Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Multimedya (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=15)
-   -   Devlet terörü,Faşizmin ayak sesleri (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7910)

aydoe 12-10-2008 11:35

Devlet terörü,Faşizmin ayak sesleri
 
Cumhuriyet 12.10.2008Metris Cezaevi’nde işkence gören Ceber bugün toprağa veriliyor
Müfettiş görevlendirildi
İSTANBUL/ANKARA (Cumhuriyet) - Metris Cezaevi’nde gördüğü işkence nedeniyle önceki gün yaşamını yitiren Engin Ceber, bugün Ümraniye’deki Kocatepe Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Olaya karışan personel hâlâ açığa alınmadı. Adalet Bakanlığı olayla ilgili soruşturma başlatarak cezaevine bir müfettiş gönderdi.
Yürüyüş dergisi satarken polislerce vurularak felç olan 17 yaşındaki Ferhat Gerçek için düzenlenen Ferhat Gerçeki Vuran Polis Tutuklansıneylemine katıldığı için gözaltına alınan ve İstinye Polis Merkezi’nde dayak yediği halde polise mukavemet suçundan tutuklanan Engin Ceber, cezaevinde günlerce işkence gördü. Ceber yoğun bakıma alındığı Şişli Etfal Hastanesi’nde önceki gün öldü. Ceber’in arkadaşları Özgür Karakaya ve Cihan Gün ise hâlâ tutuklu. Avukatların tahliye talepleri reddedildi. Adalet Bakanı hakkında da suç duyurusunda bulunacaklarını kaydeden Ceber’in avukatı Taylan Tanay, bakanlığın olaya karışan personelini açığa almadığına dikkat çekti. Cezaevi yönetiminin sorumluluğunu araştırması için görevlendirilen bir müfettiş dün cezaevine geldi.
Estonya dönüşünde havaalanında basın toplantısı yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, konuyla ilgili soru üzerine Türkiye’deki köklü reformların en önemlisinin insan haklarıyla ilgili konular olduğunu söyledi. Gül, “Yapılan yanlış saklanamaz. Tekrarlanmaması için her tedbir alınır” diye konuştu.

aydoe 12-10-2008 11:36

Cumhuriyet 12.10.2008
‘7 EMNİYET GÖREVLİSİ SALDIRDI’

Şehit polisin ailesine dayak
İstanbul Haber Servisi - Diyarbakır’da, PKK’li teröristlerin 8 Ekim günü polis servisine düzenledikleri saldırıda şehit düşen polis memuru Ramazan Tavşancının ailesi polisler tarafından dövüldü. Şehit Tavşancı’nın ağabeyi Niyazi Tavşancı’nın iki gözü de aldığı darbeler sonucu morardı.
Tavşancı’nın ağabeyleri Niyazi ve Sami Tavşancı dün Edirnekapı Şehitliği’ne gelerek, önceki gün toprağa verdikleri kardeşleri için dua etti. Ağabey Sami Tavşancı dua ettiği sırada fenalaşarak baygınlık geçirdi. Bunun üzerine Sami Tavşancı’yı hastaneye kaldırmak isteyen ailesi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün arkasındaki hastanenin yolunu tuttu. Bu sırada yanlış yola girdiklerini fark eden Tavşancı ailesi, otomobille geri geri giderken, arkalarında bulunan 34 TH 994 plakalı sivil otomobildeki 3 polisle tartışmaya başladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü binasının önünde yaşanan tartışmaya, kısa bir süre içinde 4 trafik polisi de katıldı. Tartışmanın büyümesi sonucu polisler Tavşancı ailesini darp etti.
Acılı ağabey Niyazi Tavşancı, “Hastamız olduğunu söylememize rağmen 4 resmi trafik polisi ve 3 sivil bize saldırdı. Şehit yakını olduğumuzu söyledik. Aldırmadılar. Küfrettiler, polisiz, vatanseveriz diye geçinen insanlar bunlar. İki gözüm de morardı. Yüreğimdeki acıya bir de bu eklendi” dedi. Şehit polisin diğer kardeşi Sami Tavşancı ise “Önceki gün ağabeyimi ellerimle toprağa verdim. Baygın halde polisten dayak yiyoruz. Böyle bir şey olamaz. Kardeşim boşuna mı öldü” diye konuştu.

