![]() |
''Yalnız Kuran diyenler musluman degildir''
İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:
"Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki: - Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz. İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki: - Sen Kur’anı okudun mu? - Evet. - Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekat olduğuna rastladın mı? - Hayır. - Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekat düştüğüne rastladın mı? - Hayır. - Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi defa tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı? - Hayır. - Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı? (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7] Hz. İmran daha sonra buyurur ki: Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır." Bir âyet-i kerime meali: (Size, âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir resul gönderdik.) [Bekara 151] İmam-ı Şafii hazretleri, (Bu âyetteki hikmetten maksat, Resulullahın sünnetidir. Önce Kur’an zikredilmiş, peşinden hikmet bildirilmiştir) buyuruyor. Kur’an-ı kerim açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir. İki ayet meali şöyledir: (Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44] (Biz bu Kitabı, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64] Bu âyet-i kerimeler, açıklamayı gerektiren âyetlerin bulunduğunu gösterdiği gibi, bunu açıklamaya Resulullah efendimizin yetkisi olduğunu da göstermektedir. Kur’an-ı kerimde her bilgi açık değildir. Peygamber efendimiz bunları vahiy ile öğrenmiş ve ümmetine bildirmiştir. İki hadis-i şerif meali de şöyledir: (Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed] (Cebrail aleyhisselam, Kur’an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi] İmam-ı Şarani diyor ki: Ma'lûmdur ki, Sünnet Kitâb üzere kaziyedir. Aksi değildir. Zira sünnet, Kur'ân-ı kerîmdeki icmallerin açıklanmasıdır. Müctehid imamlar, sünnetteki icmalleri bize açıklıyan âlimler olduğu gibi, onlara uyan âlimler de, onların sözlerindeki icmalleri bize açıklarlar ve bu kıyamete kadar böyle devam eder.Üstadım Aliyyülhavas'dan (rahimehullah) duydum. Buyurdu: Sünnet bize Kur'ândaki icmalleri bildirmeseydi, âlimlerden hiçbiri, fıkıhdaki sular ve abdest bahislerindeki hükümleri çıkaramaz, sabah namazının farzının iki, öğle, ikindi ve yatsının farzlarının dört, akşam namazının farzının üç olduğunu, bilemezdi. Aynı şekilde hiçbir kimse kıbleye dönüldükte yapılan düâda, iftitahda ne söyleneceğini bilemezdi. Tekbîrin nasıl olduğunu, rükû' ve sücûd tesbihlerini, ta'dili erkânı, teşehhüde oturdukta ne okunacağını bilemezdi. Aynı şekilde bayram namazlarının nasıl kılınacağını, ay ve güneş tutulması namazlarını, cenaze, yağmur duası namazları gibi daha çok şeyleri kimse bilemezdi. Bunun gibi, zekâtın nisabını, orucun ve haccın şartlarını, alış veriş, nikâh, yaralama, kadılık ve fıkhın diğer bâblarının hüküm ve esaslarını bilen olmazdı. İmrân bin Husayn'e bir kimse, bizimle yalnız Kur'ânla konuş dedikte, İmrân ona: (Sen tam ahmaksın. Kur'ân-ı kerîmde farzların rek'atlarının sayısı açık olarak var mı? Yahud bunda sesli okuyun, diğerinde sessiz deniyor mu?) buyurdu. O kimse hayır dedi. İmrân bu sözü ile onu susturdu.Yine Beyhakî Sünen'inde Müsâfir namazı bölümünde, hazreti Ömerden (radıyallahü anh) bildirir: Hazret-i Ömere yolculukta namazın kasr edilmesi, ya'nî dört rek'atlı farzları iki rek'ât olarak kılmaktan soruldu ve: «Biz, azîz kitabda korku namazını buluyoruz, fakat seferî namazı bulamıyoruz» denildi. Sorana: «Ey kardeşimin oğlu [yeğenim], Allahü teâlâ bize Muhammed aleyhisselâmı gönderdi. Biz bir şey bilmeyiz. Ancak biz, Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) yaptığını gördüğümüz şeyi yaparız. O, seferde, 4 rekatlı farzları iki kılardı. Onu teşrî' eden Resûlullahdır (sallallahü aleyhi ve sellem)» buyurdu. Bu sözü iyi düşün. Çünkü çok