![]() |
Mutasavvıflar Tanrı'ya Ne Kadar İnanıyor?
Ilk kez hoca Ahmet Yesevi yi okudugumda sasirmistim.Askin alip menden meni/Mene sen gereksen sen. Diye devam ederek Ozbek lehcesiyle Yunus Emre nin siirinin aynisini yazmis diye dusundum.Ama Yunus tan daha once yasadigini ogrenince de Yunus un taklitci oldugunu dusundum.Ustelik sadece bu degil daha bir on kadar siir ortaya cikti.
Konu uzerinde arastirmaya devam ettigimde de tasvvufcularin, kendinden once gelmis ve saygi duydugu erenden alinma geleneksel siirleri okumak gibi bir aktarimlari oldugunu ogrendim. --Sordum sari cicege... -- Askin aldi benden beni... gibi Hoca Ahmet Yesevi Yunus Emre Mevlana (Sems-i Tebrizi ile tanistiktan sonraki Mevlana) Haci Bektas-i Veli Seyh Bedrettin dahi sayilabilir. Ornekler cogaltilabilirse de, asil uzerinde durmak istedigim konu su:Bu insanlarin acik acik dile getirmemekle beraber,aramak anlaminda Tanriyi bir turlu bulamadiklarini defalarca tekrarladiklarini yorumladim.Daha ilginci dindar kesimin Yunus tan diye besteledikleri siirler (ki yukarida belirttigim gibi Yunus un degil,aktarim geleneginin eserleridir) Tanri yok diyor. Aşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni Ben yanarım dünü günü Bana seni gerek seni Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni Yunus' durur benim adım Düngün artar benim derdim İki cihanda maksudum Bana seni gerek seni Ne dersiniz,ben mi yanlis anlamisim. Bir mutasavvufun dedigi gibi Biz mutasavvuflar biliriz ki... Konuya ilgi duyan arkadaslar benim ulasamadigim anlamda bilgiyle yaklasirlarsa uretken olurlar diye de bir ukalalik yaparak Saygilar sunuyorum. |
Sevgili Balkocha;
Hallac-ı Mansur'u ve Ömer Hayyamı da bu listeye dahil edebiliriz. Hallac-ı Mansur'un "En el hak (tanrı içimdedir, [kimilerine göre] ben tanrıyım)" tasavvufu özetleyen bir cümledir. Ömer Hayyam'ın pek çok rubaisinde tanrı aşkına bir o kadar da müslümanlık karşıtlığına şahit olabiliriz. " Biz aşkla tapanlarız, müslüman değil, Cılız karıncalarız, Süleyman değil, Biz eskiler giyen benzi soluklarız, Pazarda sırma satan bezirgan değil. " Mutasavvuflar net olarak deist idiler. Mevlana gibi bazı mutasavvufların peygamber ve islamiyete hürmetli olmaları, onların müslüman oldukları anlamına gelmiyor. Nasıl ki müslümanlar Atatürkün müslüman olduğuna inanmak istiyorlar, aynı şey mutasavvuflar için de geçerlidir. Mutasavvufların da iyi birer müslüman olduklarına inanırlar. saygılar... |
Aslinda bu listeyi ozellikle ilahileri camilerde okutulup,ugruna geceler duzenlenen,sunni musluman camianin adinin onune Hazreti yapistirdiklari tarzdakilerle sinirlandirmak istedim.Ona kalirsa Bir Kaygusuz Abdal var ki dunyanin ilk surrealist siir orneklerini vermistir.
Ademi balçiktan yogurdun yaptin, Yapip da neylersin, bundan sana ne Halk ettin insani saldin cihana Salip da neylersin bundan sana ne Bakkal misin teraziyi neylersin Isin gücün yoktur gönül eglersin Kulun günahini tartip neylersin Geçiver suçundan bundan sana ne Katran kazanini döküver gitsin Mümin olan kullar didara yetsin Emreyle yilana tamuyu yutsun Söndür su atesi bundan sana ne Sefil düstüm bu alemde naçarim Kildan köprü yaratmissin geçerim Sol köprüden geçemezsem uçarim Geçir kullarini bundan sana ne Kaygusuz Abdal der cennet yarattin Cehenneme nice kullari attin Nicesin ates-i ask ile yaktin Yakip da neylersin bundan sana ne " yucelerden yuce tanri gunduzlerden gece tanri ismin vardir cismin yoktur sen benzersin hice tanri " yücelerden yüce gördüm erbabsın sen koca tanrı bu allahlığı sen nerden satın aldın kaça tanrı ali ile bir olmuşsun bir mektepte okumuşsun ali olmuş hafız kelam sen okursun hece tanrı kıldan bir köprü yapmışsın gelsin kullar geçsin deyu hele biz şöyle duralım yiğit isen sen geç tanrı yaratmışsın bağ-u cennet kulların etsinler sohbet cehennemi ne yarattın be akılsız koca tanrı unuttuk diye namazı bizi ateşe atarsın kul yanması abes değil gel bas kızgın saca tanrı senin kulların anılır atası anası ile senin anan baban yoktur benzersin bir ... tanrı seni her yerde görürüm için dışını bilirim sırrın halka faş edersem halin nice olur tanrı kaygusuzum der buradan cümle mahluku yaradan kaldır perdeyi aradan gezelim beraber tanrı Ornekleri cogaltmak kolay.Benim