![]() |
MUHAMMEDİN ANNE VE BABASI -II-
Kuran; sevgili peygamberi resulü Ekrem'in ana ve babasına reva gördüğü muameleyi, bilhassa mezarını ziyaret edipte allahın engin mağrifetini çok gördüğü Annesine layık gördüğü muameleyi; İslam tarihi açısından tedricen azalan önemdeki diğer dört ünlü kadına reva görmemiştir.
1)Musanın anası: Kasas ve Taha surelerinde Musanın anasına hitaben Tanrı şöyle konuşur:''... Çocuğu Musayı emzirir, başına gelecekten korktuğun zaman sandığa koy suya bırak...Biz şüphesiz onu sana peygamber olarak döndüreceğiz..'' (Kasas 7 ; Taha 36 ve 39) 2)Firavunun eşi Asiye: Adamları bebeği bulup boğazlamak üzereyken O engel olur: ''Tanrı tarafından mükafatlara kavuşturulup cennetlere alınmıştır'' (Tahrim 12) 3)Sebe melikesi Belkısın kalbinin tanrı tarafından pekiştirildiği ve imana açıldığını ise Neml suresi 28-44 okumaktayız. 4)İsanın anası Meryeme gelince Kuranın koca bir S U R E S İ onun adıyla anıldığı gibi diger pek çok surede de onu çok yücelten ayetler yer almıştır. hatta nebisi Muhammede emretmektedir:''ey Muhammed...Meryemi de an'' (Meryem 16).İsanın anasını şereflendirmesi buyruğunu Muhammede dikte eden Allah, benzer bir emri Amine için vermez. Aksine mağrifet dilenmesini dahi yasaklar. İsayı doğuran meryem o denli önemlidir ki:'' Ey Meryem, Allah seni seçip temizledi, dünyaların kadınlarından en üstünü seçti..'' (İmran 42). karıları hatice ve Ayşe hakkında da övgü dolu sözler ettiği görüldüğü halde sırf islamı tanımadan ölen ailesi hakkında bu yönde sözleri-hiç bir Sahih-kaynakta yoktur. kendi annesini ne müslüman olarak görmüş ne de faziletli kadınların arasında saymıştır. Tanrıyla hemfikir ola- caklar ki sevgili Yaradanda onun anne ve babasının adını 'Kitabında' zikretmekten uzak durmuştur. Anne babası, süt anesi, büyükdedesi vb ona emeği geçen hayatını borçlu olduğu insanlardan müşrik oldukları için yüz çevirmesinin arkasında gerçekten ne vardır? Çevresindekileri müslüman yapabilmek için Muhammed ölüm tehditiyle korkutmak, savaşmak, ganimet dağıtmak, ganimeti BİHAKKIN dağıtmamak (El Müellefet-il Kulüp ' te olduğu gibi), cennet vaadlerinde bulunmak gibi yöntemlerden yararlanırken; ''Mağrifetten yoksun kılmak'' gibi baskı usulüne de yer vermek istemiştir. Eğer müşrikler müslümanlığı kabul etmedikleri takdirde kendi yakın akrabalarının hayır duasından yoksun olacaklarını bilirlerse, böyle bir baskı altında kalırsa, müslümanlığa geçerler diye düşünmüştür. Ve yaratmak istediği örnek ile daha etkili olabilmek içinde kendi öz anasını, mağrifet dilemeğe layık saymamıştır. Kuran okuyanlar mutlaka kendilerine soracaktır: Velevki Asr-ı Saadet nebevisi bu yanılgıya düşmüş-tür; Allah uyarı ve tenkit dolu ayetler nazil ederek onu neden doğru yola çekerek iyi örnek olmasını sağlamamıştır? Aslında gözler üzerinde perde kalkmış ise bu soru yersizdir; ama Allahın ipine sarılmış olan, 'kalpleri imanla dolu olanlar için' bu soru hayatidir. |
MUHAMMEDİN ANNE VE BABASI -I-
Kuranın hiç bir yerinde Muhammedin öz annesi Amine ve öz babası Abdullah'ın adına rastlanmaz.Onlardan bahsedilmez,adlarına rahmet okunmaz, cennetliklerden olduğu müjdelenmez. Yokmuş gibi davranılır.
Hadislerde ve sünnetde de bu konunun yoksayıldığını görüyoruz. İslam ulemaları ve tarihçileri de bu konuya dikkatle, kaygıyla yaklaşırlar. Bilindiği gibi Muhammedin babası Abdullah, daha Muhammed ana karnında iken, annesi Amine is Muhammed 6 yaşında iken vefat ederler. her ikiside islamın gelişine tanık olamamışlardır. Bunun sonucu olarak da oğullarının ağzından şu cümleyi duymak zilletini neyseki yaşamamışlardır :''Benim babam da...Cehennemdedir'' (Müslim'in: Ashab'tan Enes İbni malikten aktarması). Zaten Kuran da bu gerçeğin altını Tevbe suresi 113. ayetiyle kalın olarak çizmektedir:''....Akraba bile olsalar müşrikler lehine mağrifet dilemek Peygambere ve müminlere yakışmaz''. (Ma ğ r i f e t: Tanrının kullarını bağışlayarak onları cennetlere almasını dilemek). Mekkeyi ftehettikten sonra anası Aminenin kabrini Muhammed ziyret ediyor fakat tanrısından Anasına mağrifet dilememiştir.Sebep olarakda tanrının kendisine bu izni özellikle vermediğini söylemiştir. Temel Arap kaynaklarında (Müslim; Süneni Erbaa sahipleri; İbni Sad=Kitabut Tabakat; Beyzavi=Envarüt tenzil & Esararut tevil; Beyhaki; Kurtubi; Sabuni; Taberi..vb) aktarılan bu 'de facto' ebeveynlerini kafirlerin saflarında sayma durumunu kurtarmak; hadisenin vahametini gözlerden saklamak ; hatta konuyu topyekün 'Bühtan' ilan etmek isteyen fundementalistler ne diyor bir kulak kabartalım mı? 1)Taciddün fakihani: ''Fecri Münir'' adlı yapıtında Resulu Ekremin ebeveyninin halini Allah bilir demektedir. 