![]() |
MUHAMMEDİN ANNE VE BABASI -II-
Kuran; sevgili peygamberi resulü Ekrem'in ana ve babasına reva gördüğü muameleyi, bilhassa mezarını ziyaret edipte allahın engin mağrifetini çok gördüğü Annesine layık gördüğü muameleyi; İslam tarihi açısından tedricen azalan önemdeki diğer dört ünlü kadına reva görmemiştir.
1)Musanın anası: Kasas ve Taha surelerinde Musanın anasına hitaben Tanrı şöyle konuşur:''... Çocuğu Musayı emzirir, başına gelecekten korktuğun zaman sandığa koy suya bırak...Biz şüphesiz onu sana peygamber olarak döndüreceğiz..'' (Kasas 7 ; Taha 36 ve 39) 2)Firavunun eşi Asiye: Adamları bebeği bulup boğazlamak üzereyken O engel olur: ''Tanrı tarafından mükafatlara kavuşturulup cennetlere alınmıştır'' (Tahrim 12) 3)Sebe melikesi Belkısın kalbinin tanrı tarafından pekiştirildiği ve imana açıldığını ise Neml suresi 28-44 okumaktayız. 4)İsanın anası Meryeme gelince Kuranın koca bir S U R E S İ onun adıyla anıldığı gibi diger pek çok surede de onu çok yücelten ayetler yer almıştır. hatta nebisi Muhammede emretmektedir:''ey Muhammed...Meryemi de an'' (Meryem 16).İsanın anasını şereflendirmesi buyruğunu Muhammede dikte eden Allah, benzer bir emri Amine için vermez. Aksine mağrifet dilenmesini dahi yasaklar. İsayı doğuran meryem o denli önemlidir ki:'' Ey Meryem, Allah seni seçip temizledi, dünyaların kadınlarından en üstünü seçti..'' (İmran 42). karıları hatice ve Ayşe hakkında da övgü dolu sözler ettiği görüldüğü halde sırf islamı tanımadan ölen ailesi hakkında bu yönde sözleri-hiç bir Sahih-kaynakta yoktur. kendi annesini ne müslüman olarak görmüş ne de faziletli kadınların arasında saymıştır. Tanrıyla hemfikir ola- caklar ki sevgili Yaradanda onun anne ve babasının adını 'Kitabında' zikretmekten uzak durmuştur. Anne babası, süt anesi, büyükdedesi vb ona emeği geçen hayatını borçlu olduğu insanlardan müşrik oldukları için yüz çevirmesinin arkasında gerçekten ne vardır? Çevresindekileri müslüman yapabilmek için Muhammed ölüm tehditiyle korkutmak, savaşmak, ganimet dağıtmak, ganimeti BİHAKKIN dağıtmamak (El Müellefet-il Kulüp ' te olduğu gibi), cennet vaadlerinde bulunmak gibi yöntemlerden yararlanırken; ''Mağrifetten yoksun kılmak'' gibi baskı usulüne de yer vermek istemiştir. Eğer müşrikler müslümanlığı kabul etmedikleri takdirde kendi yakın akrabalarının hayır duasından yoksun olacaklarını bilirlerse, böyle bir baskı altında kalırsa, müslümanlığa geçerler diye düşünmüştür. Ve yaratmak istediği örnek ile daha etkili olabilmek içinde kendi öz anasını, mağrifet dilemeğe layık saymamıştır. Kuran okuyanlar mutlaka kendilerine soracaktır: Velevki Asr-ı Saadet nebevisi bu yanılgıya düşmüş-tür; Allah uyarı ve tenkit dolu ayetler nazil ederek onu neden doğru yola çekerek iyi örnek olmasını sağlamamıştır? Aslında gözler üzerinde perde kalkmış ise bu soru yersizdir; ama Allahın ipine sarılmış olan, 'kalpleri imanla dolu olanlar için' bu soru hayatidir. |
MUHAMMEDİN ANNE VE BABASI -I-
Kuranın hiç bir yerinde Muhammedin öz annesi Amine ve öz babası Abdullah'ın adına rastlanmaz.Onlardan bahsedilmez,adlarına rahmet okunmaz, cennetliklerden olduğu müjdelenmez. Yokmuş gibi davranılır.
