![]() |
Genç Siviller..
Bu gün (21 Haziran 2008 CUMARTESİ), saat 17.00’de, İstanbul İstiklal Caddesi’nde Genç Siviller organizasyonu ile, Darbeler ve Cuntacılara karşı bir yürüyüş düzenlenecektir.
İlgililere duyurulur... "Darbe yapan Cuntacılar, dış güçler adına ülkemizde av köpekliği yapan başbelalarıdır! Cumartesi tüm cuntacılara ''HOŞŞT'' diyoruz! ''Ben Darbeye Karşıyım'' demekle olmaz! Lafla peynir gemisi yürümez! Gaspedilen iradendir! İşte sana fırsat! bu cumartesi Taksim'e gel! Türk siyasi tarihinde bir ilk gerçekleşiyor!! Derin millet demokrasi için yollara düşüyor... 17 sivil toplum kuruluşu,"Darbeye karşı 70 milyon adım" sloganıyla yarın yürüyüş düzenliyor. Katılımcılar yılın en uzun gününde, beyaz kıyafetlerle darbeleri protesto edecek. Genç Siviller, SDP, DSİP, DTP, EMEP, Mazlum-Der, KEG, İHD, Siyasal Ufuk Hareketi, Gönüllü Teşekkürler Vakfı, DurDe Girişimi, Henüz Özgür Olamadık İnisiyatifi, Lambdaistanbul, TGTV, Sosyalist Parti Girişimi, Barış Meclisi ve Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 17 örgüt “Darbeye Karşı 70 Milyon Adım” kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında yılın en uzun günü olan 21 Haziran’da CUMARTESİ saat 17.00’de beyaz kıyafetler giyecek eylemciler İstanbul İstiklal Caddesi’nde yürüyecek. Ardından yıl boyunca tüm Türkiye’de eylemler yapılacak. Eyleme en büyük katkıyı sağlayanlardan Genç Siviller üyesi Turgay Oğur, darbeye tepki göstermek için kaybedecek zaman olmadığını vurguladı. "Milli maçların heyecanıyla meşgul olsak da, yazın gelmesiyle plajlara akın ediyor olsak da hukuk darbesi devam ediyor" diyen Oğur, yürüyüşün zamanına dikkat çekti. HERKES BEYAZ GİYECEK Oğur, "Yılın en uzun günü en aydınlık günü demek. Bu sıralar karanlık bir döneme giriyoruz. Böyle bir günde darbeye karşı çıkmak çok anlamlı" dedi. Yürüyüşe destek veren tüm grupların tek hedeflerinin olduğu aktaran Oğur, "Bizim bir rengimiz yok. Bu nedenle de kıyafetlerimizde de beyazı tercih ettik" diye konuştu. Yürüyüşe herkesin sıradan bir vatandaş kimliğiyle geleceğini belirten Oğur şunları söyledi: "Darbelerin hep sıradan insanların desteği alınarak yapıldığı iddia ediliyor. Millet adına yönetime el koyduk deniliyor. Millet adına kimsenin yönetime el koymaya hakkı olmadığını görmek gerekiyor." SESSİZ KALMAYACAĞIZ Darbelerin kimseye yararı olmadığını herkesin gördüğünü hatırlatan Oğur, "Darbe yapanlar da korkuyorlar ama biz daha çok korktuğumuz için darbeler başarılı oluyor" ifadelerini kullandı. Önemli olan darbelere karşı artık sessiz kalmamaktır” dedi. 21 Haziran 2008 Cumartesi günü, saat 17.00'de Tünel'den Taksim'e yürüyoruz. Demokrasiden, adaletten, özgürlükten yana ve darbeye karşı, bir ses çıkartmak için. GELİR MİSİN? Darbeye Karşı Ses Çıkar 21 Haziran 2008 Cumartesi Günü, yılın en uzun, en aydınlık en beyaz günü. İşte o gün 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız bir şeyi yapmak için toplanacağız. Demokrasiden, adaletten, özgürlükten yana ve darbeye karşı bir ses çıkartmak için. O sesi 27 Mayıs 1960’da çıkaramadık. Bir başbakan gözlerimizin önünde asıldı. 27 Mayıs’a sessiz kalışımızın bedelini 12 Mart 1971’de hayatlarının en güzel çağındaki gençler ödedi. Yine sessizliğe gömüldük. Ve o sessizliğin de bir bedeli vardı. 12 Eylül 1980’de yüz binlerce genç o bedeli ödedi, biz yine sessizce izlerken. Tarih tekerrür etti. 12 Eylül 1980’nin sessizliğine doğan kızlar 28 Şubat 1997’de üniversite kapılarından başörtüleri yüzünden geri çevrildi, kaçınılmaz bedeli bu kez onlar ödedi. Sessizdik. Sessizliğimiz cesaret verdi. 27 Nisan gecesinin sessizliğini bir e-muhtıra bozdu. Karanlıklar içinde sessizce Susurluklar, Şemdinliler oldu, Ergenekonlar kuruldu, Savcılar linç edildi. Sessizliğimizden cesaret alanlar hukukun arkasına saklanıp siyaseti tehdit ettiler. Şimdi yılın en uzun ve en güzel günü şehrin orta yerinde sessizlik yeminlerimizi demokrasiden, vicdandan, adaletten yana derinlerden gelen bir uğultu sesiyle bozuyoruz. Kepenkleri indiriyoruz, televizyonu kapatıyoruz, yemeğin altını söndürüyoruz, işimizden izin alıyoruz birlikte İstiklal Caddesi boyunca bir akşamüstü yürüyüşüne çıkıyoruz. Tek renk, tek slogan, tek pankartla. Beyazlar içinde. Bir daha karanlıklar üzerimize çökmesin diye, Kırıp dökmeden, kimseyi üzmeden olan bitenden rahatsız olduğumuz bilinsin diye, Yıllardır süren sessizliğimizin bedelini bir daha çocuklarımız ödemesin diye, Biliyoruz çok geç kaldık ama daha da geç kalmayalım diye, Bu kez iş işten geçmesin, ağır çekim darbe amacına ulaşmasın diye, Demokrasiden, siyasetten, özgürlükten, yeni bir sivil anayasadan yana; yargı darbesine, darbe tehditlerine karşı vakur bir ses çıkarmak için, ilk sivil bir uyarıyı vermek için, Yargı darbesiyle işlevsizleştirilen meclise dokunmayın demek için, 21 Haziran 2008 günü, yılın en uzun, an aydınlık, en güzel, en berrak günü bir akşamüstü şehrin orta yerinden, Tünel’den Taksim’e doğru sessizlikten bir ses olup yürüyoruz. Gelir misin? DARBEYE KARŞI 70 MİLYON ADIM" Genç Siviller |
Genç Siviller kimdir?