2)Diğer bazıları ''Hiç bir müslüman için peygamberin anne babasının küfrün veya imanın saflarından olup olmadıklarından b a h s e t m e k haddine değildir'' derken 3)Hulvani: ''Mevakib'' adlı eserinde Muhammedin anne ve babasının imanından şüphe edenleri kafir ilan eder ve ekler:''Peygamberin ebeveyninin küfürlerine hükmetmek akıldan yoksu eden ağır bir zelledir. Böyle bir hükmün ağızdan k a ç ı r ı l m a s ı bile küfre kadar varır. Çünkü peygambere de eza vermektedir'' 4)Abul Gazi bahadır:''Tarih'' adlı yapıtında şöyle yazılıdır:'' Muhammedin babası putperest olup Abdullah adıyla çağrılırdı. Anası ise yahudi olup Amine adını taşırdı'' Suyuti ise ne Kuranı, ne hadisleri, ne tarihi, ne icmayı, ne kıyası h i ç b i r ş e y e dayandırmaktan yoksun bir halde Muhammedin ana ve babasının ''Ehli Nar'' -cehennemlik- olmayıp; ''Ehli Necat'' -cennetlik- olduklarını söyler. Ama bu iddiasını dayanak yapabildiği tek referans kendi temiz kalbidir, ve bir temenni olarak söylendiği anlaşılmaktadır. Suyuti gibi islamın dev sacayaklarından birinin, bu hassas konunun 'güzellikle' anılmasını diliyor olmasını anlamak zor değildir. Halbuki Muhammedin bizzat kendisi ''Annemin mezarı başında tanrıdan mağrifet dilemek için izin istedim, izin verilmedi'' diye konuşmuştur. Eğer annesi yahudi ya da putperest değise Tanrı mağrifetini neden esirgesin? Mağrifete layık olmak için Muhammede ve islama ve Allaha göre: a n a olmak değil m ü s l ü m a n olmak gerekmektedir. Tevbe suresi 84 ve 113. ayetlerinde Müşriklerin ve munafıkların ölülerine namaz kılmaktanda men etmektedir,Mümini. ''Cennet anaların ayaklarının altındadır '' hadisi şerifindeki 'Anne' den kasıt:a) kocasına itaatkar b)Hizmette kusur etmeyen c)Kocasını mutlu etmek için pervane olan d)Kocasının şehvet gailesini gideren d) Müslüman Anne'dir. Aslında sadece anne ve babasından allahtan mağrifeti esirgemiş de değildir.Arap kaynaklarının açıklamasına göre Ona bir ana ve baba kadar emeği dokunanlara, örneğin süt annesine, büyük babası Abdülmuttalibe ve amcası Ebu Talibe karşı da aynı tutumu sürdürmüş ve dualarında adlarını zikretmemiş, hayırla anmamıştır. |
SEVGİLİ RİVER DOSTUN DİKKATİNE
''Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. İsa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır.''river) Doğruyu söylüyorsun. isa'nın anası hakkında
dahi ayet ve sureler nazil olurken.....Belki kendi ÖZ anne ve babasından rahmet ve mağfiret'i esirgeyen Allah Resul'ünden bana biraz bahsedersin. |
Sevgili River dostum;
''Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. İsa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır.''(river) Doğruyu söylüyorsun. isa'nın anası hakkında
dahi ayet ve sureler nazil olurken.....Belki kendi ÖZ anne ve babasından rahmet ve mağfiret'i esirgeyen Allah Resul'ünden bana biraz bahsedersin. |
Copy Paste - Oku Paste farkeder mi Mutezile. Bu tür polemiklere girmediğini sanıyordum. Maksat bilgiyi paylaşmak değil mi? Araştırmak değil mi? İşte araştırılacak bir konu daha. Sonuç itibatı ile hiç kimse okumadığı bir şeyi paste yapmaz değil mi? Sen astronomi derken ben su altı demiyorum sonuçta. Araştırıyorum ve bulduğum ilk anda yazacağım merak etme. Bu arada malum yazarların yazdıkalrını yorumlamamışsın, herkes es geçti nedense.. Ne oldu, bilemediğimiz bir müşkül mü var yoksa :) ?
|
OMURGA
İskeletimizin temel unsurlarından olan Omurganın -baş altından kuyruk sokumuna kadar iner- insana FİZİKSEL bir duruş vermesinin ötesinde; onun karakteri hakkında da yorum-tahlil yapmak istenirken sıfat olarak
kullanılabilmesi; elbette ki tesadüf değildir. 'Omurgasız' bir insandan bahse derken asıl kasttettiğimiz; onun ahlaken ve karakter olarak zayıf; güve- nilmez, hatta ihanete temayüllü bir şahsiyet ortaya koyduğudur.''Omurga- lı'' kişi kelimesi ise; hayata ve olaylara bakış noktasında bir 'DURUŞU' olan, vakur, mert, özgüvenli, eleştiriye açık, tutarlılık gibi hasletlere işaret etmektedir. Ben insanın kendi ve çevresi ile olan ilişkilerinde, vicdan muhasebesinde, olaylar karşısında aldığı tavırda OMURGA'lı olmasını,onun İNSAN yapan hasletlerin en TEMELİ sayarım. Dini, milliyeti, mukkadesleri, eğitimi, titri vs vs ondan sonra gelir. Hani 'sen asla adam olamazsın diyen' babasına adam olduğunu göstermek için onu makamına, AYAĞINA çağıran densiz- de olduğu gibi. Adam olmak, insan olmak çok çok önemli bir haslettir. Bir de güzel bir kalbe sahipse, zaten o benim dostumdur. Sevgili River: Senin mümin, Allah'a teslim, OMURGALI, müteddeyin bir yurttaş olduğunu biliyorum. Gel gör ki, senin 'Sözde Aydınlar' ve 'Kim Bu Yazar' adlı yazıla- rında izlediğin tutum, senin gibi hasletlere sahip bir arkadaşa yakışmıyor. Yakışmadığı gibi site ahalisinide bu çirkin harekete ortak etmek amacıyla ''Bu arada malum yazarların yazdıkalrını yorumlamamışsın, herkes es geçti nedense.. Ne oldu, bilemediğimiz bir müşkül mü var yoksa ?''(River) diyerek nifak yaratmak gibi bir Küfr'e düşüyorsun..Yani senin adını soyadı nı, kitabını, Eserini, ZİKRETMEKTEN ISRARLA kaçındığın bir meçhul yazar- dan alıntıladığını öne sürdüğün paragraflardan yola çıkarak metin inceleme si yapılacak; adı sanı meçhul yazar hakkında racon kesilecek, olay sonun- da gerçekten ortaköy kahve dedikodu seviyelerine düşecek. Eminim senin de amacın bu değildir. İnsanları ve eserlerini eleştirmek gayet doğal bir şeydir. Zaten ortaya bir eser koyan da peşinen eleştiriyi göze almış demektir. Zaten eleştirmenlik başlı başına bir meslek dalı iken; senin yabancıların deyişiyle ''İNCOGNİTO '' -biz buna anonim diyoruz sanırım- bir Zat-ı Muhterem'i aslanların önüne hadi parçalayın diye atmanı sana yakıştıramıyorum. |
