Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Alevilik (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=103)
-   -   Gnostik Hıristiyanlık ve Alevilik (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=23851)

Jolly Jocker 26-03-2011 01:44

Gnostik Hıristiyanlık ve Alevilik
 
Alevilik de Gnostik hıristiyanlık da batıni yapıda, belli bir inisiyasyon(seyri süluk) süreci sonucu sırlarını talibe aktaran, bu anlamıyla 'elitist', eşitlikçi, üstat hale gelenin ''En el Hakk''/''Ben Tanrıyım, Tanrının Oğluyum'' dediği bir öğretiyi paylaşır. Bunlar birbiriyle müsahip olan kardeş inançlardır. Fakat gnostik hıristiyanlık bildiğimiz haliyle alevilikten çok daha eski olduğu için onun kökü sayılabilir düşüncesindeyim. Gnostik hıristiyanlığı inceledikçe ve anladıkça, alevi öğretisinin ilk ve en bozulmamış halini de görme olanağını elde edebiliriz diye düşünüyorum. Aşağıda 1945 yılında Nag Hammadi bölgesinde bulunan gnostik bir incil olan Tomas İncilinden bazı numaralandırılmış pasajlar aktarıyorum. Gnostik metinler, öğretinin yapısı gereği haricilerin anlamını çözemeyecekleri, ilk bakışta kişiye saçma veya anlamsız gelebilecek metinlerdir. Fakat sizlere bunların anlamını belli ölçüde açıklamaya çalışacağım. Umudum, bu çabamın gnositisizm ile alevilik arasındaki öğretisel bağı başta alevi arkadaşlar olmak üzere görmenize az da olsa vesile olmasıdır.



1.Ve o dedi : Bu sözlerin yorumunu bulan, ölümü tatmayacak!

[Burada İsa, havarilerine kendi sözlerinin gerçek anlamını kavrar, yani gnosisi fark ederlerse tıpkı kendisi gibi tanrısallaşacakları ve ölümü aşacakları bilgisini sunmaktadır.]




3. İsa dedi : Eğer size rehberlik edenler, size derse: Bakın cennet göklerdedir, o zaman göğün kuşları sizlerin önünde giderler; eğer size derlerse: denizlerdedir, o zaman balıklar sizlerin önünde giderler. Ama cennet sizin içinizdedir, ve sizlerin dışınızdadır. Eğer sizler kendinizi bilirseniz o zaman bilinirsiniz, ve diri babanın evlatları olduğunuzu bileceksiniz. Fakat sizler kendinizi bilemediyseniz, o zaman fakir olursunuz, ve sizler fakirsiniz!

[Bu satırlarda İsa, klasik hıristiyan dogmatizminin aksine, cennetin gökte ya da yerde olmayıp insanların içlerinde olduğunu anlatmaktadır. Çünkü gnostisizm her insanın tanrısallığı içinde barındırdığını, eğer kişi 'kendini bilir', yani içindeki tanrısal özü keşfederse, diğer deyişle gnosise vakıf olursa tanrıyla bir olacağını ve cennetden kast edilenin de zaten bu olduğunu öğretmektedir. kişinin kendini, yani tanrısal özünü bilmesi, aynı zamanda insandaki tanrının kendine bakması anlamına geldiğinden, ''kendinizi bilirseniz, o zaman bilinirsiniz'' denmiştir.]




8. Ve o dedi : İnsan denize ağ atan bilge bir balıkçıya benzer; denizden benim balıklarımla dolu olarak ağı çekerken; onların altından büyük güzel bir balık bulur bilge balıkçı; zahmetsizce büyük olan balığı seçer ve diğer tüm küçük balıkları denize atar, işitmek için kulakları olan işitsin!

[Burada İsa, gnostisizmin ezoterik yapısını, yani sırlarını herkesle paylaşmayan, ancak bunu hak edenlere veren, seçmeci yapısını anlatmaktadır. Belli bir inisiyasyon(seyri süluk) sürecinden başarıyla geçenler sırrı(gnosisi) almaya hak kazanır ve böyleleri aşağa derecelerdekilerden çok daha değerlidirler. Metin bunu vurgulamaktadır. Gnostik hıristiyanlık, klasik/dogmatik hıristiyanlık gibi bir halk dini değildir. Kendi sırrını ancak belli aşamalardan sonra seçilmiş bireylere açan elitist bir dindir.]








13. İsa havarilere dedi : Karşılaştırın beni, söyleyin kime benziyorum?
Simon Petrus ona dedi: Sen adil bir meleğe benziyorsun.
Matta ona dedi: Bilge bir filozofa benziyorsun. Thomas ona dedi: Üstad, ağızım asla senin kime benzediğini söylememe izin vermez. İsa dedi: Ben senin üstadın değilim, çünkü sen kendini, benim akıttığım fışkıran kaynaktan sarhoş ettin.


[Bu metinde esas önemli olan nokta, İsa'nin, kendisi hakkındaki doğru bilgiyi çözmüş olan Tomas kendisine ''üstad'' diye hitap ettiğinde ''Ben senin üstadın değilim'' demesidir. Çünkü Tomas kendini İsa'nın akıttığı ''fışkıran kaynaktan sarhoş etmiştir.'' Bu anlatımda, Tomas'ın sırra kavuşacak denli yetkinleşmiş bir öğrenci olduğu, sırra kavuştuğunda üstadının derecesine çıktığı, İsa'nın akıttığı kaynağı, yani gnosis öğretisini alanların üstatla aynı seviyede olacakları mesajı esas önemli noktayı oluşturuyor. Çünkü bu nokta, ''tanrısallığın'' ya da diğer deyişle ''En el Hakk'' deyişinin İsa'ya has olmadığı, bizlerin de onun seviyesine çıkabileceğimiz mesajını veriyor. Bu, klasik/dogmatik hıristiyanlığa tümüyle terstir.]




17. İsa dedi : Size hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın duymadığı, hiç bir elin değmediği, hiç bir insanın kâlbine yükselemeyeceğini vereceğim!

[Bu satırlarda İsa kendi batıni sırrını, yani gnosisi kastetmektedir.]




18. Havariler İsa’ya dedi : Söyle bize, sonumuz nasıl olacak ? İsa dedi : Başlangıcı bulduğunuza göre, sonu niye arıyorsunuz ? Çünkü orada, başlangıcın olduğu yerde, son da olacaktır. Ne mutlu, başlangıçta durana, ve o sonuda bilecek, ve o ölümü tatmayacak!

[Burada İsa başlangıç ve sonun bir olduğunu ve bunu bulanın kurtulacağını müjdeliyor. Ne kastediyor? Gnostik öğretide tanrı ve evren ayrımı yoktur. Tanrı evrende ve evren de tanrıdadır. Evren, tanrının içinde oluş halindedir. Başlangıcı ve öncesinde de sonu ve sonrasında da tanrı vardır. İşte bu yüzden ''başlangıcın olduğu yerde son da vardır.'' Burada kastedilen gnostisizmin kendine has tanrısıdır. Tanrı insanın içindedir de. Kendini bilen insan tanrıyı, diğer deyişle başlangıcı ve sonu da bilir. Tanrıyı bulan da ölümü tatmaz. Metin bunları anlatmaktadır.]




