![]() |
İbrahim Kabe'yi Yapmış Olabilir Mi?
Merhaba arkadaşlar,
Tevratta yaptığım aramada tek bir yerde bile "Kabe"den bahsedilmediğini fark ettim.Bilinen diğer isimleriyle de sonuç değişmedi. Neden...??? Kuran'ın anlatımına göre, Mekke'de bulunan Kabe peygamber İbrahim tarafından yapılmıştır. Kendisi ve oğlu İsmail Arabistan'a gelmişken o binayı inşa etmişler. Bu öğretişle Arapların tapınma merkezi olan Mekke bugüne kadar önemini devam ettiriyor. Onun için buna şimdi biraz dikkat edelim, acaba İbrahim gerçekten o binayı yaptı mı? Dikkatle ve tarafsız araştırdıktan sonra anlayacağız ki, bu sonradan uydurulmuş bir öğretiştir. 1) Bu bilgi İbrahim'in biyografisine uymuyor... İbrahim'in hayatını adım adım Tevrat'ın Tekvin kitabında okuyoruz, bugünkü Irak’ta bulunan Ur kasabasında doğdu, sonra Türkiye'deki Haran kasabasında yaşadı. Bir zaman için Mısır'a kaçtığını da okuyoruz. Hayatının geri kalan günlerini de Filistin'de geçirdi. Ama hiç bir yerde Arabistan'a ayak bastığını okumuyoruz. Öyle olsaydı, Tevrat onu yazmayacak mıydı? İbrahim'in yolculukları (kırmızı çizgi) http://img205.imageshack.us/img205/6450/ibryolpf5.jpg Müslümanlar bunun gibi çıkmaz durumlara düşerken 'Ama tevrat değiştirildi' lafını ortaya atıyorlar.Tabii ki, öyle bir şey mümkün ama tevratı değiştirip Kabe’nin İbrahim tarafından yapıldığını anlatan bölümlerin çıkartılması kimin ne işine yarayacaktır? Bunun mantıklı tarafı da yoktur. Elimizdeki Eski Ahit el yazmaları Muhammed'in zamanından 600 seneden daha eskidir. Ve onlarda İbrahim'in Mekke'ye ya da Arabistan'a gittiğini okumuyoruz. Muhammed'den önce kimse 'İbrahim Arabistan'a gelip, Kabe'yi kurdu' teorisini ortaya atmamıştı. Muhammed'den 600 sene önce kişilerin daha Arapların peygamberi'nin ortaya çıkacağından haberleri yoktu. Nasıl o zaman kendi kutsal saydıkları kitabını değiştirmeye ihtiyaç duysunlar? Kuran'ın anlattığına göre, İbrahim Mekke'deki Kabe'yi oğlu İsmail ile birlikte yapmış; Alıntı:
Tevrat'ta ise, öyle bir şey okumuyoruz. Bu Arapların boş hayallerinden fırlama bir öğretişdir. Zira İsmail soyunun Arapları oluşturduğu farzedilir,tevrata göre vaad edilmiş çocuk aslında “İshak”tır ve İbrahimin gerçek eşi Sara’dan olmadır, halbuki İsmail hizmetçisi Hacer’den olmadır ve kuvvetle muhtemel Araplar bir şekilde bu durumdan bir hayıflanma gösterdiklerinden kabe yapıcıları olarak İbrahim ve İsmail’i öne çıkartmaya çalışmışlardır. Gerçekliği ispatlanmış olmamasına rağmen İsmail için bugün hala Araplar "Arapların babası" terimini kullanırlar ki bu herhalde yeterli bir etkendir. 2) Bu bilgi tarihe de uymuyor... Tarihe bakarsak, Mekke'deki Kabe ilk olarak İsa'dan önce 60 senesinde Romalı bir tarihçi olan Diodorus'un kitaplarında geçiyor. Onu 'bütün Araplar tarafından büyük saygı gören bir putevi' olarak anlatıyor. İbrahim İsa'dan 2000 sene önce yaşadı. Bütün bu zaman içide bir kere olsun, tarihçiler Mekke'deki Kabe'yi anlatmıyorlar. Mesela, “tarihçilerin babası” olan Yunanlı Herodot İsa'dan 440 sene önce İran'ı ve de Arabıstan'ı anlatırken, Arapların adetleri ve inançlarından da söz ediyor. Kuran'da geçen Al-İlat putunun adını kullanıyor. Fakat kabe'den hiç söz etmiyor. Demek ki Kabe, Herodot'un zamanı (İsa'dan önce 430 senesi) ile Flavius'un (İsa'dan önce 60 senesi) zamanının arasında yapıldı. Bütün bunlar gösteriyor ki, Kabe İbrahim'den çok sonra yapıldı. 