Hadislerde ve sünnetde de bu konunun yoksayıldığını görüyoruz. İslam ulemaları ve tarihçileri de bu konuya dikkatle, kaygıyla yaklaşırlar. Bilindiği gibi Muhammedin babası Abdullah, daha Muhammed ana karnında iken, annesi Amine is Muhammed 6 yaşında iken vefat ederler. her ikiside islamın gelişine tanık olamamışlardır. Bunun sonucu olarak da oğullarının ağzından şu cümleyi duymak zilletini neyseki yaşamamışlardır :''Benim babam da...Cehennemdedir'' (Müslim'in: Ashab'tan Enes İbni malikten aktarması). Zaten Kuran da bu gerçeğin altını Tevbe suresi 113. ayetiyle kalın olarak çizmektedir:''....Akraba bile olsalar müşrikler lehine mağrifet dilemek Peygambere ve müminlere yakışmaz''. (Ma ğ r i f e t: Tanrının kullarını bağışlayarak onları cennetlere almasını dilemek). Mekkeyi ftehettikten sonra anası Aminenin kabrini Muhammed ziyret ediyor fakat tanrısından Anasına mağrifet dilememiştir.Sebep olarakda tanrının kendisine bu izni özellikle vermediğini söylemiştir. Temel Arap kaynaklarında (Müslim; Süneni Erbaa sahipleri; İbni Sad=Kitabut Tabakat; Beyzavi=Envarüt tenzil & Esararut tevil; Beyhaki; Kurtubi; Sabuni; Taberi..vb) aktarılan bu 'de facto' ebeveynlerini kafirlerin saflarında sayma durumunu kurtarmak; hadisenin vahametini gözlerden saklamak ; hatta konuyu topyekün 'Bühtan' ilan etmek isteyen fundementalistler ne diyor bir kulak kabartalım mı? 1)Taciddün fakihani: ''Fecri Münir'' adlı yapıtında Resulu Ekremin ebeveyninin halini Allah bilir demektedir. 2)Diğer bazıları ''Hiç bir müslüman için peygamberin anne babasının küfrün veya imanın saflarından olup olmadıklarından b a h s e t m e k haddine değildir'' derken 3)Hulvani: ''Mevakib'' adlı eserinde Muhammedin anne ve babasının imanından şüphe edenleri kafir ilan eder ve ekler:''Peygamberin ebeveyninin küfürlerine hükmetmek akıldan yoksu eden ağır bir zelledir. Böyle bir hükmün ağızdan k a ç ı r ı l m a s ı bile küfre kadar varır. Çünkü peygambere de eza vermektedir'' 4)Abul Gazi bahadır:''Tarih'' adlı yapıtında şöyle yazılıdır:'' Muhammedin babası putperest olup Abdullah adıyla çağrılırdı. Anası ise yahudi olup Amine adını taşırdı'' Suyuti ise ne Kuranı, ne hadisleri, ne tarihi, ne icmayı, ne kıyası h i ç b i r ş e y e dayandırmaktan yoksun bir halde Muhammedin ana ve babasının ''Ehli Nar'' -cehennemlik- olmayıp; ''Ehli Necat'' -cennetlik- olduklarını söyler. Ama bu iddiasını dayanak yapabildiği tek referans kendi temiz kalbidir, ve bir temenni olarak söylendiği anlaşılmaktadır. Suyuti gibi islamın dev sacayaklarından birinin, bu hassas konunun 'güzellikle' anılmasını diliyor olmasını anlamak zor değildir. Halbuki Muhammedin bizzat kendisi ''Annemin mezarı başında tanrıdan mağrifet dilemek için izin istedim, izin verilmedi'' diye konuşmuştur. Eğer annesi yahudi ya da putperest değise Tanrı mağrifetini neden esirgesin? Mağrifete layık olmak için Muhammede ve islama ve Allaha göre: a n a olmak değil m ü s l ü m a n olmak gerekmektedir. Tevbe suresi 84 ve 113. ayetlerinde Müşriklerin ve munafıkların ölülerine namaz kılmaktanda men etmektedir,Mümini. ''Cennet anaların ayaklarının altındadır '' hadisi şerifindeki 'Anne' den kasıt:a) kocasına itaatkar b)Hizmette kusur etmeyen c)Kocasını mutlu etmek için pervane olan d)Kocasının şehvet gailesini gideren d) Müslüman Anne'dir. Aslında sadece anne ve babasından allahtan mağrifeti esirgemiş de değildir.Arap kaynaklarının açıklamasına göre Ona bir ana ve baba kadar emeği dokunanlara, örneğin süt annesine, büyük babası Abdülmuttalibe ve amcası Ebu Talibe karşı da aynı tutumu sürdürmüş ve dualarında adlarını zikretmemiş, hayırla anmamıştır. |
SEVGİLİ RİVER DOSTUN DİKKATİNE
''Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. İsa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır.''river) Doğruyu söylüyorsun. isa'nın anası hakkında
dahi ayet ve sureler nazil olurken.....Belki kendi ÖZ anne ve babasından rahmet ve mağfiret'i esirgeyen Allah Resul'ünden bana biraz bahsedersin. |
Sevgili River dostum;
''Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. İsa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır.''(river) Doğruyu söylüyorsun. isa'nın anası hakkında
dahi ayet ve sureler nazil olurken.....Belki kendi ÖZ anne ve babasından rahmet ve mağfiret'i esirgeyen Allah Resul'ünden bana biraz bahsedersin. |
Copy Paste - Oku Paste farkeder mi Mutezile. Bu tür polemiklere girmediğini sanıyordum. Maksat bilgiyi paylaşmak değil mi? Araştırmak değil mi? İşte araştırılacak bir konu daha. Sonuç itibatı ile hiç kimse okumadığı bir şeyi paste yapmaz değil mi? Sen astronomi derken ben su altı demiyorum sonuçta. Araştırıyorum ve bulduğum ilk anda yazacağım merak etme. Bu arada malum yazarların yazdıkalrını yorumlamamışsın, herkes es geçti nedense.. Ne oldu, bilemediğimiz bir müşkül mü var yoksa :) ?
