![]() |
Bu siteye ve ateist arkadaşlara minnettarım..
İsmim Murat, tabiri caizse eşşşek kadar adamım 37 yaşında.. Üniversite bitirmiş cahil bir adamım aslında..Daha öncede bu bölüme yazdım dinden kurtuldum diye, meğer her babayiğidin harcı değilmiş ateist olmak bakıldığında..
İnanmadığımı beynime söylediğimde, kendi halinde okumuş cahil bir adamken psikolojik manyak oldum birden bire.. Buradaki tüm ateist arkadaşlar, çok ağır bilgili araştıran sorgulayan gençler pırıl pırıl, hiç birinize verecek cevabımda yok, sorulara cevapta bulamadım.. Ama inanmamaları konusunda çokta kuvvetli nedenleri olduğunu gördüm hepsinin.. Bütün bunlara rağmen yapamadım.. Müslüman gibide yaşayamıyorum ateist gibide.. Kuranı kerimin cezası mı beni caydıran derseniz tek emin olduğum o ki, koca bir hayır.. Zayıf, bilgisiz, kuvvetsizde bir adamım demekki ben.. Hepsi bu..Şimdi ise dahada mutsuzum, dahada bir sevmiyorum kendimi... Bu kadar aciz birisinin söylemleri nekar etkili olur bilmiyorum ama.. Siz siz olun neye kime nasıl inanıyorsanız inanın.. Sadece ve sadece iyi yaşayın..Sağlıcakla kalın.. |
Bana göre, kendimizi ateist- müslüman- deist vs.. ile sınırlandırmak yerine, sadece gerçeğin peşinden koşmalıyız. Önceden bir şartlanmışlık yerine, sadece doğruların ve gerçeğin peşinden koşmalıyız.
Bunun için ön yargılardan arınmak yeterli. Doğrular ve gerçekler bizi nereye götürüyorsa, korkmadan oraya gitmeliyiz. |
Kurdistann çok doğru söyler.. :thumb:
|
Merhaba Murat Kardesim, celiskiler icinde olmak kolay degil, bilhassa cevren buna müsait degilse hic de kolay degil.
Gercekleri arastirma pesinde kosan her insan ap ayri bir degerdedir. Dogustan inancsiz olan ile sonradan tün dinlerden /inaclardan uzaklasabilenin durumu da ayni degildir. Insan kendisinden bir seylerin koptugunu hissedebilir bu da normaldir. Kendine olan güvenini kaybetme hic bir zaman. Mesele hakli ya da haksiz olmak degil esasinda, ama dini tartusmalar her nedense hakli ya da haksiz olmak konusuna dönüsüyor. Bu güne kadar internette öyle arkadaslara rastladim ki, benimle özelden yazistiklarinda aynen benim görüsümde olduklari halde genel yazismalarda bir türlü cesaret edip kendi fikirlerini paylasamiyorlardi. Benim kadar korkak biri olamaz esasinda, bur korku filmiyle sabahlara kadar uyanik kaldigim oldugu gibi, yatagimin altinda birileri olabilecegi de aklima takilirdi. Sonralari anladim ki, korktugum görünmeyen kuvvetler degil bilakis insanlar oldugunu. Insanlarin eliyle vukuu bulan vahsetler sayesinde insanlardan uzaklasir oldum, ama bir tanri inancina ihtiyacim da olmuyor. Inancli zamanlarimda iki yüzlülük ettigimi acikca ifade ettim kendi kendime, hem de Facebookta bir arkadas ile yorumlastigimda. Kendi kendini gelistirmeye devam et kimsenin etkisi altinda kalmadan, arastirmalarin tek yönlü olmasin, yani evvelden tanidigin bildigin sayfalarda takilma. Bütün bilgiler aciktir sana, beynin sana aittir, onu beslemek / yönlendirmek senin elindedir. Resetle tüm bildiklerini, sifirdan basla her türlü düsünceye / görüse. Kazik gibi bir adam degilsin, daha cok gencsin. Hayat senin icin yeni basliyor. 20 sene sonra yine ayni yerde kalarak kendi kendini bitirme. Ben burdayim, bu benim diyebilmelisin hic bir sekilde eziklik /eksiklik duymadan. Her insan hür ve mutlu olmayi hak etmistir. Kendinden vaz gecme. Mus mutlu yep yeni bir baslangic dileklerimle :-) |
Alıntı:
Kuskusuz hayatin en lanet tarafi,akilli olup delilerin kahrini cekmek,,,en tatli yaniysa,farkinda olmak,bilincin acik olmasi(kafada cok bilgi var,az bilgi var,ayri konu),,farkinda olmadan yasadigin hergün bosa geciyor demekdir,,,yasaminin bundan sonra farkli bir zevk vereceyinden eminim,,ayildigina sevindim,,bundan sonraki hayatinda mutluluklar dilerim...saygilar |
Alıntı:
