![]() |
Optik Moleküler Anlatım
Uzaydan başlayan görüntü önce dünyayı buluyor,,sonrasını ise izleyerek görün....
http://www.micro.magnet.fsu.edu/prim...su/powersof10/ |
Galaksiden başladı, bitkinin mezofil hücresine girdi, ilk önce kromozomlarına, ordan DNA'sına girdi, sonra DNA'sının bir molekül grubuna girdi. Sonra molekül grubunun bir atomuna zooom yaptı. Orda kaldı. Bence yanlış yaptı, ya da gücü yetmedi.
Bence moleküler boyut kendi başına bir bir gezegenler ve galaksi topluluğudur. Ordan(atomdan zooom yaparak) başka bir gezegene iniş yapabilirdi. Ordan tekrar zoooom yaparak, gezegenin atomik yapısına inebilirdi. Bu döngüyü devam ettirebilirdi. Ettirmeliydi. Sınırları kesin çizilmiş(üst sınır galaksi-alt sınır atom) bir fizik dünyasına inancım yok. İnsanoğlu anca şu anlık sınırına ulaştı. Belki gelecekte bunu aşar. Hayat iç içe geçmiş ve üst üste binmiş bir şekildedir. O atomların her birisi kendi boyutlarında bir gezegen sistemi. Galaksileri veya gezegen grupları ise birer molekül grupları olabilir. Kim bilir içinde bulunduğumuz saman yolu galaksisi, çok daha büyük boyuttaki bir gezegende veya bir canlıdaki bir protein molekülü veya başka bir makro molekül olabilir. Ve böyle olduğu yolundaki inceleme ve düşünme faaliyetlerim için çok büyük bazda enerji tükettim tam 7 senedir. Evrenin bu şekilde(iç içe girmiş) bir yapısı olduğuna dair düşüncelerimi bilim forumunda "Evreni algılamak" isimli başlığımda bahsettim. Orada çok daha başka konulara: hatta dillerin, kelimelerin oluşumunun da doğadaki bu iç içe girmiş benzerlikten kaynaklandığına değindim. Bunların (benzer olayların, benzer olguların, benzer yapıların, benzer ilişkilerin) ise insanoğlu tarafından tanınmasını, anlaşılmasını ve bilim denen denizde yayılmasını sağlayan aralarındaki işlevsel birliktir. İşlevsel birlik ise bilimin ve hayatın herşeyidir. |
Ayrıca "Optik Moleküler Anlatım" olarak başlıktaki kelimelerin ilk harflerini veya tüm harflerini büyük yazılabilir mi? Bu nedir yahu? İlkolkul çocuğu gibi, üstüne-başına-pantolonuna dikkat etmeyen sorumsuz-vurdum duymaz insanlar gibi. Bu birçok insan tarafından yapılıyor. O başlığa baktığımda sanki önemsiz bir konuymuş gibi bir his oluşuyor içimde. Artık bir çekidüzen versin bu site kendisine. Bütün yöneticiler anlaşsın, tüzüğe eklesinler böyle bir gerekliliği. Sonra uygunsuz bir başlığı gördüklerinde yazarları uyarsınlar ya da kendileri düzeltsinler. Çok çirkin görünüyor hakikaten.
|
Emirleriniz yerine getirildi Serdar'ım başlık değiştirildi.
Micro.magnet'e de e-mail attım direktifleriniz doğrultusunda animasyonu yeniden yapılandırmalarını talep ettim:) Bence çok güzel bir vurgu yapılmış varabildiğimiz en uzak noktadan inebildiğimiz en küçük birime inilmiş. Şeytan bunun neresinde? |
Alıntı:
|
Preach, canım. Sorun senin konun için değil. Sorun genel bir sorun. Sorun birçok kişide devamlı göze çarpan bir düzensizlik, dikkatsizlik sorunudur. Sadece sen alınma ha canım, olur mu?
|
Alıntı:
|
Farklı bir açı!
Google Earth programından işaretlenen yeri görmek istedik. :confused: Ülke: ABD Eyalet: Florida Kent: Tallahassee 1. Adamlar kendilerinin gizli reklamını yapmışlar :) (Laboratuarlarının arka bahçesindeki yaprağı odaklamışlar. Ne zeka ama.) 2. İslamiyetin gizli reklamını yapmışlar :o (Tallahassee) 3. Çok güzel bir şey yapmışlar. Sn. preach elinize sağlık. |
Alıntı:
|
Belirsizlik ilkesi makro boyutta ve mikro boyutta sınırlar çizer o nedenle belli bir aşamadan sonrasını tahmin edebiliriz şimdilik ve deneylerle uyuşuyorsa modelleyebiliriz. Bence şöyledir yaklaşımları bilimsel çalışma disiplinine uymaz yan etki olarak mistisizm e yol açar.
|
Ben kalıplaşmış, katılaşmış, önümüze getirilmiş, sonrada subaneke suresi gibi yut denilmiş hiç bir ilke veya kural tanımıyorum. Tanımak da istemiyorum. Ne üniversitelerde bilgi diye öğretilen şeylere bir güvenim var, ne de küresel papağanların moronlarına öttürdükleri tekerlemelere. Dünyada güvenilecek hiç birşey kalmadı saygıdeğer arkadaşım. Herşey sorgulanmaya değer ve sadece sen varsın. Sen kendi kendini kurtaracaksın. Tabiki bireycilik anlamında söylemiyorum.