güzeldir. İmam-ı Süyuti diyor ki: "Şunu bilesiniz ki, usül ilminde maruf olan şartları taşıyan -kavlî olsun fiilî olsun- hadisler hüccetdir. Resulullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hadislerini inkar eden kimse küfre girer ve İslam dairesinden çıkar, yahudilerle, hıristiyanlarla veya Allahü teâlânın murad ettiği diğer kâfir fırkalarla beraber haşrolunur." (Miftahu'l-cenne, s.18) Mehazlar: 1. İmam-ı Süyuti, Miftahu'l-cenne fi'l-ihticac bi's-sunne (Sünnetin İslamdaki Yeri), Rağbet Yayınları, İst. (Tercüme: Doç Dr. Enbiya Yıldırım) 2. İmam-ı Şarani, Mizan-ül Kübra (Dört Hak Mezhebin Büyük Fıkıh Kitabı), Berekat Yayınevi, İst. (Tercüme: A. Faruk Meyan). Hazırlayan: Murat Yazıcı http://muratyazici.blogspot.com/ |
Sevgili Atheist87,
Ben hadislere inanmıyorum. Sadece Kuran a inanıyorum. Senin yazıdğın başlığa göre o zaman ben müslüman değilim.Peki bişi soracağım. Belki biliyorsundur belkide bilimiyorsundur, Hadislerin Peygamberimizin vefatından 2 asır sonra yazıldığını biliyormuydun?Bu şuna benzer "bende bir hadis biliyorum. Bende, eğer araştırılırsa peygamber soyundan geliyorum. dedelerimin dedelerinin dedelerinden bana kalan ve benimle neslimle devam edecek bir hadis biliyorum. hadis şudur; -Buyurdu ki; çoraplarınızı derede yıkamayınız, deredeki canlıların hayatına kasteden karşısında beni bulur. Beni karşısına alan ALlahı da karşısına karşısına alır-" - Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı? (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7] Peygamberimiz kendisi hayatta iken hadis yazılmasını yasaklamışken bu hadislerin (hadi diyelimki %40 ı doğru-ki değil) doğruluğuna inanmam beklenemez... |
Dinler, inanç müesseseleridir.
Kaynak, kayıt, kanıt, belge, şahit aramaz, aranmaz. Hadisler rivayet olduğu gibi, vahiy de bir rivayettir. Ancak vahiy ayetleri iki kapak arasına alınmış ve en azından Osman dönemi sonrasında bir değişikliğe uğratılması önlenmiştir. O nedenle her müslüman ayetlerin doğruluğuna inanır. Ama her müslüman hadislerin doğruluğuna inanmayabilir ve inanması konusunda da bir emir altında değildir. Hadislere terddütle yaklaşmak, kısmen ya da tümüyle reddetmek müslümanın imanını zedelemez. Ayrıca başta da dediğimiz gibi bilimsellik, doğrulanmışlık gerektirmediğinden, inanç bazında olduğundan kişi inanç çerçevesini kendi belirler. Hatta ayetlerin her yorumuna da katılmayabilir. Kendi aklı ve mantığı ölçüsünde değerlendirebilir, kimi ayetleri müteşabih görebilir. Örneğin cenneti, cehennemi, namazı dahi müteşabih görüp farklı inanabilir ya da "doğrusunu Allah bilir" diye sonuçlandırabilir. Hadislerle sünneti ibadet şekilleri, ritüelleri konusunda ayırmak gerekir. Şöyle ki bir toplumun dili, sözcük sayısı ve anlamları bir kayıt altında olmayabilir ama toplum atalarından gelen uygulamayla bunu sürdürür. Namaz, oruç, abdest gibi uygulamalar da ayetlerde detaylı olarak açıklanmamış olsa dahi sahabeden itibaren gelen uygulamalarla sürdürülür. Bunların hadislerde anlatılıyor olmasının bir önemi yoktur. Kaldı ki hadisler de sahabe döneminden iki asır sonra kaleme alınmıştır. Bu nedenle hadisleri tümden reddetmek ve yalnız Kur'an'ı referans almak demek, Kur'an'da olmayan herşeyi reddetmek demek değildir. Örneğin, bayram namazı Kur'an'da yoktur ama olmadığı için inanmamak ve kılmamak söz konusu değildir. Hadislerin reddinin tutuculuğu, çağdışı kalmayı önleyici faydalı yanları vardır. Yeter ki hadisler akıldışışığı, bilimdışılığı, saçmalıkları azaltmak ve uygarlığın, ilerlemenin önünü tıkamamak maksadıyla reddedilmiş olsun. Yok eğer maksat, hadisler yoluyla dine gelen eleştirileri önleme takiyyesi ise bundan zarar görecek olan da yine İslam ve İslam ülkeleri olacaktır. |
Sevgili Pante,
Sözlerine kısmen katılıyorum. Şunu da belirtmekte fayda var. Vahiylerde rivayettir demişsin. İnancımdan ötürü buna katılmadığımı belirtmek isterim.Bu inancımıda sadece beni bağladığı için tartışmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum.Yanlış anlama. Üslubumun sert olduğunu falan düşünme. sadece fikrimi beyan ettim... saygılarımla |
