Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Sufizm (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=158)
-   -   Sufizm (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7831)

placebo 03-10-2008 22:37

Sufizm
 
saygıdeğer forum dostları;

Amacım bu başlık altında sufizm denilen (ki ben buna islam sufizmi diyeceğim)acayip akımı ele alacak ve ardından bu insanların sözde bilim ile islam dininin küflenmiş doğmalarını kaynaştırma adına ne gibi gerçek dışı spekulasyonlara başvurdugunu açıkça göstermeye çalışacağım...

her şeyden sufizm kimilerinin söylediği şekliyle tasavvuf ile uzaktan yakından alakası olmayan,islam ile bilimsel bazı verileri kaynaştırma adına yapılan bir girişimdir..Bu akımın eski temsilcileri ve gelenekleri olmamakla birlikte,dini kurtarma amacıyla girişilmiştir..Başlıkta "hallac-i mansur" "yunus emre" "pir sultan abdal" ve "mevlana" gibi tasavvufcuları incelemeyeceğimi de belirtmek isterim..

Daha detaylı bilgiler için aşşağıda ki linki öneriyorum:

http://sufizmveinsan.com/

****şimdi başlayalim;

ayette…
“Keyfe tekfurune Billahi ve küntüm emvaten feahyaküm, sümme yümiytüküm sümme yuhyiyküm sümme ileyhi türceun;
Nasıl da (B sırrınca) Allah’ı inkâr ediyorsunuz?.. Halbuki siz ölülerdiniz de O sizi diriltti… Sizi yine öldürecek ve sonra sizi diriltecek; nihayet Ona döndürüleceksiniz.”
“Esma mertebesinin” ya da başka tabirle RUH’un tek kare resmin hayat kaynağı olmasına işaret eder, yani algılanmaz halde iken yani İLİM olarak mevcutken ya da ayan-ı sabite vücud kokusu almamış iken, ya da salt enerji dahi kozmik bilinçte imaj olarak mevcutken açığa çıkamamışken, sizi diriltti yani TEK kere resmi-bilgiyi oluşturan tüm algılama mekanizmaları her biri kendine özgü bir algılama ile KULLUK dedikleri etki-tepki modeline geçti….
Bu etki–tepki, neden-sonuç ilişkisi, yaptığının karşılığını alma vb… anlatımlar ise aslında hiç varolmadı sadece algılayıştan kaynaklandı. Oysa tek kare resim her an imajındaki halinde

İşte “tüm algılamaların hayal olduğunu ALGILAYABİLİR” hale gelmenin ve bunun sonucu algılanan-algılayan iklisinin hükmünden kurtulan, “0-1 ikili” sistemin hayâl olduğunu yaşayan akl-ı küllü ve dahi nefs-i küllü ’sidrehi münteha’ mecazıyla terkeden, herşeyi imajında ilmi suret olarak bulan gerçek “HAYY” olandır.

http://sufizmveinsan.com/arastirma/e...ulumimari.html

diyerekten yazısını sonlandıran ve bu yazısına karşılık bir nobel beklentisi içerisinde olduğunu sezdiğim sufistimize karşı ise ne diyeceğimi bilemiyorum..


****Başka bir örnek:

Mistik alan, varlığın yaratılışını Zatın, sıfatlarıyla meydana getirdiği Esmasının (Salt Data olan 99 isminin) “nokta” dan belli terkipler halinde Bir Bütün Olarak açığa çıkartmasıyla oluştuğunu söyler. Yani Efal (çokluk) boyutu. Ya da başka bir deyişle, “Kürsü” adı altındaki “Ruh Adlı Melek”. Bizim “nokta” ya ait bu çokluk boyutu içindeki algılanan veya algılanamayan tüm sonsuz boyutlarıyla enerji- madde boyut ve varlıkları, bu Ruh Adlı Melek tarafından meydana getirilmiştir. Zaten enerji ve madde boyutunun,”nokta” dan (Salt Datadan) varlığını alan enerji-bilgi boyutunun projeksiyonu sonucu oluştuğuna da bir önceki yazımızda değinmiştik. Sonsuz “nokta” ların bulunduğu platformdaki bu “nokta” lar ise, yan yana bir arada “nokta” lar denizi şeklinde de bulunmazlar. Tüm “nokta” lar yani, Salt Datalar (Esma), aynı Tek “Nokta” nın sonsuz sayıdaki özelliklerine işaret etmektedir. Bu yüzden Ruh Adlı Melek, bu “Nokta”nın, “nokta” lar adı altındaki projeksiyonudur, tüm Kürsülere hakim olarak. Bu “nokta” tadaki, Datadaki Esmadan yaratıldığımız için de diğer “nokta” projeksiyonlarını ya da her biri bir “an” lık (ki, bu “an” da, kendi içinde sonsuz “an” ları içerir) bambaşka dalgalanmaya karşılık gelen enerji- data boyutlarını algılayamaz, anlayamayız.