Doğada aslında birçok şey, hemen hemen herşey birbirine benzer. Bilim ve teknoloji denen şeyde bu benzerliğin farkına varılabilinmesiyle ortaya çıkmıştır. Bunun adı işlevsel birlikteliktir. Sadece bazın şeylerin dozu farklıdır. Evrende herşeyi sarıp sarmalamıştır bu birlik. Tek hücre polülasyonlarıyla, bir hayvan veya insan popülasyonları büyük ölçüde birbirine benzerler. Bir atomun yapısı ile de bir gezegen sistemini, işlev(çalışma-etki-hareket) bakımından birbirlerine büyük ölçüde benzerler. Elektrik sistemlerinde var olan ve kullandığımız bir yaklaşım(V/R=I), bir ısı transferi denkleminde de (V=ısıl yoğunluk), (R=ısıl direnç), (I=ısı transferi) dönüşümleri yardımıyla ısı aktarımının hesaplanmasında kullanılabilir. Doğadaki bu işlevsel benzerlik(birlik) belki de sonsuz tanedir. Kaç kere açıklamaya çalıştım: bu işlevsel birlik olmasaydı belkide insanoğlunun şu anki dil birikimi(kelimeler, fiiler, cümleler) de olmayacaktı: "düşmek" fiili mesela, bir atın yere düşmesiyle, bir kayanın dağdan aşağıya düşmesi arasındaki benzerlik olmasaydı "düşmek" diye bir fiil belki de hiç olmayacaktı. Aynı şekilde bunlarla kan şekerinin düşmesi, azalması arasında da benzer bir işlevsel birliktelik vardır ki, bu şeker konsantrasyonunun düşmesini anlatmak için "kan şekeri düştü" deriz. Yani her üçünde de bir değere göre arasındaki fark azalmıştır: bu ilk ikisinde uzunluk miktarı, üçüncüsünde konsantrasyon miktarıdır. Her olay, olgu ve varlık için evrende ve doğada ayrı bir kelime olsaydı, insanlar birbirleriyle anlaşabilir miydi? Anlaşamazdı, çünkü kelime sayısı o kadar fazla olurdu ki, insanlar buna yetişemezdi. Bu birlik doğada her alanı kaplamıştır ve yapılması gereken bu benzerliği ortaya çıkarmaktır. Ve şimdiye kadar çok çok az bir kısmı anlaşılabilmiş olan bilimsel gerçeklik şimdiki durumunu bu birliğe-benzerliğe borçludur. Kuralcı ve ilkeci anlayışa ben karşıyım. Bunun tuzağına düşmemeye çalışırım. Buraya kadar bahsettiklermin doğrultusunda da şunları söylemek isterim: doğadaki bu iç içe geçmişlikve üst üste binmişlik şu an için belki atomlar ve galaksiler sınırına dayanabilmiştir. Ama bundan 500 yıl önce ne atom ne de galaksi biliniyordu. Bundan 500 yıl sonra da atomun daha altına ve galaksinin daha üstüne çıkılamayacağını hiç kimse garanti edemez. İnsanlar galaksi hareketlerini tanımlamayı biliyorlarsa, kağıda döküp, kafalarında canlandırabiliyorlarsa, zaten o kafalarında canlandırdıkları şeyin işlevsel bir benzerini daha önce doğada görmüş ve algılamışlardır. Ve onun içindir ki şu anda galaksi hareketlerini gözleyip, uzayı kısmen anlayabiliyorlardır. Şimdi bunun üzerine kalkıp da, "aman efendim, insanlar zaten uzayı ve galaksileri tamı tamına bilmiyorlar ki." diye bir cevap da vermeyin. Herşey her yanıyla yüzde yüz bilinemez. İnsan eline aldığı bir plastik topu bile, yüzde yüz her yanıyla algılayamaz ve onu kontrol edemez. Sezgi denen şey de aslında bu işlevsel birliğin farkına varmaktır. Ve aslında birçok şeyde sezgiler tarafından kavranılmış, bulunmuş ve ortaya çıkarılmıştır. Fakat insanoğlu algıladığı şeyleri bilinçüstünde tamı tamına anlayamaz, kurgulayamaz. Ama bedeni ona şu yola git, bu yola git, diye içinden seslenir. Ve gittiği yollarda karşılaştığı şeyler sayesinde, o sezgizlerini(yani yarım yamalak