Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Dinlerin Evrimi (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4949)

bayraktaro1 09-10-2007 16:12

Dinlerin Evrimi
 
Yaşamda var olan herşey belirli bir sistematik içerisinde ilerleyebildikçe varlığını sürdürebilmektedir. Bu dinler için de öyle olmuştur.

Primatlar, Homo Sapiens evrimine doğru ilerlemeye başladıktan sonra en önemli özellikleri beyinle başlamıştır. Zaten herkesin de bildiği gibi, diğer canlılardan bizi ayıran beynimizdir. Fakat herşeyin bir bedeli olduğu gibi, bunun bedelini de yıllar boyu insanlık karanlık çağlarla çekmiştir. Çekmeye de devam etmektedir.

Düşünmeye başlayan ilk insan, önce yaşadığı doğasını algıladığından onu incelemeye başlamıştır. İlk dikkat çektiği kendinden güçlü canlılar olmuştur. örneğin; öküz, aslan, ayı, yılan v.b. *Onu ilahlaştırmaya başlamıştır. Bu hayvanları aklı ile yenmeyi öğrendikten sonra, ilah özellikleri kaybolmuş ve evreni incelemeye başlamıştır. Bu sefer dikkatini gökyüzü çekmiştir. Gökyüzündeki muhteşemliği gördükçe hayranlığını gizleyememiş ve onu Tanrılaştırmıştır.

Yıldız, ay ve güneş en büyük tanrıları olmuştur. Her sorununda ona başvurmaya çalışmış fakat yanıt bulamayınca umutsuzluğa kapılmıştır. Bu sorununun çözümünü de, araya aracılar koyarak gidermek istemiştir. Önce bunu simgesel putlarla yapmaya çalışmıştır. İbadetlerle zenginleştirmiştir.

Daha sonra; bu putların da etkisini göremeyince aracılar insan olmaya başlamıştır. Bunların adları önceleri büyücü iken, şimdi peygamber olmuştur.

İnsanın algılama süreci geliştikçe, tanrılar diye nitelendirdiği şeyler (güneş, ay v.b.) zaaflıklarını gördükçe, görünmeyene hayali yaratıkları Tanrılar kılmaya başlamıştır. Önceleri bu tanrılar insana benzerken, şimdi ise Şekli bilinmeyen olmuştur. Ama, insan özelliklerini hala yitirmemiştir. (Kızma, cezalandırma ..v.b.)

İnsanoğlu; Ne zaman artık dinleri bırakarak bunların birer uydurma olduğunu anladığında, yaşamı sadece gördükleriyle algılayabileceğini farkettiğinde, yarının ne olduğunu bilmeden bilinmezlikle yaşamayı öğrendiğinde, Dünyaya nasıl yalnız geldiği gibi yalnız olduğunu ve yalnız gideceğini fark ettiğinde, bilinçsizlikten gelip tekrar bilinçsizliğe gideceğini kavradığında...

En önemlisi de; yolunu sadece BİLİMLE bulabilme ihtimalinin olduğunu ve başka sarılacak şeyinin olmadığını bildiğinde ÇAĞ ATLAMIŞ ve İNSAN OLMUŞ olacaktır.

serkan88ist 09-10-2007 16:28

Re: Dinlerin Evrimi
 
En önemlisi de; yolunu sadece BİLİMLE bulabilme ihtimalinin olduğunu ve başka sarılacak şeyinin olmadığını bildiğinde ÇAĞ ATLAMIŞ ve İNSAN OLMUŞ olacaktır.

acaba ben CAĞ ATLAMAIS *İNSAN OLMUS olarak görebilcek miyim bu dünyadaki herkesi acaba sacmalılklardan uzaklasıp gözlerinin mühürleri çözülcek mi:)
yoksa bizim kalplerimiz mi mühürlü:)

bayraktaro1 09-10-2007 16:56

Re: Dinlerin Evrimi
 
Sekan kardeşim ne demek istediğini anlamadım, biraz daha açarmısın?