KızıL 12-10-2008 19:35

neden polis sevilsinki bu ülkede?? hertürlü pis işleri yetmemekte işkencelerde hayvanlıklarını yatıştıramnamaktalar birde kendi şehit düşen meslektaşlarının ailesine saldırmaktalar bunların cinsi ney???

aydoe 15-10-2008 13:35

Cumhuriyet 15.10.2008FİNCANDA GELEN ÇAYA KIZDI
Polisin dövdüğü kafe sahibi yaşam savaşı veriyor
İstanbul Haber Servisi - Kartal’da bir kafede bardak yerine fincanda çay gelmesine kızan sivil polis ve arkadaşları kafe sahibi Serhat Eyüpoğlu’nu döverek hastanelik etti. Beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırılan Eyüpoğlu’nun sağlık durumu ciddiyetini koruyor.
Eyüpoğlu’nun işlettiği kafeye, geçtiğimiz cumartesi günü kız arkadaşıyla birlikte gelen sivil polis, siparişinin yanlış geldiğini öne sürerek, hesabı ödemeden kafeden ayrılmak istedi. Kafe sahibi Eyüpoğlu’yla tartışarak olay yerinden ayrılan polis, bir süre sonra yanına arkadaşlarını da alarak geri döndü. Polisler kafenin mutfağına soktukları Eyüpoğlu’nu öldüresiye dövdü. Sivil polislerin olay yerinden ayrılmasından sonra babası tarafından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Eyüpoğlu’nun beyin kanaması geçirdiği anlaşıldı. Baba Yılmaz Eyüpoğlu, saldırgan polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Kafasında telsiz parçalandı
Eyüpoğlu’nun kardeşi Ebru Eyüpoğlu ise olayı şöyle anlattı: Ne hesap ödeyeceğim, biz senden bardak çay istedik, sen bize fincan getirdin ödemiyorum demiş. Kafa atmış, o sırada polisim demiş. Silahı çıkartıp masanın üzerine yatırıp, kafasına dayamış. Arkadaşlardan bir tanesi atlamış, uzaklaştırmış. Sonra 6-7 kişi gelmişler, kafenin kapılarını kapamışlar, abimi mutfağa götürmüşler. Abimin kafasına telsiz vurmuşlar, telsiz parçalanmış, yerden toplamışlar. Sonra abimi yere yatırıp kafasına basmaya başlamışlar, zaten beyin zarlarının hepsi ezilmiş, kafatası çatlamış.”
Emniyet: Soruşturma sürüyor
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada ise polislerin Eyüpoğlu’nu dövdüğü yönündeki iddialar yalanlandı. Açıklamada, olay yerine giden polislerin birbirinden şikâyetçi olan kafe sahibi ve polisi hastaneye götürdükleri belirtilerek, konuyla ilgili soruşturmanın sürdüğü kaydedildi.

prometheus4517 15-10-2008 14:59

e sen emniyeti fettulahçıların mikrop yuvası haline getirirsen,

resmen adamların diktatörlüğü altında bırakırsan bunların olması doğaldır. daha kötülerini de yaşayacağız. sonra şaşırmayın. emniyetteki insan ırkından olan polisler de bu hayvanlardan korkuyor. soruşturma açıyorlar. sürüyorlar. sıkıştırıyorlar.

şeriatın ayak sesleri polis postallarından çıkacak haberiniz olsun.

kandahar 15-10-2008 16:38

Abicim zaten polisin işi zor, içlerinde bir yığın sinir hastası var sen de bunu bilip ona göre davranacaksın huyuna gideceksin.:D O zaman gayet sakin ve normal oluyorlar. Mesela ben ne zaman polisi falan devriyede görsem selam veririm, "kolay gelsin" falan derim. Tabii ki yapılan yanlış, polislerin ceza alması gerek, fakat kafe sahibi de getirip bir çay vereydi sonuçta hepimiz bu ülkenin insanıyız ülke şartlarını bilmemiz gerekir.