algılayıp anladığı şeyi) kafasında daha iyi canlandırmış ve bilincinde hissetmiştir. Bu gidilen yollar bir bilim adamı için belki deney ve gözlemdir, bir başka insan içinse hayat tecrübesidir. Aslında bunun bir zaman süreci içinde gözlenmesi(elekronik aygıtlar gibi anında değil), ruh ve beden denen iki ayrı kavramın birbirinden bağımsız olmaması, ruhun beden denen bir buz dağının ancak tepesi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tepenin dışında dağın, koca bir gövde ve yamacı vardır. O da vücuttur. Ve vücut denen sistemde herşey zihinsel olarak kontrol edilemez/çalışamaz. İçsel ve çevresel ortamlardan algılanan birçok bilgi bilinçdışında kalır. Bunun dışında insan, algıladığı birçok bilgiyi bilincinde hissedebilme yeteneğine sahip olup da, çevresel ve toplumsal etmenlerden dolayı bilinçaltına itmek zorunda kaldığı düzenekler de geliştirmiştir. Dolayısıyla bu ikisi(ruh ve beden) arasındaki iletişim süreci, yaşayarak ve tecrübe edilerek kurulabilmektedir. Makina ve elektronik sistemler gibi birbirlerini anında etki etkileyemezler ve değiştiremezler. Ve ben bu ve diğer başka nedenlerden dolayı, insanlığın veya çevremin bana bilinçli veya bilinçsizce de olsa dayattığı bu katı kurallara takılıp kalmam, atomun daha altına inmeye ve galaksinin daha üstüne çıkmaya çalışırım. Kimse beni engelleyemez. Çıkar ve galaksimizin işlevsel açıdan bir DNA partikülü, bir hemoglabin molekülü, bir karbon tüpü veya bir polisakkarit molekülü olduğunu söylerim, söyleyebilirim. Söylemeliyim. Herkes bunu söyleyebilmeli bir kere. Söyleyememek ise bir saplantıdır/hastalıktır. Ha, şimdiki bilimin vardığı en alt ve en üst sınır bunlar olabilir. O beni veya bir başkasını ilgilendirmez. Nitekim, dünyanın öküzün boynuzunda olduğunun iddia edildiği bir dönemde, uyduruk boynuz teorisi dünyanın yuvarlak olduğunu savunanları ilgilendirmemişti veya bir saplantı oluşturmamıştı onlarda. Bugün de çıkılır ve dünyanın yuvarlak olmadığı söylenebilir. Herkes sana deli der, ama bir de bakarsın elde edilen yeni bilgilerle dünyanın yuvarlak olmadığı ortaya çıkıverir. Dolayısıyla, bu tür sınırcı, katı, kalıpçı bir anlayış gelişmeye hiç bir zaman açık olamaz ve yenilikçiliğe karşıdır. Fizik bilimi bile 10-15 yılda bir değişmekte, hiç bir şey evrende sabit kalmamaktadır. |
Alıntı:
Bence böyledir, bence şöyledir, demeyeceğiz de ne diyeceğiz? İnsanı "bence" yapan sezgileridir. İnsan ne yapmışsa sezgilerinden yola çıkmışta yapmıştır çoğu kez. İnsan birşey bulur, farkeder, ortaya atar. Fakat diğer insanlar onun bulduklarını kabule yanaşmazlar, onun önünde bir engel oluştururlar. Ya onu geri, eskiki konumuna geri çekmeye çalışırlar ya da bulgularıyla dalga geçerler. Ta ki, bulguları uygulama alanında kendine yer bulup, kendini kabule yanaşmaya zorlayıncaya dek. |
Harika görüntülerdi.Tekrar tekrar izledim.çok ufuk açıcı birşey.
|
Serdar sen neden bahsettiğin hakkında bir fikre sahip misin? Değilsin. Ağzına pelesenk ettiğin orgonomy terimmleri son derece özgün araştırmalar gerektiren bir disiplin. 7 sene düşündüm demekle olacak iş değil. Maalesef senin gibiler dünyada bol miktarda var ve ben bu bilimin bulgularını sunarken son derece dikkatli davranıyorum o nedenle. Kaldı ki orgonomy modern fiziğe karşı değil onun bir tamamlayıcısıdır.
