![]() |
Yaratıcıya İnananlar İle Ateistler Arasındaki Çok Büyük Fark
İnsanlar evrendeki oluşumu görüyor ve düşünüyor her şey bir sebebe bağlı ise ilk sebep nedir diye ateistler bunun cevabı olarak bilinçsiz duygusuz bilgisiz kör bir tesadüfe bağlar iken bizler bilinçli bilgili bir yaratıcıya bağlıyoruz.
Her zaman verilen ama bu konuda yerli yerine oturacak bir misal anlatalım İki kişi var biri aklını kullanan biri kullanmayan biri evreni ve evrensel kuralları çözebilecek evrensel bir insan biri köyünden dışarı bile çıkamayan lokal insan Bu iki kişiye kablolar vidalar elektrik devreleri ve diğer şeyleri gösteriyorlar ve bunlardan meydana gelen bir bilgisayar gösteriyorlar bu ikisine diyorlar bu bilgisayar nasıl oluşmuştur. Birinci şahıs diyor ki bu bilgisayar şu anda biz görmesekte bilinçli bilgili yetenekli sanatkar bir mühendis tarafından yapılmıştır . İkinci şahıs diyor ki bu bilgisayar bilinçsiz bilgisiz herhangi bir nedenle tesadüf eseri olmuştur.çünkü ben buralarda bir mühendis göremiyorum diyede ekliyor. Şimdi Bilimi aklı bilgiyi ön planda tuttuğunu söyleyen siz ateist kardeşlerim Bilgisayarın oluşumu konusunda cevap veren kişilerden Birinci şahıs mı Akla bilime bilgiye mantığa evrensel gerçeklere önem veriyor yoksa ikinci şahıs mı? Bu sorunun cevabı Ateist ile Teist arasındaki farktır Bir başka konuda (örnek olması için alınmıştır )Ateist kardeşlerimiz açıklayamadıkları Yoğurt nasıl oluşur sorusuna verdikleri çelişkili cevaplar Ateist kardeşlerime göre Yoğurt mealen aşağıdaki şekilde meydana gelmiş yani her şey bir tesadüf Eskilerden bir gün ne buzdolabı ne elektrik olmayan çoook eski günlerde dangalağın birisi tesadüfen bozulacağını bile bile sütü açıkta unutmuş hemde çok uzun bir süre yine tesadüfen açıkta kalan sütü kimse görmemiş yine tesadüfen akıldan ilimden uzak bakteriler şu sütü bir yoğurda çevirelimde garipler sevinsin demiş sütü çok uzun süre açıkta unutan dangalak bir bakmış tesadüfen süt koyulaşmış açıkta kalınca bozulacağını ve ölebileceğini bilemeyecek kadar Akıldan ilimden uzak bir dangalak tesadüfen yoğurtu yemiş ve yoğurt tesadüfen bir dangalağın dangalaklığı sayesinde bulunmuş Zaten mikropları kuduzu bulan pastörde dangalağın biri imiş tesadüfen bulmuş onu |
Yaratılışçıların çok klasik bir örnek olarak sürekli öne sürdüğü saat oluşumuna benzer bir yaklaşım olmuş bilgisayar. Burada, saatin ya da bilgisayarın cansız olup durağan, canlılığın ise sürekli değişken bir yapıya sahip olduğu noktası atlanılıyor. Bu durumda, canlılığın oluşumuyla ilgili fikirleri bu şekildeki bir analojiyle paralel yürütmek geçerli olmaz.
|
Alıntı:
|
Tanrının tutarsızlıklarına ''hadi canım sende'' diyecek o kadar çok şey var ki yaratılış(evrim)bunlardan sadece bir tanesi.Şu an evrim diye bir kuram olmasa ben gene ateist olacaktım,çünkü şu an da dahi evrim hakkında fazla bir bilgim yok.
Dostum HanifTürk ;sen herhalde tanrının her meyveyi sebzeyi de tam şimdiki haliyle yarattığını zannediyorsun. Mesela Tanrı turuncu yaratmış diyelim. peki insanlar ne yapmış Tanrım bunun tadını iyi ayarlayamamışın biz bundan portakal yapalım hemde çeşit çeşit,mandalina yapalım hemde çeşit çeşit.. yoğurda gelince yeni bir yiyecek ve türkler tarafından bulunmuştur.yoğrulmak koyulaşmaktan geliyor adı ve hemen hemen bütün dünya dilleride türkçeye yakın söyleniyor. yoğurdun bir dangalak tarafından tesadüfen mi yoksa deneye deneyemi bulunduğunu ne sarımsak bilebilir ne hıyar ne tas |
Alıntı:
Meyvanın değiştirilmesi hususuna gelince kim değiştiriyor insanlar ne için daha tatlı olması için şimdi sizin verdiğiniz örnek hiçte uygun değil çünkü var olan bir şeyi değiştirmek için bir amacın ve bu amacı gerçekleştirmek için gerekli bir bilincin olması gerektiği gerçeğini görüyorsunuz ama Yok olan bir şeyin bir anda meydana gelmesinin bilinçli bir amacı olan Yaratıcı tarafından değilde bilinçsiz amaçsız bir nedensellik tanrısına bağlamanız çok övündüğünüz rasyonelliğe realizme uymuyor saygı ile |
[QUOTE=HanifTürk;290480]Değerli canip dostum Tanrının tutarsızlıkları dediğin esasında insanların kendi şartlanmış aklı daha kendi vücudunu bile tanıyamayan bilinci ve evreni algılamasına yardımcı olan kısıtlı duyu organlarından gelen verileri mantık süzgeçinden geçiripte kavrayamadığı şeylerdir varsa bir tutarsızlık tanrının işinde değil insanın kendisindedir
YANİ Tanrı bize o sonsuz gücünü ve büyüklüğünü anlayabilmemiz için kısıtlı bir akıl ve kısıtlı duyu organları mı vermiş? |
Alıntı:
Örnek veririsek akıllı adil Bir öğretmen öğrencisine daha okuma yazma bilmeden Kuantum fiziğini anlatmaz ve yine akıllı öğretmen ipuçları verir ve çocuğun o ipuçlarını birleştirerek bütüne ulaşmasını ister ALLAH bir misal ile bize bir tabak yemek vermez bize balık tutup vermez yemek yapmanın yollarını ve balık tutmanın yollarını öğretir saygı ile |
Alıntı:
Hayır diyorum anlamadan imana,hayır. anlayarak yapmak varken neden anlamadan? sorun burada sanırım ben sorguluyorum siz kabul ediyorsunuz. İnsanı bu günlere taşıyan bence sorgulamasıdır. Ya biz tanrıyı anlayamadık ya da tanrı iyi anlatamadı. buğdaydan ekmek yapalı kaç yıl oluyor? şunun şurasında onbin yıl. yüzbinlerce sene evsiz barksız gezdik,kaç yıl oluyor kerpiçten ev yapalı şunun şurasında.. Kabe var Adem babamızla yaşıt yani nerden baksan üçmilyon yıllık ''O da ayrı mesele'' |
anlamadan iman etmemizi istediyse, peygamberler neden mucize göstermiştir kendi kavimlerine ?
|
İman : "kişinin cüz-i iradesini kullandıktan sonra Allahın kulun kalbine ilka ettiği nurdur"
yani, iman için, kişinin istekli ve talepkar olası esastır. Aksi takdirde, tüm iman delillerini önüne serseniz, peygamberlerin mucizelerine gözünün içine soksanız, yinede imana gelmez. Hidayeti verini yanlız Allahtır. Ama kulunun talebi gerekiyor. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:51 . |