Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Felsefik Tartışmalar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=148)
-   -   Tanrının Varlığının Yegane İspatı Ruhun Keşfidir (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1536)

pante 19-01-2006 02:44

Tanrının Varlığının Yegane İspatı Ruhun Keşfidir
 
İnsanoğlu varlığının bilincine eriştiği tarihin ilk dönemlerinden itibaren kendisini,yaşamı,ölümü,dünyayı ve kainatı sorgulamaktadır..

Tarihin her döneminde bu sorgulama , ama ilkel düzeyde ama az çok bilimsel anlamda Tanrı fikrini oluşturmuştur..

Filozofların büyük çoğunluğuna göre ise Tanrı fikri her insanda bir şekilde bulunmaktadır..

Ölüm olayıyla birlikte bir ot gibi ebediyyen yokolmayı kabullenemeyen insan , özünde var olan bu Tanrı fikrine bir kurtarıcı, ölümden sonra da hayat verici ve sonsuzluğa kadar yaşatıcı olarak sarılmıştır..

İlkel dönemlerde doğa olaylarına,güneşe,yıldızlara ,aya ,daha sonra çok tanrılı dinlere ve son aşamada ise tek tanrı düşüncesine ulaşılmış ve bu zaman içinde gerek dinler ve peygamberler gerekse filozoflar vasıtasıyla tanrı fikri olgunlaşmış ve nitelik değiştirmiştir..

Tanrı inancını yanlış bulan ve maddeci olan ateist düşünceler, yüzyıllar öncesinden , bilimin ilerlemesiyle tanrı fikrinin ve dinlerin ortadan kalkacağını söylemelerine karşın,bugün bilimin geldiği noktada dahi dinlerin zayıfladığı söylense de Tanrı fikrinin zayıfladığı söylenemez..

Ancak ne bilim ne de düşünürler Tanrının varlığını ya da yokluğunu kesin olarak kanıtlayamamışlardır..

Kainatın başlangıcı hakkında Tanrının varlığıyla ilgili somut bir delilin de ortaya konulması bilimsel anlamda imkansız gibi görünmektedir..

Tanrının varlığını ispatlayacak ve belki de bilimin kanıt bulabileceği yegane yol ruhun varlığının tespitidir..
Ruhun varlığı ve ölümden sonra da varlığını koruduğunun ispatlanması halinde Tanrı kavramı üzerindeki şüpheler büyük ölçüde ortadan kalkacaktır..

sodomo 19-01-2006 17:36

tamamda neden tanrının varlığını ispatlamaya çalışıyoruz ki ? ruhun varlığı ispatlanamaz biz buna "can" diyelim daha doğru çünkü "ruh" dersek kendi içimizde ayrı bir ontolojik bir varlık varmış gibi düşünürüz ki bu yanlış bir sonuca götürür bizde mevcut olan "can" dır ve bu bizim "canlı" olmamızla ilgilidir ve bedenden ayrı değil iç içedir ne demiş Mevlana; "can bedenden, bedende candan ayrı değil ama kimseye canı görmeye izin yok"

19-01-2006 17:42

Tanrinin varligi ispatlanirsa bu dinlerin dogru oldugu anlamina gelirmi?
Hic zannetmiyorum!

Hoca

sodomo 19-01-2006 17:48

kim ispatlayacak ? bilim mi? güldürmeyin beni dünyanın en cahil kurumudur bilim ve bilim adamlarıda dünyanın en cahil insanları. Geçenlerde ispatladılar "tuz" iyi bir koruyucumuş hayvan et ve derileri için
tamamda binlerce senedir insanlar zaten tuz ile koruyorlardı etleri çürümekten.....

sodomo 19-01-2006 17:52

haa bir de sirke ateşi düşürüyormuş :)

