![]() |
"İslama/ŞeriateGöre..." Başlıklı Değgin
Bir kamyon şoförü ügün bir şekilde jandarmalara gitmiş ve sormuş :
-Bu taraflarda hiç siyah inek bulunur mu? -Hayır! -Siyah at? -Hayır! -Siyah köpek? -Hayır! -Eyvah o halde köyün papazını ezdim ben! Neden bu fıkra ile başladım konuya? Çünkü son anda bir kararla Turan Dursun web sitesinde yayınlattırma kararını verdiğim ancak onun çok daha kapsamı dışında toplu elektronik posta ile birçok kişiye gönderdiğim "İslama/ŞeriateGöre Gülmece Anlayışı- Muhammedin Esprileri " başlıklı yazıma aşağı yukarı bir ilginin olacağının beklentisindeydim, fakat beklemediğim kişilerden, yazımın ilgi çekmesini beklemediğim kısımlarına beklemediğim tepkiler geldi. Öncelikle İslam'ın gülmece anlayışına dikkat çeken bu yazımın başlığında sözkonusu İslam ile Şeriat arasına eğri çizgi(slash) koymamama bazı iyi niyetli arkadaşların alındığını ve sitem ettiklerini belirterek konuya başlamalayım. "Şeriat İslam'ı kirletti , recm vb. cezai uygulamalar sonradan Kû'ran' a sokuldu" diyenler oldu.Evet orası doğrudur. Ancak yine de Şeriat'ın İslam , İslam'ın da Şeriat olduğunu bizzat İslam kaynakları söyler ve bu iyi niyetli arkadaşlar biraz olsun bu kaynakları tetkik etselerdi, o zaman yanlış yazmadığımı düşüneceklerdi. O kaynakların ne olduğuna tekrar geleceğim, zira bu yazıyı yazış amacım öncelikle kaynak sunumu-önerisi idi. Yine İslam ile Şeriat kavram aynılığına bir örnek daha geldi aklıma. Şöyle ki Uğur Mumcu'un katledilmesinden hemen sonraki hafta çıkan "Cuma" adlı derginin manşetini hatırlayanlar bileceklerdir. Şöyle diyordu : "Şeriat'a söven güruh , Ateşle oynama Şeriat İslam'dır!" Alt manşet ise şu şekildeydi: "Mumcu bahane, hedef güçlenen İslam" Bunları nasıl yorumlamalı peki? İşte onun içindir ki bu iyiniyetliliğin sürdürülmesi insanı ruh kataraktlığına kadar götürebilir. Ayrıca bir husus ta Turan Dursun 'cu olduğunu düşünen ancak farkında olmadan Turancı görüşü-geleneği israrla sürdüren bazı arkadaşlarımız da benim sözkonusu yazıda Kürt kültürüne değgin paragrafıma alınmışlar. İşin ilginç yanı Turan Dursun "web" sitesinden değil , benim sosyal çevremdendi bu arkadaşlar. Aksine Turan Dursun sitesinde olumlu bir tepki ile karşılandı. Benim bu arkadaşlarıma da diyebileceğim benim sosyal künyemle ilgilenmek yerine dikkat çekmek istediğim alttaki 4-5 *paragraflık yazıyı ve beyin emeğini , el emeğini , göz emeğini *keşke göze alsalardı. Daha bilimsel ve vicdani bir davranış *olacaktı kanımca. Ben kuru Kürt milliyetçiliğine de en Turancı görüşe olduğu kadar karşıyım. Sadece olayın kültürel boyutuuna değindim. Bu apayrı bir yazıyı gerektirdiğinden bu konuda ayrıca yazı yazacağımın sözünü veriyor ve konuyu tekrar Şeriat İslam "aynı" lığına getirmek istiyorum. İslam ile Şeriat ayrıdır diye düşünen-düşleyen ve böyle gör(mek istey)en arkadaşlarıma içerlenmiyor ve kızmıyorum . Yalnızca bir kaç kaynak adını çarpıcı madde başlıkları ile *sunuyorum bilgilerin(iz)e. *Bu kaynakların birçoğunu devlet kütüphanelerinde bulabilir ve ücretsiz faydalanabilirler. İşte kaynaklar ve ilgili maddeler : İBN-İ TEYMİYYE KÜLLİYATI-1 Safya-389/ Şirk ve tevessül İBN-İ TEY...