Kısaca; Kendi dilleri ile Genç Siviller; Bu topraklar üzerinde 16-35 yıldır ikamet eden, bu ülkenin hastanelerinde doğmuş, okullarında okumuş olan, herkes gibi Cem Yılmaz esprilerine gülen, Babam ve Oğlum filminde ağlayan, kimsenin üniformasını giymeyen, şiddetle uzaktan yakından bir alakası olmayan, uzun ve sağlıklı bir ömür sürmek isteyen, ilerde çocuklarına iyi bir gelecek bırakma hayali kuran Türkiye Cumhuriyeti'nin sıradan vatandaşlarıyız. (Bu arada; 2 yıl ile üyeliği kaçırmışız :( ) Biraz uzunca da; http://www.gencsiviller.net/haber.php?haber_id=2 |
Bu arkadaşlar sanki biraz üst ve orta-üst gelir grubu mu yoksa bana mı öyle geliyor? Bir de hep cunta, darbe vb. (sanki bunlar gündemdeymiş gibi) şeylere temas ediyorlar ama bir tane bile AKP karşıtı hareketlerini görmedik, ya da görmedim, doğru mu?
Vereceğiniz bilgiler için teşekkür ederim şimdiden. |
http://www.haber7.com/haber/20090501...a-mal-oldu.php
Akıl yaşta değil baştadır, derler de inanmazdık. |
Önce siteyi biraz aradık, konumuz hakkında bir başlık bulamadık.
(Şayet var ise bu yazımızı o başlığa taşınmalı) Konumuz 27 Mayıs 1960 Askeri darbesi. (Esasen biz buna komedilerin şahından dramaların ahına da demekteyiz.) " 27 Mayıs Darbesi[1], 27 Mayıs 1960'ta yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askerî darbe[2]. Ayrıca 27 Mayıs Askerî Müdahalesi[3], 27 Mayıs İhtilâli[4] ya da 27 Mayıs Devrimi olarak da anılır. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine bütünüyle el koydu.[5] 37 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi bu harekat ile anayasa ve TBMM'yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere birçok Demokrat Partiliyi tutuklattı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ve Kore gazisi Tahsin Yazıcı da tutuklananlar arasındaydı. Milli Birlik Komitesi ülke yönetimini üstlendi. 3. Ordu Komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala'nın, eğer darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse ordusuyla Ankara'ya yürüyüp isyancıları yakalayacağını söylemesi üzerine darbeden haberi olmayan Emekli Orgeneral Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesi'nin başına getirildi.[6] Bu darbenin daha sonraki yıllarda meydana gelen askeri darbelerden farkı, Türk Silahlı Kuvvetleri emir komuta zinciri içinde yapılmamış olmasıdır;[7] nitekim dönemin Genelkurmay başkanı da yönetime el koyan askeri güçler tarafından tutuklanmıştır." Kaynak http://tr.wikipedia.org/wiki/27_May%C4%B1s_1960_Darbesi Kaynaktan alıntıyı çok daha kısa tutmak isterdik. Lakin o kadar çok :dizzy: dumurluk cümle vardı ki kesmeye gönlümüz razı olmadı. Niçin bu başlık derseniz de; http://www.haberler.com/genc-siville...armasi-haberi/ |
bence bu başlıkta
genç sivillerin yassıada taleplerini dile getirmek daha dogru olurdu. Genç siviller yassıada demokrasi adası olsun diyorlar ve oraya bir de çıkartma yaptılar. saygılarımla |
"Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanlığı'nda hazırlandığı iddia edilen "AK Parti ve Gülen'i Bitirme Planı"nın altında imzası bulunan Albay Dursun Çiçek'in bir gün içerisinde tahliye edilmesi Genç Siviller'in tepkisine neden oldu. Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne gelerek kararı protesto eden Genç Siviller, Çiçek'in tahliyesi için yapılan itirazın değerlendirilebilmesi amacıyla geçici olarak İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görevlendiren hakim Faik Saban'ı da eleştirdi. Genç Siviller, üzerinde 'Hakim Faik Saban, Guinness Rekorlar Kitabı'na girsin' yazılı çelenk eşliğinde basın açıklaması yaptı.
