![]() |
darwin mevzusu
önce Darwin ne demiş bir bakalım:
"türlerin kökeni" türkçeye çevrilmiştir. bu belkide teoriye karşı öne sürülebilecek en aşikar ve ciddi itirazdır öyleyse neden her jeolojik oluşum ve her katman bu tür ara bağlar ile dolu deği?... inancıma göre bunun açıklaması jeolojik kayıtın son derece kusurlu ve noksan oluşunda yatmaktadır (53) … Bu jeolojik kaydın kusurlu olduğu görüşünü reddeden haklı olarak tüm teoriyi de reddedecektir (54) Bununla akraba olan bir başka zorluk vardır ki çok daha ciddidir demek istediğim hayvanlar alemnin birkaç ana kısmına ait olan türlerin bilinen en altaki fosilli kayalarda birdenbire ortaya çıkması hali. Aynı gruptaki tüm mevcut türlerin tek bir atanın soyundan geldikleri yolundaki beni ikna eden argümanların çoğu eşit oranda bir kuvvetle bilinen en erken türler içinde geçerlidir mesela kambriyen ve silüryen döneme ait trilobitlerin kambriyen dönemden çok önce yaşamış olması gereken ve de muhtemelen bilinen herhangi bir hayvandan çok farklı olan bir kabuklunun soyundan türediği şüphe götürmez sonuç olarak eğer teori doğruysa en alttaki kambiryen katman tortullaşmadan önce kambryen çağdan günümüze dek geçen tüm süre kadar veya belkli de bundan çok daha uzun dönemlerin geçtiği ve bu uzun dönemler esnasında dünyanın canlı yaratıklarla dolup taştığı tartışılmazdır. niçin kambriyen sistemden önce var olduğu düşünülen bu en önceki dönemlere ait fosilce zengin tortular bulamadığımız sorusuna hiç bir tatmin edici cevap veremiyorum… mevcut durum anlaşılmazlığını korumak zorunda ve bu durum burada ele alınan görüşlere karşı geçerli bir argüman olarak haklı bir şekilde öne sürülebilir. (55) (53):Charles Darwin, the origin of species (türlerin kökeni), ( Chicago Britannica,1952) s: 152 (54) s: 179 (55): s:163-164 Kitap: İnsanın Türeyişi Yazar: Darwin sayfa:226: her evrimci beş büyük omurgalı sınıfının yani memelilerin, kuşların, sürüngenlerin, ikiyaşayışlıların ve balıkların bir tek ilk örnekten (prototyp) türediğini kabul eder çünkü hepsinin özellikle embryonel dönem boyunca ortak yanları pek çoktur balıklar sınıfı organlanma bakımından en aşağı durumda bulunduğu ve yeryüzünde öbürlerinden önce belirdiği için omurgalılar aleminin bütün üyelerinin balığa benzer bir hayvandan türediği sonucuna varabiliriz. Maymun, fil, kalibri , yılan kurbağa, balık vb. gibi birbirinden pek başka hayvanların hepsinin aynı ana-babadan türeyebildiği inancı doğa tarihindeki son ilerlemeyi izlememiş kimselere pek garip görünecektir. çünkü bu inanç bugün birbirine hiç benzemeyen bu biçimlerin hepsini birbirine sıkıca bağlayan canlıların eskiden yaşamış olduğunu üstü kapalı olarak söylemek demektir. sayfa: 232: bütün memeliler sınıfının atalarının iki eşeyli olmaktan VAZGEÇTİKTEN uzun zaman sonra her iki eşeyinde süt verdiği, v e yavrularının böylelikle beslendiği keselilerde ise her iki eşeyinde yavrularını keselerinde taşıdığı başka bir görüş olarak söylenebilir. Sayfa 235: omurgalılar aleminde belli belirsiz tanımayı başarabildiğimiz en eski atalar görünüşe göre bugünkü tulumluların (Ascidians) kurtçuklarına (larvae) benzeyen bir grup deniz hayvanından oluşuyordu. bu hayvanlar batrak gibi az organlanmış bir grup balığın doğumuna yol açmış olabilir ve onlardan parlak pullu balıklar ve onlardan da karamaruya benzer başka balıklar gelişmiş olmalıdır böyle balıklardan iki yaşayışlılara (Amphibia) geçmemize küçük bir adım yeter. kuşların ve sürüngenlerin bir zamanlar sıkı sıkıya birbirlerine bağlı olduklarını ve tekdeliklilerin bugün memelilerle sürüngenleri önemsiz ölçüde birleştirdiğini görmüştük ama bugün daha yukarı olan üç hısım sınıfın yani memelilerin kuşların ve sürüngenlerin daha aşağı omurgalı sınıflarından yani iki yaşayışlılardan ve balıklardan hangi türeme çizgisini izleyerek doğduğunu hiç kimse söyleyemez memeliler sınıfında eski tekdeliklilerden eski keselilere ve onlardan etenlilerin (placental mammals) ilk atalarına çıkan basamakları izlemek güç değildir. böylece makigillere (Lemuridae) yükselebilmekteyiz. ve onlarla insanımsımaymungiller (simiadae) arasındaki uzaklık çok büyük değildir. insanımsımaymungillerde iki büyük dala, Yeni dünya ve Eski dünya maymunlarına ayrılmıştır. ve sonunculardan çok uzak bir dönemde evrenin mucizesi ve övüncesi olan insan türemiştir. böylece insana pek uzun ama soylu nitelikte olduğu söylenemeyecek bir soyağacı (pedigree) bağışlamış oluyoruz. dünya sık sık söylendiği gibi insanın doğumu için uzun zaman hazırlanmış gibi görünmektedir. ve bu bir bakıma tam anlamı ile doğrudur çünkü insan doğumunu uzun bir atalar dizisine borçludur. bu zincirdeki halkalardan bir teki varolmasaydı insan tam bugün olduduğu gibi olmazdı gözlerimizi bile bile kapamadıkça bugünkü bilgimizle soyumuzu aşağı yukarı tanıyabiliriz bundan utanç duymamız da gerekmez en aşağı organizma ayaklarımızın altındaki inorganik tozdan çok daha yukarı bir şeydir. ve önyargısız hiç kimse herhangi bir canlı varlığı o varlık ne kadar aşağı olursa olsun onun olağanüstü yapılışı ve özellikleri karşısında coşkuya kapılmadan inceleyemez. not: “insanın türeyişi” kitabında insanın maymundan geldiği savunulurken şu hususla ifade edildi; 1: vücut kılları, tüyleri nasıl yok oldu? cevap: güneşin etkisiyle 2: çeneler ve dişler nasıl küçüldü? cevap: insan ateşi bulunca sert olan yiyecekler artık ısıtılarak yumuşadı ve dolayısıyla çene ve dişlere eskisi gibi fazla iş düşmeyince veya zorlanmayınca otomatik olarak çene ve dişler küçüldü. 