Bu arada tanrı'nın 99 datası olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz ...

onca bilimsel içerikle karşılaşan okuyucu akabinde şöyle bir yazıyla yüzyüze geliyor..

“Allah’ın Zatını tefekkür etmeyin, yarattıklarını düşünün, yoksa günaha girersiniz” :eek:


http://sufizmveinsan.com/fizik/dinbilim10.html

Bu yazıları okurken adeta tüylerimin diken diken olduğunu kanımın donduğunu hissettim.Bu tip sitelerde bilinçsiz halkın dini konulara olan zaafı gözönüne alınarak bir alet haline getirilen "din",bir çeşit pseudo bilim ile kaynaştırılmaya çalışılıyor...
Yeterli tepki verilmediği ve fazla dikkate alınmadiklari sürece ilerleyen yıllarda din belasının günümüzde ki hali olan cemaat ve tarikat biçminden bu tip sufizm dogmalarına bürünerek ayakta kalmağa çalışacağından şüpheleniyorum..Çizgi-film tadında ki bu fantastik dogmalarla sıradan halk yine değişik bir inan zincirinin içerisine sürüklenmeye çalışılmakta..

meaculpa 03-10-2008 23:56

Meseleye özü itibari ile yaklaşmakda fayda görüyorum çünkü sufizm; kendi içinde yarattığı tarikatlaerin kurumsallaştırdığı dinin ötesinde bir yaşam tarzıdır ve bu şekilde hasıl olmuştur. İslamiyet içerisinde Allaha varmanın ezoterik yollarından biridir.

Evren ile Tanrıyı bir bütün, tek vücud halinde yorumlayan bu anlayış geleneklsel islama alternatif olarak üretilmiş olsa da kaynakları çok daha eskiye dayanır. Çünkü ezoterizm çok çok eskilerden beri hakim bir tarik. Gerçeklik; görünen ardındaki metafizik öğelerde saklıdır. Çünkü her görünenin ardında varlığı tek olanın yansımaları mevcuttur. Hiçbirşey onun özü dışında hayat bulmamaştır.

Gizemci ezoterik toplumların hemen hepsinde bu anlayış hakimdir. Sufizm de bunlardan birisi. Ezoterizmi anlayabilmek için panteizmi kavrayabilmek şarttır. Çünkü hepsine kaynaklık eden her şeyde tanrısal yansımaların hakim oldugu bu anlayış tüm gizemlşeri besleyen asıl kaynaktır. Yahudi kabalalıgı yada islamdaki vahdet-i vucud kavramlarıda bu temel esasların cercevelerinde şekillenmişlerdir.

Sufizm ezoterik bir yöntem ise o zaman bu yöntemi benimseyen toplulukların en önemli esasları olan sezgicilikten söz etmek gerekir. Bu toplumlar mistik,okult, ruhsal öğretilerle ilginirken kendi öğretileri olan din, sanat, yada kültürel anlamdaki bilgilerinide bir bütün halinde sentezlerler. Ve en önemli metodları akıl ve deney yoluyla edinilebilinen bilgilerin ötesine geçip ardındaki gerçeği içe doğuş yani sezgilerle yakalayabilmektir. Bu yöntem kendi içerisinde sufizm yada diğer ezoterik toplulukların gizemci öğretilerinide peyda eder.