Grup adına konuşan Hayri İnce, hakim Saban'ın rekorlar kitabına girmesi gerektiğini savundu. İnce, "Akdeniz Olimpiyatları'nda güreş ve halter sporcularımızın aldıkları başarılar ile göğsümüz kabarmışken bir büyük başarı haberi de Beşiktaş Adliyesi'nden geldi. İstanbul Adalet Komisyonu tarafından 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, nam-ı diğer 'bizimkilerin mahkemesine' atanan hakim Faik Saban 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nı hazırlamakla suçlanan Albay Dursun Çiçek hakkında hazırlanmış yüzlerce sayfalık jandarma ve emniyet raporlarını, ifade tutanaklarını, bant kayıt dökümlerini, belgeleri, dökümanları iki saatte inceleyip Albay Çiçek'i tahliye etmesiyle dünya hızlı okuma şampiyonu olarak Guinness rekorlar kitabına girmeye hak kazandı." dedi. Hakim Saban'ın en hızlı adalet tecellisi rekorunu da kırdığını belirten İnce, "Milli gururumuz hakim Faik Saban meslektaşlarının 18 günlük çalışma ve inceleme sonunda verdiği tutuklama kararını iki saat içinde tahliyeye çevirerek dünya en hızlı adalet tecellisi rekorunu da kırarak Guinness rekorlar kitabına iki kez girmeyi başardı." diye konuştu. Hakim Saban'ın kalıcı olarak 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atanmasını isteyen İnce, "Yüce Türk adaletinden talebimiz Faik Saban'ın 14. mahkemeye yani diğer adıyla bizim mahkemeye temelli atanmasıdır. Dama düşenin dostu, kader mahkumlarının yeni umudu Faik Saban'ı tebrik ediyoruz. Başarılarının devamını diliyoruz." şeklinde konuştu. "İyi çocuklar seninle gurur duyuyor', 'kader mahkumlarının nöbetçi hakimi' ve 'dama düşenin dostu baba Faik' yazılı dövizler de taşıyan Genç Siviller açıklamanın ardından çelengi adliye önüne bırakarak buradan ayrıldı." Kaynak, CİHAN Genç olmak başka bir şey. |
Peki mhmd genç siviller o adam "kağıt parçası" ile mahkum edilip tutuklanınca da gösteri yapmışlar mı ?
Ya da hakim Saban Tolon'un tahliye talebini red ettiğinde ve ya Sedat Peker'i mahkum ettiğinde de Galatasaray'da toplanıp nümayiş filan yapmışlar mı ? Yoksa Fettullah Hocaefendi bu konularda onlara talimat vermemiş mi ? |
Genç siviller Monarşi yanlısı anladığım kadarıyla. Padişahları kim?
|
Her türlü oluşumlar, sosyal guruplar topraktan biter gibi bitmez.
Kaldı ki topraktan bitmesi için dahi, bir tohum o tohumun atılması, sulanması v.s eylemler gereklidir. Hocasız tek bir sosyal gurup var mıdır? Evet belki de sözünü ettiğiniz eylemlerde boy göstermemişlerdir. Ancak 1 Mayıs'ın en sözü edilen gösterisi de bu guruptan gelmiştir. http://www.gencsiviller.net/ Cumartesi annelerini şehitliklerde, Cuma annelerini Galatasarayda gezmiyorlar diye suçluyor musunuz? Monarşiyi küçümseyenlerin Oligarşik demokrasilerden çare ummaları da enteresandır. |
Ben bu grubu sevdim. Anladigim kadariyla liberal gencler. Kendilerine onun adamisiniz, bunun adamisiniz denmesine pek aldirmiyorlar. Ben de frodo gibi merak ettim, bunlar Fethullahci'miymis diye, pek birsey bulamadim. Amblem olarak spor ayakkabisini secmisler. Nedenini de cok güzel acikliyorlar:
Spor ayakkabı kimsenin üniformasını giymeyen, yani kabaca kimsenin adamı olmayan, güçlü bağlarla bir kimliğe ya da ideolojiye bağlı olmadan zihni, bedeni esnek ve özgür olabilen olarak tanımladığımız sivilliği temsil ediyor. Üniformasızlık bize vicdanımızın peşinden gitme özgürlüğü veriyor aslında. Herkesin sadece kendi sorunları hakkında duyarlı ve herkesin sadece kendine demokrat olduğu Türkiye’de ancak vicdanlarımızı özgürleştirebilirsek hakkaniyetli bir siyaset yapabiliriz diye pek çok farklı siyasi gelenek içinde edindiğimiz ortak bir duygumuz var. Bu sözlerin altina ben de imza atarim. Karikatürleri de harika. http://www.gencsiviller.net/artikel.php?artikel_id=238 Evet, Türkiye'nin temel sorunu demokrasidir. Bunun icin mücadele eden herkesime destek. |
Bu "genç siviller" siyasetin emolarıdır.
Farklılık peşindeki ergenlerin abileriyle birlikte kurup converse flamalarını dalgalandırdıkları bu örgütlenmenin tek bir hassasiyeti vardır: Ordu Devletin askeri dışında her konuda yaratıcı espriler, tatlı yorumlar yapabilen bu sevgili kardeşlerimiz ne hikmetse konu ordu olunca en azılı kürtçülerin, en azılı islamcıların tezlerine yakın makaleler ile çıkıverirler adamın karşısına. Hele bir de süslü püslü şovlarla süslü yürüyüşleri yok mu, hastasıyız. 70'lerin onurlu, anti emperyalist, vatansever ve devrimci örgütlenmelerinden günümüzün modern(?), anti-militarist, evrensel ve hümanist sevgi pıtırcanlarına uzanan sivil toplum maceramızın en nadide öğelerinden biridir "genç siviller". Seviyoruz kendilerini. İşte bizim tatlı çocukların yaramazlıkları ---- http://www.timeturk.com/images/news/17560.jpg Genç Sivillerin, Mazlum Der'le yaptığı darbe karşıtı ortak yürüyüşten http://graphics8.nytimes.com/images/...rk.xlarge1.jpg http://www.stargundem.com/thumbnail....article_medium İngilizce afişleri de varmış, vaay http://www.porttakal.com/haberimg/17...59abbfef_b.jpg http://i.radikal.com.tr/644x385/2008...5_mf67138.Jpeg Yürrü be http://www.yuzlesmedernegi.org/dosya...2bbcd38dd1.jpg falan filan... |
Gulu gulu dansı değil mi?
