![]() |
Dincilerden İnciler
Ayetler ve hadisler içinde inci çok ve bir çoğunu forumlardan biliyoruz.
Bu başlıkta dinci muhteremlerin incilerine örnekler vereceğiz. Bakalım en beğenilen inci hangi dincinin olacak? İlk incimiz Suudi Arabistanlı meşhur Şeyh Abdul Aziz Bin Baz'a ait. Tarih: 1975 Kaynak: “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller”adlı kitabı Fetva: Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da Müslümanlar’ın hazinesine katılır. Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi. Velhasıl bu iddia sayması uzun sürecek birçok nedenden dolayı batıldır.” |
Pante abi..
Tuttum ben bunları abi.. çok matrak olucak herhalde.. araklayıp kullansam kızmassın dimi...? :D |
Alıntı:
O kadar çok dinci var ki bunlardan yüzlerce-binlerce inci çıkarılabilir. Gazali'ler, Erzurumlu'lar, Said Nursi'ler, Fetullah'lar, cübbeli'ler... Sıradaki inci, Erzurumlu ibrahim Hakkı'nın Marifetname'sinden/ 4. Bölüm: Hak Taâlâ, yedi göğün her birisini, balıklar gibi binlerce çeşit yaratıkla dopdolu etmiştir. Yedi göğün duvarı olan kaf dağının ötesinde bir büyük yılan yaratmıştır. Yılan, büyük dağı halkı gibi kuşatıp, başını kuyruğu üzerine koymuştur. Kıyamete dek Hak Taâlâ'ya yüksek savtıyle tesbih eder. Bu denizler ortasında yedi yer, bir gemi gibi hareketli ve huzursuz iken, Hak Taâlâ bir büyük melek tayin etmiştir ki, yerlerin etrafını kavrayıp, bir omuzu üzerinde sâki kılmıştı. Sonra Hak Taâlâ, o meleğin ayağı sağlam dursun için yeşil yakuttan bir büyük kare biçiminde kaya yaratmıştır ki; onun en üst düzeyinde bin vâdi yaratıp, her birini bir deniz ile ve her denizi binlerce çeşit yaratıkla doldurmuştur. Daha sonra Hak Taâlâ, o kayayı sabit tutmak içi bir büyük kırmızı öküz yaratmıştır ki, onun kırkbin başı, kırkbin boynuzu, kırkbin ayağı vardır. Her iki ayağı arası bir yıllık yoldur. Kayayı, boynuzları ve sırtı üzerine yüklenmiştir. Bu öküzün adı: Liyunan'dır. Sonra Hak Taâlâ, onun ayaklarını sabitleştirmek için bir büyük balık yaratmıştır ki, yedi deniz onun ağzında bir damla gibidir. Sonra Hak Taâlâ, o balığın altında bir büyük deniz yaratmıştır ki, büyük alık, bu büyük denizde sükûn ve karar etmiştir. Sonra Hak Taâlâ, o denizi altıda, yedi tabaka cehennem yaratmıştır. O büyük deniz, cehennem üzerinde sâkin olmuştur. Sonra Hak Taâlâ, yedi cehennemin altında sert rüzgâr yaratmıştır ki, sair ve sakar (cehennemin iki tabakası) onun üzerinde karar kılmıştır. Daha sonra Hak Taâlâ, o rüzgârın altında karanlık ve onun altında pere yaratmıştır. Yaratıkların ilmi o perdeye dek yetmiştir. Mülkünü ve mülkünde olanları Allah daha iyi bilir. |
Şimdi yazacağımız inci, günümüzün modern dincisine ait.
Yaşar Nuri Öztürk diyor ki: "Stephen Hawking'in bütün sözlerini Kuran-ı Kerim'de bulabiliriz. Benim kanaatime ve araştırmalarıma göre, Kuran-ı Kerim'de kıyametin habercisi olarak adlandırılan Dabbet-ül-arz Hawking'dir. Hatta bu konuda Hawking'e bir mektup da yazdım. Mektubumda sonuna kadar kendilerini destekleyeceğimi belirttim. Ancak Hawking'in neden Dabbet-ül-arz olduğuna dair inancımı daha sonra açıklayacağım." Neml-82. Söylenen söz başlarına geleceği zaman, onlar için yerden bir dabbe çıkarırız, insanların ayetlerimize kesin inanmadıklarını kendilerine söyler. 19. yüzyılın sonlarında treni gören dinciler “İşte dabbe budur!” demişlerdi. “Hem yer üzerinde hızla gidiyor hem de yerden besleniyor, kömür yiyor.” Tren konuşmayınca, dabbe'nin konuşanını buldular. :) |
Stephen Hawking'i dabbe de yaptılar yaa bravo ne diyeyim. Neden dabbe yaptığını çok merak ediyorum :D
|
Kıvırmanın bu kadarı :)
SE’ÂDET-İ EBEDİYYE(TAM İLMİHAL)'den İslâm dîni, aya, yıldızlara gidilmesine mâni’ değildir. Mülk sûresinde, bütün yıldızların birinci semâda bulundukları açık olarak bildirilmiş olduğu, (Tefsîr-i Mazherî)de yazılıdır. Rahman sûresindeki bir âyet-i kerîmede meâlen, (Ey cin ve ey insan! Gücünüz yeterse, yer yüzünden ve semâlardan dışarı çıkınız. Çıkmanız için, çok kuvvet ister. O kuvvet de sizde yokdur) buyruldu. Bu âyet-i kerîme, insanın ve cinnin aya çıkamıyacaklarını göstermiyor. Cinnîler, göklerin yedi tabakasına da çıkarlardı. (Mevâhib-i ledünniyye tercemesi) 463. cü sahîfesinde diyor ki, (Abdüllah ibni Abbâs “radıyallahü teâlâ anhümâ” dedi ki, önceleri şeytânlar göklere çıkmakdan men’ olunmazlar idi. Göklere girerler, meleklerden işitdiklerini, kâhinlere haber verirlerdi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” doğduğu zemân, göklere çıkmakdan men’ olundular). Şeytânlar, cinnin kâfir olanlarından bir sınıfdır. İblîsden üremişlerdir. Bu haber, göklerden dışarı çıkılamaz ise de, göklere ve birinci semâda oldukları için, aya ve yıldızlara, insanların ve cinnin çıkmalarının mümkin, hattâ cin için vâkı’ olduğunu göstermekdedir. |
Erzurumlu
İbrahim Hakkı dan devam.. "Bütün bu saf saf olan meleklerin ötesinde bir büyük yılan vardır. Arşı azamı başı kuyruğunun üzerine gelmek üzere çevrelemiştir. Başı beyaz inciden, bedeni sarı altından ve gözleri kırmızı yakuttan yaratılmıştır. Her bir tüyünün dibinde bir meleğin tespih ettiği yüz bin kanadı vardır. Bu sarı yılanın tespihinin sesi diğer bütün meleklerin tespih seslerini bastırarak onlara korku verir. Ağznı açtığı zaman gökleri ve yeri bir lokma etmesi mümkündür. Eğer o büyük yılana ilham olunmasa idi, onun sesinin heybetinden bütün mahluklar helak olurdu. " |
aynen devam...