22. İsa emzirilen çocukları görür. Havarilerine şöyle der : Bu emzirilen küçükler, cennete girenlere benzer. Onlar dediler: Öyleyse çocuk olursak mı cennete gireceğiz ? İsa dedi onlara: İki den bir yaptığınızda, içtekini dıştaki gibi, dıştakini içteki gibi, üsttekini alttaki gibi yaptığınızda ve erkek ile dişi olandan öyle birşey yapacaksınız ki, erkek erkek olmayacak, dişide dişi olmayacak ve gözlerin yerine bir tek göz, ellerin yerine bir tek el, biayakların yerine bir tek ayak ve birsuretlerin yerine bir tek suret yaptığınızda, işte o zaman gireceksiniz!

[Bu satırlarda İsa, cinsiyetler ve uzuvlar gibi bedensel bölünmüşlükleri aşıp içteki tanrısal birliği keşfedenlerin cennete gidecekleri, yani keşfettikleri tanrıda bir olacaklarını anlatmaktadır. Gnositisizm kendi eşitlikçilik anlayışını bu perspektife dayandırır. Ona göre ayrılıklar, bölünmeler ve dolayısıyla da eşitsizlikler maddeye/bedene odaklanmaktan kaynaklanır. Oysa aslolan 'içteki'dir. Tanrı herşeyin ve hepimizin temelidir ve birdir. Tanrısal birlikten hareket eden gnostisizm, 'üsttekini alttaki gibi' yapıp sınıf ayrımlarını yok etmeyi, kadın ve erkeğin tanrısal özlerinin ayılığını öne çıkarıp cinsiyet ayrımını yok etmeyi ve uzuvlardan tek uzuv yapma mecazı ile de ırkçılığa karşı koymayı ve insanların birliğini vurgulamaktadır.]




23. İsa dedi: Sizlerin arasından ben seçeceğim, binin içinden birini, onbinden ikisini ve onlar orada duracaklar, sanki iki birmiş gibi!

[Bu sözünde de İsa gnostik öğretideki seçmeci, sırrını hak edenlere sunan, bu anlamıyla elitist yanı vurguluyor ve seçip sırrını verdiği kişilerin ''ikiyi bir yapan'' kişiler olduklarını, yani kendilerini bedenle/maddeyle özdeşleştirip ayrı ayrı bireyler oldukları yanılsamasını aşan ve özdeki tanrısal birliği farkederek 'birmiş gibi duran' kişiler olacaklarını anlatıyor.]




37. Havarileri dediler : Hangi gün bizlere kendini tanıtacaksın ve hangi gün seni göreceğiz. İsa dedi: Edep yerlerinizden soyunduğunuzda ve küçük çocuklar gibi elbisenizi ayaklar altına alıp üzerine bastığınızda, o zaman diri olanın oğlunu göreceksiniz ve korkmayacaksınız!

[Bu metin en gizemli ve haricilerin anlamasının en zor olduğu metinlerden biridir. Fakat gnostisizmi bilenler neyin vurgulamak istendiğini kolayca görecektir. Hepimiz tanrısal birliği taşımaktayız; hepimiz, özümüzde tek ve bir olan tanrının ta kendisiyiz. Fakat bunu fark edip aydınlanabilmek için bu gizemin üzerini örten her tür yanılsamayı aşmamız gerekir. Bedeni, bireyselliğimizi, kültür ve geleneklerimizi, ahlakı 'soyunmak' ve tanrısal özün üzerini örten herşeyi bir elbise gibi çıkarıp yere çalarak üzerine küçük çocuklar gibi basmamız gerekir. Ancak her türlü dünyevi-kültürel giysilerden soyunup çırıl çıplak kaldığımızda özdeki saflığı ve birliği görebiliriz. İşte o gün İsa'nın çoktan görmüş olduğu tanrıyı biz de görmüş ve İsa'nın ağzından konuşan tanrıyı tanımış oluruz. İsa bunu anlatmaktadır.]




42. İsa dedi : Gelip gidici olun!

[Burada da aslolanın tanrısal hakikat olduğunu ve dünya yaşamının aldatıcılığını vurgulayan gnostik öğretinin kendi yandaşlarına yaptığı bir tavsiyeyi görmekteyiz. Mesaj açıktır zaten. Dünyaya kapılmayın, bedene kapılmayın, bunlarla ilgili hiçbir şeye kendinizi kaptırmayın, kazık çakacak değilsiniz, aslolanın dünya olmadığını bilerek gelip gidici yaşayın deniyor.]




46. İsa dedi : Adem’den Vaftizci Yahya’ya kadar kadınlardan doğanlar arasında kimse Vaftizci Yahya’yı aşamadı. Çünkü, onun gözleri kör olmamıştı. Ama dedim : Aranızda küçük olacak olan cenneti tanıyacaktır ve Yahya’yı aşacaktır!

[Vaftizci Yahya'ya kadar herkes 'kadından', yani bedenden doğmuştur ama İsa'nın gnosisi müjdelemesiyle birlikte artık insanlığın önünde yaşarken kendi nefsini çarmıha çakıp kutsal ruhtan doğmak yolu açılmıştır. Bu yüzden İsa'nın mesajını alıp gnosise erişerek ruhtan doğan ve İsa gibi olan herkes, bu aşamaya gelememiş Yahya'yı aşacak ve cennete ulaşacaktır. İsa bunu anlatmaktadır.]




49. İsa dedi : Ne mutlu yalnız ve seçilmiş olanlar, sizler cenneti bulacaksınız, ondan geldiniz ve ona döneceksiniz!

[Burada İsa geniş kitlelerin değil seçilmiş yalnızların sırra layık olacağını ve cennete kavuşacaklarını belirtiyor. Böylece gnostisizmin inisiyatik ve ezoterik örgütlenme yapısı bir kez daha vurgulanıyor. Ayrıca seçilenlerin zaten cennetten, yani tanrının sinesinden geldikleri, kendilerinde tanrısallığı tekrar görerek yine tanrının sinesine geri dönecekleri belirtiliyor.]




50. İsa dedi : Eğer size derlerse: Nereden geliyorsunuz, deyin ki onlara: Bizler ışıktan geliyoruz, ışığın kendinden doğduğu yerden.

