![]() |
Benim sürecim
Aslında foruma katıldığımda yazmak istemiştim ama kafamda anılar hayli bulanıktı.
Benim için belki de her şey çocukluğumda bir mevlitte bulunmamla başladı. Başörtüsü. O örtüyü takmak istemedim, neden takmamız gerektiğini sorduğumda annem: "Allah'a olan saygımızdan." demişti. Baş örtmek ile saygı arasında bağlantı kuramadıysam da bir şey demedim. Sadece bir mevlitte yine takmak istemedim, nasılsa çocuğum bir şey demezler diye düşündüm. :) Ama dediler, yetmezmiş gibi kadının biri elime bir Yasin kitabını tutuşturdu önümde Arapça yazılar. Ses çıkarmadan Latin harfleriyle yazılmış bir bölümünü açtım. Evet, ben Kur'an kursuna gitmedim. Babam, Gerçek İslam bu değil müslümanıdır. Kur'an kursuna gitmemi istemedi. Kur'anın Türkçe okunması gerektiğini düşünür ve belirtir. Annemse nispeten daha muhafazakardır. O, içten içe gitmemi istiyordu. İlkokula başladım. Ansiklopedileri çok severek okurdum. Burada evrim ile karşılaştım. Malum, maymundan evrilme durumu. Bir yandan da ilk insanın Adem olduğu bilgisi kalmıştı aklımda. Ne yani Hz.Adem maymun muydu? İyi ki bu soruyu sınıfın içinde sormamıştım, öğretmenimin beni nasıl başından savuşturduğunu hala hatırlamıyorum. :) Sonra tesettürün varlığı ile karşılaştım. Öteden beri barışık değildim kendisiyle. Yanılmıyorsam Nur suresinde ilgili ayette durumu gördüğümde inanmak istemedim. O zamanki bir durumla ilgili bir şeydir, hangi yıldayız diye düşündüm. Lakin Kuran'ın ayetlerinin evrensel ve her zaman geçerli olduğunu öğrendim. O arada oruç tuttuğum zamanlar çok az oldu. Kilo alamıyordum ve ailem bana kıyamıyordu. Dönem dönemse namaz kıldım, her gece de mutlaka dua ederdim. Lisede bu hiç anlam veremediğim durumumun sosyal sıkıntılarını çok çekecektim. Lisede görüp görebileceğim en saçmasapan tartışmalardan birine şahit olacaktım: Sol el kullanılmalı mı kullanılmamalı mı? Olayı din hocasına söylediler. Efendim üç harfliler de yemek yermiş onlar yemeklerini sol elle... Gerisini hatırlamıyorum. Yine lisede, okula geldiğim bir gün "Merhabaa :) " demiştim. Çocuğun biri "Aleyküm selam!!1!" deyivermişti. Aynı kişi bilmemne yemeğini sevmediğimi söylediğim zaman, "Sen Allah'ın nimetini nasıl oluyor da beğenmiyorsun??!1!" diye çıkışmıştı. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Nasıl ki Allah'ın yarattığı her insanı sevmek zorunda değilsek aynı şey tabii ki yemekler için de söz konusu olmalıydı. Üniversiteye başlamamla birlikte Kuran'ı okumaya başlamıştım. Fakat o zaman tokat gibi çarpan bazı ayetleri nasıl görmemişim bilmiyorum. AKP'nin iktidara gelişiyle gündemimiz çok farklı bir hal aldı malum. Her gün bir olay bir şey. Bir şekilde yine Kuran'ı okumaya başladım. Zamanında tesettüre tamam dedim. Vardır ama ben bu kurala uymam her insanın günahı var, benim de günahım bu dedim. Çok eşliliğe tamam dedim, nasılsa tek eşlilik daha hayırlıdır diyor. Zaten peygamber de hanımlarıyla onları korumak için evlenmişti. Kadınların dövülmesiyle ilgili ayeti gördüm, duraksadım. Düşünmek istemedim. Ahzab suresinde bir ayet görmüştüm (yemeklerinizi yiyince hemen dağılın.) sayfayı hemen kapattım, Allah'ın ayetine gülmek istemiyordum. Eşcinsellerle ilgili ayetleri gördüm, yine duraksadım. Orada eşcinsellik bir sapkınlık olarak görülüyordu. Halbuki çocukluğumu Ay Savaşçısı (Sailormoon) izleyerek geçirmiştim ki orada da lezbiyen bir çift vardı orada gördüğüm sapkınlık değildi, gerçekten bir sevgi ve sadakat vardı. Aşk vardı. Aynı mesele bir yerde tü kakayken diğer bir yerde gayet olumlu aktarılmaktaydı. Görmezden geldim. Yine her insanın bir günahı vardır, bu da eşcinsellerin günahı Allah yargılasın ben yargılayamam dedim, kendimle çeliştiğimin farkında olmadan. Nihayet, sadece kadınların üye olduğu bir forumda evlat edinme konusu vardı. Efendim evlatlık edinmek İslam'a göre uygun değilmiş. O anda bende şarteller attı. Nasıl uygun değil? Kimsesiz bir çocuğu alıp büyütmek, hem de ekstra zorluklarına bilerek katlanarak. Bu yüce bir şeydir nasıl uygun olmasın? Bu, herkesin yapabileceği bir iş değildir, yürek