KULPLU GÜNEŞ VE KILIFLI AY ARABALARI Allah sözü edilen derya içinde Güneş için üç yüz altmış kulplu elmastan bir araba yaratıp, üzerine Güneş koymuştur. Güneş’i arabası ile doğudan batıya doğru çekip götürmeleri için her kulpundan tutacak bir melek tayin etmiştir. Ay içinde Hak Teala üç yüz kulplu sarı yakuttan bir araba yaratarak, üzerine Ay’ı yerleştirmiştir. Ay’ı arabası ile doğudan batıya çekip götürmeleri için her kulpu tutacak bir melek tayin edilmiştir. Ayrıca Ay için cevherden altmış kulplu bir kılıf yaratmış, her kulptan tutacak altmış melek tayin etmiştir. Ay’ın arabasını götüren melekler onu her gün Güneş’ten uzaklaştırdıkça, kılıfını tutan melekler de kılıfı her gün Ay’dan biraz daha sıyırarak Güneş ile Ay karşı karşıya geldiğinde kılıfından tamamen çıkıp dolunay halinde görülür. Sonra Ay’ı Güneş’e melekler yavaş yavaş yaklaştırdıkça kılıfını da diğer taraftan her gün biraz daha yaklaştırıp Ay Güneş’e iyice yaklaştığında kılıfını Ay’a tamamen giydirirler. Kıyamete kadar bu şekilde devam eder. Bu sebepten Ay bazen hilal, bazen yarım ay, bazen dolunay şeklinde görülür. Erzurumlu İbrahim Hakkı.....Leb'i derya imiş yahu FAKİRLİĞİN SEBEPLERİ Günah işlemek Yalan söylemek Sabah vakti uyumak Bir gün bir gecede sekiz saatten çok uyumak Soyunup çıplak yatmak Çıplak iken abdest bozmak Bir yanı üzerine yaslanıp ekmek yemek Ekmek kırıntılarını yere dökmek Cenabet iken ağzını yıkamadan yemek Soğan ve sarımsak kabuklarını yakmak Geceleyin evi süpürmek Çöpleri evin içinde biriktirmek Yaşından büyüklerin önünde yürümek Anne ve babasını isimleri ile çağırmak Eline geçen çer çöple dişlerini kurcalamak Toprak ve çamur ile ellerini ovalamak Eşik üzerinde oturmak Kapının bir kanadına dayanmak Helada abdest almak Elbisesini üzerinde dikmek Yüzünü yıkayınca yeniyle ya da eteği ile silmek Evde örümcek yuvasını saklamak Namazı kılmada gevşek davranmak Sabah namazını kıldıktan sonra camiden erken çıkmak Her sabah çarşıya erken gitmek Çarşıdan eve geç dönmek Dilencilerden ekmek kırıntılarını satın almak Kendi evladına beddua etmek Biti ateşe atmak Gece kapların ağzını açık bırakmak Mumu, kandili nefesle söndürmek Boğumlu kalemle yazmak Dişi kırık tarakla taranmak Anne, baba ve üstadına duayı unutmak Sarığını otururken sarmak Ayak donunu ayakta giymek Dilenciye kızıp boş çevirmek Kısıp ihtiyacından az harcamak İsraf edip haddinden çok harcamak Geçim işlerinde gevşek davranmak Kapısız evde yalnız yatmaktır. |
‘’Tasavvuf ve İslam (İbrahim Sarmış-Ekin Yayınları)’’ kitabından alınmıştır.