[Burada gnositizmin kendi tanrısını bir çeşit ışık olarak gören yapısı vurgulanmış. Işığın kendinden doğduğu ve insanın ışıktan kök alarak özünde ışığı barındırdığı belirtilmiş. ''Işığın kendinden doğduğu'' şeklindeki ifade kulağa garip gelebilir ama aslında değildir. Işık bilinçtir. Bilinç, farkındalık demektir. Farkındalık da ancak farkında olunacak başka birşey varsa ortaya çıkar. Örneğin tanrısal ışık ancak evren ortaya çıkınca onu fark etmek üzerinden kendinin farkına varacak ve 'kendinden doğup' parıldayacaktır. Öncesinde ise ışık henüz parlamamaktadır ve bilinçsiz bir bilinç durumu söz konusudur. Bu, ışığın ilk halidir, gizemdir ve mutlak gnosis durumudur.]




54. İsa dedi : Ne mutlu fakirlere, cennet sizindir!

[Burada fakir derken sadece mal-mülk sahipliği anlamında bir fakirlik değil, aslolarak nefsi fakir olanlar, yani mal-mülk hırsı bakımından fakir olanlar müjdeleniyor. Çünkü böylelerinin belli ki dünyayla bağı zayıftır ve dünyaya kendini kaptırmayan bu 'fakirlerin' gnosise erme olasılığı daha fazladır. O halde onlara ne mutlu!]



55. İsa dedi : Babasıyla, annesinden nefret etmeyen benim Havarim olamaz. Ve kardeşiyle kız kardeşinden nefret etmeyen, haçını benim taşıdığım gibi taşımayan bana layık olamaz!

[Burada da İsa dünyaya ve dünyaya ait şeylere gnosisten daha fazla bağlanmamak gerektiği, akrabalarını terk etmeme v.b. düşüncelerle gnostik hıristiyan yoluna girmeyi reddedenlerin yanlış yaptığı, dünyevi kaygılar ve ilişkiler yüzünden kişinin nefsini çarmıha çakıp, yani nefsiyle savaşıp onu yenip tanrısal özünü kurtarması mücadelesini reddetmesinin hata olacağı anlatılmak isteniyor.]




56. İsa dedi : Dünya’yı tanıyan bir ceset bulmuştur, ceset bulmuş olana ise, dünya layık değildir!

80. İsa dedi : Dünya’yı tanıyabilen bedeni bulur; ama bedeni bulana, dünya layık değildir!

[Bu iki cümle Tomas İncilinde birbirine çok benzer olduğu ve birbirini açıkldığı için birlikte ele almak daha doğru olur. Dikkat edildiyse ilk sözde ''ceset'' yazan kısım, ikinci sözde ''beden'' olarak geçiyor. Çünkü maddesel bedenimiz yaşlanmak ve sonunda da çürüyüp yok olmaya mahkumdur. Bunun böyle olduğunu bilenler, maddesel dünyanın da insanın kendini kaptırmaması gereken bir yer olduğunu anlar ve bu anlayış onu aslolanın tanrısal kutsal ruh olduğu sonucuna götürür. Bu yüce keşfi yapabilenlere, maddi dünya layık değildir. Kutsal ruhtan doğanlar tıpkı isa gibi birer Mesih olurlar. Böyle ermişler, dünyanın üzerindedir ve dünya onlara layık değildir.]




61. İsa dedi : İki kişi bir yatakta dinlenecek, birisi ölecek, diğeri yaşayacak.

Salome dedi : Sen kimsin be adam, kimin oğlusun ? Benim yatağıma çıktın, benim masamdan yemek yedin.

İsa ona dedi : Ben benzer olandan gelenim; Bana Babam olan şeyler verildi.

Salome dedi : Ben senin havarinim.

İsa dedi ona : Bu yüzden derim ki, benzer olduğunda, ışıkla dolu olur; ama bölünmüşse karanlıkla dolu olacaktır!

[Bu metin de bir diğer önemli metindir. Aynı yatakta dinlenen iki kişinin birinin ölmesi, diğerinin yaşaması ifadesinde yatak bedeni temsil eder, yatakta yatan iki kişiden erkek olanı bedeni, kadın olanı ise ruhu temsil eder. Kadın ve erkek birleştiğinde kadın onun cinsellik bilgisini edinmesini ve kendini tanımasını önleyen vajina zarından kurtulmuş olur ve yepyeni bir hayat için gebe kalır; erkek ise orgazm sonrasında penisinin sertliğini/diriliğini yitirir ve ölür. Ruh ve beden ikiliği ortadan kaldırılmalıdır. Birleşme anında beden tıpkı İsa gibi kendini çarmıha öldürmeli, kutsal ruh(Sophia) isa hapis kaldığı dünyevi cehaletten kurtularak tanrıyla bütünleşmelidir. isa çarmıha gerildiğinde çarmıhın yanında Mecdelli Meryem ve Meryem Ana durmaktadır ve Mesih ''Tamamnlandı'' deyip ölmeden hemen önce onlara bakıp ''Anne işte çocuğun, çocuk işte annen'' der. Sonra da söz konusu öğrencinin, yani Mecdelli Meryem'in Meryem Ana'yla aynı evde kaldığı belirtilir. Bu anekdot bugün yaygın olan resmi incillerde anlatılır. Burada gnostik Eleusis gizemlerine bir anıştırma vardır. Mesih tarafından kurtarılmadan evvel beden(Hades) tarafından hapsedilen ruh(Perpephone), Mesihin fedakarlığı sayesinde kurtarılarak ait olduğu tanrısal kaynağa(Demeter) geri döner. ''Aynı evde yaşadılar'' ifadesi, ikinin bir olması, ayrılığın son bulmasını anlatır.]




62. İsa dedi: Sırlarıma layık olanlara sırlarımı söylüyorum. Sağının ne yaptığını solun bilmesin!

[Burada da İsa bir kez daha bir sırlar öğretisine sahip olduğunu ve bunu ancak belli bir aşamadan geçip layık olduğunu kanıtlayanlara verdiğini belirtmektedir.]




67. İsa dedi : Kainatı tanıyan kişi kendini tanımamışsa kainatıda tanıyamaz!

[İsa böyle söylüyor. Neden? Çünkü insanın içinde tanrısal öz vardır ve kainatın içinde de aynı tanrısal öz bulunur. İnsan mikro kosmos, kainat ise makro kosmostur. Kainatın da insanın da içindeki biricik öz, tanrıdır. Bu yüzden, kendini tanımayan, yani kendindeki tanrıyı bulmamaış olanlar, kainatı da tanıyamaz, yan, kainatın özündeki tanrısallığı da göremezler.]




70. İsa dedi : İçinizdekini kazandığınızda, sahip olduğunuz sizi kurtaracaktır. Eğer ona sahip değilseniz, içinizde sahip olmadığınız şey, sizi öldürecektir!

['İçinizdeki' derken kastettiği tanrısal özdür. Bunu kazanan, yani kendi tanrısallığının farkına varıp gnosise eren ölümü aşar; ama bunu yapamayıp kendini bedenle özdeşleştirmeye devam edenler, beden ölümlü olduğu için kurtulamayacak ve ölecektir. İsa bunu anlatmaktadır.]




