![]() |
Denizlerin Birbirine Karışmaması
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür. => Denizlerin Birbirine Karışmaması Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir. Forumumuzda daha önce bu konu >şu başlıkta< tartışılmıştır. Metnin hazırlanmasında özellikle sayın arsenic'in (bilgisi dahilinde) yukarda linklenen başlığın 22. sayfasındaki iletisinden de faydalanılmıştır. 1. Mucize İddiası 2. Ayetlerin Yorumu 3. Bilimsel Açıdan ”Denizlerin Karışmaması” İddiası a. İddianın Geçersizliği b. Cebelitarık Boğazı 4. Kuran’dan daha Eski Kaynakların Varlığı 5. Kaptan Coustea’nun Müslüman Olduğu Yalanı 6. Sonuç 1. Mucize İddiası Önce bu meşhur mucize yalanını orijinal haliyle okuyalım:
2. Ayetlerin Yorumu Mucize iddiacılarının dayandığı ayet -yukarda görüldüğü üzere- Rahman 19 ve 20′dir.
İslam alimlerince bu iki ayetin çok farklı yorumları yapılmıştır. Kimisi Furkan/53′e uygun olarak Rahman/19-20′de de karışmayan denizlerin tatlı ve tuzlu sular olduğunu söylemiş kimisi Rahman/19-20′yi diğer ayetten bağımsız ele alarak bu ayette belli ve somut bir coğrafi noktanın kastedildiğini yazmıştır. Tefsir edenin yorumuna göre ”birbirine karışmayan denizler” somut iki ırmak, somut bir ırmak ile belli bir deniz veya genel olarak tatlı ve tuzlu sular olabilmiştir. Birçok alim ise her iki ayeti de mecazi olarak ele almıştır. Örneğin Abdullah b. Abbas’a göre iki denizden kasıt ”göklerdeki deniz ile yerdeki denizdir”. Yine farklı bir yoruma göre iki denizden aslında ”hayır ve şer yolları” kastedilmiştir ve aralarındaki engel ilahi tevfiktir.(1) Kısacası ayetlerin anlamı ve yorumu hiç de mucize iddiacılarının ima etmek istedikleri gibi açık ve net değildir. Daha da ilginci mucize iddiacılarının yukarda alıntıladığımız metinde tam olarak neyi kastettiklerini söylemeyişleridir. Tam olarak hangi iki deniz birbiriyle karışmıyor bu iddiaya göre? Veya genel olarak tatlı ve tuzlu sulardan mı bahsedilmekte? Bu sorulara somut yanıt vermekten itinayla kaçınılmış ve sadece ”denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi” gibi ifadeler kullanarak bilimsel bir kesinlikten bahsediliyor izlenimi verilmek istenmiştir. Ancak aşağıda görüleceği üzere ister somut iki deniz için ister genel olarak tatlı ve tuzlu sular için ele alalım bu iddianın bilimsel açıdan hiçbir geçerliliği yoktur. Aksine eğer ayeti gerçekten de mecazi değil de lafzi manâsıyla ele alırsak bu iddia Kuran’ı çürütmektedir. Çünkü Dünya’nın hiçbir yerinde aralarında ”adeta bir duvar” varmışçasına birbirine karışmayan denizler yoktur. 3. Bilimsel Açıdan ”Denizlerin Karışmaması” İddiası a. İddianın Geçersizliği Yüzey gerilimi su moleküllerinin birbirine çekim kuvveti uygulamasıyla oluşur. Üç boyutlu düşünürsek suyun ortalarındaki bir molekül her yönden çekim kuvvetine maruz kalır ve dengededir. Ancak su yüzeyindeki moleküller iç kısımdan çekilirken dıştan kuvvet etkimediğinden -hattâ hava basıncını da eklersek- içeri doğru çekilir ve itilirler. Dolayısı ile tüm sıvılarda olan bu yüzey gerilimi sıvılara toplu durma eğilimi kazandırır. Bir su damlasının boncuk gibi durmasının, birbirine çok yakın iki su damlacığının hemen birleşmesinin, deniz yüzeyinin bir jelatin gibi durmasının, ince kaplarda suyun bombeli durmasının (kapilarite) nedeni budur.