pante 19-01-2006 18:35

Adına ister ruh densin,ister can..Bütün dünya dillerinde bu kavramı ifade eden terimler mevcuttur.İlkçağlardan itibaren de insanlığın düşünce platformu içinde yerini almıştır..
İyonya okulunun kurucusu Tales,ruhu bedene hayat veren bir güç olarak tanımlıyor ama onu su gibi bir sıvı olarak nitelendiriyordu..
Aneksimenes ruhu sıcak hava gibi birşey olarak düşünüyor,Herakleitos da bedenden ayrı bir ruha inanıyor onu ateşten bir madde olarak canlı,akıllı ve ilahi olarak tanımlıyordu..
İlkçağ felsefesinde ruhu maddeden ayrı bir güç olarak ve ince,latif bir nesne olarak düşünen ilk filozof Anaxagoras'tır.
Pisagor,ruhun ölümsüzlüğünü , bedenin ruh için bir hapishane gibi olduğunu söylüyor ve reankarnasyon inancını dile getiriyordu..Ona göre ruh bir sayı,bir ahenk bir armoni idi.."Bir sayıların ilkini ve sonsuzluk ise boyutunu ifade eden ve kainattan ayrı,bağımsız kavramlardır.Kainat yokolsa dahi bir ve sonsuzluk varlığını sürdürür"

Eflatun'a göre ruh ezeli ve ebedidir.Dünya alemi ile ideler alemi arasında köprü görevi görür.Bedenden öncedir ve bedenden üstün yaratılmıştır.Beden ruh için ancak bir araç ve binektir.Ölümle birlikte ruh başka alemde yaşamayı sürdürür.Ruhların tekamülünü savunur.

Aristo'ya göre ruh bedenden önce değil ,babadan meni ile birlikte gelen aktif bir cevherdir.Ancak ruhun bir cisim değil akıl gibi bir ilahi varlık olduğunu söyleyen Aristo bedenden önceliği yoktur demesiyle çelişmektedir.Çünkü ilahi olan varlığın ezeli ve ebedi olması gerekir.
Aristo Ruh göçüne ve reankarnasyona efsane gözüyle bakar.

İslam felsefesinde ruhla ilgili görüşlere sonra yer vereceğim..
Bu arada Sodomo'ya "ister beğen ister beğenme ama bilimden başka yol yok",
Hoca'ya ise "Tanrının varlığı ispatlanırsa büyük dinsel devrimler yaşanır-Bugünkü dinlerin hepsi silinir veya reformize olur" diyorum..

pante 19-01-2006 20:22

İslam filozoflarının ilki olan Kindi'ye göre , güneş ışıklarının güneş kaynaklı olması gibi , ruhlar da tanrı kaynaklıdır.Beden öldükten sonra ruh tanrıya geri döner.Tanrıya aşikar olan herşey ruha da aşikar olur ve tüm kainatı ve varlıkları tanrı gözüyle görür..

Farabi'ye göre bitkilerin,hayvanların ve insanların ruhu farklı düzeylerde ve fonksiyonlardadır.İnsan bedeninin biyolojik yaşamını sürdürmesi için nasıl ihtiyaçları varsa ruhun da ahlaki olgunlaşmayı sağlayabilmesi için gereksinmeleri olduğunu belirtir..

İslam felsefe kadrosu içinde ruh konusunu en derin olarak inceleyen,araştıran,muhakeme eden İbni Sina'dır..Onun bu alanda koyduğu görüş ve teoriler,günümüz modern tıbbının psikologları tarafından hayranlıkla izlenecek olgunluktadır..
İbni Sina'ya göre ruh bedenden bağımsız manevi bir cevherdir.Bedenin ruha ihtiyacı olmasına rağmen, ruhun bedene ihtiyacı yoktur..

KANITLAR

1- Benlik :
İnsan kendinden veya yaptığı hareketden bahsederken " Ben yaptım " ,
" Ben gittim" vs. der.Buradaki "Ben" tanımıyla maddi varlığını değil,manevi varlığını tanımlar..

2-Birlik :
Birbirinden çok farklı ve birbirine zıt fenomenler arasında dahi bir birlik ve uyum vardır.Sevinç-Üzüntü,Sevgi-Nefret gibi psikolojik halleri uzlaştırıp dengeleyen ve yerine göre kullanan ruhtur.

3-Süreklilik :
İnsanın gerek dış dünyası gerekse fizyonomik,fizyolojik ve psikolojik varlığı değişime,gelişime ve bozuşuma uğradığı halde,geçmişiyle geleceğiyle birlikte bir bütün olarak "ben"sahiplenmesi vardır.Yani çocukluğundaki "ben", gençliğindeki "ben" ve geleceğindeki "ben" aynıdır ve bu ruhtur..

pante 19-01-2006 22:28

Kanıtlara Devam:

4- Uçan Adam Kanıtı :
Dünyadan tamamen soyutlanmış-habersiz olarak uzayda bir insan meydana geldiğini düşünelim.Tüm organları ve aklı yerinde olsun.Ama tüm duyu organları kapalı ve dış dünya ile irtibatı kesik olsun.Duymuyor,görmüyor,tadamıyor,koklayamıyor,dok unamıyor..
Bu insan birşeyin farkındadır.Kendi varlığının..
Bu şuur,bu bilinç , manevi bir cevher olan ruhtan başka bir şey değildir..