-3 S. 224/ Şeriat çeşitleri İBN-İ TEY...-4 S. 345/ Hz.Ali mi üstündür , Hz. Osman mı? S. 226 ve devamı / Ölüm anı , Kıyamet , Kabir hayatı , Ahiret vd. S. 113 vd. / Filozoflarlar tarışmada metod * * * * * * * * *Ateitlerle tartışmada metod, İBN-İ TEY...-5 S. 417/ Felsefeye bakış PRATİK AKAİD DERSLERİ Cilt-2 (Burhan yayıncılık) S. 110 / Şirk Ve Tevessül (Tevesül "vesile" sözcüğünden gelme olup "sebep olmak" deyimini karşılar ve buradaki anlamı Allah'la bütünleşmektir) EBU'L LEYS SEMERKANDİ / TENBİHÜ'L GAFİLÜUN (GAFİLLERİ UYARAN KİTAP) - BUSTANÜ'L ARİFİN (ARİFLER BAHÇESİ) Cilt-2 S. 916 / Faideli şeyler SEYYİT KUTUB - FAZİLALÜ'L KURAN Cilt - 1 Önsöz Yazısı TEVBE SURESİNİN GÖLGESİNDE CİHAT DERSLERİ 397 / Eğri boyunlar ancak kılıçla düzeltir, Özlellikle İbn- Teymiye Külliyetının militan İslamcılığın en çok üzerinde durduğu "akaid" kaynak olduğunu söylemeliyim. Ortadoğu'dan ziyade Afganistan mücahitliği bilahhassa! Bu külliyatı biraz daha büyütec altına alırsak eserin içeriği böyledir: İbn-i Teymiye Külliyatı (Derleyen: Muhammed bin Abdurrahman bin el-Aişimi el-Necdi !!!) 11 Cilt Fıkıh , 8 Cilt Akaid (ilk 8 cilt) 5 Cilt Tefsir 2 Cilt Tasavvuf 1 Cilt Mantık 1 Cilt Hadis Paylaşacaklarım şimdilik bu kadar... Sevgiyle , dirençle , umutla ... |
Re: "İslama/ŞeriateGöre..." Başlıklı Değgin
Sayın anti-dindar,
Dili kullanma biçiminiz bana çok zeki bir insan olduğunuzu, ancak ilgilendiğiniz tema da tersini söylüyor. Şimdi siz Hz Peygamber'in gülmece anlayışını eleştirirken nereye varmak istediniz? Bir insanı mizah anlayışından yoksun olmakla mı suçluyorsunuz? Bu tür (eğer varsa) bir yoksunluk suçlama nedeni olabilir mi? Bununla ateizme dayanak mı buluyorsunuz sorusunu size sormaya haya ediyorum. Ki böyle birşeyi düşünmek bile istemiyorum. Gelelim, beğenmediğiniz esprilere... Gülmecenin ve mizahın kriteri siz misiniz? Siz başkalarının mizah anlayışına saygı göstermez misiniz? Sizin güldüğünüz şeylere yine modern toplum "geyik muhabbeti" diyor. Peygamberi "geyik" yapmamakla mı suçluyorsunuz? Ne bekliyordunuz Peygamber'den, kahkahalara boğulacağınız stand-up şov falan mı? Bu nedenle size şunu söylemek istiyorum: Burada yazılarından haz aldığım bir sürü ateist var. Ancak onların temalarının belirli bir bilgi-birikim süzgecinden geçtiğini, asla "laf olsun diye" yazılmadıklarını, ve iddialarını "öyle ya da böyle" desteklemeye çalıştıklarını görüyorum. Ancak siz önce Peygamber'in mizah anlayışından bahsediyorsunuz, daha sonra Kürt mizahından bahsediyorsunuz (ne alakası varsa), sonunda yine Peygamber'in sözlerini "ne var şimdi buna gülünecek?" formatıyla sunuyorsunuz? Ne demek istiyorsunuz? Saygılar |
Re: "İslama/ŞeriateGöre..." Başlıklı Değgin
İlgine teşekkür ederim öncelikle schopenhauer...