DİN / BİLİM
Hüccet-ül-İslam ünvanı ile anılan İmam Gazali akılcı eğilimlere karşı savaş
açanların başında gelmektedir. Al-Gazali'nin akılcığa yönelttiği eleştirileri ve buna karşılık Kuran hükümlerini yüceltmelerini görmek için ''Al-Risalat al-Laduniyya'' adlı eserine bakmak gerekir:''Bigi edinmenin iki yolu vardır: Beşeri eğitim ve ilahi eğitim. Bunlardan en güvenilir ve üstün olanı İLAHİ e ğitimdir. Vahiy yolu ile elde edilen BİLİM, akıl yolu ile edinilen bilgiden dah a DEĞERLİDİR, çünkü Tanrıdan gelmedir. Muhammed akılcı yoldan HİÇ BİR BİLGİ edinmemiş, her şeyi Tanrıdan öğrenmiş olup onun ölümü ile bir likte Vahiy yolu kapanmıştır. Bu itibarla Kuran ve Hadis kaynakları DIŞIN DA BİLİM diye bir şey aramak, ya da bu kaynaklar üzerinde tartışmak ve bunlara AYKIRI görüşler ortaya koymak, Tanrıya karşı gelmek olur. Kim ki gerçeklere akılcı yoldan gitmek ister, tanrı-Peygamber sözleri dışında İLİM yapmaya kalkarsa o mutlaka DİNSİZDİR.'' gazali, örneğin Aristo'nun hem dinsiz hem de BİLGİSİZ olduğunu söyler, çünkü Aristo ona göre, eği timde matematik, fizik ve mantık gibi konulara FAZLA yer verilmesini iste miş ve böylece DİNSEL inançları tehlikeye sürüklemiştir. İlhan Arsel Hoca Aydın ve ''Aydın adlı anıtsal eserinde Gazalinin Bilime olan kuşkulu yaklaşı mını şöyle betimler:''Gazali'nin kanısı odur ki, matematik gibi bilgiler, kesi nlik taşıyan verileri kapsadıkları için, kişileri din konularında kesinlik aram aya zorlar; kişiler bu kesinliği dinde bulamayıncai dine karşı imanlarını ve dolayısıyla bağlılıklarını yitirirler. Bundan dolayıdır ki, kesinlik arz eden bu tür bilgilere EĞİTİMDE AZ YER vermek gerekir. Aydın ve ''Aydın'': yazarı-İlha Arsel S 372/ist 1993 |
''Akraba bile olsalar, müşrikler için mağfiret dilemek Peygambere ve Mü'minlere yaraşmaz'' Tevbe Suresi 113. ayet
Anne babadan daha yakın akraba mı olur? Öyleyse onlara da Allahtan mağfiret(Hayır-dua) dilemek yok. islamla tanışmamaış olmaları onların suçu değilse de; İslam onlar bu dünyada iken teşrif etmemişse de..Hayır YİNE DE mağfiret dilenmez.. |
İfadelere bak. "Peygamberin ana ve babasına reva gördüğü muameleler" falan. Okuyan da Peygamber'in ana ve babasına asi bir çocuk olduğunu, onları dövdüğünü onlara işkence ettiğini falan zannedecek.
Peygamberin anne ve babasının ehl-i necat olduğu konusunda ümmet hemfikirdir. Mutezile bunu bilir. Ehl-i Necat olanlara ise özel olarak mağfiret dilemek diye birşey yok. Mağfiret dilenecek ne halleri olabilir ki. Nasıl bir mantıktır bu. Fetret devrinin insanıdır onlar ve Hanif dini üzere öldükleri sabittir. Hal böyle iken Peygamber için kalkıp "Ana ve babasına mağfiret dilememiş, onların isimlerini Kuranda bile zikrettirmemiş, vay vefasız insan, vay hayırsız evlat" gibi bir yaklaşımda bulunmak neyle açıklanabilir? Bunun tek bir açıklaması olabilir; İslam'ı akıllara çirkin ve karanlık göstermek için Peygamber'in ve diğer müminlerin hayatlarındaki en alakasız olgu ve olayları bile çarpıtarak kendi iddialarına delil haline getirmek uğruna o olayları tahrif eden Ateist mantığı... Ya değilse Peygamberin ehl-i necat olan ana babasına özel olarak mağfiret dilememesi gibi birşeyi vefasızlıkla açıklamanın ne tür bir açıklaması olabilir? Varsa başka bir açıklama söyleyin lütfen benim aklıma başka birşey gelmiyor. |
İki yazı birlikte okunursa daha iyi olur. Yazılanları tekrar yazmaya da gerek kalmaz
|
MUHAMMEDİN ANNE VE BABASI -II-
MUHAMMEDİN ANNE VE BABASI -I- ile birlikte okunursa anlatılmak istenen ler daha iyi anlaşılır. ''Ya değilse Peygamberin ehl-i necat olan ana babasına özel olarak mağfiret dilememesi gibi birşeyi vefasızlıkla açıklamanın ne tür bir açıklaması olabilir?'' (Alümünyum)--açıklaması ayet ve hadislerde..Uzakta aramaya gerek yok |
İslam'ın doğru anlaşılabilmesi için geçmişten günümüze kadar gelmiş olan vahyin dışındaki bütün bilgiler yok edilmeli ve vahyi temel alarak,vahyin rehberliğinde bir din anlayışı tesis edilmelidir.Bu din Kur'an da muhafaza edilmiş ama insanların anlayışında tahrif edilmiştir.Atalar dini silinmeli yerine Kur'an ın dini (İslam) yerleştirilmelidir.Bu yüzden bize din bilgisi adına ulaşan tefsir,fıkıh,hadis,tasavvuf gibi kavramlar etrafında yazılan bütün bilgiler geçersizdir,bunlar İslam'ı bağlamazlar.Bunlar İslam'ın değil tahrif edilmiş bir dinin kurumlarıdır.Tıpkı yahudilik gibi,tıpkı hristiyanlık gibi.