Senin yaptığın ise bu bilimi kutsayıp tarihsel açıdan bazı trajik sonuçlarına en önemlisi Reich in ipe götürülme öyküsünü kullanarak sanki tüm bilim yanlışmış da sadece orgonomy varmış gibi bir hale bürünmektesin. Ve yine maalesef ki bu tutumun nedeniyle bu bilimm senin gibi düşünen sihirli değnek arayıcıları yüzünden şarlatanların suistimallerinden bir türlü kurtulamıyor ve karşı kutupdaki mekanist bilimin istediği gibi bir alternatif bilim,bir gizem ustalığı,mistik tasarım,ezoterik bilim gibi bir hale bürünüyor. Sen orgonomy nedir bilmiyorsun. Bu bilim için bir tehlikesin hatta aynı nedenle. Orgonomy bilimi belkilerle çalışmamıştır hiç bugüne dek. Ne Reich in ne şu andaki uzmanları James Demeo veya Joachim Trettin gibi kişiler belki de budur diyerek konuşmazlar. Orgonomy nin kendini modern fiziğe kabul ettirme gibi bir gayesi de yoktur,çünkü zaten galaksi evrimi ile ilgili bulguları kendisini modern fizikten 23 yıl önce haklı çıkardığı için teoriktir. Dolayısıyla da onun varlığı modern fiziği yok etmeye çalışmaz. Bunun dışında biyolojideki 20. deney bugünün biyolojisi tarafından neredeyse bulgulanmak üzeredir yani cansızdan canlının oluşumu. Endosimbiyoz kuramı da orgonomy yi desteklemiş durumdadır. Ancak orgonomy tek başına herşeyi açıklayabilecek diye bir iddiada bulunmaz. Bahsettiğin şeyler o bilimsel disiplinin temel dayanaklarıdır ve ölçülmüş,bulgulanmıştır. İşlevsel birlik,açılıp kapanma,spiral atımlı enerji dalgaları,orgon enerjisi, Yüklenme-gerilme-boşalma-gevşeme döngüsündeki biyolojik süreçler ve hücrelerin değişim geçirmelerinden kaynaklanan köreltici hastalıkların kökeni. Bunlar bir şekilde biyologlarca da tespit ediliyor ve orgonomy nin kabul görme olasılığını arttırıyor çok yakın gelecekte. Ancak ne Reich ne de bugünkü takipçileri modern bilimi yok sayar. Eleştirileri vardır. Tıpkı bir kaos teorisyeninin determinist bilim dallarına olan eleştirileri gibi. Fakat olguların anlaşılması zaman alır. Bugün hala evrim teorisyenleri de rahat değildirler ve sen evrim teorisyenlerine moron deme ukalalığını sergilersen orgonomy hakkında konuşmakla gülünç duruma düşersin. Çünkü orgonomy nin temelleri Reich in de ifade ettiği gibi,modern fiziğe, kuantuma, Darwin teorisine, Freud a dayanır. Reich, politik nedenlerle işsiz kaldığı 5 yılını modern fizik okumalarıyla, kuarkları, kuantum kuramını, göreliliği, araştırmakla geçirmiştir. Bir doktordur uzun yıllar psikiyatri ile uğraşmıştır. Kanser araştırmaları yapmıştır. Bütün bunları kafadan atarak yapmış da değildir. Ama sen bodoslama şekilde düşünmeden konuştuğun için bu çalışmalara zarar vermektesin. Hiç düşünmeden mesela Reich in kodeste iken yazmış olduğu söylenen muammalı bir kitap hakkında bilgi asıp foruma, kendince sonuçlar çıkartıyorsun. Kendini yerkürenin bir numaralı bilim düşünürü zannediyorsan o senin psikolojik sorunun ve orgonomy perspektifinden bakarsak coşkusal veba ya yakalanmışsın bu şekilde uzman olsan dahi çalışmadan men edilirsin. LSD atıp rastgele Cloud buster kurasrak aynı bölgeyi ışınlayan ve bu yüzden çıkan fırtınada birçok insanın ölümüne neden olan ve buna rağmen bunu olumlu gelişme gibi düşünüp yine doğal dengeyi altüst edici keyfi araştırmalara girişen orgonomy şarlatanları gibi davranıyorsun. Neyseki çalışma imkanın ve araç gereç imkanın yok olsa sana Cloud buster teslim eden yandı dünyayı kurtaracam diye iklimin altını üstüne getirmeye kalkışırsın. Böyle değil bu işler. Belkilerle olan bir şey değil. Bugün bilim herşeyi bilmiyor o zaman istediğimi söyleyebilirim oturduğum yerden oh ne ala. Rahiplerden farkın ne senin ileerici olduğunu falan mı zannetmektesin bu tutumunla. Ve hangi cüretle senin uydurduğun masalardan kuşku duyan insanları hasta olmakla niteleyebilirsin. Sen dindar birisin. O nedenle senin bu