71. İsa dedi : O evi yıkacağım ve bir daha hiç kimse onu yeniden yapma durumunda olmayacaktır!

[İsa'nın kastettiği ev bedendir. İsa bedeni yıkarak bedenin özündeki tanrısal hakikati deşifre etme misyonundadır. Gnosisi bir kere insanlığa müjdelediği için, beden yıkılmıştır ve artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır.]




77. İsa dedi : Ben herkesin üzerindeki ışığım. Ben kainatım; kainat benden çıktı ve kainat bana ulaştı. Ağacı yarın, ben oradayım. Bir taşı kaldırın, ve beni orada bulacaksınız!

[Hakk'a eren İsa'nın kutsal ruhun esiniyle konuştuğu açıktır. Burada Tanrı kendini kainatın üzerinde ve onun tasarımcısı gibi değil, kainatın içinde bir cevher, bir temel, bir öz olarak anlatmaktadır. Gnositizmin tıpkı alevilik gibi teist değil panteist bir özelliğe sahip olduğunu yeri gelmişken bir kez daha belirteyim.]




93. İsa dedi : Kutsal olanı köpeklere vermeyin, gübreliğe sürüklemesinler. İncileri domuzlara atmayın, onları kirletmesinler!

[Burada da İsa öğretisinin inisiyatik ve 'elitist' yapısının sebebini anlatıyor, sırların ancak hak edenlere verilmesi gerektiğini belirtiyor.]




94. İsa dedi : Arayan bulacaktır, ve içerinin kapısını çaldığında açılacaktır!

[Burada 'içerinin kapısı' denerek, tanrısal arayışın dışarılara bakarak değil, aksine, insanın kendi içine bakmasıyla bulunabileceğini belirtmektedir. Tanrıyı insanda bulan gmostik anlayış İsa'nın bu sözünde bir keze daha kendini belli ediyor.]




108. İsa dedi : Benim ağızımdan içen benim gibi bende onun gibi olurum ve ondan gizlenen şeyler ona açılacaktır!

[Bu sözde de bir kez daha -klasik/dogmatik hıristiyanlığın iddiasının aksine- tanrısallığın İsa'ya özgü olmadığı, her insanın bir İsa haline gelebileceği, İsa'nın sahip olduğu gnosise biz de sahip olduğumuzda, yani ''onun ağzından içtiğimizde'' onun gibi olabileceğimiz belirtiliyor. Onun gibi olmak demek tanrıda bir olmak demektir. İki bir olacaktır. Bu yüzden biz İsa gibi olduğumuzda İsa da biz gibi olacaktır. Çünkü hepimiz tanrısal birlikte birleşmiş olacağız. İsa'yı bir Rab, bir efendi gibi görüp ona kulluk etmeye yönelen dogmatik cehalet ise meseleye hala bedensel açıdan baktığı için İsa'yı kendinden ayrı bir birey olarak görmektedir.]




Freddie

Natan 30-03-2011 22:38

Sayın Freddie ;

Alıntıda bulunduğunuz apokrif incil ayetlerinin bir dogma yığını değil de mistik bir anlamı olduğu kanısına varmanızı sağlayan etmenler nelerdir? Yoksa sadece varsayım mı? Merak ettiğim için soruyorum. Sonuçta bu ayetler de, bügün elimizde bulunan ve kanonik kabul edilen incil gibi insanlar tarafından uydurulmuştur.

Metinleri - kanonik yada apokrif - altında " manalar " olduğu şekliyle yorumlamak nasıl bir anlayış ,bakış açısına sahip olmamızı sağlayabilir?

Belki konumuzdan farklı olabilir fakat "kutsal kitaptan kutsal masallar" konu başlığıyla bir başlık açmıştım.Orada da metinlerin özel anlamları olduğu söylenmiş fakat sormama rağmen hangi manalar olduğu ve kullanılma sebepleri açıklanmamıştı.

" kutsal kitaptan kutsal masallar " başlığına ulaşmak için -Link


Yorumlarınız ve -farklı - bakış açınızı dile getirdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim Freddie,Devamını bekleriz ama :)

saygılarımla

Firestorm 30-03-2011 23:01

Alıntı:

Freddie´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 375092)
Alevilik de Gnostik hıristiyanlık da batıni yapıda, belli bir inisiyasyon(seyri süluk) süreci sonucu sırlarını talibe aktaran, bu anlamıyla 'elitist', eşitlikçi, üstat hale gelenin ''En el Hakk''/''Ben Tanrıyım, Tanrının Oğluyum'' dediği bir öğretiyi paylaşır. Bunlar birbiriyle müsahip olan kardeş inançlardır. Fakat gnostik hıristiyanlık bildiğimiz haliyle alevilikten çok daha eski olduğu için onun kökü sayılabilir düşüncesindeyim. Gnostik hıristiyanlığı inceledikçe ve anladıkça, alevi öğretisinin ilk ve en bozulmamış halini de görme olanağını elde edebiliriz diye düşünüyorum. Aşağıda 1945 yılında Nag Hammadi bölgesinde bulunan gnostik bir incil olan Tomas İncilinden bazı numaralandırılmış pasajlar aktarıyorum. Gnostik metinler, öğretinin yapısı gereği haricilerin anlamını çözemeyecekleri, ilk bakışta kişiye saçma veya anlamsız gelebilecek metinlerdir. Fakat sizlere bunların anlamını belli ölçüde açıklamaya çalışacağım. Umudum, bu çabamın gnositisizm ile alevilik arasındaki öğretisel bağı başta alevi arkadaşlar olmak üzere görmenize az da olsa vesile olmasıdır.


Ben bir Alevi olarak bu konuda bazı şeyler ekmek zorunda hisettim kendimi. Bu konuyu ters saptamışsınız. Alevilik Hristiyanlıktan çok daha eskidir. Ayrıca Alevilikte tanrının oğlu kavramı yoktur. Vahdedi vucut inanışı vardır yani her şey onun bir parçasıdır. Alevilik inancında başlangıc çok farklı bir şekildedir ir yaratma durumu söz konusu değildir.





Alıntı:

Freddie´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 375092)
1.Ve o dedi : Bu sözlerin yorumunu bulan, ölümü tatmayacak!

[Burada İsa, havarilerine kendi sözlerinin gerçek anlamını kavrar, yani gnosisi fark ederlerse tıpkı kendisi gibi tanrısallaşacakları ve ölümü aşacakları bilgisini sunmaktadır.]


Her canlı ölür ama bu Alevilikte farklıdır. Alevilikte can ölmez don yani vucut ölür diye inanılır. Ölümden sonra can yoluna devam eder eğer insanikamil deriz bizyaniermişse de diyebilirim daha rahat anlaşılması için hakile bir olur eğer daha ermemişse sonraki devriyesine devam eder...(Burda anlıyıcagınız gibi Alevilikte realkalnasyon inancı vardır.)