prometheus4517 15-10-2008 16:49

kandahar arkadaş,

kimsenin başkasının sinirlerini yumuşatma zorunluluğu, kızdıysa kızan yerlerine buz soksun. bunun acısını neden benim gariban halkım çekiyor. ben de şeriatçılara kızıyorum. elime silahı alıp kafalarına sıkarak gezeyim mi?

söylediğin çok yanlış. despotizme kendin ön ayak olman demektir. gericiliği, baskıyı, zorbalığı, yolsuzluğu nerde görürsen üstüne gideceksin, şikayet edeceksin, itiraz edeceksin. gerekirse dayak yiyeceksin ama iyilikten doğruluktan şaşmayacaksın. o zaman insan olursun.

kandahar 15-10-2008 17:37

Bunun despotizmle falan alakası yok Promethe arkadaş. Söylediklerin gerçekleri romantikleştirme. Gerçek olan ne? Adam sabahtan akşama it gibi sokakta gezip hırlı-hırsızla uğraşıyor, bazen 17-18 saat çalışıyor, sinir hastası oluyor, pek yüksek maaş da almıyor. O da gidiyor işi bilmezliğe vurup haybeden kayıntı götürüyor, her çay içtiği yerde 1 lira öderse ay sonunda eve ekmek götüremez çünkü. Zaten halk da bunun farkında. Esnaf ikramda bulunuyor, bunu gönülsüz de yapmıyor. Her ne kadar üzücü bir olay olsa da yukarıdaki olayın demokrasi yahut diktatörlükle alakası yok. Kendisini Kopenhag'da zanneden bir kafe işletmecesi karşısındaki adamların izzet-i nefsiyle oynamış (olay bir bardak-fincan meselesi değil, polislerin bedavacılığı anladığım kadarıyla gurur kırıcı bir biçimde yüzlerine vurulmuş), onlar da zaten sinir hastası olduklarından işi bu noktaya getirmişler.

frodo 15-10-2008 17:42

"Hiç bir devletin bir insanı ömür boyu polis yapmaya hakkı yoktur" Brecht.

kandahar 15-10-2008 17:49

Bırak Brecht ya bizi mi yiyon? Kendisi Alman her Alman'ın bir ömür boyu polis olduğunu bilmiyor sanki:D

aydoe 25-10-2008 16:21

Bakanın ‘özrü’ havada kaldı İşkence sokağa taştı

http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=39397

yucemanitu 25-10-2008 18:28

Az para kazanmak ve işin zor olması işkence ve cinayetleri mazur gösteremez. İşsizler eve ekmek götüremeyenler Tuzla tersanelerinde ölüm korkusuyla çalışanlar. Sabahtan akşama kadar iki kuruş için tarlada canı çıkanlar nasıl stres atsın onlar kime işkence yapsın? Ben de işsizim kimi coplayayım kimi öldürerek rahatlayayım? Ayrıca bu işkenceler münferit mi yoksa bir devlet politikası olarak yerleşmiş mi bir bakalım:

http://www.radikal.com.tr/Default.as...&CategoryID=39

okinono 26-10-2008 20:13

Bu başlıkta gizli özne olarak Tanrı var mı, yoksa başlığı olduğu gibi okuyarak sadece Devleti mi anlamalıyım ?

Selamlar

aydoe 26-10-2008 20:19

Yok sayın Okinono,
Zindanlarda işkencehanelerde ........ Tanrı yoktur,her ne kadar Tanrı adına da zulümler yapılsa da Tanrı yoktur.

okinono 26-10-2008 20:31

http://www.kitapyurdu.com/kitap/8453...si?sa=39785055

Hungington'un kimlerin sözcüsü olduğunu araştıran birisi, seçmesi gereken yolun ne olduğu konusunda fazla çelişkiye düşmeyecektir diye tahmin ediyorum.

Bu kitabı mutlaka ama mutlaka okumayanlar okusun bence.