coşkusal vebalı tavırlarından ötürü hele de orgonomy nin terimleri ile konuşmanı şu andan itibaren yasaklıyor ve ciddiye alınılırlık oranını varolandan 10 kat aşağı çekiyorum. Ben kim miyim. Bahsetmiş olduğun konularda bilimsel disiplini açısından olgulara yaklaşan, arkadaşlarım vasıtasıyla bu işin uzmanlarından (Joachim Trettin) şahsen bilgiler almış ve bu konuya kendimi rahatlatacak mucizevi olanaklar ve felsefeler üretmek için değil, ciddiyetle bakan birisiyim. Elinde ölçme aletlerin yoksa bile, eğer orgonomy nin orgon fiziği konusunda bilgin yoksa bile, birtakım şamanist felsefeler üretir gibi bence doğa böyledir şeklinde konuşamayacağını da bilen birisiyim. Orgonomy de tüm diğer pozitif bilimler gibi deneysel yöntemle ilerlemektedir. Çorba yapma ondan bir şeyler alıp, kendi şahsi hayallerini bilim ötesi bilim yutturmacaları biçiminde. Böyle bir şey yok. Hawking belki paralel evrenler vardır dediğinde bunu literatüre sokmadı sokamadı. Çünkü henüz kanıtı yok. Orgonomy nin atomlar konusundaki öngörüsü, dikkat et öngörü diyorum teori değil. Onların da enerji topaklanması olabileceği üzerinedir. Atonlar gezegenler ve yıldızlara benzemezler bu söz konusu değil bir defa. Yok böyle bir uyduruk söylem. Gezegenler iki boyutta dönerler yıldızların uzay-zaman çekim alanları içersinde aynı şeyi atomlara uygulayamazsın, elektronlara her yerde karşılaşılabilir. Doğadaki benzerlik ve işlevsel birlik öyle her olgu için genellenecek bir şey de değil. Dogmatik bir hale büründürdün iyice bu bilimi kendi dinini yaratmak peşindesin öznel açıdan özgürüm herkes özgür düşünmeli diye saçmalayarak. Düşünerek kafadan kurarak bilim mi olur hiç. Ona din denir. Al bunu oku bak orgonomy bilimi nasıl çalışıyormuş gör. Öyle kafadan atma henüz ispatlanmamış,kaynağı verisi araştırması sonucu olmayan uyduruk hayaller peşinde koşma bilimi değil bu. Bilimle alakası yok söylediklerinin. Orgonomy ile de alakası yok dolayısıyla da saçma tezlerin için onun birtakım terimlerini kullanarak şarlatanlık yapıyorsun. Aşağıdaki link den madem pek meraklısın bu bilime nasıl çalışmışlar öğren de sonra bir şeyler söyle sallayıp durma kafandan. http://www.geocities.com/rdurust (proxy den girilebilir) |
Chaos ben seni anlayamıyorum. Benim orgonomiden bahsettiğimi de nerden çıkardın? Bunu da geç orgonominin, modern fiziğe karşı olduğunu söylediğimi de nerden çıkardın? Sen sadece daha önceki yaptığın gibi sadece saldırganlık gösterisi yapmakta, beni karalamakta, aşağılamakta, ve kendi inandığın şeyi sadece kendin sahiplenmeye çalışmasındasın.
Ben al, çık da yürü ve bilim hakkında saçma sapan önüne gelen sözler söyle mi dedim? Saçmalıyor, iftira atıyorsun. Ben dedim ki, insan birçok yeni şeyi, sezgileri sayesinde anlar, kavrar. Ve sezgileri konusunda gerçekten birşeyler hissediyorsa, insan bu yolda çalışmalı, savaşmalı dedim. Ve şu sözleri söyledim: Alıntı:
İkinci olarak herkes burada kendi düşüncülerini söylüyor. İnsanların kafasına zorla vurup al bunu kafana sok da demiyoruz. Beni, faşistlikle suçlamışsın. Tüm bilim yanlışmış da orgonomi doğruymuş gibi, birşeyler söylediğimi söylemişsin. Sen resmen kafandan hikayeler uydurmuşsun. Seni ciddi ciddi yönetime şikayet edebilirim. Hakikaten yazını okuyunca sinirlendim. Şu anda yazdıklarına tamamen cevap verecek kadar zamanım yok. Onun için uygun zamanda benden cevabını alacaksın. |
Kıvırma len. İşlevsel birlik, işlev bilmem ne bunlar sadece tek bir disiplinin ifade ettiği yeni bakış açılarıdır. Sen ordan burdan bir şeyler toplayıp çorba yapyorsun zaten onu diyorum. Ne dediğinin de farkında değilsin işimiz gücümüz yok senin saçmaladığın sözleri de koyacaz buraya bak işte bunu demişin diye gözüne sokacaz. Ama sen gene ikna olmayacak bu sefer konuyu başka yere çekmeye uğraşacaksın böylesin sen. Al.