3: maymunlardaki kuyruk nasıl insana yok oldu? cevap: devamlı üstüne otura otura aşındı, çok uzun zaman sonra tabi ki sonraki kuşaklara etkisiyle beraber yok denecek pozisyona gelmiş oldu bundan şüphe edilmemeli. Not: “bundan şüphe edilemez” ifadesi kitapta çokça kullanılıyor. Örnek: sayfa: 219: bundan dolayı insanın Eski dünyanın gerçek maymunlar soyunun bir dalı olduğundan soykütüğüne uygun bir görüşle dar-burunlu maymunlarla birlikte sınıflanması gerektiğinden pek de şüphe edilemez. Yorum: ben evvelden bu evrim konusunu araştırmıştım, orada edimdiğim hayati bilgi şuydu: bahsedilen kambriyen tabakasında milyonlarca tür bir den bire araştırmacıların karşısına çıkıyordu. Yani bu katmandan önceki katmanlarda bu birden bire karşımıza çıkan türlerle ilgili olan fosil yoktu. İşte bu buluş evrim teorisinin gerçek yüzünü gösterdi. zira bu teoriye göre ortak bir atadan gelme kabul edilir. miyonlarca yıl süren bir süreç sonucu canlılar daha iyiye doğru gelişiyor ve mesela balıklar diyelim, suda yaşarken yavaş yavaş sürüngenleşmeye başlıyor. Yine kara hayvanları yavaş yavaş kanatlanmaya başlıyorlar gibi bir düşünceyi savunur bunlar ancak sudan karaya geçme, karadan havaya geçiş meselesinde ara geçiş formu olması icap eder. mesela yarı kuş yarı sürüngen gibi, yani böyle milyonlarca ara geçiş formu yani fosili olması gerekir bu teoriye göre ancak Darwin kendi zamanında böyle bir ara formu bulamadıklarını söylemiş ve bilim ilerlerse ilerde bulunabileceğini ifade etmiştir 1850 yılında yayımladığı türlerin kökeni adlı kitapta. yani bu kambriyen tabakası meselesi çok önemlidir. Geniş bilgialmak için mesela harun yahyanın kitaplarında bu konuda geniş bilgi vardır(evrim aldatmacası) bakın bir de bir önceki katmanlarda olmayan milyonlarca tür var. bu ne demek? bu katmanda bu hayvanlar varedildi demek. İşte evrimcilerin en sıkıştıkları konulardan biridir bu. size tavsiyem bu konuyu araştırın. Ateistler hemen bugün araştırmanız gerek bu konuyu. Ve Darwin nasıl da kolayca insanın türeyişindeki zincirleri bize anlatıyor gördünüz. Bir adım yeterli diyor türlerin değişiminden bahsederken. ne diyor bu adam? ama dünyada bu adam nasıl anlatılıyor değil mi? Allah inanmayanların aslında neye inadıklarını bilmediklerini size göstereceğim: konu determinizm yani insanların özgür iradelerinin olmadığı konusu *** bakın şimdi ateistlere sorarsanz nedir bu iş? derler ki: bu alem (yani uzay işte) ezelden beri vardı ve sonsuza kadar gidecektir yani alemin sebebi Allah değildir derler. tamam mı buraya kadar? şimdi dikkat: o halde onlara soruyorum: olan her olayın bir nedeni var mıdır? yani mesela telefon çaldı ya niye? ha biri aradı da ondan. niye aradı? aramak istedi. niye aramak istedi? canı sıkıldı. gibi. yani böyle sebep sonuç ilişkisine inanıyor musunuz? genelde bu soruya ateistler "evet" derler. inanırım ona derler. şimdi süper dikkat: o halde madem ezelden(öncesiz, başlangıcı olmayan) beri böyle geldi böyle gidecekse ve her olayın bir nedeni varsa o zaman bakın mesela biz 2005 deyiz ya mesela 100 yıl önceki bir olay bir sonrakini o da bir sonrakinin nedeni diye bakarsak sonuç olarak bu silsilede 100 yıl sonraki olayları etkileyen bir taraf var demektir. yani anlayacağınız örnek: mesela anne babanız nasıl birleştiler? nerede tanıştılar? mesela düğünde tanıştılar. bak demek ki tanışmaları için ikisinin de düğüne gitmesi gerekiyordu gibi. yani anlayın artık yaaaaaaaaaa neyse ne diyordum: ha yani 100 yıl önceki silsile 100 yıl sonraki olayları belirliyor demektir bu bakış açısıyla baktığımız da tamam mı? ateistler bunu kabul ediyor musunuz? anlayanlar "evet" der zaten. devam edelim o halde: bu belirlenimciliktir yani determinizm. ama sizin yaşadığınız tarihten 10 yıl sonrası da bu bakış açısıyla belirlenmiştir. sizin hareketleriniz de belirlenmiş demektir. hani özgür iradeniz? bak bilmiyorsanız öyle ileri geri konuşmayın. bu iş böyledir. yani ateist de olsan inancın gereği yine özgür iradenin olmadığını bil. kitaplardan delil mi istiyorsun? bak Demokritos diye biri vardı. atomculuk diye kuramı vardı. bunlar determinist idi. yani insanların özgür iradesi yok dediler. yani bizim irademizde önceki olaylarla belirlenir dediler. ne diyorsunuz? yok şöyle yok böyle demeyin. olay bu. hem ateistim diyorsun hem de özgür iradem var diyorsun. sen ne dediğini bilmeyen birisin o halde. *** Ateist olan Turan Dursun’u