|
Brachyselphal'in yazdiklari ne kadar sevimli bir grup olduklarini gösteriyor. Keske 20-25 yas genc olsaydim, kesin bu grupta yer alirdim :)
|
Alıntı:
Genç siviller Türkiyedenin tüm sorunlarına köklü bir çözüm bulduklarını iddia etmiyorlar ama genel anlamda Türkiyede demokrasiden, barıştan yana duruşlarıyla siyasi yelpazenin pozitif tarafındalar düşüncesindeyim. |
Sevgili sargon bir hareket eğer güdümlü ise asla ve asla demokrat olamaz. genç sivillerin çok 'şirin' görünmeleri ile Ahmet İnsel'in harika küçük bir değerlendirmesini alalım:
Alıntı:
geri kalırlar. Türkan Saylan olayında her namuslu demokratın bile isyan ettiği haksızlıklar karşısında bu genç şirinlerin ortada görünmeyişinin nedenini bir kurcalamak lazım. Sakın el altından T.Saylan'ın misyonerliği tezgahını sürdürenlerden icazet alamamış olmasınlar ? |
Alıntı:
O beğenmediğiniz, dahice cümlelerle bakış açınızı koyduğunuz anti-emperyalist, milliyetçi,devrimci 70li yılların örgütlenmeleri-bilinci olmasaydı bu gün Turan Dursun da olamayabilirdi. Yazacak hiç bir dergi, bulacak hiç bir dayanak bulamadığı için binlercesi gibi eriyip giderdi. Yukarıda yazdıklarım biraz hafif gelmiş anlaşılan, açık açık yazmak gerekir ki Genç Siviller denen oluşum modern görünüşlü (converseler, esprili bildiriler, hoş kızlar, tatlı çocuklar vs) bir fetullah-soros projesinden başka bir şey değildir. Uğur Mumcu'ların, Deniz Gezmiş'lerin Türkiye'sinden böyle oluşumların çıkmış olması beni şahsi olarak utandırıyor. Bu liboşlar elbette küçük bir güruh, ve öyle kalacak gibiler. Ancak sinek küçük olsa da mide bulandırmaya yetiyor. |
Cem'in Onur Üyeliğinin, Cemaat Üyeliğine, Dinlerden özgürlük Grubu üyeliğinin ise Dinlere özgürlük Grubu üyeliğine terfi edilmesini öneriyorum.
|
"Cem'in Onur Üyeliğinin, Cemaat Üyeliğine, Dinlerden özgürlük Grubu üyeliğinin ise Dinlere özgürlük Grubu üyeliğine terfi edilmesini öneriyorum. "
:laugh: Bu ülkede taraflar, sınırlar, görüşler ve dahi görünüşler sabittir! Kötünün! beyazı bile kara, iyinin! karası bile beyazdır. Zaten siyah ve beyazdan başka renk de yoktur. Sahi yaa.. Beşiktaş haricinde takım tutan var mı? |
sevgili frodo,
bu gruba elestiri getirebilmek icin cok ugrasmissin gibi geldi bana. Hani ben fazla tanimiyorum, Ahmet Insel bu islerin icindeki adam, onun bir bildigi vardir diye gidip verdigin yazinin tamamini buldum. 2008 1 Mayis'i üzerine Birikim'de yayinlanmis bir yazi. Ama alintiladigin yerde "genc siviller"den bahsettigine dair birsey yok. Yazinin tümünde de bir grup adi verilmiyor yada ima edilmiyor. Bana, sen böyle bir yorum yapmissin gibi geldi. http://www.seyyarsahne.com/gundemgoster.php?id=13 Ben de bu grup acaba 1 Mayis'a ve AKP'ye karsi nasil bir tutum aliyor, frodo hakli olabilir, belki de bunlar gercekte darbe özlemlerini gizleyen, Fethullah'in talimatiyla hareket eden bir gruptur dedim. 2008 1 Mayis'inda Taksim'deyiz demisler. Artik ne yaptiklarini bilmiyorum. http://www.gencsiviller.net/haber.php?haber_id=20 2009 1 Mayis'inda ise sunu yapmislar: http://www.gencsiviller.net/haber.php?haber_id=162 AKP'ye karsi yaptiklari bir eylem de surda: http://www.gencsiviller.net/haber.php?haber_id=104 Bence bu gruba karsi fazla önyargilisin. Bunlardan tamamen bagimsiz olarak bir baska degerlendirmene de deginmek istiyorum, diyorsun ki Alıntı:
"Demokrat olma"nin belli ölcütleri vardir ve sanirim bu konularda benzer seyler düsünüyoruzdur. Bagimlilik-bagimsizlik kategorisini devreye sokarak baska bir yere dogru yelken acabiliriz, bu yüzden araya girme ihtiyaci duydum. |
Alıntı:
Alıntı:
siyasetin, felsefenin militanlarından oluşmaz. Burası özgür düşünenlerin ve düşündüklerini serbestçe ifade edebilenlerin platformudur. Sevgili sargon basit bir soru ; sence 2008 1 mayısında yaşanan terör genç şirinlerin protesto eylem günlüğünde neden yer almamıştır. AKP ve cemaat karşıtı her olayda en geç 35 dakika içerisinde havalı conversleri ile görmeye alıştığımız genç siviller neden T.Saylan hakkında iğrenç iftiralara karşı bir genç şirinler rahatsız eylemi yapmamışlardır. Ee demokratlık böyle günlerde belli olur. Benden yana olanlara ilişme karşıt olduklarımı yer ile yeksan eyle demokratlığı havalı ve şirin gözükebilir ama nasıl diyeyim biraz garip yav. Tekrar edeyim genç siviller doğrudan cemaat tarafından güdümlenen ve eylemleri ile bunu doğrulayan kendine demokrat bir ucube harekettir. Zaman zaman iktidar oyunlarında cemaatle AKP arasında çelişkiler çıktığında AKP'ye bile cılız eleştiriler getirmesi bu durumu ortadan kaldırmaz. |
sn frodo,
Turan Dursun sitesenin hic bir siyasi yapilanmaya yakin olmak gibi bir özelligi asla yok ama genc sivillerin mutlaka olmali ...... tebrik ederim, güzel bir mantik......sizi tanimasak , kendi ön yarginiz diyecegim....ama malum sizde asla kaliplasmis bir ön yargi yok..... |
Alıntı:
|
Oncelikle sunu söylemek gerekiyor. Henüz bu grubun birilerinin güdümünde oldugunu, Fethullahci olduklari ispatlayabilmis degilsin maalesef. Aslinda bunu gösteren birseyler koymus olsaydin, ben kabul ederdim. Hanüz ispatlayamadigin birsey icin sürekli olarak cemaat güdümlü diye bir söylem kullanmak bence sik durmuyor. Muhtemelen iclerinde Fethullahcilar da vardir, baskalari da. En azindan ben bilmiyorum. Kanitlar sunmadigina göre sanirim sen de bilmiyorsun, tahmin ediyorsun.