İlgilendiğim temadan başlayalşım önce. İlgilendiğim tema elbette ki geniş bir kavramın küçük kısmıydı ve de değinilmyen kısmıydı. Öncelikle şunu sormam sence yanlış mı olur? Herkesin ya da herkes değil de çoğu kişinin değindiği konulara değinseydim sen cevap verme gereği duymayacaktın bile belki. Bak senin bana cevap vermen (gerçi tüm mesel bu değil ama) benim işlevsel ve harekete geçirici bir bakış açısıyla yazdığımı kısacası bu amacıma da bir yerde ulaştığımı gösterir. Senin fikirlerine ve saygın eleştirme biçemine gerçekten hayran kaldım. Tek, bir tümce dışında : "Gülmecenin ve mizahın kriteri siz misiniz?" Bu bir soru tümcesiyse bile daha cevabı alınmadığından ve de bilinmediğinden orada tek başına biraz "yargısız infaz" gibi duruyor. Evet akademik anlamda mizahi bir kimliğim vardı ve bunu da belirtmem sanırım olmazdı. Ben de saptadığınız peygamebere değgin adını ben söyleyeyim "alaycı biçem" sen de takdir edersin ki atesitlerin hemen tümünde var ve bunun biraz da poltika olduğuna inanıyorum. Bu görüşümü anlayacağını umut ediyorum. Ayrıca kimseyi mizahı beceremediği için suçladığımı da nereden çıkardınız diyeceğim ama altta değineceğim "akt" kavramı sanırım durumu daha aydınlatacaktır. Öte yandan Kürt mizahı mevsuzu eğer yazımın ilk paragrafında bakmıştıysan bir yazı dizisindne sözetmiştim değil mi? Zaten konusu "Gülmece/Mizah" olan bir yazı dizisinin uzantısı olan bir metindi okuduğunuz "slama/Şeriate Göre ..." başlıklı yazım Aslında yanlış anlaşılma demeyeyim de eskik anlaşılma nerede biliyor musun "schopenhauer" dostum , yazılarımı bir bütün değil de parça olarak algılayıp sentez bir cevap verme yoluna gitmiş olmanızdı. Yanılabilirm ancak takdir edersin ki burada yazı ile tartışıyoruz ve şayet bu uzamaya doğru da giderse zannediyorum iş monolojiye gider. Ancak şunu demekte fayda buluyorum bir insandaki felsefi "akt" olgusunu rumuzunuzu bir ünlü filozofun adından seçtiğinize göre mutak ki bilirsiniz. Buna göre kişideki felsefi-bilişsel akt ile bir konunun içeriği ilişkisi çok önemli bir zihinsel süreçtir. Ve sanıyorum bazen aynı ya da benzer görüşte de olsak birçok insna olarak birbirimizi yanlış anlamamızın ve dahası sırf muhalefet olmak adına birbirimize dayatmacı tutumlar göstermemizin nedeni budur. Yine ayrıca Aparain adlı üye benim İslam'ın mizahi yönünü ele alış amacımı inanınız tam anlaşılmasını istediğim şekilde kavrayıp tarafıma Muhammed'in bir hadisindeki gülmenin sakıncası hususunda vurgu yapmıştı. İnsan bir bütündür ve Muhammed'in illa da dini-siyasal vb. boyutnunun atesitlerin ilgi ve kurcalama alanı içerisinde olmadığı gerektiği düşüncesindeyim. Eleştirinizin bende bulduğu yankı yalnıza bir şekilde ciddiye alındığımdır ve teşekkür ediyorum , ancak bu siteye üye olmamdaki amaçlarımdan bir tanesi de farklı bakış açıları kazandırmaktı. Kariyerist bir amaç değil , sadece bir aydınlanma çırağı olarak bu amaçtayım. Keza mesela bu konuda kesinkes tartışmama kararı aldığım ve cevap dahi vermeyeceğim bir husus ta var ki geçen gün ilk ve tek bir "chat odası"nda söylediğim şeydi *, o da Kemalsit olmadığım. Size de saygılar , sevgiler... |
Re: "İslama/ŞeriateGöre..." Başlıklı Değgin
Ben Umberto Eco'nun Gülün Adı'nı anımsadım, "gülmek korkularınızı yener ve dinin etkisi azalır". Mizah kültürel gelişmişlikle de ilgili birşeydir. 80 öncesi Türkiye'de mizah da çok büyük patlama yapmıştır. Bu gün itibariyle baktığımızda entellektüel açıdan 80 öncesinin gerisindeyiz.
