Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Felsefik Tartışmalar (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=148)
-   -   ''İnanmak'' ve ''Bilmek'' (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4514)

flzf 13-08-2007 16:54

''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
İNANMAK GENELLİKLE İNSANLARI KANDIRMAK MAKSATLI DELİL İSPAT GÖSTERMEDEN BİR OLAYIN EYLEMİN AÇIKLAMANIN DOĞRULUĞUNA KANAAT GETİRMELERİNİ İSTEMEKTİR.genellikle dolandırıcılar kötü insanlar diğer insanlardan menfaat çıkar sağlamak amacıyla inanmalarını isterler ve inananlar üzerinden emellerine ulaşırlar çünkü inananlar zayıfve çaresiz durumdadır inanmalarını isteyen kişi ne onlara bir delil nede mantıklı bir açıklama yapmak zorundadır.birde doğal inançlar vardır kendiliğinden gelişir örneğin töre denen vahşet insanlar bilimin geri olduğu düşüncenin yetersiz olduğu dönemlerde daha çok duygularıyla hareket ederek töre denilen vahşet uygulamalarını otorite haline getirmiş seven gençlerin katlini vacip görmüşlerdir bütün bunlar mantıklı düşünceden yoksun düşünce faliyetleri sonucu olmuştur yani bir kadının evlenme hakkı olduğu gibi boşanma hakkıda olmalı sevdiği insanla evlendi ama anlaşamayıp baba evine döndü diye siyahlar giydirilip sokak ortasında vurulmamalı.

BİLMEK İNSANLARA DOĞRUYU DELİLLERLE ANLAMA ÇABASIDIR.BİLMEK İSTEYEN İNSAN KANDIRILAMAZ SÖMÜRÜLEMEZ HEM KENDİNE HEM ÇEVRESİNE İYLİK YAPAR.bunun içindirki inancın yaptığı tabuları yıkmak bilimin görevidir inançla birebir zıtlık içindedir erdemli insan inanmak yerine bilmeyi tercih etmelidir

benim bilim ve inanç hakkındaki görüşlerim bunlar ya sizinkiler ?

mhmd 13-08-2007 17:56

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Hz. wikipedia da açılım şu şekildedir.

"İnanç, kelime anlamıyla, bir düşünceye gönülden bağlı bulunmak demektir. Ayrıca inanılan şey, görüş, öğretidir. Din bilimde, Tanrı'ya, bir dine inanma, iman, itikattir.
Yani bir düşünceye, bir kişiye, soyut bir kavrama (örneğin tanrı) gönülden bağlanma durumudur. Bu bağlılık, bağlanılan şeyin bizzat var olup olamasına veya ahlaken doğruluğuna yönelik olabilir. Ama her halûkârada, özünde "sevgi" "korku" gibi bir duygu bulunmaktadır. Hatta bazen bir tür sevgi-nefret ilişkisi olarak da tanımlanabilinir, inanan ile inanç konusu arasındaki ilişkidir.
İnanç, akıl ve mantık yürütme sonunda varılan bir çıkarıma değil, genellikle; korku, umut gibi insani hasletlerin ortaya çıkardığı "ihtiyaca" dayanır."

"Bilgi, insanın varlığı tanıma ve anlama isteği sonucu ortaya çıkan, düşünen özne ile nesne arasındaki ilişkidir. Özne; bilgiye yönelen, bilen insandır. Nesne; bilgiye konu olan, bilinen somut veya soyut tüm varlıklardır. İnsan başka bir varlığı düşündüğünde özne, başkası tarafından düşünüldüğünde nesnedir. Ayrıca insan kendisini de nesne edinebilir, kendisi hakkında ortaya bilgi koyabilir.
Nesnenin bilgisine ulaşılırken insan zihninde bir süreç yaşanır. Bu sürece bilmek denir. İnsan zihninde bilginin oluşmasını sağlayan, özne ile nesne arasındaki ilişkiyi kuran bağlara bilgi aktı denir. Algılama, düşünme, ayrıştırma, kavrama vb. bilgi aktına örnektirler."

Şimdi gelelim kendi düşüncemize;
Hiçbir zaman için bilmek ile inanmak kavramları birbirine rakip değildir.
Bilmek kavramının içini bilgi doldurur, inanç kavramının içini ise iman.

Vermiş olduğunuz genellemeler eksiktir.
İman için verdiğiniz negatif yönlendirmeler, bilgi için de geçerlidir. Yanlış bilgi veya kirletilmiş bilgi konusunda 'GRİ PROPAGANDA' başlığı ile bir yazımız bulunmakta. Bu yazıya bir göz atabilirsiniz.

İnanç ve iman kişiseldir.
Bilmek ve bilgi ise genel.
Bir yaratıcıya iman eden bin kişinin, bin ayrı imanı vardır. Bu da gayet doğaldır. Nihayetinde soyut bir kavramdan bahsedilmektedir. Ancak
Bir olayın bilgisi ve bu bilginin bilinmesi konusunda bin kişi varsa bile bildikleri bir şey var demektir. O da somut olan bilginin varlığıdır.