örnek göstermemizin nedeni bu mezheplere tarafsız olması ve düşüncelerini gizlememesi, açık bir şekilde ifade etmesidir. Kitap: Din Bu 3 (148-149-150. sayfalar) yazar: Turan Dursun “Kısacası “irade” karşıya çıkan seçeneklerden birini seçmedir ya da seçebilme gücüdür. İradesi olan bir seçim yapar. Onu ya da bunu, şu yönü ya da bu yönü, şu biçimde ya da bu biçimde, olumlu ya da olumsuz doğrultuda seçer. Ne var ki Kur’an ayetlerinin hiçbir yoruma yer kalmayacak biçimdeki açık anlatımlarına göre insanın böyle bir seçim yapabilmesi ”Tanrı iradesine”, ”Tanrı’nın dilemesine” bağlıdır. Şimdi buna ilişkin ayetlerden hiç değilse bir kesimine göz atalım “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” (İnsan 30) --- Yorum: (Burada birkaç cebr ayeti vardı) Bu ayetlerin açıklamasıyla, insanın bir şey yapma ya da yapmama özgürlüğü şöyle dursun; bir şeye yönelme, bir şeyi dileme, isteme özgürlüğünün bile verilmediği son derece net biçimde anlatılıyor. Çünkü bu ayetlere göre herhangi bir konuda ”Tanrı dilemeli” ki insan da dileyebilsin. İnsanın dilemesini, istemesini Tanrı dilemiyor, istemiyorsa insan dileyemez, isteyemez. İnsan iradesine özgürlük tanımayan bu ayetleri yorumlamada nasıl zorluk çekildiğini ve bu zorlamalı yorumların nasıl bir komedi durumu aldığını görmek için Akaid (Kelam) kitaplarına şöyle bir göz atmak yeter. (Örneğin bkz. Ebu Mansur-il Maturidi, Kitabu’t-Tevhid Arapça İstanbul 1979) Bu doğrultuda Kur’an’da pek çok ayet var. İslam kelamcısı ”Tanrı dilediğini yapar” (Hud 107) ilkesini benimsemiştir. Tanrı dilerse insan iradesini iyiye, dilerse kötüye yöneltir. Anlatılan bu. Bu benimsenince de ”insan iradesi” havada kalır. Cebriyye mezhebi ayet ve hadisleri göz önünde tutarak insanin iradesizliğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu mezhebe göre insan cansız varlıklar gibidir. Kesmeye yarayan bir bıçağın, yelden sallanan bir ağacın ya da savrulan bir nesnenin, açılıp kapanan bir kapının nasıl özgürlüğü yoksa insanın da bir şey yapma ya da yapmama özgürlüğü yoktur. Ne yapıyor ya da yapmıyorsa zorunlu olarak yapıyor ya da yapmıyor. Eş’ari mezhebinin görüşü de buna yakın olduğu için orta dereceli bir zorunluluk (el Cebru’l-mutavassat) görüşü savundukları kabul edilir. Maturidi mezhebi zorlamalı yorumlarla insan iradesini biraz kurtarma çabasını gösterir. Mutezile mezhebi biraz daha çok gösterir bu çabayı. Ne var ki Kur’an’ın “Tanrı” sının ayetlerdeki açıklamaları karşısında ”insan iradesini” kurtarmaya yönelik hiçbir çaba bir şeye yaramaz. |
"BU İLK CANLI BİR ZİNCİR OLARAK GERİYE DOĞRU GİDER TAKİ EVRENİN YARATILIŞINA VARINCAYA DEK İŞTE O ZAMAN BÜYÜK SORU GELİR EVREN HİÇTEN Mİ VAROLDU YOKSA HER ZAMAN VARDI DA BİGBANG DEN SONRA D ÜNYA BÜGÜNKÜ ŞEKLİNİ ALDI?????????????????????????????** "
böyle dedin; cevap: bing bang olayı ne ki çocukmu kandırıyo bunlar ya, yav inan ki bunlar kafayı yemiş niye mi aha da ispatı: bu bing bang olayının aslı şu ya, biri teleskopla uzaya bakarken bi bakmış aaaaaaaaa ışığın renkleri değişiyor yani misal bir yıldız var ama zamanla bu yıldızın rengi değişiyor annamış ki haaaaaaaa demek ki bunun bizden mesefesi artıyor ha bunu bulunca bu sefer başlamışlar düşünmeye eeeeeeee bu işi geriye doğru düşürsek ne oluyo? şu oluyo: hani alem genişliyo ya onu geriye al ne oldu? şu oldu: bir nokta oldu ve bomm patladı. la bu nasıl iş? patlama zaten tahrip edici bir şeydir bi patlıyo böyle gezegenler oluşuyo bu ne böyle? yani hikaye bu bing bang olayı, ancak bu teori niye mi bu kadar tuttu çok basit be şöyle oldu hadise: bi kere bu teoriye inanıldığında yoktan varetme düncesine bir delil bulduklarını düşündüler, zaten alem yoktan varoldu düşüncesi çok köklüdür bunu yıkmak güçtür ne diyodum du bakim aaaaa ben aleme ezeli dedim ama ille de ezelden beri alem böyledir demedim ki, bak size orjinale yakın bi görüş: alemin manası allahtan başka herşey demektir eeeeeeeeeeee biz mikropları görmüyoz ki gözümüzle. ama o da allahtan başka şey dolasıyla alem demektir. yani ezelde işte böyle mikrop gibi veya düşünce gibi çünkü düşünce de cisim ya hani soyut cisim, latif cisim ya, yani böyle şeyler ezelde varsa bak alemde ezeli denir ille de olduğu gibi ezelidir demedik ha bing bang diyodum demi? ya bak şimdi bular bing i anlatırken şunu demiyorlarmı: sıfır hacim, sonsuz enerji böylepatladı. bak sıfır hacim yok demektir olmayan şey ise nasıl sonzuz enerji oluyor ki? ha bir nokta patladı böyle oldu diyorlar bakın bırak bir noktayı şöyle 1 kilo el bombası patlasa, televizyon bile olmuyo. bunlar diye ki alem böyleyken o nokta patladı da oldu. ha onlar bana derse ki ama allah böyle yarattı da ondan öyle oldu. derim ki: ya allah başka türlü var edemiyor mu da bir nokta patladı gibilerden konuşuyorsunuz, bide utanmadan bilimsel buluş gibi milletr yutturuyorsunuz bu ne |
Uzun uzun yazmayın lütfen. Kısa yazın ki okuyalım, anlayalım ve gerekirse yanıtlayalım. Kitap mı yazıyorsun kardeşim yaw..
