![]() |
Bir 'bakmak' var, bir de 'görmek'!
Bakmakla görmek arasındaki farkın ayrıntısını bu yazıda bulacaksınız.
http://www.haber10.com/makale/8564/ |
Re: Bakmak var,bi de görmek var!
Bundan üç bin yıl önceki böylesi bir durumu bizlerin anlamakta güçlük çekmesi, bundan üç bin yıl sonra farzımuhal Türkçe inen bir vahiyde şöyle denmesi gibidir: “Kara kartalların sarı kanaryaları yendiği gün…”
Böylesi bir durumda bunun ne olduğunu bilmeyen ve din adamı uydurmaları ile dolu kitaplara müracaat etmek dışında “yol kenarlarında” duran kalıntılara bakmak gibi bir “lükse” de tenezzül etmeyen birisi ortada bir mucize olduğunu sanacaktır. Ya da kimileri de aslı astarı olmayan bir Türk halk efsanesi olduğunu zannedecektir. Halbuki ortada ne kara kara kartallar, ne de sarı sarı kanaryalar uçuşuyor değildir. Bunlar bu kuşları kendine sembol olarak kabul etmiş, “futbol kulübü” adı verilen bir takım insanlardan başka bir şey değildir. * * Herhalde İ.E'ye de yavaştan vahiyler gelmeye başlamış. :) * * Bekliyoruz, "Kuran versiyon 2.0". :P |
Re: Bakmak var,bi de görmek var!
Sevgili hiramusta,
Öncelikle şunu söyemek istiyorum.Link veriyorsun güzel fakat uzunlar.Bir dahaki sefere okuduktan sonra buraya kendi özetinle konunun ana düşüncesini yazabilirmisin? :roll: Uzun yazılar bir çok kez forumlara cevap yazmamı engelliyor.Bazen o kadar uzun oluyorki okuması yavaş biri için 1 saat alıyor bazı yazılar. Benim anladığım kadarıyla burada Kur'an daki bir ayetle dikilitaşın mucizesini anlatıyor.Ama buradaki mcize dikilitaşın yol kenarında dikili olması olduğunu anladım. Bkz. Yeryüzünü gezin, eski uygarlıkların kalıntıları hala yol kenarlarında duruyor, onlara bakın Eğer sadece bu bilgiye dayanarak mucize diyorsan bir de şu resme bakmanı öneririm.Dikilitaş bu uygarlığın yanınında sadece üstüne oturmalık bank kalır. [img]http://img210.imageshack.us/img210/4...cchuui6.th.jpg[/img] |
Re: Bakmak var,bi de görmek var!
Sevgili hiramusta,
Bu 'cömert beyefendi' bunları önce kendi yandaşlarına bir kabul ettirsin. Sonra siz bir birlik tespit edin, bunları ondan sonra dinleyelim. Çünkü çok komik oluyor. Kendi çalıyor kendi oynuyor yani. Sevgili zelzelecinin dediği gibi nihai versiyonu bekliyoruz. Daha doğrusu kaçılacak tarafı olmayan versiyonu. (Hani Kuran apaçık ya, ondan söylüyorum.) Sevgiler... |
Re: Bakmak var,bi de görmek var!
Aslında ihsan eliaçık doğru bir konuyu yanlış yönde kullanmış bence.
Her zaman düşünmüşümdür, Kuran'da neden bu kadar tarihsel olay varken ve sarsılmaz bir iman ile bağlı insanlar da varken ve Allah gidin bakın ibret alın derken, hep gayrimüslimler gelip müslümanların ülkelerinde arkeoloji ile ilgilenmişlerdir diye. İlk bakışta buna Kader inancı ile cevap veriliyor. Ancak Allah o zaman neden Müslümana git ibret al diyor ki? Hem bugün Kuran'ın en eski orjinal nüshalarından biri yemendeki tahta camide çıkan fasiküller iken, müslüman ülkenin polisi *tarafından cami etrafı kuşatılarak kimseye gösterilmeden hemen almanlara teslim edilmiştir ki? Bu nasıl mantık anlamakta zorluk çekiyorum. Sonra o Alman Kuran hakkında bazı şeyler söyleyincede vayyy senmisin kafir diyorlar. İyi de kardeşim sen teslim etmedin mi? Ne bağırıp duruyorsun ki!!! Yoksa bu müslüman devlet, hırıstiyan devlet, yahudi devlet gibi genel sınıflanırma kavramları sadece domestic bir kavramıdır. Anlayan beri gelsin. Bu yazının sonunda bir yorum yazan okuyucu şöyle demiş, "Kemikleşmiş düşüncelerimize yazılarınızla kırıyorsunuz." İşte Bence dikkat edilmesi gereken yazının içeriğinden ziyade bu okuyucu cümlesi olmalıdır. Çok bariz bir şekilde görülmektedir ki, artık söylence yerini sorgulamaya bırakmıştır. * Okumaktan, sorgulamaya geçişin bir örneği olarak yazıyı olumlu bulduğumu belirtmek isterim. (Hımm düşünce evrimine örnek olabilir belki bu.) Yazının içeriği *ise henüz soran bir kişinin kulaktan dolma sentezlerinden başka bir şey değil. |
Re: Bakmak var,bi de görmek var!