Sufizm de amaç kişiyi hakikate denilen mertebeye ulaştırmaktır. Hakikate ulaşabilmek içinde bazı merhalelerden geçmek gerekir işte bu merhalelerde birey hakikatlerin keşfinden önce kendi benliğini keşfetmeye yönldirilir. Çünkü kendi benliği keşfedilmeden asl olanın vucuduna varılamaz. Anadoluda ki sufi tarikatlerni düşünelim mesela ki hepsi de ezoterik tariklerdendirler. Alevilik yada Bektaşilik, Mevlevilik veya daha bir çok kurumsallaşmış sufi kökenli yaşam tarzları hepsinde gizemcilik ve merhalelerle tanrıya ulaşma yöntemleri kullanılır. Kırk kapı, kırk günlük çile vb merhalalerin amacı nefsani arzulardan temizlenen insanları hakikate ulaştırmaktır. Hakikat ise elbette evrenle bir bütün olan Tanrıdan başka bir şey değildir. Ve insan bu yolda kendini hiçleyip onun zatında yok olmaya yönelir artık bir benden içre farklı bir ben yok, hersey onun zatında vucuda gelmiş olur.

Sufizm yada diğer ezoterik dinsel yolların sualleri nettir.Tanrı,evren, insan, ruh, varoluş gibi metafiziksel öğeleride içinde bulunduran kavramları inceleyip bu kavramların insan üzerindeki etkilerini, yarar ve zararlarını ölçüp biçerler. Varılan bilgi her daim O’na açılır ve böylece bilginin dejenere olmaması yada geleneksel anlayışların çıkarları altında ezilememleri için gizemci metodları benimsemeişlerdir. Sufizmin doğuşuda aslında kokuşmaya başlayan asl olan manaların kökten yıkılıp kaybolamamsı adına benimsenen önemli yöntemlerden biridir.

Bugünkü dandik iki üç tane kendini sufi sayan tiplerin açıklamalarını çok da dikkate almıyorum. Çünkü bu işin kaynagı bellidir. Ezoterik dinler ortada varolana bir karşı koyuştur aslında bir bakıma geleneksel inanşlara karşı, tefekküre değer veren ancak kendi içinde yine çıkmazları olan devrimsel nitelikde felsefi kavramlardır. İnsan-i kamil olma anlayışla kuşatılmış bu görüşler zaman içerisinde kurumsallaştılmış olsalarda ben hala bu sufilik yada diğer ezoterik tariklerin geleneksel anlayışlardan daha iyi düşünce yolları olduguna inanmaktayım. En azından elde edilecek olan bilgiye ulaşmanın meşakati değerlidir. Netice kişinin içselleştirebildikleri ile ölçülecek olsada bugün sürekli şikayet ettiğmiz dinini bilmeden iman eden anlayışlara fark atmış durumdadır. Çünkü ezoterik dinler felsefi kökenlidirler. Sorulan sorular gerçekten insanı yoklugun ortasına koydugu gibi varlıgında ortasına taşır. Bu anlayışları inaqnçlı iken çok takip ettim ve bugünkü yaşam tarzımı beliryen inançlarımda en önemli pratikleri ben bu ezoterik dinlerin düşünsel mekanizmaları sayesinde pratiğe aktarabildim.



placebo 03-10-2008 23:58

http://ahmedbaki.com/turkce/yeniyazilar/yenileyici.htm

Yine burada sufistin din, Allah,Muhammed'le başladığı yazısı LINUX la sonlanıyor..artık ben burada bunlar kim?akılllı mıdır?deli midir?karıştırmaya başlıyorum..Bu kadarına da pes doğrusu..



Zira bu hususta öylesine çok geniş kompozisyonlar söz konusudur ki, bilgisayarlarla bile işin içinden çıkmak mümkün değildir.
Gazalî Hazretlerinin "İhyâ-u Ulûmi'd Dîn" adlı eserinde, Ashabın âlimlerinden olarak bilinen İbni Abbas (radiyallâhu anh)'ın şöyle dediği yazılıdır:

"O Allah ki yedi semâ yaratmış, arz’dan da onların bir mislini; ARALARINDAN emir inip duruyor!.. (Talâk 12) âyet-i celîlesinin tefsirini yapacak olsam, beni taşa tutardınız. Bir başka nakilde de: Beni tekfir ederdiniz!.."

http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/insan/

Gericiliğin en okkalısını dayatmış,alemler üstü yobaz Gazali hazretlerini öven bu makale,sufizmin ardında ne yattığı gerçeğini gözler önüne sermekte..İlim bilim işin kılıfından ibaret..