|
''.Bu yüzden bize din bilgisi adına ulaşan tefsir,fıkıh,hadis,tasavvuf gibi kavramlar etrafında yazılan bütün bilgiler geçersizdir,bunlar İslam'ı bağlamazlar'' (aspartam). Senin İslam adına ürettiğin düşünceler kimi
bağlar acaba senden başka? Hoş; sadece Kuran ayetleri dediğin zaman da orada söylenecek çok söz vardır. Sen eline sadece Kuranı aldığın zaman, senin Kurandan ASIL uzaklaştığın zamandır. Kuranı En az 2-3 Tefsir -Meal kitabıy la birlikte okumadığın takdirde sadece kendi kendini kandırırsın. Ben kendi adıma Elmalılı Hamdi-Diyanet versiyonlarını direk karşılaştırarak okuyorum ve çok istifade ediyorum. Ömer Nasuhi Bilmen ve Kurtubi, Sabuni, Suyuti, Razi Tefsirlerinden derlenen kaynaklara da ulaşabildiğim kadar okuyor öğreniyorum. Ayetlerin Nüzul sebeplerini, Asr-ı Saadet'i, Ashab-ı Kiramı, Ehlibeyti BİLMEDEN, al-Taberi'den yararlanmad İslam hakkında kelam etmek, rüzgara karşı 'üfürmekten' farksız olur. Senin görüşüne yakın görüşleri Edip Yüksel de dillendirmektedir, ama onun temel itiraz noktası Hadislere yöneliktir, ve itirazının sebebi de senden farklı sebeplere ve kökene dayanmaktadır. Sen sen ol, ne okursa n KAR olduğu gerçeğinden sapma. Ulema'yı inkar cihetine de sapma derim, bu konularda 3-5 sayfa okumuş biri olarak. |
Hüküm yalnız Allah'ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur. Ama insanların çoğu bilmiyorlar. Yusuf Suresi 40
Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur. Kehf Suresi 26,27 Hüküm Allah'tan başkasına bırakılırsa, dosdoğru dinden sapılmış olunur. Mezhep içtihatlarıyla, icma, kıyas başlıklarıyla veya hadislere dayandırılarak verilen hükümler Allah'ın hükmü değildir. Bu mezhepleri dine eşitlemek, Allah ın hüküm koyucu yetkisini başkasına vermek demektir. Allah ın hüküm konusunda hiçbir ortağı yoktur. Kişilerin şahsi hükümleri din olamaz. Kehf suresi 27. ayetten Allah'ın hükmüne uymanın Allah'ın vahyine uymakla yerine getirilebileceğini anlarız. Allah ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur, ama mezhepler nasih mensuhla , uydurma hadislerle Allah ın hükümlerini değiştirmeye yeltenmişlerdir. Allah'ın hükümleri Allah'ın vahyi olan Kuran'dadır. Zaten Allah'ın sözü olduğu iddia edilebilecek başka bir kaynak yoktur ki bu kaynağın Allah'ın hükmünü kapsadığı iddia edilebilsin. Hükmün yalnız Allah'ın olması ( Yusuf Suresi 40) ve Allah'ın hükmüne kimsenin ortak kılınmaması ( Kehf Suresi 26) için Allah'ın hükümlerinin hepsini içeren Kuran'ı dinin tek kaynağı yapmak zorundayız. Eğer Allah'ın hükmü olmayan, Allah'ın olmayan kitapları, dini hüküm kaynağı yapıyorsak (İster mezhep ilmihali, ister hadis kitabı olsun) Allah ın kitabı Kuran la çeliştiğimizi bilmeliyiz. Bu kitapların Buhari, Müslim, Ebu Davud gibi adları ve mezheplerin Hanefi, Şafi, Caferi gibi adları, bu hükümlerin sahiplerinin Allah değil, bu şahıslar olduklarını daha baştan adlarıyla ortaya koymaktadır. Allah'a çağıran, yararlı işler yapan ve ben Müslümanlardanım diyen kimseden daha güzel söz söyleyen kim vardır? Fussilet Suresi 33 Rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır. O nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. Enam Suresi 115 Allah ın dini, Kuran ın indirilmesinin bitişiyle Peygamberimiz hayattayken tamamlanmıştır. Kuran yazdırılmış, ezberlenmiş ve başı sonu belli bir kaynak olarak rehberimiz olmuştur. Peygamber döneminde yazılması yasak olan hadisleri toplayan kitaplar Peygamber'in vefatından yüzikiyüz yıl sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Kuran ın ayetine göre Allah ın sözleri değiştirilemez bir şekilde tamamken, nedense insanlar bununla yetinmeyip yeni sözler aramışlardır. Bu zihniyete göre İmam Şafi'nin içtihatları, Oniki İmamın fetvaları veya Hanefi imamların izahları ile din tamamlanmıştır. Bunlara göre din daha evvel tamam değildir ki bu şahısların yorum, içtihat ve izahları insanlara gereklidir. Ayrıca geleneksel İslam'ın savunucuları bununla da yetinmeyip, nasihmensuh kılıflı izahları sonucunda hadislerle Kuran ın izahlarını iptal edip, yerine kendi izahlarını ve hadisleri koymuşlardır. Böylece Allah ın sözlerini değiştirebilecek hiç kimse olmadığıyla ilgili olan yukarıdaki ayetle çelişmişlerdir. |
ALLAH inciyi alıp sadefini zayi etmez
Ulemadan bazılarının görüşüdürki efendimizin anne ve babası öldükten sonra diriltilip iman etmişlerdir haklarında konuşmak doğru değildir ki zaten ennetice fetret döneminde yaşamışlardır ve ALLAH cc'lühü peygamber gönderilmemiş kavimlere azabın olmayacağını beyan etmektedir anne ve babası mahfuz vede korunmuştur gıyabında konuşmak çook büyül bir vebaldir...
|
''Peygamberin anne ve babasının ehl-i necat olduğu konusunda ümmet hemfikirdir.'' (alüminyum). Asla doğru değil. Hem Ulema değil, hem cemaat değil. Bunu nasıl söyleyebilirsin. Hem hiç bir kaynağa dayanadıramayacağını da biliyorsun. Ancak Suyuti'nin temennisi minvalinde söylersen, hak veririm. O da zaten bunu kendi temiz kalpliliği ile olayın Hayır'la anılmasını arzu ettiği için söylemiştir. De facto bir durumdan bahsediyor gibi kelam edersen itirazlar ayyuka çıkar. Hem de ilk önce cemaat-i Müslim'in saflarından.. İstersen İslami sitelerde bu görüşünü savla da bak bakalım ne tür tepkiler alıyorsun dostum
|
Ortada Ayet Hükümleri; Esbab-ı Nüzul + Hadis Şerhleri var iken hangi ulema n e y e dayanarak bu konuda fetva verebilir.