Alıntı:
Eger bir politik parti olsalardi söyle bakmak gerekirdi. Avrupa'da liberal demokratlar var, sosyal demokratlar var, hiristiyan demokratlar var. Hepsinin hassasiyetleri farkli yönlerdedir, ama genel olarak demokrattirlar. Bunlarin disinda fasistler, radikal dinciler, yabanci düsmanligi yapan partiler vb. var. Birinciler demokrattir. Ikinciler degildir. Türkiye'de de ayni seyin olmasi normal. Diyelim ki sen T.Saylan konusunda cok hassas olursun, senin agirligin burda olur, digeri ise Ergenekon, darbe tehlikesi gibi konularda hassas olur. Sen Ergenekonculara karsi cikmiyorsun, darbelere karsi mücadele etmiyorsun diye demokratliktan azade edilemeyecegin gibi, digeri de T.Saylan konusunda birsey yapmadi diye azade edilemez. Ama eger Ergenekon diye birsey yoktur, bu uydurmadir dersen, yada T.Saylan PKK'ye destek veriyordu, aslinda tutuklanmasi bile gerekiyordu dersen o zaman demokratligin tartismali hale gelir, aslinda sertlik istiyorsun demektir. Bence olay böyle degerlendirilmeli. Dolayisiyla bazi eksikleri olsa bile Türkiye'de demokrasi icin birseyler yapanlari desteklerim. Sertlik yanlisi olan bir toplumda yasadigimizi unutmamak lazim. |
Ha gayret invi. Turan Dursun Sitesini anlamaya hiç bu kadar yaklaşmamıştın.
Bak bu başlıkta site yönetiminden sargon ve ben farklı düşünüyoruz. Cem farklı düşünüyor. İşte bu nedenle TD Sitesi herhangi bir siyasi görüşe angaje olmuyor. Bu özelliğimiz site resmi çizgimize yansıyor. Bahse konu genç şirinler ise bana göre kendilerine dikte edilen demokratlığı terennüm ediyorlar. Çünkü demokrat tavır benden-senden ayırımı yapmaz. Haksızlık haksızlıktır. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
diyorum. bakalım genç sirinler kendilerini nasıl tanımlamışlar : Alıntı:
|
sevgili frodo, bu cocuklar Türkiye'de demokrasinin gelismesinin önünde engel olan en temel konuklara parmak basmislar. Kürt sorunu var, ordunun müdahaleleri, askeri darbeler, cezaevleri, iskence, alevilere yada Ermenilere dönük baskilar, yasaklar. Sen tutturdun, T.Saylan diye. Tamam, o da eksik olmus olsun. Dünyaya T.Saylan üzerinden mi bakacagiz yani.
Anladigim kadariyla bu grubun Fethullahci olduguna sen de emin degilsin aslinda, söylemi yumusatmaya baslattin gibi geldi bana. |
Sevgili sargon T.Saylan olayı " namuslu bir demokratlık" için turnusoldur sadece. ! Mayıs tutumu da öyle.
Bu bana şu meşhur mahalle baskısı raporu ortaya çıkınca zuhur eden demokratlığı hatırlatıyor. Binnaz Toprak baştacı iken birden zehir zemberek eleştirilere boğulmuştu. Genç sivillerin demokratlığının sadece ve sadece cemaatin refleksleri ile ilgili olduğunu görüyor ve aksine bir tutum göremiyorum. Hatta seninle bir öngörümümü paylaşayım; genç sirinlerin önümüzdeki dönemde hükümetle ilgili eylemlerini daha sık göreceğimizi sanıyorum. Bunun nedeni de cemaatle AKP arasındaki çelişkilerin daha görünür olmasıyla doğrudan ilişkisi olacaktır. |
Frodo'yu bilmem, ama benim içime sinmeyen ve burnuma kötü kokuların geldiği bir kaç nokta var.
Türkiye'de senelerdir alternatif kurum yaratma ve mevcut kurumları ele geçirme çabası kör göze parmak misali önümüzde. Sendikalar Medya Sanayiciler Tüccarlar Bankalar Sivil toplum kuruluşları Eğitim kurumları Siyasi partiler (sağ veya sol farketmez) Bunların hepsinin şu gün itibari ile alternatifleri mevcut. Alternatiften kastım bir cemaatin görüşlerine koşulsuz şekilde bağlı olmalarıdır. Sanki birileri Türkiye ye falanca lazımsa onuda biz sağlarız düşüncesinde hareket ediyor. Alacağınız bisküviden, üye olacağınız sendikaya kadar karpuz gibi ortadan yarılmış durumdayız. Burada durup cemaat yapılaşmasının neden "tehlikeli" veya daha hafif tabirle "demokrasi dışı" görüldüğünü açıklamak isterim. Dünyada demokrasinin olmazsa olmazlarından biri şeffaflık konusudur. Yukarıda saydığım kurum ve kuruluşlar üyelik, denetim, para akışı vs gibi konularda denetime tabidir. Mafya, terör örgütü vs gibi illegal yapılanmaların ortak özelliği üye ve para kaynaklarının bilinemez-denetlenemez oluşudur. Bir işin içine gizlilik girerse ordan demokrasi çıkmaz. Daha da vahimi kendi içinde demokrasi kuralları işlemeyen bir oluşumun demokrasiye katılımı o ülkedeki demokrasiyi daha ileri götürmek şöyle dursun tam tersine otokratik bir yöne savrulmasına yol açar. Siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının gelişmiş ülkelerde çok sıkı denetleniyor oluşu bu sebeptendir. Şimdi devam edersek, yukarıda saydığım alternatif kurum ve kuruluşların hiç birinde adı ile anılan cemaat liderinin üyeliği veya yöneticiliği görünmez. Okullar dahil bu kuruluşlara ziyarete gittiğinizde çok çarpıcı şekilde "onursal üyelik" dahil herhangi bir yerde adı geçmez. Ama bu durumda nerden eminsin falanca cemaate ait olduğunu gibi soru sormak da kör göze parmak olur. Gelelim genç siviller hareketine; Olaylara karşı verdikleri tepkiler burada birçok ipucu veriyor. Siyasal islam ve özellikle cemaatin zamanında dışında kaldığı olaylara ani tepki verirlerken.(1 mayıs 1977 olayında olduğu gibi), Sivas katliamı, Netekim Paşa'nın Çankaya ağırlanması veya 1982 yılı Anayasa oylaması, deniz feneri vs. gibi cemaate ve hedeflerine zarar verebilecek konularda nedense kesif bir sessizlik hakim oluyor. Örnekler çok ama genel anlamda "tehlikeli sularda" dolanmıyorlar. Bir kere AKP eleştirisi yapması sizi yanıltmasın, hala daha AKP=Cemaat olmadığını, eleştirilen kişilerin cemaate çok da yakın olmadığını (Tayyip Erdoğan dahil) unutmayın. |
Frodo'nun tespitleri doğrudur.