3) Bu öğretiş hadislere uymuyor... Son olarak, Müslüman kaynaklarında yer alan ve birbirlerine ters düşen iki bilgiye de yer verelim. Yukarıda gördüğümüz gibi, Muhammed de Arapların 'Kabemiz İbrahim tarafından kuruldu' masalını Kuran'ın içine aldı. Bunun mümkün olmadığını da gördük. Ama aynı zamanda en büyük Hadis koleksiyonu olan ve Kuran'dan sonra ikinci önemli kitap olarak anılan Buhari'nin hadislerinde Muhammed'in şu sözünü okuyoruz: Alıntı:
Mekke'deki Kabe ne zaman yapıldığı bilinmiyor; oysa Yeruşalim'deki Mescidi Aksa hakkında kesin tarih bilgilerimiz var onu kral Süleyman İsa'dan önce 953 senesinde tamamladı. Bu hesaba göre, Kabe ondan 40 sene önce, yani 993 senesinde yapılmış olmalı. O da İbrahim'in hayatından 1100 sene sonradır. Bu durumda birisi yanlış söylüyor ya Kuran, ya da Buhari'nin hadisi. İkisi aynı anda doğru olamaz. Kabe MÖ 1700 lerde "Tamil" dilinden gelme bir kelimedir. Tamil’de Nadu Kabaalishwaran tapınağı tanrı Shiva’nın tapınağıdır ve Kabaall, tanrı Shiva’yı temsil eder, Alıntı:
Yani Shiva'nın tapınağına Kabe denmesi onun illaki hintliler tarafından yapılmış olduğunu kanıtlamaz ama iyi bir dayanak noktasıdır.bir de "tavaf" ritüelinin içeriğini gördükçe Hinduizme benzemeler su götürmez,hele ki ihramda örtünme şekilleri, Alıntı:
Evet arkadaşlar son olarak bu konu üzerine söylenecek bir şey daha kaldı, Düşündüm ki en azından tevratta Hacer-ül Esved'den bahsetse yine söylediklerim boşa çıkacak, Bu sefer de onu aradım,sonuç tahmin ettiğiniz gibi "sıfır", Alıntı:
Gene görüyoruz ki, putperest Arapların gözüne girmek için, Muhammed onların adetlerini kendi dininin içine aldı, orada bugüne kadar o putperest adetler devam ettiriliyor. Arapça "Hacer" /taş/ demektir. Esved ise /kara, siyah/ demektir. Şu halde Hacer-ül Esved = Kara Taş olmaktadır. Bu sözün "Sangey Ashveta" sözü ile ilgili olabilmesi için Sangey sözü ile Hacer sözü arasında bir bağ kurmak ve ortak kökenini göstermek gerekir. Sangey sözü Hintçe taş olduğunu Farsça /seng/ sözünün "taş" anlamına geldiğinden de çıkarabiliriz. Belki de İngilizce "suya batmak" anlamında olan /to sink/ fiili de aynı /seng/ köküne dayanır. Tevfik Fikret bir şiirinde: "Biraz hayat-ü hararet şu cism-i sengine" der. Yani: Şu taş gibi katı karakterine biraz hayatın sıcaklığı eklensin, der. Bir diğer ilginç nokta da şu: Hacer-ül esved her ne kadar Türkçe "Kara Taş" olarak çevrilse de -ül takısını doğru kullanırsak "Taş olan kara" anlamı ortaya çıkar ki bunun yorumu siyah bir taş olmaktan çok daha derindir. İnanışa göre "kara taş" cennetten düşmeden evvel beyazdı ama dünyevi kötülükler yüzünden karardı. "Taş olan kara" deyişindeki "kara" sözcüğünü kötü,habis olan ile ilişkilendirirsek eğer "maddeleşmiş kötülük" anlamına yorabiliriz. Böylelikle taşın neden Kâbe'nin dışında durduğunu da açıklamış