Ortada İcma'lık Kıyas'lık bir durum yok iken hele... |
ÂMİNE’NİN VEFÂTI
Bu hâdiseden birkaç gün sonra Âmine hatun dönüş emri verdi ve yola çıkıldı.. Kızgın çölde dört beş gün yol alınmışti ki. Amine hatun birden bire hastalanıverdi. Birdenbire vücudunu ateş sarıyor, kendini kaybediyor, sonra tekrar açılıyordu!.. Kafile, bu durumda güç belâ Ebva köyüne kadar gelebildi.. Âmine hatunun hastalığı gitgide artıyor, nöbetleri büsbütün sıklaşıyordu.. Altı yaşındaki Efendimiz bu durum karşısında son derece üzülmüştü.. Annesinin baş ucundan hiç ayrılmak istemiyordu.. Bazen biraz açılması için O'nu uzaklaştırıyorlarsa da annesinin baş ucundan, O tekrar gelip yanıbaşına dikiliveriyordu annesinin... Nihâyet hastalığı son haddine erişmişti Âmine hatunun ve güçlükle başını oğlundan yana çevirerek şöyle konuştu: -Her diri ölür, her yeni eski olur!.. Ben de vaktimi doldurdum ve öleceğim !.. Ancak Allah'ın bana rüyamda bildirdikleri doğru ise, şurası muhakkaktır ki sen Dasûl olacaksın... Bana ne mutlu ki, Allah senin gibi bir oğul sahibi etti beni... Ben ölüyorsam da, Allah Bâki'dir!... Seni yarattığı gibi büyütecek de O'dur... Ses gittikce zayıflıyor, bakışlar sâbit olmasına rağmen göz kapakları yavaş yavaş kapanıyordu. Nihayet başı yatağın üstüne düştü Âmine Hatun'un!.. Şimdi Efendimiz hem öksüz hem de yetim kalmıştı... Doğmadan evvel babasını kaybeden Efendimiz, 6 yaşında böylece annesini âhirete göndermiş oluyordu. Ertesi günü, Amine hatunun cenazesi Ebva'ya gömüldükten sonra, Efendimiz, dadısı olan Ümmü Eymen'le birlikte Mekke'ye hareket etti... Ümmü Eymen de zaten Efendimiz'den çok büyük değildi, ama gene de Allah'ın yardımıyla sağ salim Mekke'ye dönebildiler... Beş gün sonra Ümmü Eymen beraberinde Efendimiz olduğu halde Mekke'ye giripte Aldulmuttalib'in yanına varınca, Abdulmuttalib'in rengi kaçıverdi... Zîrâ gördüğü manzaradan birşeyler olduğunu anlayıvermişti!.. -Hayrola ya Ümmü Eymen, kötü bir haber mi var? Abdulmuttalib'in bu suali karşısında, Efendimiz elinde olmaksızın ağlamaya başlamıştı.. Koşarak dedesine sarıldı!.. Ümmü Eymen'in ise gözleri pınara dönmüştü... Güç konuştu... -Amine Hatun... Siz... Sizlere ömür!... Allah'a kavuştu efendim!.. Yolda gelirken hastalanıvermişti de... Sonra sözlerinin gerisini getiremedi... O'nun da direnci bitmişti artık!.. O da boşalıverdi... Abdulmuttalib, sıkı sıkı sarılmış olduğu torununu bir kere daha sıktı ğöğsünde... -Vah yavrum, vah!.. Önce babasız kaldı, şimdi de annesiz.. Bahtsız yavrum benim... Hepsi ağlıyordu.. amine hatunun imansiz gittigini kim söylüyor ? allaha kavusmak nedemek ? |
Bu yazının kaynağını vermemişsin burkay kardeşim. Zaten bir önemi de yok.. Ortada Ayetler, hadis, Siyer varken Hacıyağı ve gülsuyu kokan öykülerle cumaya gelen cemaat gözyaşı döker; Okumayı bilen İlim'le yüzleşir-Bakalım ''İlim'' ne diyor:
TEVBE SURESİ 23. ayet- Elmalılı Hamdi yazır Tefsiri: 23- Ey müminler! Babalarınızı, kardeşlerinizi, imana karşı küfrü benimseyip sevdikleri takdirde kendinize dost edinmeyiniz. Yani başkaları ve yabancılar şöyle dursun, velileriniz olan öz babalarınızı, öz kardeşlerinizi bile kâfirliği müminliğe tercih edip de sevgi duydukları takdirde, hele hele küfürden vazgeçme ümidi kalmadığı takdirde onları kendinize dost edinmeyin, sırdaş tutmayın, onları veli tanımayın, sizin üzerinizdeki velayet haklarını kabul etmeyin, ve onu kullanmalarına izin vermeyin, onların emirlerine uyup da küfre hizmet etmeyin, küfre yardımcı olmayın. Hasılı yakınlık duygusunun etkisine kendinizi kaptırıp da onları kendinize dost ve yardımcı saymayın, yakın akrabalığı, ve yakınların gözetilmesi hakkındaki ilâhî emirleri, yukarıdan beri durumları gözler önüne serilen müşriklerden berâete engel zannetmeyin. ve sizden her kim onlara dost olur dostluğu kabul eyleyip onların velayeti altına girerse, onların isteklerine uyup onlara yardım ederse, onlara bel bağlar, onlardan uzak durmazsa, işte onlar da (yani onların dostluğuna bel bağlayan ve velayetlerine sığınanlar da) o zalimlerden başkası değillerdir. Zira velayet hakkını ehlinin ve mevkiinin gayrine koymak da haksızlığı irtikâp etmektir. Allah böyle yapanlara da hidayet nasib etmez. Şimdi gelelim Tevbe suresi 113. ayete.. TEVBE SURESİ 113. ayet- Elmalılı Hamdi yazır Tefsiri: Bütün tefsir âlimleri, bu âyetin Ebu Talib hakkında nazil olduğunu nakletmişlerdir ki, bunun dayanağı da Said b. Müseyyeb, Zührî, Amr b. Dinar ve Ma'mer'den gelen bir rivayettir. Demişler ki; Ebu Talib'in hal-i hayatında Hz. Peygamber "Ey amcacığım de." Bu bir kelimedir ki, Allah'ın huzurunda bunun ben senin lehinde delil olarak kullanayım." dedi. Orada Ebu Cehl ile Abdullah ibni Ebi Ümeyye de vardı. Bunlar "Ey Ebu Talib, Abdülmuttalib'in milletinden vaz mı geçeceksin?" dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de "Yasaklanmadığım sürece ben de senin için istiğfar edeceğim." dedi. Sonra da işte bu "Peygamber ve müminler için müşriklere istiğfar etmek diye birşey yoktur." âyeti ile "Muhakkak ki, sen kendi istediğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğini hidayete erdirir." (Kasas, 28/56) âyeti nazil oldu.