inanmak gibi bir zorunluluğu-zorlamayı da sökün atın, zira bu tutumun anlamı yok... İlla bir şeye inanmalıyım, şöyle olacağına inanmalıyım, inancın ilk şartı, şartlanmamaktır, ve şartlı gelen her bir edinim, inanç değil, ideolojik-psikolojik bir düzlemdir... haftasonu denize gideceğim diye, neden kendimi, güneşli ve iyi bir gün olacağına inanmak zorunda hissedeyim ki? En güzeli baştan şartsız gitmektir, haftasonu hava elverirse denize gidelim.... İşte inanma zorunluluğu ya da zorlaması hem gereksiz hem de anlamsız... neden arada 1 hafta varken, kendimi henüz bir gerçeklik arzetmeyen biçimde, gelecekte bir güne şartlandırayım ki? ve neden inanayım ki? İnanmak emin olmadıkl<rımız, bilmediklerimiz, en iyisi bilmediğimizi kabullenmek ve bilmediğimize göre öngörmektir(hava elverir mi? Bimiyorum, ama elverirse şunu yapabilirim! Bu iş o noktaya varır mı? Varabilir, veriler bunu gösteriyor, o halde o noktaya varırsa şu ya da bunu eksik etmemeliyiz vb, her tahmin-öngörü, ancak sağlam ve objektif dayanaklarla mümkündür. Bütün göstergeler A gösterirken, gidip Z'ye inanmakz orundayım-inanıyorum o halde göstergeleri kabul edemem demeninde anlamı yok)... böylelikle içinde olduğum günü-hayatı heba edeyim? ya da düşünsel zeminde şartlanıp, gözlerime perde çekeyim ki? İnanç, emin olmadığımız ama emin olmak istediğimizdir, bilgi ise emin olduğumuz, bilmediklerimiz ise emin olmadığımız, hiç bir veri, doneye sahip olmadıkalrımız(o halde inanç neyin, neye göre inancı? sadece insanın arzu ettiği vb'ne olan inanç, bilip, bilmediği, emin olup, olmadığı şeyin şahsında hiç bir anlam-önem-bağlayıcılık taşımayan)... Gerçek burnumuzun ucudur, basit ve sadedir, şartlılık ve karmaşıklıkla neden kafamızın gerisi yapalım ki? Arayan bulamaz, bulan aramaz, aranacak bir şey değildir-çünkü kayıp değildir-, bulunacak bir şeyde değildir, çünkü saklı değildir, ortadadır, burnumuzun ucunda... İnanmak ve aldanmak bir madalyonun iki yüzüdür, birisi olmadan diğeri olmaz... |
Murat son cümlen harika;
Tek yaşam hakkını mutlu ve huzurlu ve doğru bildiğince yaşamaktır tüm olay. kendini rahat bırak, kendi mutluluğun ve huzurunun yolu değer verdiğin ve sana değer veren insanlardan geçer. Boşver illa bir kalıba girmek zorunda değilin, doğruyu bilmek bu konularda huzur ve mutluluk vermez ancak onu huzura ve mutluluğa çevirecek nokta "doğruyu mu bilmek istersin yoksa ömrünce yalanlara sarılıp avunmak mı istersin?" sorusuna dürüstçe verceğin cevapla başlar. Doğru yada gerçek ne dersen de, en azından dinlerin tamamen insan ürünü olduğu gerçeğidir. Tüm değerleri, amaçları insanoğlu kendi yaratır. tabusuz ama değersiz değiliz. Sevdiklerime, varlığa doğruya değer veriyorum ve farkındayım tek şans ve ötesi yok. O halde ah vah ile yalanla geçirecek tek anım yok. gerisi kendime koyduğum kural" kendime yapılmasını istemediğimi mümkün olduğunca, becerebildiğimce başkasına yapmamak ve asla istek ve arzularımın başkasına zarar vermeyecek sınırda olmasına dikkat etmek." Ancak tam tersi her tür saldırı ve hak ve özgürlüklerimi yok edici ve bana zarar verici davranış ve düşüncelerede gücüm ve aklım yettiğince karşı koymak. Saygının bile sınırları vardır, birileri inanıyor diye tecavüzüde hoş görecek değiliz hak ve özgürlüklerimize. Bence sende gayet güçlü bir insansın, çünkü sorgulayacak ve bunun sonunda gerçekleri farkedecek kadar ileri aşamaya geçmişsin. Acı vermesi ve insanı zorlaması gayet doğal, heleki coğrafyamızda sırf bu inançlarla insanlar süper bir abluka altına alınmışken ve her gün gitgide boğarlarken huzur bulmak ve insanca yaşamak dahada zor. Sadece bizim değil bizim gibi düşünen herkes için zor bu dünyada insanca ve kardeşçe yaşamak ,çünkü asla izin vermiyor ne bu inançların yarattığı sistemler nede bu sistemleri silah olarak kullanan çeşitli güçler. Neyse, bir süre düşünmekten çok yaşadığını ve yaşamın buna değdiğini sevdiklerinle yaşayarak gör derim. Samimi yazın içinde teşekkürler dostum. Şimdilik saygımla gittim... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:26 . |