Zamanım kısıtlı oldugundan yazının tamamına bakamadım baktıgım daha sonra devam edicem...


Saygılarımla

Jolly Jocker 19-06-2011 19:14

Gnostisizm ve Alevilik
 
Alevilik de Gnostik hıristiyanlık da batıni yapıda, belli bir inisiyasyon(seyri süluk) süreci sonucu sırlarını talibe aktaran, bu anlamıyla 'elitist', eşitlikçi, üstat hale gelenin ''En el Hakk''/''Ben Tanrıyım, Tanrının Oğluyum'' dediği bir öğretiyi paylaşır. Bunlar birbiriyle müsahip olan kardeş inançlardır. Fakat gnostik hıristiyanlık bildiğimiz haliyle alevilikten çok daha eski olduğu için onun kökü sayılabilir düşüncesindeyim. Gnostik hıristiyanlığı inceledikçe ve anladıkça, alevi öğretisinin ilk ve en bozulmamış halini de görme olanağını elde edebiliriz diye düşünüyorum. Aşağıda 1945 yılında Nag Hammadi bölgesinde bulunan gnostik bir incil olan Tomas İncilinden bazı numaralandırılmış pasajlar aktarıyorum. Gnostik metinler, öğretinin yapısı gereği haricilerin anlamını çözemeyecekleri, ilk bakışta kişiye saçma veya anlamsız gelebilecek metinlerdir. Fakat sizlere bunların anlamını belli ölçüde açıklamaya çalışacağım. Umudum, bu çabamın gnositisizm ile alevilik arasındaki öğretisel bağı görmenize az da olsa vesile olmasıdır.



1.Ve o dedi : Bu sözlerin yorumunu bulan, ölümü tatmayacak!
[Burada İsa, havarilerine kendi sözlerinin gerçek anlamını kavrar, yani gnosisi fark ederlerse tıpkı kendisi gibi tanrısallaşacakları ve ölümü aşacakları bilgisini sunmaktadır.]


3. İsa dedi : Eğer size rehberlik edenler, size derse: Bakın cennet göklerdedir, o zaman göğün kuşları sizlerin önünde giderler; eğer size derlerse: denizlerdedir, o zaman balıklar sizlerin önünde giderler. Ama cennet sizin içinizdedir, ve sizlerin dışınızdadır. Eğer sizler kendinizi bilirseniz o zaman bilinirsiniz, ve diri babanın evlatları olduğunuzu bileceksiniz. Fakat sizler kendinizi bilemediyseniz, o zaman fakir olursunuz, ve sizler fakirsiniz!
[Bu satırlarda İsa, klasik hıristiyan dogmatizminin aksine, cennetin gökte ya da yerde olmayıp insanların içlerinde olduğunu anlatmaktadır. Çünkü gnostisizm her insanın tanrısallığı içinde barındırdığını, eğer kişi 'kendini bilir', yani içindeki tanrısal özü keşfederse, diğer deyişle gnosise vakıf olursa tanrıyla bir olacağını ve cennetden kast edilenin de zaten bu olduğunu öğretmektedir. kişinin kendini, yani tanrısal özünü bilmesi, aynı zamanda insandaki tanrının kendine bakması anlamına geldiğinden, ''kendinizi bilirseniz, o zaman bilinirsiniz'' denmiştir.]


8. Ve o dedi : İnsan denize ağ atan bilge bir balıkçıya benzer; denizden benim balıklarımla dolu olarak ağı çekerken; onların altından büyük güzel bir balık bulur bilge balıkçı; zahmetsizce büyük olan balığı seçer ve diğer tüm küçük balıkları denize atar, işitmek için kulakları olan işitsin!
[Burada İsa, gnostisizmin ezoterik yapısını, yani sırlarını herkesle paylaşmayan, ancak bunu hak edenlere veren, seçmeci yapısını anlatmaktadır. Belli bir inisiyasyon(seyri süluk) sürecinden başarıyla geçenler sırrı(gnosisi) almaya hak kazanır ve böyleleri aşağa derecelerdekilerden çok daha değerlidirler. Metin bunu vurgulamaktadır. Gnostik hıristiyanlık, klasik/dogmatik hıristiyanlık gibi bir halk dini değildir. Kendi sırrını ancak belli aşamalardan sonra seçilmiş bireylere açan elitist bir dindir.]


13. İsa havarilere dedi : Karşılaştırın beni, söyleyin kime benziyorum?
Simon Petrus ona dedi:
Sen adil bir meleğe benziyorsun.
Matta ona dedi: Bilge bir filozofa benziyorsun. Thomas ona dedi: Üstad, ağızım asla senin kime benzediğini söylememe izin vermez. İsa dedi: Ben senin üstadın değilim, çünkü sen kendini, benim akıttığım fışkıran kaynaktan sarhoş ettin.

[Bu metinde esas önemli olan nokta, İsa'nin, kendisi hakkındaki doğru bilgiyi çözmüş olan Tomas kendisine ''üstad'' diye hitap ettiğinde ''Ben senin üstadın değilim'' demesidir. Çünkü Tomas kendini İsa'nın akıttığı ''fışkıran kaynaktan sarhoş etmiştir.'' Bu anlatımda, Tomas'ın sırra kavuşacak denli yetkinleşmiş bir öğrenci olduğu, sırra kavuştuğunda üstadının derecesine çıktığı, İsa'nın akıttığı kaynağı, yani gnosis öğretisini alanların üstatla aynı seviyede olacakları mesajı esas önemli noktayı oluşturuyor. Çünkü bu nokta, ''tanrısallığın'' ya da diğer deyişle ''En el Hakk'' deyişinin İsa'ya has olmadığı, bizlerin de onun seviyesine çıkabileceğimiz mesajını veriyor. Bu, klasik/dogmatik hıristiyanlığa tümüyle terstir.]


17. İsa dedi : Size hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın duymadığı, hiç bir elin değmediği, hiç bir insanın kâlbine yükselemeyeceğini vereceğim!
[Bu satırlarda İsa kendi batıni sırrını, yani gnosisi kastetmektedir.]


18. Havariler İsa’ya dedi : Söyle bize, sonumuz nasıl olacak ? İsa dedi : Başlangıcı bulduğunuza göre, sonu niye arıyorsunuz ? Çünkü orada, başlangıcın olduğu yerde, son da olacaktır. Ne mutlu, başlangıçta durana, ve o sonuda bilecek, ve o ölümü tatmayacak!
[Burada İsa başlangıç ve sonun bir olduğunu ve bunu bulanın kurtulacağını müjdeliyor. Ne kastediyor? Gnostik öğretide tanrı ve evren ayrımı yoktur. Tanrı evrende ve evren de tanrıdadır. Evren, tanrının içinde oluş halindedir. Başlangıcı ve öncesinde de sonu ve sonrasında da tanrı vardır. İşte bu yüzden ''başlangıcın olduğu yerde son da vardır.'' Burada kastedilen gnostisizmin kendine has tanrısıdır. Tanrı insanın içindedir de. Kendini bilen insan tanrıyı, diğer deyişle başlangıcı ve sonu da bilir. Tanrıyı bulan da ölümü tatmaz. Metin bunları anlatmaktadır.]