(Elmalılı hamdi) Tefsirin devamında Elmalılı Hamdi b ü y ü k d ü r ü s t l ü k göstererek Diğer tefsir yorumlarına da değiniyor bu ayet ile ilgili Yine okuyalım Elmalılı Hamdi'den: ''Bazı rivayetlerde de, bu âyetin Mekke fethinden sonra Hz. Peygamber'in, annesi Âmine'nin kabrini ziyaret edip ona istiğfar etmek istemesi dolayısıyla nazil olduğu kaydedilmiştir. Bazıları da bunun yukarıda söz konusu edilen "Onlara yetmiş kere istiğfar etsen de Allah onları affetmeyecektir" âyetiyle ilgili olarak nazil olduğunu söylemiştir. Abdullah b. Abbas'dan gelen bir rivayete göre; bir kısım müminler "Hz. İbrahim'in babasına istiğfar ettiği gibi biz de ölmüşlerimize istiğfar edelim." demişlerdi, bu sebeple nazil oldu diye söylenmiştir. '' (Elmalılı Hamdi Y.) Muğlaklığı, müphemliği bertaraf etmenin bir yoluda hadislere, islam Tarihine ve Siyere bakmaktır... Kaynakların -Ku'ran harici- Dökümü: * Bilindiği gibi Muhammedin babası Abdullah, daha Muhammed ana karnında iken, annesi Amine is Muhammed 6 yaşında iken vefat ederler. her ikiside islamın gelişine tanık olamamışlardır. Bunun sonucu olarak da oğullarının ağzından şu cümleyi duymak zilletini neyseki yaşamamışlardır: ''Benim babam da...Cehennemdedir'' (Müslim'in: Ashab'tan Enes İbni malikten aktarması). * Mekkeyi ftehettikten sonra anası Aminenin kabrini Muhammed ziyret ediyor fakat tanrısından Anasına mağrifet dilemiyor.Sebep olarakda Bak-i Zül celal'in kendisine bu izni özellikle vermediğini söyler. Temel Arap kaynaklarında (Müslim; Süneni Erbaa sahipleri; İbni Sad=Kitabut Tabakat; Beyzavi=Envarüt tenzil & Esararut tevil; Beyhaki; Kurtubi; Sabuni; Taberi..vb) aktarılan bu 'de facto' ebeveynlerini kafirlerin saflarında sayma durumunu kurtarmak, açıklamak söz k o nu s u olamaz. İstersen daha 1000 yıl Kutlu Doğum haftasını kutla. Onun doğuran anaya; SULBÜNDEN olduğu babaya şefaat dilemez, cennetlerine almaz; Ayet-i Kerimelerde zikretmez isen beyhude kutlar; kafanı daha çok kuma gömersin 1) Taciddün Fakihani: ''Fecri Münir'' adlı yapıtında Resulu Ekremin ebeveyninin halini Allah bilir demektedir. 2) Diğer bazıları ''Hiç bir müslüman için peygamberin anne babasının küfrün veya imanın saflarından olup olmadıklarından b a h s e t m e k haddine değildir'' derken 3) Hulvani: ''Mevakib'' adlı eserinde Muhammedin anne ve babasının imanından şüphe edenleri kafir ilan eder ve ekler:''Peygamberin ebeveyninin küfürlerine hükmetmek akıldan yoksu eden ağır bir zelledir. Böyle bir hükmün ağızdan k a ç ı r ı l m a s ı bile küfre kadar varır. Çünkü peygambere de eza vermektedir'' 4) Abul Gazi bahadır:''Tarih'' adlı yapıtında şöyle yazılıdır:'' Muhammedin babası putperest olup Abdullah adıyla çağrılırdı. Anası ise yahudi olup Amine adını taşırdı'' 5-) Suyuti ise: ne Kuranı, ne hadisleri, ne tarihi, ne icmayı, ne kıyası h i ç b i r ş e y e dayandırmaktan yoksun bir halde Muhammedin ana ve babasının ''Ehli Nar'' -cehennemlik- olmayıp; ''Ehli Necat'' -cennetlik- olduklarını söyler. Ama bu iddiasını dayanak yapabildiği tek referans kendi temiz kalbidir, ve bir temenni olarak söylendiği anlaşılmaktadır. Suyuti gibi islamın dev sacayaklarından birinin, bu hassas konunun 'güzellikle' anılmasını diliyor olmasını anlamak zor değildir. Toparlayacak olursak: Kuran; sevgili peygamberi resulü Ekrem'in ana ve babasına reva gördüğü muameleyi, bilhassa mezarını ziyaret edipte allahın engin mağrifetini çok gördüğü Annesine layık gördüğü muameleyi; İslam tarihi açısından tedricen azalan önemdeki diğer dört ünlü kadına reva görmemiştir. 1) Musanın anası: Kasas ve Taha surelerinde Musanın anasına hitaben Tanrı şöyle konuşur:''... Çocuğu Musayı emzirir, başına gelecekten korktuğun zaman sandığa koy suya bırak...Biz şüphesiz onu sana peygamber olarak döndüreceğiz..'' (Kasas 7 ; Taha 36 ve 39) 2) Firavunun eşi Asiye: Adamları bebeği bulup boğazlamak üzereyken O engel olur: ''Tanrı tarafından mükafatlara kavuşturulup cennetlere alınmıştır'' (Tahrim Suresi 12 ayet) 3) Sebe melikesi Belkısın kalbinin tanrı tarafından pekiştirildiği ve imana açıldığını ise Neml suresi 28-44 okumaktayız. 4) İsanın anası Meryeme gelince Kuranın koca bir S U R E S İ onun adıyla anıldığı gibi diger pek çok surede de onu çok yücelten ayetler yer almıştır. Hatta nebisi Muhammede emretmektedir:''ey Muhammed...Meryemi de an'' (Meryem 16). İsanın anasını şereflendirmesi buyruğunu Muhammede dikte eden Allah, benzer bir emri Amine için vermez. Aksine mağrifet dilenmesini dahi yasaklar. İsayı doğuran meryem o denli önemlidir ki:'' Ey Meryem, Allah seni seçip temizledi, dünyaların kadınlarından en üstünü seçti..'' (İmran 42). Hanımları Hatice ve Ayşe hakkında da övgü dolu sözler ettiği görüldüğü halde sırf islamı tanımadan ölen ailesi hakkında bu yönde sözleri-hiç bir Sahih-kaynakta yoktur. kendi annesini ne müslüman olarak görmüş ne de faziletli kadınların arasında saymıştır. Tanrıyla hemfikir olacaklar ki sevgili Yaradanda onun anne ve babasının adını 'Kitabında' zikretmekten uzak durmuştur. Anne babası, süt anesi, büyükdedesi vb ona emeği geçen hayatını borçlu olduğu insanlardan müşrik oldukları için yüz çevirmesinin arkasında gerçekten ne vardır? Çevresindekileri müslüman yapabilmek için Muhammed ölüm tehditiyle korkutmak, savaşmak, ganimet dağıtmak, ganimeti BİHAKKIN dağıtmamak (El Müellefet-il Kulüp ' te olduğu gibi), cennet vaadlerinde bulunmak gibi yöntemlerden yararlanırken; ''Mağrifetten yoksun kılmak'' gibi baskı usulüne de yer vermek istemiştir. Eğer müşrikler müslümanlığı kabul etmedikleri takdirde kendi yakın akrabalarının hayır duasından yoksun olacaklarını bilirlerse, böyle bir baskı altında kalırsa, müslümanlığa geçerler diye düşünmüştür. Ve yaratmak istediği örnek ile daha etkili olabilmek içinde kendi öz anasını, mağrifet dilemeğe layık saymamıştır. Kuran okuyanlar mutlaka kendilerine soracaktır: Velevki Asr-ı Saadet nebevisi bu yanılgıya düşmüş-tür; Allah uyarı ve tenkit dolu ayetler nazil ederek onu neden doğru yola çekerek iyi örnek olmasını sağlamamıştır? Aslında gözler üzerinde perde kalkmış ise bu soru yersizdir; ama Allahın ipine sarılmış olan, 'kalpleri imanla dolu olanlar için' bu soru hayatidir. ''Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. İsa’nın annesi )... İS A N I N ANNESİ hakkında dahi ayet ve k o s k o c a sureler nazil olurken..... kendi ÖZ anne ve babasından rahmet ve mağfiret'i esirgeyen Allah Resul'ünü anlamak kolay değil.. |