Emeğine yazık değil mi? HACI |
allahın ilmi ezeli ya bakın şimdi soruya, anlayan zaten ne yapar bilmiyorum
mesela benim şu an yazı yazcağımı biliyordu ya bu tamam mı peki onun bildiği şeyler bildiği gibi mi meydana gelir yoksa bildiği gibi meydana gelmese de olur mu "gelmese de olur" dersen ilmi cahilliğe dönebilir demiş olursun farkına var "bildiği gibi meydana gelmesi lazım" dersen şimdi soruyu iyi dinle allah isteseydi ilmindekilerin yani varolacaklarını bildiklerinin yerine başka bir şey yapmayı seçebilir miydi yani benim şu anda burada yazacağımı ezeli ilmiyle biliyor ya tamam mı ha, diyorum ki isteseydi benim şu anda yazmak yerine dışarıda gezmemi isteyebilir miydi, yani irade edebilir miydi? iyi düşün bak! "edebilirdi" dersen gördün ne olduğunu, ilmi cahilliğe dönebilir diyorsun o zaman. bak ezeli olan şey değişir mi? yani ilmi değişir mi? değişmez dersen o halde şu sonuç çıkar: allah ilmindekilerin ( ilminde meydana gelceklerine dair ilim olanların) dışında bir şeyi yapmayı isteyemezdi manası çıkar, dur bağırma iyi düşün! o halde madem ilmindekilerin dışında bir şey isteyemiyor o halde soruyorum: sizim kabul ettiğiniz irade ile yan isteme ile diğer kabul etiğiniz ilmin ne farkı kaldı? yaaaaaaaaaaaaaaaa madem bir fark söyleyemiyorsunuz, o halde önünüzde 2 seçenek var ya ilmini kabul edip iradesini inkar etmek ya da iradesini kabul edip ilmini inkar etmek. ben ilmini kabul ettim ve iradesini inkar etim zira Kuranda, ilerde gerçekleşecek olayları allahın bildiğine dair ayetler var. irade ile ilgili ayetler de var, ancak ben onları yine bilmesi ve ilmindekilerin varlık sahasına çıkması olarak anlıyorum, ne diyorsun ha süper izah yaptım, bunu da mı küçümseyeceksiniz? sizi kim küçümsesin. ahanda kaderin sırrını açıklıyom kursat: nerdenkaldık ALLAHIN NURU: her şeyi allah yaratmıştır demiştik kursat: pekişeleridemi kursat: şer ALLAHIN NURU: sen de böyle demiştin kursat: nediyorsun ALLAHIN NURU: her şeyi allah yaratmıştır diyorum kursat: küfrüdemi ALLAHIN NURU: her şey diyince ne anlıyorsun kursat: allahın gayrı ne varsa manasında kursat: düşüncelerimiz nedenlimi nedensiz mi ALLAHIN NURU: nedenlileri de vardır nedensizleri de kursat: sonradan olan herşey nedenli değilmi ALLAHIN NURU: evet kursat: o halde bütün düşüncelerimizde nedenli demektir öylemi ALLAHIN NURU: denebilir ama bazı düşüncelerin nedenini bilemeyebiliriz kursat: bilmemeni sormadım nedenli mi diye sordum ALLAHIN NURU: nedenli olması lazım kursat: o halde sen durup dururken aklına bir düşünce geldi ve sen "bu düşünce aklıma nerden geldi dediğin oldu mu kursat: yani şaşırdığın ALLAHIN NURU: nedenini bilemeyebiliriz derken bunu kastettim zaten kursat: oldumu kursat: evet ALLAHIN NURU: oldu tabi kursat: 1 e kadar buradayım ALLAHIN NURU: senin de olmuştur ALLAHIN NURU: ben biraz erken kalkacağım kursat: o halde bu düşünce de nedenli ise bunun nedeni nedir ALLAHIN NURU: bilemeyebiliriz dedim ya kursat: allah değilmi ALLAHIN NURU: niye kursat: sen demedin mi her sonradan olanı alah yaratır diye kursat: evet kursat: bak en başta ne dedin herşeyi allah yaratır dedin ALLAHIN NURU: tamam ALLAHIN NURU: öyle değil mi sence de kursat: her sonradan olanı allah vareder diyorum kursat: madem öyle demek ki düşüncelerimizi allah varediyorsa bizim özgürlüğümüz nerede kalır sence kursat: iyi düşün kursat: cevap bekliyorum ALLAHIN NURU: o halde her türlü kötülüğün her türlü haksızlığın v.s sebebi allahtır mı diyorsun kursat: evet ALLAHIN NURU: o zaman biz niye yaratıldık ALLAHIN NURU: kuran niye indirildi kursat: bunun cevabı uzun ama istersen vereyim ALLAHIN NURU: ver tabi kursat: önce ezeli olanın nedeni olmadığını sana kanıtlamam gerekiyor kursat: sebep ve sonuç var değil mi mesela ben üşüdüm ve palto giydim diyelim burada sebep üşümek ve palto giymek sonuç değilmi ALLAHIN NURU: evet kursat: yani bu örnekle ben sana sebebin muhakkak sonuçtan zaman olarak önce geldiğini kanıtladım değil mi kabul mu ALLAHIN NURU: bu derece önemli bir konuyu bu basit örnrkle anlatmayacaksın değil mi kursat: devam t sen ALLAHIN NURU: tamam sende devam et kursat: kabulmü kursat: evetmi ALLAHIN NURU: evet kursat: ezeli şu demektir yani başlangıcı olmayan ve öncesi olmayandır yani öncesizdir kursat: soruyorum öncesi olmayanın öncesi olurmu ALLAHIN NURU: bu soruyu sana başkası sorsa ne dersin kursat: olmaz derim