![]() |
Suyun rengi kabın rengidir.
Bu sözü Cüneyd-i Bağdadi demiş derler, "Suyun rengi kabın rengidir."
Bu söz aynı zamanda tasavvufun olmazsa olmazlarındandır. Kab(lar) = yani dinler, mezhepler, inançlar, idealler, ne varsa hepsidir. Her inanç kendi rengiyle varolur, anılır, bu rengiyle insanları kendine bağlar ve ne ise odurlar, çok değişmezler. Başka bir şey olmak, başka bir renge girmek, başka inancı beslemek öğretisini benimsemezler. Ben ve onlar Biz ve ötekilerdir. İşte bu noktada tasavvufta su gibi şeffaf olmak mecburiyeti vardır. O yüzden, Kim olursan ol gel demek, seviden başka dava gütmemek, her gördüğünü Hızır bilmek, kimseyi küçük görmemek zaten mecburiyettir. Bundan gayrısı NE tasavvuf, NE de sufiliktir. Tasavvuf din de değildir, dinler başkalarını dost edin, onları sevin demez. Hatta bunu riyâkârlık, ikiyüzlülük olarak görürler ki başkalarıyla anca siyaseten veya menfeaten ilişki kurulabilir onlara göre. Tasavvuf siyasetide menfeatide bilmez, ilgiside olmaz, hiç bir tasavvufçu siyaset yapmamış, menfeatine çalışmamıştır, tasavvuf bu yüzden zaten din değildir. Başka bir şeyde değildir, Tasavvuf kendi halinde garip bir yapısı olan, bir yaşam öğretisidir. Soru sormayacaksın, cevap aramayacaksın, acele etmeyeceksin. fi = içinde demekse, Su + fi deyince bunu su içinde demek gibi anlayacaksın, yani su gibi olacak, su da yaşayacak, su da ki yaşam gibi köksüz olacak, ama asla aslını unutmayacak, fasıllara dalmayacaksın. Kabın rengi ne ise sen o olacaksın, kablarda kusur aramayacak, yargılamayacak, birini diğerinden üstte tutmayacaksın. Sen su'sun, su doğup, su ölüp, su yaşayacaksın. Su gibi eşit (adil olmalısın) dağılmalısın. Yarın mı? Suyun yarını olmaz!! o yolunu aka aka bulur. Bilmek, Bulmak, Olmak, Su gibi olacaksın, ötesi değil... Olmuyorsa bırak zorlama, bir olan olur elbet... Kimsesiz de değildir, bir tutan bulunur elbet... Su gibi yangınları söndürecek, yangını beslemeyeceksin. Yani korkutmayacaksında. İnsanlar niye kavga eder, cana kıyar? Korktukları için... Sana bakan o yüzden kendini görebilmelidir ki korkmasın! O (!) olmalısın. Şart bu, Su bu, Sufi bu, Su hayattır. Su huzurdur. ----------------- 0 ----------------- Suyun Rengi Kabın Rengidir. Tanrı değilse ona varılacak, kullar değilse oyuncak. Sufi koydularsa adını, başka şeylerde kaybolacak. Bir kendiliğin olamaz, başkasının kendi olmadan. Su kaba sirayet edecek, arz talep suya doymadan. Arz doymalı suya, bu hayat herkesin hayatı.Seni alırlar satarlar, kendilerine malzeme yaparlar. Tarih bir kötülüğünü görmedi ki tabi alırlar satarlar. İş su olmaya gelince, bulmakta olmakta kolay değil. Kâh yer kâh gökte, bir damlanda yaşama bakarlar. |
“Bugüne kadar, dini dinime yakın olmadığı için arkadaşıma karşı çıkıyordum. Ama bugün kalbim artık her şekli kabul eder oldu. Ceylanların çayırı, rahiplerin manastırı, putların barınağı, tavaf edenin kabesi, Tevrat’ın sayfaları ve Kur’an’ın mushafı oldu. Süvariler ne tarafa yönelirse yönelsin, ben sevgi dinine inanıyorum. Din, benim dinim ve imanımdır.”Arabi'nin bu güzel sözünü paylaşmak istedim, içinde yargılama yok, aşağılama yok, küçümseme yok, büyüklenme yok, haksız görme yok, ayırma yok, ayrı görme yok, işte tasavvufi bakış budur dedirtecek sözlerden biri. İnanmaya inanmak, inananlara inanmaktır, onunda ötesinde insana ve insandan olana inanmak demektir. Doğru olduğu için değil, yanlış olduğu için değil, sadece öyle olması gerektiği içindir bu. Başkasını yargılamak kişinin kendini yargılamaktır. Yargısızlıkta kişinin kendini bağışladığı içindir, suçladığı için değildir. Ne olduğunun hiç bir önemi yok, ne olabiliyorsun o önemlidir tasavvufta... Herkes yanıldığında nasıl mutlu olacaksın? Herkes yanlış yoldaysa, nasıl huzur bulacaksın? Tasavvuf dünyada kötülük gördüğünde, bunu içselin yansıması olarak görür. Yani, Yargıladığınsındır. Suçladığınsındır. Kötülediğinsindir. Ötesi değilsindir. O sensindir. Ne görüyorsan gör, O sensindir. O