![]() |
1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
Cebrail,mikail,İsrafil,Azrail kelimeleri ile ifade edilen varlıklar veya şeyler ne anlama gelmektedir?Biz diğer kelimeleri şimdilik bir tarafa bırakacağız sadece cebrail kelimesine bir bakış atacağız. -ail=akıl,ayrı parçaları birleştiren,baş ,fuazzl daki parçaların birleştirilmesi -cebir=zor,gizli,bilinmeğen,diklenen,kesen inkıtaya uğratan, demektir. -Cebrail ise zorlanan,zorlayan akıl,bilinmeyen gizli akıl demektir.Parçaları birleştiren akıl.Cebrail ve diğer meleklerin çözüm noktası burasıdır. Her insanda akıl(ail)vardır.Ama her insanda cebrail(zorlanan,zoralayan,parçaları birleştiren,muhakeme eden akıl yoktur.Genellikle ve çoğunlukla insanlardaki akıl, *normal akıldır.Bu akıl sorgulamaz.Neden?Nasıl?Niçin? diye sorular sormaz.Eskiden gelen ne varsa kabul eder.Geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.Başkalarının neden?Nasıl?Niçin? diye sormaları da bu akla sahip olanı rahatsız eder.Çünkü sorular sorulmaya başlanınca mevcut statüko değişecektir.Bu akla sahip olan insan *statükodan yanadır.Statüko şayet bozulacaksa kendi aleyhine bozulsun istemez.Uzun vadeli değil kısa vadeli düşünür.Menfaatlerini kısa dönem için korumayı hedeflemiştir. Oysa sayıları çok az da olsa, bazı insanlar sorgularlar.İlgili oldukları alanda Neden? Nasıl? Niçin? sorularını sorarlar.Mevcut sınırları zorlarlar.Statükoyu zorlarlar.Uzun vadeli menfaatlerini düşünürler.Onun için bu insanlardaki akıla(muhakeme yeteneğine)zorlayan akıl yada zorlanan akıl diyoruz.Yada bu insanlardaki akıla cebrail diyoruz.Eğer bu akla sahip olan insan soruların cevaplarını bulamıyorsa zorlanır.Bu nedenle bu akıl zorlanır ve aynı zamanda zorlar. ZORLAYAN VE ZORLANAN AKILA CEBRAİL DİYORUZ. Cebraile bu anlam yüklenince Kur’an’ın Muhammed ve Cebrail ile ilgili ayetleri daha kolay anlaşılır ve bu ayetlerinde ayakları yere basar.Muhammede vahyin nasıl geldiği de açıklığa kavuşmuş olur.Cebrailin Muhammed ile nasıl konuştuğu da anlaşılmış olur. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz Cebrail uçan ve Muhammede vahiy getiren Muhammedin dışında bir varlık değildir.Muhammedin zorlanan ve zorlayan,muhakeme eden aklıdır.Biz bu görüşle Muhammede ve onun Cebrailine saygı duyuyoruz. Bu yazıyı da bize kendi Cebrailimiz yazdırdı.Bu da böyle biline. * * :lol: :roll: *:idea: *:evil: *:wink: |
Re: 1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
cebo=muho *
ne yani bu mudur :lol: m=2mc2 mi????? |
Re: 1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
Doğrusu "hüdhüd" kuşunun aslında Hititli bir yüzbaşı olduğunu öğrenmiş(!) biri olarak Cebrail'in bu yeni anlamı beni şaşırtmadı. Ama kafamı karıştırmadı desem yalan olur. Bildiğim kadarı ile kuranda cıbril olarak geçen meleğin ismi dilimize Cebrail olarak yerleşmiş. Şimdi kurana göre ve arapça (süryani dilinden olduğu da iddia edilir) Cıbril dilmize Cebrail olarak yerleşmiş. Yani dilsel olarak deformasyona uğramış Cıbril Cebrail olmuş. Duyurucu arkadaşımız bozularak dilimize *yerleşmiş bu kelimeyi arapça tefsire kalkmış. Gel de çık işin içinden *:(
Demek ki 2/97 ve 98 de bahsedilen Cıbril statükoyu kabul etmeyen akla verilen isimmiş. 97. Şunu de: "Kendinden öncekileri doğrulayıcı, inananlara yol gösterici ve müjde olarak ALLAH'ın izniyle bunu kalbine indiren Cibril'e her kim düşman olursa, * 98. "Evet, ALLAH'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikal'e kim düşman olursa bilsin ki ALLAH da kafirlerin düşmanıdır." Öğrenmenin yaşı yok bir kez daha öğrendik. |
Re: 1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
Saygideger duyurucu1;
Akla yon veren akli sorgulayan zekadir.Bu da kullanmak isteyen ve kullaniminin bilincine varmis her fertte vardir. Akil ortaya koyan, dile getirendir.Zeka ise aklin dile getirdiginin verisidir.Maalesef nokta dil sisteminde iliski sadece verileni alir, *verilenin arkasinda ki zekayi degil. O yuzden zekanin iliskide sorgulanmasi genelde goz ardi edilir.Akil bir seye-mesela-guzel der, buradaki zekanin yaptigi o akla neden guzel dedirttigidir. Bana bu yaziyi da zekam yazdirtti. Saygilarimla; evrensel-insan |
Re: 1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
Bana bu yaziyi da zekam yazdirtti. EVRENSEL
YAHU EVRENSEL, ŞU ZEKANA, BİRDE VARA YOĞA YAZMAMAMN GEREKTİĞİNİ ANLATABİLSEK |
Re: 1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
Saygideger ozgur_beyin;
Hangi konularda yazip, hangi konularda yazmamami oneriyorsun, hele bir de bakalim. Saygilarimla; evrensel-insan |
Re: 1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
Hadis-i Şerif'te 'Allah'ı o kadar çok hatırlayın, o kadar çok anın ki neticede size deli desinler buyurulmaktadır. (Tirmizi,Zühd 39;Müsned,3/68-71;6/17)
Zorla oluşturulan akla sokma akılda denilmektedir.Sokma akılla bir yere varılamaz. Düşünce özgür olmalıdır,zorlama düşünce olmaz ,sabit fikir oluşur ki sonu akıl hastalığıdır. |
2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
2-CUMA NAMAZI, OLARAK NİTELENEN VE TOPLU OLARAK KILINAN BİR NAMAZ TÜRÜ VAR MIDIR?
62/9-Ey inananlar!Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında,Allah’ı anmaya/Allah’ın zikrine koşun.Alış-verişi bırakın.Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. 62/10-Namaz kılınınca hemen yer yüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın.Allah’ı çok anın ki,kurtuluşa erebilesiniz. 62/11-Bir ticaret yahut oyun eğlence görürür görmez,dağılıp ona yöneldiler de seni ayaküstü bıraktılar.Onlara de ki,Allah katında bulunan,eğlenceden de,ticaretten de hayırlıdır.Ve Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır. CUMA NEDİR? Cuma günü Muhammed döneminde Araplar için bir toplanma günüdür.Nitekim Yahudiler için Cumartesi Hıristiyanlar içinde Pazar günleri toplantı günüdür.Araplar toplantının kendisine de Cuma diyorlar toplantının gününe de Cuma diyorlardı. “Cumadan geliyorum!”ifadesi “Toplantıdan geliyorum!”anlamındadır. “Cumaya kadar borcumu vereceğim!”ifadesi de “Geleneksel haftalık toplantı günü olan Cuma gününe kadar borcumu vereceğim!”anlamındadır.Yani Cuma gününün veya bir başka günün diğerinden hiçbir farkı ve kutsallığı yoktur.Veya Cuma günü veya bir başka günde yapılan iyi işler diğerlerinde yapılan iyi işlerden daha fazla sevap kazandırmaz.Daha az sevap da kazandırmaz.Yine Cuma kelimesindeki toplantı anlamı Anadolu alevilerinde değişerek “Cem” halini almıştır.Cem’de toplantı demektir.Cumada toplantı demektir.Aralarında hiçbir fark yoktur.Hatta matematikte alt alta yazılanları toplamak için “Şunları cem et!”yada “Cem’an şu kadar yani toplam şu kadar *“ifadeleri kullanılır.Alevilerin toplantı mekanlarına “Cem evleri”sünnilerin toplantı mekanlarına “Cami”adı verilmiştir. Bize göre 62/9 ayetinde belirtilen toplantının illada Cuma günü olacağı şeklinde bir anlam çıkarılamaz.Müslümanların her toplantısı cumadır.Eğer toplantı Perşembe günü düzenlenmişse o gün yapılan işte cumadır(toplantıdır) Diğer konularda olduğu gibi Muhammedden sonra gelenler Yahudilerin dinsel toplantı günlerinin Cumartesi,Hıristiyanların toplantı günlerinin pazar olması karşısında müslümanların toplantı zamanını da Cuma olarak resmileştirmişlerdir.Hıristiyanların ve yahudilerin yaptıkları gibi toplu namazı koymuşlardır.Toplu namazın kurallarını belirleyip resmileştirmişlerdir. MUHAMMED DÖNEMİNDE İNSANLAR TOPLANTIYA NASIL ÇAĞRILACAKLARDI? Çan çalınsa olmazdı.Bu gelenek hıristiyanlara özgüydü.Ezan Muhammed döneminde mi oluşturulmuştur?Bilmiyoruz.Ama ezanda İslamiyet dininin ana sloganları vardır.Eğer bir yerde ezan okunuyor ise insanlara ana sloganlarla İslamiyet dini ilan ediliyor demektir.Ama Arapça ezan insanlara sloganda anlatılmak istenen mesajı ulaştıramaz.Bizim tahminimize göre Muhammed döneminde bu ana sloganlar yüksekçe bir yerden Arapça olarak ve Araplara hitaben, bağırılarak toplantıya çağrı yapılmıştır.Bu çağrılar ihtiyaç oluştukça yapılmıştır.Zamanımızda ise çağrı usulü artık ezan olamaz.Teknik çok geliştiği için ezan vasıtasıyla çağrı yapılması çok ilkel bir usül olur. İNSANLAR CUMAYA NİÇİN *ÇAĞRILIYORLARDI? Muhammed döneminde insanlar toplantıya namaz kılmak üzere çağrılmıyorlardı.Kur’an’ın kurallarını dinlemek, üzere çağrılıyorlardı.Yada o yörede görüşülecek bir konu olduğunda,şura için,danışma için çağrılıyorlardı. Nitekim eski Yunanda ve Anadoluda site-şehir devletlerinin hemen hemen hepsinde bir tiyatro vardı.Yarım ay şeklindeki bu tiyatrolarda site sakinleri toplanıyor ve yönetime karşı görüş bildiriyorlardı.Kendi şehirlerini ilgilendiren meselelerde tartışıyorlardı.Yarım ay şeklindeki bu tiyatrolarda tartışmalar yapılınca bu toplantılara “Forum”deniyordu.Arap çöllerinde Muhammedin yaptığı da site devletlerinde yapılan uygulamayı kendi toplumuna uygulamak olmuştur.