22. İsa emzirilen çocukları görür. Havarilerine şöyle der : Bu emzirilen küçükler, cennete girenlere benzer. Onlar dediler: Öyleyse çocuk olursak mı cennete gireceğiz ? İsa dedi onlara: İki den bir yaptığınızda, içtekini dıştaki gibi, dıştakini içteki gibi, üsttekini alttaki gibi yaptığınızda ve erkek ile dişi olandan öyle birşey yapacaksınız ki, erkek erkek olmayacak, dişide dişi olmayacak ve gözlerin yerine bir tek göz, ellerin yerine bir tek el, biayakların yerine bir tek ayak ve birsuretlerin yerine bir tek suret yaptığınızda, işte o zaman gireceksiniz!
[Bu satırlarda İsa, cinsiyetler ve uzuvlar gibi bedensel bölünmüşlükleri aşıp içteki tanrısal birliği keşfedenlerin cennete gidecekleri, yani keşfettikleri tanrıda bir olacaklarını anlatmaktadır. Gnositisizm kendi eşitlikçilik anlayışını bu perspektife dayandırır. Ona göre ayrılıklar, bölünmeler ve dolayısıyla da eşitsizlikler maddeye/bedene odaklanmaktan kaynaklanır. Oysa aslolan 'içteki'dir. Tanrı herşeyin ve hepimizin temelidir ve birdir. Tanrısal birlikten hareket eden gnostisizm, 'üsttekini alttaki gibi' yapıp sınıf ayrımlarını yok etmeyi, kadın ve erkeğin tanrısal özlerinin ayılığını öne çıkarıp cinsiyet ayrımını yok etmeyi ve uzuvlardan tek uzuv yapma mecazı ile de ırkçılığa karşı koymayı ve insanların birliğini vurgulamaktadır.]


23. İsa dedi: Sizlerin arasından ben seçeceğim, binin içinden birini, onbinden ikisini ve onlar orada duracaklar, sanki iki birmiş gibi!
[Bu sözünde de İsa gnostik öğretideki seçmeci, sırrını hak edenlere sunan, bu anlamıyla elitist yanı vurguluyor ve seçip sırrını verdiği kişilerin ''ikiyi bir yapan'' kişiler olduklarını, yani kendilerini bedenle/maddeyle özdeşleştirip ayrı ayrı bireyler oldukları yanılsamasını aşan ve özdeki tanrısal birliği farkederek 'birmiş gibi duran' kişiler olacaklarını anlatıyor.]


37. Havarileri dediler : Hangi gün bizlere kendini tanıtacaksın ve hangi gün seni göreceğiz. İsa dedi: Edep yerlerinizden soyunduğunuzda ve küçük çocuklar gibi elbisenizi ayaklar altına alıp üzerine bastığınızda, o zaman diri olanın oğlunu göreceksiniz ve korkmayacaksınız!
[Bu metin en gizemli ve haricilerin anlamasının en zor olduğu metinlerden biridir. Fakat gnostisizmi bilenler neyin vurgulamak istendiğini kolayca görecektir. Hepimiz tanrısal birliği taşımaktayız; hepimiz, özümüzde tek ve bir olan tanrının ta kendisiyiz. Fakat bunu fark edip aydınlanabilmek için bu gizemin üzerini örten her tür yanılsamayı aşmamız gerekir. Bedeni, bireyselliğimizi, kültür ve geleneklerimizi, ahlakı 'soyunmak' ve tanrısal özün üzerini örten herşeyi bir elbise gibi çıkarıp yere çalarak üzerine küçük çocuklar gibi basmamız gerekir. Ancak her türlü dünyevi-kültürel giysilerden soyunup çırıl çıplak kaldığımızda özdeki saflığı ve birliği görebiliriz. İşte o gün İsa'nın çoktan görmüş olduğu tanrıyı biz de görmüş ve İsa'nın ağzından konuşan tanrıyı tanımış oluruz. İsa bunu anlatmaktadır.]


42. İsa dedi : Gelip gidici olun!
[Burada da aslolanın tanrısal hakikat olduğunu ve dünya yaşamının aldatıcılığını vurgulayan gnostik öğretinin kendi yandaşlarına yaptığı bir tavsiyeyi görmekteyiz. Mesaj açıktır zaten. Dünyaya kapılmayın, bedene kapılmayın, bunlarla ilgili hiçbir şeye kendinizi kaptırmayın, kazık çakacak değilsiniz, aslolanın dünya olmadığını bilerek gelip gidici yaşayın deniyor.]


46. İsa dedi : Adem’den Vaftizci Yahya’ya kadar kadınlardan doğanlar arasında kimse Vaftizci Yahya’yı aşamadı. Çünkü, onun gözleri kör olmamıştı. Ama dedim : Aranızda küçük olacak olan cenneti tanıyacaktır ve Yahya’yı aşacaktır!
[Vaftizci Yahya'ya kadar herkes 'kadından', yani bedenden doğmuştur ama İsa'nın gnosisi müjdelemesiyle birlikte artık insanlığın önünde yaşarken kendi nefsini çarmıha çakıp kutsal ruhtan doğmak yolu açılmıştır. Bu yüzden İsa'nın mesajını alıp gnosise erişerek ruhtan doğan ve İsa gibi olan herkes, bu aşamaya gelememiş Yahya'yı aşacak ve cennete ulaşacaktır. İsa bunu anlatmaktadır.]


49. İsa dedi : Ne mutlu yalnız ve seçilmiş olanlar, sizler cenneti bulacaksınız, ondan geldiniz ve ona döneceksiniz!
[Burada İsa geniş kitlelerin değil seçilmiş yalnızların sırra layık olacağını ve cennete kavuşacaklarını belirtiyor. Böylece gnostisizmin inisiyatik ve ezoterik örgütlenme yapısı bir kez daha vurgulanıyor. Ayrıca seçilenlerin zaten cennetten, yani tanrının sinesinden geldikleri, kendilerinde tanrısallığı tekrar görerek yine tanrının sinesine geri dönecekleri belirtiliyor.]