Arkadaşlar makaleyi ,başlığı dikkate alarak ve denmek istenenin ne olduğunu anlamaya çaba sarfederek birkez daha okuyun.
Thunderpoint,bunlar ilk defa söylenmiyor ben de ilk defa duymuş değilim.Hatta bunları duymadan önce de yaptığımız Kur'an değerlendirmelerinde buna benzer yaklaşımlara varmıştık.Sana 2 ayrı örnek vereyim.Birisi 50 sene öncesinden, diğeri günümüzden. “Nihayet Neml vadisine vardılar. Neml kabilesine mensup bir kadın: Ey Neml’liler, dedi, yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ile ordusu, farkına varmadan, sizi çiğneyip ezmesinler.” Neml vadisi, karıncalar deresi demektir. Fakat bunu bu şekilde tercüme etmek doğru olamaz. Tacülarus, (vadi) kelimesinden bahsederken Neml vadisinin Jirbin ile Asklan arasında olduğunu, Nemle’nin, karınca yumurtaları manasındaki Mazin gibi kabile ismi olduğunu anlatır. (Kamus) da da Nemle’nin bir kabile olduğunu tasrih edilir. (kamus), Bark kelimesinden bahsederken Abrika, Nemle’nin sularıdır, der.” (1947, II, 601). Ömer Rıza Doğrul Diğeri de Hakkı Yılmaz'dan; Neml suresinde *konu edilen karınca ve karınca vadisine gelince, detay Neml suresi tahlilinde *verilecek olmasına rağmen kısaca ifade edelim: Söz konusu karınca da bir insandır! Nemle. Tekil bir sözcük. Müzekker ve müennesi aynı kelimeyle söylenir. Ama burada başındaki fiil müennes olunca, bu sözcüğü dişi olarak anlamak zorundayız. Neml Vadisindeki halktan bir bayan; herhangi biri veya *onların kraliçesi, yöneticisi olabilir. Mutlak surette insan. Bir düşünün, Hadi Süleyman *mucize olarak karıncanın dediklerini duymuş olsun. Peki karınca gelenin Süleyman *ve ordusu olduğunu, ve kendilerini ezip perişan edeceklerini nasıl bildi? (ortada mucize filan yok.) Süleyman orada Karınca Vadisi halkının bayan yöneticisi ile neler görüştü, konuştu bunu bilemiyoruz. Onlar bize anlatılmamış. Yalnız görüşmelerden sonra, Karınca Vadisinin bayan yöneticisi halkına, “yoldan çekilip Süleyman ve ordusuna karşı çıkılmayacağı kararını” duyurmuştur. Neml/Karınca Vadisi: Jirben ile Asklân arasında bir bölgenin adıdır.. (Tac-ul Arus 20/ 286) Neml Vadisi Halkı: Türkiye’deki “Peri Bacaları” gibi oyma, taş ve toprak içinde yaptıkları evlerde yaşayan halk. “Neml” sözcüğünün *sözlük anlamlarından biri de çukur kazmaktır. Karınca evini toprağı kazarak yaptığı için bu isim ile adlandırılmıştır.Yine Tac ül Arus’ta açıklandığına göre “Mazîn” sözcüğü karınca yumurtası demektir. Ama aynı zamanda bir kavmin de adıdır. Bu gün dünyanın her yerinde bunlara benzeyen, kuş, haşere, ağaç, kaya adlarıyla isimlenmiş bir çok kavim, kabile ve oymak bulunmaktadır. Hatta kırsalda her yerleşim alanında bunlara çok rastlanır. Bunlar mecâzi, müteşâbih anlatımlardır. Bir örnek de ülkemizden vereyim. “Sarıkanaryalar” sözcüğü “sarı renkli kanarya kuşlarını” ifade etmeyip bir “futbol takımını” ifade eder. Gazetelerde “sarıkanaryalar” yazısını okuyanlar bundan sarı renkli kuşları değil “futbolcuları” anlarlar. |
Re: Bakmak var,bi de görmek var!