ister? O forumdaki bir üye de ilgili ayetleri gösterinde içimden ilk defa "Bu din hakkında düşünmemin zamanı geldi." dedim. Aradan bir zaman geçti. O gücü kendimde bulamıyordum. Nihayet tepemi attıran evlat edinme ile ilgili ayetleri ve Zeyd ile ilgili ayetleri okudum. -Mehmet Amca filanca ile evlenmiş. -Filanca Mehmet Amcanın eski gelini değil miydi ya? -Öhm. Evlatlığının eski karısı? Artık çevremdeki insanlardan da emin değilim, ama insanların bir "Püü... Rezil." demesini beklerim doğrusu. Örnek insan hatta günahsız bir insan olduğu iddia edilen birisi böyle bir şey yapacak, Tanrı da bunu destekleyecek? Yoo, ben artık bu din için hala "İnanıyorum." dersem hiç de dürüst olmamış olurum. Yaşadığım öfkeyi, hayal kırıklığını, yalnızlığı anlatamam. Evet, ben o gün kendimi yalnız hissettim. Bir süre deist olarak devam ettim. Fakat ne bileyim, senelerce bu dinin gerçek olduğuna inanmıştım. Şimdi de neyin ne olduğunu bilmeden bir düşünceye inanacak mıydım? Twitterdan ateizmi benimseyen yazarları takip etmeye başladım. Bu foruma üye oldum. Kutsal Kitap alıp okumaya başladım. Bununla birlikte Hristiyanlık Üçleme sisteminden baştan bana sakat bir sistem gibi gelmişti. Tabii barışı temsil ettiği belirtilen İsa'nın "Barış değil savaş için geldim..." diye devam eden sözüne de hem şaşırdım hem şaşırmadım. Tevratta ise Levililer'e kadar geldim. Geldiğim yere kadar Tanrı hep peygamberlere "Size şu toprakları vereceğim, soyunuzu çoğaltacağım." diye gaz verip durdu. İlk düşüncem dinlerden geri dönülemez bir şekilde ayrıldığım. Peki ya Tanrı? Tanrı'nın varlığı? Hiçbir fikrim yok. -Şimdilik-Bu kadar. Höf, ne uzun oldu. |
Hoş geldiniz.. :tea: Yaşadığınız süreci güzel özetlemişsiniz.. Dinler gerçekten çocuksu masallar ama maalesef halen inananlar var..
Peki süreç sonunda geldiğiniz noktayı yakınlarınızla ve arkadaşlarınızla paylaştınız mı? Paylaştı iseniz ne gibi tepkiler aldınız? |
Alıntı:
Diğer yandan İsa'yı yakalamak için Yahuda İskariyot ile Romalı askerler Getsemani bahçesine geldiklerinde, İsa'nın öğrencilerinden birisi savaşmak için kılıcını çıkarınca İsa ona şu cevabı verir; ''.... Kılıcını yerine koy! ...Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek. (Matta 26:52)'' Yani kendisi için da hi savaşılmasını teşvik etmediği gibi yasaklar. Bu arada Kutsal Kitabı baştan okumaya çalışırsanız biraz uzun ve sıkıcı gelebilir size. Bu sebeple ilk başta Yeni Antlaşma bölümünü okuyup, İsa'yı ve yaşamını öğrenmeniz, Hristiyanlığı tanıma noktasında daha kısa ve öz bir yöntem olabilir. |
Alıntı:
|
Hoş gelmişsiniz öncelikle.
Sorun aslında bu dinin en çok zarar verdiği kesim kadınlar olduğu halde erkek egemen toplumda kadının bilgiden ve düşünmeden uzak tutulması için her türlü zeminin oluşturulmasını sağlayan siyasal ve ekonomik şartlar. Bilinçli kadın ( erkek zaten zor) artık bu sistemde hayal desem yeridir. İmam hatiplerde arapça şarkılar ezberletilen, araplaştırılan ve biat kültürü aşılanan yüzbinler yetişiyor, emperyalizmin tam istediği gibi ve bu kız çocuklarının yetiştirdiği çocuklar sizce nasıl olur? Siz şanslısınız ama ne yazıkki yeterli değil, kadından çok ateist-deist erkek var ki kadınlar kendini savunmalı bu insan ürünü inançlar karşısında , düşününki bu topluun yarısı kadın ve dini sömüren siyasal partilerin oylarının çoğunluğunu kadınlardan aldığı oylar oluşturmakta. Acı değil mi? Bu arada incile gelirsek,(barbar sezoya yanıt niteliğinde) kuranla aynı tuzağa düşmektedir barış sevgi yada hoşgörü masalları konusunda. Nedeni basittir, tevratı ve tevratın tanrı kavramını kabullenir iseniz ve devamıyız derseniz zaten orda tüm barış ,kardeşlik masallarınız güme gider. Tevrattaki tanrı sizin tanrınızsa zaten psikopat bir tanrıyı öpüp başınıza koymak zorundasınız. Ha kafasına taş düşmüş geçmişini unutmuş sevgi kelebeği olmuş derseniz bakın onuda tartışırız :) Sonradan islamla tekrar psikopata bağlamasıda ayrı konu :) Bu seferde araba çarpmış hafıza yerine gelmiş :) Şimdilik saygımla gittim... |
Alıntı:
Alıntı:
Kabul etmek isteyen etsin... |
Sezocuğum .