Veli denilen şeyhleri yada din adamlarını peygamberlerden üstün tutma: ‘’ İşte kendilerine hizmet, nafile ibadetlerden efdal tutulan evliyaullah, yukarıdan beri birer vesile ile zikredilen Yüce Allah dostlarıdır. Onların en yüce mevkiinde bulunanlardan birisi de Gavsul azam (kendisinden yardım istenen en büyük kişi) Abdulkadir Geylani hazretleridir.Onun yüce kerameti nasıl nübüvvet mucizatının bir cüzü sayılmasın ki, Risale-i Gavsiye’lerinde görüldüğü vechiyle Kelimullah’a vaki ilahi sohbet kendilerine de nasip olmuştur. ‘Len teraniden terani’ sırrı bu yüce velide zahir olmuştur.(Yani Hz. Musa Allah’ı göremedi ama bu yüce veli görmüştür). Yukarıda bir vesile ile ehlullahın beşeri sıfatlardan tecerrüdle melekiyet sıfatını iktisap ettiklerini arzetmiştik. El Bazul Eşheb olan Gavsı azamın yüce kanatları cihanı muhit olduğu gibi, kendisine iltica eden bendeganını (kullarını) daima bir siyanet meleği gibi o yüce kanatların altında hıfz buyurmuşlardır. Burada Cebrail denilen ulu meleğe Gavsu-l azam da meleklik sırrı itibariyle yoldaştır denirse hakikatin ta kendisi ifade edilmiş olur.’’ (El Bazul Eşheb, Melih Yuluğ) ‘’Hz. Mevlana için Molla Cami’nin ‘’Peygamber değildir ama kitap sahibidir’’ arifane kelamı, elbet Sultanul Evliya Abdulkadir Geylani hazretleri için de evleviyetle variddir. Gavsul Azam hazretlerinin kutsal kitabı ise Risale-i Gavsiyye’dir.’Kelimullahlık’’ payesine erişti’ denilmesinde hiçbir mahzur görmemekteyiz. Şu manada ki, elbette kendileri nebi değildir. Ama ‘Kelimullah’ Hak Teala ile mukaleme mazhariyetine ermişlerdir.’’ (El Bazul Eşheb, Bekir Uluçınar) ‘’Hızır ve İlyas’ın görüşmeleri ve hallerinden bir nebze bilgi verilmesine dair Molla Bedi’a yazılmış mektuptur. Allah’a hamd ve seçtiği kullarına selam olsun. Hızır a.s. hakkında arkadaşların sorusu üzerinden epey zaman geçti…Bugün sabah toplantısında Hızır ve İlyas’ın ruhaniler suretinde hazır olduğunu gördüm. Hızır ruhani bir kelam ile şöyle dedi: ‘Biz ruhlar alemindeniz. Allah ruhlarımıza tam bir kudret vermiştir ki, bu kudretle vücutlar suretinde teşekkül ve temessül eder, vücutlardan sadır olan cismani duruş ve hareketler, bedeni itaat ve ibadetler ondan sadır olur. O anda kendisine: ‘Siz Şafii mezhebine göre namaz kılıyorsunuz’ dedim. Şöyle dedi: ‘Biz şeriatlerle mükellef değiliz ama ev Kutbu’nun (sahibi) görevlerinin yerine gelmesi bize bağlı olup, kendisi de Şafii mezhebinde olduğundan biz de arkasında İmam Şafii’nin mezhebine göre namaz kılıyoruz….Yine anlaşılmıştır ki, velayetin kemalatı Şafii fıkhına muvafık, nübüvvetin kemalatı da Hanefi fıkhına muvafıktır. (Yani veliler şafii, peygamberler de hanefidir)…Hz. İsa indikten sonra Ebu Hanife’nin mezhebine göre amel edecektir). O anda ikisinden medet istemek ve dualarını almayı talep etmek aklımıza geldi…Sanki aradan sıyrılıp gittiler. İlyas a.s. o zaman hiç konuşmadı.’’ (Mektubat, B. Said Nursi) ‘’…Veliler arasında az daha peygamber yardımına muhtaç olmadan nuru parlayan kimseler vardır (Gazali) ‘’ (İşari Tefsir Okulu) |
’Aslında yüce veliler, Hak Teala’nın tam ve kamil mahzarlarıdır. Ol ayinede görünen Hakk’ tır. Esasen nasıl Tur vadisinde bir ağaçtan yüce Mevla, Kelimullah’a ‘inni enellah’ demişse, El Bazul Eşheb (Abdulkadir Geylani) mahzarında da görünen O’dur. Yani Hu’dur.’’ (El Bazul Eşheb, Bekir Uluçınar)
|
‘’Eski şarihlere göre buradaki ney, insanı kamildir. O, birlik kamışlığından kesilmiştir. Kendi varlığından geçmiş, gerçek varlıkta varolmuştur. Ondan çıkan her ses tanrı iradesini bildirir. Onun ihtiyarı tanrı ihtiyarıdır. ’’ (Mesnevi ve Şerhi, Abdulbaki Gölpınarlı)
|
İnsanlara insanüstü özelliklerin verilmesi (ölümsüzleştirme, uçma, vb.):
‘’Bir adam hacca niyet ettiği halde müteaddid seneler bir türlü gitmek nasip olmamış,… Hanımı adamcağıza ‘Her sene böyle niyet edersin, bir türlü gidemezsin. Ben de komşulara mahcup olurum. Eğer bu sene de gidemezsen ben seni artık eve almam’ demiş… Sokakta kalan adam Hz. Utfade’ye halini anlatmış, o da derviş Eskici Baba’ya havale etmiş. Eskici Baba’nın himmetiyle adam kendini Mekke’de bulmuş, bütün Bursalılarla birlikte haccını yapmış, Eskici Baba vasıtasıyla Bursa’ya dönmüş…ama hanımına kendini inandıramamış, hanımı onu eve almamış… Kadı’ya gitmiş… Kadı karar veremez, hacıların dönmesini bekler ve hacılara sorar: ‘Bu adamı hac esnasında … gördünüz mü?’. Şahit hacıların hepsi de: ‘Efendim bütün hac merasimini beraberce yaptık…’.Kadı: ‘Bu iş nasıl oldu bana anlat’ der…Hacı efendi de mecburine Hz. Utfade vasıtasıyla Eskici Baba’nın bu işi başardığını anlatır…Kadı Hüdai efendinin aklı hakikatlere erişir, ‘Böyle kadılık yapmaktansa Hz. Utfade’ye mürid olmak daha iyidir’ hükmüne varır ve Hazret’e müracat eder. Eğer Hüdai efendi bir kadı olarak kalsaydı, şimdiye kadar çoktan unutulup gitmişti…’’ (Tasavvufi Ahlak, Mehmed Z. Koktu) ‘’Arşın üstüne yükselmek çok oluyor. Bunlardan birinci çıkışta uzun yolculuklardan sonra arşın üstüne yükselince, cennet yukarıdan kuşbakışı göründü. Bildiklerimden birkaçının cennetteki makamlarını görmek istedim. Dikkat ettim, göründüler. Makamların sahiplerini de o makamlarda gördüm’’(Mektubat Tercümesi-İmam Rabbani, Mektup1,Hüseyin Işık) |
Tasavvuf ehlinin öldürüp diriltme gücünün olduğu inancı:
‘’Birisi talebelik zamanında bir fırından ekmek alırmış. Bir kıtlık gününde cemaat fırının önünde pek kalabalıkmış. Fırıncı bu talebeye hiç kulak asmamış, talebe de kızmış, yerden aldığı taşı atmak istemiş. Fakat taş kendiliğinden bunun avucuna gelmiş. Bundan ürken talebe ’Bir sebebi vardır’ diyerek taşı bir kenara bırakmış…Ekmeği alıp odasına dönmüş…Birgün tekrar fırına gittiğinde fırında başka biri varmış. Fırıncıyı sorduğunda: ‘Hasta ama bir türlü ölemiyor’ (demişler). ‘Hemen taş aklıma geldi. Koyduğum yerden alıp evine gittik. Taşı usulca göğsüne koydum. Adam derhal öldü.’’ (Ehli Sünnet Akaidi Dersler, Mehmed Z. Koktu) |
‘’Bu iddialara bir örnek olması için bazı keramet çeşitlerini belirtmekte yarar vardır: Diriyi öldürmek, ölüyü diriltmek; Kabir haline ve ölülerin durumuna vakıf olmak ve aynı zamanda ölülerle konuşabilmek; Su üzerinde yürümek ve havada uçmak; Gaybı bilmek, görmek ve herkesin kalbindeki sırlara vakıf olmak; Melekut alemine nüfuz edip tasarruf etmek; Rüzgar estirip esen rüzgarı dindirmek, soğuğu sıcak ve sıcağı soğuk yapmak; Ateşte yanmamak ve öldürücü sebeplerden etkilememek…’’ (İslam Sofileri, Kültür Bakanlığı Yayınları; Tarikatler, Hasan Küçük; Türk Halk İnanışlarında ve Edebiyatında Evliya Menkıbeleri, Ahmet Y. Ocak)
|
’İnsanın kalbinden geçirdiğini bilir, gelenin sormadan cevabını verir, ihtiyaç sahibinin muhtaç olduğu şeyi bağışlardı. Gönüllere ve rüyalara tasarrufu vardı. Bereket gittiği yere yağar, bolluk onunla beraber gezer, en ücra, en kıtlık yerlerde o gelince nimet dolardı. Beraberinde seyahat edenler tevafuklara, tecellilere, maddi ve manevi hallere ve ikramlara şaşar, hayretlere düşerler, parmaklarını ısırırlardı.’’ (Ehli Sünnet Akaidi Dersler, Halil Necatioğlu, M. Esad Coşan)
|
’…Hz. Peygamber efendimiz, Miraç’ta Cenab-ı Halık’ tan haber verdi. Mahluku olan ruhu niçin bilmesin? Binanaleyh ruhu ve saatin ne zaman kopacağını da bilirdi.’’ (Tasavvufi Ahlak, Mehmed Z. Koktu)
kıyametin ne zaman kopacağını bilirmiş muhammet peygamber :P |
Arkadaşlar selamlar,
Mesajlarınızı ilgi ile okudum. Daha önce benzer literatür takip etmemiş bir kul olarak ağzım bir karış açık vaziyetteyim. Ben bunların bu kadar komik olabileceğini bilseydim banyo kütüphanesine birkaç tane eklerdim. Bugünden tezi yok ekleyeceğim. Bu arada aklıma gelen bir şey de şu oldu: Hristiyan mitlerinden birçok film yapılmıştır, İslam mitlerinden film yapılmamış (yapılsa da pek meşhur olmamış) olmasını garipsedim doğrusu. Verdiğiniz metinler "Dünyayı Kurtaran Adam"ı amatör bırakacak fikirler içeriyor. Allah bunları okuyanlara sabır vere. A. |
‘’Bektaş hoca sabah vakti hocasını ziyarete gelir. Hocası kapıyı ona açar. Hacasının köpeği Bektaş hocaya saldırır ve saldırısı devam eder. Bektaş hoca köpeğe: ‘’Sus be ne oluyorsun? Beş sene evvel ben de bu kapının köpeği idim. Senden eskiyim’’ demesi üzerine, hocası orada secdeye kapanıp üç defa:’Benim ilmimi de ona ver’ der ve Bektaş hoca imtiyazlı alimlerden olur ve icazet alır.’’ (Hatıratım, Ali Erol)
|
’Ebu Osman El Hiri bir davete çağrıldı. Çağıran adam kendisini denemek istiyordu. Davet edildiği eve gelince ev sahibi:’Seni alamayacağım’ dedi.Ebu Osman geri döndü. .. Bunu birkaç defa tekrarladı. Ebu Osman hiç bozulmadı. Bunun üzerine adam Ebu Osman’ın ayaklarına kapandı ve ‘Üstad, seni denemek istedim ne güzel ahlakın var’ dedi. Ebu Osman, ‘Benim bu tavrım köpeğin ahlakıdır; çağrılınca gelir, kovulunca gider’ dedi.’’ (İhyau Ulumiddin, Gazali)
‘’Dışı ibadetlerle süslenip organları açık günahlardan arındığı zaman şeyh, müridin ahlakına ve kalbin hastalıklarına nüfuz etmek için ahval karineleriyle batınına bakar. Zaruri ihtiyacından fazla malı olduğunu görürse, ondan alır ve hayır şeylere harcayarak kalbini ondan temizler. Böylece mala iltifat etmesini önlemiş olur. Onda gurur, kibir ve izzeti nefis görürse, çarşılara çıkıp dilencilik yapmasını emreder...Beden ve elbise temizliğine genellikle düşkün olduğu… bu şeylere özen gösterdiğini görürse, onu banyo ve tuvalet temizliğinde ve pis yerleri süpürmede çalıştırır. Temizliğe düşkünlüğünün kaybolması için onun mutfakta ve dumanlı yerlerde bulunmasını söyler... İnsanın kendine tapması ile bir puta tapması arasında bir fark yoktur…’’ (İhyau Ulumiddin, Gazali) |
yahu adamların hepsi ayrı bir piyes;
Iblis’in muhammed ile olan sohpeti: Seceret-ül Kevn’den (Muhîddin-i Arabî) îbni Abbas (R.A.) den naklen Muaz bin Cebel rivayet ediyor; Bir gün Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. Eyyüb El-Ensarî’nin evinde ashabi ile sohbet ederlerken, disaridan: - Ya Rasülullah! Görülecek, halledilecek bir isim var. Halli için içeriye girmeme müsaade buyurur musunuz? diye bir ses geldi. Bu sesi isiten Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ashaba dönerek: - Bu sesin sahibinin kim oldugunu biliyor musunuz - Allah ve Rasülü en iyi bilendir. Sesin sahibinin kim oldugunu bilmiyoruz ya Rasûlullah! dediler. Efendimiz: - O, melûn îblîs’tir Allah’in laneti O’nun üzerine olsun, buyurunca Hz. Ömer (R.A.) hemen yerinden firlayarak: Ya Rasûlullah! izin veriniz. O’nu hemen öldüreyim, dedi. - Dur ya Ömer! Bilmez misin ki O’na belli hir vakte kadar mühlet verilmistir. Buna kimse muktedir degildir. Öldürmeyi aklindan çikar, dedikten sonra söyle buyurdu: - Kapiyi açin, gelsin. O, buraya gelmek için emir almistir. Söyleyecegi sözleri iyice anlamaya çalisiniz’. Rasûlüllah’in izni üzerine açilan kapidan melun îblîs içeri girdi. Gözleri yukari dogru açilmis, kafasi büyük bir fil kafasi gibi. sasi, köse bir ihtiyar görünümünde. îblîs: - Selam sana ya Muhammedi Selam size ey Peygamber ashabi! diye selam verdi. Iblîs’in selamini kimse almadi. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: - Selam Allah’indir ey mel’un! buyurarak, bize niçin geldin ya laîn? diye sordu. Iblis: - Ben de buraya gelmekten çok rahatsiz oldum. Allah-u Teala’nin, bir melekle; "Habibim Muhammed’e (S.A.V.) zeliline bir sekilde gidecek ve insanlari nasil aldattigini anlatacaksin. Sana ne sorulursa dogru cevap vereceksin seklindeki emri üzerine buraya geldim." dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz. - Ya mel’un! Söyle bakalim. insanlar arasinda en çok sevmedigin kimdir? diye sordu, îblîs: - Sensin ya Muhammedi diye cevap verdi. Rasülüllah: - Benden sonra en çok kimleri sevmezsin? diye sordu, îblîs: - Adil devlet reislerini, ilmiyle amel eden alimi, Varligim Allah yoluna adayan müttakî genci. (yazarın hedef kitlesi oldıkça açık) Sabirli olan fakiri ki, ihtiyacim üç gün üst üste hiç kimseye anlatmaz, halinden kimseye sikayet etmez. Sükreden zengini ki, kazanci helal yoldandir ve Allah rizasi için harcar ,fakir ve yetimleri korur. (züürt tesellisi unutulmamaış bu arada para babalarıda küstürülmemiş) Kur’ân-i hifzederek onunla amel edeni ve bes vakit Allah (c.c.) rizasi için ezan okuyan .müezzini, Dinine bagli, daima abdestli olan zahidi ve kendini haramdan sakinan merhametli kalb sahi-bini; Helal yiyip cömert olan kisiyi ve Hakk için tevazu edip, ahlaki güzel olani; Herkes uyurken gece kalkip namaz kilani; Allah (c.c.) için sevisen iki genci(bu ne ya????), Cemaatle namaz kilmaya çok istek ve dikkatli mü’mini kalbinde bir sey olmaksizin arkadaslarina nasihat verip, Allah’in (c.c.) tekeffül ettigini tasdik edeni; Ihlasli ve tesettüre riayet eden kadinlara yardimci olan kimseyi; ölüm her an gelecekmis gibi hazirlik yapan müslümani hiç sevmem. Bunlar benim can düsmanlarimdir, diye cevap verdi. Resülullah (S,A.V.) Efendimiz ile îblis arasinda su konusma geçti: - Ümmetim tadil-i erkan üzere namazini eda etse nasil olursun? - Beni bir sitma tutar, tir tir titrerim. Kul Allah için secde ettikçe bir derece yükselir. - Peki, oruç tuttuklari zaman? - Elim, ayagim baglanir. Ta onla iftar edinceye kadar. - Kur’an okuduklari zaman? - Eririm. Suda eriyen tuz, ’Ateste eriyen kursun gibi. - Hacc etseler? - Boynuma bir zincir vurulur. - Sadaka verdikleri zaman nasil olursun? - Iste o zaman halim çok kötü olur. Sanki sadaka veren basimdan asagiya beni ikiye böler. Zira sadakada su hasletler vardir; Sadaka verenin mali bereketlenir. Allah-u Teala sadakalarim cehennemle arasinda perde yapar, her türlü belâ sikinti ve üzüntüleri ondan giderir, dualari makbul olur, Kiyamet günü hayirlari mizanda agir gelir. Iblîs’in bu sözlerinden sonra Resülüllah (S.A.V.) Efendimiz, ona sira ile su sorulan sordu. - Ya mel’un! Beraber oturdugun arkadasin kimlerdir? - Faiz yiyenler. - Dostlarin kimlerdir? - Zina edenler, yalan söyleyenler. - Yatak arkadaslarin ve hizmetçilerin kimlerdir? - Içki içenler, sarhoslar. - Misafirlerin kimlerdir? - Hirsizlar. - Elçîn ve habercilerin kimlerdir? - Sihirbazlar. . - Gözünün nuru nedir? - Talak’a (Karisini bosamak için) yemin edenler. - Sevgililerin kimlerdir? - Cuma namazini terkedenler. - Hazinedarin? - Zekat vermeyenler. - Peki, ya lain, senin kalbini ne kirar? - Allah rizasi için cihada giden atlarin kisnemesi. - Senin cismim ne eritir? - Günahlarina tövbe edenlerin tövbesi. - Cigerini parçalayan nedir? - Gece ve gündüz Allah’a çokça yapilan istigfar. - Peki, yüzünü ne kara eder? - Gizlice verilen sadaka. - Gözünü kör eden? - Teheccüd (gece) namazi. - Basim egdiren? - Çokça cemaatle kilinan namaz ve sana devamli getirilen salavat. - Sana göre insanlarin en sevimli-si kimdir? - Namazlarim bilerek kasden birakanlar. - Sana göre insanlarin en sakîsi kimdir? - Cömertler. - Seni isinden ne alikoyar? - Alimlerin meclisleri. - Ebu Bekir için ne dersin? - Cahiliyyet devrinde bile bana itaat etmeyen O. Islam’a girdikten sonra mi itaat edip yalan söyleyecek? - Peki Ömer için ne dersin? - Her gördügüm yerde ondan kaçarim. - Peki Osman için? - O’ndan pek çok utanirim. - Peki ya Ali için ne dersin? - O’nunla basa çikamam! Beni kendi basima biraksa. Ben de O’nu biraksam. Ama O beni birakmaz. Resülüllah (S.A.V.) Iblîs’in bu sözlerinden sonra söyle buyurdu. - Allah’a hamdolsun. Ey sakî Ümmetimin saadete kavusmasi için ahiretine hazirlanmasini sagladin. Bunun üzerine Iblîs de söyle dedi: - Ya Muhammedi Ümmetinin saadeti için nasil ferah durursun? Ben o belli vakte kadar sag kald?kça, onlarin kan damarlarinda dolasir, vesvese veririm. Beni yaratan Allah’a yemin ederim, ki, onlarin alim ve cahillerim, abid ve tacirlerini velhasil hepsini azdiririm. Yalniz Allah’in salih kullari müstesna. Iste onlari azdiramam. yahu yorum yapmak istedim ama her cümle birbirinden saçma neyini yorumlayım ya gülüyorum hepsine::::)))))))) |
"Dincilerden İnciler" Gazali'siz olursa eksik sayılır.