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Burdan ne sonuç çıkartıyorsun ki? Evet bilim ilerliyor zaten her biçimiyle? Yani senin katkın ne bütün bu bulgulara. Tanrı mı yumurtlatacaksın buradan nedir anlamadım çünkü söylediğin yorumladığın bir bilimsel yeni bakış açısı görünmüyor birbirine karıştırıp birilerini eksiklikle suçlayıp kendini ortaya koyuyorsun çok garip bir mantığın var neye uğraştığın anlaşılmıyor. Anlaşılıyor da pek tekin bir arzu değil o. Hem ilkeciliğe karşı güya,hem herşey bilinemez diyor, hem önceden atom bilinmiyordu diyor,hem de sanki yeni bir şey bulmuş da eleştiri yaparmış gibi bir haller. Ne diyorsun sonuç ne? Yok, öyle konuşuyor. Alıntı:
Nasıl etkiledikleri biliniyor evet makine gibi değil. Bunun için en azından biraz kimya ve biyoloji bilmen gerekir kafadan atma olmaz o iş. Tabi sadece bu disiplinler yetmiyor ama sen oradan başla şimdilik. Öteki kısım çok gelir şu an. Alıntı:
|
Alıntı:
Saldırmıyorum saklamaya ya da gözlerden uzak tutmaya çalıştığın hileni açığa çıkartıyorum. Sen ise savunma kompleksine girerek benim sana saldırdığım sanrısına kapılıyorsun. Özgürlük mü istiyorsun? Bilimi kafasına göre bilip bilmeden yorumlayanlara özgürlük hakkı vermiyorum. Onları yalancılıkla suçlama hakkımı bilimin hakkıyla savunuyorum. Özgürlük sana tecavüz hakkı tanımıyor kusura bakma. Sezgiler oturduk yerde oluşmazlar. Araştırmadan uğraşmadan salt sezgiyle hiç bir şey bulunamaz. Doğa ile ilişkiye girmeden zihni tasarımlarının öznel idealist yorumlamalarını sezgi diye yutturma. Çünküsezgi göreceli bir muğlak kavramdır kişinin sezgilerinn güvenilir olup olmadığı da ortaya koyabildiği kanıtlarla ölçülebilir. Ben sezgilerime güveniyorum demek sezgilerinin sezgi olduğuna ve doğru olduğuna delalet etmez. Yok öyle ben ben ben. Bencilliği ve öznel idealizmi sezgicilik gibi anlatıyorsun. Varsa bir bildiğin araştır uğraş sonuçlarını kanıtlarla sun. Havadan konuşma sezdim ben diye diye. Onu rahipler de yapıyordu yüzyıllarca. Alıntı:
Sen herşeyi kendi öznelliğin için kullanıyorsun ve hepsini itham edip salt kendini haklı çıkarmak için özgürlük ve sezgiye yaslanıyorsun. Bütün bu özgürlük düşüncen de bundan ibaret. Dolayısıyla bunların senin saçma hayallerin olduğunu ve ciddiye alınır yanı olmadığını merkeze almış olduğun düşünce sistemleri dahilindeki nesnel kanıtlarla göstereni de yönetime şikayet etmekle tehdit edip özgürlük anlayışının salt bir kendi egonu besleme mekanizması olduğunu da gözler önüne seriyorsun. Sinirlenmen doğal bunları seni memnun etmek için yazmadım zaten, işine gelmeyecekler sinirleneceksin. Sinirlen. Umurumda değil sinirlenip sinirlenmemen çünkü bu tür uydurma şarlatanlıkları H.Y. nin yaptıklarından daha az tehlikeli bulmuyorum. Seni ciddiye almıyorum bu tutumundan ötürü ve o nedenle ne cevap vereceğin de pek umurumda değil. Bir şeyi sahiplenmiyorum sadece bilimsel disiplinleri ciddiye alıyorum işine gelir ya da gelmez. Anladın mı? Anlamadın tabi çünkü kendini o kadar merkeze almış durumdasın ki kim ne dese zıplıyor, iddialarda bulunuyor,konuları içeriğinden saptırıp kendi merkezine çekiyor ve hiç susmuyorsun. Bunu ilk defa defa yapmıyorsun. Son defa da olmayacağını biliyorum bu senin huyun. Çok mu kızdın? Olabilir ama ergeç bunun farkına varacak ya da vardırılacaksın hayat çünkü salt senin zihninin erafında örülmüyor. İşlevsel birliğe sen de katılmak zorundasın ben özgür düşünürüm, istediğimi yazarım bana birşey diyeni de yönetime şikayet ederim demekle olmuyor bu işler. Yaa böyle işte, seni uyanık :) |
Alıntı:
Benim gibilerin bu bu dünyada bol miktarda olduğunu söylemişsin. O zaman senin gibiler çok nadir, eşi bulunmaz bir şekilde bulunuyorlar bu dünyada, öyle değil mi sayın Chaos? Sen eşi bulunmaz bir pırlantasın. Allah aşkına böyle yazarak hangi güdülerini doyuruyorsun? Alıntı:
Sihirli değnek arayıcılığı ha? Bana bu düşünceye hangi yazımdan ve hangi cümlemden dolayı ulaştığını söyleyecek misin? Yoksa konuyu saptırarak, karaçalmaya devam mı edeceksin? "Mistik bilim", "misitk tasarım" "ezoterizm" falan bunlar da nedir ey hükela? Bunlara da nerden ulaştığını bilemiyorum. Saçma sapan çarpıtmalar yapmışsın işte! Dürüst olalım: doğanın işlevsel birliğini temel alarak, makro ve mikro kavramların benzerliğinden dolayı yaptığım benzetmeler, senin pek de hoşuna gitti. Şöyle düşündün belki de: "hemoglabin mi, galaksi mi?, Hah hah hah da hay, çıldırmış bu!" Bunlar yazıyı okuyanların anlamaları için kabaca verdiğim örmeklerdi Chaos. Ama bu senin için tabii ki, geri çevirilemeyecek bir karaçalma fırsatıydı. Bunu da bile bile yazdım. Ağzının suyu aktı tabii görünce, senin çakal olduğunu biliyordum çünkü. Alıntı:
Ayrıca bu sana şunu da söyliyim. Genetik bilimi bugün eski itibarını da yitirmek üzeredir. Özellikle İnsan Genom projesinin gerçekleştirilmesinden sonra gerçekleştirilen birçok deney, bazı temel 50 yıllık varsayımları yerinden etmeye başlamıştır. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bak bak bak, "senin şusun busun , ama ben şöyleyim böyleyim, ama gene de böyleyim." demişsin. Övünmüş, övünmüş, sonra kabak gibi sırıtmamak için " ama ben sihirli değnekçi değilim ve biraz da ciddiyim" demişsin.:D Kendi acınası halini istemeyerek de olsa ortaya vuruyorsun böylece. Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Ne vahiyi kardeşim, ne dini, ne putu, gene saçmalıyor, gene saçmalıyorsun. Kardeşim sana determiszden, belirsizlikten mi söz eden oldu? Allah acısın. Birçok şeyin, uygulamada yarar sağlamak veya insanın kendi konumunu daha iyi sağlaması açısından veya başka nedenler yüzünden sınırlı veya başka değişik şekillerde hesaplamada veya teoride veya başkayerde kabul edildiğini, varsayıldığını biliyoruz. Vardır, doğrudur, olabilir. ama nerden zıpladın ki sen bu konuya? Ben teoriden bahsetmedim ki, hesaplamalarda kullanılan varsayımlardan bahsetmedim ki. Alıntı:
Alıntı:
Yok canım olmayacak böyle, sen artık uydurmaya başlamışsın. Alıntı:
Bilinçaltı da zaten bastırılmış güdürden ve kas zırhından oluştuğu için doğayı ve çevreyi daha rahat algılamamızı ve anlamamızı engeller. Ama bilinç üstü ve altı ile arasında da gene kesin bir ayrım yoktur. Hop, bir zaman bilinçaltındaydı da, bir anda bilinç üstüne çıkıverdi diye birşey yok. Gradyent şeklindedir-sürekli bir geçiş yolu vardır. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Yani bravo, benim içimdeki "küçük adam"ı ortaya çıkardın büyük çabaların sonucu. Sinirlenmem senin adam gibi, karşındaki adama hitap etmemenden ve durmadan hakaret ötesi laflar etmen. Biz evrensel doğrular budur deyip, ahkam kesmedik, senin gibi çıkıp artistlik de yapmadık. Yazılarının yüzde doksanı ukalalık, kendini beğenmişlik. Artık yazma. Böyle yazacaksan hiç yazma. Uğraşamam. Git kendi daracık hapisanende kendi düşünsel egolarını kendi kendine tatmin ederek yaşa. Kendi kendinin yazılarının her paragrafından ufak ufak çarpıt, anlatılmak istenen şeyde meydana gelen büyük kayıplar sonucunda, yazıya bak bak ve "ulan kim bu manyak?" de. |
Biz seninle neyi paylaşamıyoruz ya iki gözüm. Orgonomi bilimini mi? Al senin olsun. Varcağın yola var git. Ya yazma bana böyle yazacaksan. Ya da insanca muhabbet etmek istiyorsan gel edelim. Böyle şeylere ayıracak vaktim yok benim. Artık internete ayıracak zamanım da yok doğrusunu söylemek gerekirse.
|
Gülüyor geçiyorum. Hala herhangi bir disiplinden bir veri ortaya koymuş değilsin. Salt kavramları kullanıp çorba yapıyor bu benim fikrimdir diyorsun. Üstelik daha önceden belirttiğim gibi ikna olabilecek biri değilsin konuyu çarpıtan da sensin eğer konu başlığıyla ilgili zırvaladıklarına bakarsak. Benim tek yaptığım kullandığın kavramların bilimsel anlamları hakkında deneysel tespit ve sonuçlara göre açıklama yapmak ve bahsettiğin olguların altını dolduramadığını işkembeden salladığını ve eklektik birleşimler yaptığını göstermektir.