Çölde o dönem kalıcı bir tartışma alanı yapma olanağı yoktu.Çünkü Arap toplumu tam yerleşik bir toplum değildi.Göçebeydi.Bu nedenle şura zamanları toplanılacak mekanlarda açık hava olabilirdi.Muhammed insanları belirlenmiş bir mekana çağırmamıştır.Hareket halinde göçebe bir toplumun hareket halinde bir lideri olarak toplantılarını değişik yerlerde yapmıştır.Konuştuğu mekanlar genellikle üstü açık mekanlar olmuştur.Bir ağaç gölgesi,bir su kenarı,bir vaha insanlara Kur’an ayetlerini söylemek için uygun mekanlardı.Bu nedenle Cuma toplantılarını sadece Cuma günü yapılan değil,ihtiyaç oluştukça ve insanların ezanla çağrıldıkları ŞURA TOPLANTILARI/FORUM TOPLANTILARI olarak değerlendirmek gerekir. Muhammed bu toplantılarda ayağa kalkıyor ve insanlara nutuk çekiyordu.Onları eğitmeğe çalışıyordu.Kur’andan ayetler söylüyordu.Nitekim 62/9 ayeti bu tabloyu gözümüzün önünde canlandırmaktadır.Çağrı yapıldığında insanlar alışverişi bırakıyorlar ve Muhammedin bulunduğu yere doğru ayet dinlemeğe koşuyorlardı. 62/10 ayeti Çok *insan tarafından “namaz kılınınca,namaz bitince “olarak Türkçeye çevrilmiştir.Oysa Kur’an’da yazan *62/9 ve 62/10 ayetlerinin her ikisinde de gerek çağrının gerekse bitirilen şeyin SALAT”olduğudur.Nitekim aynı şey Arapça okunan ezanda da vardır.Çağrı SALAT’a yapılmaktadır.Biz salat’ı figürlü olarak yapılan ve toplu olarak yapılan namaz kılma eylemi olarak anlamıyoruz.Çünkü bu şekildeki anlamalar Allahın Muhammede namaz kılması gibi çok vahim yanlışlıklara ve yukarda anlatılan komikliklere yol açar. İNSANLARIN SALATA ÇAĞRILMALARI VE TOPLANIP YAPTIKLARI SALAT İŞİ NEDİR? Bize göre insanlar toplanıp iyiye,güzele,doğruya nasıl ulaşırız,nasıl gideriz tartışmasını ve konuşmasını yapıyorlar.Yaptıkları iş şuradır.Tartışmadır.Kararlar almadır.Kuralları Muhammedden dinlemedir.Birbirlerini desteklemedir.Birbirlerini yüreklendirmedir. Yardımdır.Ama toplu namaz değildir! Uygulamada Cuma namazı imamın hutbede konuşma yapmasından sonra kılınmaktadır.Oysa 62/11 ayetinde insanların Muhammedi ayakta bırakıp terkettikleri anlatılmaktadır.Bazı görüş sahipleri Muhammedin hutbede öylece ayaküstü bırakıldığını belirtiyor.Bu doğru değildir.Cuma namazı toplu olarak farz olsa idi insanlar Muhammedi hutbede bırakıp gitmezlerdi.Önce *iki rekaat Cuma namazını tamamlar,sonra mekanı terkederdi.İki rekaat namazı tamamlaması için muhakkak hutbeyi dinlemesi gerekir.Çünkü iki rekaat namaz hutbeyi müteakiben kılınmaltadır.İnsan hutbe aşamasında mekanı terkederse, farz olan Cuma namazını eda etmemiş olur.Bu nedenlerle biz Muhammedin insanlara namaz kıldırmadığı görüşündeyiz. İnsanlar toplantıya çağrılmışlardır.Toplantıda salat yapılmaktadır.İyi işler yapılmaktadır.Ama toplantıya katılma mecburiyeti yoktur.Toplantıda oturma mecburiyeti yoktur.Toplantıda kalmak farz değildir.Bu nedenle insanlar toplantı dışındaki bir uyarıcının etkisiyle toplantıyı terketmişlerdir.Bu hareket kınanmaktadır. Ama güzeli ve iyi olanının Muhammedi konuşurken ayaküstü bırakmamak olduğu belirtiliyor.Sadece bu kadar. “Muhakkak Cumalarda(toplantılarda)bulunacaksınız! Namaz kılacaksınız!”denmiyor. “Cumalar(toplantılar)farzdır!”denmiyor. Ayrıca cumalarda(toplantılarda) Muhammedin toplu olarak namaz kıldırdığına dair hiçbir ifade yok.Eğer Muhammed toplu namaz kıldırsa idi Kur’an’da “Ey Muhammed !Sen namaz kıldırıyor iken ,seni en önde imamlık yaparken *tek başına bıraktılar!”denirdi.Muhammed de tıpkı kendisinden önce görev yapmış diğer peygamberler gibi hiçbir zaman toplu namaz kıldırmamıştır.Bu nedenle İslamiyette Cuma namazı adı altında toplu olarak kılınan bir namaz türü yoktur.Üstelik bu namazın öğle vakti yapılacağına dair de hiçbir ayet yoktur.Cuma diye toplu namazın olacağı ve bu namazın öğle vakti kılınacağına dair kural Muhammedden sonra insanlar tarafından konmuş olan İslamdan uzaklaşma gelenekleridir. :oops: |
Re: 2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
Ben bunları bildiğimden hiç gitmedim cuma namazlarına.
Hatta muhtelif yerlerde ve muhtelif zamanlarda birçok kişinin ,bari cuma namazına gelseniz davetine de uymadım. Demek ki cuma namazı kılmadan oluyor. Sağol Duyurucu bizleri aydınlatıyorsun. Birde oruçu ,ramazanı anlatan bir yazı yazda o iştende kurtulalım. saygılar |
Bir site arıyorum!
Bir site arıyorum!
Konusu:Kadın erkek ilişkileri. Günümüzde kadın ve erkek arasında *ilişkiler kopmakta ve buma bağlı olarak *boşanmalar olmakta.Bunun sonucu olarak erkekler mağdur olmakta.kadınlar mağdur olmak,çocuklar mağdur olmakta. Feministler kadınların ezildiğini,sömürüldüğünü ileri sürerek kadınları erkeklere kışkırtmakta ve giderek erkek ve kadın temellerinden oluşan aileyi yıkmakta.Özgür kadın yaratacağım diye erkeklere karşı kadın cephesi oluşturulmakta.Neticede mutsuz kadınlar ve mutsuz erkekler oluşturulmakta. Bu konular etrafında *yazabileceğim site arıyorum.Varsa bana bildirirseniz sevinirim. Selam ve sevgiyle kalın *8) |
Re: Bir site arıyorum!
Yalnış sitedesin seni onaylayacak yığınla site var (dinci siteler başta olmak üzere) ama bu sitede kadınların erkeklere karşı cephe oluşturduğunu düşünen olacağını sanmıyorum.
|
Re: Bir site arıyorum!
Ben bir, iki site önereyim
www.baltacımehmetpasa.com *üye olmak için balta olma şartı aranmaktadır, forumları izleyebilmek içinde asgari kazma olmak gerekiyor. www.bizkacmagandayız.com bu sitede de üyelik şartı var; kelime-i şehadet getirmek yeterli Selamlar. |
Re: 2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
Kılık kıyafetle de ilgili bir iki yazı yazsa da türban derdinden de kurtulsa şu millet.
|
Re: Bir site arıyorum!
sevgili duyurucu, sitemizin formatıyla hiç bir alakası olmayan bir başlık açmışsın.
ortada tartışılacak bir şey yok. çünkü kendince ironi yapmak istemişsin. bu yüzden başlığını kilitliyorum. formatımıza uygun, fikri derinliği olan başlık açman dileğiyle |
Re: 2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
Cuma *günü toplantısı *İslam *öncesi *putperest dönemden gelir. *Ka'b *ibn *Lu'ey *tarafından *haftalık *ibadet *ve toplanma günü *olarak belirlenmiş ve *buna *Yevmu'l *Arûba *(Araplık *günü *ya *da *Açıklama *günü) *denilmiştir.
Mekke site devleti şehir yönetimi ile ilgili sorunları bu toplantıda görüşür ve konuları karara bağlardı. Muhammed döneminde de bu adet sürdürülmüştür. * Cuma günü bu toplantı öncesi 2 rekat namaz kılınırmış. Emevilerin döneminde Cuma toplantılarında Ali hakkında ileri geri konuşulur, hakaret edilir, lanet okunurmuş. Bu sebeple Ali taraftarları namazı kıldıktan sonra toplantıyı terketmeye başlamış. Bunun üzerine toplantıda çoğunluğu tutabilmek maksadıyla bu 2 rekat namaza 4 rekat da sünnet ilave edilmiş ve toplantı sünnet ile farz arasına alınarak herkesin zoraki katılması sağlanmak istenmiş. Rivayete göre Ali taraftarları bu defa Cumayı tamamen terketmiş.. Zamanla Cuma'ya öğle namazı da eklenerek rekat sayısı 16'ya kadar yükselmiş. Halen birçok ülkede farklı uygulamalar mevcut. Alıntı:
|
Re: 2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
siz herşeyi yalanlıyorsunuz ve insanların bunlara inanmasını bekliyorsunuz.peki sizin cumadan namazdan haberiniz yokta bu bilgileri neye dayanarak veriyosunuz.öyle bi anlatmışsınızki sanki o dönemi birebir yaşamışsınız.biz size niye inanalım.zaten siz namaz kılsanız ne olur kılmasanız ne olur.allahın sizin namazınızamı ihtiyacı var.siz daha namazın ne olduğunun farkında bile değilken bu fetva neiçin,nerden,hangi hakla
|
Re: 2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
Alıntı:
İtirazın cuma namazına ise, senin iddian neye dayanıyor? Bugün böyle uygulanıyor olması geçmişte de hep böyleydi anlamına mı geliyor sana göre? Eğer dayanağın hadisler ise, tersini söyleyenler hadisler de var. En başta da 5 vakit diye bildiğin namaz, Kur'an'da 3 vakit olarak geçiyor. Şimdi sen Allah'ın sözüne mi, kul sözüne mi inanıyorsun? |
Re: 2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
sevgili sendegel , verdiğin üç tane cevaptan anlaşıldığına göre islamiyeti hiç bilmiyorsun.