Selamlar

aydoe 26-10-2008 21:28

YENİ DÜNYA'NIN TEORİSYENLERİ İŞ BAŞINDA
Safsata uzmanları ve vampirler kendi stratejik programlarını uygulamak için uzun yıllar boyunca yoğun çaba harcadılar ve harcamaktadırlar. Brzezinski, Fukuyama, Hungtington ve diğerleri bu çabaların önde gelen kahramanlarındandır.Yayınlamış oldukları bütün eserlerde ABD'nin ( Büyük İmparatorluk ) gelecekteki rotasının ne olacağını , ne olması gerektiğini belirlemeye çalışmışlar, bu anlamda bütün dünyanın önüne konulan BOP'u (Büyük Ortadoğu Projesi) Ortadoğu ve Kafkaslar sahnesi için senaryo haline getirmişlerdir. Emperyalist Kapitalist sistemin nihai sonucu olan bu programı, baş rolleri oynayan aktörler ve karanlık sevici güçler tarafından uygulatmaya başlamışlar ve böylece bu programın, dünyanın / halkların üzerinde dolaşan bir kara bulut halini almasını sağlamışlardır.
http://www.devrimcihareket.net/index...=399&Itemid=28

Hungtington boşa kitap yazmaz BOP kapsamında TC ulus devletinin yok edilmesi kapsamında ordunun tasfiyesi amaçlı bir kitap yazmıştır.
40 ytl vermem onun kitabına ama bir yerde rastlarsam göz gezdireceğim.

aydoe 18-11-2008 15:48

Polis döverek öldürdü
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=40742

aydoe 27-11-2008 12:48

Cumhuriyet 27.11.2008Karakol önünde şüpeli ölüm
Akli dengesi bozuk olduğu belirtilen Erdal Keloğlu’nun ailesi ‘polis copla dövdü’ dedi. Polis kaçarken düştüğünü savundu
ZONGULDAK (AA) - Zonguldak’ta karakol önünde sinir krizi geçiren akli dengesi bozuk bir kişinin, çıkan arbedede öldüğü iddia edildi. Ailesi, Erdal Keloğlu’nun biber gazı sıkılıp, copla dövüldüğünü söylerken iddiaları yalanlanlayan emniyet “kaçarken düştü” açıklaması yaptı.
İddiaya göre, psikolojik tedavi gördüğü bildirilen evli ve 2 çocuk babası 34 yaşındaki Keloğlu, evlerinin bulunduğu caddede taşkınlık yapması üzerine polise haber verildi. Karakol önüne getirilen Keloğlu’na, burada da sinir krizi geçirmesi üzerine polisler müdahale etti. Yaşanan arbedede hayatını kaybeden Keloğlu’nun kardeşi Murat Keloğlu, “Ağabeyimin suratına biber gazı sıkılarak copla vuruldu. Hastaneye kaldırılan ağabeyim, bir süre sonra yaşamını yitirdi. Hukuki olarak hakkımızı arayacağız” dedi.
Zonguldak Emniyet Müdürü Atilla Çınar ise yaptığı açıklamada, iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Keloğlu, karakolun önünde rahatsızlanıyor. Yaklaşık 10 polisimiz onu sakinleştirmek için cebelleşiyor. Daha sonra 112 Acil Servis ekibine haber veriliyor. Sakinleştirilmesine yönelik iğne yapılmak istenen kişi kaçarak düşüyor” dedi. Savcılık olayla ilgili soruşturma başlattı

KızıL 27-11-2008 17:48

ne denilebilirki hertgeçen gün niceleri oluyor olmayada devam edecek herkes görüyor görmeyede devam edecek duyanlar işin aslını biliyor bilmeyede devam edecek ancak susanlar da susmaya devam edecek edecek ki bu düzenin çarkları dönsün dönsün ki ezmeye devam etsin....