Mizah dergilerimizde çok kaliteliydi. Kara mizah muhteşemdi ve soldu. Sanırım mizahın temeli birazda muhalif olmak. Selamlar. |
Evet konu mizaha kaydı :)
"vgm" biliyor musun Milliyet Sanat'ın 1970'lerdeki sayılarında Oğuz Aral'ın karikatürlerini ve
Marko Paşa ile Mahut Paşayı aynen sıralamasına uygun şekilde ardarda hatırladım paragraınızı okuyunca. 80 öncesi mizah vardıysa evet bir de 80 sonrası kara mizah vardı:( aslında biliyor musunuz mizahın ardında yatan bir duygu da paradoksal olarak hüzündür. Hangi şair demişti hatırlamıyorum ama "ağlamayı bilmeyenin kahkahsaından da hiçbir b.. çıkmaz" diye... Sağol... |
Re: "İslama/ŞeriateGöre..." Başlıklı Değgin
Mizahı belirleyen öğelerden belki de en büyüğü kültüre özgü oluşudur. Çünkü insan aslında kendine güler. Cem Yılmaz, sinemada eşlerini tuvalete götüren erkeklerin durumunu anlatırken, aslında kendi hatıralarımız geçer gözlerimizin önünden. Bir mizahı mizah yapan da budur. Emin olun dostum Aziz Nesin Rusya'da tutmazdı. Aslında Türkiye'den başka hiçbir yerde tutmazdı. Bunu niye anlatıyorum,
Bir Rus, bir İngiliz nasıl Nesin'den hiçbirşey anlamazsa, ki nasıl çevireceksin yabancı bir dile "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz"ı, biz de Arabistan kültüründe yaşanmış esprilerden ne anlayabiliriz ki? O yüzden Hz Peygamber'in yaşlı kadına "sen bu halde cennete giremezsin" demesi, salt kültürel mizahi sınırlarımız bizi sınırlandırdığı için (belki biraz Cem Yılmaz'a, Yılmaz Erdoğan'a, Beyaz'a mahkum ettiği için) bizi bu sözün mizahi yönünü küçümsemeye itiyor. Bizim mizahımızı biz değil, sürekli gülmek zorunda bırakıldığımız "cinsel organlarımız" belirliyor, ki bu durum aslında ayrı bir parantezi hakediyor. Anti-dindar, Karşı-açıklamanız zekice, ancak her ne kadar "kıssa" tamam olsa da, "hisse" hala eksik... Saygılar |
Mizahın Coğrafyası Olur mu?
Sevgili schopenhauer,
Galiba yazımı salt mizah için yazdığım gibi bir kanıya varmışsınız. Ben öyle anladım. Aklıma ne geldi , biliyor musunuz , doğa filozofo Thales'in "ben size ayı gösteriyorum , siz parmağıma bakıyorsunuz" ya da ozan Emekçi'inin "Ormanlar görmedik ağacı gördük , dünyaya tek gözle baktığımızdan" Şimdi bunları neden söyledim biliyormusunuz , yazımın teması İslam peygamberinin esprileri gibi görünse de hayır temo o değildi. ,Aziz Nesin ile Oktay Akbal arsındaki mizah tartışmasına döndü bizimkisi biliyor musunuz? Aziz Nesin 1978 tarihli bir fıkrasının başlığını Dünyayı Nötron Bombası Uygarlığı Kurtaracaktır derken bu tümcenin sonuna parantez içinde ünlem imi koymmaıştı ve bütün kamu oyu Aziz Nesin nasıl böyle bir yazı yazar demişti ve gazeteden bir başka yazar arkadaşı diyordu ki assıl mizah odur işte. Asıl mizah, o ünlem işaretini koymamsıdır. Aziz Nesin elbette böyle düşünmez demişti. Ancak Oktay Akbal şu anda senin bana verdiğin yanıtlar gibi karşı çıkışlarla Aziz Nesin'de "hisse" arıyordu. Neden anlattım bunları şimdi? Çünkü biliyor musun Aziz Nesin Rusya'da tutmazdı demiştin yaa , işte Nesin'in o Dünyayı Nötron Bombası Uygarlığı kurtaracaktır yazısı çok büyük bir ilgi görmüş ve çok ta tutmuştu. Deemek ki espri tuttu mu tutabiliyor insanı bir yerden. Bunları neden anlattım , çünkü demişsiniz "hisse hal eksik" merak buyurmayınız hisseye en son geleceğim. Ancak insanın yazı yazarken bir de hisseyi içine koyması , ima yoluyla anlatması artık ban çağdaş anlatım biçemi olarak gelmiyor. Yine zekice açıklam diyebilirsin ancak ben zeka şovu yapmıyorum yazdıklarınızı okur okumaz sanki karşımdaymışısnız gibi sizinle konuştuğumu hissediyorum. Biliyor musun saygıdeğer dostum aslında tartışma bir yazın değil , düşün türüdür ve keşke konuşabilseydik bunları. Hz. Peygamber'in insanın kanını donduran sözlerinin espri diye , mizah diye , gülmece diye türlü türlü İslam kaynaklarında sunulup bir de mizah gibi insanın rengi sayıulan bir davranışın dah dah bir de üstüne üstlük bend çekilip "fazla mizah yapmayın!" denilmesinin yanlışığını teşhir etmekti tema. İslam peygamberi de bu sosyal itirazımı belirtmemde yalnızca bir araç; hadi örnekti diyelim. İşte "hisse" buydu. Hala da salt zekice karşı cevap verdiğim düşüncesindeyseniz ileride serbest forum ya da sanat edebiyat forumunda yayınlamayı düşündüğüm Tartışma Kültürü ve Ülkemiz başlıklı yazı sanırım zihninizdeki bana ilişkin bulanıklığı biraz daha netleşitrecektir. Esen kalınız... |
Güncelleme.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:02 . |