İnsan; beyninden bahsederken, bilimden ve bilgiden bahsederiz.
İnsan; kalbinden, duygularından bahsederken, inançtan ve imandan.

İnanç ve iman, sadece din ile ilgili bir kavram da değildir aslında.
Esas kaynağı psikoloji literatürüdür.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

D.E 13-08-2007 18:09

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Bu konu hakkında uzunca bir yazı yazmıştım daha önce bu siteye, bari burayada copy paste yapam :)

Bazı arkadaşlarımın bu iki kavramı çok kere karıştırdığına bizzat şahit oldum. Karıştırmayanların cevap yazması gereksiz. Baktığım kadarıyla henüz benzer bir yazı yazılmamış. Gözden kaçırmadığımı umarak yazma ihtiyacı hissettiğim bir yazıyı yazıyorum...


*Bilmek, inanmak..

*Zamanımızda beraber kullanılan bir kavram olmaya başladı. Ancak bana göre bu iki kavram arasında kanıtlardan ziyade bir anlaşmazlık var.

*En ufak örnek olarak ben size yazıyı yazarken bir yandanda elimde bir anahtar tuttuğumu söyleyebilirim. Siz elimde anahtar tuttuğumu bilmezsiniz. Ancak inanabilirsiniz...

*Veya gelip görebilirsiniz, hatta anahtara dokunup hissedebilirsiniz. Bu zaman ise orada bir anahtar olduğuna inanma gereği duymazsınız. O zaten oradadır. Biliyorsunuzdur yani..

*Kısaca inanırken bilmek veya bilirken inanmak olamaz. Az öncede anlattığım gibi. Saçmadır..

*Bu işe pekala yüzde ile de bakabiliriz;

*Örneğin bu yüzde var olan somut ve geçerli kanıtlar %100 olarak betimlenebilirse -örneğin yerçekimi kanunu somut bir kanıtımız var değil mi onun hakkında?- onun olduğunu biliriz. Ama ona inanamayız. Herhalde aramızda yerçekimi kanununa inanıyorum diyen birisi yoktur. Eh inanmayanda olmadığına göre onu biliyoruz değil mi?

*Bu yüzde %100den küçükse o zaman onu bilemeyiz ancak inanabiliriz. Bu yüzde %70 %80 %90 civarlarındaysa yüksek olasılık doğrudur -kesin değil-

*Bu yüzde %60tan küçükse o zaman onun olmama ihtimali daha yüksektir. Yani somut örnekler azdır. Ama bu olamayacağı anlamına gelmez yinede ötekilerdense bir kenara bırakılabilir. Ancak bazıları yinede bunlara inanırlar buna 'körü körüne inanmak' deriz.

*Zaten burasıda ateizm ile agnostizm'in kesiştiği noktadır. Ateistler sadece %100 veya %90 lık kesimle ilgilenirken ötekilere gereken somut kanıt bulunmadıkça reddederken, agnostikler bütün hepsine şüpheci gözle bakmaya özen gösterirler.

*Ve ne yazık ki zamanımızın bilimide tamda olması gereken gibi yapıp biraz daha ateist bir tutum içindedir. Yani yüksek olasılık olmayanları bir kenara bırakmaktadır.-yok kabul edilmektedir-

*Pekala bu kadar % ile uğraştıktan sonra biz bu %'leri nasıl belirleyeceğiz?
* * Elbette etrafımızdaki nesneleri nasıl belirleyebiliyorsak. yani 5 duyu organımızında bu işin içinde rol oynadığı bir deneme ile. Aksine psikolojiyi etkileyen veya bilinmeyenden yola çıkarak kendine kanıt aramak ise bilim için sadece saçmalıktır, kaale bile alınmaz.

*Peki öyleyse duyguları göremiyoruz onları nasıl kanıtlıyoruz?
* *Psikoloji etraftaki etkenlere bağlı olan bir bilim dalıdır. Ancak yinede biraz daha zorlayıcıdır. Her zaman bir birini tutmaz. Ancak psikolojide çeşitli şekilde deneme yanılma- yani gözlem- ile elde edilen bir bilimdir. Yani ne kadar duyguda olsa bir gözleme ihtiyaç duyulur.

Peki öyleyse bilim neden ötekileri bir kenara bırakıyor yani onlarında doğru olma ihtimali var. *
* *Çünkü varolduğunu kanıtlamak yok olduğunu kanıtlamaktan epey bir kolaydır. Yani burada ben kafamdan bir şey belirleyip -peri gibi- size onun var olduğunu söylesem ve dünyadaki bilinmeyen olayların hepsini ona bağlasam - bir bakıma dinlerin bağlandığı gibi- siz bana inanmazsınız ancak bunun olmadığını kanıtlamak için her taşı kaldırıp altında peri var mı diye bakmanız gerekmektedir, ki bu da saçmadır değil mi?