sen sadece sana belletilenleri islam sanıyorsun. sen sadece kuyunun başında azıcık oturmuş ve sana bir körün kuyu hakkında söylediklerini duymuş ve tekrar ediyorsun. bir kuyunun içine bakmayı bile akıl edememiş ve körün anlattıklarına inanmışsın. bak sevgili pante ne demiş kuranda namaz üç vakit. sen bunada inanmayacağından eminim o yüzden sana ayetleri yazıyorum . bazılarını bilmemekle suçlamak kolaydır. sende bu kolaycılığa kaçıyorsun. Artık tenzih edin Allah'ı akşama girince ve sabaha erince.Ve onadır hamd göklerde ve yeryüzünde; ve tenzih edin onu gündüzün sonlarında ve öğle vaktinde. rum 17-18 Koruyun namazları, hele orta namazına çok dikkat edin ve Allah'a itaat ederek namaz kılın. * bakara 38 Ve gündüzün başlangıcıyla son kısmında ve gecenin ilk çağlarında namaz kıl; şüphe yok ki güzel işler, kötülükleri giderir. İşte bu, iyi düşünenlere bir öğüttür. * hüd114 Ve namaz kıl güneşin zeval vaktinde, geceleyin karanlık basınca ve fecir çağında; şüphe yok ki sabah namazı, meleklerin tanık olduğu bir namazdır *isra 78 işte bu ayetler dolayısıyla şiiler sizin gibi beş vakit kılmaz üç vakit kılyorlar |
3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
3-NOEL BABA SİZİ AKIL HASTANESİNE ÇAĞIRIYOR!
Hıristiyan dini(dünya görüşü)ne göre İsa peygamber 25 Aralık tarihinde *doğmuş. Bu nedenle Hıristiyanlar bu günleri bayram olarak kutluyorlar.Kiliselerde dua ediyorlar.Bu günleri kutsal olarak varsaydıkları için dualarının Tanrı tarafından garantili olarak kabul edileceklerini zannediyorlar.Aynı şeyi Sünniler de yapıyorlar.Onlar da Ramazan bayramı ve Kurban bayramı diye bazı günleri kutsal ilan ediyor ve bu günlere dualarının Tanrı tarafından garantili olarak kabul edileceğini zannediyorlar. Oysa İsa peygamberin ne zaman doğduğu belli değildir.Muhammedin de ne zaman doğduğu belli değildir.Ama insanlar bir gün ilan ederek "Aha İsa peygamber bu gün doğdu!"diyorlar.Sünniler durur mu onlarda"İsa o gün doğar da Muhammed doğmaz mı?felsefesiyle "Muhammed de aha bu gün doğdu!"diyerek o gün dualar okuyorlar.Hem hıristiyanlar hem müslümanlar,Arapça ve latince okunan dua ve okunan İncil ve Kur'an nedeniyle Tanrının kendilerine torpil geçeceğini zannediyorlar. Hem hıristiyanlar hem de müslümanlar esasında oyun oynuyorlar.Küçük çocuklar nasıl evcilik oynarlarsa bunlar da öyle bir oyun içindeler.Camileri ve Kiliseleri tarafsız bir gözle izleyin, insanların nasıl bir çocuk oyunu içinde olduğunu görürsünüz. Tapınan insanları gözleyin!İnsanların nasıl bir oyun içinde olduğunu görürsünüz.Eğer kulaklarınızda ağırlık yoksa,gözlerinizde kapalı,kalbiniz de mühürlü değilse uçtuğunu zanneden esasında yer küre üstünde duran esrar çekmiş ve uyuşturulmuş insanları görürüsünüz.Cami ve kiliselerdeki milyonlarca insan uyuşturulmuştur.Gözlerinde perde vardır.Zaman zaman bu insanların içinden duyurucular ve peygamberler çıkmaktadır.Uyanan insanlar çıkmaktadır.Ama en kısa zamanda bu uyuşturulmuş insanlar duyurucuları ve peygamberleri öldürüyorlar. İnsanların doğum tarihlerinin belli olması çok yakın zamanlara rastlar.Daha önce insanlar ne zaman doğduklarını bilemezlerdi.Doğum tarihlerini belli bazı doğal olaylara kıyasla ifade ederlerdi.Örneğin,ben büyük karda doğmuşum.Kardeşim galata yangınından bir sene önce.Büyük Erzincan depreminde de bir başka kardeşim doğmuş.Yada Büyük Roma Yangınında Benim 10 kuşak önceki atam doğmuş.Avrupadaki salgın hastalık yıllarında ise ebemin ebesi dünyaya gelmiş. Toplumların takvime ilişkin bilgileri çok yeni iken Muhammedin yada İsanın doğum gününü bilmek ve ilan etmek doğruyu-gerçeği örtmektir! Bu ilanlar neden yapılıyor?İnsanları peygamberlere tapındırmak için.Peygamberlerin ruhlarına tapındırıp bu ruhlardan yardım ummalarını sağlamak için. Ölmüş insanların ruhları var mı?Varsa bu ruhlar yaşayanlara yardım,şefaat eder mi? Bu ve daha çok sayıda soruya,aklını çalıştıran,Neden? Nasıl? sorularıyla doğayı ve doğa olaylarını sorgulayan insan cevap vermektedir.Bilgilerini de uyuyan insanlara duyurmaya çalışmaktadır.Ama milyonlarca hıristiyan ve müslüman da hala çağ öncesi dinlerin(dünya görüşlerinin) etkisi altında oyunlar oynuyorlar. Ellerine zil takmış çiftetelli oynuyorlar.Yerlere cizgiler çizmiş üzerinde hoplayıp duruyorlar.Mutlu bir şekilde,derin derin uyuyorlar.Ellerinde *uyuşturucu karıştırılmış biberonları uyuyorlar.Camilerde ,Kiliselerde Arapça veya latince dualarda bulunuyorlar.Tanrının kendilerini bu özel günler nedeniyle,İsanın yada Muhammedin hatırına affedeceğini zannediyorlar.Aldanıyorlar.Benden duyurması,dürtmesi. Ne yapalım?Uyusunlar mı? Binlerce yıldan beri uyudukları yetmedi mi?Acık dürtelim mi?Belki içlerinden birkaçı uyanır? Bir kaçı silkindi daldığı derin uykudan uyandı. Geri kalanını ne yapalım? Bence akıl hastanesine tıkalım.Çünkü bu insanların yeri orasıdır.Orada mutlu bir şekilde yarattıkları sanal dünyada uyumaya devam ederek mutlu olsunlar.Mutlu yaşasınlar.Mutlu ölsünler. Hadi Hıristiyanlar!Müslümanlar Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor!Dışarıda kalmayın!Sonra üşütürsünüz!Yada bir duyurucu sizi uyandırır.Mutlu sırça dünyanız tuzla buz olur. :roll: *:lol: |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
sevgili duyurucu , bu tür *DUYURULARI *bu sitede değil islami sitelerde yapmalısın.
umarım seni duyuruculuk keserde ,birde mehdiliğini ilan etmezsin :lol: zaten başımızda *felsefeğe kafayı takmış bir mehdimiz var :lol: |
4-Kaz uçar da laz neden uçmaz?