Alıntı:
Ayetler de rivayettir. Neden? Çünkü Hiç kimse İslam peygamberinin Allah'tan vahiy aldığına şahit olmamıştır, olamazdı da. Kur'an'da da çeşitli ayetlerde buna değinilmiştir. O günün insanı için de rivayettir, bugünün insanı için de. Ama kimisi Muhammed'e güvendiği, onun böyle bir konuda yalan söylemeyeceğini düşünerek inanmıştır. Kimisi okuduğu ayetlerden etkilenerek inanmıştır. Kimisi mevcut düzene karşı olduğu ve Muhammed'in yapmak istediklerini, söylediklerini benimsediği için inanmıştır. Günümüzde de büyük çoğunluk anne-babadan, çevreden aktarılan inançla müslüman olunur. Kimileri de Kur'an'ı inceler, araştırır ve "Bu Kur'an insan imali olamaz" diye kendince bir kanaate sahip olur. Ama bu dahi bir inançtır, kendi görüşüdür. Bir ispata dayanmaz. Ayrıca, Tanrının varlığının, dinin, Kur'an'ın ispatı ile ilgisi olamaz. İkisi ayrı konudur. Tanrının varlığını inançtan öte kesin görmek demek, peygamberlerin, kitapların gerçek olduğu anlamı taşımaz. Nasıl ki Muhammed'den sonra peygamber olarak ortaya çıkıp ta kitaplarının Allah'tan vahiy olduğunu iddia edenlerin doğruluğu Tanrı'nın varlığına bağlı değilse, öncekilerin de doğruluğu Tanrı'nın varlığıyla kanıtlanmamalı. |
Yanlız kuran diyen müslüman değildir ifadesi demek büyük bir sistemin reddi demektir ki bu da o sistemin çöküşü işle devrilecek bazı saltanatlara dikkat çektirmelidir. Hadisleri ve diger islam adına ilim sayılan görüşleri reddetmeyi din dışı olarak suçlayan zümrelerin bu ifadeleri olsa olsa yine Tanrı rolü oynamak isteyenlerin egolarının tatmini yada çıkarlarının dayattıkları olabilir. Kuran dışında başka kaynak kabul etmeyenlerinin nedenlerini Pante dogru tespitlemiş. İki nedenin de var olma şartlarını düşününce aynı noktada soluklanmak mümkün ama. Akıl dışı olan hadislerin reddi aklıselimlikle bagdaştırılırken , sırf islama gelen eleştirlerin defedilmesi adına hadislerin reddi ise takiyye olarak nitelendirilse de yine de sorgulanmış olması özelliğini kazanmıştır. Ve bu çok önemli bir gelişmedir. Bu tür reformist yaklaşımlar dinleri daha insan merkezli kılmaya yardımcı olmaya destekci olabilirler. Çünkü islamı karanlık kılan en büyük etkenlerden biride bu akıldışı ifadelerin uluhiyetlermiş gibi yansıtılıp tanrı imzası ile sunulmasıdır.
|
Sevgili believer;
Asıl inancınızdan dolayı katılmanız gerekir pante'nin yazdıklarına. Aksi takdirde Kuran'ın, Muhammed'in dışında bir kaynağı mı var. Su 1 atmosfer basınçta 100 derecede kaynar. Bunun testi mümkün değilmi. Bu doğaya ilişkin bir önermedir, ama testler bunu bir yasa haline getirmiştir. Kuran'da bahsi geçen çoğu önerme doğrulanmamıştır. Aksine yanlışlanmıştır. Kısaca ben inanıyorum var mı diyerek, yalan ve yanlış savunulmaktadır. Yalan ve yanlışa inanmak onu savunmak hiç masum bir şey değildir. Bu yanlışların çoğunun size göre, bana göresi de yoktur. Kuran'daki çelişkilerde bu uzun uzun anlatılmıştır, pante tarafından. Selamlar. |
Sevgili Vgm,
Zaten Pante nin yazısında sadece katılmadığım yeri belirttim. Onun dışında kalanlara katıldığımı da. Ancak Pante bir din görevlisi veya islamiyeti açıklayıcı bir görevli olmadığı için, sadece fikirlerine saygı göstermek dışında, yapabileceğim bir şey yok. Yani ne kadar islamiyet hakkında bana bilgi sunsa da objektif olamayacağını biliyorum. Bu benim açımdan da geçerli. Çünkü ne olursa olsun o da bende birer taraftayız. Tabiki de benim kimseyi kendi tarafıma çekme gibi sığ bir düşüncem olmaz olamaz.Onunda beni bir tarafa çetiğini ima ettiğimi düşünmeyin sakın. Sadece beyin fırtınası yaparız. Benim ilgimi çekebilecek veya onun ilgisini çekebilecek fikirleri tartışır gerekirse birbirimizden feyz alırız. Bu sadece Pante ye özgü değildir. Bu sözüm herkesedir. Öncelikle şunu tekrar aktarmak istiyorum. Ben hiçbir zaman Kuran ın bir bilim kitabı olduğunu savunmadım. O, bilimle uğraşmak isteyen kendini hurafelerden sıyırabilmiş müslümanlara sadece yol gösterir, sistem belirtir. -Peygamber sözlük anlamı olarak arapça temsilci demek olan resul'un Farsça karşılığıdır. Kökeni olan peyam, haber anlamına gelmektedir. Dolayısıyla peygamber, "haberci" anlamına gelir. "Resul" ise "Elçi" demektir.