(2) Eğer tuz, su ile kimyasal reaksiyona girip bileşik oluştursaydı ve bu madde suda çözünmeseydi suyun yüzey gerilimi ve oluşan maddenin (sıvı olduğunu varsayarak) yüzey gerilimi durgun suda(!) önem arzedecekti. Ancak denizler arasındaki güçlü akıntılar ve dalgalar sebebiyle bu farazi durumda bile bir sınır oluşmazdı. Denizleri dalgasız ve akıntısız düşünürsek de oluşan sınır, dünya yüzeyine dik değil oluşan maddenin ve suyun yoğunluklarına göre biri altta diğeri üstte olacak 2 sıvının ayrı ayrı kendi yüzey gerilimlerinden oluşan hat, bu sıvılar arasında yer yüzeyine yatay bir sınır olacaktı. Yani denizlerin üstü tatlı su, altı da tuzlu su olacaktı. (bardaktaki su-yağ heterojen karışımı gibi) Ancak su ile tuz zaten bileşik oluşturmaz! Tuz, su içerisinde sadece iyonik olarak çözünür. Bu sebeple denizlerin içerisinde tuz, homojen olmak için sürekli difüzyon eder. Bu difüzyonun en yoğun olduğu yerler tuz oranı düşük ve yüksek olan suların buluştuğu yerlerdir. Ancak bunu keskin bir sınır ile ifade edemezsiniz. Eğer denizlerin birbirine karışmadığını iddia ediyorsanız denizler arası akıntıları da inkar ediyorsunuz demektir. Ama denizler arası akıntılar bilinen bir gerçektir. Denizler arasındaki akıntıların (yani karışmalarının) başlıca nedenleri aşağıdadır. 1.Gelgitler, 2.Denizler arasındaki yükseklik farkı (yağışlar, buharlaşma ve akarsular nedeniyle), 3.Denizler arasındaki sıcaklık farkı, 4.Denizler arasındaki tuzluluk farkı, 5.Rüzgar, Denizlerdeki tuz sürekli difüzyon halinde olmasına ve sürekli dalga ve akıntılarla karışmasına rağmen neden tuzluluk oranlarında ufak da olsa fark vardır? Çünkü denizlere sürekli bir su girdisi ve çıktısı vardır. Örneğin Karadeniz.. Akarsuların bolluğu, yağışın fazla ve buharlaşmanın az olması nedeniyle tuzluluk düşüktür. Ancak Kızıldeniz’e baktığımızda akarsuların azlığı, yağışların çok düşük olması ve buharlaşmanın çok fazla olması nedeniyle tuzluluk diğer denizlere göre yüksektir. Eğer denizler karışmasaydı Kızıldeniz’in kuruyup bitmesi gerekirdi. http://img692.imageshack.us/img692/4...smucizesi1.png Tuzluluğu etkileyen etmenler şunlardır: 1. Akarsular, 2. Buharlaşma, 3. Yağışlar, 4. Eriyen Buzullar, 5. Denizler arası akıntılar, İşte denizlerin tuzluluğu bu yukarıda sayılan etmenler ve tuzun difüzyonu etkisiyle belli bir tuzluluk oranında dengelenir. Bu, o denizin ortalama tuzluluk oranıdır. Sonuç olarak: Denizlerin birbirine karışmadığını iddia etmek fizik, kimya, coğrafya bilimlerine tecavüz anlamına gelir. Birbirine karışmayan komşu denizler yoktur. Ancak yukardaki sebeplerden bu karışım bazı bölgelerde daha yavaş ve daha düşük oranda gerçekleşmektedir. Fakat karışmama, ”görünmez duvarla birbirinden ayrı durma” gibi olgular kesinlikle söz konusu değildir. b. Cebelitarık Boğazı Mucize iddiacılarının ”denizlerin karışmaması” konusunda