oluyoruz. Çünkü "maddeleşmiş kötülük" Kâbe'nin içine giremez. Haklı bir neden,klasik putperest düşüncesiyle de örtüşüyor,diğer putlara verilen "kutsi" değerler gibi "karataş"a da bir çeşit onlara gelecek kötülükleri bünyesine çeken,kötülük paratoneri muamelesi yapılmış olabilir. Diğer putlardan ayrı tutulması bu açıdan gayet makul. Son olarak Brahma-->Abraham--İbrahim bağlantısı da göz almaktadır, Ben kabenin hint kaynaklı olduğunu düşünüyorum,bütün bu bilgiler ışında müslüman arkadaşlardan "Kabe"nin İbrahim tarafından yapıldığına dair sair bilgiler bekliyorum. Saygılarımla... |
Kuzeydoğu duvarı 12.63; kuzeybatı duvarı 11.03; güneybatı duvarı 13.10 metre; güneydoğu duvarı 11.22 metre ve yüksekliği 13 metredir. 145 m² alan üzerine kurulmuştur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kabe Kabeyi kare şeklinde yapmaya çalışmışlar zannımca. |
İbrahim Aleyhisselâmın, İsmail Aleyhisselâmla Birlikte Kabe'yi İnşa Etmeleri:
İbrahim Aleyhisselâm; Yüce Allah'ın, dilediği kadar Şam'da kaldıktan sonra, Mekke'ye geldi[466], İsmail Aleyhisselâmı, buldu. [467] fev ldA. [468] O zaman, İsmail Aleyhisselâm, otuz yaşında bulunuyordu. [469] ismail Aleyhisselâm, Zemzem kuyusunun arka tarafında büyük bir ağacın alında okunu yontup düzeltmekte idi. İsmail Aleyhisselâm, Babasını, görünce, ayağa kalkıp ona doğru vardı. Bir babanın, oğluna, oğlunun da, babasına yaptığı gibi, birbirlerine iştiyakla sarıldılar, kucaklaştılar, öpüştüler. [470] İkisi de, sevinçlerinden, öyle ağladılar ki, onların ağıtına, kuşlar bile ka- îtdılar. [471] İbrahim Aleyhisselâm: "Ey İsmail! Yüce Allah, bana, önemli bir iş emretti." dedi. İsmail Aleyhisselâm: "Rabb'ın, sana, ne emretti ise, onu, hemen yerine getir!" dedi. İbrahim Aleyhisselâm: "Sen, bana, bu işte yardım edeceksin." dedi. İsmail Aleyhisseiâm: "Ben, sana, yardım ederim." dedi. İbrahim Aleyhisselâm: "Yüce Allah, orada[472], Kendisi için[473], bir Beyt yapmamı, bana emr etti." dedi. [474] İsmail Aleyhisselâm: "Nerede?" diye sordu. [475] İbrahim Aleyhisselâm; çevresinden yüksekçe bulunan[476], gelen sellerin ba-samadığı, üzeri ufak taşlı[477] bir tümseğe işaret etti: "İşte, orada!" dedi. [478] İkisi birlikte Kabe'nin temellerini kazmağa başladılar. Âdem Aleyhisselâmın yapısının temeline kadar indiler. Temelde, her birini, ancak, otuz adamın kaldırabileceği veya kaldıramayacağı büyüklükte ve ağırlıkta taşlara rastladılar. Kabe'yi, o temel üzerinde yapmağa başladılar. [479] İsmail Aleyhisselâm, taş taşıyor, İbrahim Aleyhisselâm da, duvarları, örmeğe devam ediyordu. [480] Duvarlar, yükselince, İbrahim Aleyhisselâmın, uzanıp yerden taş alması ve onu, duvara kaldırması, güçleşti. [481] Bunun üzerine, İsmail Aleyhisselâm, bu gün (Makam-ı İbrahim) diye anılan taşı getirip İbrahim Aleyhisselâmın ayağının altına (iskele gibi) koydu. İbrahim Aleyhisselâm da, onun üzerine dikilerek yapı işine devam etti. [482] Beytullâh'ın yapısı sona erinceye kadar bu taş, köşelerde dolaştırıldı, durdu. İbrahim Aleyhisselâm, bu taşın üzerinde durmuş olduğu içindir ki, ona (Makam-ı İbrahim) ismi verildi. [483] İbrahim