- Yani Hz.Muhammed bize Allahın sistemini ve yöntemini ileten bir elçidir. Benimde Allaha olan inancımdan dolayı ve Kuranda (hurafeler ve hadisleri kaale almadan) -size göre yanlışlanmış önermeleri- bana aktarmasından dolayı onu hem seviyorum hem de ona saygı duyuyorum. Bu aslında iman ile alakalı bir şeydir. Ben zaten Peygambere ve onun sayesinde bize inen Allahın kelamlarına iman ettiğim için, doğal olarak size ve diğer sistemlere karşı subjektif oluyorum. Ben inanıyorum var mı demek, çocukça bir tavırdır. Bİr insan neye inanırsa inansın mutlaka bir sebebi vardır. Bunu gerek iman, gerekse imansızlık olarak ya da gerçeklik olarak açıklayabilirsiniz. Ama dinimizde yalan yanlış savunulanlar hep bahsettiğim gibi hurafelerdir, hadislerdir. İnsanı kalıplara sokanda mezhepler ve hadislerdir. Tabiiki de bunları savunmak yanlıştır. Ben dinimizde reform olması gerektiğine de inanmıyorum. Çünkü dinimiz zaten düzgün yaşansa idi reform kelimesinin esamesi bile okunmazdı. İslama eleştiri gelmesi demek, islamın bir şekilde hayatımıza etki ettiğini göstermesi demektir. Düşünün bir kere ben avustralyanın ücra köşelerinde bulunmuş bir kabilenin yaşayış stilini veya inançlarını eleştiriyorum (bana ve hayatıma ne gibi bir etkisi vardır?-yok). İslama gelen bu eleştiriler ve etkiler pozitif veya negatif olabilir. Bu kişinin hangi tarafta olduğuna bağlıdır. Bana göre negatif etki sana göre pozitif olur ve her iki tarafta bu etkileri savunmak için kendi düşüncelerini karşı tarafa empoze etmeye çalışır. Eğerki biz bu platformda islamiyeti, diğer dinleri ve inançsızlığı tartışıyorsak mutlaka bizler üzerinde etkileri olduğu içindir. Meaculpa nın hadisler hakkındaki son sözü zaten herşeyi açıklıyor; Çünkü islamı karanlık kılan en büyük etkenlerden biride bu akıldışı ifadelerin uluhiyetlermiş gibi yansıtılıp tanrı imzası ile sunulmasıdır. |
Bu nasıl bir suçluluk psikolojisidir,nasıl bir aymazlık anlamıyorum.
Aşağıda ki dialog 1000 yıl önce cereyan etmiş...ve Sünnetci şahsiyet karşısında ki Adama bir takım örnekler getiriyor ve sonra getirdiği ve bizim karşı olduğumuz o bidatları bir Lutuf gibi sunuyor. Karşısındaki sanki dilsizmiş gibi sadece "Hayır" ve "Evet" şeklinde cevaplıyor. Aslında hepimiz biliyoruz ki o İftira ve yüzsüz sorulara verilecek cevapları İbni Teymiyye ve nice aklı başında insan bunlara vermiştir.Ama o cevapları böyle bir Dialogda görmek istemezler. Onlar karşılarında saf bir adam varmışcasına Dine soktukları Hurafeleri "bir iyilikmişcesine" sunuyor sonrada savlarını kanıtlamış pozları takınıyorlar. Bakalım bu Sünnetciye MAVİ cevaplar nasıl yakışacak? Alıntı:
|
Alıntı:
Sayın UlulElbab; yüzbinlerce hadis olduğu ve bunların büyük çoğunluğunun uydurma olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak belli başlı hadis yazarlarının (Kütübü Sitte yazarları) derlemiş olduğu 7.300 civarındaki hadisi okuduğumda gördüm ki bunların içinde uydurma olduğunu düşündüğüm hadis sayısı 50 bile değildir. Ayrıca Hadis işi ile uğraşan din adamları hadislerin gerçek olup olmadığına dair sıkı kriterler getirmişlerdir ki, bunların başta geleni Kuran'a uygun en azından aykırı olmamasıdır. Başlığın ilk yazısında belirtildiği gibi, hadisler olmasaydı namazın kaç vakit olduğu, her bir vaktin kaçar rekat olduğu bilinemeyecekti. Keza, Musa ile Hızır hikayesi Kuran'da yarım kalmış gibi durmaktadır. (Hadis tamamlamaktadır.) Bu da komik bir durum ya karıştırmayalım. Kısacası, İncil'in başına rönesansla gelen şimdi Kuran'ın başına gelmektedir. (İnsanlar İncil'in latince dışındaki dillerde de yazılması ve matbaa sayesinde İncil'i okuyabilme imkanı buldular. Ve Rönesans oldu, İncil bitti, kilise dört duvara sıkıştı. Burjuvazi komünizme karşı İncil'e ihtiyaç duymasaydı bugün o dört duvarın arasında bile duramayacaktı. Seneca'nın dediği gibi: Dinler sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar için kullanışlıdır.) İslam aleminde de insanlar Kuran ve hadisleri okumaya başladıkça, ilk feda edilen hadisler olmaktadır ama bu feda Kuran'ı kurtarmaya yetmeyecektir. Kuran'da tam bir çelişkiler yumağıdır. Saygılar. |