AYATA 09-10-2007 21:37

Re: Dinlerin Evrimi
 
Dinlerin evrimi geriye doğrumu ne....üç tek tanrılı dinin kitaplarını biliyorsunuz yazılanlarıda onlardan belki binlerce sene evvel yazılmış...upanişadlardan örnekler


Üst ruh bütün evreni kaplar, onun sonsuzluğu büyüğün ve küçüğün ötesindedir, ışığıyla aydınlatır tüm yaratılışı, tüm varlıkların yüreğinde yerleşik olarak bulunur. Tanrı herkesin en derindeki özüdür, yüreklerde minnacık bir alev gibi saklı durur, ancak sevgi dolu bir gönül ile keşfedilebilir" (Şvetaşvatara Upanişad)

Sonsuz bilincin küçücük bir parçası bizim sonlu bilincimizdir, doğruyu yanlışı ayırt edebilme gücüne sahiptir.Ruh bilinçtir, arabanın sürücüsüdür" (Maitri upanişad)



"Üst ruh her yerdedir, ışık saçar o, bölünmezdir, bilgedir, içkindir ve aşkındır, kozmosu bir arada tutan bizzat O'dur" (İşa Upanişad)



"Rab, herkesin yüreğindeki mabettedir, en yüce gerçekliktir...Ruh tektir, düşünceden ve duyulardan daha hızlıdır, hareket etmese de yaya bırakır tüm takipçileri, o olmadan yaşam hiçbir zaman var olmazdı.Ruh hareket ediyormuş gibi görünür ama her daim durağandır, herkesin içindedir ve herkesi aşar, tüm yaratıkları içlerinde görenler ve kendilerini de tüm yaratıklarda görenler keder nedir bilmezler, hayatın çokluğu nasıl olur da onun birliğini göreni aldatır? " (İşa Upanişad)



"Işıkta yaşayan O'dur, ışıktadır ama ışığın kendisi değildir, ışıktandır ışığa hükmedendir, o *kalbindeki Ruh'tur"(Brihadaranyaka upanişad)


"Hiçbir şey yok ki O özden gelmemiş olsun. Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir. O, her şeyin özüdür. Sen de O’sun Svetekatu. Atman bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür. Atman bedeni terkettiğinde beden ölür, ama o öz Atman ölmez.

‘Sevgili Şvetaketu, kendini.bilgili bir insan gibi kabul edip kibirleniyorsun; söyle bana, işitilmeden duyulan, düşünülmeden düşünülen, bilinmeden bilinen öğretiyi araştırdın mı?’ ‘Saygıdeğer kişi, bu öğreti neden bahsediyor?’ ‘Oğlum, bu öğreti, var olan herşeyin aynı hamurdan yapıldığını, farkın sadece isimlerde olduğunu anlamaktır. Bakırdan yapılmış her şey bakırdır, fark sadece isimlerdedir. Tırnak makası gibi demirden yapılmış herşey demirdendir, fark onlara verilen isimlerdedir; işte bu böyledir.’ ‘Şüphesiz benim değerli hocalarım bunu bilmiyordu.. Saygıdeğer efendim, bu öğretiyi bana açıklar mısınız?’ ‘Peki oğlum’ dedi baba.

Oğlum, başlangıçta varolan, ikincisi olmayan Tek Varlık’tı.Bazı kimseler der ki; Başlangıçta:Varolmayan vardı; o ikincisi olmayan Tek’ti; ondan Varolan ortaya çıktı. Fakat sevgili oğlum, bu nasıl olabildi? Nasıl oldu da Varlık Yokluk’tan doğdu? Başlangıçta var olan varlıktır ve o, İkincisi olmayan Teklik’tir........... ‘Sevgili oğlum, arılar farklı farklı ağaçların özsularını tek bir yerde toplarlar. Bu birliğin içinde toplanmış olan özsular ‘ben şu ağacın özsuyuyum, ben bu ağacın demezler. O halde oğlum, varlıktan gelen bütün yaratıklar da ondan geldikleri bilincini unutmuşlardır. Aslan, kaplan, kurt, domuz, solucan, kuş, sinek, sivrisinek hepsi de bu Varlık’tan gelmedir. Herşeyi var eden bu aynı kaynaktır, o gerçektir, o Atman’dır/Ruhtur, o Sensin ey Şvetaketu’. ‘Efendim, beni daha fazla aydınlat’ ‘Pekala oğlum...’

- "Anlatacağım. Bana bir Hint inciri getir."
- "İşte burada efendim."
- "Onu yar."
- "Yardım efendim."
- "Ne görüyorsun?"
- "Küçücük çekirdekleri var içinde."
- "Yar o çekirdeklerden birini."
- "Yardım efendim."
- "Şimdi ne görüyorsun?"
- "İçi boş efendim."
- "İşte o çekirdeğin içindeki senin göremediğin özden koskoca Hint inciri ağacı oluşuyor.

Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun."

- "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?"
- "Peki.. Bu tuzu suya dök ve yarın bana getir." Çocuk denileni yaptı.
- "Tuz nerede?" diye sordu babası.
- "Göremiyorum".
- "İç bakalım nasıl tadı?".
- "Tuzlu".
- "Peki şuradan ya da buradan içersen?
- "Yine tuzlu. Her yanı tuzlu." Babası dedi ki:
- "Tuzu görmesek de tuz her yerdedir. Aynı şekilde Atman da her yerdedir.. Onu görmesek bile o, her şeyin içindedir. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun." (Çandogya Upanişad)



"Nasıl ki güneş ışınları dünyayı kucakladığı halde yaratılışın kiriyle bozulmuyorsa, herkesin içindeki üst ruh olan Tanrı da dünyanın çamuruyla kirlenmez" (Katha Upanişad)



"Tohumlardaki yağ, sütteki kaymak, çakmak taşındaki ateş gibi, Ruh da kalbimizin derinliklerinde gizlidir,hakikat ve fedakarlık yoluyla arandığında keşfedilir" (Şvetaşvatara Upanişad)



"Sonsuz sayıdaki suretten oluşan bu evren Tanrı'yı yansıtır, tüm varlıklar ondandır ve ona dönecektir, ateştir ve güneştir o, yıldızlardır, rüzgardır, sulardır, bu oğlan çocuğudur o, şu kız çocuğudur, yaşlı adamdır sendeleyerek bastonuna tutunan, *her yere yüneliktir onun yüzü, ne başlangıcı ne de sonu vardır onun, dünyaların içinden çıkıp doğduğu kaynaktır o" (Şvetaşvatara Upanişad)



"Her şeyi bilen ve her şeyin yaratıcısı...O saf bilinçtir, zamanın yaratıcısıdır.Ruhun ve doğanın efendisi, 3 koşullu doğanın yaratıcısıdır, doğum ve ölüm zinciri, karmik zincir ve sonsuzluktaki kurtuluş ondan gelir" (Şvetaşvatara Upanişad)

İnsan hayatı soluk düşünce, duyular ve hareketlerden ibaret bir varlıktır. Bu unsurlar, Atman’dan dolayı meydana gelirler ve eninde sonunda bir akarsuyun denize karıştığı zaman kaybolması gibi, Brahman'a karışarak ortadan kaybolurlar." (Prasna Upanişad )




"Bütün bu evren Brahman'dır/Tanrı’dır, Her şey O'ndan çıkar, ondan kaynaklanır. Her şey O'nda erir, O'nda çözülür, O'nda yok olur. Ve her şey O ile devamlılığını sürdürür..." (Çandogya Upanişad)




"Saf farkındalık olan Ruh, duyularla çevrili bir halde, yürekteki ışık olarak parlar.. Atman, sanki düşünüyormuşçasına, sanki hareket ediyormuşçasına uyanık kalma, düş görme ve derin uyku hallerinde dolanır ama yine de aynı kalır.

'Ruh bir bedene büründüğünde sanki o bedenin zayıflıklarını ve kısıtlılıklarını üstlenmiş gibi olur ama Ruh ölüm anında bedeni terk ettiğinde bütün bunları da geride bırakır. Bilinebilen iki tane bilinç hali vardır.. Biri bu dünyaya diğeri de öbür dünyaya aittir. Ancak bunların aralarında üçüncü bir hal daha vardır. Bu ara hal üzüntüleriyle ve sevinçleriyle her iki dünyayı da deneyimlediğimiz düşler âlemidir.Bir insan öldüğünde ölen sadece maddi bedeni olur. O kişi sona eren yaşa.ının hem iyi hem de kötü izlenimlerini algılamaya devam eder.. Bu ara halde ise Ruh'un ışığı altında izlenimlerini kurgular, bozar ve yine kurgular.."
"Ara haldeyken (rüya aleminde) savaş arabaları, onları çeken atlar, gidilecek yollar yoktur ama insan kendi savaş arabalarını, yollarını, atlarını oluşturur. O bilinç halinde kutsayışlar, mutluluklar, sevinçler de yoktur, kişi bunları kendi meydana getirir. Bütün bunları meydana getiren gerçekten de kendisidir..'