Hiram usta,
Bir üste astığım yazıda ki çelişkiyi bütün bunlar ışığında değerlendirmenizi isterim. Tefsirlerini verdiğiniz şahısların bu bilgileri aldıkları kaynaklar müslüman kaynaklarımıdır? Eğer değilse, o bilginin doğruluğuna nasıl inanacağız. Bildiğiniz gibi dezanfarmosyon denilen bir propaganda ile pekala Türkçe baskılarda çok farklı bilgiler bu işler ile uğraşanlara farklarında olmadan da servis yapılmış olabilir. Üstüne üstlük bu yazı birde bu ülkede gazete adı altında bu işlerin servisinin yapıldığı değil, mutfağında çıkıyor. Buna örnek isterseniz 1948-2007 yılları çıkan haber arşivleri yeterli örneği gösterir size sanırım. Yazarın yazısının gücünün temeli, delile dayalı olmaldır *darb-ı meseldir. Üslup ve akıcılık herkesin sandığının aksine yazıyı sabun köpüğü ile uçurmaktan öte bir işe yaramaz. Birde okuma özürlü toplumlara angut muamelesi yaparken işe yarar ki, her fikirden etrafta bu *konuda bolca yazar mevcuttur. Bu bilgiler ışığında bu tür yazıların çokluğu toplumda bir kanıksama haline gelip doğru kabul edilince de, biri çıkar, Kuran yalan söylüyor der, işin aslı şudur der. Zınk kalır müslümanda. Sonra da bunlar israiliyat cümlesi ile kapanır konu. Taşıma suyla değirmen döner mi sizce? Müslüman tarihi kalıntılar ile ibret alıp Kuran'ı farklı bir bakış ile yorumlamak için 2007 nin bu son çeyreğine geldiğimiz dönemde biraz geç kalmadı mı sizce? Ayrıca ikinci bir çelişki de var ki nereden başlasam bilmiyorum. Bu haberin muhatabı kim diye sorsam , sanırım Allah'ı kabul eden, Kuran'a inan kişiler denilebilir. Kuran'a inandığına göre, karınca'nın konuşamayacağı konusunda fikir yürütmesi ile inanç nasıl bağdaşır ki. Ya da daha net sormak gerekirse, Kuran'da teşbih varmıdır? Varsa hangi teşbih sanatları kullanılmıştır? Konu ile alakalı bir link verirseniz sevinirim. Belki şöyle denilebilir. Kuran haktır. Ama biz anlayamıyoruz. Bu yüzden bu tür açılımlara gerek var. Ama o zaman da, Kuran'ın Hak olduğana vardığınız başlangıç noktası nedir? İnanın bu sitede olmamın neredeyse yegane sebebi bu başlangıç noktasını bulmak. Allah iki cilt arasında kitap yolluyor, bununla beni tanı , içindeki emirlemi uygula diyor, Sonra ben okuyorum, anlayamıyorum. Karınca konuşurmu diyorum. Ve sonrada muhal olan yerleri halletmeden, inandım diyorum. Burayı inanın anlayamıyorum. Allah'ı tanımak ve kabul etmek için Kuran a gerek yok derseniz bu kezde karşımıza şeriat çıkıyor. Şeriatın kaynağı ve bu konu hakkında yeterince bilgi TD sitesinde var zaten. Yani çıkış yok gibi görünüyor. Ya da ben bulamıyorum. Ya ben dünyanın en aptalca sorgulayan adamıyım, ya herkes herşeyi biliyor tek kafası karışık olan benim, ya da İmanı sorgulamak cesareti malesef vakumla alınmış çevremden. Bu sinemaya bilet almak gibi birşey değil ki, al bileti kurul koltuğa seyret; film bitince de çek git olsun. Bu sanki, labirente sıkışmış bir farenin çaresizliği gibi duruyor şu an benim için. Üstten çıkışı gören varsa da ben içindeyim. yoksa da zaten içindeyim. Yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkürler... |
Re: Bakmak var,bi de görmek var!