:roll: *
4-KAZ UÇAR DA LAZ NEDEN UÇMAZ? * Kaz uçar.Çünkü kendisine uçmasını sağlayacak düzenekler vahyedilmiştir.Laz uçmaz çünkü kendisine vahyedilen kurallarda uçmasını sağlayacak oluşumlar yoktur. Laz denizin dibinde yüzebilir mi?Yüzemez çünkü laz karada yaşamak üzere dizayn edilmiştir.Kendisine vahyedilen kurallar karada yaşaması içindir.Laz denize girerse sünnetullah gereği boğularak ölür. Ama laz denizin dibinde denizaltı yapmış yüzüyor?Uçak yapmış uçuyor?Buna ne demeli? Vahye aykırı mı davranıyor? Evet vahye aykırı davranıyor.Normalde laz hiç çalışmasa idi tembel tembel sabahtan akşama tesbih çekip hu! çekerek vakit geçire idi uçmaması gerekirdi.Ama laz kendisine Allahın verdiği aklı kullanmasını öğrenmiş ve beşerlikten insan olma aşamasına geçmiş.Allahın kurallarını tek tek keşfetmiş.Aerodinamik kurallarını öğrenmiş.Ataları olan Arşimede vahiy gelince bu vahiy sonucu yüzme yasalarını kuşaktan kuşağa aktarmış.Allahın sünnetullahı olan değişmeyen kuralları kullanarak yeryüzünü cennete çevirmeğe başlamış. Laz Allahın kurallarını kendi yaşamını kolaylaştırmada kullanarak Allaha karşı mı geldi? Hayır!Laz Allahın insanı yeryüzünde oluşturmasının amacına uygun davranmıştır.Allahın da amacı yeryüzünü insanlar eliyle cennete çevirmektir.Laz uçarak ve yüzerek bu amaca uygun davranmıştır.Ayağını suya sokmayan veya kanat takıp uçmayan veya uçmayı hayal dahi etmeyen,sabah akşam hu! çeken, kaderciliğe boyun eğenler ise Allahın yeryüzünde insanı oluşturma amacına ters davranmaktadırlar. Bu nedenle işin doğrusu kaz uçarsa lazın hayda hayda uçabileceğidir |
Sonra söylemedi deme
Sevgili Özgür_beyin,
Doğru dürüst ,özgürce tartışmaların olduğu bir site bulsam dediğin doğru,Hedef kitlem uyuyanlar ama neylersin ki yok.Üstelik bu tür sitelerde site sakinleri yeni geleni hemen damgalıyorlar."Sen dinsizsin!""Sen komünistsin!""Sen kafirsin!"vs. Eee.Ne yapayım şimdi ben?Ne Aliye yaranıyorum ne Veliye? Hadis dini sitelerinde bir süre dolaştım.Kimseyi dininden caydıramadım.Bu defa tepki dini sitesi olarak Turan Dursun sitesini seçtim.Belki bu sitedan kendime birkaç tane şöyle sağlam mürit bulurum da ben de kendime iyi bir tarikat kurarım.Olsun canım az olsunda benim tarikatım olsun.Hem belli olmaz bakarsın yeni bir din de kurarım.Valla laf aramızda geldin benim tarikatıma girdin girdin,girmedin ilk havari olma şansını kaybedersin.Sonra söylemedi deme. Selam ve sevgiyle kal. :twisted: *:evil: |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
Alıntı:
|
5-Bir dosta mektup
5-ZOR DOSTUM ZOR
(bir dosta mektup) Binlerce yıllık bir geleneksel düşünce.Binlerce yıldan beri insanlar bu düşünceye alet edilerek yönetilmiş.Binlerce yıldan beri bu düşüncenin haklılığı ve doğruluğu kuşaktan kuşağa aktarılmış.Ve Sevgili Dostum da bu düşünce içinde doğmuş,büyümüş ergenleşmiş ve yıllarca yaşamış.Belirlenmiş değer yargıları var.Kemikleşmiş ve değiştirilmek istenirse kırılabilen kesin doğruları var. Dostum gibi düşünenlerin düşünce sistemi çok parçalı.Bu parçalar birbirine payanda oluyor.Birbirine yaslanarak sistem ayakta duruyor.Bu parçalardan her hangi birinin yanlışlığı ortaya çıkıp da parça yerinden oynatılınca sistem gürültüyle çöküyor.Çünkü sistem mutlak doğru ve inanç üzerine kurulu.Parçalardan birine karşı insanların içinde kuşku varsa savunmaları hazır;”İnanacaksın!Sorgulamayacaksın!” Oysa sorgulamadan,yaşamla test etmeden inanmak mümkün mü? Oysa ben kimseye “inanacaksın!”demiyorum.”Hayır!İnanma!hatta düşünce sistemini önyargısız ölç biç!.Olaylara ve şeylere önyargısız yaklaş. Sorgula!Neden?Niçin?diye sor.Muhakeme yap.Doğrulara kendin ulaş.” Ben insanlara zoru öneriyorum.Oysa Sevgili Dostumun düşüncesinde olanlar insanlara kolayı öneriyor.Yaşarken cenneti öneriyor. Oh ne ala.Bazı değer yargılarını dokunulmaz olarak varsay.Bazı değer yargılarını annenin,babanın söyledikleri gibi aynen, tartışma yapmadan akıl süzgecinden geçirmeden doğru olarak varsay.Sen de çocuklarına aynen aktar.Onları “aman ha!Şunlara dokunmayın!Yoksa çarpılırsınız!”diye korkut.Senin gibi düşünen toplumun içinde huzurlu ve mutlu ol. Bu insan olmanın gerekleri değildir.Bu sanki ademin cennetteki durumuna benziyor.Adem de cennette Sevgili Dostum gibiydi.Beslenme problemi yok.Barınma problemi yok.Cinsellik problemi yok.Havva yanındaydı.Ekmek elden su gölden yiyip içip ot gibi yaşıyordu. Kendisine bu cennet yaşamın sürmesi için “şu yasak ağaca dokunma” dediler.Neydi o yasak ağaç?.Bu günkü topluma uyarlarsak “değer yargıları.”Bu günde *denilen aynıdır.”Şu yasak ağaca dokunma!Bu ağacın dokunulmazlığı var!Bu değer yargılarının dokunulmazlığı var!” Adem merak etti sorguladı.”Acaba dokunsam ne olur ?”dedi ve dokundu.Ben de merak ettim ve sorguladım.Binlerce yıllık geleneksel düşüncenin dokunulmazlarına dokundum. Adem cennetten kovuldu.İnsan gibi zorluklarla yaşamaya başladı.Eski rüyalarından uyandı.Sanal yaşamına veda etti.Gözlerindeki perdeler kalktı.Kulaklarındaki ağırlıklar yok oldu.Ben de sanal cennetten kovuldum.Gözlerimdeki perdeler kalktı.Artık her şeyi daha iyi görüyorum.Ama artık sanal cennette değilim.Yaşamın içindeyim.Yaşamı elimle avucumla tutuyorum.Her şeyi sorguluyorum.En dokunulmazlara dahi dokunuyorum. İbrahim de aynı şeyi yapmıştı.Muhammed de Musa da.İbrahim tapınma evindeki putları kırdıktan sonra baltayı en baba putun eline verince toplumuna gevrek gevrek gülerek “Putlarınızı ben kırmadım.Aha şu baba put kırdı.İsterseniz ona sorun “derken ne eylenmişti ama?. Şimdi ben de Sevgili Dostum gibi düşünenlerin algıladıkları düşünce sistemlerine dokunuyorum.Esasında ben dokunmuyorum.Bu sistemin Tanrısı bana bu işi yaptırıyor.Yada bu sistemin şeytanı yada meleği. Suçlu onlar.Ben masumum. Zor dostum zor.Sanal cennetten çıkmak çok zor.Çarpılacağım korkusuyla dokunulmazlara dokunmak zor.Akıl ister.Merak ister.Özgür düşünmek ister.Aklın özgür olmasını gerektirir.Dolaysıyla Tanrının desteği ve yardımı gerekir.Sen aklını özgürleştirmezsen.önyargısız düşünmeyi alışanlık ve düşünme biçimi haline getirmezsen dokunulmazlara dokunamazsın.Tanrı da sana yardım etmez. Önce Kur’an dokunulmazına dokun.Gerisi gelir.Gözlerini açta elindeki metni incele.Kim yazmış?Nerede basılmış?Kağıtları Nereden hangi ormandan gelmiş?Nasıl işlenmiş ve nasıl dokunulmaz hale getirilmiş.Kendini İbrahimin yerine koy.İbrahim tapınma evinde nasıl davrandı?İbrahim toplumu içinde yaşarken nasıl düşündü?Sen de onun gibi düşün!İbrahim dokunmaktan korkan bir insan değildi.Tam tersi meraklıydı.Her şeye dokunurdu.Toplumunun dokunmazlarına *dahi dokundu. Tanrı umarım sana da İbrahimin dokunma merakını verir.Aksi halde cennetindeki rahat uykundan seni ben dahi uyandıramam. Selam ve sevgiyle kal :lol: *:lol: *:lol: |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
ama bu girişim çok tehlikeli değil mi üye olucaksın sonuçta üyelik onaylanması için e-mail adresini vericeksin siteye verdiğin e-mail adresinden IP No. ile deşifre edilip bulunması kaçınılmaz (atheist87)
Sevgili atheist87, Türktelekom haricinde hiç kimse bir başkasının IP adresinden, adres tespiti yapamaz, ki böyle bir yöntem mevcut değil. Adres tespiti için mahkeme kararı olmadan, hiç kimse sizin adresinizi tespit edemez. Bilginize arz ederim. Saygılar |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
Türktelekomun sahibi kim? 8O
|
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
Isa'nin dogum tarihinin 25 Aralik olarak secilmesinin daha uzun bir tarihi var. *Anadolu tapimlarindaki Kibele'nin kocasi Attis ile Iran tapimi Mithra'nin dogum tarihleri de 25 Aralik'ti.
Hiristiyanligin Kokeni sevgili duyurucu, Turan Dursun sitesini "tepki dini sitesi" olarak tanimliyorsunuz ama, yukarda yaptiginiz aciklamalardan cikardigim ne yazik ki sizin yazinizin "tepki dini" ozelligi tasidigi oldu. |
Re: 1-Bu yazıyı cebrail yazdırdı!
Cebrail, Gabriel, Gibril yada Eski Ahit'teki haliyle Gavriʼel. Bu bir mesajci melek olarak kabul ediliyor. Eski Ahit'te ilk olarak Daniel kitabinda adi geciyor. O zamana kadar Tanri peygamberler yada diger insanlarla direk olarak konusur, ilk olarak Daniel kitabinda bir araci devreye girmeye baslar. Ilginc olan sey Cebrail'in sanat ve edebiyat dunyasinda cokca disi olarak tanimlanmasidir.
http://www.angelfocus.com/archangels.htm#Gabriel Daniel kitabindaki oyku ilginctir: Ben Daniel, gördüğüm görümün ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, insana benzer biri karşımda durdu. Bir insan sesinin Ulay Kanalı`ndan, “Ey Cebrail, görümün ne anlama geldiğini şuna açıkla” diye seslendiğini duydum. Cebrail durduğum yere yaklaşınca korkudan yere yığıldım. Bana, “Ey insanoğlu!” dedi, “Bu görümün sonla ilgili olduğunu anla.” O benimle konuşurken, yüzükoyun yere uzanmış, derin bir uykuya dalmışım. Dokunup beni ayağa kaldırdı. Bana, “Daha sonra Tanrı`nın öfkesi sona erdiğinde neler olacağını sana söyleyeceğim” dedi, “Çünkü görüm sonun belirlenen zamanıyla ilgilidir. Burdaki anlatim Muhammed'in Cebrail ile karsilasmasinda buyuk bir korkuya kapilmasi ve sonra melek tarafindan uc defa sikilarak kendine getirilmesine benzer. Aslinda hadislerde gecen bircok oyku tevrat, talmud, inciller ve benzer kaynaklarin versiyon degisiklerine ugramis halleri gibi duruyor. Cebrail'in insanin hayal dunyasi yada akli ile ilgili birsey oldugu yorumu oldukca liberal bir yorum. Bana iyi bir degerlendirme gibi geliyor. Ancak bunun otesinde anlamlar yuklemek, yani olumlu/olumsuz akli yetenekler iddiasinda bulunmak pek nesnel gorunmuyor. Herkesin Cebrail'i kendine demek daha iyi gibi. |
Re: 2-Cuma namazı nedir?Ne değildir?
Cuma ile ilgili daha once boyle bir yorum okumamistim. Cuma'nin toplanti anlamina geldigini kabul edelim, tamam, burda bir sorun gorunmuyor, ama bu toplantilarda ibadet yapilmadigi sadece bir tur forum yapilmis oldugu dusuncesi bana yeterince destekli gelmedi. Cunku bircok dinde oldugu gibi Islamiyette de ibadet ile tartisma, karar mekanizmasi icice gecmis durumda. Bu toplantilarin ibadetin ardindan yapiliyor olmasi ihtimali yok mu? Bana oyle olmasi daha makul geliyor. Insanlar ibadetten sonra orda kalmayip, hemen dagilip gidiyor ve ticaret, eglence, oyuna falan daliyorlardi belki de. Bundan dolayi da vaazlar namazdan onceye alinmis olabilir.