'İnsan uykudayken ve bedenle ilişiğini kesmişken kendisi uyumayan, ışığı kendinden olan Ruh, izlenimlerden örülü düşleri izler. Işığı kendinden olan Ruh, *Prana gücüyle bedeni canlı tutar.. Maddeye bağlı olmadığından hiçbir şey onu etkilemez... Düş görme halindeyken şurada burada dolaştıktan sonra kendi yerine geri döner..Ruh da özümlenmiş bir insan (üçüncü hal) dış dünyasında ve iç dünyasında neler olup bittiğinin ayrımında olmaz. Çünkü o, özümlenme halindeyken tüm arzuları tamama erer.. Bizzat Atman'ın dışında yerine gelmesi gereken arzu kalmaz. O kişi kederin ötesine geçer.'

'O özümlenme halindeyken insan görmeden, gözü olmadan görür, çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Koklamadan, burnu olmadan koklar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı degildir. Duymadan kulağı olmadan duyar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir.. Bilmeden bilir çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Ayrılığın olduğu yerde insan başka bir şeyi görür. Başka bir şeyi koklar, baska bir şeyi konuşur, baska bir şeyi duyar, baska bir şeyi düşünür. Fakat özümlenmenin olduğu ikinci bir şeyin bulunmadığı yer Tanrı'nın âlemidir. Yaşamın en yüce gayesi en yüce hazinesi budur." (Brihadaranyaka upanishad)

bayraktaro1 10-10-2007 09:21

Re: Dinlerin Evrimi
 
Sevgili Sirius - B

Yazına hayran kalmamak elde değil. İnsanı gerçekten acaba mı diye düşündürüyor? Ama, bu bir Hindu dinimi dir? açıklarmısın bana. Burada biraz Felsefe kokuları aldım da. Çünkü, Bir Aristo, ya da Sokrates'in yaratılış üzerine yazıları dinleri on katlar. Kur'an hele onun yanında incir çekirdeği gibidir.

AYATA 10-10-2007 13:03

Re: Dinlerin Evrimi
 
Bunlar Hinduların kutsal kitapları olan upanişad lardan alınmış ayetler...Upanişadlar hindu rişileri (peygamberleri) tarafından yazılmışlardır....Hindu rişileri (peygamberleri) Diğer dinlerdeki gibi Tanrı tarafından direk görevlendirilmezler Onlar meşakkatli çabalar sonucunda Tanrıya ulaşanlardır....Bu göz ile bakarsak...Muhyittin Arabi, Hacı bektaşi veli, Mevlana hallacı mansur, şeyh Bedrettin vs. de rişidir... yani kendi çabaları ile tanrı makamına ulaşmıştır....Tabii İslamda bu yoktur.

bayraktaro1 10-10-2007 15:23

Re: Dinlerin Evrimi
 
Demek ki Dindeki Evrimleşme, bölge bölge farklılık göstermiş. Ortadoğu ise en gerisi olmuş

biyococuk 10-10-2007 20:30

Re: Dinlerin Evrimi
 
arkadaşlar dinlerin yok olacağına inanmıyorum.bu doğanın kurallarına aykırı.her zaman aklını çalıştıramayanlar ve güçsüz olanlar sömürüleceklerdir.bu yüzden dinler yani bu insanları sömürme araçları da var olacaktır.

dilaver 10-10-2007 21:08

Re: Dinlerin Evrimi
 
bu noktada haklısın biyococuk. İnsanların dinlerden kurtulması için sömürünün yani sınıfların ortadan kalkması gerekiyor. İnsanın sınırsız özgürleşmesi ancak beyinsel faaliyetlerinin sınırsız gelişöesi ile mümkün olabilir. Bunun için ise artı zamana ihtiyacı var. Artı zaman ise toplam zamanın tüm insanlara eşit olarak paylaştırılması ile ortaya çıkabilir. Ya da iş bölümünün kaldırılması ile. Bu şartların haricinde insanların ahret fikrinden kurtulabilmeleri neredeyse imkansız gibi bir şey.


* * saygılarımla

bakkalmahmud 29-08-2012 18:18

Dün tanrilarin evrimini merak etmisdim bugün buna rastladim,sonra bi göz atarim.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:52 .