Bakın Gazali hemcinslerine ne tavsiye etmiş: Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir. Dışarı çıkması kesin gereken kadın kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkmalı ve şu kurallara kesin uymalıdır: Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne, Hiç çıkmamış gibi davrana, Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya, Kalabalığa karışmaya, Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya, Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura, İşini bir an önce bitirip evine döne. Kadın sekiz sıfatlıdır: Giyim kuşam hevesinden maymun Fakir düşmeye razı olmadığından köpek Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep Evden eşya sattığından fare Erkeklere hile kurduğundan tilki Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyun. En makbul kadın koyun olandır. (Gazali, Ihya) |
ilahi pante harbi çok komikler acayip eğleniyorum:)
yaw site yazarları arasında bundan daha komiklerde var onlardan da bir kaç inci eklesene; bir site yazarı:. "İnsan aklı kendi başına norm koymaktan acizdir." yahu bu insanlar kimin koyduğu normları yaşadıklarını sanıyorlar? ben böyle bir söz söylesem beyinsizlikten tutta deliliğe,gerizekalılığa kadar her türlü ithamlarla suçlanırdım... birde bir sorum var şimdiki komikler ve eski komikler bu lafları nasrettin hoca hesabımı söylemişler(hani hem gülün hem ders olsun vs) yoksa bunları bilinçli ,ciddi ciddi inanarakmı söylüyorlar? |
allahın resulu ile hazreti ali efendimiz bir gün pikniğe çıkmışlar hazreti ali biraz aç
oldugundan dolayı belli etmeden kaynatılmış yumurtalardan birini soyup yemeye başlar o esnada efendimiz kendisine seslenir , bunun uzerine hazreti ali efendimiz telaşla yumurtayı bitirip efendimizin yanına koşmak isterken yumurtanın sarısı ile akı yerlere dökülür veee topraktan nergiz çıkar muhterem cemaat bundan çıkaracagımız ders nedir ? :) |
bunu bizzat dinleyip ardından amca sen bzimle kafamı buluyorsun dedikten sonra
bir daha semtteki caminin avlusuna sokulmamıştık , ortaokul ögrencisiydik cami yaşatma derneginden amcalar tarafından komoniz diye etiketlenmiştik komonizin ne oldugunu bilmeden ( gerçektir) |
Alıntı:
:D:D |
bu adamların hepsi stand up çıymış be!ama akıllarından zoru olan türünden!hepsi şizofren bence:D:D:D
|
zavallı halkta uyutulmuş bu hikayelerle,beyni uyuşmuş!bunca hikaye bombardımanıda amacına ulaştırmış bazı tilki kılıklı güya şeyh,şıh,ermiş tayfasını,ceplerini doldurup,ekmek elden su gölden yaşamışlar sanırım!iyi kafa bulmuşlar,zikir toplantılarında çok eğlenmiş,kahkahalarla gülmüşlerdir milletin haline,millette bunların hesapta kerametleri ile kafayı sıyırmıştır!Aziz Nesin hikayeleri geliyor aklıma ister istemez! :))
|
şu anlatacağımmm ayni ile vakiidir....bir teravih namazı öncesi imamın konuşmasında geçmiştir....
" Ey cemaat Allah size neleri haram etmiştir...Zararlı olan şeyleri haram etmiştir...İçki zararlıdır ve size haramdır...peki sigara neden haram değildir diye soracaksınız....oda zararlı olduğu için haramdır inanır kardeşlerim....sigara içenler bunun acısını sıraat köprüsünden geçerken çekecekler... bu dünyada içtikleri sigaranın dumanları vücutlarındaki tüm deliklerden çıkarak ortalığı görünmez yapacak önünü göremeyen mümin sıraat köprüsünden cehenneme düşecek........sizler size zararlı olandan uzak durun mimin kardeşlerim...." |
Yemesi harm olan şeyler..