Aleyhisselâm, yapar, İsmail Aleyhisselâm da, ona, taş sunarken[484] "Ey Rabb'imiz! Tarafımızdan (kulluk armağanı olarak sunulan) şu hizmeti, kabul buyur! Şüphe yok ki, her şeyi, hakkıyle bilen Sen'sin Sen!" diyerek dua ederlerdi. [485] İbrahim Aleyhisselâm, yapı işini ilerletip bugün, Hacerülesved'in bulunduğu yere yaklaştığı zaman, İsmail Aleyhisselâma: "Bana, bir Taş getir ki, insanların, Kabe'yi, oradan tavafa başlamalarına bir alâmet ve nişan olsun!" dedi. İsmail Aleyhisselâm, bir taş bulup getirdi. Fakat, İbrahim Aleyhisselâm, onu, beğenmedi. [486] Cebrail Aleyhisselâm, Hacerülesved'i getirdi ki, Yüce Allah, Tûfan'da onu, Ebû Kubeys dağında muhafaza etmişti. [487] İsmail Aleyhisselâm, onu, görünce: "Babacığım! Sana, nereden geldi bu?" diye sordu. İbrahim Aleyhisselâm: "Cebrail, getirdi!" dedi. Hacerülesved'i, duvardaki yerine, Cebrail Aleyhisselâm, yerleştirdi. [488] Rivayete göre: Âdem Aleyhisselâm, Cennetten çıkarken, Hacerülesvedi yanında getirmiş, onu, Mekke'de yapacağı Beyt'e yerleştirmesi, Allah tarafından, kendisine emredilmişti. [489] Hacerülesved; Cennetten çıktığı zaman, kardan daha ak olduğu halde Âdem oğullarının müşrik olanları, onu, günahları ile karartmışlar[490], Cahiliyet ve İslâmiyet devrinde birbiri ardınca vuku bulan yangınlar da, onu, daha kara bir hale getirmiştir. [491] Hacerülesved; Kıyamet gününde, iki görür göz ve konuşur dil haline gelip dünyada kendisini İstilâm edenler lehinde şehadette bulunacaktır.'[492] İbrahim Aleyhisselâmla İsmail Aleyhisselâm, Kabe'yi yaparlarken, Cürhüm D.Âbir b.Sebe', b.Yaktan'ın çocuklarından yardım istemişler, onlar da yardım etmişlerdir[493] İbrahim Aleyhisselâm; Kabe'nin yüksekliğini: dokuz arşın; Uzunluğunu cephede: Hacerülesved Rüknünden Hatîm'in yanındaki Şam Rüknüne kadar otuz iki arşın; Enini: Şam Rüknü ile Garb Rüknü arasında yirmi iki arşın; Arka taraftan, Garb Rüknü ile Yemen Rüknü arasını otuz bir arşın; Yemen tarafındaki cephenin enini: Hacerülesved Rüknünden Yemen Rüknüne kadar Yirmi arşın yaptı. Dört köşeli olduğu için, Beytullâh'a: Kabe denildi. Âdem Aleyhisselâm in yaptığı Kabe'nin temeli de, aynen böyle idi. İbrahim Aleyhisselâm, Kabe'ye, yer seviyesinde bir kapı yeri bırakmıştı. Tübbaulhımyerî gelip kilidli ve halkalı bir kapı taktırıncaya kadar, Kabe, kapısız kaldı. Tübba' Kabe'ye, tam bir örtü de, örttürdü ve Kâbenin yanında kurban da, kesti[494] İbrahim Aleyhisselâm, Kabe'ye ne tavan yaptı, ne de, Kabe'nin inşasında çamur kullandı. Sâdece, taşları, birbiri üzerine dizdi[495] [466] Buharî-Sahih c.4 s.115, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59, Beyhakı-Delaılunnubuvve c.1,s.325. [467] EztaW-Ahbatu Mekke c.1,s.59, Taberî-Tarih c.1,s.l33. [468] İbn Haldun-Tarih, c. 2, ks.1, s,37. [469] İbn.Sa'd-Tabakat c.1,s.52. [470] Buharî-Sahih C.4.S.116, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59-60, Beyhakî-Delâilünnübüvve c.1,s.326. [471] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.6O, Beyhakî-Delâil c.1,s.326. [472] Buharî-Sahih c.4,s.116, Ezrakî c.