ALLAHIN NURU: asıl konuyu anlatsana kursat: geliyoruz işte ALLAHIN NURU: zaten sorunun içinde olmaz var daha niye soruyorsun kursat: olmaz mı kursat: soruyorum öncesi olmayanın öncesi olurmu ALLAHIN NURU: yani demek istiyorum ki "öncesi olmayanın öncesi olurmu" sorusunun cevabı zaten "olmaz" dır başka bir cevap vermek mantıksızlık olur kursat: kısa cevap verirsen ilerleriz kursat: bak benim tarzım bu kursat: sorarım ve cevap alırım böyle giderim ALLAHIN NURU: bana uymuyor kursat: sen devam et ALLAHIN NURU: her sorulana cevap vermek adetim değildir kursat: ama kanıtlayacağım kursat: kısa cevap ver kursat: soruyorum öncesi olmayanın öncesi olurmu kursat: öğrenmek istemiyormusun ALLAHIN NURU: hala niye aynı soruyu soruyorsun. bak ben inatımdır cevap vermem dedim mi vermem. güzelce anlatacaksan anlat ALLAHIN NURU: bu sorunun cevabı zaten açık diyorum sen hala soruyorsun kursat: evet öncesizin öncesi mantıken olmaz devam edelim kursat: biraz evvel sen dedin ki sebep sonuçtan önce gelir dedin kursat: yani bir şeyin sebebinin olması için muhakkak önceden gelmesi gerekir doğru mu ALLAHIN NURU: nasıl yani kursat: bir şeyin sebebi varsa muhakkak önceliği vardır yani başka bir şey o nesneden önce varlıktadır onu diyorum kursat: okeymi ALLAHIN NURU: evet kursat: ama sen biraz önce ezeli olanın yani öncesiz olanın öncesi yok demiştin değil mi ALLAHIN NURU: ezeli demek öncesi olmayan demektir. burda bir sorun mu var kursat: bu mantıkla baktığımızda madem ezelinin öncesi yok o halde sebebi de yok bu çıkmıyor mu ALLAHIN NURU: ezeli olan allah değil midir kursat: kabul ettin mi ezelinin sebebi olmadığını kursat: sen cevap ver de ALLAHIN NURU: ezelinin öncesi olmadığı gibi sebebi de olmaz kursat: kabul ettin yani ALLAHIN NURU: sen devam et kursat: vay be kursat: peki onun ilmi ezeli mi ALLAHIN NURU: evet kursat: ve olaylar bildiği gibi cereyan eder değil mi kursat: yani bildiğinin aksine gerçekleşmez ALLAHIN NURU: evet kursat: o halde olayların böyle olması ilmine bağlı bu sonuç çıkar mı sence kursat: evet ALLAHIN NURU: olayların, onun ilmi dahilinde olması ayrı şeydir; olayların sebebinin, onun ilmi olması ayrı şeydir. sen olayların sebebi onun ilmidir diyorsun kursat: evet iyi anladın ALLAHIN NURU: toparlasana ben kapatacağım kursat: ve ilminin böyle olması nedensiz olunca, ilmine bağlı olarakmeydana gelen şeylerde nedensiz demektir yani dünyanın, cennetin cehennemin olması- kuranın indirilmesi yani her şeyin böyle oluşu nedensizdir bunu anladıysan kaderin sırrı bu diyorum yarında allahın hür olmadığını ve iradesinin olmadığını anlatacağım veya başka zaman anlatırım kursat: ama nasıl anlattım delikanlı gibi iyi de mi ALLAHIN NURU: tamam sonra görüşürüz kursat: bunu bulmak yıllarımı aldı ALLAHIN NURU: iyi geceler kursat: ok kursat: aklın yattımı ALLAHIN NURU: yooo kursat: boşa mı yazdık bunu ALLAHIN NURU: ikimizin mantığı aynı şekilde işlemiyor ALLAHIN NURU: niye boşuna yazdığını düşünüyorsun ki kursat: bunu zaten foruma asacam ALLAHIN NURU: bunların bir zorunluluk olduğuna inanan sensin ALLAHIN NURU:s sana göre bir sorun olmaması lazım kursat: kapatıyom diğer diyaloglarımı görmek isteyen www.teknikforum.com adresine baksın orada serbest kürsü de , din ile ilgili başlığında diyaloglar var. |
bakın yeni bir şey buldum aha şimdi , yaaaaa kandırdım, ne şimdisi, şimdi şimdidir. bulduysam evvelden buldum demektir yaaaaaa
neyse konuya gelelim konu: atom. ben atomu inkar ettim. atom matom yok. çünkü atom demek bölünemeyen parça demektir. bak şimdi bunar yalancı , aha da delil bu atom var mı? var diyorlar ya, ha devam ediyorum. peki bu atom yer kaplıyor mu? var dediğine göre, evet yer kaplar demiş olursun. yer kaplıyorsa bunun kapladığı yerin yarısı var mı yok mu? bak mantıken yer kaplayan her şeyin yarı yeri de vardır. eeeee bu demek ki bölünemeyen bir parçadan yani atomdan söz edemeyiz. nötron proton yok şu yok bu ne bunlar ya kim görmüş. bunlar mikroskopta görülmez ki bu ne ya yalan be bunlar sembolikdir diyorum. ve şu bana derseniz ki "sen ne diyorsun ya nötron proton var." bakın ben atom demekle zaten şunu diyorum: atom bölünemeyen parça manasındadır bu kavram felsefe dilinde. vay be buda benden kaçmadı. iyi düşünün........ hani yorumunuz ama ilmi olsun ha......... |
işte size süper bir delil öyle bir delil ki laf çevirme olayı da yok bu delil için.