Tamam da sevgili hiramusta,
Kuran zaten apaçık değil mi diyorum ben de... Neden biribirinden farklı binlerce yargıyla çıkıyorsunuz diyorum. Ben seni gayet iyi anlıyorum da beni anladığından şüpheliyim... (Bunları herkes söylemiyor; sayın cömert bey ve sizin gibilerin iddiiası bu! Zaten yazıda kendisi de belirtiyor bunu "kanaatimdir" diyerek. Yani bu farklı yorumları yaparken bile Kuran'ın bariz olduğunu iddia eden Allah'a "hayır açıklamaya gerek vardır" diyerek şirk koşmuş oluyorsunuz! Belki böyle söyleyince anlarsın.) |
Re: Bir 'bakmak' var, bir de 'görmek'!
Ya gördüğün gibi bakarsın, ya baktığın gibi görmeye başlarsın, zorlanırsan da görmek istediğin gibi bakarsın. (Hz. zelzeleci) :lol:
|
Re: Bir 'bakmak' var, bir de 'görmek'!
Yazıyı (İhsan Eliaçık'ın yazısı) okuyunca ilk aklıma gelen şey insanların ne kadar kolay
manipüle edilebilir oldukları oldu. Yazıya eleştirel gözle bakıldığında sn.İhsan Eliaçık'ın hayalgücünden başka bir şey olmadığı o kadar aşikar ki. Okinno arkadaşımız üstü kapalı biçimde bunları dile getirmiş. Ben daha net ve açık sorayım : *1- Hitit, Babil ülkelerini de kapsayacak biçimde bir egemenlik kurmuş İbrani devleti var mıdır ? Bırakın İbrani olmayı başka bir devlet var mıdır ? *2- Sadece Kutsal kitaplarda Tevrat ve Kuran'da geçen Sebe (Tevrat'ta Saba mıydı ?) ülkesi veya krallığının sembolünü nereden bilmekteyiz ? (Karınca imiş) *3- Babil devletinin simgesinin cin-peri olduğunu kim söylemiş ? Dahası üstadımıza bu düşü gördüren dikilitaştaki hiyerogliflerden hangisi cin-periyi sembolize ediyormuş ? * 4- Champollion'dan beri artık okunabilen mısır hiyeroglifleri ne zamandan beri ülkelerin sembolleri olmuş. * 5- Üstadımız ustaca geçiştirerek sanki anlamsız semboller gibi gösterdiği mısır yazısında şunların okunabildiğini bilmiyor muymuş ; * * ""Zengin, güçlü ve becerikli olan ve bu niteliklere de güneşin altın renklerini dünyaya saçan tanrı Amon sayesinde sahip bulunan, 18. soydan III. Thutmosis, Tanrı Amun’a şükran borcunu ödemek için, armağanını sunar. III. Thutmosis denizleri aşarak iki ırmak arasındaki memleketleri zaptetti. Saltanatının 30. yılında bu anıtı dikti." * * *Kuran'da ki akıldışılıklara yeni kılıflarla savunma getirmeye çalışmanın sınırı yazanın düşlem gücüyle sınırlı olmak zorunda. İhsan Eliaçık'ın da düşlem gücü epeyce gelişkin.Ama lütfen bu düşlerimizi başkalarına yeni keşfedilen gerçeklermiş gibi yutturmayalım. Bunu yapanlara da hiç olmazsa lise tarih bilgilerimizle sorular sormaktan geriye kalmayalım. * * *İkinci el bir araba almaya kalkınca gösterdiğimiz şüpheciliği, tüm yaşamımızı belirleyecek dünya görüşlerine ,savlara ve iddialara da gösterebildiğimizde bir şeyleri başarmış olacağız. * * Bu başlığın aslında şöyle değişmesi gerekli ; İnanmak için bakmaya da görmeye de ihtiyaç yoktur. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:54 . |