Benim Cezayirli bir arkadasim var. Namaz icin "salat" diyor. Arapcada salat, namaz anlamina geliyor. Simdi hadisleri reddedenler yeni bir iddia ortaya attilar. Buna gore Kuran'da salat sozcugu namaz anlamina gelmez, Tanriya, imana, dine bagliligini ayakta tutmak, diri tutmak gibi bir anlam tasir diyorlar. Ayni zamanda ruku ve secde sozcuklerine de farkli anlamlar yukluyorlar. Yuklemeler genellikle soyutlamalar biciminde oluyor. Bence bu sekilde somutluktan soyut kavramlara yonelmenin iyi yanlari da var kotu yanlari da. Iyi yanlari sudur ki: Bircok cagdisi, saldirgan ve bugunku evrensel ahlak degerlerine aykiri olan yanlar bu soyutlama (aslinda buna olumsuz bir yorumla muglaklastirma da denebilir) ile torpulenebilir. Kotu olan kismi ise sudur: Bu soyutlamalar sayesinde binlerce yeni yorum yapma hakkini yaratirsiniz. Herkesin yeni bastan yorumlar yapma sansi olur. Kuran zaten netliklerden oldukca uzak, muglak bir kitap. Yeni yeni yorumlarla bu isin nereye gidecegi belli olmaz. Bu durumda yeni yorumlari gelistirenlerin bakis acisi onem tasimaya baslar. |
Muhammedin dini-hadis dini-tepki dini
Sevgili Sargon,
Bu gün Müslüman dinine sahip olduklarını iddia eden bir grup insan var.Bunların temel dayanakları Kur’an ve hadisler.Hadisler o kadar çok sayıda ve kaynakları belirsiz ki bunları Muhammedin dininin * temel dayanağı olarak kabul etmek mümkün değil.Bu nedenle ben bu insanların dinine hadislere dayandıkları için “Hadis dini” diyorum Turan Dursun ise hadis dinini eleştirmekte.Bu dinin akla mantığa aykırı olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır.Bunun içinde hadis dini mensuplarının usullerini uygulamakta.O da çok sayıda hadis ile kendi antitezini-tepkisini ispatlamaya çalışmakta.Turan Dursun’un ileri sürdüğü özgün bir düşüncesi yok.Yeni bir dini yok.Turan Dursun’un dini hadis dinine endeksli.hadis dininin bir an için ortadan kalktığını varsayalım.Ona tepki olarak var olan Turan Dursun dinide ortadan kalkar.Bu nedenle Turan Dursun’un dinine de *ben “Tepki dini” diyorum Ben ise “Hadis dininin ne yanında ne de karşısındayım.Muhammedin dinini anlamaya çalışıyorum.Zaman zaman Muhammedin dini ile hadis dinini karşılaştırıyor ve hadis dininin Muhammedin dini ile çelişen yerlerini açıklamaya çalışıyorum.Ve hemen belirteyim ki Muhammedin dini ile hadis dininin benzeşen hiç bir yanı yok.Muhammedin dini başka bir din hadis dini ise başka bir din. Turan Dursun ve onun dinindekiler ise, hadis dinine saldırıp onu yerden yere vururken esasında Muhammedin dinine saldırdıklarını zannediyorlar,Hadis dinindekiler ne diyor:”Biz Muhammedin dinindeniz”Turan Dursun Dinindekiler ne diyor:”hadis dinindekiler Muhammedin dininde” bu konuda hadis dini mensupları ile tepki dini mensupları aynı noktada buluşuyorlar.Ben ve benim gibi düşünenler ne diyor:Muhammedin dini ölümünü müteakip çok kısa zamanda hadis dinine dönüştürülmüştür. Bu nedenle, arpalarla,buğdayları ve nohutları karıştırmayalım. Selam ve sevgiyle kal :roll: *:roll: *:roll: |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
sayin doyurucu1,elestirmekle *aciklamak arasinda büyük fark var,turan dursun elestirmiyor *acikliyor,insanliga hicbir faydasi olmayan * hatta hatta kainatin yaraticisinin yolladigi iddia edilen ayet denen yazilarin neden yazildigini cok mükemmel birsekilde acikliyor,zaten aciklamiyor sadece elestiriyor olsaydi *din kardeslerin onu katletmezdi,ben kuran okudugumda *hüsrana ugradim *uzun zaman o yazilarin sirrini düsünürken tesadüfen turan dursun sitesiyle tanisdim,artik düsünmüyorum , *biliyorum..saygilar ve selamlar
|
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
sevgili Duyurucu,
oncelikle birkac yanlisinizi duzeltmek istiyorum. Turan Dursun, elestirilerini hadislere dayanarak yapmamistir. Oyle olmus olsaydi, soylediklerinizde hakli olurdunuz. Butun kitaplarinda ayetleri de hadisleri de kullanarak elestirmistir. Ana sayfadaki "Ay Ikiye Bolunup Yere Dusmus", "Kuran'in Tanrisinin Beddualari", "Gorus Degistiren Tanri" gibi birkac ornek sectim. Baska yazilarina da bakabilirsiniz. Hicbir yerde soylediginiz gibi bir olay yoktur. Hadisleri kullandigi yerlerde de amacinin ne oldugu aciktir. Hadisler Islam dunyasinda kabul goren aciklamalar oldugu icin bunlari kullanir. Ayrica "sahih" kabul edilen hadisleri gosterir. Turan Dursun'un amaci sizinle yada hadisleri reddeden birkac kucuk grupla tartismak degildir, butun bir Islam anlayisi ile tartismaktir. Siz de kendi payiniza ayetler ile ilgili kisimlari aliverin. Ancak Turan Dursun'u sadece hadisler uzerinden "hadis dini"ni elestiriyor seklinde tanimlamak ona yapilmis bir haksizlik oldugu gibi, ayni zamanda gercek disi bir iddiadir. Turan Dursun, sadece Kuran'i degil, Islamiyeti elestirmektedir. Islamiyet elestirisi ise sadece Kuran ayetleri ile olmaz. Butun din sistemini elestirmek gerekirdi, ki o da bunu yapmistir. Butun bir dinsel anlayisin temelinde Kuran var diyebilirsiniz, dogru da olur. Siz Kuran'i korumaya calisip, digerlerini, hadisleri, fikihi, tefsirleri, siyerleri vb. elestirerek aslinda ozde hicbir degisiklik yapmamis oluyorsunuz. Butun carpiklik Kuran'dan gelmektedir. Digerleri sadece onu tamamliyorlar, anlasilir kiliyorlar. Bu tarz bir elestiri mantigi ile zorunlu olarak bu carpikligi benimsemis oluyorsunuz. Diyorsunuz ki, hadisler, tefsirler, fikih kurallari baskalarinin uydurdugu bir din olusturmustur. Kabul edelim ki, ortadaki cagdisi cekirdegin etrafina sonraki birkac yuzyil icinde bir kabuk orulmustur. Siz etrafindaki kabugu atip, sadece goruntusu 20. yuzyila daha uyacak bir ortu gecirmeye calisiyorsunuz. Halbuki icerdeki cekirdek 7. yuzyildan kalma cagdisi birsey olarak duruyor ve insan onurunu zedelemeyi surduruyor. Turan Dursun bunu yapmamisti iste. Kabukla, kilifla ugrasmayip, tumunu karsisina almisti. Eger sizin yaptiginiz gibi sadece kabukla ugrasmis olsaydi, elestirinizde hakli olurdunuz. Haksizlik yapiyorsunuz. Bu elestirinin asil muhatabi hadislerle ugrasip, asil problemli alani korumaya calisanlar olmalidir. Hadislerle ugrasanlar gercekte carpikligi farkeden kisilerdir, ama isin kolayina kacmaktadirlar. Cocuklarin hemen sucu baskasina atmasi gibi, suc hadislerdeydi, Kuran temizdi diyorsunuz. Turan Dursun'un yeni bir dini elbette yok. Islami elestirirken bir dine siginma ihtiyaci duymamis. Bu son derece dogru ve bir o kadar da onurlu bir tutumdur. Aslina bakarsaniz, bugun Islam'i elestirenlerin nerdeyse yuzde 90'i bir baska dine siginarak bunu yapar. Bu bir baska din de olabilir, bir baska ideoloji de. Bu bence bir siginmadir, kolayciliktir, acizliktir, cesaret edememedir. Cesaretsizlik ve acizlik dusuncelerini soylemekte degil, asil olarak dusuncelerini olusturmakta olur. Turan Dursun, bence asil olarak bu acidan cesur biridir. Dediginiz gibi Turan Dursun islamiyetin yerine birsey koymamistir. Ne Turanizm ne de Dursunizm diye birsey yaratmistir. Biz de onun adini yasatmaya calisiyoruz. Hepsi bu kadar. Ortada ne "tepki dini" vardir, ne de baska birsey. Asil "tepki dini" sizin yeni dininizdir. Islamiyetteki carpikliklari goruyorsunuz, tepki olarak da Kuran disindaki kaynaklari reddedip yeni bir din olusturmaya