verdikleri meşhur örneklerden biri de Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nu birleştiren 60 km uzunluğundaki Cebelitarık Boğazıdır. TÜBİTAK’ın bu soru üzerine resmi internet sitesinde verdiği kısa ve net cevap: ”Karışmama diye bir olayın varlığı kesinlikle doğru değildir.” (3) olmuştur. Bugün Cebelitarık Boğazın’nın sadece su yüzeyinden Atlas Okyanusu’ndan Akdeniz’e saniyede 1 milyon metre küpten fazla akış olduğu bilinmektedir.(4) Dünyaca ünlü Ana Britannica Ansiklopedisi’ nin “Cebelitarık Boğazı” maddesini işleyen kısmına bakalım (cilt 3, sayfa 426):
Atlantik Okyanusu, Akdeniz’den aldığı tuzlu sularla tuz oranı yükselemeyecek kadar büyüktü. Akdeniz’in tuz oranı ise Atlantik’ten gelen sular nedeniyle azalmıyordu. Çünkü kapalı ve sıcak bir deniz olması nedeniyle buharlaşma miktarı durumu dengeliyordu. “Kuran Mucizeleri” adlı bir sitede ise daha değişik bir tez ileri sürülmektedir. Cebelitarık bölgesindeki suyun alt ve üst kısımlarının birbirine karışmadığını iddia etmekte ve aşağıdaki şemayı göstermektedirler.. http://www.turandursun.com/forumlar/...l/denizler.jpg Oysa yüzey suyunun bir kısmı alt taraftaki suya karışarak geldiği yöne doğru (Atlantik yönüne) devam etmektedir. Bu durum Ana Britannica Ansiklopedisi’nde şöyle anlatılmaktadır:
Bu bilgiler doğrultusunda düzenlediğimiz şema aşağıdaki şekildedir… http://img692.imageshack.us/img692/9...smucizesi2.png 4. Kuran’dan daha Eski Kaynakların Varlığı Tekrarlamak gerekirse “denizlerin karışmaması” diye birşey kesinlikle söz konusu değildir, olamaz. Ancak tatlı ve tuzlu suyun karışması yukardaki sebeplerden ötürü daha yavaş ve düşük oranda gerçekleşir. Bu gözlem milattan önceki bazı bilim insanlarını tatlı su ile tuzlu suyun hiç karışmadığı gibi yanlış bir varsayıma sevketmiştir. Muhammed’den yaklaşık 550 yıl önce yaşayan Romalı bir bilgin olan Gaius Plinius Secundus (M.S. 23-79), Naturalis Historia adlı eserde bu varsayıma şu şekilde yer vermiştir:
5. Kaptan Coustea’nun Müslüman Olduğu Yalanı Konuyla ilgili olarak uydurulan bir diğer iddia da Kaptan Cousteau’nun Cebelitarık’ta gördüğü bu bulgu üzerine Müslüman olduğudur. Fakat bu iddiayı destekleyecek hiçbir kanıt ya da herhangi bir işaret olmadığı gibi aksine Cousteau’nun Hıristiyan geleneklerine göre defnedildiği bilinmektedir. İddia sadece bazı İslami kitaplarda herhangi bir ciddi kaynak vermeden veya karşılıklı birbirini kaynak göstererek tam manâsıyla ”ortalıkta dolaşmaktadır”. Cousteau Vakfı, yazılı olarak bu iddianın doğru olmadığını açıklamıştır.. http://www.turandursun.com/forumlar/.../wol_error.gif Bu grafik otomatik olarak yeniden boyutlandırıldı. Tam boyutlarda görmek için bu bara tıklayınız. Orijinal grafik boyutu 960×1076 pikseldir. http://www.turandursun.com/forumlar/...o_cousteau.gif Çeviri: Cousteau Kurumu Sayın Charles TUCKER 11A Chemin de Pennachy 69230 ST GENIS LAVAL FC/DC Paris, Kasım 2, 1991 Sayın ilgili, Mektubunuzu aldık ve etkinliklerimizle ilgilendiğiniz için teşekkür ederiz. Saygıdeğer Cousteau, Müslüman olmamıştır ve bu söylentinin