Alıntı:
Sevgili Selanikli, Hadis nakli ve Ravi kriterleri konusunda yeterli Bilgim var. Bir Hadisin sarih kabul edilebilmesi için gerekli Senet ve saire bunların hepsi balon laflar. Bir defa dahi Kezzap olan yani yalanlanan Ravinin Hadisi Sarih olamamalı. Ama hepsi birbirini yalanladığı için bu juralı Rafa kaldımışlardır. Kısacası Lafla peynir Gemisi yürümez. Siz Rivayetleri baz alır öyle Kuranı anlamaya çalışırsanız daha çok ÇELİŞKİ bulacaksınız. Kavramların anlam kayması sizi sürekli haklı çıkaracaktır. HIZIR diye bir İsim Kuranda var mı? Yok... Orada Musa ve İlim sahibi bir Kuldan söz ediliyor. Ama birileri Hızır diye birşey uydyruyor ve Kurana yamıyor. Sonrada diyorlar ki biz olmasaydık sizi Hızırı Kurandan bulamazdınız. Ya HU bulmak isteyen kim? Hem Dine yabancı kavramlar sokuyorlar hemde bunu bir Lutüf gibi gösteriyorlar:D Gülelim mi? Ağlayalım mı? Kuran da Mekke den neden hiç bahsetmez? Bekke isimli bir beldeden bahsedilir... Birileri de ha Mekke ha Bekke der.. Bazılarıda Bismillah ile Mismillah gibi birşey derler.. Bunlar geröekten komik argumanlardır. Siz geleneksek Sunniler ne uydurmuşsa onu doğru kabul ediyorsunuz. Kurana Tarafsız ve Tutarlı bir Eleştiri getirmek istiyorsanız, Geleneksel anlayıştan uzaklaşmalısınız. Sevgi ile... |
Sevgili forum üyeleri ;
İnanmayan biri olarak kişisel fikrim ;müslümanım diyen birini ilgilendirecek tek kaynağın Kur-an olduğudur. Hadisi Şeriflerin, her ne kadar doğru kabul edilenleri bulunsa da, kabulü yapanlarca doğrulanmıştır.Bir dönem din bilgini kisvesi altında Arap Yarımadasında hadis avına çıkan kişiler bilinmekte.Ne kadarı kesin doğru, ne kadarı kesin yanlış bilinmemekte. Sahih denileni yutmak gibi bir anlayış varsa müminde evet sahihtir alayı.Sırf hadislerden yola çıkarak mesheplere bölünmüş, tarikatlara ayrılmıştır İslam.Lakin müslümana göre tek bağlayıcı Kur-an ayetleri olmalıdır.Belkide ben öyle düşünüyorum. Saygılarımla. |
Alıntı:
İşte bu Akl-ı selim dediğimiz Tarafsız bakış açısı. Aslında inanmayanlar açısından Hadis ve Rivayetler bulunmaz kaynaklardır. Orada ki Safsatalar,dalga geçmek için sayısız imkanlar verir. Çünkü çoğu cahillerin uydurmalarından ibarettir. Mutlaka içinde Muhammedden anlatıla gelen güzel sözlerde vardır ama zamanında en çok Hadis Nakledenin Namı yürürmüş... Kimi "Alim!" de aklınca iyi niyetle insanları içkiden kumardan ve zinadan uzak tutmak için uydurmuş... Kimisi Kadınlara Düşmanlığından ve aşağılık kompleksinden... Bazıları bence İsrailiyat... Tevrattan alıntı yapıp, Hadis diye yutturmuşlar. Zamanında Ateizmi seçmemde Hadislerin Rolü büyüktü... Ama şimdi hiçbirini takmıyorum... Bazen Kütübü Sitte okuyorum Eğelence olsun diye.. yada bir ip ucu bulurmuyum diye.. Çoğu zaman tersinin tersi kuralı işliyor..Yani neyi Karartmak istemişlerse,ona göre Hadis uydurmuşlar. Oldukca faydalanıyorum:D Sevgi ve Saygılarımla Değerli AerA... Yüzlerce Sunni yerine bir Tane AerA yı tercih ederim. |
yaşar nuri tvde 700lü yıllarda hadis sayısının 1.500.000e ulaştığını sonra sistematik hale getirilip elendiğini söyledi.araplar ne kadar bilim dışı bir topluluklar ki peygamber zamanı biri de çıkıp hadis kitabı yazmamış.kuranı bile kaç sene sonra kitap haline getirmişler.hadis yanlışsa kuranın da yanlış olma ihtimali var ama kuran daha erken bir zamanda derlenmiş ordan bir avantajı var ama garantisi yok tabi.
