Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Vahdet-i Vücud ve Derin Felsefesi... (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15631)

nogada 24-12-2009 13:47

Vahdet-i Vücud ve Derin Felsefesi...
 
VAHDET-İ VÜCUD

Tasavvufta, varlığın birliğini savunan öğreti. Muhyiddin İbn Arabî tarafından sistemleştirilen öğreti, sadece Allah'ın varlığının zorunluluğu temeli üzerine kuruludur. Benimseyen mutasavvıflarca tevhidin en yüksek yorumu sayılan öğreti, diğer bazı mutasavvıflar tarafından fenâ makamında kalmanın ortaya çıkardığı bir yanılgı olarak nitelenir. Bazı İslâm bilginleri ve hukukçuları ise, tüm varlıkların tanrılaştırılması anlamı taşıdığı gerekçesiyle küfürle suçlarlar.


Devamı için.

eylemsel 24-12-2009 20:19

Vahdet-i vücud öğretisi, Allah'ın varlığının zorunluluğu ilkesine dayanır. Buna göre özü gereği varolan varlık (vücud) birdir ve bu da Allah'ın varlığıdır. Bu varlık zorunlu (vâcib) ve öncesizdir (kadim, ezelî). Çokluk, parçalanma, değişme ve bölünmeyi kabul etmez. Biçimi (suret), sınırı (hadd) yoktur. Buna mutlak varlık (vücud-ı mutlak), saf varlık (vücud-ı baht) adı verilir. Mutlak varlık, varlıklar dünyasına nisbetle bir ayna gibidir, anlaşılır ve duyulur tüm nesneler onda görünür; diğer bir ifadeyle Allah zatı ile değil ama fiil ve sıfatları ile tüm varlıklarda, mutlaklık özelliğini yitirmeksizin ve kesinlikle değişime, bozuluşa uğramadan görünür (tezahür eder). Bu nedenle varlıklar da onun aynâsıdır. Tüm evren, Allah'ın varlığı nedeniyle var olur. Öyleyse evren Allah'ın dışlaşmış biçimi (zahiri), Allah da evrenin özü, gerçekliğidir (batını).

Evren gerçek bir varlık değil, gölge bir varlıktır. Gölge, kendisinin varlık nedeni olan kişi ya da nesnenin varlığından başka bir varlığa sahip olmadığı gibi, evren de Allah'ın varlığından başkâ bir varlığa sahip değildir. Nesnelerin görünen varlığı, hayali bir varlıktır. Nesneler sürekli değişmekte ve bozulmaktadır. Bir anda varmış gibi görünen suretin yerini, bir sonraki an başka bir suret almaktadır. Bu nedenle, insanın nesnelerin gerçekliğine hükmetmesi, duyularının bu sürekli değişimi algılamakta yetersiz kalışındandır. Evrenin varlıkla ilişkisi, su buharı, bulut ve karın su ile ilişkisi gibidir. Bulutun ve karın varlığı, hayali bir varlıktır. Bunların suyun varlığından başka bir varlıkları yoktur. Her biri, suyun bizim duyumlarımıza göre aldığı bir suretten başka bir şey değildir. Hayati olmayan, gerçek olan ise, bunların aslı olan sudur. Çünkü biçimleri değişmiş bile olsa, suya özgü gerçeklikle vardırlar. Eridikleri ya da yoğunlaştıkları zaman, ortada yalnız gerçek olan su kalır


sayın nogada

Alıntınızdan kopyaladığım bu yazınızda şunu fark ettim. Birşeyleri anlamak için Antik yunan filozoflarını okumak yeterliymiş. Yukardaki yazı tamamen Platon kokuyor. Her ne kadar islam tasavufu bagımsız bir oluşum gibi kendini göstermeye çalışsada gerçekler ortada.

Bu durumu meşrulaştırmak içinde Antik yunan filozoflarından bazılarının-Sokrates,Platon gibi- yüryüzüne gönderilmiş(sayısını hatırlamıyorum)peygamberlerden olduğu söylentisi yayılmış.

Meşruluklarını ispatlamak için böylesine saplantılı bir şekilde sahiplenmeleri aksine meşru olamadıklarını gösteriyor.

Khaos 24-12-2009 20:35

deliliniz nedir.
bütün bu sözler tamamen kurgu.
kendi içinde tutarlı yada değil bu önemli de değil.
ancak;
bu anlatının delili nedir.
bu bilgi hayalgücünden başka neye dayanıyor.

eylemsel 24-12-2009 21:07

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 274238)
deliliniz nedir.
bütün bu sözler tamamen kurgu.
kendi içinde tutarlı yada değil bu önemli de değil.
ancak;
bu anlatının delili nedir.
bu bilgi hayalgücünden başka neye dayanıyor.

Bu söyleminiz kimin için. Üzerime alınmam gerekiyor mu?