aydoe 06-12-2008 17:13

Cumhuriyet 06.12.2008Polisin şiddeti cezasız kalıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü raporunda, muhabirlerimiz Turgut, Uslu ve Açıkgöz’ün yaşadığı şiddete geniş yer ayrıldı
İstanbul Haber Servisi - İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından Türkiye ile ilgili hazırlanan raporda, 2007 başından itibaren polis şiddeti ve işkence şikâyetlerinde artış olduğuna dikkat çekilerek bu olguların ısrarla sürmesinin temel nedeni olarak cezasızlık kültürünün devam etmesigösterildi. Raporda, gazetemiz muhabirleri Alper Turgut, Ali Deniz Uslu ve Esra Açıkgöz’ün yaşadığı polis şiddetine de geniş yer ayrıldı. Adalete Karşı Safları Sıklaştırmak-Polis Şiddetiyle Mücadele Önündeki Engeller başlıklı 80 sayfalık raporu dün İnsan Hakları İzleme Örgütü Başkanı Kenneth Roth tarafından Taksi Hill Otel’de açıklandı. Raporda, AB üyeliği sürecinde yapılan tüm düzenlemelere karşın polis şiddetinin hâlâ sürdüğüne yönelik işaretler bulunduğuna vurgu yapılarak Yasal tedbirlerde artış olmasına karşın, bugün de bu düzenlemeleri kale almayan memurlar görevi kötüye kullandıklarında ve hatta insan öldürdüklerinde hâlâ etkin bir cezasızlıktan faydalanabiliyorlardenildi.
Raporda polisin ölümle de sonuçlanan ateşli silah kullanımı, kötü muamele, aşırı güç kullandığı kitle kontrolü uygulamaları ve kimlik kontrolleri sırasında ya da sonrasında kötü muamele yapması gibi çeşitli biçimlerde süren polis şiddetiyle ilgili kanıtlar ortaya kondu. Raporda, polisin kötü muamele yaptığına dair suç duyurusunda bulunanların kendilerini savcılık soruşturması tamamlanmadan, polise şiddet yoluyla mukavemet etme suçuyla mahkemede bulmasının artık rutin bir uygulama haline geldiğinin altı çizildi. İşkence, kötü muamele ya da silah kullanma iddialarıyla ilgili polisin görevini nasıl yürüttüğüne dair incelemelerde kanıtları gizleme, bozma ya da kanıt yerleştirme ve savcının soruşturmasını engelleme çabalarının sıklıkla görüldüğü belirtilerek Nijeryalı sığınmacı Festus Okey’in gözaltındayken ölümü sonrasında yaşananlar örnek gösterildi.
Muhabirlerimiz de raporda
Tanıklar ve gazete haberleri ile 1 Mayıs 2008 günü yaşanan şiddetin ayrıntılı bir şekilde incelendiği raporda, 2 Cumhuriyet muhabirinin de dövüldüğü anlatıldı. Cumhuriyet’in Pazar Eki muhabiri Ali Deniz Uslu’nungazete binasına girmek üzereyken copla dövüldüğü, yüzünü korumaya çalışırkan sağ eli kırılan Uslu’nun ameliyat edildiği ve çalışamaz hale geldiği belirtildi. Pazar Eki’nin diğer muhabiri Esra Açıkgöz’ün de gazeteciyimdemesine karşın cop darbelerine maruz kaldığı kaydedilen raporda, Açıkgöz ve Uslu’nun, kasten yaralama, iş ve çalışma hürriyetini ihlalsuçlarından resmi şikâyette bulundukları, İstanbul Valisi, İçişleri Bakanı ve Başbakan’dan da şikâyetçi oldukları anlatıldı. Raporda iki gazetecinin de polis tarafından kötü muameleye uğramasıyla ilgili herhangi bir cezai soruşturma açılmadığı anımsatılarak böyle bir uygulamanın Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki yükümlülüklerinin açıkça ihlal edildiğini gösterdiği vurgulandı. Cumhuriyet gazetesinin kıdemli muhabirlerinden Alper Turgut’un 2007 1 Mayıs’ında uğradığı polis şiddetine ilişkin açılan davanın kapanması da raporda tipik bir örnekolarak sunuldu.

dilaver 09-12-2008 11:53

http://www.sesonline.net/php/genel_s...p?KartNo=52589

Yunanistan'da herkes ayakta. Türkiye'de iese neredeyse her gün en az bir kişi polis ve devlet terörüne kurban gidiyor. Çıt çıkmıyor.