sadece kurana bağlı bir din olacağanı sanmıyorum ben.6666 ayet var bunların en az 4000 kadarı tarihi vb anlatıyor.2000 küsür cümleyle o dinin temelini felsefesini dünyaya bakışını hayat tarzını anlıyamazsın.hadisdir sünnetdir bunlar önemli kaynaklar benim gözümde. |
Andolsun ki, Allah'ın elçisinde sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah'ı çok anan kimseler için en güzel bir örnek vardır.
Ahzap 21 Suna bir aciklik getirin Hanif ciler ne anliyorsunuz bu ayetten? Imam uyduruyor mürit yamaliyor rivayetciler kandiriyor... eee? madem bunlari tespit edebildiniz su ayetten ne anliyorsunuz bir zahmet aciklayiniz... |
Bu konu başlığı altında yazdığım eski yazılar "Believer" rumuzu ile yazılmış ve şu an ki düşüncelerimle tamamen zıt düşünceler ile yazılmıştır. Forumdaşlarımın bilgilerine....
sevgiler.. |
Alıntı:
neden böyle bir açıklama yapma gereği hissettiniz acaba? Rumuz değişikliği aslındaherşeyi açıklıyor... Rumuzununda ki bir ön ek seni sevmemizi engelleyemez:) sevgi ile... |
Alıntı:
Çelişki bulmak için hadislere ihtiyaç duysaydım gerçekten de çok hadis var. Ama buna gerek yok çünkü bir o kadarı Kuran'da var zaten. İkincisi Hızır veya bilgin kişi - hangisi ise- kimdir ve Kuran'da bu hikaye yarım kalmıştır. Allah sözünü yarım bırakır mı? Kuran'da Mekke'den bahseden pek çok ayet var. Meal yazarları sahtekarlıkta devrim yapıp başka bir yerin adını Mekke olarak yazmadıysa tabii. Sözümün özü, insanlar anadillerinde Kuran'ı okudukça; anadillerinde İncil'i okuduklarında, anadillerinde Tevrat'ı okuduklarında ne olduysa o olacaktır. Kuran'ı ciddiye almayanların oranı artacaktır. Kuran lehindeki onca etkene rağmen. Saygılar, sevgiler. |
Alıntı:
Bahsettiğin kıssada Hızır adı yoktur ve Kuranın en Derin anlamlar içeren Kıssasıdır diyebilirim. Neden yarım olduğunu düşünüyorsun? Nedir yarım kalan? Sevgi ile... |
Alıntı:
Bence en az yarısı. Muhammed Yahudilere defalarca tehditler savuruyor Kuran'dan: ‘’Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.’’’’ Bakara(2/174) ‘’Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitap’tan olmadığı halde Kitap’tan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.’’ Al-i İmran(3/78) ‘’Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!’’ Al-i İmran(3/187) ‘’Humeyd İbnu Abdurrahman İbni Avf anlatıyor: ... İbnu Abbas kendisine bu söylenince şöyle dedi: "O ayetten size ne? O ayet, Ehl-i Kitap hakkında inmiştir." Sonra şu ayeti okudu: "Allah kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz diye ahid almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp, az bir değere değiştiler. Alışverişleri ne kötüdür. Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azaptan kurtulacaklarını sanma, elem verici azab onlaradır." (Al-i Imran, 187- 188). ‘’İbnu Abbas sözüne devam ederek şu açıklamayı yaptı: "Muhammed onlara bir husus sordu, gerçeği gizleyip, değişik şekilde yanlış cevap verdiler. Üstelik kendilerine sorduğu hususa verdikleri cevap sebebiyle medhedilmeyi beklediklerini de işar ettiler. Ayrıca sorulan şeyi ona gizlemiş olmalarına da sevindiler."‘’ Buhari, Tefsir, Al-i imran 16 (6, 51); Muslim, Sifatu'l-Munafikin 8, (2778); Tirmizi, Tefsir, Al-i Imran (3018); (Kütübü Sitte, Hadis no 531) Allah'tan vahiy alsa, Muhammed'in Yahudilerle ne işi olabilir? ‘’(Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.”