Sorun arapça şarkı öğretiliyor olması değilki, o vurgu imam hatip denilen okulları varlığı. Normal okul dediğimize dahi zorla din empozesi. Yani sorun din faşizmi, yani beğenmediğin kemalizmden daha tehlikeli bir faşizanlık ile yok ediliyor gençlik. Yağmacılık demişken haklısın türkler kendilerine bahanesiz yağma yapardı, islamla beraber tanrı adına yapar oldu. Medeniyetine senin .... :) Aslında anlama özrün olduğunu sanmam, tekrar düşünmelisin :) Ha tarih okumadaki ve yansıtmadaki(yargılamadaki) tutarlı objektifliğinize hayranım, yontmataş devri misiniz ne, hep kendinize yontuyonuz :) İncil konusunda önceki mesajım yeterli. Şimdilik saygımla gittim... |
Mileena nın açmış olduğu başlığı barba bir üyemizin sabote etmesinden dolayi kendisini kınıyorum.
Mileena nin hritiyanlık ile alakalı düşüncesi halen yaşamakda olduğu bir yaşamın kesitleronden birisi ve buraa kendini ifade etmek için kullanmış. Barbar forumumuzda hristiyanlık ile alakalı bölüm var orada barbar fikirlerinizi yazında millet faydalansın. --------------------------------------------------------- Mileean 'a tekrar hoş geldiniz foruma umarım kalıcı olursunuz ve hayattan kaynaklan tüm kaznımlarınız,bilgileriniz ile hem bizlere hem çevrenize yardımcı olursunuz. Kendinize ait bir başlığı barbar birilerinin sabote etmesine siz musade etmeyin. |
Alıntı:
Aslında pek uzun değil, düşünsenize, İslam dini külliyatını, milyonlarca sayfa tutuyor. hepi topunun özü, aslında insanın binlerce yıl önceye dayanan bir kaç zan'ı. Zan yani :) İnançlar acısından bir şey diyemem ama mesele din olunca, din insanlığın başına örülmüş en beter çorapalrdan. özünde inancı kullanan, istismar eden, politik, ideolojik bir sistematik... İnanç ile ilgisi yok, zira bir insan dine girdiği an, inancını yoke tmiş demektir, artık her şey ideolojiktir... Dinciler insan akıl ve mantığını da hiçe sayarla. Örneğin dinin kaidesi; - Ateşe dokunma! Yasak şeklindedir. Bir çok insan din olmasaydı ateşe dokunup yanardık diye düşünür.... Oysa din olmasa da insan, insana, ateşe dokunma, çünkü canın yanar diyebilir. Bakınız sebebi açık ve net ve insan bunu zaten akıl, mantık, tecrübe yoluyla elde eder değil mi? Din olamzsa insanların ahlaksız olacağını, insanalrın acımasız olacağını propaganda ederler, oysa yaşadığımız dünyaya baktığımızda din hangi coğrafyada yoğun ise, oralarda bu sorunlar daha bir yüksek seyreder, nedeni ise din insanın akıl, mantık ve vicdanını kullanmaktan alıkoyan bir yapıya dönüşmüştür. Ateşe neden dokunmayacağını bilmeyen bir insan, sırf dini yasak etti diye dokunmaması gerektiğini düşünen bir insan nedenleri sorgulama yetisini de kaybediyor, dolayısıyla akıl ve mantığı tatile çıkartmış, nasılsa başkaları O'nun adına düşünüp karar vermiş. neyin iyi ya da kötü olduğuna karar verme yetisini kaybetmiş.... O endenle değil mi bir dolu hacı, hoca diye geçinenden, Diyanet'ine kadar sürekli akıla ziyan sorular sorup, dinen caiz midir demekteler! Yani ben iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt etmekten acizim çünkü din ile, sözde hazır reçetelerle akıl ve mantığımı kaybettim demekteler.... Sistematik tuzak dinlerden uzak olunda hangi tanrıya inanırsanız inanın, ya da hiç bir fikriniz olmasın, ziyanı yok:) |
Aramiza hosgeldin Mileena.
Herbirimiz de kafasina dank eden bir nedenden dolayi ozgur dusunmeyi secmis kisileriz. Hikayeni zevkle okudum, karsimdaymissin gibi anlatan uslubunla kendini cok guzel anlatmissin. Forumlarda diger konulardaki mesajlarini da bekliyorum. Sevgiler. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:53 . |