bir şahıs tarafından bir şeyin nasıl yapılacağı bilinmiyorsa onun bilinçli bir şekilde o eylemi yapacağından söz edilebilir mi? bir şeyi yapmak için nasıl yapıldığını bilmek gerekmez mi ? gerekir dersen, yani şunu diyorum: sorsam, nasıl düşünüyorsunuz ? der ki : beynimle veya ruhumla, sorarım ona: peki nasıl düşündüğünü biliyormusun? yok der. derim ki: bir şeyi bilinçli bir şekilde yapmaktan bahsedildiğinde, yapanın yapacağını nasıl yapması gerektiğini bilmesi gerekmez mi? evet gerekir der. sorarım: madem öyle, sen nasıl düşündüğünü bilmiyorsan, daha o halde nasıl hür iradenle ve anlayarak, bilinçli bir şekilde düşündüğünü iddia edebiliyorsun? |
rüya görüyomusunuz görüyosanız orada karar verdiğinizi görüyomusunuz görüyorsanız kendinizi hür hissediyomusunuz. hissediyosanız peki o rüyayı berlirleyen sizmisiniz hayır diyosanız eeeeeee orada da düşünce var günlük hayatta uyanıkkende düşünceniz var. siz uyandığınızda yanıldığınızı anlıyorsunuz rüyaymış be diyorsunuz. (hanginiz rüyadayken rüyada olduğunun farkındadır) ama kendinizi hür hissetmiştiniz. ancak böyle hissetmenizin hür olduğunuz anlamına gelmediğini (rüyada) gördünüz. madem öyle uyanıkken de hür olduğunuz dan nasıl emin olabiliyorsunuz? düşünceyse uykuda da düşünce var , seçim var... yaaaaaaaaaaaaaaaaaa
delkanlı gibi nası delil ama not: mircana cevap:o aşil dediğin paradoks maradoks değil. aha onun cevabı: elealı zenon bunu dedi : şunu kasdetti; dedi ki önde bir kaplumbağa var mesela 10 metre ilerde arkasında da ordunun en hızlı koşucusu aşil var. bu aşil kaplumbağayı geçemez dedi. şöyle delil getirdi : bu aralarındaki mesafe sonludur ama bu sonlu mesafe sonsuza kadar bölünür dedi. dediğin gibi aşil koşuyor aradaki mesefeyi kapamaya çalışıyor. ama bu mesafe sonsuza kadar bölünüyor, şeklinde bir ön kabul yaptı ve sonlu bir sürede, sonsuz bölünme, katedilemez dedi yani önce mesafenin yarısını koşacak sonra yarısını sonra yarısını böyle gider ve bu bölünmede sonsuza kadar gider. dedi ve sonsuza kadar giden bir bölünme sonlu olan bir mekan yani 10 metre,sonlu bir zamanda katedilemez dedi olay bu aslında atom yoktur ve dediğinin aslıda yoktur Yeni karar aldım: Kuran hakiki anlamda allahın kelamı değildir , o konuşmaz ki kelamı olsun , sesi yok ki konuşması olsun. Kurandaki bu ayet işu manaya alacağım: bize haber veriyor Kuranda ya, mecazen kelamı deniyor diyorum. |
BRAVO TEBRIK EDERIM SENI ... BUKADAR ÇOK SEY YAZMISSIN KENDIN SORUP KENDI CEVABINIDA KENDIN VERMISSIN TEKRAR BRAVO ... BU ISI KÖKTEN HALLEDMISSIN ...
|
KENDINE BIR SOR BUKADAR SEY YAZMISSIN KIMSEDEN CEVAP GELMEMIS NEDEN ACABA BIR SOR KENDINE ... BUNU CEVAPLAYA BILIRMISIN ? VARSAYIMLARDA BULUNABILIRSIN ATMASYON SRBEST ...
|
ya dediğimi anlamıyorlar ya anlıyorlarda cevap vermek hususunda kendilerine güvenemiyorlar
zaten metafizik benim uzmanlık alanım ya dan dun cevap vermekten kaçınıyorlar |
METAFIZIK UZMANLIK ALANIN AMA O BILGILER O AKLI SENIN O BEYNINI YARATAN ALLAHI INKAR EDECEK KADAR ACIZ MI ? [marq=down] BAK NE YAZMISSIN;bir şahıs tarafından bir şeyin nasıl yapılacağı bilinmiyorsa onun bilinçli bir şekilde o eylemi yapacağından söz edilebilir mi?
PEKI BIR SAHIS BIRSEYIN NASIL YAPILACAGINI ÖNCEDEN ÇOK IYI BILIP O ÇOK IYI BILDIGI KONU VEYA SEYI BILDIGINI SANIP YANILIYORSA ? 0STE SEN NASIL KENDINI METAFIZIK UZMANIYIM DIYORSAN O DOGRU BILDIGIN SEYLER SENI YANILTMISSA ? |
not:zaten bu başıma çok geldi yani iyi bildiğimi sandığım birçok konuda daha sonraları yanıldığımı gördüm.
şu önemli öğrenme çabası devam etmeli başka yol göremiyorum. not:hadis sonradan olan demektir. ezeli:başlangıcı olmayan, hep varolan manasındadır. alem: allahtan başka herşey demektir kadim: ezeli demektir. *** aleme hadis diyenlere soru: alemin yaratılmasıyla allahın zatı arasında zaman geçti mi bizim ölçülerimize göre 1saniye olsa dahi? derler ki: hayır çünkü zaman alemle başladı ondan önce zaman yoktu cevap: o halde alem kadim olmaz mı çünkü demenize göre allahın zatı ile alemin varlığa gelmesi arasında zaman geçmedi o halde siz neden aleme hadis diyorsunuz bununla ne kasdediyosunuz diye sorunca derler ki allah alemden zaman olarak değil zat olarak öncedir derler de ki: dediğiniz gibi ezeliliğin manası öncesinde zamanın olmadığı şey demek değil mi? işte siz diyorsunuz ki: "alemin öncesinde zaman geçmedi." bu laf ise alem hep vardı manasına gelir. zira allah alemden zaman olarak değil zat olarak öncedir demek şu demektir. allah alemden zaman olarak önce değil manasına gelir bu da şu sonucu çikarır o halde allah ya alemle beraber varlıktaydı ya da alemden sonra varlıktaydı alemden sonra varlıktaydı denemeyeği için tek seçenek allah alemle beraber varlıktaydı demek gerekir yani alem ezelidir demek gerekir *********************************************** allah olacakları ezeli olarak biliyorsa aleme ezelidir demek gerekmez mi? zaten yaratmasını ilmindekilerin varlık sahasına ilmine göre çıkması manasında alırsak bu anlam çıkıyor zaten ******************************************* aleme ve zamana hadis diyenelere sorarız (yani zamanı allah yarattı diyenlere) sorarız: her sonralığın öncesi vardır ama öncelikte zaman kavramıdır o bakımdan bu, şu manaya gelir: zamandan önce de zaman vardı manasına gelir ki manasızdır. ****************** zaman yok diyenlere soruyorum: o halde neye göre aleme hadis diyorsunuz ***************** eğer derlerse ki : "alem ile allahın zatı arasında zaman geçmiştir ancak ne kadar geçtiğini bilemeyiz" derlerse cevap: sorarız, bu süre sonlu mu yoksa sonsuz mu? sonsuz derse deriz ki: sonsuz zaman tüketilemez ve sonuna varılamaz buna göre alemin varlığa gelmemesi gerekirdi, varlıkta olduğuna göre bu sözünüz yanlış demektir. eğer bu geçen süre sonlu derlerse cevap: sorarız allahın zatı ezeli mi evet der, ezeliyetten sonra ifadesi kullanıldığında , bu sonralıktan , sonlu bir zaman dilimi kasdediliyorsa, o halde bu ifade çelişki olur. çünkü bu sonlu zaman dilimine sonlu demek için bu zaman diliminin bir başlangıç ve bitişi gerekir. evet, bitişine alemin varlığa gelişini delil getirebilirler ancak başlangıcına delil getiremezler. çünkü ezelden sonra ifadesi önemlidir. zira ezeliyetin başkangıcı yoktur dolayısıyla bu aradaki süre sonludur denemez çünkü ölçülemeyen başlangıcı olmayan süreye sonlu sınırlı süre denemez o yüzden bu sonlu zaman dedikleri dilimin, sürenin, başı ve başlangıcı olmadığından bu süreye sonlu denemez, sonsuz demek durumunda kalırlar. eğer bu andaki süreye sosuz derlerse cevap: sonsuz bir süre tüketilebilir mi, sonuna varılabilir mi? diyesorarız. hayır derler. deriz ki: o halde neden buna sonlu sınırlı bir süre dediniz ? **************************************** allah ezeli, ilmi ezeli, bilmesi ezeli yaratmayı ilmindekilerin ilmine göre varlık sahasına çıkması olarak tanımladık soruyorum: allahın bilinenleri bilmesi zaman alır mı? zaman almaz denirse o halde ilk ( madde veya maddelerin, cisim veya cisimlerin soyut veya somut madde, düşünce latif cisim, elma kesif cisim ) cisim veya cisimler, ezeli olarak varlıktaydı demektir. ************************ atom meselesinde açıklama yapmıştım atom yani bölünemeyen parça yok demiştim. ancak sonsuza kadar bölünmeside imkansız olduğundan, çünkü sonsuz tüketilemez , tüketilemeyeni tüketmek imkansız olduğundan, sonsuza dek bölünme de imkansız demektir. öyleyse atom yoktur. ********************* zaman ezeli diyenlere soruyorum: ezelilik ölçülmez ki zamana ezeli diyorsunuz, ve ezeliliğin başlangıcı yok ki ölçülsün? başlangıcı olmayan şeyin ölçüsü olmaz. zaman ise ölçü demektir. o halde ezeli zaman olamaz imkansızdır. yani sonuçt olarak zaman yoktur . ama bizde olan zaman kavramlarını (saat, gün, önce, sonra gibi) allah vareder. hakiki anlamda ise zaman yoktur. |
zamanı allah varetti diyenlere soruyorum: allahın her varettiği cisim midir yani şekli var mı? evet dersen, peki bu şekli olan bir mekan kaplar mı yani bir yerde mi evet dersen, soruyorum: o halde zaman nerede?
|
hayır her yarattıının şekli war die bişi yokki..
|
seçimleriniz sebepli mi değil mi?
evet dersen yani sebepli dersen peki o sebebin sebebi var mı evet dersen ben de böyle sormaya devam ederim ne dersin? onun sebebi ne diye soracağım. sizce bu silsile sonsuza dek geri gider mi? ya da bir yerde bu silsile durmalı mı ne dersiniz? eğer ilk soruma cevap veren şahıs seçimleriniz sebepsiz derse soruyorum: bir şey kendi kendinin sebebi olabilir mi ? açıklayım bak: biz dünyada sebep sonuç ilişkisi görüyoruz yemek yiyoruz doyuyoruz gibi önce sebep sonra sonuç olmuyor mu?(aslında bu kadar basit değil bunu araştıracağım) evet dersen, sonuç şu: o halde bir şeyin kendi kendinin sebebi olması için varlığının, kendi varlığından önce varlıkta olması gerekirdi, çünkü sebep sonuçtan zaman olarak öncedir. (aynı andadır diyende var araştıracağım) halbuki hiçbir şey varlığından önce varlıkta değildi, dolayısıyla hiçbir şey kendi kendinin sebebi olamaz. allah bile.. o halde sonradan olan herşeyin, onu varlığa geriren bir sebebi olduğu açıktır ve bu silsileyi başa doğru çevirirseniz en başta sebepsiz sebep olan allahın olduğunu anlarsınız. ancak allahla beraber ilk madde veya maddeler de vardı. bu maddelerde allahın bilgisiyle varlığa geldi ancak zaman olarak allahtan sonra değil, beraber. yani bu ilk madde veya maddeler hep varlıktaydı. bu alemin ezeliliği meselesine giren bir konudur. |
kursat:
bu arada dün hayatımın istidlalini yaptım kursat: sende buna vesile oldun kursat: teselsülün batıl olduğuna dair delil yaptım süper kursat: biliyomusun o konuyu SERHAN: ilm-i kelamın bir düsturu SERHAN: Allahın varlığını teselsülün muhaliyetiyle ispatlamışlar kursat: evet ama kitaplarda bunun pek delili verilmez ve verilsede karışık anlaşılmıyor zayıf kursat: ben buldum hemde basit bir anlatımla kursat: anlatımmi SERHAN: evet, o delil bu asırda tam kafi gelmiyor SERHAN: anlat kursat: hani derlese ki bu sebep sonuç silsilesi sonsuza kadar geri gider derlerse derimki kursat: bu sonsuz silsile bize gelinceye kadar sonsuz diyolar ya kursat: ha kursat: bu sonsuz silsile tüketilebilirmi diye sorarım kursat: nedicek kursat: hayır dicek mantık olarak demi SERHAN: evet kursat: ben derimki ama bize bu silsilede sıra geldiğine göre demek ki bu geçmişe doğru uzanan silsile sonsuz olamaz o halde sonlu diyeceğiz kursat: madem sonlu o halde en başta sebepsiz sebep olmalı dicez bu da allah dicez kursat: nasıl SERHAN: çok güzel kursat: hem basit SERHAN: evet kursat: anlatımı hem anlaması kolay kursat: sen vesile oldun bunai SERHAN: neden, ben ne söyledim ki kursat: iki de bir bana ezeli sonsuz geri giden değil diye diye kafama bunu çaktın kursat: bende bu konuyu değil, başka bir konuyu