calisiyorsunuz. Ben bu Hanif dininin basari sansi olacagini sanmiyorum. Kucumsedigimiz hadisler, siyerler, fikih kitaplari vb. devasa bir kultur yaratmistir. Siz istemeseniz de aslinda bu kulturun direk olarak etkisi altindasiniz. Ayrica ortada sadece bir "tepki" ve "koruma" icgudusu var. Ama her dinin, her ideolijinin en onemli ozelligi "hedef"tir. Bence Haniflerin hedefi yok. "Koruma" ve "Tepki"den hedef olmaz. Kuran'i yeniden yeniden yorumlarken hangi hedefi gozeteceksiniz? Bu belli degil. Son olarak, aslinda Islamiyet, ozellikle de Turkiye'deki Islamiyet ne "Kuran dini" ne de "hadis dini"dir. Bircok ozelligi "kulturel din" olarak tanimlanabilir. Siz Kuran'a baglanarak bu kulturel yapiyla da aykiri bir durum olusturma tehlikesiyle karsi karsiyasiniz. Turklerin cogu dinini Kuran'a gore falan yasamaz, kulturel ozelliklerine gore yasar. Dinsel hukumleri yuzyillar icinde kulturel ozellikleriyle karistirmislardir. Kuran'i disinda herseyi reddeden bir anlayis, ilerici gorunumu olsa da, bence son derece tehlikeli bir is yapmaktadir. Birakalim Kuran'i kutuphaneler dolusu kanun kitaplari, felsefe, ahlak kitaplari, edebiyat, sanat vb. bile 20. yuzyilin yasam ihtiyaclarini karsilamaya yetmiyor. Siz herseyi anlasilmaz bir elkitabi ile cozmeye calisarak hem mantik disi hem de fazlaca keyfi bir anlayis yaratmis oluyorsunuz. Yine de yolunuzda size basarilar dilerim. Farkliliklar olacak ki, gelisme olsun. |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
Sayın Duyurucu,
2005 yılında Noel babayı ateizm2org da asmışsınız. Bu yazılar sizemi ait yoksa alıntımıdır? http://arsiv.ateizm2.org/ARSIV-III/index60d1-2.html 2002 yılında ateist forumdaki Fazıl sizmisiniz?Yoksa o külliyatta alıntımıdır? |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
Sevgili sargon;
Bu din ve dine yanasim konusunda benim algilayamadigim birsey var.Olabilecek tum olasaliklari siraliyalim. Muslumanlik islama bagli bir dindir ve dine bagimlilik acisindan dunyadaki ikinci nufusa sahiptir.Birincisi olaya boyle bakis, yani muslumanligi ve islam dinini tum ciplakligi ve gercekleriyle-leyhte veya aleyht yorum yapmadan-Yani tarihi gercegi ortaya koymak. Ikinci konu bu gercek yerine, bu gercege bagli inanc ve inanma inanmama tartismasi.Benim algima gore dinlerden ozgurlugun anlami, dinlerden arinmis, dinleri yasaminda kullanmama, ve dinlere yasamda dusunsel ve davranissal ihtiyac duymama.Yani yasam da dinlerden soyutlanmis olarak yasama. Bunun disindaki davranis ve dusunce ise, dinlerle ugrasan dusuncedir. Yani ne dusunce ne de davranis dinlerden ozgur degildir.Bu dini dusunce ve davranis uretimi ya dine yonelik ya da dine karsi olusur. Algiladigim kadariyla dine alternatif olarak ta *ateizm sunulmaktadir.Ateist dinlerden ve dini goruslerden ozgur degil;sadece dine ve dini konulara negatif-olumsuz yanasan bir bakis acisidir. Ayrica ateist mucadele toplumsal degil,bireysel ve bireyin kendi oz irade mucadelesi olarak yansir.Yani din ve dini konularda, birey tarafini secmis ve buna negatif bakmaktadir.Ayni din ve dini konularda tarafini secip dine positif ve olumlu bakan birey gibi. Bura da sorun her iki bireyinde kendi safina taraftar kazanma sorunu yani mucadelesidir.Birey boyle bir mucadeleye gerek duymaz, cunku hem kendi hak ve ozgurluklerini korurken, hemde baskasinin hak ve ozgurluklerine saygi gosterir. Turkiye hala bir vatandas toplumu oldugundan ve bireyi olmadigindan, bu tip hak ve ozgurlukler maalesef yerlesmemis, toplum kutuplasmistir. Yani ortada bir biz ve oteki vatandaslari kutuplasmasi vardir.Bu kutuplasmada kutubun her ucu-biz veya oteki-kendisine taraftar kazanmak icin digerini ikna etme-olma mucadelesine sokmaktadir.Ayni 1600 lerde ki toplumun bu konuda kutuplastigi gibi. Bence bu bir kisir dongudur.Bu mucadelenin galibi-maglubu olmaz.Ustelik-ister istemez hangi tarafin gucu ve yetkisi varsa otekini distalar.Yani bu site de hep ateistler, dini bir site de de hep theistler ustun taraftir.Bu tip bir mucadelenin vatandasa hic bir sagladigi bilinc yoktur.Ya inancini guclendirir, ya da inanctan vaz gecer.Bu bile toplumsal degil, vatandassal yani tekin degisimidir. Eger demokrasi,insan haklari ve ozgurluklerden bahsedeceksek-ki bu bireysel olur ve bu yapiyi koruyan hukuk devletiyle saglanir-bu tip bir kisir dongu, biz oteki mucadelesi ikna olma-etme mucadelesi, kutuplasmaktan ve ayrimciligi korumak ve kollamaktan baska bir ise yaramaz. Ustelik mucadele oldugundan, hem korku felsefesini, hem suru psikolojisini, hem zorakiligi ve guc kullanimini ve-istenilen elde edilsin diye-her turlu insanlik disi davranis ve dusunceyi, baskiyi,santaji,aile cevre toplum baskisini,v.s. icerir. Maalesef hala bireyi olmayan toplumlarda bu bir feodal iliski bagidir ve tarihi 1600 lerdir.Hak ve ozgurlukler ve onun hukuku savasi,insanoglu tarafindan-biribirilerine mudahale etmesinler, biribirlerinin dini-milli kokensel yapilarini ve bu kokenin verdigi yasamsal iliskileri uygulayabilsinler diye yapilmistir. Bu da yeryuzunde ki dinlerin milliyetlerin tarihler boyu toplumlarina ilettikleri ve genelde kabullenilen kurallaridir.Her toplum, her dini-milli kokensel fark bu kurallari inanclari,aliskanliklari yasayacaktir ve bu onlarin hakkidir. Iste bireyin onemi burdadir.Birey kendine oz dusunce ve davranisini sorguladikca; bu kurallardan,iletilerden,verilerden, aliskanliklardan kendi oz iradesiyle ya arinir ya da onlari sahiplenir.Iste buda benim daha once yazdigim, boyunduruk tutsakliginin konusudur. Insanin ise insan olmaktan baska bir dusuncesi ve davranisi olmamalidir.Insanlasmak iste bu boyunduruktan kurtulmanin duzeyiyle es degerdir. Ayrica benim cikis felsefesi yazim bunu da ortaya koymaktadir. http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=8241 Saygilarimla; evrensel-insan |
Re: 3-Noel Baba sizi akıl hastanesine çağırıyor
Sevgili aydoe,
"Sayın *Duyurucu, 2005 *yılında *Noel *babayı *ateizm2org *da *asmışsınız. Bu *yazılar *sizemi *ait *yoksa *alıntımıdır? * * 2002 *yılında *ateist *forumdaki *Fazıl *sizmisiniz?Yoksa *o *külliyatta *alıntımıdır? " yukarda alıntısını yaptığım yazında beni merak edip araştırmışsın.Emeğine sağlık. Merakını gidermek için sana biraz daha tiyo vereyim.Ben 2005 yılından önce de *çeşitli sitelerde yazılar yazdım.Bunlardan biri de Edip Yüksel'in 19 org sitesi.Bir sürede onlarla cebelleştim.Daha sonrada bu belirttipin sitelerde yazdım.Hatta aklıma şimdi geldi bir arada alternatif forumda da yazdım. Ancak Turan Dursun sitesine o zamanda girecektim ama benim siteye girerken teknik bilgisizliğim sonucu,site beni otomatik olarak sokmadı.Yani ben bilgisayarı kullanma konusunda bilgili olmadığım için yanlış tuşlara basınca ,o zaman Turan Dursun Sitesine girememiştim.Hatta şimdi dahi neredeyse giremiyordum. Neyse senin için, oralarda gezmem yada geçmişte başka sitelerde yazmam rahatsızlık yaratır mı? Yazıların bana ait olup olmadığı meselesine gelecek olursak:Ben bana ait olmayan yazının altına adımı yazmam bu bir .Başkasından alıntı yaparsam da alıntı yaptığım insanın adını yazarım.Bu da iki. Selam ve sevgiyle kal. |
6-Namaz kılarak sevap kazanılmaz
6-NAMAZ KILARAK SEVAP KAZANILMAZ!