saygılarımla

dilaver 10-12-2008 18:04

http://www.sesonline.net/php/genel_s...p?KartNo=52599

saygılarımla

sargon 10-12-2008 18:38

1999-2007 karsilastirmali bilancosu (IHD)

http://www.ihd.org.tr/images/pdf/199...li_bilanco.pdf

aydoe 08-03-2009 18:48

Cumhuriyet 08.03.2009POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA
Son Çığlık...
Yüzü olmayan insanların gülüşünü düşünürüm kimi geceler.
İnsan olmanın erdemini, çocukluğumu, gençliğimi.
Kiremit damların bacalarına takılı ilkyaz uçurtmalarını.
Sürgün veren çiçekleri.
Bir sessizlik tünelinden geçerken hapislik günlerimi.
Acıları ve hüzünleri...
Uğursuz uğultuları, rüzgârın sesini, gardiyanların bir koğuşu açarken bıyıklarını burmalarını.
Yankılarında başka bir şey olmayan düşüncelerin çığlığını. Zamanın akışını. Gökte olan yıldızlardan habersizliğimi.
Engin Çeberin savcıya yazdığı o mektup...
Ölümün adım adım yaklaştığını görüyor Engin. Korkuyor. Sesini, çığlığını duyurmak istiyor.
İşkenceden geçmiş. Eli kolu acıyor. Yüreği yanıyor.
Savcıya sığınmak istiyor genç adam!
Devletten maaş alan gardiyan... Tutuklu Engin Çeber...
O devletin anayasasında diyor ki:
Suçu ne olursa olsun cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü devletin koruması altındadır.
Kim koruyacak tutuklu ve hükümlüyü?
Devletin cezaevi müdürü, başgardiyanı, gardiyanları, jandarması.
Engin, sokakta protesto eylemine katılmış... Polisçe yakalanıp gözaltına alınmış, orada bir güzel dövülmüş, ağzı burnu kırılmış. Mahkemeye çıkarılıp tutuklanmış.
***
Polis dayağı yetmemiş, devletin gardiyanı döve döve öldürmüş Engin Çeber’i...
Radikal’den İsmail Saymaz,Engin’in son mektubunuelde etmiş...
Mektubu okurken Engin’in çığlığını duyar gibi oldum.
Hüzünlendim, içim acıdı!
0n yıl önceyi anımsadım birden...
Eskişehir-Aydın hattındaki o Kanlı Sürgünü...
Sıcak bir ağustos ayında Eskişehirden Aydına getirilen tutuklu ve hükümlüler dövülerek öldürülmüştü E Tipi Cezaevinin avlusunda.
Gardiyanlar, üzerlerine tazyikli su sıkmışlardı.
Aradan 20 yıl geçti...
Değişen nedir Türkiye’de.. Tanrı aşkına söyleyin!..
Engin Çeber 6 Ekim 2008de savcıya işkenceyi yazdı. 7 Kasım’da hastaneye kaldırıldı. 10 Ekim günü öldü!
Umur Talu, Mektubun Vicdan Azabıbaşlıklı yazısında o vahşeti anlattı.
Engin, devlet korumasında ve görevli tekmesiyle, sopasıyla, zinciriyle öldürülüyor.
Eli sızlıyor o mektubu savcıya yazarken Engin’in.
Ölmek istemiyor!
Bedeni acıyor.. şakakları, elleri, her yeri.
Savcıdan istediği şey şu:
Gereği yapılsın!
***
Ne gökyüzünde yıldızları görüyor, ne açan çiçekleri, ne de yağmurdan sonraki toprak kokusunu...
Gözlerinin altı morarmış, bir gözü yumruklardan kapanmış.
Zar zor yazıyor mektubu savcıya.
Ölümün yaklaştığını biliyor.
Devletin koruması altında tutuklu genç bir adam.
O bir insan!
Bu bir son çığlıktır yaşama veda ederken.
Bir kurtuluşu bekliyor. Açık açık anlatıyor olup bitenleri.
Artık ölü yaprakların dermansız kümesi altındadır Engin.
Ölüm kapıda beklemektedir.
Acelesi vardır ölümün, fazla bekleyemez.
Direniyor bir gün daha.
Mektup savcıya ulaşmıyor. Engin hastaneye kaldırılıyor.
Uluyan bir gündoğusu serin bir sonbahar akşamında ıslık çalıyor hastane odasında. Yaşamın derinliği kararıyor.
Acılar, ihanetler...
Rüzgârla yağmuru kabul eden yaşam... Zindanlar... Sopalar, zincirler...
Öldürüyorlar acımasızca!
Kanla yazıyorlar yaşam haritalarını gençlerin üzerinden.
Kanla besleniyorlar bunca yıldır.
Geceyle güneşi bilmeden, sevmeden sevilmeden, hiç âşık olmadan!
Bir kâğıt parçasına yazılmış mektup... Merhaba, diye başlayan sesleniş... Son çare savcıya sarılmak, hukuk istemek...
Başaramıyor bunu Engin Çeber!
Şimdi o kanlı dosyada mektup.
Devlet, korumak zorunda olduğu Enginleri devletin eliyle öldürüyor... Toplum konuşmuyor, siyasetçi seyrediyor.
Bu mudur hukuk devleti, bu mudur yaşam hakkı, bu mudur eşitlik, bu mudur demokrasi?
Benimse yüreğimde derin bir acı...
Yorgo Seferisin dizeleri:
Yeniden açılıyor göğsümdeki o yara
yıldızlar kaybolacak gövdemle birleşirken
ayak seslerinin ardından sessizlik yayılırken.”