Bu kişiler sanırım birazda akli olarak geri oluyorlar;

“ Bir kişi eşiyle cinsel ilişkiye girdiğinde, orgazm olduğu sırada varlıkların en üstününü hayal etsin. O zaman doğacak çocuk, o kişinin bütün özelliklerini değilse de önemli bir kısmını üzerinde taşır”

http://www.sufizmveinsan.com/fizik/dinbilim1.html


Bu takım sufistler ,çoğu müslümanlarda var olan içgüdüsel bastırımın bir dışavurumu olan tatminsizlik ile kendilerini belli etmektedirler...Bu doyumsuzluğun nedeni ise islamın kısıtlayıcılığı ve müslümanlar üstündeki katı kuralcılığıdır.Hayattan beklediğini elde edemediği için egosal eziklik içinde olan bu tip müslümanlar,kendilerini tatmin için "sufizm" veya adnan hoca akımı gibi yollara baişvurarak kendilerini tatmin etmeye ve dikkat çekmeye çalışmaktadırlar...Bir işin kararını özgürce alamayıp ''dinen caiz mi?''gibi saplantılarla yaşamakta ve bunlarda bir takım psikolojik sorunlara yol açmaktadır..Tüm müslümanlar dinin afyon etkisinden kendilerini kurtarıncaya kadar hiç bir şekilde kurtuluşa eremeyeceklerdir..

meaculpa 04-10-2008 00:16

Sevgili Preach ;

Alıntıladıgın iddalar çok hoş gercekten :) Orgazm sırasında bile allahı tefekkür etmek muthiş bir halet-i ruhiye olsa gerek ;) Yaşayana sormak lazım tabi kesinlikle küçümsemiyorum. İnanmak çoğu inanırca aşk ile tabir edilirse bu olacagıda budur işte. Millet bedensel daha dogrusu hayvanlarla aynı olan cinsellik dürtülerine bile allah ı karıştırırlar. Harbi deli bunlar hiç sorgulama...

Ama yine dem vurmamız gerekn kısım net aslında. Dinler kurumsallaşmaya mahkum mekanizmalar ve işlevselliklerinide ancak bu yöntem ile idame ettirebiliyorlar. Bu nedenlede geleneksel inanışlara karşı koymak ve daha özgün düşüncelerle Tanrıya vasıl olmak için ortaya atılan ezoterik inanclarda ne yazık ki kurumsallaşmanın ezikliğine kurban gittiler. Oysa düşüncesel olarak yaklaşınca bu sistemlerin özü olan ve vahdetin temsili olan Tanrıya sevgi ile ulaşmak hiç de kötü bir yol değil. Ama kötü olmanın ötesinde yaşamın gerçekliği olan güç kavramı her an çok daha dominant. Bu nedenlede şimdi ekledigin bu yazıların insanları sömürüp talan etmesi çok da şaşkınlık yaratacak bişey değil. Çünkü beslendiği kanyak aynı sömürü idame ettiren en büyük gerceklik yani dinin ta kendisi...

Son cümlen anlamlı... Tüm müslümanlar dinin afyon etkisinden sıyrılabilecek tekamüle erişseler zaten hiç sorun kalmayacak çünkü ortada kullanılacak bir ve kurumsallaştırılıp bizlere katliam olarak geri dönecek bir din olmayacak.Herkes inancını kişisel dünyalarında gönüllerince yaşayabilecek. İstedikleri ibadetlerini yapıp kimseye inanmadıkları için kötü muamelede bulunmayacaklar.

-ecek, -acak ... bu varsayımlar için biçilen tarihi netleştirmek ve süreci hızlandırmak için kac mea ömrü gerek...

placebo 04-10-2008 00:19

Saygıdeğer mea,konuyu açarken ki ilk cümlelerimden neyi irdelelediğim açıkça anlaşılıyor sanmıştım..Başlığım eğer okunursa,İslam sufizmi diyerek müslümanların sufizmi ve dini birleştirerek yeni bir akım halinde hangi hain emellerini gerçekleştirmek istediklerini ortaya sermeye çalıştığım açıktır ve mevlana v.s. gibi tasavvufçuları işin içine katmadığımı farketmemek mümkün değildir..