*Şimdi -karıştıran- müslüman arkadaşlarım biliyor musunuz ? İnanıyor musunuz ? Bence size bu soruya verilecek cevabınız doğrultusunda cevap verilmeli.

*Bu yazıdakiler sadece benim düşüncelerimdir bir yerden alıntı değil. Yani her türlü eleştiriyede açık..

*Saygılarımla...


*http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=6365

*buradanda bakabilirsiniz

*Saygılarımla..

NedimYilmaz 13-08-2007 23:37

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
"İnanmak değil, Bilmek istiyorum"

Sözü Ünlü Bilim Adamı Carl Sagan'a aittir.

flzf 14-08-2007 15:26

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
yorumlar için teşekkür ederim aslında D.E nin yaklaşımında başlamıştım konuya ama bu şekilde yazdım çünkü inanmak eyleminde doğruluk payı göz önünde bulundurulmuyor o zaten otomatikmen içinde var bilen insan doğruluk yanlışlık olasılıklarını hesaplıyor neden arasıra inanan insanların başarılı olacağı düşüncesi doğrulanıyor derseniz sadece tesadüf mesela

bir yarışçı yarışı kazanacağına inanıyor bilen insan için ilk ihtimal %50 dir bu inanan insan içinde geçerli kaybettiğinde kendini kandırmış oluyor kazandığındada kendini kandırmış oluyor çünkü inandığı için değil yarışı kazanabileceği %50 ihtimal daha vardı sallayıp tutturmuş oluyor tekrarlanan başka bir deneyde tekrar yarışı kesin kazanacağı söylenemez

bilen insan kendi performansını hazırlığını diğer yarışçıları hesaplayarak bu yarış büyük ihtimal mesela%75 şu şekilde olur diyebilir ve ona göre hazırlığını mücadelesini verir işte o insan bilmek için çabalayan insandır gelecek yarışlardada bu hesabın olma olasılı epey bir artıyor

D.E 16-08-2007 12:42

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Sevgili flzf

*Bahsetmek istediğim;

*Orada yarışçı arkadaş rakiplerinin hepsine baksa tüm rakiplerininde iyi koşamadığını bilse.

*Bu yarışı %100 kazanırım diyebilir Yani kazanacağını bilebilir.

*Ancak %75 gibi bir olasılıkta dahi kazanacağını bilemez. Yani ben kesin kazanırım diyemez değil mi?

*O zaman işte ben kazanacağım der yani inanır. Kendisinin bunu yapabileceğine kendisini inandırır. Belkide kendi kendisini kandırır.

*Bir insanın kendisine inanması yarışlarda ona çok büyük bir fayda sağlar. Performansı ciddi ölçüde artar.

*Belki bu kazanmasına yardımcı olabilir. Ancak şayet kazanamazsa ama ben inanmıştım demez değil mi ?

*Sonuçta kazanmama olasılığıda var. Ama %100 de der. Çünkü onu biliyor %100 kazanacak.


*Bizim müslümanlar ise şunu karıştırırlar. *

*Ben inanıyorum derler.

*ardından %100 inanıyorum derler.

*Kesin doğru, doğru yol, mutlak değişmez, falan filan saçmalarlar.

*Ki daha önce 10 kere üstünden geçtiğim gibi %100 inanmak saçma bir kavram.


*Saygılarımla...

flzf 16-08-2007 20:34

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
evet aynı şeyleri düşünüyoruz sevgili D.E bak ben bu konuda benim söylediğim inanmaktan ayrı olarak ihtimali bilmek var yani inanmak hiçbir zaman bilmek veya türevleri değildir.

aydoe 14-03-2008 01:46

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
Bende bunlar olmadığına göre demek ki insanlık mertebesine yüselmişim.
Sağol Evrensel-insan teşekür ederim
saygılar

imhotep 14-03-2008 02:30

Re: ''İnanmak'' ve ''Bilmek''
 
D.E'nin duyguların nesnelliği konusuna (ya da psikolojinin bilimselliği) ben şöyle bir açılım getirmek istiyorum;

Duygular, beynimizdeki ufak elektriksel sinyaller sonucu oluşur. O yüzden kendisi soyut bir kavram olsa da maddeye bağlıdır. Dinciler bu argümanı kullanmayı çok sevdikleri için bir deyineyim istedim.

Saygılar

katre_07 31-10-2008 20:09

ınsan bılır bıldığını bılır bıldıklerını bılır bıldıkçe bılır bıldıklerınce bıldıklerını bılgılerını bılır bıldığini bılgisiyle bılır..

ve sonra ınanır..

burası en uç noktadır ve gerçek mu mın bılmeden asla ınanmaz..

yanı ınanmak bınbır bılmekten geçer..bın bırı bıldıkten sonra ıstesende ıstemesen de artık ınanırsın.

kutlu olsun sana.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:02 .