Eti yenmeyen kara hayvanları: Domuz, kurt, ayı, aslan, kaplan, pars, leopar, panda, panter, çita, jaguar, puma, sincap, samur, sansar, kokarca, goril, maymun türleri [şempanze, babun, gibon, orangutan], sırtlan, fil, köpek, kedi, kunduz, porsuk, vaşak, çakal, tilki, gelincik gibi, avını köpek dişiyle yakalayan yırtıcı hayvanlar yenmez. [Şafii’de tilki, sırtlan, samur, sincap ve gelincik yenir.] Haşaratlar da yenmez: Haşarat, yani toprak içinde yuvası olan küçük hayvanlar, helal değildir. Fare, akrep, yılan çeşitleri, kertenkele, timsah, kene, semender, kurbağa, kaplumbağa, salyangoz, arı, sivrisinek, karasinek, köstebek, kirpi, tahtakurusu, bit, pire gibi haşarat yenmez. [Şafii ve Maliki’de, kirpi ve kertenkele yenir.] Deniz hayvanları: Hanefi hariç diğer üç mezhepte, deniz ürünlerinin hepsi yenir. Hanefi’de balık şeklinde olmayan hiçbir deniz ürünü yenmez. Mesela, ahtapot, kalamar, mürekkep balığı, denizhınzırı, denizatı, denizaygırı, denizanası, denizayısı gibi hayvanlar ve yengeç, midye, istiridye, ıstakoz, kerevit, karides, deniz salyangozu gibi deniz haşaratı yenmez. Somon, kalkan, yunus, köpek balığı ve yılan balığı yenir. Hayvana tecavüz Sual: Çoban tarafından tecavüze uğrayan keçi kesilirse, etini yemek caiz olur mu? CEVAP Evet, caizdir. (S. Ebediyye) Mezheplerdeki farklı hükümlerin rahmet olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir. Zaruret veya ihtiyaç olunca, başka mezhep taklit edilerek, o mezhepteki helal olan bir hayvan yenir. Mesela kirpi etinin ekzama, kaşıntı, sedef, baras gibi deri hastalıklarına ve gelincik denilen fil hastalığına iyi geldiği Hayat-ül hayvan kitabında yazılıdır. Hanefi ve Hanbeli mezhebinde kirpi eti yemek haramdır. Şafii ve Maliki mezhebinde caizdir. Tesirli başka mubah bir ilaç yoksa, hastanın, bu iki mezhepten birini taklit ederek kirpi eti yemesi caiz olur. Kirpinin başını besmeleyle kesmek gerekir. Kirpi insanların yanında başını gizler, suya konunca başını çıkarır. Böylece başını kesmek kolay olur. Yiyip içmenin farzları: 1- Yediği zaman, doymayı ve içtiği zaman kanmayı, Allahü teâlâdan bilmek. 2- Helalinden yiyip içmek. 3- O yemekten kuvveti geçinceye dek, Allahü teâlâya kulluk etmek. 4- Eline geçene kanaat etmek. Sünnetleri: 1- Yemeye ve içmeye başlarken, Besmele okumak, [Herkese hatırlatmak için Besmele, yüksek sesle söylenebilir.] 2- Yemeğin sonunda (Elhamdülillah) demek, 3- Yemekten önce ve yemekten sonra el yıkamak, [Yemekten evvel el yıkarken, önce gençler, yemekten sonra, önce yaşlılar yıkar.] 4- Sağ elle yiyip içmek. 5- Tabağın kenarından, kendi önünden yemek, 6- Sağ ayağı dikip, sol ayak üstüne oturmak, [Otururken bir şeye dayanmak ve başı açık yemek caizdir.] 7- Yemeğe tuzla başlamak ve yemeği tuzla bitirmek, [Tuzla başlayıp bitirmek şifadır. İlk ve son lokma ekmekle yapılır ve ekmekteki tuza niyet edilirse, bu sünnet yerine getirilmiş olur.] 8- Elle yenebilenleri, üç parmakla yemek.9- Ekmekle karpuz yerken, ekmeği sağ eliyle alıp, sonra karpuzu sol eliyle yemek. 10- Kapta kalanı sıyırıp, yemek, [Hoşaf, ayran gibi şey artığına su koyup, çalkalayıp içmek çok sevabdır. Sonra yemek şartıyla, tabakta, bardakta artık bırakmak caizdir. Resulullah efendimiz, müminin artığını yemesini severdi.] 11- Elini yıkamadan veya bezle silmeden önce, parmaklarındaki yemek artıklarını yalamak. 12- Yemekten sonra dişleri misvakla veya kürdanla temizlemek. Dişler arasından kürdanla çıkarılan şeyleri yutmamalıdır. [Bu temizliği musluk başında yapıp, diş arasından çıkan kırıntıları, lavaboya atmalı, sofrada bulunanları iğrendirmemelidir.] |
Umarım burası sadece islami inciler için değildir. kaancan'ın örneğindeki gibi yazarlarımızın incileri de muhteşem. İşte bir tane daha:
Alıntı:
|
Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da Müslümanlar’ın hazinesine katılır.
Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi. Velhasıl bu iddia sayması uzun sürecek birçok nedenden dolayı batıldır.” __________________ bunu yazan bir vahhabidir büyük ihtimalle pante senin kadar bende karşı çıkıyorum merak etme çünkü müslümanlık tarihinde dünyanı döndüğünü söyleyen bir sürü müslüman alim vardır |
|
mep'ten alıntı
Yiyip içmenin farzları: 1- Yediği zaman, doymayı ve içtiği zaman kanmayı, Allahü teâlâdan bilmek. 2- Helalinden yiyip içmek. 3- O yemekten kuvveti geçinceye dek, Allahü teâlâya kulluk etmek. 4- Eline geçene kanaat etmek. Sünnetleri: 1- Yemeye ve içmeye başlarken, Besmele okumak, [Herkese hatırlatmak için Besmele, yüksek sesle söylenebilir.] 2- Yemeğin sonunda (Elhamdülillah) demek, 3- Yemekten önce ve yemekten sonra el yıkamak, [Yemekten evvel el yıkarken, önce gençler, yemekten sonra, önce yaşlılar yıkar.] 4- Sağ elle yiyip içmek. 5- Tabağın kenarından, kendi önünden yemek, 6- Sağ ayağı dikip, sol ayak üstüne oturmak, [Otururken bir şeye dayanmak ve başı açık yemek caizdir.] 7- Yemeğe tuzla başlamak ve yemeği tuzla bitirmek, [Tuzla başlayıp bitirmek şifadır. İlk ve son lokma ekmekle yapılır ve ekmekteki tuza niyet edilirse, bu sünnet yerine getirilmiş olur.] 8- Elle yenebilenleri, üç parmakla yemek.9- Ekmekle karpuz yerken, ekmeği sağ eliyle alıp, sonra karpuzu sol eliyle yemek. 10- Kapta kalanı sıyırıp, yemek, [Hoşaf, ayran gibi şey artığına su koyup, çalkalayıp içmek çok sevabdır. Sonra yemek şartıyla, tabakta, bardakta artık bırakmak caizdir. Resulullah efendimiz, müminin artığını yemesini severdi.] 11- Elini yıkamadan veya bezle silmeden önce, parmaklarındaki yemek artıklarını yalamak. 12- Yemekten sonra dişleri misvakla veya kürdanla temizlemek. Dişler arasından kürdanla çıkarılan şeyleri yutmamalıdır. [Bu temizliği musluk başında yapıp, diş arasından çıkan kırıntıları, lavaboya atmalı, sofrada bulunanları iğrendirmemelidir.] Bir taam edilecek teferruat teferruat üstüne. |
İslam böyledir....Tuvalette büyük abdestini nasıl yapman gerektiğine bile karışır....bu sebebledirki...İslam Asla özgürlük vermez, Özgürlüğün olmadığı yerde huzurdan bahsedilemez...haliyle huzur İslamda denilemez :)...