Sevgiler

placebo 04-10-2008 00:31

Alıntı:

meaculpa´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 131922)
Sevgili Preach ;

Alıntıladıgın iddalar çok hoş gercekten :) Orgazm sırasında bile allahı tefekkür etmek muthiş bir halet-i ruhiye olsa gerek ;) Yaşayana sormak lazım tabi kesinlikle küçümsemiyorum. İnanmak çoğu inanırca aşk ile tabir edilirse bu olacagıda budur işte. Millet bedensel daha dogrusu hayvanlarla aynı olan cinsellik dürtülerine bile allah ı karıştırırlar. Harbi deli bunlar hiç sorgulama...

Ama yine dem vurmamız gerekn kısım net aslında. Dinler kurumsallaşmaya mahkum mekanizmalar ve işlevselliklerinide ancak bu yöntem ile idame ettirebiliyorlar. Bu nedenlede geleneksel inanışlara karşı koymak ve daha özgün düşüncelerle Tanrıya vasıl olmak için ortaya atılan ezoterik inanclarda ne yazık ki kurumsallaşmanın ezikliğine kurban gittiler. Oysa düşüncesel olarak yaklaşınca bu sistemlerin özü olan ve vahdetin temsili olan Tanrıya sevgi ile ulaşmak hiç de kötü bir yol değil. Ama kötü olmanın ötesinde yaşamın gerçekliği olan güç kavramı her an çok daha dominant. Bu nedenlede şimdi ekledigin bu yazıların insanları sömürüp talan etmesi çok da şaşkınlık yaratacak bişey değil. Çünkü beslendiği kanyak aynı sömürü idame ettiren en büyük gerceklik yani dinin ta kendisi...

Son cümlen anlamlı... Tüm müslümanlar dinin afyon etkisinden sıyrılabilecek tekamüle erişseler zaten hiç sorun kalmayacak çünkü ortada kullanılacak bir ve kurumsallaştırılıp bizlere katliam olarak geri dönecek bir din olmayacak.Herkes inancını kişisel dünyalarında gönüllerince yaşayabilecek. İstedikleri ibadetlerini yapıp kimseye inanmadıkları için kötü muamelede bulunmayacaklar.

-ecek, -acak ... bu varsayımlar için biçilen tarihi netleştirmek ve süreci hızlandırmak için kac mea ömrü gerek...


Sevgili mea,sitede sizin yazılarınıza ve fikirlerinize karşı ayrı bir ilgi ve alaka içerisindeyim..Yazılarınızı zevkle okumakta ve faydalanmaya çalışmaktayım..

Son olarak teşekkür ediyorum..

Sevgiler

meaculpa 04-10-2008 00:50

Sagol Preach ama dikkat et sen yinede, çok da aklı başında bilmezler beni burda :)

Kolay gele sana ;)

sargon 04-10-2008 01:35

sevgili preach,

forumlari son zamanlarda pek iyi takip edemiyorum. Senin yazini gorunce, hah dedim, gercekten simdiye kadar uzerine gidilmemis ve gidilmesi gereken bir konu. Duzenli takip edemedigim icin belki ben gormemisimdir, simdiye kadar Kuran'dan baska kaynak tanimayanlarla, selefilerle, dunya uzerindeki her inanci tanri inancindan yola cikip musluman sayanlarla tanistik, bunlar uzerinde tartistik ama sen gercekten degisik bir konu bulmus ve ustune gitmeye baslamissin.

Yukarda verdigin linklere baktim da, buralarda bilimselligin kirintisi yok. Sadece bilimsel bir goruntu verilmeye calisilan isimler aranip bulunuyor. Yani isin aslinda soytariligi yapiliyor. Mesela esiyle cinsel iliskiye girerken tanrinin hayal edilmesi gerektigini soyleyen makalede hemen bir baska soruya geciliyor. Ektoplazma hakkinda guya birileri bilgi istemis. Medyumun trans halinde orasindan burasindan cikan bir madde imis. :) Bu madde neymis yahu dedim. Hani bilimsel bir sozcuk havasi var ya. Tabii arka arkaya ucmus siteler geldi. En guzeli eksi soylukte olympos diye birisi cok guzel kafa bulmus. Soyle demis:

trans hali sırasında medyumların vücutlarından, genellikle bu oral, nazal, kulak,makatamorf, seyyal maddelere verilen tabirdir...
daha sonra kimyasal analizinin alman bilim adamı ve psişik araştırmacı a. schrenck-notzing tarafından yapılmasıyla, önceleri seans odalarında fotoğrafları çekilmekle yetinilen ektoplazma, kuramsal bir madde olmaktan çıkmıştır...
kimyasal formülü şöyledir: c120 h1134 n218 s5 o249
ayrıca bu kadar agır karbonumsu ve azotumsu,bir yapıyı bir insan nasıl olurda dötunden basından cıkartır onuda düşünmekteyim...zor iş olsa gerek...saygı duydum sımdık meydum memise...

gibi organlarından çıkabilip havada yayılan, kimi zaman ise gözle görülebilen ve elle dokunulabilen,

soylenecek birsey var mi daha?

Verdigin sitelerde Ahmet Hulusi diye birinin adi geciyor. Bu vatandas da pek komik yazilari olan birisi. Pek alim, pek bilgili, pek de musluman. Ama hepsinin ortak yani insanlarin gordukleri gerceklikler ile inanclari arasinda yasamakta olduklari gerilimi kullanmaya calismak.

Bu ucusa gecmis akimlar Mea'nin dedigi gibi cok ciddiye alinacak seyler degil. Ama ne yazik ki inanclari ile bilimsel gelismelerin ortaya koyduklari arasinda surekli gerilim yasayan ve bilimsel dunyadan uzak olan binlerce insana bir tur kurtulus yolu gibi gorunuyor.

Calismani izlemeye devam edecegim. Gercekten guzel bir konuyu ele almissin.

placebo 04-10-2008 02:07

Çok teşekkür ediyorum sevgili sargon..Sizde arasıra katkılarsanız sevinirim..Hatta daha sonra diğer mezhep,tarikat ve inanışlarda ki abuklukları da ele alıp,müslümanlığın nasıl bir içerisinden çıkılamaz bataklık ve düzmeceler sinsilesi olduğunu gözlere sokabiliriz diye düşünüyorum..

saygılar

placebo 04-10-2008 02:38

İşte saygıdeğer forum dostları,bir sufistin objektifinden insanın yaradılışını dinleyin ve kopun..İşte o takdire şayan bulgulardan kısa bir alıntı;

Ayrıca Kuran'da da, İncil'de de "Allah insanı kendi sureti üzre halk etti!" şeklinde geçen bir söz vardır: Bu sözün anlamı, şekil olarak insanın (homo) zamansız ve mekânsız kadiri mutlak olan Allah’a benzediği anlamına gelemez…
Konuyu saptırtmak istemiyorum.

Aslı üzerine devam edelim.

Yani insanın ortaya çıkması pek kolay olmamış, sayısız insansının (hominid) var olup yok olmasından sonra mümkün olmuştur. Onların da hayat kavgası, yaşamı ve kendilerine göre bir uygarlıkları vardı.

İnsan (homo) takdir edersiniz ki bugünkü haliyle yaratılmamıştı. Milyonlarca yıl kendini geliştirecek mutasyonları bekleyip durdu. 400 gramlık şempanze beyninden 1600 gramlık beyne çıkması uzun süreyi aldı. Makrosefalin geninin astrolojik tesirler (meleki güçler) istikametinde mutasyon geçirmesiyle kafatası yapısının bugünkü hale geldiğini söylemek yerinde olur. Zira, kafatası genişliğine göre beynin büyüklüğü artmakta ve bundan sonradır ki beyni gelişmiş, insan(homo), insansı (hominid) yapıdan ayrılarak insan oluşmuş ve Adem Nebi adı altında Allah’ın halifesi durumuna gelmiştir.

http://sufizmveinsan.com/cuma/insaninardindaki.html

Görüldüğü üzere hallüsinasyonlardan kafasını kaldıramayan,ne gerçek ne doğru artık iyicene karıştırmış bir sufist arkadaşın derin tespitleri..Zavallı dindarlar bunları okuyup okuyup iyicene delirmezlerse ben de ne olayım ...


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:48 .