selam mutezile : birincisi bu uzun yazin da geçen ayetlerin hepsinde sana katiliyorum ... anlamadigim sen kurani kerimle peygamberin davranislari arasinda bir kiyaslama yapar durumuna gelmissin buda senin olayi dogruluyor gibi bir anlam tasiyor ... sen hem allahi inkar ediyorsun sonra ayetlerin dogrulugunu peygambere karsi kullaniyorsun ... [align=left] peygamberimizin amcasi ebu talip iman etmeden öldügünü biliyoruz ... ancak ilginç nokta su ki copy paste alinti yapmaya gerek yok bu konuda ilginç nokta su ki : peygamberimiz in ölüm dösegindeki amcasinin bütün vücudunu s1vazladigini de gözden kaçirmayalim ve sadece unutulan bir nokta : ayklarinin alti ni peygamberimiz sivazlamadi ... [align=center] birde sunu bilmen lazim ki kimse kiyamet kopmadan cehenneme gitmez ancak kabir azbinda bulunur ... bir insan peygamber ise kainatin efendisi ise allah ona ben bu kainati senin için yarattim dedigi ve bütün varliklardan üstün kildigi bir peygamberi ve onun anasini ve babasini cehennemde yanacagini söyleyen bir mantik nerde var ? peygamberimize verilen sefaat etme yetkisi varken hangi cahil ve ilim yapmis insan onun ana ve babasina sfaat etmiyecegini savunur ? Bu yazının kaynağını vermemişsin burkay kardeşim. Zaten bir önemi de yok.. Ortada Ayetler, hadis, Siyer varken Hacıyağı ve gülsuyu kokan öykülerle cumaya gelen cemaat gözyaşı döker; Okumayı bilen İlim'le yüzleşir-Bakalım ''İlim'' ne diyor:
simdik ebu talip ölürken kelimeyi sehadet etmedi : sebebi iste koskoca ebu talip korkdu müslüman oldu intibasi olmasin diye ... ayet net aç1kliyor bunda hemfikiriz allah vaadinden dönmez ... ancak hz muhammede s.v.s e verilen bazi insan üstü degerler verildigini biliyoruz ... onun sivazladigi yerlere cehennem atesi zarar vermez ... ancak allah üstün ve sonsuz ilmi sayesinde peygamberimize ebu talibin ayaklarinin altini sivazlamasini unutturunca bu olay cereyan etti ... burda milyonlarca kitap hatim etsen bu ufacik ince noktayi kaçirdigin zaman o ilim ve çok bildigini zannetigin ilmin bir anda bütün hükmünü kaybeder ... umarim bu ufacik ilmimle birseyler anlatabilmisimdir ... saygilarimi sunarim .... |
selam mutezile cevap yazmaman belki isinin yogunlugundandir ... senin bu konuda yazacaklarin mutlaka vardir ... saygilar...
|
mutezile bakiyorum baska yerlerde laf yetistiriyorsun bu lonu kaynadi gitti ... sen benden cevap istemistin buyur bakalim bu konuda neler uyduracaksin ...
|
Burkay yazdı:
1-) Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
1-) e cevap: İslamı konuşmak, anlamak için bir Mü'minin okuduğu ve zikrettiği temel kaynakları kullanıyorum. Ayetler ile peygamberin tüm yaşamı arasında koşutluk var. Hüküm ayetleri ve Tevrat ve İncil'den aktardıkları dışında kalan ayetlerin aşağı yukarı t a m a m ı Muhammed Mustafa'nın yaşadığı olaylar üzerine nüzul olduğu kabul edilir (Esbab-ı Nüzul'ün konusudur bu ayetler-Bir örnek: Oğullu Zeyd'in karısı Zeyneb'i kendine hanım alması vb). 2-) e cevap: Ebu Talip mi koskocadır-İslam mı? 3-) e cevap: Muhammed Mustafanın Ebu talib'in ayağını sıvazladığını bilmiyordum. Böyle bir hadise denk gelmedim. Lakin; Kuranda peygamberin ayağını sıvazladıklarının cehenneme alınmadığına dair bir hüküm yok. Ayrıca; cevap vermediğin onlarca konu varken bu ayak sıvazlama olayını ön plana çıkarmanı anlayamadım. Cevap ver(e)mediğin konuları kısaca anımsayalım: * ''Benim babam da...Cehennemdedir'' (Müslim'in E's-Sahihi: Ashab'tan Enes İbni malikten aktarması). * Zaten Kuran da bu gerçeğin altını Tevbe suresi 113. ayetiyle kalın olarak çizmektedir:''....Akraba bile olsalar müşrikler lehine mağfiret dilemek Peygambere ve müminlere yakışmaz''. (Ma ğ f i r e t: Tanrının kullarını bağışlayarak onları cennetlere almasını dilemek). * Mekkeyi ftehettikten sonra anası Aminenin kabrini Muhammed ziyret ediyor fakat tanrısından Anasına mağrifet dilememiştir.Sebep olarakda tanrının kendisine bu izni özellikle vermediğini söylemiştir. Temel Arap kaynaklarında (Müslim; Süneni Erbaa sahipleri; İbni Sad=Kitabut Tabakat; Beyzavi=Envarüt tenzil & Esararut tevil; Beyhaki; Kurtubi; Sabuni; Taberi..vb) böyle devam ediyor.. |
s.a arkadaşlarım ben burda yeniyim
burda efendimi,zden bahsedilince bir bakayım dedim ve sayın mutezile arkadaşımız gördüm. Ve bu konu hakkında benimde nacizane sözün olucak arkadaşlar Efendimiz seçili bir insandır ve amacı Hakın emrettiği şekilde insdanların yaşayışını öğretmektir ve bu her konuda olmuştur dolayısıyla efendimiz hayatı ile bize herşeyin uç noktasını ve sınırlarını göstermiştir. dolayısıyla biz burdan evlilikle olan durumlarda şunu görebilyoruz inanlar için bir kız çoçuğuyla anne olabilicek durumda iken evliliğe ruhsat verilmiş. ve sınır bu nokta olduğunu biliyoruz artık bu sebeple bunu nefsi düşünmeyelim Efendimiz Nefsi teskiyesini yapmıştır ve burad bizler nefsi emmare etkisiyle düşünüyoruzz bu sebeple inanmayan arkadaşaların bunu anlaması beklemek mümkün değil bu sebeple sizlere nacizane tavsiyem Allah'ın varlığınıa inanmadan yolladığı kitaba inanmadn onun elçisini anlamak mümkün değililk yaradanı anlamak lazım ondan osnra elçisi anlaşılır. saygılarımla... |
kardeş hoşgeldın
bak sol tarafta sohbet odalarına gır yazıyor oraya beklerız senı.tanısalım |
tamam arkadaşım saolasın davetine teşrif ederiz en yakın zaman inşallah.