aslı yoktur. Yüksek Saygılarımla.. Didier CERCEAU chargé de mission (Kurum Sorumlusu/Yetkilisi) 6. Sonuç Sonuç olarak denizlerin karışmaması gibi birşey söz konusu değildir. Sıkça konu edilen Cebelitarık Boğazı’nda da karışım gerçekleşmektedir. Tatlı su ile tuzlu su da birbirine karışmaktadır. Fakat bu karışma daha yavaş ve kısıtlı oranda gerçekleşmektedir. Bu husus, eski zamanlarda yaşamış bazı bilim insanlarını tatlı su ile tuzlu suyun hiç karışmadığı gibi yanlış bir varsayıma sevketmiştir. Ancak biz bugün bu varsayımın yanlış olduğunu bilmekteyiz. Karışımın olmadığı hiçbir yer yoktur. Fakat bunu bugün bilmiyor olsaydık bile yine de Kuran’da bu varsayımın geçmiş olmasına ”mucize” diyemezdik. Çünkü bu varsayım zaten Muhammed’den 550 yıl önce yaşamış olan Romalı bilgin Gaius Plinius Secundus’un yukarda alıntılanan eserinde de geçmektedir. Kaptan Cousteau’nun bu sözde mucizeye şahit olup Müslüman olduğu iddiası ise kaynağı ve mesnedi olmayan Müslüman efsanelerindendir. Dipnotlar (1) bkz. Taberi Tefsiri, Rahman/19-20; Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Rahman/19-20; İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Bakara/178. (2) http://w3.balikesir.edu.tr/~sedacan/yuzey.html (3) http://www.biltek.tubitak.gov.tr/mer...1&soru_id=1545 (4) bkz. Gibraltarschwelle – Geologie (Almanca) ayrıca: Wasserhaushalt des Mittelmeeres (Almanca) Strait of Gibraltar – Inflow and Outflow (İngilizce) |
sevgili ulpian gerçekten ellerine saglık bu konuya karşı cevap gelecegini sanmıyorum. konuyu öyle bir detaylarıyla hazırlamışsın ki eleştirilecek en küçük bir ayrıntıyı bile gözden kaçırmamışsın.övündükleri bir kaptan custo nun müslüman iddaası vardı onuda çürütmüşsün.
|
Alıntı:
bu makaleler başında da vurgulandığı gibi Mucize Yalanları Çalışma Grubunun ortak ürünü. Ayrıca özel olarak bu makalenin hazırlanmasında (çalışma grubunun dışından) arcenic adlı üyemizin büyük katkıları olmuştur. saygılarımla |
hem diyorsunuz karışmama diye birşey kesinlikle yoktur. sonra da diyorsunuz ki az da olsa bilmem şu olayda görülür. arkadaşım demkki var bu sizin Kuran'ın mucizelerini çürütmek için kullandığınız delili çürüten bir işaret. siz istediğiniz gibi yorumluyor sonra da insanları aptal yerine koyup üstte yazdığınızın tam tersini altta yazıp bu sefer onunla vurmaya çalışıyosunuz. sürekli çelişkidesiniz.
|
Alıntı:
tam olarak neresini anlamadınız. Karışmama diye bir durum yok. Bazı yerlerde hızlıca bazı yerlerde yavaşça karışıyor sular. Fakat iki komşu denizin birbirine karışmaması diye birşey söz konusu değil. saygılarımla |
Alıntı:
Yaklaşık 1-1,5 aydır pek giremedim siteye. En başında hassasiyetinizden dolayı teşekkür ederim. Çalışma gerçekten mükemmel. Mükemmelliği, tam 12'den vurması ve üstüne söylenecek söz olmaması. Gerçekten güzel ayrıntılar yakalamışsınız. Ayni zamanda, bi konu karmaşıklığı vardı. Onunda giderilmesi iyi olmuş. |
Burda mucize olarak atfedilen bilimin yeni bulduğu bir doğa olayının Kuran'da 1500 sene önce bahsinin geçmesidir. Düşünülmesi gerekn nokta budur aslında.