Bu "genç siviller" denilen topluluk 15-30 kişiyi geçmeyen bir sentetik sivil toplum kuruluşudur. Tabii bütün AKP ve hocaefendi medyası her eylemlerini bangır bangır reklam yapa yapa verdiği için insanlar böyle bir "hareket" var sanmaktadır. Yahu milyonların akın ettiği Cumhuiyet mitinglerini (hem de Ankara'nın İstanbul'un göbeğinde) göstermeyen, kaale bile almayan (ki BBC, CNN 1. haber olarak vermişti) medya bu 20-30 kişilik grubun her eylemini olağanüstü bir şey gibi pazarlamaktadır. Bari bunca pazarlama çabasının sonucunda bir kitleleri olsa. Şişirme-hormonlu bir Soros-Açık Toplum projesi olan Siyasal Ufuk hareketinden doğmuştur. Cemaat ve AKP bağlantısı ise C.Başkanlığı seçimleri öncesi Abdullah Gül'e verdikleri açık destekle sabittir. Ellerinde imkan olsa bir "kadife devrim" yapacaklar ama dediğim gibi 20-30 kişilik şişirilmiş bir balon olmanın ötesine geçemiyorlar :) |
Alıntı:
70 kuşağının sitemizdeki en büyük savunucusu ise sanırım dilaverdir. Ona da bu konudaki benzeri düşüncelerimi farklı başlıklarda söyledim. 70 kuşağını ne yüceltmek ne de yere batırmak gerekiyor. Zaten önceki mesajımda günümüzde az rastlanan olumlu yönleri belirtmiştim: toplumsal sorunlara duyarlık ve yaşamı bir ideale adamak. Bunlar malesef 80 lerden sonra azaldı. Genç Siviller hareketi tam da bu bakımdan önemlidir ve bence alkışlanmaya değerdir. Sodanın da dediği gibi 20-30 bilemedin 200-300 olsun, az sayıdaki insanın bu eylemleri hem cesurcadır çünkü azınlıktaki bir siyasi hareketin temsilcileridir. Hem de toplumsal duyarlılıktır. Toplumumuzdaki 80 sonrası depolitizayonu kırma süreci içinde önemlidir. Sol-liberal hareket Türkiye için bir gerekliliktir. Marksist sol sadece Türkiyede değil dünyada toparlanamıyor. Leninizm ve proletarya dikatörlüğü teorisini savunamayan bir marksist hareket kendisini tanımlayamıyor. Çoğulcu demokrasiyi savunan bir marksist hareket sosyal domakratlıkla arasında önemli farklılıklar gösteremiyor. Leninizm çizgisinde kalmakla ise otoriter politbüro hegemonyası peşinde koşmakta olduklarını görüyorlar. Bunlardan dolayı günümüzün marsist hareketi tüm dünyada uzun zamandan beri kriz içerisinde. kapitalizmin küresel krizleri bile marksist hareketin belini doğrultamıyor çünkü kapitalizmin alternatifi olabilecek düzeyde bir sistem gösteremiyorlar. Bunlardan dolayı sol-liberal hareket günümüz için kanımca sol için en uygun çizgiyi ifade ediyor. Soda, O 20-30 kişi söylemleri anti-propaganda söylemleri. Diyelim ki gerçekten de 20-30 kişiler bu neyi değiştirir? Söylediklerinin yanlış olduğunu mu? Turan Dursun'u savunanlar da bir zamanlar 20-30 kişi idi. Şimdi de bir gösteri yapmamız gerekse 20-30 kişiyi bile toplayamayız belki. Bu neyi değiştirir? Bazı gazeteler cumhuriyet mitinglerine elbette fazla yer vermezler, bu doğaldır.Şimdi şeratçiler 1 milyon kişiyle miting yapsa sitemizde punto punto onların reklamını mı yaparız yoksa bir köşemizde sadece tahlilini mi yaparız? Alıntı:
Alıntı:
Ya da İngiliz radar memurlarını Sinop'dan silah zoruyla kaçıran sonra da ölmelerine neden olan zorbalarınızdan utanın. Ya da Kamboçyada milyonlarca insanın katili olan devrimci Kızıl Kmerlerinizle övünün. Devrimciler ya milyonlarca insanı katletmişler önemli mi? Önemli olan devrimcilik değil mi? |
Anlasildi Sn Frodo, demokratlik ve demokratik tavrin sadece ve sadece "basini acmazsan egitim yardimi alamazsin" diyen bir zihniyeti savununca oldugunu bilmiyordum, tesekürler aydinlattigniz icin.... bu gibi bir yapilanmanin tabiki böyle bir zihniyetin yaninda olmamasi gerekir.... cünkü demokrasi, insanlarin kilik kiyafetlerinden dolayi muhtac oldugu yardimi engelleyebilecek bir tavir sergilenmesini icinde barindirmaz... velevki bu gencler fetullahci/soroscu ( ki bu sadece henüz sizin yersiz idaaniz ) ...bu bile ülkemizdeki gelisen müslüman gencligin bir elinde kuran bir elinde silah hilafet devletine dogru gittiklerine degil, tam tersine bugüne kadar siyasi-tabu sayilan , ülkemizin yakin tarihini cidden etkileyen tüm olumsuz konulara el atabilmelerini gösterir....ben kisisel olarak bunu bir zenginlik olarak kabul ediyorum..... tabi bu tür "müslümanlik" sizin kisisel olarak isinize yaramayabilir..... cünkü nihayetinde size cember sakalli , elbiseleri kara zihni kara insanlar kendi varlik nedeniniz.... |
toplumsal sorunlara duyarlık ve yaşamı bir ideale adamak. Bunlar malesef 80 lerden sonra azaldı.