50. İsa dedi : Eğer size derlerse: Nereden geliyorsunuz, deyin ki onlara: Bizler ışıktan geliyoruz, ışığın kendinden doğduğu yerden.
[Burada gnositizmin kendi tanrısını bir çeşit ışık olarak gören yapısı vurgulanmış. Işığın kendinden doğduğu ve insanın ışıktan kök alarak özünde ışığı barındırdığı belirtilmiş. ''Işığın kendinden doğduğu'' şeklindeki ifade kulağa garip gelebilir ama aslında değildir. Işık bilinçtir. Bilinç, farkındalık demektir. Farkındalık da ancak farkında olunacak başka birşey varsa ortaya çıkar. Örneğin tanrısal ışık ancak evren ortaya çıkınca onu fark etmek üzerinden kendinin farkına varacak ve 'kendinden doğup' parıldayacaktır. Öncesinde ise ışık henüz parlamamaktadır ve bilinçsiz bir bilinç durumu söz konusudur. Bu, ışığın ilk halidir, gizemdir ve mutlak gnosis durumudur.]


54. İsa dedi : Ne mutlu fakirlere, cennet sizindir!
[Burada fakir derken sadece mal-mülk sahipliği anlamında bir fakirlik değil, aslolarak nefsi fakir olanlar, yani mal-mülk hırsı bakımından fakir olanlar müjdeleniyor. Çünkü böylelerinin belli ki dünyayla bağı zayıftır ve dünyaya kendini kaptırmayan bu 'fakirlerin' gnosise erme olasılığı daha fazladır. O halde onlara ne mutlu!]

55. İsa dedi : Babasıyla, annesinden nefret etmeyen benim Havarim olamaz. Ve kardeşiyle kız kardeşinden nefret etmeyen, haçını benim taşıdığım gibi taşımayan bana layık olamaz!
[Burada da İsa dünyaya ve dünyaya ait şeylere gnosisten daha fazla bağlanmamak gerektiği, akrabalarını terk etmeme v.b. düşüncelerle gnostik hıristiyan yoluna girmeyi reddedenlerin yanlış yaptığı, dünyevi kaygılar ve ilişkiler yüzünden kişinin nefsini çarmıha çakıp, yani nefsiyle savaşıp onu yenip tanrısal özünü kurtarması mücadelesini reddetmesinin hata olacağı anlatılmak isteniyor.]


56. İsa dedi : Dünya’yı tanıyan bir ceset bulmuştur, ceset bulmuş olana ise, dünya layık değildir!
80. İsa dedi : Dünya’yı tanıyabilen bedeni bulur; ama bedeni bulana, dünya layık değildir!
[Bu iki cümle Tomas İncilinde birbirine çok benzer olduğu ve birbirini açıkldığı için birlikte ele almak daha doğru olur. Dikkat edildiyse ilk sözde ''ceset'' yazan kısım, ikinci sözde ''beden'' olarak geçiyor. Çünkü maddesel bedenimiz yaşlanmak ve sonunda da çürüyüp yok olmaya mahkumdur. Bunun böyle olduğunu bilenler, maddesel dünyanın da insanın kendini kaptırmaması gereken bir yer olduğunu anlar ve bu anlayış onu aslolanın tanrısal kutsal ruh olduğu sonucuna götürür. Bu yüce keşfi yapabilenlere, maddi dünya layık değildir. Kutsal ruhtan doğanlar tıpkı isa gibi birer Mesih olurlar. Böyle ermişler, dünyanın üzerindedir ve dünya onlara layık değildir.]


61. İsa dedi : İki kişi bir yatakta dinlenecek, birisi ölecek, diğeri yaşayacak.
Salome dedi : Sen kimsin be adam, kimin oğlusun ? Benim yatağıma çıktın, benim masamdan yemek yedin.
İsa ona dedi : Ben benzer olandan gelenim; Bana Babam olan şeyler verildi.
Salome dedi : Ben senin havarinim.
İsa dedi ona : Bu yüzden derim ki, benzer olduğunda, ışıkla dolu olur; ama bölünmüşse karanlıkla dolu olacaktır!
[Bu metin de bir diğer önemli metindir. Aynı yatakta dinlenen iki kişinin birinin ölmesi, diğerinin yaşaması ifadesinde yatak bedeni temsil eder, yatakta yatan iki kişiden erkek olanı bedeni, kadın olanı ise ruhu temsil eder. Kadın ve erkek birleştiğinde kadın onun cinsellik bilgisini edinmesini ve kendini tanımasını önleyen vajina zarından kurtulmuş olur ve yepyeni bir hayat için gebe kalır; erkek ise orgazm sonrasında penisinin sertliğini/diriliğini yitirir ve ölür. Ruh ve beden ikiliği ortadan kaldırılmalıdır. Birleşme anında beden tıpkı İsa gibi kendini çarmıha öldürmeli, kutsal ruh(Sophia) isa hapis kaldığı dünyevi cehaletten kurtularak tanrıyla bütünleşmelidir. isa çarmıha gerildiğinde çarmıhın yanında Mecdelli Meryem ve Meryem Ana durmaktadır ve Mesih ''Tamamnlandı'' deyip ölmeden hemen önce onlara bakıp ''Anne işte çocuğun, çocuk işte annen'' der. Sonra da söz konusu öğrencinin, yani Mecdelli Meryem'in Meryem Ana'yla aynı evde kaldığı belirtilir. Bu anekdot bugün yaygın olan resmi incillerde anlatılır. Burada gnostik Eleusis gizemlerine bir anıştırma vardır. Mesih tarafından kurtarılmadan evvel beden(Hades) tarafından hapsedilen ruh(Perpephone), Mesihin fedakarlığı sayesinde kurtarılarak ait olduğu tanrısal kaynağa(Demeter) geri döner. ''Aynı evde yaşadılar'' ifadesi, ikinin bir olması, ayrılığın son bulmasını anlatır.]


62. İsa dedi: Sırlarıma layık olanlara sırlarımı söylüyorum. Sağının ne yaptığını solun bilmesin!
[Burada da İsa bir kez daha bir sırlar öğretisine sahip olduğunu ve bunu ancak belli bir aşamadan geçip layık olduğunu kanıtlayanlara verdiğini belirtmektedir.]


67. İsa dedi : Kainatı tanıyan kişi kendini tanımamışsa kainatıda tanıyamaz!
[İsa böyle söylüyor. Neden? Çünkü insanın içinde tanrısal öz vardır ve kainatın içinde de aynı tanrısal öz bulunur. İnsan mikro kosmos, kainat ise makro kosmostur. Kainatın da insanın da içindeki biricik öz, tanrıdır. Bu yüzden, kendini tanımayan, yani kendindeki tanrıyı bulmamaış olanlar, kainatı da tanıyamaz, yan, kainatın özündeki tanrısallığı da göremezler.]


70. İsa dedi : İçinizdekini kazandığınızda, sahip olduğunuz sizi kurtaracaktır. Eğer ona sahip değilseniz, içinizde sahip olmadığınız şey, sizi öldürecektir!
['İçinizdeki' derken kastettiği tanrısal özdür. Bunu kazanan, yani kendi tanrısallığının farkına varıp gnosise eren ölümü aşar; ama bunu yapamayıp kendini bedenle özdeşleştirmeye devam edenler, beden ölümlü olduğu için kurtulamayacak ve ölecektir. İsa bunu anlatmaktadır.]