saygılarımla... |
mutezile sana çok net açikladim sen anlamak istemiyorsun ... senin o hadis kaynagi verdigin yazi nekadar dogru bak bana karsida kullaniyorsun ... ebu talip mekkede ün yapmis sözü geçerli olan bir mekkeliydi çok saygindi büyüklügü burdan ben sana bunu kastettim ..--------------------------------------------------------------------------------------------------.Ayetler ile peygamberin tüm yaşamı arasında koşutluk var. hayir mutezile yanildigin nokda gene burda hiçbir kosutluk yok olamazda ... hz muhammed kurana ters düsen hiçbir davranista bulunmadi ...----------------------------------------------------------------------------------------------------------------Muhammed Mustafanın Ebu talib'in ayağını sıvazladığını bilmiyordum. Böyle bir hadise denk gelmedim. Lakin; Kuranda peygamberin ayağını sıvazladıklarının cehenneme alınmadığına dair bir hüküm yok.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- sende simdik yeni birsey ögrenmis oldun ... sana kaynak yazdigimizde uyduruk kaynak verme diyorsun sana kaynak vermiyorum bu konuda ... sence biz ne yazarsak zaten yanlis ... --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- * ''Benim babam da...Cehennemdedir'' (Müslim'in E's-Sahihi: Ashab'tan Enes İbni malikten aktarması). diyelimki senin yazdigin bu ayet dogru ... ya hiç mantigin aliyormu senin peygamber olmus kiyamet günü babasina sefaat dilemeyn bir evlat mümkün mü mutezile senin aklin basiyormu buna ... ama tabii sen peygamberi inkar edersen basmaz tabii ...------------------------------------------------------------------------------- Mekkeyi ftehettikten sonra anası Aminenin kabrini Muhammed ziyret ediyor fakat tanrısından Anasına mağrifet dilememiştir.Sebep olarakda tanrının kendisine bu izni özellikle vermediğini söylemiştir. Temel Arap kaynaklarında (Müslim; Süneni Erbaa sahipleri; İbni Sad=Kitabut Tabakat; Beyzavi=Envarüt tenzil & Esararut tevil; Beyhaki; Kurtubi; Sabuni; Taberi..vb) ----------------------------------------------------------------------- bak ayni konu bu hadisin dogrulugunu kabul ettik sayalim ... bir evlat kainatin efendisi hüviyeti verilmis o anasinin cehennemde yanmasina musaade edecek ve sefaat dilemiyecek ... geç bunlari ...------------------------------------------------------------------------------------------------- |
Hoşgeldin Seyfullah;
Seninle islami siteden tanışıyoruz. Buraya uğramana sevindim. Yazının konusu olan Hadis ve ayetlere değinmemişsin. Bir daha ki sefere herhalde... |
Efendimiz(s.a.s)'in anne ve babası kurtulmuştur.zaten esas itibarı ile fetret dönemine talluk etmişlerdi.ALLAH incisini alıp sadefini zayi etmez.Bu tabii israiliyyattır.ben şahsım olarak mutasavvıf ulemanın keramet tariki ile bize ulaşan rivayetlerine itibar ediyorum.Her iki ihtimalde göz önünde bulundurulsa fetret devrindendirler ve o şekli itibarı ilede olsa azap yoktur.Amma bana göre en sahih olan görüş yukarıda belirttiğimdir.
|
- Bazı - Problemler -
* Alıntı:
Keşke herşey s e n i n kurtulmuş demenle çözülseydi. Kaynaklarda bu görüşünü destekleyen bir şeyler göstermen lazım. İsrailayyata gelince, Kuran ayetleri içinde İncil ve Tevrattan alıntı (kopya) yığınladır. Takriben Kuranın %30-40 'ını teşkil eder. Ortada şu ayetler varken hele: ''B a b a l a r ı n ı z ı ve k a r d e ş l e r i n i z i -eğer- Küfrü İmana tercih ediyorlarsa d o s t edinmeyin'' (tevbe Suresi, ayet 23) '' Akraba bile olsalar Müşrikler için ma ğ f i r et dilemek Peygambere ve m ü m i n l e r e yakışmaz'' (Tevbe Suresi; 113) Bilindiği gibi Muhammed, müşrik olarak, İslamı t a n ı y a m a d a n öldü diyerek kendi öz a n a s ı için Tanrı'dan mağfiret dilememiş; ''Tanrı bana anam için mağfiret dileme izni vermedi'' demiştir; Müşrik olarak ölen babasının ise c e h e n n e m i boyladığını söylemekten de geri kalmamıştır.. * Alıntı:
Hatemü'l Enbiya konusunda bana yalancı dedikten sonra kaynağı düzgün kullanmamanı yadırgadım. Tenkidim o konuya ilişkindi. Genele yayılamaz. * Alıntı:
İslamda mantığın alamayacağı keşke tek şey bu olsaydı. Kısas'ı, Maide suresi 38. ayeti, Mukateleyi, Fütuhatı, Azil yapmayı, Hadramut kadınları mezalimini, Halid bin Velidin Mürtedler için açtırdığı ateş çukurlarını ve daha binlerce vakıayı aklımız alıyor mu? Benim almıyor. * Alıntı:
Ku'ran ayetleri ve E's-Sahihlerden bahsediyoruz.2005'in Furkanı ve Mevzuu Hadisler külliyatından değil. Sen geçebiliyorsan, geç * Alıntı:
Cübeyr bin Mutim'in oğlu Adiyy'e nişanlı bir kıza talip olmak; bu kızın daha süt bebesi olması - 9 yaşında zifaf yapması gerçekten u ç s ı n ı r l a r d a gezmeyi sevdiğine delallettir ''İki Cihan serverinin'' |
selam mutezile ... maide suresi 38/ Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.----- bu ayeti anlamakda neden güçlük çekiyorsunuz ki ? o devirde hirsizlik yapanlari böyle cezalandirin diyor bunda ne gibi bir anlasilmasi güç olan durum var ? çok net ve açik ... simdiki dönemlerde suçsuz insanlari haksiz yere idam eden insanlari elestirmiyor kimse kuranda hirsizlik yapanlarin elini kesin dedigi zaman olay oluyor .... o dönemde insanlarin sayisi bugün itibariyle çok olmadigindan bu uygulama caydirici olmustur ... -------------------------------------
|
Kuranın bazı yerlerinde her ne kadar Ümmü'l-Kurraya (Şehirlerin anası olan mekke ve mekkelilere) indiği söylenirse de; özellikle Medini ayetlerde tüm insanlığa indiğinin ve tüm z a m a n l a r için gönderildiğinin altı çizilmiştir.
Maide Suresinin nüzul sebebi salt Asr-ı Saadet'te asayişi sağlamak değil; İslam ve Şeriat önderliğinde Kıyamete kadar insanlara r e h b e r olmak için inen Hüküm bildiren ayetlerden olmasıdır. İslam ile yönetilen ülkelerde de -'tutarlı' olarak- bu hükümler tavzisiz bir şekilde uygulanmaktadır. Roma ya da batı Hukuku - Magna carta ve her ne haltla yönetilen İslam Ülkesi; Kuranın Ali Hükümlerinin dışına çıkmıştır ve Şirk koşmaktadır.. (İslam Akidesi düşüncesi ile).. |
Re: MUHAMMEDİN ANNE VE BABASI -I-
--Güncelleme--
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:47 . |