yetmez mi cem. Geride ne kaldı, converseler mi. Sahi converse kimin ve kimlerin markası idi. Denecek çok şey var ama şimdilik sukut durmayı tercih ediyorum. İsmim geçtigi için bir şerh koymayı uygun gördüm. saygılarımla |
Alıntı:
Cem, "Turan Dursun" bir siyasi hareket değildir. Turan Dursun ile Genç sivilleri karşılaştıramazsın. Turan Dursun'u sevenler vardır, sayanlar vardı, idol olarak görenler vardır, onun yolunda gidenler vardır ama bu bir siyasi hareket değildir. Birileri "siviller" adına bir siyasi hareket başlattıysa ve bunca sene sonra (ki kendi ifadeleri ile de 20-30 kişidir yani bu yalnızca benim anti-propagandam değildir) bile ve bunca AKP ve Cemaat medyası (kısacası yandaş medya) desteğini almasına rağmen hâla 20-30 kişiyi geçemiyorsa ve buna rağmen bu bir "siyasi hareket" gibi pazarlanıyorsa ortada sentetik bir durum vardır. Alıntı:
Öyle şey olur mu? Her televizyon kendi tarafının kitlesini versin ama diğer tarafta yer yerinden oynasa haber bile yapmasın. O kitle bir halk devrimi yapsaydı ne yapacaktı bu Tv'ler? Onu da mı vermeyeceklerdi? Bir yanda devrim oluyor ama Tv onu görmüyor :) Ne kadar komik değil mi? Cumhuriyet mitinglerini vermeyen medya (Aydın Doğan medyası dahil) Türk demokrasi tarihine Türk Pravda'ları olarak geçecektir. Pravda nedir? Çernobil faciası olurken koca Sovyetler'deki milletleri bundan haberdar etmeyene Pravda denir. |
Alıntı:
TD hareketinin siyasi olmayıp diğerinin siyasi olması hareketin gücünü sadece sayıya endekslemek açısından farklı değil bence. Ayrıca böyle anti-militarist, demokratik hareketlerin az sayıda kişiyle yapılabilmesinde o kişilerden ziyade toplumun duyarsızlığı, apolitizasyonu gibi yönleri ele alınmalı. Bu nedenle o az sayıda kişi tenkit edilmek yerine medeni cesaretlerinden dolayı kutlanmalı diye düşünüyorum. Zaten bu tür anti-militarist sivil hareketleri sahiplenen insan sayısı çok az olduğu için ülkemizde son kırkı yıldır otuzbin kürt öldürüldü, elin Kıbrısına girilip çıkmak bilinmedi, hapishanelerde yüzlerce komünist 80'lerde işkenceyle öldürüldü, Maraşta Çorumda Sivasta dinci militarizm Alevileri katletti. Dev-sol gibi sol militarizmi de unutmamalı. Bunların kimisi ulusalcı militarizm, kimisi Türkçü-İslamcı militarizm, kimi şeriatçi militarizm, kimide ML militariz. Ama hepsi sonuçta militarizm. 20.yy başlarından beri vatanımızı kana bulayan bir ortak anlayış. Genç Siviller'in geçmişinde sol militarizm damgası yok. Benzeri gösterileri marksist-leninstler yapsa toplumu ikna edici, inandırıcı olamazlardı. Genç sivillerin sicilleri iyi olduğu için toplumda onlara iyimser yaklaşan bir aydın-okumuş kesim var. Alıntı:
Devletin çalışmasına izin verdiği İngiliz memurları demokratik mekanizmalar yoluyla oradan uzaklaştrımak yerine demokrasiyi küçümsediğin için bunu yapmaktan sakınıp silah zoruyla kaçırıyor, kendine siper edip bu adamların ölümüne yol açıyorsan senin de en az militarist devlet anlayışı kadar yanlış safta bulunduğun anlaşılır. zaten halk biraz da bunu gördüğü için ML akımları iktdara oynayacak derecede desteklemedi hiç bir zaman. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
PKK ile övünüyormusunuz? Yoksa onlar gerilla mı? yada çok güzel şeyler mi olacak? Tarihi fırsat mı yakaladık? Nedense sol-libareller PKK'nin cinayetleri konusuna gelince dut yemiş bülbül oluveriyorlar. Cem de Hint Okyanusu'nu aşmış Tamil Gerillaları'na kadar gitmiş ama burnunun dibindeki PKK ya gelince "cız tehlikeli sular" Adamlar hem rapor hazırlatıyor, raporu beğenmeyince de raportörleri infaz ediyor. Demokrasi tavan yapmış haberimiz yok, biz pis faşistler bir yola gelsek memleketimin dağlarına bahar gelecek. Faili meçhuller kelimsesini ağzından düşürmeyenler, PKK'nın kaç faili meçhulü olduğunu, bırakın halkı kendi militanlarından kaç kişiyi infaz ettikleri sizleri ilgilendirmiyor mu? Derdimi anlatamıyorum sanırım, benim derdim çifte standart. Midemi bulundırıyor. Çağdaş bir insan bırakın yargısız infazları, siyasal cinayetleri, idam cezasına bile karşıdır. Kendi adıma bir kurbanlık koyunun bile canı alınırken ölümün mahremiyetine saygı duyulmamasından dolayı tiksiniyorum. Daha 1 hafta önce Sivas Katliamının yıldönümünde utanmadan "yangında ölenler anıldı" diye başlık atan ağabeylerine sivilcelerin tepkisi tıss şeklinde. Haa pardon onların olayları kendilerine göre önem sırasına koyma ve yorum getirme hakkı var ama başkasının yok. Başkası başka şeyleri farklı önem sırasında görürlerse darbeci oluyorlardı değil mi? Alıntı:
Alıntı:
Bende namaz kılmazsan eğitim yardımı alamazsın diyen bir zihniyetin yanında durmanın demokratik olmadığını düşünüyorum. Başörtüsünün serbest olduğu tek eğitim kurumu İmam Hatiplerdir. Orda okuyanlara yardım zaten dereler gibi çağlıyor. Çifte standart da paçalardan akıyor. Bazıları öldürüldük, yakıldık, hapislerde, sürgünlerde gençlik tükettik diyor, cevap hazır "ama bizi de başörtüsü ile okula almadılar asıl mağdur bizleriz". Amanında amanın türbanla okula girememenin yanında lafı mı olur. Özür dileriz bir daha ölürken ses çıkarmayız. Bir de başörtüsü ile okula gitseniz memleket İsveç olacak. Alıntı:
|
Bu Genç Siviller muhtemelen orta düzeyin üstünde gelir seviyesinde, avrupa görmüş veya oradaki düzeni iyi bilen, eğitimli bir kesim. Batı avrupadaki anti-militarist, liberal demokratik, çevreci, azınlık haklarına eşcinsel hakları dahil duyarlı kesimlerin Türkiyedeki bir benzeri ya da öyle olma çabasında. Oradaki düzenin Türkiyede de gerçekleşmesine çabalıyorlar. İyi niyetli ve medeni cesaretli küçük bir grup.
İdeolojik olarak benimsenmese de anti-militarist sağlam duruşları bence Türkiyede bir ilk ya da ilklerdendir. O 20-30 kişilik genç aydınlar ve Taraf gazetesi koca TSK ya meydan okudu siyasi anlamda. Seversiniz veya sevmezsiniz, güdümlüdür şudur budur dersiniz ama Türkiye tarihinde ilk kez bir gazete ve ona yakın küçük bir sivil siyasi grup TSK nın siyasete müdahelesine karşı onlara adeta meydan okudu ve sus pus etti, köşeye sıkıştırdı. TSK darbelerinden en fazla zarar görenler komünistler oldu şimdiye dek yüzlercesi öldürüldü onbinlercesi de yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Ama gelin görün ki şimdilerde TSK ya karşı en büyük mücadeleyi hem de başarılı şekilde sol-liberaller veriyor komünistler değil. Sosyalistlerin önemli bir kısmı da TSK nın vesayet rejimine karşı çıksa da etkin bir durş sergileyemediler. Olayı tepedekilerin kayıkçı kavgası olarak görerek gene Türkiye politik hayatında dışarıda kalan pasif çizgi izlediler. |
Alıntı:
Şu kin siyasetini bırakalım. Kuyruk acıları ile siyaset yapılmaz. Ben en çok zararı sizin deyiminizle komünistler görmüştür demeyeceğim ama en büyük zararı sol görüşlüler görmüştü diyeceğim. Ancak solcular, Fetullahçılar gibi kin siyaseti yapmaz. Solcular bilir ki daha dün Deniz'lerini asan asker, her ne olursa olsun kendi askeridir. En son kin tutacağı, en son intikam almaya çalışacağı kurum TSK'dır. Onunla kavgalıyken bile tek derdi onu daha iyi yapmak, cumhuriyet çizgisinden uzaklaşmasını engellemekti. Bu gün de öyle değil mi ? Günün şartlarında meydan okunacak onca otorite-kurum varken gidip de TSK'ya "artistlik" yapmaz. Hal böyleyken "10-20 kişilik grup TSK'ya meydan okuyor, hem de zengin-üst düzey çocuklar. Avrupa da görmüşler, off çok iyi ya" şeklinde ateşli bir savunuculuk sizin yazınızdan çıkan sonuçla "komünist belleğin intikamı" şeklinde tecelli edecek bir olgu değildir. |
Heey, yukarıdaki yazıları okumamıştım. Sayın onur üyemiz coşmuş, döktürmüş.
Ben de diyorum bu Taraf Gazetesi'ni kimler okuyor. Kabaca bir genelleme yapacak olursam nihayet tipik Taraf Gazetesi okuyucu kitlesini anlamış oluyorum. İnsanlık için küçük, benim için büyük bir adım. Ancak bir de şu Genç Sivilcanların, Taraf Gazetesinin bu ordu düşmanlığının benim için mantıklı bir sebebini gerçekten anlayabilirsem çok sevineceğim. Sayın Cem, çocukluğunuza inelim. Ailenizden asker kaçağı var mı ? Askerde nöbette uyuya mı kaldınız ? Ya da sadece asker üniforması tarzınız mı değil. Anti-militarist olmak bu değil. Bu kadar basit olmamalı. TSK'yı eleştirirken yerine gelecek gücün İslami Silahlı Kuvvetler, ya da bir başka ülkenin Silahlı Kuvvetleri olduğunu bilelim. TSK da bu devlet de bizim. Bir sıkıntı varsa iyileştirmek için demokratik tepkileri ortaya koyalım ama sırf anti-militarizm rüzgarına kapıldık, sevgi pıtırcanı olduk, dünya insanı olduk diye ülkemizin en dinamik kurumu olan TSK'ya "meydan okumayalım". Ha okusak ne olur bir de o var. Dağlara küsmek insanı tavşan yapar mı bilmem ama TSK her zaman dağ gibi bu ülkenin temel taşı, koruyucusu ve kollayıcı olarak görevini devam ettirecektir. Bunda bir sıkıntınız olmasın. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:44 . |