İnsan ilişkilerim konusunda senden ders almam gerektiğini de sanmamakla birlikte,senin benim karakterim konusunda bilirkişi edasıyla konuşup insan ilişkilerinden anlamaz adam yakıştırmalarını da ve genelleyip bütün yazdıklarında insanları küçümsüyorsun işte diye çemkirmeni de herzamanki öznel savunma refleksine bağlıyorum. Kaldı ki konumuz bilime dair olduğu halde tıpkı söylediğim gibi, o noktada temelinin olmadığını anladığın anda bu sefer bahane olarak siyasal ve politik yapının olumsuzluklarına değinmeye başladın. Konumuz politik değildir o konuda da gerekli açıklamaları zaten başka bir yazımda ayrıntılarıyla betimlemiştim. Böyle özgürüm ben, özgünüm ben diyerek konudan konuya atlayıp, her türlü konuyu birbirine karıştırarak bir açıklama yapmış,fikir öne sürmüş sayılmazsın. Zikir ile fikiri birbirine karıştırıyor olmalısın. Bir fikir öne sürmeden önce o fikir hakkında minimum bilgi sahibi olmak ve onu sunarken disiplinli ve olgular arasında kanıtlara dayalı ilişkiler kurabilmen gerekir. Yok ben kafama estiği gibi fikir belirtebilirim, bilime de güvenmiyorum paranoyak ve özgür insanım der isen ben de sana güler geçerim. Çünkü ortada güvendiğini söylediğin tek kavram olan işlevsel birlik düşüncesi felsefi bir tasarım olmayıp bilimsel bir disiplinin parçasıdır yine. Ve birçok bilimle ilişkilidir bir kısmını önceki iletimde yazdım. Tüm bilimler de böyledir. Ayrıca Galilei döneminde kilisenin baskın olması onun bilim yapmasını tamamen engellememiştir. Bilim adamı kısıtlanabilir,kimi kürsüler her zaman iyi çalışmayabilir. Ancak bilimsel disiplinin kuralları çok önceden konulmuş,deneye,gözleme,sınamaya ve bu yollarla elde edilen ilişkilerin bulunan kısmının abartılmadan olduğu kısmı kadarıyla ifadesine dayandığı için politik dayatmalardan en az şekilde etkilenirler. Bilim artık yavaşlatılabilir her zaman olduğu gibi, fakat tersine çevrilip engellenemez. Havadan konuşup kanıtlara dayanmayan varsayımsal ilişkiler kurmak ise mistik şarlatanlıkların uzmanlık alanı olduğundan dikkate alınmaz seninkiler de buna dahildir. Son olarak belirtmeliyim ki, zorunlu nedenlerden ve sorumluluklarımdan ötürü,forum yazışmalarında karşılaştığım kişilere özel yaşantıma dair bilgiler vermeyi gerekli ve uygun bulmuyorum. Forumlar bilgi paylaşımı içindir benim için, ötesiyle hiç ilgilenmem, bu tür soruları da cevaplandırmam kimseyi ilgilendirmez çünkü. Seninle özel ilişkilere girmek zorunda olmadığım gibi, sana ilişkilerime dair bilgiler sunmak zorunda olduğumu da hiç sanmıyorum. Bu ısrarcı ve saldırgan tavırlarını da bu konuda anladığımı söyleyemem. Burada bildiklerimi paylaşmak dışında bir eylemde bulunma niyeti taşımıyorum. Cafe ya da sosyal ortam olarak görmüyorum bilgi paylaşımı forumu olarak görüyorum ve en azından kendim için öyle kalmasını istiyorum. Hele de senin gibi baştan sona yazdıklarının anlamından bile bihaber olan ve bunu demedim şunu demedim,iftira atıyorsun,kötüsün,insan değilsin,bilime saplanıp kalmışın diyen ciddiyetsiz birini göz önüne alırsak son derece isabetli davrandığımı da görebiliyorum. Bunun ötesinde her forumda senin gibiler de çok olduğundan, bu kişilerin forum özerkliğini suistimale yeltendiklerini gördüğüm yerlere de pek uğramamak kaydıyla olabildiğince ciddi bulabildiğim yerlerde yazışmayı yeğliyorum. Bilmem anlatabildim mi? Anlatmak sorun değil, anlamak sorun. Ha şunu da ekleyeyim. Manyak değilsin,özel bir yanın da yok. Senin gibi çok var merak etme. Bakış açılarınız ve hayat felsefeniz tam uyuşmaz ama bu forumdan da sana akhenaton u tavsiye ederim, çorbalama, ciddi bilimsel araştırmalara gereksinim duymayan düşünsel mekanizmanız aynı ikinizin. Onunla bol bol tartışabilirsin birbirinizden çok şey öğrenebileceğinize eminim. Son iletine cevap olarak: Biraz daha ciddiyetle eğil konulara ve sabır göster. Kullandığın kavramları har vurup harman savurduğunu ve zarar verdiğini tekrar hatırlatıyorum. Bilim kişilere ait değildir onu senin bana vermen zaten söz konusu değil. Ama olmadık sonuçlar çıkarırsan da bildiğim noktalarında nedenini de açıklayarak, "öyle birşey yoktur" deme hakkına sahibim. Nokta. |
Daha önceki anlatılarından bir adım geri durmamışsın. Ben de. O halde ben de gülüp geçiyorum.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:00 . |