uzerinde durdugum konuya bilgen arkadaslarin vahdet-i vucut meselesinden dem vurup isi Tanri ya baglayacaklarini dusundugum icin, hic olmazsa ornegi kalkan yapmamalarini arzuladim.Bu yuzden ilk siradakiler uzerinde durmaktan yanayim.En azindan bir Mevlana , Yunus Emre, Hallac-i Mansuri kadar cesur olmamakla beraber,yasadiklari yuzyila gore su an bizlerin oldugundan daha curetkarlar.Icimizde kac kisi gercek adiyla yazi yazabiliyor.Birakin derilerimizi yuzmeyi,kopeklere etlerimizi parca parca yedirirler.Gerci ne yapacaklarini Kuran da ziyadesiyle acik acik tarif ediyor ya, neyse, konumuz bu degil.Ben, bahsettigim mutasavvuflarin tum yasamlarini olgunlasmaya adarlarken vardiklari (bana gore yoktur diyorlar.Zira kainatin butununde Tanriyi goruyorlar gibi tanimlamalar onlarin o donemde canini kurtarabilecekleri yegane izah tarzidir.) sonucu ,bugun bizler ,bilimsel gereksinimlerin doyurulmasinda zorlanirken yakalayabiliyoruz. Butun bunlara ragmen nasil oluyor da camilerde sordum sari cicege gibi ilahiler okunabiliyor.Namazda okunan ayetleri Arabca diye anlamadiklarini algilayabilirim de ,bu okunan apacik Turkce olarak yazilmis. Saygilarimla |
Vahdet-i vücut gerçekte , andığınız tüm mutasavvıfların üzerinde birleştiklri tek konudur.
Ancak her biri kendi nasibi ( kapasitesi) kadar , bu olguyu algılamış ve yorumlamışlardır. Bazıları şeriat - tarikat - hakikat yolculuğunda şeriata takılmış ,kimileri tarikat te bir ömür oyalanmış , pek azı hakikate varmıştır.Hakikate varanları "deist" olark nitelemişsiniz ki buna yürekten katılıyorum. Aslına bakarsanız tüm peygamberlerin deist olduğunu söyliyebiliriz.Zira kendilerine dayatılan mevcut egemen din anlayışını red etmişlerdir. Vahdet-i vücut ilkesini en sığ anlamıyla "TEK" lik olarak kabul edebiliriz.Ama daha geniş anlamıyla " NOKTA" dır ve bütün herşey (canlı cansız tüm kainat ) o " NOKTA " dadır. Her şeyi o " NOKTA " içinde ve o kadar görebilen gözlerde ayrı ,gayrı kalkmıştır. Her şey birleşmiştir .İşte "Ene l Hak" da bu noktada ortaya çıkar Hallac- Mansur 'da. |
Alıntı:
nazire geleneğinde söyleyiş önemlidir..biri şiir yazar çok sevilir..sonrasında o şiirin aynısına benzer farklı söyleyişte şiirler yazılır..yunus emrenin böyle bir şey yazmış olması muhtemel..ayrıca..aynı şeyi düşünmüş olamazlar mı şairler..? sordum sarı çiçeğe yunus emreye ait değildir..üç dört tane yunus mahlaslı şair var .edebiyatımızda..hangisinin bizim yunus olduğunu 13.yy..dil özelliklerinden yola çıkarak seçiyoruz..mesela sordum sarı çiçeğe 16.yy anadolusu dil husisiyetleri göstermekte..bizde diyoruz ki o zaman bu şiir bizim yunus'a ait değildir..bu şekilde bir çok şiir var.. ben de ne anlıyorum biliyo musunuz o şiirden.. bana sadece sen gereksin..senden başka her şey yalan..tek gerçek sensin ..senin özlemini çekmekteyim..(bu bilinen bir şeye özlem)tasavvufta biraz daha takılmanızı tavsiye ederim saygılar.. |
Alıntı:
sayın balkoc bir de şu şiiri var müthişş Bir kaz aldım ben karıdan Boynu da uzun borudan Kırk Abdal karnın doyuran Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz Sekizimiz odun çeker Dokuzumuz ateş yakar Kaz aldırmış başın bakar Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz Kaza verdik birkaç akça Eti kemiğinden pekçe Ne kazan kaldı ne kepçe Kırk gün oldu kaynatırı kaynamaz Kaz değilmiş be bu azmış Kırk yıl Kafdağında gezmiş Kanadın kuyruğun düzmüş Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz Kazı koyduk bir ocağa Uçtu gitti biri bucağa Bu ne haldir hacı ağa Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz Kazımın kanadı sekli Dişi koyun emmiş tilki Nuh Nebî’den kalmış belki Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz Kazımın kanadı sarı Kemiği etinden iri Sağlık ile satma karı Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz Kazımın kanadı ala Var yürü git güle güle Başımıza kalma belâ Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz Suyuna biz saldık bulgur Bulgur Allah deyi kalgır Be yârenler bu ne hâldir Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz Kaygusuz Abdal nidelim Ahd ile vefâ güdelim Kaldırıp postu gidelim Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz :D tasavvuf güzel şey.. |
.Ahmet Yesevi ve onu nasıl tekrar etmiş Yunus Emre...