|
OMURGA
İskeletimizin temel unsurlarından olan Omurganın -baş altından kuyruk sokumuna kadar iner- insana FİZİKSEL bir duruş vermesinin ötesinde; onun karakteri hakkında da yorum-tahlil yapmak istenirken sıfat olarak
kullanılabilmesi; elbette ki tesadüf değildir. 'Omurgasız' bir insandan bahse derken asıl kasttettiğimiz; onun ahlaken ve karakter olarak zayıf; güve- nilmez, hatta ihanete temayüllü bir şahsiyet ortaya koyduğudur.''Omurga- lı'' kişi kelimesi ise; hayata ve olaylara bakış noktasında bir 'DURUŞU' olan, vakur, mert, özgüvenli, eleştiriye açık, tutarlılık gibi hasletlere işaret etmektedir. Ben insanın kendi ve çevresi ile olan ilişkilerinde, vicdan muhasebesinde, olaylar karşısında aldığı tavırda OMURGA'lı olmasını,onun İNSAN yapan hasletlerin en TEMELİ sayarım. Dini, milliyeti, mukkadesleri, eğitimi, titri vs vs ondan sonra gelir. Hani 'sen asla adam olamazsın diyen' babasına adam olduğunu göstermek için onu makamına, AYAĞINA çağıran densiz- de olduğu gibi. Adam olmak, insan olmak çok çok önemli bir haslettir. Bir de güzel bir kalbe sahipse, zaten o benim dostumdur. Sevgili River: Senin mümin, Allah'a teslim, OMURGALI, müteddeyin bir yurttaş olduğunu biliyorum. Gel gör ki, senin 'Sözde Aydınlar' ve 'Kim Bu Yazar' adlı yazıla- rında izlediğin tutum, senin gibi hasletlere sahip bir arkadaşa yakışmıyor. Yakışmadığı gibi site ahalisinide bu çirkin harekete ortak etmek amacıyla ''Bu arada malum yazarların yazdıkalrını yorumlamamışsın, herkes es geçti nedense.. Ne oldu, bilemediğimiz bir müşkül mü var yoksa ?''(River) diyerek nifak yaratmak gibi bir Küfr'e düşüyorsun..Yani senin adını soyadı nı, kitabını, Eserini, ZİKRETMEKTEN ISRARLA kaçındığın bir meçhul yazar- dan alıntıladığını öne sürdüğün paragraflardan yola çıkarak metin inceleme si yapılacak; adı sanı meçhul yazar hakkında racon kesilecek, olay sonun- da gerçekten ortaköy kahve dedikodu seviyelerine düşecek. Eminim senin de amacın bu değildir. İnsanları ve eserlerini eleştirmek gayet doğal bir şeydir. Zaten ortaya bir eser koyan da peşinen eleştiriyi göze almış demektir. Zaten eleştirmenlik başlı başına bir meslek dalı iken; senin yabancıların deyişiyle ''İNCOGNİTO '' -biz buna anonim diyoruz sanırım- bir Zat-ı Muhterem'i aslanların önüne hadi parçalayın diye atmanı sana yakıştıramıyorum. |
DİN / BİLİM
Hüccet-ül-İslam ünvanı ile anılan İmam Gazali akılcı eğilimlere karşı savaş
açanların başında gelmektedir. Al-Gazali'nin akılcığa yönelttiği eleştirileri ve buna karşılık Kuran hükümlerini yüceltmelerini görmek için ''Al-Risalat al-Laduniyya'' adlı eserine bakmak gerekir:''Bigi edinmenin iki yolu vardır: Beşeri eğitim ve ilahi eğitim. Bunlardan en güvenilir ve üstün olanı İLAHİ e ğitimdir. Vahiy yolu ile elde edilen BİLİM, akıl yolu ile edinilen bilgiden dah a DEĞERLİDİR, çünkü Tanrıdan gelmedir. Muhammed akılcı yoldan HİÇ BİR BİLGİ edinmemiş, her şeyi Tanrıdan öğrenmiş olup onun ölümü ile bir likte Vahiy yolu kapanmıştır. Bu itibarla Kuran ve Hadis kaynakları DIŞIN DA BİLİM diye bir şey aramak, ya da bu kaynaklar üzerinde tartışmak ve bunlara AYKIRI görüşler ortaya koymak, Tanrıya karşı gelmek olur. Kim ki gerçeklere akılcı yoldan gitmek ister, tanrı-Peygamber sözleri dışında İLİM yapmaya kalkarsa o mutlaka DİNSİZDİR.'' gazali, örneğin Aristo'nun hem dinsiz hem de BİLGİSİZ olduğunu söyler, çünkü Aristo ona göre, eği timde matematik, fizik ve mantık gibi konulara FAZLA yer verilmesini iste miş ve böylece DİNSEL inançları tehlikeye sürüklemiştir. İlhan Arsel Hoca Aydın ve ''Aydın adlı anıtsal eserinde Gazalinin Bilime olan kuşkulu yaklaşı mını şöyle betimler:''Gazali'nin kanısı odur ki, matematik gibi bilgiler, kesi nlik taşıyan verileri kapsadıkları için, kişileri din konularında kesinlik aram aya zorlar; kişiler bu kesinliği dinde bulamayıncai dine karşı imanlarını ve dolayısıyla bağlılıklarını yitirirler. Bundan dolayıdır ki, kesinlik arz eden bu tür bilgilere EĞİTİMDE AZ YER vermek gerekir. Aydın ve ''Aydın'': yazarı-İlha Arsel S 372/ist 1993 |
''Akraba bile olsalar, müşrikler için mağfiret dilemek Peygambere ve Mü'minlere yaraşmaz'' Tevbe Suresi 113. ayet
Anne babadan daha yakın akraba mı olur? Öyleyse onlara da Allahtan mağfiret(Hayır-dua) dilemek yok. islamla tanışmamaış olmaları onların suçu değilse de; İslam onlar bu dünyada iken teşrif etmemişse de..Hayır YİNE DE mağfiret dilenmez.. |
İfadelere bak. "Peygamberin ana ve babasına reva gördüğü muameleler" falan. Okuyan da Peygamber'in ana ve babasına asi bir çocuk olduğunu, onları dövdüğünü onlara işkence ettiğini falan zannedecek.
Peygamberin anne ve babasının ehl-i necat olduğu konusunda ümmet hemfikirdir. Mutezile bunu bilir. Ehl-i Necat olanlara ise özel olarak mağfiret dilemek diye birşey yok. Mağfiret dilenecek ne halleri olabilir ki. Nasıl bir mantıktır bu. Fetret devrinin insanıdır onlar ve Hanif dini üzere öldükleri sabittir. Hal böyle iken Peygamber için kalkıp "Ana ve babasına mağfiret dilememiş, onların isimlerini Kuranda bile zikrettirmemiş, vay vefasız insan, vay hayırsız evlat" gibi bir yaklaşımda bulunmak neyle açıklanabilir? Bunun tek bir açıklaması olabilir; İslam'ı akıllara çirkin ve karanlık göstermek için Peygamber'in ve diğer müminlerin hayatlarındaki en alakasız olgu ve olayları bile çarpıtarak kendi iddialarına delil haline getirmek uğruna o olayları tahrif eden Ateist mantığı... Ya değilse Peygamberin ehl-i necat olan ana babasına özel olarak mağfiret dilememesi gibi birşeyi vefasızlıkla açıklamanın ne tür bir açıklaması olabilir? Varsa başka bir açıklama söyleyin lütfen benim aklıma başka birşey gelmiyor. |
İki yazı birlikte okunursa daha iyi olur. Yazılanları tekrar yazmaya da gerek kalmaz
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:25 . |