-07-2005 18:08

neden birveiki allah iki tane mi? yoksa ikincisi sen misin?

doğal seçilimimiz hayatta kalabilmek için şartlar uçma üzerine olmadı aklımızı kullanma yönünde oldu ayrıca sineği kovalamamız için uçmaya gerek yok hayatta kalmamızı sağlayan aklımız sayesinde sinek ilacı icat ettik sinek ilacıyla öldür

Farkındaysan sorduğun sorular karşılıklı Eşeyli üreme durumunu önce tanrıya sor o niye işi zorlaştırmış 4,5 milyar yıllık canlı yaşamını 1 saate sığdır bunun 55 dakikasını tek hücreli canlılar olarak yaşadık tek hücreli canlılar eşeysiz üreme yoluyla ürüyorlardı bu hücreler koloniler kurarak son beş dakika da vücuda sahip oldular ilk ellibeş dakikada sadece dişiler vardır bunu istiyorsan kendine sor niye göğsünde işe yaramayan memeler var kadınlarda işe yarıyor erkeklerde ne işe yarıyor istiyorsan bunu tanrına da sor neden biliyormusun y yani erkek kromozomu son beş dakikada çıktı son 55 dakikada x kadın kromozomu vardı hücre kolonileri birleşince vücut ortaya çıktıktan sonra erkek denen cinsiyet ortaya çıktı xy hem kadın kromozomu var hem erkek kromozomu var şimdi anladın mı göğsünde niye işe yaramaz meme var anladın mı doğal seleksiyonun bir çok şartları vardır şartlarda bunu gerektirdi .doğada ki bütün canlı türü başaramadı %99'u başaramadı ve yok oldu

karşılık gerektiren bir soru daha Bazı canlılar neden bebeklerini yumurtlamaz da karnında taşır?onu istersen tanrıya sor

Ormanlık alanda yaşayan ceylanın etrafında onca aslan varken olduğu yerde haftalarca kuluçkaya yatıp olduğu yerde yatacak anlamadım bu aslan için zahmetsiz yiyecektir eğer öyle olsaydı ceylan'ın nesli şimdiye kadar tükenmişti hatta yüzbinlerce yıl önce tükenmişti
kuşlar ise işi kolay onlar vahşi hayvanların zor ulaşacağı yüksek tepelerde kuluçkaya yatıyorlar.Evrim kader kurmaz şartlara uyan hayatta kalır uymayan yok olur bir gün bizde yok olacağımız gibi

doğal şartları bügüne kadar değimeyen şimdi ki maymunlar otobur ama 8 milyon yıl önce doğal şartları değişen ve değişen şartlar karşısında yaşam savaşı veren maymun atalarımız 8 milyon yıllık yaşamla birlikte insan olmayı başarmıştır.Şimdi ki maymunlarla bizler arasında çok fark var milyonlarca yıl et yedik hayvansal protein aldık zekamız çabuk gelişti metobolizmamız tamamıyle değişti tabii ki gen yapımız tamamiyle onlardan ayrı olduk 40 yıl değil 8 milyon yıl çok bilmiş ahmak

diyorum ya doğal şartlar onu gerektirdi sen doğada avcısın ama aynı zamanda avsın tehlikeler sağdan da gelir soldan da gelir diyeceksin ki tehlikeler öndende gelir arkadanda önde arkada niye göz yok eğer boyun kıvrılmasaydı o da olurdu ama boyun var boynunu çevirdiğin zaman arkanı göremiyormusun buda 40 yıllık bir zaman değil milyonlarca yıllık bir zaman

kominizm insan doğasına değil doğanın kendisine aykırıdır zaten ömrüde kısa sürdü bu konuda evrimi desteklediğin için teşekkür ediyorum

SuStUrUcU 31-07-2005 16:38

siz orupu çocukları bittniz
 
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_B Y_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENC ER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTU RUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
H ACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY _SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCE R_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTUR UCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HA CKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_ SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER _SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURU CU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HAC KED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_S ILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_ SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUC U
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU
HACKED_BY_SILENCER_SUSTURUCU





BAKIN NU SİZE UYARIDIR EĞER BÖLE İÇERİKLİ YAZILARA DEVAM ETTİĞİNİZ TAKTİRDE OLACAKLARDAN SORUMLU OLYACAZ BUNU HERKEZ BİLSİN

sizde şeref kalmamış lan ittler sizin sonunuz belli allahın askerleri gedi şimdi yazmalara devam ederseniz kötü olur

SILENCER_SUSTURUCU,BY_NARCO,CEHENNEM_EXPRESİ

BU SİTE HACKLENECEKTİR HERKEZE GEÇMİŞ OLSUN


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:23 .