ŞEKLİ VE USULÜ AYNI OLAN EVRENSEL NAMAZ YOKTUR! Namaz Kur’an’da , başka kitaplarda ve yazisiz kurallari olan dinlerde bahsedilen bir eylem biçimidir. Şekli ve icra usulleri dinden dine,mezhepten mezhebe farklilik gösterir.Her toplum namazi farkli şekillerde icra eder. NAMAZ NEDİR? Namaz ,Kur’anda namaz kelimesi ile ifade edilmez.Türk toplumu kendi icra ettiği eyleme namaz demiştir.Biz de toplumun anladığı şekilde namaz kavramı ile toplumun anladığı eylem biçimini kasdediyoruz. Namaz;kavramının içerisi nasıl doldurulmalıdır?Bunu saptamak gerekir. Namaz insanın kendi ilahına karşı yaptığı şekilli davranış biçimi değildir.İnsanın kendi İlahı ile birlikte olma yol ve yöntemidir.İnsanın İlahı ile baş başa olduğu zaman dilimidir. İslamiyet dünya görüşüne göre;insan ile Allah 24 saat birliktedir.Öyleyse namaz sırasında özel olarak birlikte olmaya neden ihtiyaç hissetmiştir.?İnsan zaman zaman kendi Rabbini anması ve Allahın kurallarına göre yaşayıp yaşamadığını kendi kendine test ettiği bir zaman dilimine ihtiyaç duymaktadır.İhtiyaçtanda öte bu gereklidir.İnsan bir dostuyla zaman zaman konuşmasa sohbet etmese zamanla dostu ile arasındaki dostluk bağı gevşer.İnsan Allah ile de 24 saat birlikte olmalarına rağmen zaman zaman dünya meşguliyetini bir tarafa atıp,özel bir zaman diliminde ve sakin özel bir yerde baş başa olmazlarsa aralarındaki dostluk,ahbaplık,samimiyet zayıflar.Kaldı ki Allahın insanların namazına ihtiyacı yoktur.24 *saat diğer insanlarla ve her yaratıkla birlikte olduğu gibi,namaz kılan yada kılmayan insan ile de beraberdir.Namazı insan kılar.Yani insan, namaz sırasında Allaha özel bir zaman ayırır.Diğer zamanlarda ise insan Allaha zaman ayırmaz.Kendi işiyle gücüyle meşguldür.Oysa buna rağmen Allah her zaman insanın yanındadır.Onu kapsamıştır. İnsan namaz sırasında(Allah ile başbaşa sohbette iken)kurallı yaşayıp yaşamadığını kontrol eder.Kuralsızlığa karşı bir sapma içerisinde ise sapmadan döneceğine dair söz verir.Allahtan bu konuda kendisini desteklemesi için yardım talep eder.Pişmanlık belirtir.Varsa isteklerini bire bir Allaha sunar. İnsanın namaz sırasında yada namaz dışındaki istekleri Allah tarafından kabul edilir mi?Edilmez mi?Yada edilme koşulları nelerdir?Kabul edilmeme koşulları nelerdir?Bı soruların cevapları ayrı bir yazı konusudur. HER DİNİN,MEZHEBİN NAMAZI FARKLIDIR *Bazı görüş sahipleri,belli bir mezhebin namazının şeklini ve usulünü sanki evrensel namaz şekli gibi algılamaktadırlar.Bazı görüş sahipleri de kendileri de bir zamanlar bu mezhebin içerisinde olup sonra bu mezhebi terk ettikleri *ve eski mezheplerine de içgüdüsel bir öfke duydukları için ,” “Kur’an’da namaz yoktur.Salat vardır.Salat kavramı içerisine de insanın yaptığı tüm iyi işler girer.Bu nedenle ben bu mezhebin icra ettiği gibi namaz icra etmem.Hatta namaz hiç icra etmem!”demektedirler. Bir mezhep namazı yanlış icra edebilir,kavramın içini yanış doldurabilir.Doğru düşünen,aklını işleten bir insan,namazın ne olduğunu,nasıl icra edileceğini,ne zamanlar icra edileceğini,İslamiyetin yazılı kaynaklarından (hadislerden değil)öğrenmeli ve akıl yoluyla da bu kavramın içini doldurmalıdır.Bir yanlışdan kaçarken bir başka yanlışa düşmemek gerek.Kantarın topuzunu ortaya,dengeye çekeyim derken duygusal davranıp öbür tarafa,bir başka olumsuza çekmemek gerek. Görüşlere saygimiz vardir ancak bize göreyse;Namaz salt bir mezhebin veya bir dinin veya bir görüşün tekelinde degildir.Şekil ve usulüde yine bir dinin veya mezhebin tekelinde degildir.Nitekim dünyada ki uygulama da bu şekildedir. KİLİSEDEKİ EYLEMLER DE NAMAZ MIDIR? Evet.Allaha yönelik olarak yapılan eylemler namazdır.Kapalı bir mekanda yada açık mekanda olması o eylemin namaz niteliğini değiştirmez. Namaz camide,kilisede,havrada,sinagogda ve diger mekanlarda icra edildigi gibi dünyanin her yerinde degişik şekillerde icra edilmektedir.Namaz,insanin Allah ile teke tek yalniz *kaldigi bir zaman dilimidir.Allah ile konuştugu ,insanin agzindan çikan sözlerin ne anlama geldigini ve Allaha ne dedini bildigi bir andır. NAMAZ İLE SEVAP KAZANILIR MI? Namaz eylemi ile sevap denilen(+ puan)kazanılmadığı gibi,icra edilmezse günah denilen(-puan )da kazanılmaz. NAMAZ GEREKLİ MİDİR? Evet çok çok gereklidir.Ve de icra edilmesi gerekir.Çünkü namaz aracılığı ile yukarda da söylendigi gibi artı ve eksi puan kazanilmaz ama namaz sırasında Allah ile samimiyet artar.Dostluk bağı pekişir.Nitekim namaz ile Allah’a yakınlaşmamış birine Alah neden yardım etsin?Ya da günün belli zamanlarinda cimnastik hareketleri gibi eylemler icra ederek sevap kazanacaklarını zannedenler ve hele bu hareketler sırasında anlamadıkları dil ile agzından çıkanı kulagının duymadığı ve beyninin anlamadigi ,robot insana * Allah neden yardım etsin?Allah,insanlara,karşısında bilinçsizce yatıp kalkmalarını emretmek suretiyle eziyet eden değildir.Allah kendisine karşı topluca eğilip kalkan insanların eyleminden neden zevk alsın ki? İnsan namaz sırasında otokritik (öz eleştiri)yaparak yanlışlardan dönebilir. *İnsan namaz sırasında terapi gibi rahatlar ve bu dünyada yalnız olmadığını anlar.Zaten Allah da bana yönelin size cevap vereyim demektedir.İnsan Rabbine yönelirse kesinlikle cevap alır.Kılavuzlanır. SEVAP NASIL KAZANILIR? Sevap denilen artı puanlar oruç,namaz gibi tapınmaların dışındaki *pratik olarak yapilan iyi davranişlar ve üretilen güzel işler sonucu kazanılır.(Bakınız:Kur’an;2/62,4/162,5/69,12/37,65/11.vd ayetler) :D *:D *:D |
7-..ve Tanrıdan insan oluştu.
7-..VE TANRIDAN İNSAN OLUŞTU.
Tanrı dünya haline ne zaman ve nasıl dönüştü bilmiyorum.Ama şu anda da gezegenler,yıldızlar nasıl oluşuyorsa geçmiş bir zamanda ve yavaş yavaş dünya oluştu.Tanrının bir parçası dünya halinde somutlandı.Dünya haline dönüştü. Aradan zaman geçti.Koşullar sürekli değişiyordu.Dünyanın koşullarının her değişmesinde ortaya yeni bir varlık çıkıyordu.Bu varlıklar eğer canlı iseler bir süre yaşamlarını devam ettiriyorlar eğer koşullar bu canlı varlıkların yaşamlarını devam ettirmeğe uygun değilse yine dönüşerek asıllarına dönüyorlardı.Geçmişte çok sayıda ve türde canlı oluştu yaşadı ve çok sayıda dünya dünya yaşam sahnesinden ayrıldı. Şimdilerde de çok sayıda canlı, yaşam sahnesine katılıyor.Bir kısmının da türü yok oluyor.Belki bir daha var olmamak üzere sahneden ayrılıyor.Dünyanın yeni koşullarına uygun olan yeni yeni canlı türleri oluşuyor.Var olan türler yok oluyor. Dünyanın geçmişte bir zamanında dünyadaki koşullar,insan denen bir canlı türünün oluşmasına elverişli hale geldi.Dünyanın çeşitli bölgelerinde insan denen tür topraktan oluşmaya başladı.Bu süreç uzun bir zaman aldı.İnsanlar bataklık gibi çamurlarda oluştular.Öldüler yeniden oluştular.Başka canlılar tarafından yendiler.Yeniden oluştular.Böylece dünyanın çeşitli bölgelerinde koşullara göre,beyaz tenli,siyah sarı ve kırmızı tenli ve başka özellikte....insanlar oluştu. Sonra koşullar yavaş yavaş değişti.İnsanlar bataklıklardan oluşamaz oldular.Böylece dünya üzerinde oluşmuş değişik kıta be bölgelerde var olan çok az sayıda insan dünya üzerinde kalakaldı.Eğer koşullar aniden değişmiş olaydı bunların hepsi ölecekti.Ama değişiklik yavaş yavaş olduğu için bu insanlar kendilerini değişen koşullara uydurdular.Erkek ve dişi olarak farklılaştılar.Belki de topraktan oluştukları devrenin bir bölümünde erkek ve dişi olarak farklılaşmışlardı.Eşeyli üreme mekanizmasıyla kuşanınca değişen koşullara daha iyi uyar oldular.Çünkü bu üreme sayesinde türlerini devam ettirme olanağına kavuştular. Dünya çok genişti.Topluluk oluşturdular.Fakat oluşturdukları toplulukların dahi birbirinden haberleri yoktu.Ürediler,araç kullandılar,çoğaldılar,uygarlıklar ve devletler kurdular.Böylece dünya üzerinde insan türünün değişik varyasyonları ortaya çıktı.Kimya dilinde ifade etmek gerekirse;Bir elementi karekterize eden onun proton sayısıdır.İnsan türünü de karekterize eden onun kromozom sayısıdır.23 çift kromozom insanı karekterize eder.Elementin proton sayısı aynı olmasına rağmen nötron sayısı değişik olan izotopları olabilir ve vardır.Bu izotopların fiziksel özellikleri birbirinden farklıdır.23 çift kromozomlu insan türününde kromozom sayısı aynı olmasına rağmen DNA nın dizilişi farklıdır.Bu nedenle zencilerle kızılderililer ve sarı derili insanlar birbirinden farklıdır.Bu kavimler insan türünün varyasyonlarıdır.Aynı zenci alt bölümünde olanlar içinde de daha alt varyasyonu oluşturan topluluklar vardır. Örneğin Türkiyede çok yakın coğrafyada yaşamalarına rağmen Tuncelililere,Mardinlilere ve Çerkezlere bakın.Bunlar arasında dahi ufak tefek farklı fiziksel yapılar vardır.Bu farklılıklar insan türünün geçmişten gelen farklılıklarıdır.Varyasyonlarıdır.Temelde aynı olan bu izotop insanlar birbirinden farklıdır, fakat üstün değildir. Tekrar konumuza dönersek,geçmişte çoğalan ve dünyayı işgal eden insan toplulukları Önce komşu insan topluluklarını fark ettiler.Korktular.Korktukları için birbirlerini öldürdüler.Savaşlar yaptılar.Yine ürediler.Yine birbirini öldürdüler.Yine aletlerini geliştirdiler.Zamanla birbirlerini tanımaya başladılar. Dünya üzerinde birbirlerinin komşuluğunu kabul eder hale geldiler.Dünyaya yayıldılar, paylaştılar.Paylaşım haklarını mülkiyet defterine yazdılar. Zaman geçti, hızla birbirlerinden haberdar olur oldular.Dünyaya yayılmaları önceleri çok yavaş olurken gittikçe artan bir ivmeyle dünyayı işgal ettiler.Eskiden Anadoludaki Etilerin Bir başka yakın kavimle savaşı ve işgali yıllarca sürerken zamanımızda bir ülkenin işgali yada insanlarının öldürülmesi çok kısa zaman içinde olmaktadır.Eskiden uzak doğudaki bir halktan birinin Amerikada görülmesi olay olurken şimdilerde insanlar kilometrelerce uzaklıklara günü birlik ziyaretler gerçekleştiriyor. Kısaca özetlemek gerekirse;İnsanın oluşumu sır değil.Bilim geliştikçe sır olmaktanda çıkacak.Ama şu bir gerçek;bu gün dünyada her şey nasıl oluşuyorsa insanda öyle oluştu.İnsanın oluşumunu merak eden çevresine baksın.İnsanın oluşumuna benzer oluşumları gözleyecektir.İnsanın ve başka canlıların oluşması yada *ortadan kalkması mucize değildir.Çünkü Tanrı hiç bir zaman mucize oluşturmamıştır.Mucize oluşumlar Tanrısal değildir.Tanrının kurallarına terstir.İnsan da mucize olarak oluşmamıştır.Tanrının kuralları uyarınca ve doğal olarak Tanrısal olarak oluşmuştur.Tanrıdan oluşmuştur. |
8-Sabah ezanı nedir?