Khaos 24-12-2009 21:16

eh be eylemsel
elbette senin için değil.
ne diye üzerine alınacaksın.
tanrının her bir atomun neresine saklandığını bildiklerini iddia edenlere bu bilgiyi nerden aldıklarını sordum be arkadaşım.

frodo 24-12-2009 21:40

Kuruyemiş canavarı sayılırım. Geçenlerde badem geçti elime. Afiyetle öğütürken bademin insanoğlunun diyetine nasıl katıldığını merak ettim. Araştırınca bademin ilginç hikayesini öğrendim. Oysa o leziz tadıyla ne kadar da masum görünüyordu.

Gerçekte yaban bademi inanılmaz zehirli ve insan sağlığına zararlı bir ürünmüş. Hatta Hitler'in meşhur gaz odalarında kullanılan sarin gazının temel maddelerinin bazılarını doğal halde içermekteymiş. Ancak yaban bademinde rastlanılan bir mutasyon acılığını ve zehirini veren proteinin üretimini engelleyince badem yenebilir bir ürün olmaktaymış ve bugün tükettiğimiz badem bu mutasyona uğramış bademin evcilleştirilmesi ile elde edilmiş.

Bunları öğrendikten sonra bademi daha çok sever oldum.

Bademin başlıkla ilgisi ne diye soracak olursanız; sevgili nogada:

Alıntıladığınız yazıda bahsedilen vahdet-i Vücud bademini yerken ne olur tarihçesine de bakın. İpuçlarını sevgili eylemsel vermiş. Daha derine inmek (örneğin bademin Tutankhamon'un mezarında bulunması gibi) isterseniz Büyük İskender'e, helen düşünüşünün yayıldığı ve etkilediği coğrafyalara, islam bu coğrafyalara egemen olmadan buralarda etkin olan Platon felsefesine zevkli bir yolculuk yaparsınız.

Evet tarihini bilince badem daha tatlı oluyor..

Selamlar.

nogada 24-12-2009 21:41

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 274252)
eh be eylemsel
elbette senin için değil.
ne diye üzerine alınacaksın.
tanrının her bir atomun neresine saklandığını bildiklerini iddia edenlere bu bilgiyi nerden aldıklarını sordum be arkadaşım.

Sayın anarchist...

Ben zaten ilgi ve merak duyduğum bir konuyu forumda paylaşma amacıyla,burada yayınladım.Bir şey ispat etme niyetinde değilim.Bu şeyleri iddia edenleri arıyorsanız Muhyittin-i Arabi ile konuşmanız gerek,fakat şu an dünyada değil.

Saygılarımla...

Khaos 24-12-2009 22:22

sayın nogada
kendisi olmasa da mecburiyetten muhibleri dünyada değil mi.
tüm idealistlerin ortak yönü nedir bilirmisiniz.
akılla başladıkları tüm tartışmaların sonunda akılı ve hatta maddeyi inkar edebilecek konuma gelmeleridir.
arabi panteizmi de sizi kurtaramaz.
kitleler bu tarz süslü cümleleri ilginç bulabilir ama idealizmin hiç bir ürününün materyalizm karşısında tutunabilme şansı yok.
bunu artık bir an önce görseniz de şu savsatalardan yakanızı kurtarıp materyalizmin aydınlığıyla aklınızı kurtarsanız diye umuyorum.

israil 25-12-2009 01:51

bir bilgi olmalı.
düşünen insan duramaz.
bilginin başı-sonu varsa eğer olur. bu bilgi de geçerlidir.
ortaya bir bilgi atarsınız: işte bu bilgi zamansız, mekansızdır. nereye bakarsan bak
bu bilgi orada var. bu bilginin başını aramayı bırakalım....

muhittin arabi'nin bilgisi bu bilgilerden.
muhittin arabiden öncekilerde varmış, sonra hep var... bilgi tanrıymış.

bilgi şu anda da var, her yerde. herkesten öğretmenlik ve aynı anda öğrencilik yapıyor.

Khaos 25-12-2009 02:15

iki denizin birlşetiği yerdeki arkadaş.
insanın aklından her geçene bilgi mi denir.
göz var mizan var.
haylgücü ile bilginin de bir farkı var değil mi.
mesela çocuklara hem masal anlatırız hemde bak bu sadece masal gerçek değil deriz değil mi.
ee o halde.
bu da büyüklere masal tadında.
aslında güzel hoş.
kim istemez bizi yaratan ve sonsuza kadar yaşatacak bir babamız olsa sırtımızı ona dayasak değil mi.
ama bunlar pembe düşler.
gerçek ise biraz acı tabiyatıylan.
doğa bizi yarattı ve tanrı gibi sonsuza kadar da varetmiyor.
benim de pek işime gelmiyor ama ne yapayım çocukken de masalları sevmezdim.
sen allaha sırtını daya ben de acı da olsa gerçeği kabullenmeye.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:08 .