71. İsa dedi : O evi yıkacağım ve bir daha hiç kimse onu yeniden yapma durumunda olmayacaktır!
[İsa'nın kastettiği ev bedendir. İsa bedeni yıkarak bedenin özündeki tanrısal hakikati deşifre etme misyonundadır. Gnosisi bir kere insanlığa müjdelediği için, beden yıkılmıştır ve artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır.]


77. İsa dedi : Ben herkesin üzerindeki ışığım. Ben kainatım; kainat benden çıktı ve kainat bana ulaştı. Ağacı yarın, ben oradayım. Bir taşı kaldırın, ve beni orada bulacaksınız!
[Hakk'a eren İsa'nın kutsal ruhun esiniyle konuştuğu açıktır. Burada Tanrı kendini kainatın üzerinde ve onun tasarımcısı gibi değil, kainatın içinde bir cevher, bir temel, bir öz olarak anlatmaktadır. Gnositizmin tıpkı alevilik gibi teist değil panteist bir özelliğe sahip olduğunu yeri gelmişken bir kez daha belirteyim.]


93. İsa dedi : Kutsal olanı köpeklere vermeyin, gübreliğe sürüklemesinler. İncileri domuzlara atmayın, onları kirletmesinler!
[Burada da İsa öğretisinin inisiyatik ve 'elitist' yapısının sebebini anlatıyor, sırların ancak hak edenlere verilmesi gerektiğini belirtiyor.]


94. İsa dedi : Arayan bulacaktır, ve içerinin kapısını çaldığında açılacaktır!
[Burada 'içerinin kapısı' denerek, tanrısal arayışın dışarılara bakarak değil, aksine, insanın kendi içine bakmasıyla bulunabileceğini belirtmektedir. Tanrıyı insanda bulan gmostik anlayış İsa'nın bu sözünde bir keze daha kendini belli ediyor.]


108. İsa dedi : Benim ağızımdan içen benim gibi bende onun gibi olurum ve ondan gizlenen şeyler ona açılacaktır!
[Bu sözde de bir kez daha -klasik/dogmatik hıristiyanlığın iddiasının aksine- tanrısallığın İsa'ya özgü olmadığı, her insanın bir İsa haline gelebileceği, İsa'nın sahip olduğu gnosise biz de sahip olduğumuzda, yani ''onun ağzından içtiğimizde'' onun gibi olabileceğimiz belirtiliyor. Onun gibi olmak demek tanrıda bir olmak demektir. İki bir olacaktır. Bu yüzden biz İsa gibi olduğumuzda İsa da biz gibi olacaktır. Çünkü hepimiz tanrısal birlikte birleşmiş olacağız. İsa'yı bir Rab, bir efendi gibi görüp ona kulluk etmeye yönelen dogmatik cehalet ise meseleye hala bedensel açıdan baktığı için İsa'yı kendinden ayrı bir birey olarak görmektedir.]

yalnizs 11-08-2011 21:51

gnostik islam da var mı?

bazı ayetler çok garip, bulunduğu bölümle bağıntısız ve anlamsal olarak kapalı.

uzayli 09-10-2011 06:51

degiik bisey olmus

oklava 11-10-2011 09:39

Ayrıca belli Gnostik Hristiyanlık inancına göre, Lucifer insanlara ışık ve aydınlık getirendir. Tanrı ise insanları cahil bırakmak isteyen kaba saba varlıktır.

İncil e göre tanrı Adem ve Havvaya yasak meyveyi yerlerse ölüceklerini söyler. Yılan görünümündeki şeytan ise onlara gelip meyveyi yerlerse gözlerinin açılacağını ve tıpkı tanrı gibi iyi e kötüyü bileceklerini söyler. Sonuç olarak meyve yenilir ve ölmek yerine gözleri açılır. Yani Lucifer doğruyu söylemiştir.

legend 11-10-2011 09:50

adem ile havva ve yılan birer benzetmedir. Gerçekte öyle bir olay olmadı. Başka bir şey demek istiyor orda: Tanrı nın kurallarına karşı çıkıldı böylece insan özgür iradesi ile tanrıyı "seçmeme" gibi bir özgürlüğe sahip olduğunu da gördü. Bu yüzden "gözleri açıldı" terimi kullanırlır. Önceleri sadece iyiyi bilirken artık kötülük yapmayı da öğrendiler demek istiyor...

Bakın biraz açıklama yapınca ayet hakkında nasıl da anlamı 380 derece değişiyor :)
Lucifer in haklı olmasıyla alakası yok olayın...

oklava 11-10-2011 10:40

Alıntı:

legend´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 417357)
adem ile havva ve yılan birer benzetmedir. Gerçekte öyle bir olay olmadı. Başka bir şey demek istiyor orda: Tanrı nın kurallarına karşı çıkıldı böylece insan özgür iradesi ile tanrıyı "seçmeme" gibi bir özgürlüğe sahip olduğunu da gördü. Bu yüzden "gözleri açıldı" terimi kullanırlır. Önceleri sadece iyiyi bilirken artık kötülük yapmayı da öğrendiler demek istiyor...

Bakın biraz açıklama yapınca ayet hakkında nasıl da anlamı 380 derece değişiyor :)
Lucifer in haklı olmasıyla alakası yok olayın...


Sonuç olarak Tanrının meyveyi yediğiniz vakit ölüceksiniz sözü geçirsiz oluyor ve tam olarak Şeytanin söylediğine benzer bir durum meydana geliyor. Adem ve Havva Tanrının dediği gibi ölmüyor.

legend 11-10-2011 10:49

Adem ile Havva nın Tanrının dediği gibi ölmesi veya Tanrının dediği gibi ölmemesi gibi bir durumun var olabilmesi için adem ile havva nın var olması gerekir.
Adem ile havva hiç olmadı.
o zaman siz ondan önce dünya nın 6 günde nasıl yaratıldığını sorgulamanız gerekir. O daha saçma :) Sen kelime kelime yorum yaparsan işin içinden çıkamazsın.

Tanrı nın o meyvadan yerseniz ölürsünüz sözü benim yanımda kalamazsınız demek tir. Çünkü saflığınız bozuldu benim yanımda kalırsanız ölürsünüz eriyip bitersiniz diyor.
O yasaklı meyva dan yedikten sonra farkettiyseniz Tanrı direk karşılarına çıkmıyor hikayede. Bahçede Tanrının sesini duyan adem ile havva saklandı diyor... Çünkü utandılar. Dayanamazlardı onun karşısında durmaya. Sonsuz derecede büyük bir sevgiye ihanet ederseniz onun yüzüne bakmaya utanırsınız değil mi?

Tanrı nın adem ile havva ya "o meyveden yerseniz ölürsünüz" sözü ne demektir?
Bunu bi açıklarsanız devam edelim. Sen ne anlamıştın bu sözden :)


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:34 .