Bu şiirlerin onların olduğunu bilerek: Hoca Ahmet Yesevi dedi ki; Aşkın kıldı şeyda meni Cümle alem bildi meni Kaygım sensin tün ü küni Menge sen ok kereksen Yunus Emre bunu şöyle dedi; Aşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni Ben yanarım dün ü güni Bana seni gerek seni Hoca Ahmet Yesevi dedi ki; Alimlere kitap kerek Sufilere mescid kerek Mecnunlara leyla kerek Menge sen ok kereksen Yunus Emre bunu şöyle dedi; Sufilere sohbet gerek Ahilere ahiret gerek Mecnunlara Leyla gerek Bana seni gerek seni Hoca Ahmet Yesevi dedi ki; Feda olsun senge canım Töker bolsan menim kanım Men kulunmensen sultanım Menge sen ok kereksen Yunus Emre bunu şöyle dedi; Eger beni öldürseler Külüm göge savuralar Toprağım anda çağına Bana seni gerek seni Hoca Ahmet Yesevi dedi ki; Hoca Ahmet menim atım Tün ü küni yanar odum İki cihanda maksudum Menge sen ok kereksen Yunus Emre şöyle dedi; Yunus'dur benim adım Gün geçtikçe artar odum İki cihanda maksudum Bana seni gerek seni nazire geleneğinde söyleyiş önemlidir..biri şiir yazar çok sevilir..sonrasında o şiirin aynısına benzer farklı söyleyişte şiirler yazılır..yunus emrenin böyle bir şey yazmış olması muhtemel..ayrıca..aynı şeyi düşünmüş olamazlar mı şairler..? Bir gelenegin oldugunu zaten belirtmistim.Ayni seyi dusunmek degil.Kendinden oncekine gonul acmak anlaminda bir gelenektir. ben de ne anlıyorum biliyo musunuz o şiirden.. bana sadece sen gereksin..senden başka her şey yalan..tek gerçek sensin ..senin özlemini çekmekteyim..(bu bilinen bir şeye özlem)tasavvufta biraz daha takılmanızı tavsiye ederim Sizin anladiginizin benimkinden farkli olmasi gayet dogal.Sizin vardiginiz sonuca hicbir mutasavvuf varamamisken,sizin mutasavvuflardan yola cikarak Tanri yi bulmussunuz.Tasavvufu okuyunuz lutfen.Takilmakla olmaz.Onlarin hicbiri bulamamis.Yoktur diyorlar.Tabii bu benim dusuncem.Vardir diyen, aramaktan caresizligini ifade etmeyen bir ornek bulabilirseniz bilmek isterim. Ben diyorum ki:bu gun bile yoktur diyene olum fermani acikken,siz bin yil once yoktur diye acik acik diyeceklerini mi saniyordunuz. saygılar..[/QUOTE] |
Her gün bir yerden göçmek ne iyiHer gün bir yere konmak ne güzelBulanmadan, donmadan akmak ne hoşDünle beraber gitti cancağızım,Ne kadar söz varsa düne ait,Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. MEVLANA
Peki simdi bu soz uzerine diyalektigi tanimlamak isteyen var mi?Ve diyalektikle dogma bagdasikligini sorgulamak isteyen. Ya da Muhammed bu sozun altina imza atar diyen birmusluman var mi? Mevlana yi kurtarmak isteyen var mi? Saygilarimla |
mutasavvuflar islamcıların iddia ettikleri gibi bir tanrı kavramına the ye inanmazlar. bu yüzden ateisttirler. ve hiçbir zaman Allah'dan bir tanrı olarak bahsetmezler. tasavvufa göre, herşey O'nun bir parçasıdır, yani aslında Allah bir metadır, soyut değildir. Allah ismi de varolan herşeye her boyutunda işaret eder. gözle görülememe sebebi de budur varolan herşeyi her boyutta insanın gözleriyle görmesi imkansızdır.
öldükten sonra da insandaki ruhun(maddeseldir) varlığı madde olarak devam edeceği kesindir. yani yine Allah'ın bir parçası olmaya devam edecektir. bu yüzden cennet ve cehennemi ciddiye almazlar, cennette de olsalar cehennemde de olsalar Allah'ın bir parçası olmaya hükmü altında olmaya devam edeceklerdir. kuranı ve şeriatı ciddiye almazlar, çünkü Allah'ın varlığı karşısında Allah'ı açıklamak adına oldukça yetersizdir. yunus emre der ki;"hakikat bir deniz, şeriat onda gemi, çokları gemiden inip, denize dalmadılar." kuran'ın yetersizliğine karşın gizemci olduğu iddia edilen, yani bir çok kişinin algılayamadığı yöntemlerle Allah'ı nasip edildiği ölçüde algılamaya çalışırlar. |
Guncelleme.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:29 . |