‘’ Kehf(18/83) ‘’Ayette deginilen konu, rivayet edildigine göre, bir gün yahudilerin Mekke'ye gelip Muhammed’in Tevrat’ta bildirilen son peygamber olup olmadığını öğrenmek istemeleridir. Bunun için de Muhammed’e bir soru sormuşlardır. Başka bir rivayete göre ise bu soruyu Mekke müşrikleri sormuştur. Yahudiler’in: "Sen bize hep bizden öğrendigin Musa, İbrahim ve Adem'den haber veriyorsun. Tevratta tek bir yerde bildirilen bir peygamber’den bildir" demeleri üzerine Peygamberimiz : « Bu kişi Zülkarneyn'dir» buyurmuş ve bu ayet inmiştir.’’ (Bu hadisi Kütübü Sitte’de okudum fakat kaydetmeye değer görmedim. Sonradan bulamadım. Dolayısıyla kaynak veremiyorum. Ancak internette Zülkarneyn yazıp ararsanız İslami sitelerin çoğunda bu rivayeti görebilirsiniz.) Yukardaki ayet ve hadis te görmek isteyen göz için yeterince aydınlatıcıdır. Bir Müslüman İsrailiyat'tan bahsederken iki kere düşünmelidir. Muhammed Yahudilere siz ne saçmalıyorsunuz diyememiş, savunmaya geçip Zülkarneyn ayetini uydurmuştur ki, hem Tevrat'ta Zülkarneyn yoktur, hem de Kuran'da en ucu başı kopuk surelerdendir. Tevrat'ta olmayınca bu kadar anlatabilmiş. Kınamıyorum ne de olsa o bir 'ümmi'. Ama 1400 yıldır bu gerçeği göremeyenleri ve görüp te gizleyenleri ve hala kendini aydın sayanları kınıyorum. Saygılar, sevgiler. |
Alıntı:
Saygılar. |
Alıntı:
Başlangıcında sorun var. Musa o yolculuğa neden çıkmış, balık yanında ne arıyor belli değil. Bu belirsizlikleri hadis gideriyor. (Kütübü Sitte-695) Sözün özü, hadisleri atamazsınız. Sonuçta Kuran'da Muhammed'in anlattıklarıyla yazıldı, doğru olan hadisler de. Yukardaki buna güzel bir örnektir. Kuran'da yarım yamalak ama hadiste gayet düzgün ve tam. Ayrıca o kıssa, sorgulamamayı teşvik ettiği, sorgulamayı kötülediği ve en büyük peygamberlerinden birini bile sorguluyor diye kınadığı için ( Diyanet'te böyle yorumluyor) olabilecek en kötü kıssalardan biridir. İnsan sorguladığı için, sorguladığı kadar insan olmuştur çünkü. Saygılar. |
Alıntı:
Bu iletiniz bende tam bir Hayal kırıklığına neden oldu... Sizin gibi araştırmacı ve positif anlamda Şüpheci ve Zeki? biri böyle bir sonuca nasıl varır? O halde "müslüman"lara bu Sunni yalanlara inandıkları için hiç kızmamak gerek... Sevgili Selanikli,ben hadis masallarını bir kenara atalı çok olmuştu ama sırf siz HadisNoyu referans gösterdiniz idye açıp baktım... bunların paparazzi metinlerinden hiçbir farkı yok...Özellikle Ayetlerin "nuzul sebebi" kısmı sırf uydurmadır. Neden? Çünkü bir Ayetin neden indiğine dair anlatılan herşey Allahın "Niyetini okumaktır" Bu bir Küstahlıktır. Hem Seni yaratan bir Allah'a inanacaksın,heme O'nun niyetini okuyacaksın? Bu olabilir mi? Bu türden Rivayetler hep "Namım yürüsün" tarzındadır. Çoğunluğu kendini merkeze koyan ve O'nun bir sözü veya eylemi sonucu Ayetlerin indiğini ve kendisinin Peygambere çok yakın bir adam olduğunu anlatan Hadislerdir.Tamamen asparagastır. Şimdi bu ön bilgiden sonra asıl konumuz olan kıssaya gelelim; Mevcut bir kıssaya hikaye uydurmak çok kolaydır... Kuranda Kıssaların bir kompozüsyon gibi Giriş-Gelişme-Sonuç şeklinde olmasını beklemek anlamsızdır. Daha öncede belirttiğim gibi;Kıssalarda Zaman ve Mekan aramak ve Şer-i Hüküm çıkarmakta abesle iştigaldir. Kuranı herkesin anlayamayacağı nasıl bir yalan ise, Herkesin anlayacağı da bir uydurmadan ibarettir. Yukarıda ki cümlemden kastım,İman edecek kadar herkes anlar, ama Derinlemesine Hüküm ve Kavramlar