düşünürken birden farkettim ki bu delil tesellsülün batıllığını ispatlıyor yani bende farkında olmadan yaptım bunu kursat: aslında ben bu konuyu çözmeyi yıllardan beri istiyordum SERHAN: buna çok sevindim. Hakikati gerçekten araştıran biri olduğun anlaşıldı kursat: çünkü dikkat edersen kitaplarda teselsül batıldır diyorlar genelde delil vermiyorlardı SERHAN: evet kursat: verdiklerinde çok karmaşık hatta ben iki tanesini kitaba yazmıştım ancak araştırma sonucu o delilleri zayıf olduğunu anladığım için kitaptan çıkarmıştım kursat: bak bu delil öyle önemli ki neden mi kursat: çünkü allahı inkar etmede aslında kullanılan en önemli yol bu konudur kursat: derler ki geçmişe sonsuz yıl giden bir ezeliyet düşün işte alemde böyledir başlangıçsızdır böyle geldi böyle gider derler ve allahı işe karıştırmazlar kursat: oysa bu yaptığım delille geçmişe doğru sonsuz bir geri gidişin olmadığı ispatlanmış oldu kursat: böylece onlar da bu silsilenin sonlu dolayısıyla bir etken sebebi, sebepsiz sebebi olduğunu kabul etmeye mecbur kalacaklar kursat: hayati önemi olan bir delildir kursat: nediyorsun SERHAN: evet, gerçekten çok büyük bir delil. islamdakader.cjb.net bu kitapta sitede gazalinin insanın özgür iradesi yok dediği yerlerin sayfa numarasını veriyorum bakın. kursat: 13 ve 14 de devam ediyor kursat: 17 in alt kısmında kursat: 18 i komple kopyala kursat: 19 u komple kopyala kursat: 20 i komple kopyala kursat: 21i kopyala komple kursat: bak sayfa 49 da maturidinin kitabının incelenmesi var çelişkileri var o sayfayı komple kopyala kursat: 50 inci sayfayı da komple |
SELAM KURSTOTCU... BU ANLATMAK ISTEDIGIN OLAYLAR SENIN KENDI ILMIN VE BILGIN DOGRULTUSUNDA SORDUGUN SORULAR BILMEDIGIN BIR ILIIM BIR GÜÇ EZELI VE SONSUZ KAVRAMLARI VEYA ZAMAN KAVRAMLARI BU BILGI DOGRULTUSUNDA KISITLIDIR .. SEN ALLAHIN ILMINI ZATEN INSAN AKLIYLA YORUMLUYORSUNKI SONUÇ VARSAYIMLARA VE TEORIYE GIRIYOR ... INSAN KENDI AKLINCA HERZAMAN HAKLIDIR KENDI GÖRÜSÜNE GÖRE BUNA SAYGI GÖSTERIRIZ.. ANCAK ALLAHA INANIYORSAN EZELDEN VAROLAN VE SONU OLMAYAN SIFATLARI ZATEN ALLAHA MAHSUZ SIFATLAR BUNU ANLAYABILIRSEN .... SAYGILAR
|
kursatotcu Yazdı:
zamanı allah varetti diyenlere soruyorum: allahın her varettiği cisim midir yani şekli var mı? evet dersen, peki bu şekli olan bir mekan kaplar mı yani bir yerde mi evet dersen, soruyorum: o halde zaman nerede? Akli Allah yaratti diyorsan Kursat simdi sana soruyorum: Allah'in her yaratttigi cisimmmidir ? Yani Sekli var mi ? Evet Dersen , Peki Sekli ve mekani olan YER KAPLAR MI, yani kafam da evet dersen, SORUYORUM ? O zaman sendeki akil Nerde KURSAT ? radyoman evet biri böyel bir soru sordu bu ara bana hep bu soru yöneltildiğinden cevap verelim: bakınız ben şunu iyice anladım ki aslında bu milletin ekserisinin anladığı anlamda akıl yoktur. çünkü milletin ekserisinin anladığı akıl şudur: sanki allah kullarına onları varettiğinde veya belli bir yaşta iken onlara bir şey veriyor buna akıl deniyor. öyle ki o kullar bu kendilerine verilen şey ile yani akıl ile istedikleri düşünceyi yapabiliyorlar. bu esnada allah onlara müdahalede bulunmuyor başta verdi ya ha, daha düşünmelerine müdahale etmiyor. kullar istediklerini düşünüyor. bazen iyi bazen kötü düşünüyor bazen doğru bazen yanlışı seçiyorlar tamam mı? işte kulun bu seçimi tamamen kendi hür iradesinde oluyor ve sadece allah başta akıl denen şeyi veriyor. yani kul seçiyor, işte millet çoğunlukla akıl kavramından bunu anlıyor. bakın buradaki ince nokta şudur: eğer kul bu düşünmeleri sonucu seçtiklerinde doğruyu bulduğuna inanıyorsa "aklettim doğruyu buldum ben akıllıyım" diyor. eğer yanlışı seçtiğini hata ettiğini düşünüyorsa diyor ki "nefsime uydum ben akıllı değilim" diyor. misal zina edince hırsızlıkyapınca ne diyor "nefsime uydum" diyor. namaz kılınca Kuran okuyunca nediyor "akıllı davrandım" diyor. evet bu anlattıklarından çıkan sonç şudur: esasen bizim akıl dediğimiz ve nefis dediğimiz şeyler ayrıca bir varlığa sahip değildir. yani hakiki manada söylersek akıl ve nefis yoktur. sadece iyiyi seçerse kul iyi yönde düşünürse onun için akılı deniyor akletti deniyor. kötüyü seçerse kötüyü planlarsa , nefsine uydu ve akılsız, akletmiyor deniyor. ben bunu diyorum: aslında bunların temel manası düşünce olmalarıdır. ve düşüncelerimizi allah vareder. dolayısıyla bana soruluyor: ee akıl nerde o zaman nefs nerde o zaman, madem hür değiliz, o halde Kuranda niye "akletmezmisiniz" deniyor. eğer hür değilsek niye böyle densin ki gibi sorular soruluyor. bakın bu ayetlerin manası şu deriz: yani bu düşünme eylemini herne kadar allah varediyorsa da kullara isnad ediyor mesela kula yanlış seçimi, yanlış düşünceyi yaptırtanda allah fakat sonuçta "bu kul düşündü, seçti de" denebileceğinden dolayı Kuranda "akletmiyormusunuz" şeklinde kınama vardır. sonuç: aslında milletin anladığı manada akıl ve nefs yoktur. nefs meseleside aynen akılı anlattığım gibi, ama onun tersi yönde. yani kul kötülük düşündüğünde "neden nefsine uydun" denir. halbuki o sonuçta düşündü, yani bu nefs dedikleri de akıl gibi düşünceden başka bir şey değil. sadece düşüncelere yerine göre takılan bir mana. ve düşüncelerimiz cisimdir latif cisimdir yer kaplar ama nerede olduğunu ben bilmiyorum. göremediğimiz cisim türündendir. aynı ruh ve melek gibi. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:56 . |