5- Maneviyatı Algılama :
Ruh , maddeden bağımsız olan tümelleri algılar.
Ruh , bu algılama için herhangi bir organa ihtiyaç duymaz.
Ruh , zıtları ve çelişkileri birlikte algılayıp , zıt ve çelişik olduklarını aynı anda değerlendirir.

Bilimin de son olarak eriştiği ve foton adını verdiği, şimdiki verilere göre maddenin özü mahiyetinde olarak bildiğimiz, ışıklı enerji zerreciklerinin sahip olduğu enerjiyi meydana getiren bir “Öz”dür “Ruh”!.. Yani, Evrensel Kuantsal bütünlük!

Evrenin her zerresi “Ruh”la ve “Ruh”tan meydana gelmiştir..

“Ruh” olmadık hiç bir zerre mevcut değildir... Zira; zerre, “kuant” onunla mevcuttur!..

Her ışıklı zerrecik, hareketini sağlayan enerjiyi “Ruh”tan almaktadır...

Dolayısıyla evren, ilk varolduğu andan itibaren “Ruh”a sahip ve “Ruh”la kaim olmuştur; kâinatın yokoluşuna kadar, yani kıyâmete kadar da sahip olacaktır...

Dini tâbirle, “Ruh” ile kâinat yaradılmıştır... “Ruh” ile kaim ve var olan varlıkta gerçeği itibarıyle asla yok olma düşünülemez...Şuur” kaynağıdır...

Yani, evrende mevcut bulunan her nesnede birimsel ölçüde bilinç vardır... Ancak bilelim ki, bilinç bölünür ve cüzlere ayrılır bir şey değildir.

Dolayısıyla kâinatta var olan her hareket asla tesadüfi olmayıp, taşıdığı “Şuur”un sonucu olarak, bize bugün düzensizmiş gibi gözükse de, gerçekte düzenli hareketler göstermektedir...

”Şuur”suz sanılan hayvanlar veya cisimler veya zerrecikler dahi, taşımakta oldukları birimsel bilinç dolayısıyla gerçekte, belirli bir düzen içinde hareket etmektedirler... Ancak, kendileri bu durumu idrak edecekleri bir sistemden, yapıdan öte oldukları için; bu özelliklerini kendileri bilememekte; biz dahi beş duyumuzun kaydında kaldığımız sürece onların bu durumunu idrak edememekteyiz...

19-01-2006 23:34

Panteidar,
“Ruh” olmadık hiç bir zerre mevcut değildir... Zira; zerre, “kuant” onunla mevcuttur!.. demişsin.

Yani herşeyin ruhu vardır diyorsun. Yani yediğimiz yiyecekte, içtiğimiz suda, ve diğerlerinde.

Biz bu yiyecekleri yerken onların ruhlarını da yiyor muyuz? Bu ruhlar bizim ruhumuza katılıyorlar mı.

Tırnağımızı kesince, kesilen parçadaki ruhlar bizim ruhumuzdan eksilmiş mi oluyor?

pante 20-01-2006 01:18

Mamuli;
Güzel tespit etmişsin..
Alemde ruhtan ya da onun değişik şekillerinden başka bir şey var mı?
Herşey de o var!!
Sonsuz sayıda!!
Tabi nitelikli olanı var..Niteliksiz olanı var..Kudretli olanı var..Kudreti olmayanı var..İçkin olanı var..Aşkın olanı var..Pasif olanı var..Aktif olanı var..Bu böyle uzar gider..
Tüm elementler hidrojenden türemedi mi?
Tüm varlıklarda elementlerden ve moleküllerden..
Katı..Sıvı..Gaz.. Hepsinin kökeni aynı..
Madde ve enerji ...
Maddeyi enerjiye dönüştürebiliyoruz..
Enerji maddeye dönüştürülebildiği anda Tanrısal kudrete erişmiş olur insanoğlu..
Ya da o anda kıyamet kopar..Çünkü bilinmeyen bilinmiş , bulmaca çözülmüştür..


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:41 .