![]() |
İbrahim'e Gidiyoruz
|
http://byfiles.storage.live.com/y1p4...wbvJz1c0uwnR_o
BU degerli insanları inancları ugruna gencecik yaşlarında boyunlarını iplere uzatanların, katledilenlerin anısı önünde saygıyla egiliyorken bir parantez acmak ıstıyorum hala bu verilen mucadeleyı anlamamıs sözde solcuların ataturkculuk adı altında türk solu adı altında ırkcılık yapanların web sayfalarında yayınladıkları bir yazıyı okumanızıda ısterım http://kemalistler.blogcu.com/ibrahi...i_4081269.html |
brahim Kaypakkaya (d. 1949 Karakaya, Sungurlu/Çorum - ö. 18 Mayıs 1973 Diyarbakır), Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist'in kurucusu. Sosyalist jargon ve literatürde kimi zaman İbo olarak anılır.
1949 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesinin Karakaya Köyü'nde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra Hasanoğlan Öğretmen Okulu'na girdi. Öğretmen Okulunun ardından İstanbul'daki Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na başladı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi - Fizik Bölümü öğrencisi olan Kaypakkaya, sol düşüncelerle burada tanıştı. Mart 1968'de Çapa Fikir Kulübü'nün kurucuları arasında yer aldı. Çapa Fikir Kulübü'nün başkanı olan Kaypakkaya, 6. Filo'ya karşı bildiri yayınladığı gerekçesiyle Kasım 1968'de okuldan atıldı. FKF ve TİP içinde ortaya çıkan ayrışmada Milli Demokratik Devrim (MDD) tezini savunan kesimde yer aldı. İşçi-Köylü gazetesinin İstanbul'daki bürosunda çalışan Kaypakkaya, Aydınlık ve Türk Solu dergilerine yazılar yazdı. Aydınlık içinde meydana gelen ayrışmada Doğu Perinçek'in başını çektiği PDA kanadında yer aldı. 1972 yılına kadar PDA (TİİKP) saflarında çalıştı ve DABK üyesi olarak görev yaptı. Bu tarihte PDA ile yolları ayrıldı. Doğu Perinçek ve çevresinin revizyonist ve oportünist olduklarını iddia eden Kaypakkaya, ayrılık sonrasında TKP/ML-TİKKO'yu kurdu. TKP/ML faaliyetlerinin yoğunlaştırıldığı Çemişgezek bölgesinde mücadele ederken, 24 Ocak 1973'de Vartinik köyü Mirik mezrasında Kolluk Güçleri tarafından bulunduğu köyün etrafı sarıldı. Çatışma sırasında TİKKO'nun ilk komutanlarından Ali Haydar Yıldız yaşamını yitirirken, Kaypakkaya yaralı olarak çatışma alanından uzaklaştı. Beş gün sonra kendisinin kaldığı köydeki bir öğretmenin ihbarıyla yakalandı. Ancak bu sürede yaralı olması ve çatışmada botlarını kaybetmesi sebebiyle ayakları ve bacakları hissizleşti. Kaldırıldığı hastanede ayak parmakları kesildi. İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır'da süren dört aylık sorgulama ve işkence sürecinden sonra, mahkemeye çıkartılmasına az bir zaman kala, 18 Mayıs 1973'te yaşama veda etti. Ölüm sebebi kayıtlara intihar olarak geçtiyse de buna kimse inanmadı. İki gün sonra babasına cansız bedeni teslim edildi. Ölümü dönemin bağımsız milletvekili Mehmet Ali Aybar tarafından bir soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) getirildi. Kaypakkaya'nın yazılarının toplandığı "Seçme yazıları" adlı bir kitabı vardır. kaynak:wikipedia |
Alıntı:
Burda herhangi bir ırkçılık yapılmıyor, burda İbrahim Kaypakkaya'nın görüşlerinin yanlış olduğu belirtilmiş ve Mahir Çayan'ın da bu konularda daha iyi düşündüğü dile getirilmiştir.. |
Alıntı:
"""Şimdi ilk başta İbrahim Kaypakkaya ve Onun bugünkü devamı olan Apo, liboşlar, dönekler ve özgürlükçü solcuları ele alalım. Efendim sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Bunların hepsi sorgusuz sualsiz vatan hainidir. İbrahim Kaypakkaya; ilk başlarda milli demokratik devrimcilere karşı sosyalist devrim bloğunda olmuştur. Yani Mahir ve Denize karşı o "milli" kelimesine olan nefretini ilk başlarda bu şekilde göstermiştir. Daha sonra toplumun Milli Demokratik Devrimcileri benimsediğini görünce MDD'cilere katılmış bir süre Perinçek ile birlikte hareket etmiştir. Daha sonra kitleselliği ve barışçıllığı rafa kaldıran akımlar yaygınlaşınca Kaypakkaya; köyden kente mao tipi devrim yapma hayallariyle TİKKO denilen bugünde az da olsa faaliyet gösteren terörist örgütün kurucusudur. Şimdi can alıcı noktaya geliyoruz. bugünkü bazı özgürlükçü solcuların veya döneklerin veya Atatürk...."""" |
Peki bu yazıda hiç mi haklılık payı yok? Biraz objektif düşünürsek?
|
70 li yıllarda ilk defa devrimci ögreti ile tanıştıgım zaman, ilk ögrendigimiz şey siyasi polise karşı tavır idi. Direnme ve teslim olmama tavrı ve işkenceye karşı tavır. İşkence kaçınılmaz ve olagan bir şeydi. Dogal karşılar ve kendimizi bu konuda egitmeye çalışırdık. Gerçi o zaman filistin askısı falan Türkiyeye gelmemişti. Kaba dayak ve elektrik revaçtaydı. Bir de Amerikalıların bir yönteminden bahsedilirdi. Penise bir ince boru sokulması ve uyarılan peniste bu borunun kırılması. Bu gerçekten ürpertirdi.
Neyse o dönemde tüm devrimcilerin rehberi İbrahim Kaypakkaya idi. Onun işkencedeki tavrı hepize örnekti. Hepimiz işkence altında yeni bir İbo olmak için yanıp tutuşurduk. O onuru yaşamak isterdik. 78 senesinde hücrede işkence sıramı bekleken aklıma iki figür gelirdi. Biri işkencede kanıyla hücre duvarlarına teslim olmayacaksın yazan Dimitrov, digeri ise İbrahim Kaypakkaya. O zaman geceden sabaha kadar işkence bantları, haykırışlar ve yalvarmalar dinlerdik. Bizi o durumlardan kurtaran ise İbo'nun kararkıgı idi. O ölmedi ve asla ölmeyecek. Şan olsun devrim yoldaşlarına. saygılarımla |
Sevgili dilaver abim.. Düşüncelerine saygı duyuyorum. Ama Deniz'in yerinin de apayrı olduğunu düşünüyorum.
saygılarımla |
Alıntı:
- Jüpiter atasözü. A. |
Ben Deniz'in takipçisi idim felsefeci. Yani THKO taraftarı. Ama bu İbo'ya bakışımı degiştirmez.
saygılarımla |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:09 . |