sensin, sende O Var mı bir ayrın ya da gayrın? Aksi olabilir misin? Tüm olasılıklar olasıysa, sorun sorunsuzlukta mı? Sorunsuzluk varsa-ki var-bu niye sorun olsun ki? Yani sen, Sevdiğinsindir. Aşkınsındır. Taptığınsındır. Reddettiğinsindir. Ne görüyorsan gör, O sensindir. Hasılı ya herşeysindir, ya da herşeysindir. Ubuntu diye bir işletim sistemi var anlamı Zulu dilinde; "Ben, sen sen olduğun için, benim" demekmiş. Sen olmadan benim bir anlamım yoksa, Senin sevdiğin benim sevdiğim olmazsa, Seni üzen şeyler, benide üzmüyorsa, Ben ben olmam ki cancağazım, Sen olacaksın ki ben olayım. Kendi anlamımı sende bulayım. Başka şeyler olmayı reddetmenin adıdır tasavvuf. Başka bir yol değil, yolların hepsidir tasavvuf. Birine olan değil, herkese olan aşktır tasavvuf. “Herkes Tanrı hakkında çeşitli inançlara bağlandı. Bense onların inandıklarının hepsine inanıyorum” İbn-i Arabi - Füsûsü’l-Hikem Ez-cümle Suyun rengi kabın rengidir denmiş zaten, rep-renkli bir dünyanın adıdır tasavvuf. Bir Sufi isen, Sufi gibi olmalı, sudan kendini ayırmamalısın. "O Mâhiler ki Derya içredir Deryayı Bilmezler" Sende deryada kötülüğü bilemeyecek, ona bir anlam veremeyeceksin, kimseyi kendinden ayırmayacak, ayıranı bile kendinden ayıramayacaksın. Herkes bir şeylere inanacak, yada inanmayacak ama sen hepsine inanacaksın... Bu deliliktir, evet deliliktir. Bu akıl mantık ötesidir, evet aynen öyledir. Bu aşktır çünkü. Aşkta akıl mantık, kaide kural, yasak haram, fikir düşünce, program yazılım olmaz... Sufi robot değildir ki tek kuralı olur, o da gönüldür. Sadece aşkının peşinden koşar, onu arar durur, bulduğunda ise bayram eder. Bayram'ı imdi Bayram'ı imdi |
Denizler neden mavi öyleyse?
bulundukları kap ( toprak arazi ) mavi olmamasına rağmen. Öyleyse başlıktaki tez çürür :D |
Deniz illa mavidir diyorsun yani, ne diyelim öyle olsun.
Kim bilir belki gözyüzünden yansıyanı yansıtıyor, yada suyun renkleri hafızasında tutma olayı var, yada ışık oyunları yada acılığı tatlılığı, yada dip karanlığı, tuzu, toprağı, tabiatı pek çok sebep olabilir. Ama genede o su kendi renginde olmaz, kabın rengine bürünür, artık o neyse bilinmez. Sen hele bir kap su ol, kabı anla, denizlere de dalarız bir gün. :) |
Suyun rengi içinden kırılmış halde geçen rengi alır... Kab eğer yalıtkan ise ve kabın dış yüzeyi ışığı kırıyorsa(renk), suyun içinden geçen ışıkta o ışık olacaktır, haliyle su yoğun bir ortam olduğu için rengi yanısıtır(giren ışık yavaşlar, gelen ışık hızlıdır vs)...
Gökyüzü mavi görünür çünkü yine güneş ışınları atmosferde kırılır, suya yansıyan ışıkta haliyle yine kırılmış ışıktır. Su havadan daha yoğun olduğu için rengi yansıtır, ancak havada rengin görünümü, yoğunluk nedeniyle çok daha geniş satıhla mümkündür. Velhasılı kelam su kabın şeklini alır, renginden daha önemli diye düşünüyorum, ve bizim insanlarımız çoğunlukla, su değil buzdur, kabı kaldırdığınızda, kalıp(kemik) gibi ortadadır, bükmeyin kırılır, bekleyin erimez, ortamları daim soğuktur, ısıtın diyecem ama bizim insanımızın kolları ve ağzı var, ısırır, kemik kalmak için direnir, zira kab bir günlük değil bir kaç bin yıllık bir kaptır ve ortam bir kaç bin yıl soğutulmuştur. Neyse, tasavvufunda içine limon sıktık :) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Sevgiler Alıntı:
Hatta kişiliksizlik, iradesizlik, acziyet gibi yanlarıda var ki ara ara bazen onlardan bahsetmişimdir, pek çok şeye elveda demeyi gerekir. Ama tabi bu bir sistem olduğu için, tek kârı bunun böyle olduğu bilmektir. Bilgi zaten insana mutluluk getirmez, helede büyük bilgiler daha büyük bedeller alırlar ki kişi anca o mutsuzluk ile yaşamayı öğrenir. Buna acının içinden nefes almak veya acının içinde yaşaya yaşaya bir yol bulmak denir. Üste dediğimiz gibi su yolunu bulur bir şekilde. Hayat bu denli tuhaf, mutlu olmak için bilgi lazım değil. Ama bilgi istiyorsakta, mutluluğu da unutmak gerek. Sevgiler |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:21 . |