|
Alıntı:
Bir de tersinden bak, her tuvalete girişinde "yav ben şimdi nasıl yapsam da yapsam" diyeceğine bakıyorsun ulema ne demiş, ve görüveriyorsun işini ... Huzur doluyorsun haliyle ... :D A. |
heeee... geçen gün deniz kenarınaydık....taş topladık ....beyaz beyaz kayamsı daşlar.......şeyhimizin aynen dediği gibiydi....üç ay yeter gayrı.... :D
|
“MÜSLÜMAN KARDEŞİM…
Üç beş dakikanı lütfen bana ayır. Şu satırları Allah (cc) rızası için oku, insanları Allah’ın dininden, imanından, Muhammed (sav)’ın yolundan ayıran haneleri, cemiyetleri yıkan kumar hakkında biraz hasbıhal edelim. Bil ki Müslümanların en azılı düşmanı Yahudilerdir. Bakınız Yahudi yahmud isimli kutsal kitaplarında biz Müslümanlar için ne diyorlar, ‘’nasıl insan hayvandan üstünse Yahudiler de Müslümanlardan üstündür.’’ Şimdi bütün kumar oyunlarındaki sayılar islamın mukaddes sayılarına karşı hazırlanmıştır. Tavla oyununu ele alalım, 15 pul bir tarafta 15 pul diğer tarafta olmak üzere 30,iki de zar 32 eder. Bu İslam’ın farzına karşı değil midir? Sen tavla oynarken namazın, abdestin, imanın, islamın şartlarıyla oynadığını biliyor musun? Niçin 31 veya 35 olmamış? Bu bir tesadüf mü acaba? Şeş, düşeş ve zar oyunu ,iki zar ile oynanır.6 bir tarafta 6 öbür tarafta 12 yapar. Namazın farzlarıdır. Alçak Yahudi namazın farzlarıyla oynatıyor hem de namazından imanından alıkoyuyor. KÂĞIT OYUNU; 52 kağıtla oynanır. İki de joker etti 54, islamda 54 farz vardır. Evet, 52 + 52 = 104 yapar. Bu sayı neye işaret? ALLAH (cc)’ın gönderdiği 104 kitaba işaret eder değil mi? Neden 102 ya da 105 olmamış? İşin içinde çok sinsi bir kurnazlık olduğu açık değil midir? İSKAMBİL; 28 kağıtla oynanır. Bu da KURAN’DA ismi geçen peygamberlerin sayılarıdır. Sen iskambil kağıtları yerine önündeki masaya Hz. İsa’yı Hz. Musa’yı, Hz. İbrahim’i ve en acısı KÂİNATIN EFENDİSİ HAZRETİ MUHAMMED (SAV)’I vurduğunu biliyor musun? Alçak yahudinin sana neler yaptığının farkında mısın? TAVLA; bundaki sayıları düşün 1 ALLAH, DÜ 2 teyemmüm farzı Se 3 guslün farzı, Cehar 4 abdestin farzı, Penç 5 islamın farzı, Şeş 6 imanın şartları.Bunların hangisi tesadüf kardeşim, Yahudilerin Müslümanları nasıl sürüklediğini nasıl imandan ayırıp kendine köle yaptığını? O senin saatlerce kumar masasında oturup imanında soyarken kendisi milyarlık tesislerinde silah ve cephane fabrikaları kurarak dünyadaki Müslümanlara kan kusturuyor. Tövbe et canım kardeşim, ALLAH (CC)’ın rızası için uyarıyoruz. Tövbe et canım kardeşim, yahudinin oyununu boz, yeniden islama sarıl ve hadis Müslüman ol. ALLAH İÇİN BUNU ÇOĞALT. SEN DE DAĞIT :D Çok güldüm ya...! |
:D :D
Mep inciyi yazmışsında sahibi olan dinciyi yazmamışsın. Tanımamız lazım muhteremi. :) Mümkünse kaynağı ile. |
pante abi..
Bu hayata geçirilmiş,bildiri olarak basılmış.. insanlara iletilmek için büyük fedakarlıklar gösterilmiş bi çalışmadır..:D http://www.odatv.com/index.php?id=13718 |
mezarda neler yaşanır diye bir kitap okumuştum orda ne inciler var şaşarsınız(yazar:Said Alpsoy)ve yuh artık demeden durabileceğinizi sanmıyorum!buyrun;''bir yakınım anlatmıştı,hayattayken ibadetlerini aksatmayan,yardımsever biri olarak tanınan,iyi kalpli bir kimse vefat eder.Birkaç gün sonra o şehirdeki iki ayrı kişi aynı rüyayıgörürler.Rüyalarında o vefat eden kişiyi görüp,kabir hayatının nasıl olduğunu sorunca ,şu cevabı alırlar:benim buradaki durumumiyidir,ancakdünyadayken televizyon seyretmiş,dolayısıylaharama nazar etmiştim.Bu yüzden şimdi iki gözümde kör.Kabirde görmüyorum.Ah ne olaydı birde gözlerim açık olaydı,o zaman durumum çok daha iyi olacaktı.'' (sf.73-74)
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:31 . |