8-SABAH EZANI NEDiR?
Askerlikte “Sabah kalk!” borusu vardır.Boru sabah saat 5.00’de çalar.Tüm askerleri uyandırır.Üstelik tüm yurtta her sabah 5.00 de bu boru çalar.Edirnede de karsta da,Sinopta da,Hatayda da askerler sabah saat 5.00 de bu boruyla uyanırlar.Askeri kurumun tüm birimleri de bu saatte uyanır.Ordu,en küçük birimden en büyük birime kadar bu boruyla uyanır. Askerler uyandıktan sonra sabah temizliklerini yaparlar.Saat 6.00 da kahvaltı yaparlar.Kahvaltıdan sonra eğitim başlar.Sabah sporu yaparlar.Sonra görevleri neyse ona göre davranırlar. Askerlikte günlük yaşam 5.00 da çalan “Kalk!”borusu ile başlar,21.00 de çalan “Yat!borusuyla sona erer. Muhammed 1400yıl önce uyuşuk Arap toplumundan kurallı ve hareketli yaşam tarzını içeren bir toplum oluşturmayı amaçlamıştır.Savaş ve talan ekonomisine dayanan bir toplum kurmayı düşünmüştür.Talan ekonomisini benimsemiş toplumun tümünün savaşçı olması kaçınılmazdı.O dönem, sivil toplumdan ayrı askeri bir güç düşünülemezdi.Toplumun tamamı askeri güç idi.Toplumun tamamı milis ve savaşçı güç idi.Talan ekonomisi gereği bu milis gücün sabah erkenden kalkıp işlerini yapması gerekiyordu. Eğer insanlar geç saatlerde uyanırlarsa ,iklimin de etkisi ile uyuşuk olurlar ve dolayısıyla ekonomi verimli çalışmazdı.Öğleye doğru sıcak olduğu için verimlilik elde edilemezdi. Toplum sivil ve silahlı güç diye ayrılıp, her bir gruba ayrı bir yaşam biçimi düzenlenemezdi.Toplum hem sivil hem savaşçı idi.Sivil ile savaşçı ayırımı yoktu.Böyle bir ayırıma ihtiyaç da yoktu. Bu nedenle, aile içindeki savaşçının uyanması, kahvaltısını yapması gerekiyordu.Bu ise diğer aile üyelerinin de uayanmaları ve yemek pişirmeleri ile olası idi.O dönemler henüz nofrost buzdolapları Arabistanda kullanılmadığı için kahvaltıda zorunlu olarak yemek pişiriliyordu. Köylerde yaşayanlar iyi bilirler.Köylüler sabah erken kalkarlar.O gün ister işleri olsun isterse olmasın, köylü, sabah erkenden kalkar köy kahvesinde buluşur sonra her kes işine gücüne gider.Neden?Çünkü bu yaşam biçimi kendi ekonomik sistemlerinin sonucudur.Yaşam biçimleri erken kalkmalarını gerektiriyor.İş zamanı,kuşluk vakti * köy meydanında kimseyi bulamazsınız.Ama sabah ezanından sonra işe,bağa,bahçeye *dağılıncaya kadar köy kahvesi ve köy meydanı kalabalık olur. Muhammedin içinde yaşadığı sıcak çöl ikliminin hüküm sürdüğü Arap toplumu için de yaşam ancak sabah ezanı ile başlaması gerekirdi.Hareketli, talancı,savaşçı bir toplum için de yaşam kaçınılmaz olarak erken başlamalıdır.Toplum öğlene yakın saatler başlayınca hareketliliğini ve verimini kaybeder.Bu saatlerde de ihtiyaca ve iklime en uygunu, toplumun bir iki saat öğlen uykusuna yatmasıdır. İşte, günümüz de hala temcit pilavı gibi her sabah okunan sabah ezanının dayanağı,temeli anlatılan bu ihtiyaçtır. Sabah ezanı 1400 yıl öncesinin koşullarına hitap eden çok eskilerden kalma bir gelenektir.Arap toplumunu harekete geçiren “kalk!”borusudur. Günümüzde sabah ezanının işlerliği kalmamıştır.Sadece nostalji olarak icra edilmektedir.Sabah ezanı okunduğunda camileri dolaşınız,içlerinin boş olduğunu göreceksiniz.Çünkü günümüz toplumu eski Arap toplumu değildir.Çünkü günümüz zamanı 1400 yıl öncesi değildir.İçinde yaşadığımız günümüz toplumunun ekonomisi ile 1400 yıl önce Arabistanda yaşamış Arap toplumunun ekonomisi aynı değildir.Bu nedenle bu gelenek inatla uygulansa bile artık işlevini yitirmiştir.Kuru şekilden ibaret kalmıştır. |
Araf 161 ne anlatıyor?Bilen beri gelsin
9-ARAF 161 NE ANLATIYOR? BİLEN BERİ GELSİN!
Çöl geçmiş zamanlarda insanların egemen olamadıkları bir bölgeydi.Aşırı sıcak ve susuzluk yaşamalarını olanaksız hale getiriyordu.Çölden geçmek gerektiği zaman insanlar kervanlara katılmak zorundaydılar.Çünkü kervanlar çölde aralıklarla var olan vahaları izliyordu.Böylece insanlar ancak var olan ve vahalardan oluşan su zincirlerini takip ederek bir yerden başka bir yere ulaşabiliyorlardı.Su zincirinin dışında hayatta kalmak olanaksızdı. Musa öyküleri kutsal varsayılan kitaplara konu olmuştur.Musa önce tekniğin ve medeniyetin üstün olduğu Mısırda yaşamış ve bürokraside üst kademelere yükselmiştir.Ancak içinden çıktığı kavmi Mısırda zulüm altında yaşamaktadır.Çünkü bir zamanlar Musanın kavmi mısıra karşı isyan hareketinde bulunmuştur.Mısır egemeni de bu kavme karşı kitle katliamı uygulamıştır.Erkeklerinin gencini yaşlısını ve hatta çocuklarını dahi kıyımdan geçirmiştir.Kadınlarını ise Mısırda zevk aracı olarak kullanmaktadır. Ancak Mısırda bu kavim arasında yavaş yavaş isyan ve terör hareketleri örgütlenmeğe başlanmıştır.Bu hareketin önce liderleri yoktu.sonra Musa okumuş yazmış ve aydın bir insan olduğu için hareketin başına geçti.Kavmini bir gün Mısırdan çıkardı.Bu hareket yakın tarihimizde devlete isyan edenlerin dağa çıkması gibidir.Musada kavminin kendisine inananları alıp dağa çıkacağına çöle çıktı.Çünkü çöl isyancılar için bir sığınma yeriydi.Nitekim daha sonra aynı yöntemi İsada yaptı, Oda isyan hareketini çölden şehire doğru örgütledi.Spartaküste aynısını yaptı.Robin Hood da. Musa kavmini çöle götürünce aylarca ve belki de yıllarca eziyet çektiler. İyi beslenemediler.Sonunda bu eziyetli yaşamdan kurtulabilmek için Mısırın egemenliğinin dışında olan ,şehir devletlerinden biriyle anlaşma yaptılar.Bu şehir devletinin egemenliğini kabul etmeleri koşuluyla burada yaşamalarına izin verilecekti. O dönemde ve o dönemden sonra uzunca yıllar şehir devletlerinin surlarından içeri girmek için o devletin egemenliğini kabul etmek gerekmekteydi.Ticaret yada bir başka maksatla şehir devletinin kapısından içeri giren kişi o devlete saygı gereği o devletin tanrı heykeline eğilerek saygıda bulunması gerekmekteydi.Kişi eğer o şehir devletinin kapı yakınında bulunan tanrı heykeline yada kutsalına eğilmezse yani secdede bulunmazsa bu tavrı egemen ve egemenin askerleri tarafından anında tespit edilerek cezalandırılırdı.Yada kapıdan içeri girmesi engellenirdi.Araf suresinin 161 inci ayetinde bahsedilen olay budur.Musa kavminin bir şehir devletinin kapısından içeri nasıl girmeleri gerektiği anlatılmaktadır.Musa kavmi kural tanımaz birazda dağ kavmi olduğu için bu tür kuralları pek takmazdı.Zaten Mısır da bu kavmi kural tanımaz ve özgürlüğüne düşkün olduğu için(barbar) cezalandırmıştı. Bu gün de benzer durum vardır.Devletler arası ilişkilerde bir devlet sınırından geçerken girilen devletin kurallarına uymak mecburidir.Aksi halde vize ile karşılaşırsınız.Kimse elini kolunu sallayarak bir devletin sınırlarında öbürüne geçemez.Girilen devletin kutsallarının ziyareti sade vatandaşlar için bu dönemde yoktur ama devlet erkanı karşılıklı ziyaretlerinde girilen devletin kutsallarını ziyaret ederek o devlete karşı saygılarını belirtmektedirler.Örneğin Türkiye Cumhuriyetine gelen bir yabancı politikacı eğer Atatürkün mezarını ziyaret etmezse bu tavrı hasmane bir tavır olarak algılanmaktadır.İran için de başka değerler,Fransa için başka değerler vardır. Araf suresinin 161 inci ayetinde bahsedilen olayda Musa kavminin çöldeki yaşamlarından sonra bir şehir devletinin kapısından geçerken hangi kurallara uyması gerektiğine ilişkindir.Bu ayete kutsallık izafe ederek saptırmak,kendi öznel düşünceleri ayette varmış gibi göstermek bilimsellikten uzaklaşmak olur.Bilimsel olmayan alandada sapmak ve saptırmanın sonu ve sınırı yoktur. |
evet bu ayetin hiçbir dini konu ile alakası yoktur sadece yüzyıllardır uygulanan bir diplomasi geleneğini anlatmaktadır.bütün müslümanlar kuranda yaza herşeyi dini bir kural olarak algıladıklarıiçin diplomasi biliminin farkında bile değillerdir.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:40 . |