prozac 09-03-2009 02:34

..................

mhmd 14-04-2009 12:40

Engin Ceber'in son görüntüleri

http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=217560

aydoe 27-02-2011 11:53

Erdoğan, bundan sonra ne yargı ne de kurul kararı dinleyeceklerini söyledi.

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...k-haberi-39699

Ferman padişahın :blabla:

aydoe 09-04-2012 09:31

Özdemir İnce'ye

““Şimdiye kadar yaptığınız katkılardan dolayı çok teşekkür ederiz. Hürriyet sizlerin omuzlarında bu noktalara geldi. İçinde bulunduğumuz koşullardan dolayı yazılarınıza son vermek zorunda kaldık” diye bir yazı verdiler


'Hürriyet gazetesi beni hükümetin baskısıyla ayırdı'
''Yıllardır bu baskı vardı, Özdemir İnce'yi atın diye. Benim yazdığım yazılar yolsuzluklarıyla ilgili değildi. Doğudan onların idelojileri ve eleştirisiyle ilgiydi. O yüzden gazetede benim yazımı istemiyorlardı. 2007'den önce herhangi bir baskı, hükümet baskısı yoktu. 2007'den sonra baskılar başladı.
Hürriyet gazetesine 3 milyon küsürlük cezayla ekonomik baskı başladı. Nedeni de yazan yazarlar ve birinci sayfadan dolayıdır. Yani ayrılmak uzaklaştırmak zorunda kalınmış, bu böyledir.''

http://www.odatv.com/n.php?n=gunumuz...ri--0404121200

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20249470.asp

Asker kışlaya imam camiye dersen tabiki işine son verirler , imam her yerde her alanda görev alacak ,% 90 ı müslüman olan ülkeyi tabiki imamlar yönetecek .

Sen gibi ateistlerin sesini kısacaklar , çok yakında katletmeye de başlarlar .

Dindar nesil geliyor ,Allahsızları kıtır kıtır keserler ama sen görmezsin ,yaşın olmuş seksen 1-2 yıl daha yazar çizer göçer gidersin bu dünyadan ,kalanlara selam olsun Arap baharı yaşasınlar ,Araplaşsınlar , inşAllah !

vartor 09-04-2012 21:25

Laiklik sadece kitaplarda kalmis gorunuyor. Devlet burnunu din islerine soktugu anda bittigi yerdir laiklik icin. maalesef ulkemizde hic varolmamisti zaten; adini duyar ama uygulamasini goremezdik. Fikir hurriyeti olmayan yerde, laikligin de barinmasi bence mumkun degil. Demokrasilerde nasil ki askerin yeri kislaysa, laik bir ulkede de imamin yeri sadece cami olmalidir.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:54 .