İ,s.59, Beyhakî c.1,s.326. [473] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59. [474] Buharî c.4,s.116, Ezrakî c.1,s.59, Beyhakî c.1,s.326. [475] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59. [476] Buharî c.4,s.116, Ezrakî c.1,s.59. [477] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59. [478] Buharî-Sahih c.4,s.116, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59. [479] Ezrakî-Ahbaru Mekke d, s.60,62,63,64. [480] Buharî c.4,s.116, Ezrakî c.1,s.59, Beyhakî-Delâilünnübüvve c.1,s.326. [481] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59, Beyhakî-Delâil c.1,s.326. [482] Buharî-Sahih c.4,s.116, Beyhakî-Delâilünnübüvve c.1,s.326. [483] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.59. [484] Buharî-Sahih c.4,s.116, Beyhakî-Delâilünnübüvve c.1,s.326. [485] Buharî c.4,s.116, Ezrakî c.1,s.59, Beyhakî-Delâil c.1,s.326. [486] Ezrakî c.1,s.63, Beyhakî c.1,s.327, Halebî-lnsanüluyun c.1,s.256. [487] Ezrâkı-Ahbaru Mekke c.1,s.65, Halebî-İnsanüluyun c.1,s.256. [488] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.65, Beyhakî-Delâilünnübüvve c.1,s.327. [489] Yâkubî-Tarih c.1,s.6. [490] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.1,s.3O7, Tirmizî-Sünen c.3,s.294, Dârimî-Sünen c.1,s.372, ibn.Mâce-Sünen c.2,s.982. [491] Ezrakî-Ahbaru Mekke C.1.S.65-66. [492] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.1,s.3O7, Tirmizî-Sünen c.3,s.294, Dârimî-Sünen c.1,s.372, ibn.Mâce-Sünen c.2,s.982. [493] Belâzürî-Ensabüleşraf c.1,s.8. [494] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.64. [495] İbn.İshak, ibn.Hişam-Sire c.1,s.2O5, Ezraki-Ahbaru Mekke c.1,s.66. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/200-203 |
benim bildiğim kadarıyla sadece kuranda kabeyi ibrahimin yaptığından bahsediliyor.başka kaynak yok sanırım.
|
Sn. ayejj,
"Kabeyi kare şeklinde yapmaya çalışmışlar zannımca. " Yüksekliğini ve derinliğini de verdiğinize göre küp demek istediniz herhalde. |
Alıntı:
Bu konuda kendi görüşlerini-mümkünse başkasından yardım almadan- kendi cümlelerinle yazarsan daha yararlı olacaktır. Bence başarabilirsin. |
Alıntı:
Şimdi kare olduğunu varsayarsak o zaman neden kare sorusu gelir akla? Şahsi kanaatim karenin ''Rab'' ismini sembolize etmesidir.Zaten ''murabba'' kare demektir. diğer kanaatimde üç tane sütunla birlikte 4*3=12 burdan başka sembollere ulaşılabilir. |
Birde Kabe'yle ilgili şu duruma dikkat etmek gerekir.Ebrehe ordusuyla birlikte kabeye saldırdığında Allah kabeyi Ebrehede ve onun ordusundaki filden korumuş. Bunu ''Fil Suresi'' nden biliyoruz.
Bu olaylar olduğunda Muhammed' in daha doğmadığınıda biliyoruz. O dönemde Kabenin içi putlarla dolu olduğuna göre Allah neden orayı korumuştur ? ? ? İşte bunun bilmiyoruz. |
Alıntı:
iletimi dikkate alıp okuduysan öğrendiğin yeni şeyler olmuştur mutlaka ne yani tarihi benim mi yazmamı bekliyorsun tabiki bu konuyu araştırmış ve yazmış birinin yazısını sana sunucam bu konuyla ilgili nasıl görüş belirtilir bana öğretsene sadece soru şu İbrahim Kabe'yi Yapmış Olabilir Mi? sen görüş belirt bakalım |
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:55 . |