![]() |
Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür. Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir. => Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı Forumumuzda daha önce bu konu >şu başlıkta< tartışılmıştır. 1. Mucize İddiası 2. Ayet Yorumundaki Tutarsızlıklar 3. İddianın Tutarsızlığı 4. Sonuç 1. Mucize İddiası
2. Ayet Yorumundaki Tutarsızlıklar Mucize yalancılarından aynen alıntıladığımız yukardaki metni dikkatlice okuyunuz. Başta 3 ayet veriliyor ve ardından bir takım bilimsel açıklamalar yapılıyor… Fakat bu 3 ayetle verilen bilimsel ayrıntılar arasında en ufacık bir bağlantı yok! Söz konusu ayetlerde sadece ”göklerle yer arasındakiler” ifadesi geçmekte… ”Yedi Kat Gök ve Atmosferin Katmanları” makalesinde açıkladığımız gibi aynı mucize yalancıları Kuran’da geçen gök/gökler kelimesini duruma göre bazen ”evren” bazen de ”Dünya’nın göğü/atmosfer” olarak yorumluyorlar. Burada işlerine birincisi gelmiş olacak ki ”evren” olarak yorumlamaktalar. Peki neden bu ayetlerde ”gökler”den kastedilen ”Dünya’nın göğü/atmosfer” olmasın; hiçbir açıklama yok? Eğer ”Dünya’nın göğü/atmosfer” kastedilmiş olsaydı ”göklerle yerin arasındakiler” yeryüzünün üstündeki herşey “dağlar-taşlar, ırmaklar, ağaçlar” olurdu ve yukardaki mucize yalanı suya düşerdi. Mucize yalancıları bu ayetlerde geçen ”gökler” kelimesini evren/kâinat anlamında kullanmakta ve ”yer ile gök arasındakiler” ifadesini de henüz 20. yüzyılda keşmedilmiş olan ”yıldızlar arası galaktik maddeler”e bir işaret olarak görmekteler! Peki Kuran’dan önce yazılmış herhangi bir şiirde-destanda-efsanede ”gökler ile yer arasındakiler”in yaratılışından veya oluşumundan bahseden bir cümle görürsek bu eserin de tanrı sözü olduğuna mı kanâat getirmemiz gerekecek?
Yukardaki ayette bize gerçekten de ”Yıldızlar arası galaktik maddeler”e güzel davranışlarla davranmamız mı tavsiye edilmekte? 3. İddianın Tutarsızlığı Kaldı ki Kuran’da zaten ”Dünya’nın göğü” ile ”evren” arasında bir ayrım yapmak mümkün değil. Çünkü Kuran’daki evren anlayışına göre bütün kainat düz tepsi/döşek şeklindeki yeryüzünden ve bu yeryüzü üzerine kurulmuş, yıldızlarla süslenmiş göklerden ibaret (bkz: ”Evrenin Genişlemesi” – ”3. Kuran’daki Evren Algısı”). Son derece basit bir biçimde gözlerimizi kapatıp bir an için tüm evreni ve Dünya’yı hayâl edelim. Acaba hangi şartlar içerisinde “yer ile gök arası” şeklinde bir kavramı telâffuz edebiliriz? Ya da bugünkü bilgi ve gözlemlerimizle “yer ile gök arasında olmak” diye bir tabir kullanabilir miyiz? RESİM İÇİN => TIKLA Düz bir Dünya tahayyül etmeden ve onu çevreleyen kubbe şeklinde bir evren hayâl etmeden ”yer ile gök arasındakiler” diye bir tanım yapma imkânı yoktur. Böyle bir düşünce ileri sürebilmek için Dünya’dan göğe bakmamız gerekmektedir. Dünya’yı bir merkez, gökleri de onu çevreleyen bir kubbe olarak tasavvur etmeden böyle bir şey söylemek olası değildir. Yukarıdaki (sadece Samanyolu’nu gösteren) grafiğe bir göz attığımız zaman ne yaparsak yapalım bir tarafta evren bir tarafta Dünya ve ikisi arasındakiler şeklinde bir konum ortaya koymamız mümkün değil. Peki Kuran ”yer, gök ve ikisi arasındakiler” diye bir ifadeye nasıl yer verebilmektedir? Cevap çok basittir aslında.. Kuran yazarları 7. yüzyılın bilgisiyle göklere bakmaktadırlar ve bulundukları yerden Dünya onlara düz ve gökler kubbe olarak görünmektedir. Böyle olunca da ”yer, gök ve arasında olanlar” görülebilmektedir. Dolayısıyla bunu dile getirmekte bir beis görmemişledir. Aslında bu gözlem o devrin bilgi düzeyine paraleldir. Merkez kabul edilen Dünya ve onu çevreleyen kubbe biçiminde gökler ile ikisi arasında yer alanlar… 7. Yüzyıl için anlaşılır olan bu olguda bir mucize arayabilmek 21. yüzyılda başlı başına bir ”mucizedir” aslında…
4. Sonuç ”Gökler ile yer arasındakiler” ifadesiyle günümüzün bilimsel sonuçları arasında bir ilişki kurmak mümkün değildir. İlgili ayetler mucize yalancıları tarafından hiçbir gerekçe sunulmadan ve keyfi olarak yorumlanmaktadır. Bu yorum ancak bütün kâinatın, üzerinde yaşadığımız düz tepsi şeklinde Dünya’dan ve bu Dünya üzerine kurulmuş göklerden ibaret olduğunu varsayarak kullanılabilir. |
Uzay bilimi gelismeden once bu ayeti din adamlari nasil yorumluyorlardi? Simdi nasil yorumluyorlar?
Nasil olsa bilim adamlari ugrasiyor arastiriyor, din adamlari da o arastirmaya bir ayet uyduruyor gerisi cahil halka sunmak kaliyor. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:00 . |