çıkarmak bir Alt yapı ve Özverili bir çalışma ister... Nedense yazılarımı okumadığınız izlenimine kapılıyorum, Daha önce siz ikili ve üçlü sistemden bahsettim...ama ilgilenmediniz... Kuranın kendine has bir sistemi vardır... Ayrıca her Ayet kendini başka bir Ayetle doğrular... Bahsettiğiniz hadşsşn tutarsızlığı şlk bakışta sırıtıyor, Ayetin başına ve sonuna Hikaye uydurulmuş...Olay ilk bakışta "mantıklı" veya mantığa büründürlmüş...en basitinden BALIK bir RWMZdir... Hadis Uyduran Balıkta Fire vermiş...neden? Hikaye de güyaAllah Musaya:"Kendisine: Bir zenbile bir balık koy, onu sırtına al. Balığı nerede yitirirsen o zat oradadır" diyor?.... Ama Musa yardımcısına şu sözü söylüyor: "sabah kahvaltımızı (BALIĞI)getir. Biz bu yolculukta yorulduk" Yani O andan önce kaybolmuş olmasa,kendisine verilen en önemli İŞARETİ kahvaltı olarak yiyecek??? Bu çok saçma.... Hadis uyduran Zat bunu gözden kaçırmış... Sevgi ile... Not:O hadisi bir daha okuyunuz..daha sonra aıl konuya dönüp çok daha değerli konuları konuşabiliriz... Ve Musanın ezoterik eğitim-öğretimi yani İnisiyasyonunu konuşabiliriz. Musa Rahibler ve Bilge Adamlar tarafından İnisiyasyona tabi tutulmuştur. Aslında tüm Hanif Elçiler bu Eğitimi alırlar. |
Bazen Müslüman olduğunu iddia eden dostlara şu :
Araf 204 : Kur'ân okunduğu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete nâil olursunuz. ayetin ne anlama geldiğini sorarım. |
Alıntı:
Sayın UlulElbab; açıkçası bende de sizin bu yazınız hayal kırıklığı yarattı, sizin konuya çok daha hakim olduğunuzu düşünüyordum. Yazılarınızı gerçekten büyük bir dikkatle okuyorum ama hepsini dikkate aldığımı söyleyemem. Gelelim asıl konuya. Önce ayetleri bir okuyalım: ''Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tuttu kayıp gitti.''; ''Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.'' Kehf(18/61, 62) Görüldüğü gibi, ayet hadis ile aynı. Tek bir fark var, birinde sabah kahvaltısı, diğerinde öğle yemeği denilmiş. ''Yani O andan önce kaybolmuş olmasa, kendisine verilen en önemli İŞARETİŞimdi sizin mantığınızla ve sizin sözlerinizle - ki tamamen benim mantığımla ve düşünme tarzımla uyumlu- yazıyorum. Sadece hadis yazdığınız yere ayet yazacağım. kahvaltı (öğle yemeği) olarak yiyecek??? Bu çok saçma.... Ayet uyduran Zat bunu gözden kaçırmış...'' Beni tam olarak doğruladınız. Birbiri ile uyumlu olan ayetlerle hadislerin yazımı arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisi de Allah sözü değildir. Yardımlarınıza teşekkürler. Sevgiler. |
Sayın selanikli,
Sizde vasat bir Ateistin objektif bakış açısını dahi göremiyorum. Önce hüküm veriryor sonra verdiğiniz hükme ulaşmak için kanıt arıyorsunuz. Bu çok bilindik bir açmaz-yöntem ve genelde çıkmaza götürür. Size girdiğiniz bu Labirentte başarılar diliyorum. Labirente yukardan ama insana karşıdan bakan bir İnsanla yazıştığınızın farkında dahi değilsiniz. Saygılarımla. |
Alıntı:
Bu yazıda sizinle ilgili ikinci hayalkırıklığım oldu. Çok yazık. Size de kendi labirentinizde kolaylıklar, işiniz zor. Saygılar. |
Teşekkürler Sevgili Selanikli,
Labirentler hiç bitmez zaten:D Tıpkı Matruşka bebekleri gibi... Kendinizi hayal kırıklıklarına alıştırın...Daha çok kırılacak gibi görünüyorlar. Biz ne desek boş , yaşayıp göreceksiniz... Kimsenin işi kolay değil ki...ve kime sorsanız Derdi sizden çoktur. Sevgi ile... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:23 . |