Çobanlık ve ticaret yapan, oku yazma bilmeyen birinin bu ve bunun gibi bilgiler bilmesi olağan dışıdır. Ayrıca bilimin işinin adı ne ki! Varolan bişeyleri ortaya koymadıktan sonra o bilimin ne anlamı olur ki! |
Alıntı:
hangi 1500 yıl öncesinden bahsi geçen ''doğa olayı''ndan bahsetmektesiniz? Metni mi okumadınız? Tatmin mi olmadınız? saygılarımla |
Alıntı:
Bu arada son satırda anlatmak istediğinizi anlayamadım, ama anladığım kadarıyla diyorsunuzki; "Varolan bişeyleri ortaya koymadıktan sonra o bilimin ne anlamı olur ki!" Yani diyorsunuzki, bilim; varolan gerçekleri ortaya çıkarmalıdır, yoksa ne işe yarar. Doğrumu anlamışım ? Eğer yanlış anladıysam, Bilim hakkındaki yorumunuzu açarmısınız. |
KURAN DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMADIGINI ÖNCEDEN SÖYLEMİŞMİDİR?
Kaptan Kusto Cebeli Tarık Bogazında Atlas Okyanusu ile Akdeniz in sularının birbirine karışmadıgını keşfetti.Karışmama sebebi Akdeniz ile Atlas Okyanusu nun sularının tuzluluk oranlarının farklı olmasıydı.Kusto bunu 20.yüzyılda keşfetti.Kuran bunu 1400 yıl önce nasıl bilmiştir? Öncelikle Kuran iki farklı deniz birbirine karışmaz derken,DENİZLERDEN BİRİNİN SUYU TATLIDIR,İÇMESİ GÜZELDİR,DİĞER DENİZİN SUYU ACIDIR VE İÇİLEMEZ demektedir=FATIR SURESİ:12.AYET-KURAN'' http://www.kuranmeali.org/kuran_meal...=fatir&ayet=12 Ama Kusto nun buldugu yerde,yani Cebeli Tarık bogazında her iki deniz de tuzlu ve içilmezdir.Hem Atlas Okyanusu nun suyu,hem de Akdeniz in suyu tuzlu ve içilemezdir.Birinin tuz oranı daha az,ama ikisi de tuzlu. İkincisi,Hindistan da Allahabat nehri ve ganj nehrinde sularının denize döküldüğü nokta da tatlı nehir suyu ile tuzlu deniz suyu birbirine karışmıyor ve Hintliler bunu binlerce yıldır biliyorlar.Dünya nın pek çok yerinde bu böyledir ve Amazon nehrinin yerlileri bile bunu biliyorlar.Kusto da zaten bunu onlardan duymuştu ve bu bilinen olay Cebeli Tarıkta da varmı diye gidip orada da kontrol etti.Kusto bunu ilk ben buldum demiyor zaten.Binlerce yıldır her yerde bilinen bir olayın,Okyanus ve Denizlerin buluşma noktalarında da olup olmadıgını merak ettim diyor.İşte hepsi bu. Muhammed in zamanında ki Araplar da bunu biliyorlardı zaten.Şu şekilde biliyorlardı=tatlı olan denizin suyunu içiyorlar ve zevk alıyorlar.tuzlu olanını ise suyunu acı buluyorlar ve içemiyorlar.Suların karışmadıgını böyle anlıyorlar. Zaten ayetler de birini içtebildiğiniz,diğerini içemediğiniz şu iki deniz varya diye başlıyorlar. ''Ve iki denizi birbiri üstüne saldı.Biri TATLIDIR diğeri TUZLUDUR.Arada engel var karışmazlar=FURKAN SURESİ:53.AYET-KURAN'' http://www.kuranmeali.org/kuran_meal...furkan&ayet=53 ''Tatlı olandan içersiniz ama tuzlu olandan içemezsiniz.Böylece bu iki deniz bir değildir.Üzerlerinde gemiler yüzdürürsünüz ve balık tutarsınız=FATIR SURESİ:12.AYET-KURAN'' http://www.kuranmeali.org/kuran_meal...=fatir&ayet=12 Ama hem o devirdeki Araplar,hem de Muhammet arada bir perde,görünmez bir perde oldugu için karışmadıgını söylüyorlar.Oysa böyle bir perde yoktur.Olsaydı denizaltılar geçemezdi.Balıkların geçmemesini Araplar perdeye baglamışlardır. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:17 . |